14 Temmuz 2017 Cuma Saat 07:47 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Son Başarısızlık: Afrin

"Savaşın ve OHAL’in devamı ile içeride yürüttüğü soykırım ve hukuksuzlukları örtbas etmek istiyor. Ancak yaşayacağı yenilgi ile meşruiyeti ciddi anlamda sarsılacak ve bir çok sorgulamayı beraberinde getirecek. TC nasıl ki zamanında sahade askeri partner olamayacağını ABD’ye gösterdiyse. Şimdide zamanı geldiğinde kullanılabilecek bir koz olmadığını Rusya’ya gösterecek.”

TC Hükümeti Ortadoğu’da siyasetine öncü olma emelleri ile son 5 yılda Suriye iç karışıklığına müdahil olmaya çalıştı. Esad karşıtı politikalar ile işe koyulan Erdoğan her yeni gelişme ve başarısızlık ile politikasını tutarsızlık içerisinde yeniledi. Genel Ortadoğu siyasetindeki emellerine Kürt düşmanlığını da ilikleyip tek elden kurtulmak istedi. Zamanla ‘en azından’ Kürtlere engel olmak temel politikası haline geldi. İçeride milliyetçi damara ve seferberlik halinin devamına ihtiyaç duyan TC Hükümeti dışarıda da Koalisyon ve Rusya arasındaki gerilimden yararlandı. Cenevre’den Astana’ya kayan bu politika değişikliği ve ÖSO benzeri taşeron örgütlerin YPG karşısındaki başarısızlığı ile iş başa düştü. Safını ve niyetini keskinleştirip kendi ordusuyla Afrin’e saldırmaya karar verdi.

Fırat Kalkanı

Koalisyonun Esad karşıtı politikalarına kenetlenen TC Hükümeti Suriye egemenliğini ihlal edip Cerablus üzerinden Fırat boyunca bir kalkan oluşturmak istedi. Böylece Kürt kantonlarının birleşmesini engelleyecek Mınbiç ve Bab gibi stratejik üslere hakim olacaktı. Zorlukla örgütleyip bir arada tuttuğu ve içine kendi askerlerini de koyduğu ÖSO çeteleri DAİŞ karşısında hezimete uğradı. QSD kontrolündeki bölgelere yönelmek istediyse de hem DAİŞ’in baskısı hem de Amerika ve Rusya’nın araya girmesi ile başarısız oldu. Raqqa operasyonuna talip oldu ancak sahada ki askeri güvenirliliğini çoktan yitirmişti. Trump sonrasında QSD’ye verilen açık destek arttırıldı ve Özel kuvvetlerin ardından Denizci birliklerin Raqqa operasyonu için bölgeye gönderilmesi kararlaştırıldı. Böylelikle hava gücü ve mobil saldırı gücünün yanında ağır zırhlı desteğini de bulan Raqqa saldırısı başlatıldı. ‘Fırat Kalkanı’ QSD’nin durmasını sağlamadığı gibi Suriye topraklarında TC Ordusunun meşruiyetini destekleyecek koalisyon desteğini de ulaşamadı.

Qereçox Denemesi

Sahada güvenilir bir partner olmadığını gösteren TC Ordusu ABD’den aldığı bu fiili reddin ardından sınırlarını biraz daha aşarak  KDP’nin istihbarat desteği ile Qereçox ve Şengale hava saldırısı düzenledi. ABD’ye neler yapabileceğini göstermek istedi. Uluslararasını Şengal konusunda yokladı.

Astana kararlaşması

Yönünü Rusya ve İran’a dönen TC Akkuyu nükleer anlaşmasına ve S-400 hava savunma sisteminin alımına imza attı. Rusya’nın baskısıyla Esad karşıtı politikasını terk ederek Astana görüşmelerinde Muhaliflerin garantörü oldu. Uzlaşmanın sonucunda Halep’e yeniden hakim olan Rejim güçleri ile ABD arasındaki kimyasal silah gerginliği başladı. Kendisini artık Rusya-İran-Suriye yanında bulan TC’nin Kürt karşıtı müdahale taleplerine karşı Rusya pragmatist ve erteleyici bir tutum takındı.

Dêr ez Zor Çakışması

Deyr ez-Zor üç yıldır DAİŞ kuşatması altında kalmış Rejimin dar alana sıkıştığı bir şehir. Lojistik desteğini havadan sağlayan şehirde 250 bin sivil yaşıyor. Iraq ve  Suriye arasında köprü görevi gören bu şehir mevcut ve olası enerji hatlarıyla özellikle Şii Hilali’ni arzulayan Şii güçler için stratejik öneme sahip. Öte yandan Raqqa operasyonundan sonra DAİŞ’in son darbeyi alacağı yer olarak düşünmek gerekir. Suriye’nin batısında çatışan rejim güçleri ve Rusya DAİŞ’in Deyr ez-Zor’dan çıkarılması için gerekli olan gücü son üç yılda gönderemedi. Çatışmasızlık bölgelerinin ilanı ile Batı da durgunluğu yakalamaya çalışan Rusya-Rejim güçlerinin birincil önceliği artık Deyr ez-Zor. On bin kişilik doğrudan Rusya koordinasyonunda kurulan 5. Tümen burası için hazırlanıyor. Aynı zamanda ABD’de Suriye-Iraq sınırına olan ilgisini arttırdı ve Deyr ez-Zor’u önceliğine aldı. Suriye-Iraq sınırına özel kuvvetlerini yerleştirdi ve muhalif güçleri güneyden yakınlaştırmaya çalıştı ancak Rusya hava saldırısı ile buna engel oldu. Iraq tarafından sınıra dayanan Haşdi Şaabi Şii güçleri ise Iraq yönetimine baskı uygulayarak Suriye tarafına taşmak istemektedir.

Anlaşılacağı üzere hem büyük dış güçlerin hem de yereldeki güçlerin çıkarlarının çakıştığı nota Deyr ez-Zor’dur. Bu gerçeklikte Raqqa’dan sonra Deyr ez-Zor’a ilerleyeceğini duyuran QSD şehirdeki kuşatmayı kaldırmakta en umut verici güç. Rusya QSD’nin ilerleyişinin artık durdurulması gerektiğine inanıyor. Dolayısıyla Rusya’nın Deyr ez-Zor çıkarları ile Türkiye’nin Rojava çıkarları bu süreçte birleşiyor. Rusya açık tehdidini sunarak Afrine Türkiye’den bir saldırı olursa buna göz yumacağını ortaya koydu.

Fırsat bu fırsat; Afrin!

Tüm güçlerin Deyr ez-Zor’da çakışan çıkarlarıyla ortaya çıkan çelişkiden nemalanan TC kendi dar Kürt karşıtı siyaseti ile yeni bir hamleye kalkışıyor. Bu sefer sahadaki çetelerinin eliyle değil kendi çeteleri ile gelecek. Kendi sınır hattından ağır top atışlarını arttıracak, Azez-Mare hattında ve Idlibte karadan saldıracak. Zamanında el-Bab’a giderken söylediği büyük sözlerin benzerlerini duymaya başladık. Zar zor bir arada tuttuğu ÖSO çetelerinden kopuşlar devam ediyor ve TC Ordusu içindeki emir komuta zinciri 15 Temmuz sonrası bir hayli güvensiz. Afrin’i savunacak olan QSD’nin Deyr ez-Zor’a planladığı yoğunlaşmayı gösteremeyeceği doğrudur ve belki de Rusya bu savaştan memnun çıkacaktır. Ancak QSD TC çetelerini bu sefer doğrudan, kendi topraklarını savunmanın meşruiyeti ile hezimete uğratmanın tarihi fırsatına erişecek.

Son Başarısızlık

TC’nin yaşayacağı başarısızlığın hem iç siyasette hem dış siyasette derin kayıpları olacak. İçeride seferberlik halinin devamına ihtiyacı var çünkü OHAL’in devam etmesi bu milliyetçi tabandaki refleksin sürdürülebilirliğine bağlı. Savaşın ve OHAL’in devamı ile içeride yürüttüğü soykırım ve hukuksuzlukları örtbas etmek istiyor. Ancak yaşayacağı yenilgi ile meşruiyeti ciddi anlamda sarsılacak ve bir çok sorgulamayı beraberinde getirecek. El-Bab’ın sonuçlarını örtbas eden medya Afrin’in sonuçlarını saklayamayacak. Dış siyasette ise; TC nasıl ki zamanında sahada askeri partner olamayacağını ABD’ye gösterdiyse, şimdide zamanı geldiğinde kullanılabilecek bir koz olmadığını Rusya’ya gösterecek. Üçüncü çizgi olan QSD’nin darbesiyle daha da itibarsızlaşacak ve tamimiyle kendi iç meselelerine dönmek zorunda kalacak.

Berken Sipan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html