24 Aralık 2016 Cumartesi Saat 13:17 // Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
Yeni Osmanlı: Kanlı Tarih -4-

Türkiye, Suriye’deki Kürtleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için KDP’li Kürtleri harekete geçirdi. Ancak bölgedeki halkın iradesi ve direnişi karşısında yenilgiye uğradı. Kuzey Suriye-Rojava’daki çok sayıdaki alan, demokratik güçler tarafından özgürleştiriliyor. Bu da Osmanlı rüyasının sonu anlamına geliyor. Minbic’in özgürleşmesi ile Bab’a özgürlük yolunun açılması ve üç kantonun birleşmesi

Erdoğan Yeni Yavuz Olmak İstiyor

Sevr, Lozan ve Ankara Antlaşmalarının imzalanması ile 700 yıllık Osmanlı İmparatorluğu dağılıp yok oldu . Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesiyle 1923 yılında  Türkiye Cumhuriyeti  kuruldu. Ancak belirlenen yeni sınırlar içinde Osmanlı’nın işgal zihniyeti günümüze kadar da sürmeye devam etti.

Yeni Osmanlıcılar

Osmanlı İmparatorluğu dağılma süreci üzerinden yüz yıllar geçmesine rağmen AKP/Erdoğan hükümeti, günümüz dünyasında tarihe karışmış olan imparatorluğu yeniden inşa etmek istiyor. AKP’li yetkililer yaptıkları her konuşmada Osmanlı İmparatorluğu ve Sultan Selçuk’u anarak imparatorluğun dağılmasını büyük bir kayıp olarak görüyorlar.

Misaki Milli’nin gündeme getirilmesi

Yeni Osmanlılar, Misak-ı Milli sınırlarının yeniden gündeme gelmesi için Musul, Kuzey Irak , Kuzey Suriye-Rojava’yı öncelikli hedef olarak gösteriyorlar. Misak-ı Milli sınırlarını çizmeye çalışıyorlar.

Türkiye doğrudan Misak-ı Milli sınırlarını geri getiremiyor ancak sahaya sürdüğü ortakları ve vekaleten savaşan güçleri aracılığıyla birçok alanda ilerledi. Başûrê Kürdistan’ı iktidar partisi KDP aracılığıyla Misak-ı Milli sınırlarına dahil etmeye çalışıyor. Bu politikayı şimdi de Kuzey Suriye – Rojava’da KDP’liler ve DAIŞ çeteleri aracılığıyla yapmak istiyor.

Musul’u İşgal Çabaları

Başûrê Kürdistan ve Musul’un işgal edilmesi için Türkiye’nin çokça çabaları oldu ve bu çabalar hala sürüyor.1991 yılında Saddam Hüseyin Kuveyt’i işgal hazırlıkları yaparken Turgut Özal liderliğindeki Türkiye ise Başûrê Kurdistan’ı işgal ederek Türkiye’ye bağlı bir federasyon kurmayı planlıyordu. Aynı planlar 1994, 2004 ve 2008 yılında da hayata geçirilmek istendi.

Bir önceki Türk başbakanı Davutoğlu, Musul için yaptığı bir değerlendirmede ; “ Atalarımız bir gün atlarına binip bu bölgeye girdiler. Biz de bir gün geleceğiz ama daha modern yöntemlerle” dedi.

Türkiye bu planını hayata geçirmek için DAIŞ çetelerini harekete geçirdi. DAIŞ AKP desteği ile 9 Haziran’da Musul ‘u işgal etti ve oradan da  Şengal’e yöneldi. Kısa bir süre  sonra DAIŞ çeteleri çoğunluğu Şii Türkmen olan Til Afer’i işgal ederek sivil katliamlar yaptı. Fakat Türkiye’de bir ses çıkmadı.

Bu olaydan sonra Türk devleti Irak topraklarına geçti ve Musul’a bağlı Başika bölgesini işgal etti. Yeni Osmanlılar bu işgali,  Musul ve Kerkük’ün geri alınması planı çerçevesinde gerçekleştirdiler. Türkiye şu anda yürütülen Musul operasyonuna ısrarla katılmak istiyor. Operasyona katılarak bölgede oluşacak yeni yönetimde söz sahibi olmak istiyor.

Kuzey Suriye’nin İşgali

Arap baharı başladığında bölgeyi işgal planları çok tazeydi. Türkiye Müslüman Kardeşler üzerinden Mısır , Suriye ve Tunus’ta işgal planların hayat geçirmeye çalıştı ancak başarısız oldu.

Türkiye – Suriye savaşının başlamasıyla birlikte, Kuzey Suriye-Rojava bölgesine gözünü dikti. Bu politikaları, Kobanê direnişinde net bir şekilde kendini gösterdi.  Ahmet Davutoğlu bir konuşmasında şunları belirtmişti : “ Halep’te çözümün yolu Maraş’tan geçiyor. Bu ülkenin barışçıl bir şekilde birleşmesi lazım. Asya ,Avrupa ve Ortadoğu’daki insanlar Türkiye’yi bekliyor. Şu anda Türkiye’yi “umudun yegane adresi” olarak görüyorlar.

Türkiye, Suriye’deki Kürtleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için KDP’li Kürtleri harekete geçirdi. Ancak bölgedeki halkın iradesi ve direnişi karşısında yenilgiye uğradı. Kuzey Suriye-Rojava’daki çok sayıdaki alan, demokratik güçler tarafından özgürleştiriliyor. Bu da Osmanlı rüyasının sonu anlamına geliyor. Minbic’in özgürleşmesi ile Bab’a özgürlük yolunun açılması ve üç kantonun birleşmesi ile Kuzey Suriye –Rojava Demokratik Federasyonunun kuruluşuna doğru gidilmesi Türkiye’yi fena halde korkutmuş olmalı ki adeta çılgına dönerek kapsamlı bir imha konsepti başlattı.

AKP/Erdoğan rejimi 24 Ağustos’ta veya başka bir deyişle Merci Dabık savaşının 500.yıldönümünde Cerablus’u işgal ederek Suriye savaşına doğrudan katılmış oldu. Erdoğan,  yeni bir Yavuz Sultan Selim olmak için çabalıyor ve Ortadoğu kapılarının kendisine açılmasını istiyor. Bu amaçla 16 Ekim’de Dabık’ı işgal etti. Erdoğan’a bağlı guruplar Dabık’dan sonra operasyonun 4.adımının Halep olacağını duyurdu. Erdoğan da birçok açıklamasında bunu belirtti. Şu an Türk işgal güçlerinin, Bab’a ilerleyişleri sürüyor.

Osmanlıcılık Zihniyetinin Varlığı Bölge İçin Tehlike Oluşturuyor

Türkiye 1974 yılında bölgedeki Türkleri koruma adı altında Kuzey Kıbrs’a girdi ve bir daha çıkmadı.2014 yılında ise Irak’a girerek Başika’ya kadar ilerledi ve bütün itirazlara rağmen varlığını sürdürüyor. Buradan Musul’a ulaşmayı hedefliyor. Dolayısı ile Kuzey Suriye-Rojava’ya girerken de aynı politika ile girdi ve burada işgal planları yapıyor. Böylece kendini Suriye kaosunda olmazsa olmaz bir güç olarak göstermeye çalışıyor.

AKP/Erdoğan hükümeti, eski Osmanlıların yolunu takip ediyor ve bu yolda yeni politika belirliyorlar. Bölgedeki etnik, siyasal ve dini çelişkileri germeye çalışıyor, bölgenin demografisini değiştirerek Türk ve Türkmenleri bölgeye yerleştirmeye çalışıyor. Bölgenin boşaltılması için halka katliamı dayatıp göçe zorlamaya çalışıyor. Öte yandan bölge halklarını kendi çıkarlarına yönelik kullanarak Sünni Müslümanlar da hilafetin geri gelmesi için yegane güç olarak göstermeye çalışıyor. Bu yolla komşu ülkelere yaptığı işgallere gerekçe oluşturuyor. Aynı zamanda Bakûrê Kürdistan ve Rojava’da  kanlı Osmanlı tarihini yeniden canlandırmak istiyor.

Erdoğan son zamanlardaki “Bu sınırları bize zorla kabul ettirdiler”, “Lozan bizim için bir başarı değildir” , “Türkiye ya büyüyecek ya da küçülecek”  söylemlerini ülkesinin gündemine  koydu.  Erdoğan en son Türkiye sınırlarının Halep’ten Musul’a kadar uzandığını ifade etti. Kuzey Irak ile Kuzey  Suriye yani Başûrê Kürdistan ve Rojava’nın  Türkiye sınırlarına dahil edilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Bunu gerçekleştirmek için onlarca katliam gerçekleştirildi ve binlerce sivil katledildi.

Bu yüzden AKP/Erdoğan rejiminin zihniyetinin varlığı Irak, Suriye ve genel anlamda Ortadoğu’daki bütün halklar için her zaman bir tehlike olacaktır.

Aynı zamanda Yeni Osmanlı planlarının hayata geçirilmeye çalışılması mevcut tehlikeyi daha da büyütecek. AKP Ortadoğu’yu kana bulayan, uygarlık tarihini yok eden, kültürel zenginlikleri ortadan kaldıran zihniyeti geri getirmek istiyor.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html