Kadının Emek Bilinci
Kadın / 31 Ağustos 2010 Salı Saat 05:57
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Erkek egemenlikli sistem, tarihi boyunca kadının emeği, kurduğu yaşam ve sorumluluğu, kendine aitmiş şeklindeki yalan üzerinden devam ede gelmiştir.

Erkek egemenlikli sistem, tarihi boyunca kadının emeği, kurduğu yaşam ve sorumluluğu, kendine aitmiş şeklindeki yalan üzerinden devam ede gelmiştir. Çaldıkça baskıcı karakteri, şişen ve katmerleşen sistem, günü geldiğinde kırılıp dağılacak. Çünkü yaşamın kökleri bambaşka bir gerçeklik üzerine kurulmuştur. Bir çiçeği dalından koparıp bir ağaca yapıştırmaya çalışsan da kuruyacağı kesindir. Egemenlikli sistem ise, üzerinden kendini var ettiği kadın emeğini sadece tüketir demek yetersiz kalır. Yöntemleri de gerçeği kadar can alıcı önemdedir. Bazen sever, değer veriyor gibi davranır, canı isteyince de fiziki yâda cinsel şiddet uygular. Doğurduğu erkek evlatları için kutsal ana yalanları saymakla bitmez. Özcesi savaşçının, siyaset’çinin, devlet’inin gözü kara benciliğinin bilânçosu dur. 

Tarihin antik döneminde Mısır kralı Nil nehri taşmasın diye kadının biyolojik farklılıklarını kendine uyarlamaya çalışarak, tanrıların huzurunda dua edince, çok masum kalıyor, kandırmacısı, günümüz de kocanın, babanın, patronun ve devlettin kandırmacasına benziyor. Emeğin yerine gasp, talan, barışın ve huzurun yerine savaş, hakikat yerine yalan, emeğiyle buluşacak kadın karşısında kendini sürdürme şansı yoktur. Verimli toprakların çiçekleri hep ezilse de yeniden yeni den yeşermesi, yaşam akışının değişmez tek hakikatidir. Kendini her geçen gün daha fazla kurumlaştıran, kurumlaştıkça yeniden üreten erkek egemenlikli sistem, kadına da yaşamın doğal akışı ve hakikati böyleymiş şeklinde kabul ettirmiştir. Kadın da başa gelen çekilir demek başka çaresinin olmadığını kader gören bir duruma getirtilmiştir. Dahası kendi sistemini en değme kadın örneklerini de tarihin her döneminde yaratmıştır. Günümüze doğru geldikçe de ne kadar yaygınlaştığını görebiliyoruz. İçer ilmiş kölelik olarak adlandırdığımız bu gerçeklik bizler tarafından bilince çıkarılmasıyla başlar özgürlük mücadelemiz…

En başta da sistemin kadına karşı gözü karalığına rağmen kendini güvencede hissetmediğini ve kadına güvenmediğinin farkına varıyoruz. Üzerinde kendini ortaya koyduğu zeminle buluşmadan, birleşmeden geliştiği için eklektikliği kendini huzurlu, güvenli hissetmesinin önünde engeldir. Dikkat edelim yerinde durmayı bilmeyen, olmadık yerde anlamsızca asabileşme, sinir nöbetlerini geçirme günlük yaşamımızda bize en yakın olan erkekte gözlemleye biliriz. Egemenlikli zihniyeti kendisinde oturdukça dışa vuran yansımalarıdır. Her kadın erkekteki bu psikolojik ruh halini iyi bilir. Zaten sistem zihniyetinin en büyük yanılgılarından biride kadınla emeği dolaysıyla yaşam arasına girdikçe ve o mesafeyi büyüttüğü oranda, yani kadını köleleştirme derecesinin kendi özgürlüğüne eklendiğini sanma yanılsamasıdır. İlk adımında kadını emeğinde uzaklaştırmayı odak alan bu zihniyet peşi sıra halkalar halinde tüm toplumsal kategorilere maruz bırakmıştır. Çok uzağa gitmemize gerek yok, çünkü bu zihniyettin birikimleri özerinden güncellik akıyor. Türkiye de emekçinin yaşadığı ekonomik sorunların çıkarları gerektirdiği kadar ilgi duyan devlet ve hükümeti kadının da her türlü sorununa karşı o kadar ilgilidir. Kürt sorunundan tutalım da duygularını milliyetçilik adıyla istismar ederek failli meçhul cinayetinde kullandığı bir Türk gencinin sorununa kadar vahşileşen iktidarcı sistem karşısında aynı gerçeğin parçalarıdır. Dolaysıyla emeğimizle buluşmamızın ilk adımı karşımızda ve içimizde de yer edinmiş egemenlikli sistemi bütünlüklü tanımak, sorgulamak ve mücadelesini örgütleye bilmektir. Buda özgürlük ideolojisiyle anlama kavuşur. Dikkat edelim Türkiye de değişik sorunlarıyla gündeme gelen en sonda tekel işçilerinin haklı direnişi gibi her türlü toplumsal muhalefeti terör ize etme üzerinden saldıran iktidarın bu yönlü korkusunu iyi anlıyoruz. Kadını emeğiyle buluşturmayı ve özgürleştirmeyi odak alan Kürt halkının ve kadının özgürlük mücadelesinden kaynağını alır. Korkunun sistemi iktidar, kadının özgürlük bilinci karşında yaşama şansı emek bilincimiz ve eylemimizin gelişim düzeyi kadardır. Bu düzey yükseldikçe geri adım atar, hak yerini bulur.

Kendi çocuğunu doyurmak, okutabilmek kaygısıyla tekel emekçileri içinde olan analarımızı ve kızlarımızı iyi anladığımızı, desteğimizin yanlarında olduğunu belirtmek istiyoruz.

Nergiz Faraşin

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                       

 

               

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.