İpekyüz: Milyonlarca Kişi Travma Yaşıyor
Röportajlar / 24 Ağustos 2010 Salı Saat 07:09
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TİHV yönetim kurulu üyesi Doktor Necdet İpekyüz, bugün toplumsal travma yaşayanların sayısının milyonları bulduğunu belirterek, toplumsal bir barışa ihtiyaç olduğunu vurguladı.

TİHV yönetim kurulu üyesi Doktor Necdet İpekyüz, bugün toplumsal travma yaşayanların sayısının milyonları bulduğunu belirterek, toplumsal bir barışa ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Kuruluşunun 20’ini yılı kutlamalarının yapıldığı bugünlerde TİHV yönetim kurulu üyesi Doktor Necdet İpekyüz ile konuştuk. Konuya TİHV’in kuruluş yılarından başladık. Doktor Necdet İpekyüz', derneğin hangi ihtiyaçtan doğduğunu şu sözler dile getirdi: “20 yıl önce 12 Eylül sonrası Türkiye de yoğun işkenceler görülmüş, hak ihlalleri çok yoğun yaşanmıştı. Bu işkence görenlerin çoğu da nereye başvuracaklarını ve nasıl destek alacaklarını bilmemekteydiler. Daha çok tanıdıkları doktorlara gitmekte idiler. O dönem yurt dışına çıkan doktor arkadaşlar, yurt dışında işkence gören hastaların tedavi edildiği kurumların olduğunu görüyorlar. Döndüklerinde yoğun başvuru olduklarını görüyorlar. Türkiye de bunu nasıl hayata geçireceklerini düşünüyorlar. İnsan hakları derneği ile görüşüyorlar. İnsan hakları derneği ile bu iş için bir birim oluşturuyorlar. Bu işkencenin tedavi boyutu hem biraz doktor hem de psikolog ağırlıklı ve sosyal hizmet ağırlık bir sağlık işi olduğu için yeni bir yapılandırma yapılıyor. O gün ki yasal mevzuatta dernek mi olsun, başka bir şey mi olsun konuşulurken ve tartışılırken, vakıf üzerine de karar veriliyor.”

TİHV, bulunduğu yerde veya bölgede gerek kötü uygulama nedeni ile gözaltına alınan, cezaevinden çıkan travma mağduru olanlara ilk olarak sağlık muayenesi yapılmasını istiyor. İpekyüz, “İhtiyaç duyduğumuz tahlilleri istiyoruz. Gerekirse hem sağlık açısından hem de psikolojik açıdan tedavi veriyoruz” diyor.

Derneğin kuruluşunun 20’inci yılında Doktor Necdet İpekyüz ile, 1980'lerden bu yana yaşanan travmaları, TMK mağdur çocuklar ve ailelerinin yaşadıkları ile TİHV'in çalışmalarını konuştuk.

TOPLUMSAL TRAVMALARI YAŞAYANLAR MİLYONLARI BULUYOR

*Travma mağdurlarının milyonlar olduğu söyleniyor, bu doğru mu?

-12 Eylülde çok işkence oldu. Örneğin 12 Eylülden bu yana kayıplar, faili meçhul cinayetler, Cezaevlerine girip bırakılanlar, hala cezaevinde olanlar, gözaltına alınıp bırakılanlar, toplumsal olaylara katılıp bırakılanlar, binlerce köy boşaltılması var, bunarlın dışında kendisi yakalanmamışta abisi, ablası, anne veya babası gözaltına alınıp, tutuklananlar, dağ çıkan, dağda yaşamını yitirenler var. Bunların anneleri, babaları, çocukları eşleri ne yapıyor kimse bilmiyor. Bunların psikolojik, ruh halleri, sağlıkları nasıl ve sosyal desteğe ihtiyaçları var mı, yok mu?

Böyle baktığımız zaman geniş bir yelpaze çıkıyor. Bu toplumsal travma yaşayanların sayısı milyonları buluyor. Yaklaşık bir yıldır Ankara’da Vakıf genel merkezinde işkencenin yaratığı travma değerlendirdik. Bu bölgede üç milyona yakın kişi askerlik yapmış. Bu bölgedekilerde batıda askerlik yapmışlar. Bölgede askerlik yapanlar ne tandır ekmeği, ne peynir yemişler. Ne de doğru dürt biri ile konuşmuşlar. Buraya savaşa gelir gibi, gelip gitmişler. Kimi korkarak, kimi kahraman olarak gitmişler. Askerlik yaptıkları dönemde herkes sahip çıkmış, kimse bunarlın yaşam uyum sağlayıp sağlamadığını bilmiyor. Ben 12 Eylülü yaşamış biriyim. 1980’de doğan birisi bu gün 30 yaşındadır. Belki doktordur, savcı ve belki de öğretmendir. 1984’e olaylar başlıyor. 1984 doğan birisi ise bugün 26 yaşındadır. Bu bölgedeki 26 yaşındaki birsi hep bu olaylar ile büyümüş, hep olağan üstü, çatışama, ölümler ile yaşamış. Batıdan buraya gelenler veya batıdan burayı izleyenler ise içinde bölge sorunludur diye bir uzaklaşma var.

100 EVİN YÜZDE 90’ININ ‘EVET’ DEDİĞİ SORULAR

*10 yıldır Diyarbakır’da TİHV çalışma yürütüyor, Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgede travmalara ilişkin bir yüzdelik verebilir miyiz?

-Kürtlerin yoğun yaşadığı coğrafyada yüz eve gitsek. Gittiğimiz yüz evde şu soruları sorarsak; “Zorunlu göç ettiniz mi, bir yakınız dağa çıktı mı, faili meçhul cinayet gören yakınız var mı, toplumsal olaylara tanık oldunuz mu, işkence gördünüz mü, hiç cezaevine alınan bir aile üyesi var mı?” Yüzde doksan dokuzu evet der.

Bunlar ile ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmayı yürüttükten sonra ne olacak. Önemli olan veriyi çıkarmak değil. Dünya deneyimleri nasıl olmuş. Şili’de, Arjantin’de, Bosna’da, Afrika’da ve diğer ülkelerde nasıl olmuş. Biz bunu biliyoruz, birinci temel sorun Kürt sorunudur, barıştır. Barışta sihirli bir değnek değil ki, bir sabah barış var demekle her şey bitmiyor ki. Zaman isteyen bir süreçtir. Sonuçta insanlar yıpranmış. Ötekileşmiş, uzaklaşmış, yoksullaşmış ve bir yığın mağduriyet yaşamış. Bunların rehabilite edilmesi ve topluma kazandırılması lazım. Yeni bir dilin gelişmesi lazım. Bir güven ortamının olması gerekiyor. Bizler Dünyadaki deneyimlere bakara, Türkiye’de neler yapabiliriz diye sorduk. Bu çerçevede TMK mağduru diğer isim ile Taş atan çocuklar ile ilgili olarak ÇİAG’da ve buradaki etkinliklerde yer aldık. Bu etkinlikler içerisinde tüm çalışmalarımız yürütüyoruz. Biz daha önce yakalanıp, bırakılanların buraya başvurmasını istiyoruz. Sivil toplum örgütleri, Barolar, İnsan Hakları Derneği, Yerel yönetim ve aileler ile görüşüp kolektif bir çalışma yürütüyoruz.

CEZAEVİNDEN ÇIKAN ÇOCUKLARIN SAĞLIK MUAYENESİ LAZIM

*2005 yılından bu yana çocuklarda TMK kapsamına alındı, size başvuran işkence mağdurlarına nasıl yardımcı oluyorsunuz?

-İlk önce cezaevinden çıkan çocukların sağlık muayenesi yapılması lazım. Verem, sarılık gibi herhangi bir hastalık geçirmiş mi, herhangi bir hastalığı var mı, yok mu Cezaevinden çıktıktan sonra? İlk önce bunu ortaya çıkarmamız lazım. Birde psikoloji durumu nasıl bunu ortaya çıkarmamız lazım. Bizim yaklaşımız daha kapsayıcı olduğu için yalnızca çocuğun kendisi değil, annesini, babasını, kardeşlerinin de ruh sağlığı etkilenmiş olabilir. Bir anne çocuğuna yemek yapamadığı için ve başına bir şey geleceği kaygısı içindedir. Şimdi yapacağımız çalışmalar ile biz bunları izleyeceğiz. Hangi desteğe ihtiyaçları varsa psikolojik ve sosyal açıdan onlara destek olamaya çalışıyoruz. Okula gitmek isteyenlere dershane, eğitim, kırtasiyedir. Okula gitmeyeceklere veya hiç gitmemiş olanlara istedikleri mesleklerde meslek edinme kursları ve hobiler ile ilgili bir çalışmaya katmayı hedefliyoruz. Böyle bir hedef önümüzü koyuyoruz. Bunla ilgili toplantılar yapmak ve sosyal geziler düzlemeyi hedefliyoruz. Sonuçlar ile beraber bu sayıları ortaya çıkarmak, kaç kişi başvuru yaptı, kaç kişi yakalandı, kaç kişi bırakıldı, bırakılmayanların gerekçesi nedir. Bundan sonra vatandaş benim çocuğum taş atığı için cezaevine girmiyor diye bir algı olabilir. Bu konularda hepsini bilgilendirmek lazım.

CEZAEVİNDEN ÇIKAN ÇOCUKLAR TRAVMA YAŞAYABİLİR

*Bir uzman gözü ile cezaevinden çıkan çocukların psikolojik durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

-Cezaevinden çıkan çocuklar şuan bir balayı dönemi yaşıyorlar. Bu dönemde hala her şey sıcak. Evde yemekler pişiyor, insanlar evlerine gelip gidiyor. Hediyeler geliyor. Bu dönem beli bir dönemden sonra kalkacak. Bu geçici bir dönemdir. Bunlar ortadan çıktıktan sonra belki sorunlar ortaya çıkacak. Budan sonra sorunlar çıkabilir. Bu sorunların çıkması kişiden kişiye değişim gösteriyor, 3 ayda, olabilir, 6 ayda olabilir. Yaşadıkları olayın travma 1 ay içinde çıkabilir, 5 yıl sonarda çıkabilir. Dünyadaki çalışmalarda bu sonuçlara ulaşılmış.

*Kolektif bir çalışma planınız var, hangi kurumlar ile çalışacaksınız?

-TİHV, ÇİAT, Bölgedeki Barolar, Tabip Odaları, Sendikalar, Yerel Yönetimler ile beraber bir plan ve program çerçevesinde bu çocukları bir yıl boyunca izlemeyi düşünüyoruz. Ruhsal ve psiko-sosyal açıdan bu çocukları izleyeceğiz. Bu konu ile ilgili Diyarbakır’da bir toplantı yaptık. Batman’a gittik. Önümüzdeki haftalarda Cizre’ye gitmeyi düşünüyoruz. Bölge çok sıcak olması, Ramazan ayı olmasından, bırakılan çocukların şu aşamadı misafirleri gelip gittiği için birde çocukların tatil için köylerine gitmiş (Sahil kenarı değil, köylerine gitmişler) olmasından dolayı ikamet ettikleri yerlerde değiller. Telefonla aradığımızda şuanda sıkıntı çıkıyor, yerlerinde değiller. Biz bayramdan sonra Eylül ayı ortalarında bu çalışmamızın startını vereceğiz. Bu arada acil ihtiyacı olanların buraya gelmesini istiyoruz. Diyarbakır dışında başka illerde oturanların gidiş- dönüş yol masraflarını karşılıyoruz ve konaklamada yardımcı oluyoruz. Çoğu yoksuldur.

BU ÇOCUKLAR NİYE TAŞ ATIYOR?

* TİHV 10 yıldır Diyarbakır’da çalışma yürütüyor, bu çocuklar neden taş atıyor?

-Türkiye’de şu soruyu sormak lazım niçin bu çocuklar taş atıyor? Bunu herkes ihmal ediyor. Bunlar biliyorsunuz sonuçta çocuk. Bunu araştırmak lazım, acaba babası mı öldürüldü, köyümü yandı. Her hangi bir şey mi yaşadı. Bunu ortaya çıkarmak lazım. Bu öfke neden geliyor. Sanki yasada düzenleme yapıldı her şey bitti. Hayır, her şey bitmedi. Peki bu çocukların ve ailelerinin yaşadığı travma var.

*Yakalanan bir çocuğun annesinin yaşadığı travmaya bir örnek verebilir misiniz?

-Anne diyor ki; ben uyuyamıyorum. Yemek yapamıyorum, ağlıyorum. Sürekli eşimle, çocuklarım ve komşularım ile tartışıyorum diyor. Böyle bir boyut var. Bir de yarın ne olacak? Bu çocuklar cezaevinde çıktıktan sonra bunlara kahraman gibi rol verecek. Yarın birileri de bunlara hain gibi rol verecek. Bölücüsünüz, sen çocuğun şeydir. Öreğin okula gidiyorsa öğretmen “kalk terörist bu soruya cevap ver” der.

Bir başvuruda çocuğun ablası diyor ki; kardeşim dışarı çıktığında bir şey olacak diye korkuyorum, eve gelmediğinde korkuyorum, uykum kaçıyor başına bir şey gelecek diye. Annesi ise; çocuğum akşam ben sinemaya gidiyorum dediği zaman olaya kuşku ile bakıyorum, acaba sinemaya gidiyor mu, gitmiyor mu? Başına bir şey gelecek mi, gelmeyecek mi diye endişe ettiğini söylüyor. B u süreç için her mahkemede bir anne diyor ki; her akşam mahkemeden öncesi çocuğun sevdiği yemekleri yapıyorum. Nasıl olsa çocuğum bırakılacak. Çocuğu çıkmayınca bu yemekleri komşulara dağıtıyorum diyordu. Her mahkemede aileler bunu yaşamış.

SAĞLIK VE PSİKOLOJİK AÇIDAN AİLELERİ İZLİYORUZ

*Bölgede yaşayanların çoğu Türkçeyi iyi bilmiyor, iletişimi nasıl kuracaksınız?

-Bu çocuklar ile ilgili biz vakıf olarak bir şey yapamayız. Hep birlikte sivil toplum örgütleri birlikte çalışmalıdır. Burada önemli olan bu insanların güvendiği kurumların ve bu insanların dili olan Kürtçe’yi bilen, ailelerin güvenebileceği bir yapıyı ortaya çıkarmak lazım. Bu çocuklar şu nedenler ile taş atma aşmasına geldiler. Böyle bir travma yaşadılar. Bundan sonra bunların olmaması için bunların olması lazım, “barış” olması ve sosyal olanakların olması lazım. Bu çalışmaların sonunda bir yayın yapmayı düşünüyoruz.

Yapılan başvurularda çocuk veya aileye hangi dil ile konuşmak istediğini soruyoruz. Kendini ifade ettiği dil ile iletişim kurmasak sonuçlar bizim açımızdan sağlık olmaz. İyi bir iletişim olmasa sonuç alamayız. Aile ve çocuğun günlük hayatta kullandığı dil ile iletişim kurulmasa tedavi sonuç vermez. Bizim çalışacağımız ekipte, bölgeyi bilen, Kürtçe’yi bilen, demokratik kişiliği olan insanlardan bir ekip oluşturacağız. Gönüllü olarak çalışmak isteyen doktorlar, hukukçular, psikologlar, sosyologlar, sosyal hizmet uzmanları, gazeteciler, rehberlik öğretmenleri, normal öğretmenler, sağlıkçılar ve hak savunucular ile birlikte çalışacağız. Gönüllü olarak fotoğrafçılık, bilgisayar kursu, basit muhasebe veya İngilizce bilen biri dil kursu verebilir.

Bundan dolayı biz ailelere gidiyoruz. Ailelerin çocuklar ile ilişkilerinde gerek ruhsal problemlerinde nasıl yaklaşmaları gerektiğini konusunda destek olmayı düşünüyoruz. Biz sadece çocukları bırakılan aileler ile değil, çocukları bırakılmayan alilerle de görüşüyoruz. Onlara hukuksal destek dışında psikoloji desteğe ihtiyaçları varsa destek oluyoruz. Sağlık ve psikolojik açıdan bu aileleri izliyoruz.

*Eğitimi aksayan çocuklara veya okumayanlara yönelik ne gibi çalışmanız olacak?

-Cezaevine giren çocuğun ilk başta eğitimi aksamıştır, kendi yaşıtı ve sınıf arkadaşlarından geride okuyacaktır. Bu durum bile başlı başına bir sorundur. Artı gerek öğretmenlerinin ve çevresinin kendisine yönelik pozitif yaklaşımı olmasa olumsuzlukla karşılaşacak. Bunların mutlaka eğitim açısından kitap, kırtasiye ve dershane boyutu ile desteklenmesi lazım. Bu konu ile ilgili olarak Eğitim-Sen ile görüşeceğiz. Onların desteklerini alamaya çalışacağız. Okul idaresi ve gerekirse rehberlik öğretmenleri ile görüşüp onların görüş psikologlar ile beraber nasıl yaklaşılmaları gerektiği konusunda bilgi paylaşımında bulunacağız. Bir diğeri de bunların arasında okula gitmek istemeyenler olabilir. Onların tekrar okula gitmeleri için onlar ile paylaşacağız. Birde hiç okula gitmeyenler var, daha önce okula gitmiş bırakmış. İlkokulu okuduktan sonra bırakanlar var. Gitmek isteyenlere yardımcı olacağız. Çalışmak isteyenlere ise yerel yönetimler ile birlikte çeşitli meslek edinme kursları göndermeyi düşünüyoruz.

*1980 ve 1984 yılından bu yana milyonlarca insanın yaşanlardan dolayı travma geçirdiğinden bahsettiniz. Bu sorunlara karşı saydığınız kurumlar dışında başka kurum ve kuruluşlar da destek oluyor mu?

-Milyonlarca kişi travma geçiriyor. Özrün bir karşılığı da sadece bir kuru özür dilerim değil, telafisi ise bugüne kadar yapmadıklarınızı ve yaptıklarınızdan dolayı mağdur olan insanların yaşamlarını pozitife dönüştürmektir. Toplumsal barışa dönüştürmek. Bunun için “Pozitif ayrımcılık” yapmak lazım. Okumaları, meslek edinmeleri için sağlıktan yaralanmaları için her türlü şeyde pozitif yaklaşmak lazım. Bu toplumsal travma vakıf tek başına çözemez. Belediye tek başına çözemez, mutlaka gönüllerin olması lazım. Bunun sivil ayağının güçlü olması lazım. Sivil ayağı ile birlikte yerel yönetimlerin ve bütün kurumların destek olması lazım. Çocuk Esirgeme Kurumumu, Kadından sorumlu merkezler mi, Vali yardımcıları mı, İl Müdürlükleri mi? Herkesin destek olması lazım. Mademki bir toplumsal dönüşüme geçiyoruz, herkesin destek olması lazım.

*30 yılda yaşanlardan dolayı milyonlarca insan etkilendi, bunun belirtileri nelerdir?

-Travmanın kendisi hemen de çıkabilir, yıllar sonrada çıkabilir. Kimi zaman depresyon şikayetleri olabilir. Kimi zaman depresyon dışındaki şikayetler olabilir. Uyuşmazlık, uyku bozukluğu, rüya, kabus görmeleri, çalışma isteği olmaması bunların hepsi çıkabilir. Bu sorunlar travma geçirenler ile ilgili konularda çalışanlarda da bu belirtiler çıkabilir. Örneğin ben doktorum, bu arkadaş avukat, bu Çocukları ile ilgileniyor, sizde gazetecisiniz, hepimiz bu konular ile ilgili telefonlar geliyor. Bizler başkalarını sorunlarını dinlerken uykumuz ve yaşamımız etkileniyor. Çalışanlarda etkileniyor.-ANF

Mehmet Emin Sancar

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.