Müzakere, Müzakere Yine Müzakere
Röportajlar / 14 Haziran 2010 Pazartesi Saat 06:57
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Her iki halk arasındaki diyalogun bölge için çok önemli olduğunu belirten Mossa, Öcalan’ın özgürlüğü başlatılan imza kampanyasının da başarılı şekilde devam ettiğini belirtti.

Güney Afrika Yüksek Mahkemesi yargıcı Essa Moosa Kürt özgürlük mücadelesi için yürütülen savaşta tarafların diyalog başlatmasını istiyor. Her iki halk arasındaki diyalogun bölge için çok önemli olduğunu belirten Mossa, Öcalan’ın özgürlüğü başlatılan imza kampanyasının da başarılı şekilde devam ettiğini belirtti.

Farklılıkların sorunlarının yalnızca 'müzakere, müzakere ve yine daha fazla müzakere' ile çözülebileceğini anlatan insan hakları savunucusu Essa Moosa, Apartheid ve demokrasi güçleri arasındaki aşırı zıtlaşmaları hatırlatarak bu yolun en doğru yol olduğunu söylüyor.

Essa Mossa, Türkiye’de adalet ve hakikat komusyonun kurulmasına dikkat çekerek çatışma, kavga, acı ve sayısız haksızlıklar nedeniyle toplumu derinden bölen bir 'geçmiş' ile tüm Güney Afrikalılar için insan haklarının tanınması, demokrasi ve birlikte yaşama üzerine kurulu bir 'gelecek' arasında 'köprü' rolü oynayabileceğini belirtiyor.

Siyahi insan hakları savunucusundan ANF’ye çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

GÜNEY AFRİKA’NIN KÜRTLERE İLGİSİ

* Kürtlere ve mücadelesine yönelik ilginiz nasıl başladı?

- 1997 yılı başında, Sürgünde Kürdistan Parlamentosu (PKDW) heyetini karşılamakla görevlendirildim. Heyeti karşılamak üzere bir komite oluşturduk ve daha sonra 14 Şubat 1997'de bu komite Kürt İnsan Hakları Aksiyon Grubu olarak şekillendirildi. Kürt Parlamentosu'nun iki üyesi, Serhat Bucak ve Nizamettin Toğuç daha sonra gelecek olan resmi delegasyonla yapılacak temel çalışmaları oluşturmak üzere önceden gönderilmişlerdi. Resmi heyet, iktidardaki ANC ve ittifak halinde olduğu Güney Afrika İşçi Birlikleri Kongresi (COSATU) ile Güney Afrika Komunist Partisi (SACP) önde gelen liderleri ile görüşmeler gerçekleştirdiler.

Partiler arasındaki görüşmeler boyunca ANC ve ittifak partileri Kürt Özgürlük Hareketi PKK ile ilişkileri olduğunu kabul ederek, Kürt halkının özelde Türkiye'deki demokrasi ve temel insan hakları mücadelesine destek sözü verdiler. ANC ve ittifak halindeki partiler Kürtlerin mücadelesi ile Güney Afrika halkının çoğunluğunun aynı mücadele aşamalarından geçtiklerini gördüler. Her iki taraf da, özgürlük hareketleri olarak halklarının Uluslararası hukuk ve sözleşmelerden gelen 'kendi kaderini tayin hakkı' için savaşıyorlardı.

Ziyaret esnasında Ortadoğu ve Avrupa'da baskılara maruz kalan Abdullah Öcalan'a siyasi iltica hakkı aranması konusu da tartışıldı. Buna göre, eğer Öcalan Güney Afrik'ya gelebilirse kendisinin rahatlıkla 'siyasi mülteci' olarak kabul edilmesi kararlaştırıldı. Neler olduğunu biliyoruz. Öcalan Güney Afrika'ya gelmek üzere iken, Kenya'da bazı gizli servislerce, Uluslararası hukuk ve sözleşmeler çiğnenerek, kanunsuz bir şekilde yakalanıp kaçırıldıktan sonra Türk gizli servisine teslim edildi.

* Ülkenizde halkın veya politikacıların Kürt sorununa ilgisi nasıl?

- Güney Afrika halkı genel olarak Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı savaşından habersizler. Ancak yine de, ANC, COSATU, SACP ve Pan-Afrikancılar Kongresi (PAC) ve liderleri bu mücadeleyi iyi biliyorlardı. Bu partiler ve Kürt halkının Önderliği arasında son 20 yılda çeşitli diyaloglar kuruldu. Bu partilerin önderlikleri yıllar boyunca Kürt halkının delegeleri ile görüştüler ve Kürt halkının davasına olan desteklerini gösterdiler.

1997 yılı ortalarında, Hannover Çağrısı İnisiyatifi, KHRAG ve diğer Uluslararası sivil toplum kuruluşları Brüksel'den Diyarbakır'a gidecek olan 'Musa Anter' adı verilen Avrupa Barış Treni'ni koordine ettiler. Barış Treni'nin varışı İstanbul ve Diyarbakır'da düzenlenecek 'Barış Festivalleri' ile taçlandırılacaktı. Tren Türkiye tarafından durdurulmuş ve hedefine varması engellenmişti. Bu diplomatik bir krizin çıkmasına yol açmıştı, zira 'Musa Anter Barış Treni'nde' çeşitli kesimlerden birçok tanınmış şahsiyet de bulunuyordu. Güney Afrika'dan iktidar partisi ve PAC'tan birçok önde gelen parlamenterler de bu katılımcılar arasında bulunuyordu. Bu Afrika yankı buldu.

* KHRAG'IN Bu derneğin kuruluş amacını biraz anlatır mısınız?

- KHRAG 14 Şubat 1997'de, bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olarak kuruldu. Amacı Kürt halkının insani haklarını korumak ve geliştirmekti ve genelde Ortadoğu'da ama özellikle Türkiye'deki Kürt meselesinin barışçıl çözümüne odaklanmıştı. KHRAG'ın temel hedefi Güney Afrika'da genel olarak Kürt halkının temel insan haklarının tanınmasını amaçlayan mücadelesi hakkında bilinçlendirme çalışması yapmaktı. Özelde ise şu haklar konusunda bilinçlendirmekti: ''Düşünce özgürlüğü, yani kendi kültürlerini, dillerini ve geleneklerini yaşama hakkı ile kendi anadillerinde eğitim-öğrenim hakkı, kendi kültürel, sosyal ve siyasi organizasyonlarını oluşturma özgürlüğü,Kürt dilinde yazılı ve görsel basını geliştirme hakkı ve Türkiye'deki Kürt sorununun Kürtlerin yasal önderleri ve kurumları ile diyalog yolu ile çözülmesinin önünü açmak...''

TÜRKİYE BM’NİN KARARLARINA UYMUYOR

* Türk devletinin Kürtlerin haklarını tanımama konusundaki katı yaklaşımını neye bağlıyorsunuz?

- Birleşmiş Milletler Uluslaraarası Sivil ve Politik Haklar Sözleşmesi (ICPRR)'in 27'nci maddesi azınlıkların kültürlerini yaşama, dinlerini geliştirme ve yaşama ile dillerini kullanma hakkının 'inkar edilemeyeceğini' kabul eder. BM Genel Kurulu, bu maddeden yola çıkarak 18 Aralık 1992'de, Etnik, Dinsel ve Dilse Azınlıklara Mensup Kişilerin Hakları Beyannamesi'ni kabul etti. Türkiye BM'nin bir üyesi. Ama Kürtlere, azınlıklara verilen hakları bile tanımıyor. Oysa bu halk cumhuriyetin kurucu unsuru.

İMZA KAMPANYASI BAŞARILI ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR

* Öcalan için bir imza kampanyası başlattınız bu kampanyanın amacı ve seyrini biraz değerlendirir misiniz?

- KHRAG, 21 Mart 2010'da (yani hem Güney Afrika İnsan Hakları Günü hem de Newroz günü) başkent Cape Town'da, 'Uluslararası Abdullah Öcalan'a Özgürlük için 1 Milyon İmza Kampanyası' başlattı. Kampanya yaklaşık 8 bin kişinin katılımı ile başarılı bir şekilde start aldı ve binden fazla imza toplanmıştı. İlk imzacılar arasında hakimler, avukatlar, politikacılar, öğretim üyeleri, sendikacılar, aktivistler, savaş gazileri, sanatçılar, gazeteciler, dini önderler, kadın hakları temsilcileri ve halktan insanlar bulunuyordu. Kampanyanın amacı, uluslararası alanda Öcalan'ın hukuksuz bir şekilde hapise atılmasına karşı bir bilinçlenme yaratmak, Türk otoritelerine Öcalan'ı serbest bırakma çağrısı yapmak ve onun diyalog ve müzakereler yoluyla Türk ve Kürt halkları arasında kalıcı bir barışın sağlanmasına katkı yapmasının önünü açmak.

Bu kampanya ile Kürt ve Türk halklarına farklılıkların silah namlusu ile hal yoluna koyulamayacağını göstermek istiyoruz. Farklılıkların sorunları yalnızca 'müzakere, müzakere ve yine daha fazla müzakere' hal yoluna girebilir. Bu Güney Afrika'da tecrübe edildi. Apartheid ve Demokrasi Güçleri öylesine bir kutuplaşmaya girmişlerdi ki, halkın büyük bir bölümü için bu güçlerin bir masa etrafında oturup farklılıklarını tartışması imkansız gibi görüyordu. Bunu takip eden şey tam bir 'harikaydı'. Bırakın aynı şey Türkiye'de de olsun.

ÇATIŞMANIN TARAFLARI GEÇMİŞLERİYLE YÜZLEŞMELİDİR

* Hak ve adalet komisyonun başarı ve başarısızlık noktaları tartışılıyor bu konuyu biraz değerlendirirmesiniz? Ülkenizde bu nasıl gelişti?

- Geçici Anayasa Komitesi, Apartheid ve Özgürlük Hareketleri ile müzakere ederek, 'Hakikatleri Arama ve Uzlaştırma Komisyonu'nun' kurulmasını öngördü. Bu komisyon çatışma, kavga, acı ve sayısız haksızlıklar nedeniyle toplumu derinden bölen bir 'geçmiş' ile tüm Güney Afrikalılar için insan haklarının tanınması, demokrasi ve birlikte yaşama üzerine kurulu bir 'gelecek' arasında 'köprü' rolü oynayacaktı.

Komisyon geçmişin çatışma ve bölünmelerini aşan birbirini anlayan bir mantıkla ulusal birliği ve uzlaşmayı amaçlıyordu. Bunun için komisyon, geçmişte yaşanan ağır insan hakların ihlallerini aydınlatmak, bu gerçekleri anlatan insanlara 'af' getirilmesini kolaylaştırmak, insan hakları ihlallerinin kurbanlarının geleceğini, yaşam koşullarını düzeltmek ve onlara 'tazminat' verilmesini tavsiye etmek zorunda idi.

Hakikatler Komisyonu'nun Güney Afrika'da başarılı olup olmadığına dair farklı yorumlar var. Kimi kesimler, Komisyonun Güney Afrika'nın geçmişte ezilen halkının beklentilerini yerine getiremediği görüşünde. Kimileri ise, Komisyonun bazı kurbanlara bir gelecek oluşturmada ve yaşamını yitirenlerin ailelerinin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamada başarılı olduğu görüşünde. İhlaller hakkında itiraflarda bulunanların çoğu 'affa' uğradı. İhlaller hakkında tüm bildiklerini itiraf etmeyen kimilerinin 'af' talebi ise reddedildi. Ağır insan hakları ihlallerinin baş sorumlularının çoğu Komisoynla işbirliği yapmak istemedi. Bu kişiler böylece kendilerinin yargılanmasının da yolunu açtılar. Ancak bu ihlallerin üzerinden uzun zaman geçmesi, tanıkların veya delillerin az olması nedeniyle çok az sayıda yargılama gerçekleşebildi. Bu az sayıdaki yargılamada da ya zanlılar delil yetersizliğinden suçsuz bulundu yada zanlılar devlet ile anlaşma talebinde bulunarak hapis öngörmeyen cezalara çarptırıldılar.

Aynı zamanda mağdurlar da, Komisyon'un önerdiği tazminatlardan dolayı 'hayal kırıklığına' uğradılar. Mağdurların birçoğu halen Komisyon'un uzun zamanlar önce tazminat ödenmesi önerisine rağmen bu tazminatlarını almayı bekliyorlar. Tazminat yasası idari zorluklar ve finansal kaynak yetersizliğinden dolayı oldukça dar kaldı.

Burada esas olan şu; çatışmanın tarafları geçmişin yaralarını sarmak ve sağlıklı bir gelecek için kendi şartlarına en uygun olan mekaznizmaları oluşturmak için kendileri karar vermeliler. Mevcut mekanizma, suçluların yargılanmasını, tazminatlar, hukuk reformları reformları, hakikat komisyonları veya genel af veya bunların bileşkesi olan uygulamaları içeriyor.

TECRÜBELERİMİZLE YARDIMCI OLABİLİRİZ

* Güney Afrika’daki bu deneyimin Türkiye’de uygulanma şansı var mı?

Kürt ve Türklere gelince, onlar kendi aralarındaki çatışmadan kaynaklı yaraları sarmak ve gelecek için geçmişle barışmak üzere kendilerine en uygun olan mekanizmayı oluşturmalılar. Sürecin başarıya gitmesi için de Türk ve Kürt halklarının süreci sahiplenmeleri oldukça önemlidir. Bu mekanizmayı (Hakikatler Komisyonu) çatışmanın tarafları arasında çıkarabilecek anlaşmazlık ve bölünmelere karşı korumak gerekiyor. Bu nedenle çatışmanın taraflarının karşılıklı uzlaşma yoluyla barış, uzlaşma ve farklılıkların birliğini sağlaması gerekiyor. Yani tıpkı Güney Afrika'da olduğu gibi. Bilinmesi gereken başka bir şey ise; mağdurlar sadece neler olduğunu değil, kimlere neler olduğunu bilmek istiyorlar. Bu her iki taraf için de geçerli.

Ben Güney Afrika'dan Türkler ve Kürtler için en iyi modelin ne olduğunu söylememin doğru olmadığı kanaatindeyim. Burada dikkate alınabilecek çeşitli seçenekler var. Bu seçenekler arasında kapsamlı bir af ve 'hakikatler komisyonları var ve bunların genel af, tazminat, hukuksal reform ve yargılama yetkisi de olabilir veya olmayabilir. Bizler sadece Güney Afrika'daki teccrübemize dayanarak, tarafların diyaloğunu kolaylaştırmak amacıyla bulunabiliriz. Türkler ve Kürtler birlikte büyük bir millet/ulus olabilirler ve kendi farklılıklarını diyalog ve müzakere yoluyla çözerek, bölge barışına pozitif katkıda bulunabilirler.

ÖCALAN’IN YOL HARİTASI BAŞLANGICIN ÖNÜNÜ AÇABİLİR

* Kürt sorunun çözümü konusundaki yöntemleri nasıl buluyorsunuz?

- Barış İçin Yol Haritası, müzakereler için uygun hava oluştuğunda devreye girmelidir. Bu şunları içermelidir:

-Çatışmalı tarafların Kürt sorununun barışçıl bir şekilde diyalog yoluyla çözümü için katkı sunmaları

-Çatışmalı taraflar arasındaki düşmanlıkların derhal sonlandırılması

-Yasaklı tüm birey ve organizasyonların barış sürecine katkı sunabilmeleri için yasaklarının kaldırılması

-Tüm siyasi tutuklu ve yükümlülerin şartsız serbest bırakılması

-Tüm sürgün, mülteci ve savaşçıların şartsız geri dönüşlerinin sağlanması ve bu kişilerin 'af' hakkından yararlandırılması

-Türkiye'nin mevcut anayasasının yeniden ele alınarak, tüm vatandaşların örgütlenme, seyahat, düşünce özgürlüklerinin teminat altına alınması.

-Gerekli yasalar çıkartılarak özgür-siyasi politik aktivitelerin barışçıl bir ortamda gerçekleşmesini sağlamak.

Barış İçin Yol Haritası, Kürt sorunun çözümü için gerekli olan alt yapıyı, kurumları ve zamanlamayı içermek zorunda. Bilindiği üzere, Abdullah Öcalan cezaevinde barışa katkı için bir 'Yol Haritası' hazırladı ve bu belge şu anda Türk otoritelerininn elinde. Bu yol haritası iki taraf arasında görüşmeler için bir başlangıç noktası olabilir. Bu görüşmeler ile mevcut görüşmeler ve ilerideki müzakereler için bir ajanda oluşturulabilir.

Son olarak, benim de üyesi olduğum Uluslararası İnsan Hakları Avukatları Delegasyonu'nun Temmuz 2009'da İkinci Raporu'ndan bir kesitin uygun olacağına inanıyorum:

'9.8 Ortadoğu halkları dış etkenlerden bağımsız olarak kalıcı barış müzakereleri için tarihi bir fırsat yakaladılar. Bush yönetiminin yerine, Ortadoğu'daki halkların isteklerine daha anlayışla yaklaşan Obama yönetimi geldi. Başkan Obama, Ortadoğu ülkelerine positif açılımlar yaptı ve bu Ortadoğu'da kalıcı barış ve kalkınmanın geliştirilmesi için önemli bir adım anlamına geliyor. Ortadoğu'daki yabancı güçler buradan çıkarılmalıdır. Irak'ta siyasi güç merkezden bölgeler düzeyine kaydırıldı. İranlılar, Kürtler ve Araplar arasında bir diyalog var. Bu diyalog bölgenin kalıcı ve anlamlı bir barışa kavuşması için daha da cesaretlendirilmeli. Küçük ve kararlı bir başlangıç ile bu süreç, Türkiye'deki Kürt sorununun çözümünü de beraberinde getirebilir. Bu tamamlandığı zaman, Kürt ve Türk halkları birlikte bölgenin genel barışına katkı sunabilirler. Türk ve Kürtlerin bölgedeki etkileri kesinlikle küçümsenmemeli, azımsanmamalıdır.

Türk ve Kürt halklarının liderliklerinden ricam, farklılıklarını hal yoluna koymak için daha fazla çaba harcasınlar. İnanıyorum ki, Kürt ve Türk halkları arasındaki sorunların çözümü yalnızca onların değil, Ortadoğu'daki tüm halkların yararına olacaktır. Lütfen diyalog.

Rahmi Yağmur / Enver Çiftçi –ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.