Öcalan: 31 Mayıs’tan Sonra Çekileceğim
Umudun Zaferi / 14 Mayıs 2010 Cuma Saat 17:35
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Öcalan, “Dört yıl önce elimi birçok şeyden çekmiştim, ancak barışçıl bir çözüm ihtimali için yine elimden geleni yaptım.

Öcalan, “Dört yıl önce elimi birçok şeyden çekmiştim, ancak barışçıl bir çözüm ihtimali için yine elimden geleni yaptım. Bundan sonra bunu yapmayacağım. 31 Mayıs’a kadar bekleyeceğim. Bu zamana kadar olumlu bir gelişme olmazsa artık hiç bir şeye karışmayacağım” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere göre görüşmede sağlık sorunlarına değinen Öcalan, “Sağlık durumuma ilişkin; gözlerim de ağrı var, sürekli yaş akıyor, alerji gibi bir şey olabilir, mikrop kapmış olabilir. Göz için verilen bir ilacı kullanıyorum” dedi.

Son günlerde tutumunu sertleştiren İran’a da değinen Öcalan, “Basından öğrendiğime göre İran’da 4 PJAK’lı idam edilmiş ve 5 gerilla da zehirlenmiş. Tüm ölenlerin ailelerine başsağlığı diliyor, acılarını paylaşıyorum. İran’ın durumunu bilmek gerekiyor. Oradaki mollaları küçümsememek gerekir. Bunlar çok güçlü ve baskıcıdırlar. Bunlar çok acımasızdır. Molla rejimi çok baskıcı, gerici bir rejimdir, vicdansızdır, vahşidir. Bunların öyle bilindiği gibi acıma macımaları da yoktur. İran daha fazla sert de yönelebilir. Ben İran’ın bu şekilde yönelebileceğini tahmin etmiştim. Daha öncesinden de söylemiştim, Bradost hattında halkın savunmasını yapabilecek bir hat oluşturulabilir. Aksi halde İran kadın, çoluk çocuk demez, hepsini tarar, katliam yapar, bu tarihsel olarak da böyledir, çok tehlikelidir İran, bunun bilinmesi gerekir. Bu konuda çok dikkatli olmak gerekiyor. İran’da farklı, köklü kesimler, örgütler de var. Beluciler, Acemler, Azeriler, bunlarla ittifak yapılabilir. Bunlarla ilişkilenilebilir. Ancak İran rejiminin karakterini de bilmek gerekir. ” dedi. Öcalan, şöyle devam etti:

SURİYE ARABULUCULUK YAPABİLİR

“İran ve Türkiye arasında ittifak var. İdamlar, İstanbul’da gerçekleştirilen ittifak toplantısından sonra gerçekleşti. İran bu ittifaktan da güç alarak bu idamları gerçekleştirdi. Suriye Devlet Başkanı Esad’ın bir açıklamasını da öğrendim basından. Esad, sorunların bölgesel müzakerelerle çözülmesini istiyor. Biz bu mesajı aldık. Bu bize yönelikti. Beşar Esad bu mesajıyla İran ve Türkiye’nin sertlik politikalarına bir şekilde ortak olmak istemediğini söylemeye çalışıyor. Bu açıklaması önemlidir. Türkiye ve İran’ın bu imha politikalarına ortak olmayabilir. Suriye’nin rolü önemlidir. Türkiye’nin Suriye’yle İsrail arasındaki arabuluculuk rolü gibi Suriye’nin de Türklerle Kürtler arasında arabuluculuk rolü ve misyonu olabilir. Ben 20 yıl Suriye’de kaldım. Suriye’yi tanırım. Hafız Esad ve Cemil Esad anısına da Beşar Esad önemli rol oynayabilir. Bunlar bizim yaklaşımımızı biliyorlar. Beşar Esad’ın sorunların bölgesel müzakerelerle çözülebileceği yaklaşımı, bizim yaklaşımımızla örtüşüyor. Böyle bir rol oynarlarsa, bu, Türkiye ile aralarını bozmaz, Türkiye ile ilişkilerini geriye götürmez, hatta ilişkileri daha da ileriye götürür. Demokratikleşmeye de yardımcı olur.Aynı şekilde Güney’deki güçler de Türkiye, İran ve bizim aramızda, daha doğrusu sorunun çözümü konusunda arabuluculuk rolünü üstlenebilirler.”

TÜRKALİ DEVRİM ABİDESİDİR

“Kürtler ve Türkiye devrimci-demokratik hareketi arasındaki ilişkinin romanlaşması önemlidir. Bunu en iyi yapabileceklerden biri de Vedat Türkali’dir. Kürt Özgürlük Hareketi ile Türkiye devrimci-demokratik hareketi çok daha önce biraraya gelmiş olsalardı, Türkiye’nin şu andaki hali çok başka olurdu. Kürt Özgürlük Hareketi’nin geldiği konum ile Türkiye devrimci-demokratik hareketinin bulunduğu konum bellidir. Bunun en canlı örneği, abidesi Vedat Türkali’dir. Kürtlerle komünistler, sosyalistler, devrimciler, demokratlar arasındaki manevi bağı, ilişkiyi, birlikteliği, umudu ve bunun gerçekleşeceğini yazabilir. Bunun yüzde ellisi gerçekleşmiştir. Devrim konusunda umutlu olmak gerekir. Mutlaka gerçekleşecektir devrim. Şu an gerçekleşiyor zaten ve ardı arkası da dalga dalga gelecektir. Bu konuda umudumu koruyorum.”

81 İLDE AKADEMİ KURULMALI

“Birçok şeyde geç kalınıyor. İşte siyaset akademilerinde, bölge ülkelerinde temsilciliklerin açılmasında da geç davranılıyor. Oysa 81 ilde akademi kurulmalıydı. Komünal bir yaşamın örnek alınması önemlidir. Komünal demokratik yaşama inanan, bunun pratiğini iyi yapabilen birkaç kişi bunları pratikleştirebilir. Yaşamımın büyük bir bölümü o topraklarda geçti. Ben on bin yıllık komünal yaşamı önemsiyorum. Mesela ben şimdi dışarıda olsam, büyük şehirlerde, İstanbul’daki plazalarda yaşamam. Gider, bir köyde ya da on bin nüfusluk bir yerleşim biriminde doğa ile iç içe komünal bir hayatı gerçekleştirerek yaşarım. Dışarıda olsam benim tercihim böyle olur.”

ÇETE ANLAYIŞI İLE MÜCADELE ETTİM

“15 Ağustos’a gerillaları ben hazırladım. Bunu savunmalarımda da yazdım, kabul ettim. 15 Ağustos için gerillaları yurt içine gönderdim. Ancak gelişen gerilla anlayışı tam benim istediğim gibi gelişmedi. Benim gerilla anlayışım bu değildi. Bazen bir korucu için on tane çocuk öldürdüler. Ben başta böyle olayları gerçekleştirdiklerine inanmıyordum. Hatta ilk birkaç ay bunlara inanamıyordum. Ancak sonra anladım ki, gerillaların bir kısmı farklı ilişkiler gerçekleştirmişler, çete anlayışını geliştirmişler, devletin bazı unsurlarıyla ortak şeyler yapmışlar. İşte Çürükkayalar, Dörtlü Çete, Hogir, Şemdin onlar farklı bir anlayışı, çete anlayışını geliştirdiler. Benim istediğim gerilla anlayışı bu değildi. Bunlar bizi çok zorladılar. Bunlar bir de yaptıkları bazı şeyleri benim adıma yaptıklarını söylüyorlardı. Ben kesinlikle bunlara bu konuda talimat vermedim, bunların yaptıklarını tasvip de etmedim.”

HALKIMIZA SOYKIRIM TEHLİKESİ VAR

“Öcalan ismi kullanılarak kahramanlık yapılmamalıdır. Ben dört yıl önce elimi birçok şeyden çekmiştim, ancak barışçıl bir çözüm ihtimali için yine elimden geleni yaptım. Bundan sonra bunu yapmayacağım. Benim zihniyetimde ucuz şeylere yer yoktur. Ben 31 Mayıs’a kadar bekleyeceğim. Önümüzde iki-üç hafta var. Bu zamana kadar olumlu bir gelişme olmazsa artık hiç bir şeye karışmayacağım. Kim, ne yapacaksa, kendi kararlarıdır. Orta yoğunluktaki bir savaştan söz ediliyor,bunun şöyle bir tehlikesi var: böyle bir savaş gelişirse bu sadece öyle dağla da olmaz, şehirlerde de bunun etkisi çok büyük olur. Şehirlerdeki serhıldanlar kent isyanlarına dönüşebilir. Her şehirde büyük katliamlar da gelişebilir. Halkımız bunu bilmeli ve buna hazırlıklı olmalıdır. Savaştan beslenenler büyük bir şiddet uygulayabilir. Bu şiddette birçok genç, kadın, çoluk, çocuk ve halkımızdan birçok insan da ölebilir. Devlet çok daha sert ve acımasızca Kürtlere yönelebilir. Herkes tedbirini almalıdır. Benim için bir şey yapmasınlar, ne yapıyorlarsa kendileri için yapsınlar. Halkımızın üzerinde soykırım, bir tehlike ve tehdit olarak duruyor. Onun için ne yapıyorlarsa kendileri için yapsınlar. Benim buradaki durumum gerekçe yapılmamalı. Ne yapıyorlarsa kendi onurları, kendi kaderleri, kendi hakları için yapsınlar. ”

AKP TÜCCAR KÂRI İÇİN SAVAŞ ÇIKARIYOR

“Eğer bu şiddette bir çatışma gelişirse, gerisini AKP, MHP, CHP ve PKK düşünsün. Burada sorumluluk onlara aittir. Baykal kaçıyor, sorumluluk AKP ve MHP’ye kaldı. Durumun ciddiyetini herkes bilmelidir. Herkes elini taşın altına koymalıdır. AKP, MHP, CHP teşhir edilmelidir. Aslında devlet içinde çözüm isteyenler var, siyasiler istemiyor, AKP istemiyor. Marks’ın ünlü bir sözü var; “sermaye bir günlük kârı için babasını bile asar”. AKP de tüccarlarının bir yıllık kârı için tüm orduyu savaşa sürüklüyor. Bunlar kendi sermayeleri için her şeyi yapar. Onlarca, yüzlerce askerin, polisin ölmesi bunların umurunda değildir. Bunlar için asıl olan kârdır. Sınıra tonlarca yığınak yapmışlar. Bir milyon askeri kendi kârı için sınıra yığmışlar. Ben daha önce Konya-Kayseri merkezli sermayeden bahsetmiştim. Aynı şekilde TOBB’un sermayesinden de bahsetmiştim. AKP de bu sermaye için sorunları çözmüyor. Demokratik açılımı bu tüccarlarının bir yıllık kârına kurban ettiler.”

ÇÖZÜM İSTEYENLER BAYKAL’A MÜDAHALE ETTİ

“Devlet dediğimiz de iki kesimdir. Birinci kesimi Kürt sorunun çözümünden yana olan bir kesim. Diğeri de çözümü istemeyen mevcut durumdan memnun olan bir devlettir. Bunlar da kendi içlerinde çatışma içindedir. Baykal, Kürt sorununun çözümü önünde engel olduğu için, yaşanan olay, devlet içinde çözüm isteyen kesimin Baykal’a müdahalesidir. Baykal öyle tek başına bir kişi değildir, güçlüdürler. Devlet Baykal’ı durduramadığı, engelleyemediği için böyle bir şeye başvurdu. Ama Baykal, hodri meydan diyor, savaşa devam edeceğini, durmayacağını söylüyor. Bunda başarılı olup olmayacağını da bilmiyorum. Baykal dediğimiz bir kişi değildir. Bunlar geniş bir ekipten oluşuyorlar. Baykal’ın yaptığı da bir tecavüz kültürüne dayanıyor. Üstte Baykal böyle davranıyorsa altında ne olabileceği de tahmin edilebilir. AKP de açılım ve anayasa ile kendisini kurtarma çabası içerisindedir. Anayasa değişiklik paketinin içerisi boştur.”

‘AKP ÇÖZMEK İSTEMİYOR’

“Bugün artık çok net anlaşılıyor ki AKP de en az CHP ve MHP kadar Kürt sorunu önünde engeldir. AKP Kürt sorununu çözmek istemiyor. CHP, Deniz Baykal’ın tasfiye edilmesiyle şimdilik kenarda duruyor. Bir müddet sorumluluk AKP ve MHP’de olacak. 8 yıldır Erdoğan, Baykal ve Bahçeli Kürt sorunu konusunda bir ittifak içerisindedirler. Birbirlerinden farkı yoktur. Anayasa değişiklikleri de bir oyundan ibarettir. Şu anki anayasa değişikliği paketinde Kürtler yok, Kürtlerin hakkı yok, demokratikleşme yok, insan hakları yoktur. 8 maddeyi de AKP çekmiştir, orada bir oyun var; hem 8. maddeyi çekti hem de bunu bizim boynumuza bırakmaya çalıştı. Dolayısıyla referandum Kürtleri, demokratları ilgilendiren bir husus değildir. Ancak yüzde yüz baraj var, yüzlerce çocuğun tutuklanması var, tecavüzler var, Kürt özgürlük mücadelesinin 1500 siyasi tutuklusu var. Bu anayasa, mevcut 12 Eylül anayasasından daha ileri değildir.”

KÜRT SOYKIRIMI DEVAM EDİYOR

“Kürtlerin üzerinde fiziki soykırım, kültürel soykırım ve her türlü soykırım devam ediyor. Ermeni sorunu bile 220 kişinin tutuklanmasıyla başladı. Ama Kürtlerde şu an 1500 siyasi tutuklu var. Kürt özgürlük hareketinin en aktif çalışanı tutuklu durumundadır. Bu idamlara karşı Kürtler duruşunu netleştirmelidir, eğer netleştiremezlerse yarın onları da idam ederler. Yarın Kürtlerin başına Ermenilerin başına geleni getirirler; 1913’lerde 250 Ermeni aydınını İstanbul’dan sürüyorlar, buna karşılık bugün Kürtlerin biri parti genel başkanı olan iki milletvekilini tasfiye ettiler. Sekiz belediye başkanı, 1500 den fazla kadrosu, ikibin üçbine yakın kadın, çocuk, halktan insan cezaevinde. Milletvekillerini safdışı ediyorlar, diğerlerini içeri alıyor. Bu açılım falan değil, bu AKP’nin Kürt Özgürlük mücadelesine karşı imha politikasıdır. Türkiye’de siyasette bir kilitlenme yaşanıyor, bu durum 31 Mayısa kadar devam ederse ben artık karışmayacağım. Güneydeki halkımızın, KDP ve YNK’nin de bu durumu görmesi gerekiyor. Eğer bizi tasfiye ederlerse sıra size gelir, Kuzeyi tasfiye edip daha sonra sizi tasfiye edecekler, bu tüm Kürtler için geçerli. Burayı halledip oraya gelecekler. Eğer ulusal bir birlik sağlanırsa, buna karşı bir güç oluşturabilir, bunun önüne geçilebilir; eğer ulusal birlik oluşursa bir çözüm geliştirilebilir.”

CİDDİ YAKLAŞMIYORLA

R“Burada bana öyle teröristtir diyorlar, eylem, savaş, anayasaya değişiklik paketine red talimatı veriyor diyorlar. Bizim çözümümüz demokratik anayasadır. Otoriter anayasa değil, oligarşik anayasadan değil demokratik anayasadan yanayız; tek ulustan değil demokratik ulustan yanayız. Oligarşik bir cumhuriyetten değil demokratik bir cumhuriyetten yanayız. Tekçi vatandan değil demokratik vatandan yanayız. Ben buradan Başbakan’a sesleniyorum. Sayın Başbakan! Demokratik çözüm için ciddi yaklaşın. Önümü açarsanız ben, etkimin olduğu bütün kesimleri silahların susması konusu dahil, bir hafta içerisinde ikna etmezsem bana ne derseniz deyin, bana ne yaparsanız yapın. Ben bunu yapma gücümün olduğuna inanıyorum ve bunu yapabilirim. Yapmazsam o zaman haklısınız derim. Ama ciddi yaklaşmıyorlar, ciddi değiller, çözüme yaklaşmamaktadırlar. Ciddi yaklaşsınlar, ben bir hafta içinde silahlı güçleri bir yerde toplarım, çatışmalı süreci bitirebilirim, buna gücüm vardır. Bunun için öncelikle Hükümetin ve Büyük Millet Meclisi’nin önümü açması gerekir. AKP de demokratik çözüme ciddi yaklaşmalıdır.”

KÜRTLERE YAKLAŞIMLARI TECAVÜZDÜR

“Siirt’teki tecavüz olayıyla ilgili iddianame açıklanmış; olaya içinde AKP’lilerin, polisin, jandarmanın ve müdür yardımcısının bulunduğu birçok kişinin katıldığı belirtiliyor. Bu bir devlet politikasıdır. Seçimden sonra Kürtlerden intikam alınıyor, bu şekilde intikam alınıyor. “Sana her türlü soykırımı, tecavüzü uygulatırım” diyor. Bunu bilinçli olarak yapıyorlar, “benim Kürtlere yaklaşımım budur” diyor. Bunu yapan, devletle bağlantılı bir çete vardır. Urfa’da da çocuklarla ilgili uygulanan politikalar var. Siirt’ten Urfa’ya kadar, Mardin’den Bingöl’e, Hakkari’ye, Ağrı’ya kadarki hat üzerinde bu çete faaliyetlerini sürdürüyor. Toplam beşyüz kişiden bahsediliyor. Baykal’ın yukarıda yaptığı, çeteler eliyle burada yapılıyor. Bu korkunçtur, Kürtlerin onurlarıyla oynamaktır. Kabul edilemez. Kürtlerin burada anlaması gereken şudur: Bunlar seçimden sonra oldu değil mi? Bununla Kürtlere şunu demek istiyorlar; “siz ne yaparsanız yapın, belediyeyi de kazansanız, seçimi de kazansanız, bizim tecavüzümüzden kurtulamazsınız.” Bunun böyle anlaşılması gerekir. Bu tecavüz kültürünü açığa çıkaramamak, zavallılıktan başka bir şey değildir.”

“Batman’da iki haftada on’a yakın çocuğun kaybolması da bu devlet bağlantılı çetelerin işidir. Yoksa tek başına bu yapılamaz. Jitem, şimdi Ergenekon diyorlar, kontrgerilla, ne derseniz deyin, bunlar devletin işidir. Devletin bilgisi olmadan bunlar gerçekleşemez. Çocukları bu şekilde kaçırıyorlar, çocuklara tecavüz ediyorlar. Amaçlanan, halkı hazırlıksız, örgütsüz bir isyana teşvik etmektir. Bu şekilde halkı hazırlıksız yakalayıp taramaktır. Daha korkunç şeyler de olabilir. Bu kontrgerilladır. Midyat ve Diyarbakır, Batman ve diğer birçok cezaevinden gelen mektuplar var. Birçoğu 1 Mayıs’la ilgili. Teşekkür ediyorum. Hepsine selamlarımı iletiyorum. Tüm halkımıza da selam ve sevgilerimi sunuyorum.”- ANF

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.