Irak Kaosu Derinleşiyor
Politik Analiz / 26 Nisan 2010 Pazartesi Saat 07:28
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Irak’ta yapılan seçimler ardından hükümet kurma belirsizliği henüz sona ermedi. Mevcut durumda hükümet kurma arayışı tam bir kaos halini aldı.

Irak’ta yapılan seçimler ardından hükümet kurma belirsizliği henüz sona ermedi. Mevcut durumda hükümet kurma arayışı tam bir kaos halini aldı.

Irak, sosyal ve kültürel yapılanması kadar, siyasal karakteriyle de bilinen birçok devletten ayırt edici özelliklere sahip bir ülke. Hukuk sistemi de en az sosyal, kültürel ve siyasal karakter kadar muğlak.. Güç odaklarının çıkarına göre istenilen yere çekilebilecek kadar özden boşaltılması ve tahakküm aracına dönüştürülmesi belirleyici nedenlerinden biri olarak gösterilebilir. Saddam Hüseyin döneminde zaten olmayan hukuk, ABD müdahalesinden sonra günlük değişen özelliklerle yüklü kılındı.

 

Herkesin hukuk anlayışı farklı

Hukukun işlemediği, daha doğrusu günlük çıkarlara göre algılandığı yerde, demokratik siyaset yapacak güçlerin ortaya çıkması mümkün değil. Seçim kanunu demokratik olsa da, bu kanunu seçmen iradesini yansıtamayacak düzeye getirmek, doğal olarak demokratik seçim kanunu işlevsiz bırakacaktır.

Bu etmenlerin bir sonucu olarak Irak’ta hükümet kurma çalışmalarında henüz bir gelişme kaydedilemedi. Çünkü kendine has, hukuktan, demokrasiden uzak bir diyalektik işliyor Irak’ta.

Zira seçimler üzerinden bir buçuk ay geçmiş olmasına rağmen, hükümetin nasıl kurulacağına dair somut ve kayda değer bir  gelişme henüz yaşanmadı.

Durum böyle olunca, diğer ülkelerde görülen koalisyon hükümeti kurma pazarlıklarının tersi yaşanması gayet doğal. Koalisyon pazarlıkları da, diğer konularda olduğu gibi Irakça bir seyin izliyor.

Mesela henüz listeler arasında bakanlık paylaşımı pazarlıklarına geçilmedi. Çünkü hangi listenin hükümeti kurmakla görevlendirileceği henüz netleşmedi.

 

Irak anayasasına göre seçimlerden birinci çıkan liste hükümeti kurmakla görevlendiriliyor, doğal olarak başbakanın birinci çıkan liste tarafından belirlenmesi gerekiyor. Yine seçimlerden ikinci çıkan liste cumhurbaşkanlığını, üçüncü çıkan liste ise meclis başkanlığını almasını hukuka bağlamış.

Anayasaya göre seçimlerden birinci çıkan El Irakiye listesinin hükümeti kurmakla görevlendirilmesi gerekiyor. En fazla milletvekili çıkaran liste El Irakiye olduğuna göre, bu liste kendi bünyesinden istediği kişiyi başbakan olarak atama iradesine sahip oluyor.

 

Yasalar böyle yapılmış olsa da uygulama aynı biçimde işlemiyor.

Şiiler tekrar iktidarı istiyor

Seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı siyasi tablo bir kez daha Irak anayasasını kendine göre yorumlamaya sahne oldu. Özellikle seçimlerden ikinci ve üçüncü çıkan Şii listeler, seçimlerden birinci çıkan listenin değil, sonradan gerçekleşecek birleşmelerle en fazla milletvekiline sahip olacak listenin hükümeti kurmakla görevlendirilebileceğini iddia etmesi tartışmaları daha da uzatacağa benziyor.

Iraklı Şiiler iktidarı bırakma niyetinde değiller. İki büyük Şii grub olan Ulusal ittifak ve Kanun listesi arasında çelişkiler olsa da, birleşme yolunda attıkları adımların sonuç alacağını beklemek gerek. İran iki Şii listenin birleşmesini olmazsa olmaz kabilinden görüyor. İran’ın dayatmalarına karşı Şii listelerin karşı durması zor. Mevcut durumda iki Şii listesi arasında en büyük ve temel sorun başbakanlıkta kilitlenmiş durumda.

Şiilerin radikal kanadını temsil eden Irak Ulusal İttifak listesinin iki temel bileşeni Irak İslam Yüksek Encümenler Konseyi ve Sadr Hareketi, Nuri el Maliki’nin başbakanlığına şiddetle karşı çıkıyorlar. Her iki grup da, Şii davasında Maliki’yi aşırı liberal ve güvenilmez buluyor. Bu nedenle başbakanlığın kendilerine verilmesi durumunda birleşmeyi kabul edeceklerini açıkça deklere etmişlerdir.

İki liste arasında geçen hafta yapılan görüşmelerde iki gün içerisinde birleşme kararının açıklanacağı belirtilmişti. Ama bu açıklama üzerinden bir haftayı aşkın süre geçmesine rağmen, herhangi bir gelişme olmadı. Yasal devlet listesinin Nuri el Maliki’nin başbakanlığında ısrar ettiği için henüz birleşmenin gerçekleşmediği görüşü yaygınlık kazandı. Biraz zaman alsa da iki liste arasında yürütülen pazarlıkların önümüzdeki birkaç gün veya hafta içerisinde bir sonuca bağlanmasına kesin gözle bakılıyor.

 

Tehditler başladı

Şii listeler arasında yapılan pazarlıklar ve birleşmenin ortaya çıkaracağı sayı nedeniyle hükümeti kurma görevinin Şiilere verilmesi gerektiğine dair ortaya çıkan görüşler, El Irakiye listesini aşırı derecede rahatsız etti. El Irakiye listesi anayasaya göre hükümeti kurma hakkına sahip olduğunu, bu hakkın kimse tarafından engellenmesine izin vermeyeceklerini sürekli tekrarlıyor.

Şii Irak ulusal ittifakı ve kanuni devlet listesinin birleşmesi durumunda bile, hükümeti kurmakla görevlendirilmemesi gerektiğini, eğer öyle bir görevlendirme olursa, grup olarak hükümetten ve parlamentodan çekilme tehdidinde bulunması, kaygıları artırdı. El Irakiye anayasaya göre sonradan birleşmenin ortaya çıkardığı sayının hükümeti kurmak için esas alınamayacağını iddia ediyor. Şiiler tersini iddia ediyor.

Bu konuda yaşanan muğlaklığın nasıl çözüleceği merakla bekleniyor. Ama kesin olan şu ki, bu sorunu da hukuk değil, siyasi dengeler ve hesaplar çözecektir.

Siyasi gözlemciler Sünni ağırlıklı El Irakiye’nin parlamento ve hükümetten çekilmesi durumunda Irak’ın yeni bir şiddet sarmalına teslim olacağını iddia ediyor. Baasçıların El Irakiye şahsında tekrar sistem dışına atılması, iç savaşı her tarafa yayar görüşünde birleşiyorlar.

Zaten ABD’nin bilinçli ve önceden hazırladığı proje gereği El Irakiye’nin seçimlerden birinci çıkarıldığı iddiası hala geçerliliğini hala koruyor.

 

Kürdistan ittifak listesi bekleyişte

Irak seçimlerinden ciddi güç kaybetmiş olsa da, Sünni ve Şii güçler açısından Kürtler vazgeçilemeyecek bir pozisyonda bulunuyor. Çünkü Kürtler her iki grup açısından da denge unsuru rolünü oynuyor. Bu durum parlamenter sayısıyla ilgili değil, etnik kimlik olarak sahip olduğu önemden kaynaklanıyor.

Seçimlerin hemen ardından El Irakiye, Kanuni devlet listesi ve ulusal ittifak cephesi yetkililerinin Federal Kürdistan’ı ziyaret etmesinin en önemli nedeni budur.

ABD, oluşturduğu strateji gereği Kürdistan listesinin El Irakiye listesi ile ittifak kurmasını planlamıştı. Irak üzerinde İran’ın etkisini azaltmak için Baas seçeneğine yönelip El Irakiye listesini birinci çıkaran ABD’nin bu amacına ne kadar ulaşacağı tartışmalıdır. Çünkü seçim sonuçlarına Şiilerin bu denli sert direniş göstereceğini ummuyordu. En azından Şiilerin bir kanadı hükümet içerisinde olmayı kabul edebileceğini hesaplamıştı. Şiilerin sert duruş göstermesi ve seçim sonuçlarını kabul etmediklerini belirtmesi, koalisyon hükümetini kurma sürecini belirsizleştirdi.

Ayrıca El Irakiye listesinin farklı güç odaklarından oluşması ve Baasçı odakların bu liste içerisinde ağırlık teşkil etmesinin yarattığı karmaşıklığın Kürtlere karşı açığa çıkardığı farklı sesler, tehlikeye işaret olarak yorumlanıyor. İyad Allawi, mecburiyetten kaynaklı Kürtlere sıcak mesajlar verirken, bu liste içerisinde olan diğer odakların Kürtlere olumsuz yaklaşımlar göstermesi, ABD planlamasını bozabilir. Bu nedenle Kürtler bu aşamadan sonra Şiilere daha sıcak yaklaşımlar gösterebilir.

Yaşanan bu durum Kürdistan ittifak listesi yetkililerini bekleyişe girmeye neden oldu. Hangi listeyle ittifak kuracağını henüz açıklamamış olması buna örnektir. Aslında bu siyasi tablo ve belirsizlik ortamında izlenmesi gereken en akıllı strateji budur.

Anlaşılan o ki, Kürdistan ittifak listesinin bu bekleyişi Şii listelerin iç sorunlarının çözümüne bağlı olarak netleşecektir. Son tahlilde ABD nasıl isterse öyle davranmaktan başka çaresi olmadığı genel kabul gören yaklaşım olarak somutlaşıyor.

 

Yeni senaryo mu devrede?

Irak seçimlerinin giderek kaos halini alması, iç çatışmanın yaygınlık kazanabileceği konusunda yeni endişeler de ortaya çıkardı. Bu durumun ABD’yi yeni senaryolar geliştirmeye yönlendirdiği yorumları yapılması, söz konusu endişeleri artıran en önemli etken durumundadır.

Seçim sonuçlarına itiraz eden Şii gruplara söz geçiremeyen ABD’nin İyad Allawi’nin başbakanlığında hala ısrar ettiği, yürütme gücünü politikasına göre konumlandırmanın çabası olarak, son ana kadar bunda ısrar edeceği düşünülüyor. Şiilerin tepkisini azaltmak ve hükümete dahil etmek için cumhurbaşkanın Şiilere, meclis başkanlığını da Kürtlere vermek isteyen yeni bir proje üzerinde çalıştığı iddia ediliyor.

Bu senaryoya Kürtlerin ne cevap vereceği en büyük merak konusu. Ancak Kürtlerin cumhurbaşkanlığından kolay kolay vazgeçeceği beklenmiyor. Bu senaryo devreye konulursa bu sefer hükümette yer alma projesinde Kürtler yeni bir krize imza atabilir. Ama gerçek olan şu ki, seçimlerin ortaya çıkardığı siyasi belirsizlik birkaç ay daha sürecek.

 

Şahan Dicle

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.