Öcalan: Demokratik Anayasa Şartı İle Paket Desteklenebilir
Umudun Zaferi / 23 Nisan 2010 Cuma Saat 13:52
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Öcalan, “AKP’nin sunduğu anayasa paketinin desteklenmesi tek şarta bağlıdır. Tek bir şartla bu anayasa paketi desteklenmelidir, o şart da şudur:

Öcalan, “AKP’nin sunduğu anayasa paketinin desteklenmesi tek şarta bağlıdır. Tek bir şartla bu anayasa paketi desteklenmelidir, o şart da şudur: Demokrasi ve İnsan Hakları Şartı. En önemli ve en genel başlık demokratik anayasadır” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere göre görüşmede son siyasi gelişmeleri değerlendiren Öcalan, Kürtlere ilişkin “Bundan sonra hiçbir güce ihtiyaç duymadan kendi öz savunmalarını geliştireceklerini söylüyorlar. Öz savunma başta olmak üzere siyasi, sosyal, kültürel her alanda örgütlenmelerine ağırlık verecekler. Örgütlü oldukları her tarafta Suriye, İran, Irak, Türkiye, Avrupa, her yerde öz savunma örgütlenmelerini de içeren siyasal, sosyal, kültürel her türlü örgütlenmelerine ağırlık verecekler, bunu anlıyorum. Yani eskisi gibi tek başına siyasi diyalog arayışıyla yetinmeyecekler, kendi toplumsal örgütlülüklerini geliştirecekler, ağ gibi, böyle örecekler” değerlendirmelerini yaptı.

Öcalan, “Siyasi diyalog yoluna da açıktır ancak esas olarak kendi sistemlerini inşa edeceklerini, oluşturacaklarını söylüyorlar. Kendi demokrasimizi kendi özgücümüzü yaygınlaştıracağız diyorlar. Bu da her yerde yaygın örgütlülük anlamına geliyor. Bu şekilde toplumun her kesiminde örgütlenmeleri durumunda BDP’ye de fazla ihtiyaç kalmayacak” dedi. Öcalan, şöyle devam etti:

 

ÇATIŞMA BİZİM TERCİHİMİZ OLMAYACAK

“Kürt sorunun çözümü konusunda siyasi diyalog yolu açılırsa buna cevap verilir, veririz. Bu diyalog sürecinin başlatılması demek çatışma riskininin, olasılığının önüne geçmek demektir. Aksi taktirde hiç istemediğimiz, tasvip etmediğimiz, önceliğimiz olmadığı halde çatışma ortamı gelişecektir. Ancak üstüne basa basa söylüyorum. Gelişecek bu çatışma ortamı bizim tercihimiz değildir, olmayacaktır. Siyasi diyalog ve müzakere süreci başlatılırsa bu çatışma riski ortadan kalkar. Aksi taktirde bizim istemediğimiz halde bir çatışma ortamı oluşur. Yine söylüyorum, bu bizim tercihimiz olmayacak, sorunun çözümü için geliştirilecek, geliştirilmesi gereken diyalog süreci önemlidir. Bu şekilde süreç geliştirilebilir, sorunun çözümü bu tartışmalarla rayına oturabilir. Yine bu konuda iyiniyet adımları atılabilir. Bu süreçte bazı iyiniyet adımları atılabilir, yasal düzenlemeler yapılabilir, bazı belediye başkanları bırakılabilir. Aksi taktirde gelişecek olan çatışma ortamı geçmiş dönemlerdekinden daha farklı olarak daha şiddetli bir şekilde gelişecektir.”

 

TERCİHİMİZ ÇÖZÜMDÜR

“Ancak bizim tercihimiz çatışma değil çözümdür, bunun için de siyasi diyalog ve müzakere sürecine ihtiyaç vardır. Biz gerek İmralı öncesi gerekse de İmralı süreci dahil toplam 17 yıldır sorunun çözümü konusunda çabalarımızı yürütüyoruz. Biliniyor ben 17 yıl önce bu konudaki stratejik tavrımı belirlemiştim. Bu bir stratejik tavırdı, karardı. Bu kararın, demokratik barışçıl yöntemlerin doğruluğuna olan inançtı. O günden bu güne kadar bu yönde, sorunun demokratik ve barışçıl yönde çözümü için çabalarımız ve emeklerimiz oldu. Son yedi yıldır da özelde AKP genelde devlet nezdinde diyalog ve çözüm konusunda çabalarımız ve girişimlerimiz oldu. Ancak AKP ile 7 yıl, ondan öncesi de on yıl toplam 17 yıldır bu çabalarımızı tek yönlü geliştirmeye çalışıyoruz. Bu konudaki ısrarımız ortada, biliniyor. O yüzden tekrar söylüyorum, sorunun çözümü konusunda siyasi diyalog ve müzakere süreci başlatılmalıdır ve sorunun muhataplarıyla bu süreç derinleştirilmelidir. Yoksa hiç istemediğimiz halde, arzu etmediğimiz halde orta şiddetli bir çatışma süreci yaşanacaktır. Bu da herkesin kaybı demektir, gelişecek olan bu çatışma süreci herkesin kaybına olacaktır. Bu dönemde olumlu gelişmeler de olabilir, olmayabilir de, gelişmeler olumsuz da olabilir. Yaz başına kadar, Mayıs sonu Haziran başına kadar tahminimce bazı şeyler netleşir.”

 

PAKETE DESTEK ŞARTA BAĞLANMALI

“Pratik-güncel meselelere ilişkin değerlendirme yapmak istediğim ikinci husus Anayasa tartışmalarına ilişkin olacak. AKP’nin sunduğu bu anayasa paketinin desteklenmesi tek şarta bağlıdır. Önceki haftalarda da bahsetmiştim bu şarttan. Tek bir şartla bu anayasa paketi desteklenmelidir, o şart da şudur: Demokrasi ve İnsan Hakları Şartı. Bu şartın içinde öncelikli ve en önemli olarak yer alan husus Demokratik Anayasa’dır. Türkiye’de demokratik bir anayasanın varlığı zorunludur. Anayasa çalışmasıyla ne CHP ve MHP’nin temsil ettiği statükocu-direnç konumuna ne de AKP’nin olası oyunlarına gelinmemelidir. Bunlardan farklı olarak kendisine ait üçüncü tarz oluşturulmalıdır. Gerçek demokratik bir anayasanın anlam ve ruhuna uygun hareket edilmelidir. Demokratik bir anayasa olmadan demokratik bir toplum nasıl oluşturulabilir! Bu birincisi ve en önemlisidir; yeni ve demokratik bir anayasanın oluşturulması. Bunun yanında bir de çocukların durumu var. Terör yasası var, bu yasanın kaldırılması gerekiyor. Belediye başkanlarının, BDP kadrolarının tutuklanması var, KCK operasyonları kapsamında tutuklamalar var. Bütün bu tutuklananların serbest bırakılması gerekiyor. Yine yüzde onluk seçim barajının düşürülmesi, BDP’nin hazine yardımından faydalandırılması gibi konular da demokratik anayasa yanında ayrıntılı bir şekilde ele alınmalı, düzenlenmelidir. En önemli ve en genel başlık demokratik anayasadır, Bu hususlar da demokratik anayasa başlığı yanında ayrı ve ayrıntılı olarak ikinci bir başlık altında düzenlenmesi gereken hususlardır. Bu şart çerçevesinde AKP’nin bu konuda samimi bir adım atacağına kanaat getiriliyorsa, bu anayasa taslağı desteklenebilir. Bu konuda inisiyatif tamamen kendilerinindir. Bu konuda bunları düşünüyorum.”

 

KCK VE DTK TAMAMEN FARKLI ŞEYLERDİR

“Avrupa’da dernekler vardır, örgütlülükleri vardır ama bunların hepsi aynı sistem dahilindedir, dolayısıyla yapacağı kongreler de bu şekilde ele alınır. Bunlar konfederal örgütlenme içindedirler. Bunun adı rejim oluyor, yani bir nevi sistemdir, bu sistem içinde kendilerine yer buluyorlar. Her yerin bir örgütlenmesi vardır. Bu Avrupa Demokratik Topluluğudur. Buna Avrupa Demokratik Topluluklar Birliği de denilebilir. Bu şekilde tanımlanabilir. Bunlar Avrupa’daki yasal örgütlenmelerdir. Yasal zemine göre örgütlenirler ve oranın yasalarını dikkate alırlar. Her yerde bulundukları yerin yasallığına göre örgütlenme olmalıdır.

 

Türkiye’deki model ise Demokratik Toplumdur. Merkezi Diyarbakır’dadır. Oradaki hukukçu arkadaşlar da bu yasal zemin hakkında bilgi sahibidirler, bu konuları biliyorlardır, ona göre örgütlenirler. Yoksa bu KCK değildir. KCK tamamen ayrı bir şeydir. DTK bundan farklıdır. KCK kendi örgütlenmesini kendi yapar, kendi alanını kendisi yaratır. DTK ise ayrı, yasal zemine oturur. BDP de yasal zeminde siyaset yapar. BDP’nin alanı da yasal siyaset alanıdır ve Türkiye’nin genelinde örgütlenir. Sadece Kürdistan’da değil Batı’da her yerde örgütlenmesini yürütür ve Türkiye partisi olarak kendisini inşa etmeye çalışır. Bu perspektife uygun bir örgütlenmeye gider. DTK bölgede çalışma yürütebilir, hatta Türkiye ile birlikte İran, Irak, Suriye yani Ortadoğu’da çalışma yürütebilir. Bu vesileyle İran’daki, Irak’taki, Suriye’deki halkımıza selamlarımı gönderiyorum. Kendi demokratik birliklerini, örgütlülüklerini geliştirme yönünde çaba sarfetmelidirler. Bu yönlü çalışmalar yapabilirler, çalışmalarında başarılar diliyorum.”

 

IRAK’TA KONGRE YAPILSIN

“Irak’ta Demokratik Ulus Kongresi yapılması yönündeki önerimi yineliyorum. Bu Kongre’ye her taraftan, her kesimden katılım olmalıdır. Evet bu Demokratik Ulus Kongresi’dir. Konferans şeklinde değil de Kongre tarzında ele alınmalıdır. Bunun için daha önce belirttiğim beş teorik üç pratik araçla Kongre yapılabilir. Bu beş teorik üç pratik araç Kongre’nin aracı olmalıdır. Bu araçlarla Kongre’ye gidilmelidir. Bu şekliyle ele alınırsa Kongrelerinde bir düzeyi, başarıyı yakalarlar. Onun için öneriyorum bu araçları. Bu vesileyle tekrardan halkımızı selamlıyorum.”

 

TÜM KADINLARI SELAMLIYORUM

“BDP’nin yerel yönetimler Konferansı yapıldı sanırım. Kendilerine çalışmalarında başarılar diliyorum. Yine Kadın Konferansı yapılacakmış herhalde bugünlerde. Bu vesileyle kadınlar için şunu söylemek istiyorum. Kadınlar, kadın bilinci oldukça gelişti, bir düzeye geldi. Yine kadın özgürlük mücadelesinin başarıya ulaşacağına olan inancımı belirtiyorum. Kadın özgürlük mücadelesi başarıya ulaşacaktır. Kadın cinsi ekseninde yürüttüğümüz özgürlük mücadelemiz de kadın özgürlük mücadelesinden aldığı güçle başarıya ulaşacaktır. Buna inancım tamdır. Kadın özgürlük mücadelesi genel özgürlük mücadelesine güç verecektir. Bu vesileyle bütün kadınları selamlıyorum. İzmir’deki kadınlara da teşekkür ve selamlarımı iletiyorum. Avrupa’daki halkımıza, Roj Tv’ye, çalışanlarına, Türkiye’de Günlük gazetesi çalışanlarına selamlarımı iletiyorum.”

 

KOPANLARI MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUM

“Daha önce 21 Mart Newroz vesilesiyle bizden ayrılan, kopanlara bir çağrım olmuştu. Ben bu çağrımı buradan yineliyorum. Bizi eleştirebilirler. Bana dair de, düşüncelerime dair de eleştirileri olabilir. Bu şekilde eleştirisi olanlar olabilir. Bu hususlar tartışılabilir, doğaldır. Eleştiri yapabilirler. Kimilerinin çelişkileri olabilir, kimileri de bizzat dönmek için benden çağrı bekliyor olabilir. Ben bir kez daha bir şekilde bizimle bağını koparıp da aşırı bir şekilde bizimle çelişmemiş, uç çelişkiler yaşamayanlara, yerinde oturanlara tekrar çağrı yapıyorum. Doğru, kazanımcı bir tartışma sürecini kendi içlerinde yaşamalılar. Hareketimiz etrafında birleşmeyi ve güç katmayı esas almalıdırlar. Aksi taktirde bu sürecin bu gelişmelerin üstesinden tek başlarına gelemezler, ezilirler, bu sistem hepsini boğuntuya getirir. O yüzden tekrardan bir katılımı esas almalılar. En azından bu çabanın sahibi olmalıdırlar, diyorum. İran’da, Irak’ta, Suriye’de, Avrupa’da, Türkiye’de, her tarafta bu durumda olanları tekrar mücadelemiz etrafında birleşmeye çağırıyorum.”

 

PKK DAHA GÜÇLÜ KONUMA GELMİŞTİR

“Yunanistan’da kendini yakan bir genç varmış. Adı Şiyar Bozkurt. Benim durumum için kendini yakmış. Ama bu çok önceleri, daha önce olan bir şey. Ben yeni duydum, çok üzüldüm. Üniversite son sınıftaymış hatta o sene okulu bitirecekmiş. Tabi bu bu genç arkadaşı saygıyla anıyorum. Bu gencin, Şiyar Bozkurt’un anısı yaşatılmalıdır. Hayatı, anısı bir kitapla yaşatılmalıdır. Onun hayatını içeren, onu anlatan güzel bir kitap çalışması yapılabilir. Böylece anısı yaşatılabilir. Bunlar önemli değerlerimizdir, anlamları bilinmelidir. Yine Viyan adında bir arkadaş bedenini ateşe vermişti, Güney Kürdistan’lı bir arkadaş oluyor galiba. Benden üç ay haber alınamadığı zaman kendini yakıyor, bedenini ateşe veriyor. Viyan arkadaşı da bu vesileyle saygıyla anıyorum. Yine daha önceki haftalarda da belirttim, Malatya’da Evrim Alataş, Zeynep ve Müslüm’ü saygıyla anıyorum. Bu vesileyle hayatını kaybeden bütün yoldaşları saygıyla anıyorum. Vedat Türkali’nin açık mektubu varmış Başbakana. Türkiye’nin sorunlarının çözümüne ilişkin Vedat Türkali ve diğer aydınların katkısı önemlidir. Bu çalışmalara görüşleriyle, önerileriyle katılabilirler, destek sunabilirler. Değerlidirler, katkıları önemlidir. Bu vesileyle selamlarımı iletiyorum. Ayşe Hür’ün tespiti doğru bir tespittir. Çözüm yönünde adımlar atılmadığı için bu durum PKK’yi güçlendirdi. PKK her zamankinden daha güçlü bir konuma gelmiştir.”

 

DİPNOT DERGİSİNİ OLUMLU BULUYORUM

Öcalan, sözlerini şöyle tamamladı: “Andre Gunder Frank’ın Yeniden Doğu kitabını istemiştim. Dipnot dergisi bana ulaştı. Düzeyini olumlu buluyorum, İyi yazılar var. Daha önce Ermenilerle ilgili Üç Bin Yıllık Kavga adlı kitabı istemiştim. Cumhuriyet Yayınevinden çıkmış bildiğim kadarıyla. Çin’e ilişkin bir kitap almıştım. Rusya’ya ilişkin yeni bir kitap çıkmış. Yine bu aralar böyle biyografi kitapları olabilir. Son dönemlerde Osmanlı’daki padişahlara ilişkin işte o dönem saray çevresini anlatan kitaplar çıkmış. Türki şahsiyetlere ilişkin kitapları önceden vermiyorlardı ama şimdilerde bu tarz kitapları verebilirler. Yine İttihat Terakki ile ilgili bir kitap çıkmış. Bu arada 21 Mart ve 4 Nisan vesilesiyle mektup gönderenlere ve cezaevindeki yoldaşlara özel selamlarımı iletiyorum. Erzurum C.evinden Cahit İlboğa sık sık mektup gönderiyor. Bayağı iyi ve içerikli yazıyor, düzeyi oldukça iyi, çalışmalarını devam ettirmelidir, başarılar diliyorum, selamlarımı yolluyorum. Adana Karataş c.evinden Ayfer Ayçiçek ve dört arkadaşının mektubunu aldım, yoğunlaşmaları iyidir, yürüyüşlerine devam etsinler. Yürüyüşlerini zaferle taçlandıracaklarına inanıyorum. Rize-Kalkandere’den yine mektup aldım, selamlarımı iletiyorum. Diyarbakır c.evinde Nesimi Kalkan arkadaşın ekonomiye ilişkin yazısını aldım, oldukça iyiydi. Yine ağır bir hasta bir arkadaş Vasiyet gibi bir mektup kaleme almış. Kendisine şunları söyleyebilirim. Mücadelemizi başarıyla yürüteceğiz. Mücadelemiz başarıya ulaşacaktır. Bunu böyle bilmesini, bu konuda rahat olmasını istiyorum. Kendisine çok özel selamlarımı gönderiyorum. Suriye Kürdistan’ında Türkiye’deki Hüseyin Musto adlı bir arkadaşın mektubunu aldım. Onun şahsında tüm Suriye’deki halkımıza selamlarımı iletiyorum. Bolu cezaeviden mektup var selamlarımı iletiyorum. Yine başta Batman, Mardin, Siirt, Diyarbakır c.evleri olmak üzere bütün cezaevlerindeki yoldaşlara selamlarımı iletiyorum. Yine 4 Nisan ve 21 Mart vesilesiyle mektup gönderenlere selamlarımı iletiyorum. C.evlerinden oldukça düzeyli, gelişkin mektuplar alıyorum. Suat ve dört arkadaşı, oldukça gelişkin mektuplar yazıyorlar. Onların da bahsettiğim arkadaşların mektupları ve bu gibi mektuplar da dergilerde yer alabilir. Onların bu konulardaki düşüncelerini ifade imkanı verilebilir. Bu konularda oldukça yetkin değerlendirmeleri var. Kars-Göle ve Dersim halkımıza özel selamlarımı iletiyorum.”- ANF

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.