Avrupa Ülkelerinde Sığınmacı Politikaları
Makaleler / 28 Temmuz 2018 Cumartesi Saat 09:57
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Göç konusu yol açtığı etkilerden dolayı, dünyanın en önemli konularından biri olmaktadır.

Göç konusu yol açtığı etkilerden dolayı, dünyanın en önemli konularından biri olmaktadır. Göç konusu, nedenleri ve sonuçları itibariyle çok boyutlu olarak değerlendirilmesi gereken bir sosyal sorundur. Neden ve sonuçları yanında etkilediği toplumlar açısından da tartışılması gereklidir. Göç sadece göç edenleri değil, göç edilen yerde bulunan yerleşik toplumları da etkilemektedir. Aslında pek de gündemde olmayan, fakat diğerleri kadar önemli olan, kaynak ülkenin toplumlarının da göç sürecinden etkilendiği söz konusudur.  Modern zamanların mültecileri, elbette dönemin sorunlarından bağımsız ele alınamaz. Ulus devletlerin tektipleştirici siyasetleri ve modern diktatörlükler, bir taraftan göçleri sürekli kılarken diğer taraftan kitleselleştiriyor. Son dönemde yaşanan ve AB’yi fazlaca rahatsız eden göçlerin benzerleri Asya’da, Afrika’da sürekli yaşanıyordu. Ekonomik ve stratejik çıkarları gereği eski sömürgelerin ve zayıf ulus devletlerin desteklenen yönetimlerinin sebep olduğu siyasal ve toplumsal durumlar, yeni göç olgusunu doğuran etkenler arasında. Küresel kapitalizmin yeryüzünün kaynaklarını belli bir azınlığın kullanımına sunduğu tüketim toplumu, adaletsiz paylaşımı kalıcı ve yaygın hale getiriyor. Zengin-fakir ayrımı kadim zamanlardan beri hep olmuştur; fakat yeni olan, yoksunluk duygusunun küreselleşmesidir. Evinde musluğundan akan suyu bile olmayan insanlar, popüler kültürün ayartması ile yeni hayatların hayalini kuruyor. Bu durumu zihinsel hegemonyası için kullanan Batı, kitleler kapısına dayandığında ikiyüzlü tavır alıyor.

Batı Göçmenler için Ölüm Kapıları Açtı

Genel itibarıyla Batının politikaları göçmenlere kapıları açmak değil göçmenler üzerinde rant sağlama girişimidir. Bir yandan göçmenlere kapılarını açacağını söyleyen Avrupa ülkeleri bir yandan da göçmen yasasının hiçbir maddesini uygulamamakta tam tersine göçmenleri ölüme sürüklemektedir. Özellikle Akdeniz ve Libya açıklarındaki ölümlere baktığımızda resmen bir ölüm yolu oluşturulduğunu görmekteyiz. Sadece batı ülkeleri değil Başta Türkiye olmak üzere bir çok Ortadoğu ülkeleri de göçmenler üzerinden rant politikaları yürütülmektedir. Türkiye’de 225 bin 557'si geçici barınma merkezlerinde, 3 milyon 341 bin 573'ü de 81 ilde göçmenler yaşamakta. Kilis'te kayıtlı 130 bin 57 mülteci var ve bu sayı şehir nüfusunun yüzde 95’ine ulaştı. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı rapora göre, geçici koruma altında bulunan Suriyelilerin yoğun olduğu ilk 10 il arasında; İstanbul, Bursa, İzmir, Konya, Adana, Mersin, Hatay, Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa olduğu belirtilmektedir. Türk devletinin göçmen yasası yaşamsallaştırmaya yönelik bir yasa olmaktan çok uzakta çünkü Türk devleti başta Suriye’den gelen göçmenlere asimile politikaları uygulamaktadır. İlk olarak göçmenlere kimlik verilmesi, kendi eğitim kurumlarında anadilleri dışında başka bir dille okullarda okutularak asimile edilmekte.

Göçmenlik Sistemli Yürütülen Bir Politikadır

AKP/MHP iktidarı kendi çıkarları doğrultusunda gelen göçmenlere kimlik vererek seçimlerde oy oranını yükseltmeye yönelik politika uyguladı. Göçmenlerin hangi şartlarda yaşadığı hiçbir ülke tarafından önemsenmemektedir. Göçmenlerin bu kadar hayatını kaybetmesi ve göç ettiği ülkelerden Avrupa ülkelerine göç etmek istemelerinin en somut örneğidir. Kapitalist ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda yarattıkları göçmenlik politikası gün geçtikçe daha bir vahim almaktadır. Sadece verilere baktığımızda insan hayatlarının önemsenmediğini görmekteyiz. Aylan bebek ve binlerce Aylan bebekler Kapitalist ve şövenist ülkelerinin çıkarlarının kurbanı oldu. Verileri tam anlamıyla bütün gerçekleri yansıtmasa da verilen veriler doğrultusunda baktığımızda korkunç bir tablo ortaya çıkıyor. 2016 yılında Akdeniz ve Ege Denizi üzerinden canlarını tehlikeye atarak Avrupa'ya geçen göçmenlerin 4000 kadarı hayatlarını kaybetmiştir. Üstelik Avrupalı resmi görevliler mağdur durumda olan bu insanlara destek vermedikleri gibi, onları ölüme terk edecek yaklaşımlar sergilemişlerdir. Bu tür yaklaşımlar, bir başka yönüyle bakıldığında Avrupa'nın geldiği hatalı durumu gözler önüne sermektedir. Halen Macaristan ve Polonya'da iktidarda bulunan göçmen karşıtı olan partilerin söylem ve politikaları, diğer ülkelerde ılımlı olan politikacıları da göçmen karşıtı politikaları benimsemeye mecbur bırakmaktadır.

71 Milyon Göçmen Bulunmaktadır

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğini (BMMYK) 2017 yılı verilerine göre, dünya genelinde 71 milyondan fazla mülteci bulunuyor. Avrupa Birliği üyesi 16 ülkenin liderleri sığınmacı krizine çözüm için yaklaşık 10 saatlik görüşmenin ardından göç krizinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı. Buna göre gönüllü AB ülkeleri, gelen göçmenler için ülkelerinde merkezler açacak ve bu merkezler üye ülkelerce gönüllü olarak kurulacak. Mültecilerin büyük bir kısmı Avrupa’ya geçmek istese de, son yıllarda Avrupa ülkeleri sınırlarının kontrolünü daha da sertleştirerek, göçmen akımını yavaşlatmayı hedefliyor.

Avrupa'da en fazla sığınmacı kabul eden ülkeler

Almanya 2015’te başlattığı mülteci politikasıyla 1 milyon 410 binden fazla sığınmacıyı kabul ederek, AB ülkeleri arasında en fazla mülteci barındıran ülke. Almanya’yı 402 bin mülteciyle Fransa, İtalya (355 bin), İsveç (328 bin) , Avusturya (173 bin) ve Yunanistan (83 bin) takip ediyor. Türkiye’de Suriye’deki iç savaştan kaçan 3,5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaparak dünyada en çok mülteci kabul eden ülke konumunda. Türkiye’de Suriyelerin yanı sıra Irak, Afganistan, İran, Somali ve diğer ülkelerden gelen yaklaşık 290 bin göçmen bulunuyor.

Göçmen Kabul etmeyen Ülkeler

Göçmen kabul etmeyen ülkelerin başında Macaristan, Polonya,  Avusturya, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’dir. Bu ülkeler göçmenlere yardım ettikleri halde ülkelerine mülteci kabul etmeyen ülkelerdir. Bu ülkelerin mülteci kabul etmemesinin nedenlerin başında Siyasi karışıklıkların çıkmasından duyulan endişe, yaratacağı sosyal karışıklık ve ekonomik nedenlerden kaynaklı mülteci kabul etmemektedirler.

2016’da Hayatını Kaybeden sığınmacıların sayısı 5 Bin

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) tarafından açıklamada, Akdeniz'i teknelerle geçmek isterken 5 bin kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. 

2017 de Hayatlarını Kaybeden Sığınmacıların 4 Bin

Birleşmiş Milletler (BM) verdiği bilgilere göre Bu yıl dünya genelinde 4 bin 2 sığınmacı hayatını kaybetti. Üst üste dört yıldır hayatını kaybeden sığınmacıların sayısı 4 binin üzerinde olduğu açıklandı. BM’nin verilerine göre 2017’ de Akdeniz'i geçerek Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken 2 bin 556 sığınmacı hayatını kaybetti. BM, ABD-Meksika sınırında da ise 263 göçmen hayatını kaybetti. IOM verilerine göre, 2017 Ege Denizi'ni geçerek Yunanistan'a ulaşmaya çalışırken 45 sığınmacı hayatını kaybetti. Göç etmek zorunda kalan kişilerin çok azı Avrupa’ya ulaşabiliyor. Aşağıdaki rakamlar sadece tespit edilebilen kişilerin sayısını göstermektedir.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): ekonomi  goc  politika  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.