Kobanê, Şengal, Minbic ve Rakka’ya bakarak 2017’yi okumak
Okuyucudan / 17 Ocak 2017 Salı Saat 09:37
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
2016 yılı Kürt halkının demokrasi ve özgürlük mücadelesinde önemli kazanımları açığa çıkarmıştır. Kürt halkının yürütmüş olduğu mücadele kendini var etme mücadelesi olarak bölge halklarına da umut olmakta ve mücadelemizin meşruiyetini tüm dünyaya göstermektedir. Bölgenin en etkin gücü olan PKK’yi göz ardı ederek herhangi bir çözüme gidilemeyeceğini hegemonik güçler de görmektedir

Ortadoğu’da yürütülen savaşta PKK her zaman en aktif güç olarak Kobanê, Şengal, Minbic ve en son Rakka’da yürütmüş olduğu mücadelesindeki özgürlükçü irade ve kararlılığı görülmektedir.  Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigması ile bölge halklarını da kapsarken demokratik ulus modeli ile de Rojava şahsında bunu somutlaştırmaktadır. Aynı zamanda yaratılan kazanımları ulusal Kongre ile tamamlamak istemektedir.  Öte yandan Kürt halkının statü kazanmasında Musul ve Rakka operasyonları ile Rojava’daki tecrübe belirleyici olacaktır.

Kürt halkının bu kazanımlarında önemli bir süreç yaşanırken bunu boşa çıkarmak amacıyla karşıt güçler geniş anlamda bir konsepte ulaşmak için yine arayış içerisindedirler. Bu konuda bölgedeki ulus devletler arasındaki dengelerin yanı sıra Rus ile ABD arasındaki çelişkiler de önemli olmaktadır. Yanı sıra hegemonik güçler de yeniden kendilerini yapılandırma ve yeni güç oluşturma arayışlarını geliştiriyor. Yani Ortadoğu’da yürütülen savaşta salt Ortadoğu şekillenmiyor, hegemonik güçler arası dengeler de yeniden şekilleniyor.  

ABD bu süreci kontrol etme ve bölge dengelerini kendine göre belirleme konusunda politika oluşturmada zorlanmaktadır.  Bununla birlikte ABD’deki seçimlerin yarattığı boşluğu ve esnemeyi Ruslar fırsata çevirdi. Özellikle Rus-Türk işbirliği çerçevesinde önemli ittifaklara gidildi. Türkiye’nin geri cephesi konumuna geçen Rusya, Türkiye’yi kollama fakat esasında kendi eksenine çekme politikasında mesafe almaktadır. NATO gücü ve ABD müttefiki olarak AB’ye alınmaması, AKP iktidarını adeta intikama sürükledi; beni seçmezsen, ben de Avrasya’yı, Şanghay beşlisini seçerim dercesine Ruslarla ilişkilerini derinleştirdi.  Rusya da kendi açısından Türkiye’yi ABD eksenli siyasetten koparıp, Şanghay beşlisine çekmeye ve Türkiye’nin jeopolitik avantajını kullanmaya çalışmaktadır. Bu yüzden Rusya Türkiye ile yaşanan uçak krizini bir tarafa bırakıp yalnızlaşan Türkiye’nin yanında yer aldı ya da öyle göründü.  Rus- Türk ilişkileri aslında Türkiye’yi kurtarmadan ziyade bölge savaşını daha da derinleştiren bir niteliğe sahiptir. Esasında Ruslar bölgedeki önemli bir aktör olarak ya Türkiye’yi karşısına alacaktı ya da yanına çekecekti. Rusya’nın güçlü bir Türkiye istemediği zaten biliniyor. Zaten son olarak yaşanan ve Rus büyükelçisinin bir Türk polisince öldürülmesi ile birlikte Türkiye iyiden iyiye Rusya’ya bağımlı hale gelmektedir. Türkiye’nin bu hamlede tek şartı Rojava’daki kazanımların önüne geçmek ve Kürtlerin statü arayışlarını engellemektir.

Özcesi Arap baharı denilerek bölgede gelişen kaos ile birlikte Arap yapılanmaları parçalanırken, bölgede oluşan kaosta Kürtler halklar baharını oluşturmaktadır. Önderliğimizin Kürt halkına ve bölge halklarına sunmuş olduğu paradigması ile özgürlük arayışını dış güçlere dayanmadan kendi özgünlüğü içerisinde yapılandırması hegemonik güçleri rahatsız etmektedir. Bu güçlerce yaratılmak istenen aslında bağımlı Kürt kişiliğidir. Hegemonik güçler PKK’yi kontrol edemediğinden kaynaklı karşıt güçlerle uzlaşmayı seçti. Bu temelde Rus-Türk ilişkileri gelişmektedir. Suriye’de toprak bütünlüğü denilerek ortaklaşılırken siyasallaşan Kürt hareketinin önüne geçmek için geniş konsept oluşturuldu. Mevcut durumda “Fırat kalkanı” operasyonunun gelişmesinde Ruslar destekleyici olmaktadır.   

Bu süreçte Kürtlerin statü kazanmasında Ulusal Kongrenin önemi öne çıkmaktadır. Kürt örgütlü yapıları içerisinde de ulusal Kongrenin önemi tartışılırken, KDP dışında tüm güçler belli noktalarda uzlaşmış görünmektedir. Kürtlerin statü arayışına girdiği dönemde Türkiye, Rusya ve İran gibi güçlerin diplomasi trafiğindeki yoğunlaşması tesadüf olmamaktadır. Kürt iradesinin önüne geçmek üzerinden Güney’de PKK’nin konumu tartışmaya açıldı. “Gerekirse PKK’ye karşı askeri güç kullanırız” diyen KDP, bu yönlü perde gerisindeki komplocu yaklaşımlarını derinleştirmektedir. KDP Başurê Kürdistan’da tek kalmamak için diğer bölge güçleri ile yoğun diyaloglar geliştirmektedir.  

Bakurê Kürdistan’da ise HDP’nin siyasal yapısı dağıtılarak, Kürt halkının kazanımları illegalize edilmeye çalışılmakta ve siyasal gücü ortadan kaldırılmak hedeflenmektedir. Rojava kazanımları aynı şekilde saldırılara hedef olurken, Başurê Kürdistan’da da bölge gücü olarak PKK’nin konumlanmaması için uluslararası güçlerin ittifakı gelişmektedir.

Sonuç olarak, 2017 yılı bizler açısından kazanımları koruma, büyütme ve zafere taşıma yılı olması itibarıyla kritik olmaktadır. Bu bakımdan ABD, NATO gücü olan Türkiye’yi yanında tutmak üzerinden yeniden PKK pazarlığı geliştirmek isteyebilir. Ancak bölge gücü olarak bu süreçte en stratejik güç konumunda olmaktayız. Dengelerin değişmesinde PKK belirleyici güç olmaktadır. PKK ile geliştirilecek ittifak yeni güçlerin konumlanmasını da açığa çıkaracaktır.  

Zin Maraş

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Kobane  Sengal  Minbic  ve  Rakka  ya  bakarak  2017  yi  okumak  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.