Demokratik ulus ve komünalizm
Okuyucudan / 11 Ocak 2017 Çarşamba Saat 08:42
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Modern” sanayinin gelişimi vahşi kapitalizmin ve katı ulus devletlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu yüzyıllarda demokrasi her ne kadar çok tartışıldıysa da, her ülke ve yönetim kendisini demokratik olarak gösterdiyse de, gerçek anlamda demokrasi ya olmamış ya da çok dar ulusal sınırların içine hapsedilmiş, vahşi kapitalizmin kullandığı bir siyasi argüman olmanın ötesine geçememiştir

Sanayinin gelişimi aynı zamanda nicel olarak işçi sınıfını ve sınıf mücadelesini de bir ölçüde geliştirmiş, kapitalizme alternatif olmuştur. Avrupa merkezli gelişen kapitalizm hem dünya savaşlarına yol açmış hem de katı ulus devlet sistemleriyle kendilerine bağımlı modern koloniler kurmuşlardır.

Ortadoğu, Afrika ve Latin Amerika ve bazı Asya ülkelerinde kurulan birçok yarı bağımlı ya da yarı sömürge ülkeler olarak tarif edilen vahşi kapitalizmle yönetilen ve çarpık kapitalist bir yapıya sahip olan ve Türkiye'nin de bu ülkelere dahil olduğu ülkeler katı ulus devletler olup kendi halkına kan kusturmuşlardır ve bu sistemler hala en vahşi bir şekilde devam ediyor.

2. dünya savaşı olarak anılan paylaşım savaşı sonrası Avrupa'da bazı demokratik adımlar atılmış, kimi toplumsal haklar kabul edilmiş ve bu ülkeler her ne kadar kendi içlerinde belli bir demokratikleşmeyi yakaladılarsa da, dış dünyaya karşı anti demokratik ve saldırgan olmaya devam etmişlerdir. Avrupa'da gelişen işçi köylü ve halk ayaklanmaları ve yanı başında gerçekleşen Sovyet devrimi Avrupa'yı kimi konularda demokratik olmak zorunda bırakmıştır. İşçi sınıfının nicel ve nitel gelişimi ve toplumsal mücadelelerin gelişimi Avrupa burjuvazisini kendi içinde demokratik hareket etmeye zorlamıştır. 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa ulus devletleri artık bir birleriyle savaşmayı bir kenara bırakıp kendi aralarında emperyalist amaçlı bir birliktelik olan ve onun askeri kanadı olan NATO'yu kurup dünyanın her tarafında vurucu bir güç olarak kullandılar. Sovyetlerin askeri ve siyasi olarak gelişip süper bir güç olarak Avrupa ve kapitalizme alternatif olabilecek duruma gelmesi AB'nin ortaya çıkmasına yol açtı. AB'nin en azından kendi içinde bazı demokratik adımlar atmaması işçi sınıfı ve köylülüğü, halkı farklı bir alternatif sistem arayışına koyabilir ve kapitalizm tehlikeye girebilirdi…

Demokratik ulus paradigması sınıflı sisteme ve onun kurduğu sömürü ağına karşıdır. Katı ulus devletler son 300 yıldır dünyayı büyük savaş ve yıkımlarla karşı karşıya getirdi. Katı ulus-devletçi sistemlerin başka uluslara ve ezilenlere karşı hoş görüsü ve merhameti olmaz. Yapılan araştırmalara göre dünyada yapılan maddi üretimin 10 milyar insana yetebileceği düşünülürken, 6 milyar insanın yarısına yakınının yoksulluk yaşaması işte adı geçen bu katı ulus zihniyetinin dünya üzerinde kurduğu sömürü sisteminde kaynaklanıyor. Sovyet devrimi de bir süre sonra katı ulus sisteminin farkı bir türü olmuş, demokratik ulus olmayı başaramamış, sosyalizm bir çeşit devlet kapitalizmine dönüştü.

En gelişmiş Avrupa ülkelerinde bile bazı siyasi grupların devreye girmesiyle zaman zaman dış dünyaya karşı hiçte hoş olmayan tutumlar gelişebilmektedir. Katı ulus devletlerin bireyleri çoğu kez aşırı bireysel yaşarlar, kendilerini ilgilendirmiyorsa dış dünyanın sorunlarına kulaklarını tıkarlar, duymazlar. Demokratik ulusun bireyleri her konuda hem içeriye hem de dışa karşı duyarlıdır, özünde bu ruh vardır.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın geliştirmiş olduğu demokratik ulus paradigmasının yaşamsallaşması olmazsa olmazdır. Halkların ulusların kardeşçe bir arada kendi kimlikleriyle bir birlerine saygı temelinde kardeşçe yaşayacakları sistem olan komünalizm ancak demokratik ulus koşullarında yaşamsal hale gelebilir.

Demokratik ulus olunmadan kardeşlik gelişmez ve dolayısıyla komünalizm bir dünya sistemine dönüşmez. Çarpık kapitalizmin hakim olduğu Türkiye ve benzeri ülkelerde katı ulusçuluk faşizme yol açmış yaşamı cehenneme çevirmiştir. Türkiye'nin içine girdiği çıkmaz, başına bela edilen bu katı ulus devlet sisteminden dolayıdır. Bir bütün Ortadoğu bu ateş çemberi içinde son yüz yıldır yanıyor. Bu ateş çemberinde çıkışın tek yolu demokratik ulus paradigmasıdır. Sınırların ortadan kalkması, halkın ekonomisinin inşa edilmesi ulusların bir birlerine saygılı olması ve kardeşçe yaşamaları, saygı ve hoşgörüyü ilke edinmeleri gerekmektedir. Kürtler demokratik ulus paradigmasını inşa etme iddiasındalar ve böyle bir çabaları da var.

Kürtler eğer bu paradigmayı geliştirmede başarı iddiaları yüksek görünüyor. Kürtlerin bunu yapabilme güç ve imkanları var. Çünkü Kürtler bu paradigmanın bir yaşam tarzına dönüşeceğine ve yaşamsal hale geleceğine inanıyorlar. Yaşam ve insanlık var oldukça en adaletli ve en demokratik sistem olan komünalizm bir dünya sistemine dönüşecektir. Son 300 yıldır hayatı cehenneme çevirdiler, çok gerilere gitmeye gerek yok...

Çözüm, demokratik ulus ve komünalizmdir...

Kemal Söbe

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Demokratik  ulus  ve  komunalizm  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.