3 kadın devrimcinin tek katil zanlısı Güney’i kim susturdu?
Kadın / 22 Aralık 2016 Perşembe Saat 14:23
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Fıransa’nın başkenti Paris’te katledilen 3 kadın devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katil zanlısı Ömer Güney, ardında çok sayıda şüphe bırakarak öldü-yada öldüğü açıklandı. Kimse bunun ‘doğal ölüm’ olduğuna inanmıyor; soruşturmanın seyri Güney’in ‘ortadan kaldırıldığı’ şüphesini ortaya çıkarıyor

Aileler, “Türk devleti, Türk MİT’i ve Türk hükümeti yargılanacaktı, mahkûm olacaktı. İşte engellenmek istenen ve engellenen bu durumdur” derken KCDK-E ise dosyanın kapatılmak istendiğini belirterek konuya ilişkin duyarlılık ve mücadele çağrısı yapmıştı.

Paris’te 9 Ocak 2013’te PKK’nin kurucu üyesi Sakine Cansız, KNK Paris temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi Üyesi Leyla Şaylemez’i katletmekle suçlanan ve önümüzdeki 23 Ocak’ta yargılanması beklenen Ömer Güney’in öldüğü savcılık tarafından aile avukatlarına bildirildi.

Ocak ayında başlaması beklenen Paris Katliamı davasını söz konusu durumun nasıl etkileyeceği merak konusu. Dava dosyasında zanlı Güney dışında suçlanan bir birey söz konusu değildi. Bu durumda ortada yargılanacak kişi olmadığında, Fransız hukuku gereği bir mahkemenin olup olmayacağı ise meçhul. Konuya dair önümüzdeki günlerde avukatların ilgili savcılıkla görüşmeleri sonucu bir açıklama yapması bekleniyor.

Ölmesi Mi Bekleniyordu?

Fransız yargısı özellikle terör kapsamında açtığı soruşturmayı 2015 Mayıs ayında sonlandırmış ve dosyayı mahkemeye sevk etmişti. 2015 Mayıs’ında dosya hakimi Duye, soruşturmayı sonlandırdığını ailelerle yaptığı görüşmede duyurmuş ve şu ifadeleri kullanmıştı: “Zanlı hasta ve davanın bir an önce görülmesi kaygısıyla da dosyayı daha fazla uzatmak istemiyorum.”

Peki baştan itibaren beyninde tümör olduğu belirtilen zanlının sağlık durumuna dair bilgi varken ve dosya hakimi bu kaygıyı taşırken, mahkeme tarihi neden bir buçuk yıl sonraya ertelendi? Ölmesi mi bekleniyordu?

2016 yılının başında aile avukatlarına mahkemenin 5 Aralık 2016 tarihinde yapılacağı tebliğ edilmişti. 18 Mayıs tarihinde katil zanlısı Ömer Güney, Özgürlükler Mahkemesi’ne başvurarak sağlık sorunlarından kaynaklı cezaevinde değil dışarıda tedavisini sürdürmek istediğini ifade etmişti. Söz konusu talep 2 Haziran günü yapılan mahkeme sonucunda reddedilmişti. Mahkeme, ret kararını doktorların vermiş olduğu “cezaevinde tedavi olabilir” raporuna dayanarak vermişti. Ardından Güney’in yeniden bir sağlık taramasından geçirilmesi kararı alınmıştı. Bu aşamadan sonra 9 Temmuz’da aile avukatlarına tekrar mahkeme tarihinin erteleneceği yazılı olarak ilgili savcılık tarafından duyuruldu.

Kısa bir süre sonra ise -Ağustos ayında- mahkeme tarihi 23 Ocak-23 Şubat 2017 tarihine ertelendi. İlgili mahkemenin kararıyla istenen sağlık raporu ise 5 Aralık tarihinde çıktı. Söz konusu raporda katil zanlısının sağlık durumunun kötüye gittiği belirtildi. 16 Aralık tarihinde katil zanlısı Güney’in sağlık durumunun ciddileştiği ve Pitié-Salpétrière Hastanesi’nde tedavi altına alındığı, bu gerekçeyle avukatının tahliye talebinde bulunduğu öğrenildi. Cumartesi günü ilgili savcılık, katil zanlısı Güney’in hastanede gece yarısı yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Soruşturma dosyasında katliamda yargılanan tek kişi, katil zanlısı Güney’di. Bu durumda mahkemenin yapılıp yapılmayacağı ise artık bir muamma. İlgili avukatların, savcılık ve yetkili kurumlarla görüşmelerini Pazartesi’den itibaren sürdüreceği belirtiliyor. Soruşturma dosyasının mahkeme sevk belgesinde hakim, “Prosedürdeki çok sayıda unsur, cinayetlerin kışkırtılması ve hazırlığına MİT’in karıştığı şüphesine yol açıyor” ifadesine yer veriyordu. 

Fransa Bir İlke Daha İmza Atmış Oldu

Sonlanan soruşturma sürecinde MİT’e işaret edilmesi, Fransa tarihinde bir ilk olarak değerlendirilmişti. Ama o ilk, yargı önüne gelmeden, dosyada yargılanacak olan katil zanlısının öldüğü açıklanıyor. Şu ana kadar Fransa’da çeşitli ülkelerin gizli servislerinin örgütlediği 25 farklı politik cinayet işlendi. Bunların hiçbirinde Fransa, söz konusu ilgili servisleri açık bir dille işaret etmediği gibi bazı dosyalarda tutukladığı katil zanlılarını ilgili ülkelere teslim etmiş bulunuyor. İlk kez Fransız adli makamlarının yabancı bir devletin bir siyasi cinayete karışma olasılığına ilişkin bu kadar açık bir dil kullanması bir ilk olarak değerlendirilirken dosyada yargılanan katil zanlısının mahkemeye bir ay kala ölmesiyle Fransa, başka bir ilke daha imza atmış oldu.

Avukatlar: Dehşet Duyuyoruz

Paris Katliamı’nın katil zanlısı Ömer Güney’in öldüğü haberini alan Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in aile avukatları Sylvie Boitel, Antoine Comte, Virginie Dusen, Jan Fermon ve Jean-Louis Malterre, kısa bir açıklama yaptı. “Kurbanların aileleri tüm öfkelerine rağmen adalete inançlarıyla neredeyse dört yıl bekledi” denilen açıklamada, “Mağdurların avukatları olarak Fransa’nın bir kez daha toprakları üzerinde yabancı istihbarat servisleri tarafından işlenmiş siyasi nitelikli bir suçu yargılayamamasından kaynaklı dehşet duyuyoruz” ifadelerine yer verildi.

Aileler: Defalarca Kez Uyardık!

Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in aileleri tarafından yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Sürekli olarak, ‘Katliamın arkasındaki güçleri ortaya çıkarın, açıklayın’ dedik. Bugüne kadar ‘adalet ve aydınlık’ talebini en demokratik biçimde haykıran Kürt halkı ve aileler olarak Fransız yargısını sayısız kez bu konuda göreve çağırdık. Siyasi ve ekonomik çıkarlar gereği bu katliamın arkasındaki güçlerin karartılmaması için her fırsatta yetkili siyasi kurumlara gerekli uyarılarda bulunduk. ‘Katil zanlısını ortadan kaldırabilirler’ şeklinde de sayısız kez uyarılarda bulunduk. Bu uyarılarımızı her fırsatta yineledik. Ne yazık ki sonunda haklı çıktık. Öyle görünüyor ki bu senaryo çoktan yazıldı ve uygulandı. Eğer duruşmalar yapılsaydı o duruşmada yalnız Ömer Güney değil, aynı zamanda Türk devleti, Türk MİT’i ve Türk hükümeti yargılanacaktı, mahkûm olacaktı. İşte engellenmek istenen ve engellenen bu durumdur. Ömer Güney bir piyondu ve o piyon ortadan kaldırılarak Türk devleti korumaya alındı. Bu durumun ortaya çıkmasından Fransa makamları sorumludur.”

Ailelerin açıklaması şu cümlelerle sona erdi: “Biz aileler olarak bu dosyanın ve bu davanın takipçisi olacağız. Fail yalnız bir kişi değildir. Diğer faillerin ortaya çıkarılarak yargılanması gerekir. Bir sanık ortadan kaldırıldı, öldü diye bu dosya kapanamaz ve Türk devleti yargılanmaktan kurtulamaz.”

KCDK-E: Kapatılmaya Çalışılıyor

Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E) de konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Güney’in ölümü sonucunun ortaya çıkmasından Fransa hükümetinin sorumlu olduğunu belirten KCDK-E, şunları vurguladı: “Türk devletinin istihbarat örgütü MİT, Paris’in ortasında üç Kürt kadın siyasetçiyi katletmiş, Fransa hükümeti bu konuda Türk devletine bir nota dahi vermemiştir. Şimdi de dosya kapatılmak isteniyor. Bütün deliller faillerin MİT mensubu olduklarını ortaya koymaktadır. Buna rağmen bir politik cinayet yargılanmadan kapatılmaya çalışılıyor. Bu, Fransa devleti için katilleri koruma ve Kürt halkının adalet beklentisini yok saymadır. Bu durum Fransız devletinin AKP ve Erdoğan faşist rejimi ile içine girdiği karanlık ilişkilerin bir sonucu ve göstergesidir. Bu katliamın üstünü örtmeye çalışanlar, tam da Kürtlere karşı yoğun saldırı ve katliamların yaşandığı bir süreçte bu kararı almıştır.”

KCDK-E açıklamasının sonunda hukuksuzluğu kabul etmediklerini belirtti ve “Biz halk ve Kürt kurumları olarak bu olayın takipçisi olacağız ve katillerin yargılanması için sürekli çaba içinde olacağız. Bu temelde tüm halkımızı bulunduğu her yerde Paris katliamının aydınlatılması için demokratik tepkisini göstermeye ve mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz” diye kaydetti.

Davaya Ne Olacak?

Paris Katliamı Davası’nın tek sanığı Ömer Güney’in ölümü akıllara, “Peki bundan sonra dava ne olacak?” sorusunu getiriyor. Sorunun henüz net bir yanıtı olmamakla birlikte, Paris Adliye Sarayı’nda 23 Ocak-23 Şubat 2017 tarihlerinde görülecek duruşmaya kaynaklık etmesi beklenen ve uzun süre önce sonuçlandırılan soruşturmanın dosyası, katliamdaki MİT parmağına dair net vurgular içeriyordu. Fakat dosya ve iddianamede Türk makamlarının soruşturmaya hukuki destekte bulunmayı reddettikleri, dolayısıyla bu iddiaların soruşturulmasının önünün kesildiği de belirtiliyordu. Aynı iddialar, gazetemiz ile Der Spiegel ve Canal+ gibi uluslararası basın kurumlarında da belgeleriyle birlikte haberlere konu olmuştu.

Şimdi iki ihtimal var: Fransız yargısının Güney’in ölümüyle birlikte dosyayı sürüncemede bırakması ve kapatmaya çalışması ya da Türk devleti parmağının cesaretle ortaya çıkarılması...

İsmail Hakkı Musa’nın ‘Görevi’ Ne?

Paris Katliamı’nın MİT yönlendirmesiyle gerçekleştirildiği, hem ortaya çıkan ve dava dosyasında yer alan belgeler hem Fransız yargı mercilerinin değerlendirmeleri hem de Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın itiraf gibi açıklamalarıyla artık herkesin mâlumu.

Türkiye’nin şimdiki Paris Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa’nın kimliği ise Güney’in şüpheli ölümü ve bu ölüme uzanan “operasyonun” ardında da MİT’in olduğu şüphesini güçlendiriyor. İsmail Hakkı Musa, Paris Katliamı’nı da kapsayan 2012-2015 yılları arasında MİT Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Hatta Hakan Fidan’ın seçimlerde aday olmak için müsteşarlıktan istifa ettiği 10 Şubat 2015 tarihinde vekaleten MİT Müsteşarlığı görevini bile yürüttü. 11 Kasım 2016 tarihinde ise Türkiye Cumhuriyeti’nin Paris Büyükelçisi olarak görevlendirildi.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): 3  kadin  devrimcinin  tek  katil  zanlisi  Guney  i  kim  susturdu  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.