Bu ‘tekçi zihniyet’ gidişatına dur demek neden zor olsun ki?
Okuyucudan / 24 Kasım 2016 Perşembe Saat 02:07
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İnsana, doğaya, tabiata düşmanlık güderek salt "parasal" ve "narsist" bir anlayışla her ne kadar Türkiye yönetiliyor. Aslında Erdoğan, kendi yarınını nasıl bir hezimete uğrayacağını çok iyi bildiği için "Memleketi" kaotik bir durumun içerisinde yöneterek böylece "tüm yaptıklarına" karşı hiç kimse sesini çıkartmasını istememesi ve tüm muhalif sesleri kapatmak istemesi doğal anlaşılabilir! Ki bu Erdoğan’ın cephesinden bakınca böyledir

Tekçi zihniyete karşı dur demenin yegane hali birlik olma halidir. Bugün, AKP'nin Saray'ın KHK’lerle sivil darbe ile işgal altında tutulan TBMM için 20 Eylül 2015 tarihinde Erdoğan hatırlanacağı üzere şu açıklamayı yapmıştı: "Meclis'e  550 tane yerli ve milli milletvekili istiyorum" demiş olması, bugün kendisine muhalif olan tüm kesimlere karşı daha fazla diktatöryal kesilmesini sağlamak amacıyla dediği ortaya çıkmıştır.

İnsana, doğaya, tabiata düşmanlık güderek salt "parasal" ve "narsist" bir anlayışla her ne kadar Türkiye yönetiliyor. Aslında Erdoğan, kendi yarınını nasıl bir hezimete uğrayacağını çok iyi bildiği için "Memleketi" kaotik bir durumun içerisinde yöneterek böylece "tüm yaptıklarına" karşı hiç kimse sesini çıkartmasını istememesi ve tüm muhalif sesleri kapatmak istemesi doğal anlaşılabilir! Ki bu Erdoğan’ın cephesinden bakınca böyledir.

Kuşkusuz “dur demek” pek o kadar zor olmadığı gibi yarınlarda hiç tahmin edilmeyenler tarafından bir gür sesle karşı duruş sergileyerek ortaya çıkanlar karşısında herkes “Bu kadar mı çok kolaydı” diye kendi kendine yakınmaya başlayacak.

Geçen zaman diliminde korku, ürkeklik, sessizlik bir süre sonra yerini inanılmaz kaos ortamına yerini bırakacağını tahmin etmek zor olmasa gerek yada bunu tayin etmek için kahin olmaya gerek yok.

Tarihte Baskı ve Zulmün Ardından Neler Yaşanmışsa Akıbet Pek Değişmeyecek

Savaşta rant kazananlar  “yangından mal kaçıranlar” ve sülalelerini servet sahibi yapanlara karşı bugüne dek sessizliklerini hiç bozmayanlar yarın halk ayaklandığında deyim yerindeyse kaçacak delik arayacak.

AKP 2002 yılında değil de 1992 yılında iktidara getirtilmiş olsaydı, eminim durum bugün çok farklı olacaktı. Çünkü, Osmanlı döneminde kalan son "mirasa" sahip çıkma görevi AKP'ye verildi ve bugün yaptıkları icraatları memleketi ne hale getirdiğine hacet istemiyor.

Türkiye halklarının öncelikli birincil temel istemi,  süren savaşın ivedilikle son bulması ve barışın sağlanmasıdır. Evet ama dikkat edilirse artık kimse kolay kolay bunu dile getirmiyor yada dile getiremiyor. Bilhassa AKP-Erdoğan ve yandaşlarının savaştan ne kadar nemalandıkları ortadayken artık bu cenahtan ‘Barış’ nidası duymak zor ve AKP-Erdoğan rejiminin yıllardır oyaladığı kitlelerin bu cenaha duydukları ‘Barış güveni’ tamamen kırılmış durumdadır.

Okuyan-aydın kesime tahammül edilmiyor ama okumayanlara göz yumularak sadece "nutuk atanlara" yalan-dolan "mülakatlara" itibar edilme algısı oluşturmaya çalışıyorlar ve bunu da maalesef başarıyorlar. Barışı isteyenler hapis-tecrit, savaş-kaos isteyenler iktidarda.

Mezopotamya, Ortadoğu coğrafyası egemen güçlerin ganimet paylaşma sahası olmaktan kurtarılamıyor. Ortadoğu’nun değişmeyen makus tarih cenderesinde asırlardır helak edilen halkları, yakıp yıkılarak talan edilen coğrafyası, yer altı kaynakları üzerinde yapılan ganimet paylaşımları  ile memleketleri savaş alanına dönüştüren egemen güçlere karşı, Ortadoğu Halkları Konfederalizmi hayat bulmadıkça bu topraklar paramparça edilmeye devam edecek.

Neden Ortadoğu ve Mezopotamya coğrafyaları hep savaş alanına dönüştürülmekten kurtulmamış bugüne kadar? Çünkü; egemen güçler olarak bilinen "G-8" ülkeleri gözlerini bu coğrafyanın topraklarında hiç ayırmamışlardır.  Son teknoloji ölüm makinelerinin ‘imha güçleri’nin denendiği coğrafyaların başında Mezopotamya ve Ortadoğu gelmektedir.

Neden Ortadoğu ve Mezopotamya toprakları egemen güçlerin ateş poligon sahasına dönüştürülmekten kurtulamamıştır?

Klasik bilinen bu gerçeklikle herhalde… Yer altı ve yer üstü kaynaklar olarak bilinen (baş belası haline gelmiş) kara elmas (petrol) yüzünden bugüne dek hiç gün yüzünü görmeden helak edildi/edilmeye de devam ediliyor, olmasındandır!

Sömürge devletin değişmeyen tarz uygulamaları:

•             Kürt Özgürlük Hareketi karşısında aciz konuma düştüğünde, bir süre Kürt sorununu çözüme götüreceği bir hava oluşturmak! Beklenti yaratmak!

•             Beklenti yaratılarak, Kürt halkının mücadele yürüyüşünde rehavet yaratmaya çalışmak!

•             Kürt halkı, tam haklarımı kazanıyorum derken, birden her şeyin "sil baştan" ele alınması ve ters yüz etmeyi ihmal etmeyen devlet mekanizması çarkları artık Kürdistan'da dişleri tümden kırılmıştır.

•             Elde edilen hakların ‘Gasp” yolu ile alınması.

Türkiye Cumhuriyeti devleti en son gelişmiş teknoloji silahlarla, tank, toplarıyla, savaş uçaklarıyla yüzbinlere varan askeri-polis birlikleriyle yine de aciz konumdan çıkamıyorsa bu devlet, Kürt Özgürlük Hareketi karşısında asla başarı sağlaması mümkün değildir.

Savaşta ısrar eden mevcut devlet yönetimi "büyük bir savaşın" içerisinde ve savaşın boyutunu daha da arttırmak niyetinde ancak unutmamak gerekiyor ki yapılan harcamaları kimin parasıyla yapıyorlar sorusunu kendisine sormayan bir halk aç kalmaya mahkumdur.

Dolayısıyla; genel anlamda "tekçi zihniyete" karşı bir bütünsellik içerisinde hareket edilmedikçe bu zorbalık hali bir süre daha nefes alabilecek. Ve haliyle "memleket için" kısacası bu gidişat herkes için hiçte iç açıcı değil!

Birlik olmanın, birlikte hareket etmenin elzem olduğu günlerden geçiyoruz.

Menaf Arslan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Bu  tekci  zihniyet  gidisatina  dur  demek  neden  zor  olsun  ki    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.