AÇLIK GREVİ VE ÖLÜM PAHASINA KÜRT HALKININ ÖNDERLİĞİNE BAĞLILIĞI
Okuyucudan / 08 Eylül 2016 Perşembe Saat 10:47
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’dan 5 Nisan 2015 tarihinden bugüne dek hiç bir haber alınamaması, yanı sıra-15 Temmuz 2016’da Türkiye'de yaşanan "askeri darbe girişimi" akşamında ve şu anda Yunanistan'a “iltica eden bir grup askerin" bizatihi yer aldıkları, İmralı Adası'nda müdahalede bulundukları haberleri ardından Kürtler arasında infial yarattı. Bu infial hali büyümeden ve her yere ateş sıçramadan Kürt Halk Önderi üzerinde uygulanan tecrit sona erdirilmelidir aksi taktirde

Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın İmralı adasında ağır tecrit koşulları altında tutulması ve haber alınamamasından kaynaklanan “endişeler” doğrusu insanı kaygılı olmaya itiyor. Çünkü çok iyi biliniyor ki: birbirinden ayırt edilemez olan, Kürt halkının Önderliğine bağlılık özgür yarınlarına bağlılık formülü ile bir halk ancak özgür kılınabilir.

Dolayısıyla başta Kürtler olmak üzere, özgürlükçü- çoğulcu demokrasiye inanmış bütün kesimlerin ortak bir dille, bir an evvel Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile ivedilikle görüşülmesinin önü açılmalıdır. Talepler her ne kadar dile getirilmiş olsa da AKP ve Kaçak Saray’ın savaşta ısrar ettiği ve barışa neden yaklaşmadığı da çok iyi anlaşılması gerekiyor.  

Kuşkusuz barış, Türkiye'ye kazandıracak AKP ve Kaçak Saray’a kaybettirecek gerçekliğini ve savaştan nemalanan kompradorların varlığı zaten bilinmektedir.

Bu hakikat ile Kürt halkının direniş yıldırımına çarpılan, biat etmeyi kendisine hüner olarak kabul gören  “güzide Türk Başbakan'ı Binali Yıldırım! Ya istiklal ya ölüm nidaları atarken, barıştan neden korktukları anlaşılmıyor değil. Savaşa kendi çocuklarını göndermeyenlerin, fakir, emekçi Türkiye halkının çocuklarını sürükleyenlerin savaştan elbette korkacak hiçbir şeyleri yoktur.  

Türkiye halkları bu gerçekliği görmekle yetinmeyerek, en doğal olan tepkilerini gösterip bu savaş tamtamcılara karşı kafalarını kumdan çıkarmaları: Mazlum halkın evlatlarını tabutlara, kendi çocuklarına da gemi(cik)leri reva görenlere karşı “kaderciliği" oynamaktan artık vazgeçmeleri gerekiyor!

Kürt çocukları bedenleri bombalarla paramparça olurken, pişkin-pişkin sırıtarak poz vermekten haz duyan Bilal Erdoğan ve besili Binali Yıldırım'ın oğlu Erkan Yıldırım'a gökten yıldırım gibi servet indirilmedi ya?

Çok iyi anlaşılıyor –ki, Türkiye'de her kim "milliyetçi nidalarla nutuk atıyorsa"  sonra en büyük hırsızlık yapan kişi olarak ortaya çıkıyorlar her nedense.

Hırsızlar, çalıp çırptıkları malları kaybetmemek için her yerde kaos yaratırlar. Daha sonra "Memleket" kan revan haline dönüşmüş, açlık sefalet, iflas etmeler boy göstermiş, cinayetler, intihar, boşanmalar, toplumsal cinnet ve depresyon vakaları baş göstermiş umurlarında mı sanki?

Bunun için varsa yoksa, halkların "haramilere, bezirganlara, din sömürgecilerine, mafya maskotçulara karşı" bir çatı altında birleşip sus-pusluklarını bir an evvel bozmaları gerekmektedir.

Türkiye ve halklarının “ayakkabı kutucuklarına sığdırılmayan euro/dolarla servetlerine servet katan, Singapur'da kumar masasında zar atan kişilerin babalarına" ihtiyacı yoktur ve Türkiye halkları bu kamburları artık sırtından atmalıdır.

Anadolu halklarının bileşkesi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük uygulanan tecritin gerçekliği bilince çıkarılmadıkça, sömürgeci-faşist zihniyet Türkiye'de egemenliğini sürdürmeye devam ederek, halkların geleceğini karartmaya devam edecektir!

Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’dan 5 Nisan 2015 tarihinden bugüne dek hiç bir haber alınamaması, yanı sıra-15 Temmuz 2016’da Türkiye'de yaşanan "askeri darbe girişimi" akşamında ve şu anda Yunanistan'a “iltica eden bir grup askerin" bizatihi yer aldıkları, İmralı Adası'nda müdahalede bulundukları haberleri ardından Kürtler arasında infial yarattı. Bu infial hali büyümeden ve her yere ateş sıçramadan Kürt Halk Önderi üzerinde uygulanan tecrit sona erdirilmelidir aksi taktirde Türkiye’yi bekleyen tehlike büyük olacaktır.

Ortadoğu, Kürdistan ve Anadolu'da barışın hükmünü sağlayacak tek bir gerçeklik var -ki kuşkusuz, O' da Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün yaşam bulmasıdır.  

İster istenilsin, ister istenilmesin - ister bilinsin, ister bilinmesin - ister kabul edilsin, ister kabul edilmesin: hakikat ve gerçeklik hiç bir engelin karşısında aciz bir konuma düşerek ilkelerinden vazgeçmemiştir. Kürt Halkı da özgürlüğünden asla vazgeçmeyecektir.

Nasıl ki, Kürt Özgürlük Hareketi 1980’lerde Amed Zindan Direnişi geleneğini yaratarak bugünlere halklaşarak "askeri cuntacılara nasıl kaybettirdiyse", 50 Kürt siyasetçinin Amed'de başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi" ile start alan ve ardından Türkiye zindanlarında PKK ve PAJK’lı tutsakların da eylemlilik kararlaşması ile büyük direniş "Saray ve AKP" ye elbette büyük kaybettirecektir.

Unutmayalım, bugünlere halk olma bilincimizi taşıyan nadide isimleri, Kürtler  Doğan, Pir, Durmuşların direniş geleneğiyle makus tarihe ilk kurşunu sıkan Agitlerin izciliğiyle Çiyagerleşip, Cizre’de Tunçlaşarak direniş geleneğinde çelikleşti!

Menaf Arslan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): ACLIK  GREVI  VE  OLUM  PAHASINA  KURT  HALKININ  ONDERLIGINE  BAGLILIGI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.