TÜRKİYE’NİN KÜRT FOBİSİ, TÜRKİYE’Yİ SAVAŞA SÜRÜKLEDİ
Okuyucudan / 06 Eylül 2016 Salı Saat 08:20
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Darbe girişimi Türkiye’yi iç savaşa çekme yöntemiydi. Erken doğan darbeyi Rusya fark etti, Türkiye’yi haberdar etti. Türkiye’nin içine gireceği olası savaşta, Serhat hattı üzerinde de DAİŞ, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan Rusya hattına çekilecekti. Buda savaşın boyutunu genişletme planıydı. İlginç olan Türkiye’ye yeni aktörlerle giriş yapılmak istendi.BOP projesinde figüranlar yeniden ele alındı bölgedeki adrenalin Türkiye üzerinden yeniden yükseltildi

14 Temmuz’da Türkiye’de gelişen darbe ABD merkezli geliştirildi. ABD yıllardır Fethullah yapılanmasına destek sunarak, global-paralel yapılanmanın arka perdesi oldu. Türkiye’nin Ortadoğu da ki önemli aktörlerden biri olması ABD’yi rahatsız ediyordu. Diğer tarafta Türkiye’nin Avrupa birliğine girip girmemesi de Türkiye’yi ciddi anlamda rahatsız ediyordu. Yıllardır Avrupa birliğine girip girmemesi tartışmalı olmuştu.  ABD, batı endeksli siyasetten uzaklaşıp, bağımsız Türkiye politik çizgisini belirlemeye giriştiği dönemde, Türkiye’yi denetimde tutmak adına, Fetullah Gülen yapılanmasına “hadi kulum sıra sende” denerek harekete geçirdi. Fethullah Gülen darbe senaryosu 70’den buyana yedekte tutulan bir yapılanmasıydı. Bu yapılanma üzerinden, Türkiye kafesteki kuş misali kontroldeydi. Darbe planlaması bölgedeki dengeler gözetilerek hızlı geliştirildi. Güçlü bir analiz yapılamadan bölgedeki rahatsızlıklar gözetilmeden darbe girişimine gidildi. Darbe Kürdistan merkezli geliştirilseydi durum çok farklı olurdu.  Öz yönetim direnişleri sonrası, Kürt halkı devletle çeteci yapıların önüne geçmezdi “Birbirini kırsın denirdi”. Ne de olsa öz yönetim direnişlerinde her iki güçte Kürt Halkı’nın celladıydı.

Darbenin Ankara merkezli gelişmesi darbeyi erken kontrole götürdü. Darbe girişimi ile Türkiye çökertilmek istenmedi zayıflatıldı. Zayıf Türkiye ile Suriye’ye çekilmek istendi ve de başarılı da olundu.

Türkiye bölgede önemli bir aktördü ve önemli bir askeri yapılanma ile askeri tedrisata sahipti. Türkiye’nin zayıf yanı Kürt fobisiydi. Olası Türkiye ile Kürt diyalogu dengeleri tümden değiştirebilirdi.  Türkiye’nin Kürt fobisinde Batı ve Sovyet blokları kazançlı çıktı. Denge savaşında oyuncu olmazsa savaş sürdürülemez. Minbiç’in özgürleşmesiyle birlikte Suriye’de yürütülen iç savaşta DAİŞ’i önemli oranda devre dışı bıraktığı gibi Türkiye sınır savunma sistemini de PYD güçlendiriyordu. Kürt, Türk ittifakı ile birlikte bölgede daimi barış süreci gelişebilirdi. Demokratik Suriye Fedarasyonu ile bölge barışa hazırlanıyordu.  Suriye de ki iç savaşta demokratik diyaloglarla barışçıl çözüme çekilebilirdi. Bölgedeki DAİŞ karabasanı Kürdistan da ayıklanıyordu. Bölgede Kürtler arasında çelişkiler olsa da DAİŞ karşısında ortaklaşma zeminleri açıktı. Musul operasyonuna pek çok Kürt gücü hazır olduklarını beyan etmişlerdi. Kapıda Musul operasyonu beklerken, Minbiç başarısı sonrası Celabrus hamlesi ilan edilmesiyle birlikte Kürt aktivitesi bölgede önemli aktör konumuna gelmişti.   Bölgede Kürt siyaseti belirginleşirken Kürt Halkı’nın statüsüz oluşu, bu kazanımlarla statü kazanması dış güçleri rahatsız etti. Kürt Halkı’nın kazanımlarını dengede tutmak için, Türkiye’nin Kürt fobisi tetiklendi. Bu şekilde bu savaş dengelenecek ve de uzayacaktı. Savaşın bitmesi dış güçlerin bölgeden çekilmesini getirebilir. Dış güçler hala denge savaşında kazananı açığa çıkaramadı.

Türkiye’nin savaşa çekilmesiyle birlikte mülteci krizi çözülecekti. Mültecileri karşılama ödenekleri bu savaşı karşılamıyor.  Türkiye’nin blöfleri ile bu süreci daha fazla uzatmaktan çok savaşa Türkiye’nin çekilmesi daha güçlü hamleyi açığa çıkaracaktı. 

Darbe girişimi Türkiye’yi iç savaşa çekme yöntemiydi. Erken doğan darbeyi Rusya fark etti, Türkiye’yi haberdar etti. Türkiye’nin içine gireceği olası savaşta, Serhat hattı üzerinde de DAİŞ, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan Rusya hattına çekilecekti. Buda savaşın boyutunu genişletme planıydı. İlginç olan Türkiye’ye yeni aktörlerle giriş yapılmak istendi.  Cemaat hareketi ile ılımlı İslam tekrar sahneye çağrılırken ılımlı İslam yapılanmasıyla Şii devlet yapılanmasını oluşturan İran da hedef haline getiriliyordu. Savaşın dili değiştirilmek istendi. DAİŞ dışında güçler oluşturuldu. Darbe gecesi İran Dışişleri Bakanı Zarifi’nin Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nı 5 kez aradığını da gözden kaçırmamak gerekiyor.

Kürt özgürlük alanları açılım yaptıkça, ezeli düşmanlar ortaklaşması yine öne çıktı. Rusya hiçbir zaman Kürt Halkı’nın yanında sonuna kadar durmadı. Kısa süreli ağza bal çalmalarla yetindi. İran da Qasimlo’nun öncülük ettiği Kürt Hareketi’nin yenilgisinde Rusya’nın payı büyük olduğunu unutmayalım. İran çıkarları Türk-Suni yapılanması ile çatışsa da ortak oldukları Kürt Sorunu ve Türkiye üzerinde açılacak savaş direk İran’ı etkileyecekti. Savaşın bir sonraki hamlesi İran üzerinde geliştirilecekti. İran şuanda Irak’ta, Suriye’de savaşıyor. Savaşı kendi sınırlarından uzak tutuyor. Bölgede en zayıf ve güçsüz olduğu saha Türkiye’dir. Türkiye Hizbullah’ı üzerinde tabanı olsa da atıldır, aktif değildir. İran, Suni tabanlı Şii yapılanmaların iktidara kayma ihtimalini de göz ardı edemez. Dolayısıyla direk Türkiye ile ortaklaşması daha öncelikli olacaktır.

BOP planlamasının arka yüzünde günlük olarak Orta Doğu yeniden masaya yatırılıyor.  BOP projesinde figüranlar yeniden ele alındı bölgedeki adrenalin Türkiye üzerinden yeniden yükseltildi.  Oyun pisti olarak bu sefer Türkiye seçildi. 

Kürt Hareketi’nin ilerleyişi savaşta birçok piyonu devre dışı bırakıyordu. Kürt bölgesinde kalıcı Demokratik Suriye Federasyonu rengini oluşturmaktaydı.  Kürtlerin kazanımlarını gölgelemek için, Qamışlo’daki katliam geliştirildi. Bu katliama eşlik eden ENKS ve Rejim kaynaklı kışkırtmalar kendiliğinden gelişmedi. Rojava kazanımları bir yandan da ENKS üzerinde darbelenmek istendi. Qamışlo katliamı Rojava’yı farklı güçlerle paylaştırmak adına geliştirildi. Buradan başarılı olunamayınca İran üzerinden Rejim kışkırtması devreye sokuldu. İlk defa Rejim Kürtlere Heseki de hava saldırısı geliştirdi. İran, Kürtlerin hareketini sınırlamak ve Minbic hamlesinin önüne geçmek için PYD’yi hedefledi. Anlaşılan o ki bölgede bu savaşın bitmesini hiçbir güç istemiyor. Bu savaş uzadıkça emperyalistlere kazandırıyor.

Her ne kadar ABD Kürt hareketlerini DAİŞ’e karşı savaşta desteklese de kalıcı barışçıl çözümde Kürtlerin arkasında değil.  Kürtlerin özgürlük hareketi ABD’nin çıkarlarına ters düşüyor.

Qamişlo’da, Heseki’de, Minbic’te komploya düşmeyen Kürt Özgürlük Hareketi’ne Türkiye üzerinden komplo girişimi başlatıldı. Antep’te gelişen katliam AKP-DAİŞ yapılanması üzerinde geliştirildi. Türkiye’nin tezgâhının asıl gündemi Demokratik Suriye yapılanmasının önüne geçmektir. Türkiye Suriye’ye çekildi. ABD’de de Avrupa da patlayan bombalar ile DAİŞ’ le mücadelesini meşrulaştırırken, DAİŞ’i bitirmek adına yönelmiyor. Türkiye’yi DAİŞ odaklarına hedef haline getirmezdi. Türkiye’nin savunma hattını Kürtler oluşturuyordu El bab, Celabrus hattına PYD’nin yaklaşması az kalmıştı. Minbic hamlesi sonrası stratejilerini değiştirmek durumunda kaldılar.

Suriye’deki savaşta Ruslar ve ABD güçlerin denge savaşı sıkışmıştı. Arap baharı adını verdikleri bu savaşta kazanan Kürtler ve ezilen halklar olunca hesaplar tutmadı. PYD özerk bölgesini oluşturmaya ramak kala dost güçler düşman oldu! PYD’yi tanımazdan geldiler. Türklerle Kürtlerin olası barış görüşmelerinin gelişmesi durumunda kaldı ki tam da o günlerde PKK’nin çözüm deklarasyonunu açıklaması tümden işleri hızlandırmak durumunda bıraktırdı. PYD bölgede barış gücü olarak Türkiye’yi tehdit etmiyordu. Türkiye’nin sınır savunma hattını Kürtler oluşturuyordu. AKP’nin Kürt fobisi AKP’yi barıştan korkuttu.

Zin Maraş

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html


 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): TURKIYE  NIN  KURT  FOBISI  TURKIYE  YI  SAVASA  SURUKLEDI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.