KADINA DAYATILAN BURAM BURAM KÖLELİK VE SONSUZ ESARET!
Okuyucudan / 30 Ağustos 2016 Salı Saat 06:47
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bazen öyle diplomalı insanlar görüyorum ki içimden “bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkün olur” diyorum”. Kadınlara, bunca acı ve zulmü reva gören erkek egemen zihniyettir, farkındaysanız faillerin tahsil durumlarına değinmedim bile ancak hepsinin de aile evlerinin duvarlarını süsleyen üniversite diplomaları olduğunu eklemeyi istiyorum. Kadına yönelik şiddet diploma sorunu değil toplumun kadına yönelik cinsiyetçi bakış açısı ve eril zihniyet

Evet, ne desek bazen boş, ne desek karşılığı yok ve ne desek tarifi yok aslında.

Kolumuzda ki jilet izi neden var?

Bedenimizde ki morluklar kimin eseri?

Düşüncelerimiz bizim mi?

Rahmimizin sahibi biz miyiz?

Giyim tarzımıza kim karar veriyor?

Nerde, nasıl, kimin için yaşıyoruz?

Burnumuzda ki keskin koku günahın mı?

Sahi biz kimiz?

Yanıtı bilinen sorularla gördüğünüz kadınların sayısı artıkça kafamızdaki sorular çoğalıyor bunlar sadece bir kaçı elbette. Kim bu kadınlar? Neden bu kadar soruya sebep oluyorlar ve bunların nedeni ne? Savaşın gün geçtikçe kirlenen yüzünün bizlere yansıması mı? 5 bin yıllık erkek egemen zihniyetin bir kültürü olan taciz ve tecavüz devletin meşrulaştırmaya çalıştığı bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Kadını gözaltına aldığında taciz ve tecavüz ile tehdit eden  (hatta taciz ve tecavüz eden) bu barbar sistem tecavüzü aile dediği küçük yapılanmasında da hayata geçiriyor. Sadece kadına değil, erkeğe, çocuğa, doğaya, taciz ve tecavüz içindeki sisteme karşı topyekûn bir isyan ve başkaldırı gerekiyor zira devlet bu argümanı yok etmek yerine gün geçtikçe derinleştirip daha çok büyütecektir.

Önce tanıklık ettiğimiz birkaç hayat anlatmaya çalışalım. Sonra mı? Sonrasını henüz bende bilmiyorum fakat birlikte öğrenebiliriz...

 *Gözlerinde acı ve öfke vardı. Çığlıkları yer yüzündeki bütün kötülüklerin karanlık perdesini yırtarcasına inletiyordu her yeri. 2002 yılında başka bir kadının acı dolu doğum sancılarıyla gelmişti dünyaya. Onun dünyaya gelişinde sorun yoktu ona göre. Çünkü annesi babasıyla evliydi ve o evli bir çiftin çocuğu olarak dünyaya gelmişti.  Ama onun yaşadığı bunun ötesinde bir şeydi. Ergenliğe atılan ilk adımlarda belki de hayatı boyunca unutamayacağı bir çığlıkla tanışmıştı. Ne bu çığlığı ne de bu çığlığın nedenini hiç kimseye anlatamamıştı. Kimse ona inanmayacaktı. Kimseye de güvenemezdi zaten, bu çığlıkların sebebi en çok güvendiği!

*Karşımda duruyor şimdi 2002 doğumlu bu küçük kadın çığlıklar içinde anne olacak, “abisinin” bebeğini dünyaya getirecek! *

**Endişeli ve korku dolu gözlerle etrafı seyrediyor. Canı yanıyor, bağırmak istiyor, çığlıkları bir yumru gibi düğümleniyor boğazında, yutkunamıyor, gözlerinden akan yaşlar acısının dili oluyor bir an da. Çalışırken çığlıklar eşliğinde çalışırız biz, anne adayı kadınlarımız bağırmıyorsa, muayeneye izin vermiyorsa, sizden bile korkuyorsa vardır bir sebebi, travması.  1981 doğumlu bu anne adayımız 13. gebeliğini yaşıyor, yaşayan 6 çocuğu var, sağlıklı bir doğum geçirirse bu 7. çocuğu olacak.  Bedeni o kadar yorgun ki içinize işliyor acısı.  İncecik bacaklarında ve kollarında ki morluklar kızgınlık ve öfkeyi açığa çıkarıyor. Kısa bir sohbet sonrası morlukların sebebinin eşi tarafından uğradığı şiddet olduğunu öğrenince öfke katlanarak büyüyor. Uğradığı şiddetin nedenini erkek çocuk doğuramamak olarak belirleyen bu anne adayımız erkek çocuk doğuruncaya kadar doğurmaya devam edeceğini dile getiriyor.  Hastaneye getirilirken eşi tarafından bu da kız olursa hastaneden babanın evine git dönecek evin yok cümlesiyle tehdit ediliyor, korku dolu gözlerle doğuracağı bebeğinin cinsiyetinin ne olacağını bekliyor. Yorgun kadınım dünyaya getirdiği 6 kadından sonra 1 erkek çocuğunu kucağına alıp şiddet dolu evinin yolunu tutuyor .**

*** Sedye ile gelen bir kadın. O kadar zayıf ki gebe olduğuna, doğuma geldiğine inanmak mümkün değil. Sedye ile gelen hastalara alışığız, acil hastalar hep sedye ile gelir. Hastanın genel durumuna bakınca bir acili yetinin olmadığını fark ediyoruz. Sedyeden yatağa almaya çalışırken de kadının yatalak olduğunu, getiren personel tarafından da kadının öyküsünü öğreniyoruz. Hayatının son 6 yılını yatalak olarak geçiren bu anne adayımız 4. çocuğunu dünyaya getiriyor. Kendisi bakıma muhtaç olan bir kadının bedenine yapılan ne? 3 kızım var çok iyi bakıyorlar bana eşim erkek çocuk istiyor, ben hamile kalmazsam evlenecekti ve ekliyor babamın evine çocuklarımı götüremem onlar bana da bakmazlar mecburen doğuruyorum cümleleri dökülüyor kadının ağzından.***

***Nöbet teslim alıyoruz koridoru inleten çığlıklar eşliğinde. Bütün çığlıkları bastıran, ara da soluklanıp küfür ve hakaret eden, her kesin sabrını taşırmış, tahammülleri fazlasıyla zorlayan bir kadın. Kadının kaldığı odaya geçiyoruz. Kocaman iri gözlerinden hayata dair kızgınlıkları, kırgınlıkları akıyor resmen, aktıkça içinizde bir çağlayan oluşturuyor. Biraz gözlem yapıp diyalog kurmaya çalışıyorum ama nafile. Kolların da ki jilet izleri dikkati mi çekiyor bir an da. Derin kesikler çok derin. Kesiklerden bazıları iyileşmiş, bazıları iyileşmek üzere, bazıları dokunsan kanayacak durumda. Daha çok dikkatimi çekiyor, onu huzursuz etmeden vücudunu inceliyorum aynı kesikler bacaklarında da var. Daha önce çok karşılaştım kollarında kesik izleri olan kadınlara ama bu çok farklıydı. Nerdeyse vücudun da sağlam doku yoktu. Serviste çalışanlar dâhil olmak üzere her kes bir an önce doğum yapıp hastaneden gitsin diye dua eder olmuş. İlk doğumu. Bebeğinin babasının kim olduğunu bilmiyor ve/veya biliyor ama söylemek istemiyor. Bedenine bunu yapanları bildiği gibi. Bebeğini doğurdu, çok güzel bir kız bebek. O zaman sessizleşti, sadece gözlerinden yaşlar akmaya başladı sessiz çığlıklarından daha çok acıtan. Bakmadı bebeğine, görmedi, dokunmadı, emzirmedi…***

*** Gece yarısını çoktan geçmiş, yorgunluktan bitap düşmüşüz. Kapı aralanıyor yeni bir hasta için. İçeri bütün masumiyeti ile bir çocuk giriyor. Arkasından yetişkin bir kadın. Gece uzun sürecek belli oldu diyorum içimden. Yine ve yeniden bir çocuğun feryadına tanıklık edecek bu gözler ve kulaklar. Çok geçmeden yetişkin kadın başlıyor anlatmaya. Çocuğumuz 16 yaşın da. Amcasının tecavüzüne maruz kalmış. Bebek doğunca DNA testinin yapılması gerekiyor. Dava süreci devam ediyor amcanın ceza alabilmesi için, çocuğun doğru söylediğinin tespiti için bu şart. Muayene olması gerekiyor, sessiz ürkek, küçük bir güvercin gibi. Kalbinin sesini uzaktan duyabiliyor insan. Evet abartmıyorum kalbinin ritmi hala kulaklarımda. Koluna dokunduğum zaman bile bütün vücudu korkudan titriyordu. Muayene ederken ki çığlığı unutulmaz. Tecavüzcüsünün bebeğini doğurmak zorunda kalan bir kadının doğumuna daha tanıklık etmenin tahammül edilmez ağırlığı ile günü bitiriyoruz .***

Tanıklık ettiğim, anlatırken basit gelen yaşamak da zorlandığım kadınların yaşam öykülerinden sadece bir kaçı. Söz de eğitimli, üniversite diploması cebinde, cinsiyet farkı olmaksızın insanların, kadınları sorguluyor olması uğradıkları tecavüzlerde neden araması ve kadın suçludur cümlesi kuruyor olması kadar insanlık onurunu yerle bir eden ne olabilir ki? Büyük bir hayranlıkla sinema, dizi ve reklamlarda ki taciz ve tecavüz sahnelerini izleyip, sözde kurtarıcı erkeğe hayran olan beyni uyuşturulmuş bir toplumdan beklentimiz çok mu yüksek? Bitirirken, edebiyat ve demokrasi mücadelesine bitimsiz katkıları olan Vedat Türkali’nin bir sözünü hatırlatmak istiyorum, “Bazen öyle diplomalı insanlar görüyorum ki içimden “bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkün olur” diyorum”. Kadınlara, bunca acı ve zulmü reva gören erkek egemen zihniyettir, farkındaysanız faillerin tahsil durumlarına değinmedim bile ancak hepsinin de aile evlerinin duvarlarını süsleyen üniversite diplomaları olduğunu eklemeyi istiyorum. Kadına yönelik şiddet diploma sorunu değil toplumun kadına yönelik cinsiyetçi bakış açısı ve eril zihniyet ile örülmüş kapitalist modernitenin vahşiliğinden doğar.

Kadına yönelik şiddet karşısında öncelikli olarak kadının öz örgütlenme ve öz savunmasının oluşturulması elzemiyetini korumaktadır.

Helbest Zana

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): KADINA  DAYATILAN  BURAM  BURAM  KOLELIK  VE  SONSUZ  ESARET    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.