HALKLAR MOZAİĞİ KENTİ MİNBİC’TEN ÖZGÜRLEŞTİRME HAMLESİNE(3)
Araştırmalar / 04 Ağustos 2016 Perşembe Saat 08:04
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Meclis güçlerinin kenttin yakın çevresinde çetelerin bulunduğu noktalara operasyon düzenleyerek çatışmalar yaşanırken, bu çatışmalarda çok sayıda çetelerin öldürüldüğü ve bir çok cenazenin yanı sıra ağır silahların olduğu çok sayıda cephaneliğin de meclis güçlerinin eline geçti. Halkın özgürleşen alanlara geçmesi için çetelerin bulunduğu noktalara operasyonlar yapan Minbic Askeri Meclisi ve QSD güçleri, DAİŞ çetelerine büyük darbeler vurmasıyla, bu noktalardan özellikle çetelerin emirleri için

Çete Emirleri İçin Özel Hazırlanan Mağaralar Var!

Meclis güçlerinin kenttin yakın çevresinde çetelerin bulunduğu noktalara operasyon düzenleyerek çatışmalar yaşanırken, bu çatışmalarda çok sayıda çetelerin öldürüldüğü ve bir çok cenazenin yanı sıra ağır silahların olduğu çok sayıda cephaneliğin de meclis güçlerinin eline geçti. Halkın özgürleşen alanlara geçmesi için çetelerin bulunduğu noktalara operasyonlar yapan Minbic Askeri Meclisi ve QSD güçleri, DAİŞ çetelerine büyük darbeler vurmasıyla, bu noktalardan özellikle çetelerin emirleri için özel hazırlanan mağara ve tünellerin de çetelerden temizlendiği görüldü.

'Genç Kadınları Tünellerde Tutuyorlardı'

Çetelerin baskıları altından kurtulan ve özgürleştirilen Ebû Gelgel, Qerha Elkebîr köyleri başta olmak üzere köy ve mezralara getirilen çocuk ve kadınların çetelerin zulmü altından kurtuldukları için sevinç gözyaşları dökerken, diğer yandan da DAİŞ çetelerin vahşetini anlatmaya çalışıyorlardı. Kız çocukların ve genç kadınların çeteler tarafından alıkonulduğunu anlattan R.H.E.H, isimli genç kadın, çetelerin halka yaptıkları vahşeti anlattı. R.H.E.H, bizzat içinde bulunduğu ve birçoğuna da şahit olduğu vahşeti şöyle anlattı: "Çetelerin onlarca kez farklı sebeplerle insanların kafalarını kestiklerini ve bunu izleyip hafızalarına kazınması için de kadın, çocuk, yaşlı demeden herkesi zorla toplayarak bu vahşeti seyrettiriyorlardı. Öldürülen veya kafası kesilen insanların kız çocuklarını ya da genç kadınları alarak emirleri için özel hazırlanan mağara yada tünellere götürüyorlardı. Bir çok kadını 'cariye' adı altında bu mağaralarda tutuyorlardı. Alıkoydukları genç kadınları adeta seks kölesi haline getirmiştiler."

'Kaçanlara Recm, Demirden Kafese Hapsetme, Kafa Kesme Vahşeti Uygulanılıyor'

Yüzlerini peçelerle kapatan ve kendileri de çeteler tarafından alıkonulduktan sonra mağaralarda kalan ismini vermek istemeyen iki genç kadın da, yaşadıklarını şöyle anlattılar: "Ağabeyimiz ve babalarımızı kaçırdılar, en son öldürdüklerini bizi mağarada tutuklarında öğrenmiştik. Emirler ve çetelerin bize taciz ve tecavüzleri tiksindiriciydi. Biz bir yolunu bulup mutlaka kaçmamız gerektiğini düşündük ve bir gece yarısı kaçtık. Bir süre nerede alıkonulduğumuzu bilmediğimiz için yolu kaybettik, ancak bulunduğumuz yerde çalı çırpılar vardı biz onların arasına girdik ve öbür gün öğle saatlerine kadar çıktık. Biz çok korkuyorduk, çünkü yakalanmamız halinde başımıza ne geleceğini, öldürüleceğimizi biliyorduk. Yaklaşık bir yıl akrabamızın bir evinde saklandık, hiç dışarı çıkmadık. Bu zamana kadar. Biz mağaradayken, bir iki genç kadını daha getirmiştiler, bunlar iki gün sonra kendilerine yapılan tecavüzleri kaldıramadılar, biri intihar etti, diğeri de kaçarken yakalandı. Sonradan öğrendik ki bu genç kadını gövdesinin yarısından fazla toprağa gömülerek taşlanarak (recm) öldürdüler."

Bunların yanı sıra çetelerin taciz ve tecavüzlerini kabul etmeyen ve direnen kadınları kent merkezinde kurulan demirden kafese hapsedildiklerini duyduklarını ve tanıdıkları bir kaç kadının da bu şekilde öldürüldüğünü öğrendiklerini anlatan genç kadınlar, "Bazı kadınları bu şekilde öldürüyorlardı. Bazılarının kafalarını da akrabaları olan kadınların kucağına atıldığını duyduk" şeklinde çetelerin kadınlara karşı uyguladıkları vahşetti dile getirmeye çalışıyorlar.  

'Bu Hamlenin Ne Kadar Haklı Olduğunu Bu Vahşetler Gösterdi'

Minbic halkının sık sık kendilerini çetelerin vahşetinden kurtarma çağrılarını hatırlatan Minbic Askeri Meclisi savaşçıları da "Bu hamlenin başlatmanın ne kadar haklı olduğumuzu halkın bu anlatımlarından ortaya çıkıyor. Bunun için biz kentimizi ve halkımız çetelerin vahşetinden kurtarıncaya kadar kanımızın son damlasına kadar savaşacağız" denilerek operasyon büyük bir kararlıkla sürdürülmeye devam ediyor.

DAİŞ ve İşgalci Devlet Güçleri İçin Stratejik Önemdeki Minbic’i Kaybetmemek İçin Her Şey Yapılıyor!

Hamlenin ikinci aşaması olan Minbic kent merkezinin özgürleştirme operasyonu Minbic Askeri Meclisi ve QSD güçleri tarafından kentin dört bir tarafı sarılırken, DAİŞ ve işgalci devlet güçleri başta Türkiye, Katar, Suudi Arabistan için Suriye’ye yönelik var olan krizin derinleştirmesi için stratejik önemde olan kentin düşürülmemesi için açıktan olmazsa da gizliden lojistik ve cephane desteğini vermeye devam ediyor. DAİŞ çeteleri, üç yıldır hazırladıkları tüneller, her yerin mayınlama ve bombalı tuzaklar, askeri meclisi savaşçıların kentte girmemesi için kentte bulunan sivil halkı canlı kalkan olarak kullanması, çok sayıda patlayıcı dolu araçların hazırlanması, savaşçıların ilerleyişini ağır yürütmek zorunda kaldı. Özellikle kentte bulunan sivillerin canlı kalkan olarak kullanması hem ABD’nin başını çektiği koalisyon uçakları hem de Minbic Askeri Meclisi savaşçıların kontrollü bir şekilde çetelerin noktaları vururken, halkın zarar görmemesi için savaşçılar belirlenen çetelerin merkezi olarak kullandıkları evlere nokta operasyonu yapılıyor. Bu operasyonlar sonucunda kentin batı, güneybatı, doğu tarafında bulunan Sewama köyü çıkışındaki Buğday Silosu, El-Ketab ve El Şeria kavşaklarında çıkan yoğun çatışmalar sonucunda çetelerden temizlendi.

Ancak Ezaz, Marê ve Cerablus arasındaki bölgede bulunan çok sayıda köylerin Türk MİT’in eliyle kurulan Suriye Koalisyon (SUK) çetelerine teslim edilmesi karşılığında lojistik ve silah yardımı yapıldığı bilgisi geldi. Bunun için Cerablus’tan güçlerini yavaş yavaş El Bab kentinin kuzeyine çekmeye çalışan çeteler Minbic kentinin kuzeyinden kentin içinde bulunan güçlerine takviye amaçlı Minbic-Cerablus yol hattını tutan ve kenti kuşatmaya alan Minbic Askeri Meclisi güçlerine saldırarak kuşatmayı kırmaya çalıştı. Ancak bu saldırılara karşı meclis savaşçıları sert karşılık vererek onlarca çete öldürüldü ve çok sayıda cephanelik elle geçirildi.

Bu gelişmeler karşısında adeta çılgına dönen AKP devleti Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümeti, yaptıkları açıklamalar ve ABD’ye olan sitemlerini dile getirerek, Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federalizm Sistemi’ne karşı düşmanlığını açıkça dile getirdi. Minbic Askeri Meclisi’nin bu hamlenin başarısını gören AKP devleti-Erdoğan, Kobanê ve Efrin kantonlarının birleşeceği korkusu tümden sarmaya başladı ve Suriye’deki “Stratejik derinlik” politikasının çöküşünü bir nebze de olsa düzeltmek için farklı yöntemlere başvurdu.

Suriye'de seçtikleri üçüncü yolla Ortadoğu halklarına birlikte yaşam kültürü geliştiren ve hamleleriyle Suriye'de demokratik çözümü formüle eden Kürt güçleri, yüzyıldır Kürdistan'ın işgali üzerine siyaset üreten Türkiye, Baas Rejimi ve İran'ı bir araya getirdi. "Minbic'ı özgürleştirme" hamlesi ile Ortadoğu ve Afrika kapıları kapanma aşamasına gelen Türkiye, İran aracılığı ile 5 yıldır gitmesi için uğraştığı Esad yönetimi ile Cezayir'de bir araya geldi. Baas Rejimi'nin hamiliğini üstlenen İran'ın da, işgali altındaki Doğu Kürdistan'ı kontrolünde tutma amaçlı bu 3'lü ittifakın parçası olduğu belirtiliyor. Yine Kuzey Suriye Federasyonu ilanı ile Suriye'de merkezi otoriteyi sarsacak çözüm yolu üreten güçlerin, diktatöryasını devam ettirme arayışında olan Esad yönetiminin hedefi olacağı açık. Bu 3'lü ittifakın ABD, Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa'nın yer aldığı bir sahada çok şey üretemeyeceği bir gerçeklik olarak dururken, bu güçlerin ittifakı sadece çözümü geciktirmeden öteye geçemez.

Şehba'da Son Kartlar Açılıyor

Minbic kuşatması ve Şehba hareketi, DAİŞ başta olmak üzere Türkiye merkezli Suriye Ulusal Koalisyonuna (SUK) bağlı Sultan Murat Tugayı, Ehrar El Şam, El Nusra, Nureddin Zengi, Ceyş-ul İslam, Feylek El Şam'ın başını çektiği onlarca çete oluşumunu yeni arayışlara itti. Kısa bir süre öncesine kadar DAİŞ ile Ezaz-Marê hattında Türkiye topçu desteği savaşan SUK çeteleri, DAİŞ yerine Efrîn'in Cindires ilçesine bağlı köylere saldırmaya başladı. Bölgede önemli bir güç olan DAİŞ çeteleri ise, direnmeden özelikle Ezaz-Marê arasındaki bağlantı köylerini SUK çetelerine bıraktı ve Marê üzerindeki kuşatmayı kaldırdı. Bölgeden edinilen bilgilere göre, Türkiye öncülüğünde DAİŞ'in Ezaz'ın 25 kilometre doğusuna düşen El Rai'ye (Çobanbey) kadarki köyleri SUK çetelerine bırakacağı belirtiliyor. Bunun karşılığında Minbic'i önemli oranda yitiren DAİŞ'in, Türkiye'den sağlayacağı lojistik destek ile El Bab kentinde savaşması planlanıyor.

Aşama Aşama Çöken Suriye Politikası

“Uçuşa yasak bölge”, “tampon bölge”, “güvenli bölge”, “Marê hattı”, “sınırda güvenli bölge”, “Fırat'ın ötesi kırmızıçizgi” politikaları ile YPG'nin de içinde bulunduğu Demokratik Suriye Güçleri'ne (QSD) yasaklar koyan Türkiye ise, arayışlarının sonuna yaklaştı. Özelikle "Stratejik Derinlik" politikası ile Suriye’de başarısız kalan Ahmet Davutoğlu'nun görevden alınmasının da bu nedenle olduğu belirtiliyor. Çünkü tasarlanan hiçbir politik sonuca ulaşamayan Türkiye'nin, Minbic ve arkasından gelecek Bab'ın özgürlüğü ile Suriye sahasına havlu atacağı kaydediliyor. Çünkü Halep-Şam yolu kapanacak olan Türkiye'nin Katar, Arabistan başta olmak üzere Ortadoğu ve Afrika'ya açılan ticaret yolları da özgürlük güçlerinin eline geçecek.

MİT'e yakınlığı ile bilinen Meşael Temo'nun kardeşi Abdulaziz Temo'nun başkanlığında Riha'da (Urfa) polis korumasında toplanan ve valilik düzeyinde ağırlanan sözde Kürt muhalifler toplantısını da, Türkiye'nin havlu atmaya hazırlandığı Suriye sahasına ilişkin son hamleler olarak değerlendiriliyor. Sahada hiçbir ağırlığı ve karşılığı olmayan bu grupların toplantısında çıkan sonuçlara bakıldığında ise, oluşturulan Suriye Kürtleri Derneği'nin SUK çeteleri ile hareket eden ENKS'nin durumunu aşamayacakları görülüyor.

ABD ve Rusya Federasyona Gelecek

Bölge güçleri ve Türkiye'nin açıktan destekledikleri çeteler eli ile Suriye’de çatışmalı ortamın derinleşmesini sağladıkları gerçeği, uluslararası hegemonik güçlerin politikalarında karşılık bulmuyor. Güney Kürdistan'dan Akdeniz'e koridor açmak isteyen ABD'nin, radikal İslamcı ve giderek tek adam diktatöryasına dönüşen Türkiye ile işbirliği yapmayacağı açık. Yine Baas Rejimi üzerinden Suriye sahasına giren Rusya, Ortadoğu siyasetinde kendine bağlı bir yönetim arayışını sürdürecek. Bu devletlerin arayışlarının karşılığının da kendi kaderlerini Kuzey Suriye Federasyonu ilanıyla belirleyen Suriye halklarının olacağı görülüyor. Hem demokratik ulus projesi hem de seküler duruşuyla federasyon, ABD ve Rusya'yı rahatsız etmeyeceğe benziyor.

DAİŞ ve SUK Önemlerini Yitirecek

Tüm bu hesaplar yapılırken, Bab, Cerablus, Ezaz ve Marê'den de halkların, QSD'ye kendilerini çetelerden kurtarmaya yönelik çağrılar yaptığı biliniyor. Bab'ın özgürleşmesi durumunda tek kamburu olarak Ezaz-Cerablus hattı kalacak olan Kuzey Suriye Federasyonu'nun askeri güçlerinin kendilerini atfettikleri halklarının bu hattaki çağrılarına da cevap vereceğini kestirmek zor değil. Bu bölgede Cerablus'ta kalacak ve örgütle bağlantısı kesilmiş olacak olan DAİŞ'in, özgürlük güçlerinin karşısında durması imkansız gibi. Yine Ezaz-Marê hattında kalacak olan SUK çetelerinin, Türkiye açısından önemlerini yitirecekleri ve dağılacakları öngörülüyor.

Siyasi İktidarın İflası

Girê Spî'nin (Til Ebyad) bir yıl önceki özgürlüğü ile DAİŞ ilişkileri ciddi anlamda tıkanan Türkiye, Şehba bölgesine yüklenmiş ve "kırmızıçizgiler" çekerek sonuç alacağını, çeteler üzerinden Halep-Şam bağlantısı ve Ortadoğu ticaret yollarını elinde tutabileceğini varsaymıştı. Ancak Ahmet Davutoğlu'nun başını da yiyen bu politikanın çöktüğü ve giderek Türkiye siyasi iktidarının sonunu getireceği görülüyor.

Ancak bölgede uygulamaya hazır olan oyunlarını devreye koymak için Minbic’ten sonra El Bab kentine yönelecek olan QSD ve Minbic Askeri Meclisi güçlerini engellemek ya da ilerleyişini az da olsa ağırlaştırmak adına Bab başta olmak üzere Şehba bölgesindeki halklar üzerinde korku salmak ve halkı özgürlük savaşçılarına karşı silahlandırmak için vahşi uygulamalarını devreye koymaya başladı.

Ancak tüm bu bunlara rağmen QSD ve Minbic Askeri Meclisi güçlerinin ilerleyişini durduramayacağı savaşçıların morali ve halkın özgürleştirildikten sonra sevinç gözyaşları ve bundan sonra savaşçılarla birlikte çetelere karşı mücadele edecekleri beyanlarıyla ortaya çıkıyor.

BİTTİ

Jîr Arjîn

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): HALKLAR  MOZAIGI  KENTI  MINBIC  TEN  OZGURLESTIRME  HAMLESINE3  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.