ÖCALAN: İSLAM’IN SİYASİLEŞMEYEN BİR KURUMLAŞMASI OLMALI
Umudun Zaferi / 29 Haziran 2016 Çarşamba Saat 13:35
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Nisan 2015 tarihinden bu yana hukuksuz bir şekilde tutulduğu İmralı Adası’nda tecrit içerisinde tecrit koşullarında. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, İmralı Heyeti ile 26 Nisan 2014 tarihinde yapılan görüşmenin Mezopotamya Yayınları’nın Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa/İmralı Notları kitabındaki tam metnini yayınlıyoruz

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Nisan 2015 tarihinden bu yana hukuksuz bir şekilde tutulduğu İmralı Adası’nda tecrit içerisinde tecrit koşullarında. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, İmralı Heyeti ile 26 Nisan 2014 tarihinde yapılan görüşmenin Mezopotamya Yayınları’nın Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa/İmralı Notları kitabındaki tam metnini yayınlıyoruz

(Başkan heyeti ayakta karşıladı. Moralli ve dinç görünüyordu.)

Heyet: Başkanım, sağlığınız nasıl?

Abdullah Öcalan: Sağlığım iyidir, zaman zaman uyku ve gerginlik durumu yaşanıyor, onlar da normaldir, çok önemli değil. Önemli konular görüşeceğiz, toplantıya geçelim. Önce aktarımlarınızı alayım, daha sonra gündem doğrultusunda değerlendirmeler yapacağım. Devlet heyetiyle iki toplantı yaptım, iki toplantının gündemlerini size vereyim. Bir taraftan da onları yazın, önemlidir.

Pervin Buldan: Başkanım, öncelikle herkesin size selam ve saygıları var. KCK Genel Başkanlık Konseyi ile Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığının beş sayfalık mektubu vardı. Aldınız mı? Teyit için yanımda getirdim.

Abdullah Öcalan: Evet, aldım. Okudum.

Pervin Buldan: Demokratik İslam Kongresi çağrı metni ve program taslağını getirdik (Teslim edildi, aldı, bir göz attı).

Abdullah Öcalan: Demokratik İslam Kongresine ilişkin altı sayfalık bir mektup yazdım. Daha sonra size iletecekler.

 Pervin Buldan: Kongre 10-11 Mayıs’ta yapılacak. Ayrıca yarın kadın İslamcılarla kadınların bir çalıştayı var.

Abdullah Öcalan: Öyle mi? Hepsi İslamcı kadınlar mı? Bu çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunacağım. Zaten mektup da iletilecek.

 Pervin Buldan: Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının bilgilendirme notu var.

(Not teslim edildi. Başkan hızla avukatların bilgilendirme notunu okudu.)

Sırrı S. Önder: Bir fire ile hepsi göreve hazırdır, size selam ve saygıları var.

 Abdullah Öcalan: Bir fire derken neyi kastediyorsunuz? Biri öldü mü?

Sırrı S. Önder: Yok Başkan. İrfan'ı kastediyoruz.

 Abdullah Öcalan: Ha, öyle mi? İrfan gereksiz, evet, haberim var ondan. Bu on iki adet yasadışı ses kaydından bahsediyorlar.Arkadaşlarla yaptığımız sohbetleri mi yayınlamışlar?

Pervin Buldan: Evet Başkanım.

 Abdullah Öcalan: Nasıl, aleyhimde çok şey var mı? Bağlamından kopararak mı vermişler?

 Pervin Buldan: Evet Başkanım.

 Abdullah Öcalan: (Yetkiliye dönerek) Sayın Yetkili, nedir bunun açıklaması? Tedbir alamadınız mı? Bilseydim ben ona göre tedbirli olurdum. Gerçeği çekineceğimiz bir şey yoktur.

Yetkili: Efendim, burayla ilgili değil o. Bizim bulunduğumuz sahayı ilgilendirmiyor. Cezaevinin diğer kısımlarında yaptığınız konuşmaları dinlemişler.

 Abdullah Öcalan: Kimdir peki bunlar? Cemaat midir, diğer derin devlet midir? Anlamadım gitti.

Yetkili: Bizim alanımızda olmadığı için bir şey diyemiyorum.

 Abdullah Öcalan: Gerçeği Hakan Bey de, Başbakan da kendini koruyamıyor, onları da dinliyorlar. Onları dinleyen burayı da dinleyebilir. Doğal karşılamak lazım.

 Pervin Buldan: Başkanım, Selahattin Başkanın bir notu var, size iletmemi istedi.

 Abdullah Öcalan: (Gülerek) Buyrun, dinliyorum.

 Pervin Buldan: “Öncelikle selamlar. Demokratik siyasetin gelişmesi ve güçlenmesi için sizin desteğinize ihtiyaç vardır. Bütün sahaların iç içe geçmiş olması demokratik siyaseti yönetilemez hale getiriyor. Bu haliyle siyaseti büyütmek imkansızdır. HDP'nin büyümesi de kendi ayaklarının üzerinde durabilmesine ve alanlar arasındaki müdahalenin en aza inmesine bağlıdır. Alanlar arasında sadece iyi bir koordineye ihtiyaç vardır, müdahaleye değil. Ben kendim de inşa çalışmalarında aktif olarak çaba sarfedeceğim. BDP’nin 8 Haziran’da, HDP’nin 22 Haziran'da kongrelerini yapmayı planlıyoruz. Her iki kongre sürecine dair öneri ve perspektif sunmanızı diliyoruz. Selam ve saygılarımla.”

 Abdullah Öcalan: Evet, daha sonra Selahattin'in notuna cevap vereceğim.

 Pervin Buldan: 10 Nisan tarihinde İdris Bey ile Kandil’e gittik. Cemil Bayık, Mustafa Karasu, Zaxo, Ali Haydar ve Rewar arkadaşlar toplantıya katıldılar. Hepsinin selam, saygıları var. Görüşmede daha çok süreç ve seçim sonuçları değerlendirildi. Genel görüş seçimlerden hedeflere göre sonuç alamadık. Yakalanan düzey de Önderliğin ve Hareketin çabaları doğrultusunda oldu diye ifade ettiler. Tabii bir zafere dönüşmesini engellemek isteyenler de oldu. Örgütün zayıflığı ve zaafları da etkili oldu dediler. Devlet bunu gördü ve bundan yararlandı.

 Abdullah Öcalan: Evet, bunların hepsini mektupta da iletmişler.

 Pervin Buldan: Devletin AKP'yi desteklediğini, oyların çalındığını ve kazandığımız belediyelerin elimizden alındığını ifade ettiler. Sonuç daha iyi olabilirdi, yani bu atmosferde her yerde ilerleme kaydetmek gerekirdi dediler. Bir de Başbakanın yasal düzenleme yanlış olur açıklamasına öfkelendiklerini söylediler. Bir an önce yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ettiler. Kadın Hareketi adına da Zaxo tüm kadınlar adına selam ve saygılarını iletti. Heyet olarak 12 Nisan tarihinde de Adalet Bakanı ile bir görüşme yaptık. Adalet Bakanı bir yasa hazırlığı olduğunu söyledi. Bunun dışında aktaracağım farklı bir şey yok. Iğdır'da seçimi başarılı bir şekilde kazandık.

 Abdullah Öcalan: Bu MHP'nin itirazı var. Arada ne kadar fark vardı? Bir şey çıkar mı buradan?

 Pervin Buldan: Arada 800 fark var. Hiçbir şey çıkmaz. Fazladan oy kullandırılmış gerekçesini göstermiş MHP. 800 gibi fark olduğu için ordan bir şey çıkmaz.

 Abdullah Öcalan: Evet, İdris Bey, hızla senin aktarımlarını alayım.

İdris Baluken: Pervin Hanımın aktardıklarına ek olarak özetlemeye çalışayım. Arkadaşlar seçim sonuçlarının ayrıntılı bir şekilde değerlendirildiğini, yetmezliklerle ilgili tartışmalar yürütttüklerini ifade ettiler.

 Abdullah Öcalan: Evet, mektupta da vardı.

İdris Baluken: Bizden kaynaklı bazı yanlışlar vardı. Bazı yerlerde yerelden aday gösterilmemesi oy kaybettirdi. Kurtalan, Tatvan gibi yerlerde aday tercihleri yanlıştı. Halkın gözünde yıpranmış adaylarla seçime girilmesinin kaybetmeye etkisi oldu.

 Abdullah Öcalan: Kim belirledi bunları?

İdris Baluken: Seçim Komisyonunun çalışmalarıyla belirlendi.

 Abdullah Öcalan: Kimdir Bu Seçim Komisyonundakiler? Bunlar Kandil tarafından mı belirlendi, yoksa siz mi belirlediniz?

Sırrı S. Önder: Kandil belirledi.

Abdullah Öcalan: Tamamıyla mi onlar belirledi? Parti Meclisinde belirlenmedi mi bu komisyon?

 Pervin Buldan: Hayır, Parti Meclisinde ya da MYK'de belirlenmedi.

Abdullah Öcalan: Böyle şey olur mu? Siz niye müdahale etmediniz? Devrimci cesaretiniz mi yok? Beni niye uyarmadınız?

Sırrı S. Önder: Başkanım, yaşanan sıkıntıları size iletmiştik. Siz de Seçim Komisyonuna yönelik ağır eleştirilerde bulunmuştunuz.

Abdullah Öcalan:  Ona rağmen mi dikkate almadılar?

İdris Baluken: Başkanım, arkadaşlara durumu bizler de iletmiştik. Onlar da gerekli tedbirleri alacaklarını söylemişlerdi. Ancak Seçim Komisyonu buna rağmen BDP, DTK Eşbaşkanlarıyla, Parti Meclisi ve MYK ile birlikte bu süreci ortaklaştırarak yönetmedi.

Abdullah Öcalan: Kimdir bu seçim komisyonundakiler? İsim verin bana.

Heyet: (Sessiz kaldı).

Abdullah Öcalan: Korkmayın, tek bir isim istiyorum.

Heyet: (Yine sessiz kaldı).

Abdullah Öcalan: Kim yaptı bu işleri? Sorumlusu kimdir? Bütün sorumlusu Kandil'dir. Kandil'e deyin ki, kim yaptıysa bu işleri onun gözünü oyacağım. Kandil karışmayacak bu işlere! Kandil yazılarında bana çok bağlı gibi görünüyor ama pratikte öyle davranmıyor. Bu böyle olmaz! Ne BDP ne de HDP adına bu yapılamaz. Ders çıkaracak ve çok şiddetli bir özeleştiri verecekler. Ben devlete de söylüyorum, benimle iş yapacaksanız, benimle ciddi konuşacaksınız diyorum. Sizin de daha cesur olmanız lazım. Ben size benim adıma müdahale edin demiştim. Benim yetkilerimi kullanmalısınız demiştim. Selahattin’e de bunları söylemiştim. Selahattin de buradan gittikten sonra 24 saat bile geçmeden bu dayatılanlara boyun eğiyor. (Pervin ve İdris'e dönerek) Kandil'in bana karşı bir tavır alma durumu olabilir mi? Gözlemleriniz nelerdir?

Pervin ve İdris Baluken: Böyle bir durum yoktur, aksine hepsi size çok bağlılar, biz bunu gözlemledik.

Abdullah Öcalan: Peki, devam edelim.

İdris Baluken: Başkanım, bazı yerleri devlet özel ele aldı. Urfa mesela. Önderliğin şehri olması, Hilvan ve Siverek'in hareket için mevcut konumu ve Rojava'ya sınır olması nedeniyle devlet özel strateji uyguladı. Orada sağlanan bazı ilişkilere devlet müdahale etti.

Abdullah Öcalan: Evet, bunları mektupta da yazmışlardı. Özetle geçelim. Ama bu Rojava sınırı ve Ceylanpınar meselesine hemen değineyim. (Devlet Yetkilisine dönerek yüksek sesle) Sayın Yetkili, bunu hükümete de iletin: Ceylanpınar meselesi açık bir savaş ilanıdır. Ceylanpınar’da bu kadar hileye başvurmaları savaş pozisyonudur. Üstelik bana karşı suikast gerçekleştiren derin devletin adamını oraya yerleştirmek istiyorlar. AKP'ye, Başbakan'a söyleyin: Ceylanpınar yeniden ele alınacak. Bunun hiçbir tartışması olmaz. Aksi takdirde bunu savaş dayatması olarak görürürüz. Oraya yeni, bizimle düşmanlık yapmayacak bir isim lazım. AKP'yle de gidip bunu ciddi bir şekilde konuşmanız lazım.

İdris Baluken: Yerel yönetimlerin elimizde olduğu yerlerde de oy kaybı oldu. Yerel yönetimler pratiğimizin olumlu yansımadığıyla ilgili arkadaşlar görüş belirttiler. Önümüzdeki dönemde yerel yönetimler pratiğimiz detaylı bir şekilde masaya yatırılacak.

Abdullah Öcalan: Evet, gereklidir.

İdris Baluken: Arkadaşlar seçim sonuçlarının siyasete olan yansımasının önemli olduğunu düşünüyorlar. Seçimde elde edilen sonuçları doğru değerlendirebilirlerse, hedeflere ulaşma noktasında önemli bir başarı yakalanabileceğini belirtiyorlar. Siyasi konjonktür, Ortadoğu’daki gelişmeler ve Türkiye’deki dengeler üzerinden bunun mümkün olduğunu, bu konuda AKP'den daha avantajlı pozisyonda olduğumuzu ifade ettiler. Bunun için hızlı davranmak, konjonktorü doğru değerlendirmek ve hamle yapmak önemlidir değerlendirmesini yaptılar. Ayrıca seçimde yakalanan ilişkilerin kalıcı hale getirilmesinin önemli olduğunu ifade ettiler. Kürtlerin kendi içerisinde sağladığı yeni ittifaklar ve Kürtlerin Türkiye’de diğer halklarla yaşadığı ittifakları doğru değerlendirmenin önemli olduğunu ifade ettiler. Bunun için de HDP projesinin stratejik temelde hızla güçlendirilmesi gerektiğini belirttiler. Grubun HDP'ye geçişinin önemli olduğunu, bu sürecin hızla yerine getirilmesinin güç katacağını ifade ettiler. CHP'nin alternatif olmadığının görüldüğü bir dönemde, HDP'nin hamle yapmak için hızlı davranması gerektiğini ifade ettiler.

Abdullah Öcalan: Evet, doğrudur.

İdris Baluken: Arkadaşlar HDP'ye yönelik hem devlet tarafından hem de ilkel milliyetçi çevrelerden saldırılar olduğunu, bu nedenle ortam ve zeminin şimdilik sadece grubun geçişi için uygun olduğunu dile getirdiler. Belediyelerin şu anda geçmemesinin daha olumlu olacağını ifade ettiler.

Abdullah Öcalan: Evet, belediyelerin geçmesine gerek yoktur. Yerelde demokrasiyi geliştireceğiz, o nedenle doğru tutumdur.

İdris Baluken:  14 Nisan Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri yapıldı.

Abdullah Öcalan: Evet, bunu çok önemsiyorum. Nasıl oldu? Katılım iyi miydi? Yansıması oldu mu? Bu konudaki gözlemleriniz önemlidir. Doğru bir şey yaptık mı?

İdris Baluken: İlk kez olmasına rağmen etkinliklere katılım iyiydi. Halkın ilgisi iyi bir düzeydeydi. Asıl önemli olan yansımalarıdır. Etkinliğin olmadığı yerlerde de güçlü yansımaları oldu.

Abdullah Öcalan: Evet. Bu konu önemlidir. Daha önce Hüdapar bu zemini kullanıyordu. Bu zemini onlara bırakmamak gerekir.

İdris Baluken: Demokratik İslam Konferansını da güçlü yapmak gerekiyor. Bu konuda halk düzeyinde güçlü yansımaların ortaya çıkacağını şimdiden görebiliyoruz.

Abdullah Öcalan: Evet, doğrudur.

İdris Baluken: HDP'nin de kültürel İslam’la barışması gerektiğini arkadaşlar ifade ediyorlar. Sol ile İslam’ı karşıtlaştırmanın değil buluşturmanın önemli olduğunu ifade ediyorlar. Hak, adalet ve eşitlik temelinde ortak noktalar ön plana çıkarılmalıdır düşüncesindeler.

Abdullah Öcalan: Doğrudur.

İdris Baluken: Arkadaşlar Rojava’yla ilgili bazı bilgiler paylaştılar.

Abdullah Öcalan: Evet, nedir durum?

İdris Baluken: Kobani’ye yoğun bir saldırı yapılmıştı. Arkadaşlar bu saldırının arkasında Türkiye ve İran'ın olduğunu düşünüyorlar.

Abdullah Öcalan: IŞİD'dir saldıran, değil mi? Suriye rejimiyle ilişkileri biliniyor mu? Direnişin durumu nedir?

İdris Baluken: Saldırılar büyük oranda direnişle püskürtülmüş durumda. Ancak Rojava'ya dönük KDP'nin de içerisinde olduğu ciddi bir saldırı planlaması var. Rojava'yı ya teslim almak ya da darmadağın etmek istiyorlar.

Abdullah Öcalan: Bunu kimse yapamaz!

İdris Baluken: Serêkaniye'den ikinci bir cephe açarak Kobani’yi de düşürmek istiyorlar. O nedenle Türkiye ve KDP sınıra hendekler kazıyor.

Abdullah Öcalan: Hendeklerle ancak kendilerini rezil ederler. Türkiye'nin pozisyonu nedir?

İdris Baluken: Türkiye Rojava'da ve Suriye'de yürüyen savaş sürecinin içindedir. Bu konuda arkadaşların elinde bazı bilgilerin olduğunu biliyoruz.

Abdullah Öcalan: Evet, başka konu var mı?

İdris Baluken: KDP ile ilişkiler konusunda da birkaç şey vurguladılar. KDP ile şu anda bir görüşmenin olmadığını ifade ettiler. Arkadaşlar KDP'nin PKK'yi uluslararası alana yerleştirmemek için Rojava ve Ulusal Kongre tavrını ortaya koyduğunu ifade ettiler. Her yönüyle AKP ile ortak çalıştığını belirttiler.

Abdullah Öcalan: Evet, yeri geldikçe bunlara değineceğim.

İdris Baluken: Bu süre içerisinde Parti Meclisi, MYK ve grup toplantılarımız yapıldı. Seçim süreci ve yeniden yapılanmayla ilgili değerlendirmeler yapıldı.

Abdullah Öcalan: Evet, onları bana biraz aktarın.

İdris Baluken: Bu toplantılarda HDP'ye geçişle ilgili bazı kaygılar dile getirildi. Halkın yeterince hazır olmadığına, sürecin halkla yeterince paylaşılmadığına dair arkadaşların kaygısı var.

Abdullah Öcalan: Evet, bu sizin genel yetersizliğinizdir, sizi eleştiriyorum. Onun dışında ne diyorlar? Kayda değer direnç koyan kimse var mı?

İdris Baluken: Yok Başkanım. İradi olarak kimsenin projeye karşı bir tutumu yok, ancak bu toplantılarda endişelerini kaygılarını dile getiriyorlar.

 Pervin Buldan: Zaman zaman Altan Bey basın üzerinden HDP'ye ilişkin eleştirlerini ifade ediyor, sanırım siz de takip ediyorsunuz.

Abdullah Öcalan: Önemli bir projedir, katkı sunacak herkese kapısı açıktır. Hem Kürt Sünni hem de Türk sol gruplar bilinçli karşı çıkıyorlar. Bizde de dar küçük burjuva milliyetçiler, ÖDP ve aynı zamanda sahte aydınlar da karşıdırlar. İdeolojik, siyasi eleştiri ve önerileri varsa sunsunlar, yoksa karışmasınlar. Aynı şey Altan Bey için de geçerlidir. Bu süreç Kürt temsilinden uzaklaşma değildir, bu stratejik bir hamledir. Emekçilerin kardeşliği için de önemli bir projedir. Bölgeden uzaklaşılıyor söylemi çok yanlış. Demokratik ulus çözümlemesini bilmeden konuşuyorlar, konuşmamaları gerekir. Bilmeden Kürt Özgürlük Hareketi’ne yaklaşmamaları gerekir. Eskisi gibi saf ve tavırsız kalmayacağız. Eleştirileri olsa bile katkı sunmak isteyene açıktır, ama engellemeye çalışanlara karşı kendimizi savunuruz. Altan Bey de pratik katkı sunsun.

İdris Baluken: Grup toplantısında milletvekilleri seçim sürecinin dışına atılmalarından dolayı ciddi rahatsızlıklarını dile getirdiler. Seçim boyunca dikkate alınmadıklarını, kendileriyle ortaklaşılmadığını düşünüyorlar.

Abdullah Öcalan: Bu konulara değinmiştim.

İdris Baluken: Benim aktaracaklarım bu kadar Başkanım.

Abdullah Öcalan: Evet Sırrı Bey, senin aktarımlarını alalım.

Sırrı S. Önder: Başkanım, öncelikle İstanbul seçimleriyle ilgili bir değerlendirmeyle başlamak istiyorum. Birkaç handikapla ve gecikmeli bir kampanya ile başladık. Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Alınan sonuç başarı olarak değerlendirilemez. Gerekçeleri aktaracağım ama bir mazeret kabilinden anlamamanızı diliyorum. Çünkü tüm engellere yeterli bir cevap oluşturamadım. Bu engelleri yeterince bertaraf edemedik ve bunun birinci sorumlusu olarak kendimi görüyorum. Size de mahçup olmuş sayıyorum kendimi. Bunun için özür diliyorum. Kendim bunun üzerine yoğunlaşmaya çalıştım. Ama başta kendime ve sonrasında yaşananlara karşı halen soğukkanlı bakabilecek duruma gelemedim.

Abdullah Öcalan: Hayır, böyle düşünme. İki blokta sana karşı acımasız saldırdılar. Senin üzerinden çok kirli bir propaganda yürütüldü. İşte ‘oyları bölüyor’, ‘postacı’ dediler. Buradan izledim. Oranı korudunuz. Daha iyisi olabilirdi. Sen ders çıkartacak şekilde düşünmelisin. Bu halin sağlıklı değerlendirme yapmanı engeller. Buraya takılıp pes etmek yok, öyle değil mi? Sen o babanın oğluysan pes etmezsin. Yani yanlış anlama, düşünsel anlamda kastediyorum.

Sırrı S. Önder: Yok Başkanım. Niçin pes edecekmişiz. Keşke daha etkili argümanlar geliştirebilseydim diyorum ve kendimi affedemiyorum. Geleneksel BDP tabanını HDP hakkında yeterince bilgilendiremedik. Kurumlarımız bile çalışmaya tam olarak kendilerini katmadılar. Bileşenlerin zaten bir özgül ağırlıkları olamadı. Kendi bileşenlerimiz bile ‘iktidardan kurtulma’ argümanını sesli olarak dile getirdiler.

Abdullah Öcalan: Ayrıca her yerde saldırdılar. Bu, gladionun işiydi. Ben bunu heyetle görüştüm. Buna izin vermemelisiniz dedim. Saldıranları izledim. Hem fiziki hem de siyasi olarak saldıranları izledim. Bu bizim ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösterir. Ayrıca heyet, senin son güne kadar yüzde 8-9 bandında olduğunu söylüyor. TV’ler de öyle söylüyorlardı. Son günlerde bunlar tercih değiştirdiler. Senin en önemli eksikliğin nedir, biliyor musun? Ben sana söylüyorum ama sen anlamıyorsun. Halen bir sanatçı gibi bakıyorsun, oysa bir siyasi gibi bakacaksın. Tamam, seni sanatınla seviyorlar, ama siyasi bir üslup geliştirmezsen bunlar siyasete dönmez. Üstelik bu konuda da yetkinsin, yeterlisin. Buna dikkat edeceksin. Sistem bunu bildiği için senin bu yönün üzerinde hesap yapıyor. Sanatını ön plana çıkarıyor. Bunu ilerde konuşuruz.

Sırrı S. Önder: Başkanım, benim açımdan önemli bir konu daha var. Heyet bize mektubunuzu yine gecikmeli olarak son gün verdi ve biz Newroz mektubunu kaleme aldık. Mektubu nasıl buldunuz?

Abdullah Öcalan: Ne çok iyiydi ne de çok vasat. Ama ben yazsaydım daha iyisini yazardım.

Sırrı S. Önder: Ona şüphe yok Başkanım. Ama ben siyasi içerik olarak nasıl bulduğunuzu öğrenmek istiyorum. Ya da daha açık bir ifadeyle sizin mektubunuzdan bu içerikte bir mektup yazılamayacağı yönünde eleştiriler var. KCK nin boşa düşürülmüş olması gibi bir tesbit var.

İdris Baluken: Daha çok hükümetle ilgili o bir cümlede sıkıntı olduğu söylendi. Oradan çıkan sonucu AKP'nin seçim süreci boyunca kendi lehine kullandığını düşünüyor arkadaşlar.

Abdullah Öcalan:  Hayır, siyasi olarak bir sorun yok! AKP nin seçim sürecinde kullanmasının sorumluluğu eleştirenlerdedir. İlk Newroz bildirisini bile kullanamadılar. Otuz yıldır beni kudurtan bir pratik tarzıdır. Kandil otuz yıldır bunu yapıyor. Daha vahimi de benim sırtımdan geçiniyorlar. Bir çocuk gibi beni taşıyacaksın diyorlar. Ben malımı iyi tanıyorum. Kendi başarısızlıklarını başkasına yüklüyorlar. Ben bunu kabul etmem.

Sırrı S. Önder: Bunu duymak beni rahatlattı Başkanım. Gerçi ben bu son mektubu tarihi önemde olduğu için üç arkadaşla birlikte yazdım. Ama artık beni bu ‘yazma’ işinden affetmenizi istiyorum. Çok ağır bir sorumluluk. Mümkünse bunları ya siz yazın ya da başka bir arkadaş bu sorumluluğu alsın.

Abdullah Öcalan: (Gülerek) Sen bunlara takılma. Dediğim gibi mektup daha iyi olabilirdi, ama siyasi perspektif olarak bir sorun yok! Hem seni eleştirenler ilk Newroz mektubundan ne anlamışlar da buna şöyle böyle diyorlar? Bu kadar çabuk pes etme! Otuz senedir ben bu anlayışla uğraşıyorum.

Sırrı S. Önder: Yeterli zaman yoktu Başkanım. Son dakikada yetiştirmeye çalıştık.

Abdullah Öcalan: Gündemleri dikkatle yazın, önemlidir. Devlet heyetiyle iki toplantı yaptım, ikisinin de gündemi var burada. (Gündem sayfalarını Sırrı'ya uzatarak) Sen bunları yaz.

Abdullah Öcalan: (Pervin Hanım'a dönerek) Avrupa’dan başka haber aldınız mı? Aktaracağınız başka bir şey var mı?

 Pervin Buldan: Newroz’da hem Almanya hem de İngiltere Newroz’una katıldım.

Abdullah Öcalan: Kimleri gördünüz?

 Pervin Buldan: Arkadaşların çoğunu gördüm, herkesin selamı var size.

Abdullah Öcalan: Nasıl, Avrupa’da yeni bir hamle var mı? Kendileri yeni döneme uygun bir yapılanma içerisinde olduklarını söylediler mi? Gözlemleriniz neler?

 Pervin Buldan: Newroz programı olduğu için çok uzun sohbet etme şansımız olmadı. Ama bir önceki gidişimde onlarla bir toplantı yapmıştım zaten, onu da size aktarmıştım. Yeni döneme ilişkin yapılandırma tartışmaları ve örgütleme çalışmalarının devam ettiğini söylemişlerdi. Hepsinin size selamı var.

Abdullah Öcalan: Kandil’de görüştüğünüz arkadaşların durumu nasıldı? Sağlık açısından söylüyorum. Ali Haydar nasıl? Dinç mi, yaşlanmanın etkisi var mı?

 Pervin Buldan: Hepsi sağlıklı görünüyor. Arkadaşlar genel olarak dinçtiler.

Abdullah Öcalan: Zaxo'nun durumu nasıl? Nasıl gördünüz onu? Türkçe mi, Kürtçe mi konuşuyor? Tartışmalara dahil oluyor mu? Yıpranmış mı? Kavrayış biçimi nasıl, teorik olarak gelişmiş mi? Beni temsil edebiliyor mu? Hacer'e göre daha mı iyi Türkçe konuşuyor? Hacer yok muydu orada?

 Pervin Buldan: Hacer'e göre Zaxo’nun Türkçesi daha iyi . Hacer’i görmedim. Toplantıya kadınlar adına sadece Zaxo katıldı. Bese Hozat ve Sozdar Avesta da yoktu.

Abdullah Öcalan: Nerdeydiler?

 Pervin Buldan: Onların toplantısı vardı, o yüzden görüşmeye gelememişlerdi. Zaxo da oldukça iyi, toplantıda genel olarak Türkçe konuşuyor ve size çok bağlı. Teorik olarak da oldukça gelişmiş. Toplantılarda görüş belirtiyor, değerlendirmelere katılıyor.

Abdullah Öcalan: Zaxo'yu önemsiyorum, iyi de Arapça konuşur. Sınıfsal bazda da sizin gibi bir durumu vardı. Ağa kızıydı galiba. Sizden daha zengin olması lazım. Öyle bir konumdan gelip yoğunlaşması önemlidir. Karasu'nun sağlığı nasıl, zorlanıyor mu?

 Pervin Buldan: Sağlığı iyiydi. Toplantıda kapsamlı değerlendirmeler yaptı.

Abdullah Öcalan: Rewar'ın durumu nasıl? Rewar Güneyli arkadaş mı, yoksa İran'daki yapıdan mı?

İdris Baluken: Doğulu arkadaş. Genç bir arkadaş. Çoğu toplantımıza katılıyor.

Abdullah Öcalan: Türkçe biliyor mu?

 Pervin Buldan: Türkçesi diğerlerine göre daha zayıf. Toplantıda genelde Kürtçe konuşuyor.

Abdullah Öcalan: Karayılan'ı gördünüz mü? Durumu nasıl?

 Pervin Buldan: Görmedik. Birkaç seferdir görmüyoruz zaten.

Abdullah Öcalan: Onun işleri vardır, o yüzden gelmiyordur. Başka kimseyi gördünüz mü?

İdris Baluken: Cemil Bayık oradaydı. Durumu iyiydi.

Abdullah Öcalan: BDP ve HDP Kongresi için bildiriler yazdım. Onları size iletecekler. BDP'ye yazdığım yazıya DTK için de bir kaç hususu ekleyerek verebilirsiniz. (Sırrıya dönerek) Bana zarar verecek şeyler varsa redaksiyon yapabilirsin. DTK için vereceğiniz bildiride BDP için yazdığım yazıdaki BDP'yi silip DTK yazabilirsiniz. Şu hususları da ekleyin: DTK, proto bir parlamento modelidir. Şimdiye kadar yaşadıkları bir deneyimdi, Dernekler Yasası kapsamında çalıştılar. Şimdi durum farklıdır, Kürt meselesinde çözüme gitmenin iki ayağı var. 1- Avrupa yerel yönetimler şartına uygun bir yerel yönetimler yasası çıkarılacak. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına koydukları şerhi de kaldırmaları gerekir. 2- DTK'nın kendi varlığını ilgilendiren ve mevcut Dernekler Yasasını aşan demokratik sivil toplum yasasının çıkması gerekir. Bunu demokratik sivil toplumun parlamentosu olarak düzenlemeliler. Hatta bir örnek vererek açıklayayım. TBMM'den önce Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri vardı. DTK Müdafa-i Hukuk cemiyeti konumundadır. Kürt meselesi bu iki yasa üzerinden çözüme gidiyor.

Sırrı S. Önder: Daha sonra Kuvayi Milliye'ye dönüştü.

Abdullah Öcalan: Evet. Milli demeyelim. Bunu da Kürtlerin Kuvayi Demokrasi Cemiyeti gibi düşünebiliriz. BDP'yi de bu temelde organize ediyoruz. Yerel demokrasiyi inşa edecek. Fransızlar Mitterand döneminde bunu yaptılar. O dönem Mitterand'ın bir sözü vardı. Bunu dışarıya da yansıtın. Miterand “Fransa Cumhuriyeti'nin kuruluşunda Fransa'nın bütünlüğü için merkeziyetçilik ne kadar gerekli idiyse, şimdi sürdürülmesi de o kadar gereksiz ve sakıncalıdır” demişti. İspanya'nın da onyedi bölgesi var, İtalya'nın yirmi bir, Almanya'nın onüç federe bölgesi var; İngiltere'nin dört, ABD'nin ellibir eyaleti, Rusya'nın seksen bir özerk bölgesi var. Türkiye Avrupa'yı bu kadar taklit ediyorsa, neden bu reformları taklit etmiyorsunuz diye sormak gerekir. CHP'ye deyin ki, reformları niye takip etmiyorsunuz? Atatürk olsa kabul ederdi. En büyük reformları Atatürk yaptı. CHP'ye Mecliste “Utanmıyor musunuz? Siz niye reformları kabul etmiyorsunuz” diye sorabilirsiniz.

Abdullah Öcalan: Yeni Başkanlık tartışmalarında ABD ve benzeri gibi bir sistem olursa tartışılabilir. Bunun için sivil toplum yasası ve yerel yönetimler özerklik yasası çıkacak. Cumhurbaşkanlığı seçimi önemlidir. Potansiyelimizi önemsemek lazım. Bunu ikiye katlayabiliriz. İlk turda adayımız olacak. Kendi adayımız etrafında azami toplanacağız, oylarımızı çoğaltacağız ve gücümüzü ortaya çıkartacağız. Bu hem büyük bir silahtır hem de ilk defa kendi oyumuzu görme şansı verir. Hem Ulusalcılara hem de AKP'ye karşı elimizde önemli bir müzakere silahı olur. Müzakereye kim yanaşırsa onu da destekleyebiliriz. Aynı zamanda Türkiye emekçi halkına da sesleneceğiz. Bireysel, sendikal, siyasal tüm halklar bu durumda talep edilebilir. Sol sınıfa da bunları anlatın, tarif edin. Haşim Kılıç'la da, Tayyip Erdoğanla da müzakere edilebilir.

Aysel DTK eşbaşkanlığı için devam etmek istiyor mu? Sizinle görüşüyor mu? Temposu ve tavrı nedir? Ne yapıyor, nerede kalıyor? DTK çalışmalarına yeterince katılıyor mu? Siz ona ulaşabiliyor musunuz?

 Pervin Buldan: Daha çok Diyarbakır’da kalıyor, ama uzun süredir kendisiyle görüşemedik. Telefonla da ulaşamadık.

İdris Baluken: Aysel hanım konusunda arkadaşların da şerhi vardı. Yeterince halkçı olmadığı ve kendisini katmadığı konusunda arkadaşların eleştirileri vardı.

Abdullah Öcalan: Evet, HDP bünyesine geçebilir. HDP'nin yönetiminde rol alabilir.

Sırrı S. Önder:  Yasal engeli var, Aralık'ta bitiyor.

Abdullah Öcalan: Önemli değil, Aralık’ta katılabilir. Zaten Aysel Türkiye kültürüne daha yakındır, ona hakimdir.

Abdullah Öcalan: DTK’nın diğer eşbaşkanlığı için öneriniz var mı?

 Pervin Buldan: Selim Sadak kendini önerdi.

Abdullah Öcalan:  Selim Sadak yeterince hamleci değildir, ağırdır. Uygun değil. Osman nasıl? Yapabilir mi, istekli mi? Eğer istekliyse, arzuluysa birinci adayımız Osman olabilir.

Heyet: Osman yoğunlaşırsa yapabilir. Ancak istekli olup olmadığını bilmiyoruz, kendisiyle bu konuyu konuşmadık. İstiyorsanız görüşebiliriz.

Abdullah Öcalan: Görüşün, selamlarımı söyleyin. DTK'ya da uygun bir eşbaşkan bulmak lazım. Kadın Hareketi birisini önerdi mi?

 Pervin Buldan: Kadın Hareketi bu konuda tartışma yürüttüğünü, ama tartışmanın devam ettiğini söyledi. Kandil’deki arkadaşlar Selma Irmak'ın eşbaşkanlıkta değerlendirilebileceğini söylediler, daha çok parti için önerdiler. İyi Kürtçe biliyor. Daha önce de eşbaşkanlık yapmış. Ama Kadın Hareketi tartışmanın henüz bitmediğini söyledi.

Abdullah Öcalan: HDP'ye eşbaşkan Türk olmalı. O nedenle çok uygun değil. Selma DTK'ya nasıl olur? Onunla konuşun. Kendini adayacak mı? İstekli mi? O ağır sorumluluğu yerine getirebilecek mi? Eğer bunları yapabileceğini söylerse uygun olur.

Abdullah Öcalan: HDP için kongreye gidin, orada tartışın, önemlidir. Eşbaşkanlar için öneriniz var mı? Tempo, tarz, hitabet konusunda kimle götürülebilir? Selahattin'in dün bir açıklaması vardı, dinledim. Niye ben yapmıyorum diyor. Sanırım biz ona gençken fazla yüklendik. Ama şimdi deneyim kazandı, kendini geliştirdi. Sanırım farklı kesimler de sevmeye başladı. Eğer kendisi de istiyorsa yapmalı.

İdris Baluken: Başkan, BDP MYK'sında da Selahattin Beyin devam etmesi yönünde bir eğilim vardı.

Sırrı S. Önder: Bizim HDP meselesini Kürtlere anlatmamızda da etkili ve en kısa yol olur Selahaddin Beyin Başkanlığı.

Abdullah Öcalan: Selamlarımı söyleyin, bu sorumluluğu almalı. Bana gönderdiği mesajdaki önerilerini dikkate alacağız. Sorumluluk alanların yetkileri de olmalı. Bundan sonra bütün görevlendirmelerde bir Kürt bir Türk olmasına da dikkat edeceğiz. Kadın eşbaşkanı ben önereceğim. ESP Başkanı Figen Yüksekdağ. Buradaki arkadaşlarla da görüştüm, onlar da öneriyorlar. Selahattin Beyle çalışabilir mi sizce? Hitabeti, temposu, tarzı nasıl?

Sırrı S. Önder: Bileşenlerimizin içerisinde en hakiki yapıdır ESP.

Abdullah Öcalan: Tamam, o zaman uygundur. Ertuğrul Kürkçü'ye selamlarımı söyleyin, ben ondan memnunum. Tarihi bir görev yaptı, artık bizim kurucu fahri onursal Başkanımız olur. Sürekli katkı sunsun, teorilerle beslesin. Sabahat'a selamlarımı söyleyin. Bu değişimler için Sabahat ve Ertuğrul'un da görüşlerini alın. Görüşleri önemlidir. Sabahat kendini fazlaca hedefleştirdi. Onun üzerinden bir şeyler geliştirebilirler. O nedenle biraz geriye çekiyoruz. Güvenlik nedeniyle olduğunu söyleyin.

Pervin Buldan: HDP'ye geçtikten sonra grup Başkanvekilliklerini ne yapalım?

Abdullah Öcalan: Burada da bir Türk, bir Kürt önemlidir. İki Kürt olmaz. (Pervin Hanım'a dönerek) Siz bu konuda bir tecrübe kazandınız, bir Kürt olarak devam edersiniz. Yanınıza Sırrı Süreyya'yı öneriyorum. İkiniz beraber yaparsınız. Hem de müzakere heyetini aynı zamanda konumlandırmş oluyorum. (İdris Beye dönerek) Yanlış anlamayın, ikiniz de Kürt olduğunuz için bu değişikliği yapmak zorundayız. Halka vereceğimiz görüntü önemlidir, bir Kürt bir Türk olması önemlidir, değişikliği bu yüzden yapıyoruz. Müzakere heyetini konumlandırmak adına siz de İdari Amirliği yapabilirsiniz. Böylece heyet olarak orada da koordinasyon halinde olabilirsiniz.

BDP'ye geçiyorum. Parti Meclisi ve yürütmesi tamamen kadro yoğunlaşması olacak. Milletvekillerinin kadro yoğunlaşmasını yapmalarına ne gerek var ne de vakitleri var. Partinin büyük kadro eğitimini, yönetimini milletvekilleri yapamaz. Onlar zaten sürekli koşturuyorlar. Milletvekilleri HDP grubu üzerinden HDP'nin gövde gösterisini başarmalılar. HDP yönetiminde yer alabilirler. HDP yönetimi hepsi de, kısmen de milletvekillerinden oluşabilir. BDP için sizden 60 kişilik bir aday önerisi istiyorum. Kandil kesinlikle karışmayacak. Bunun için Amed'de bir sondaj çalışması yapın.

Beni temsilen bir önerim olacak. Mehmet Aslan, Ömer Öcalan ya da Dilek Öcalan (Gençtir gerçi, deneyimsizdir), üçünden biri girebilir. Bunlar benim havamı biraz yansıtabilirler. Bu adayları belirlerken ailesinde şehitler olan yetenekli insanlar var, onları önerebilirsiniz. Seçilen Lice ve Cizre Belediye Başkanları gibi insanlar bulabilirsiniz. Yanlız onlara anlatın. Koltuk hedefleri olmayacak. Ben nasıl koltuksuzsam ve hala nasıl coşkuyla çalışıyorsam, onlar da öyle çalışacak. Siyaset akademileri gibi o ihtiyacı karşılayacak.

Sırrı S. Önder: Çok uzun süre cezaevinde yatan, bu süreci dirayetli geçiren, kesin hüküm giymiş olmalarından dolayı da şimdilik seçilme engeli olan yetkin arkadaşları da değerlendirebiliriz Başkan.

Abdullah Öcalan: Evet, bu vasıflarda olanları da önerebilirsiniz. Bu tür kadroları bulun, tartışın, bana getirin.

DTK Kürt halkının karar organıdır, yereldir. Yerel parlamento komisyonlarla, küçük birimlerle çalışır. Benim sekiz komisyon önerimi hayata geçirebilirler. Komisyon sayısını arttırabilirler. On beş komisyon uygundur. İhtiyaca göre daha da arttırabilirsiniz. Yeni bir içtüzük hazırlanmalı. Parlamentoyla senkronize bir çalışma ortaya koyabilirler. Yaz aylarında çalışmayabilirler. Üye sayısı 400-600 olabilir. Üyelerin hepsi iş çıkarabilecek kadrolar olmalı. Çünkü dediğim gibi DTK protodur. Çözüm planımıza göre yerel parlamentoya dönüşecek.

HDK Kongresi, bunun için iki meclis önereceğim. Birincisi 100 kişilik Demokratik Ulus Meclisi üyesi (DUM). Ulus-devletçi meclisi aşan bir modeldir. Kavramsal ya da teorik bir zaferi getirecek. Türkiye’nin kavramsal ufkunu açacak kişilerden oluşmalı. Bölgelerden temsiliyet önemli. Seçim şart değil. Senatörler gibi, senato çalışması gibi yapabilirler. İkinci meclis 25 bölgeye ayrılır. Eski Osmanlı vilayet sistemi gibi kültürel, ekonomik ve coğrafi komşuluk üzerinden bu bölgeler oluşturulabilir. Şırnak ve Hakkari örneğin. Bunların birbirinden farkı yoktur. Botan bölgesi de tek bölge olarak değerlendirilebilir. Tüm Türkiye’de bu şekilde bölgeler tespit edilir. Bu bölgelerin temsilcilerinden oluşan Bölgeler Meclisi oluşturulur. Sayı 400 ya da 500 olabilir. Bu temelde yeniden yapılandırılmaya ihtiyaç var.

Bildirgeleri hazırladım. Dört kongre de Haziran'da yapılsın. BDP'ye Türkiye modeli önermiyorum. HDK de parti kongresinden sonra toplanmalı. İşler hızla toparlanmalı. 1 Mayıs Bildirgesi hazırladım. Sizlere ulaştırılacak. Tüm Türkiye emekçilerine aktarırsınız.

Demokratik İslam Konferansı için altı sayfalık bildiri hazırladım. En hoşuma giden bildiridir. Onlardan gelen bilgilendirme belgelerine çok değer verdiğimi söyleyin, özel selamlarımı iletin. Bir de şu konu önemli: İslami tanımlamayı başörtülü ve başörtüsüz ayrımına tabi tutmak Batı kültürünün yansımasıdır. Bunu katı bir din ilkesi gibi sunmak doğru değildir. Kıyafet özgürlüğü olmalıdır. Aşırı açık giyim tarzı Avrupa kapitalizminin, Burka tarzı, aşırı kapalı tarz da Afganistan gericiliğinin yansımasıdır. İslami bir ilke olarak koymak saptırmaktır. Başı açık olmak da bu şekilde yorumlanabilir. Kıyafet özgürlüğü esas alınmalıdır. Devletin de, erkeğin de kıyafet dayatması yanlıştır. Bunun İslam’la alakası yoktur. Türkiye İslam’ı, İran İslam’ı, benzeri tanımlamalar da milliyetçidir, yanlıştır. Kürdistani İslam diye bir kavram da olmaz. İhvan'ı inceliyorum, Tunus’takini beğeniyorum, ama Mısır’daki kendini mahvetti. Türkiye’deki İslam'ın (Diyanet İslamı'nı bir kenara bırakın) siyasileşmeyen bir kurumlaşmasını öngörmek lazım.

Kürdistan’daki o medrese kültürünü de bildirime ilave edebilirsiniz. O medrese kültürü yenilenebilir. Diyarbakır, Bitlis, Van ya da Urfa'da merkezi bir kurumsallaşma olabilir. Urfa'yı özel olarak öneriyorum. Okullarını açar, dini eğitimini yaparlar. Kuran eğitimi verilebilir, ama eğitimler verilirken Kürtçe eğitime önem verilmeli. Bu mektubumu çok değer verdiğim Seyda Abdurrahman Timoki'nin anısına itaf ediyorum.

Devlet heyetiyle de görüştük. Rojava politikasında bazı değişiklikler olacağını tahmin ediyorum. Devlet Salih Müslim ile görüşebilir. Kendisi bu görüşmelere açık olsun. Acilen kapıların açılması gerekir. Barzani meselesi ve kapılar konusunda gelişmeler olacak. Ayrıca Yüksek Konsey yerine Demokratik Konsey olabilir. Suriye Demokratik Koalisyonu ile Üçüncü Cenevre Konferansı’na gidilebilir.

Tutsakların tahliyesiyle ilgili gelişmeler oluyor, daha da olacak. Zaten onlar rehineydiler, bırakılmaları önemlidir. Tahliye olan arkadaşlara selam söyleyin.

MİT Yasası için görüşmelerin önünü açıyor, bundan sonra görüştürmek istediği herkesi gönderebilirler. Bunun önünde bir engel olmaması lazım. Avukatların gelişi de olacak, başka heyetler de gelecek. HDP heyeti, yani Ertuğrul, Sebahat ve Leyla, bunlar bir kerede gelebilirler. Sizden önce onlarla bir görüşme yapabilirim. Sabahat ile Ertuğrul'un bir arada gelmesi önemlidir, HDP'nin kazasız belasız olması için önemlidir. Ancak bu MİT Yasası eksiktir. Hükümetle görüşün. Bunu tamamlamaları gerekiyor. Sizin hukukçularınızla bir çalışma yapsınlar. Siz hala güvencede değilsiniz. Kandil'e gidip geliyorsunuz. Yarın farklı biri çıkıp bunun üzerinden sizi idamla yargılayabilir. O nedenle önerilerinizi oluşturup tamamlayıcı yasalar konusunda hükümetle görüşün.

Mektupları aldıktan sonra Kandil’e gidersiniz. Kandil’in bize cevaplarını getirin, ona göre bakacağız. Altı ayrı mektup yazdım. 1- Şakran Cezaevinde Nesrin Akgül'e. (Pervin'e dönerek) Bunu özel olarak senin götürmeni istiyorum. Bu aynı zamanda onun şahsında bütün kadınlara yazılmış bir mektuptur. İlk defa bir mektuba cevap yazıyorum. Bir sayfalıktır. 2- KCK Genel Başkanlığına şu anda on altı sayfa olan, fakat bir ya da birbuçuk sayfa daha eklenebilecek bir miktup. 3- 1 Mayıs'a ilişkin iki sayfalık mektup. 4- HDP Kongresine dört sayfa. 5- Demokratik İslam Kongresine altı sayfa. 6- BDP Kongresine dört sayfa.

(Sırrı’ya dönerek) Şimdi size ilişkin özel değerlendirmeleri yapıp bitirelim. Kolay kolay pes etmeyeceksiniz. Uslubunuz biraz daha pratik siyasi bir söylem olabilir. Şairane söylemden uzak durun.

(Pervin'e dönerek) Sizin için daha önce üç temel argüman kullanmıştım. Nefertiti, Puduhepa ve uçak kazasını örnek vermiştim. Siz daha çok bütün kayıplar için bir yas ilan etmişsiniz. Bu anlamlı ve değerlidir. Ama bu beni düşündürüyor. Bu bağlılık aşiret geleneğinden geliyor. Buna saygı da duyuyorum. Savaş bizim şehidimizdir. PKK olmasaydı öldürülmezdi. Ama bir konuda dikkat etmen gerekir. Korkut Eken’e yönelik çıkışın iyi olmadı. Bunlara bulaşma. Davaları takip edebilirsin, ama o hakareti kaldıramazsın. Bunlar çetedir. Çete oyunlarına gelmemelisin.

(İdris'e dönerek) Bingöl'le ilgili birkaç şey söyleyeyim. Bingöl ya Botan gibi olacak ya da Elazığ gibi asimile olacak. Devlet o nedenle oraya özel yükleniyor. Bizim de tedbir almamız lazım. Oradaki halkın özgürlüklerine uygun politikalarla devletin bu stratejisinin önüne geçmek lazım. İlerideki dönemlerde belki daha geniş değerlendirme şansımız olabilir.

Birinci belge -15 Nisan 2014-

Kişisel durumum

1- Müzakeresiz her gün ve ilişki devlet, toplum ve sorunlar için kayıptır.

2- Doğru rol oynamam bireysel, örgütsel ve bölgesel düzeyde hayatidir.

3- Müzakereci konumum tam yasallıkla yasadışılık arasında bir özgünlüğü ihtiva etmektedir.

4- Yoğun bir ilişkisellik olmadan dev bir sorunlar yumağında başarıyla rol oynamam akıldışıdır.

5- Ara yol denemeleri ancak kendimi ve muhataplarımı aldatmakla, oyun oynamakla mümkündür ki, buna da koşullar ve GERÇEKLER müsaade etmemektedir.

Gündem-15 Nisan 2014-

1- ABD vi AB (lobilerle anlaşma temelinde) Erdoğan'a tanıdıkları krediye devam ediyorlar (Hocayı ve paralel yapıyı dışlayarak yapacaklar).

2- Bunda Kürt Özgürlük Hareketi belirleyici oldu.

3- Cemaat’in Kandil üzerinden “Katil MİT-Erdoğan’dır” söylemiyle ilişki araması.

4- MİT-Öcalan ilişkisinin bu nedenle krize girmesi (MİT Yasasıyla bu kriz aşılmıştır).

5- AKP Hükümeti özel savaştan hiç vazgeçmedi.

6- Barış söyleminin içi tamamen boşaltıldı.

7- Türk gladiosu özünde ve örtülü olarak, genelde üçlü lobi ve destekçilerinin, özelde sağ-milliyetçi Ermenilerin intikam örgütüne dönüşmüştür. NATO'daki rolü budur.

8- Perinçek'in kendisini Türk milliyetçisi biçiminde sunması CHP veMHP’nin (tüm benzer varyantların) Beyaz Türkleştirme projesinin bir parçasıdır.

9- Bildirgede (Newroz Bildirgesi 2013) geçen demokratik siyaset için Öcalan'a pratik imkan verilmemesi büyük ahlaksızlıktır.

10- Düşmanla ya vuruşulur ya da anlaşılır. Gerisi savaş hilesidir. Pek kazancı yoktur.

11- Ancak demokratik sözleşme için oturum düzenlenir.

12- Filipinler-Moro ve Pakistan-Taliban müzakere sistemi AKP’ye hatırlatılmalı.

13- Tek taraflı politikaların sonuçları, tehlikeleri.

14- Darbeyi ret ve meşruiyete destek için ulusal ittifak hareketini İhvan Nisan 2014’te özgürlükçü demokrat harekete açıyor.

15- AKP’nin neden kardeş örgütleri olan Mısır İhvanı’nın bu modelinin yakınından bile geçmediği iyice sorgulanmalı.

16- Diyalog sürecinde Öcalan'a cevabi mektupların örneğinin bile verilmemesinin nedenleri sorgulanmalı.

17- Israrla müzakerelerden niye kaçınılıyor?

18- Karşılıklı bir intikam için mesafe çok açılmış. Tersine, bir barış çok özel yaklaşım ister (Gladio tam bir karşılıklı intikam üretme gücü olarak tasarlanmıştır).

19- AKP iktidarı devleti kendi içinde ve vatandaşla vuruşturarak kendi elitini egemen kılıyor.

20- Önümüzdeki dönemde olası tek taraflı inşa politikalarının doğuracağı askeri sonuçların, savaşım düzeyinin geçmiş dönemlerle kıyaslanması.

21- Legal demokratik siyasetin adresi olarak HDP.

22- BDP nin kendini yerel demokrasi olarak yenilemesi. Yeni adres olarak Bölgesel Demokrasi Partisi.

23- Erdoğan'ın Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı yürütülen özel savaşta Tansu Çiller'den farkı, Çiller’in askeri yöne daha çok ağırlık vermesi, Erdoğan'ın ise siyasi yöne daha fazla yüklenmesidir. Özde aynı ‘özel savaş’ yürümektedir. Aradaki fark askeri ve siyasi değildir (hele hele demokratik çözüm).

Ek Taslak-15 Nisan 2014-

1- Kürtlerin devleti sorunu.

2- Süreç hem siyaset hem de devlet düzeyinde ittifakları zorunlu kılıyor. AKP problemi ciddi.

3- Statükocular direniyor. Eskisinden daha fazla darbeci eğilimi sürdürüyorlar.

4- Yeni cumhurbaşkanı ve genel seçimler, siyaset ve devlet düzeyinde yeni ittifaklar temelinde yeni ve net mevzilenmeleri gerektiriyor.

5- Darbeciliğin yakın tarih ve güncel durumunu açık ve gerçekçi değerlendirmek.

6- Yeni demokratik İslami düzenlerle laik-milliyetçi ulusalcı düzenleri doğru tanımlamak.

İkinci Belge -25 Nisan 2014-

Kişisel durumum için çözülmesi gereken sorunlar

1- Mevcut koşullar içinde diyalog yürütmek mümkündür.

2- Mevcut koşullar altında ne devletle ne de BDP, HDP ve KCK ile müzakereler mümkündür.

3- Müzakere için İmralı’daki yasal çerçeve ancak sembolik ve geçici bir süre (en az üç ay, en çok altı ay) için geçerli olabilir.

4- Mevcut koşullarda müzakereye zorlanmam ne zihnen, ne moral, ne de biyolojik olarak mümkündür. Daha müzakerelere geçmemiş iken geceleri kaskatı kesilmem ve uykusuzluk bu gerçeğin basit bir yansımasıdır.

5- İç içe sağlık, güvenlik ve özgürlük sağlanması başmüzakerecilik için esastır.

6- Geniş komisyonlar, danışmanlar, sivil toplumla diyalog, medyayla yeterli ilişki olmadan anlamlı bir müzakere olamaz.

7- Hareketin başta Kandil olmak üzere çeşitli alanlardaki birimleriyle yeterli ilişki gereği vardır.

Müzakere yönteminin benimsenmesi halinde plan taslağı

(Müzakerelere ilişkin koşullar, hususlar)

1- Tarafların heyetler halinde eşit ve yasal temini.

2- Varılan sonuçların, kararların denetiminden sorumlu bir İzleme Kurulu.

3- Silahlı güçler arasında gerçekçi iki taraflı bir ateşkes ve buna tutuksuzluk halinin eklenmesi.

Müzakere sürecinin içeriğine ilişkin gündem maddeleri

1- Siyasi, hukuki sorunlar ve çözüm için yeterli komisyon teşkili. Demokratik siyasi çözümün yasal güvenceye alınması.

2- Sosyoekonomik sorunlar ve çözüm komisyonu, toplumun özgürlük düzeyi, ekonomik model, yasalara yansıtma.

3- Kadın sorunu, özgürlük durumu ve komisyon teşkili, yasal, siyasal ve ekonomik haklar.

4- Ekolojik sorunlar ve çözüm komisyonları, yerel demokrasiler ve çevre hakları.

5- Sivil toplum ve demokratik çözümdeki rolü, her türlü milliyet, cemaat ve kültürel sorunları kapsamlı bir sivil toplum demokrasisiyle aşma, sivil toplum ve yerel demokrasi ilişkisi, çözüme etkisi.

6- Güvenlik sorunu, devlete ve grupların birbirine karşı güvenliği, varlıklarını koruma ve özgür yaşama hakları nasıl güvenceye kavuşacak? Bunun için komisyonlar.

7- Kültürel varlıklar ve haklar sorunu. Tarih, dil ve eğitim sorunları. Çözüm yolları ve komisyon teşkili.

8- Diplomatik ve Misak-ı Milli'den kaynaklı sorunlar. Ortadoğu’da demokratik konfederalizm çerçevesinde çözüm arayışları. Bunun için komisyon ve konferanslar.

9- Yakın geçmişte yaşanan çatışmalar, kayıplar, neden ve nasıl'ın araştırılması ve yüzleşme için Hakikatler Komisyonu.

Devlet heyeti ile görüşme gündemi-25 NİSAN 2014-

1- Son diyalog sürecinin temelindeki anafikir neydi?

2- Sürecin MGK'nın kriz yönetmeliğiyle sürdürülmeye çalışılması çözümsüzlüğün esas nedeniydi.

3- Yeni MİT Yasası sürecin yasal olarak müzakereye evrilmesi için bir tarafı güvenceye alırken karşı tarafa aynı güvenceyi vermiyor.

4- Sürecin en önemli kazancı paralel devletin ortaya çıkışının resmen de kabul edilmesidir.

5- Gelinen aşamada devletle diyalogun devamı mümkün iken KCK, Hükümet ve BDP-HDP adına müzakerenin ve yasal siyasetin devamı mümkün değildir.

6- Bundan sonraki sürecin askeri, siyasi ve ekonomik yönden olası gelişmesi.

7- Hükümetin Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye etmede temel dayanakları: Geleneksel Kürt işbirlikçiliğini modernize etme, paralel devletin direkt kendisiyle ittifakını arama. Hegemonik meşruiyet arama

8- Hükümet önümüzdeki dönemde devlet geleneğini gerek özgürlük ve demokrasi hareketine, gerekse vatandaş özgürlüğü ve haklarına karşı daha etkili kullanacaktır.

9- Hükümet Özal tarzından ziyade Çiller tarzının siyasi versiyonuna ağırlık vermiş görünmektedir.

10- Kürt-Türk ilişkilerinde süreç tam bir yol ağzındadır. Ya sert bir kırılma ve savaş ya da gerçek siyasi bir çözüm için müzakere.

26 Nisan 2014

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan

Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa/İmralı Notları Mezopotamya Yayınları

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): OCALAN  ISLAM  IN  SIYASILESMEYEN  BIR  KURUMLASMASI  OLMALI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.