ÖCALAN: ŞENGAL’LE İLGİLİ UYARMAMA RAĞMEN TEDBİR ALMADIKLARI İÇİN NE OLDUĞUNU GÖRDÜNÜZ!
Umudun Zaferi / 18 Haziran 2016 Cumartesi Saat 13:19
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Nisan 2015 tarihinden bu yana hukuksuz bir şekilde tutulduğu İmralı Adası’nda tecrit içerisinde tecrit koşullarında. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, İmralı Heyeti ile 4 Şubat 2015 tarihinde yapılan görüşmenin Mezopotamya Yayınları’nın Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa/İmralı Notları kitabındaki tam metnini yayınlıyoruz

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Nisan 2015 tarihinden bu yana hukuksuz bir şekilde tutulduğu İmralı Adası’nda tecrit içerisinde tecrit koşullarında. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, İmralı Heyeti ile 4 Şubat 2015 tarihinde yapılan görüşmenin Mezopotamya Yayınları’nın Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa/İmralı Notları kitabındaki tam metnini yayınlıyoruz

(Başkan görüşmede daha önce kendisine götürdüğümüz Bayburt Cezaevindeki kadın arkadaşların ördüğü yeleği giymişti.)

Heyet: Başkanım, getirdiğimiz yeleği giymişsiniz. Size çok yakışmış.

Abdullah Öcalan: Evet, teşekkür ederim. Ben de çok beğendim. 17 arkadaşın büyük emek vererek kendi elleriyle ördüğü bir yelek. Hepsinin ellerinden öpüyorum, çünkü elleri ile örmüş ve emek vermişler. Hepsine özel selamlarımı iletiyorum.

KGM: Biz de sabahtan beri size çok yakıştığını söyledik. Galiba siz bize inanmadınız.

 Abdullah Öcalan: Hepiniz hoş geldiniz. H. arkadaş, sen sanki kilo vermişsin. Biraz zayıflamışsın gibi. (C…’ye dönerek) Sizin durumunuz iyi, formunuzu koruyorsunuz. Bu arada siz de hoş geldiniz. Buraya gelmeniz için çok uğraştım. Çok çaba sarf ettim. Sizi buraya getirmek devleti değiştirmekten daha zor oldu. Ama sonunda geldiniz. D… de mektubunda yazmıştı. Hem sana hem de P…’ye ilişkin görüşlerini daha sonra toplantıda aktaracağım. Değerlendirmelerimi yaparım.

Müsteşar: Yolculuğunuz nasıl geçti? Rahat gelebildiniz mi?

Heyet: En rahat yaptığımız yolculuklardan birisiydi.

 Sırrı S. Önder: Önceki yolculuklar çok kötüydü. Tanrı’ya sığındık. Hatta bazı arkadaşlar neredeyse hatim indireceklerdi.

 Abdullah Öcalan: (Gülerek) Bunun önlemini daha önceden alacaksınız. Her zaman tedbirli olacaksınız. İnanç olayı önemlidir. Müzakere sürecinde inanç alanıyla ilgili sorunları da ele alacağız. İşte Ürdünlü pilotu nasıl canlı canlı yaktıklarını görüyorsunuz. Bunu Ortadoğu’da İslam adına hareket ettiğini söyleyenler yapıyor. Kobani’yle, Suriye ile ilgili uyarılarımın sebebi buydu. Bunlar pilotu katlettikleri gibi oradaki herkesi de bu şekilde katletmek istiyorlardı. O nedenle ben sürekli uyarıyordum, ama Hükümet ısrarla anlamadı. (Müsteşar’a dönerek) Hükümete bunu anlatmanız lazım. Bu konu ile ilgili herkesin sorumlu davranması gerekiyor. Şengal’de yaşananlar olası katliamın en hafifiydi. Önünü almazsak her tarafı bu şekilde katliamlarla talan edecekler.

Önemli bir toplantı yapacağız. İsterseniz siz başlayın.

KGM: Evet, bugün bu format tarihi bir aşamayı gösteriyor. Fiziki olarak da toplantıyı yapmış olduğumuz bu mekan bu aşamanın göstergesi. Önümüzdeki dönem bizim için çok önemli tabii. Türkiye bir seçim sürecine girmiş durumda. Ancak seçim sürecinden bağımsız olarak çözüm süreci çalışmalarını yürütmemiz lazım. Sizler de görüyorsunuzdur. Çözüm süreci karşıtları iş başındadır. Basından sürekli haberleri servis ediyorlar. Özellikle bölgede yaşanan bazı olumsuzlukları sürekli gündemleştiriyorlar. İnsanların öldürülmesi, yol kesilmesi, vergi alınması gibi haberler bu tarafta olumsuz bir algı yaratıyor. Ayrıca bölgede polis ve askerin hükümet üzerinde ciddi bir operasyon baskısı var. Bu olumsuzlukları düzeltmemiz lazım. Burada birbirimizden gizli saklımızın olmaması gerekir. Buradaki görüşmeler dürüstçe dışarı verilirse tablonun netleşeceği kanaatindeyim. Üç önemli husus var: Bir, çözüm sürecinin ruhuna aykırı olan gelişmeler. İki, güvenlik güçlerinin operasyonel süreçlerine hükümet direnç gösteriyor. Üç, önümüzdeki toplantı için buraya İzleme Heyeti de gelecek. Mahkum değişimi ve hasta tutsaklar konusundaki çalışma da son safhaya gelmiş durumda. Bu konuda bazı gelişmeler olacak. Bunlar olumlu gelişmeler. Ancak bu pratik baskı alanlarını, olumsuzlukları düzeltmemiz lazım. Çünkü operasyonlar yapılırsa çok can kaybı olabilir. O taraftan ya da bu taraftan olması önemli değil. Önemli olan birçok insanın tekrar yaşamını yitirmesi ihtimalidir.

 Abdullah Öcalan: Evet, bugünkü toplantının önemli olduğunu tekrar vurgulayalım. Dün yaptığımız toplantıda da kendi mücadele hayatımın kısa bir kestini size vermiştim. Dünkü toplantıdan sonra ve bu toplantıdan önce kısa bir muhasebe yaptım. Bugünkü geldiğimiz noktayı 55 yıllık bir maratonun kısa bir soluk arası olarak değerlendiriyorum. Benim için böyle gelişti. Bu masa maratonda bir moladır. Ben bu masanın kuruluşunda emeği geçenlere de teşekkür ediyorum. Sayın M. D. başta olmak üzere devlet heyetinin çabasını önemsiyorum. Çok ciddi devlet sorumluluğudur. Umarım siz de farkındasınız. Umarım siyasi iktidar da farkındadır.

Kaygılarım devam ediyor. Benim için yer ya da masanın biçimi değil masanın kurulması önemlidir. Dediğim gibi devlet heyetinin bu çabasını önemsiyorum, ama siyasi elitler ne kadar bunun farkında, bunu bilmiyorum. E. beyden bugüne kadar büyük bir çabamız vardı. Beş altı yıllık büyük bir maratondur. Bununla sonuçlandı. Sonuçlandı derken aslında bir başlangıç. Neyin başlangıcı? Türkiye devlet tarihinde Cumhuriyet tarihini kastetmiyorum. Bin yıllık serüvende bu masa çok özgün bir anlama sahiptir. Hükümet veya bizimkiler ne kadar farkındalık gösterir, bilemem. Ama benim kendi eylemlerim masanın devrilmemesi için oldu, bundan sonra da öyle olacak.

Bu bir ilke masasıdır. Devletin ve toplumun demokratik geleceği için tam bir ilke masasıdır. İlkenin özelliği, ilkeden taviz verilmez anlayışıdır. Bin yıllık tarihi dayanakları vardır. Biz kadim kültürü de dahil ederek vardığımız bir çözüm masasından bahsediyoruz. Şimdi önemli bir başlangıç yapıyoruz. Demokratik toplum taraftarları için de bu masa kıymetli olmalıdır. Ben bu kadim kültürü önemsiyorum. Ben hayatın çemberinden geçtiğim için biliyorum ve kendim de bir köy emekçisiyim. Böyle bir aileden geliyorum. Irgatlık da yaptım. Bu masanın tarladaki emekle de ilgisi var. Yani tüm sorunları bu masada ele alacağız. Arkadaşlarımızın da konumu aynı.

KGM: Bizim de konumumuz aynıdır. Burada aristokrat gelenekten gelen kimse yok. Hepimiz bu kültürden gelmiş insanlarız, iyi niyetliyiz. Samimi olarak yürütmek istiyoruz. İnandığımız için buradaki çalışmaları yürütüyoruz. Üstlerimize de öyle anlatıyoruz.

 Abdullah Öcalan: Hatırlarsanız sizinle ilk karşılaştığımda iki şeye vurgu yapmıştım. İsminizin M. olması önemli, Soyadınızın D. olması da o düzeyde önemlidir. Bu geldiğiniz kültürü göstermesi açısından benim için anlamlıdır. Demokratik devlet ve demokratik toplumu sıkça kullanıyorum. Müzakerenin bir niteliği devletin demokratikleştirilmesi, diğer niteliği toplumun demokratikleştirilmesidir. Burada olağanüstü bir çaba gösteriyorum. Ancak ne kadar çaba göstersem de çocuk yerine konuyorum. Ben bunu önemsemem. Ama bu büyük hatalara götürebilir. Başından beri herkes isyancı olabilirdi, ama ben olamazdım. Toplumsal koşulların gereği olarak her şey üzerime yıkıldı. Daha önce de annemin bana söylediklerini size aktarmıştım. Ana aklını yıllar sonra bile önemseyebiliyorsun. Bana hep “Arkadaşların seni yalnızlaştırıyor” derdi. Benim gibi hassas bir çocuğun isyana meyletmesi mevcut düzenden kaynaklanıyordu. Ben köyden okula bir saat yaya gidiyor, bir saat tekrar geri geliyordum. Bir Türk okuluna gidiyordum ve bunu sorgulamaya başladım. Bir Türk okuluna gidiyordum ve ben bir Kürt’tüm. Kendi kendime “Sen Kürtsün, Türk okuluna gidiyorsun” diye sorguladım. Çelişkiler burada başladı. Sonra dine yoğunlaştım. Çocuklara namaz kıldırıyordum. Hatırlıyorum, okula gidip gelirken yolda imamlık yapıyordum, çocuklara namaz kıldırıyordum. Bu Türklük şeyini nasıl çözeriz diye hep düşündüm. Bu nedenle çözüm arayışım çok köklü ve eskidir.

Geçenlerde Avrupa’daki yeğenimden bir mektup aldım. Mektupta ninemden bahsediyor. Ninemin nasıl vali olmamın haberini beklediğini yazmış. Sonra benim bu düzenden koptuğumu öğrenince çok üzülmüş. Anam da bana “Hassa bezinden dört metrelik bir elbise al” derdi. Ben bütün bunları bir kenara koyarak bu yola çıktım. İsyan ettim. İlkokuldan üniversite son sınıfına kadar tüm hocaların en has öğrencisiydim. Yani hep özeldim. Benim bu konumundan isyan noktasına gelmemi anlamanız lazım.

Daha önce Kesire meselesini açmıştım. Derin devletin has adamının kızıyla evlenirken özellikle Dersimli arkadaşlar hep kuşku duymuştu. Ali Haydar daha iyi bilir. Ben onunla evlenirken de “Devletle aramızda bir köprü olabilir” diye düşündüm. (Kesire’yi kastederek) Biliyorsunuz, o da bize on yıl korkunç azap çektirdi. On yıl bana büyük bir ders verdi. Kesire’nin verdiği ders olmasaydı bugün bu masada oturan kadınlar olmazdı, kadın özgürlüğü olmazdı. Kadın özgürlüğünü böyle geliştirdik. Bizim arkadaşlar o dönem bu Ürdün pilotuna yapılan gibi öldürelim dediler. Ben engelledim. Yani tekrarlıyorum, çözüm arayışımın çok eski ve köklü olduğunu vurguluyorum.

Hasan Bindal örneğini vermiştim. Çocukken Hasan ve Elif’le iki özel arkadaşlık ilişkim vardı. Benden beklenti, büyüyünce onlarla çatışmam, onlardan intikam almam şeklindeydi. Bense o yaşımda bunu nasıl önleyebilirim diye düşünüyordum. Üç, beş, on yıl çalıştım ve o çelişkiyi kaldırdım. Devletle de bu kadar çalıştık, çelişkiyi kaldırmak istiyoruz. Selahattin Çelik vardı. Bizim genel komutanımızdı. Hüseyin Çelik’in amcasının oğluydu, akrabasıydı. Ajanlık yaptı. Onun için de arkadaşlar öldürelim dediler, fakat ben bırakmadım. Ortada elli bin bedel var. Müthiş acılar var. Hiçbiri sebepsiz ve boşuna değil.

Peki, acaba devlet içi çözüme ne zaman karar verdim? Burada Özal’ın büyük bir rolü var tabii. Devlet kapısını araladığında reddetmedim. Tabii o zaman dışarıdaydım. Reddedebilirdim de. Sonuç olarak ben karşı değilim. Mahir Kaynak’la da televizyon üzerinden diyalog kurdum. Birbirimizi bu kadar boğazlarken nasıl dost olabiliriz diye düşündüm. O dönem bana gönderilen bir haberde de “Alman-Fransız Savaşı yüz yıl sürdü. Japonya-Amerika Savaşında atom bombası kullanıldı” örneklerini verdiler. “Devlet dışı çözüm çabalarının kazananı olmaz” dediler. “Bu kadar büyük acılara rağmen onlar bir araya gelebiliyor, bizim çelişkimiz bu kadar derin değil” dediler. Ben buna anlam biçtim.

Burada attığımız her adımın karşısında mutlaka bir karşı darbe oluyor ve bugün bu toplantının da bir karşılığı olacak. Karşıt bir darbe hamlesi gelecek. Sakine’leri hatırlayın. Burada yaptığımız ilk toplantıdan sonra Paris’te karşılık verdiler. Her önemli görüşmeden sonra mutlaka karşı bir darbe gelişti. Roboski, Hakkari’de 13 köylünün katledilmesi, KCK operasyonları ve buna benzer yüzlercesi hep böyleydi. Bunu yapanlar şimdi teşhir oldu. Emin tecrübelerime dayanarak söylüyorum. Ben Sakine’lerin olayını ilk duyduğumda çok düşündüm. Ne yapmak gerekir diye yoğunlaştım. On beş gün burada görüşmedim. Sonra görüşmeye çıktım. Ben o dönem şöyle düşündüm: Velev ki bu cinayet H. F.’nin planıyla oluyor, Başbakanın onayıyla oluyor. Sonuçta bu ekip de en az benim kadar tehdit altında dedim. O nedenle sabır göster, çalış ve bunu ortaya çıkar diye düşündüm. Ve şimdi ortaya çıktı. Paralel yapı, Cemaat çıktı. MİT’ten bir ekip de bunun içinde olabilir.

Tedbir önemlidir. Görüyorsunuz, Cumhurbaşkanı günlük tedbir alıyor. Selahattin konuşmalarında iç güvenlik paketi için “Cumhurbaşkanı Sarayın güvenliğini alıyor” diyor. Doğru diyor, ben de eleştiriyorum.

(Kamu Güvenlik Müsteşarına dönerek) Bu güvenlikle ilgili bizim pozisyonumuzu aktarın. Biz sarayın fiziki güvenliğine bir katkı sunamayız tabii. Ancak intihar gerillası gibi şeyler bizden çıkmaz, bunu bilsinler. PKK içinden suikastçı, intihar eylemcisi çıkmaz, ben ölsem bile çıkmaz. Güvenliği düşünüyorsan bizim katkımız kalıcı kurtarmaya yönelik olabilir. Somut tehlikeyi kalıcı bertaraf edecek yöntem Türkiye’nin bu çatışmadan kurtulması, Ortadoğu’daki kaostan korunmasıdır. Kardeşlik, barış, demokrasi çerçevesinde çözümü geliştirmektir. Bu da hafife almaya gelmez. Bunu burada yapabiliriz. En sağlam şey demokratik toplumu geliştirmektir. Bu masa onun masasıdır. Sabaha kadar anlatsam bitmez. (Müsteşara dönerek) Sayın D…, burada en fazla görev size düşüyor. Bana bakıyorsunuz, ben ağır bir hükümlüyüm.

KGM: Önemli olan tünelin ucundaki ışığı görmektir. O ışığı görürsek hızla ilerleyebiliriz. Uygun görürseniz bir çay molası verelim. Arkadaşlar da sonrasında Kandil’e gidip geldiler, Kandil izlenimlerini aktarsınlar.

 Abdullah Öcalan: Evet, uygundur, bir çay içelim.

(Müsteşar C… hanıma siz içmiyor musunuz diye sordu. C… “Ben almayacağım, çay ve kahveyle aram yok” dedi.)

 Abdullah Öcalan: Sigara kullanıyor musunuz?

C…: Evet Başkanım, kısmen kullanıyorum.

 Abdullah Öcalan: Sigara uyuşturucudan daha tehlikelidir. Ben PKK içerisinde de yasaklamıştım. PKK içinde içen var mı?

P…: Heyetten S… ve İ… beyler çok içiyorlar Başkanım.

 Abdullah Öcalan: Öyle mi? Başkanlık Konseyinden var mı içen? Cuma içiyor mu?

S…: Heval Cuma tam bir sigara karşıtıdır. Bulunduğu alanda da kimseye sigara içirtmiyor.

 Abdullah Öcalan: Cuma’nın bizdeki yeri Hz. İsa’nın havarilerinden Saint Petrus’tur. Çok fedakar ve ilkelidir, dogmatik yönü de vardır. Sabri de biraz öyledir. Onun bir arkadaşı var burada. C… burada beni çok uğraştırdı. İnanılmaz bir şekillenme oluyor cezaevinde. Kırmaya çalışıyorum, ama bir türlü kıramadım. İnanılmaz bir kemikleşme var.

İdris Baluken: Başkanım, Sabri arkadaş öyle değildir aslında. Esnektir ve değişime açıktır.

 Abdullah Öcalan: Ben Sabri’yi buradaki arkadaşı üzerinden çözümlüyorum. C… ile cezaevleri yönetiminde bulunmuşlar. Bu katılık cezaevinden geliyor. Uzlaşmaya kapalı yönleri tehlikelidir. Ben daha önce de söylemiştim. Buradaki görüşmelere Sabri, Zübeyir, Karasu ve ekibi beni bulaştırdı. Oradaki görüşmelerde bu cezaevi tarzıyla yürütmeye çalışmışlar. C…’nin bu tarzından Sabri’yi çözümlüyorum. Dışarıdayken de E… beyle ilişki kurar kurmaz üzerime attılar resmen. Altı yıldır onların olumsuzluklarını gidermeye çalışıyorum. Ben savcı, Müdür ve Adalet Bakanını suçlamıyorum. Bu ahbap çavuş ilişkilerle olmaz. Şimdi bu hasta arkadaşlar meselesinde de durum budur. Gazetede okudum. P... arkadaş bu konu ile ilgili özeleştiri verdiğini söylüyor. Ben de on kat daha duyarlıyım. Ancak devletin yasaları, mevzuatı uygun olmadığı için olmuyor. Adalet Bakanı istese de olmuyor.

KGM: Bu konuda bütün çalışmalar bitmek üzeredir. Bu sorunu çözeceğiz. Bu çalışmalar gelecek olan İzleme Kurulu üyelerine de aktarılacak.

 Abdullah Öcalan: Bu konuda en çok şuna içerliyorum: Süreç başlayınca H. Bey rica etti. “Elinizde bulunan asker ve kamu görevlilerinin bırakılması olumlu bir katkı sağlar” dedi. Ben hiç sorgulamadan bunun doğru olduğunu söyledim ve çağrı yaptım. İsrail bir askeri için binlerce Filistinli tutsağı bıraktı. Bir onu düşünün, bir de dün yakılan Ürdünlü pilotu düşünün. H. Bey de iyi niyetliydi, ama hasta tutsaklar meselesini halledemedi.

KGM: Askerlerin, kamu görevlilerinin bırakılması bu sürece çok olumlu bir katkı yapmıştır. Bu konuda sizin ortaya koyduğunuz tutum son derece geliştirici olmuştur.

Heyet: Bu dürüstlük meselesine açıklık getirmek durumundayız. Bu kabul edilecek bir itham değil. Hasta tutsaklar meselesinde P. hanımla birlikte Başbakanla yaptığımız görüşmede siz de varsınız ve tanıksınız. Başbakan hasta tutsaklar konusunu kendisinin engellediğini ve durdurduğunu söyledi.

6-7 Ekim olaylarını gerekçe göstererek durdurduğunu ifade etti Başbakan. Ve Adalet Bakanına kamu güvenliği sağlanmadan bu konuda adım atılmayacağını söylediğini aktardı.

KGM: Alınganlığa gerek yok. Kendimi de dahil ederek söylemiştim.

 Abdullah Öcalan: Ne demiştin?

KGM: Biz üstlerimize dürüst aktarmak zorundayız dedim. Bazı şeyler buradan çıkış şekliyle buradan farklı oldu. Her şey paralel olmalı. Heyet bazen burada tartışılan çerçeveyi farklı verebiliyor.

Heyet: Bu konuda heyet tam bir pres altında. KCK açıklamalarımızı fazlaca iyimser, devlet de fazlaca karamsar değerlendiriyor.

KGM: Heyet üyeleri ile ilgili bir sıkıntımız yok. Ben genel bir görüşten bahsediyorum.

 Abdullah Öcalan: (KGM’ye dönerek) Bende kusur gördüyseniz söyleyebilirsiniz .

KGM: Hayır. Ben genel ifade ettim.

 Abdullah Öcalan: Varsa söyleyebilirsiniz, tartışmanın gücü çözümün gücüdür.

Heyet: Bir gün heyet olarak sizlerle bunları detaylı bir şekilde ziyaret eder, görüşürüz. Hasta tutsaklar meselesi bürokratların işidir deyip atamayız.

KGM: Hasta tutsaklar ve İzleme Kurulu. Bu iki mesele de hal oldu. Tamamdır.

Heyet: En ufak daralmada hükümetin tavrı ricat etme, sorumluluk almama oluyor. Başbakan yaptığımız görüşmede “6-7 Ekim’den sonra durdurdum” dedi. Tek bir örnek vereyim. Abdülmecit Aslan arkadaşın durumu her şeyi açıklıyor. Kaç ay uğraştık, zor tahliye ettirdik. Bir gün sonra yaşamını yitirdi. Şahadetinden hemen önce Başkan’a iletilmek üzere bir not da kaleme almıştı. Çok duygusal bir not. Siyasi iradenin tasarrufu ile bu süreçlerin gelişmesini kabul edemeyiz.

 Abdullah Öcalan: Evet, doğrudur. Lütfü Taş’ın durumunu da örnek vermiştim. Barış yolu açılsın diye benim çağrımla geldi. Tutuklanıp cezaevinde adeta ölüme terk edildi. Bu konuları burada değil, hükümet ve devletle yaptığınız görüşmelerde onlara detaylı aktarın.

KGM: Hem İzleme Heyeti hem de hasta mahkumlar konusunda gelişmelerin olacağını tekrar ifade etmek istiyorum. Sizlerin önerileriniz de olabilir. Süreçle ilgili kamuoyu oluşturmak gerekecek. Siyasi mücadeleye çağrı yapılması konusunda sizden de beklentiler var.

 Abdullah Öcalan: Ona geleceğiz. Onunla ilgili iki şey söyleyeceğim. Zaten bu toplantının amacı da odur. Karar gerektiren kısmını İzleme Kurulunun olduğu toplantıda konuşuruz.

Biz buradaki meseleyi köklü ele alıyoruz. Daha önce yapılan görüşmelerle ilgili 17-18 maddelik bir teknik metin önüme getirmişlerdi. Sendika ya da derneklerin hükümetle görüşmesi gibi. O dönem E… Beye de söylemiştim. Biz böyle teknik yaklaşamayız. Meseleyi köklü ele almak zorundayız. Benim çalışma yöntemim budur. Ben Suriye muhaberatı ile görüşürken bana ‘Bay İlke’ diyorlardı. Emre beye de söyledim. Bunu kabul ediyorsanız görüşelim dedim. Burada ağır bir hükümlü olabilirim, ama düşünce ve çözüm ufkum özgürdür dedim. E… bey de benim için “İyi bir görüşmeci oldunuz, görüşebiliriz” demişti. İlk görüşmelerde sizi izlemiştik. O zaman hazırlıklı değildiniz. Ben de ona hak vermiştim. Hayatımın en yorucu beş yılı geçti. Ama şimdi hayırlı bir noktaya getirdik. Tüm bunlara rağmen bu noktaya gelmek çok önemlidir. Elimde iki taslak var. Biri olumlu gelişmeler olması durumunda, diğer olumsuz gelişmeler olması durumunda dikkate alınacak hususları içeriyor.

KGM: Bugünkü toplantı tarihi bir toplantıdır. Bu olumlu havada olumsuzlukları konuşmamak daha doğru olmaz mı? Biz de sizdeki bu taslakları görmedik. İsterseniz birlikte bir görelim, ondan sonra paylaşın.

 Abdullah Öcalan: Önemli değil. Burada neler yapılacağına dair tespitlerim var. (Başkan elindeki taslağı S…’ye uzattı.) Evet, bu masayı ben de önemsiyorum. Devlet masasıdır, görüşme masasıdır. Ciddiye almak zorundayız. Kandil’in savaş çizgisini eleştireceğim. Suriye’deki, Cizre’deki savaş çizgisi provokasyona açıktır. Kobani’de neler olduğunu gördünüz. Buradaki görüşmelerimiz olmasa IŞİD her tarafı cayır cayır yakacaktı. Şengal’le ilgili yedi yıldır uyarmama rağmen tedbir almadıkları için ne olduğunu gördünüz. Bu konuda Selahattin’i de eleştirmiştim. Êzidiler geldiğinde yoktu. Aslında katledilen, tecavüze uğrayan hepimizdik. Kıyameti koparması gerekiyordu. Benim size, Karayılan’a, Bayık’a saygım var, ama bu kurtarmıyor. Önderlik farklı bir şeydir.

(P.’ye dönerek) Ben daha önce size de söylemiştim. Bunu 24 saat yapabilen varsa, benim yerime lider de olabilir. Tüm yetkilerimi vermeye hazırım. İşte siz yirmi yılınızı vermişsiniz. Büyük bir çaba sarf ediyorsunuz, fakat bu durumu kurtarmıyor. Bunları topluma anlatmanız lazım. (S…’ye dönerek) Size de aynı şeyi söyledim. Yine de size teşekkür ediyorum. Karayılan’a, Karasu’lara da minnettarım, ama yetmiyor. Liderlik başka bir şey. Hükümetin durumu da sizinkinden farklı değil. Mevcut pozisyonu ölüm döşeğinde bir hastayı da kurtarmaya yetmiyor. AKP’nin müzakere sürecine yaklaşımı olursa size verdiğim bu taslak geçerlidir. Bu da bugünkü toplantı için hazırladığım taslaktır.

Evet, şimdi aktarımlarınızı alayım.

Heyet: Başkanım, Kandil aktarımını yapayım. 22 Ocak tarihinde İ… Beyle birlikte Kandil’e gittik. Görüşmede Cemil Bayık, Duran Kalkan, Ali Haydar, Elif Pazarcık, Fatma Dersim, Delil Amed, Leyla Van ve Kobani’den Şahin Cilo arkadaşlar vardı.

 Abdullah Öcalan: Bu Leyla hangisiydi, kimdi?

Heyet: Vanlı bir arkadaş. KJK koordinasyonundan. Aynı zamanda Günay Aslan’ın kız kardeşi.

 Abdullah Öcalan: Ha, Günay’ın kız kardeşi mi? Tamam. Anlaşıldı. Şahin Kobani’den mi gelmişti?

Heyet: Evet Başkanım, Kobani’den gelmişti.

 Abdullah Öcalan: Tamam, devam edin, mümkün olduğunca özet aktarın, zamanımız fazla yok.

Heyet: Genel olarak arkadaşların müzakereye ilişkin ortak düşüncesi devletin ve hükümetin müzakereye ciddi yaklaşmadığı yönünde ve takvimlerin aşındırıldığını ifade ediyorlar. 15 Şubat tarihinin yaklaştığını söylüyorlar ve belli ki artık o takvim işlemeyecek diyorlar. Bu durum müzakere istemedikleri anlamına geliyor diyorlar. Oyalamaya çalışıyorlar. “Müzakere yapmayacaklar. Bizim kanaatimiz budur” diyorlar. Yine de biz o tarihlere kadar bekleyeceğiz. Önderliğin verdiği söze bağlı kalmak için bekleyeceğiz diyorlar. Önderliğimiz iki tarafın paralel adım atmasını söylemişti, eğer onlar uyarsa biz de uyarız diyorlar. Normalleşmeyle ilgili duruma da hazır olduklarını ifade ediyorlar ve Önderliğimizin talimatlarına uyuyoruz diyorlar. Dikkat edilirse her adaya gidişte bir olay gerçekleşiyor değerlendirmesini yaptılar. AKP’nin sürekli sabote ve tahrik ettiğini ifade ettiler. Yine hükümetin sürekli şikayet ettiği vali ve kaymakam atama meselesinin de yalan ve uydurma haberler olduğunu söylediler. Yine hükümetin Rojava ve Kobani politikalarında bir değişiklik olmadığını söylediler. IŞİD’in Türkiye’nin dayatmasıyla savaşı yürüttüğünü söylediler.

KDP ile ilgili şu anda bir gerginliğin olduğunu, Êzidilerin Şengal’de meclis oluşturmasından rahatsızlık duyduklarını ve meclise çok tepki gösterdiklerini söylediler. KDP bu durumu Kürdistan’ın parçalanması olarak değerlendiriyormuş. Bu gerginliği çözmeye çalıştıklarını söylediler. Fakat KDP şu anda ilişkileri durdurmuş. YNK ile ilgili bir sıkıntının olmadığını, onların meclisi de olumlu karşıladığını söylediler.

 Abdullah Öcalan: Goran’la araları nasıl?

Heyet: Bize herhangi bir sıkıntı aktarılmadı. Biz oradayken Kobani henüz kurtarılmamıştı. Arkadaşlar orada bize en geç bir haftaya kadar kurtarılacağını söylemişti. Şu anda kurtarılmış durumda. Ayrıca KDP PKK’nin ulusal ve uluslararası zeminde gelişimini hazmedemiyor. Şahin arkadaş Rojava’ya ilişkin bir değerlendirme yaptı. Kısaca onu da aktarayım. Kobani ve Afrin ile ilgili Rojava’ya Türkiye’den bir heyetin görüşme yapmak için gittiğini söyledi. Süreçle ilgili görüşme yapmaya geldiklerini söylemişler.

 Abdullah Öcalan: Resmi bir görüşme mi olmuş?

Heyet: Evet, resmi bir görüşme.

 Abdullah Öcalan: Ne konuşmuşlar?

Pervin Buldan: Koridor açma başta olmak üzere Afrin’e kapı sözü de verdiklerini, fakat bunların hiçbirini yerine getirmediklerini, yapmadıklarını söyledi.

 Abdullah Öcalan: H… Bey ne diyor bu konuda, görüşmeyi teyit etti mi?

Heyet: Evet, teyit etti. Fakat biz H… Beye de verilen sözlerin yerine getirilmediğini söyledik. H… bey bunun bir sürecin başlangıcı olduğunu, bunun takibinin önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Ayrıca Haseke’ye ilişkin verdiği bir bilgi var. Haseke’de Önderliğin uyardığı gibi rejim tarafından YPG’ye çok ciddi bir saldırı yapıldığını söyledi. “Fakat biz Önderliğin uyarıları doğrultusunda gerekli tedbirleri almıştık. O nedenle çok güçlü darbeledik. Bize ait yerleri almak istediler, fakat tersi oldu” dedi.

 Abdullah Öcalan: O saldırının arkasında İran var.

Heyet: Arkadaşlar da aynı şeyi söylediler. Haseke saldırısının arkasında İran’ın olduğunu, fakat şu anda bir ateşkesin sağlandığını ifade ettiler.

 Abdullah Öcalan: Haseke’nin ne kadarı bizimkilerin elinde?

Heyet: Büyük bir kısmı. Birkaç mahalle dışında tamamı arkadaşların kontrolünde.

Heyet: Kadın Hareketinden Leyla Van arkadaş KJK Koordinasyonu adına bir değerlendirme yaptı. Onu da kısaca aktarayım. Öncelikle size selam, sevgi ve saygılarını iletiyorlar. 2015’te temel çalışmamız sistem çalışmamızdır diyorlar. Üçüncü ulusal kadın konferansı çalışmalarını başlattıklarını, dünya kadın kurultayının temel çalışmaları içerisinde olduklarını, Kobani’nin bu çalışmaya zemin olduğunu ifade ettiler. 8 Mart hazırlıklarına başladıklarını, yine Önderliğin taslağını kadın hareketi olarak tartıştıklarını ve kadın özgürlük komisyonu hazırlıklarının da yapıldığını ifade ettiler. Ayrıca Önderliğin özgürlüğü için de çalışmalarımız var dediler.

 Abdullah Öcalan: Kadın arkadaşlara mesajlarımı birazdan ileteceğim. Evet, hızla başka aktarımınız varsa alayım.

Heyet: Salih Müslim’in de size selamları var. Bir telefon görüşmesi yaptık. Kobani’de artık yeni bir durumun olduğunu ve sizin perspektifinize bir ihtiyaç olduğunu söyledi.

 Abdullah Öcalan: Kobani ve Suriye konusuna değineceğim. Devam edin.

Heyet: Avrupa’daki arkadaşların size selamı var. Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal başta olmak üzere Avrupa’daki tüm arkadaşlar özel selamlarını ilettiler. Elbistan Cezaevinden bir grup kadın arkadaş adına Selver Yıldırım arkadaş bir atkı ve bir kalemlik gönderdi. İdareye teslim ettik. Size verirler.

 Abdullah Öcalan:  Teşekkür ederim. Siz de hepsine benden özel selam söyleyin.

Heyet: Ayrıca daha önceki görüşmede Müsteşar beyin de ifade ettiği kitap (Görüşme Notları) meselesini arkadaşlarla konuştuk. Arkadaşlar da kitapla ilgili dağıtımı durdurduklarını, beş bin kitabın basıldığını, fakat dağıtımı durdurduklarını söylediler. Bazı yerlerini çıkarabileceklerini belirttiler, fakat bu konuda sizin ne düşündüğünüzü öğrenmek istiyorlar.

 Abdullah Öcalan: İç eğitim amacıyla kullanabilirler. Müzakereyi sabote etmemesi gerekir. Ona dikkat etsinler. Süreci etkileyecek bölümlere gerek yok. İç eğitim de olabilir.

Heyet: Doktor Mahmud Osman’ın size selamı var. O da arkadaşlara AKP müzakereleri boşa çıkaracak diye bir uyarıda bulunmuş.

 Abdullah Öcalan: Kaygısını mı dile getirmiş?

Heyet: Evet Başkanım, öyle bir kaygısı var.

 Abdullah Öcalan: Başka aktarımınız var mı?

Heyet: Benim aktarımlarım bu kadar. Kandil dahil olmak üzere eksik bıraktığım yerleri İ… Bey aktaracak.

İ…: Başkanım, HPG’nin mesajını aktarmak istiyorum. Müzakere taslağı tüm birimlere gönderilmiş. Orada değerlendirilmiş. HPG güçleri belirttiğiniz hususlara azami özen gösteriyorlar. Kırsalda ordu ile temas olmaması için arkadaşlar hassas davranıyorlar. Arazinin derinliklerine çekilme durumu var. Şehirlerde silahlı birliklerin olmadığını belirtiyorlar. Katılımın çok fazla olduğunu ve yoğun bir eğitim programının devrede olduğunu söylüyorlar.

 Abdullah Öcalan: Irak’tan, İran’dan katılım var mı?

İ…: Arkadaşlar özellikle Güney’den çok yoğun katılım olduğunu söylüyorlar.

 Abdullah Öcalan: Güneyli gençler midir?

İ…: Evet. Her dört parçada da yoğun katılım var. Yine özellikle Êzidi gençleri ve kadınlarından yoğun bir katılım olduğunu belirtiyorlar.

 Abdullah Öcalan: Anlaşılıyor.

İ…: Tüm güçlerin olası ihtimallere göre hazırlandığını, ona göre yoğunlaştıklarını belirtiyorlar.

 Abdullah Öcalan: Yani hem barışa hem de savaşa hazırlar mı?

İ…: Evet.  Ayrıca Şengal’de YPG ve HPG Koordinasyonuyla bir koridor açıldı. Arkadaşlar KDP’yle ortaklaşarak o çalışmayı yürütmek istediler. Ancak KDP ortaklaşmayı esas almadı. Kendi planını uygulamak istedi. O nedenle arkadaşlar KDP’den önce bu koridoru açtılar. Orada Êzidi gençlerden oluşan YBŞ ve YPJ-Şengal yoğun bir örgütleme çalışması yürütüyor. Êzidi halkının da bu çalışmalara muazzam bir ilgisi ve takdirleri var.

 Abdullah Öcalan: Evet, anlaşıldı.

İ…: Kandil’den döndükten birkaç gün sonra H. F. ile görüştük. Özetle aktarayım. Hasta tutsaklar, Kobani koridorunun açılması, Rojava politikasının değişmesi, seçim barajı başta olmak üzere demokratikleşme paketleri konusunda hükümetin adım atması gerektiğini ifade ettik. Bizim gözlemimiz kendi kişisel görüşlerini aktardı. Siyasi iradeyi bağlayacak farklı şeyler ifade etmedi.

 Abdullah Öcalan: Evet, anlaşılıyor.

İ…: Avukatlarınız tarafından yürütülen vakıf çalışmaları ile ilgili bilgilendirici bir mesaj getirdim.

 Abdullah Öcalan: Hangi vakıf bu?

İ…: Avukatlarla görüştüğünüz zaman önerdiğiniz bir çalışma. Amara’daki köylerde komün oluşturmayı amaçlayan, ortak bir üretim sürecini hedefleyen, yine size ait bir müze kurulması, misafirlerinizin karşılanması için misafirhane ve ilerde de üniversite çalışmasını amaçlıyor.

 Abdullah Öcalan: Evet, hatırladım. Yapılan çalışmanın detayları var mı o notta?

İ…: Evet.

 Abdullah Öcalan: Ben onu inceleyeceğim. Daha sonra önerilerde bulunurum.

İ…: Avukat arkadaşlar Nelson Mandela’nın avukatının bir not ilettiğini söylediler. Uzun Yol kitabı onun hayatını ve mücadelesini anlatıyor. Kitabın basım aşamasına geldiğini ve sizden bir önsöz almak istediklerini iletmiş.

 Abdullah Öcalan: Evet, ona bir önsöz yazmak anlamlı olur. Ama ona biraz zaman ayırmam lazım. Çok mu acil istiyorlar?

İ…: Bildiğim kadarıyla o düzeyde acil değil. Önemli olan sizin önsöz yazmanız.

 Abdullah Öcalan: Evet, başka notunuz var mı?

İ…: Amedspor’un sizin için isminizi yazarak hazırladıkları bir formayı getirdik. Formayı size teslim edecekler. Size çok selamları vardı.

Abdullah Öcalan: (Gülerek) Öyle mi? Çok iyi olmuş. Galatasaray maçını izledim. İlk defa bir Galatasaray taraftarı olarak rakip takımı destekledim. Güzel oynadılar. Onlara da benim selamlarımı ve başarı dileklerimi iletin.

İ…: Kurumlarımızın Amedspor’a yeterli ilgiyi ve desteği göstermedikleri sitemleri vardı.

 Abdullah Öcalan: Spor meselesi çok önemlidir. Sadece futbol değil, yüzme, atletizm, voleybol, basketbol, tüm alanlarda gelişmenin olması lazım. Dönemin ruhuna denk spor meclisi çalışmaları olmalı.

Heyet: DTK bünyesinde spor meclisi var. Çalışmalarını yürütüyor.

 Abdullah Öcalan: Spor yaşamın önemli bir parçasıdır. Bu çalışmalar içerisinde kadın da olmalıdır. Burjuva kültürü sporu sanayiye dönüştürmüş. Amed için spor bütünlüklü ele alınmalıdır. Başka aktarımlarınız var mı? (C… hanıma dönerek) Sizin aktarımınız var mı?

C…: Öncelikle bütün Kadın Hareketi aktivist ve kadrolarının sizlere saygı ve sevgilerini iletiyorum. Size bağlılıklarını iletiyorlar. Kadın Hareketi olarak son gündemlerimiz DÖKH Konferansı ve Kadın Kongresi çalışmalarıydı. Kadın Konferansımızı gerçekleştirdik. 31 Ocak-1 Şubat’ta ise kadın kongremizi gerçekleştirdik.

 Abdullah Öcalan: İsim değişikliği yaptınız mı?

C…: Evet. KJA: Kongreya Jinên Azad.

 Abdullah Öcalan: Kongreya Jinên Azad mı?

C…: Evet.

 Abdullah Öcalan: Türkçesi nedir?

C…: Özgür Kadın Kongresi. Kısaltılmışı da ÖKK.

 Abdullah Öcalan: Resmi bir dernek statüsü gibi olmalı. Legalleşme önemli. ÖKK olsun, DTK olsun, legal olarak çalışmalı. Sanırım dernek statüsündedir. Bu konuda E… Beyin yürüttüğü sivil toplum yasası çalışmasıyla daha da rahatlama olacak. Ben daha önce size Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri örneklerini vermiştim. Öyle olmalı. Dernek bir ektir, yasal çalışma, kanun duygusu önemlidir. Öyle olmayınca polis de o yüzden hedefleştiriyor.

KGM: Belirttiğiniz husus önemli. Legalleşme olursa pek çok sorun ortadan kalkar.

 Abdullah Öcalan: ÖKK tüm kadın yapılarının bir toplamıdır. Üstte bir meclis, onun da bir yürütmesi var mı? Bütün altta bulunan tüm kadın örgütlerini kapsamalı. Hepsine özel selamlarımı, başarı dileklerimi iletirsiniz.

C…: Doğrudur Başkanım. Bir yüz bir kişilik daimi meclisimiz ve yürütmemiz olacak. Bütün kadın yapıları ve alan çalışmaları bu meclis içerisinde, kongre içerisinde yer alıyor.

 Abdullah Öcalan: Gençlik için de aynı şeyi öneriyorum. Özel selamlarımı iletin gençliğe. Şimdi bu YDG-H benzeri dağınık yapılanmalar var. Gerilla mı, savaş gençliği mi, barış gençliği mi, belli değil. Böyle olmaması gerekir. Kürdistan için Demokratik Gençlik Birliği ya da Demokratik Gençlik Federasyonu öneriyorum. Bütün çatı örgütler legalize edilmeli. Tüm Türkiye gençliğine ise Demokratik Gençlik Konfederasyonu öneriyorum. Benzer şekilde kadın için de aynı öneriyi yapabilirim. Tüm Türkiye çapında Demokratik Kadın Konfederasyonu dönemin ruhuna uygun olur. HDP’nin kadın çalışması özerktir.

C…: Başkanım, kongre için hazırlanan amblem taslaklarını da getirdik. Görüş ve önerileriniz bizim için çok önemli. (Hazırlanan amblemler uzatıldı,  Başkan aldı, tek tek baktı, inceledi. İçinden bir tanesini göstererek “Bu bize daha uygundur” dedi.)

KGM: Çok iyi hazırlanmış.

 Abdullah Öcalan: Evet, iyi çalışmışlar.

Heyet: Amblemleri tek tek imzalamanız çok anlamlı olur.

 Abdullah Öcalan: (Gülerek) Bayağı ustasın bu konularda.

KGM: Sanatçı ruhu tüm çalışmalara ayrı bir hava katmanın peşindedir.

C…: Esas gündemlerimizden birisi de kadın özgürlük komisyonu çalışması. Kadın özgürlük komisyonunun gündemleri sunmuş olduğunuz müzakere taslağının temel gündemlerine uygun şekilde geliştirilmeye çalışılıyor.

 Abdullah Öcalan: Tamam o zaman. Şimdi C…’ye ilişkin bir değerlendirme yapayım. (Müsteşara dönerek) Daha önce de tüm arkadaşlara ilişkin tek tek değerlendirme yapmıştım. Şimdi C… arkadaşa ilişkin de bir değerlendirme yapayım. Otuz yıldır en önemli destekçilerim kadın arkadaşlardır. Benim kadınla diyalogum, sözleşmem önemlidir. Siz kadının toplumsal sözleşmesini geliştireceksiniz. Kadın cinayetlerinden tutalım da kadın sünneti, tecavüz ve benzeri hepsine karşı mücadele veren bir sözleşme olmalı. Derinlikli ele almalısınız. Bana yazılan mektupta benim sevgi noksanlığı vurguma içerleyerek günebakan çiçeği örneği vermişler. Günebakan çiçeğinin sürekli yüzünün güneşe dönük olmasını betimlemişler. Bizim yüzümüz de sana dönüktür mesajını vermişler. Ama bu bana göre çok anlamlı değil. Bitkinin güneşe dönmesi ayrıdır. Biz toplumuz, bizim durumumuz farklıdır. Toplumsal özlemler önemlidir. Nerelisiniz?

C…: Siirtliyim Başkanım.

 Abdullah Öcalan: Aslen nerelisiniz?

C…: Siirtliyim.

 Abdullah Öcalan: Kürt müsünüz?

C…: Evet, Kürt’üm.

 Abdullah Öcalan: Tahsil durumunuz nedir? Üniversite mi okudunuz?

C…: Hayır Başkanım, lise okudum.

 Abdullah Öcalan: Cezaevinde ne kadar kaldınız?

C…: On yıl kaldım Başkanım.

 Abdullah Öcalan: Aileniz?

C…: Ailem yetmişlerden beri İstanbul’da. Ben de İstanbul’da doğdum büyüdüm.

 Abdullah Öcalan: Neden göç etmişler?

C…: Ekonomik ve ailevi nedenlerle.

 Abdullah Öcalan: Bekar mısın?

C…: Evet Başkanım.

 Abdullah Öcalan: (H., S. ve P.’ye dönerek) Sizin de benzer durumunuz var. Ben de bekarım. Kaç yaşıma geldim. Bekarlığı sosyolojik anlamda söylüyorum. Belki gülersiniz, ucube dersiniz, ben hala evliliğe hazır hale gelemedim. Tüm kadınların yaşadığı trajik şeyleri önlemek için bu yolu seçtim. Benim gibi biriyle nasıl sözleşeceksiniz, bunu belirlemeniz gerekir. Çok zor bir konudur. Mustafa Kemal örneği biraz benzerdir. Büyük aşkla Latife ile evlendi. Bir yıl dayanabildi. Yine köşkte Fikriye’nin ölümü Mustafa Kemal’i çok üzmüştü. Ben on yıl dayandım. Bu anlatılamaz ve anlaşılamaz bir durumdur. Tarihte hiçbir erkek kadın üzerinde benim kadar yoğunlaşmadı, ilgilenmedi ve bağ kurmadı. Yüzlercesi kendini yaktı ve buna rağmen bu sorun devam ediyor. Tüm yazarları inceledim. Simone De Beauvouir, Judith Buttler, bunlardan daha fazla yoğunlaştım. Ama hala kadın konusunda oldukça çekingenim. Bu tarihte yoğun derinleştim. En değme Holywood artisti bile benimle yarışamaz. Kadınlar bana çok bağlılar. Dünyada bunun bir örneği daha yoktur. Buna rağmen sorunlar hala var.

Bana göre her evlilik bir tecavüz ve intikamdır. Televizyonda Amed’de yaşanan bir mahkeme olayı vardı. Kadın ikinci çocuğuna hamile ve kız olduğu için adam kadını elektrikli işkence ile öldürmüş. Korkunç bir durumdur. Kadın örgütü derin bir sosyoloji, derin bir toplumsal örgütlülük ile bunları çözmelidir.

Kadının benden büyük güç aldığını biliyorum ve kendimi de sizin çözüm yoldaşınız olarak tanımlıyorum. Beş bin yıllık erkek egemen kültür tecavüzcü kültürdür. Ben bir platonik aşk unsuru olarak bile ilişkilenmeye hazırım. 9000 yıllık kadın çökmüştür. Diyarbakır Belediyesi önünde çökmüştür. Onu özgür kadın olarak ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Diyarbakır erkeği örneği vardır. Tam bir canavardır. Tüm müzakere çalışmamızın özü, çiçeği kadın çalışmasıdır. Kültürel, sosyolojik bir meseledir. Devletle de benim konuşmam demokratik toplum projesini demokratik devletle buluşturmak üzeredir. Günebakan çiçeği örneğini değerlendirmiştim. Bu beni tatmin etmiyor. Benimle nasıl bir ilişki isteniyor, o önemli. Yaşam tarzı toplumsal yaşam tarzına dönmeli. Bunu daha önce P… arkadaşa da söylemiştim. Aşiretçi feodal yapıyı yenmesini söylemiştim.

P…: Başkanım, koskoca aşireti karşıma almış durumdayım. Daha önce bütün özgürlüklerim kısıtlıydı, tek başıma sokağa çıkmama bile izin verilmezdi. Fakat ben bunların hepsini sizin sayenizde aştım.

 Abdullah Öcalan:  Doğru değil mi? Bu iyi bir gelişmedir. Önemlidir. Hala yolun başlangıcındasın. Benim için nerede olduğun önemli. Kadın konusunda korkunç şeyler oluyor. Beşinci kuma olarak alınan kadınların durumu var. Altmış yaşında adam utanmadan beşinci kızı kuma alıyor. Çıldırıyorum. Ben sizin düşünmediğiniz kadar sizi seviyorum. Ama siz de cesur olun, gelişin, gelişmeye ihtiyacınız var. Akademiniz var. İyi çalışıyorlar, memnunum. Umutluyum. Ben SBF’de iken bir Amedli arkadaş vardı. Bir afete tutuldu. Sonra kanser oldu ve öldü. Böyle kadın tutkusu mu olur? Zordur, ama imkansız değildir.

P…: Kadınlarla ilgili gazeteye bir köşe yazısı yazdım. Onu okuyabildiniz mi Başkanım?

 Abdullah Öcalan: Henüz okuyamadım. Sırası gelince okuyacağım.

Heyet: Başkanım, Müslüm Yücel sizinle ilgili foto-biyografi çalışması yapacak. İlkokul fotoğrafınızdan önce çekilmiş fotoğrafınız var mı?

 Abdullah Öcalan:  Hayır, ondan önce fotoğrafım yok.

Heyet: İlk çektiğiniz fotoğraf nasıl bir makine ile çekildi?

 Abdullah Öcalan:  Üç ayaklı büyükçe bir şeyin arkasına geçip çekiyorlardı.

Heyet: Anlaşıldı Başkanım.

 Abdullah Öcalan: (Devlet yetkilisine dönerek) Benim geçmişte yazdığım kompozisyonlar, yazılar elinizdeyse onları bana ulaştırmanızı isterim. Tapu Kadastro’da Faruk Çağlayan’a yazdığım bir yazı vardı. Benim için önemlidir. 31 Aralık 76 günkü toplantı tutanağı var mı sizde? Sabaha kadar ne konuştum, şu anda hangi aşamadayım, onu merak ediyorum. Onu getirmenizi sizden isteyeceğim. Yine ilk yürüyüşümüz, Ağrı, Antep ve benzeri yaptığımız toplantıya ait taslaklar varsa bana getirmenizi isterim.

(S.’ye dönerek) Adıyaman’da Hasan Yorulmaz’ın evine beni götüren çocuk gerçekten sen miydin?

S…: Bendim Başkanım.

 Abdullah Öcalan: O zaman Apocu olabilirsin. Zaten sen de daha önce kendini Apocu ilan etmiştin. Dönerse sonuçları ağır olur. Ben söyledim, yarım Apocu olmaz.

Devlet Görevlisi: Barış Manço’nun bir programı vardı. Adam olacak çocuk diye. Sırrı beyin adam olacağı o günden belliymiş.

 Abdullah Öcalan: Hasan ne yapıyor şimdi?

Sırrı S. Önder: Hasan da hasta.

 Abdullah Öcalan:  Öyle mi? Adıyaman’da Emin Taştan vardı. En sevdiğim arkadaşımdı. Mahmut Ok da hastaymış. Ona da selam söyle.

Sırrı S. Önder: Başkanım, ben kendimi bildim bileli bu PKK’li arkadaşların diyetini ödedim. En küçük bir eylemde onlar şehir dışına çıkarlardı, polis beni götürür saatlerce döverdi.

 Abdullah Öcalan: Tamam işte, o zaman Apocu olmuşsun. 

KGM: H. Bey de Cizre’ye gitti. Orada güzel bir konuşma yaptı. Onun da aktarımını yaparsa iyi olur.

H…: Başkanım, biliyorsunuz, son görüşmeyi 9 Ocak günü yapmıştık. Oradaki siyasi analizlerinize dayanarak Cizre’deki YDGH birimleri ve diğer sivil toplum örgütleri ile bir toplantı yapmanın yararlı olacağı konusunda hem buradaki arkadaşlar arasında hem de Şırnak milletvekillerimiz içinde bir görüş belirdi. Bunun üzerine Cizre’ye gittik. İlk toplantıyı sizin de daha önce illegal mi, silahlı birim mi, ne oldukları belirsiz olarak tanımladığınız YDGH birimlerinin yöneticileri ile bir evde yaptım. Baştan sona sizin siyasi analizlerinizi ve uyarılarınızı kendileri ile paylaştım. Can kulağı ile dinlediler. Hem selamlarını hem de bağlılıklarını ilettiler. Daha sonra hem halkla hem de sivil toplum örgütü yöneticileri ve Cizre’deki kanaat önderleri ile bir toplantı yapıp Cizre’deki durumu değerlendirdik. Mesajlarınız büyük bir coşku ile karşılandı. Ama daha biz Cizre’yi yeni terk etmiştik ki, bir polisin on iki yaşındaki bir çocuğu hedef seçerek öldürdüğü bilgisine ulaştık.

 Abdullah Öcalan: (Burada araya girerek) Tamam, ben durumu biliyorum. (Elindeki daha önce kendisine götürdüğümüz Tahşiyeciler diye bilinen Nurcu kesimin Fethullah Gülen hakkındaki yazılarını elinde sallayarak) Tamam, yeterli, bundan sonra ben devam edeyim. Sızanların yarısı da Cemaat ve polistir. Ana sorun nedir, anladım. Tutuklamalar ve benzeri, orada provokasyon var. Cizre analizini yapayım. (Elindeki belgeyi göstererek) Bu yazıyı okudum. Cizre’de Kobani olaylarının bir versiyonu uygulanmaya çalışıldı. Emniyet içinde uyuyan Cemaatçi hücreler var. E. A. yaptığı açıklamalarla reddetti. Ancak pratik beni doğruladı. Ben bir şeyler var dedim. Burada Hüdapar devreye girdi. Cizre ikinci Kobani oldu. Kobani’deki olay, tüm belirtiler.

29 Kasım’ı da hatırlayalım (Türkiye cephesinden Kobani’ye en yoğun saldırının geliştirildiği gün). MİT’in özel müdahalesi oldu. Zaten Kobani’yi de o kurtardı. Ben ilk defa burada söylüyorum. Kobani üzerinden darbe mekaniği devreye konulabilir dedim. Bu olaylar darbe mekaniğini hızlandıran olaylardı. Dikkat edilirse koalisyon güçleri en kritik noktada devreye girdi. Dünyada ender rastlanan bir operasyon gerçekleştirdi. Onlarca uçakla hava bombardımanı gerçekleştirdi. O koalisyonun sözde kurtarma operasyonuyla 29’unda gerçekleşen IŞİD saldırısını aynı güçlerin yaptığını araştırmalısınız.

6-7 Ekim, 29 Kasım, Bingöl, yargısız infazlar, Yüksekova, Diyarbakır’da assubayın vurulması aynı darbenin birer parçasıdır. Bizim üst aklı bulmamız lazım. Bu üst akıl kimdir? Ben değilim. HDP de değil. Selahattin bey, hepsi gidiyordu. O mektup o akşam yazıldı ve provokasyon durduruldu. Ben olmasaydım 6-7 Ekim’le birlikte HDP kalmazdı. Arkasından bilmiyorum kaç gün sonra Bingöl olayı oldu. Asıl yapanlar hala açığa çıkmadı. Aynı şey Hakkari Yüksekova’da da oldu. Diyarbakır’da bir assubay ensesinden vuruldu. Bu pratiğimizle darbe mekaniği yarım kaldı. Genelkurmay dün bizim paralelle ilgimiz yok diye açıklama yapmış. Bunu söylemeleri bile iyidir. Bizim buradaki toplantımızla aynı güne denk gelmesi önemlidir. (Elindeki belgeyi göstererek) Bu belgeyi kim verdi, kaynağı nedir?

Heyet: Tahşiyeciler bunu bize verdiler.

 Abdullah Öcalan: Fethullah Gülen’in içyüzünü açıklayan, sonra da operasyona uğrayan kesim değil mi?

Heyet: Evet Başkanım.

 Abdullah Öcalan: (Heyecanlanarak) İşte siz ve bu belgeler beni kanıtladınız. Çok değerli bir belgedir. (Belgeyi göstererek) O grupların hepsine sahip çıkın, özel ilişki kurun, ilgilenin. Bu Cemaat yapıları onları yutmasın. Selamlarımı iletin. Bu belgeler her şeyi açıklıyor. Ben daha önce de elli yıllık sızma diye tahmin etmiştim. İşte bu tahminimin belgesidir. Bu belgeleri H. F.’nin önüne koyun. Burada da görülüyor ki, bu belge devletin ele geçirilmiş olduğunun belgesidir. 2000 öncesine kadar incelenmiş, ama 2000 sonrası da var. Burada bir devlet fethi var. Hoca Erzurum’da sinemada galeyana gelmiş ve orada gözaltına alınmış. Maraş’ta da buna benzer yine sinema etrafında bir provokasyon gerçekleştiriliyor ve Maraş Katliamı böyle gerçekleşiyor. Buna benzer yüzlercesi var.

Devlet Yetkilisi: Şu anda Korucuk Belediye Başkanı MHP’lidir.

 Abdullah Öcalan: Tamam işte, söylediğim doğrulanıyor. MİT’in yapacağı şey bu elli yıllık ilişkiyi çözmektir. Bu suçüstü yakalanmadır. 90’lı yılların ölüm biçimleri, Vedat Aydın’lar, Savaş Buldan’lar ve benzerlerinin ölüm biçimleri burada belgelidir. Bu katliamlardan bir Alevi’ye sorarsan Sünnileri suçlar. Burada suçlu Sünniler değil, açık bir provokasyon var. Provokasyonun arkasındaki gücü bulmak lazım. Roboski, Paris, 6-7 Ekim ve benzeri, bunların hepsi MİT’e yıkılmak isteniyor. Bunların hepsini Cemaat yapıyor. Paris’le ilgili dört MİT ajanının ismi verilmiş. H. F. ne kadar sorumludur, bunu tartıştırıyorlar. O grup MİT’e ait olsa bile H. F. ekibi onu yapmamıştır.

Devlet Yetkilisi: Bu senaryolara gelmemek lazım. Şefkat Tepe üzerinden çözümlemeyi de siz yapmıştınız. Cemaat’in MİT’e yıkma operasyonu yeni değildir. Her iki olayın da Paris’in ortasında olması tesadüf mü?

 Abdullah Öcalan: Evet, Şefkat Tepe olayı var. Bu olayın üzerine yoğunlaşma sonucu söylüyorum. MİT’e mal edildi. H.’yi ne kadar sorumlu tutabiliriz? Sorumluluk kaynağı uluslararası karanlık mihraklardır. Daha önce gazetede de yazmışlardı, yirmi bir lideri öldürürlerse sorunu çözeceklerini söylemişlerdi. Hrant Dink olayı yeniden ele alındı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun götürülüş tarzı, Hrant Dink’in öldürülüş tarzı Cemaat’in tarzıdır. Muhsin Yazıcıoğlu’nun BBP’yi tetikçi hale getirmek için öldürdüler. O buna direniyordu.

Heyet: Başkanım, ben Muhsin Yazıcıoğlu ile tanışırdım. Helikopter kazasından bir ay önce bir televizyon kanalındaki canlı yayında kendisine şöyle bir soru yöneltildi. Muhabir “Hrant Dink olayı, ardından gelen Rahip Santoro ve Malatya Zirve Yayınevi olayları hep gelip sizin partinize dayanıyor. Sizin partide neler oluyor Başkan?” diye sordu. Yanıt olarak Muhsin Yazıcıoğlu şöyle dedi. “Biz de bu konu üzerinde çok araştırmalar yaptık. Bizim dışımızdaki bir gücün irademiz dışında tarlamızı sürdüğünü saptadık.” Bu röportajdan tahminen bir ay kadar sonra helikopter kazasında ölmesi çok manidar.

 Abdullah Öcalan: Evet, tahmin ettiğim gibidir. Büyük Birlik Partisi Muhsin Yazıcıoğlu’ndan sonra altı maddelik program çıkardı. İki maddesi önemliydi. Apo için idam, bir de çocuk tecavüzcüleri için idam yazmışlardı. Bunu bilinçli yapmışlardı. Ben Pozantı ve benzeri Cezaevlerindeki o tecavüzlerin de intikam hareketi olduğunu düşünüyorum. O tecavüz olaylarının tamamı birer intikam mesajıdır. Siz CIA’nın nasıl bir örgüt olduğunu biliyor musunuz? Ürdün’deki pilotun yakılması da, Zirve Yayınevi katliamı gibi katliamlar da mesajdır. Zirve katliamı Türkiye’yi alt üst etme operasyonudur.

Bizim kutsal barış öykümüz parçalanmak isteniyor. Cizre’de de yaptıkları oydu. Sekiz çocuk katledildi. Onu durdurmak da önemlidir. Şimdi sanırım biraz durdu. Cizre, Yüksekova, Silopi, İdil, Lice, Bingöl dahil, geleneksel Türkiye toplumuna altmış-yetmiş yıldır dayatılan darbe pratiğinin son halkası yapılmak isteniyor. Barış ve demokratik çözümün başarısızlığa uğratılması hedefleniyor. Tüm kamuoyunun barış ve demokratik çözüm sürecinin, müzakere sürecinin niteliğini çok tarihi ve kutsal bilerek sahip çıkması, bu provokasyonlar ve komplolara gelmemesi önemlidir. AKP de Hüdapar ve benzeri gibi ne idüğü belirsiz şeylerden uzak durmalı, Hüdapar eliyle halka saldırma anlayışından vazgeçmelidir. Demokratik gösteri hakkı olmakla birlikte kanunları zorlayan, asayişi zorlayan silahlı eylemler, hendek kazma ve benzeri şeyler yapılmamalıdır. H. Beyin konuşmasını ben de izledim. Bir yönünü eleştiriyorum. Dolu ve boş tarafı doğru anlamak, tarafları doğru tanımlamak önemlidir. İzleme Kurulu denetimi altında tahkim edilmiş bir ateşkes önemlidir. Ben dayatmıyorum. Kandil’le siz de tartışın. Bu sizi de kurtarıyor. Çünkü on-on iki yaşındaki çocuklar katlediliyor. Cizre’de uykudaki hücreler uyanmayı bekliyor. İzleme Kurulu takip edecek deyin.

KGM: Evet, bu gerekçelerle operasyon olabilir. Kandil’in de bir özeleştiri yapması lazım.

 Abdullah Öcalan: Evet, Kandil’le de tartışırsınız.

İkinci önemli husus silahlı mücadelenin bırakılması meselesi. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silahlı mücadele temelinde yaptığımız çıkış, yani gerilla savaşı, bu müzakere sürecine girerken, tarafların gündeminde olan dokuz-on ana başlık temelinde demokratik çözüme giderken asgari müşterek ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik kararı vermek için PKK’yi bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum. Bu bir niyet beyanıdır. Dokuz-on maddelik mutabakatta uzlaşırsak, silahlı mücadele yerine demokratik siyasetin geçmesi için beyan ediyorum. Bunu kendi aranızda da Kandil’de iyice tartışın. Beni doğru yansıtmanız önemlidir.

Hükümetle yaptığınız görüşmelerde ifade edin. Demokratik Anayasa ittifakına açığız. Demokratik anayasayı hangi parti istiyorsa bunu görüşebiliriz. CHP ile de olsa anayasa için ittifaka gideriz. 1923’ten 24 Anayasasına giderken Demokratik Anayasa imkanı vardı. Ama Meclis ikinci grubunun tasfiye edilmesi ile diktatörlük yolu açıldı. Mustafa Kemal’in kendisi Eylül İzmir zaferinden sonra “Ankara’ya gideceğim, çiftlikte yaşayacağım” diyor. Ancak etrafını kuşatıyorlar. Sonraki karanlık, anlatırım. AKP de hegemonik anayasaya gitmek istiyor. Güvenlik yasası dahil, bu anlayış en başta AKP’yi götürür. Bu yasa provokasyon üzerine yapılıyor. 6-7 Ekim’in kendisi provokasyondu. Provokasyon üzerine yasa yapmak sorunu giderek büyütür. Çıksa da, çıkmasa da benim için kadüktür. Benim için önemli olan anayasadır.

(Heyete dönerek) Siz de sokağı demokratik temelde kullanın. Uyanık olun. AKP’yle mücadele etmeyin demiyorum. Biz AKP’yle savaşıyoruz, mücadele ediyoruz. Şu anda CHP, MHP hükümeti yok, bürokrat hükümeti de yok. Biz AKP hükümeti ile mücadele ediyoruz. Hükümet ayrı, devlet ayrıdır.

KGM: Ancak gelinen aşama hükümetle beraber gelinen aşamadır.

 Abdullah Öcalan: Benim gözümde buradaki heyet, devlet heyeti bir hakem heyettir. Bu aslında Marks’ın düşüncesidir. Büyük bir çatışma ya da çıkmazda devlet hakemlik rolünü üstlenebilir. Buradaki Şehmus bile bunu anlamadı. Marks Paris Komünü’nde bir müzakere fırsatı için çok istekliydi, olmadı. Olmadığı için çok ölümler oldu. Bu cümleyi Şeyhmus’a bulmak için üç yıl uğraştım. O cümleyi bulmasam beni Marks adına burjuva ajanı olarak ilan edecek. Türk Solunun durumu da aynıdır. Biz MİT’le oturmayız diyorlar.

Çatışmadan demokratik bir anayasa çıkaracağız. HDP’nin çıkışı demokratik sosyalizm adına bir çıkıştır. 1946’da Demokrat Parti’nin çıkışı gibidir. CHP bunu felç etti. (Heyete dönerek) Siz de başkanlık yerine demokratik toplumu ve demokratik devleti tartışın. Erdoğan’ı unutun, ona kutuplaşma fırsatı vermeyin.  Seçim propagandanızı da bu esaslarda yapın. Seçim çizginiz de yükseliyor, değil mi? Bunlar önemli tespitler.

Heyet: Başkanım, Tarhan Erdem ve Bekir Ağırdır’la bir görüşme yaptım. Son yapılan anketlere göre HDP’nin oy oranının yüzde 10.5’i bulduğunu söylüyorlar. Ayrıca daha önce HDP’ye asla oy vermem diyenlerin oranı yüzde seksenlerden yüzde yirmilere geriledi.

 Abdullah Öcalan: Avrupa’da yoğun bir örgütlenmeyle çalışın.

Heyet: Avrupa’daki arkadaşlar seçim çalışmalarını başlatmışlar. Komisyonlarını kurmuşlar.

 Abdullah Öcalan: Tamam. Ciddi bir hazırlık yapın. Teknik olarak bütün hazırlıklarınızın bitmesi gerekiyor. Şimdiden bu çalışmaları başlatın. 3 milyona yakın ırgat var. Bunların üyelikleri ve otobüs tutulup taşınmaları şimdiden gündeminizde olmalıdır.

Heyet: Geçen seçim P. Hanım Iğdır’daki seçmeni dışarıdan otobüslerle oy kullanmaya taşımıştı.

 Abdullah Öcalan: Her yerde aynı şeyi yapmak zorundasınız. Sadece Iğdır değil, tüm Türkiye’de bunu yapmak zorundasınız. (P.’ye dönerek) Sen artık tecrübelisin bu konularda ve seni sorumlu tutuyorum. Bu seçimde başarmak zorundasınız. Başarmazsanız gözüme görünmeyin.

KGM: Barajı aşmak için ırgat taşımak değil, Türkiye partisi olmak daha önemlidir. Etnik milliyetçilikle barajın aşılamayacağı bilinmeli.

 Abdullah Öcalan: Dokuz-on maddelik ana tartışmamız yerel demokrasi temelinde demokratik bir statünün elde edilmesi üzerinedir. Tüm kimlikler ve varlıkların (cemaatler, tarikatlar, etnisiteler, sınıflar, inançlar, sivil toplum vb.) demokratik bir statü elde etmelerini hedefliyoruz. Demokratik statü, demokratik anayasa olarak ifade ediyorum. Demokratik özerklik demiyorum artık. Bazı hassasiyetleri dikkate alarak yerel demokrasi ifadesini kullanıyorum. Bu demokrasinin yerel boyutudur. Ulusal boyutunu da tartışırız. Biz Türkiye’yi yerel demokrasiye taşıyacağız. Aynı zamanda özgür yurttaşı yapacağız. Yurttaşlığı yeniden tanımlayacağız. Devlete kul değil, özgür olan yurttaşı tanımlayacağız. Vatandaşlık kavramı büyük bir karmaşa içindedir. Siz de çalışmalarınızı bu temelde yürütün.

(Elindeki beş-altı mektubu Pervin’e uzatarak) Cezaevlerinden gelen çok değerli mektupları sana veriyorum. Hepsine cevap yazma olanağım yok. Fakat çok kıymetli mektuplar, önemli değerlendirmeler ve yoğunlaşmalar var. Mektupların kimden geldiğine bakıp onlara özel selamlarımı gönderebilirsin. Bazı cezaevlerine de gidip ziyaret edebilirsiniz. Batman cezaevinde Elif uludağ ve Azime onlar var. Yine Bakırköy’de Dilek, Diyarbakır’da Tuba var. Siirt Cezaevine de gidebilirsiniz. G… vardı. Demokratik Gençlik Konfederasyonu olabilir.

C…: Başkanım, G… cezaevinden çıktı. Durumu iyidir. Kadın akademisinde görevlendirildi.

 Abdullah Öcalan: Tamam, olabilir. Farklı görevlendirmeler de olabilir.

Heyet: Ortak açıklama olacak mı?

 Abdullah Öcalan: Tüm görüşmeleri yaptıktan sonra belirttiğim çerçevede olabilir.

KGM: H. bey ve Y. beyle görüşün. Biz de Y. beyle konuşacağız. Ortak açıklama olmasında fayda var.

 Abdullah Öcalan: (Ayağa kalkarken) Demokratik bir seçim için ittifakları önemseyin ve çalışmalarınızı yürütün. Irgatlar için özel kadro görevlendirin. Yine Suriye için de Demokratik Suriye Konfederasyonu olmalıdır. Burkan El Fırat içerisinde Türkmenler de katılmalıdır. Ortadoğu için Türkmenler, Araplar ve Çerkezleri birleştiren model demokratik konfederasyondur.

Heyet: Kürkçü heyete dahil olmak istiyor.

 Abdullah Öcalan: Bunu Y. beyle halledin. Olmalıdır.

4 Şubat 2015

DEVLET HEYETİYLE DEMOKRATİK MÜZAKERE TASLAĞI

                                                                             

1- Diyalogdan müzakere formatına geçiş. Tarihi anlam ve önemi. Kısaca ülke, bölge ve dünya durumu.

2- Müzakerelere geçiş için tahkim edilmiş ateşkes ve demokratik siyaset stratejisine geçiş, deklarasyon, İzleme Kurulunun bundaki rolü.

3- Müzakerelerde süreklilik ve anayasal hedef.

4- Eğer çözüm yasası yetersiz kalıyorsa daha somut müzakere yasası ihtiyacının karşılanması gereği.

5- Müzakerelerin İmralı esaslı geliştirilmesinin diğer alanlara taşırılması.

6- Müzakere sürecinin Suriye’deki gelişmeler üzerindeki etkisinin doğru değerlendirilmesi, ortak stratejiyle hareket edilmesi gereği.

7- Müzakere sürecinin Irak ve Kürt Federe Devleti üzerindeki etkisi ve ortak stratejisi ihtiyacı.

8-Müzakere heyetlerinin doğru zamanlamayla genişletilmesi hususunun göz ardı edilmemesi.

9- Müzakere sürecinin İzleme Kurulu üzerinden toplumsal kesimlere doğru yansıtılması. Anayasal çözüme odaklanması. Olası saptırmalara karşı yetkin çaba içinde olması.

10- Müzakere heyetlerinin uzman ihtiyacının karşılanması. Medyaya yansıtılmasının tek taraflı ve müştereken gerçekleştirilmesi sorunu.

4 Şubat 2015

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan

Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa/İmralı Notları Mezopotamya Yayınları

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): OCALAN  SENGAL  LE  ILGILI  UYARMAMA  RAGMEN  TEDBIR  ALMADIKLARI  ICIN  NE  OLDUGUNU  GORDUNUZ    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.