ÖCALAN: ERDOĞAN’IN ARAPÇILIK YAKLAŞIMI ÇOK TEHLİKELİDİR
Umudun Zaferi / 12 Haziran 2016 Pazar Saat 13:03
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Nisan 2015 tarihinden bu yana hukuksuz bir şekilde tutulduğu İmralı Adası’nda tecrit içerisinde tecrit koşullarında. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, İmralı Heyeti ile 9 Ocak 2015 tarihinde yapılan görüşmenin Mezopotamya Yayınları’nın Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa/İmralı Notları kitabındaki tam metnini yayınlıyoruz

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Nisan 2015 tarihinden bu yana hukuksuz bir şekilde tutulduğu İmralı Adası’nda tecrit içerisinde tecrit koşullarında. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, İmralı Heyeti ile 9 Ocak 2015 tarihinde yapılan görüşmenin Mezopotamya Yayınları’nın Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa/İmralı Notları kitabındaki tam metnini yayınlıyoruz

(Kamu Güvenlik Müsteşarı önce Başkan’ı masaya davet etti. Başkan masaya oturdu. Aynı yemeği biraz önce yediğini, tüm heyetin yemek konusunda hızlı davranmasını, yapılacak toplantı için sürenin önemli olduğunu ifade etti. Çorba, nohut, bulgur pilavı ve muhallebiden oluşan yemek sunuldu. Kamu Güvenlik Müsteşarı yemeğin buradaki karavana yemeği olduğunu, ancak masanın bu görüntüsünün tarihi olduğunu ifade etti. Başkan tek başına bulgurun yeterli olduğunu, bulgur, ekmek ve ayran olması durumunda o yemeğin yeterince zengin olduğunu ifade etti. Ama şu anda dışarıda muazzam bir ekonomik sömürünün olduğunu, yapay hormonlu besinlerle beslenmenin sağlıksız boyutlarda olduğunu ifade etti. “Buradaki müzakerelerde ekonomiyi de baştan son ele alacağız, HES’ler, termik santraller ekonomiyi doğayı talan eden uygulamaları burada konuşacağız. Buradaki sürecin ekonomik olarak da bir çıkış olduğunu göstereceğiz” dedi.)

İdris Baluken: Başkanım, sağlığınız nasıl? Geçen geldiğimizde biraz sıkıntının olduğunu söylemiştiniz.

Abdullah Öcalan: Çok önemli bir sıkıntı yok. Gerekirse içerde değerlendiririz. Önemli olan gelişmelerdir.

Kandil’dekilerin sağlığı nasıl?

Sırrı S. Önder: Genel olarak sağlıkları iyi.

 İdris Baluken: Başkan arkadaşlar genelde çok yoğun çalışıyorlar. Cuma arkadaş çoğunlukla günde üç saat yatabiliyormuş. Böyle olunca metabolizmanın dengesi değişebiliyor. O da kilo şeklinde vücuda yansıyabiliyor.

Abdullah Öcalan: Öyle mi? Cuma çok mu yoğun çalışıyor? Tabii arkadaşların fedakarca çalışmasını anlıyorum.

Ben de cezaevindeyim. Üstelik on altı yıldır tek başımayım. Burada müthiş bir irade savaşı olmasa iki ay bile dayanamazsın. Her şeye dikkat etmek lazım.

Evet, süreyi de dikkate alarak bu ilk önemli toplantıyı başlatmakta fayda var.

KGM: Öncelikle şunu ifade edeyim. Mütevazı bir toplantı masasında oturmuş olabiliriz. Ancak toplantı tarihi bir görüntüyle başlıyor. Bu biraz bizden kaynaklanan bir durumdur. Yukarıda geniş heyetlerin toplantı yapabileceği toplantı salonundaki çalışmalar devam ediyor. Bu toplantıya yetişmedi. Umarım hazır olduğunda daha geniş heyetlerin tartışma yapabileceği salonda toplantılarımızı yapacağız.

Abdullah Öcalan:  Tabii heyetler genişlerse burası fiziki olarak da yetmeyecek. Ancak bugünkü toplantı önemlidir. Belirleyicidir. Bugün yönteme dair bazı konuları konuşabiliriz.

KGM: Öncelikle Murat Bozlak için başsağlığı diliyorum. Demokrasi mücadelesinde önemli sıkıntılar çekmiş bir arkadaşınızdı. Hem heyete, (Başkan’a dönerek) hem de size başsağlığı diliyorum.

Abdullah Öcalan: Evet, Murat Beyin önemli hizmetleri oldu. En son Adana’dan milletvekili olmasını da ben istemiştim. Sanırım milletvekili seçildikten sonra sağlık sorunları artmaya başladı. Bizim açımızdan değerli bir arkadaşımızı kaybettik. Benden de ailesine başsağlığı dileklerimi iletin.

Bugünkü toplantımızın formatı daha farklıdır. Heyetiniz hükümet yetkilileri ve Başbakanla da bazı görüşmeler yapmış. Hem onları almak hem de devlet heyeti olarak görüşlerinizi öğrenmek istiyorum. Bu arada Kandil’e de gittiniz. Kandil’deki mektuplar ulaştı bana. Oradaki aktarımlarınızı da öğrenmek istiyorum. Mektupları okudum. İçerik doyurucudur. O nedenle farklı notlar varsa aktarabilirsiniz.

Sırrı S. Önder: Kandil’den gelen mektup oradaki toplantının içeriğini kapsıyor. Farklı bir bilgi aktarıma ihtiyacı yok. Hatip Bey de sanırım böyle düşünüyor.

Hatip Dicle: Evet, mektupta gerekli olan bilgiler vardı.

 Sırrı S. Önder: Hükümetle yapılan görüşmelere geçmeden önce Selahattin Beyin Salih Müslim ile birlikte katıldığı bir Rusya gezisi vardı. Onun aktarımını paylaşmak istiyoruz.

Abdullah Öcalan: Evet, önemlidir, onu dinleyeyim.

 Sırrı S. Önder: Suriye başta olmak üzere Kürt halkının her yerde barışa ve istikrara katkı sunmaya hazır olduğu, Kürtleri hesaba katmadan yapılacak çözüm arayışlarının kalıcı olmayacağı, devletlerin kendi aralarındaki çıkar ilişkileri temelinde Kürtleri pazarlık konusu yapmalarının olumsuz sonuçlar doğuracağı, Rusya’da yapılacak olası Suriye Konferansına Kürtlerin kendi kimliği ve temsilcileri ile katılmaya hazır olduğu mesajları paylaşılmış. Öcalan’ın demokratik modernite ve demokratik ulus perspektifinin Ortadoğu için en uygun çözüm zemini olduğu şeklindeki sunumları ilgi ile karşılanmış. Heyet genel olarak üst düzeyde kabul ve ilgi görmüş. Mesaj ve taleplere sıcak yaklaşılmış. Rusya’da Mala Kurdan çalışanlarının ve kadroların selam ve özlemleri var. Rusya Êzidi Kürt toplumu da selam ve bağlılık duygularını iletiyor. Şengal’de ortaya çıkan durumun Sayın Öcalan’ı haklı çıkardığını ve sahiplenme için teşekkürlerini iletiyorlar.

Abdullah Öcalan: Evet, siz de bu temelde selamlarımı iletirsiniz. Oradaki örgütsel ve diplomatik çalışmaları yoğunlaştırarak sürdürsünler. Sadece Rusya’da değil Kobani ve Şengal’den gelen Êzidileri, Süryanileri, tüm halkımızı selamladığımı söyleyin. Onları ziyaret edin. (Hatip’e dönerek) Özellikle DTK olarak onları sık ziyaret etmenizi, benim düşüncelerimi onlara aktarmanızı istiyorum.

 Sırrı S. Önder: Bu sürede Hakan ve Efkan beyler, Yalçın bey ve Başbakan’la görüştük. En son yaptığımız Başbakan görüşmesi bütün görüşmelerin özeti olduğu için isterseniz onu aktarayım.

KGM: Sırrı beyle daha önce tanışmıştık, ama Pervin hanımla orada ilk defa tanıştık. Bence çok önemli bir toplantıydı. Başbakan’la bu kapsamda ilk defa böyle bir toplantı yapıldı. Sanırım daha önce böyle bir toplantıya katılmamıştınız.

 Sırrı S. Önder: Başbakanla ikinci görüşmemiz oldu. Daha önce RTE Başbakan iken onunla da görüşmüştük.

KGM: Ama bu formatta değil. Davutoğlu ile de ilk defa böylesi bir toplantı yapıldı.

 Sırrı S. Önder:  Evet, doğru. İlk defa böyle bir toplantı gerçekleştirdik.

 Sırrı S. Önder: Başbakanla yaptığımız son toplantıda Yalçın bey, Efkan Bey, bir de Muhammet Bey vardı. Ben ve Pervin hanım katıldık. İstanbul’da Dolmabahçe Sarayında gerçekleştirdik toplantıyı.

KGM: Ben de bunu kastediyorum. İlk defa Ahmet Bey döneminde bu kapsamlı bir toplantı yapılmış oldu. Bunu önemsemek lazım.

Abdullah Öcalan: Evet, biz de buna anlam biçiyoruz. Oradaki toplantı önemlidir. Ama bugün burada yaptığımız toplantı müzakere karar toplantısıdır. Kabine toplantısından bile daha önemlidir.

 Sırrı S. Önder: Başbakan daha çok kamu güvenliği ile ilgili 6-7 Ekim olaylarını örnek göstererek, eleştiri yaparak toplantıya başladı. Yaptığımız toplantının yapılıp yapılmamasına da tereddütlü yaklaştığını ve 6-7 Ekim olaylarının sürece büyük zarar verdiğini belirtti. Bu konuda hem Selahattin Beyi hem de HDP’yi eleştirerek başladı. “Bu görüşmeye karar verirken bile tereddüt ettim” dedi. Biz Başbakan’ın bu yaklaşımını doğru bulmadığımızı, aslında en fazla bu tür durumlarda bir araya gelinmesi ve iletişimin hiç kopmaması gerektiğini ifade etmeye çalıştık. 6-7 Ekim olaylarına aslında hükümetin tavrının neden olduğunu, MYK çağrısından önce son ana kadar hem heyetimizin pek çok girişimde bulunduğunu, hem de Selahattin Beyin Başbakan’la bir telefon görüşmesi yaptığını, Kobani’ye ilişkin olumlu en ufak cevap alınsaydı MYK çağrısının da yapılmayacağını ve MYK çağrısından önce aslında insanların sokağa çıktığını anlatmaya çalıştık. Olaylar esnasında ve sonrasında da HDP’yi hedefleştiren açıklamaların ve kampanyanın doğru olmadığını, hem Selahattin Demirtaş’a hem de partimize karşı bir linç kampanyası başlatıldığını ifade ettik. Artık bu noktadan çıkılması gerektiğini, süreç açısından somut ve pratik adımların hızla atılması gerektiğini, Kobani politikasında da hükümetin mevcut politikalarını değiştirmeleri gerektiğini ifade ettik. Söz verilmesine rağmen hasta tutsaklarla ilgili bir adım atılmadığını kendisine hatırlattık.

Bundan sonraki açıklamaların hükümetle ortak yapılmasının sürece pozitif katkı sağlayacağına vurgu yaptık. Basın üzerinden de süreci zorlayıcı ve gerilimi arttıran tutumlardan uzak durulması gerektiğini aktardık. Kendisi de bu konularda ortak açıklamanın olabileceğini Yalçın’a söyledi. Hasta tutsaklara ilişkin en kısa zamanda adım atılması gerektiğini vurguladı. Çözüm süreci ile ilgili kararlı bir iradeye sahip olduklarını belirtti. Seçim barajıyla ilgili hükümetin konuyu gündemine alıp değerlendirmesinin hayati olacağını söyledik. Bu konuda herhangi bir çalışmalarının olduğuna dair bir kanaate varmadık. Ceylan arkadaş için mevcut çekincenin kaldırılması gerektiğini belirttik. Kendisi de heyetin diğer üyelerini tanıdığını, Ceylan Hanım konusunda bir sorun olmadığını, ama yeterince tanımadığı için biraz bilgi toplanması gerektiğini ifade etti.

Abdullah Öcalan: Evet, anlaşılıyor. Kaç saat sürdü toplantınız?

 Sırrı S. Önder: Yaklaşık iki saat sürdü.

KGM: Oradaki toplantı da format olarak önemliydi. Buradaki toplantı da bu formatla ilk toplantı olması açısından önemlidir. Bu süreçle ilgili bir kararlılığın göstergesidir.

Abdullah Öcalan: Devletle heyetin ilk toplantısı olması açısından tarihi bir toplantıdır. Müzakere karar toplantısıdır. Derinleştirilmiş müzakere toplantısının tarihini de burada netleştireceğiz. Fiziki mekan hazırlıklarının da bir an önce bitmesi ve geniş heyetlerle müzakere başlıklarına geçilmesi önemlidir.

KGM: Bu konuda bir sıkıntı yok. Yol haritası, İzleme Kurulu, bütün bunları buradaki toplantılarda tartışacağız.

Abdullah Öcalan: Bunlar olmazsa olmazımızdır. Bunların olması, derinlikli müzakerede yol almamız lazım. Müzakere taslağını burada ayrıntılı bir şekilde değerlendireceğiz. Zaten takvim sıkışık. Bundan sonra hükümeti ve Meclisi biraz sıkıştıracağız.

KGM: Tabii bu konularda yol alınacak. Ancak sahadaki durum buradaki mevcut pozisyona aykırıdır. Sahadaki durumu da mutlaka buradaki tartışmalara gölge düşürmeyecek bir boyuta çekmek lazım.

Abdullah Öcalan: Bilgi kabilinde bir aktarımınız olacak mı?

KGM: Hem eylemler hem demeçler ortadadır. Buranın ruhuna uygun değil. Atmosfer siyaset ve Türkiye ortamı açısından önemsenmelidir. Zaten siz de belirtmiştiniz. Eşzamanlı adımların atılması gerekir. Burada gelişmeler olurken sahaya da eşzamanlı yansımalarının olması lazım. Bu atmosfer Türkiye kamuoyu tarafından da çok önemseniyor. Fakat Kandil’den gelen mesajlar büyük sıkıntı yaratıyor.

Abdullah Öcalan: Bu konuda benim şikayetlerim daha fazla. Hepsini konuşacağız. Başbakan düzeyindeki kararlılık önemlidir.

 Sırrı S. Önder: Başbakanın toplantıda şöyle bir önerisi oldu: Buradaki çalışmalarla paralel olarak çalışmaları yürüten bir siyasi heyetin oluşturulması önerildi. Yalçın başkanlığında bir siyasi heyet oluşturacaklar. Bu siyasi heyetle heyetimiz buradaki perspektifler doğrultusunda bazı çalışmalar yürütecek.

Abdullah Öcalan: Evet, olabilir, uygundur.

KGM: Bu masanın etrafındaki herkes iyi niyetlidir. Bu sürecin sonuca ulaşması için iyi niyetle çaba gösteriyor. Çözüme de herkesin inanması lazım. İmralı iyi polis, Kandil kötü polis rolü olmamalı. Kandil’in de buradaki çalışmalara inanması lazım.

Abdullah Öcalan: İlk toplantı olduğu için bu konu ile ilgili size şimdi cevap vermeyeyim. Ama dediğim gibi bunları hep konuşuruz.

KGM: Tabii buradaki çalışmaların sonuca ulaşması için, demin de söyledim, herkesin iyi niyetli olması lazım. Ama şimdi Avrupa’da burada yapılan görüşmelerin tutanakları kitap haline getirilmiş. Onun içerisinde mektuplar da var. Fakat bunların dışarıya yansımaması konusu daha önce konuşulmuştu. Bu durum bizim için zorlayıcıdır. Hatta mektup trafiğini bitirebilir.

 Sırrı S. Önder: Bu konuda bize herhangi bir çekince belirtilmedi. Daha önce yaptığımız görüşmelerde Başkan buradaki görüşmelerin bir kitap haline getirilebileceğini önerdi. Heyetimize herhangi bir çekince aktarılmadığı için de arkadaşlar sadece kadrolara ulaştırılmak üzere bir kitap haline getirilmesine karar verdiler. Bu konudaki hassasiyeti de paylaşırız.

Abdullah Öcalan: Bunların hepsi yerli yerine oturacak. Fakat önemli olan kararlılıktır. Bir kararlılık var mı? Mesela başbakanla yaptığınız görüşmede bir kararlılık gördünüz mü? Heyet olarak düşünceniz nedir?

 Sırrı S. Önder: Heyet olarak ortak görüşümüzdür. Bu konuda hükümetin tutumu bizce net değildir. Tam bir kararlılıktan bahsetmek bir risktir. Bu sorumluluğu alamayız, gönül ferahlığıyla bu kararlılık vardır diyemeyiz. Bu kamu düzeni meselesine çok takmış durumdalar, bunu her şeyin önüne getirme durumları var.

KGM: Ancak bu formatla yapılan ilk toplantı olduğunu tekrar belirteyim. Orada da Başbakan bu işin sorumlusu olarak size bir kararlılık ifade etmedi mi? Müzakerelere geçilmesine bir sakınca yoktur demedi mi?

 Sırrı S. Önder: Evet, görüşmede kararlı olduklarını, müzakereye geçilebileceğini söyledi.

Abdullah Öcalan:  Evet, Başbakanın niyeti ile ilgili bir şey demeyeceğim. Ancak çok romantik bir Başbakanla karşı karşıyayız. Yeterince deneyimi yok ve yüzeysel yaklaşma durumu var.

Kamu Güvenliği Müsteşarı’nın burada olması benim için de önemlidir. Ben de memnun oldum. Fakat yöntem meselesinde temel bir şey söyleyeceğim. Kavram, kuram ve kurum, üç K de diyebiliriz. Bütün bunları burada konuşacağız. Demokratik özerklik nedir, açıklayacağız. Kamu güvenliğini açıklığa kavuşturacağız. Yerel özerklik, güvenlik nedir, bu konularda kavram ve kuram açıklığına ihtiyaç var. Önce kavramlar konusunda anlaşmamız lazım. Anayasa çözümü, Kürt reformasyonu, demokratikleşme, yerel demokrasi, belediyeler, seçim, tüm bunları burada kavram ve kuram düzeyinde ele alacağız. Hangi kurumlar Türkiye’yi demokratikleştirir, konuşacağız.

Kamu düzeni konusunda bazı şeyler ifade edeyim. Bunu Yalçın beye de, Başbakana da götürürsünüz. Kamu düzeni meşru, yasal toplum düzeni demektir. Yasal toplumun evrensel düzenidir. Tüm Türkiye vatandaşları için yasal, hukuki düzen ve kurallar toplamıdır. Biz bunu çiğnedik tabii. Bozduğumuz açık. Ben idam cezası aldım. TCK 125’ten yargılandım. Örgüt hala kanun dışıdır. PKK’siyle, KCK’siyle öyle. Öcalan yirmi yıldır derin düşünüp taşındı. Kendi isyancı yapısı, kuralsızlığı ve gerillacılığını Özal’ın çağrısı ile birlikte gözden geçirmeye başlamış, bu şekilde PKK’nin konumunu değiştirmeye karar vermiştir. Biz kamu düzeni için tehdit olmaktan çıkmaya yirmi yıl önce karar vermiştik. Bu konudaki iradem kesindir. Bunu Başbakana da iletin. Bizim geçmişte de niyetimiz vardı. Bunu Özal’la yaptık, fakat Özal öldürüldü. Şimdi de binlerce provokasyon var. Bunu Başbakana ve Yalçın’a anlatın. Davutoğlu çok deneyimsiz, tarihi bilmiyor, Yalçın da bilmiyor. Yüzeysel, hatta çıkar temelli yaklaşıyor.

KGM: Zaman kısıtlı olduğu için çok öncesine gidemeyiz. Ancak geldiğimiz nokta gideceğimiz nokta kadar önemlidir.

Abdullah Öcalan: Geldiğimiz aşama yirmi yıl öncesindekinden daha ileridir. Kabine toplantısından daha ağır bir toplantı yaptığımızı söylemiştim. Sizinle vardığımız düzey diğerleri ile kıyaslanmayacak kadar önemlidir. Biz PKK kaynaklı tüm yasadışı söz ve eylemlerimizi kamu düzenine taşımak istiyoruz. Ama yaşanılanları da görüyorsunuz. Lütfü Taş şehit düştü. Çok üzüldüm. İlk gelen gruptaydı. Bizzat Emre Beyin isteği üzerine geldi. Gelsinler diye çok rica etti. “Bir grubun gelmesi çok şeyi çözer, çok şeyin önünü zincirleme açabilir” dedi. Ben yasası yok, tehlikeli dedim. Ancak kendisi bu konuda önemli gelişmelere çok inandığı için öyle çağırdım. Ama sonuç ortada. Kim kuralı ihlal etti? Lütfü’nün hayatı gitti. Bunun hesabını kim verecek? Elif Uludağ var. Batman Cezaevinde. Oradayken oğlunu kaybetti. Hikayesini dinlerseniz çok üzülürsünüz. Benim de böyle bir kamu düzeni kaygım var. O dönem de önce yargılama yok demişlerdi, sonra hepsini cezaevine gönderdiler. KCK dosyalarının durumu ortada. Bunların çoğunu da Cemaat düzenlemişti. Hatta KCK’yi MİT’le ilişkilendirerek ustaca hazırladıkları dosyalardı. On bin insan içeri alındı. Biz bunu nasıl kabul edebiliriz? Başbakan’ı görüyorsunuz. Onun hakkında bir dosya hazırladılar, ne düzeyde öfkelendiğini görüyoruz. Oysa o dosyayla Başbakan ya da oğlu içeri alınmadı. Ona rağmen verdiği tepki ortada. İşte bizim zorlanmamızın sebebi bunlardır. Biz içeride çürüyoruz. Binlerce gerilla bu soğukta dağlarda bekliyor. Onlarcası Kazan vadisinde katledildi. İşte bugün Sakine’lerin şahadet yıldönümü, bu konuyu açacağım. Bütün bunlar belli güçlerce planlandı. Başbakan ve MİT’in gündemine de taşındı. Bizim için çok zorlayıcıydı. Şu anda da ikinci Özal sendromu gündemdedir. Ben ikinci Özal sendromu gerçekleşmesin diye mücadele ediyorum. Çünkü gerçekleşirse benim için de, devlet için de, kamu düzeni için de bir iflastır.

(Hatip Beye dönerek) Siz de bundan sonra daha pratik işler yapabilmek ve kamu düzeninin sağlanması için beni dikkatle dinleyin. Sen de iyi dinle Hatip arkadaş. Özal’dan Cemaat’in beri niyetini tespit ettim. Üzerinde yoğunlaştım. Darbe uluslararası küresel güçlerin işidir. Siz de üzerinde yoğunlaşacaksınız. Davutoğlu bunun farkında değil. Ben paralelden bahsederken, paralel tanımı bir gazetede iki kelimeyle yazılmıştı. Şimdi ise Cumhurbaşkanı her gün “Sonuna kadar üzerine gideceğiz” diyor. Yani zamanında anlayabilirlerdi. 7 Şubat, 17-25 Aralık sadece bir darbe değildir. Küresel bir operasyondur. Özal, Erbakan ve Ecevit de darbe ile gittiler. Bu çaba Erdoğan’la ilgili olarak da devam ediyor. Sakine’lerin ölümü de öyle. Siz de bu konulara yoğunlaşmazsanız politika yapamazsınız. Ben bütün meselelerin tarihsel boyutunu 1920’lere kadar götürdüm. Lobilerle bağlantılarını konuştum. Sayın Müsteşarla da bu konudaki tespitlerimiz örtüştüğü için şu anda bu toplantıyı yapıyoruz. Benim burada politika tarzım hayatidir. Hiçbir Kürt, hiçbir PKK’li, hiçbir solcu da benim gibi yapamaz.

PKK 76’dan beri hep komplolarla karşı karşıyadır. Ben o yüzden uyarıyorum. Beni hala burada enstrümantal, araçsal ele alıyorlar. Bu tehlikelidir diyorum. Benim için söylediklerinin hiçbir önemi yok. Otuz yıldır benimle ilgili bir algı operasyonu yönetiyorlar. Bunu da hiç önemsemiyorum. Çünkü tarih beni doğruluyor. İşte on yıl önce müzakere masası kurulsun diyordum. O dönemin Müdür gülüyordu. Şimdi vardığımız nokta bu oldu. Gecikmeli olarak masa kuruldu. On yıl önceki kehanetim gerçekleşiyor. Paris’te yeni bir algı operasyonu yapılıyor. Sakine suikastı öyle sıradan değil. Çok planlı yapıldı. Benim için bir savaş gerekçesiydi. Sakine suikastı Birinci Dünya Savaşında Avusturya Veliahtına yapılan suikasttan dahi daha ağırdır bizim için. Benim dışımda hiç kimse o koşullarda o savaştan sıyrılamazdı. Ben bütün bunları gördüğüm için, ağır olmasına rağmen, burada yürüttüğüm çalışmayı devam ettirdim. Arkadaşlarımın ezik, ağır bakışları arasında, MİT ağır töhmet altındayken ben bu görüşmeleri yaptım. Bundan sonra da bu tarz yönelimler olabilir. Önemli olan çalışma yöntemini doğru koyup ciddi yaklaşmayı başarmaktır. Şimdi Zaman gazetesinin manşetinde o kadar bilgi var. “MİT neden suikastı açıklamıyor?” diyor. Ancak biz niyetlerini biliyoruz.

KGM: Sizin bu tespitleriniz önemli. Ama siyasette bunlar ne kadar önemseniyor, onu da değerlendirmek lazım. Daha önce Sebahat hanımın verdiği kanun teklifi burada da konuşulmuştu. Şimdi de Eşbaşkanların 24 Nisan’da Ermenistan’a gidip geri dönünce bir yürüyüşe katılacağı söyleniyor. Siz HDP’nin Türkiye Partisi olması gerektiğini söylüyorsunuz. Türkiye’nin büyük bir kısmında ciddi tepki yaratacak böylesi planlamalarla nasıl Türkiye Partisi olacaksınız?

Pervin Buldan: Böyle bir program yok. Bizim haberimiz yok bu programdan.

KGM: İşte biz de size söylüyoruz.

Abdullah Öcalan: Benim Ermenilerle bir sorunum yok. Buraya da Ragıp’ı çağıracağımı daha önce söylemiştim. Başbakanın da danışmanı Etyen Mahcupyan oldu.

PKK’nin reorganizasyonu benden geçecek. Tüm olup bitenlerin sorumluluğunda ben var isem, iletişim koşullarının düzelmesi lazım. Kamu düzeni için beni sorumlu tutacaklarsa, PKK’yi suçlayacaklarsa, bunun giderilmesi için iletişim koşullarını bir an önce sağlamaları gerekiyor. Ben kamu düzeni için sorumluluk üstleniyorum. İletişim olmadan nasıl bunu sağlayabiliriz? Daha önce de susuz havuzda yüzmemi istiyorlar demiştim. Bunu Başbakana da söyleyin.

KGM: Bütün bunları konuşacağız. Fakat Kandil bu telsiz tiyatrosuna son vermelidir. Biz de çocuk değiliz. Telsizle bizim duyacağımız şekilde ‘yapmayın’ diyorlar. Ama alttan da haber gönderip Cizre’deki gençlere, çocuklara ‘yapın’ diye talimat veriyorlar. Herkesin bu konuda samimi olması gerekir.

Abdullah Öcalan: İşte bunun için PKK ile iletişim kanalı önemli diyorum. Müzakerelere bu temelde dokuz kanal açılmak zorunda. Siz de, Kandil’de yoğunlaşamıyorsunuz, aynı durumdasınız. Ben yirmi bir sayfalık ilk mektubumda çoğu şeyi ifade etmiştim. Üç protokolden bahsettiğim mektuptur. Dokuz iletişim kanalından biri bile açılmadı. Biri açılsaydı her şey bitebilirdi.

KGM: Bu konuda siz de haksızlık yapıyorsunuz. Siz buradan örgütü yönetiyorsunuz. Buna müsaade ediyoruz. Heyetlerin geliş gidiş imkanlarını da sağlıyoruz. Bunlar hiç yokmuş gibi değerlendiriyorsunuz.

Abdullah Öcalan: Ben neler olup bittiğini çok iyi görüyorum. Ben enayi değilim. Burada da Oslo’da Sabri ile Zübeyir’in yazdığı bir mektup vardı. O mektubu imzalayarak girdim bu işin içine. Bazen düşünüyorum. O dönem çok saf davranmışım. O dönem o kadar safım ki, benden mektubu alıp okuduğuma dair bir imza istediler. Ben de alıp imzaladım. 2008’in sonu ya da 2009’un başlangıcıydı. Kendimi öylece bu sürecin içine koydum. Ama arkadaşlarım beni yeterince anlamıyorlar. Çocukken benim tarzımla ilgili anam da bana kızıyor, hatta bazen beni dövüyordu. “Sen kendini bu kadar öne atınca yalnız kalır, zarar görürsün” diyordu. Şimdi düşününce anamın ta o dönemde ne kadar doğru düşündüğünü fark ediyorum.

KGM: Peki, hiç iyi şeyler olmadı mı? Var olan gelişmeleri de görmek lazım.

Abdullah Öcalan: Evet, ama Cemaat’e kalsaydı PKK şimdi duman olacaktı. Baransu o dönem Taraf’ta yazmıştı. “Yirmi bir etkili PKK lider kadrosu imha edilirse mesele çözülür” demişti. İşte Sakine bunlardan biridir. Diğerlerini ise hala yapmaya çalışıyorlar. Etkili bir liste çıkarmışlardı, tıpkı 90’lı yıllardaki işadamları listesi gibi, Çiller’in listesi gibi. Geçmişte MİT’in de böyle planları vardı. Teoman Koman dönemini söyleyebiliriz. Sonra Emre beylerle bu değişti. Teoman Koman’ın maaşını CIA’den aldığını ve MİT’in onun denetiminde olduğunu sizler de biliyorsunuz.

KGM: MİT başındayken değil de Jandarma’nın başına geçince maaş işi olabilir.

Abdullah Öcalan: Ama bu Emre Beylerden sonra değişti. Sizlerin, Hakan Beyin çabaları önemli. Ama Emre Bey çok daha atılgandı. Değerli çabaları oldu. Biz de bu çabaları önemsediğimiz için burada süreci yürütüyoruz. Davutoğlu bunları anlayamıyor. Romantiklik dediğim şey bu aslında.

KGM: Kamu düzeni devlet için son derece önemli. Aslında bu romantik değil realist bir yaklaşım. Bu konuda Kandil’in durumu daha tartışmalı. Kandil hem sizi üzmeyip hem de bildiğini yapmaya devam ediyor.

 

Abdullah Öcalan: Beni derinlikli anlamalısınız. Ben Reşadiye’den, Ilgaz’dan sonra da PKK’yi eleştirdim. PKK benim açımdan taktik olarak da, stratejik olarak da istediğim noktada değil. Neler gitti diye sorarsanız, işte Sakine’leri o yüzden açtım. Sakine benim burada masaya oturduğumu duyunca ayağa fırlayıp olumlamış, çok güzel demiş ve destek vermiş bir arkadaştı. Onun için hedef seçildi. Sakine’lerin olayı öyle bir kırılma noktası ki, Türkiye’de 19 Mayıs kadar önemli. Abdulhamit’in tahttan indirilmesi kadar, İkinci Mahmut’un Yeniçeri Ocağını lağvetmesi kadar önemlidir. 27 Mayıs, 12 Mart darbeleri kadar da önemlidir. Bundan sonra 9 Ocak tarihi de bizim açımızdan önemli bir tarih olacaktır. Ben burada katliamın, darbenin siyasi içeriğini açıklıyorum. Hakan beyle elli toplantı yaptıysak hepsinde bir olay önümüze geldi. Çıplak aramalardan, tecavüzlerden, KCK operasyonlarından Roboski’ye kadar böyle değerlendirmek lazım.

Şimdi bu Sakine’lerin olayında ortada belgeler olmasına rağmen, ben benimle görüşme yapan heyetin bunu hayata geçirdiğine inanmıyorum. Benim analitik değerlendirmemin önemsenmesi gerekir. Ben neden inanmıyorum, beni sorgulayın. Velev ki Erdoğan’ın bu cinayetten haberi, hatta onayı olsun. MİT onayından geçmiş de olabilir. Ama benim görüştüğüm yetkililerin imzaları ve onayı da olsa, belgeleri de olsa, bu onların kararı değildir. Bu tarihi bir tespittir. Benim siyaset yapma tarzım böyledir. CİA ve Gladio üzerinden Washington merkezli bir komplodur. Benim tarih bilincim var, derin devlet gerçeğini iyi biliyorum. Lobiler Anadolu’yu ele geçirme planı çerçevesinde 60 yıldır her şeyi yapıyorlar. Kendi Cumhurbaşkanını, Başbakanını bile götüren bir yapı var içeride. Mevcut darbe mekanizması bugün de iş başındadır. Elli tane Hakan Fidan da olsa, Başbakan da olsa bunu önlemeye yeterli değil.

Bu darbeyi tek bir şey bozabilir, o da PKK’yi bu sürece alet olmaktan çıkarmaktır. PKK’yi bu kamu düzeni konusunda geri tutacağız. Eğer PKK’yi kullanmış olsalardı darbe sonuca ulaşırdı. 2013’te biz yeni bir Newroz Bildirisi yerine başka bir şey devreye koysaydık darbe gerçekleşecekti. O dönem PKK elden gitmiş olsaydı sonuç daha ağır olabilirdi. Ilgaz’da Başbakanın konvoyuna saldırı yapmıştı. Öyle olduğu için de Erdoğan meydana çıkıp idamdan bahsetmeye başladı. Şu anda DHKP-C bu darbecilerin denetimine geçmiş. Benimle müzakere yürüten ekip kurumsal ve şahsi inisiyatif aldığı için hedeflendi. Hiçbir PKK’lide bu tahlil yoktur. Ama bende var. 7 Şubat neden oldu? Buna rağmen bu ekip masadan kalkmadı ve kaçmadılar. Ben bunları AKP’nin, Erdoğan’ın hatırı için değil, kendi siyaset teorime ters olduğu için yapıyorum. Ben darbe karşıtıyım.

Ama hala benim iletişim koşullarım bile doğru değerlendirilmiyor. Askerlerin benimle görüşme yaptıkları dönemde bile daha geniş avukat görüşlerine sahiptim. O dönem buraya genç subaylar geliyordu. Birçoğu donanımlıydı. Onları belli bir süre kullanıp götürdüler. Devam etseydi çözüm de olabilirdi. O dönemde bile onlar daha güçlü iletişim koşullarından bahsediyorlardı. Ben tabii şimdiki devlet heyetinin durumunu da önemli görüyorum. (Müsteşara dönerek) Kırk yıllık deneyiminiz var. Devlet tecrübeniz var, bunlar önemlidir. Askerlerle aranızda çok farkınız var. Bakış açıları da belli yerlerde örtüşüyor.

 (Sırrı’nın omuzuna dokunarak) İşte sana da edebiyat ve filmle ilgili söylediklerim böyle anlaşılmalı, sana bunun için dokunuyorum. İşadamları konusunu yine bunun için söylüyorum. Fakat siz kafası kesilmiş tavuk gibi ortalıkta dolaşıyorsunuz. Otuz yıl önce yapılanları görmezsek bugün bir şey yapamayız. Onlar küresel çapta da hala büyük bir algı operasyonu yönetiyorlar. Senin bütün bunları bilerek sanatta yoğunlaşman lazım. Nasıl film yapman gerektiği için de sana bir yazı vereceğim. (Dosyasından çıkardığı Şirin Sever’e ait bir yazıyı Sırrı’ya verdi. “Kadın-erkek ilişkisinin nasıl olması gerektiğine dair bu yazıdan faydalanabilirsin” dedi.)

KGM: Tüm bunları sizin daha önce de isabetli tespit ettiğinize bizler tanığız. Öngörülerinizin paralel yapı dışında Şengal, Irak orta hattı için söyledikleriniz konusunda da gerçekleştiğini gördük. Hatta o zaman sizin arkadaşlarınız gerekli tedbirleri alsaydı bugünkü durumlar olmayabilirdi. Ama şimdi Cizre’de de belli şeyler hayata geçirilmek isteniyor. Bu konuda da arkadaşlarınızın bu işin bilince olmadığı kanaatindeyiz.

 Sırrı S. Önder:  Başkanım, bu Cizre meselesi Başbakanla yaptığımız görüşmede de gündeme geldi. Başbakan Cizre’de KCK’nin çok büyük bir sorumluluğu olmadığını, asıl saldırıların Hüdapar ve diğer taraftan geldiğini bize ifade etti.

Abdullah Öcalan: Cizre meselesine geleceğiz. Ben size işin daha büyük boyutlarını göstermek için tarihi ve günceli birlikte değerlendiriyorum. Küresel sistem, CIA, Gladio var. MİT’in müzakere kanadını havaya uçurmaya çalışıyorlar. Ben paralel devleti anlayın diye burada bir savaş yürüttüm. Roboski, 9 Ocak, on bin kişilik KCK tutuklamalarının bunların işi olduğunu söylüyorum. Ama bugün AKP de yutulmuştur. Şimdi kendini kurtarmaya çalışıyor. Onlara deyin ki, Apo çok uyanıktır, yeni kamu düzeninde size yardımcı olacak. Size inandığı için değil, siz hükümete gelmeden önce de onu yapıyordu. Bu süreçte PKK bir darbe mekanizması olarak çalıştırılmak istenmiş, ama Öcalan bu oyunu bozmuştur. Kamu düzeni eşittir devletin varlığı, onun bozucusu PKK. Başbakana deyin ki, iyi ki Öcalan yaşıyor desin. Öcalan PKK’yi yeni demokratik düzen adına yeniden düzenlemek istiyor. Bu olmazsa PKK yüz yıl boyunca bu devleti uğraştıracak. Bunu Efkan beye de söyleyin. Efkan Bey bunun farkındadır, çalışıyor da. Ona da söyleyin, PKK Türkiye’yi karıştıracak güce sahiptir. Kontrolüm dışına çıkarsa bitirirler.

Beni buraya alanlar PKK’yi ele geçirmek için de uğraştılar. Ne ölecek kadar aç bırakıyor ne de sağlıklı yaşayacak kadar destek veriyorlar. O dönem buraya gelen askerler de adam gibi savaşırsanız kazanırsınız diyorlardı. Bu adamlar senin savaş tarzını yürütemiyor diyorlardı.

KGM: Bütün bu anlattıklarınızdan dolayı biz üçüncü göze, başka bir ülkenin bu işin içerisine girmesine karşıyız. Diğer ülkeler inisiyatifi kendi ellerinde bulundurmak isterler.

Abdullah Öcalan: Sorun değil.

KGM: Ama Cemil Bayık’ın açıklamasında Amerika’ya atıfla üçüncü devletin olabileceğine dair beyanatlar vardı.

Abdullah Öcalan: Bunlara çok takılmayın. Önemli olan müzakere kararlılığının hayata geçmesidir. Davutoğlu’na anlatın. Hükümetle görüşün. Bir müzakere kararlılığı olmadan heyet olarak da buraya gelmeyin. Kandil’e bir mektup da yazabilirim ya da siz gidince bu söylediklerimi aktarırsınız.

KGM: Mektup yazarsanız biz heyete ulaştırırız. Zaten o konularda hiçbir zaman sorun olmadı.

Pervin Buldan: Daha önce yazılan bazı mektuplar Kandil’e iletilmedi.

KGM: Zaten o mektubun gündemi artık ortadan kalktı. Gönderseydik belki de pek çok şey bozulacaktı.

Abdullah Öcalan: : Evet, zaten hem PKK’ye hem devlete çok sert yüklenmiştim. Müsteşar beyin “Gitseydi PKK ile aramız bozulurdu” endişesi doğrudur. Göndermemeniz de bir sorun yok.

Abdullah Öcalan: Son otuz yıllık darbe pratikleri PKK’nin yürüttüğü savaş üzerinden kurgulanmak isteniyor. Cizre olayı da darbe mekaniğinin nasıl çalıştırılacağının örneğidir. Davutoğlu’nun da bunu anlama derinliği yok. Arkadaşların da onu anlayacakları yeteneği yok. O nedenle Öcalan’ın yeterli iletişim ile PKK üzerinde kontrol sağlamak istediğini Davutoğlu’na söyleyin. Eylemlerin büyük bölümü Öcalan çizgisine aykırıdır. Kobani’de de benim istediğim çizgi uygulanmamıştır. Arkadaşlar benden daha cesur, daha iyi niyetli ve daha fedakardır. Buna rağmen otuz yıldır Şam’ın Mezze mıntıkasında Merkez Komite toplantısında ilk derli toplu eleştirileri yapmıştım. Cemil Bayık onu iyi bilir. Otuz birinci yıldönümü eleştirilerimi tekrarlıyorum. Çizgiyi yönetecek yeterli zeka ve pratik kavrayış sorunu var. DTK da, HDP de, DBP de hepsi aynı. Heyeti de eleştiriyorum. Kobani ve Şengal’de gerekli tedbirleri alamadılar. Avare-asi pratiği diyorum. Böyle olmazsa Cizre olur mu? Her an Diyarbakır’da da olabilir. Otuz kırk yerde aynı anda bu tarz olaylar olabilir.

(Heyete dönerek) Her an sizi de götürebilirler. Güvenlik probleminiz olabilir. Güvenliğinize dikkat edin. Zaten Sırrı’ya da tehditler olabildiğince artmış. Hepiniz dikkat edin. Ben gerillanın temelini atan adamım, silahını bulan adamım. Bir tabanca bulmak için bir yıl Esad zulmü altında yaşadım. O nedenle ağır eleştiriyorum. Silahları böyle kullanmak benim emeğime yapılmış ihanettir. Duran Kalkan bilir. İçimizde en çok çalışandır, çok değerlidir. Cemil kadar, Duran kadar çalışan yoktur. Ama beni anlama konusunda sıkıntıları var.

Duran’la ilgili bir anımı anlatayım. Suriye’ye yeni gittiğimiz dönemde Cemil Esad aramıştı. Arapça konuşuyordu. Ben de bir şey anlamadım. Duran’a telefonu verip bir bak, ne diyor dedim. Duran da konuştuktan sonra bana görüşmenin içeriğini aktardı. Öyle bir diklenmiş ki, ben Abbas bir yıllık emeğimizi neredeyse bitirecektin dedim. Osman alçağı Duran ve Cuma için kontradır diyor. Alçak bilinçli söylüyor. Ama onların da yetersiz tarzları böyle devam ederse ağır sonuçlar doğurabilir. Dürüstlüklerinden şüphem yok, yetersizliklerini aşmaları lazım. Silahları kötü kullanmamaları, asi avare pratiğinden sıyrılmaları lazım.

Şimdi Karayılan’ı eleştireceğim. Çünkü şu anda bütün sorumluluk ondadır. Karayılan çok dürüst, fedakar, kahraman bir arkadaştır. Bir günde yedi yüz mayın çıkardı. O kadar cesur ama yaratıcı değil. (KGM’ye dönerek) Sizin milyon Dolar verdiğiniz İsrail firmaları bile bir günde sınırda on tane mayın çıkaramazlar.

Kobani ve bir başka yerde bazı arkadaşlarımızın intihar eylemi yaptıkları söyleniyor. Bunlar dehşet veriyor bana. İşte bunlar yanlış gerillacılığın sonucudur. Duran Kalkan buna kahramanlık diyor. Böyle kahramanlık olmaz. Bu bana dehşet veriyor.

KGM: Bu konu ile ilgili ciddi operasyonel süreçler oldu, olmaya devam edecek.

Abdullah Öcalan: Hakkari’deki ekiplerin yarısından fazlası provokasyon ekibidir.

Pervin Buldan: Yüksekova’da askeri sevkiyatlar öğrencilerin okuldan çıkış saatine denk getiriliyor. Ve gençlerle askerler arasında çatışma yaşanıyor. Sevkiyatların yapılış saati bilerek gençleri tahrik etmek için okuldan çıkış saatine denk getiriliyor.

KGM: Biz iki taraflı bakıyoruz. Bunları bizim de kabul etmemiz mümkün değil. İki tarafı da ele almak lazım.

Abdullah Öcalan: Ben zaten bizim arkadaşları eleştiriyorum. Garzan’da on beş kadın arkadaşın olduğu yerde katliam oldu. Halbuki o arkadaşlar ikişer arkadaş şeklinde dağınık olarak savunma pozisyonunda tutulabilirdi. İntihar gerillacılığı dediğim şey budur. İşte bütün bunlar örgütsüzlükten kaynaklı. Ciddi bir inanma yok ortada. (Heyete dönerek) Sizin durumunuz da aynı Her yerde örgütlü olmanız gerekiyor. Örgütünüzü kurun. Urfa’dan Karadeniz’e kadar hala örgütlü gücünüz yok. Ondan sonra barajı geçer miyiz diye konuşuyorsunuz. Kandil de Şengal’de altı ay önceden tedbir alsaydı şimdi Irak kurtulmuştu. Bundan sonrası için de tehlike devam ediyor. IŞİD güç toplayabilir. Baas rejimi biraz toparlanırsa taş üstünde taş bırakmayabilir. Kürtleri, Türkmenleri Irak’ta da, Suriye’de de katletmek isteyebilirler. Yüz bin gerilla mobil olmalı. Bundan sonrası için devletin de Güney politikası değişmeli. Ben en başından beri ittifak önerdim. AKP tersini yaptı. Güney savaşı politikasını AKP’nin düzeltme durumu var mı?

KGM: Bu konuda heyet de söyleyebilir. Olumlu şeyler var.

İdris Baluken: Biz öyle düşünmüyoruz. Hükümetin bu konuda net bir politika değişikliği olduğu kanaatinde değiliz. Kobani’ye mazot, tüpgaz gibi en temel ihtiyaçların karşılanması sorununu bile defalarca konuşmamıza rağmen bir aydır çözemiyoruz.

KGM: Yine de aynı noktada olduğunu söylememek lazım. Son görüşmelerimizde de bu konularda epey mesafe alınmış olması lazım.

Abdullah Öcalan: Kobani savaşında ısrar olursa bunun arkası darbedir. Kobani’de bir darbe mayalanıyor. Bu en son dünkü Paris olayı da müthiş bir darbe hazırlandığını gösteriyor. Erdoğan acımasızca götürülecek. Daha önce Mursi örneğini vermiştim, ama daha kötü bir son onun için hazırlanıyor. PKK’yi de kullanmak isteyecekler. PKK üzerinden darbe inşa edilmek isteniyor. Mevcut savaş tarzı da buna yol açıyor. İşte 6-7 Ekim’de ortaya çıktı. Ben mektup yazmasam darbe olacaktı. Hiçbiriniz bunun farkında değildiniz. Bırakın kırk kişiyi, sınırsız ölümler yaşanacaktı. Selahattin de bu işin bilincinde değildi. Dürüstlüğünden hiç şüphem yok, ama doğru algılayıp güçlü refleks gösterme konusunda yetersizlikler var. Onu da götüreceklerdi. Darbe çarkı daha amansızca yürütülüyor. Paris’teki suikast onunla ilişkili. Holland Esad konusunda Türkiye’yle ortak hareket etmiş. Bu eylem Holland’ı bu anlamda geri çekme, Türkiye’yi yalnızlaştırma operasyonudur. AKP’ye yönelik darbe mekaniğinin de işlediğinin göstergesidir. Adnan Menderes örneğini vermiştim daha önce. Darbe oluncaya kadar neler olup bittiğinin farkında değildi. Kendisine darbe hazırlandığı söylenince “Benim orduma nasıl böyle bir suçlama getirirsiniz?” demişti. Farkına vardığında çok geç olmuştu.

Siz bunu halka ve hükümete etkin anlatamıyorsunuz.

Suriye’de IŞİD bitse bile ikinci bir IŞİD hazırlanıyor. Esad’dan da hamle beklemek lazım. Ben en başından beri Misak-ı Milli Komisyonunu bunun için önermiştim. Erdoğan’ın Arapçılık yaklaşımı çok tehlikelidir. Katar, Suudi Arabistan üzerinden Afrin ve Kobani’yi Araplara bağlamak, Cezire’yi Güney’e bağlamak istedi. Musul ve benzeri üzerine de çok tehlikeli hesaplar içerisine girdi. Şimdi ABD Esad’dan yanadır. Hollande, Esad’a karşıdır. Bu Paris olayları ile Hollande’a gözdağı veriliyor. Esad ve ABD her an Kürtlere saldırabilirler. Türkiye’de de Hüda-par’ın ya da ikinci bir Selefi hareketin Türkiye’yi duman etmemesi bizim tek taraflı yaklaşımımız sayesindedir.

KGM: Tüm bu değerlendirmelerinizde olumlu yapılmış olan hiçbir şeyden bahsetmiyorsunuz. Bir Öcalan imajı adeta yeniden oluştu. Daha önceki değerlendirmelerden çok farklı olarak burada yürütülen çalışmalarla bugün kamuoyu sizi çok daha farklı değerlendiriyor.

Abdullah Öcalan: Biz burada her şeyi yaptık. Benim dediklerim çok net. Tek bir tane hasta tutuklu bile bırakmadınız. Bu konuda bile adım atmadınız. İsrail bile bir askerin bırakılmasında yüzlerce insanı serbest bıraktı.

Pervin Buldan: Hasta tutsaklar meselesini pazarlık meselesi haline getirdiniz. Yaptığımız her görüşmede yetkililere bu konuda bir adım atılması gerektiğini söyledik, fakat hala bir adım atılmış değil.

KGM: Ben burada son çıkarılan çerçeve yasayla birlikte müzakerenin görevlisiyim. Güvenlik güçlerinin hükümet üzerine baskısı var. Vatandaşların da baskısı var. Kamu düzeni Başbakan için olmazsa olmaz. Somut olarak Kandil’e bir mesajınız yok mu?

Abdullah Öcalan: Kamu düzeni için atı arabanın arkasına değil önüne koymak lazım. Oysa siz arabayı atın önüne koymamızı istiyorsunuz. Vatandaşlardan baskı var diyorsunuz. Onların bir kısmı haindir.

 Sırrı S. Önder: Ben buna bir açıklık getireyim. Bir Nihat Özdemir meselesi var. Ben bunun kim olduğunu biliyorum. Efkan Ala’yla yaptığımız görüşmede de Nihat Özdemir konusu gündeme geldi. Başbakanla yaptığımız görüşmede de Nihat Özdemir konusu gündeme geldi. Hakan Beyle yaptığımız görüşmede de bu adam gündeme geldi. Aslında bu adam en kritik dönemlerde Yeşil’e milyonlarca Dolar para veren birisidir. Şimdi de çıkmış herkesi “benden para istiyorlar” üzerinden etkilemeye çalışıyor. “Vatandaş kamu düzeninden rahatsızdır” dedikleri pek çok kişinin konumu aynıdır.

Abdullah Öcalan: Ben de o yüzden hain diyorum.

KGM: Somut Kandil’e mesajınız var mı? Bu toplantıdan çıktıktan sonra ben Başbakan bana sorduğunda somut olarak ne var diyebilirim. Şu ana kadar ben somut bir şey almadım. Somut bir şey anlayan varsa ifade etsin.

 Sırrı S. Önder: Benim anladığım en kısa sürede genişletilmiş müzakere tarihinin belirleneceği, heyetimizin tekrar buraya geleceği, derinlikli müzakere başlıklarının masaya yatırılacağıdır. Bugün daha çok bu formatla yaptığımız ilk toplantı yönteme dair şeyleri konuşmakla geçti. Somut bazı konularda o toplantıda ele alınır diye anladım.

Abdullah Öcalan: Başbakana deyin ki, kamu düzeninin tamamen oturmasında tarihi rol oynayacağız. Fakat bu, bu toplantıda olmaz. Son toplantıda iyi bir çağrı yapacağız. Bunun için üst katın da fiziki koşullarının hazırlanması lazım. Demokratik devlet konusunda Öcalan rolünü oynamak istiyor dersiniz. Öyle bir proje ileteceğiz ki, PKK silahları bırakıyor, kamu düzeninin bir gücü haline geliyor.

KGM: Milisler, şehir içerisindeki eylemler, silahlandırmalar, bunlar süreç açısından oldukça zorlayıcıdır. Güvenlik güçleri üzerinde operasyon yapalım baskısı var. Bu talepler Başbakana ve güvenlik birimlerine de sıkça iletilmeye başlandı. Bu konuda belli bir rahatlamanın olması gerekir.

Abdullah Öcalan: PKK’nin asayiş güçlerini, gerillasını tutmamın nedeni darbe pratiklerinin önüne geçmektir. Burada çok önemli bir takım kararlar alacağız. Ancak bunun için iki haftaya kadar benim bir süreye ihtiyacım var. Zaman ve mekanizmayı doğru işletmemiz lazım. Sonuçta silahlı mücadelenin bırakılması gibi bir hedefe varacağız. Kandil’e iletin. Dağlardaki gücü orduyla karşılaşmayacak durumu getirsinler. Şehirdeki güçler ikide bir polisle çatışma durumuna girmesinler. Gerillayı mükemmel bir çizgiye getirsinler. Kaymakam, vali, mahkeme atama ve benzeri, bunların hepsi uydurma şeylerdir. Gerillayı avare-asi ve intihar gerillası olmaktan çıkaracaklar. Bir ay kadar sükunetle müzakereye olanak sağlamalıdır. Legal ya da illegal iki haftaya kadar göze batmayan bir durum olsun. (KGM’ye dönerek) Bu da karşılıklı olacak. Pervin’in dediği doğru. Asker sevkiyatları insanları tahrik etmek için yapılıyor.

KGM: Doğru. Pervin hanımın dediğini not aldık.

Abdullah Öcalan: (KGM’ye dönerek) Efkan beye de söyleyin, bu gözaltı ve tutuklamalar kabul edilir değil.

Abdullah Öcalan: (Heyete dönerek) Toplantımız artık bitmek üzere, size hızlı hızlı birkaç şeyi aktarayım. Leyla HDP’nin siyasetini benimsiyor ve iş yapmak istiyorsa partiye üye olsun. Bizimle çalışmak istiyorsa biz onunla çalışmak isteriz. Bu dediklerimizi yaparsa Ulusal Konferansta da etkin rol oynayabilir. Aysel için de, Kemal için de bu geçerlidir. Hepiniz için geçerlidir. (Hatip Beye) Hak-Par ve Hüdapar’la, Ticaret ve Sanayi Odası ile, sivil toplum örgütleriyle görüşün, ilişkide olun. Onlara “Öcalan, ister hükümetin yanında ister bizim yanımızda sürece katılabilirler diyor” deyin. Kendileri karar versin. Siyasi heyete de katılabilirler. Böylece sürecin dışındayız serzenişleri de bitmiş olur.

Hatip Dicle: Hüdapar bu konuda ne hükümetin yanında ne de bizim yanımızda yer almak istediğini, üçüncü bir güç olarak masada olmak istediğini ifade ediyor.

Abdullah Öcalan: Bunlar çok tehlikelidir. Siz tehlikenin farkında değilsiniz. Önemli olan bunların sayıları değil, bağlantılarıdır. Birkaç kişi bile olsa, İran onların üzerinden büyük şeyler yaptı. İran daha önce Lübnan’da da birkaç kişi ile İran girdi, daha sonra dev bir Hizbullah örgütüne dönüştü.

(Sırrı’ya dönerek) Bu birleşik Haziran ve Türkiye sol çevresiyle senin ciddi görüşmeler yapmanı istiyorum. Bu konu son derece önemlidir. Onlara benim ricam ve isteğim olarak iletin. Nasuh Mitap’ın anısına birlikte yaptığımız çalışmalara hürmetleri gereği onların da diyaloga açık olması lazım. Hangi partiden gireceği hiç önemli değildir. Gerekirse sizin çatınızda da girebiliriz deyin. Önemli olanı ruhu tekrar yakalayabilmektir. Benim özel selamlarımı iletin. Bu konuda sizden beklentim yüksektir.

Pervin Buldan: Başkanım, daha aktarmamız gereken birçok konu vardı. Fakat zaman kalmadı. Selahattin Beyin Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar’la ilgili bir mesajı var. Arkadaşların seçim öncesi Türkiye’ye dönmesi sürece katkı sunabilir diyor. Ayrıca adaylıkları seçimde bize güç katar. Sizin bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyor.

KGM: Bu konuda herhangi bir sıkıntı yok. Biz araştırdık. İstedikleri zaman gelebilirler.

Abdullah Öcalan: Hayır, bir ay sabretsinler. Ben gerekli çağrıyı gerektiği zaman yapacağım. Selamlarımı iletirsiniz.

Pervin Buldan: Bakırköy Cezaevinden Şükran Avşar ve birkaç kadın arkadaşla görüştüm, size selamları var.

Abdullah Öcalan: Yılbaşı dolayısıyla bütün cezaevlerine selamlarımı iletin. Bayburt Cezaevinde Laleş Çeliker var. Bir de oradaki erkeklere özel selamımı iletin. Ayrıca PAJK’a bir mektup hazırlıyorum. Bunu da iletirsiniz.

Pervin Buldan: Tamam Başkanım, iletiriz. Yarın DÖKH’ün de konferansı vardı.

Abdullah Öcalan: Zamanımız kalmadı. (İdris’e dönerek) Bingöl’e özel selamlarımı söylersiniz. Orada da paralel yapılar, kontra güçler devrededir. Oradaki provokasyon zemini açısından uyanık olmak lazım. Örgütlülük temelinde çalışmalar da yoğunlaşmak lazım.

9 Ocak 2015

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan

Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa/İmralı Notları Mezopotamya Yayınları

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): OCALAN  ERDOGAN  IN  ARAPCILIK  YAKLASIMI  COK  TEHLIKELIDIR  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.