KADINLAR CEZASIZLIKLA UZLAŞMAYACAK!
Kadın / 09 Haziran 2016 Perşembe Saat 13:47
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türk Adalet Bakanlığı, kadın hakları mücadelesine darbe niteliğinde bir yasa tasarını önümüzdeki günlerde Meclis’e getirecek. Kadınların mücadele ederek elde ettikleri hakları da yok sayan yasa tasarında son günlerde artan taciz ve tecavüz vakalarını teşvik edici mahiyette maddelerde yer alıyor. Buna göre; taciz eden ile cinsel tacize maruz bırakılan kadının ‘Mahkemeye gitmeden uzlaşması’ isteniyor. Aslında denilebilir ki böylelikle kadına ve çocuklara yönelik suçları suç olmaktan çıkarılıyor

Türk Adalet Bakanlığı, kadın hakları mücadelesine darbe niteliğinde bir yasa tasarını önümüzdeki günlerde Meclis’e getirecek. Kadınların mücadele ederek elde ettikleri hakları da yok sayan yasa tasarında son günlerde artan taciz ve tecavüz vakalarını teşvik edici mahiyette maddelerde yer alıyor. Buna göre; taciz eden ile cinsel tacize maruz bırakılan kadının ‘Mahkemeye gitmeden uzlaşması’ isteniyor. Aslında denilebilir ki böylelikle kadına ve çocuklara yönelik suçları suç olmaktan “iyice” çıkarıyor. Nasıl mı?

* Taslak, 5 yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlarda şüpheli suçunu kabul ederse, mahkemeye gitmeden cezanın 1 yıla indirilmesini, para cezasına çevrilmesini veya kamu hizmeti gibi yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.

* Para cezasında “ön ödeme” kolaylığı da sağlıyor; ön ödemedeki sınırı 3 aydan 2 yıla çıkarıyor ve zanlılara “öde-kurtul” fırsatı sunuyor. Hapis cezasının karşılığı olarak her gün için 20 TL üzerinden hesaplanacak miktarı ödeyenlere dava açılmayacak.

Konunun kadınlarla ilgili vahim kısmı pazarlığın, yaralama, eziyet, sarkıntılık, reşit olmayanla cinsel ilişki, cinsel taciz, tehdit, şantaj, hürriyetinden yoksun kılma gibi özellikle kadınların mağdur edildiği suçları da kapsıyor olması...

Bu taslak gündeme 16 Temmuz 2015 günü geldi. Kadın örgütleri ortak bir açıklamayla “Kadınlara karşı suçların, suç olmaktan çıkarılması, ‘pazarlık, arabuluculuk/uzlaştırma, erteleme, paraya çevirme, ön ödeme’ ile geçiştirilmesi kabul edilemez!” demişlerdi.

Adalet Bakanlığı ise deyim yerindeyse geçen süre içinde kamu spotlarıyla arabuluculuk ve uzlaşmayı özendirmeye devam etti, her açıklamada Bakan “Geç gelen adaletin adalet olmadığını, yargının üstündeki iş yükünün azaltılması gerektiğini” söyledi.

20 Nisan 2016’da dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yargıyı hızlandırmak için “Çok ciddi adımlar atma kararlılığında” olduklarını söyleyerek önümüzdeki günlerde Meclise 3 ayrı değişiklik paketi getireceklerini duyurmuştu. Bu değişiklikler “Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, Hukuk Muhakemesi Kanunu’nda, İdari Yargılama Usul Kanunu’nda” yapılacak.

TC’nin Adalet Bakanı , kadını koruyan yasaların çıkarılmasından ise deyim yerindeyse taciz ve tecavüzcüleri koruma altına aldıklarını “Arabuluculuk” konusunun genişletilmesinin gerektiğine “yürekten” inandıklarını söylerek kamuyu da inandırmaya çalıştı. Hatta gerekçesini ise “Kadına karşı şiddeti önleme niyetine” bağlamıştı. Adalet bakanı düşünelim; cinsel suçlarda arabuluculuğun kabul edilemez olduğunu söyleyenleri “ideolojik” yaklaşmakla ve kadına yönelik şiddeti önleme niyeti taşımamakla suçladı: “Geçen ben bir şey söyledim, kıyameti kopardılar. Dediğim şey şu: ‘Kadına karşı şiddeti önleme konusunda kadınla erkek arasında polisi koyuyoruz, savcıyı koyuyoruz, sosyal çalışmacıyı koyuyoruz, psikologu koyuyoruz, hakimi koyuyoruz. Şimdi bu uygulama Türkiye ‘de başarılı mı başarısız mı ? Ya bunu tartışalım.’ dedim. Kıyameti kopardılar... Ben Bakanlıktaki arkadaşlarıma talimat verdim, inceleyin bakalım; Evden uzaklaştırma kararı verilen eşlerden kaçının şimdiye kadar bu uzaklaştırma kararı sonucunda aralarındaki ihtilaf tatlıya bağlanmış ve evlilik birliği kurtulmuş, kaçı eşine şiddet uygulamaktan vazgeçmiş, kaçı daha büyük suçlar işlemiş, kaçı cinayetle sonuçlanmış, kaçı boşanma ile sonuçlanmış; sonuçlarına bir bakalım... Maalesef Türkiye’de bazı çevreler, bir uygulamaların sonuçları, çıktıları üzerinde tartışma yapalım, bunu bir görelim, bunu bir değerlendirelim görüşüne dahi tahammül edemiyorlar. Buna tahammül edemeyenler esasında kadına karşı şiddeti önleme niyetinde olmayanlardır” diyerek tecavüzcüyü-tacizciyi koruyan yaklaşımlarını ortaya koydu. Bozdağ ve Adalet Bakanlığı’nın yasayı tartıştırmaya başladığı günden bu yana ise meydana gelen cinsel tacizlerin artış gösterdiğini söylemek ise ‘niyetsel’ değil veriseldir diyerek ekleme gereği duyuyoruz.

Kadınlara Karşı Suçlar Adım Adım Suç Olmaktan Çıkarılıyor!

Bu taslağın öncesinde yapılan birtakım yasal değişikliklerle kadınlara karşı işlenen suçların suç olmaktan çıkarılmasının yolu açılmıştı. Türk Ceza Kanunu’nda 2014 yılında yapılan değişiklikle, kadınların tüm itirazlarına rağmen cinsel suçlarda “sarkıntılık” kavramı geri getirilmişti. Böylece kimi cinsel suçlarda 5-10 yıl arası olan ceza; 2-5 yıla indirilmişti. Yani kadınlara ve çocuklara karşı cinsel suçlarda bir “gizli af” getirilmişti. Bu taslakla bir adım daha ileri gidilip bu suçlarda uzlaştırma/ pazarlık ile ikinci bir büyük af getiriliyor. Hatta bu suçlar neredeyse suç olmaktan çıkarılıyor!

Suçu yaratan ekonomik, toplumsal, siyasal koşullarda hiçbir iyileştirmeye gitmeden, etkin kurumlar yaratmadan kadına karşı şiddeti “uzlaşma” sorunu olarak ortaya koymak, şiddet sorununu daha da derinleştirecek. Tam da bu nedenlerle kadınlar bu taslakla uzlaşmayacak!

Çocuk İstismarcıları ‘Parayla’ Kurtulacaklar

Bu yasanın son günlerde çok tartıştığımız “çocuk istismarı” açısından da çok vahim sonuçları olabilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu işlendiğinde “uzlaştırma” nasıl işleyecek? Failin ailesinin mağdurun ailesine para vermesi ile mi? Bu, çocukların aileler arasında “alınır satılır” hale getirilmesinin devlet gözetiminde olması anlamına gelmez mi? Çocuğu istismar eden kişinin çocuğun ailesiyle “pazarlık” yapabilir hale gelmesi, çocuk istismarı davalarının aynı zamanda “kamu davası” olması niteliğini de ortadan kaldırıyor. Bu durumda, çocuk istismarı gibi bir suçta, suçu bilenin suçu bildirme yükümlülüğü de ortadan kalkabilir, çünkü artık suçun kendisi suç olmaktan çıkarılıyor. Bu durumda pek çok çocuk istismarı vakası görünmezleşir ve yok sayılır. Ortaya çıkan istismar vakalarının üstü ise “pazarlık”la, parayla örtülebilir!

Peki Kadınlar Yasayı Neden Reddediyor?

Elbette kadınların itiraz etmelerinin çok sayıda haklı gerekçesi var. Bu gerekçelere başlıklar halinde göz atacak olursak;

* Kadın-erkek, ülkedeki tüm yurttaşların hayatlarını yakından ilgilendiren konularda siyasi iktidarlar, tek başlarına hiçbir konuyu belirleyememelidirler.

* 2005 TCK’si ve devamında getirilen sistem, suç ve ceza adaletinde ciddi sorunlar yaratmıştır. Kadın/erkek bireye karşı işlenen tüm “hafif” sayılan suçlar, hükmün açıklanmasının ertelenmesi, paraya çevrilmesi, olmadı takdir/iyi hal indirimi ile neredeyse “cezasız” bırakılmıştır.

* Getirilmek istenen bu yeni ceza sistemi ile bir adım daha ilerlemek ve adeta bireylere karşı suçlar, suç olmaktan çıkartılmak istenmektedir. Ayrıca hukuk sistemine sokulan ve adeta iktidarca atanan “arabulucular/uzlaştırmacılar” kategorisi ile yargı daha da “özelleştirilmektedir”.

* Kadın ya da erkek, herhangi bir bireye karşı, hakaret, tehdit, şantaj, yaralama, eziyet, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, çevrenin kirletilmesi, imar kirliliğine neden olma, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti gibi suçlar, bir toplum halinde yaşamayı tehdit eden önemli suçlardır. Devlet bu suçları cezasız bıraktığında, daha büyük suçları teşvik ediyor demektir. Kadına tehdit suç olmadığında, ardından gelen “cinayet” de yargı sistemince meşru olmaktadır!

* Kadınlara karşı suçları, suç olmaktan çıkarmaya;

* Kadınları saldırganları ile barıştırma/uzlaştırma girişimlerine;

* Kadın/erkek tüm yurttaşların haklarına, güvenliğine ve onuruna karşı suçları, halktan “yeni bir vergi toplama yöntemi” haline getirmeye;

* Hukuk sistemini (iktidar atamalı) arabulucular/uzlaştırmacılar olarak parça parça özelleştirmeye;

* “Müstehcenlikle mücadele” ve “çocukları koruma” bahanesiyle özgürlüklerimizin daha da kısıtlanmasına;

* Yargıç kararı bile olmadan, “terörle mücadele” bahanesiyle, şirket, dernek, parti, vakıf iletişiminin tespiti, dinlenmesi, gizli soruşturmacı (ajan) görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme yapılmasına;

Diyen, kadınlar TCK taslağını tümüyle reddediyorlar, yasaların kadınları koruyan, pozitif eşitliği savunan bir yerden ve kadınların da fikirlerinin alınarak hazırlanmasından yana olduklarını vurguluyorlar.

Samara İzgin

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 





Parveke

TAGS(ETIKETLER): KADINLAR  CEZASIZLIKLA  UZLASMAYACAK    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.