Öcalan: Son Büyük Bir Saldırı Tehlikesi Var
Umudun Zaferi / 14 Mart 2010 Pazar Saat 15:15
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Kürtlere Newroz öncesi mesajında ulusal bir kongre ve ortak bir savunma hattı oluşturmaları çağrısında bulunurken,

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Kürtlere Newroz öncesi mesajında ulusal bir kongre ve ortak bir savunma hattı oluşturmaları çağrısında bulunurken, “Son büyük bir saldırı tehlikesi vardır, uyarıyorum. Halepçenin on katı katliamlara yönelebilirler” dedi. Öcalan sol demokrat partilerin de tek çatı altında birleşebileceğine dikkat çekerek, “Eğer bu birliktelik sağlanırsa yüzde on barajı rahatlıkla geçilebilir. Bu baraj bir kere aşılırsa muazzam bir güç ortaya çıkar, taşar, bütün anti demokratik yasaları, kurumları, uygulamaları süpürür” tespitinde bulundu.

 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın haftalık olağan görüşmesi sırasında Türkiye, İran, Suriye, Kürdistan ve Avrupa’daki gelişmeleri değerlendirdiği öğrenildi. Öcalan Elazığ’daki depreme değinerek üzüntü verici olduğunu söyledi.

 

DEPREMDE YAŞAMINI YİTİRENLERE BAŞSAĞLIĞI

 

Öcalan, “Elazığ’da deprem oldukça üzüntü verici. Yaşamını yitirenlerin ailelerine ve halkımıza başsağlığı diliyorum” dedi.

 

REEL SOSYALİZM DİLİ TERK EDİLMELİ

 

Solda birlik arayışlarına dikkat çeken Öcalan bu konuda şunları söyledi: “Eşitlik ve Demokrasi Partisi adı altında yeni bir parti kurulmuş. Son zamanlarda Sol’da kayda değer gelişme bu olsa gerek. Bunlar, bu haliyle yüzde 1-2 gibi bir oy alabilirler. Ama iyi çalışır ve ittifak yaparlarsa bu oranlarını yükseltebilirler. Birlikteliğin daha da genişletilmesi gerekiyor. Solda duranlar artık daha geniş düşünmeliler. Eski sol dili bilinmektedir, Reel Sosyalizm dilidir. Bu dil yenilmiştir. Bu dil artık terk edilmelidir. Sol kendini yenilemelidir. Ortak paydalar etrafında bir araya gelinmelidir. Bütün sol demokrat çevreler ayrılıkçı olmadığımızı bu konuda samimi olduğumuzu iyi bilmelidirler. Biz halkların demokratik birlikteliğine önem veriyoruz. Bu nedenle demokratik vatan, demokratik ulus, demokratik cumhuriyet ve demokratik anayasa çerçevesinde birlikte yaşamı savunuyoruz. Bu Türkiye için hayatidir.”

 

SEÇİM BARAJI BİR KEZ AŞILSA, MUAZZAM GÜÇ ORTAYA ÇIKAR

 

“Bütün sol demokratik partiler bir çatı altında birleşebilirler” diyen Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü: “BDP de bu çalışmalara ciddi yaklaşabilmelidir. Eğer bu birliktelik sağlanırsa yüzde on barajı rahatlıkla geçilebilir. Bu baraj bir kere aşılırsa muazzam bir güç ortaya çıkar, taşar, bütün anti demokratik yasaları, kurumları, uygulamaları süpürür. Geniş çerçevede bir araya gelinirse bu yüzde on barajının aşılacağına buna ortamın müsait olduğuna inanıyorum. AKP yüzde on barajını kaldırmak istemiyor, çünkü onun da işine geliyor. Bu baraj AKP’nin anti demokratik yüzünü net ortaya koyuyor, bu demokrasiye barajdır. Bu, küresel sermayenin talebidir. AKP de bunların politikalarını uyguladığı için barajı indirmeye kolay kolay yanaşmaz. Bir de Türkiye milletvekilliği politikası var, bu tuzaktır. Türkiye milletvekilliği tasfiye politikasının bir başka yönüdür. BDP buna zaten karşı çıkıyor, kendi taleplerini açıklamışlar. BDP bir barış projesine dönüşebilir.”

 

MARKSİZMİN KARŞISINDA DEĞİLİM, ELEŞTİRİLERİM YAPICI

 

Marksizmin karşısında olmadığını da dile getiren Öcalan, “Sevim Belli ve Mihri Belli’yi selamlıyorum. Mihri Belli umarım kısa sürede sağlığına kavuşur. Onların idealleri, bizim ideallerimizdir ve hep yaşatacağız. Benim demokratik komünalizme ilişkin görüşlerim biliniyor. Benim Marksizme ilişkin yaptığım eleştiriler iyi anlaşılmalıdır. Marksizm karşısında değilim, sadece yapıcı eleştiriler yapıyorum. Marks da gençlik yıllarında komünalizme ilişkin fikirlere sahipti. Paris Komününden etkilenmişti, ilk gençlik yıllarında bu komün meselesi üzerine düşünceler üretmişti. Demokratik komünalizm etrafında binlerce genç örgütlenebilir” şeklinde konuştu.

 

İDAM CEZASI ALANLARA SABIR DİLİYORUM

 

Öcalan Irak parlamento seçimleri, İran’daki idamlar ve Suriye’deki gelişmelere de değinerek şunları söyledi: “Irak seçimlerinde önemli bir farklılık, öne çıkan bir gelişme Goran hareketidir. Zihniyet açısından, feodal, aşiretçi yapının değişmesi açısından biraz diğerlerinden farklı. İran’da siyasi nedenlerle idam cezası alıp da hala bekleyenler var. Onlara sabır diliyorum. Dayanmaları gerekiyor. İran’daki tutuklu arkadaşlar arasında Zeynep Celaliyan adlı bir arkadaş var. Ona özel selamlarımı iletiyorum. Qamişlo katliamının yıldönümü nedeniyle Suriye’deki halkımıza tekrar başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Örgütlülüklerini güçlendirmelidirler.”

 

NEWROZ MESAJI: ULUSAL KONFERANS TOPLANMALI

 

Öcalan, Newroz’un yaklaşması nedeniyle de bir mesaj verdi. Öcalan şöyle dedi: “Newroz’un yakınlaşması vesilesiyle bütün halkımıza, Suriye, İran, Irak, Avrupa’daki bütün halkımıza çağrım şudur; Daha önceki savunmalarımda da belirttiğim gibi beş ilke dört pratik öneri çerçevesinde Ulusal Konferans toplanıp, ulusal bir Kongre oluşturulmalıdır. Bu kongre tüm Kürtler için ortak politikalar belirlemelidir. Ortak savunma hattı örülmeli ve savunma güçleri ortaklaştırılmalıdır. Kürt halkına yönelim tehlikesi her zaman mevcuttur. Biliniyor ABD Irak’tan çekiliyor. Arap devletleri Güney’deki Kürt federe oluşumunu boğabilirler. Bunların da bu tehlikeyi bilmesi gerekir.”

 

SON BÜYÜK SALDIRI TEHLİKESİ VAR

 

Öcalan sözlerini şöyle sürdürdü: “Son büyük bir saldırı tehlikesi vardır, uyarıyorum. Halepçenin on katı katliamlara yönelebilirler. Federe Kürt yapısını tasfiye etmeye yönelik müdahaleler olabilir. Barzani ve Talabani bu durumun ciddiyetini görmelidir. Kürtlerin Ermeni ve Rum halkının düştüğü duruma düşmemesi için birliklerini sağlamaları gerekir. Birincisi ortak ulusal bir kongre ve meclis yapılanmasına gidilmelidir. İkinci olarak Kürtleri bekleyen tehlikelere karşı savunma güçleri ortaklaştırılmalıdır. Üçüncü olarak da FKÖ tarzı ulusal bir ortak yürütme organı oluşturulmalıdır.”

 

PKK VE DEVLETE MEKTUP GÖNDERDİM

 

Demokratik çözüm ve barıştan yana olduklarını ifade eden Öcalan, PKK ve Devlete çözüme yönelik mektup gönderdiğini belirtti. Öcalan, “Biz demokratik çözüm ve barıştan yanayız. Bu konudaki çabalarımız devam ediyor ama çözüm bir türlü gelişmiyor. Şunu belirtmek istiyorum. Ben PKK’ye de devlete de çözüme yönelik görüşlerimi içeren mektuplar gönderdim. Cevap bekliyorum. Bakalım gelecek cevapları göreceğiz. Bu husus böyledir” ifadelerini kullandı.

 

AVRUPA’DAKİ OPERASYONLAR TASFİYE AMACININ DEVAMIDIR

 

Avrupa’da Kürtlere yönelik operasyonları da değerlendiren Öcalan, bu konuda şu tespitlerde bulundu: “Bu Avrupa’daki operasyonlar Türkiye’deki tasfiye amacının bir devamıdır. Arkasında ABD vardır. Bu bir ABD-İngiliz siyasetidir. AKP’nin arkasında Anglo-Sakson siyaseti vardır. Londra merkezlidir. CHP-MHP çizgisi Beyaz Türkçülük faşizmidir. Bunların Kürt sorununa bakış açısı inkar ve imhadır, bu nettir. Ama AKP’nin yaptığı da Yeşil Türkçülük faşizmidir. CHP-MHP’nin Beyaz Türkçülük çizgisi İttihat Terakki geleneğine dayanır, ta 1906’lara kadar götürülebilir. Arkasında Alman faşizmi anlayışı vardır. İlk defa İttihat Terakki ile birlikte faşizm kurumsal olarak ideoloji ve iktidar alanında yer etmiştir. Enver paşa gibi ittihatçıların çoğunda bu zihniyet egemendir. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar Alman destekli bu ittihatçı zihniyet tamamen etkilidir. İsveç de bu Ermeni Soykırım yasasını kabul etti. Basında Deniz Baykal “bu cumhuriyete bir saldırıdır” dedi. O biliyor. Bu, ittihat Terakki’nin cumhuriyete hakim olan ideolojik ve iktidara dayalı kurumsal faşizmini günümüzde de CHP ile devam ettirildiğini gösteriyor. Baykal bu anlayışla “cumhuriyete saldırıdır” diyor. Ancak Mustafa Kemal, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren biraz bağımsız kalmaya çalışmıştır. Ama daha sonra ittihatçılar İngilizler tarafından desteklenmiştir. İşte İngiliz yanlıları olan İsmet Paşa ve Fevzi Çakmak gibi ittihatçı kadrolar tarafından Mustafa Kemal’in etrafı kuşatılmış ve etkisiz hale getirilmiştir. Bundan dolayı Mustafa Kemal İngilizlere yakınmış gibi görünmek zorunda kalmıştır. Hatta Mustafa Kemal’in ölümü bile şüphelidir. Bugüne gelindiğinde ise ABD ve İngiltere bu ittihatçılardan desteğini çekmiş görünüyor. Artık AKP politikalarını destekliyor. Ilımlı İslam denilen politika budur.”

 

AKP’NİN YAPTIĞI YEŞİL TÜRKÇÜLÜK FAŞİZMİ

 

Öcalan şöyle devam etti: “AKP’nin yaptığı şu nedenle yeşil Türkçülük faşizmidir: Bunlar çözümden ziyade; çözüyormuş gibi görünüp, tasfiyeyi örüyorlar, yürütüyorlar. Bu nedenle bu politika çok daha tehlikelidir. Bu İngiliz siyasetidir. Kökenleri ta 1550’lere kadar gidiyor. İngilizler, İspanya’ya bu politikayla müdahale ettiler, önce Portekiz’i kopardılar. Basklıların durumu da bunun sonucudur. Avusturya ve Macaristan imparatorluğunu da Prusya’yı kullanarak zayıflatıp çökerttiler. Yine Osmanlı İmparatorluğu’nu bu politikalarla dağıttılar. İşte Kıbrıs’ta, Ermenistan’da, Yunanistan’da yaptıkları gibi küçük bir Kıbrıs, küçük bir Yunanistan, küçük bir Ermenistan yaratarak bu halkları kendilerine bağladılar. Bunun benzeri, Kürtler üzerinde de deneniyor. İşte Güney Kürdistan’da kendi kontrollerinde küçük bir Kürt ulus-devletçiği yaratıp, bütün Kürtleri oraya bağlamayı ve oradan kontrol ederek kendi politikalarının hizmetine koşturmayı amaçlıyorlar. Bunu Diyarbakır’da da geliştirmek istiyorlar. Bunun için de bağımsız duruşu olan ve özgür iradeli Kürdü temsil eden Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmeyi hedefliyorlar. AKP de içine aldığı Kürtler eliyle bu politikayı yürütmeye çalışıyor. Aslında açılım denilen proje de bu politikaların yürürlüğe konulmasıdır. Küresel sermaye AKP’ye bu rolü biçmiştir. Küresel hegemonyanın ‘30’lu yıllardaki politikalarındaki amaç, CHP yanlısı bir burjuva sınıfı yaratmaktı. İşte Vehbi Koç; Ankara’da küçük bir dükkandan devasa bir küresel holdinge bu politikalar sayesinde gelmişti. Normal koşullarda bu mümkün müdür? Bunlar hep o küresel politikaların gereği olarak yapılmıştır.”

 

AKP YANLISI BİR SINIF YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR

 

“Şimdi ise AKP yanlısı bir sınıf yaratılmaya çalışılıyor, yeşil sermaye deniliyor buna.” diyen Öcalan, şunları kaydetti: “Aynı şekilde AKP eliyle işbirlikçi bir Kürt burjuva sınıfını yaratmaya çalışıyorlar. Zaten Güney’de bu iş halledilmiş sayılır. Aynısını Diyarbakır’a da taşırmak istiyorlar. Ama AKP’nin hepsi böyledir demek yanlış olabilir, içinde samimi demokrat, çözümden yana olanlar da olabilir. Erdoğan için net bir şey söylemek zor. Onun hakkında soru işaretlerim var. Gerçekten çözümü istiyor da gücü mü yetmiyor! Bunu bilemiyorum, gücü yetmeyebilir. Bu benim için soru işaretidir. Özal olayı var. Özal gerçekten samimiydi, Anadolu çocuğuydu. Bu İngiliz-ABD siyasetinin dışına çıkmak istedi biraz. Gerçekten barış istiyordu, o yüzden Özal’ı ortadan kaldırdılar. Ecevit de biraz böyleydi, o yüzden Ecevit’i de felç ettiler, tasfiye ettiler. Beni de CIA ve MOSSAD Türkiye’ye teslim etti. Bütün bunları iyi anlamak lazım. Binlerce Kürt siyasetçisi tutuklandı. AKP demokratik siyaseti tasfiye edip, kendi anlayışlarına hizmet edenleri öne çıkarıyor. Demokratik siyasetten korktukları için bu tutuklamaları gerçekleştiriyorlar. Siyaset Akademileri önemlidir. Demokratik siyaset için gereklidir. Demokratik siyasetin öneminin farkında oldukları için bu şekilde Kürtlerin önüne geçmeye çalışıyorlar. Çocuklarla ilgili yasa değişikliği tartışması var, çocuk yargılamalarının, terörle mücadele yasası kapsamında çıkarılması tartışılıyor. Bu tartışmalar da çözüme yönelik bir adım değildir.”

 

İZMİR’DEKİ HALKIMIZI SELAMLIYORUM

 

Öcalan son olarak şunları belirtti: “Cezaevlerinden gelen mektuplar var. Bingöl c.evinden bir arkadaş demokratik komünalizm üzerine bir mektup göndermiş. Güzel yazmış, çalışmalarını sürdürmelidir. Yine Rize, Siirt, Erzurum c.evlerinden gelen mektuplar var. Midyat c.evinden Şadiye Manap’tan mektup aldım. Bütün cezaevindeki arkadaşlara, İzmir Kırıklar c.evindeki arkadaşlara, İzmir’deki halkımıza selamlarımı iletiyorum. Kadın arkadaşlara da özel selamlarımı iletiyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Yine Günlük Gazetesinin dağıtımcılarına, bütün çalışanlarına selamlarımı iletiyorum.”- ANF

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.