ÖCALAN: GÖRÜŞMELERLE SEÇİM, DOLAYISIYLA ZAMAN KAZANILMAYA ÇALIŞILIYOR
Umudun Zaferi / 07 Nisan 2016 Perşembe Saat 21:57
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
4 Nisan 2015 tarihinden bu yana hukuksuz bir şekilde tutulduğu İmralı Adası’nda tecrit içerisinde tecrit koşullarında bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, İmralı Heyeti ile 14 Ekim 2013 tarihli yapmış olduğu görüşmeyi yayınlıyoruz. Öcalan, “Bu son toplantı olabilir. Anlamlı müzakereye geçilmezse çatışma kaçınılmaz olur” diyerek bugün Bakurê Kürdistan’da yaşanabilecekleri işaret etmişti

4 Nisan 2015 tarihinden bu yana hukuksuz bir şekilde tutulduğu İmralı Adası’nda tecrit içerisinde tecrit koşullarında bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, İmralı Heyeti ile 14 Ekim 2013 tarihli yapmış olduğu görüşmeyi yayınlıyoruz. Öcalan, “Bu son toplantı olabilir. Anlamlı müzakereye geçilmezse çatışma kaçınılmaz olur” diyerek bugün Bakurê Kürdistan’da yaşanabilecekleri işaret etmişti.

 

Buradan çözümsüzlük derinleşir

(Başkan ve Yetkili heyeti ayakta bekliyordu.)

Abdullah Öcalan: Merhaba, hoş geldiniz.

Heyet: Hoş bulduk Başkanım. Nasılsınız?

Abdullah Öcalan: Heyete yine müdahale mi edildi? Selahattin Bey gelmedi mi? Basında çıkan bu tartışmalardan dolayı mı gelmedi?

Heyet: Hayır Başkanım, AKP’nin vetosu. Son yaptığı basın toplantısından sonra heyetten çıkarıldı.

Abdullah Öcalan: Ahmet’e, Sırrı’ya da yaptılar. Aşacağız.

Abdullah Öcalan: (İdris’e hitaben) Hayri Durmuş’un 1975’te katılımı sizinki gibi gecikmeli oldu. Ama çok değerli yoldaşımızdı. Bingöl ve Hayri hakkında konuşuruz.

Bu toplantı Newroz öncesi toplantılar kadar önemlidir. (Yetkiliye dönerek) Saat dört’e kadar zamanımız var, değil mi?

Yetkili: Evet.

Abdullah Öcalan: Bu son toplantı olabilir. Anlamlı müzakereye geçilmezse çatışma kaçınılmaz olur. Toplantının gündemine geçiyorum. (Önündeki dosyadan yazılı bir metin çıkardı) Toplantının gündemini size yazdırıyorum, yazın.

1- Mandela örneğini hatırlatma. 1990 başlarında Güney Afrika tarihi bir ikilemle karşı karşıya kaldı: Ya derinleşmiş iç savaş ya da kapsamlı müzakere. İki opsiyon vardı. Bu iki opsiyondan sağduyulu yaklaşım çıkıyor. Derinlikli savaştan kaçınmak için Mandela bırakılıyor. Benim durumum da aynı. Ben de dört yıldır bu süreçteyim: Ya derinleşmiş müzakere ya da kapsamlı iç savaş. Konular, süreçler, ülkeler çok benziyor.

2- Kürtlerin tarihsel ittifakları. İran’la mı, Türkiye ile mi? İran şu anda Kandil ve PYD ile ilişki içinde. Bizim de Türkiye ile başlayan sürecimiz sabote ediliyor. Meclis de, siyasi partiler de buna çabalıyor. Paralel devlet yapılanması devrede, çok güçlüler, AKP içinde de etkililer. Türkiye-Kürt ittifakının gelişmesinden yanayım.

3- Eski devletçilik hastalığı var. Toplumsal algı ile sorunlar çözülemez. Toplum kendini devlet, devlet de kendini toplum yerine koyuyor. Siyasi partiler de üçüncü güç olarak aracı olduğunda sorunlar artıyor. Partiler, devlet ve toplum özdeşleşmiş. Çözümün önüne geçiyor.

4- Görüşmelerle seçim, dolayısıyla zaman kazanılmaya çalışılıyor. İktidarı pekiştirme kaygısı fazla. Buradan çözümsüzlük derinleşir.

5- Çözümsüzlüğün alternatifi tasfiye değil (ki, hükümet böyle sanıyor).

6- PKK’nin devletle diyalogu (yani benim PKK adına devletle girdiğim diyalog) barışı amaçlıyor. Devletle barış siyasi partilerle ya da hükümetle yapılandan ayrıdır. Benim sorunum devletle barışmaktır. Proje dedim, İzleme Kurulu dedim, yasa dedim; bunlar devletle barışmayı hedefliyor. Kırk yıldır PKK vardı, AKP yoktu. Ecevit, Çiller, hatta Özal yoktu, ama devlet vardı. PKK’nin barışı devletle olur, çabamız budur. Devlet isterse müzakereye geçer. Derinlikli projelendirme aşaması… İsterlerse olur, istemezlerse olmaz. Siyasi partilerin çözüm projesi farklıdır. Sizin devletle barış probleminiz yok. Siyasi partilerin hükümetle sorunu var. Sizin devletle bir barışa ihtiyacınız yok. O nedenle siz böyle bir söyleme girmeyin. Siz diyalogu geliştireceksiniz. Demokratik çözüm diyorlar, siz de geliştirin. AKP ve CHP ile demokratik çözüm arayışı yapabilirsiniz. Ben barışı devletle yaparım. İsterlerse AKP’den birileri de gelir. AKP demokratik açılım dediği şeyi tek taraflı yapabilir. Onlar tek taraflı yapıyorsa siz de tek taraflı yapın. Dilenci pozisyonuna girmeyin. AKP devlet değildir. Selahattin beyin gelmemesi AKP’nin müzakere istemediğini gösteriyor.

AKP yapmak istemiyorsa siz faaliyetlerinize devam edin, çareyi siz üretin. Çözüm Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü adlı kitabımda var. O kitaptaki siyasi programı hayata geçirin. Orada güçlü bir siyasi program var. Demokratik ulus çözümü çok kapsamlı bir programdır. En güçlü, en barışçıl, en uzlaşmacı programdır. BDP de demokratik ulus programı etrafında durumunu yeniden gözden geçirsin. Yasalar çerçevesinde yapın. KCK ile aranıza sınır çizin. AKP ile de sınır çizin. Milletvekilleriniz, grubunuz, belediyeleriniz var. Ekonomiden kültüre, kadından demokratik özerkleşmeye, demokratik ulus boyutunda çok zekice bireysel ve kolektif olarak çalışacaksınız. Sekiz maddeetrafında tartışıp hayata geçirin.

Sekiz maddeyi sorsam bilmezsiniz. Çünkü yoğunlaşmamışsınız. Bu sekiz boyutu halkla buluşturup hayata geçireceksiniz. Halkın emeğini birleştirip çözüm üreteceksiniz. Halk arkanızda. KCK’den ayrısınız. Siz yasalar çerçevesinde yapacaksınız. Kültürel, ekonomik, siyasi ve diğer boyutlar. Mesela ekonomik boyut. Kooperatiflerle yapacaksınız. Tekellerle yapmayacaksınız. Örneğin Diyarbakır Belediyesi komünal ekonomiyi nasıl yapar? Kapitalizm tarzı yapamazsınız. Barzani tarzında yapamazsınız. Halkın emeği en büyük sermayedir. Konferansını, çalışmasını yapın, ama bu kafayla yapamazsınız. Ben de şaştım, bu işin içine gireceksiniz. Sizin devletiniz yok, ağababanız yok, sermayeniz yok, halkın emeğini birleştirip çözüm üreteceksiniz. Devletle çatışmayacaksınız. Bunu yapamazsanız başaramazsınız. Sizin AKP’den daha fazla olanaklarınız var. Halk da sizden bunu bekliyor, anlamak zorundasınız. Küsme ve istifayla olmaz. Bu, kendini pratikleştirmeyle mümkün. Devrimci proleter gibi olmayabilir, ama yapabilirsiniz. Halk aç ve susuzdur. Diyarbakır’da çocuk eşini, anasını, babasını öldürüyor. Ha anasını ha belediye Başkanını öldürmüş! Bunların önüne geçeceksiniz. Arazi kavgalarını, hepsini çözmeniz gerekiyor.

Paralel devlet ile resmi hükümet devleti arasında fark var. Keşke kitabını çıkarabilseydim. Paralel devlet gizli bir olgudur. Mesela Sakine’lerin olayı, Savaş Buldan’ların katli, köy boşaltmalar, Cizre’de pazarın yakılması, bu son operasyonlar. PKK içinde de olabilir, ama azaldı; mesela köy basmalar. İngilizlerin, kapitalistlerin iki yüzyıllık sızmasıyla bu hegemon güçler Türkiye Cumhuriyeti üzerinde kurumsallaşmış. Türkiye dört koldan kapama ve kuşatma altına alınıyor. Demokratik Ulus Çözümü adlı kitabımda var. Daha Mustafa Kemal Ankara’ya gelmeden kuşatılmıştır. Misak-ı Milli’nin bugünkü Rojava kısmı Fransızlara teslim ediliyor. 1950’lerde Amerika devralıyor. Kontrgerilla özel eğitiliyor. Sözde Türkiye’yi komünizmden kurtaracaklar, ülkeyi cehenneme çevirdiler. 12 Eylül’den sonra CHP, İsrail, Cemaat sermayenin kontrolünü eline alıyor ve örgütlüyor. Bu plan Türk-Kürt çatışmasını derinleştirmeyi amaçlıyor. CIA Özel Harp Dairesi, MHP ve Ülkücüleri, lobiler Cemaat’i harekete geçiriyor. Televizyonları, gazeteleri, sivil toplumu var. Bireysel haklar temelinde ele alıyorlar. Cemaat korkunç çalışıyor. Gazeteciler, yazarlar var. Taraf ve Zaman gazetesini takip edin, korkunç çalışıyorlar. Bunlarla kolay değil, ama teslim olmayacağız. İşte bu Kürdistanlı köylülerin öldürülmesi olayı. Emniyet amirlerinin çoğu Cemaat’in sızmalarıdır. Diyarbakır ve Siirt Emniyet Amirleri özel programla gelmiştir. Uyuşturucu, haşhaş operasyonu bahanesiyle halka saldırıyorlar. Cizre’deki son pazar yakımı provokatiftir. Tamam, bizden bir molotof atılabilir, ama pazarın yakılması bilinçlidir, daha çok onlar yapıyor.

Semelka niye açılmıyor? Barzani niye böyle davranıyor? Türk-Kürt çatışmasını azaltan ne varsa tersi yapılıyor. Biz çekildik, vahşet hayata geçirildi. Karakollar, güvenlik barajları yaptılar. Bunların gerekçesi yok. Normal baraja evet, ama güvenlik barajına hayır! Normal asayiş karakoluna evet, savaş için karakola hayır! Bir yandan uyuşturucuya boğuyor, sonra operasyon yapıyor. Gülsuyu’nda da öyle oldu. Önce verip sonra operasyon yapıyor, güya kurtarıyor. Bu çatışma bile bile yapılıyor. Biz barışa giderken onlar çatışmayı geliştiriyorlar. Taraf’ta Emre Uslu ve Baransu’yu takip edin, müthiş çalışıyorlar. Bizden daha çok bizi takip ediyorlar. Bunları görerek söylüyorum… Düşman değilim. Siz bize rağmen ne savaşı ne de barışı geliştirebilirsiniz. Paralel devlet yüz, iki yüzyıldır kurumsallaştı. Şeyh Said’in idamı da böyle gelişti. Şeyh Said İsyanının bilimsel bir yanı yok. Şeyh Said asla İngiliz ajanı değil. Ama askerler vurduruldu, Şeyh Said İsyanı, savaş çıkarıldı. Sonrası kıyamet. Şimdi daha fazla kurumsallaştı.

Paralel devlet dolayısıyla geri çekilme olmayacak. Ben çok yoğun çalışacağım. Yasal çalışacağım. Meşruiyet yasa olmadan olmaz, korsan çalışma olur. Devlet bunu yapamaz. Üçüncü bir güç aramızda hakkaniyeti takip edecek. Bu üçlü çalışma yöntemidir (yasa, meşruiyet, hakkaniyet). Paralel devletin kışkırtmalarına karşı Hakikat Komisyonu, İzleme Komisyonu, Akil İnsanlar Komisyonu olabilir. Bu paralel devlet belasını tarafsız olarak iyi bir rolle takip edebilir, yok edebilir. Şiddeti durdurabilir. Devletin çatışmasına dur diyecek, PKK’ye dur diyecek ve savaşı önleyecek.

Silah bırakılması için projelendirme gerekir. Diyelim ki bir PKK birliği geldi. (Yetkiliye dönerek) Var mı bunun bir hazırlığı? (Heyete dönerek) Beşir beye söyleyin: Birlik geldi, karakola gidemez, vururlar. Mahkemeye gidemez, tutuklarlar. Öcalan bu durumda ne yapsın? Hangi karakol, hangi mahkeme, hangi yasa? Müebbet hapis, cezaevine atma! Tek bir PKK’liyi buna ikna edebilir miyim? Yani yasal hazırlık yok, siyasi zemin yok. PKK’yi tümüyle silahsızlandırmak istesek bile bunun için hazırlık var mı? Hükümetin sorumluluğu fazladır. Acizlik içindeler. KCK bundan sonra ne yapacak? (Yetkiliye dönerek) Dün açıklayamadım, bugün açıklıyorum. Bir hafta izlesinler. On beş gün fazladır. Süreç o koşulların oluşmasına bağlı. KCK de şunu yapacak: (Yetkiliye tekrar dönerek) Ben Kandil’e tekrar mektup gönderebilir miyim? Kandil’in mektubu bana geldi mi?

Pervin Buldan: Başkanım, üç ayrı mektup geldi size, verilmedi mi?

Abdullah Öcalan: Mektup verilmedi. Haberim yok, o nedenle bir şey diyemiyorum.

Yetkili: Mektup geldi, fakat dün Osman’ın mektubunu verdik. Toplantı uzun sürdüğü için diğerlerini veremedik.

Pervin Buldan: Mektupları on beş gün önce gönderdik. Başkan’a ulaşması gerekiyordu. Toplantıdan önce okusun diye özellikle erken gönderdik.

(Yetkili çantadan mektupları çıkardı, ‘teyit edelim’ dedi. PKK’nin, KCK’nin ve PJAK Meclisi’nin mektupları.)

Pervin Buldan: Evet, doğru.

Abdullah Öcalan: Tamam, ben sonra okuyayım. Şimdi zaman yetmez. Cevap veririm.

Abdullah Öcalan: Şimdi yazın, önemlidir: 15 Ekim yeni bir başlangıçtır. Geçen yıl bir yıllık bir plan yapmıştık. Bu plan günahıyla sevabıyla geçti, bu kadar. Bu 15 Ekim yeni bir başlangıç. Çünkü Kandil’in mektubunu henüz okuyamadım. Paralel devlete teslim olmayacağız. Devletle görüşmeye devam edeceğim. Paralel devlet KCK operasyonlarını yaptı, MİT yapmadı. Adamlar güçlü. Başbakan çok istedi, bu Balyoz Davaları ve benzeri. Başbakan kendi Genelkurmay Başkanını bile içeri atılmaktan kurtaramadı. 7 Şubat’ta Başbakan da içeri alınmak istendi. Bu durumda KCK tümüyle geri çekilemez. KCK ne yapacak, halkı yalnız mı bırakacak? Çünkü köylüleri öldürdüler. KCK her türlü yönetim tedbirini alır. Nasıl ki hükümet kendi yönetim kurallarını uyguluyorsa, sen de kendi yönetim kurallarını uygula! Bunun içeriğini ben bilemem.

KCK’yi ve BDP’yi sert eleştiriyorum. Hazırlıklı değilsen, her şeyi devletten beklersen (her şeyi kocasından bekleyen kadın gibi), ben ne büyük çatışma yap ne de büyük barış yap derim. Ben dört beş yıl önce başladım, elimden geleni yaptım. Ama şimdi bir şey diyemiyorum. İstedikleri kararları alırlar. Paralel devlet iki tarafı da kışkırtacak. Daha önce de yaptı. KCK doğru savaşabilir mi, bu konuda endişeliyim. En tepedeki karakola Donkişot’un yeldeğirmenine saldırması gibi saldırırlarsa bu halk savaşı olmaz, böyle olmaz, provokasyondur. Doğru savaşmak gerekir. Ama ben PKK savaşından kaçınıyorum. Ben paralel devletin savaşını önlemek istiyorum. Vekalet savaşını bize dayatıyorlar. Ama bu vekalet savaşına taraflar yardımcı oluyor. Beşir beye anlatın. Irak’taki de, Suriye’deki de vekalet savaşıdır. Ben korumak istiyorum, ama bir yasa bile çıkarmıyorlar. Kendimizi savunup yöneteceğiz. KCK’nin de sekiz boyutu vardır, bunları işletsin.

Osman’ın (kaçan Osman) mektubunu aldım. Mektubu da sahte. Bunlar ancak birbirlerini vurabilir. Örgütü parçalamak, iki tarafı vuruşturmak, siyasi partiler gibi rant peşinde koşmak. (Devletin siyasi partilere 853 milyon lira rant vermesi bence yanlış. Emekle kendini yaratacak.) Aşiret kavgası gibi. KCK sekiz boyutta kendini yönetebilir. Emir de vermem, talimat da vermem, çünkü her an vurulabilirler. İmha operasyonu olabilir. O dağlarda yaşamak zorundalar.

Paralel devlet, AKP yönetimi, KCK yönetimi var. Çözüm gelişmezse bu üç yönetim arasında çatışma riski artar. Dün de bugün de öneriler sundum. Ne ret ne de kabul var. Yetkili biliyor mu? Ret yok ama kabul de yok. Derinlikli müzakereye geçme kararı yok. BDP’yle de yok. Selahattin beyle de konuşun. Derhal müzakereyi derinleştirelim. Beşir beyle dışarıya aktarmadan yapın. BDP ile yapılmasını istiyordu.

Anlamlı müzakere gelişmeden yüksek çatışma riski var. Hükümet tek taraflı olmaya devam ederse, anlamlı müzakereye geçmezse paralel devlet, AKP yönetimi, KCK yönetimi ciddi çatışabilir.

AKP Hükümeti tek taraflı çözüm sürecini kullanmaya devam ederse, KCK de tek taraflı bunu yapacaktır. Beşir beye “Ne kadar hızlı yapabilirsek o kadar çatışma riskini azaltırız” deyin. Bir haftaya kadar anlamlı müzakereye geçilsin.

Yetkili: Efendim, burada zaman kavramını dikkatli kullanmak lazım. Başkaları bunu farklı yere çekebilir.

Abdullah Öcalan: Evet, ‘bir hafta’yı yazmayın o zaman. Dışarıya dikkatli yansıtın. Tarihi kararlar verdim, hazırlık yapmadılar. Beni de hayal kırıklığına uğrattılar.

Üçlü yönetim var. 1- Paralel devlet, karışık yönetim, fitne fesat yönetimi, 2 -AKP yönetimi, 3- KCK, demokratik yönetim. Tam bir kör dövüşü. Rojava’da da, Irak’ta da olacak. Tek çıkışı anlamlı müzakere.

Her üç yönetim kendi alanını koruyacağından çatışma riski artar. Gerçi bunu da fazladan yazmışım.

Evet, ben şimdi biraz sizi dinleyeyim.

Pervin Buldan: Başkanım, önce Kandil aktarımını yapayım. 29 Eylül tarihinde Selahattin Bey, Sırrı Süreyya ve ben birlikte gittik. Cemil Bayık, Ali Haydar, Sozdar Awesta, Bese Hozat ve Elif Pazarcık’la görüştük.

Abdullah Öcalan: Bu Elif, Elif Ronahi mi?

Pervin Buldan: Hayır Başkanım, Elif Pazarcık.

Abdullah Öcalan: Bir Elif Ronahi yok mu?

Pervin Buldan: Elif Ronahi’yi bilmiyorum, ama Ronahi Serhat var. Bu da Elif Pazarcık. Selam, saygı ve bağlılık duygularını ifade ettiler.

Abdullah Öcalan: Altı kişilik Yönetim Kuruluyla görüştünüz mü?

Pervin Buldan: Hayır. Sadece ismini saydığım arkadaşlarla görüştük. Arkadaşlar oldukça moralliler. “Bizim açımızdan da diyalog süreci bitmiştir. Müzakere sürecine girilmesi gerekir. Önderliğimiz müzakere sürecine dahil edilmezse kararlarımızı değiştirmek durumunda kalacağız. Kararları kendi aramızda tartışıp açıklayacağız” dediler. Gönderdikleri mektupta zaten bu konuları uzunca ve açıkça ifade etmişler.

Abdullah Öcalan: (Yetkiliye dönerek) Mektupların tarihi nedir?

Yetkili: PKK’ye ait mektup 14 Eylül, KCK Yürütme Konseyi ve PJAK Meclisi mektupları 28 Eylül tarihli.

Pervin Buldan: Biz gittiğimizde mektupları yazmışlardı, bize verdiler.

Abdullah Öcalan: Tarih neydi?

Yetkili: Eylül.

Abdullah Öcalan: Sizin toplantınızdan sonra mı mektup yazıldı?

Pervin Buldan: Biz gittiğimizde mektup yazılmıştı.

Abdullah Öcalan: Benim yedi sayfalık mektubum ulaştı mı?

Yetkili: (Pervin’e dönerek) Sizin götürdüğünüz.

Pervin Buldan: Biz mektup götürmedik.

Abdullah Öcalan: Tamam, bu mektuplara sonra bakarız.

Pervin Buldan: Kadınlarla ayrı görüştüm. Örgütsel bazı sıkıntılardan bahsettiler. İleride yazılı bir bilgilendirme yapacaklarını söylediler.

Abdullah Öcalan: Diyarbakır Belediye Başkanlığı gibi konularda Selahattin ile kadınlar arasında sorun mu var? Şimdi mi konuşayım, sonra mı?

Pervin Buldan: Bir sıkıntı yok. Basında tartışıldığı gibi değil.

Abdullah Öcalan: Tamam, devam edin. Hangi kadınlarla görüştünüz?

Pervin Buldan: Sozdar, Besê ve Elif. Biraz örgütsel sıkıntıları da konuştuk. Devam edin.

Abdullah Öcalan: Evet, daha sonra o sıkıntılara ilişkin görüşlerimi söyleyeceğim.

Pervin Buldan: Kuzey’den çekilen arkadaşlarla toplantılar yapılıyor. Hepsinin moralli olduğu söylendi.

Abdullah Öcalan: Nasıl, sayı verdiler mi?

Pervin Buldan: Hayır.

Abdullah Öcalan: Bin’e yakın olmuştur herhalde.

Pervin Buldan: Yaklaşık o kadar… Kadınlar olarak sizin öngördüğünüz düşüncelerin arkasındalar. “Rojava’ya takviyelerin yapılması konusunda eksikliğimiz var” dediler. Sabri gidecek. Güvenlik sebebiyle geçememiş. Hazırlık yapılıyor. Barzani’nin eşbaşkanlığı kabul etmediğini söylediler. Tek başına Başkan olmak istiyor. İktidar alanı daralacağı için Barzani eşbaşkanlığı reddediyor.

Abdullah Öcalan: Tabii ki reddedecek. Tek başına iktidar olmak istiyor. Ama olmaz. Leyla’yla birlikte yapacak. Bu eşbaşkanlık meselesi kabul edilmezse, kadın açısından büyük yenilgi olur. O nedenle eşbaşkanlık kurumsallaşmalı. Sen ülkeyi satıyorsun, ama kadına yaşam hakkı tanımıyorsun. Leyla’yla konuşun. Konuşmadınız mı?

Pervin Buldan: Kandil çağırıp konuşacak.

Abdullah Öcalan: Evet, doğrusu odur. Sen de konuşabilirsin. Hatta ona de ki, benden eksiğin var, fazlan yok. Ona söyleyin, kendisini bu işe adasın… Evet, biraz daha hızlı aktarım alalım. Zamanımız daralıyor.

Pervin Buldan: KCK’nin yayınladığı deklarasyondan bilginiz vardır. Demokratik özerklik, anadilde eğitim, kimlik ve kültürün anayasaya alınması konuları deklarasyonda yayınlandı.

Abdullah Öcalan: Ben demokratik ulusun sekiz boyutunu önemserim. Onlar da ona yoğunlaşsın. Bunlar çok bilimsel değil, önemsemiyorum.

Pervin Buldan: HDP ve HDK ile ilgili de aktarım yapayım. 26-27 Ekim tarihlerinde kongreleri var. Ankara Konferansına katılan tüm bileşenlerle görüşmeler yapılmış. HDP 47 ilde örgütlü ve seçimlere hazır. HDK örgütlenme çalışmalarına devam ediyor. Genel eğilim Sebahat ve Ertuğrul’un eşbaşkan olmaları.

Abdullah Öcalan: Ben dayatmıyorum, benimki sadece öneridir.

Pervin Buldan: ÖDP, Halkevleri ve EHP HDK’yi desteklemiyor.

Abdullah Öcalan: Onlarla da ittifak yapılabilir.

Pervin Buldan: Danışma Kuruluna BDP ve DTK eşbaşkanları, Mehmet Bekaroğlu, Nuray Mert, Yıldırım Türker, Mithat Sancar, Öztürk Türkdoğan, Metin Bakkalcı, Rıdvan Turan, Selma Gürkan, Ali Topuz; Parti Meclisine Gencay Gürsoy, Yavuz Önen, Bekir Ağırdır, Fatma Gök, Tuncer Bakırhan, Ali Oruç, Nazan Üstündağ, Selma Kaya, Esmer Ay, Hüda Kaya, İbrahim Sinemillioğlu, Adnan Ekmen, Ayhan Bilgen girmeyi kabul etmiş. Ayrıca görüşülüp netleşmeyen isimler var. Bunlar da Ziya Halis, Eşref Erdem, Garo Paylan, Celalettin Can ve Fatoş Güney.

Abdullah Öcalan: Kabul edebilirlerdi. Bu Parti Meclisinde üçte bir gençlerden oluşmalı. Okuduğunuz isimler teorisyenlerdir. Aktif siyasi genç çalışanlardan pratik çalışma için yararlanılmalıdır. Sayıya çok takılmam. Ama üçte bir gençler olmalı.

Pervin Buldan: 2-3 Kasım’da köye geri dönüş ve göç konferansı var Diyarbakır’da. “Yaşam ana topraklarda yaşamakla anlamlı olacak” şiarıyla yapacaklar. Bir mesaj istiyorlar.

Abdullah Öcalan: Bu dar bir şey, bakarız.

Pervin Buldan: İdareye bıraktığımız kitaplar var. Batman Belediyesi ve Zülküf Kışanak’ın Batman’ı anlatan kitabı, Hamit Geylani’nin Nisan Yağmuru adlı şiir kitabı, ayrıca benden istediğiniz tarih kitapları…

Abdullah Öcalan: Kaç tane?

Pervin Buldan: Altı… Son olarak, kadın kotasına ilişkin bilgi vereyim. 23 yer kadın kotası olarak belirlendi.

Abdullah Öcalan: Evet, bilgim var.

Pervin Buldan: Bir isim havuzu oluşturuldu. Aday başvuruları alınıyor. Adayların yerelden çıkması önemseniyor. Eğilim yoklamaları ve delege sistemiyle adaylar belirlenecek. Genel komisyon ve kadın meclisi çalışmalarını yürütüyor.

Abdullah Öcalan: Netleşen isimler var mı Diyarbakır için? Kadın için uygulamayı esas alanlar olabilir. Gerçekten çalışmayı bilen, Diyarbakır’ın çehresini değiştirecek kadınlar olmalıdır. Türkler için İstanbul ne ise, Kürtler için de Diyarbakır odur.

Pervin Buldan: Hayır. Daha çok yerelden çıkması önemseniyor. Bazı isimler basın üzerinden tartışılıyor. Sizin bu konudaki görüşünüzü almak isteriz.

Abdullah Öcalan: Sizce kim olabilir?

Pervin Buldan: Şu anda netleşen kimse yok. Belki bir dahaki görüşmede size isim getirebiliriz.

Abdullah Öcalan: Bir dahaki görüşme geç olabilir. Mehmet’le de iletebilirsiniz. Ben de görüşlerimi size iletirim. Eşbaşkanlık sistemi önemlidir. Bu sistem her yerde uygulanmalıdır. Bu uygulanırsa kadın kotası da ortadan kalkar. Zaten anlamsız bir şeydir. Zorunluluktan kotaya başvurduk. Mesela Mehmet iletti bana; Urfa için Altan’ın talebi varmış. İstiyorsa olabilir. Benim için çok önemli değil. Çok istiyorlar ise yapabilirsiniz. Ben yapın demiyorum. Urfa paralel devlet çalışmasının yoğun olduğu bir yerdir. Yeni Araplaşma projesi orada devrededir. Altan bey bunları bilir. Osman’ın da talebi varmış. Bu iki dönem kuralı önemlidir. AKP’de de üç dönem kuralı var. Osman partide daha üst kademede çalışmayı düşünsün. Daha sonra milletvekilliği de yapabilir. Mardin için Ahmet de istiyormuş. O da istiyorsa olabilir. Emine de eşbaşkan olabilir. Beraber yürütürler. Tabii isterlerse, bu bir öneridir. Mesela Diyarbakır’da bile Gültan ile Selahattin birlikte yapabilirler. İstiyorlarsa olabilir. Benim için çok önemli değil. Çok istiyorlar ise yapabilirsiniz. Ben yapın demiyorum.

Pervin Buldan: Milletvekilleri belediyeye geçerse grup riske girer.

Abdullah Öcalan: Fazla değil, üç-dört kişi olabilir.

Ceylanpınar da kotaya alınmış. Orada İsmail seviliyor mu? İyi düşündünüz mü? Bazı kotalar başa bela olabilir, ters tepebilir. Ters tepen yerler varsa kararlarınızı değiştirin. Ben de öyleyim, 24 saatte kararlarımı devletin tutumuna göre belirlerim.

Pervin Buldan: Urfa’da Suruç ve Halfeti’yi de kesin alıyoruz.

Abdullah Öcalan: Tabii alınması gerekiyor.

Pervin Buldan: Benim aktaracaklarım bu kadar. İdris beyin aktarımı var.

Abdullah Öcalan: (İdris beye dönerek) Evet, sizin aktarımlarınızı dinleyelim.

İdris Baluken: Pervin hanım çoğunu aktardı. Farklı olanları ben belirteyim. Avrupa’daki arkadaşlar ve Zübeyir onlar ile Selahattin bey görüştü. Selamları var. “Bu süreç Önderliğe stratejik yaklaşıma dönüşmezse aleyhimize dönebilir. Müzakere formatı gelişmezse süreç anlamsızlaşabilir. Önderliğe yaklaşımın olumlu anlamda mutlaka değişmesi gerekir. Bu hem pratik ilerleme olur. Kadroyu da halkıda rahatlatır” demişler. Selam ve bağlılık duygularını beliriyorlar.

Teslim Töre ile telefonla Selahattin bey görüştü, selamını iletti. Kendisinin çok selamı var, sağlığı iyidir. Avrupa Barış Meclisinde çalışıyor. “Elimden geleni yapıyorum, bu mücadeleye layık olmaya çalışıyorum. Benimle ilgili kaygısı olmasın. Birlikte Direniş Cephesindeyken hangi heyecanla çalışıyor idiysem şimdi de öyleyim. Umarım bir gün görüşürüz” demiş.

Abdullah Öcalan: Tüm gücüyle çalışmalara katılsın. Eski Teslim’den daha verimlidir. Kendisini çok geliştirmiş, kutluyorum. HDP çalışmalarına güç ve destek versin. Özel selamlarımı iletin.

İdris Baluken: Eşbaşkanların selamları vardı.

Abdullah Öcalan: Hangi eşbaşkanların?

İdris Baluken: BDP ve DTK Eşbaşkanlarının. Seçim çalışmalarına start verildi. Adaylık başvuruları başladı. Yoğunluklu olarak örgütleme çalışmaları yapıyoruz. Hükümetin bize yaklaşımı yüzeysel ve gayriciddidir. AKP seçim yaklaştıkça bizi boşa çıkarmak için hamleler yapacaktır. Buna karşılık bizim de AKP’ye karşı kararlı bir muhalefeti yükselteceğimiz bilinmelidir. Önderliğin vereceği her kararı destekleriz. Heyetimize müdahale kişisel değil siyasidir. Bizim de tavrımız siyasi olacaktır. Basında çıkan istifa haberleri vb. bilinçli asparagas haberlerdir.

Abdullah Öcalan: Asparagas diyorsunuz, değil mi?

İdris Baluken: Evet.

Abdullah Öcalan: Bu istifa konuları şimdi konuşulacak konular değil. Bu konular seçimlerden sonra konuşulur. Selahattin bey büyük tecrübe kazandı, buraya geldi gitti. Bu haberlere pabuç bırakmamalı, tüm gücüyle çalışmalara devam etmeli.

İdris Baluken: Eşbaşkanlar “Bütün gücümüzle çalışmalara devam edeceğiz” diyorlar. Önderliği esas alacaklarını belirtiyorlar, selam ve saygılarını iletiyorlar. Demokratikleşme paketi müzakere yürütülmeden tek taraflı hazırlandı. Önderlik ve cezaevlerindeki arkadaşlarla ilgili herhangi bir düzenleme yapılmadı. Hükümet de paketin süreçle bağını kurmadı. Tam tersine süreçle alakası olmadığını söylediler. Tek bir maddesi için bile bizimle ortaklaşılmadı.

Size yaklaşım değişmediği için bu paket de anlamını yitirmiştir. Önderliğe yaklaşım değişmeden yapılacak her şey tasfiyeyi amaçlar. Size iki kitap ve yedi bölgenin Akil İnsanlar raporunu bir dosya halinde bıraktık. Bu arada hükümet Güney Kürdistan’a yönelik savaş tezkeresi çıkardı.

Abdullah Öcalan: Yaparlar, oraya çok takılmayın.

Pervin Buldan: Bu arada eşbaşkanlar Rojava’ya giderek Salih Müslim’in oğlu Şervan’ın taziyesine katıldılar. Gültan hanım orayla ilgili biraz bilgi verdi. Taziye Kobani’de kurulmuş. Kobani’de köyler de dahil YPG güçleri ve asayişin kontrolü altında. Yüzde 60’ı kadın gücü, yani kadınlar savunuyor.

Abdullah Öcalan: Tabii ki öyle olacak, yapmamaları sorumsuzluktu. Afrin için de, Qamişlo için de o olacak. Aksi halde öldürülürler. Tedbirler alınmaz ise ölürler. Sorumluluk almıyorum. Kobani, Qamişlo ve Afrin’de tam kontrolü sağlamazlarsa çocuğunu öldürürler. Namusunu bile kendine helal edip sana saldırırlar. Müslim’in oğlunun şahadetine üzülüyorum. Salih Müslim’e başsağlığı dileklerimi iletin. Ona aslında biraz kızmıştım.

Pervin Buldan: Taziye’de Salih Müslim olmadığı için eşi Ayşe bulunuyor.

Abdullah Öcalan: Salih Müslim niye yok, nerede?

Pervin Buldan: Başka yerde programı olduğu için orada değildi. Genel olarak Kobani’de durumlar iyi. Bir çimento fabrikası ve hastane var. Belediye var. Eğitim devam ediyor, okullar açık, Kürtçe eğitim görüyorlar. Sadece ablukadan şikayetçiler. Oradaki eski arkadaşlardan iki kadının size özel selamı var, belki hatırlayabilirsiniz demişler.

Abdullah Öcalan: Kimler?

Pervin Buldan: Melsa Botan veNarin Afrin. Sizinle birlikte kalmışlar.

Abdullah Öcalan: Narin Afrin ayağı kopuk olan mı acaba?

Pervin Buldan: Bilemiyorum, böyle bir şeyden bahsetmediler.

Abdullah Öcalan: Eğer o yaralı arkadaş ise benden çok çok özel selam söyleyin.

Abdullah Öcalan: HDP’ye ilişkin görüşlerimdir, yazın. Kongreye de mesajımdır, iletebilirsiniz.

Pervin Buldan: 26-27 Ekim’de HDK ve HDP Kongreleri var.

Abdullah Öcalan: Ben Mahir Çayan sempatizanlığıyla başladım. Mahir kendi kaderlerini özgürce tayin hakkını savunurdu. Onun bana verdiği ivme ile mücadeleye başladım. Kırk yıldır onun çizgisindeyim ve bugüne geldim. Ben bu emaneti Mahir Çayan’dan aldım, onlara devrediyorum. Takip edeceğim. Kırk yıllık sempatizanlığım ve deneyimim, büyük bir tecrübe ile Türkiye halkı adına büyük bir çalışma olacak. Ertuğrul ve Sebahat’a bunları anlatın. CHP ve MHPsosyal-faşist bir partilerdir. Çok ciddi bir sosyal muhalefet boşluğu var. Bunlar halkı tamamen alternatifsiz bıraktılar, halkı AKP’ye muhtaç ettiler. Biz bu sosyal muhalefet boşluğunu demokratik sosyalizmle, demokratik siyasetle dolduracağız. Ertelemeyi ve ağırdan almayı doğru bulmuyorum. Çok hızlı hareket etmelidirler. Daha yoğunluklu, daha tempolu pratik sürece girmelidirler. ‘71 devrimciliği devlete isyan devrimciliğiydi. Bu isyanı kırk yıldır ben götürüyorum, şu anda barış ve anlamlı müzakere yürütüyorum. Bu parti devlete isyan partisi olmamalıdır. Devlet onlara eskisi gibi işkence yapamaz, baskı yapamaz. Yaparsa barışı bitirir.

Umarım bundan sonra müzakerelere onlar da katılırlar. Bu temelde demokratik katılımcı radikal bir parti olacak. Üstün başarı dileklerimi iletiyorum. Sebahat ile Ertuğrul tüm güçlerini ortaya koysunlar. Başkanlık konusunu dayatmıyorum, benimki sadece öneridir. BDP için önerdiğim onlar için de önerimdir. İsyancı tarzı terk edip çözümleyici olsunlar. Çevre, ekoloji, feminizm, ekonomi vb. konularda muazzam boşluk var, bunları doldursunlar.

(Pervin’e dönerek tekrar) Kandil’deki kadınlara yine sizin şahsınızda örnekler vererek görüşlerimi ileteyim. Sen mesela kendine teorik olarak yaklaşmalısın. Nefertiti örneğini size vermiştim. Buna bir de Semiramis ve Puduhepa örneğini verebilirim.

Pervin Buldan: Puduhepa bir barış elçisidir sanırım.

Abdullah Öcalan: Evet doğru, bir barış elçisidir. Siz bir aşiret kültüründen geliyorsunuz. Aşiret kültürü ile evlendiniz. Ama Kürtler açısından artık aşiretçilik bitmiştir. Bundan sonrası önemlidir. Kürtler artık aşiret değil demokratik ulus toplumudur. Ne zamana kadar aşiret geliniydin?

Pervin Buldan: Savaş ölene kadar.

Abdullah Öcalan: Erkek öldü mü kadın da ölüyor, öldürülüyor. Kürt toplumu da aşiret toplumundan demokratik ulus toplumuna geçmek durumundadır. Siz paralel devletten intikam alamazsınız. İntikamınızı çalışarak alacaksınız. İnzivaya çekilmek olmaz. Size nasıl çalışmanız gerektiğini daha önce söylemiştim. Hani demiştim ya, bir gelin gibi süslenip günle evleneceksiniz. Eşiniz neden öldürüldü? Özgürlük mücadelesine katkıdan dolayı öldürüldü. Bunları inceleyeceksiniz. Siz eşinize bağlı yaşıyorsunuz, buna saygı duyuyorum. Benim de bir evlilik deneyimim oldu. O öyle bir acayip evlilikti. Aşk var mıydı, yok muydu, bilmiyorum, hala sır gibi saklıdır. On yıl tahammül ettim. Kaçtı. Benim evlilikte yaşadıklarımı Cemil size anlatsın. Bu bana aynı zamanda büyük sabrı öğretti. Kürt kanunlarını işletseydim öldürmem gerekiyordu. Halil Ataç (güya ilk genelkurmay Başkanımızdı) “Nasıl tahammül ediyorsun” diyordu. Bizde bir kadın bu yüzden öldürülür. Ben ne kovdum, ne öldürdüm, ne de dövdüm. Varsın benim erkekliğim yıkılsın dedim. Bu beni nereye götürdü? Kadın çözümlemelerine götürdü. 86’nın sonunda Kesire kaçtı, 87’de kadın çözümlemelerini yaptım. En güzel kadın hayatı özgür yaşayan kadındır. Eş yaşam önemli bir meseledir. Beşinci Savunmamda bunlar var. Yaşamı kurtarmayan vatanı ve milleti kurtaramaz. Benim için bir kadının özgürlüğü vatanın özgürlüğünden daha değerlidir. Kadın Meclisi, DÖKH, Parti Meclisindeki ve Kandil’deki kadınlara özel selamlarımı iletin.

Evet, yavaş yavaş bitirebiliriz. Cezaevlerinden, özellikle kadınlardan yoğun mektuplar alıyorum. Batman Cezaevinden toplu resim geldi. Ayla’ya söyle, Batman Cezaevine gidip kadınlara selam söylesin. Nesrin Akgül ile Müzeyyen, soyadını yazmıyor, Dilan kod adı var, bunlar yoğun yazıyorlar. Eylem Kaçar var, Diyarbakırlı, Batman Cezaevinde. Bir de Kasım Birtek’in kızı var, onlara da özel selam söyleyin. Başta Siirt, Gebze ve Şakran Cezaevlerine ve tüm tutsaklara özel selam söyleyin. Siz de diğer cezaevlerine gidip özel selamlarımı söyleyin.

(İdris beye hitaben) Bingöl önemli bir yer dedi. Hayri Durmuş, Mehmet Karasungur, Gurbetelli Ersöz, bedenini ateşe veren Ahmet Yıldırım büyük insanlardır. Bingöl’de çok kahraman vardır. Beni de çok seven vardır. Ama Selim gibi insanlar da maalesef çıkmıştır. Hayri Durmuş çok değerli bir insandı. Mücadelesini saygıyla selamlıyorum. Sizi de izliyorum. Gençsiniz, hekimsiniz. Hekim olmak önemlidir. Bireyin hastalığıyla uğraşıyorsunuz. Ama demokratik siyaset daha önemlidir. Toplumun hastalığını iyileştirmeye çalışıyorsunuz. Ben 24 saatimi toplumun hastalığını iyileştirmek için çabalayarak geçiriyorum. Sizi izliyorum; olumlu bir siyasi yapı ve makul bir tarzınız var. Öyle olduğu için buradasınız. Tarz, tempo ve üslubunuz daha yırtıcı olmalıdır, geliştirmelisiniz. Hitap gücünüzü ve çalışmanızı arttırın. Bingöl halkına çok özel selamlarımı iletin. Avrupa’daki arkadaşlara selam söyleyin. Dönemin ruhuna uygun olarak çalışsınlar.

(O sırada Yetkiliye dönerek) Duvar ve Qamişlo meselesi önemlidir. Yüzyıllık düşmanlık örüyorlar. Duvar meselesi paralel devlet faaliyetidir. Hakan beye de anlatın. Sınırların kalkması gerekirken, Berlin duvarı gibi duvar örüyorlar. Duvarla yeni bir Filistin-İsrail yaratmaya çalışıyorlar. (Kızarak, yetkiliye) Bunu görmüyor musunuz? Bu duvar yükselmeden bunu Beşir beyle de konuşabilirsiniz.

Tüm dostlara selam. Neçirvan’a, Mesut’a selam. Mesut kongreye engel olmasın. Goran’a, YNK’ye selam. Kapı açık kalmalı, zalimlik yapmasınlar. Müslim ve Ayşe’ye selam. Kobani’ye, İran’daki PJAK’a selam. İran’la sadece bir ateşkes değil siyasal bir çözüm zorlanmalı. Barzani’ye konferansa karşı çıkmaması gerektiğini iletin. Hegemonya peşinde koşmamalı. Demokratik bir tavır almalı. Goran’a demokratik cephe önerisi iletin. Dağlardan çekilen arkadaşlara selam.

Osman alçağının bir mektubu var. Bunu öldürmeye gerek yok. Ama Kandil’e çekmek gerekir mi acaba? Kandil herkese açık, böyle de olmalı zaten. Benim adıma söyleyin. Çağırsınlar, dinlesinler. Varsa dertleri orada açarlar. Bu bütün küskünler ve kaçkınlar için geçerli. Osman’ı ve Botan’ı izlesinler. Tehlikeli işlere yönelebilirler. Sanmıyorum Cemil bunları öldürmek istesin, öldürmek için bir şeyler kurgulasın.

(Bitirirken kamuoyuna verilmesi gereken mesaj ve bayram mesajını yazdırdı.)

Pervin Buldan: (Yetkiliye hitaben) Bir buraya bir daha gelebilecek miyiz?

Yetkili: Tabii ki geleceksiniz. Geliş gidişler devamlı olacak.

Abdullah Öcalan: Hem devlet hem de hükümet bu hatayı yapmaz, değil mi?

Yetkili: Hayır, bu kanallar sürekli açık olacak. Müsteşar kanalı açık olacak.

Pervin Buldan: (Yetkiliye) Hakan beyden birkaç gün önce randevu istedik, ama görüşemedik.

Yetkili: Yoğun çalışmadan kaynaklıdır, istediğiniz zaman görüşebilirsiniz.

Abdullah Öcalan: Evet, görüşmekte fayda var.

Yetkili: Bu bir haftalık süre meselesini yanlış yere çekebilirler. Basın manipüle edebilir. Dil ve üslubu iyi dengelemek gerekir. Süreci bitirebilecek üsluptan uzak durmak lazım.

Abdullah Öcalan: Tabii üslup siyasetin yarısıdır. İki tarafı da zor durumda bırakmayın.

Yetkili: Evet, Pervin hanımın da, Selahattin beyin de dili ve üslubu olumludur.

Abdullah Öcalan: (Pervin’e hitaben) Ben sizden bu kadar gelişme beklemiyordum. Verdiğiniz röportajı da okudum. İyiydi.

Abdullah Öcalan: (Yetkiliye sordu) Sen nasıl görüyorsun Pervin hanımı?

Yetkili: Profili yüksek, bulunduğu, doğduğu topraklara uygun, halkı ve tabanının beklentisinin üstünde performans, tabii hanımefendi görüntüsü de önemli.

Pervin Buldan: Teşekkür ederim.

Abdullah Öcalan: Evet, görüşme bitmiştir. Herkese selamlarımı iletin, umarım bir daha görüşürüz.


14 Ekim 2013

Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa: İmralı Notları

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.