Karayılan’dan Katliamlara Karşı Ulusal Birlik Çağrısı
Röportajlar / 12 Mart 2010 Cuma Saat 13:43
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Koma Civaka Kürdistan (KCK)Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Mart ayı içerisinde önemli olayların yaşandığını belirterek, Qamişlo, Gazi ve Halepçe

Koma Civaka Kürdistan (KCK)Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Mart ayı içerisinde önemli olayların yaşandığını belirterek, Qamişlo, Gazi ve Halepçe Katliamları’na dikkat çekti. Karayılan, katliamların bir daha yaşanmaması için Kürtlerin ulusal ve demokratik bir platformda buluşmasını istedi. Karayılan, “Yeni Halepçelerin, Qamişloların ve başka katliamların yaşanmaması için Kürt siyasetinin sorumlu yaklaşması gerekmektedir. Kazanımların korunması ve Kürt özgürlük mücadelesinin tarihin bu aşamasında başarıya ulaşması için Ulusal ve demokratik bir platformda Kürt siyasetinin birleştirilmesi ve ortak bir siyasetin uygulanması gerekir. Bu temelde de bölgede Kürt siyasetinin bölgede bir güç ve irade olması gerekmektedir” dedi.

 

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Mart ayının Kürtlerin tarihinde iki bir rol oynadığını belirterek, bir yandan Kürtler bu ayda Newrozlarla büyük bir direniş içinde olduklarını, diğer yandan ise Qamişlo, Gazi, Halepçe gibi katliamlarla yüz yüze kaldıklarını söyledi. Karayılan Kürtlerin bir daha böyle katliamlarla karşılamaması için ortak bir platform etrafında bir araya gelmeleri gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Özellikle Kürt halkının kazanımlarının korunması ve Kürdistan’da bir daha Halepçelerin, katliamların ve Qamişlo katliamlarının yaşanmaması için, tekrarlanmaması için Kürtler daha sorumlu bir siyaset yürütmelidirler. Kürt siyaseti içerisinde parçalanmanın artık bir son bulması gerekiyor. Eskiden her parça ayrı ayrıydı. Şimdi ya altmış ki ya da altmış üç parlamenter Bağdat’a, gidecekler. Bunların sorumlu bir biçimde yaklaşması gerekmektedir. Çünkü Kürt sorunu Irak’ta bile henüz çözülmüş değildir. Başta Kerkük olmak üzere Kürt coğrafyası bir sorun olarak durmaktadır. 140. Maddenin uygulanması ve bu çerçevede Kürt sorunun Irak’ta çözülebilmesi için birlik olunması gerekir. Kürdistan genelinde ulusal ve demokratik bir siyasetin gelişmesi için rol oynamaları gerekmektir. Eğer bu yönlü bir rol oynanmazsa, sömürgecilerin oyunların daha fazla devreye girer ve sömürgecilerin oyunları kendisiyle birlikte zarar verici durumlara ve tahribatlara yol açar. Biz böyle düşünüyoruz.”

 

“KATLİAM TEHLİKESİ SÜRMEKTE”

 

Kürdistan’da halen katliamların tekrardan olma riskinin olduğunu belirten Karayılan, bu riski ortandan kaldırmak için çabaladıklarını vurguladı. Karayılan, şöyle konuştu: “Mart ayı, sadece bu olayla sınırlı bir ay değildir. Aynı zamanda bu ay içerisinde Halepçe katliamı da 16 Martta gerçekleşti. Tarihte mart ayında gelişen olaylar içerisinde en ağır olay, Halepçe katliamıdır. Biz bu katliamcıları kınıyoruz. Bu katliamı gerçekleştirenlerin çoğu cezalandırıldılar. Fakat Kürdistan üzerinde katliam uygulayanların çoğu henüz cezalandırılmamışlar. Halepçe katliamının bir devamı olarak halen Kürt halkı üzerinde bir katliam politikası gündemdedir. Bu anlamda bir önemi vardır. Biz tüm Halepçe katliamı şehitlerini anıyor, şahadetleri özgürlük mücadelemizi yükseltmemize vesile olacaktır ve mücadelemizde hep yaşayacaklardır. Hem Gazi katliamı, hem Qamişlo katliamı, hem de Halepçe katliamını gerçekleştiren sömürgecilerden sorulacak hesabımız vardır. Bunları bugün artık sadece kınamakla yetinmeyeceğiz, aynı zamanda Kürdistan üzerindeki katliam politikasına bir son vereceğiz. Kürdistan ve Kürt halkı üzerinde, yine Kürdistan’ın dört parçasında katliam tehlikesi oluştura her ne varsa hepsini ortadan kaldıracağız. Bunun için çaba harcamalıyız. Qamişlo, Halepçe ve Gazi katliamlarından çıkaracağımız sonuç, halkımızın tekrardan böylesi katliamlara maruz kalmaması için nelerin yapılması gerektiğine dönük olmalıdır.”

 

“QAMİŞLO OLAYLARI BİR PROVOKASYONDU”

 

Qamişlo olaylarından sonra Suriye devletinin Kürtlere karşı politika değişikliğine girdiğine dikkat çeken Karayılan, bu olayları ve yaşanan katliamı bir provokasyon olarak değerlendirdi. Karayılan şunları ifade etti: “Qamişlo’da gerçekleştirilen katliam Suriye siyaseti açısından bir başlangıç oldu. Bildiğimiz kadarıyla katliamı, Suriye devlet sistemi içerisinde yer alan bazı provokatörler gerçekleştirdiler. Bunlar bir provokasyon yapıp, Kürtlerin ve Suriye devletinin arasını bozmak istediler. Bunlar bazı çevrelerdi. Bunların amacı, Kürt ve Arapları, yine Kürtleri ve devleti birbirine karşı kışkırtmaktı. Bu amaçla, Qamişlo’da böylesi bir saldırıyı başlattılar. Halkımız tüm Ortadoğu’da buna karşı bir yurtsever ve ulusal duruş sahibi oldu. Halkımız Suriye devletinin bu provokasyonu gerçekleştirenlerden hesap sormasını ve bunları açığa çıkarmasını istedi. O zaman Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat bazı açıklamalarda bulunarak, bu siyasetin kendilerine ait olmadığını söyledi. Fakat sadece bununla sınırlı kaldı. O zaman bazı müdahalelerde bulunuldu, Qamişlo’daki yetkililer değiştirildi. Fakat Suriye devleti, bu provokasyonları geliştirenleri ne açığa çıkarabildi, ne de onlardan hesap sordu; üstünü örttü. Bunu bilinçli yaptığı ya da hesap isteyemediği ayrı konulardır. Fakat üstünü örterek, bu çizgiden etkilendi.”

 

“İÇİMİZDE DE PROVOKASYONA ALET OLANLAR VARDI”

 

Karayılan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çizgiyi Güneybatı Kürdistan halkına karşı süreklileştirdi. Katliam biçiminde bu uygulamalarını sürdürmedi, fakat gözaltında yoğun işkenceyle insanları şehit düşürdü; Ebu Cudî gibi. Artık Suriye devletinin Kürt halkına yönelik tutumu gittikçe sertleşti. Bu anlamda Suriye devleti içerisinde bazı provokatörlerin olduğunu ve devletin bunların üzerine gitmediğini söyleyebiliriz. Fakat bizim içimizde de bazıları vardı; 2003’te Suriye’nin bazı uygulamalarında daha sert olmasına yol açabilecek bazı şeyler gelişti. Biz bunların üzerinde durduk. Her iki taraftan da Suriye ve Kürt halkının arasını açmak isteyen güçler vardı. Biz kendi tarafımızdan olanların üzerinde durduk. Bunları biz açığa çıkarıp onlarından hesap sorduk. Bunlar içimizde bir çizgi olarak gelişti. Biz bu çizgiye işbirlikçi çeteci, tasfiyeci çizgi dedik. Bunun öncülüğünü Kemal, Botan, Ferhat gibileri yaptı ve şimdi Güneybatı’da bir isim etrafında toplanmışlar. Biz o zaman bunları deşifre edip kendi içimizden attık. Fakat Suriye kendi içindekileri deşifre edemediği gibi üstünü örtüp o çizgiye girdi. Bu anlamda özgürlük hareketi, Kürt halkı ve Suriye devleti arasındaki tatsızlıklar sürdü. Bugüne kadar farklı yöntemlerle, bazen çok sert bazen de yumuşak bir biçimde bu sürecin etkilerinin halen olduğu görülebilmektedir.”

 

“SURİYE DEVLETİ TÜRKİYE’NİN POLİTİKALARINA YATTI”

 

Suriye devletinin Qamişlo olaylarından sonra Türkiye devletinin Kürtler üzerinde uyguladığı politikaların etkisine girdiğini belirten Murat Karayılan, “Suriye devleti Türkiye’nin Kürt halkına ve özgürlük hareketine karşı geliştirdiği çizginin etkisi altına girdi. İşte Türkiye’ye yakınlaşırsa, o zaman uluslar arası güçlerin, Amerika’nın Suriye olan yaklaşımlarını değiştirebileceğini ve kendini koruyabileceğini düşünüyordu. Bu anlamda Suriye Hafız Esat’ın Kürt dostluğunu esas alan çizgisini bir kenara bırakarak, Türkiye Cumhuriyetinin Kürt karşıtlığı çizgisini esas aldı. Suriye devletinin esasta yanlış ve hatalı olan yönü buydu. Suriye devleti açısından olması gereken Hafız Esat’ın Kürt dostluğunu esas alan çizgiyi devam ettirmekti. Ama Suriye devleti Türk devletinin çizgisini esas aldı. Türk devletinin çizgisi de Kürt düşmanlığını esas alan bir çizgiydi. Türkiye devleti de bunu daha fazla devam ettiremeyecektir. Suriye yetkilileri bu siyasetlerini yeniden gözden geçirmeliler” şeklinde konuştu.

 

“SURİYE DEVLETİ KÜRT KARŞITI POLİTİKALARA SON VERMELİ”

 

Suriye devletine de çağrıda bulunan Karayılan, şunları dile getirdi: “Qamişlo katliamının yedinci yılına giriyoruz. Bu vesileyle Suriye devletinin bir Qamişlo’nun daha yaşanmaması için Kürtlere dönük siyasetini gözden geçirmesi gerekmektedir. Biz bu yönlü üzerimize düşeni yapmışız. Eğer Suriye devleti Kürt düşmanlığını bırakır ve Kürtlerle dostluk çizgisini esas alırsa, biz de Kürtler olarak Suriye devletine zarar vermek istemeyiz. Oradaki Kürtler doğal haklarını istiyorlar. Oradaki haklarını elde edebilmek için şiddet ve silahla değil, barışçıl ve demokratik siyaset yönetimiyle mücadele yürütmek istiyorlar. Hatta daha önce orada HPG’nin bazı güçleri bulunmaktaydı, fakat almış olduğumuz kararla birlikte onları da çekeceğiz. Oradaki çalışmaların tamamen barışçıl ve siyasi bir amaçla olmasını istiyoruz. Qamişlo katliamının yedinci yıldönümü vesilesiyle Suriye devletinin de Kürt halkının bu çağrılarını dikkate almasını istiyoruz.”

 

“KÜRT VE ARAP HALKLARININ KARDEŞLİĞİNE ÖNEM VERİYORUZ”

 

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Karayılan, kendilerinin Kürtlerin ve Arapların kardeşliğine inandıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Kürtler Ortadoğu’da varlığı kabul edilen bir gerçekliktir. Bu gerçekliği, yirmi yıldan bu yana Hafız Esat da, Cemil Esat da, Rıfat Esat da dile getirmişlerdir. Ortadoğu bölgesinde Kürtler vardır ve Suriye devleti de bu Kürtleri görmek ve onlara karşıtlık yapmamalıdır. Biz Kürt ve Arap kardeşliğine önem veriyoruz. Hafız Esat döneminde geliştirilen Kürt-Arap dostluğuna büyük bir anlam biçiyoruz. Hareket olarak tüm bölge açısından Kürt halkının da bizimle aynı düşüncede olduğu kanaatindeyiz. Güneybatı Kürdistan’daki halkımız da bizimle aynı kanaattedir. Suriye devletine karşıtlık temelinde değil, kendi doğal haklarını elde etme temelinde bir mücadele yürütecektir. Bu da Şam iktidarına herhangi bir zarar vermeyecektir. Bunun da bilinmesi gerekir. Türkiye’nin uygulamalarına bakarak, halkımızın üzerine gelmemelidir. Türkiye’nin durumu farklıdır. Türkiye’nin kendi çıkarlarını gözeten bir yaklaşımı var. Suriye’ye dönük çağrımız da bu siyasetini gözden geçirmesi ve daha doğru bir siyasetle, dostluk temelinde Kürt halkına yaklaşmasıdır. Eğer Kürt halkına böyle yaklaşırsa, Kürt halkı da dostluk temelinde yaklaşır ve çalışmalarını bu temelde yürütür. Suriye’de demokrasinin, halkların kardeşliğinin ve huzurun sağlanması için Kürt siyaseti Güneybatı Kürdistan’da daha aktif bir rol oynayabilir. Ortadoğu bölgesinde demokrasinin gelişmesi, Kürt halkı ve Arap halkı arasında bir köprünün oluşması ve kardeşliğin sağlanması için tüm halkımız ve Güneybatı Kürdistan’daki siyasi yaklaşımımız önemli bir rol oynayacaktır.”

 

“ORTADOĞU YENİDEN DİZAYN EDİLİYOR”

 

Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiğini ve Kürtlerin ya bu yeni yapılanmada yer alacak ya da katliamlarla karşılaşacağını söyleyen Karayılan şöyle devam etti: “Ortadoğu bölgesi önemli bir aşama gelmiş bulunmaktadır. Bölgenin yeniden dizaynına dönük bir siyaset devrededir. Eğer bu yeni dizaynda Kürtler bir yer tutmaz ve rol oynamazlarsa, Kürtlere dönük katliam politikası tekrardan devreye girecektir. Bu anlamda bu yeni dizaynda Kürtlere de yer vermeleri gerekmektedir. Eğer böyle olmazsa, bu Kürtleri ortadan kaldırma amaçlarının olduğu anlamına gelir. Kürt iradesini kırma anlamına gelir. Bunun için de gerekli olan nedir, saldırıdır. Zaten Türkiye ve diğer sömürgeci devletler bu yönlü bir siyaset yürütmektedirler. Peki neden bütün bu yaklaşımlara karşı biz Kürtler olarak birlik olmayalım, ortak bir platform oluşturmayalım? Kürdistan üzerinde egemenlik sağlayan güçler birlik olup bir platform oluşturuyorlar. Artık Kürtlerin de birlik olup bir platform oluşturmaları gerekiyor. Kürtlerin bundan artık korkmaması gerekiyor. Biz de bir ulusuz ve bir araya gelmekten korkmamamız gerekiyor. Bu bir gerekliliktir.”

 

“KÜRTLER İÇ ÇELİŞKİLERİNİ BİR YANA BIRAKMALI”

 

Karayılan son olarak şunları dile getirdi: “Yeni Halepçelerin, Qamişloların ve başka katliamların yaşanmaması için Kürt siyasetinin sorumlu yaklaşması gerekmektedir. Kazanımların korunması ve Kürt özgürlük mücadelesinin tarihin bu aşamasında başarıya ulaşması için Ulusal ve demokratik bir platformda Kürt siyasetinin birleştirilmesi ve ortak bir siyasetin uygulanması gerekir. Bu temelde de bölgede Kürt siyasetinin bölgede bir güç ve irade olması gerekmektedir. Bu gerekli olan bir şeydir. Eğer bunu gerçekleştirmez ve meydanı sömürgeci siyasete bırakırsak, Güney ile Kuzey, Kuzey ile Doğu arasında çelişki yaratıp birbirine karşı kullanmak istiyor. Kürt siyasetini bitirme ve Kürt halkının iradesini kırma konseptini bu biçimde başarıya ulaştırmak istiyor. Kürtleri birbirine karşı kışkırtıp güçsüzleştirip zayıflayarak sonuç almak istiyor. Bu siyasete yer bırakmamak için, ulusal ve demokratik bir tutumun gelişmesi için tüm Kürt partilerinin, her dört parçadaki Kürt partilerinin sorumlulukla yaklaşması ve ulusal bir konferansla bir birliğin sağlanabilmesi için çaba içerisinde olması gerekmektedir. Tarihin bu önemli aşamasında Kürt özgürlük mücadelesini başarıya ulaştırmak ve katliamları önlemek için, artık Kürt halkının da bölge hakları gibi bu topraklarda özgür ve eşit yaşayabilmesi için bu gerekmektedir.”- ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.