AKP DEVLETİNİN ÖVEREK BİTİREMEDİĞİ EL NUSRA VE EHRAR EL ŞAM ÇETELERİ KİM?
Haberler / 07 Mart 2016 Pazartesi Saat 09:07
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ortadoğu’da ‘Arap Bahar’ olarak tanımlanan sürece nasıl gelindi? Halep'teki çetelerle bağı kopan AKP'nin, Suriye'nin kuzeyinde "tampon bölge" kurma hayalleri nasıl suya düştü? AKP/Erdoğan devletinin övünerek savunduğu El-Nusra ve Ehrar El Şam çete grupları kim? Bu vb çok sayıda sorunun yanıtını bulabileceğiniz haber analizi Türkçe ve Kürtçe olarak okuyabilirsiniz.

Emperyalist-kapitalist AB ve ABD, girdikleri ekonomik krizden çıkışın ve yeni pazarlara açılmanın yolu olarak ekonomik ve politik rotalarını tarihin her döneminde olduğu gibi bir kez daha Ortadoğu'ya çevirdiler

Emperyalist güçlerin BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) politikası 11 Eylül saldırıları bahane edilerek adım adım uygulanmaya başlanmış oldu. ABD emperyalizminin Afganistan işgaliyle başlattığı süreç, Irak ve Libya ile devam etti.

Asıl niyetleri İran devletiyle savaşa girmek olan egemen güçler, Suriye rejimine muhalif kesime desteklerini sunarak oluşturdukları iç savaş ortamı ile bölgesel kaosa adım atmış oldular.

Böylece uzun süredir dünyanın gündem ve politikası Ortadoğu üzerine kurulmuş oldu. Zira Ortadoğu 'da start alan BOP projesi ile birlikte egemen güçlerin kendi aralarındaki ittifaklar ve itilaflar netleşmeye başladı. Bu ittifakların sonucunda egemen güçlerin sömürgeleri de Ortadoğu 'ya göre tekrar dizayn edildi.

Oluşan bu kaos ortamından emperyalist güçler halkları birbirine kırdırarak, ekonomik ve siyasal uygulamalarını hayata geçirmeye yöneldiler. Kaldı ki kaotik ortamın kendisi hala devam etmekte ve Ortadoğu 'da dengelerin her " an " değişmesine de neden olmaktadır.

Son yıllarda en çok konuşulan konu başlığı Ortadoğu'daki gelişmelerdir. Arap dünyasında yaşanan bu gelişmeler 21. yüzyıl dünyasındaki en büyük halk hareketleri olarak tanımlanmıştı.

Tunus‘ta hayat pahalılığını protesto amacıyla bedenini ateşe veren bir emekçi Ortadoğu’da başlayan tüm süreçlerin hem sembolü hem de işaret fişeği oldu adeta. Bedenini ateşe veren o emekçinin ardından halk yığınları Arap dünyasında değişim istiyordu. Bu istekleri doğrultusunda da eylemsellikler yükseldi.

Tunus ile başlayan Yemen, Bahreyn, Libya, Mısır ve Suriye ile devam eden bu halk hareketleri ABD ve Batı Ülkeleri tarafından "Arap Baharı" olarak tanımlandı.

Ortadoğu'da başta halk hareketleri şeklinde yayılan ama daha sonra ABD ve Batılı güçlerin etkisi ve müdahalesi altına giren bir "Arap Baharı" yaşandı. Peki bu sürece nasıl gelindi? Bu süreci kısa bir hatırlayalım...

‘Arap Baharı’

Tunus'ta hayat pahalılığını protesto eden bir emekçi kendisini yakması ile başlayan halk ayaklanması Zeynel Abidin Bin Ali 'nin 23 yıllık iktidarını bırakıp kaçmasıyla son bulmuştu. Tunus'ta gerçekleşen halk devrimi Tunus halkı tarafından “Yasemin devrimi” olarak tanımlandı. Ortadoğu da domino etkisi yaratan Tunus'taki halk ayaklanması kısa sürede tüm Ortadoğu'ya yayıldı.

Ortadoğu'yu kapsayan bu halk hareketlerinin kabaca sonuçları şöyle; Yemen’de Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in devrilmesi, Libya'da ABD ve Batı destekli "İsyancıların" Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'yi hunharca linç ederek öldürmesi, Bahreyn'deki halk hareketinin Suudi Arabistan tarafından bastırılması, Mısır'da Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in devrilmesi ve son olarak Suriye'de 5 yıldır devam eden bir iç savaş oldu. Tarih boyunca kan gölü olan bu coğrafya "Arap Baharı" ile askeri, siyasal, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla Ortadoğu halkları açısından tam bir felaket oldu.

Suriye özelinde şunları söylemek gerekiyor; milyonlarca insan ülke dışına çıkmak zorunda kaldı, milyonlarcası ülke içinde göç etmek durumunda kaldı. Yüzbinlerce insan rejim saldırılarından dolayı ölürken, yüzbinlercesi de savaş içerisine nakledilen cihatçı çete grupları El Nusra, Ehrar El Şam, DAİŞ, Ceyş El İslam, Cephet El Şamiye vb. çete grupları tarafından katledildi.

Son dönemlerde BAAS Rejimi'nin kuşatması, Demokratik Suriye Güçleri'nin (QSD) ilerlemesi ve El Nusra, Ehrar El Şam ile irili ufaklı birçok çete grubunun çatışmalarına mekan olarak dünyanın gözlerinin çevrildiği Halep, Akdeniz'e açılmada önemli bir durak olarak kabul ediliyor. Milattan önce 3 binli yıllara dayanan tarihi ve Eyyübiler, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mirdasiler, Ukayliler, çok kısa bir süreliğine Büyük Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu'na ev sahipliği yapmış olan Halep, Osmanlı'nın dağılmasıyla bir süreliğine Fransız işgali yaşasa da daha sonra Suriye halklarının önemli ve en büyük yerleşim merkezi oldu. Halep, Suriye'nin en önemli ticaret ve üretim merkezlerinden biri olarak da stratejik bir önem taşıyor.

Ticaret Merkezleri ve Çarşıları İle Ünlü Kent!

Tarihten bu yana bölgenin en önemli dokumacılık merkezi olan Halep'in ipekli dokumaları ve meşhur sabunları en önemli ihraç malı olmuş. Ticaret merkezleri ve altın çarşıları ile ünlenen Halep'te, 1500'lü yıllardan itibaren Venedikliler, İngilizler, Fransızlar ve Hollandalılar konsolosluklar ve acenteler kurmuş.

Kentin Tüm Yapıları Kayşani Taşıyla Yapılıyor

Ortadoğu şehirciliğinin klasik bir örneği olan Halep'in özelliklerinden biri de, Kayşani ismindeki taş cinsinin yapılarda kullanılması. Halep Kalesi, hanlar, hamamlar, çarşılar, camiler (Halep Ulu Camii dahil), medreseler bu taşlardan yapılmış. Halepliler günümüzde de evlerini bu taşla kaplamayla devam ediyor.

Halep'in nüfus yapısı esas itibari ile Arap, Kürt ve Türkmenlerin yanı sıra çok az sayıda Ermeni, Asurî, Yahudi ve Çerkes de şehirde yaşıyor. Şehir merkezinin nüfusu 2011 tahminine göre 1 milyon 700 bin, çevresi ile birlikte 4 milyondan fazla olduğu tahmin ediliyor. Karayolu, havayolu ve demiryolu ile ulaşımı sağlanan kentin, yurtiçi-yurtdışı uçuşlara açık olan Halep Havalimanı, Suriye'nin ikinci en büyük havalimanı. Halep, "2006 İslam Kültür Başkenti" unvanını kazandı ve aynı zamanda 2011 yılında Suriye İç Savaşı ve Halep Muharebesi'nin başlangıcına kadar olan tarihi yerleri başarılı restorasyonlar dalgasına tanıklık etmiş.

Türkiye'nin Halep ve Çevresindeki Israrının Sırrı

Osmanlı geçmişinden kaynaklı Türkiye'nin sürekli önem atfettiği Halep, tarihsel, toplumsal, sosyal, kültürel ve ekonomik sebeplerle Türkiye'nin ilgisini çekiyor. Bu sebeple son dönemdeki gelişmeler Türkiye'nin paçasının tutuşmasına ve zorunlu müdahale ihtiyacına itiyor. Türkiye'nin ilgisini şu başlıklar altında sıralanabilir:

Tarihsel önemi: 1516 yılındaki Mercidabık Savaşı'nda Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi sırasında Memluk Devleti ile girdiği ilk ve kati neticeli savaştır. 24 Ağustos 1516'da Osmanlı ordusu ile Memluk ordusu arasında Halep şehrinin kuzeyinde yapılan savaşı, Osmanlılar kazandı. Muharebenin sonucunda Suriye, Lübnan ve Filistin Osmanlı topraklarına katıldı. Türkiye bugün yine bu amaç peşinde koşuyor. Mercidabık, Ezaz'ın doğusuna düşüyor.

Ekonomik önemi: Halep ile Antep Ortadoğu'nun iki temel ticaret merkezidir. Efrîn ile Ezaz ise bu iki ticaret merkezi arasında kalan yerlerdir. Türkiye ticaret merkezini yitirmek istemiyor. Yaptığı hamlelerle Halep'in tüm kontrolünü eline almak istiyor.

Müslüman Kardeşler Korunuyor

Siyasal önemi: Müslüman Kardeşler ile olan ilişkilerinden ileri geliyor. Zira Türkiye'nin şu an Ezaz'ı gerekçe yaparak vurduğu yerler Müslüman Kardeşler'in merkezleridir. Müslüman Kardeşler'in Halep çevresindeki merkezleri Anadan, Haritan ve Marea'dır. Demokratik Suriye Güçleri ile Devrimciler Ordusu, Minix Havaalanı, DeyirJemal, Tel Rıfat gibi yerleri ele geçirince Marea, Anadan, Haritan'ın yolu kesiliyor. O yüzden Türkiye yetkilileri "Göz göre göre yollarımızın kapanmasına seyirci kalamayız" diyor. Seyirci kalmak istemedikleri şey Müslüman Kardeşler örgütünün merkezleri ile ilişkileri ve yollarının kesilmesidir. Suriye tarihinde Müslüman Kardeşler'in bir yeri var. 79 yılında Müslüman Kardeşler ayaklandı. 82 yılında bastırıldıktan sonra geri kalan kadrolarının hepsi Türkiye'ye geçti. Bunlardan biri halen Adana'da yaşayan Şeyh Yusuf Anadani'dir. Diğer biri, Kaptan Cebelli Şeyh Tevfik olarak bilinen Tevfik Şahabettin'dir. Bir diğeri Halit Ailesi olarak bilinen ve Haritan bölgesinin zengin ailelerinden biridir.

Demografik önemi: Halep ve Efrîn çevresinin Türkiye tarafından bombalanmasının diğer önemli bir nedeni ise, bölgenin halklar mozaiği olmasıdır. Türkmen, Ermeni, Arap ve Kürtlerin bir arada yaşadığı bir bölgedir. Şehba olarak da bilinen bir bölgedir. Şehba'da 117 köy ve kasaba var. Bunların çoğunda Kürtler, Araplar, Türkmenler bir arada yaşıyor. Şehba alanındaki en büyük aşiret Dimilya Aşireti olup Zaza (Kirmanç) Kürtleridir.


'Türkiye Benim Köyümü Benden Mi Koruyacak?'

Türkiye'nin alana yönelik saldırılarının diğer önemli nedeni ise, şu an alanı Nusra ve Ehrar El Şam çetelerinden temizleyen güçlerin bölgede yaşayan yurttaşlardan oluşan güçler olmasındandır. Ceyş El Suwar (Devrimciler Ordusu) güçlerinin büyük bir çoğunluğu Ezaz'ın Tel Şehir, Karagöz, Çobanbey, ŞedŞehaba köylerinin yurttaşları. Yine komutanlarının çoğunluğu bu köylerden. Türkiye saldırılarının nedenini sorduğumuz Ebu Ömer adındaki Devrimciler Ordusu Komutanı, şunları kaydediyor: "Ben Tel Şehir köyündenim. Birlikte mücadele ettiğimiz savaşçıların çoğu bu köylerdendir. Erdoğan ve Davutoğlu gelmiş köyüm için 'Kırmızıçizgimizdir' diyor. Ben o köyün çocuğuyum. Köyümü DAİŞ'in elinden kurtarmak için savaştım. Şimdi de Nusra'nın elinden çıkarmak için savaşıyorum. Ben dışarıdan o köye gelmiş biri değilim. Türkiye şimdi benim köyümü dışarıdan getirip köyüme yerleştirdiği insanlara karşı benden korumaya çalışıyor. Böyle bir şey dünyada görülmüş bir şey mi?"

Türkiye'nin bölgeye yönelik saldırılarının asıl nedenlerinden biri de, Kürt kazanımları ve halklarla buluşması olarak değerlendiriliyor. Kürtler, Rojava Devrimi ile ağır bedeller ödeyerek topraklarını, birlikte yaşadığı halkları çetelerin saldırılarına karşı korudu. Ödedikleri ağır bedellerle Rojava ve Suriye'de yaşayan halklarla buluştu. Sonra Demokratik Suriye Güçleri ve Demokratik Suriye Meclisi'ne öncülük edip sorunun demokratik çözümünü esas aldı.

Çeteler Tarihi Yerleri Talan Etti, Yakıp Yıktı

Temmuz 2012'de, çatışmalar ciddi şekilde Halep'e ulaşırken, o zamandan beri sivil savaşın genellikle yerleşim alanlarında Halep, "en yıkıcı bombalama ve ateşli mücadelelerde yerini almış". Uluslararası insani kuruluşlar tarafından tahmin edilen rakama göre, 13 bin 500 kişi öldürüldü. Kentin yerel polis karakolları çatışma odağı oldu. Şiddetli bir savaş sonucunda, Halep Ulu Camii'nin parçaları ve antik kentteki diğer ortaçağ binaları dahil olmak üzere El-Medine Çarşısı'na ait birçok bölümler (Halep Eski Şehir Dünya Mirası) yerle bir edildi, içindeki mallar talan edilerek Türkiye'deki piyasada satışı sunuldu ve Özgür Suriye Ordusu ile Suriye Arap Ordusu'nun çete grupları tarafından saldırılarını artırırken, 2012 yılı yazının sonunda harap edildi, yakıldı.

Şêxmeqsûd ve Eşrefiye YPG Kontrolünde

Savaşın ilerlemesiyle bölgede etkili bir güç olan YPG Halep Komutanlığı tarafından 2012 yılının Temmuz ayından yapılan hamle ile çoğunluğu Kürtlerden oluşan Halep'in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahalleleri çetelerden özgürleştirildi. Halep'te yoğunlaşan savaş nedeniyle bu iki mahalle, Arap ve Ermenilerden oluşan büyük bir göçe ev sahipliği yaptı. Ancak rejim güçlerinin Eşrefiye Mahallesi'ne yönelik gerçekleştirdiği yoğun saldırılar nedeniyle Eşrefiye sivillerden arındırılıp askeri bir bölge haline getirilmek zorunda kalındı. Eşrefiye'deki siviller Şexmeqsûd Mahallesi'ne aktarıldı.

4 Yılda Büyük Göç

Halep'te özellikle kuzeyi ve çevresinde rejim güçleri ve çete grupları arasında sürekli yaşanan çatışmalardan dolayı yüzbinlerce insan kitlesel göçleri andıran görünümüyle gerek Türkiye, gerek Rojava ve gerekse Avrupa ülkelerine göç etti. Yaşanan çatışmalardan kaynaklı insanlar ticaret merkezlerini bırakarak canını kurtarırken, geriye kalanlar ise rejim güçleri ve çetelerce talan edildi.

En Büyük Ticaret Merkezi Unvanını Kaybetti

Gerek, birçok ülkelerden gelen ticaret şirketleri tarafından kurulan ticaret merkezlerin yıkılmaları ve geri çekmeleri, ülkeler arası ticaretin artık yapılamaması nedeniyle Halep ve çevresi en büyük ticaret merkezi unvanını kaybetmiş durumda.

Buna Rağmen Devam!

Bölgesel ilişkilerin geçiş noktası olan Halep'i alan psikolojik üstünlüğün yanı sıra askeri ve siyasal üstünlüğü de ele geçirmesi anlamını taşıyor. Suriye ordusunun Hizbullah ve Rusya'nın desteğiyle dört yıldır kuşatma altındaki Nubbul ile Zehra'yı almasıyla Halep ile Kilis arasındaki yani AKP hükümetinin çetelere lojistik ve cephane yardımının bağlantısını koparıldı. QSD güçleri çatısı altında olan Ceyş El Suwar ve YPG tarafından Minix Askeri Havaalanı'nı almasının ardından TilRifat'a kadar bir bir belde ve köyleri özgürleştirerek ilerleyişini sürdürmesiyle Türkiye'nin çetelere yardımını tamamıyla kesmiş durumda. Kilis'ten başlayıp Öncüpınar Sınır Kapısı'ndan geçerek Ezaz'a, oradan da Nubbul ve Halep'e uzanan koridor Türkiye tarafından çetelere lojistik ve askeri desteğin sağlandığı yerdi.

En Stratejik Yer Halep

Çeteler ile Türkiye'nin bağlantısının kesilmesiyle Halep'in kuzeydeki kenar semtlerini elinde tutan El-Nusra, Ehrar El Şam, Ehrar Suriye gibi çete gruplar yalıtılırken, rejimin Lazkiye'den İdlib ve Halep koridorunda ilerleyerek, muhalifleri bir alanda sıkıştırmasının önü de açıldı. Halep'i ele geçiren gücün, kentin kuzeyinde bulunan Bab, Ezaz, Marê, TilRifat'tan oluşan Şahba bölgesini hükmetme imkanına sahip olacak. Rejim tarafından İdlib'in çetelerden alınmasının ardından Halep'in rejim için önemi daha da arttı. Hesekê hariç kuzeydeki hakimiyetini neredeyse büyük oranda kaybeden rejim, kentteki mevcut hattın korunmasına ve aynı zamanda Halep-Hanasır-Hama-Lazkiye hattının tutulmasına ciddi bir anlam yüklüyordu. Eğer rejim Halep hattını koruyamazsa kuzeydeki varlığını tamamen kaybederek, Şam-Humus-Lazkiye hattına sıkışacak.

AKP'nin Tampon Bölge Hayali Suya Düştü

Yaklaşık 3 yıldır Cephet El Nusra çetelerinin kuşatması altında olan ve beldelerinin rejim güçlerin son dönemlerde Rus savaş uçaklarının desteğiyle Halep'in kuzeyinde ilerleyişini sürdürerek, Efrîn'in güneydoğusunda bulunan Nubbul ve Zehra beldeleri üzerindeki kuşatmayı kırmasıyla Halep'teki çetelerle bağı kopan AKP'nin, Suriye'nin kuzeyinde "tampon bölge" kurma hayalleri de suya düşmüş oldu. AKP Başbakanı Ahmet Davutoğlu, AKP'nin tampon bölge istediği yerleri, "Halep'in kuzeyi, İdlip'in Türkiye sınırına yakın yerleri, Lazkiye'nin kuzeyi" diye sıralamıştı. Yani başta El-Nusra, Ehrar El Şam ve Sultan Murat Tugayı çete gruplarının işgali altında bulunan bölgeleri sıralamıştı.

Halep-Türkiye hattının kesilmesiyle AKP Türkiye'sinin "kırmızıçizgisi" aşıldı, Kürtlerin de eli rahatladı. ABD ile krize yol açan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Ey Amerika müttefikin biz miyiz, PYD mi?" çıkışına sahne olan QSD'ninEfrîn'in doğusundan Ezaz'a, oradan da Cerablus'a ilerlemesi kolaylaştı. Böylece zaten Teşrîn Barajı hamlesiyle aşınan kırmızıçizgi Fırat'ın batısında da tamamen aşınacak, hatta silinmiş olacak!

AKP/Erdoğan Devletinin Övünerek Savunduğu El-Nusra Ve Ehrar El Şam Çete Grupları Kim?

Bölgedeki gelişmeleri bir bir sıralarken, AKP/Erdoğan devletinin defalarca lojistik ve cephane yardımıyla görüntü ve istihbarati bilgilerle ispatlandığı ve en son Türk devleti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kısa süre önce övünerek savunduğu Cephed El Nusra ve Ehrar El Şam çete grupları için “Ey ABD! PYD/YPG DEAŞ’a karşı savaştığı için terörist demiyorsunuz, El Nusra’daDEAŞ’a karşı savaşıyor ona niye ‘terörist’ diyorsunuz” diyerek ABD’ye sitem etmesiyle gözler bu çete gruplarının kurulduğundan beri yaptıkları vahşi uygulamalara çevrildi.

Peki AKP/Erdoğan devletinin öve öve bitiremediği Cephed El Nusra çeteci grubu kimdir, ne zaman kuruldu, hangi amaçla kuruldu, kurulduğundan bu yana uygulamaları nedir? Aldığımız bilgiler ve uyguladıkları vahşet uygulamalarını ve katliamlarını başta Birleşmiş Milletler olmak üzere çeşitli kaynakların verdiği verilere bakarak tanıyalım.

Cephet El Nusra çete grubu Sünni İslam yanlısı “İslamcı mücahit” bir silahlı çete grubu olarak biliniyor. Suriye'deki en büyük silahlı gruplardan biri olan El Nusra'nın Kökü ABD’nin Irak işgaline kadar uzanıyor.Selefi orijinli El Nusra çetesi Suriye’de Eylül 2011’de faaliyete geçse de Irak El Kaidesi sıfatıyla bu ülkedeki varlığı 2003’e dayanıyor. Babası Hafız Esad gibi Beşşar Esad de terör örgütlerini el altından destekleme politikasını izledi. Esad, ilk eylem yıllarında Irak’ta ABD’ye karşı savaşan Irak El Kaidesi’nin önde gelen destekçilerindendi. Suriye’de konuşlanmalarına, buradan adam devşirip maddi destek sağlamalarına ses çıkarmadı.

El Nusra Cephesi Suriye'de Eylül 2011 tarihinde kuruldu ve 25 Ocak 2012’de youtube’a yüklenen bir video ile oluşumlarını ve amaçlarını dünyaya duyurdu. El Kaide ile ilişkisi olduğu iddia edilen ve bunu kabul eden El Nusra çetesi bu videoda Batı’dan yardm istemeyi eleştiriyor, Türkiye’yi yeteri kadar İslamcı olmamakla ve ABD’nin piyonu olmakla itham ediyor ancak, her iki ülkeden hatta Suudi Arabistan, Katar ve diğer ülkelerden aldığı lojistik ve cephane desteğiyle her aslında bu devletlerin piyonu olduğunu ortaya koyuyor.

 Sadece Resmi Verilere Göre 2011 Yılından Bu Yana 620 Kafa Kesme Olayı Var

Başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere uluslar arası ve yerel kaynakların verdiği bilgiler doğrultusunda sadece bilinenler başta Serêkaniyê olmak üzere İdlib, Ezaz, Halep, TilRifat bölgelerinde 620 sivil insanın kafası kesilirken, yüzlercesi kaçırılarak şuana kadar haber alınamazken, binlercesi toplu katliamdan geçirildiği belirtildi. El Nusra çetesi kuruluşunun ardından çok kısa sürede birçok intihar saldırısı düzenledi ve aralarında sivillerin de olduğu yüzlerce insanın ölümünden sorumlu. Hatta meşhur rejimin istihbarat binası saldırısı sonrası ölen sivillerden sonra yayınladıkları bir bildiride “Sivilleri rejimin binalarının yakınlarında bulunmamaları için uyarmıştık” demişti.

Neden Kafa Kesiyorlar?

Çatışmaya girdiğinde yakaladığı askerleri ki yayınlanan videolarda daha çok sivillerin kafalarından vurarak infaz eden, işbirlikçi olduğunu düşündüğü kişilerin de kafasını  kesiyor. Öyle ki Nusayri inancında reenkarnasyonu ile Nusayriler öldükten sonra bir insanın 7 defa daha dünyaya geldiğine inanıyor. Hatta öyle ki Hz. İsa’nın defalarca yeryüzüne geldiği son olarak da Hz. Muhammed olarak yaşadığına inanıyorlar. Bu inanca göre ölen insanın ruhu ağızdan çıktığı an hür kalıyor. Ancak kafası kesilen birinin ruhu ölü bedeninde tutsak kalıyor olsa da aslında asıl amaçlarının bölgedeki halklar üzerinde korku salmak, kendi gücünü göstermek ve “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” mantığıyla kendini dünya kamuoyunda kabul ettirmektir. 

ÖSO’nun El Kaide’ye İhtiyacı Var

Council on Foreign Relations adlı düşünce kuruluşunun Ortadoğu uzmanlarından EdHusain Ağustos 2012’de El Nusra çeteleri için şunları yazdı;

“Suriyeli isyancılar, El Kaideciler olmasaydı, kendilerini ölçüsüzce zayıf hissederlerdi. ÖSO’nun tugayları büyük ölçüde yorgun, bölünmüş ve kaotik! Batı tarafından terk edildiklerini düşünüyorlar ve Esad’ın güçlü ordusuyla savaşırken büyük ölçüde demoralize oldular. El Kaide Irak ve Afganistan tecrübesiyle muhaliflerin moralini yükseltebilir, disiplin, dinden kaynaklanan bir cevvallik, körfez ülkelerinden para ve her şeyden önemlisi ölümcül sonuçlar getirebilir. Kısaca ÖSO’nun El Kaide’ye ihtiyacı var”

‘Türkiye’nin El Nusra Çetesine Resmi Bakış Açısı’

Reyhanlı saldırısı sonrası ismi telaffuz edilen çete örgütü için Türk yetkililer ; “Muhaliflerin dünya genelinde elini zayıflatmak için İran ve Hizbullah tarafından yönetilen bir yapı olduğunu” dile getirmiş ve eklemişti

“Yaptıkları ile batı kamuoyunda muhaliflerin elini zayıflatıp, Esad cephesinin yararına iş yapmaya sebep olduğu pek çok örneğiyle görülmüş. Üstelik kullandıkları bazı silahların Hizbullah’ın kullandığı silahlar olduğu da belirlenmiş. El Nusra’nın kalp yeme gibi görüntüleri yayınlanıp Batı kamuoyu tahrik edildikten sonra da aniden ‘kimyasal silahlar bunların eline geçerse felaket olur’ yaygarası başlatılmış. İş o noktaya getirilmiş ki, kimyasalların Esed’in elinde kalmasına razı bir kamuoyu oluşturulmuş durumda” deniliyor. Aslında bu düşünceyle “Aslında terör değildir, işte başkaları tarafından kötülenen bir örgüttür” diyerek Suriye’deki asıl “Türkiye’nin eli” olduğunu ortaya koymaya çalışıyor.

 El Nusra Nasıl Ortaya Çıktı?

Suriyeli El Kaidecilerin bir kısmı ABD çekildikten sonra da Irak’ta kaldı. İç savaş başlayınca, Irak El Kaidesi bu çeteleri, kendi çete gruplarıyla birlikte Suriye’ye gönderdi. Ülkede Arap Baharı etkisiyle başlayan rejim karşıtı çatışmalar Irak El Kaidesi’ni harekete geçirdi. Esad’in operasyonundan kaçıp Irak’a sığınan Suriyeli El Kaideciler bir bir geri dönmeye, çete gruplarıyla tutmaya başladı. El Nusra’nın bugünkü lideri Ebu Muhammed El Culani de o çete emirlerinden biriydi.

Culani, çoğunu Irak cephesinden tanıdığı çekirdek kadrosunu (Şûra Meclisi) kısa zamanda şekillendirdi. Birkaç ay içinde Afgan El Kaidesi tarzında (takım, tabur, tugay) organize olan çete örgütü, rejime bağlı milislere yönelik eylemlere girişti.

En Az 5 Bin Eğitimli Çete Mensubuna Sahip

El Nusra çete örgütün ilk bir yılda 2-3 bin kişilik çete üyesi sayısı, özellikle kırsal alandaki hükümet birimleri ile askerî üslere düzenlediği etkili saldırıların ardından hızla arttı. Bugün 5-6 bin eğitimli çete mensubunun yanında, binlerce sempatizan timleri bulunuyor.  El Nusra çetesinin El Culani’den sonraki en etkili isim ise “Doktor” lakabıyla bilinen Muhisini’dir. Muhisini, hitabetiyle, çete mensuplarını intihara, kafa kesmelere, katliamlara yönlendirme konusunda etkili olurken, bununla da “İslam olmayan herkes ölmeyi hak ediyor” anlayışını aşıladığı belirtiliyor.

Yöneticilerle üst düzey komutanların ağırlığını yabancılar oluşturuyor. İstihbarat birimi çok güçlü. Suriye hükümeti ile ordusuna sızdığı düşünülüyor. Çete örgütünün ana gövdesini Irak ve Ürdünlüler oluştursa da El Nusra’nın tabanında Kuzey Afrika ve Körfez ülkeleri ile Afganistan, Pakistan, Çeçenistan, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi gerilimli coğrafyalardan gelen radikal “Cihatçılar” çeteler bulunuyor.

El Kaide Tarzıyla Saldırıyor

El Nusra, Suriye çete grupları ve muhalefetinin yüzde 2-3 gibi çok küçük bir kısmını oluştursa da kendine özgü, etkili saldırılarla öne çıktı. Özgür Suriye Ordusu’na bağlı gruplar daha çok cephe savaşını tercih ederken, El Nusra kırsalı ani kitle saldırılarıyla, şehirleri de intihar saldırıları ve bombalı araçlarla vuruyor.

El Kaide’ye Bağlılık Yemini Ettiler

Bugüne kadar sadece kendileri tarafından bir-iki toplu infaz görüntüsü ile dört-beş liderlik mesajı yayımladı. Culani’nin o mesajlarından biri 9 Nisan’da El Kaide’nin internet sitesinde yayımlandı. Sesli mesajında, El Kaide lideri Ayman El Zevahiri’ye bağlılık yemini ediyordu. Culani ayrıca El Nusra’nın Irak El Kaidesi’nden lojistik destek ve eğitim desteği aldığını kabul ediyor. Zevahiri, kendi internet sitesinde aylar önce yayımladığı mesajında, kendisine bağlı çete gruplarına Suriye’de bir “İslam Devleti” kurmaları çağrısında bulunmuştu...

 Abd’nin El Nusra Politikası

El Nusra’nın varlığı Suriye krizine müdahil olmak istemeyen Washington yönetimine bahane oluşturduğu belirtilirken,ABD Başkanı Obama’nın danışmanları tarafından yaptıkları bazı açıklamalarla “Muhalefet içinde güçlenen radikal El Nusra’nın Esad sonrasında bir numaralı güç olarak tüm siyasi süreci kontrol altına almasından korkuyor. Bu nedenle Suriye’de ordu, polis, bakanlıklar, bürokrasi gibi kurumların korunmasını, kademeli bir geçiş hükümeti kurulmasını, Esad’in sürecin en sonunda gitmesini istiyor” denilsede, aslında son Halep, Ezaz hattındaki gelişmelerde, ABD’nin başı çektiği koalisyon uçaklarının şuana kadar El Nusra’ya ait noktaları hiç vurmaması da ABD’nin bu çete örgütü ile ilgili politikasını ortaya koyuyor.

Örgütü Hangi Ülke Yönlendiriyor?

Nusra, yalnız Irak El Kaidesi’yle değil, Pakistan’daki "çekirdek" El Kaide ile de bağlantılı. Nusra’nın bazı ülkelerle ilişkili olduğuna dair iddialar da var. Körfez bölgesinden bağışçıları ve bağlantıları olduğunu düşündürten işaretler mevcut. Kurucu lideri Muhammed El Culani hakkında pek bilgi yok. 40 yaşlarında olduğu ve Golan civarında doğduğu tahmin ediliyor. Nusra şu an yalnız Suriye’de değil, Lübnan’daki mülteci kamplarında da örgütleniyor.

DAIŞ İle Ateşkes İlanı!

Bir dönem DAIŞ ile karşı karşıya geldikleri görünümünü verseler de iki örgüt arasında Mayıs 2014'te ateşkes ilan edildi. El Nusra şu an IŞİD'in destek kolu olarak eylemlerini sürdürüyor. Şuan Halep’in kuzey hattını başta Türkiye olmak üzere Suudi Arabistan ve diğer ülkelerin desteğiyle varlığını sürdüren El Nusra çete örgütü sadece Suriye’de yaşanan iç savaş döneminde yüzlerce sivili katledildiği biliniyor.

Emperyal Güçlerin ‘Kara Listesinde’ Ama…

Kafa kesme, toplu infazlar, insan kaçırmaları gibi vahşi uygulamalarını varlığını hisettirmeyi başaran El Nusra çete örgütü, özellikle son dönemde Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi devletlerin gönderdiği ağır silahlarla düzenlediği toplu katliamlarıyla gündeme taşındı. ABD’nin ‘terör listesi’ne eklediği, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ‘kara liste’ye aldığı çete örgütü, Avustralya, İngiltere, Suudi Arabistan, Türkiye tarafından da terör örgütü olarak kabul ediliyor.Ancak burada vurgulamamız gereken bir nokta var, bu çete örgütü terör listesine alındı alınmasına ancak özellikle Türkiye’nin çok defa lojistik ve cephane desteğinin görüntülenmesiyle, yine yukarıda belirttiğimiz ABD’nin başı çektiği koalisyon uçaklarının şuana kadar El Nusra çetelerin noktalarını vurmaması bu emperyal güçlerin bu çete örgütünü elinde bir koz olarak bıraktığının bir kanıtıdır.

‘El Nusra DAİŞ’ten Hiç bir Farkı Yok’

İsterseniz gelin El Nusra denen çete örgütünü İdlib’in El Zawi beldesinde yaşayan ve bu çetenin vahşi uygulamalarından dolayı QSD bünyesindeki Ceyş El Suwar’a (Devrimciler Ordusu) katılan Ehmed Zekiwan’dan dinleyelim.  Zekiwan, El Nusra’nın sivil katliamlarını ve infazlarını şöyle anlatıyor: “Suriye’de ilk başlarda demokratik eylemselikler başladı, biz de içinde bulunduk, askeri savaş başladı, biz de oluşturduğumuz El Zawi Tugayı ile rejime karşı savaştık. Ardından DAIŞ çeteleri bölgeyi ele geçirme amacını yerine getirmek için bölgeye girdi, biz onlara karşı savaştık ve onları İdlib’ten çıkardık. Daha sonra El Kaide’ye bağlı Cephet El Nusra çeteleri geldi. Biz o dönem hala rejim güçleri karşısında savaşıyorduk, ancak El Nusra rejim yerine daha çok bölgede bulunan ‘İslami’ gruplarla savaştı, o kadar yıl geçti hala rejim güçlerine karşı onlar bir mermi bile sıkmış değil.  Biz 2014 yılıydı rejim güçlerine karşı yaklaşık 4 kilometrelik bir cephe açmıştık ve rejim güçlerinin ilerleyişini durdurmuştuk, ilerleyemiyorlardı. Ancak bir ay sonra El Nusra ve diğer çete gruplarıyla birlikte bize arkadan saldırdı. Biz de çaresiz o cepheyi bırakıp geri çekilmek zorunda kaldık. Bizim köyde yaklaşık 300 kişiyi tutukladılar, her türlü işkence yaptılar, 4 kişiyi köyde bulunan çimento fabrikasında infaz ettiler, çok kişinin de kafasını kestiler. Daha sonra yaklaşık 200 kişiyi perişan halde serbest bıraktılar ancak ellerinde kalan diğer çocuk, kadın ve yaşlı sivil insanları götürdüler ve hala onlardan haber alamıyoruz.  Bununla yetinmediler sürekli havan ve ağır silahlarla köyü tarıyorlardı.  Ardından da özellikle işkence yaptıktan sonra serbest bıraktıkları o 200 sivil insanları gece yarısı yüzlerini kapatarak onları bir bir götürüyorlardı ve nereye götürdüklerini bilmiyoruz. Biz de çaresiz Türkiye’ye geçtik. Orada bir süre kaldıktan sonra geri döndük, o dönem Şahba bölgesi ve Efrin’de Devrimciler Ordusu yeni oluşmuştu biz de onlara katıldık. Ceyş El Suwar (Devrimciler Ordusu) a baktığımızda aslında ‘Özgür Ordu’ ya da ‘Asıl Özgür Devrimciler Ordusu’ bunlardır. Biz de bu örgüt içinde kalma kararını verdik ve Allah’ın izniyle Suriye’yi rejim ve El Kaideci çete gruplarından temizleyeceğiz.”

‘Nasıl Rejim Rakka’yı DAIŞ’e Teslim Ettiyse İdlib’i de El Nusra’ya Teslim Etti’

El NusraCebil El Zawi beldesine geçtiği zaman sadece Özgür Ordusu devrimcileri orada olduğunu ne Şii ne de rejim güçleri olmadığını sözlerine ekleyen EhmedZekiwan, “Bölge halkı onlara karşı çıktı. Ancak yaptıkları vahşi saldırılarla herkesi korkutmuştular. Çetelerin amacı Suriye devrimini yıkmaktı. Orada Özgür Ordusu’nu tamamen çıkartılar, onu da dışarıdan gelen çeteleri yerleştirmektir. El NusraÖSO’yu orada kırdırdığında Suriye rejimi nasıl ki Rakka’yı bir mermi patlatmadan DAIŞ’e teslim ettiyse İdlib’i de aynı şekilde El Nusra’ya teslim etti.  El Nusra bölgeye gelmeden önce İdlib bölgesinin yüzde 75’i elimizdeydi, işte rejim onlara teslim etti. Rejim güçleri bunu tüm dünyaya oradaki devrimci güçleri ‘terörist’ olarak göstermeye çalıştı ve bunu başardı da. Bu komploydu. Yani El Nusra ve DAIŞ her yönüyle aynıdır. Bölge halkı El Nusra’nın vahşi saldırılarından kaynaklı korktukları için katlanmak zorundalar yoksa razı olduklarından değil. Daha önce korkularını salmak için açık bir şekilde kafa kesiyordu El Nusra şimdi de daha fazla üzerlerine baskı uygulanmaması için gizliden kafa kesiyorlar. DAIŞ CebilZawi beldesindeyken El Nusra ile emirleri birdi. Bu emirler DAIŞ bölgeden çıkınca El Nusra’ya devrederken hemen El-Nusra’ya katıldılar ve hala orada devam ediyorlar. Şimdi DAIŞ çetelerinin işgal edemediği bölgeleri El Nusra saldırıp alıyor kendi yöntemiyle. El Nusra hiçbir zaman rejim güçlerine karşı savaşmadı. Sözde ilk başta bölgeye gelirken ‘Halkı özgürleştirme’ adı altında geldi ancak vahşetiyle halkı katlediyor, halkı bezdirmiş durumda. Bölgeye Özgür Suriye Ordusu adına El Nusra’ya yardım geliyordu. Orient gibi televizyon kanalları da bu silah yardımlarının Özgür Ordusu’na geldiği şeklinde yayınlıyorlardı ancak asıl amaç hepsi El Nusra’ya götürülüyordu. “

Ehrar El Şam Mı?

Aslında bölgedeki etkin olan bu çete örgütleri aslında birbirleriyle hiçbir farkları yok. Yani aldıkları yardım kaynakları aynı, desteklendikleri devlet ve ülkeler aynı, vahşi uygulamaları aynı, hatta ve hatta bayraklardaki semboller de pek fark yok. Bunların en başında da Ehrar El-Şam çete grubu var.

Ehrar El-Şam çetesi, Mısır olaylarından hemen sonra Suriye’de başlayan halk isyanından ve ardından rejimin barbar saldırılarıyla gelişen kaos ortamından faydalanarak diğer çete gruplarıyla birlikte kendisine önemli bir alan buldu. Ocak 2013’te, “İslam-i Fecir, İslam’ın Öncüleri ve El-Îman taburları” gibi sözde İslam adına hareket eden çete grupları, Ehrar El-Şam çatısı altında bir araya geldi.

Ehrar El-Şam çete grubu HesanEbûd (EbûEbdullah El-Hemwî) tarafından kuruldu. Halep’in doğusunda yer alan Mesken kasabasında doğan EbûEbdullah El-Hemwî, El-Kaide bünyesinde yıllarca faaliyet yürüttü ve özellikle Irak’ta ABD güçlerine karşı savaştı. 2005’te Suriye’ye geri döndü ve rejim güçleri tarafından tutuklandı. El-Kaide içinde faaliyet yürüttüğü yıllarda birçok sözde radikal İslamcıyla, Suudi ve Arap yarımadasında varlıklı kişi ve gruplarla ilişkisi oldu. El-Hemwî, Türkiye’den de doğrudan destek alarak Suriye’deki çete faaliyetlerine başladı.

El-Hemwî ile birlikte hareket eden çetelerin büyük kısmı, yıllarca Baas rejiminin Sednaya Hapishanesinde kalan ve Suriye halk devriminin başlamasıyla birlikte Mart ile Mayıs 2011 tarihleri arasında rejimin affıyla salıverilen kişiler.

Ehrar El-Şam’ın Yöntemleri

El-Hemwî de çetenin kuruluşundan sonra Suriye’li silahlı Sünni muhalif gençler arasında selefiliği yayma çabalarına girişti.

Ehrar El-Şam çeteleri ile El-Nusra ve DAIŞ çetelerinin uygulamaları benzer. Daha sonra pratik sahada El-Nusra çetesiyle birleşerek varlığını sürdüren Ehrar El-Şam, korku ve baskı yaratmak amacıyla Suriye halklarına karşı vahşi yöntemler kullandı.

Ehrar El-Şam’da Halef-Selef İlişkisi

Eylül 2014’te El-Hemwî ve çetenin ileri gelen 45 kişilik yönetici kadrosu İdlib’e bağlı Ramhemdan köyünde toplantı halindeyken düzenlenen ve bugüne kadar da kimsenin üstlenmediği bombalı saldırı sonucunda öldü.

El-Hemwî’nin ölümünden sonra çete grubunun başına Haşim El-ŞêxEbû Cabir geçti. Çeteler El-Kaide tarafından beslenmeye devam etti. Çetenin faaliyetleri El-Kaide lideri Eymen El-Zevahiri tarafından görevlendirilen EbûXalid El-Sûrî tarafından yönlendiriliyor. EbûXalid El-Sûrî’ninEhrar El-Şam içerisindeki diğer bir misyonu da DAIŞ ile Cebhet El-Nusra çeteleri arasındaki ilişkiyi güçlendirmek.

Bir yıl boyunca liderlik eden çetebaşıEbû Cabir’in ardından Ehrar El-Şam’ın başına EbûYehya El-Hemwî geçti. EbûYehya, El-Hemwî El-Misrî adıyla da bilinir. El-Misrî 1981 yılında Hama’ya bağlı Keleha El-Medîq’de doğdu. Lazkiyê’de mühendislik bölümünü bitirdi. El-Misrî de rejim tarafından 2011 yılında serbest bırakılanlar arasında.

Ehrar El-Şam çete grubunun bir diğer kurucularından olan Ebû El-Ebbas El-Şamî (MihemedEymenEbû El-Tot) de 90’lı yıllardan bu yana Türk istihbaratıyla bağlantısı olan etkili isimlerden biri.

Ehrar El-Şam çete örgütlenmesinin görünenin aksine en etkili ismiyse, El-Kaide’nin basın sözcüsü olan EbûMusab El-Sûrî’dir. EbûMisseb El-Sûrî’nin hemen ardından EbûBeşîr El-Tartûsî geliyor. Görüşleri dikkate alınan en etkili diğer bir isim ise, EbdullahEzam’dır.

Ehrar El-Şam’ın Konumu ve Niceliği

Resmi olmayan rakamlara göre Ehrar El-Şam çetesinin farklı uluslara mensup 15 bin civarında silahlı elemanı bulunuyor. Çete grubu ağırlıklı olarak Halep ve İdlib çevresinde gücünü El-Nusra çeteleri ile ortak konumlandırmış durumda.

Ehrar El-Şam ve Cebhet El-Nusra çeteleri öncülüğünde 31 Ocak 2015’te ‘Birleşik İslam Cephesi’ oluşturuldu. Çetelerin arasındaki ortaklık, Mart 2015’te ‘Fetih Ordusu’nun kurulmasıyla daha da pekişti. Bunun dışında ÖSO gruplarıyla da sıklıkla işbirliğine gidebiliyor

Çete Grubunun Amacı

Ehrar El-Şam çetesi de diğer selefi gruplar gibi kendini “Sünnilerin kurtarıcısı” olarak adlandırıyor. İdeolojik eğitimlerinde mezhep savaşını hortlatmak istediğine dair kapalı ifadeler görülebilmekte. Pratik sahada ise, Şii karşıtlığı ve katliamlarıyla kendini görünür kılmakta. Selefîliğin, kendisinden olmayan kişi veya örgütlenmeleri ‘’kafir’’ olarak tanımlaması durumunu Ehrar El-Şam çetesinde daha üst perdeden duyuyoruz.

Çete Grubunun Finansörleri Türkiye, Suudi Ve Katar

Ehrar El-Şam çetesinin İdlib’te ele geçirdiği bir bankadan 4-6 milyar arasında Suriye Lirasını gasp ettiği, İdlib’teki tüm eylemlerine Türkiye ve Katar’ın destek verdiği, askeri yardımlar dışında çetenin finansmanının yanı sıra temel gıda malzemelerinin de Türkiye ve Katar’dan geldiği artık sır değil.

Çete grubuna destekler;  ‘Türkiye İnsani Yardım Vakfı’, ‘Katar Yardımlaşma Örgütü’ ve Kuveyt’e bağlı ‘Hecac El-Ecemî’ isimli taşeron kuruluşlar üzerinden ulaştırılıyor.

Çetenin Katar ve Türkiye’den aldığı silah yardımının yanı sıra çeşitli güvenlik raporlarında, Ehrar El-Şam çetesinin kontrol noktalarından bahsedilirken rejime ait silah depolarını ele geçirerek silah temin ettiğine yer veriliyor. Çete grubunun elinde tank, Gradd füzeleri, Fagot, Havan, Konkors Füzesi gibi çeşitli silahların bulunduğu raporda belirtilenler arasında. Aynı raporda, Türk İstihbaratından (MİT) eğitim amaçlı helikopter ve birçok silah aldığına dair bilgiler de yer alıyor.

Suriye Sahasında Selefilerin Yaşadığı Çelişkiler

Ehrar El-Şam, El-Nusra ve DAIŞ çeteleri aynı gerici zihniyete sahip olmalarına rağmen, DAIŞ ile Ehrar El-Şam çeteleri arasında derinleşmiş çelişkiler bulunuyor. Bu çelişki, 2013 yılında DAIŞ çetelerinin,  Ehrar El-Şam’ın çetebaşlarındanEbûReyan isimli çete komutanını GirêSipi’de öldürmesiyle başladı ve DAIŞ’ın bir diğer Ehrar El-Şam çete komutanını da Şii yanlısı sanıp öldürmesiyle daha da derinleşti.

Ehrar El-Şam’ın El Nusra Çeteleriyle İlişkisi

El-Nusra çetesi, Ehrar El-Şam üzerinden kendisine bağlı “Hezim, Suriye Devrimcileri Cephesi, Asifêt El-Şemal Tugayı” ve bunlar gibi küçük çaplı çete yapılanmalarını ÖSO içerisinde barındırıyor. El-Nusra’nınEhrar El-Şam içine konumlanarak benzer yöntemle Halep ve İdlib’te, Ezaz’da saldırılar düzenlediği biliniyor. Ehrar El-Şam’ın içine sızarak ayrı ve gizli bir destek daha almış olmasının dışında El-Nusra, Türk İstihbaratından da perspektif ve lojistik destek alarak saldırılarını gerçekleştiriyor.

‘’Kırmızı Çizgi’’

Suriye’deki gelişmelere bağlı olarak 2015 yılının sonunda Ehrar El-Şam çetesi yeni sahaya yeni kartlar sürme yoluna gitti. Halep’in güneyinde Rus savaş uçaklarının düzenlediği hava saldırılarında EhmedEbû El-Berai isimli çetebaşı öldürüldü. Türkiye, Ehrar El-Şam çetesi ile direkt EhmedEbû El-Berai ismi üzerinden bağlantı kuruyordu. Bu özelliğe sahip olan EhmedEbû El-Berai’nin öldürülmesi, Türk devletine de vurulmuş büyük bir darbe oldu.

Son olarak Ceyş El-Suwar (Devrimciler Ordusu) karşısında ağır darbe alan Ehrar El-Şam çetesi, gücünü toparlamak amacıyla Erdoğan’dan beklediği işaret fişeğini alarak, El-Nusra ve diğer çete grupları ile birlikte 27 Kasım 2015’ten bu yana ŞêxMeqsûd, Şehba bölgesi ve Efrîn’e yönelik organize saldırılar düzenlemeye devam ediyor.

Bunun da ne anlama geldiğini, herkes ‘kırmızı çizgi’ ve çizginin arkasına saklanmış olanlara bakarak okuyabilir.

 

Jîr Arjîn

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com


KURDÎ

 

ÇETEYÊN EL NUSRA Û EHRAR EL ŞAM KU DEWLETA AKP EWQAS PESNÊ WAN DİDE KÎ NE?

Emperyalîst-kapîtalîst Yekîtiya Ewropa (YE) û Amerîka, wek e riya ji derketina qeyrana aborî û derketina bazarên nû rotayên xwe yên aborî û polîtîk wek e her serdemên dîrokê careke din berê xwe dane Rojhilata Navîn. 

Polîtîkaya BOP (Projeya Mezin a Rojhilata Navîn) ên Hêzên emperyalîst êrîşên 11 îlonê hincet hat dîtin û gav bi gav xistin meriyetê.  Pêvajoya Emperyalîzma DYA’yê ku bi dagirkeriya Afganîstanê re destpê kir, bi Iraq û Lîbyayê re berdewam kir. 

Hêzên desthiladar ku niyeta wan a esasî bi dewleta Îranê re bikevin şer bû, piştgirî dane aliyên muxalif ên rejîma Suriyeyê bi çêkirina navginiya şerê navxweyî re, gav avêtin nava kaosa heremî.

 Bi vê awayî demek dirêje polîtîka û rojeva cîhanê li ser Rojhilata Navîn hate ava kirin. Zîra bi projeya BOP’ê re kul i Rojhilata Navîn hat destpê kirin îtîlaf û îtîfaqên di navbera hêzên desthiladaran de jî zelal bû. Di encama van îtîfaqan de mêtîngeriya hêzên desthiladaran jî li gor Rojhilata Navîn careke din hate dizayn kirin.

 Ji vê rewşa kaosê ya derketî re hêzên emperyalîst ya gelan bi hev dan şikandin û ketin nava hewildanan ku pêkanînên xwe yên siyasî û aborî bixin meriyetê. Jixwe ew navginiya kaosê bixwe hêj jî berdewam dike û dibe sedema ku di Rojhilata Navîn de her dem hevsengî biguhere. 

Di salên dawî de sernavê mijara herî tê nîqaşkirin jî pêşketinên di Rojhilata Navîn de ye. Ev pêşketinên ku di cîhana Ereban de hat jiyîn di cîhana sedsala 21’emîn de wek e tevgera herî mezin a gel hatibû pênasekirin. 

Kedkarekî ku ji bo şermezarkirina bûhabûna jiyanê ya li Tûnûsê agir berda xwe hem bû sembola hemû pêvajoyên di Rojhilata Navîn de hatî destpê kirin û hem jî bû fişeka nîşanê. Piştî wî kedkarî bedena xwe da ber agir girseyên gelan di cîhana ereb de guherandin dixwestin. Di çerçoveya van daxwazan de çalakî jî zêde bûn.

Ev tevgera gelan ku bi Tûnûsê re destpê kir bi Yemen, Bahreyn, Lîbya, Misir û Suriyê re berdewam kir, ji hêla welatên rojavayî û DYA ve wek e “Bihara Ereb” hate pênase kirin. 

Di Rojhilata Navîn de destpêkê bi awayek tevgera gel belav bû lê piştre “Bihara Ereb”an a di bin bandora DYA û hêzên Rojavayî ve pêk hat. Baş e çewa hat vê rewşî? Em vê pêvajoyî bi kurtasî bibîr bînin…

 ‘Bihara Ereb’

 Li Tûnûsê serhildana gel a ku bi kedkarekî ji bo şermezarkirina bûhabûna jiyanê bedena xwe da ber agir re destpê kir, bi Zeynel Abîdîn Bîn Alî ku desthiladariya xwe ya 23 sal berda û reviya re dawî bû.   Şoreşa gel a li Tûnûsê pêk hat ji hêla gelê Tûnûsê ve wek e “Şoreşa Yasemîn” hat pênase kirin. Serhildana gel a li Tûnûsê ku di Rojhilata Navîn de bandora domînoyê kir di demek kin de li hemû Rojhilata Navîn belav bû. 

Encamên tevgera gel ku li tevahiya Rojhilata Navîn belav bû bi kurtasî wiha bû; Li Yemenê Serokê Dewletê Alî Abdullah Salîh ket, li Lîbyayê ji hêla “Serhildêrên” ku yên bi piştgiriya Rojava û DYA’yê hatibûn ava kirin Serokê Dewletê Muammer Kadafî bi awayek hovane hat lînckirin û kûştin, tevgera gel a li Bahreynê ku ji hêla Siûdî Erebîstan’ê ve hat tepisandin. Li Misirê Serokê Dewletê Husnu Mubarek ji textê hat xistin û ya dawî jî li Suriye’yê şerê navxweyî ku ev 5 sal in berdewam dike ye. Ev erdnigariya ku ji dîrokê ve bûye gola xwînê bi “Bihara Ereb” re bi aliyê xwe ya leşkerî, siyasî, aborî û civakî ve di hêla gelên Rojhilata Navîn de tam bû felaketek. 

Bi taybet ji bo Suriye’yê jî mirov dikare vê bibêje; bi milyonan mirov neçar man derkevin welatên derve, bi milyonan neçar man koçberê nav welatî bikin. Bi sedhezaran mirov ji ber êrîşên rejîmê mirin, bi sedhezaran jî ji hêla komên çeteyên wek e El Nûsra, Ehrar El Şam, DAIŞ, Ceyş El Îslam, Cephet El Şamiye û yên din ku ji hêla hêzên serdest ve bi sedhezaran neqlê nava Suriyê hatibûn kirin hatin qetilkirin.

Çima Xeta Heleb?

Heleb û derdora wî ku çavê hemû cîhanê li serî ye ne tenê navenda bazirganî û hilberînê ye, di heman demî de lîmaneke mezin a dê li Behra Spî re vebe ye. Dîroka wî BZ. 3000 sal e. Di keleha Helebê de hin şaristaniyên Mezopotamyayê, Eyubiyan hikim kiriye. Ji hêla Romayiyan, Bîzanzsan, desthiladarên Ereb, Emewiyan, Ebasiyan, Hamdaniyan, Mirdasiyan, Ukayliyan û di demek kurt de jî dewletên Selçuqiyan û Osmaniyan ve hatiye dagirkirin. Di encama Yekemîn Şerê Cîhanê de ku Osmaniyan ji holê rabûn, demek jî Frensiyan di wir de man, piştî dewleta Suriyê ava bû, Heleb bû yekemîn navenda bazirganî û hilberînê ya Suriyê.

Sirra İsrarkirina Tirkiyeyê Ya Li Ser Heleb Û Derdora Wî!

Tirkiye nêzî hefteyeke bi navê Ezazê Efrînê topbaran dike. Cihên ku dibêje Ezaz e û topbaran dike jî gundên Înkîbarê, Qitmê, Keferjanê, Maranaz, Meryem ên girêdayên Efrînê ne. Her wiha gund û qesebayên Tel Rifat, Derjemal a di navbêra Efrîn û Helebê de dimîn in jî tên bombebarankirin.

Bi rojan e ku pirsa çima Tirkiye Heleb û Efrînê topbaran dike, ji hêla pisporên şer ve bersiva hesabê Tirkiye’yê ya li ser Heleb’ê dîrokî, civakî, çandî, aborî û jibilî wê jî siyasî û stratejîk heye, tê dayîn. 

Hat zanîn ku sedema dîrokî ya Tirkiye’yê ku Heleb û Efrîn’ê topbaran dike jî, şerê Mercîdabik e û hat diyar diyarkirin ku Şerê Mercîdabik, şerê herî hişk a di navbera Yavuz Sultan Selîm ku di dema sefera Misirê de bi Dewleta Memlûkê re kiriye ye. Şerê di 24'ê tebaxa 1516'an de ya di navbera artêşa Osmanî û Memlûkê de pêk hatî Osmaniyan bi ser ketin. Di rûpelên dîrokê de Suriye, Lubnan û Filîstîn li ser sînorê Osmaniyan zêde bû, hat destnîşankirin ku Tirkiye îro li pey vê armancî dibeze, lewra qada tê gotin Mercîdabik li rojhilatê Ezaz’ê dikeve. 

Sedema din a girîng jî sedema aboriyê ye. Heleb û Dîlok navendên bazirganiyê ya Rojhilata Navîn e. Efrîn û Ezaz jî di navbêra van her dû navendên bazirganiyê de ne. Hat diyarkirin ku Tirkiye naxwaze navenda bazirganiyê winda bike û bi polîtîkayên xwe yê dimeşîne re dixwaze bibe xwediyê hemûyan, lê niha bi windakirinê ve rû bi rû ye.

Têkiliya AKP Û Brayên Misliman

Sedema herî esasî jî sedema siyasî ye. Ev jî têkiliya Tirkiye ya bi Brayên Misliman re ye. Cihên ku niha Tirkiye wek e Ezaz nîşan dide û topbaran dike navendên brayên misliman e. Navendên brayên misliman ên li dora Helebê jî heremên Anadan, Harîtan, Marê û yên din in. Artêşa Şoreşgeran (Ceyş El Suwar) a di bin banê Hêzên Suriya Demokratîk (QSD) ku balafirgeha Minix, DêrJemal, Tel Rifat bidest xist, riya Marê, Anadan û Harîtan hat birîn. Ji ber vê yekê rayedarên Tirkiyeyê dibêjin "Em dê girtina riyên me re temaşe nekin". Tiştê ku naxwaze bibe temaşevan birîna riya navendên rêxistinên Brayên Misliman, têkiliya bi wan re û riya wan e. Di dîroka Suriyê de Brayên Misliman cihekî xwe heye. Di sala 1979'an de Brayên Misliman serî rakirin. Piştî di 82'an de hatin tepisandin kadroyên mane jî derbasî Tirkiyeyê bûn. Yek ji van Şêx Yûsif Anadanî ku hêj li herêma Anadaniyê dijî ye. Yê din jî Tevfîk Şahabettîn ku wek e Kaptan Cebellî Şêx Tevfîk tê naskirin e, her wiha ji malbata Xalid ku li herêma Harîtan a malbatên herî dewlemend tên nasîn in.   

Heleb Mozayika Gelan E

Dora Heleb û Efrîn’ê ya ji hêla Tirkiyê ve tê topbaran kirin heremeke mozayika gelan e. Heremekî ku Tirkmen, Ereb û Kurd bi hev re dijîn e. Heremekî bi navê Şehbayê jî tê nasîn. Li Şehbayê 117 gund û qesaba hene. Li van deran piraniya xwe kurd, ereb û tirkmen bi hev re dijîn. Li herêma Şehbayê eşîreteke bi navê Dimilya tê nasîn ku nifusa wê herî zêde ye dijî, tê gotin ku ev eşîret jî "Zaza" ne. 

'Ma Dê Tirkiye Gundê Min Ji Min Biparêz E?'

Sedema din a Tirkiye ku êrîşê vê heremî dike jî ew e ku yê çeteyên El Nusra û Ehrar Şam ji heremê paqij dikin, hêza ji hemwelatiyên li vê heremî pêk tên in.

şervanên Ceyş El Suwar (Artêşa Şoreşgeran), piraniya xwe zarokên ku li gundên Tel Şehir, Karagoz, Çobanbey, Şedşehaba ya girêdayê Ezaz’ê ne dijîn, pêk tên. Dîsa piraniya fermandarên wan jî ji van gundan in. Yek ji fermandarên Artêşa Şoreşgeran a bi navê Ebu Omer ku me pirsa sedema topbarana Tirkiyê pirsî, wiha bersiv da: "Ez ji gundê Tel Şehir im. Piraniya şervanan jî ji vê heremî ne. Erdogan û Davutoglu radibin ji bo gundê min dibêje 'xeta min ê sor e'. Ez zarokê vê gundî me. Min ji bo gundê xwe ji destê çeteyên DAIŞ'ê rizgar bikim, şer kir. Niha jî ji bo ji destê El Nusra derbixim şer dikim. Ez ne kesekî ku ji derve ve hatime ku li vê gundî şer bikim e. Tirkiye niha dixwaze kesên ku ji derve ve hatine ketine gundê me dagir kirine, wan li hemberê min biparêz e. Tişteke wisa di cîhanê de tune ye."   

Hat destnîşankirin ku sedema êrîşa Tirkiye’yê ya li ser heremê yê din jî ev e ku deskeftiyên kurdan û bi gelan re bûye yek e. Kurdan bi şoreşa Rojava re pêşî xwe îspat kir, pir berdelên giran da, axa xwe, bi gelê xwe re li hemberê êrîşên çeteyan parastiye. Piştî van berdelên giran bi gelên li Suriyê re bûne yek, pêşî Hêzên Suriya Demokratîk (QSD) û piştre jî bi kongreyekî Meclîsa Suriya Demokratîk (MSD) hat îlan kirin. Bi vê yekîtiyê re da nîşandan ku çareserkirina pirsgirêka suriyê li ser esasê demokratîkbûnê mimkun e.

Bajarê Ku Bi Navendên Bazirganî Û Sûkê Xwe Bi Nav Û Deng Heleb!

Heleb ku ji dîrokê ve heta niha navenda herî girîng a tevngerî (çolangiyê) ya heremê ye, tevgngeriya îpekê û sabunên xwe yên meşhur a îhracê ye. Heleb a ku bi navendên xwe yên bazirganî û sûkên zêrê bi nav û deng e, ji salên 1500'î û vir ve ji hêla Venedikiyan, ingilîzan, frensiyan û holandiyan ve li Helebê balyozxane û acentayan vekirine. Di wesîqeyekî li gor dîroka hicrî ya 1304'an de di arşîvên Osmaniyan de heyî, li Helebê balyozxaneya Îngilîz bi riyaseta Handerson de bi navê Locaya Farmason de teşkîlateke veşartî hatiye avakirin û bi tîpên erebî cara yekemîn hatiye Helebê xebat meşandiye. 

Hemû Avahiyên Bajêr Û Heremê Bi Kevirên Kayşanî Tên Çêkirin

Yek ji taybetmendiyên Heleb’ê ku mînakeke qlasîk a bajarbûna Rojhilata Navîn e, cureyek kevirê bi navê Kayşanî di avahiyan de tê bikaranîn e. Keleha Heleb’ê, Xan, Hemam, Sûk, Mizgeft (Mizgefta Ulu ya Helebê jî di nav de), medreseyan bi van keviran hatine çêkirin. Helebî di roja îro de jî hemû xaniyên xwe bi van keviran lêdikin.

Heleb, ji bilî gelê Ereb, Kurd, Tirkmenan her wiha Ermen, Asûrî, cuhû û çerkezan pêk tê, lê dijîn. Nifusa navenda bajarê Heleb’ê, li gor texmîna sala 2011'an de ji milyonek û 700 hezar kesî, derdora wî jî bi tevahî 4 milyon kes dijîn. Bajarê ku çûn û hatina wî bi riya bejayî, hewa û riya hesin a trênê pêk tê, Balafirgeha Heleb’ê ku ji hûndir û derveyê welat re vekiriye, duyemîn balafirgeha herî mezin a Suriyê ye. 

Çeteyan Cihên Dîrokî Talan Û Wêran Kir

Li Suriyê di 15'ê adara 2011'an de ku çalakiyên protestoyan destpê kir, di 12'ê tebaxa 2011'an de, li Heleb’ê protestoyên hemberê hikumetê li navçeya Sakhour û li tevahiya Heleb’ê belav bû. Di nava hezaran çalakvanan de herî kêm du kes li navçeya Sakhourê ji hêla hêzên rejîmê ve hatin kûştin. Du meh piştre alîgirên hikumetê evcar li Qada Saadellah Al-Jabirî xwepêşandan pêk anîn. Li gor rojnameya New York Timesê, di 11'ê cotmeha 2011'an de yên Esad destek dikirin, nêzî milyonek û nîv kes beşdar bûn, ev xwepêşandan heta niha li Suriyê xwepêşandana herî qelabalix bû ye. Di serê sala 2012'an de li hemberê hêzên rejîmê bûyerên bombekirinê destpê kir.

Li gor Wezareta Karê Derve ya Suriyê, hezar fabriqeyên li Helebê hatine talankirin û malên li vir hatin dizîn di bin agahiya hikumeta tirk de birine Tirkiyeyê. Di sibata 2014'an de ji hêla komên çeteyên eniya Îslamî ve di nava wan de qesra edaletê jî heyî avahiyên dîrokî yên herî girîng ên bajêr tunekirin û berpirsiyartiyê jî girtine ser xwe.

Di tîrmeha 2012'an de pêvçûn bi awayek cidî gihişt Helebê, ji wî demî heta niha şerê sivîl heta niha di qadên cihwarê de li Helebê "bombebarankirina herî xirabkirinê û bi şewat di têkoşînê de cihê xwe girt". Li gor reqama ji hêla saziyên mirovahî yên navneteweyî; 13 hezar û 500 kes mirin. Qereqolên polîsan ên heremî bûn cihê pêvçûnan. 

Di encama van pêvçûnên dijwar de, Mizgefta Ulu ya Heleb’ê û avahiyên serdema navîn ên din a bajêr jî di navê de gelek beşên aîdên Sûka El-Medîne (Mîrateya Cîhanê ya Bajarê Kevin a Helebê) bi tevahî hilweşiyan, malên di navê de hatin talankirin, di piyaseyên Tirkiyeyê de hatin firotin. Êrîşên çeteyên Artêşa Suriya Azad û Artêşa Ereb a Suriyê ve êrîş zêdetir bûn, di havîna sala 2012'an de gelek cihên bajêr hat xirakirin an jî şewitandin.

Şêxmeqsûd Û Eşrefiye Di Bin Serweriya YPG'ê De Ye

Bi pêşketina şer a li heremê re Fermandariya Heleb’ê ya YPG'ê ku li heremê hêzeke bi bandor bû di sala 2012'an de bi pêngavekî re taxên Şêxmeqsûd û Eşrefiye ku piraniya wan kurdin ji çeteyan hat rizgarkirin. Ji ber şerê li Heleb’ê çiqas çû dijwar bû ev her du tax ji koçberiya ereb û ermenan pêk dihat, malevaniyê kir. 

Lê, ji ber êrîşên zêde ya hêzên rejîmê ku li ser taxa Eşrefiye pêk tanî, sivîlan ji Eşrefiyê hatin derxistin bi neçarî bû qada leşkerî. Sivîlên li Eşrefiyê birin taxa Şêxmeqsûdê.

Di 4 Salî De Koçberiyek Mezin

Ji ber pêvçûnên di navbêra hêzên rejîmê û çeteyan a li bakurê Heleb’ê û dora wî pêk dihat de, bi sed hezaran mirov bi awayek girseyî ger li Tirkiyê, ger Rojava û ger jî welatên Ewropayê ve koçberî destpê kir. Ji ber pêvçûnan mirovan navendên bazirganiyê berdan û canê xwe xilas kirin, yên mayî jî ji hêla hêzên rejîmê û çeteyan ve hate talan kirin.

Heleb Navdariya Xwe Ya Navenda Bazirganiyê Ya Herî Mezin Winda Kir

Ger xirabûna navendên bazirganiyê yên ji hêla şîrketên bazirganiyê ya ji hêla kesên welatên derve ve hatibûn avakirin, ger jî hemû şîrketên xwe kişandin, ji ber vê yekê jî bazirganiya navneteweyî êdî li Heleb’ê û derdora wî ya herî mezin nehate kirin, êdî unvana xwe ya navenda bazirganiyê ya herî mezin winda kir.

Ligel Vê Yekê Jî Berdewam Bû

Heleb’a ku noqteya derbasbûna têkiliyên heremî ye, jibilî serweriya psîkolojîk di serweriya siyasî û leşkerî de jî kesê vir bidestxist tê di hêla van qadan de jî serwer bibin. Artêşa Suriye ku bi piştgiriya Hizbûlah û Rusya’yê heremên Nubûl û Zehra’yê ya ev 4 salin di bin dorpêça çeteyan de ye hat standin, riya alîkariya cebilxane û lojîstik a ji hêla hikumeta AKP'ê ya ji çeteyan re dihat kirin jî hat qûtkirin. Bi vê ve girêdayî jî hêzên Ceyş El Suwar û YPG/YPJ ku girêdayê QSD'ê ne balafirgeha leşkerî ya Minixê û Tel Rifatê girtin û pêşveçûnê berdewam dike jî, alîkariya ku ji hêla Tirkiyeyê ve ji çeteyan re dihat kirin bi temamî hat qûtkirin. Ji Deriyê Suriyê ya Oncupinar a Kilîs’ê heta Ezaz’ê, ji wir jî qorîdora Nubûl heta Heleb’ê heremên ku ji hêla Tirkiyê ve ji çeteyan re jojîstîk û leşkerî ve dihat kirin bû. 

Cihê Herî Stratejîk Heleb E!

Bi qûtbûna girêdayîna çeteyan û Tirkiye’yê re, komên çeteyan ên wek e El-Nûsra, Ehrar El Şam û Ehrar Suriye hatin tengav kirin, riya rejîm di qorîdora Heleb, Lazkiye û Îdlibê de ya çeteyan asê bike jî hate vekirin. Hêza ku Heleb bidest bixe dê karibe ser heremên Bab, Ezaz, Marê, Til Refat ên başûrê Helebê ne jî dê hikum bike. Piştî rejîm heremê Îdlîb ji çeteyan girt, girîngiya Helebê ji bo rejîmê zêdetir bû. Rêjîm ku derveyê Hesekê serweriya xwe ya li ser bakurê Helebê winda kiriye, rejîm ji bo parastina xeta heyî ya bajêr û de heman demî de girtina xeta Heleb-Manasir-Hama-Lazikiyê jî ji bo xwe pir bi wate dibîn e. Eger rejîm xeta Heleb’ê nikaribe biparêze dê hebûna xwe temam winda bike û di xeta Şam-Hûmûs-Lazikiyê de asê bibe.

Xeyala AKP'ê Ya Herêma Tampon Kete Avê!

Bajarokên Nubûl û Zehra ku ev 3 sal in di bin dorpêça çeteyên Cephet El Nûsra de ye û bi pêşveçûna hêzên rejîmê ya bi alîkariya balafirên Rusya re ji çeteyan hat girtin, AKP ku têkiliya alîkariyê bi çeteyan re qût bû xeyala wî ya dê di bakurê Suriyê de "herêma tampon" ava bike jî kete avê. Serokwezîrê AKP'ê Davutoglu ku cihên wek e heremên tampon dixwest jî bakurê Helebê, îdlîb ên cihên nêzî Tirkiyeyê, bakurê Lazikiyê rêz kiribû. An go heremên di bin dagirkeriya komên çeteyên Tugaya Sultan Murat, El Nûsra û Ehrar El Şam de bûn rêz kiribû.

Bi qûtbûna xeta Heleb-Tirkiyê re "Xeta sor" a hikumeta AKP'ê hat derbaskirin, destê kurdan jî rehet bû. Pêşveçûna QSD'ê ya ji rojhilata Efrînê ya ber bi Ezaz û Cerablûs’ê ku bû sedema qrîza di navbera Amerîka û dewleta tirk/Erdogan a gotibû "Ey Emerîka ma mutefîkên te em in an jî PYD ye?" êdî hêsantir bûye. Bi vê re "Xeta sor" a ku bi pêngava QSD'ê ya Bendava Tişrînê re derbas bibû, dê bi Rojavayê Feradê re bi temamî bê derbas kirin û heta bi temamî ev xeta sor paqij bibe.

Çeteyên El Nusra Ku Dewleta AKP/Erdogan Ewqas Pesnê Wan Dide Kî Ne?

Dema em pêşketinên li heremê yek bi yek rêz kir, baş e çeteyên Cephed El Nûsra û Ehrar El Şam ku bi agahiyên îstîxbaratî û dîmenên alîkariyên lojîstîk û cebilxaneyên ji hêla dewleta AKP/Erdogan ve ji wan re dihat şandin û ya dawî ji hêla Serok Komarê Tirk Erdogan ve bi zimanekî gazinde bang li Amerîkayê dikir û digot “Ey Amerîka! PYD/YPG ji ber li hemberê DEAŞ’ê şer dike ji wan re nabêjî terorîst, El Nusra jî li hemberê DEAŞ’ê şer dike çima ji wî re dibêjî terorîst”. Li ser vê yekê careke din çavên her kesî çû ser pêkanînên hovane ya van çeteyan. 

 Baş e koma çeteyên Cephed El Nûsra ku ji hêla dewleta AKP/Erdogan ve her tim tê pesindar kirin kî ye, kengê hat avakirin, li ser çi armancî ava bû, ji avabûnê heta niha pêkanînên wî çi ne? Agahiyên pêkanînên wî yên hovane û komkujiyên wan ên ji hêla Neteweyên Yekbûyî û çavkaniyên cuda ku me bidest girtiye, binêrin û nas bikin.

 Koma çeteyan a Cephed El Nûsra alîgirê Îslama Sûnî ya çekdarî ya “Mucahîtê îslamê” tê nas kirin. Koka El Nûsra ku yek ji komên herî mezin a çekdar a li Suriyêye, digihije dagirkirina Iraqê ya ji hêla Amerîka ve. Çeteya El Nûsra ku orjînala Selefî ye her çiqas li Suriyê di îlona 2011’an de ketibe faliyetê jî bi sifatê El Qaydê ya Iraqê hebûna xwe ya li vê welatî di sala 2003’an de ye. Beşar Esad jî wek e bavê xwe Hafiz Esad polîtîkaya rêxistinên teror di bin destan de destek dike berdewam kir. Esad, piştevanê yekemîn a El Qaîdeyê ya Iraqê ku di çalakiyên pêşî yên di Iraqê de ya li hemberê DYA’yê dihat kirin, bû. Qet deng ji bo bicihbûna wan a li Suriyeyê, li vir mirovan eyar kirin û piştgiriya madî dernexist. 

Çeteyên El Nûsra li Suriyê di îlona 2011’an de ava bû û di 25’ê çileya 2012’an de bi vîdeoyekî ku li ser youtube yê bar kir re avakirin û armanca xwe ji cîhanê re ragihand. Çeteya El Nûsra ku tê îdeakirin têkiliya wan bi El Qaydê re heye û ew bi xwe jî vê yekê qebûl dike, di vê vîdeoyî de alîkariyê ya ji welatên rojava digire rexne dike, ya Tirkiyeyê ne Îslamekî baş û wek e piyonê DYA’yê gumanbar dike lê, bi desteka lojîstîk û cebilxaneyê ku ji her du welatan heta welatên wek e Siûdî Erebîstan, Katar û yên din distîne di esasê xwe de ew bixwe piyonê van hemû dewletan e radixe berçavan. 

Tenê Li Gor Rêjeyê Fermî Ji 2011’an Û Vir Ve 620 Bûyerên Wî Yên Ser Jê Kirin Hene

Li gor agahiyên ji hêla Neteweyên Yekbûyî, saziyên navneteweyî û çavkaniyên heremî hatine bidestxistin, tenê yên tên zanîn di serî de li heremên Serêkaniyê, Idlîb, Ezaz, Heleb, Til Rifat serê 620 mirovên sivîl jê kirine, bi sedan kesî revandine û heta niha tu agahî ji wan nehatiye girtin, bi hezaran jî qetil kiriye. Çeteya El Nûsra piştî avakirina xwe di demek kurt de gelek êrîşên întixarî pêk anî û berpirsiyarê qetilkirina di nava wan de sivîl jî heyî bi sedan mirovan. Heta piştî êrîşa avahiya îstîxbarata rejîmê ya bi nav û deng ku gelek sivîl hatin kûştin belavokek belav kiribû de wiha gotibû “Me ya sivîlan hişyar kiribû ku li dora avahiyên rejîmê negerin”.

Çima Ser Jê Dikin?

 Dema dikevin pêvçûnê leşkerên têne girtin kî di vîdeoyan de piranî yên sivîl in gule bera serê wan dide û înfaz dike, kesên tê gotin hevkar in jî serê wan jê dike. Wisa dibe ku di baweriya Nusayrî de bi reenkarnasyonê re piştî Nusayrî dimirin mirovek 7 carên din jî tên cîhanê.  Heta di baweriya ku Hz. Îsa gelek caran hatiye ser rûyê erdê, ya dawî jî wek e Hz. Muhamed jiyan kiriye. Li gor vê baweriyê mirovê dimire dema rihê wî ji dev derdikeve azad dimîn e. Lê kesekî serê wî tê jê kirin rihê wî di bedena wî de girtî dimîn e, lê di esasê xwe de armanca esil ew e ku li ser gelên heremê tirsê çêbike, hêza xwe bide nîşandan û bi mejiyê “reqlama baş û xirabiyê nabe” xwe bi rayagiştî ya cîhanê de bide qebûl kirin. 

Pêdiviya OSO Bi El Qaîdê Heye

Saziya ramanê yê bi navê Council on ForeignRelations a ji pisporê Rojhilata Navîn Ed Husaîn di tebaxa 2012’an de ji bo El Nusrayan re vê tiştî nivisandibû; 

“Serhildêrên Suriyeyî, heke El Qaîdêyî tunebûna, dê xwe bê pîvan qels hîs kiribûna. Tugayên OSO di asteke bilind de westiyayî, ji hev ketî û kaotîk e! Difikirin ku ji hêla welatên Rojava ve hatine terk kirin û dema bi artêşa bi hêz a Esad re şer dikirin di asteke mezin de demoralîze bibûn. El Qaîde bi tecrubeya xwe yên li Iraq û Afganîstanê dikare moralên muxalifan bilind bike, disîplîn, zîrekbûneke ji olê pêk tê, dibe ku ji welatên korfezê pere û yê herî girîng encamên mirinê bîne. Bi kurtasî pêdiviya Artêşa Suriyeya Azad bi El Qaîdê heye.”

‘Nêrîna Fermî Ya Tirkiye’yê Ya Li Ser El Nûsra Yê’

Ji bo çeteya El Nûsra ku piştî êrîşa Reyhanli ya Hatayê ku navê wî hate telavuz kirin rayedarên tirk gotin ku “Ev pêkhate ji bo destên muxalifan a di tevahiya cîhanê de zeyif bikin ji hêla Îran û Hizbullahê ve tê bikaranîn” û piştre jî wiha lê zêde dike: “

“Bi gelek mînakan hate dîtin ku bi pêkanînên xwe ji bo destê muxalifan di raya welatên Rojava de qels bike, ev yek jî dibe sedema ku ji bo feydeya eniya Esad de îş bike ye. Jixwe her wiha hin çekên bi kar tîne jî çekên ku Hizbûllah bikar tîne ye, aşkere bûye. Hin dîmenên ku El Nûsra dilên mirovan dixûn tên weşandin û bi vê re ya rayagiştî ya rojavayê texrîk dike û piştre jî ji nedîve xirecira ‘eger çekên kîmyewî bikevin destê van dê felaket çêbibe’ dane destpê kirin. Anîne wî astî ku rayagiştî ya ku van çekên kîmyewî di destê Esed de bê hiştin hatiye razî kirin.” Lê Tirkiye bi vê nêrînê re dixwaze bibêje ku “Di esasê xwe de ne terorîste rêxistinekî ku ji hêla hin kesan ve nebaş tê nîşandan” û bi vê re jî ya El Nûsrayê wek e “Destê Tirkiyeyê” di Suriyeyê de bihêle, bide nîşandan. 

El Nûsra Çewa Derket Holê?

Hin kesên El Qaîdeyî yên Suriyeyê piştî Amerîka ji Iraqê vekişiya, di Iraqê de man. Dema şerê navxweyî destpê kir, El Qaîdeya Iraqê van çeteyan, bi komên çeteyên xwe re şande Suriyeyê.  Pêvçûnên li Suriyeyê ku bi bandora Bihara Ereb re li hemberê rejîmê destpê kir re ya El Qaîdeya Iraqê xiste nav tevgeriyê. El Qaîdeyên Suriyeyî ku ji ber operasyona Esad reviyan û xwe spartin Iraqê yek bi yek paşde hatin, bi komên çeteyan re hev girtin.  Serçeteyê îro ya El Nûsra yê Ebu Muhamed El Culanî jî yek ji wan emîrên çeteyan bû.  Culanî, piraniya kadroya sereke ya ku wan di cepheya Iraqê de nas dike (Meclîsa Şûra) di demek kurt de çêkir.  Di nava çend mehan de di şêwaza El Qaîdeya Afganan (taxim, tabûr, tugay) de hat organîze kirin, li dijî milîsên girêdayên rejîmê çalakiyan pêşxist. 

Bi Hindikayî Xwedî Endamê Çeteyên Perwerdekirî Ye

Hejmara endamên çeteyên El Nûsra ku di sala yekemîn de 2-3 hezar bû, piştî êrîşên bi bandor a li ser noqteyên leşkerî û yekîneyên hikumetê ya di qadên çoltarê de, bi lêz zêde bû. Îro ligel 5-6 hezar çeteyên bi perwerdekirî, bi hezaran tîmên sempatîzan hene. Di nava çeteyên El Nûsrayê piştî serçete El Culanî, ya herî bi bandor a din jî bi laqabê “Dixtor” Mûhîsînî ye. Muhîsînî bi xitabeta xwe ya çeteyan ji bo întîxariyê, ser jê kirinê, pêkanîna komkujiyan pir bandor e, bi vê re jî feraseta “Kesê ne îslam be wan mirinê heq kiriye” li çeteyan bar dike. 

Piraniya rêveber û fermandarên li serî ji biyaniyan pêk tê. Yekîneyên îstîxbaratê pir bi qiwet e. Tê gotin ketine nava artêş û hikumetê jî. Her çiqas govdeya rêxistina çeteyan ji Iraqî û Urduniyan pêk wer e jî di tabana El Nusra de ji Efrîqaya bakur û welatên korfezê, her wiha Afganîstan, Pakîstan, Çeçenîstan, Tirkiye, Siûdî Arabîstan, Katar jî ku ji erdnigariyên geşedanî heye çeteyên “Cîhatvan” ên radîkal pêk tên. 

Bi Şêwazên El Qaîdeyê Êrîş Dikin

El Nûsra her çiqas ji sedî 2-3 muxalifet û komên çeteyan a Suriyeyê ya pir kêm jî pêk wer e jî, bi êrîşên xwe yên bi bandor û li gor xwe derdikeve pêş. Komên girêdayên Artêşa Suriya Azad piranî şerê cepheyê tercîh dikin, El Nûsra di coltarê de bi êrîşên girseyî ya jinedî ve, di bajaran de êrîşên întîxarî û bi wesayîtên tije bombe bar kirî lê dide. 

Sonda Girêdayîna Xwe Ya Bi El Qaîdê Re Kirin

Heta niha ji hêla El Nûsra ve tenê yek didû dîmenên înfaza bi civakî û çar pênc peyama rêberê xwe weşandine. Culanî yek ji wan peyaman di 9’ê nîsanê de di malpera înternetê ya El Qaîdê de da weşandin. Di peyama xwe ya deng de, sonda girêdayîna xwe ya bi rêberê El Qaîdê Ayman El Zevahîrî re dikir. Culanî, her wiha El Nûsra alîkariya lojîstîk û cebilxaneyê ya ji El Qaîdeya Iraqê distîne qebûl dike. Zevahîrî k udi malpera xwe ya înternetê de berê çend mehan peyam weşandibû de bang li komên çeteyên girêdayê xwe dike ku di Suriyê de “dewletek îslamê” ava bikin, dike. 

Polîtîkaya DYA’yê Ya El Nûsra Yê

Her çiqas tê gotin ku hebûna El Nûsrayê ku ji bo rêveberiya Washîngtonê ya naxwaze mudaxilê qeyrana Suriyeyê bibe wek e bahane tê dîtin jî, ji hêla şêwirmendên Serokê DYA’yê Obama di hin daxuyaniyên xwe de “El Nûsraya ku di nava hêzên muxalifan de bi hêz bû ye ditirsin ku piştî Esad wek e hêzeke yekemîn pêvajoya siyasî bixe bin qontrola xwe. Ji ber vê yekê divê li Suriyeyê artêş, polîs, wezaretxane, saziyên weke burokrasiyê bên parastin, hikumeteke derbasdar a bi qedemeyî bê avakirin, Esad piştî pêvajoyê di dawiyê bila here, dixwaze.”  Her çiqas wisa bê gotin jî, di esasê xwe de di pêşketinên dawî yên ser xeta Heleb û Ezazê de  balafirên şer ên koalisyona ku serkêşiya wî Amerîka dikşîne, heta niha noqteyên çeteyên El Nûsra dê de ne lênehatiye dayîn, ev jî polîtîkaya Amerîkayê ya derbarê vê rêxistina çeteyê de datîne holê. 

Ya Rêxistinê Kîjan Welat Birêve Dibe?

El Nûsra, ne tenê bi El Qaîdeya Iraqê re, têkiliya xwe bi El Qaîdeya ‘Bingehîn’ a Pakîstanê re jî heye. Tê gotin têkiliyên xwe yên xûrt bi hin welatan re jî heye. Nîşaneyên ku girêdayiyên xwe bi heremên Korfezê re jî derdikevin. Derheqê pêşengê çeteyan Muhammed El Culanî de agahiyên pir zêde tûne ne. Tê gotin 40 salî ye û li dora Golanê hatiye dinê. 

El Nûsra niha ne tenê li Suriyê, di qampên penaberan a li Lubnanê de jî xwe birêxistin dike. 

Bi DAIŞ’ê Re Agirbest!

 El Nûsra her çiqas demek bi DAIŞ’ê re li dijî hev tên xuya kirin jî di gulana 2014’an de pê re agirbest îlan kiribû. El Nûsra niha wek e baskekî DAIŞ’ê çalakiyên xwe pêk tîne. El Nûsra ku niha di xeta bakurê Helebê di serî de bi piştgiriya Tirkiye û Siûdî Erebîstanê û welatên din hebûna xwe berdewam dike tê zanîn ku tenê di destpêka şerê navxweyî ya Suriyê de bi sedan sivîlan qetil kiriye. 

Di ‘Lîsteya Reş’ A Hêzên Emperyal De Ye Lê…

 Çeteyên El Nûsra ku bi ser jê kirinê, înfazên bi civakî, revandina mirovan, pêkanînên hovane hebûna xwe da hîskirin, bi taybetî di demên dawî de bi çekên giran ên ji aliyê Tirkiyê, Siûdî Erebîstan, Katar û welatên din hatine şandin ve bi komkujiyên tomarî re kete rojevê. Rêxistina çeteya El Nûsra ku ji hêla Amerîka ve li ‘lîsteya terorê’ hatî zêdekirin, ji hêla Konseya Ewlehiya Neteweyên Yekbûyî ve ketiye ‘lîsteya reş’, her wiha ji hêla Avustralya, Ingîlîstanê, Erebîstanê, Tirkiyê ve jî weke rêxistineke terorê tê qebûl kirin. Lê, li vir xalekî ku divê bê sererastkirin heye, ev rêxistina çete xistine lîsteya reş lê ligel gelek caran bi dîmen û belgeyan hatiye îspatkirin Tirkiye alîkariya lojîstîk û cebilxaneyê jê re kiriye, dîsa li jorê ku me diyar kiribû balafirên şer a koalisyonê ku pêşengtiya wê Amerîka dike heta niha carekî jî li noqteya El Nûsrayê nedaye û bombeyek jî navêtiye. Ev yek jî dide nîşandan ku hêzên emperyal vê rêxistina çete di Suriyê de wek e ‘qozek’ bihêle ye.

 ‘El Nûsra Tu Firqa Xwe Ji DAIŞ’ê Tune Ye’

Hûn dixwazin werin em vê rêxistina çeteyî ji Ehmed Zekîwan ku ji ber pêkanînên hovane ya El Nûsra ji bajaroka El Zawî ya girêdayê Îdlîbê de tevlî Ceyş El Suwar (Artêşa Şoreşgeran) ku di bin banê QSD’ê de ye, guhdar bikin. Zekîwan, înfaz û komkûjiyên çeteyên El Nûsra’yê wiha vedibêje: “Li Suriyê destpêkê çalakiyên demokratîk çêbûn, me jî di nava van çalakiyan de cihê xwe girt. Piştre şerê leşkerî destpê kir, me jî bi Tugaya El Zawî ku me ava kiribû li hemberê rejîmê şer kir. Çeteyên DAIŞ’ê jî ji bo armanca xwe ya kîrêt pêk bîne êrîş kir û xwest bikeve Idlîbê. Me li hemberê wan jî şer kir û me wan ji heremê derxist. Piştî çeteyên El Nûsra ku girêdayên El Qaîdê ne hatin, me wê demî hêj jî li hemberê rejîmê şer dikir. El Nûsra şûna li hemberê rejîmê şer bike her tim êrîşê komên ‘Îslamî” dikir. Ewqas sal di wir de me nedît ku El Nûsra li hemberê rejîmê guleyekî jî biteqîne. Di sala 2014’an de me li hemberê hêzên rejîmê 4 kîlometre eniyek berfireh vekiribû, me pêşveçûna rejîmê rawestandibû. Lê piştî mehekî El Nûsra û komên çeteyên din ji pişt me ve êrîş kirin. Em jî neçar man wî eniyî berdin û paşde vekişin. Piştre avêtin ser gundê me û nêzî 300 kesî girtin, hemû cure îşkenceyê li wan kirin, 4 kesan li fabrîqeya betonê ya gund de înfaz kirin, serê gelek kesan jî jê kirin. Piştre nêzî 200 kesî bi halekî perîşan berdan, lê di nava wan de zarok, jin jî heyî revandin, heta niha agahiya ji wan nayê girtin. Piştre jî çeteyan wan kesên serbest berda bûn her carê nîvê şevê davêtin ser malên wan û rûyê xwe digirtin û direvandin.  Em nizanin wan dibin kuderê jî. Em jî bi neçarî derbasî Tirkiyê bibin. Em piştî demek li wir man, careke din vegeriyan, ew dem li herêma Şehba û Efrînê Ceyş El Suwar hêj nû hatibû wir, em jî tevlî wan bûn. Dema em di nava Ceyş El Suwar de man me dît ku ‘Artêşa Azad’ a esasî ew in an jî ‘Artêşa Şoreşgerên Azad’ a esasî ew in. Me jî biryara di nava vê rêxistinî de bimîn in û bi izina xwedê em dê rejîm û El Qaîdeyan ji Suriyeyê paqij bikin.

 ‘Çewa Rejîm Raqayê Radestê DAIŞ’ê Kir Idlibê Jî Heman Awayî Radestî El Nûsra Kir’

Ehmed Zekîwan, da zanîn ku dema El Nûsra kete bajarokê Cebil El Zawî tenê Şoreşgerên Artêşa Azad di wir de bûn, ne şêî ne jî hêzên rejîmê li wir hebûn û wiha berdewam kir: “Wê demê gelê heremê li hember wan derket. Lê ji ber êrîşên wan ên hovane ya gel pir tirsandibûn. Jixwe armanca wan şoreşa gelan hilweşîn in. Ji wir ya Artêşa Azad derxistin, armanca jî ji bo çeteyên ji derve ve hatine bicih bikin bû. El Nûsra piştî ya OSO’yê ji wir şikand, rejîma Baas çewa li Raqayê bê guleyek bê teqandin bajêr radestê çeteyên DAIŞ’ê kir, bi heman awayî herêma Idlîbê jî radestê wan kir. Beriya El Nûsra bê herema Idlibê ji sedî 75’ê wî di destê me de bû, lê rejîmê heremê radestê wan kir. Hêzên rejîmê xwest ji hemû cîhanê re bide ravekirin ku hêzên şoreşgerên azad ên li heremê wek e ‘terorîst’ kesên nebaş bide nîşandan, jixwe bi vê awayî biser ket jî. Yanî DAIŞ û El Nûsra bi her awayî tu firqa xwe ji hev tune ye. Gelê heremê ji ber êrîşên hovane ya El Nusrayê ditirsin nikarin dengê xwe bikin, nexwe ne ku ji wan hiz dikin an jî kêfxweşin dengê xwe dernaxin. El Nûsra destpêkê ji bo tirs û xova xwe belav bike vekirî ser jê dikir, komkujiyan pêk tanî, lê niha ji bo polîtîkayên kesên serdest vala dernexin, pêkûtî li ser wan bê rakirin bi dizî ser jê dikin. Ser jê kirin di baweriya wan de, exleqê wan de heye.”

‘Emirên El Nûsra Û DAIŞ’ê Ya Li Heremê Yek Bûn’

Zekîwan, balkişand firqa navbêra çeteyên DAIŞ û El Nûsrayê û ev tişt gotin: “Dema DAIŞ li bajaroka Cebil Zawî de bû emîrê wan û yê El Nûsra yek bûn. Ev emîr dema DAIŞ ji heremê derket dewrê El Nûsra kirin, tevlî bûn û hêj jî di wir de dimîn in.  Niha cihê kun çeteyên DAIŞ’ê nikarin dagir bikin El Nûsra êrîş dike û bi rêbazên xwe yên hovane bidest digire. El Nûsra tu car li hemberê hêzên rejîmê şer nekir. Qaşo destpêkê dema hate heremê li ser navê ‘Rizgarkirina gel’ hatibûn, lê bi rêbazên xwe yên hovane ya gel qetil dike û ya gel bêzar kiriye. Li ser navê Artêşa Suriyeya Azad ji El Nûsrayê re alîkariya lojîstîk û cebilxane dihat.  Li ser vê yekê jî ragihandinên wek e Orîent û yên din wek e ev alîkariya cebilxane ji Artêşa Suriya Azad re tê diweşand lê hemû ji El Nûsra re diçû.”

Ehrar El Şam?

 Ev rêxistinên çete yên li heremê bi bandor in di esasê xwe de tu firqa xwe ji hev tune ne. An go çavkaniyên alîkariyê eynî ne, dewletên ku wan destek dike eynî ne, pêkanînên wan ên hovan e eynî ne. Heta sembolên li ser alên wan jî zêde cuda nîn e. Di serê van de çeteya Ehrar El Şam heye. 

Çeteya Ehrar El Şam, piştî bûyerên Misirê bi serhildana gel a li Suriyê destpê kirî û bi êrîşên hovane ya rejîmê ya bi navginiya kaosê re sûd wergirtin û bi komên çeteyên din re ji xwe re qadeke girîng girt. Di çileya 2013’an de komên çeteyên wek e “Îslam-î Fecîr, Pêşengên Îslamê û taburên El-Îman” ku qaşo li ser navê Îslamê tev digerin, di bin banê Ehrar El Şam de gihiştin hev.

Koma çeteyên Ehrar El Şam ji hêla Hesan Ebûd (Ebû Ebdullah El-Hemwî) ve hat damezrandin. Ebû Ebdullah El-Hemwî ku li qesebaya Mesken a li rojhilata Helebê ye ji dayik bû, di bin banê El-Qaîdê de bi salan faliyet meşand û bi taybetî jî li Iraqê li hemberê hêzên Amerîkayê şer kir. Di sala 2005’an de vegeriya Suriyeyê û ji hêla hêzên rejîmê ve hate girtin. Dema di nava El Qaîdê de xebat dimeşand bi gelek qaşo Îslamvanên radîkal, bi kom û kesên dewlemend ên di nava Erebîstanê de têkilî çêkiribû. El-Hemwî, ji Tirkiyeyê jî raste rast piştgiriyê girt û tevlî faliyetên çeteyên di nava Suriyê de bû. 

Piraniya çeteyên ku bi El Hemwî re tev digeriyan, kesên ku bi salan di Girtîgeha Sednaya ya aîdê rejîma Baas de mabûn û bi destpêkirina şoreşa gel a Suriyeyê re di navbera adar û gulanê ya sala 2011’an de bi efuya rejîmê re serbest hatibûn berdan in. 

Rêbazên Çeteyên Ehrar El Şam

Piştî avakirina koma çeteyan El-Hemwî di navbera “Ciwanên muxalif a Sunnî yên bi çek ên di Suriyê de” hewil da ku selefiyê belav bike. 

Rêbazên pêkanînên çeteyên Ehrar El Şam, El Nûsra û DAIŞ dişibin hev. Ehrar El Şam ku piştre di qada pratîkê de bi çeteyên El-Nûsrayê re hebûna xwe berdewam kir, bi armanca pêkûtî û tirsê çêbike li hemberê gelên li Suriyeyê rêbazên hovane bikar anî. 

Di Ehrar El Şam De Têkiliya Helef-Selefiyê

 Di îlona 2014’an de ku El Hemwî û 45 qadroyên rêveberiya pêşengên komê çeteyan dema di gundê Ramhemdan a girêdayê Idlibê civînê de bûn êrîşa bombeyî ya ku heta niha kesî negirtiye ser xwe hate kûştin. 

Piştî mirina El-Hemwî, Haşim El-Şêx Ebû Cabir bû serçeteyê Ehrar El Şam ê. Ev komê çeteyan ji hêla El Qaîdê ve hat birêvebirin. Faliyetên çeteyan ji hêla Ebû Xalid El-Sûrî ku ji hêla lîderê El-Qaîdê Eymen El Zevahirî ve hatiye peywirdakirin ve tê birêvebirin. Yek ji misyona din a Ebû Xalid El-Sûrî ya di nava çeteyên Ehrar El Şam de ew e ku têkiliyên xwe yên di navbera DAIŞ û El Nûsra de bi hêztir bike. 

Piştî salek Ebû Cabir ku rêbertiya çeteyan dikir, evcar Ebû Yehya El-Hemwî bû serçeteyê komê. Ebû Yehya, bi navê El-Hemwî El-Misrî jî tê nasîn. El-Misrî di sala 1981’an de li gundê Keleha El-Medîq a girêdayê Hamayê ye hatiye dinê. Li Lazkiyê beşa erdnizyariyê xilas kir. El-Misrî jî di nava kesên ku di sala 2011’an de ji hêla rejîmê ve serbest hatibû berdan de bû. 

Yek ji damezrînerê koma çeteyên Ehrar El Şam Ebû El-Ebbas El-Şamî (Mihemed Eymen Ebû El-Tot) jî di salên 1990’an de heta niha têkiliya wî bi îstîxbarata tirk re heye, yek ji navên di nava komê de bi bandor e. 

Din ava çeteyên Ehrar El Şam a tê xûya jî ya herî bi bandor berdevkê çapemeniyê ya El Qaîdê Ebû Musab El-Sûrî ye. Piştî Ebû Musab El-sûrî, Ebû Beşîr El-Tartûsî tê. Yek ji kesên ku nêrînên wî tên guhdar kirin jî Ebdullah Ezam e. 

Rewşa Ehrar El Şam Û Hejmariya Wî

Li gor hejmarên ku ne fermî ne nêzî 15 hezar endamên çeteyên Ehrar El Şam ên mensubê neteweyên cuda ne hene. Ev koma çete, piranî hêza xwe li dora Heleb û Idlibê bi çeteyên El-Nûsra re hevkarî bi cih kiriye. 

Di pêşengiya Ehrar El-Şam û El Nûsra de di 31’ê çileya 2015’an de “Eniya Yekîtiya Îslam” hat avakirin. Hevkariya di navbera van çeteyan de, di adara 2015’an de bi avakirina “Artêşa Fetîh” re xûrtir bû. 

Armanca Koma Çeteyê

Koma çeteyan a Ehrar El Şam jî wek e komên selefî yên din xwe wek e “Parazvanê Sunniyan” bi nav dike. Di perwerdehiya bîrdozî de hin gotinên sergirtî ku dixwazin şerê mezhebê careke din rabikin tê dîtin. Di qada pratîkê de jî, piranî di komkujî û dijberiya şêiyan tê xûya. Di selefitiyê de ku kes û rêxistinên ne ji wan in wek e “kafir” dîtin di çeteya Ehrar El Şam de di asteke bilindtir de heye.

Fînansorên Komên Vê Çeteyî Jî Tirkiye, Erebîstan Û Katar E

Çeteya Ehrar El Şam ku li Idlibê di banqeyekî de di navbera 4-6 milyar lîreya Suriyê xesp kiriye, hemû êrîşên xwe yên li Idlibê Tirkiye û Katar piştgiriyê dane yê, jibilî alîkariyên leşkerî bi fînansmantiya çeteyan amûrên giştî û gidayê jî ku ji hêla Tirkiye û Katar vê tê dayîn êdî ne sir re. 

Piştgiriyên alîkariyê ya ji komên çeteyan re tê kirin saziyên taşeron ên bi navê ; ‘Weqfa Alîkariya Mirovahî ya Tirkiye’, ‘Rêxistina Alîkariya Katar’ û ‘Hecac El-Ecemî’ ya girêdayê Kuweytê ne. 

Ji bilî alîkariya çek a ji Katar û Tirkiye’yê distîne, di raporên ewlehiyê de qala noqteyên qontrolê yên çeteyên Ehrar El Şam tê kirin, tê gotin ku depoyên çekan ên aîdê rejîmê ne bidest dixin û çek temîn dikin. Her wiha di raporan de qala çekên di destê çeteyan de yên wek e fuzeyên Gradd, fagot, hawan, fuzeyên konkors û hin çekên giran tê kirin. Di heman raporan de, agahiya ku ev çete ji bo perwerdehiyê jî ji îstîxbarata tirk (MÎT) helîqoptêr û gelek çek wergirtin e. 

Suriye Sahasında Selefilerin Yaşadığı Çelişkiler

Ehrar El-Şam, El-Nusra ve DEAŞ çeteleri aynı gerici zihniyete sahip olmalarına rağmen, DEAŞ ile Ehrar El-Şam çeteleri arasında derinleşmiş çelişkiler bulunuyor. Bu çelişki, 2013 yılında DEAŞ çetelerinin,  Ehrar El-Şam’ın çetebaşlarındanEbûReyan isimli çete komutanını GirêSipi’de öldürmesiyle başladı ve DEAŞ’ın bir diğer Ehrar El-Şam çete komutanını da Şii yanlısı sanıp öldürmesiyle daha da derinleşti.

Têkiliya Ehrar El Şam A Bi El Nûsra Re

Çeteya El Nûsra, di ser Ehrar El-Şam de hin hêzên çeteyên biçûk ên wek e “Eniya Şoreşgerên Suriye, Hezim, Tugaya Asîfêt El-Şemal” di nava OSO’yê de bicih kiriye. Tê zanîn ku El Nûsra di nava Ehrar El Şam de xwe bi cih kiriye û bi rêbazên cuda êrîşê Heleb, Idlîb û Ezaz’ê dike. El-Nûsra jibilî ku di nava çeteyên Ehrar El Şam de xwe bi cih kiriye, piştgiriyên cuda û bidizî digire jî, ji îstîxbarata tirk jî piştgiriya perspektîf û lojîstikê digire û êrîşên xwe pêk tîne. 

‘Xeta Sor’

Ehrar El şam bi girêdayê pêşketinên Suriyê re di dawiya sala 2015’an de hin qertên nû xiste qada nû.  Di êrîşa hewayî ya Rusya’yê ya li ser başurê Helebê de serçeteyê bi navê Ehmed Ebû El-Beraî hate kûştin. Tirkiye, bi Ehrar El Şam re raste rast di ser Ehmed Ebû El-Beraî re diket têkiliyê. Kûştina El-Beraî ya ku xwedî vê taybetmendî bû re derbeyek mezin a li dewleta tirk jî hatibû dayîn. 

Ya dawî çeteya Ehrar El Şam ku ji Ceyş El Suwar derbeyek giran xwar, ji bo hêza xwe berhev bike fişeka îşaretê ya li bendê bû ji Erdogan girt, bi çeteyên El Nûsra û yên din re di 27’ê mijdara 2015’an de û vir ve êrîşên bi organîze yên li ser Taxa Şêxmeqsûd a Helebê, Efrîn û herêma Şehbayê kir.

Yê dixwaze ev tê çi wateyî jî her kes dikare li pey xet û “Xeta sor” binêre û bixwîn e.

 

Jîr Arjîn

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): AKP  DEVLETININ  OVEREK  BITIREMEDIGI  EL  NUSRA  VE  EHRAR  EL  SAM  CETELERI  KIM  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.