24 MAYIS 2015 BASIN BÜLTENLERİ
Basın Bültenleri / 25 Mayıs 2015 Pazartesi Saat 01:42
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
24 Mayıs 2015 Tarihli Basın Bültenlerinden Derlenen Haberler...

Önder: AKP 'önlem' olarak Sayın Öcalan'a tecrit uyguladı!

ANF-İmralı Heyeti Sözcüsü Önder, AKP'nin HDP'ye yönelik ilgiden çekindiği ve savaşı meşru kılmak için Kürt Halk Önderi Öcalan'a tecrit uyguladığını belirtti.

Öcalan ile görüşen devlet heyetinin görüşmeye dair bilgi vermemesine ilişkin ise Önder, "HDP'nin yürüttüğü muhalif çizgi ve seçim kampanyasının niteliğinden rahatsız olup muhtemelen Sayın Öcalan'ın HDP'buna fren yaptırmasını istediler. Sayın Öcalan reddedince de öğrenmemizi istemediler" dedi.

HDP Ankara Milletvekili Adayı ve İmralı Heyeti Sözcüsü Sırrı Süreyya Önder, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik tecrit ve AKP'nin planlarına dair ANF'nin sorularını yanıtladı.

'HDP RÜZGARI VE SAVAŞ KARARI TECRİDİ GETİRDİ'

Neden tecrit dönemine girildi ya da dönüldü?

Devlet ve hükümet heyeti ile yürüttüğümüz müzakerelerde oluşmuş belli mutabakatlarımız vardı. Bunlardan birisi de, İmralı ziyaretlerinin herhangi bir engele takılmadan maksimum 15-20 günde bir gerçekleştirilmesiydi. Ve bunun için izin ve benzeri mekanizmaların ve bürokrasinin aradan çıkarılması. Hükümet buna 5 Nisan'a kadar belli ölçülerde bu mutabakata uydu. 5 Nisan'dan sonra aday listeleri kesinleştikten sonra, HDP'nin estirdiği rüzgar ve AKP'nin anket bilgileri süreçle ilgili bütün olumlu yönelimlerin HDP üzerinde yoğunlaşması sonucu hükümet böyle bir tutum aldı.

Öte yandan bütüncül politikalarına baktığımızda, özellikle Cumhurbaşkanı'nın demeç, röportaj ve miting konuşmalarına baktığımızda, kamuoyuna dönük, yeni bir savaşı meşru kılmaya çalışan bir kampanya yürüttüğünü görüyoruz. Çünkü Cumhurbaşkanı şu noktaya geldi, zihinsel olarak; Sayın Öcalan'ın  belirttiği Dolmabahçe Muhtabakatında da vücut bulan manifesto tam bir demokratikleşme pusulası, bu da hükümetin kurmaya çalıştığı baskıcı yaklaşımları ve mutlak iktidar tutkusunu bozucu bir şey. Bu anlamda bu iki gerekçe bir araya gelince, süreç hakkında bir yeni değerlendirme yapma ihtiyacı hissettiler, ilk önlem olarak da bilindik ezbere dönerek tecrit koşullarını uygulamaya soktular. "Silah bıraksınlar, ondan sonra görüşsünler" ve benzeri yaklaşımların tümü büyük bir yalan. Çünkü müzakerelerle gerçekleşen mutabakatta silah bırakma şart ve şekilleri de kayıt altına alınmıştı. Bunun en majör gereği; bundan sonraki müzakerenin izleme heyeti nezaretinde yapılması ve bu mutabakatların resmi kayda geçirilmesiydi. Bunlar yapıldıktan sonra da, Sayın Öcalan'ın silahsızlanma kongresi için tarih belirlemesi gibi kronoloji izleniyordu.

Sayın Öcalan'ın devlet heyeti ile görüştüğü bilgisi var. Bilgi bununla mı sınırlı?

Bu bilgiyi kendilerinden aldık. Bize ondan fazlası için bilgi vermediler. Önce 'biz ziyaret gerçekleştireceğiz' dediler. Sonra da bize bu ziyaretin gerçekleştiğini ama detaylı bir görüşmenin seçimden sonra yapılacağını anons ettiler. Görüşmenin içeriğine dair herhangi aktarım yapılmadı.

'SAYIN ÖCALAN AKP'NİN İSTEDİĞİ TUTUMU REDDETTİ'

Sizce neden görüştüler ve neden ayrıntı vermediler?

Muhtemelen HDP'nin yürüttüğü muhalif çizgi ve seçim kampanyasının niteliğinden son derece rahatsız oldular. Bunun HDP'ye yarattığı ivmeyi gördüler. Muhtemelen Sayın Öcalan'ın buna fren yaptırmasını, en azından AKP'ye dönük kısmı için bir tutum önermesini istediler. Biz de son üç görüşmemizden biliyoruz ki, Sayın Öcalan bu lakayt ve ciddiyetinden uzak tutumdan rahatsızdı. Böyle bir tutum almayı reddetti. Reddedince de bizim bunu birinci elden öğrenmemizi istemediler, diye düşünüyorum.

Son günlerde sizin görüşme yapmanıza dair hiçbir gelişme yaşanmadı mı?

Hiçbir gelişme olmadı. Zaten hükümetle diyalog kapımız tamamen askıya alınmış durumda. Çünkü bir yandan bize, kampanyamıza dönük oluşturulan nefret dili varken, bu nefret dili bütün bu saldırılara hem zemin hem teşvk işlevi görürken, öte yandan müzakere koşullarında görüşmeleri beklenemez. Yüz yüze gelmekten bile kaçınıyorlar. Soracağımız ilk şey; bu tutumları olacak. Böyle bir pozisyona girmek istemiyorlar.

'SEÇİM SONUÇLARI BELİRLEYİCİ'

'Çözüm süreci'nin seyri nasıl belli olacak?

Hükümet muhtemelen bizi baraj altında bırakmak ve müzakereleri daha sınırlı koşullarda yürütmek ve bir yerinde de sonlandırmak gibi düşünce içerisinde. Ama şüphesiz bunu seçim sonuçları belireyecek..

'KCK DUYARLI, AKP SAVAŞ ÇABASINDA'

AKP'nin savaş hazırlığında olduğuna dair tepkiler, kaygılar var. KCK de bu yönlü beyanda bulundu. Sizin öngörünüz ne?

Son üç aylık gündemimiz ağırlıklı olarak hükümetin bu çabalarına dönük uyarılarla geçti. Çok az kısmında göreceli tutumlar geliştirdiler ama esaslı bir dönüşüm gözlemlemedik. KCK de şu an ülkedeki demokratik gelişimi en çok gözeten bir yerden, en yüksek bir duyarlılıktan hareket ediyor. Bunu hem tutumlarında hem kamuoyuna dönük bilgilendirmelerinde görüyoruz. Yine heyetetimizin görüşmelerinden edindiğimiz izlenim, bu. Zaten 'İç Güvenlik Yasası' böyle bir hazırlığın ön adımıydı.

 

DAİŞ’in cami saldırısında en az 22 ölü

ANF-Suudi Arabistan’da bir Şii camisine düzenlenen bombalı saldırının bilançosu ağırlaşıyor. DAİŞ çeteleirnin düzenlediği saldırıda en az 22 kişi yaşamını yitirirken, 100’ü aşkın kişi yaralandı.

Suudi Arabistan’da bir Şii camisine düzenlenen bombalı saldırının bilançosu ağırlaşıyor. DAİŞ çeteleirnin düzenlediği saldırıda en az 22 kişi yaşamını yitirirken, 100’ü aşkın kişi yaralandı.

Yemen’deki benzer saldırıda da onu aşkın kişi yaralandı.

El Katif kenti yakınlarındaki El Kudayş’da bir camiye Cuma namazı sırasında düzenlenen bombalı intihar saldırısında en az 22 kişi hayatını kaybetti. El Arabiya televizyonuna göre, saldırıda 100 kadar kişi de yaralandı.

DAİŞ çetelerinin gerçekleştirdiği terör saldırısında yaralananlardan en az 12’sinin durumunun ağır olduğu bildiriliyor.

Öte yandan, Suudi Arabistan’ın Şii Husilere yönelik saldırılarının devam ettiği Yemen’de de Şiilerin gittiği bir camiye saldırı düzenlendi. Yine DAİŞ çetelerinin düzenlediği saldırıda onu aşkın kişi yaralandı.

Suudi Arabistan’daki Şii azınlığın önemli bir kısmı El Katif bölgesinde yaşıyor. Ülkede Sünni ve Şii gruplar arasında sık sık gerginlikler yaşanırken, Yemen’deki Şii militan grup Husilere yönelik saldırılarla birlikte çatışmaların artma riski de bulunuyor.

 

YPG: 3 köy özgürleşti, 4 çete sağ yakalandı

ANHA– YPG güçleri, Komutan Rubar Hamlesinin 17. gününde 3 köyü çetelerden temizlerken, 13 çete üyesini öldürdü. 2 tank ve 3 aracın imha edildiği çatışmalarda, 4 çete üyesi de sağ olarak yakalandı.

Cizîr Kantonu’nun batı kırsalı ve köylerini kurtarmak amacıyla başlatılan “Komutan Rubar Qamişlo Hamlesi”nin 17. gününde başarılı bir şekilde devam etiğini bildiren YPG Basın Merkezi, hamle kapsamında çetelere dün gece ağır darbeler vurulduğunu kaydetti.

YPG açıklamasında, “Güçlerimiz hamle kapsamında Serêkaniyê’nin 29 km güneybatısında yeni bir operasyon düzenlemiştir. Güçlerimizin operasyonu sonucunda Wedahiyê, Xircir ve Tuwecil köyleri çete işgalinden kurtarılarak özgürleştirilmiştir” denildi.

YPG, bu operasyon esnasında çetelere ait 2 adet tank ile 3 adet askeri aracın da imha edildiğini, ayrıca 10 çete üyesinin de öldürüldüğünü belirtti.

Güçlerimizin, Kezwan dağı ile Til Temir ve Hasekê arasında kalan bölgede çetelerden kurtarılan köylerdeki arama faaliyetleri de devam etmektedir” denilen açıklamanın devamında “Bölgedeki kuşatma nedeniyle kaçamayan ve köylerde saklandığı tespit edilebilen çete üyelerinin etkisiz hale getirilmesi amacıyla dün gece bir operasyon düzenlenmiştir. Operasyonda Kezwan dağı eteklerinde bulunan ve Til Temir’in 23 km güneyine düşen Mexluca köyü ve Til Temir’in 11 km güneyinde bulunan Til Hemam Rojhilat köyü hedef alınmıştır. Bu operasyonda güçlerimize ateş açan 3 çete üyesi silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirilmiş, 4 çete üyesi de sağ olarak yakalanmıştır” ifadeleri kullanıldı.

YPG güçerinini aynı zamanda çetelerin bölgede döşediği binlerce mayının halka zarar vermemesi amacıyla mayın temizleme faaliyetlerine devam ettiğine de yer verilen YPG açıklamasında, şu ana kadar yüzlerce mayını etkisiz hale getiren 1 YPG savaşçısının da yine bu faaliyeti esnasında bir mayının patlaması nedeniyle şehadete ulaştığı kaydedildi.

 

El-Nusra çeteleri 30 kürdü kaçırdı

ANHA – Cephet El-Nusra çeteleri, Efrîn_halep kentleri arasındaki yolda Efrînli 30 kürdü kaçırdı.

Bölgedeki ANHA muhabirlerinin aktardıkları bilgilere göre; Cebhet El-Nusra çeteleri bu sabah, İdlib’e bağlı Biniş kasabası yakınlarında Halep ve Şam’dan Efrîn’e gelen 2 yolcu otobüsünü durdurdu. Her iki otobüsten tümü erkek olan 30 yolcuyu bir otobüse bindirerek bilinmeyen bir yere kaçıran çeteler, kadın ve çocukları da diğer otobüse bindirerek Efrîn’e gönderdi.

Olayın tanığı kadın yolcular, El-Nusra çetelerinin Ramî Ebduletîf Xerqan adındaki bir çetesinin Efrîn’e geldiğini ve bird aha geri dönmediğini ileri sürerek buna karşı kürt erkeklerini kaçırdıklarını belirtti.

Kaçırılan kişilerin akibeti bilinmiyor.

New York Times: Erdoğan doğrulara giderek daha fazla düşman oluyor

DİKEN-Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) ardından ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hedefindeki Hürriyet gazetesine destek verdi.

Bugünkü başyazısını Erdoğan ve hükümet tarafından baskı gören basın kuruluşlarına ayıran New York Times, “Erdoğan, doğruların söylenmesine giderek daha fazla düşman oluyor” diye yazdı.

‘Türkiye’nin üzerinde kara bulutlar‘ başlıklı başyazı, “Hayati parlamento seçimlerine iki hafta kala, Türkiye’de gerilim yükseliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalifleri, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kazanmasının garantiye alınması için yeni bir baskı sürecinin başlamasından korkuyor. Siyasal sürecin vahşi şekilde manipüle edilmesi ise ciddi bir hata doğurabilir” ifadeleriyle başlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkan olması için hayal ettiği Anayasa değişikliği için AKP’nin parlamentoda en az 330 sandalye kazanması gerektiğini hatırlatan New York Times, 2011 seçimlerinde partinin 326 milletvekilinin parlamentoya girmeye hak kazandığını hatırlatıyor.

‘Erdoğan’ın Türk medyasını korkutması ve hakim olmasının uzun geçmişi’ne dikkat çekilen başyazıda, Mısır’ın devrik cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye verilen idam cezasını ‘Dünya şokta! Yüzde 52 oy alan Cumhurbaşkanı’na idam‘ başlığıyla duyuran hurriyet.com.tr hakkında başlatılan hukuki sürecin endişe verici olduğu belirtildi.

Hürriyet gazetesine yöneltilen suçlamalar için ‘Türkiye’nin hala bir demokrasi olduğu fikrine karşı bir tokat‘ benzetmesini yapan gazete, Fethullah Gülen cemaatine yakın basın kuruluşlarının ‘topluma ulaştırılmasında devlet imkânlarının kullanılmasının engellenmesi‘ne yönelik başvuruyu da hatırlattı.

Başyazı şu ifadelerle sonlanıyor: “Türkiye daha önce de sert siyasi kampanyalarla karşılaştıysa da, bu özellikle kirli. Atmosfer alışılmadık şekilde karanlık ve korkutucu. Erdoğan, doğruların söylenmesine giderek daha fazla düşman oluyor. ABD ve Türkiye’nin NATO’daki diğer müttefikleri, onu bu yıkıcı yoldan geri dönmesi için uyarmalı.”

Murat Karayılan: AKP hile yapar, HDP, yüzde 10,5-11 oyla barajı aşamaz

T24-'Silahlı güçlerimiz kimseye baskı yapmıyor'

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan HDP'nin seçimlerde alacağı 10,5-11 oyun barajı geçmesine yetmeyeceğini savundu. Karayalçın, "HDP'nin 10,5-11 oy olması durumunda AKP'nin hile yapacağını ancak 12-13 puan civarında oy alırsa bunu yapamayacağını" ifade etti.

Avrupa'da yayın yapan Med Nuçe'ye söyleşi veren Karayılan Türkiye dışında oy verme işleminin 30 Mayıs’ta sona ereceğini ve yurtdışında yaşayan oy verme hakkına sahip herkesin mutlaka sandık başına gitmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

"HDP’nin alacağı yüzde 10.5-11 oy ile ile barajı aşamayacağını düşünüyorum. Çünkü, hile yapar, oyları geçersiz sayar veya çalarlar. Yüzde 12-13 olursa, bunu yapamazlar. HDP’nin hedeflediği oy oranı yüzde 14-15 olmalı. Türkiye’nin istikrar özgürlüğü barışından yana kesimler gerçekten sorumlu davranmalı."

'Silahlı güçlerimiz kimseye baskı yapmıyor'

Karayılan, geçtiğimiz günlerde AKP'li Anadolu Ajansı'nın servis ettiği 'HPG damgalı' bildirilere de değinerek, silahlı güçlerinin hiçbir kimseye baskı yapmadığını, ortaya atılan iddiaların ise çarpıtma olduğunu belirtti. 7 Haziran seçiminin bütün tüm Türkiye toplumu için önemli olduğunu söyleyen Karayılan, Türkiye halkının yapacağı seçime herkesin saygı göstermesi gerektiğini düşündüklerini belirterek, "Özellikle seçim sonuna kadar hiçbir biçimde herhangi bir şiddet durumuna yönelme durumumuz olmayacağını açıklıkla belirtiyoruz" diye konuştu.

Kürt illerinde askerlerin sürekli hareket halinde olduğunu, sadece üzerlerine gelinmesi halinde ‘meşru müdafaa şartları’ içerisinde karşılık vereceklerini anlatan Murat Karayılan, HDP’nin yüzde 10 seçim barajnı aşacağına dair bir çok veri, anket bulunduğunu söyledi. Karayılan, HDP ile ilgili düşüncelerini ise şöyle ifade etti:

'Biz seçim partisi değiliz'

"Kürtler, tarihinde ilk kez, Türkiye’deki demokratik güçler sistemden dışlanan tüm kesimler ile birleşmiş, bir güç olmuş, yüzde 11-12 düzeyini yakalayacak duruma gelmiş. Bizim bu durumda kalkıp silah kullanmamız olacak bir şey midir? Sanki HDP bizim partimiz; ikimiz aynıymışız gibi davranıyorlar. Biz seçim partisi değiliz. Yalçın Akdoğan başta olmak üzere hükümet yetkililerinin ağzını bozarak bize sarf ettiği şeylere burada cevap vermek istemiyorum. Onların üslubu 12 Eylül cuntacılarından bir farkı yoktur. HDP’yi dışlamak, hedef, demokrasi için tehlikeli, zararlı göstermek, ötekileştiren tutumların hepsi yapılabilecek en berbat şeylerdir. Ciddi bir siyaset ortamında bu çok komik bir durumdur.

'HDP'den sorumlu değiliz'

Kürt sorununu, Türkiye’yi demokratik ortama kavuşturarak çözmek istiyoruz. HDP yasal bir yapılanmadır. HDP, geçmişi, temeli olan sol sosyalist demokratik birçok partinin içinde yer aldığı bir projeye sahip. Sadece Kürtler'den ibaret değil. Türkiyeli birçok çevre, kurum, kuruluş, sivil toplum kuruluşunun içinde yer aldığı siyasal yapılanma. AKP’nin bir rakibi. Rakibini kötülemek için HDP’yi silahlı güç sanki biz göstermek doğru değil. HDP’nin projesini uygun buluyor ve destekliyoruz. Bizim konuşmalarımız destek amaçlıdır. Barışı geliştirecek, sorunları çözecek, demokrasiyi geliştirecek projeyi destekliyoruz. Ama ne HDP’den sorumluyuz, ne HDP bizden sorumludur. ‘HDP silahlı güçtür demek doğru değil."

Halka B ve C planlı tehdit

K24-Halkı seçimle tehdit eden Akdoğan’ın ardından Erdoğan da savaşa hazırlandıklarını itiraf etti. Yaklaşan seçim hezimetini şimdiden hisseden ve mitinglerinin sönük geçmesinden yakınan Erdoğan, seçim sonuçlarına göre yine B ve C planlarından söz ederek şantaja başvurdu

SEÇİMLE TEHDİT ETTİ   

“7 Haziran bir kırılma noktasıdır” diyen Erdoğan, bir seçim yenilgisi halinde bunun faturasını Kürtlere ödetme niyetini vurgularken, “Nerede, kim, ne yapıyor bunların hepsi kayıtlarda mevcuttur” diyerek savaş politikaları için şimdiden fişleme ve hazırlık yaptığını ağzından kaçırdı.

YENİLGİNİN FARKINDA  

Parti olarak seçime girme kararının Öcalan’dan bağımsız alındığı yalanını da tekrarlayan Erdoğan, HDP’nin gelişiminden duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, AKP’ye ilgisizliği de ‘rehavet’le açıklamaya çalıştı. Erdoğan, İmralı tecridini ise ‘duruma göre izin vermem’ diyerek itiraf etti.

Seçim meydanlarında AKP için miting yapmaya devam eden Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, ipe sapa gelmez zehir zemberek açıklamalar yaptı; Kürt halkını tehdit etti. Faşist cunta şefi Kenan Evren’i dahi evinde ağırlayan, her iktidarın eteğine oturan, Mehmet Barlas’ın sorularında da daha çok muhalefeti suçladığı programda Erdoğan, Kürt sorunu için çok tartışılacak ifadeler kullanırken “7 Haziran bir kırılma noktasıdır” dedi.

‘İki parti yarışıyor’

A Haber ile ATV’nin ortak programında yalaka-çanak sorular yanıtlayan Erdoğan, HDP’nin parti olarak seçime girmesinden duyduğu rahatsızlığı yineledi. Erdoğan “Bana göre bu konuda İmralı’nın bir etkisi yoktur, bunda dışarıdakilerin etkisi vardır” dedi. Erdoğan, AKP’nin esas olarak HDP ile yarıştığını da, “Bu seçimlerde esas olarak iki parti yarışıyor, diğerleri değil, biri AK Parti’dir, diğeri (HDP) malum partidir” sözleriyle ifade etti. Erdoğan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kürtler ve örgüt üzerindeki etkisini, “Bu mesele bana göre tabulaştırıldığı için (İmralı) oradan gelebilecek mesajların zaman zaman dağı etkilediği söyleniyor, zaman zaman siyasi hareketi, zaman zaman Avrupa’yı…” diye konuştu.

Erdoğan çözüm sürecinin de yine seçim süreciyle birlikte askıya alındığını şu sözlerle dile getirdi: “Hukuk devleti olduğumuza göre attığımız adımları buna göre atmak zorundayız, bütün işlerimizi de buna göre yapıyoruz fakat bu çiğnendiği andan itibaren devlet B planını ve C planı devreye sokacaktır.” Barlas’ın “Yani bizim bir B ve C planımız var” sorusuna Erdoğan, “Olmaz olur mu tabi ki var” dedi. “Yani çözüm sürecinin askıya alındığı güvenlik tedbirlerinin devreye girdiği bir plan…” sorusu üzerine de Erdoğan, “7 Haziran bir kırılma sürecidir, ne olacağını görmeden bir şey söylemek mümkün değil, ne olacağı çok daha açık ve net ortaya çıkacaktır” karşılığını verdi.

‘Fişliyoruz itirafı’

“HDP barajı aşıp Meclis’e giremezse Güneydoğu’da tekrar silahlı eylemler başlar, barış ortamı biter deniliyor, ne diyorsunuz” şeklindeki soruya da Erdoğan, “Şimdi sizin ifade ettiğiniz, yani barajı aşamazsa Güneydoğu’da durum ne olur? Bir defa Türkiye Cumhuriyeti devleti bütün imkanlarıyla, güçleriyle görevinin ne olduğunu bilir. Nedir? Bir defa, biz bu ülkede mal güvenliğini sağlamakla görevliyiz, can güvenliğini sağlamakla görevliyiz. Bunu temin etmek için ne gerekiyorsa bunu yapacak kabiliyette, güçteyiz. Ordumuz, öbür tarafta emniyet teşkilatımız, öbür tarafta milletimiz böyle bir şeye asla prim vermeyecektir ve böyle bir adım atmaya yeltenecek olurlarsa da bunun bedelini, faturasını çok ağır öderler. Öyle ufak, tefek değil. Şu anda belli şeyler yapılmıyorsa, ‘Bu süreç gölgelenmesin’ diye yapılmıyor, ama nerede, kim, ne yapıyor bunların hepsi kayıtlarda mevcuttur” sözleriyle ‘fişleme’ itirafında bulunarak yanıt verdi.

‘Şartlar belirleyecek’

Erdoğan, “Size göre HDP’nin parlamento dışında kalması diyaloğu aksatır mı?’’ sorusunu, ‘’Devlet, ülkedeki tüm STK’ları ile diyaloğunu devam ettirir. Eğer siyasi parti olarak devam edecekse siyasi parti olacaktır. Şu anda devletin kiminle ne zaman, nasıl, hangi şartlarda görüşeceği meselesi o da yine yol haritasının, sürecin akışına bağlı olarak…’’ diyerek yanıtladı.

Tecrit inkarı

Erdoğan, Öcalan’a tecridi de inkar ederek şunları söyledi: “Ailesi rahatlıkla belli aralıklarla gidip ziyaretini yapabiliyor. Milletvekillerine gelince, buna yönelik de Adalet Bakanlığı zaten belli zamanlarda bu tür müsaadeyi veriyor. Bunun ne zaman olup, ne zaman olmayacağını herhalde dağ belirlemeyecek. Bu çalışmalar esnasında bir aydır görüşme yapılamadığından, bundan dolayı şu ifade kullanılıyor; ‘Bu bir defa ateşkesin bitmesi anlamına gelir’. Sen kimsin? Türkiye Cumhuriyeti devleti yeri gelir görüşmeye müsaade eder, yeri gelir müsaade etmez. Örneğin benim başbakanlığım döneminde ben, yeri gelmiştir bakanıma ‘müsaade edin’ demişimdir, ama yeri gelmiştir ‘hayır, edilmeyecek bu ara’ demişimdir.”

Nasrallah'tan 'seferberlik' açıklaması

RADİKAL - Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, gazi ve yaralılarla gerçekleştirdiği görüşme sırasında yaptığı açıklamalarda 'Önümüzdeki aşamada da tüm halk için genel seferberlik ilan edebiliriz' dedi.

Sol'da yer alan habere göre, Nasrallah'ın açıklamaları şu şekilde:

"Önümüzde üç seçenek var: 1) Geçmişteki dört yıldan daha fazla savaşmak 2) Teslim olmak suretiyle kadın ve kızlarımızın boğazlanıp esir olmasına göz yummak 3) Ya da Filistin'in işgali gibi yeni bir faciayla yüzleşmek, sürgün olmak.

Eğer bu savaşta yarımız şehit düşer ve diğer yarımız sağ kalır ve izzet ve şerefle yaşarsa bu bizim için daha iyidir. Hatta bu savaşta dörtte üçümüz şehit olsak ve geriye dörtte birimiz kalsak, ama izzet ve şerefle yaşamaya devam etsek bu da iyidir. Elbette inşallah bu kadar şehit vermeyeceğiz fakat fiili durum büyük fedakarlıklar gerekmektedir, zira saldırı büyüktür. Artık Arabistan, Katar ve Türkiye arasındaki ihtilaflar son bulmuştur ve hepsi karşımızda birleşmiş durumdadır.

' BUGÜN KİMSENİN KARŞISINDA SUSMAYACAĞIZ'

Artık her kim başkalarını gönülsüz kılıp morallerini bozar ve bundan başka söz söylerse ahmak, kör ve haindir. ABDelçiliğinden beslenen Şiiler hain ve satılıktırlar ve bizim bu konudaki kabulümüzü asla değiştiremezler.

Artık daha fazla sessiz kalmayacak ve hiç kimseyi idare etmeyeceğiz. Bu, direnişin varlık yokluk savaşıdır. Onur ve din savaşıdır. Gün seferberlik günüdür. Buna herkes katılabilir, isterse sadece dille olsun. Herkes bu seferberliğe katılabilir. Halkın gözünde itibarı olan herkes bu seferberliğe katılmalıdır, alimler konuşmalıdır. Önümüzdeki aşamada da tüm halk için genel seferberlik ilan edebiliriz. Her yerde savaşabiliriz diyorum. Bugün kimse karşısında susmayacağız. Her kim bizim karşımızda durur ve sözle buna engel olmak isterse gözlerinin içine bakacak ve sen hainsin diyeceğiz, ister büyük olsun ister küçük."

 

Ordunun saldırısı sonrası FARC ateşkesi askıya aldı

RADİKAL - Kolombiya ordusu, 2 yıldır süren barış görüşmelerine rağmen,  FARC gerillalarına karşı kapsamlı bir saldırı gerçekleştirdi. FARC üssüne yapılan saldırıda 26 FARC üyesinin öldüğü belirtildi. FARC, saldırıyı kınarken ateşkesi askıya aldığını duyurdu.

Evrensel'de yer alan habere göre, Kolombiya Devlet Başkanı Manuel Santos saldırıyı, "Gorgona saldırıları, uyuşturucu kaçakçılığı, haraç ve yasa dışı madenciliğe karşı güçlü bir eylem " olarak niteledi. Kolombiya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da Devlet Başkanı Santos'un, 15 Nisan'da hava saldırılarının kaldığı yerden devam etmesi yönündeki çağrısı sonrası FARC'a karşı ilk büyük darbenin indirildiğini belirtti.

Kolombiya'da barış görüşmeleri 2012'de başladı ancak taraflar ateşkes ilan etmedi. FARC, geçtiğimiz yıl süreci güçlendirmek için tek taraflı ateşkes ilan etti ancak Nisan ayında orduya yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen bir saldırı sonrası Kolombiya Devlet Başkanı Santos, hava saldırılarına devam edilmesi yönünde talimat verdi.

'HÜKÜMETİN TUTARSIZLIĞI BU SONUCU DOĞURDU'

Son saldırı sonrası FARC'tan yapılan açıklamada "Ateşkesi askıya almak düşündüğümüz bir şey değildi ancak Santos hükümetinin tutarsızlığı bu sonucu doğurdu" denildi.

Kolombiya'da 50 yılı aşkın süredir devam eden çatışmalar sırasında ölen, kaybolan ve yerinden edilenlerin sayısının 7 milyonu aştı.

 

Baraj talan oldu’ - Vatan

İzmir’de büyük bir kalabalığa seslenen HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, İzmirlilere teşekkür etti ve “Gündoğdu’nun resmi, Kenan Evren’in getirdiği barajın talan olduğunun fotoğrafıdır” dedi.

 HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İzmir Gündoğdu Meydanı’nda toplanan binlerce kişiye seslendi. “HDP’nin kardeşlik selamına her yerde bir karşılık almak bizim için onurdur. İzmirlilere de bu coşkuya kattıkları coşku için kutluyorum” diyen Demirtaş şöyle konuştu:

 BARAJ TALAN OLDU: 7 Haziran cumhuriyet tarihimizin en kritik seçimi olacak. En büyük kırılmayı yaratan seçim olacak. Bu kırılma özgürlükten yana olacak, umudun büyüdüğü, barış ve kardeşliğin büyüdüğü taraftan olacak. Bu kırılmanın diktatörlükten yana olmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu seçim sadece bizi parlamentoda kim temsil edecek seçimi değil. Çocuklarımız bu ülkede nasıl yaşayacak bunun seçimi. Gündoğdu’nun resmi, Kenan Evren’in getirdiği barajın talan olduğunun fotoğrafıdır.

 GENÇ YAŞAM KARTI: Yeni bir Türkiye inşa edeceksek, en demokratik ilkelerle inşa edeceğiz. Herkes kadrolu çalışan olacak, taşeronu kaldıracağız. Gündoğdu Meydanı öylesine bir haykırmalı ki Bursa’daki metal işçisi kardeşimiz, ‘İzmir’de de işçiler ayakta’ diyebilmeli. Ancak böylesi dayanışmalarla ülkemizi düzlüğe çıkarabiliriz Büyük insanlık şiarıyla ilerleyeceğiz. Bütün medeniyetleri görmüş bu topraklar; bütün insanlığı beslemiştir, yine besleyecektir.” Bütün gençlerin cebinde ‘Genç Yaşam Kartı’ olacak. İçine de her ay 200 lira konacak.

 UCUZ HESAPLAR:  AKP işi gücü bırakmış, bize oy verin çalışması değil, HDP’ye oy vermeyin kampanyaları yapıyorlar. AKP gece gündüz çalışsa 1 puan oyunu artıramaz. İnşallah baş üstü kafa üst düşmeye devam edecek. AKP, HDP’yi barajın altında bırakırsa HDP yüzde 9’luk oyu AKP’nin hanesine yazılıyor. Bunun için HDP’ye çirkinleştirici kampanyalarla 65-70 milletvekili bedava almak varken niye HDP’yi alalım diyorlar.

 KARARSIZLARA ÇAĞRI: HDP’ye oy vermek istiyorum ama kararsızım diyenler bu sıradan bir seçim değil. Bu parti en demokratik programı ortaya koydu. Bu ilerici programa sahip parti sizin kararsızlığınızla baraj altında kalırsa AKP’nin karanlığından kurtulmak daha zor olacak. Emaneten verdiğiniz her bir oyun karşılığını göreceksiniz.  Zannediyor musunuz IŞİD yönünü buraya dönmeyecek? IŞiD barbarlığına dur diyebilen tek bir yer var. Rojava ve Kobane. Onlar farklılıklarıyla bir arada kazandılar.

 Syrizia Dış İlişkiler Temsilcisi ve Merkez Komitesi Üyesi Yiannis Bournous, HDP’nin zmir mitingine katılarak bir konuşma yaptı ve “Yaşasın barış ve kardeşlik, yaşasın halkların dayanışması” dedi.

 O faşist barajı aşacağız - Hürriyet

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Iğdır’da yaklaşık 8 bin kişiye hitap etti.

Ak Parti'nin iktidarı 7 Haziran'da kaybedeceği korkusu içinde olduğunu savunan Yüksekdağ, şöyle konuştu:

"Bakın bütün siyasi iktidar erkanı toplanmış ve dertleri davaları HDP'yi barajın altına itmek. Bu halkın heyecanlı akışı hiçbir güç tarafından engellenemez. Bizler korku barajlarını aştık, bunu başardık. 'Benden başka iktidar olmaz. Benden sonrası tufan olur' dediler. Ve bütün Türkiye halklarının üzerine korku salarak 13 yıldır iktidarda duruyorlar. Ama artık Türkiye'ye saldıkları korku barajı çoktan aşıldı. Biz onların siyasi barajını aştık. O faşist yüzde 10'luk barajını da hayli hayli aşacağız. Türkiye'yi gözümüzün içine baka baka tehdit ediyorlar. Bizim o koltuklara, o saraylara hiçbir tarih boyunca tamah ettiğimizi kimse görmedi. Bizi Allah onların, yoksulun sırtında kurulan saraylardan uzak tutsun. Zenginlik, şatafat ve servet içinde sürdürdükleri yaşamdan Allah bizi uzak tutsun. Bize oy versin vermesin herkes kazanacak. Başbakan 'Günde 4 miting yapıyorum' diyor. Ben de Sayın Başbakan niye yoruyorsun ki kendini, Cumhurbaşkanı zaten senin yerine her yerde miting yapıyor. Seni zaten başbakan yerine koymuyor. Cumhurbaşkanı her yerde tesis açılışı adı altında seçim mitingi düzenliyor. Artık yüzü yırtılmış söylüyoruz, kar etmiyor. Tarafsız durması gereken bir makam, kişi şahsında bu kadar tahrip edilmemiştir."

 

Önder: Abdullah Gül tekilfi iktidar tarafından sansürlendi- Vatan

HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, kendisinin Abdullah Gül'ün izleme heyetinde yer alması teklifinin hükümet kanadı tarafından sansürlendiğini söyledi.

HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, kendisinin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün izleme heyetinde yer alması teklifinin hükümet kanadı tarafından sansürlendiğini belirtti. Önder, "Neredeyse bütün kanallara haber gitmiş. 'Bu teklif haber bültenlerinde yer almayacak' diye. Şu hırsa, şu gözü dönmüşlüğe bakar mısınız?" derken Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın HDP'nin barajı aşması durumunda çözüm sürecinin biteceği yönündeki sözlerini ise 'zevzek temenni' olarak nitelendirdi.

"BÖYLE ZEVZEK TEMENNİLER HAYATTA BİR KARŞILIK BULMUYOR"

HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Ankara'da 7 Haziran seçimlerinde HDP'yi destekleme kararı veren bir grup muhasebeci ve mali müşavirlerle bir araya geldi. HDP olarak insanların gönüllerindeki ve zihinlerindeki barajları yıktıklarını ifade eden Önder, "Bizim için en faşist bu yüzde 10 barajını yıkmak kadar önemliydi" dedi. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın 'Bu parti (HDP) barajı aşarsa çözüm süreci biter' sözüne tepki gösteren Önder, "Allah'tan hayat temennilerle yürüyen bir şey değil. Hayatın kendi yasaları var. Bu ülkenin neredeyse bütün insanlarının bir barış arzusu var. Böyle zevzek temenniler hayatta bir karşılık bulmuyor." diye konuştu.

"DÜŞMAN İCAT ETMEDEN BU ÜLKEYİ YÖNETME HÜNER VE KABİLİYETİNE SAHİP DEĞİLLER"

Siyasi partilerin demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu kaydeden Sırrı Süreyya Önder, dünyanın hiçbir yerinde yüzde 10 seçim barajının olmadığını ifade etti. Önder, "Arkalarında bir raf bunların. O rafta da beş-on tane yafta. Bu, devletin yüzyıllık ezberidir. Düşman icat etmeden bu ülkeyi yönetme hüner ve kabiliyetine sahip değillerdir. Bu düşman her gün değişir. Bugün düşmanlaştırdığı ile dün kol koladır. Artık yüz de gitmiş, astarı da gitmiş." dedi.

"TELEVİZYON PROGRAMINDA ABDULLAH GÜL'E ÇAĞRI YAPTIM"

Kendisinin başta önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a, eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e ve CHP'nin diplomat kökenli milletvekili Faruk Loğoğlu'nun 'izleme heyeti'ne dahil edilmesini teklif ettiğini kaydeden Önder, "Ben bir televizyon programında Sayın Abdullah Gül'e çağrı yaptım. Bu ülkede cumhurbaşkanlığı yapmış, müzakere sürecinin de bütün aşamalarını biliyor. Yandaş kalemlerden devşirerek bu kadar itibarsızlaştırdığınız izleme heyeti bunlardan oluşacağına böyle insanlardan oluşur. Herkesin de kalbi rahat olur, bunların yapacağı şahitliğe." diye konuştu.

"BÜTÜN KANALLARA HABER GİTMİŞ BU TEKLİF HABER BÜLTENLERİNDE YER ALMAYACAK DİYE"

 

İsimlerin çoğaltılabileceğini kaydeden Önder, "Sayın önceki cumhurbaşkanı, bu meseleyle bir ombudsman mahiyeti ile, bir nezaretçi, bir müşahit izleme heyeti niteliği ile uğraşmasından daha aziz bir iş var mı bu memlekette? Neredeyse bütün kanallara haber gitmiş. 'Bu teklif haber bültenlerinde yer almayacak' diye. Şu hırsa, şu gözü dönmüşlüğe bakar mısınız? Yav, sizin partinizin kurucusu. Sizin partinizin meclis başkanı. Sizin partinizin bakanı." dedi.

 

HDP olarak kendilerinin büyük bir özgüvenle bir izleme heyeti oluşturulmasını teklif ettiklerini kaydeden Önder, izleme komitesinden ancak 'yan çizeceklerin' korkacağını vurguladı.

 

Kadir İnanır’dan HDP’ye destek - Milliyet

HDP’den gelen milletvekili adaylığını sağlık nedenlerini gerekçe göstererek kabul etmeyen ünlü sinema sanatçısı Kadir İnanır, barış ve demokrasi için HDP’nin barajı aşması gerektiğini söyledi.

İstanbul’da HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve İstanbul Milletvekili ve Ankara Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder’le bir araya gelen İnanır, HDP’ye desteğini açıklama ile ortaya koydu. Görüşmede genel seçimler, çözüm süreci ve HDP’nin yüzde 10 seçim barajını aşmasına yönelik konular ele alındı. Dolmabahçe görüşmesinde okunan 10 madde içinde yer alan İzleme Heyeti’ndeki isimler arasında adı geçen İnanır, Kürt sorununun çözümüne yönelik açıklamaları ile dikkat çekmişti.

İnanır, Demirtaş ve Önder’le görüşmesinde, HDP’nin barajı aşmasına yönelik çalışmaya desteğini  açıklarken, “Ülkemizde barış ve demokrasi için HDP’nin barajı mutlaka aşması gerek” dedi. İnanır’ın  herkesi HDP etrafında dayanışmaya ve oylarına sahip çıkmaya çağırdığı ifade edildi.

 

İzmir performansı sandığa yansırsa, HDP barajı rahat aşar

Ruşen Çakır - Analiz

Salı günü Adıyaman'da, dün de İzmir'de HDP mitinglerini izledim. Her iki mitingde, aylar önce dile getirdiğim "HDP barajı aşar" önermemin doğruluğunu koruduğuna kani oldum. Halbuki gerek aday listelerindeki, gerekse seçim beyannamesindeki bazı sorunların, HDP'nin yüzde 10'u aşmasına engel çıkarma riski vardı. Büyükşehirlerde üst sıralarda Kürt adayların sayısının nispeten az olması, Diyanet ve zorunlu din dersi üzerine söylemlerin muhafazakâr seçmende doğurabileceği rahatsızlıklar HDP için sıkıntıya yol açabilirdi. Fakat başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, siyasi iktidar sözcülerinin HDP ve Selahattin Demirtaş'a yönelik özellikle din temelli eleştirileri ters tepmişe benziyor. Bu noktada Demirtaş'ın son mitinglerinde, örneğin Adıyaman'da dini söyleme de sahip çıktığını, kendisini bir Müslüman olarak tanıttığını, İslamiyet içerisinden konuştuğunu gördük.

SERİNKANLI TUTUM KAZANDIRIYOR Baraj için esas önemli yerler büyükşehirler. Adana ve Mersin mitinglerine gitmedim ama HDP'lilerin memnun olduğunu duydum, izmir'de de memnun görünüyorlardı. Gündoğdu Meydanı'nda MHP'yi de izlemiştim, başarılıydı. Ama dünkü HDP mitingi onun da ötesindeydi. HDP, izmir'deki bu performansı sandığa yansıtabil irse, barajı aşmada zorlanmayacaktır. Yine de şu 3 hususun altını çizmek lazım: 1-     İzmir mitingi de gösterdi ki HDP'yi esas olarak Kürtler, özellikle de gençler ve kadınlar sırtlamış durumda. Halbuki bazı HDP'liler bu realiteden rahatsız olduklarını düşündürecek refleksler veriyorlar. 2-  Demirtaş HDP için çok önemli bir figür, ama öne çıktıkça yalnız kalıyor. 3-                Seçime iki hafta kala HDP'ye yönelik yeni ve daha sert provokasyonlar olabilir. Adana ve Mersin saldırılarının ardından sergilenen serinkanlı tutum korunursa HDP'nin önü iyice açılır. Ancak 6-7 Ekim'deki gibi tepkiler sokağa taşarsa HDP'nin barajı aşması hayal olur.

 

Elde Kuran sallanmaz - Cumhuriyet

Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın meydanlarda Kuran'ın Kürtçe mealini göstermesine tepki gösterdi. Yılmaz, "Kuranıkerim'in politikaya alet edilmesi doğru değil. Onun gösterileceği yer meydanlar değil" dedi.

7 Haziran sürecinde Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın mitinglerine rastlayan ezanların geciktirilmesi, Cumhurbaşkanı’nın meydanda Kuran göstermesi ve son olarak da AKP’li adayların camilerde propaganda yapması konusunda Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’den gelmeyen yorum, eski Başkan Mehmet Nuri Yılmaz’dan geldi. “Ezanın geciktirilmesi uygun olmadı, meydanlarda Kuran göstermek doğru değil, camiler siyaset mekânı değil oralarda propaganda yapılması asla tasvip edilemez” diyen Yılmaz, “Partiler birbirleriyle din üzerinden değil, icraatlerı üzerinden tartışsınlar” çağrısında bulundu.

Ezan geciktirilemez

Mehmet Nuri Yılmaz, seçim sürecinde siyasin merkezine oturan Diyanet ve din üzerinden yapılan tartışmaları Cumhuriyet’e değerlendirdi. “Geçtiğimiz günlerde, önce Cumhurbaşkanı’nın, ardından Başbakan’ın mitingine rastlayan ezanlar geciktirildi. Siz daha önce böyle bir uygulamaya şahit oldunuz mu?” sorumuz üzerine Yılmaz, şöyle konuştu:

“Olmaz... Vakit geldiği zaman ezan okunur. Türkiye’de bugüne kadar böyle birşey olmadı. Ezanlar okunurken, eğer konuşma yapılıyorsa ara verilir. Ezan bittikten sonra konuşmaya devam edilir. Ezanın geciktirilmesi doğru olmadı.”

Yılmaz, bazı AKP’li milletvekili adaylarını camilerde cemaatten oy istemelerine de tepki gösterdi. “Camiler siyaset mekanı değil” diyen Yılmaz, “Camilere siyasetin girmesi doğru değil. Günlük politikaların camilere girmesi asla tasvip edilemez. Bu çok büyük yanlıştır ve yapılmaması gerekir” dedi.

Eski Başkan Yılmaz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın meydanlarda Kuran’ın Kürtçe mealini göstermesi ve sonrasında AKP ile HDP arasında din üzerinden yaşanan atışmaları da değerlendirdi. Yılmaz, bu konuda da şu çarpıcı mesajı verdi: “Kuranı Kerim’in politikaya alet edilmesi doğru değil. Onun gösterileceği yer meydanlar değil. Partiler birbirleriyle dini yönden değil; hizmetleri üzerinden tartışsınlar. Dini tartışma yapmamak lazım.”

 

İktidarı topa tuttu - Zaman

AKP’nin kurucularından HDP Mersin milletvekili adayı Dengir Mir Mehmet Fırat, eski partisine yönelik sert eleştirilerde bulundu.

İktidarı kaybedeceğini anlayan AKP’nin ‘din tefeciliği’ yapmaya başladığını söyleyen Fırat, Adana ve Mersin saldırılarından da iktidarı sorumlu tuttu. Adana ve Mersin saldırılarına yönelik iktidar kanadından yapılan açıklamaların inandırıcılığı olmadığını söyledi. Başbakan Davutoğlu, olayın faili olduğu ileri sürülen kişinin DHKP-C ile bağlantılı olduğunu ileri sürmüştü. Ancak daha sonra şahsın IŞİD’le bağlantılı olduğu ortaya çıktı. DHKP-C’nin bugüne kadar yapmış olduğu eylemleri daima ilan ettiğini hatırlatan Fırat, “Zaten Başbakan’ın açıklamalarının bir inandırıcılığı yoktu. Biz şuna inanıyorduk ki, olayın hemen ardından bir yayın yasağı konacak ve dosya kapatılacak. Dolayısıyla bizim avukatlarımız bile dosyadaki delilleri göremiyor. Bir oyalama taktiği ile seçimi geçirmek istiyorlar.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun HDP’ye yönelik ‘terör örgütünün uzantısı’ şeklindeki ifadesini hatırlatan Fırat, “Madem bu parti terör örgütünün uzantısı, o halde neden masaya oturdunuz!” sorusunu sordu. İşte Dengir Mir Mehmet Fırat’ın gündeme dair açıklamalarından satırbaşları:

MİLLETİ YALANLARLA TAHRİK EDİYORLAR: “Görgü tanıkları, kendilerine gösterilen fotoğrafın (Adana ve Mersin saldırılarına ilişkin) o bombayı getiren adam olmadığını söylüyor. Dolayısıyla her zamanki gibi yalana başvurup bir yandan da tahrik ediyorlar.”

HDP’YLE GÖRÜŞMEK İÇİN YASA ÇIKARDINIZ!: “Cumhurbaşkanı Adıyaman’daydı, orada da hep HDP’yi hedef gösterdi, bu partinin PKK’nın bir uzantısı olduğunu söyledi. O zaman ona sormak lazım; madem teröristti, niye görüşüyorsun? Bunun için iki de yasa çıkardın, MİT yasası. Devlet olarak görüşüyorsunuz. Sen de ‘Oslo görüşmelerini ben başlattım’ dedin.”

BAŞBAKAN YARDIMCIN BİLDİRİ AÇIKLADI: “Hem ‘terörist’ diyeceksin hem de o teröristle masaya oturacaksın! Hatta senin Başbakan yardımcınla (Yalçın Akdoğan) beraber bildiriyi de açıklayacaksın. Bu, samimiyetsiz olduğunu gösteriyor. Sadece din üzerinden gidip dini siyasete alet ediyorlar. Maalesef öyle bir noktaya geldik ki, din tüccarlığını da bıraktılar, din tefeciliğine başladılar.”

SELAHATTİN DEMİRTAŞ’I KATLEDECEKLERDİ: “Bu bombadan önce de 60’a yakın seçim büromuza saldırı oldu. Eş Genel Başkanımız Selahattin Bey’in evinin önüne 4 sivil polis –polis oldukları sonradan anlaşıldı- gönderdiler. Bunun yanlışlık olduğunu söylemek kargaları bile güldürür. Demirtaş, kapıyı açmış olsaydı, onu orada katledip sonra da birilerinin üzerine atacaklardı. Yapılmak istenen buydu.”

PROVOKASYONLAR SÜRECEK: “Bundan sonra da provokasyonların sona ereceği kanısında değilim. Çünkü çok büyük bir korku içerisindeler. Her gün önlerine gelen kamuoyu yoklamasında oylarının düştüğünü, HDP’nin de barajı aştığını görüyorlar.”

AKP YÜZDE 52’NİN ALTINA DÜŞERSE ERDOĞAN İSTİFA ETMELİ: “HDP’nin barajı aşması onların yargılanması sonucunu getirecektir. O yüzden büyük bir panik içerisindeler. Cumhurbaşkanı da tarafsızlığını ihlal edip meydanlara inmiş durumda hem de Başbakan’dan daha çok çalışıyor. Kendisi için halktan bir güvenoyu istiyor. Eğer 8 Haziran sabahı AK Parti yüzde 52’nin altında bir oya alırsa -ki alacak- bu da Cumhurbaşkanı’nın güvenilirliliğini kaybettiği anlamına gelir. Bana göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o makamdan istifa etmesi gerekir.”

 

Karayılan: ‘Seçime kadar eylem yok’ - Milliyet

PKK’nın en önemli isimlerinden KCK Yürütme Konseyi üyesi ve Halk Savunma Merkezi Komutanı Murat Karayılan, seçim sonuna kadar örgütün hiçbir şekilde eylem yapmayacağını, askerin operasyon yapması halinde ise meşru savunma haklarını kullanacaklarını söyledi.

Avrupa’dan yayın yapan Mednuçe TV’ye seçimler ve son gelişmeleri değerlendiren Karayılan, örgütün seçime kadar eylemlere yönelmeyeceğini açıkladı. Karayılan, “Özellikle seçim sonuna kadar hiçbir biçimde herhangi bir şiddet durumuna yönelme durumumuzun olmayacağını açıklıkla belirtiyorum. Sorun can meselesi oldu mu durum başkadır. Yani bunun dışında, zorunlu savunma durumları dışında bizim güçlerimizin herhangi bir biçimde şiddet kullanması söz konusu olmayacaktır” dedi.

 

Başbakan olmanın avantajı - Hürriyet

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu, seçim kampanyasını devlet imkanlarına sahip olmanın sağladığı muazzam bir avantajla yürütüyor, bu sayede rakiplerine karşı önemli bir üstünlük sağlıyor. Şöyle ki: Davutoğlu, gideceği yerin yakınlığı ve havaalanı durumuna göre devletin zirvesi için tahsis edilmiş olan uçak ya da helikopter havuzundan yararlanıyor.

Uçaksa çoğunluk Gulfstream G550 tipi jet uçağını, yakın kentler arasındaki intikallerde ise Başbakanlığa tahsis edilmiş 14 kişilik Sikorsky S-92 tipi VIP helikopteri kullanıyor. Ayrıca gittiği ilin havaalanı merkezden uzaktaysa, kente intikalinde de bu helikopterleri kullanabiliyor.

Gittiği her kentte Davutoğlu’nu 0002 plakalı resmi bir Başbakanlık makam aracı, yine Başbakanlığa ait bir otobüs ve ayrıca partiye ait “AK” plakalı bir seçim otobüsü bekliyor. Duruma göre bunlardan yararlanıyor. Böylelikle bir gün içinde gerektiğinde üç ayrı kentte miting yapabiliyor.

Davutoğlu’nun seçim çalışmalarında vergi mükelleflerinin karşıladığı devlet imkanlarından nasıl yararlandığını gösterebilmek için Doğan Haber Ajansı’nın haberlerini esas alarak Başbakan’ın tek bir gününü örnek olarak büyüteç altına yatıralım.

 1 GÜNDE 3 MİTİNG

Davutoğlu, 13 Mayıs Çarşamba günü NATO toplantısı için bulunduğu Antalya’dan saat 12.15’te resmi uçakla Afyonkarahisar-Kütahya arasındaki Zafer Havaalanı’na hareket etti, buraya 12.50’de indi. Başbakan, saat 13.00’te helikopterle Kütahya Dumlupınar Stadyumu’na doğru havalandı ve 10 dakika sonra futbol sahasına indi. Buradan seçim otobüsüyle miting alanına hareket etti ve 13.40’ta mitinge başladı. Davutoğlu, 14.12’de konuşmasını bitirip valiliğe hareket etti, 15.10’da valilikten çıkıp seçim otobüsüyle stadyuma döndü ve 15.30’da helikopterle Uşak’a hareket etti.

Davutoğlu’nu getiren helikopter saat 16.00’da Uşak’ın 1 Eylül Stadyumu’na indi. Uşak mitingi 16.15’te başladı ve 45 dakika sürdü. Bu ilde valilik ziyareti yapılmadı. Davutoğlu, seçim otobüsüyle Uşak Havaalanı’na geçti ve buradan helikopterle Denizli’ye hareket etti. Saat 18.35’te Denizli Doğan Seyfi Atlı Stadyumu’na indi Başbakan. Tam 10 dakika sonra Denizli miting başladı ve bir saate yakın sürdü. Burada da valiliğe gitmedi. Başbakan, daha sonra helikopterle Denizli’nin Çardak Havaalanı’na geçti ve saat 21.25’te de resmi uçakla İstanbul’a hareket etti.

Böylelikle bir güne üç miting sığdırabildi. Örneğin 21  Mayıs günü de Sinop, Tokat ve Amasya gezilerini bir güne sığdırabildi. Buna benzer sayısız örnek verilebilir geride bıraktığımız haftalardan.

VALİYE ZİYARET SIRRI

Burada ilginç bir nokta var. Davutoğlu, bazı ziyaretlerinde valiliğe de uğrayarak ilin valisine makamında bir ziyaret yapıyor. Ancak bazı durumlarda valilik ziyaretine gitmediği de oluyor. Valilik ziyaretlerine gidişte genellikle resmi araçları kullanıyor Başbakan. Ama seçim meydanına gidişlerde muhakkak partinin taşıtlarına biniyor.

Valiliğe uğramak, o ile gidilmesine resmi bir çalışma ziyareti niteliği de kazandırmış oluyor. Peki bu şekilde bir başbakanın seçim çalışmaları için resmi uçak, helikopter ve makam aracı kullanması yasalara uygun mu? Bu, her seçim döneminde gündeme gelen, şikâyetlere yol açan, hukukçuları da bölen ezeli bir tartışma konusu.

MEVZUATTA ÇELİŞKİLİ TABLO

Mevzuata baktığımızda şunu görüyoruz: Yüksek Seçim Kurulu’nun 3 Mart 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7 Haziran seçimlerinin esaslarına ilişkin kararı bu konuyu 298 sayılı Seçim Kanunu hükümleri çerçevesinde düzenliyor.

YSK, bu kararında önce yasanın 62’nci maddesinde sayılan görevlilerle ilgili sınırlamaları hatırlatıyor. İlgili yasanın 62’nci maddesinde sayılan görevliler şunlar: “Devlet, katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyelerle bunlara bağlı daire ve müesseselerde... diğer kamu tüzel kişiliklerinde memur ve hizmetli olarak çalışanlar...”

YSK daha sonra bu durumda olanların aynı yasanın 63’üncü maddesi çerçevesinde “her türlü araç, gereç ve imkanlarını siyasi bir partinin veya bağımsız bir adayın emrinde veya herhangi bir siyasi veya propaganda faaliyetinde çalıştırmalarının, kullanmalarının yasak olduğunu” hatırlatıyor. O zaman ilk bakışta hiçbir devlet memurunun seçim çalışmasında görev almaması gerekir, öyle değil mi?

Oysa aynı YSK kararı başka bir bölümünde, 28 Mayıs günü yani bundan 4 gün sonra başlayacak olan propaganda yasakları çerçevesinde yasanın 65’inci maddesini hatırlatıyor:

“...Başbakan ve bakanlarla, milletvekilleri, yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamazlar.”

ETİK AÇIDAN EKSİK REKABET

Bu durumda başbakan ve bakanlarla ilgili yasak 28 Mayıs sonrası başlatılmış oluyor. Ama bir görüşe göre, pekala yasanın 62 ve 63’üncü maddelerinden yola çıkıldığında son 10 günlük seçim yasakları dönemi öncesinde de memurlar açısından benzer yasakların, sınırlamaların geçerli olması gerekiyor.

Hukuken hangi görüş geçerli olursa olsun, etik açıdan bakıldığında uygulamanın iktidarda olanları rekabet koşulları açısından rakiplerine karşı her zaman ayrıcalıklı bir duruma getirdiği aşikar. Üstelik Başbakan Davutoğlu bu kampanyayı benzer imkanlara sahip olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da aktif katılımı ve desteğiyle yürütüyor. Yani, eksik rekabet koşulları, eşitsizlik daha da derinleşiyor...

 

Nöbetçi personel haricinde herkesin Erdoğan’ın mitingine katılması zorunlu! - Taraf

Cumhurbaşkanı Recep Tyyip Erdoğan’ın bugün Antalya’da düzenleyeceği mitinge kamu kurumu ve taşeron firmalarda çalışan personelin katılmasının zorunlu kılındığı iddia edildi.

Yerel Antalya Gazetesi’nde ‘Mitinge katılmayan yandı’ başlığıyla yayınlanan habere göre bir dizi açılış ve miting için Antalya’ya gelecek olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mitingine devlet memurları ve taşeron firmalarda çalışan personelin katılımı zorunlu tutuldu. Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Korkuteli İlçe Devlet Hastanesi Baştabibi, Manavgat İlçe Milli Eğitimi Müdürlüğü tüm çalışanlarına resmi yazıyla ‘Mitinge katılacak’ tebliğinde bulundu.

‘NÖBETÇİ OLAN PERSONEL HARİCİNDE TÜM PERSONELİN KATILIMI ZORUNLU’

Korkuteli Devlet Hastanesi Baştabibi Op. Dr. İbrahim Eke imzalı resmi belgede, “23.052015 cumartesi günü saat 17.00’de Antalya Kepez Arena’da Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan tarafından açılışı yapılacak olan hastane açılışına nöbetçi olan personeller haricinde tüm personellerin katılımı zorunludur. Gereğini önemle rica ederim.” denildi.

‘MİTİNGE KATILACAK PERSONELLERİN İSİMLERİ ALANDA ALINACAK’

Manavgat İlçe Milli Eğitim Müdürü Muammer Sarıdemir de öğretmen ve okul idarecilerine şu şekilde tebliğde bulundu: “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Mayıs 2015 cumartesi günü saat 17.00’de Antalya Kepez Arena yanındaki alanda toplu açılış töreni yapılacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı yüksek makamının teşrifleriyle yapılacak olan toplu açılış törenine hassasiyetle katılım sağlanması hususunda, bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.”

İddialara göre, mitinge katılacak personellerin isimleri alanda alınacak. Gelmeyen personelin isim listeleri de daha sonra değerlendirmeye alınacağı, aba altından sopa gösterilerek işten çıkarılma gibi yaptırımların uygulanabileceği öne sürüldü.

‘CUMHURBAŞKANI MİTİNGİNE KAMU EMEKÇİLERİ ZORLA ÇAĞRILIYOR’

Cumurbaşkanı mitingine zorla götürülmek istenen kamu personeliyle ilgili Eğitim Sen Antalya Şubesi de bir açıklama yaptı. Diğer illerde olduğu gibi Antalya’da da Cumhurbaşkanı’nın yapacağı mitinge öğrencileri ve öğretmenleri zorla götürülmek istendiğini belirten Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından okullara resmi yazılar gönderildiğini ve katılımın bu şekilde sağlandığını ifade etti.

İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin gönderdikleri yazıların AK Parti yanlısı bir tutum ortaya koyduğunu söyleyen Kadir Öztürk, “Devletleşen AKP, Cumhurbaşkanının koordinasyonu altında devletin tüm kurum ve olanaklarını seçimi kazanmak için seferber etmiş durumda. Bu uğurda her gün, her saat anayasayı ayaklar altına almaktan çekinmedikleri gibi seçim güvenliğini de tehdit etmektedirler.” dedi.

YSK’nın tüm bu çalışmalara göz yumduğunu ve sesiz kaldığını açıklayan Kadir Öztürk, tutuklamalarla muhalif kesimlere göz dağı verildiğini en demokratik hakların polis zoruyla engellendiğini söyledi.

‘MİLLİ EĞİTİMİN GÖREVİ İKTİDAR PARTİSİNİN MİTİNGLERİNE İNSAN TOPLAMAK DEĞİL’

Öztürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devletin bütün olanaklarını kullanarak il il gezip toplu açılış adı altında AK Parti’nin mitingini yaptığını belirtti. Okullara gönderilen yazıların 7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerin demokratik ve adil olmadığını gösteren en belirgin kanıtı olduğunu iddia eden Öztürk açıklamasına söyle devam etti: “Eğitim emekçileri iktidar partisinin ücretli köleleri değildir. Kamu emekçilerini ve öğrencileri bu mitinglere çağırıp muhalefet partilerine ve muhalif bütün kesimlere hakaretler etmek hangi etik kurallarla ifade edilebilir. Milli Eğitim Müdürlüklerinin görevi iktidar partisinin mitinglerine insan toplamak değil, eğitimin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Bu tutum ile eğitimin içler acısı durumu da ortaya çıkmış oldu.”

 

Bu sempatiyi sandığa taşıyacağız’ - Milliyet

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Sandığa giderken algılarımızla gidiyoruz, gerçeklerle değil. Seçim bildirgemizi açıkladıktan sonra bize oy vermeyen kesimlerde ciddi bir kırılma, bize karşı bir sempati oluştu. Bu sempatinin sandığa yansımasına çalışıyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu, Habertürk TV’de katıldığı programda şunları kaydetti:

 KİTABINDA VARSA NEDEN CHP’Yİ BEKLEDİN: Davutoğlu’nun kitabını okumadım. Orada var mı yok mu bilmiyorum. Varsa da aklın yolu bir sonuçta. Yani doğru, doğrudur. Bizim ayrıntılar o kitapta varsa çok da mutlu olurum. Kendi kitabında varsa neden kendi partinin projesi haline dönüştürmedin de CHP’yi bekledin.

 İNTERNET SİTESİNDEN KALDIRDILAR: (Davutoğlu’nun bin TL’nin altında emekli aylığı alanlara ilişkin iddiasının anımsatılması üzerine) Çalışma Bakanlığı rakamları. Emekli aylığı alan kişi sayısı 11 milyon 813 bin 697. 9 milyon küsür kişi ortalama bin 14 TL alıyor. Aslında 8 milyondan da fazla. Bizim sahip olduğumuz bilgiye o da sahiptir. Bu bilgiye bizim sahip olduğumuzun farkına vardılar, bakanlığın internet sitesinden bunu kaldırdılar.

 BUNLARI TÜRKİYE AŞTI: İmam hatip okullarını kapatmayacağız. İmam hatip okuluna giden çocuğun felsefe, sosyoloji okumasını, iki yabancı dil bilmesini savunan bir insanım. 4+4+4 ile Cumhuriyet tarihinin en büyük yanlışı yapıldı. Bu ülke 20-25 yıl başörtüsü yüzünden enerjisini kaybetti. Kadın istediği kıyafetini giysin. Örter örtmez, bunları Türkiye aştı.

 ÖRGÜT İSMİ VERİLMESİ TEHLİKELİ: (HDP’ye yönelik saldırıya ilişkin olarak) İster IŞİD, ister DHKP/C ister sade vatandaş. Yakalarsınız, adalete teslim ederseniz, şucuydu bucuydu diye tanımlama yapmak doğru değil. Kim saldırıyı yapıyorsa teslim edilmeli. Bir örgüt isminin verilmesi tehlikeli bir davranıştır.

 SÜREÇ DURUYOR: Oturdular Dolmabahçe’de ortak görüş açıkladılar, aradan geçti 10 gün. Erdoğan, ‘Yanlış’ diyor; sonra süreç duruyor, nerede aksamalar var, onları bilmiyoruz. Hükümetin İmralı ile görüşmesini meşru bulmuyoruz. İktidar olduğumuzda ilk şunu merak ederiz: Ne sözler verildi, kapalı kapılar ardında neler konuşuldu? Resmi muhatabımız meşru makamlar olacaktır.

 

PKK konuşur AKP yapar’ demeyi sürdür - Hürriyet

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın partili cumhurbaşkanı fikrini fiilen uygulamaya geçirdiğini belirterek, “Devamlı Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi eleştiren ve tanımadığını söyleyen Erdoğan, tam manasıyla Sisi’nin metotlarını takip etmektedir” dedi.

Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun HDP binalarına yapılan saldırılara yönelik “HDP’nin MHP’ye pas attığı” sözlerine de “Davutoğlu futbola fazla merak salmıştır. Attığı uyduruk mizansen üç golden de anladığı budur, fakat Başbakan’ın bonservisi çoktan HDP ve PKK’nın elindedir” tepkisini gösterdi. Bahçeli, Kırşehir ve Kayseri mitinglerinde özetle şunları söyledi:

FİİLEN UYGULAMAYA GEÇİRDİ

“Başbakan iyice çirkefleşmiş, çamura yatmıştır. AKP’nin iktidardan paldır küldür düştüğünü görmektedir. Erdoğan tüm kozlarını oynamakta, elindeki bütün imkân ve güçleri genel seçimler için seferber etmektedir. Erdoğan partili cumhurbaşkanı sistemini fiilen uygulamaya geçirmiştir.

ADALET KAÇKINI CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip Erdoğan düzmece de olsa, açılıştan açılışa koşmaktadır. Erdoğan Anayasa’ya darbe yapmaktadır. Devamlı Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi eleştiren ve tanımadığını söyleyen Erdoğan, tam manasıyla Sisi’nin metotlarını takip etmektedir. Erdoğan 7 Haziran için artık gizli kapaklı ve şifreli konuşmaktan vazgeçmelidir. Türk milleti böylesi bir kanun tanımaz Cumhurbaşkanı’nı ilk kez görmüştür. Kırşehirli, adalet kaçkını bir Cumhurbaşkanı’na ilk defa tanıklık etmektedir.

SEN GİT PKK’YLA OYNA

Bu Davutoğlu bizim için ‘İç Anadolu’da milliyetçilik oynar’ diyor. Davutoğlu, bil ki milliyetçilik oyun değildir, oynanmaz. Ey Davutoğlu, sen git PKK’yla ve HDP’yle orta oyunu oyna. Yetmezse sarayda rüşvet oyunu oyna, yolsuzluk alıştırması yapmayı dene. ‘PKK konuşur, AKP yapar’ demeyi sürdür. Davutoğlu, Ordu-Giresun Havalimanı’nın açılış töreninde ‘Tarık bin Ziyad gibi bütün gemileri yakmış çıkmışız’ diyor. Sayın Davutoğlu, haberi yok galiba; gemiler yakılmadı, yenileri yapıldı, yenileri alındı, haram limanlarında sizi bekliyor. Mahdumlar İsrail’e yük taşıyor, Mescidi Aksa’yı çiğneyen Siyonist emellerle ticaret yapıyor. ”       

YAVRU İLE KATİP GİBİLER

Bahçeli, Erdoğan ile Davutoğlu’nu Türkiye’de “Yavru ile Katip” olarak bilinen ünlü İtalyan komedi ikilisi “Franco ve Ciccio”ya benzetti. Erdoğan’ın zırhlı araba vereceği Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in pazartesi istifa etmesi gerektiğini belirten Bahçeli, partisinin siyasetteki hedefini de üçgen şeklindeki “hedefler hiyerarşisi” ile anlattı: “ En altı gerçekleşebilir hedeftir. Üst katı ulaşılabilir hedeftir. Burası ise nihai hedeftir.”

 

Diyanet’in zırhı cübbesidir, dinidir - Vatan

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Grömez’e zırhlı Mercedes vermesini eleştirdi ve şöyle dedi: “Ey Cumhurbaşkanı, ey AKP, ey HDP, kirli siyasetinize Diyanet İşleri Başkanlığımızı katmayın. Haddinizi bilin. İkiniz de aynı dağın gülüsünüz. İkiniz de din düşmanı PKK ile birlikte dinimize, milli değerlerimize saldırıyorsunuz. Diyanet İşleri Başkanı’nın zırhlı araca ihtiyacı yok. Diyanet İşleri Başkanı’nın zırhı cübbesidir, dinidir. ’İbret-i alem için vereceğim’ diyen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın milletimize verdiği sözün altında kalmasını sağlıyorsun. Çek elini.”

 

Erdoğan’ı korku sardı, miting yapıyor - Vatan

ESKİ CHP Genel Başkanı ve Antalya 2’nci sıra milletvekili adayı Deniz Baykal, seçim çalışmaları sırasında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı korku sardığını savunarak “O da anladı tek başına iktidar olamayacağını, baktı, gördü Ahmet Davutoğlu ile bu iş olmuyor. İndi meydanlara garip bir şekilde miting yapıyor” dedi. Konuşmasında hedeflerinin tek başına iktidar olmak olduğunu belirten Baykal sözlerine şöyle devam etti: “Oldu da bir koalisyon hükümeti olursa kesin olarak Tarım Bakanlığı’nı bizim almamız gerekiyor. Ülkenin kalkındırılması için çiftçinin durumunu düzeltmek gerekiyor.

 

HDP’lİ kadın adaylar halı sahaya çıktı - Milliyet

HDP İstanbul 1. Bölge kadın milletvekili adayları, Libertarias Kadın Futbol Takımı ile “passolig”i protesto etmek ve erkek egemenliğindeki futbolda  Kadıköy Kalamış Gençlik Merkezi’ndeki halı sahada karşılaşan her iki takım 7’şer kişilik kadro çıkardı. HDP İstanbul 1. Bölge kadın milletvekili adaylarının takımı Ceylan Yılmaz, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Sezin Uçar, Semra Güven Alkan, Hürriyet Özçelik ile parti üyeleri Pervin Tombul ve Ayşegül İyidoğan’dan oluştu. Her iki takım, üzerinde farklı dillerde “Kadın Yaşam Özgürlük” yazan pankart ile halı sahaya girdi. Halı saha kurallarına göre oynanan ve 40 dakika süren karşılaşma, 15-15 berabere bitti. Basın mensuplarına açıklama yapan milletvekili adayı Serpil Kemalbay Pekgözegü, endüstriyel futbola, sporun paralaştırılmasına ve spordaki erkek egemen anlayışa karşı, kadınların sahalarda olabileceğini göstermek istediklerini söyledi

 

İktidara 13 yıl destek veren Avrupalı Alevi dernekleri: Önce Karunlaştılar, şimdi zulmediyorlar - Zaman

AKP’ye 13 yıldır destek veren Avrupalı Alevi derneklerinden Dünya Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, AKP’nin dini siyasete alet ettiğini söyledi.

 Yanlış politikalarla toplumun her kesimine bunalım yaşatıldığından söz eden Altun, adaletsizlik ve ayrımcılığın son dönemde zirveye çıktığını vurguladı. “Ben bunlar için canımı siper ettim.” diyen Altun, “Dört ara rejime karşı mücadele verdim; ama bu boyutta adaletin yok edildiğini, ayrımcılık yapıldığını görmedim. Tarihteki en büyük insan ayrımcılığını ve Ehlibeyt düşmanlığını yaşıyoruz. AKP dini siyasete alet ediyor. Aleviler çöpçülüğe bile alınmıyor. Önce Karunlaştılar, şimdi tam Emevileştiler. Tarih boyunca, Emeviler döneminde yapılan insan ayrımı, Ehlibeyt düşmanlığının aynısını, hatta daha beterini bu dönemde yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı. Alevi çalıştaylarının da göstermelik olduğunu vurgulayan Fermani Altun, AKP’nin seçimi kazanması durumunda Türkiye’nin felakete sürüklenebileceğini söyledi: “Türkiye’de hiç iyi bir şey yok şu an. İnsanlar can korkusu çekiyor, onun için AKP’ye oy verilmemesi gerekiyor. Seçmen bu gidişata oy verirse Türkiye büyük bir felakete girecektir. 7 Haziran seçimleri bir dönüm noktasıdır.”

‘USTALIK’ DEĞİL, ZULÜM DÖNEMİ

AKP’nin Avrupa’daki teşkilatlanması olarak bilinen Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) 3 yıl boyunca genel başkan yardımcılığını yapan Avrupa Ehlibeyt Alevi Federasyonu Başkanı Fuat Mansuroğlu ise partinin ‘ustalık’ değil, ‘zulüm’ döneminde olduğunu söyledi. Kurulduğundan beri AKP’ye hiçbir desteği esirgemediklerini belirten Mansuroğlu, “İlk dönem hakikaten sınırlı olanaklarına rağmen çok güzel vaatlerde bulundular. Hatta ikinci dönemde de gerek reformlar açısından, AB giriş çalışmaları açısından güzel gelişmeler de oldu; birçok ilke imza atıldı. Hele ‘Alevi çalıştayları’nın başlatılması bizim için tarihî bir noktaydı. Türkiye’de bir normalleşmenin başladığını sanmıştık.” dedi. Mansuroğlu, devlette çalışan Alevi kadrolara yönelik kıyım başlatıldığını da sözlerine ekledi.

 

Mersin’de gözler Kürt oylarında - Milliyet

Ak Parti Mersin’den gösterdiği adaylarla “yerelleşme” mesajı verirken, CHP Sağlar’ın faaliyetleriyle oylarını artırmaya çalışıyor. HDP Fırat’la yarışa katılırken, MHP’nin mitingi büyük ilgi gördü

Adana ve Hatay’da olduğu gibi Mersin sokaklarında yapılacak kısa yürüyüşlerle seçmenin seçim havasına girip girmediğini görmek oldukça kolay. Seçim bürolarının bölgenin diğer iki kentinden farkı yok. Çoğunluğu boş. İçinde vatandaşın olduğu seçim büroları ise kuru kalabalıktan ibaret.

Mersin’in nüfusu 1 milyon 642 bin. Her ne kadar nüfusa göre komşusu Adana’dan geride kalsa da gerek deniz kenarı olmasından dolayı ithalat ve ihracat olanaklarının bulunması, gerek serbest bölge üzerinden daha rahat ticaret yapılabilmesi için gereken yatırım kolaylıkları Mersin’i Adana’nın önüne geçiriyor. Kayıtlara göre, halen Mersin’de yaşayanların yaklaşık 350 bini Mersin’de doğmamış. Bu kapsamda ilk sırayı Adanalılar, 2. sırayı Şanlıurfalılar, 3. sırayı Mardinliler alıyor. Ayrıca, Mersin doğumlu olan doğu kökenli yurttaşların yoğun yaşadığı mahalleler Mersin’in önde gelen bölgeleri arasında yer alıyor. Bu mahalleler genellikle Akdeniz ilçesi sınırları içinde.

Bu yurttaşların yanı sıra, kent nüfusunda 120 bin dolayında Arap kökenliler bulunuyor. Kalan bölüm ise Türkmen kökenli. Ayrıca, çok az sayıdaki levanten aileleri kentteki ticari hayatın yanı sıra sosyal hayatın da etkili kişilikleri olarak yer alıyorlar. Bu tabloya bakıldığında, kentte yoğun bir kültürel birliktelik ve birikim olduğunu görmek mümkün.

Mersin’deki miting alanı, artık kullanılmayan Tevfik Sırrı Gür Stadı’nın yanındaki boş alan. Seçim gezimiz sırasında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin mitingi gerçekleşti. Tıpkı Adana gibi büyükşehir belediyesini elinde bulunduran MHP’nin bu mitingine katılanların sayısının 23 bin dolayında olduğu konuşuldu. Bu katılımın Mersin için çok iyi durum olduğu yerel siyaseti izleyenlerce ifade ediliyor.

Son yerel seçimlerde, Toroslar ve Büyükşehir Belediyesi’ni MHP alırken, Akdeniz Belediyesi BDP’de, Yenişehir ile Mezitli Belediyesi ise CHP’de kaldı. Bu tablo sonrasında iktidar partisi olan Ak Parti, 2015 genel seçimlerinde tüm listesini yeniledi.

Daha önceki iki genel seçimde iki bakanı listelerine koyan ancak verimli siyasi sonuçlar alamayan Ak Parti, bu kez ilk sıraya partinin Mersin’deki kurucu il başkanı Mustafa Muhammed Gültak’ı koyarak Mersinlilere “yerelleşme” mesajı verdi. Listenin 2. sırasında ise Mersin’in sevilen doktorlarından Yılmaz Tezcan yer buldu. 3. sırada gazeteci Muhsin Kızılkaya var.

Mersin, CHP’de ön seçim yapılan kentler arasında yer aldı. Ön seçimde eski tüfekler siyasete veda ederken, eski vekillerden Aytuğ Atıcı ön seçimle listeye girmeyi başardı. CHP’nin siyasetteki ağır toplarından Fikri Sağlar da ön seçimi kazanarak 2. sıradan aday oldu. CHP’nin listesi aynı zamanda kentin etnik yapısının da mozaiği olarak görülüyor. Adaylar arasında Türkmen ve Arap kökenli isimlerin bulunması listeye olan eleştirileri azaltmış gibi. CHP’deki taşlar, rakiplerine göre daha yerine oturmuş görünüyor. Kılıçdaroğlu’nun emekliye iki ikramiye vaadi Mersin’deki kitleleri etkilemiş.

HDP Fırat’la yarışta

HDP’in liste başı olan Dengir Mir Mehmet Fırat, parti tabanı için önemli bir isim. Ak Parti’de yaptığı siyasetle tanınan Fırat’ın Adıyamanlı olması ve Mersin’de yoğun Adıyamanlı nüfus olması Fırat ve HDP için avantaj. Listesinde beş kadın aday olan HDP, aynı zamanda kadın oylarını da hedef alıyor.

Kentteki Kürt oylarını hedef alan Ak Parti Muhsin Kızılkaya, CHP Fikri Sağlar ve HDP de Dengir Mir Mehmet Fırat üzerinden destek bulmaya çalışacak.

İlçelerdeki durum ise, Tarsus’ta MHP ve HDP’nin konumu “iyi” olarak değerlendirilirken, CHP ilçedeki etkinliğini, adayı Sağlar Tarsus’un köylerini dolaşarak artırmaya çalışıyor. Tarsus-Silifke-Erdemli’de partiler başabaş. Bölgede 1994’ten bu yana değişmeyen tek belediye başkanı olan MHP’li Burhanettin Kocamaz faktörü dengeleri MHP lehine çevirebilir. 

Seçim çalışmaları sırasında görüştüğümüz CHP’li Fikri Sağlar, son durumu özetlerken CHP ile MHP arasında CHP lehine 1.5 puan, MHP ile Ak Parti arasında ise MHP lehine 2-2.5 puan olduğunu savundu. Sağlar yaklaşık yüzde 13 oranında ise HDP oylarının bulunduğunu vurguladı. CHP’nin seçim çalışmalarına 2. parti olarak başladığını kaydeden Sağlar, genel başkan Kılıçdaroğlu’nun ilçeleri ziyaret ettiği gezisinin ardından CHP tabanında farklı konum yaşandığını ve 1. parti olduklarını iddia etti. HDP’nin ülke barajını aşacağını düşündüğünü belirten Sağlar, “Biz 5. milletvekilini zorluyoruz” dedi.

MHP ivme kazandı

Mersin’den iki milletvekili olan MHP’de yılların siyasetçisi Mehmet Şandır’ın olmaması dezavantaj gibi gözükse de büyükşehir belediyesinin MHP’de olması handikapı avantaja çevirebilme olanağı sağlıyor. Erzurumlu Oktay Öztürk’ün liste başı olması teşkilatta rahatsızlık yaratsa da Tarsuslu Baki Şimşek’in 2. sırada, yine Mersinli Mehmet Kara’nın 4. sırada olması bu tepkileri azaltıyor. MHP lideri Bahçeli’nin yaklaşık 23 bin kişiyi toplayan mitinginin son dönemdeki en kalabalık siyasi miting olduğu değerlendiriliyor. Bu mitingle birlikte MHP kadrolarına hareket geldiği söylenebilir.

3 parti de birbirine yakın

Genel olarak bakıldığında, Hatay-Adana-Mersin hattında yaptığımız çalışmalarda görüldü ki merkezdeki üç partinin konumu birbirlerine çok yakın. 7 Haziran’a kadar yapılacak küçük hamleler partilere farklı ivme kazandıracak. Ancak bu hamlelerin siyasi vaatlerden çok seçmenin cebine girecek parayı hedefleyen ekonomik vaatler olması daha önem kazanıyor. Zira, Adana ve Hatay’da da kiminle konuşsak asgari ücret ve gelir konusu hep ön planda oldu.

 

Sağlıkçılar, muhasebeciler ve mali müşavirlerden HDP'ye destek - DİHA

Son dönemlerde toplumun birçok kesiminden destek gören HDP'ye sağlıkçılar ile muhasebeciler ve mali müşavirlerden de destek geldi. Destek açıklamalarının yapıldığı toplantılara katılan HDP Ankara Milletvekili Adayı Sırrı Süreya Önder, Çözüm Süreci'ni izlemek için oluşturulacak kurul için Abdullah Gül, Bülent Arınç, Cemil Çiçek gibi isimleri önermesi sonrası, iktidar partisinin bunun halka yansımaması için ambargo uygulandığını söyledi.

 

HDP'ye yönelik destek her geçen gün artıyor. Toplumun değişik kesimlerinin destek verdiği HDP'ye yönelik bugün de sağlıkçılar ile muhasebeciler ve mali müşavirlerden destek açıklamaları geldi. Ankara, Neva Palas Otel'de biraraya gelen çok sayıda muhasebeci ve mali müşavir, HDP'ye desteklerini açıklayıp, toplumun bütün kesimlerini de destek vermeye çağırdı.

Grup adına açıklama yapan Erkan Aslan, kaygı ve korkunun hayatı çekilmez hale getirdiğini belirterek, bir avuç dışında herkesin yaşam alanının daraltıldığını dile getirdi. İnsanların değişik gerekçelerle gözaltına alındığı, dışlandığı, baskı altına alındığını ifade eden Aslan, "Varlığımız, kimliğimiz, arzularımız, ihtiyaçlarımız tanınmıyor, hesaba katılmıyor, görmezden geliniyor" dedi.

Türkiye tarihinin en büyük ekonomik, siyasi ve kültürel yıkımı ile karşı karşıya kaldığının da altını çizen Aslan, AKP'nin bütün talepler karşısında otoriter ve saldırgan bir tutum benimsediğini vurguladı.

AKP'nin yüzde 10 seçim barajını iktidar çoğunluğunun elde tutulmasının garantisi olarak görüldüğünü dile getiren Aslan, "Bu topraklarda yaşayan herkes bugün önemli bir karar sürecinin kapısındadır. Ya bu baraj yıkılacak, yada tek parti diktatörlüğüne vize verilecek" uyarısında bulundu. Aslan, toplumun vicdanı sayılan herkesin herkesimin HDP'ye destek verdiğine işaret ederek, "7 Haziran'da HDP'ye oy vermek için HDP'li olmak gerekmemektedir. Zira HDP'nin yüzde 10 barajını aşması, mevcut siyasal iktidarın milletvekili sayısını başkanlık sistemini referanduma götürme eşiğinden, hükümeti kur(ma)ma eşiğine düşecektir Bu da gidişattan hoşnut olmayan herkesin hayrına olacaktır" ifadelerini kullandı.

Aslan, konuşmasının devamında, toplumun bir parçası olarak muhasebeci ve mali müşavirler olarak tüm meslektaşlarını ve halkları HDP çatısı altında birleşmeye ve destek vermeye çağırdı.

Önder'den teşekkür

Etkinliğe katılan ve desteklerinden dolayı muhasebeciler ile mali müşavirlere teşekkür eden HDP Ankara Milletvekili Adayı Sırrı Süreya Önder ise, dayanışmanın sadece tekil bir örnek olmadığını ve buna benzer desteklerin son dönemlerde arttığını söyledi. Sorunun sadece "faşizan yüzde 10 seçim barajı" olmadığını belirten Önder, "İnsanların beyinlerinde devlet aygıtlarıyla yaratılan barajlar vardı ve bu dayanışma örnekleriyle biz bu barajları yıktır. Bu yüzde 10 seçim barajını yıkmak kadar önemlidir" dedi.

"Devlet iktidar eliyle kendini mulga etmiştir" diyen Önder, hoyratlık olarak tanımladığı uygulamalar elinden Türkiye'nin perişan edildiğini söyledi.

Bakanlar nefret söyleminde bulunuyor

Hükümetin çözüm sürecine yaklaşımını da "Savaşın faturasını canlarımızla, çocuklarımızın canları ile ödüyoruz" sözleriyle eleştirip, bunun telafisi olmayacağını vurgulayan Önder, "Başkasının canı üzerinden siyaset yapmanın insanlıkla ilişkisi olamaz" dedi. Dolmabahçe mutabakatına da işaret eden ve hükümetin bu demokratik manifestoyu boşa çıkardığını belirten Önder, "Bu manifestoyu açıkladığınızda yanınızda oturan bakan, bu parti barajı geçerse süreç yürümez diyor. Böyle zevzek temenniler hayatta karşılık bulamaz" ifadelerini kullandı.

Önder, devletin düşman icat etmeden devleti yönetme becerisi gösteremediğini de söyleyerek, "Bu ülkenin bakanlarının hergün yaptığı konuşmayı siz herhangi bir Avrupa ülkesinde 3 kişiye karşı bile yapsanız, sizi nefret söyleminden gözaltına alırlar" dedi.

Önderden İzleme Kurulu ile ilgili önemli iddia

Çözüm Süreci ile ilgili olarak İzleme Kurulu için Abdullah Gül, Bülent Arınç, Sadullah Ergin, Cemil Çiçek, Faruk Loğoğlu, Rıza Türmen gibi isimleri bir TV kanalında önerdiğini hatırlatan Önder, bu önerisi sorması iktidarın bütün kanalları arayarak 'Bu öneriye yer vermeyin' dediğini paylaştı. Önder, bu durumu "Kendi cumhurbaşkanına, bakanına güvenmeyen bir iktidarla karşıya karşıyayız" sözleriyle eleştirdi.

Önder, ayrıca HDP konusunda kafası karışık olan seçmenlere de seslenerek, kendilerine verilecek her oy ile demokratik ısrarlarını daha da güçlendireceklerini dile getirdi.

Sağlıkçılardan destek

Sağlık emekçileri de HDP'ye verdikleri desteği Mülkiyeliler Birliği'nde yaptıkları basın açıklaması ile duyurdu.

Yine Sırrı Süreyya Önder'in katılımıyla gerçekleşen basın açıklamasında, eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir sağlık sistemini hayata geçirme adına sağlık emekçileri, oylarını HDP'ye vereceklerini açıkladı.

Mülkiyeliler Birliği'nde gerçekleşen açıklamada konuşan HDK Sağlık Koordinasyonu Sorumlusu Derya Etem, "Sağlıksızlık yaratan ve hayatı yaşanmaz kılan tüm toplumsal sorunlara dur demek için HDP'yi destekliyoruz" dedi. Etem, HDP'nin iktidarda olduğu yönetimde, her yurttaşın eşit ve özgür olacağı, yaşadığı günün ve geleceğin toplumsal güvence altında olduğu bir düzenin emekçilerle beraber inşa edileceğini belirtti. Etem, sağlıklı bir yaşam için HDP'nin tek alternatif olduğunu söyledi.

Burada da konuşan Sırrı Süreyya Önder, şunları söyledi:

"Emeğin bu kadar istismar edildiği, neo-liberal politikaların bu kadar tavan yaptığı başka bir dönem yaşamadık. Gelişmeler öyle absürd bir hal aldı ki, sarı sendikalar, işçiye niye grev yapıyorsun diye sorar hale geldi. Bu emek alanına dönük neo-liberal saldırıdır. Utanmazlığın zirve yapığı bir dönemdeyiz. Bu anlamda sağlık emekçilerinin bizlerle gösterdiği dayanışma genel anlamda hem işçi sınıfının, hem bütün emek alanlarının, kendileri için siyaset yapabilme ve HDP'nin ortaya koyduğu perspektife hayatiyet verme açısından çok kıymetlidir. Biz bütün emekçilere bu mücadelede birinci elden sahiplenici ve yürütücü olma sözü veriyoruz. Bu bağlamda gösterdikleri dayanışmaya partimiz açısından çok önemlidir. Yaşasın dayanışma."

Son olarak sağlık emekçileri, HDP için başlattıkları imza kampanyasının 29 Mayıs tarihinde son bulacağını söyledi.

 

Paralel üflüyor bunlar oynuyor - Milliyet

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Karayılan çıkmış ‘Biz tehdit etmiyoruz’ diyor. Sen onu benim külahıma anlat” dedi.

Akdoğan, Şereflikoçhisar’daki Ak Parti bölge mitingindeki konuşmasında, 7 Haziran’daki milletvekili genel seçiminin büyük bir mücadelenin önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Akdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı, “Türkiye Ekonomik Yükseliş Projesi”ne değinerek, “2019’a kadar bizim bu dönemde yapacağımız şeyleri 2035’e kadar yapacaklarını söylüyorlar. Bunlar palavra siyaseti yapıyor, üfürükçü bunlar, Paralel Yapı üflüyor, bunlar oynuyor” diye konuştu. HDP’yi eleştiren Akdoğan, şöyle devam etti:

‘HDP bir projedir’

“Bu dış tezgâhtır. Şimdi HDP’yi bir proje olarak ortaya attılar, onu parti olarak seçime soktular, ‘Seni destekleyeceğiz, sen barajı geçersen Ak Parti’yi durdururuz’ dediler. Onlar da hemen ilk gün ‘Tayyip Erdoğan’ı başkan yaptırmayacağız’ dedi. Eskiden ‘Muhtar bile olamaz’ diyorlardı şimdi ‘Başkan yaptırmayız’ diyorlar, bunlar aynı zihniyet.”

“HDP’nin milletvekili listelerini Kandil’in ve örgütün belirlediğini” ileri süren Akdoğan, şunları söyledi:

‘Külahıma anlat’

“Bu yüzden HDP’ye oy vermek, ‘Demokrasiye güç katmak’ anlamına gelmiyor. Selahattin Demirtaş’ın yüzde 10’u geçince milleti sokağa dökmeyeceğinin garantisi var mı? Ortada bir terör örgütü var, orada duruyor ve milleti tehdit ediyor. Şimdi Karayılan çıkmış ‘Biz tehdit etmiyoruz’ diyor. Sen onu benim külahıma anlat, Güneydoğu’da kapı kapı geziyorsunuz, insanlara haraç mektupları gönderiyorsunuz, üstünde HPG damgası var. ‘Şu partiyi bırakın, bu partiye geçin’ diye tehdit ediyorsunuz. Ondan sonra da neymiş ‘Ben güçlenirsem demokrasi gelişir’. Öyle bir şey yok. Bu hastalıklı örgütün vesayeti altındaki bu partinin güçlenmesi siyaset kurumunu şantaja açık hale getirir, siyaseti terörize eder.”

 

Trafolara kedi sokmayacağız - Cumhuriyet

Karayalçın, İstanbul’da kurulacak olan 27 bin sandık için üçer isim belirlediklerini belirterek ‘Her okulda avukat olacak. Islak imzalı örnekler kendi sistemimize anında girilecek’ dedi.

[Haber görseli]CHP İstanbul İl Başkanı Murat Karayalçın, partisinin oy oranının yüzde 30’a geldiğini belirterek, AKP’de düşüş yaşandığını, HDP’nin ise barajı geçtiğini söyledi. Sandık güvenliği için çeşitli önlemler aldıklarını anlatan Karayalçın, “27 bin 861 sandık için üçer isim belirledik. Ayrıca her sandıkta birer gözlemci, her okulda birer sorumlu, avukat ve kat görevlileri olacak” dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Murat Karayalçın Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

- Milletvekilliği seçimlerine 2 haftalık bir süre kaldı. CHP’nin İstanbul’da seçim çalışmaları ne noktada? Bu zamana kadar neler yapıldı?

Biz İstanbul’un 936 mahallesi ve 65 meydanında hep varız. Hemşehrilerimize evlerinde ve İstanbul’un sokaklarında ulaşmaya çalışıyoruz. Ayrıca 5 haftadır milletvekillerimiz ve adaylarımızla yürüyüşler düzenliyor, mitingler yapıyoruz. 40 bin kadınla 4 milyon konuta ulaşma projemiz var. Bu zamana kadar 750 bin konut ziyareti yapıldı. 7 Haziran’a kadar bu sayının 2 milyona çıkmasını planlıyoruz. 4 milyon hedefine maalesef sitelere hiçbir siyasi partinin girmesine izin verilmediği için ulaşamıyoruz. Ancak sokaklardaki standlarla bu açığı kapatıyoruz.

- Sandık ve seçim güvenliği için ne tür çalışmalarınız var?

2011 seçimlerinde 1 milyon 200 bin seçmen üç bölgede oy vermemiş. AKP ile CHP arasındaki fark da İstanbul’da bu kadar. Ben bu seçmenlerin büyük çoğunluğunun CHP’li olduğunu düşünüyorum. Pikniğe gitmişler, seçim güvenliği yok oy kullansam ne olacak gerekçesini seslendirmişler oy kullanmamışlar. Biz bu dönem bin 834 okulda kurulacak olan 27 bin 861 sandık için üçer isim belirledik. Ayrıca her sandıkta birer gözlemci, her okulda birer sorumlu, avukat ve kat görevlileri olacak. Alınacak olan ıslak imzalı örnekler de okul sorumlusu arkadaşlarımız tarafından kendi kurmuş olduğumuz sisteme anında girilecek ve bir önceki seçim sonuçları ile karşılaştırılacak. Büyük oranda oy kaybı var ise avukatlarımız anında sandıklara itiraz edecek. Ayrıca bazı yerlerde Oy ve Ötesi gibi sivil gruplarla da görüşüyoruz. Ama diğer partiler de oylarına sahip çıkacaktır. Bu seçimde trafolara kedileri sokmayacağız.

Musluklar vatandaşa akacak

Karayalçın, CHP’nin projelerine halkın itiraz etmediğini belirterek “Hep nasıl yapacaksınız diye sordular. Ben de bundan çok memnunum. Geçtiğimiz günlerde AKP 90 proje açıklamış ve bunlardan 40’ının kaynağı yok. Seçmenlerin AKP’ye kaynağınız nerede diye sordukları yok çünkü artık inanmıyorlar. Biz artık değirmenin başına geçiyoruz. Yandaşlara akan musluklar kapatılacak, yurttaşlara akan musluklar açılacak” dedi.

Tehcir olmayacak

Karayalçın kentsel dönüşümle ilgili ise şunları söyledi: “İstanbul’un kentsel dönüşüm haritası ile deprem haritası yüzde 20 oranında örtüşüyor. Yani yüzde 80’i rant odaklı. Bununla ilgili de deprem yönetim birimini kuracağız ve teknik üniversitelerin önlemlerini uygulamaya koyacağız. AKP kentsel dönüşümü emsal artışları ile finanse ediyor. Bizim dönemimizde insanlar yaşadıkları yerde kalacaklar. Yani tehcir ve sürgün olmayacak”.

 

Şanlıurfa Valisi, AKP il başkanı gibi çalışıyor - Zaman

Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük’ün, AKP’nin oylarını artırmak için yapılabileceklerin listesini resmi bir yazı ile İçişleri Bakanlığı’na bildirdiği ortaya çıktı.

Yazıda, seçim öncesi yatırım yapılmasının önemine dikkat çekiliyor. Tek parti dönemi uygulamalarını hatırlatan yazı, “Valiler AKP için mi çalışıyor?” sorularını akıllara getirdi. 7 Nisan 2015 tarihli evrakta Vali Küçük, Tarım Bakanlığı’ndan Diyanet İşleri Başkanlığı’na kadar birçok kuruma AKP’nin oylarını nasıl artıracağı konusunda tavsiyelerde bulunuyor. 6 maddede sıralanan önerilerin ilkinde, DEDAŞ’a borçlarını ödeyemeyen çiftçilere bu yaz elektrik verilmeyeceği hatırlatılıyor. Yaklaşık 10 milyon TL’lik borcun kapatılması öneriliyor. İkinci maddede çiftçilere verilecek olan destek primlerinin ödemelerinin erken yapılması durumunda çiftçi ve esnafın bu durumdan memnuniyet duyacağı anlatılıyor. Sosyal Destek Programı (SODES) projelerinde de kararların erkenden çıkartılarak projelerin seçimden önce başlatılması tavsiye ediliyor. Güneydoğu’da bazı illere geçici köy korucusu kadrosunun açılmasının pozitif algı oluşturacağı tespitine yer veriliyor. Kur’an kursu sayısının artırıldığı belirtilirken, bölgede çalışmalar yapan büyük ölçekli müteahhitlere seçim öncesi ödeme yapılmasının bölge esnafını memnun edeceği aktarılıyor. Öte yandan, Vali Küçük’ün İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği bu yazıda yer alan önerilerin bazılarının uygulamaya konulduğu belirtildi. Her yıl haziranda ödemesi yapılan destek primlerinin bu hafta ödeneceği bildirildi.

 

YSK keyfi davranmaz - Milliyet

Genel seçime katılacak siyasi partilerin TRT’de yayınlanacak propaganda konuşmalarının yayın zamanı ve sırası, Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) çekilen kurayla belirlendi.

Kura çekimi sırasında Yurt Partisi Ankara Milletvekili adayı Halit Dervişoğlu, YSK’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği kararları eleştirdi. YSK Başkanı Sadi Güven, “Konuyla ilgili gerekli açıklamalar yapılmaktadır. YSK, hiçbir iş ve işleme ilişkin keyfi davranmamaktadır” dedi.

Sıralamalar belirlendi

Kurada, 31 Mayıs’taki konuşma sıralaması şöyle belirlendi: “Millet Partisi, Komünist Parti, Vatan Partisi, Merkez Parti, Bağımsız Türkiye Partisi, Liberal Demokrat Parti, CHP, Demokratik Sol Parti, Doğru Yol Partisi, Yurt Partisi, Anadolu Partisi, Toplumsal Uzlaşma Reform ve Kalkınma Partisi, Saadet Partisi, MHP, Halkın Kurtuluş Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi, Ak Parti, HDP, Hak ve Adalet Partisi ile Demokrat Parti.”

6 Haziran’daki sıralama ise şöyle:

“Demokrat Parti, Millet Partisi, Hak ve Adalet Partisi, Halkın Kurtuluş Partisi, Doğru Yol Partisi, MHP, Merkez Parti, Demokratik Sol Parti, Anadolu Partisi, CHP, Saadet Partisi, AK Parti, Bağımsız Türkiye Partisi, HDP, Toplumsal Uzlaşma Reform ve Kalkınma Partisi, Liberal Demokrat Parti, Komünist Parti, Hak ve Özgürlükler Partisi, Vatan Partisi ve Yurt Partisi.”

 

Fuat Avni’den medyayı sarsacak iddia: ‘Erdoğan Hürriyet’e el koyacak!’ - Taraf

Hükümet karşıtı paylaşımlarıyla bilinen ve operasyonları önceden haber veren Twitter kullanıcısı Fuat Avni, yeni iddialarda bulundu.

Mısır’ın devrik lideri Muhammed Mursi’ye verilen idam cezasının ardından attığı başlıkla hükümetin hedefi haline gelen Hürriyet’e el konulacağını iddia eden Fuat Avni, 1 milyona yakın takipçisi bulunan Twitter hesabına şunları yazdı:

1. ***** anketlere kafayı takmış durumda. İstediği sonuçları göremeyince acısını araştırma ve PR şirketlerinden çıkarıyor.

2. 15 Mayıs tarihli anketler sonrası bunalımda. AKP’nin oyunu POLLMARK % 36.8, ANAR % 39,2, DENGE % 40,9 olarak rapor etti.

3. Hasan Basri Yıldız (DENGE) %38 bulduğu oyu *****’in korkusuyla ANAR’ın sonucunu öğrenip % 2 arttırıyor.

4. Anket şirketleri arasındaki rekabet mide bulandırıcı. Herbiri *****’e bir diğerini şikayet ediyor.

5. İbrahim Uslu, Hasan Basri Yıldız’ı, o da Ertan Aydın’ı kötülüyor. Tek dertleri *****’e yaranmak.

6. İbrahim Uslu, Hasan Basri Yıldız’ın anket yapmadığını, açıkladığı sonuçları kendisine sorarak belirlediğini söyleyip duruyor.

7. ***** de Hasan Basri’nin anket sonuçlarının gerçeği yansıtmadığı görüşünde. ‘Bu adam sahtekar’ diyor.

8. Partinin anket ve PR firmalarının yetkilileriyle yeni bir toplantı yapıldı.

9. *****, kampanyanın başarılı yürümediğini söyleyerek toplantıdakilere ağzına geleni söyledi.

10. Şirketler başarısızlığın faturasını Davutoğlu’na kestiler. ‘Karizması yok, konuşmaları etkisiz, insanları heyecanlandıramıyor’ diyorlar.

11. ‘Davutoğlu’yla bu iş olmaz’ diyenler bile oldu. ‘Sizi mumla arıyoruz efendim’ diyerek yalakalık yaptılar.

12. Toplantıda Erol Olçak’tan şikayetçi oldular. ‘Olçak milletvekili adayı yapılmadığı için küskün, yeterince çalışmıyor’ dediler.

13. Toplantıdan, paralel konusunun istenen ilgiyi görmediği yeni bir düşman bulunması kararı çıktı.

14. Hürriyet’in internet sitesinin ‘Yüzde 52 ile seçilen Cumhurbaşkanına idam’ haberiyle aranan düşman bulundu.

15. Varank, “Aydın Doğan ne yapmaya çalışıyor’ şeklinde bir tweet attınca hedef tespiti yapılmış oldu.

16. Hürriyet’in mektubu *****’i oldukça keyiflendirdi. ‘Doğan’ı nasıl bitirdiğimi hepiniz de görmüş oldunuz’ dedi.

17. Doğan Grubu’nun savunmaya çekilmesi ve duruşu *****’i iyiden iyiye cesaretlendirmiş durumda.

18. Seçim istedikleri gibi sonuçlanırsa Doğan medyasına el koyacaklar. Avaneler, “Artık önümüzde engel yok’ diyorlar.

 

HDP bombacısının ıslak sırları - Milliyet

Özel düzenekli bombayı nemli kalması için saksıya yerleştirdi. Bombalar, cep telefonu alarmıyla patladı. Suriye’ye kaçan Savaş Y.’nin eşi, çocuğu ve kardeşinin de bu ülkede olduğu tespit edildi. Polis şimdi bombacıya yardım edenleri arıyor

HDP’nin Adana ve Mersin il başkanlıklarında yaşanan bombalı saldırı olaylarının faili olduğu gerekçesiyle aranan eylemci Savaş Y.’nin, ailesinin de Suriye’de yaşadığı yönünde tespitler yapıldığı öğrenildi. Olay yerinde yapılan incelemeler sonrasında her iki bombanın da cep telefonunun saat alarmı sistemine uyumlu olarak hazırlandığı ve saatli bomba olarak kurgulandığı belirlendi. Bombaların, kurumaya duyarlı olması ve sürekli ıslak olması gerektiği için eylemcinin düzenekleri çiçek saksısına yerleştirdiği kaydedildi. 7 Haziran seçimleri öncesinde HDP’nin iki önemli kentteki il başkanlıklarına yapılan bombalı saldırılar sonrası eylemi gerçekleştirdiği açıklanan zanlı Savaş Y. ile ilgili yeni bilgiler ortaya çıktı. Milliyet’in aldığı bilgilere göre, aslen Vanlı olan Adana’da doğup büyüyen Savaş Y.’nin bölgeyi iyi bildiği değerlendirmeleri yapılıyor. Saldırıların ardından her iki kentte yapılan kamera incelemeleri sonrasında zanlının eylemlerden kısa süre önce Adana’ya geldiği anlaşıldı.

Islak-kuru sistem

Olay yerinde bomba uzmanlarınca yapılan araştırmalar ele geçirilen delillerin incelenmesinden her iki kentteki bomba düzeneklerinin aynı olduğu anlaşıldı. Bomba düzeneklerinin hazırlandığı ve saksı içine yerleştirildiği ancak cep telefonuna ait zaman ayar sisteminin kullanılarak özel saatli bomba imal edildiği saptandı. Her iki bomba düzeneğinin eylemci Savaş Y. tarafından hazırlanma olasılığı da kuvvetlendi. DHKP-C’den tutuklanıp serbest bırakılmasının ardından Suriye’ye gittiği değerlendirilen Savaş Y.’nin, hazırladığı bomba düzeneğinin nemli ortama duyarlı olduğu, düzeneğin kuruması halinde patlama özelliğinin bulunduğu, bu nedenle zanlının beraberinde taşıdığı düzeneğin sürekli nemli kalmasını sağlamak amacıyla çiçek saksısına yerleştirdiği değerlendirmesi yapıldı. Bu nedenle güvenlik birimlerinde eylemcinin standart dışı, el yapımı bir bomba düzeneği hazırlayarak gerçekte profesyonel olduğu görüşü oluştu.

Trenle Mersin’e gitti

Bombacının her iki kentteki kamera kayıtlarını inceleyen polis, zanlının önce Adana’daki il başkanlığına gittiği burada ilk çiçek saksısını bıraktıktan sonra trenle Mersin’e geçtiği anlaşıldı. Zanlının, kendisinin yanı sıra eşi, çocuğu ve kardeşinin de Suriye’de olduğu yönünde istihbaratlara ulaşıldığı öğrenildi. Ayrıca, Savaş Y.’nin olayın hemen ardından yasa dışı biçimde ülkeyi terk edip Suriye’ye geçtiği bilgisine ulaşıldı. Güvenlik birimlerinin bu tespitlere rağmen zanlının ve ailesinin Suriye’nin

hangi bölgesinde olduğu yönünde kesin bir bilgi elde edilemedi.

Polis, ‘badi’ peşinde

Soruşturma kapsamında polis, zanlıya Adana’da kaldığı süre içinde yardım eden kişi ya da kişilerin peşine düştü. Bir emniyet yetkilisi, “eylemci kenti zaten iyi biliyor. Burada yaşamış. Ancak, yine de ‘badi’si (askerde birbirlerinden sorumlu olunan en yakın arkadaş) olduğunu düşünüyoruz. Adana ve Mersin’deki ekipler bunu ortaya çıkarmaya çalışıyor” dedi.

Milliyet’e bilgi veren üst düzey bir emniyet yetkilisi, olayın standart bir IŞİD eylemi olmadığına dikkati çekti. Aynı yetkili, “bombanın imali ve kullanımına bakıldığında profesyonel bir bombacı ile karşı karşıyayız. Daha önce DHKP-C içinde yeralmış ve tutuklanmış bir kişinin daha sonra Suriye’ye giderek IŞİD kadroları içinde yer alması fazlasıyla dikkat çekici. Yine de bu işin arkasında bir üst akıl aramak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bakanlıktan açıklama

İçişleri Bakanlığı dün saldırganın IŞİD ile bağlantısı iddialarına yanıt verdi. Açıklamada, zanlının 21 Haziran 2007’de İstanbul’da DHKP/C terör örgütüne bağlı Devrimci Halk Güçleri (DHG) içindeki faaliyetlerinden gözaltına alındığı, 22 Haziran 2007’de serbest bırakıldığı belirtildi. Yine Ankara’da DHKP-C yapılanması Halklar ve Özgürlükler Cephesi’nin (HÖC) 23. Dönem milletvekili seçimlerini protesto gösterisine zanlının Adana’dan gelerek katıldığı 16 Temmuz 2007’de tutuklandığı, 18 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı belirtildi. Sahsın herhangi bir pasaport ve yurtdışı giriş çıkış kaydı ile MERNİS sisteminde adresi bulunmadığı kaydedilerek, “Kişinin bağlantıları ve kamuoyunda gündeme getirilen iddialar dahil yapılan saldırı tüm yönleri ile özenle incelenmektedir” denildi

 

Alevilerin evleri yine işaretlendi - Cumhuriyet

Amasya’da bir sitede kapılarına kırmızı çarpı işareti konan Aleviler tedirgin: Evde kalamıyoruz. Yetkililer devreye girsin.

Amasya’nın Esentepe Mahallesi’ndeki TOKİ konutlarının B bloğunda 22 Mayıs’ta Alevi yurttaşların oturduğu 1, 4 ve 8. kattaki dairelerin kapısına kırmızı boyayla çarpı işaretleri konuldu. Sabah evlerinden çıktıkları sırada işaretleri gören yurttaşlar büyük tedirginlik yaşadı. Yurttaşların haber vermesi üzerine polis incelemede bulundu.

Evde kalamıyorum

Eşini kaybettikten sonra iki çocuğuyla birlikte yaşadığı dairenin kapısının işaretlendiğini gören Güllü Bozkurt, yakınlarının yanına sığındı. Korkudan günlerdir evine gidemediğini belirten Bozkurt, “Kapılarımız işaretlendi, korkuyoruz. Ben üç gündür akrabalarımda kalıyorum.

Daha önce de oldu

Bunu kimin yaptığını bulmalarını istiyoruz. Üç evin kapısı işaretlenmiş, üçü de Alevi. Yetkililer olaya önem versin, bu sefer de ‘çoluk çocuk işi’ demesinler. Çocuklar koskoca sitede kimin Alevi olup olmadığını nereden bilecekler?” diye konuştu.

Bozkurt’un akrabası olan CHP Adıyaman İl Genel Meclis Üyesi Mahmut Nedim de Adıyaman’da daha önce 3 kez Alevilerin evlerinin işaretlendiğine dikkat çekerek, “Bir blokta üç Alevi vatandaş oturuyor, sadece üç Alevi vatandaşın kapılarına çarpı atılarak işaretlenmiş.

Bizzat gittim kendim inceledim, emniyete haber verdim, polisler gelip inceledi. Daha önce de üç sefer işaretleme olayı yaşandı, ‘çocuklar yapmıştır ’diye geçiştirdiler. Bir türlü failler bulunamadı. Çocuklar bir bloktaki Alevilerin kim olduğunu nereden bilecek? Bunun tekrarlanmaması için faillerin mutlaka bulunması gerekiyor” diye konuştu.

 

Kamp Armen müjdesi! - Vatan

Yıkım kararı protestolara neden olan Ermeni yetimhanesi Kamp Armen kurtuldu. Arazi sahibi, “Başbakanımızın rica ve talimatı bana iletildi” diyerek tapuyu vakfa iade edeceğini açıkladı.

Aralarında, suikasta kurban giden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, eşi Rakel Dink’in bulunduğu yaklaşık 1.500 çocuğun yetiştiği Tuzla Çocuk Kampı’na (Kamp Armen) 17 gün önce yıkım için iş makineleri girmişti. Yıkım kamuoyunda çok tepki çekerken vatandaşlar ve sivil toplum örgütleri kampa giderek yıkım nöbetine başlamıştı. Kampın yıkılmaması için Başbakan Ahmet Davutoğlu duruma el koymuş ve gerekli girişimler başlatılmıştı. Dün müjdeli haber geldi. Tuzla Çocuk Kampı’nın tapusunun Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı’na verileceği açıklandı.

‘Barışa katkı için’

Kamp Armen’in bulunduğu arazinin sahibi Fatih Ulusoy, dün yaptığı açıklamayla araziyi Gedikpaşa Ermeni Proteston Kilisesi Vakfı’na bağışlayacağını duyurdu ve şöyle dedi: “Konunun çözülmesi yönünde Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun rica ve talimatı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci, Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı tarafından şahsıma intikal ettirilmiştir. 2006’da konu arazinin tapu kaydında yetimhane ile ilgili herhangi bir şerh veya bilgi olmaması sebebi ile satın almamda herhangi bir tereddüt hasıl olmamıştır. 1915 yılı ile ilgili çeşitli spekülasyonlarla toplumumuzun hassasiyetlerinin tahrik edilmeye çalışıldığı günümüzde; Ermeni vatandaşlarımızın düşünce ve hassasiyetlerine, ülkemizin sosyal barışına ve birliğine katkı sağlamak amacı ve temennimle konu araziyi Gedikpaşa Ermeni Proteston Kilisesi Vakfı’na bağışlayacağımı kamuoyumuza saygıyla duyururum.”

İlk sahibine iade edilmişti

Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı’nın 1962 yılında yetim çocuklar için Sait Durmaz’dan satın aldığı arazi, 1936 Beyannamesi gerekçe gösterilerek 1979’da ilk sahibine iade edilmiş ve kampa el koyma süreci, 1987’de Yargıtay’ın onayıyla tamamlanmıştı. Kampın iadesi için vakıf yönetimi hukuki yolları denedi ancak sonuç alamadı. 2011’de azınlık vakıflarının el konan mülklerinin iadesi başlayınca, Armen için de Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne (VGM) başvuru yapıldı. Ancak VGM, satışın hukuki olarak iptal edilmiş olmasını gerekçe göstererek, dosyayı ‘el konmuş mülk’ olarak değerlendirmedi ve bu sebeple kampın iadesi ya da tazminat ödenmesi söz konusu olmadı.

Başbakan el koymuştu

Kamp Armen meselesine, AK Parti milletvekili adayı Markar Esayan’ın bilgilendirmesi üzerine Başbakan Davutoğlu el koymuştu.Başbakan Davutoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, İBB Başkanı Kadir Topbaş, Ak Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci ve Markar Esayan’ın katıldığı bir toplantı yapılmış, arazinin vakfa devredilmesi kararı alınmıştı. Ancak arazinin kamulaştırılması formülüne azınlık vakıfları ‘emsal olacağı’ gerekçesiyle karşı çıkınca formül arayışına girilmişti. Ve aranan formül, arazi sahibinin tapuyu devretmesiyle bulunmuş oldu.

 

Adını verdi, hocasını bulamadı - Cumhuriyet

AKP’nin seçim reklamında kullandığı Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde tek profesör dekan. Bazı anabilim dallarında hoca dahi bulunmuyor.

Hükümetin, “Onlar konuşur Ak Parti yapar” propagandalarından Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ni öven seçim reklamında, fakültenin kalitesi, Rizelinin Rize’de okuyabildiği anlatılıyor. Ancak fakültenin anabilim dallarının birçoğunda bölüm başkanlığını yardımcı doçentler yaparken, bazı anabilim dallarında hoca dahi bulunmuyor. Fakültenin tek profesörünün ise dekan olması dikkat çekiyor. Seçim için yere göğe sığdırılamayan fakültede toplam 8 anabilim dalı bulunuyor. Bunlardan Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi ile Ortodonti anabilim dallarında hiç hoca bulunmuyor. Fakültenin tek doçenti Ağız, Diş ve Çene Hastalıkları Cerrahisi’nin anabilim dalı başkanı. Doçent, bir yardımcı doçent ve 3 araştırma görevlisi ile birlikte idare ediyor. Fakültenin tek profesörü ve aynı zamanda da dekanı Protetik Diş Tedavisi anabilim dalının da başkanlığını yapıyor. Geri kalan anabilim dallarının başkanlarının tümünün unvanının ise yardımcı doçent olması dikkat çekiyor.

 

Göreve başlıyor - Hürriyet

GENELKURMAY Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in 8 Mayıs 2015 günü, soru işaretleri yaratan bir dilekçe verip izne çıkması Ankara’da heyecan yaratmıştı. Kısa sürede Gazi Üniversitesi’nde ameliyat olduğu ortaya çıksa da kulislerde, Necdet Paşa’nın MİT TIR’ları soruşturmasında bazı askeri personele haksızlık edildiğine dair görüşleri nedeniyle hükümetle ters düştüğü ve emekli olacağı, 1 Ağustos YAŞ toplantısına kadar dönmeyeceği konuşuldu. Hatta dilekçesinde “Yerime KKK Orgeneral Hulisi Akar bakacak” ifadesine yer vererek hükümetin başka bir ismi istediği, Necdet Paşa’nın da kendisinden sonra Hulusi Paşa’yı işaret ettiği yorumları da yapıldı.

Aradan geçen 15 gün içinde Orgeneral Özel, 19 Mayıs törenleri gibi protokol gereği katılması gereken törenlere de katılmadı. Hatta dün “Seçkin Gözlemci Günü” yapılan Denizkurdu 2015’te de Özel yoktu. Yetkililer, Özel’in tedavisinin başarılı ilerlediğini, ancak tam iyileşene kadar fiziki koşulların kendisine uygun bir şekilde olması gerektiğini ifade ettiler. Peki Özel ne zaman işbaşı yapacak?

Askeri kaynakların söylediğine göre yarından itibaren karargaha gelecek. Ancak kabuller ve kıta ziyaretleri olmadan düşük profilli çalışacak. Kendisi için makam koltuğunda özel değişiklikler yapıldığı da gelen bilgiler arasında.

 

Ölüm listeleri hazırlıyorlar - Y. Şafak

Tehdit mektuplarına tepki gösteren AK Parti Mardin adayı Orhan Miroğlu, “Ölüm listelerini getirip önümüze koyuyorlar. Köylerde mecburen 10-15 silahlı insanla geziyorum” dedi.

AK Parti Mardin Milletvekili adayı Orhan Miroğlu, köylerde baskı ve tehditin olduğunu da kaydeden Miroğu, “Ölüm listelerini getirip önümüze koyuyorlar. Özellikle AK Parti'ye oy verme ihtimali olan veya verme eğilimi olan kişilere yönelik ciddi bir tehdit var. Bunu bilinçli yapıyorlar. Mektuplar yazıyorlar, gece gelip köyleri toplayıp anlatıyorlar. 'HDP barajı aşamazsa iç savaş çıkar, ona göre ayağınızı denk alın' diyorlar. Bunu ilçelerde de köylerde de yapıyorlar” ifadesini kullandı.

SAVAŞ MODU SİYASET

Miroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada savaş modu siyaseti yapıyoruz. Köylere belli ilçelere gittiğimiz zaman rolle ve hissiyatla gidiyoruz. Çünkü neyle karşılaşacağımız gerçekten bilmiyoruz. Kendimiz koruyarak, silahlı olarak gidiyoruz. Yanımda 10-15 silahlı insanla geziyorum bu devletin aldığı tedbirlerin dışında olan bir şey. Kalemim dışımda elime hiç mantar tabancası bile almış insan değilim. Ama şimdi gelmişim kendi ilimde seçim çalışması yapıyorum ve silahsız gezemiyorum. Bu bölgede ortaya çıkacak sonuç, AK Parti'nin alacağı oy bakımından asla demokratik bir sonuç değil. Bu savaş modunda siyasetin HDP'ye sağladığı oy, nereden bakarsanız bakın her ilde yüzde 20-25 oranındadır. Bu kesin.”

 

Direniş bir zafer daha getirdi: Mako işçilerinin talepleri de kabul edildi - Cumhuriyet

Tofaş fabrikasında ücret artışı talebiyle üretimi durduran işçilerin zaferinin ardından, pazartesi gününden beri direnişte olan Mako fabrikasında da yönetim işçilerin talebini kabul etti.

sendika.org’da yer alan habere göre, otomotiv sektörüne metal parçalar üreten Mako fabrikasının yönetimi işçilerle yaptığı görüşmede, Tofaş fabrikasında yönetimle işçiler arasındaki anlaşmanın aynen geçerli olduğunu belirtti. Bunun üzerine Mako işçileri direnişi sonlandırma kararı aldı.

İşçiler direndi, kazandı... TOFAŞ'ta anlaşma sağlandı

Mako işçilerinin talepleri neydi?

Mako işçileri işten atılmama garantisi verilmesini, toplu sözleşme sürecinde haklarını savunmadığını düşündükleri Türk Metal Sen’in temsilcilik tabelasının sökülmesini ve bunun yerine temsilcilik odasında işçilerin şu an sözcülüğünü yapan temsilcilerin oturmasını istemişti.

İşçiler, Renault’daki gibi ücretlerin Bosch sözleşmesi baz alınarak artırılmasını isterken, son talep ise varılan anlaşmanın işçilerin temsilcileriyle birlikte protokol altına alınması olmuştu.

 

Yeşil Hat’ta doksan dakikalık çözüm turu - Milliyet

Müzakerelerin tekrar başlamasıyla filizlenen çözüm umutlarına Kıbrıslı iki lider dün 90 dakikalık gezintiyle omuz verdi. Akıncı ve Anastasiadis kuzeyde kahve; güneyde zivaniya içti. Ledras’ta zeytin dallarıyla yüründü

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasaiadis, Yeşil Hat’ın ayırdığı Lefkoşa’da iki kesimde 45’er dakika Çarşıyı gezdi, kahve ve Kıbrıs’a özgü zivaniya içkisi içti. Ada’da heyecan yaratan buluşmada ilk önce Anastasiadis, Lokmacı sınır kapısından yürüyerek KKTC’ye geçti. Akıncı, Anastasiadis’i kapıda karşıladı ve birlikte Arasta çarşısında yürüyüşe geçildi.

‘Barış Şimdi’ sloganları

Liderlerin yürüyüşü sırasında, hem Türkçe hem de Yunanca ‘barış hemen şimdi’ sloganları atıldı. Yürüyüş sırasında Akıncı’ya kırmızı Anastasiadis’e de beyaz karanfil verildi. İki lider, bazı esnaf ile sohbet etti. Lefkoşa’daki Büyük Han’a geçen liderler burada 45 dakika sohbet etti, Türk kahvesi içti. Liderlere müzakereciler Özdil Nami ve Andreas Mavroyannis de eşlik etti. Anastasiadis, daha önce 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile buluşmak için KKTC’ye geçmişti. Ancak Rum liderin, çarşı gezisi Ada’da bir ilki oluşturdu.

Milliyet’in öğrendiğine göre, Akıncı ve Anastasiadis, sohbet sırasında “Halkın pozitif enerjisinden mutlaka yararlanmalıyız. Barışı bulmalıyız. Toplumlardaki beklentiyi boşa çıkarmayalım” dedi.

İkramiye çıkmadı

Büyük Han’da sadece kahve içen liderlere, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu’nun lokantasından getirilen özel ekmek kadayıfları da ikram edildi.

Nikos Anastasiadis, 48 yaşına giren Kıbrıslı Türk müzakereci Özdil Nami’ye bir jest yaptı ve doğum gününü kutladı. Rum lider, Nami’ye barışı simgeleyen yaprak motifli bir tabak şeklinde plaket hediye etti.

Liderler burada yaptıkları sohbetin ardından yürüyerek Güney Kıbrıs’taki Ledras caddesine geçti. Ledras cadddesinde ellerinde zeytin dalları tutan liderler, Phaneromeni Kilisesi’nin bulunduğu bölgede bir kafeye oturdu. Liderlere bir piyangocu kazı kazan verdi. Kıbrıs haritası şeklindeki kazı kazanı kazıyan liderlere, ikramiye çıkmadı.

Bir şişe zivaniya bitti

Liderler burada Kıbrıs’a özgü zivaniya içti. İki liderin bir şişe zivaniyayı bitirdiği görüldü. Akıncı ve Anastasiadis sonra tekrar birlikte Lokmacı sınır kapısına yürüdü. Akıncı’yı uğurlayan Anastasiadis ‘Kıbrıs sorununa en erken zamanda çözüm bulmak için çalışacaklarını’ belirterek, ‘iki toplumun geçmişinde çatışmalar görülebildiğini ancak her iki toplumun geleceği için çözümün olması gerektiğini’ kaydetti.

Karşılıklı ziyaretleri ‘tarihi olarak’ nitelendiren Akıncı da, “Bir daha hayal kırıklığı yaşamak istemiyoruz” dedi. ‘Yeme içmede Türk ve Rumların iyi olduğunu ancak müzakere ve iş yapmaya gelince yeme içmedeki başarı kadar başarılı olunmadığını’ belirten KKTC lideri, ‘bunu tersine çevirmek gerektiğini’ söyledi.

BİR ANADAN DOĞDUK BİZ

Elindeki saz ile Türkçe ve Yunanca şarkı söyleyen Kıbrıslı Türk aşık Emir Gül, liderlere “Çözüm için acele edin” dedi. Emir Gül, liderlere şöyle seslendi;

Bir tek yürek olmuşuz

Ermenisi, Marunisi

Türk’ü Rum’u hep eşit

Bir anadan doğduk ya biz

Düşman değil kardeşiz

Vatanı sevmek ve mutlu

Olmak için varsınız

Sen de ben de kardeşiz

Çok büyük dertler çektik

Çözüm yoksa, durum felaket

Türkiye’ye silah satışına onay - Milliyet

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye potansiyel olarak 310 milyon dolar değerinde silah ve savunma sistemi satılmasını onayladı.

Savunma Güvenliği İşbirliği Ajansı’nın Kongre’ye gönderdiği bilgi notuna göre Türkiye’nin MK 15 Phalanx silah sistemi yenilenecek. Henüz teklif aşamasındaki anlaşma kapsamında Türkiye’ye 4 adet MK 15 Phalanx CIWS Block 1B sistemi satılacak. Halen Türkiye’nin elindeki 17 adet MK 15 Phalanx Block 0 sistemi de yenilenecek. Ayrıca 21 adet uzaktan kumanda istasyonu, 21 adet yerel kumanda istasyonu, yedek parçalar, destek ve test ekipmanları satılacak. Savunma Güvenliği İşbirliği Ajansı, satışın tamamlanması halinde Türk donanmasının kendini savunma kapasitesinin artacağını not etti. Basın açıklamasında satışın bölgedeki askeri dengeyi değiştirmeyeceği de özellikle belirtildi. Satış pazarlıklar tamamlandıktan sonra kesinleşecek.

 

ABD Kongresi’nden Türkiye için ifade özgürlüğü tasarısı - Hürriyet

Amerikan Kongresi’ne, Türkiye’deki ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesini isteyen bir tasarı sunuldu. Tasarıya iki günde 29 milletvekili destek açıkladı.

TÜRKİYE’de başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yönetim yetkililerinin basın ve ifade özgürlüğünü hedef alan açıklamalarından sonra ABD Kongresi’ne Türkiye’de ifade özgürlüğü ve insan haklarına saygı gösterilmesini isteyen bir yasa tasarı sunuldu.

Perşembe günü hazırlanan tasarıya destek açıklayan milletvekillerinin sayısı iki günde 29’a ulaştı.

Aralarında Cumhuriyetçi Partili Dana Rohrabacher ve Demokrat Partili Eliot Engel gibi isimlerin de olduğu milletvekilleri tarafından Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin dikkatine sunulan tasarı, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın, düşünce kuruluşu SETA’nın Washington’da düzenlediği konferansta yaptığı, Türkiye’deki basın özgürlüğü problemlerinin Türk basının “şantaj ve karalama”larından kaynaklandığını iddia ettiği konuşmasından bir gün sonraya denk geldi.

Washington’daki Ulusal Basın Kulübü'nde gerçekleştirilen toplantıda bir dinleyicinin Türkiye’deki basın özgürlüğü problemlerini hatırlatıp “Erdoğan demokratik bir ülkenin lideri olmaktan çok bir diktatöre benziyor” demesi üzerine dinleyiciye cevap veren Kalın, “Maalesef bazı medya kuruluşları Cumhurbaşkanına karşı çok eleştirel.

Kişiliği, özel hayatı... Ben dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görmedim” diye cevap vermişti. Kalın’ın konuşmasından bir gün sonra kaleme alınan 279 sayılı tasarıda ise Temsilciler Meclisi’nin “Türkiye’deki ifade özgürlüğü ve insan haklarına saygı gösterilmesini istediği” belirtilerek şu üç çağrı sıralandı:

1)      Temsilciler Meclisi, Türkiye Hükümeti’ne online ya da sosyal medyada olanlar dahil, ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaları derhal kaldırma çağrısı yapar.

2)      Temsilciler Meclisi, Türkiye Hükümeti’nden Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı AGİT’e olan taahhütlerine uygun biçimde evrensel insan haklarına tam anlamıyla saygı göstermesini ister.

3)      Temsilciler Meclisi, ABD’nin Türkiye halkıyla olan uzun süreli ortaklığı ve dostluğunu bir kez daha vurgular.

KALIN KONUŞMADAN AYRILDI

SETA’daki konuşmasının ardından Amerikan Kongresi’nde de görüşmeler yapan Kalın, temaslarıyla ilgili gazetecilere bilgi vermedi. Dolayısıyla Kalın’ın SETA’da basın özgürlüğünü hedef alan sözlerinin ardından Amerikan Kongresi’ne böyle bir tasarı sunulmasıyla ilgili yorumunun ne olduğu da öğrenilemedi. Diplomatik kaynaklar, Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ın da bir kısmına eşlik ettiği Kalın’ın görüşmelerinin “özel” olduğunu belirttiler. Kalın’ın Kongre yetkilileri dışında Washington’da Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Colin Kahl ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın üç numarası Wendy Sherman ile bir araya geldiği öğrenildi. Obama’nın Ortadoğu’dan sorumlu Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert Mally’in ise Kalın’la görüşmediği aktarıldı.

 

ABD güçlerinin Irak'tan çekileceği iddiası - Hürriyet

Iraklı milletvekili Muvaffak er-Rabii, ABD'nin, Ramadi'deki El-Habbaniyye hava üssünün terör örgütü IŞİD'in eline geçmesi durumunda Irak'tan kısmen çekilmeyi planladığını iddia etti.

Milletvekili ve eski Ulusal Güvenlik Müsteşarı Rabii yaptığı yazılı açıklamada, "Washington'un, Habbaniyye üssünün IŞİD'in kontrolüne geçmesi durumunda, tüm Irak topraklarından kısmen çekilme planı hazırlamaları için Amerikalı danışmanlara talimat verdiğini" öne sürdü.

Rabii açıklamasında, "Ramadi ve Enbar kırmızı çizgidir ve biz orada olduğumuz sürece düşmez diyen ABD Devlet Başkanı Barack Obama'nın, Ramadi'nin IŞİD'in eline geçmesine engel olamayan ABD'li danışmanlara artık güvenmediğini" ifade etti.

IŞİD dün, Ramadi'nin 30 kilometre doğusundaki Habbaniyye Askeri Üssü yakınlarındaki El-Halidiyye bölgesine saldırı düzenlemişti.

ABD, IŞİD'in ülkenin kuzey ve batısında bazı bölgeleri ele geçirmesinin ardından Irak'a yaklaşık 3 bin asker göndermişti. ABD güçleri, Irak kuvvetlerini eğitmek ve danışmanlık görevi yapıyor.

 

FT: Tekleyen büyüme hikayesi Türkiye - Hürriyet

Financial Times, yavaşlayan büyüme ve artan işsizliğin Türkiye'nin bugüne kadarki ekonomik başarısını sağlayan modelin sorgulanmasına yol açtığını belirtiyor ve "Bir dönemin ekonomik başarısı, ülke liderinin gücü elinde toplamasına yol açtı" diyor.

Financial Times gazetesi, yaklaşan seçim ve ekonomideki sorunlar çerçevesinde Türkiye'nin ekonomik geleceğini değerlendiren bir yazıya yer verdi.

Daniel Dombey imzalı yazı özetle şöyle:

"Türkiye'nin son on yıl içindeki güçlü büyümesi birçok gelişmekte olan ülkeden ayrışıyordu. Ancak Türkiye'nin büyük ölçüde iç talep ve aktif inşaat sektörüne dayalı ekonomik modeli artan baskı altında.

Büyüme, 2010 ve 2011'deki yüzde 9'dan, 2014 yılında keskin biçimde yüzde 3'ün altına düştü.

Ülke çapında, tüketici güveni beş yılın en düşük seviyesine düşerken, işsizlik yüzde 11 ile son beş yılın en yüksek düzeyine çıktı. Gayri safi yurtiçi hasıla birkaç yıldır kişi başına 10 bin dolar civarında sıkışmış halde.

Türk lirası dolar karşısında Mayıs 2013'dan bu yana yaklaşık yüzde 40 değer kaybetti. Bu zeminde, hükümet içinde son yıllarda büyümeyi yaratan modelin geleceği hakkında bir tartışma başladı."

Atılım arayışı

"Bazı uzmanlar bir yandan ekonomik ve hukuki reformlar yapılırken, diğer yandan katma değeri daha yüksek ürünler üretmeye yönelik temel bir değişim ihtiyacı olduğunu savunuyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı eleştirenler yatırımın, rekabet gücündeki yetersizlikler nedeniyle aksadığını iddia ediyor.

Birçok uluslararası bankacı, Türkiye ekonomisinin kısa vadede başarılı olması için hala yeterince küresel likidite olduğunu söylüyor.

Ama Erdoğan'ın daha düşük faiz oranları için yürüttüğü kampanya petrol fiyatlarındaki düşüşün faydalarını gölgede bıraktı. Lira, dolar karşısında keskin biçimde düştü.

Türk ihracatçısı yeni pazarlar bulmadaki esnekliğiyle ünlüdür. Ancak iç ekonomi yavaşlarken, büyük ve kalıcı ihracat artışları elde etmek de zorlaşıyor.

Talebi, Avrupa'daki ekonomik sorunlar ve Orta Doğu ile Kuzey Afrika'daki kaos da olumsuz etkiledi.

Bu tür eğilimler ülkenin mevcut ekonomik durumunun sürdürülebilir olmadığı konusunda bir fikir birliği yarattı ama çözüm konusunda bir mutabakat yok."

Başkanlık sistemi ve gelecek

"Türkiye'nin siyasi ve büyük ölçüde ekonomik geleceği, Erdoğan'ın mahkemeler veya Meclis'ten pek muhalefet gelmeyecek bir başkanlık sistemini hayata geçirip geçirememesine bağlı.

Dış dünyadaki değişikliklere rağmen, Cumhurbaşkanı'nın kolay paranın siyaset ve ekonomik getirilerine bel bağlamasından kaygı duyuluyor.

Türkiye nin ikilemi bu: Bir dönemin ekonomik başarısı, liderinin gücü elinde toplamasına yardımcı oldu.

Şimdi muarızları, daha fazla güç konsolidasyonunun Türkiye'nin geleceğine zarar vereceği uyarısında bulunuyor.

Aynı zamanda, yabancı fonlar her zamankinden daha seçici. Türkiye iç ve dış şoklara hassas kalmaya devam ediyor ve büyüme tarihi ortalamalara göre vasat.

Ekonomik zaferlerle dolu yılların anıları hala tazeyken, daha az hoşgörülü bir dünyaya uyum sağlamak zor olacak."

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): 24  MAYIS  2015  BASIN  BULTENLERI    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.