23 MAYIS 2015 BASIN BÜLTENLERİ
Basın Bültenleri / 24 Mayıs 2015 Pazar Saat 02:10
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
23 Mayıs 2015 Tarihli Basın Bültenlerinden Derlenen Haberler...

YPG: 15 köy çetelerden temizlendi

ANF-YPG, “Komutan Rubar Qamişlo Hamlesi” kapsamında son 24 saat içinde 15 köyün çetelerden kurtarıldığını belirtti.

YPG Basın Merkezi, Cizîr vce Kobanê Kanton’unda yaşanan çatışmalara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Cizir Kantonu'nun batı kırsalı ve köylerini kurtarmak amacıyla başlatılan “Komutan Rubar Qamişlo Hamlesi”nin 16. gününde başarılı bir şekilde devam ettiğini belirten YPG,

"DAIŞ çetelerine büyük darbe vuran güçlerimiz, Kezwan dağının kuzey yamaçları ve Xabur nehri kıyısındaki arama tarama faaliyetlerini sürdürmektedir. Güçlerimiz bu faaliyetler kapsamında son 24 saat içinde Til Tal'a, Hiseniyê, Til Hefyan, Til Nasrî, Til Şamîran, Til Huda, Til Goran, Til Fêda, Til Belo'a, Xerîta, Selîbiyê, Skaka, Hemaniyê, Şeîra ve Xebîş köylerini çetelerden temizleyerek özgürleştirmiştir.

Güçlerimiz, çetelerin bu köylerde ve çevrelerinde döşedikleri mayınları temizleme faaliyetini de sürdürmektedir“ dedi.

KOBANʒDE 25 ÇETE ÖLDÜRÜLDÜ

DAIŞ çeteleri dün gece yarısı Kobanê'nin doğusunda yeni bir saldırı düzenlediğini belirten YPG,  „Korik köyünü işgal etmek amacıyla düzenlenen saldırıya güçlerimiz sert bir şekilde yanıt vermiştir. Sabah saatlerine dek süren şiddetli çatışmalar ardından çetelere ağır darbe vurulmuştur“ diye belirtti.

YPG açıklamasında devamla şunlar ifade edildi:

“Bu alanda tespit edilebilen 25 çete üyesi öldürülmüştür. Güçlerimiz 18 çete cenazesiyle birlikte 20 adet kaleşnikof, 107 adet kaleşnikof şarjörü ve 1.500 kaleşnikof mermisi, 3 adet BKC ve 800 adet BKC mermisi, 1 adet B7 roketatar ve 4 roketatar mermisi, 11 adet el bombası ve 2 adet patlayıcı yüklü raxt ele geçirmiştir.

Çete saldırısının püskürtülmesinde önemli rol oynayan bir yoldaşımız kahramanca savaşarak şehadete ulaşmıştır.

Kobanê'nin güneyinde de çete grupları güçlerimizin mevzilerine yönelik havan toplu saldırı düzenlemiştir.“

 

Suudi camiinde intihar saldırısı: 19 ölü

ANHA – Suudi Arabistan’ın doğusundaki Katif bölgesinde bir camiye düzenlenen intihar saldırısında ilk belirlemelere göre 19 kişi öldü, 100’den fazla kişi de yaralandı.

Al Arabiye ajansının verdiği bilgilere göre, Suudi Arabistan’ın doğusundaki Katif bölgesinde bir Şii camiine intihar saldırısı düzenlendi. Halkın Cuma namazı kıldığı sırada camiye giren bir saldırgan,üzerindeki bmbayı patlattı.

İntihar saldırısında ilk belirlemelere göre, 19 kişi hayatını kaybederken yaralı sayısının da 100’ün üzerinde olduğu kaydedildi.

Henüz kimsenin üstlenmedi intihar saldırısına ilişkin Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, yazılı bir açıklama yaparak “Katif bölgesinin Kudeh beldesinde Şii mezhepli Suud vatandaşlarının namaz kıldığı camiyi hedef alan ve henüz kimsenin üstlenmediği intihar saldırısı ile ilgili soruşturma başlattığını” duyurdu.

 

Bombalı saldırganı en net gören HDP’li tanık: Bana gösterilen kişi kesinlikle o değil

DİKEN-Başbakan Ahmet Davutoğlu ve hükümetin HDP’ye bombalı saldırı düzenleyen kişinin DHKC’li olduğunu ileri sürmesine rağmen şahsı en net gören kişi HDP’li Yaşar Demir, bombalı çiçeği getirenin kesinlikle belirtilen kişi olmadığını söyledi.

HDP’nin Mersin ve Adana binalarına düzenlenen saldırılarda failin tespit edildiğini öne süren Davutoğlu’na karşılık HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bu kişinin DHKC ile değil Suriye’de IŞİD’le bağlantısı olduğuna dair bilgi aldıklarını söylemişti.

Teşhis için polise giden HDP’li Yaşar Demir ise kendisine beş fotoğraf gösterildiğini, bombalı çiçeği getirenin kesinlikle bahsedilen kişi olmadığını söyleyerek, “Emniyet saldırıları gerçekleştirenin bu şahıs olduğu üzerinde ısrarcı davrandı. Israrcı davranmalarına rağmen biz kendilerine bu şahsın değil, başka bir şahsın olduğunu söyledik” dedi.

Polisin dosyada gizlilik kararı olduğu için şahsın kimlik bilgilerini de öğrenemediklerini söyleyen Demir, saldırganın gizlendiğini ifade etti.

Şüphelinin bilgileri servis edildi

HDP’li Meral Danış Beştaş ise, dosyada gizlilik kararı olmasına rağmen ‘yandaş medya‘ya saldırganın bilgi ve fotoğrafının servis edilmesine tepki gösterdi. Beştaş, gizlilik kararının sadece kendileri için alındığını söyleyerek, “Alınan gizlilik kararı saldırıya uğrayanlar için alındığını, ama saldırgan dedikleri kişinin bilgilerini kendi yandaş medyalarına servis ediyorlar”dedi.

‘Yandaş’lar gizlilik kararını deldi

Beştaş’ın bahsettiği gibi saldırgan olduğu iddia edilen kişinin görüntüleri dosyaya getiren gizlilik kararına rağmen hükümete yakınlığıyla bilinen kanallar ve haber sitelerinde yayınlandı.

A Haber başta olmak üzere yayın organları, bombalı saldırgan olduğu iddia edilen S.Y.’nin adını açık şekilde yazıp, fotoğraflarını da ‘İşte HDP bombacısı’ diyerek sansürsüz yayınladı.

 

Araya IŞİD girdi: Suriye ve Irak artık komşu değil!

DİKEN-Suriye’nin yarısından fazlasını kontrolü altına alan Irak İslam Şam Devleti (IŞİD), Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı güçlerin elindeki Suriye-Irak sınırındaki son geçiş noktasını da ele geçirdi.

Açıklama muhaliflere yakınlığıyla bilinen Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden geldi. El Tanf sınır kapısının IŞİD kontrolüne geçmesinin ardından, sınırın Irak tarafındaki el Velid sınır kapısında görev yapan askerler geri çekildi.

Suriye askerlerinin kontrolündeki El Tanf’ın da IŞİD’e geçmesiyle Irak-Suriye sınırındaki tüm sınır kapılarının kontrolü radikal İslamcı örgüte geçmiş oldu.

IŞİD, Suriye’nin Deir ez Zor kasabasıyla Irak’ın Anbar vilayeti arasındaki bir sınır geçişini de kontrolü altında tutuyor.

ABD öncülüğünde kurulan koalisyonun aralıksız saldırılarına rağmen ilerleyişi önlenemeyen IŞİD, son olarak Palmira Antik Kenti’ne ev sahipliği yapan Suriye’deki Tedmur kasabasını ve Irak’ın ikinci büyük vilayeti Anbar’ın başkenti Ramadi’yi ele geçirmişti.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de dün yaptığı açıklamada, Tedmur’un IŞİD’in eline geçmesiyle Suriye’nin yarısından fazlasının IŞİD’in kontrolüne geçtiğini açıklamıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Tedmur’un IŞİD kontrolüne geçmesinin Esad’ın ciddi biçimde zayıfladığının bir göstergesi olduğunu söyleyerek, uluslararası toplumun bir barış anlaşması imzalanması için baskısını arttırması gerektiğini belirtti.

 

Yüksekdağ: Yalanınız batsın, saldırının arkasında hükümet var - Cumhuriyet

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Yalanınız batsın diyorum. Sizi Allah ıslah etsin diyorum. Başka bir şey demiyorum. Böyle büyük, kirli yalanlara sarılırsanız eğer işiniz bitmiş. Yalandan başka halka verecek hiçbir şeyiniz kalmamış" diye konuştu.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Mersin ve Adana'daki HDP teşkilatlarına saldırı düzenleyen kişinin geçmişte DHKP-C'den tutuklanan bir terörist olduğunu açıklamasının gerçeği yansıtmadığı ileri sürdü. Yüksekdağ, "Yalanınız batsın diyorum. Sizi Allah ıslah etsin diyorum. Başka bir şey demiyorum. Böyle büyük, kirli yalanlara sarılırsanız eğer işiniz bitmiş. Yalandan başka halka verecek hiçbir şeyiniz kalmamış" dedi.

Kentin Kongre Caddesi PTT Kavşağında düzenlenen mitingde Yüksekdağ, yaklaşık 1500 kişiye hitap etti. HDP'nin seçim bürolarının bombalanmasından iktidarı sorumlu tutan Yüksekdağ, seçim güvenliğinden birinci derecede sorumlu olanların HDP'ye yapılan saldırıları kınamadığını söyledi. Figen Yüksekdağ hedef gösterildiklerini, bunun sonucu Adana ve Mersin'de bir katliam projesiyle karşı karşıya kaldıklarını anlatırken, "Sadece bir tesadüf eseri, 'verilmiş sadakamız derler' ya işte böyle katliamdan kurtuldu arkadaşlarımız" dedi.

Saldırının gerçek sorumlularının açıklanması gerekirken, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dün çıkıp 'Saldırının faili yakalandı. Önceden bir sol örgüte mensupmuş. O yapmış' dediğini kaydeden Yüksekdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yalanınız batsın diyorum. Sizi Allah ıslah etsin diyorum. Başka bir şey demiyorum. Böyle büyük, kirli yalanlara sarılırsanız eğer, işiniz bitmiş. Yalandan başka halka verecek hiç bir şeyiniz kalmamış. Yalan olduğunu biliyoruz bunun. Nerden biliyoruz peki? Bingöl'de 7-8 ay önce bir provokasyon saldırısı oldu polislere karşı. Aynı gün çıkıp saldırıyı PKK'nın yaptığını söylediler. Öldürülen polislerden sorumlu tuttular. Aradan bir ay geçti soruşturma sonuçları, bilirkişi raporları açıklandı. 'Saldırıyı gerçekleştirenler bu kişiler değil' dediler. Koskoca başbakan, hükümet çıkıp 'Afferdesiniz, yanıltılmışız, yanılmışız' demedi. O yalanları Bingöl'de açığa çıktı. Mersin, Adana saldırılarının da büyük bir yalan olduğunu ortaya çıkaracağız. Ama biz bir ay geçmesine izin vermeyeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun halka gerçeği söylemediklerini ileri süren Figen Yüksekdağ, "Cumhurbaşkanı halkına karşı yalan söyleme suçu işliyor. Başbakan başka bir komplonun önünü açmak için yalan söylüyor. Bu büyük yalanı ortaya çıkaracağız. Mersin ve Adana'da saldırılarının da arkasında AKP hükümeti vardır. Ergenekon çeteleriyle işbirliği içindedir AKP hükümeti. Bu olayların faillerinin bir an önce bulunmasını istiyoruz" dedi.

'BAŞLARINA PATLAYACAK'

AKP hükümetinin halkın önünde engel olduğunu ileri süren Figen Yüksekdağ, 7 Haziran'da o engelleri ortadan kaldıracaklarını anlattı. Figen Yüksekdağ, şunları söyledi: "Cumhurbaşkanı ve başbakanın meydanlarda yaptığı konuşmalar gelecekte okullarda ibret dersi olarak okutulacak. Utanç vesikası olarak gösterilecek. Ama unutmasınlar bu dünya, 'etme bulma dünyası.' Bu halka ettiğinizi, yarın bulacaksınız. Hala her yerde barajı aşmayalım diye ellerinden geleni yapıyorlar. Cumhurbaşkanı ve hükümetin HDP'yi barajın altında bırakma gayreti, onların bu kirli ve karanlık amaçları 7 Haziran'da başlarında patlayacak. Keskin sirke küpüne zarar Cumhurbaşkanı, keskin sirke küpüne zarar Başbakan."

 

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: Kendisi şuan çok zengin - Hürriyet

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul Esenyurt’ta bir taksi durağına sürpriz ziyarette bulundu. Demirtaş taksi şoförlerinin sorunlarını dinledikten sonra gündemdeki tartışmalar hakkında şu açıklamalarda bulundu:

IŞİD’LE BAĞLANTILI

 (Erdoğan’ın ‘Biz yapılanlara müdahale etmiyorsak çözüm süreci zarar görmesin’ sözleri üzerine): “Ne yapılıyor da müdahale etmiyormuş? 114 yerde HDP binasına saldırı oldu. Genel Merkezimiz silahlı saldırıya uğradı, Adana-Mersin teşkilatlarımız bombalandı. Yakılmayan yıkılmayan seçim büromuz kalmadı. AKP’liler tahrik edilip HDP’ye saldırtılıyor. Adana-Mersin’de yaşananlar çok vahim olaylardır. Sağduyumuzu koruduk ve ısrarla bu provokasyonların tutmaması için sabırlı davrandık. Saldırı dosyasıyla ilgili gizlilik kararı verildi. HDP binalarına saldıran kişinin kimliği de belliyse dosya niye gizleniyor? Bize gelen bilgilere göre DHKP-C’li dedikleri bu kişi Suriye’ye giriş çıkış yapmış. Bir yakını şu anda IŞİD’de militan. Kendisi de IŞİD bölgesinde bir müddet kalmış.

DİYANET KUTSAL DEĞİL

 (Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilecek zırhlı Mercedes marka araçla ilgili) Cumhurbaşkanı zaten lüks ve israfla kötü örnek ama topluma örnek olması gereken bir din adamının böyle yapmaması lazım. Kendisi lüks bir yaşam içinde hayat sürerse İslam’ı doğru temsil etmediği anlamına gelir. Biz bunu eleştirince ‘din karşıtı’ olarak gösteriliyoruz. 1990’lı yıllarda Recep Tayyip Erdoğan’ın söylediği sözü hatırlatayım; ‘Bir gün Recep Tayyip Erdoğan çok zengin olursa bilin ki hırsızlık yapmıştır’. Kendisi şu an çok zengindir. Kaldı ki biz eleştiri yaparken Diyanet İşleri Başkanı’nın kişiliğine hakaret etmedik. Diyanet bir devlet kurumudur ve kutsallaştırmanın bir alemi yok. Kutsal olan dindir, kitaptır.

 Hem sizin hem vatandaşın daha güvenli seyahat edebilmesi için donanımlı araçların taksi olarak piyasada olması, bunun için de ÖTV ve KDV desteği sunulması gerekir. Bizim vergilerimizle IŞİD’e silah gönderiliyorsa, gizli gizli veya para sayma makinesi olanlar kasalarını ayakkabı kutularına dolduyorsa adaletsizlik olur. Aslolan çalışanların Hazine ve vergi gelirlerinden iyi pay almasıdır.

 

Demirtaş’a suikast bilgisi bize bir ay önce geldi’ - Zaman

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Selahattin Demirtaş’a yönelik suikast düzenleneceği iddiasını bir ay önce duyduğunu söyledi. Kaplan, “Açık söylüyorum; hiçbir muhalefet partisinin ve liderinin hiçbir güvencesi şu anda yok.” dedi.

Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ne (DOSAB) yapılması planlanan termik santral ve metal işçilerinin eylemi konusunda açıklamalarda bulunan Hasip Kaplan, İmralı heyeti üyesi İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, Selahattin Demirtaş’a suikast düzenleneceği yönündeki iddiasının sorulması üzerine Adana ve Mersin’deki HDP saldırılarının organize iş olduğunu, hükümetin dışında olmadığını belirtti. Demirtaş’a suikast iddiasını bir ay önceden duyduğunu kaydeden Kaplan, “Açık söylüyorum; hiçbir muhalefet partisinin ve liderinin de hiçbir güvencesi şu anda yok. 100’ün üzerinde seçim büromuz, en son Adana ve Mersin bürolarımız bombalandı. ‘Fail bilmem kim’ diye açıklama yapıyorlar. Bize görüntüleri çıkarın, bize niye o soruşturmaları gizli yaptığınızı çıkarın, bize niye adalete elinizi uzattığınızı açıklayın diyoruz; bırakın yargı adalete açık olsun. Kim yapıyor bu bombalamaları, kim toplantı saatlerini dinledi, izledi. Ben mi, MİT emrinizde onlar dinliyor, güvenlik paketini siz çıkardınız. Tüm polis emniyet, jandarma onlar dinliyor yani onlar biliyor toplantı saatini. Bir şey bu daha vahim; o kamera kayıtlarını kesiyor. Bu organize işler. Organize işler hükümetin dışında değil.” dedi.

Suikast iddiasına rağmen hükümet bir önlem almıyor

Hasip Kaplan, Demirtaş’a suikast yapılacağı iddiasına rağmen hükümetin yeterince tedbir almadığını da vurguladı. Aksine Erdoğan ve hükümet yetkililerinin tahrik ve tehditlerle hedef gösterdiğini, freni kaçmış kamyon gibi saldırdığını kaydeden Kaplan, “Bu Türkiye’nin birliğini, barışını bozar Türkiye’yi ateşe atar, Türkiye’yi Suriyeleştirir. Biz, yarın hükümet sonra ‘Sayın Demirtaş’a kendi içlerinde saldırı oldu’ gibi saçma sapan şeyler duymak istemiyoruz. Önlem almak hükümetin görevidir. Kendileri binlerce korumayla geziyor. Tüm partiler eşittir tüm partileri korumak, binaları korumak. Can ve mal güvenliklerini korumak hükümetin görevidir.” şeklinde konuştu.

 

Çorum’da HDP’lilere saldırı: 3 yaralı - Milliyet

Çorum’da iddiaya göre Alaca ilçesinde esnaf ziyareti yapıp bildiri dağıtan HDP’lilere bir grup saldırdı

Saldırıda aralarında HDP İl Eş Başkanı Ali Akkaya’nın da bulunduğu 3  partili aldıkları darbelerle yaralandı. Yaralılar hastanedeki tedavilerinin ardından taburcu edildi. Olayın ardından bir basın açıklaması yapan HDP İl Eş Başkanı Ali Akkaya, ilçeye gitmeden önce İl Emniyet Müdürlüğüne bilgi verdiklerini belirterek “Ziyaretler sırasında bize 2 de polis eşlik etti. Cumhuriyet Caddesindeki bir kahvehaneden çıktığımız sırada grubun saldırısına uğradık” diye konuştu. Yeteri kadar emniyet tedbirinin alınmadığını iddia eden Akkaya olayla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Olayla ilgili 2 kişi gözaltına alındı.

 

Bin liralık bardaktan su içiyorsun en büyük ağa sensin - Zaman

HDP Mersin milletvekili adayı Dengir Mir Mehmet Fırat, Adıyaman’da kendisi için ‘ağa’ benzetmesi yapan Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye’nin en büyük ağası’ olduğunu söyledi.

Seçim bölgesinde çalışmalarını sürdüren Fırat, Erdoğan’ın sultan ve diktatör olarak ülkeyi tek başına yönetmek istediğini belirtti. Erdoğan’ın, siyasi hayatında ilk kez bir ilçeye gittiğine ve buranın da Adıyaman’ın Sincik ilçesi olduğuna dikkat çeken Fırat, “Benden dolayı o oraya gitti ve bir Cumhurbaşkanı’nın ayaklarına kadar gitmesinden dolayı ve buna sebep olduğumdan dolayı çok mutluyum. Orada beni hedef almış ve benim ağa olduğumdan söz etmiş. Türkiye’nin en büyük ağası Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü bütün Türkiye’nin mülkü ve halkını kendisinin emrinde olan köle gibi görüyor. Her ne kadar, ‘Biz efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya gelmişiz’ deseler de bu boş bir ifadedir. Çünkü bin 150 odalı sarayda ben yaşamıyorum. O sarayda bin TL’lik bardaklardan suyu ben içmiyorum. Eğer kendisi Müslüman ise bu kadar aç insan var, bu kadar adaletsizlik var, hakkaniyetli olurdu.” dedi.

AKP’nin kurucuları arasında da yer alan Fırat, partinin kuruluş felsefesinden saptığını söyledi. AKP’nin yolsuzluk ve adaletsizliğe bulaşarak kirlendiğini söyleyen Fırat, “3Y, yani ‘yoksullukla, yolsuzlukla ve yasaklarla mücadele edeceğiz’ diyen AKP, zaman geçtikçe bunlardan uzaklaşmaya başladı. Yasakları geri getirdi. Yoksulluk giderek artmaya başladı ve sadece AKP’nin etrafındaki bir grup insan giderek zenginleşmeye başladı.” diye konuştu.

 

Sancar: AKP yargıyı tamamen ele geçirdi - DİHA

HDP Mardin Milletvekili Adayı Mithat Sancar, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana zaten bağımsız olamayan yargının AKP tarafından tamamen ele geçirildiğini belirterek, "Ülkemizde cumhuriyetin ideolojisini savunmak üzere kurgulanmış bir yargı dünyası ve yargı evreni var" dedi.

AKP'nin yargı alanını gittikçe daha fazla denetimine alması, Türkiye'deki siyaseti ve toplumsal barışı olumsuz etkiliyor. Türkiye'deki yargı sisteminin bağımsızlığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP Mardin Milletvekili Adayı Prof. Dr. Mithat Sancar, Cumhuriyetin kuruluşundan buyana bağımsız olamayan yargıya bir darbeyi de AKP'nin vurduğunu ve denetimini gittikçe arttırarak, muhalif gördüğü bütün kesimleri yargı eliyle sindirdiğini kaydetti. Yargının kontrol altında tutulmasının hukuka, demokrasiye büyük bir darbe olduğunu aktaran Sancar, "AKP özellikle 17 Aralık operasyonundan sonra yargıda birçok operasyon yaptı arka arkaya. Hem Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda hem de yargının yapısında kendisinin kontrolünü iyice pekiştirecek bir durum yarattı. Şu an yargıda kontrolü elinde tutuyor ve elbette siyasal açıdan da toplumsal açıdan da ciddi sıkıntı ve sorunlar yaratıyor" dedi. AKP'nin yargıyı denetimine alarak muhalefeti sindirmeyi amaçladığını kaydeden Sancar, "Yani siyasi iktidarın hukuk ihlallerini, böyle bir yargı sistemi içinde soruşturmak veya mahkeme önüne çıkarmak çok zor. Rakip gördüğü kendisi için tehlikeli saydığı kesimleri de kolaylıkla yargıyı kullanarak, sindirmeyi becerebiliyor. En azından sindirme ve korkutma gibi girişimleri rahatlıkla yapabiliyor" diye ifade etti.

Sancar, bu durumun toplumsal barışa da zarar verdiğine dikkat çekti.

'Yargı iktidar gücünün kontrolünde'

Yargı bağımsızlığının Türkiye'de köklü bir sorun olduğunu aktaran Sancar, "İstiklal mahkemelerinde başlayan süreçler var. Olağanüstü yargı yöntemlerinin çokça kullanıldığı dönemler var. Takrir-i Sükun Kanunu var. Dersim soykırımı sırasında yapılan yargılamalar var. Tabii ki 27 Mayıs darbesi sonrasında da yine yargının bir tasfiye aracının kullanıldığı çok önemli bir örnek vardır" değerlendirmesinde bulundu. 1961'den sonra yargı bağımsızlığıyla ilgili bazı düzenlemelerin yapıldığını ancak yargının bir bütünen iktidar gücünün kontrolünde bırakıldığını kaydetti. Yargının hem ekonomik hem siyasal hem de bürokratik güçlerin etkisinde olduğunu kaydeden Sancar, hukuk alanının bu güçlere karşı koruma altında olması gerektiğine dikkat çekerek, "Bu korumayı da ancak çeşitli kurumlar hukuku ve kurallarla sağlayabiliyoruz. Bunları da genel olarak yargıçlık teminatı ve güvencesi adını veriyoruz. Bunların pek çoğu batılı standartlarda Türkiye'de hiçbir zaman mevcut olmadı. Şimdi de mevcut değil" şeklinde konuştu.

'En çarpıcı örnek KCK'

Bağımsız olmayan bir yargının tarafsız da olamayacağını dile getiren Sancar, "Türkiye'de yargı genellikle resmi ideolojinin ve devlet iktidarının lehine davranmıştır. Kritik bütün davalarda, özelikle siyasi nitelik taşıyan davalarından yargının resmi ideolojinin savunucusu gibi davrandığını biliyoruz. En bariz örneği bunun kitlesel büyük siyasal davalardır" dedi. Bu noktada en çarpıcı örneğin "KCK" adı altında açılan toplu davalar olduğunu söyleyen Sancar, "Hem tutuklamalar, soruşturmalar hem sonrasında gelen yargılamalarda, yargının tarafsız olduğunu söylemek mümkün değildir" diye belirtti. Tarafsız olması gereken yargının resmi ideolojiyi korumadan, evrensel adalet ilkeleriyle hareket etmesi gerektiğini dile getiren Sancar, "Yargının tarafsızlığı yine cumhuriyetin kuruluşundan beri ciddi bir sorundur. Ülkemizde cumhuriyetin ideolojisini savunmak üzere kurgulanmış bir yargı dünyası ve yargı evreni var" diye belirtti.

 

Beştaş: Başbakan ve İçişleri Bakanı yalan söylüyor - DİHA

Adana ve Mersin'de HDP il binalarına yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırılara ilişkin yapılan basın toplantısında konuşan HDP Adana Milletvekilli Adayı Meral Danış Beştaş, saldırganın kimliğine ilişkin yapılan açıklamalara inanmadıklarını ve Başbakan ile İçişleri Bakanı'nın "yalan" beyanlarda bulunduğunu belirterek, "Türkiye'de fail olarak görülenler ya Kürtlerdir ya solculardır. Nerdeyse kendi kendimizi bombaladığımızı söyleyecekler" dedi.

Adana ve Mersin'de HDP il binalarına yapılan bombalı saldırılara ilişkin açıklama yapan HDP Milletvekili adayı Meral Danış Beştaş, Adana Emniyet Müdürlüğü'nün kendisini yetkili olarak görmediğini belirterek, "Bu işin tarafı olduğumuz halde bizim elimizde olmayan bilgiler basına servis edilmiş. Asıl suçtan zarar gören bizleriz ama biz bildirilmiyoruz" dedi. Hükümetin yaptığı açıklamalara inanmadıklarını belirten Beştaş, Savaş Yıldız isimli şahsın DHKP-C üyesi olduğunu düşünmediklerinin altını çizdi.

HDP Adana ve Mersin il binalarına yönelik bombalı saldırılarla ilgili hükümetin yaptığı açıklamalara ilişkin HDP Adana İl Örgütü binasında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan HDP Adana milletvekili adayı ve HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, 18 Mayıs günü Adana ve Mersin binalarının bombalı saldırıya uğradığını hatırlatarak, hükümet tarafından saldırganın kimliğine ilişkin yapılan açıklamalara dikkat çekti.

Beştaş, HDP eşbaşkanlarının bölgeye gerçekleştireceği ziyaretlerin iki hafta önceden bilindiğini belirterek, yapılan bombalı saldırılarla bir katliamın planlandığını kaydetti. Mersin ve Adana'da saldırıların katliam amaçlı yapıldığını söyleyen Beştaş, faillerin yakalanması için emniyet ve valilik ile yaptıkları görüşmelerin sonuçsuz kaldığını dile getirdi. Beştaş, yürütülen soruşturmaya verilen gizlilik kararına rağmen hükümete bilgi verildiğinin altını çizerek, emniyetin saldırı ile ilgili bilgileri HDP ile paylaşması gerektiğini aktardı.

'Başbakan ve İçişleri Bakanı yalan söylüyor'

Bombalı saldırının ardından faillerin bulunması için çiçeği getiren kişiyi gören tanıkların emniyete gidip ifade verdiğini hatırlatan Beştaş, dün de 4 tanığın emniyete gittiğini ve gösterilen fotolarda saldırganı teşhis edemediğini söyledi. Adana Emniyet Müdürlüğü'nün kendilerine sağlıklı bilgi vermediğini ve olaya gizlilik kararı verilmesi sonrası AKP'nin yandaş medyaya saldırı ile ilgili bilgileri servis ettiğini belirten Beştaş, saldırganın kimliğine ilişkin yapılan açıklamalara inanmadıklarını ve Başbakan ile İçişleri Bakanı'nın "yalan" beyanlarda bulunduğunu ifade etti.

Kadri Bağdu ve İbrahim Aras davalarının akıbetini iyi bildiklerini vurgulayan Beştaş, "Bunların nasıl çalıştığını biz çok iyi biliyoruz" dedi. Savaş Yıldız isimli şahsın DHKP-C üyesi olduğunu düşünmediklerinin altını çizen Beştaş, "Türkiye'de fail olarak görülenler ya Kürtlerdir ya solculardır. Hükümetin bu tutumunu kınıyoruz. Nerdeyse kendi kendimizi bombaladığımızı söyleyecekler" şeklinde tepki gösterdi.

 

Diyanet'ten Erdoğan’ı kızdıracak açıklama - Cumhuriyet

AKP’liler, camileri de siyaset üssü olarak kullanmaya başlayınca, Diyanet’ten tepki geldi.

Diyanet, “Cami, ayrım yapmaksızın tüm Müslümanların ibadet yeridir. Orada gerek din görevlilerinin gerekse adayların propaganda yapması doğru değildir. Bu günaha girer çünkü ayrımcılık yapmış oluyorsun” fetvası verdi.

Fetvada, “Camilerde, tarım, hayvancılık gibi memleket hayrına işler konuşulabilir ama orada siyasete yer olmaz” denildi. Diyanet Fetva Hattı’nın, “camide siyaset” sorusuna verdiği yanıt şöyle:

“Camilerde siyasi propaganda yapmak yasaktır. Gerek seçimler öncesi gerekse seçim dönemlerinde camilerde propaganda yapmak mümkün değildir. Çünkü camiler, herkesin, her görüşten insanların geldiği yerlerdir. Müslüman olan herkes camiye gelebilir. Orada siyaset yapmak demek, ‘burada ben varım, benden olmayan gitsin’ demektir. Bu din görevlileri için de, adaylar için de, siyasi partiler için de geçerlidir. Cami herkesin camisidir. Oralarda siyaset yapmak günaha girer çünkü ayrımcılık yapmış oluyorsunuz. Ama orada, ziraat gibi, hayvancılık gibi memleket hayrına olan işler konuşulabilir.”

 

Vali beyin altın kaplama tuvaleti - Cumhuriyet

Hatay Valisi Topaca’nın Kocaeli’nde görev yaptığı dönemde makam tuvaletini altınla kaplattığı ortaya çıktı. Tadilata 752 bin lria harcandı.

Hatay Valisi Ercan Topaca’nın Kocaeli Valisi olduğu dönemde makam tuvaletini altın kaplattırdığı ortaya çıktı. Uz-Ak yapı firmasına 752 bin TL’ye yaptırılan tadilatta kullanılan malzemelerin tamamına yakını altın kaplama. Banyo ve tuvalete altın kaplama “tuvalet fırçalığı, altın kaplama sabunluk ve havluluk, altın kaplama bornoz askılığı ve altın kaplama çöp kovası” alındı. Söz konusu işlemle ilgili Topaca ile görüşmek için aradığımız Hatay Valiliği görevlisi, “Saydığınız şeyler aklı başında insanın yapacağı şeyler değil” dedi.

Kocaeli İl Özel İdaresi ile yüklenici firma olan Uz-Ak Yapı Malzemeleri arasında Kocaeli Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü ve Kocaeli Valilik Makamı tadilatı işi için 6 Eylül 2011’de sözleşme imzalandı. Tadilatın 15 gün süreceğinin belirtildiği sözleşmede söz konusu işin bedelinin 752 bin TL olacağı kaydedildi. Tadilatta kullanılacak malzemelere ilişkin yüzdelik tablosunda ise malzemeler kalem kalem sıralandı. Listede yer alan ilginç malzemelerden bazıları şöyle:

 “Altın kaplama çöp kovası, altın kaplama diş fırçalık, altın kaplama tuvalet kâğıtlık, altın kaplama sabunluk, altın kaplama havluluk, altın kaplama tuvalet fırçalık, altın kaplama askılık.”

 ‘Aklı başında insan işi değil

Söz konusu tadilatla ilgili sorularımızı yöneltmek için Hatay Valiliği’ni arayarak Ercan Topaca ile görüşmek istedik. Basın ve Halka İlişkiler bölümünden bir yetkili belgelerdeki altın kaplama malzemeleri saydığımızda, “Bu saydığınız şeyler aklı başında insanın yapacağı şeyler değil” dedi. Aynı yetkili Vali Topaca’nın Kocaeli’nde görevde olduğu dönem yapılan işlemin valiliğin bir katının tamamının tadilatı ve dış cephe boyası işlemi olduğunu aktardığını belirterek, Vali Ercan Topaca’nın “Altın kaplama malzemeler yalan. Eğer bunu haberleştirirseniz hukuki sonuçlarına katlanırsınız” dediğini aktardı.

 

Lüks Mercedes'e skandal savunma... 'Çerez parası bile değil' - Cumhuriyet

Bakan Şimşek: Devletin araçlarına harcanan para, Türkiye’nin milli gelirinde çerez parası bile değil.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, devlet kurumlarındaki araçlara harcanan paranın Türkiye'nin milli gelirinde ve bütçesinde çerez parası bile olmadığını söyledi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Gaziantep'te, Şehitkamil Belediyesi tarafından yaptırılan Aydınlar Oto Sanayi Sitesi'nin açılışına katıldı. Açılışta konuşan Bakan Mehmet Şimşek, muhalefetin, devlet kurumlarındaki araçlara harcanan parayı eleştirdiğini anımsatarak harcanan paranın Türkiye'nin milli gelirinde ve bütçesinde çerez parası bile olmadığını kaydetti. Devlet kurumlarındaki araçlara yönelik konuşan Şimşek, şunları söyledi: "Araç saltanatı diye ortalıkta bu işin istismarını yapanlar, topu topuna genel müdür ve üstünden bahsediyor. Taş çatlasa 2 bin genel müdür var. Hadi 40 müsteşar ve 100 müsteşar yardımcısı olsa abartıyorum, 26 bakan bunların hepsini toplasanız Türkiye'nin milli gelirinde, bütçesinde çerez parası değil, çerez. Bakın 2014 yılında Türkiye'deki bütün araçların satın alınması, kiralanması, bakımı, onarımı ve yakıtı 3 milyar 300 milyon liradır. Türkiye'nin bütçesi 473 milyar liradır. Binde 7'de bahsediyoruz. Bakın, şu anda bütün siyaset indirgenmiş, binde 7'ye indirgenmiş. Niye? Çünkü vizyon yok, program yok, proje yok. Kusura bakmayın bunları söylemem lazım, çünkü programları olsa, vizyonları olsa bunları konuşurlardı. Gelip burada yapılmış bir cumhurbaşkanlığı yerleşkesinden, efendim araç konusuna bütün sermayeleri bu olmazdı."

Konuşmaların ardından Bakan Şimşek, beraberindekilerle birlikte açılışını yaptığı siteyi gezdi.

 

Prof. Drç Görmez soruları yanıtlamadı: Hayırlı cumalar - Milliyet

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, alınması tepkilere yol açan Mercedes marka makam aracını iade etmesi nedeniyle, Cumhurbaşkanlığı’ndan zırhlı bir makam aracı tahsis ettiği Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, bu konudaki soruları yanıtsız bıraktı.

Görmez, cuma namazına yürüyerek gelirken, konuyla ilgili sorulara, “hayırlı cumalar” yanıtını verdi. Görmez, dün cuma namazını Diyanet Protokol Camii’inde kıldı.

Namaz öncesinde gazetecilerin Erdoğan tarafından kendisine tahsis edilen makam aracı ile ilgili soruları yanıtlamadı.

Görmez, tartışma konusu yapıldığı için Mercedes marka zırhlı makam aracını iade etmiş, Erdoğan da “Haberim olsaydı, iade etmesine müsade etmezdim” demişti. Erdoğan, önceki gün de, “Cumhurbaşkanı makamından bir Mercedes’i ben Diyanet İşleri Başkanımıza tahsis edeceğim. Hem de zırhlı olacak” açıklamasını yapmıştı. Cuma namazını kılmak için Diyanet’in yanında bulunan Protokol Camii’ne gelen Görmez, gazetecilerin konu ile ilgili ısrarlı soruları üzerine sadece, “hayırlı cumalar” demekle yetindi. Görmez, namaz sonrasında da gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı.

 

Erdoğan, Diyanet’i özellikle tartışma konusu yapıyor - Zaman

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in, kamuoyunun tepkileri üzerine 1 milyon liralık makam aracını iade etmesine karşı çıkan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Görmez’e yeni bir zırhlı Mercedes hediye etmesi tartışmalara farklı bir boyut kazandırdı.

CHP’nin müftü kökenli vekili İhsan Özkes, AKP’nin Diyanet’i özellikle şatafat, gösteriş içine soktuğunu belirtti. Özkes, “Diyanet şatafat, israf içinde olursa aynı zamanda iktidarın yaptığı da dini bakımdan meşrulaşmış oluyor.” dedi. Aktifhaber’e konuşan Özkes’in çarpıcı yorumu şöyle:

 “‘İbret-i alem için o aracı iade edeceğim’ deyince şatafatla ve saltanatla, israfla öne çıkmış iktidar, Diyanet şatafattan geri adım atarsa, ‘Biz boşlukta kalırız, bu defa hedef tahtasına biz otururuz’ düşüncesine girdi galiba. Çünkü Diyanet de şatafatta, saltanatta, ısrar içinde olursa o zaman dini bakımdan iktidarın yapmış olduğu israf meşrulaştırılmış oluyor. Burada ince bir algı var. Bu algı oluşsun diye Diyanet’i de aynı israf ve saltanat ve varlık imtihanında kaybetme yolunda birlikte hareket etme durumu var. Bir de, şimdi mesela Diyanet’i konuşuyoruz. O zaman Saray’ı konuşmuyoruz mesela. Uçakları konuşmuyoruz, arabayı konuşuyoruz, Diyanet’in arabasını. Böylelikle hedef saptırılıyor, iktidarın hoyratça kullandığı, israf ettiği şeylerden oklar Diyanet’e gitmiş oluyor. Diyanet’e gittiğinde ‘Gördünüz mü bunlar din, diyanet düşmanı, Diyanet’le uğraşıyorlar’ diyerek bir taşla iki kuş vuruyor iktidar. Hem kendine çevrilen okları Diyanet’e yönlendirmiş oluyor. Diyanet eleştirilince de ‘Bunlar din, diyanet düşmanı’ diye bunu kullanıyor. Diyanet’i aslında gündemde tutan muhalefet partileri değil. Diyanet’i tartışma konusu yaparak, bunun üzerinden rant devşirmek isteyen ve kendi yaptıklarını da perdelemek isteyen bir iktidar var.”

 

Davutoğlu: Başkanlık için koltuğu bırakırım - Star

Başbakan Davutoğlu, yeni anayasanın milletin kaderiyle ilgili bir konu olduğunu kimsenin bunu şahsileştirmemesi gerektiğini belirterek, “Başkanlık sistemini kapsayacak yeni anayasa için önceliğimiz uzlaşma. Olmazsa mevcut anayasanın öngördüğü çoğunlukla yaparız” diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu: Başkanlık için koltuğu bırakırım

Şerife Güzel

Seçim?mitinglerini her güne üç il sığdırarak devam ettiren Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sinop, Tokat, Amasya durağında STAR’a konuştu.

Hedeflerinin, ‘Anayasal çoğunluğu elde etmek’ olduğunu vurgulayan  Davutoğlu, Başkanlık sisteminin getirilmesiyle ilgili şahsi bir tereddüt taşımadığını vurguladı.

Davutoğlu, “Seçimlerde Anayasal çoğunluk elde edersem, bir an bile tereddüt etmeden ülkem için ne gerekiyorsa onu yaparım” dedi. Bşabakan Davutoğlu’nun, STAR’ın soruları üzerine yaptığı değerlendirmeler şöyle:

- KASITLI ANKETLER YAPILIYOR: “Eğilimine göre son derece uçuk şekilde AK Parti’yi aşağıda göstermeye çalışanlar da var. Alanlarda olağanüstü coşku var. İstanbul mitinginden sonra coşku daha da arttı. Şu an heyecan uyandıran yegane parti AK Parti. Türkiye’nin genelinde bu etkiyi uyandıran parti yok. Bu seçimler de şunu gösteriyor ki, Türkiye’nin kaderiyle AK Parti’nin kaderi örtüşüyor. AK Parti’nin iktidarında bir şüphe yok. Ama hangi güçte, ne kadar iktidar olacağımız konusu oranlara bağlı. HDP’nin ilk seçimi olması önemli ama programımı yaparken başka partilerin performansına bakmam, ben kendi işime bakarım.”

- HEDEF?ANAYASAL?ÇOĞUNLUK: “Hedefimiz yeni Anayasa. Onun içinde başkanlık sistemini de ele alacak şekilde güçlü iktidara ulaşmak. Yöntem de açık. Anayasadan hareketle başkanlığa varmak. İşin özü anayasadır. İnsan onurudur. Başkanlık, yani idari sistem bunun çatısıdır. Önce temel haklar, vatandaşlık, kişisel özgürlüklerin sağlam bir yere oturması, bunları koruyan bir sistem olarak başkanlığın inşa edilmesi lazım. Orada güçler ayrılığı ve diğer unsurları içine alacak şekilde ele alınması.”

- ÖNCELİK?UZLAŞMADA: “Anayasa’nın mümkün olan en geniş tabanla oluşması, değilse Anayasanın öngördüğü çoğunlukla yazılması lazım. Bunu yapabilecek güce gelirsek takip edilecek yol farklıdır. Değilse, oturup konuşulur. Bu milletin kaderiyle ilgili bir konu, kesinlikle şahsileşmemeli. Sadece Cumhurbaşkanımıza karşı oldukları için Başkanlık’ı tartışanlar, sivil anayasada en önemli takozu koymuş olurlar. Bunu soğukkanlılıkla konuşacak ortamın oluşmasına herkesin katkıda bulunması lazım.”

- ERDEMİMİZİ İTİRAF?EDİYORLAR: “Burada çok çirkin bir şey yapıyor özellikle (HDP Eşbaşkanı Selahattin) Demirtaş. ‘Başbakan kendi sonunu getirecek sürece destek veriyor’ diyor. Aslında, dolaylı yoldan erdemimizi itiraf ediyor. Benim için bu kesinlikle şahsi ikbal meselesi değil. Ben 81 vilayete giderek böyle bir çalışma sonrasında seçimi kazandığım halde Türkiye’nin menfaati gereği koltuğumu bırakabilecek bir şeyi göze alabiliyorsam, onların bundan ders alması lazım. 8 ayda bir saat dahi tatil yapmamış biri olarak söylüyorum; eğer anayasal çoğunluk elde edersem bir an bile tereddüt etmeden ülkem için ne gerekiyorsa onu yaparım ve arkama da bir an bile bakmam. Aramızdaki ahlak farkı bu.”

PKK BASKISINA KARŞI TEDBİR ALINDI

 (‘HDP’den başka partinin girmesi tehlikeli ve yasaktır’ yazan pankartı kastederek) Bunu yalanlaması mümkün değil Demirtaş’ın. Seçim güvenliği konusunda hiçbir taviz vermeyiz. Tehditlere karşı hemen gereken tepkiyi gösteriyor, önlemi alıyoruz. Vatandaşlarımız cesur olmalı ve kamu güvenliğine, düzenine güvenmeli.

DHKP-C’NİN- HDP DAYANIŞMASI

 “Seçime gölge düşürmek için HDP’ye saldırıyı kullanıyorlar. Görüntüler var, adamın kimliği var. Daha önce DHKP-C’den tutuklandığı var. Tartışılır tarafı yok. (DHKP/C’nin “HDP’li dostlarımıza geçmiş olsun” açıklaması) Bu dayanışma güzel. Aslında gösteriyor ne olduğunu.

- HDP-MHP?PASLAŞMASI: “Birinin yükselişi diğerine bağlı. Bu paslaşmalar bile 7 Haziran’la ilgili dolapları açıkça ortaya koyuyor.”

 ‘MERKEZ ÜLKE’ KİTABIMDAN ALINTI

 “Merkez Ülke” projesi, 1999’da yazdığım ‘Stratejik Derinlik’ kitabından alıntı. Kitabın arka kapağındaki tanıtım açıkça yer alıyor. Bunları söylediğimiz için, bizi yeni Osmanlıcı ilan ettiler. ‘Afro Avrasya’ kavramını da o kitapta yazana kadar kullanan yoktu. Yüzsüzlüğe bakın ya.”

- SOSYAL?PROJELER?DE?ÇALINTI:Sosyal destek programlarına bakın; İşkur’la ilgili 17 vaadi var, 17’si de bizden alınma ve uygulanmış, halen uygulanmakta olan politikalar.”

ÖZEL GÜVENLİKÇİLERİ MAĞDUR ETMEYİZ

 “Hiçbir özel güvenlikçi mağdur edilmeyecek. Bazı özel yerlerde, adliye, havalimanı gibi kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren yerlerde emniyete bağlı bir güvenlik yapılanması oluşacak. Bunu seçim sonrası ele alacağız.”

MEYDANDAKİLERİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKIYORUM

 “Mitinglerde didaktik şekilde metin okusam onlar da yorulur ben de yorulurum. Değişik bir üslup geliştirdik. Burada da sınıfta dolaşır gibi dolaşıyorum. Hepsinin gözü dalmasın bir yere diye. Her birini tanırım gözlerinden. Kişilerle göz göze geldiniz mi onlar etrafı hareketlendiriyor. Binlerce kişinin arasından seçiyorum. Ders anlatırken de öyle yapardım. Akşam 6’dan sabah 5’e kadar 12 saat aralıksız ders verdiğimi bilirim. 24-25 kişilik bir gruba aralıksız ders vermiştim. Dinler tarihi. Arada bir yatsı namazı kıldık. Sabah namazına da Süleymaniye’ye gitmiştik. Derslerde birinin gözü kaysa tempom düşer.”

 

Arınç: İktidardan gidelim ama yeter ki Çözüm Süreci başarıya ulaşsın - Vatan

Başbakan Yardımcısı Arınç: "(Çözüm Süreci) Bu işi başlatan biziz, devam ettiren biziz. Baldıran zehri içiyoruz ve 'bu iş bitecek' diyoruz. Memleketin buna ihtiyacı var. Biz varsak 'Çözüm Süreci' var. Biz yoksak ne çözüm kalır ne de süreç"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Çözüm Süreci'ne  ilişkin, "Bu işi başlatan biziz, devam ettiren biziz. Baldıran zehri içiyoruz ve  'bu iş bitecek' diyoruz. Memleketin buna ihtiyacı var. Biz varsak 'Çözüm Süreci'  var. Biz yoksak ne çözüm kalır ne de süreç" dedi.

Siirt'teki temaslarını sürdüren Arınç, bir düğün salonunda, kanaat  önderleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.

Burada bir konuşma yapan Bülent Arınç, Çözüm Süreci'nin bölge için  önemine değinerek, Siirt caddelerinde dolaşırken kendilerini durduran kadınların  ve erkeklerin, sürecin başarıya ulaşması için hükümete dua ettiğini söyledi.

Çözüm Süreci'ne vatandaşların destek verdiğini ifade eden Başbakan  Yardımcısı Arınç, "Bu işi başlatan biziz, devam ettiren biziz. Baldıran zehri  içiyoruz ve 'bu iş bitecek' diyoruz. Memleketin buna ihtiyacı var. Biz varsak  'Çözüm Süreci' var. Biz yoksak ne çözüm kalır ne de süreç" ifadelerini kullandı.

Sürecin gizli veya açık düşmanları çok

Bülent Arınç, "Bu süreci bozmak için gizli veya açık düşmanlar çok.  Elinde silah olanlar silahtan vazgeçmemek, terörden beslenenler kan içmeye devam  etmek için bu işi bozmaya çalışıyorlar. Biri bomba patlatıyor, biri yol kesiyor,  biri 2 askeri kaçırıyor. Eskisi gibi karakol baskınları yok ama 'vergi  toplayacağım, haraç keseceğim' diye çadıra çağırıyorlar. Bunları biliyor ve  tedbirlerini alıyoruz" diye konuşarak, Çözüm Süreci'nin ne kadar nazik olduğunu  bildiklerini de vurguladı.

"İktidardan gidelim, yeter ki Çözüm Süreci başarıya ulaşsın"

Arınç, sabırla, annelerin gözyaşlarının dinmesi için çaba  gösterdiklerine de işaret ederek, şöyle konuştu:

"Biz, 'Kan akmasın, cenaze gelmesin, artık dağa çıkılmasın, dağdan  dönenlerle de bu ülkede kucaklaşalım, silah, şiddet, terör gitsin, kim ne  yapacaksa fikrini, siyasetini ortaya koysun' diyoruz. Geçmiş iktidarlar döneminde  işi, askere ve polise havale etmişlerdi. Ama başaramadılar. Sadece onunla olacak  bir şey değil çünkü. Biz geldiğimizde de böyle bir mücadele vardı. Millet bize  yüzde 50 oy verince, en zor işi çözmeye karar verdik. İktidardan gidelim ama  yeter ki Çözüm Süreci başarıya ulaşsın, bu gözyaşları bitsin, bu kan dökülmesin  artık."

"Tehditle, baskıyla oy toplamaya kalkışanların, Kandil ve İmralı  arasında gidip gelenlerin, Çözüm Süreci'ni baltalamak için de ellerinden geleni  yapanların sözlerine kanmayın" ifadesini kullanan Bülent Arınç, sözlerini şöyle  sürdürdü:

"Batıda siyaset yapan bir insanım ve bu düşüncelerimden dolayı  birileri bana 'Kürtçü' demiş olabilir. Hiç umurumda değil. Ben bu milleti Kürt,  Arap, Türk, Çerkez gibi tüm kesimleriyle tanıyorum ve biz yaratılanı yaradandan  ötürü seviyoruz. 'Kürtçülük' yapmaya kalkanlar nasıl bir gaflet içindeyse,  'Türkçülük' yapmaya kalkanlar da o gafletin içindedir. Aklımızı başımıza alalım.  Sadece kendi ırkımızdan, etnik kökenimizden insanlarla yola çıkmak, her ne  pahasına olursa olsun kabul edilecek bir şey değildir. Biz insandaki imana,  inanca bakar, iş seçmeye geldiği zaman da emaneti ehline veririz."

Kürtçe sözlük

Türk Dil Kurumu tarafından "Kürtçe sözlük" hazırlandığını dile getiren  Başbakan Yardımcısı Arınç, "Türk Dil Kurumu Başkanı'na sorduğumda, 33 dilde  sözlük hazırladıklarını öğrendim. Bunlar arasında Moğolistan'ın konuştuğu dil de  varmış. Kürtçe neden hazırlanmadığını sorduğumda ise zamanında yasak olduğu için  bu çalışmanın yapılmadığı söylendi" diye konuştu.

Bülent Arınç, bunun üzerine hemen Kürtçe sözlük hazırlanmasını  istediğini ve 1,5 yıl içerisinde Kürtçe lügatın tamamlandığını anlatarak, Kürtçe  seçmeli derslerde bu sözlüğün okutulduğunu aktardı.

Kur'an-ı Kerim'in Kürtçe mealinin yayımlandığını anımsatan Arınç, bazı  eski eserlerin de Kürtçe basımının yapıldığını vurguladı.

Bülent Arınç, "Bizim Kürt kardeşlerimiz için, onların kültürleri,  insan hakları konusundaki arzu ve istekleri için yapmadığımız ne kadı ki bize  karşı itham edici sözler söylüyorlar. Onlar yalan ve iftirayla bizi tahrik etmek  için ne kadar yanlış işler yapıyorsa, biz de hamdolsun insanımıza o kadar güzel  ve büyük hizmetler yapıyoruz" şeklinde konuştu.

 

 

 

Birlikte alana çıktılar - Cumhuriyet

Ordu-Giresun Havaalanı, Erdoğan ve Davutoğlu tarafından açıldı. Türkiye’de ilk kez seçim sürecinde Cumhurbaşkanı ile Başbakan ‘resmi açılış töreni’ görünümlü mitingde bir araya geldi.

Türkiye seçim tarihinde bir ilk yaşadı. Seçim takvimi işlerken sandık gününe az bir süre kala Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu Ordu - Giresun Havaalanı açılışı için bir araya geldi. Erdoğan’ın Davutoğlu’nun da olduğu törende Başkanlık sisteminden hiç bahsetmemesi dikkat çekti.

Resmi tören olarak düzenlenen Ordu - Giresun Havaalanı açılışı “apron mitingine” dönüştü. Törende AKP’nin seçim şarkıları çalınmadı. Bunun yerine “Recep Tayyip Erdoğan” nakaratı ile bilinen Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda dönemde kullandığı şarkı sürekli olarak döndürüldü. Bunun dışında sözsüz Karadeniz türküleri çalındı.

Erdoğan ve Davutoğlu’nun sahneye çıkmasına kısa bir süre kala sahnenin tam karşısında kalacak şekilde miting alanın sonuna, üzerinde Erdoğan’ın fotoğrafının bulunduğu “İlk havaalanı ilk Başkan. Giresun’a hoş geldiniz” pankartı asıldı. Ancak pankart tam da Erdoğan sahneye çıktığı sırada yırtıldı. Yırtık pankart da Erdoğan görmeden indirildi.

Erdoğan 14.00’te başlaması planlanan programa 55 dakika geç geldi. Konuşmasını yapmak üzere ilk sahneye çıkan Başbakan Davutoğlu oldu.

 ‘14 vekil isteriz’

Davutoğlu’nun “Giresun ve Ordu 14’te 14 çıkaracak mıyız? Havaalanı açtıktan sonra bunu sizden talep etmek bizim hakkımız olur değil mi” diye sorması dikkat çekti. Resmi açılış töreninde Davutoğlu CHP Genel Başkanı’nı eleştirirken daha önce yaptığının aksine Kılıçdaroğlu’nun yuhalanmasına engel olmadı. Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı “merkez Türkiye” projesinin çalıntı olduğunu iddia ederek, “Çalıntı fikirlerden Türkiye merkez ülke diyor, biz o fikirleri yazdık, biz tarih yazıyoruz o arkadan takip ediyor. Lojistik merkezler yeni akıllarına gelmiş. Biz 8 tane kurduk. 12 tane daha kuracağız. Çıkmış Türkiye’yi merkez ülke yapmaktan bahsediyor. Onlar yeni hayal ediyor” dedi.

Seçim başarısızlığı durumunda koltuğu bırakacağını dile getirdiğini ve diğer genel başkanların aynı şeyi yapıp yapmayacağını sorduğunu anımsatan Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş için, “Demirtaş ‘ben bırakırım ama, eğer barajın altında kalırsam ve başarısızlık benden kaynaklanırsa bırakırım’ diyor. Genel başkan dediğim başarıyı da başarısızlığı da üstlenir. Bizleri küçük aklı ile ve zayıf ahlakı ile kendisi gibi zannediyor. Diyor ki ‘Davutoğlu başkanlık sistemi ile koltuğu bırakacak’ diyor, be hey gafil, biz siyaseti koltuk meselesi olarak görmeyiz” diye konuştu.

 ‘Vaatleri kurusıkı’

Kılıçdaroğlu’nun projelerini “kuru sıkı” olarak değerlendiren Erdoğan, “Projeler açıklıyor 30 yıl sonrasına yönelik, kim öle kim kala atıyor, tutuyor. Kurusıkı atmakla bu işler olmuyor, sorumluluk istiyor” dedi.

Erdoğan, Başbakan olduğu döneminde sık sık kullandığı “benim bakanım” ifadelerinden Cumhurbaşkanı olarak da vazgeçmedi. Erdoğan, “Hesap uzmanıymış. Benim Maliye Bakanım var. İdi tabii. Şimdi Cumhurbaşkanı’yım. Ama kendisini severim tabii. TV’ye çıkın hesaplaşın” diye konuştu.

Doğan’a tepki koyun

Hürriyet gazetesine Mursi’nin idamı haberi üzerinden tepki göstermeye devam eden Erdoğan, “Tepkiler gelince neden kaldırdınız sosyal medyadan. Ben diyorum ki bunlara karşı tavır koymalısınız” ifadelerini kullandı.

10.6 milyon tablet

Erdoğan dün Ankara’da da ‘Fatih Projesi’ tablet dağıtım töreninde konuştu. Erdoğan 2016’dan itibaren 4 yıl süreyle 10 milyon 600 bin tablet bilgisayarın öğrencilere teslim edileceğini söyledi. Gençlerin arasından yeni Alparslan’ların, Fatih’lerin, Akşemseddin’lerin çıkmasını istediklerini belirten Erdoğan yine Atatürk demeden “Yeni Gazi Mustafa Kemal’ler çıksın” ifadesini kullandı.

Bitirilmeden açılış töreni

Erdoğan ile Davutoğlu’nun el ele açtıkları Ordu-Giresun havaalanının bazı bölümlerinin tamamlanmamış olması dikkat çekti. Havaalanının otopark binasının dış cephe işçiliğinin bitmediği, ana binada da yarım kalmış işlerin olduğu görüldü. Havaalanı, internete düşen bir telefon konuşmasında “Milletin a.... koyacağız” diyen işadamı Mehmet Cengiz’in sahibi olduğu Cengiz İnşaat tarafından inşa edildi. Temeli 2011’de atılan havaalanı için denize 36 milyon ton taş döküldü. 7 kilometrelik dolgu tahkimatı yapıldı. Havaalanı denize dolgu ile yapılan ilk havaalanı oldu.

 

Bu gençlik elinde pala gezmeyecek - Milliyet

Bugüne kadar 737 bin 800 tabletin öğrencilere verildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek yıldan itibaren dağıtılacak 10 milyon 600 bin tabletin ihalesinin yapıldığını söyledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün ATO Congresium’da gerçekleştirilen Fatih Projesi Tablet Dağıtım Töreni’ne katılarak gençlere seslendi. Erdoğan, “Bu gençlik elinde pala ile bıçakla, silahla dolaşan gençlik olmayacak. Elinde tablet bilgisayarıyla, kalemiyle, kitabıyla dolaşan bir gençlik olacak, arzumuz bu. Böyle bir bilinçle, böyle sağlam iradeyle kendini yetiştirecek, milletimize yönelecek her tehdidin karşısında dimdik durabilecek gençlik en büyük hayalimiz” dedi.

Erdoğan, dün törende yaptığı konuşmada ülke eğitim tarihinde son derece önemli bir gün yaşandığını belirterek, duyduğu heyecanı dile getirdi. 81 ilde 700 bin tablet bilgisayarın öğrencilere teslim edildiğini, bugüne kadar toplam 737 bin 800 tablet bilgisayarı öğretmen ve öğrencilerin hizmetine sunduklarını kaydeden Erdoğan, “İnşallah 2016’dan itibaren 4 yıl süreyle 10 milyon 600 bin tablet bilgisayarı öğrencilerimize teslim edeceğiz. Bu safhadan sonra Türkiye’de ve dışarıda üretimi yapılacak, bununla beraber ülkemiz aynı zamanda bilişim teknolojisinde bir üs olmanın, uygulama alanı olmanın da adımını atmış olacaktır. Sadece pazar değil aynı zamanda bu işin üssü haline de gelmiş olacağız” dedi.

 ‘Kara günler yaşadık’

Eğitimde geçmişte yaşananları anlatıp bunları da öğrencilerin bilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Eski Türkiye’de büyükşehirlerde bile, örneğin ben İstanbul’da okudum, imkanlar öylesine sınırlıydı ki bu süreci tamamlamak için gerçekten çok büyük bir sabır ve azim gerekiyordu. Bir sırada üç öğrencinin oturduğu, aynı sınıfta 70 öğrencinin olduğu okullarda eğitim gördük. Okul olsa öğretmen olmuyor, öğretmen olsa kitabı, defteri bulunmuyordu. Kırtasiye önünde kuyruğa girerdik, acaba Kitaplarımızı temin edebilir miyiz? Kırtasiyeci derdi ki ‘Bu kitap yok’. Şu? ‘O da yok’. Okulda abilerimizden teksir notları isterdik, saman kağıdından ilkel bir makinesi vardı. Mürekkepler birbirine karışmış, o teksir notlarını ağabeylerimizden satın almak isterdik ve abiler satmazlardı. Niye? Çünkü eseri antika durumuna düşmüştü onlar için. Çala kalem, öğretmenlerimizi dinler, notlarımızı alır ve eğitim öğretime devam ederdik. Biz bu kara günleri çocuklarımız yaşamasın diyerek, eğitim altyapısını güçlendirmek için çalıştık, çabaladık.”

Eğitimde 4+4+4 sistemine geçerek darbe döneminin ürünü haksızlıklara son verdiklerini anlatan Erdoğan, “Bakın şimdi Danıştay kararını açıkladı, ‘Ortaokulda, lisede başörtüsü serbesttir’ dedi. Danıştay’ın aldığı bu karar bir adaletsizliğin giderilmiş olmasıdır” dedi. 

 ‘Çamur at izi kalsın’

Artık üniversitelerin öğrencinin ayağına gittiğini anlatan Erdoğan, “Bizlerin eleştiri noktasında da bir sıkıntısı yok. Bazıları diyor ki ‘Fatih Projesi sona erdi. Tablet bilgisayar dağıtımı artık yapılmayacak’.

Madem Fatih Projesi sona erdi, bugün dağıtılan 700 bin tablet bilgisayara ne diyeceksiniz? Hatta gelecek yıldan itibaren dağıtılacak 10 milyon 600 bin tabletin ihalesi de şu anda yapıldı. Buna ne diyeceksiniz? Çamur at izi kalsın mantığıyla yapılan siyasetin kimseye, en başta da ülkeye ve evlatlarımıza faydası olmaz” dedi.

 

Terör örgütünü arkasına almış...' - Vatan

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kahramanmaraş'ta açılış töreninde konuştu

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları;

- Kahramanmaraş'ta bugün toplam yatırım bedeli 1 katrilyon 658 trilyon lira olan eserlerin açılışını yapıyoruz.

- İstanbul'u Ankara'yı nasıl görüyorsak Kahramanmaraş'ı da öyle görüyoruz.

- Biz 12 yılda ülkeyi tarihinde görmediği yatırımlarla buluşturduk.

- Bu seçim çok önemli bu seçimlerde hayati bir karar vereeğiz. Ya eski Türkiye diyeceğiz ya da Yeni Türkiye diyeceğiz.

- Bir eski Türkiye koalisyonu kurdular. daha bir kaç yıl önce demediğini bırakmayanlar şimdi can ciğer kuzu sarması oldular.

- Bir zamanlar kestane pazarında hocaefendiydi, şimdi nasıl oluyor da bu ülkede 50 bin insanın kanına girenlerle bal kaymak oluyor?

- Bu hoca ne diyordu? "Başörtüsü füruattandır" diyordu. Şimdi ciğer oldular

-Benim kzılarım ülkemde üniversiteye gidemedi. Niye başlarını açmadıkları için"

-Şu anda 60 bin olan İmam-Hatiplilerin sayısı şimdi 1 milyon oldu Bundan Sayın Kılıçdaroğlu rahatsızlık duyuyor.

+1+8+4 diyor. Biz bu formulü eskiden tanırız. Bu ne demek? İmam Hatiplilerin orta kısmını kapatacağım demek.

Kutlu doğum sancılı olur. Çok acı çektik ama sonu iyi oldu daha da iyi olacak

Malum parti terör örgütünü arkasına almış demokrasiden bahsediyor

Seçim vaatleri de birbirinin kopyası. Seçim meydanlarında da aynı şeyleri söylüyorlar

Benim indimde Mısır'ın Cumhurbaşkanı Mursi'dir. Sisi değildir Sisi darbecidir.

Esma yavrumuzu şehit eden bu darbecilerle birliktye olamam

Öznesi olmayan açıklamalar yapıyorlar. Hani siz demokrattınız

Ey Paralel Yapı Paralel Devlet artık milli siyaset belgesi'ne girdin. İnlerine girdik ve devam ediyoruz

Biz bu ülkeye karasevdalıyız

-Benim için ne demişlerdi 'Muhtar bile olamaz' bildiler halkım beni cumhurbaşkanı yaptı.

İstanbul'da 150 milyon yolcu kapasiteli bir havalimanı yapıyoruz maliyeti 12 milyar euro inşaat hızla devam ediyor

-Fatih karadan gemileri yürüttü. Biz de dedik ki ey dede sen karadan yürüttün bizde denizin altından yürütüyoruz

-Bunlar gibi yan gelip yatmadık çalıştık. Biz dertliyiz . Bizim size sevdamız var biz Ferhat'ız siz Şirin Baktım Kılıçdaroğlu Ferhat olmuş. Nerde o aşk bunlarda

Dün Nissibi Köprüsü'nü açtık. Muhteşem bir köprü.

Diyanet işleri Başkanı'nı aradım ve azırhlı bir araç tahsis ettiğimi söyledim.

Bizde etnik milliyetçilik yok

Muhalif medya kuruluşlarına el koymak istiyorlar Merkez Bankası'nın kasalarına göz diktiler

Biz manşetlerle çarpışa çarpışa bugünlere geldik

Aba altından sopa gösterenlere aldırmayız

 

Çocukları Porsche ile geziyor’ - Milliyet

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramanmaraş’taki konuşmasında Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili tartışmalara değinerek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramanmaraş’taki konuşmasında Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili tartışmalara değinerek “Tuttular kaynak sorusuna cevap verdiler. ‘Diyanet İşleri Başkanının altındaki Mercedes’ Bu Mercedes’in değeri 320 bin lira ve kaynak oymuş. Bende dün Sabah aradım Diyanet İşleri Başkanını, dedim ki ‘Cumhurbaşkanlığı makamındaki zırhlı Mercedeslerden bir tanesini makamınıza tahsis etmek istiyorum’ tahsisi yaptım ve zırhlı bir Mercedes Diyanet İşleri başkanımızda. Diyanet İşleri makamı böyle oyuncak mı? Bunların çocuklarının Porscheler var, onlarla geziyorlar. Ama ne yazık ki benim dindar Kürt kardeşlerim bunların karşısında duruşunu sergilemedi” dedi.

 

Davutoğlu ve Demirtaş onların peşinde - Vatan

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilk defa sandığa gidecek ve HDP'nin kaderini etkileyebilecek potansiyele sahip 847 bin 543 gencin adresine ikinci bir mektup daha gönderdi. HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş imzalı mektup da, seçmenlere gönderilmeye başlandı.

Başbakan Davutoğlu, bu seçimde ilk kez oy kullanacak gençlere Yeni Türkiye Güçlü Gelecek başlığı ile bir mektup göndermişti. Davutoğlu, seçimde son döneme yaklaşılırken, 847 bin 543 gencin adresine Birlikte Daha Güçlü başlığı ile ikinci bir mektup gönderdi. 2010 ile 2014 yılları arasında yapılan 1 referandum ile 3 seçimi karşılaştırdığı seçim analizi kitabı ile siyasette son günlerde ilgi uyandıran Olgu Araştırma Genel Koordinatörü Filiz Aydın Koç, ilk kez oy kullanacak seçmenlerin özellikleriyle ilgili şu değerlendirmede bulundu:

EN ÇOK YENİ SEÇMEN İSTANBUL'DA

"2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde toplam seçmen sayısı 52.894.115’tir.

7 Haziran 2015 Genel seçimlerinde ise 53.741.838 olarak açıklandı. İki dönem arasında seçmen sayısında, yüzde 1,6 oranında (847.543 kişi) bir artış oldu.

Seçmen sayısı değişimine 12 bölgede baktığımızda sonuçlar şöyle:

*En çok seçmen artışı İstanbul Bölgesinde 253.203 seçmen ile yüzde 29,9.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 134.153 seçmen ile yüzde 13,9.

*Orta Doğu Anadolu Bölgesinde 37.015 seçmen ile yüzde 4,4.

*Kuzey Doğu Anadolu Bölgesinde 806 seçmen ile yüzde 0,1.

*Akdeniz Bölgesinde 117.770 seçmen ile yüzde 13,9.

*Batı Anadolu Bölgesinde 117.608 seçmen ile yüzde 13,9.

*Doğu Marmara Bölgesinde 106281 seçmen ile yüzde 12,5.

*Ege Bölgesinde 77.141 seçmen ile %yüzde 9,1.

*Batı Marmara Bölgesinde 10.055 seçmen ile yüzde 1,2.

*Orta Anadolu Bölgesinde 5558 seçmen ile yüzde 0,7 artış görülürken

*Batı Karadeniz Bölgesinde 2138 seçmen azalarak yüzde 0,3 lük,

*Doğu Karadeniz Bölgesinde ise 9672 seçmen azalarak yüzde 1,1’lik bir düşüş görülmektedir."

DAVUTOĞLU'NDAN GENÇLERE DİJİTAL REKABET FONU TAAHHÜDÜ

Davutoğlu'nun, ilk kez oy kullanacak gençlere gönderdiği mektubunda yer alan bazı ifadeler şöyle:

*Seni bütün genç kardeşlerimle birlikte ülkemizin aydınlık geleceği olarak görüyor; istikbal davasında senin azim, heyecan ve iradene ihtiyaç duyuyor sana güveniyorum. Kadim medeniyet mücadelemizin özlediği nesil senin neslindir, Yeni Türkiye'ye rengini ve kimliğini verecek olan da bizzat sensin.

*Hedefimiz gençlerimizi dünyadaki her alanda birinciliğe taşımak.

Gençlerimize teknoloji ve yeni fikirlere dayalı fırsatlar sunmak ve iş alanları açmak. Gençlerimizi en son teknolojiyle buluşturmak. Gençlerimizin dijital iş alanlarında belirleyici olmasını sağlamak.

Bugün gençlerimiz, dijital araçların kullanımında dünyanın ilk 10'undalar. Bu başarının işe ve fırsata dönüştürülmesini de biz sağlayacağız. Gençlerimizin bu alanda dünya çapında rekabet edebilmesi için özel bir fon oluşturacağız.

7 Haziran'da ilk kez oy kullanacaksın. Sandığa gittiğinde yeni Türkiye'ye sen de güç ver. Yeni Türkiye'nin geleceğini birlikte kuralım. Yeni Türkiye'yi layık olduğu hedeflere birlikte taşıyalım. 78 milyonun bir ve beraber, barış, kardeşlik ve dayanışma içinde yaşadığı Türkiye'yi birlikte inşa edelim. türkiye'nin itibar ve gücüne yapacağın katkıyı son derece önemsiyor ve bu uzun yolda sana çok güveniyorum. Seçimin özellikle gençlerimiz için hayırlı olmasını diliyor, sana, ailene ve bütün arkadaşlarıma sevgilerimi sunuyorum."

DEMİRTAŞ VE YÜKSEKDAĞ İMZALI MEKTUP

HDP, mektupla adreslere ulaşarak yüzde 10 barajının aşmak için seçmenlerden oy istedi. HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ imzası ile gönderilen ve seçmene, "değerli dostumuz" diye hitap edilen mektupta, "Gelin, eşitliği, özgürlüğü ve emeği temel aldığımız yeni bir yaşamın inşasına başlayalım" denildi.

Bizzat yöneten olalım

Eşitliği, özgürlüğü ve emeği temel alan yeni bir yaşamın inşasına başlamak için yola çıkıldığı ifadesine yer verilen mektupta, "Artık talep eden, isteyen olmaktan çıkıp bizzat yöneten ve gerçekleştiren olalım. Türkiye'nin çok kimlikli, çok külktürlü, çok inançlı, çok dilli yapısını yeniden özgür kılalım. Biz'ler eşit olalım. Bir daha hiç kimse kimliğinden, inancından ya da düşüncesinden ötürü baskı ve ayrımcılığa uğramasın. Kadın cinayetleri artık son bulsun. Gençler, haklarında yetişkinlerin karar verdiği pasif bireyler olmaktan çıksın.

Doğa, rant ve talana kurban olmasın. Ülke ekonomisi insanca büyüsün ve sürdürülebilir olsun" denildi.

Tek kişi yönetimine dur demek için

Mektubun son bölümünde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeme getirdiği başkanlık sistemine vurgu yapılarak, "Unutmayın, Türkiye siyasetine yön verecek güce ve öneme sahipsiniz. Demokrasiyle ilgisi olmayan tek kişi yönetimine, kamplaşmalara ve gerginliklere dur demek için, 7 Haziran seçimlerinde kullanacağınız her oy, seçim barajını aşma yolunda Biz'leri daha güçlü kılacak. Türkiye'nin yeni yaşamını belirleyecek" ifadelerine yer verildi

 

Akdoğan: Elimiz hep havada kaldı - Milliyet

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Yeni Türkiye Stratejik Araştırma Merkezince düzenlenen “Ermeni Sorunu: Sanallık ve Gerçeklik” konferansında, Ermeni sorunundan bahsediliyorsa duruma 1915 olayları alt başlığında bakılması gerektiğini belirterek olayları tarihinden, psikolojisinden ve ikliminden koparıp bir kesit olarak yorumlandığında yanlış sonuçlara varıldığını ifade etti.

Avrupa Parlamentosu ve bazı Avrupa ülkelerinin 1915 olaylarına ilişkin aldıkları kararları eleştiren Yalçın Akdoğan şunları söyledi:

“Türkiye’de her konu her konu konuşulabiliyor, hiç bir şey tabu değil. Ama Avrupa’ya gidin Ermeni Soykırımı yoktur diyin, bunun cezai müeyyidesi var. Bu nasıl bir demokratlıktır, bu ne zaman tabu oldu ne zaman dogma oldu, ne zaman bir kutsal metne dönüştü? Niye korkuyorsunuz? Ortada bir delil yok ispat yok, sadece siyasi manipülasyonlar ve lobi çalışmaları var, parlamento kararları var. Bunun üzerine bir hüküm inşa edilemez.”

 

Meselelerin üzerine gidildikçe korkan tarafın Türkiye olmadığının görüldüğünü belirten Akdoğan, “Biz bu meselelerin üzerine gidince baktık ki ortada gerçekten bu meseleleri kilitleyen birileri var. Bay Hayır, Mr. No. Kürt meselesinde Kandil, Ermeni meselesinde Ermeni Diasporası, Kıbrıs’ta Rum kesimi. Biz ileri adım atmadığımız için onların ne kadar isteksiz olduğunu görmemişiz. Adım atmaya başladık elimiz hep havada kaldı, hep birileri masadan kaçan taraf oldu” dedi.

 

Askerleri bırakmak bu işi çözmüyor - Milliyet

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Muş’ta askerimizi kaçırdılar, sonra getirmişler HDP binasına bırakmışlar. Arkadaş, o kaçırdıkları askeri bırakmaları işi çözmüyor” dedi.

Akdoğan, HDP’ye oy verenlere, “Bunların gerçek yüzünü artık görelim. Eşcinsel aday çıkartan, eşcinsel evliliği öne süren bir parti, Türkiye Partisi olabilir mi?” diye seslendi. Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘HDP’yi Kandil belirledi’

“Muş’ta askerimizi kaçırdılar sonra getirmişler HDP binasına bırakmışlar. HDP, PKK’nın seçim ofisi. Niye? Onlar prim yapsın diye. Arkadaş, o kaçırdıkları askeri bırakmaları işi çözmüyor. Eli silahlı adam orada durduğu sürece, terör örgütü orada durduğu sürece, bu HDP’ye verilen bütün oylar vebaldir.”

 Akdoğan “Bunların güçlenmesi, demokrasinin güçlenmesi anlamına gelmiyor çünkü bunlar terör örgütünün vesayeti altında. Millet bunlara bakıyor, oy veriyor, elinde silah olan adamın, devlete kurşun sıkan adamın dediği oluyor. HDP listelerini, HDP yönetimi mi belirledi? Kandil belirledi. Sonra çıkmış Selahattin Demirtaş, ‘Bizim neye ihanetimizi gördünüz’ diyor. Türkiye Cumhuriyeti’ne savaş açan, karakol basan, milletin evlatlarını orada şehit eden bu terör örgütü, kimin örgütü? Sen, onun uzantısı değil misin? Daha nasıl bir ihanet olacak?” ifadelerini kullandı

 

Kıskanıyor ama kendi düşünseydi - Milliyet

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun CHP’nin Merkez Türkiye projesine yönelik eleştirilerine ilişkin olarak, “Onun hayal edemeyeceği projeyi biz açıkladık” dedi.

 Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e zırhlı bir makam aracı tahsis edeceğini açıklamasına ilişkin olarak da, “Üzüldüm. Sayın Erdoğan ‘Bu fakir’ diye başlıyordu, daha da fakirleşecek” dedi.

Kılıçdaroğlu, elmadağ ve Kırıkkale mitingleri öncesinde aralarında Milliyet’in de bulunduğu bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

HAYAL EDEMEYECEĞİ PROJEYİ AÇIKLADIK: (Merkez Türkiye projesine ilişkin olarak) Hiçbir şeye itiraz edemeyeceklerini biliyorlar. Diyorlar ki ‘bizim’. Onun hayal edemeyeceği projeyi biz açıkladık. Biraz kıskanıyor ama ne yapalım. Oturup düşünseydi. Kimden araklamışız?

DERVİŞ DE BEĞENDİ: Sabahleyin mesela sayın Derviş (Kemal Derviş) aradı, o da ABD’den izlemiş, ‘Olağanüstü bir proje, gerçekten olması gereken bir proje’ diyor.

AĞABEYİNİN UFKU YOK: Biz bütün bu ayrıntıları düşündük. Hiçbir alanla ilgili şunu yapamadınız diyemiyorlar. Ne diyorlar. ‘Kitabımızın son sayfasını okusaydınız orada vardı’ diyorlar. Sen başbakan değil misin oturup yapsaydın. Ağabeyinden talimat alacak bir şey yapması için ağabeyinin de ufku yok. 

 

Bilal Erdoğan: Babam varken başkanlık sistemine gerek yok - Cumhuriyet

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, başkanlık sisteminin koalisyonsuz sistem olduğunu söyleyerek, "Başkanlık sistemi, Tayyip Erdoğan varken değil, Tayyip Erdoğan yokken ihtiyacımız olan bir sistem" dedi.

Bilal Erdoğan, eğitim ve vakıf çalışmaları kapsamında Çanakkale’nin Biga ilçesine geldi. Bir dizi temasta bulunan Bilal Erdoğan, ardından AKP Gümüşçay Belde Başkanlığı seçim bürosunun açılışı yapıldı.

'BAŞKANLIK SİSTEMİ TAYYİP ERDOĞAN YOKKEN İHTİYACIMIZ OLAN BİR SİSTEM'

Bugüne kadar kendisine birçok iftira atıldığını söyleyen Bilal Erdoğan, “Ne iftira atarlarsa atsınlar. Bakın ben bugün Gümüşçay’dayım. Buradayım, ortadayım. Ne iftira ne yalan, atmadıklarını bırakmadılar. Ben yine vakıf faaliyetleriyle uğraşacağım, yine yurt işi yapacağım, yine okul işi, eğitim işi yapacağım. Ben hesabımı öte tarafta soracağım. Çünkü biz, gerçek mahkemenin öbür tarafta olduğuna inanmış insanlarız. Diyanetimi, imam hatiplerimi kapatmak istiyorlar. Bütün bu kazanımların kaybedilmemesi için çok hayati bir dönemece geldik. Bu seçim sistemi maalesef koalisyon üreten bir seçim sistemi. Türkiye tarihinde Tayyip Erdoğan’dan önce koalisyonsuz dönemler 10 yıl sürüyor muydu? Sürmüyordu. Tayyip Erdoğan’dan sonra da koalisyonların olmaması için oy vereceğiz. Başkanlık sistemi nedir? Koalisyonsuz sistemdir. Başkanlık sistemi, Tayyip Erdoğan varken değil, Tayyip Erdoğan yokken ihtiyacımız olan bir sistem. Türkiye’nin geleceği için, Türkiye’nin gerçekten merkez ülke olabilmesi, bu kazanımlarını asla kaybetmemesi için, 7 Haziran'da sandıklarda avazımız çıktığı kadar bu mesajı haykıracağız inşallah” dedi.

 

Liderlerin miting karnesi! - Vatan

Genel seçim kapsamında yoğun bir kampanya yürüten siyasi  parti genel başkanları, bazı günler iki, bazı günlerse 3-4 miting sığdırdıkları  il gezilerini sürdürüyor.

 Davutoğlu, 52 miting yaptı

  AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, seçim startını 15 Nisan'da  Ankara'da seçim beyannamesi ve aday tanıtım toplantısıyla başlatan AK Parti Genel  Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim kampanyası kapsamında ilk mitingini 25  Nisan'da Erzurum İstasyon Meydanı'nda gerçekleştirdi.

25 Nisan'dan bugüne 52 miting gerçekleştiren ve 81 ilin tamamında  miting yapmayı planlayan Davutoğlu, son mitingini dün Amasya'da yaptı.

  İstanbul'da 2 milyon haneye mektup göndererek vatandaşları "Büyük  İstanbul Mitingi"ne davet eden Davutoğlu, 17 Mayıs'ta Maltepe Etkinlik Alanı'nda  bu mitingi gerçekleştirdi.

Davutoğlu, 3 Mayıs'ta Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarla  Türkiye'nin Düsseldorf Başkonsolosluğu'nun yeni hizmet binasının açılış töreninde  buluştu.

 Kılıçdaroğlu, 39 miting yaptı

Seçim kampanyasına 26 Nisan'da Edirne'den başlayan CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu ise bugüne kadar 39 il mitingi düzenledi.

  Kampanya öncesi İstanbul Maltepe'de büyük bir miting gerçekleştiren  Kılıçdaroğlu, 9 Mayıs'ta da İstanbul'da ilçe ziyaretlerinde bulundu.  Kılıçdaroğlu, 24 ve 31 Mayıs'ta yine İstanbul'da seçim kampanyasını yürütecek.

Kılıçdaroğlu'nun kendi seçim bölgesi olan İzmir'de ise 30 Mayıs'ta  büyük miting yapması bekleniyor.

Ankara ilçelerinde 17 Mayıs'ta seçim çalışması yapan Kılıçdaroğlu,  diğer seçimlerde olduğu gibi yine son mitingi başkente ayırdı. Kılıçdaroğlu,  toplam 58 olması planlanan mitinglerini 6 Haziran'da Ankara'da tamamlayacak.

Kemal Kılıçdaroğlu, öte yandan yurt dışı seçim çalışmaları kapsamında  25 Nisan'da Almanya'nın Düsseldorf kentinde gurbetçilerle buluştu.

 Bahçeli, 26 ilde miting yaptı

Seçim kampanyasını 6 Mayıs'ta Çankırı'da başlatan Bahçeli, bugüne  kadar 26 ilde düzenlenen mitinglerde halkla buluştu. Bir günde 2 ya da 3 ilde  miting yapan Bahçeli, 24 Mayıs Pazar Ankara'da, 31 Mayıs Pazar günü ise  İstanbul'da vatandaşlara seslenecek.

Bahçeli, 26 Nisan'da Almanya'nın Oberhausen kentinde, Oberhausen  Arena'da düzenlenen "Türkiye Sevdası Kutlu Yürüyüş Şöleni" mitinginde yurtdışı  seçmenlerle bir araya geldi.

MHP Lideri Bahçeli'nin 50'yi aşkın ilde miting düzenlemesi bekleniyor.

 HDP Eş Genel Başkanları 23 ilde miting düzenledi

HDP'nin seçim çalışmaları kapsamında Eş Genel Başkan Selahattin  Demirtaş 13 ilde, Eş Genel Başkan Figen Yüksekdağ ise 10 ilde miting düzenledi.

30 Mayıs'ta Ankara'da halkla bir araya gelecek Yüksekdağ, seçime kadar  14 ilde daha miting yapacak.

  Demirtaş ise 30 Mayıs'ta İstanbul'da, 5 Haziran'da ise Diyarbakır'da  miting düzenleyecek. Demirtaş, kampanya sonuna kadar 13 ilde daha düzenlenecek  mitinglerde seçmenlerle buluşacak.

 

Partilere saldırı demokrasiye karşıdır - Milliyet

Şehircilik Bakanı Güllüce, HDP binalarına yapılan saldırıya ilişkin ‘Kendileri yapmıştır’ derken eski İçişleri Bakanı Ala, ‘Seçime giren bir partinin bürosuna saldırıda bulunmak demokrasiye, sandığa yapılmıştır’ dedi

Eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, çözüm sürecinin devam edeceğini ve Meclis dışında da kalsa HDP’nin sürece katkı verebileceğini belirterek “Buyursun yine yapsın” dedi. Sandık sonuçları üzerinde Oyun oynanacağı iddialarını iftira olarak niteleyen Ala, “Kendi yapacaklarını perdeleme için ön alma bu” diye konuştu.

Erzurum’da seçim çalışmalarını yürüten eski İçişleri Bakanı Efkan Ala ile kentsel dönüşün açılışı için bu ile gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Milliyet’in sorularına yanıt verdi. Ala, şunları söyledi:

- YAPACAKLARINI PERDELİYORLAR: (“Seçimin güvenliği tehlike de mi?” sorusu üzerine) Akla uygun ifadeler değil, bu olsa olsa spekülasyondur, iftiradır. Baştan kendi yapacaklarını -ki bunu yapmak istiyorlar, yelteniyorlar, yeltenecekler- perdelemeye yönelik ön almadır. Ak Parti sandığın namus olduğunu deklare etmiştir.

-  İSPAT EDEMEYEN İSTİFA ETSİN: (“3 bin 800 kişilik ekip kuruldu iddialarına ne diyeceksiniz?” sorusu üzerine) Türkiye’yi yönetmeye talip olanlar bir söz söylüyorlarsa, ispatla mükelleftir. Başbakan söyledi, ‘ispat edin istifa edeyim’ diye. İspat edemeyenin de istifa etmesi lazım.

-  HALK TEHDİT EDİLİYOR: Batıda demokrat, doğuda halkı tehdit eden bir anlayış var. Hiç kimsenin de milletin iradesini tehditle yönlendirmeye zinhar kalkmaması lazım. Millet iradesi o zaman âfâda dönüşür. Sandık sonuçlarıyla yerle bir olurlar, sandığa gömer millet. 

-  HEPİMİZE YAPILAN SALDIRIDIR: (HDP binalarına yönelik saldırılar) Saldırı yapanların yakalanması yönünde gelişmeler var. Hangi partiye olursa olsun, seçime giren bir partinin bürosuna yahut aracına, bir merkezine saldırıda bulunmak sadece o partiye yapılan saldırı değil, demokrasiye, sandığa, millet iradesine yapılmış saldırıdır. Biz bunları hepimize yapılmış bir saldırı olarak tanımlıyoruz. Şiddetle kınıyoruz. Bir sabotaj, siyasi hesap da olabilir arkasında.

-  BAŞÖRTÜSÜ GİBİ ÇÖZECEĞİZ: Biz huzur istiyoruz. Terörün çözülmesini istiyoruz. ‘Çözüm süreci’ dedik sonuçlanmasını istiyoruz. 28 Şubat düzenlemelerinin bütününü ortadan kaldırdık. Türkiye’ye huzur geldi, irtica geldi mi? Hayır, huzur geldi. Bunu da çözeceğiz, millete huzur gelecek. 

-  SALDIRILAR ETKİLEMEZ: (“Kaçırmalar, saldırılar artıyor, süreci nasıl etkiler?” sorusu üzerine) Çözüm sürecini etkilemez. Çözüm sürecini başlatan Ak Parti’dir. Muhatabı, destekçisi halk olan bir proje devam eder.

-  HDP ZATEN KATKI VERİYOR: (“HDP, Meclis dışında kalırsa ne olacak?” sorusu üzerine) Bu süreç katkı ister. Bu süreç sabotaj istemez. HDP katkıda bulunmak istediği zaman, zaten sürekli katkıda bulunuyor, içindedir. Partiler sadece Meclise girerek fonksiyonlarını icra etmezler. Bir kısım mekanizmalar özel olarak şu parti barajı geçsin diye uğraşıyor. Ama bizim parti olarak herhangi bir parti için ne barajı geçmesine yönelik ne de altında kalmasına yönelik özel projemiz var. HDP zaten barajın altındaydı. Peki, veriyor muydu katkıyı, veriyordu. Yine katkıda bulunmak isteyenlere süreç açık. Çözüm sürecini kesintiye uğrattık diye cümle kurmadık ki. Bir yandan silah bir yandan tehdit, bir yandan da çözüm süreci. Çözüm süreci silahla olabilir mi? Silahları gömeceksiniz üstüne de betonu örteceksiniz.

-  DEMİRTAŞ GÜZELLEME: (“Demirtaş’a olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine) Medya güzellemeleri bu memlekette iktidarları belirleyebilseydi Ak Parti’nin,     Özal’ın iktidar olması imkânsızdı. Medya güzellemeleriyle iktidar olunmaz.

 

‘Kendileri yaptırmıştır’

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce de HDP’nin binalarına yapılan saldırıları HDP’lilerin yaptırmış olabileceğini öne sürdü. Güllüce, “DHKP-C’ye kendilerine eylem yaptırmış olabilirler. Çünkü DHKP-C HDP’yi destekliyor. Kendi adamları kendilerini bombalatmış olabilirler. Yakalanmayacaklarını düşünerek” diye konuştu.

 

Ak Partili İçten'den ilginç sözler: İzmir dünyanın en büyük köyü - Milliyet

Ak Parti Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten’in İzmir ziyareti sonrası “İzmir’den notlar” başlığıyla paylaştığı tweetler sosyal medyada tartışma konusu oldu.

İzmir’e ilişkin ağır değerlendirmelerde bulunan İçten, “İzmir dünyanın en büyük köyü”, “CHP’li İzmirli gençlerin özgürlükten anladıkları, son derece açık giyinmek, kafayı çekmek, sabaha kadar eğlenmek”, “Haşhaşilerin başkenti İzmir, neden acaba?” gibi ifadeler kullandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapmadığı yollara, kavşaklara, köprülere Atatürk resmi asarak konuyu değiştirdiğini iddia eden İçten, “İzmir’de CHP’ye oy veren kitle, Radikal militan vari davranmakta ve kendisi gibi düşünmeyenlere saygı göstermemektedir. Belediye hizmetten ziyade kültürümüze ve değerlerimize aykırı teşkil eden sözde kültürel faaliyetler yapmaktadır. HDP Kürt Baasçısı, CHP Türk Baasçısı aralarında dil farkı dışında hiçbir fark yok. İzmir’deki CHP’lilerin Ak Parti’ye, muhafazakarlara, dindarlara farklı görüşlere ve yaşam tarzlarına hiç saygıları yok” dedi.

 

AKP’nin mitingine giden madenciye 30-100 lira arasında para veriliyor - Zaman

Manisa, maden şirketlerini ziyaret ederek Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yarınki mitingine çalışanlarını göndermesini isteyen AKP Soma İlçe Başkanı’nı konuşuyor. Soma Kömür İşletmeleri AŞ’ye ait bir ocakta 10 yıl çalıştığını söyleyen Sami Yavuz bu konuda ilginç itiraflarda bulundu.

İşten çıkarılmadan önce AKP’nin mitinglerine çok gittiğini belirten Yavuz, miting başına 30-100 lira arasında para aldıklarını bildirdi. Yavuz, bu konuda şu bilgileri verdi: “Kimisi otobüsle, kimi ise kendi aracıyla o mitinglere gitti. Miting olacağı gün hemen madende otobüsler hazır bizleri beklerdi. Çalışan, yer altından çıkan işçileri hemen otobüslere bindirerek mitinglere götürürlerdi. Halen eski düzen devam ediyor. Eğer o gün çalışıyorsa madende, yani tatili veya vardiyası denk gelmiyorsa özel araçlarla mitinge gelmeleri için çağırıyorlardı. Çalışan maden işçilerine, AK Parti’nin mitingleri için de para verirlerdi. Otobüsle gidersen 30 lira ve yemek verirlerdi bizlere ama kendi aracınla gidersen 100 lira para verirlerdi. Gitmek istemeyen işçi arkadaşlarımıza görevliler, ‘Gideceksin kardeşim.’ şeklinde zorlama yaparlardı. O mitinge şayet gitmediğinde ise ertesi gün madende, özellikle yer altında nerede zor bir iş varsa seni orada çalıştırıyorlar. Ben en son genel seçimlerde, benim bildiğim kadarıyla 2 bine yakın maden işçisi arkadaşla Manisa’ya, AK Parti’nin mitingine götürülmüştük. Mitinge gitmeme şansı yok.”

Şehit madenci Mustafa Kaya’nın eşi Naciye Kaya da, Manisa’daki mitinglere gitmesi için eşine de baskı yapıldığını kaydetti. Kaya, “AK Parti mitinglerine zorla, baskı yapılarak, iş çıkışı ya da tatil gününe denk gelmesi sonucu o mitinglere eşimi çağırıyorlardı. Mitinge gitmediğin takdirde sıkıntı yaşatıyorlardı ama benim eşim, boyun eğip o yapılan mitinglere gitmemek için her zaman direnir ve gitmezdi. Eşim, mitinglere gitmek zorunda kalan maden işçileri için o gün için bir yevmiye artı yemek parası verdiklerini bana söylerdi. O zaman da hep işçiler arasında birlik yoktu. Bu zorlamalardan dolayı hep baskı altında kalıyorlardı.” şeklinde konuştu.

 

Hasan Erbil'den Mehmet Akarca'ya: Birilerini fazla rahatsız etmeden görev yap - Hürriyet

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca’ya görevi devreden eski Başsavcı Hasan Erbil törendeki konuşmasında “Devletini milletini zora sokmadan birilerini fazla rahatsız etmeden görev yapacağına yürekten inanıyorum” dedi.

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan tarafından seçilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca’ya cübbesini giydiren ve görevi devreden eski Başsavcı Hasan Erbil dünkü mazbata törenine ilginç sözleriyle damgasını vurdu. Başsavcılığa kendi isteği ile aday olmayıp emekliye ayrılan Erbil, dört yıl boyunca aklının yettiğince görevini yaptığını, başarılı ya da başarısız olduğunu ancak tarihin yazacağına belirterek, yeni Başsavcıya “birilerini fazla rahatsız etmeden görev yap” tavsiyesinde bulundu. Erbil, “Başsavcı olarak görev yapacağı süre içerisinde devletini milletini zora sokmadan zarara uğratmadan birilerini fazlasıyla rahatsız etmeden görev yapacağına ve bunu başarıyla yapacağına yürekten inanıyorum” dedi. Erbil sözlerini, “Bu güzel görevi yürekten desteklediğim, gönül birliği içinde bulunduğum değerli kardeşim, dostum, arkadaşıma devretmenin mutluluğunu ve gururunu yaşadığım için yüce Rabbime hamd-ü sena ediyorum” diyerek tamamladı.

GÜVEN MESAJI

Akarca dün Yargıtay’da düzenlenen mazbata ve cübbe giyme töreniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olarak görevine başladı. Yargıtay 1. Başkan Vekili Abdülkadir İlhan, Akarca’ya mazbatasını takdim ederken, Erbil de cübbesini giydirdi. Başsavcı Akarca, “Yargının güvenilirliğinin tesisi için tüm gücümüzle çalışma gayreti içinde olacağımızın bilinmesini isterim” dedi. Akarca, “Adaletin hızlı ve etkin biçimde gerçekleştirilmesi, çağdaş demokratik bir hukuk devleti idealine ulaşılması, bağımsız ve tarafsız yargı kurumunun tüm toplum ve bireyler tarafından benimsenmesini sağlanması, yargının güvenilirliğinin tesisi için tüm gücümüzle çalışma gayreti içinde olacağımızın bilinmesini isterim. Evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa çerçeveleri içerisinde görev ve çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

TARAFSIZ OLMAK KAÇINILMAZDIR

Yargıtay 1. Başkan Vekili Abdülkadir İlhan ise konuşmasında, “Bağımsız görev yapan, bağımsızlıkla taltif edilen mesleğimizde elbette ki tarafsız olmamız da kaçınılmazdır. Sadece bağımsızlığımızı ön plana alıp, tarafsızlığımızı ötelersek o zaman terazinin gözünde dengesizlikler oluşmaya başlar. Adaletin terazisini boşuna elimize vermiyorlar. Terazide iki kefe vardır. Kanaatimce birisi bağımsızlığı, birisi de tarafsızlığı simgeliyor” açıklamasını yaptı. İlhan, şöyle devam etti:

ZULÜM BAŞLAR

“Hakimlerin, Yargıtay üyelerinin bağımsızlığımızı ön plana çıkarırken asla ve asla tarafsızlığımızı unutmayacağız. Bağımsızlığın tersine hareket edersek tüm düşünce, inançlara eşit mesafede kalmasını bilemezsek o zaman zulüm başlar. O zaman haklının değil, güçlünün baskısının yansımaları başlar. Yargının da yıpranması o aşamadan itibaren başlar. Son zamanlarda yargı üzerinde siyasi gündemler oluşturulmaya çalışıldığına müşahede ediyoruz. Yazılan, çizilenlerin doğru, yanlışlığını basın önüne çıkıp açıklama yerine her zaman olduğu gibi kararlarımızla konuşmaya çalışıyoruz. Zaman zaman Ceza Genel Kurulu’ndan çıkan kararların basında nasıl yanlış anlaşıldığını üzülerek müşahede ediyorum. Düzeltme yoluna gitsek de hepsine ulaşmamız mümkün değil. Biz yine hakkın, hakikatin yanında tarafsız ölçülü bir şekilde durmamızı esas alacağız.”    

 

HSYK seçim sistemi KPSS değiştirilmeli - Hürriyet

ADALET Bakanı Kenan İpek, 7 Haziran’daki seçim öncesi, elektrik kesintisine karşı jeneratör dahil her türlü güvenlik önleminin alındığını açıklarken, yargıya dönük çok önemli mesajlar verdi.

 İpek, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin seçimle belirlenmesi sisteminin yanlış olduğunu, zararını herkesin gördüğünü ve değiştirilmesi gerektiğini söyledi. İpek, oluşacak yeni Parlamento’nun, anayasa değişikliği çalışmaları sırasında, RTÜK üyelerinin seçimi gibi HSYK üyelerinin Meclis’te seçimi dahil yeni modelleri tartışması gerektiğini de vurguladı.

DOSYALAR AZALACAK

Hürriyet’e konuşan Kenan İpek, yargıdaki en önemli sorunun iş yükü olduğunu belirterek, Başbakan’ın açıkladığı Yargı Reformu Strateji Belgesi ışığında 19 ayrı bilim kurulu oluşturulduğunu ve yasa tasarısı hazırlığı yapıldığını, yeni Meclis döneminde ekim ayında Bakanlar Kurulu’na sunulacağını açıkladı. İpek, “Yol haritasını belirledik. Beş yıllık süreçte bu yasalar ve istinaf mahkemelerinin devreye girmesi ile yargıdaki 17 milyon dava dosyası yarıya inecek. Her şey dava konusu yapılıyor. Ödenmeyen elektrik faturası niye mahkemeye gelsin” dedi. Hürriyet’in sorularını yanıtlayan İpek, şu değerlendirmeleri yaptı:

SEÇİM ÖNLEMLERİ ALINDI

“Huzurlu ve güven içinde bir seçim için her türlü tedbir alındı. Elektrik kesintisi olmaması için de eksiklikler tespit edildi ve jeneratörler de tamamlandı. Bizim seçim sistemimiz en güvenilir seçim sistemlerinden biri.

ZORUNLU ARABULUCULUK

İş, tüketici, ticaret davaları, icra davaları başta olmak üzere sorunlu her alanla ilgili tespit yapıldı ve bilim komisyonları çalışıyor. 15 milyon takip ve icra var. 5 milyon dava dosyası böyle gaz parası, tuz parası, telefon faturası... Arabuluculuk sistemi de geliştirilecek. Zorunlu arabuluculuk sistemi getirilecek. Barolar ve avukatlar, sistemin içinde olacaklar.

YÜZDE 80-85 İSTİNAFTA BİTECEK

Türkiye’de Yargıtay’a yaklaşık 1 milyon dava dosyası gidiyor; bu çok yanlış. Benzer yapıdaki ülkelerde yüksek mahkemelere bir yılda örneğin Fransa’da 45 bin dava dosyası gidiyor. Bu sayı İngiltere’de 6 bin 500, Almanya’da 5 bin 500. Bu konuyu çözmek gerekiyor. İstinaf mahkemelerinin faaliyete girmesiyle dosyaların yüzde 80-85’i istinafta bitecek. İstinaf mahkemelerine atamalar adli tatilden sonra.

BİLİRKİŞİLİK YASASI

Bilirkişilik müessesesiyle ilgili çok sayıda şikâyet vardı ve yeni bir kanun taslağı hazırlayıp görüşe gönderdik. Bilirkişilikle ilgili Adalet Bakanlığı’nda artık özel bir daire kurulacak ve bilirkişilikle ilgili her türlü konu o daireye gelecek.

YANLIŞI HERKES GÖRDÜ

HSYK seçim sistemindeki yanlışı herkes gördü. Bu sistem değiştirilmeli. Yargıtay’da da Yargıtay Başkanı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı seçimi dışında daire başkanlığı seçiminde de farklı bir model getirilmeli. Onlar da bu seçim sisteminden memnun değiller. Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sistemi de değiştirilmeli. Ankara’da bir soru havuzu oluşturulup sınavdan iki saat önce noter soruları çekmeli. Sorular bir saat içinde bastırılıp dağıtılmalı. Kamuoyunun bu sınavlara ilişkin güveni sarsıldI.

 

Van’da pankart gerginliği - Milliyet

Van’ın Erciş ilçesinde Yeşilova Mahallesi girişindeki caddeye, “HDP dışında başka partinin girmesi tehlikeli ve yasaktır” yazılı pankart asılması, tepkiyle karşılandı

AK Parti Van Milletvekili adayı Burhan Kayatürk, daha önceki tehdit pankartlarını da HDP’lilerin önce inkar ettiğini belirterek, “Bunların özelliği bu. Burada bir şeyler yapılır, halktan reaksiyon alındığı zaman da inkar ederler” dedi. Kayatürk, şunları kaydetti: “Burada bazı yerler var ‘AK Partililer için girilmesi tehlikelidir, hatta yasaktır’ demek istiyorlar. Yasaktır diye bizim önümüze çıkıp açık açık ‘Buraya giremezsiniz’ diyorlar. ‘Buraya girmek yasaktır’ demek. Peki tehlikeli olduğunu biz biliyoruz fakat bu tehlikeyi göze alıp girmek zorunda kalıyoruz. Ne yapacağız, biz halkımızla kucaklaşmak  zorundayız.

 

HDP reklamında oynayan öğretmen işinden oldu - Milliyet

HDP’nin 7 Haziran seçimleri için hazırladığı reklamlardan birinde rol alan Yılmaz Yücel, ücretli öğretmen olarak çalıştığı Bağcılar Aşık Veysel İlkokulu’nda işten çıkarıldı.

Cnnturk.com’a konuşan Yücel, dün okula geldiğinde diğer öğretmenlerin oynadığı Reklam hakkında sorular sorduğunu, müdürün de odasına gittiğinde kendisine ilk olarak “Reklamcı olmuşsun” dediğini söyledi. Yılmaz Yücel okul müdürünün kendisine “Engelli öğrenciler okula gelmekte zorluk çekiyor bu yüzde özel sınıfı kaldıracağız. Benim de evde iki tane atanamayan oğlum var. Bugüne kadar size bir yanlışım olmadı” dediğini ifade etti ve müdürün konuşurken “mahcubiyet içinde olduğunu” da belirtti.

 

PKK, kaçırdığı iki kişiyi serbest bıraktı - Milliyet

Muş’un Varto ilçesinde bölücü terör örgütü mensubu teröristler tarafından 18 Mayıs’ta kaçırılan biri jandarma uzman onbaşı iki kişi serbest bırakıldı

Genelkurmay Başkanlığı’nın dün internet sitesinde yer alan açıklamaya göre  Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hudut Birlikleri’nce yasa dışı yollardan Suriye’den Türkiye’ye geçmeye çalışan 322 kişi, Türkiye’den Suriye’ye girme teşebbüsünde bulanan 14 kişi yakalandı. Hudut hattında, 5 bin 762 karton sigara ile bir araç ele geçirildi.

Yasa dışı yollardan Türkiye’den Yunanistan’a geçmeye çalışan 23 kişi de yakalandı. muş’un Varto ilçesinde bölücü terör örgütü mensubu teröristlerce 18 Mayıs Pazartesi günü saat 20.30’da kaçırılan uydu kontrol personeli Serkan Tosun ile, Jandarma uzman onbaşı Cüneyt Torunoğlu, perşembeyi cuma gününe bağlayan gece yarısı saat 02.10’da Varto’da serbest bırakıldı.

2 terörist teslim oldu

Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Şehitkamil ilçesinde icra edilen yol emniyet ve kontrol devriyesinde, bölücü terör örgütü mensubu bir terörist ile Suriye uyruklu 4 kişiyi yakaladı. Bölücü terör örgütü PKK mensubu bir terörist, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar’da, Kara Kuvvetleri Komutanlığı hudut unsurlarına, silahsız ve teçhizatsız teslim oldu.  

 

HDP'ye yapılan saldırının iddianamesi hazırlandı - Star

HDP Genel Merkezine, 18 Nisan 2015 tarihinde silahlı saldırı düzenledikleri gerekçesiyle 2 kişi hakkında iddianame hazırlandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi'ne, 18 Nisan 2015'de silahlı saldırı düzenledikleri gerekçesiyle 2 kişi hakkında iddianame hazırlandığı bildirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosu'nca hazırlanan iddianame, Ankara 32. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

HDP'nin mağdur, Ahmet Yavuz ile Erdem Nacar'ın müşteki olarak yer aldığı iddianamede, Burak Karslı ile Kenan Berkay Şipal şüpheli olarak gösterildi.

TUTUKLANDI

İddianamede, Şipal'in eylemden dolayı, 19 Nisan 2015 tarihinde Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandığı hatırlatıldı.

POLİS ATEŞ EDİNCE KAÇTILAR

Bazı müşteki ifadelerine de yer verilen iddianamede, Ahmet Yavuz'un HDP genel merkezi binasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, olay günü içeride bulunduğu sırada, bir el silah sesi duyarak dışarı çıktığı, polis memuru Erdem Nacar'ın ateş etmesi üzerine şüphelilerin kaçtığını anlattığı kaydedildi.

HDP'DEN HERHANGİ BİR YETKİLİ ŞİKAYETİ OLMADI

HDP'den herhangi bir yetkilinin olay nedeniyle şikayetçi olmadığı vurgulanan iddianamede, olay yeri inceleme ekiplerince HDP genel merkezi binasında yapılan incelemede, binanın giriş kapısı sol tarafında bulunan Türk Bayrağı ile parti bayrağına saçma isabetine benzer deliklerin mevcut olduğu, arkasındaki duvarda da av tüfeği saçmalarının isabetine benzer izlerin mevcut olduğu belirtildi.

Olayda kullanılan av tüfeğinin şüpheli Kenan Berkay Şipal'in yer göstermesi sonucu çalıştığı otoparkta bulunan kulübede ele geçirildiği ifade edilen iddianamede, olay yerinde ele geçirilen av fişeklerinin inceleme sonucunda bu av tüfeğinden atıldığının tespit edildiği bildirildi.

İddianamede, şüphelilerin, "Siyasi hakların kullanmasını engellemeye teşebbüs", "Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması talep edildi.

Hazırlanan iddianame, mahkemede değerlendirme aşamasında bulunuyor. Mahkemelere, iddianame ulaştıktan sonra 15 gün süre veriliyor.

 

HDP‘den kaos için istihbarat şebekesi - Akşam

Barajı aşabilmek için baskının dozunu iyice artıran HDP akılalmaz yöntemlere başvuruyor. Partinin, rakiplerini yıldırmak için PKK bağlantılı kişilerden istihbarat ağı kurduğu ortaya çıktı.

Doğu ve Güneydoğu’da seçmeni PKK aracılığıyla tehdit eden HDP’nin, rakiplerini de yıldırıp kampanyalarını engellemek için örgüt bağlantılı kişilerden oluşan istihbarat birimi kurduğu ortaya çıktı. Diyarbakır, Van, Ağrı, Siirt gibi illerde örgütlenen kişiler AK Partili adayların ziyaretlerini ve programlarını birkaç gün önceden haber alıyor. Ardından kaos planı devreye giriyor.

DEMOKRASİYE DARBE

Ziyaret edilecek ilçeler, köyler, mahallelere bir gün önce giden HDP’liler, bölge halkına AK Partili adayların ziyaretlerine katılımda bulunmamaları konusunda baskı yapıyor. Van’da AK Parti'nin seçim çalışması yapmasına engel olarak demokrasiye darbe vuran HDP veya PKK üyeleri, seçim gezisi yapılacak yere daha önce ulaşıp halkı, "AK Partililerle tokalaşmayacaksınız, dinlemeyeceksiniz” diye tehdit ediyor.

Görüntü alıp tehdit ettiler

AK Parti Van 1. Sıra Milletvekili Adayı Burhan Kayatürk “İnsanlar bizi sevse de korkudan ilgisiz davranıyor. Her şeye rağmen görüşenler, her şeyi kayıt altına alanlarca sonradan tehdit ediliyor" diyor. AK Partili adaylardan Faruk Alpaslan da aynı sorundan mustarip: Bir ilçede, yıllardır tanıdığım insanlar selam vermedi. Telefonla konuştum, 'Siz gelmeden bizi uyardılar, konuşsam başımız belaya girerdi’ dediler.

ZIRHLI SEÇiM ARACI

Örgütün istihbarat ağıyla toplanan saldırganların sürekli taşlaması nedeniyle, seçim araçları zırhlandı. AK Partili adayların araç camlarına da saldırılara karşı tel örgü takıldı.

Hani baskı yoktu!

HDP'nin barajı geçmek için özellikle Doğu ve Güneydoğu'da yaptığı baskıların bir yenisi daha ortaya çıktı. Van'da tepkilere neden olan çeşmelerden kan akan billboard afişlerinden sonra bu kez Erciş'te mahalle sakinleri adına asılan "HDP dışında başka partinin girmesi tehlikeli ve yasaktır. Dur!" yazılı pankartla bir kez daha halk tehdit edildi. Yeşilova Mahallesi’nin girişinde asılan pankart, mahalleliler tarafından da tepkiyle karşılandı. "HDP dışında başka partinin girmesi tehlikeli ve yasaktır" yazılı pankartta tepki gösteren mahalle sakinleri, mahallede HDP'ye oy verenlerin olabileceğini, ancak pankartın tüm mahalleli adına asılmasını kabul etmediklerini belirtti.

 

MHP, AK Parti’ye katılmalı - Vatan

Melih Gökçek, MHP ve AK Parti’nin bir araya gelmesi gerektiğini belirterek “MHP, AK Parti’ye katılmalı” dedi

Bir televizyon programına konuk olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek çok önemli açıklamalarda bulundu.

"MHP İLE REFAH'I BEN BİR ARAYA GETİRDİM"

"Ben MHP'ye her zaman yakın oldum. MHP'li olmadım ama her zaman MHP'liler ile iç içe oldum" ifadelerini kullanan Gökçek, "1991 yılında biliyorsunuz rahmetli Türkeş ile bir koalisyon yapıldı, Refah Partisi'nin. Onu yapan kişi benim. Direk yapan benim, bir araya getiren benim. Seçime girdik o dönemde 63 milletvekili ile ilk defa makus tarihi yıktık. Doğru Yol öyle ortadan kalktı, ANAP öyle ortadan kalktı. MHP ve bugün Ak Parti siyasette ise o 1991 ittifakına bağlıdır. Bunları yapan benim. Ondan sonra da her zaman bir araya getirmeye çalıştım vs. Onun için elbette ben onları severim taban olarak, onlar da beni. Ama tavan beni hiç sevmez. Tavan niye sevmiyor? Efendim 'Sen MHP'nin bu söylediklerinle gelişmesine engel olmak istiyorsun.' Ben şunu istiyorum, açık ve samimi olarak söylüyorum burada. Bence MHP ve AK Parti bir araya gelmeli, MHP AK Parti'ye katılmalı" şeklinde konuştu.

"ORTAK TABAN VAR"

Gökçek, "Genel anlamda düşündüğünüzde aramızda belli nüanslar var, farklılıklar var ama birçok konuda biz aynı şeyi düşünüyoruz. Çünkü, ortak taban var. Zaten geçişkenlik de bizim aramızda. Benim MHP'li milletvekillerinden samimi olduğum arkadaşlarım var. Bir araya geldiğimizde yüz konunun doksanında zaten anlaşıyoruz. Benim genel merkezde anlaşamadığım genel başkan yardımcılarım var. Onlarla da benim farkım var, onların da benimle farkı var. Bu doğal. Gelin ama beraber siyaset yapıp %65'lik bir parti kuralım. Ama o üst seviyedeki insanlar kalkıp da bizimle birleşip böyle bir iş kesinlikle yapmak istemezler. Yoksa ben o kadar muhabbet ederim" şeklinde konuşarak bu konuyla ilgili açıklamalarını noktaladı.

 

Diyarbakır'da Mursi gerginliği - Cumhuriyet

Diyarbakır'da Hür Dava Partisi'nin de destek verdiği sivil toplum örgütleri tarafından Mısır'da aralarında devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin de bulunduğu 106 kişiye verilen idam cezasının protesto edilmesi için düzenlenmek istenen yürüyüşe polis müdahale etti. Olaylarda 11 polis yaralandı.

Diyarbakır'ın merkez Sur İlçesi'ndeki tarihi Ulucamii önünde cuma namazından sonra Hür Dava Partisi'nin de destek verdiği 72 sivil toplum kuruluşu, Mısır'da aralarında devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin de bulunduğu 106 kişiye idam cezası verilmesini protesto etti. Camii önünde okunan basın açıklamasından sonra tekbirler getirerek Dağkapı Semti'ndeki Şeyh Said Meyda'nına kadar yürümek isteyen protestoculara polis izin vermeyince gerginlik çıktı.

Protestocuların yürümekte ısrar etmesi üzerine yaşanan arbedede polis TOMA'larla kitlenin üzerine tazyikli su sıkıp, göz yaşartıcı gaz bombaları attı. Göstericiler de polise taşla karşılık verdi. Çevik kuvvet ekipleri ise copla müdahale etti.

Kentin en işlek yeri olan Gazi Caddesi üzerinde devam eden olaylar nedeniyle bir çok kişi atılan gaz bombaları nedeniyle fenalık geçirdi.

VALİLİK: 11 POLİS YARALANDI

Diyarbakır Valiliği'nden konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, söz konusu sivil toplum örgütlerinin yasal gerekli yerine getirmeden protesto gösterisinde bulunup yürüyecekleri için güvenlik güçlerinin tedbir aldığını belirtti. Açıklamada, şöyle denildi:

"Mısır'da Muhammed Mursi İsa El Eyyat'a verilen idam kararını protesto etmek için Ulucami'de kılınan Cuma namazını müteakip bazı STK'ların yasal gerekleri yerine getirmeden protesto gösterilerinde bulunacakları ve yürüyüş yapacaklarına dair duyum alınması üzerine güvenlik güçlerimizce tedbir alınmıştır. Grubun, cami çıkışında Mısır'daki durumu protesto etmek için yürümek istedikleri ve Dağkapı Meydanı'nda basın açıklaması yapacakları konusunda müzakere devam ederken aniden yürüyüşe başlayan kalabalığın içerisinde bir grubun güvenlik güçlerine taş, sopa ve sandalyelerle saldırması üzerine gruba orantılı bir şekilde müdahalede bulunulmuştur. Çıkan olaylarda toplam 11 polis çeşitli yerlerinden hafif yaralanmış, kamuya ait ve özel araçlar zarar görmüş olup yapılan müdahale sonrası kamu düzeni tesis edilmiştir. Olaya katılan, provoke eden ve araçlara zarar veren şahıslara yöneliktahkikata başlanılmıştır."

 

19 ilde ‘paralel’ baskını: 43 gözaltı - Milliyet

Konya merkezli yürütülen paralel yapı soruşturması kapsamında 66 kişi hakkında gözaltı kararı verildi

Eşzamanlı gerçekleştirilen operasyonlarda aralarında emniyet müdürleri ve işadamlarının bulunduğu 43 kişi gözaltına alındı.

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “paralel yapı” soruşturması kapsamında, Konya merkezli birçok ilde operasyon başlatıldı. Valiliğin yaptığı açıklamada, dönemin il emniyet müdürü, eski emniyet müdürleri, mütevelli heyeti üyesi ve işadamlarının da aralarında bulunduğu 66 kişinin mahkeme kararıyla gözaltına alınmaları amacıyla operasyonun 19 ilde başladığı bildirildi, operosyonlarda toplam 43 kişi gözaltına alındı.

Bir dönem Konya’da Asayiş Şube Müdürlüğü yapan Bingöl eski Emniyet Müdürü Ercan Taştekin Ankara’da gözaltına alındı. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılan Taştekin, “Yalan beyan ve iftiralardan elde edilen bilgiler doğrultusunda 17 sayfa delil saçması sorular soruldu. Soruların detayını anlatmak istemiyorum. Çünkü soruşturma hakkında gizlilik kararı bulunabilir. Konya Emniyet Müdürlüğü’nün Okyanus Şirketler Grubu’na yönelik yapılan operasyonla ilgili sorulardı” dedi.

Anadolu Atayün de var

2008 yılında Okyanus Şirketler Grubu’na yönelik yapılan operasyonda Konya’da Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü olan Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Başmüfettişliğinden ihraç edilen 1’inci sınıf Emniyet Müdürü Anadolu Atayün, Ankara’da gözaltına alındıktan sonra Konya’ya getirildi.

Sağlık kontrolünden geçirilen Atayün, sorgulanmak üzere eskiden görev yaptığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’ne götürüldü. Gözaltı kararı çıkanlar arasında 2003-2009 yıllarında Konya Emniyet Müdürlüğü yapan Salih Tuzcu’nun da bulunduğu öğrenildi. Tuzcu’nun yapılan operasyonda İzmir’deki evinde bulunamadığı öne sürüldü.

Operasyonda YÖK eski Başkan Vekili Prof. Dr. Şaban Çalış da gözaltına alındı. Halen Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslarararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi olan Çalış’ın, Ankara’da olduğu, polislerin kendisine ulaşması üzerine Konya’ya gelip teslim olduğu öğrenildi.

Yurtdışındalar

Operasyonun eşzamanlı olarak Ankara, İzmir, Antalya, Aksaray, Ağrı, Aydın, Bingöl, Bitlis, Düzce, Hatay, muş, Mersin, Kilis, Şanlıurfa, Şırnak, Sivas, Tokat ve Van’da gerçekleştiği öğrenilirken, haklarında gözaltı kararı çıkan bazı işadamlarının da yurtdışında olduğu belirtildi.

 

TOFAŞ’ta anlaşma sağlandı - Milliyet

Bursa’da 8 gündür üretime ara veren TOFAŞ işçileri, yönetimle işçi temsilcilerinin yaptığı görüşme sonunda anlaşma sağlandı.

İşçilerin maaşlarda iyileştirme sözü verilmesi üzerine 25 Mayıs 2015 Pazartesi günü işbaşı yapacağı belirtildi. Anlaşma kararın duyurulmasının ardından fabrika önünde kurulan çadırlar ve pankartlar işçiler tarafından kaldırıldı. Yaklaşık 600 işçi, eylemi bitirip pazartesi sabahı üretime başlamak üzere evlerine gitti.

 

Görüşmeler sürerken kısmi üretim başladı - Milliyet

Bursa’daki otomotiv üretim tesislerinde başlayan iş bırakma eylemlerinde henüz mutlu sona ulaşılmazken, fabrikalarda mükazekerelerin sürdüğü, Tofaş’ta kısmen de olsa üretime başlandığı bildiriliyor.

Renault’da iş bırakma eylemi sonrasi üretime verilen ara sürerken, Tofaş, dün KAP’a yaptığı açıklamayla üretime yeniden başlandığını duyurdu. Tofaş’ta fabrika dışında halen 500 kişilik bir grubun bulunduğu belirtirken, ücret iyileştirmesi için bir ay süre istendiği kaydedildi.

CEO Cengiz Eroldu imzasıyla dışarıdaki işçilere bir açıklama yapılarak işe dönmeyenlerle “yolların ayrılabileceği” belirtildi. Açıklamada, yaklaşık bir hafta sonra işbaşı yapan personelin herhangi bir işlemle karşılaşmayacağı belirtilirken, çalışanların, kendilerini temsil edecek sendikayı seçmekte özgür olduğu belirtildi. Eroldu, açıklamasında işe dönmemeyi tercih edenlerle yollarını ayırmak zorunda kalacaklarını da bildirdi.

Ankara’dan destek

Oyak Renault fabrikasındaki iş bırakma eylemi ve üretime verilen ara sürerken, görüşmelerin de devam ettiği haber veriliyor. Görüşmelerin, fabrika yetkilileriyle işçilerin seçtiği sözcüler ve tarafların avukatları arasında yürütüldüğü belirtilirken, henüz bir sonuç alınamadığı haber veriliyor.

Bununla birlikte dün, Türk Traktör’ün Ankara ve Erenler fabrikalarındaki üretime ara verildiği açıklandı. Şirketten yapılan açıklamada, “Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bazı şirketlerde gerçekleşen işçi eylemleri, Ankara ve Erenler fabrikalarımızda çalışan bazı işçiler ve rutin mesaileri üzerinde de etkili olmuştur. Bu sebeple, kurumumuzun risk yönetimi politikaları doğrultusunda, Ankara ve Erenler fabrikalarımızdaki üretim faaliyetlerinin etkin ve sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlamak için söz konusu sorunlar çözümleninceye kadar tedbir amaçlı olarak üretime ara verilmesi kararı alınmıştır” denildi.

‘Orta yolu bulurlar’

Otomotiv sektöründe yaşanan iş bırakma eylemlerini değerlendiren Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, işveren ve işçi kesiminin hukuk çerçevesi içerisinde hareket ederek anlaşmazlığı çözmesi gerektiğini belirterek, “Seçimlere 2-3 hafta kala oluyor. Acaba biz burada ideolojik siyasi bir tavır, duruş var mıdır, yok mudur arkasında başka sebepler yok mudur, buna da bakılması gerektiğini kayda geçirmiş olduk. Böyle bir şey yoksa, zaten taraflar bir şekilde anlaşıp ortaya yolu bulurlar” diye konuştu.

NTV’de konuşan Babacan, dün görüşmeler olduğunu, bunun sonucunda da basamak basamak ilerlemeler sağlandığını kaydederek, “Bu bizi sevindirdi. Her zaman böyle olayları yaşamıyoruz” dedi.

 

Paris cinayetleri’ soruşturması bitti - Hürriyet

Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak 2013’te Kürt Enformasyon Merkezi’nde PKK bağlantılı Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ın öldürülmesiyle ilgili olarak Fransız yargısı tarafından yürütülen soruşturma tamamlandı.

Hakim Jeanne Duye’un yürüttüğü soruşturmanın tamamlanmasının ardından taraflar dosyayı bir ay boyunca inceleyerek itirazlarını belirtebilecek. Bu sürecin ardından da dava aşamasına geçilecek.

Suikast bağlantılı olarak yakalanan tek isim olan ve halen Fresnes Cezaevi’nde tutukluluk hali süren Ömer Güney, hakkındaki tüm iddiaları reddetmeyi sürdürüyor.

Cansız, Fidan ve Doğan’ın aileleri olayda Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ya da ona bağlı bir birimin parmağı olduğunu savunuyor.

Güney’in avukatları da soruşturmanın “asıl emri verenlere” ulaşmayı sağlamadığı ve müvekkillerinin günah keçisi olarak eksik bir dosyayla Paris Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacağı tezini işliyor.

 

Bakan Bozkır’dan AB’ye vize resti - Milliyet

AB Bakanı Volkan Bozkır, “Bizim için vizelerin kaldırılması ne kadar önemliyse, Geri Kabul Anlaşması da AB için önemli. Vizeyi kaldırmazsanız, Geri Kabul Anlaşması’nı feshedeceğiz” dedi.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) üyeleriyle Conrad Otel’de biraraya geldi. AB’ye vize resti çeken Bakan Bozkır şunları söyledi:

“Bizim için vizelerin kaldırılması ne kadar önemliyse, Geri Kabul Anlaşması da AB için önemli. Ben diyorum ki; vizeyi kaldırmazsanız, Geri Kabul Anlaşması’nı feshedeceğiz. Hakikaten feshedeceğiz, şakası yok. Vizeler niye kalkmıyor? Diyorlar ki; ‘Kapıları açarsak ilk gün 10 milyon, sonra 5 milyon, daha sonra 25 milyon Türk Avrupa’ya gelir. Avrupa’da piyasaları istila eder.’ Böyle bir korku var. Gidip ne yapacağız orada, iş yok güç yok. İkinci bir nedeni de bu vize harçları büyükelçilikler için büyük gelir. Ama inşallah vize kalkacak. Vizeler de kalkarsa geriye kalıyor müzakere süreci. Yavaş gidiyor gibi görünüyor ama yavaş gitmiyor.”

‘Hristiyan birliği lüks’

Bozkır, Kıbrıs sorununun bu sene çözüleceğini ve bunun sonucunda bloke edilmiş 14 faslın bir anda açılır hale geleceğini idddia etti. AB’nin uzun zamandır kafasını kuma gömdüğü için terörizm ve radikalizmle yaklaşan tehlikeyle yüzyüze kaldığını ifade eden Bozkır, “AB, ‘Ben Hristiyan kulübüyüm’ diye kuruldu aslında. AB’nin Hristiyan birliği olma lüksü yok artık. Çünkü Avrupa’da 7-8 milyon Müslüman yaşıyor. Radikalizm, İslamofobi ve ırkçılıkla mücadele, kendine kapanarak değil, kendini aşarak, genişleterek, yeni renkler ve dinler katarak olabilir” dedi.

 

IŞİD, Irak ile Suriye sınırını fiilen kaldırdı - Cumhuriyet

IŞİD Irak-Suriye sınırında son kapı El Tanaf’ı alarak Ramadi-Palmira’yı bağladı. Obama örgüte karşı strateji değiştirmesi baskısı altında

Suriye’nin paha biçilmez antik kenti Palmira’yı ele geçirip en az 280 kişiyi katlettiği haberleri gelen radikal İslamcı IŞİD, “Halifelik” ilan ettiği Suriye-Irak topraklarındaki kontrolünü genişletiyor. Militanlar Suriye ordusunun Irak sınırında kontrolü altındaki son kapı olan El Tanaf’ı da ele geçirdi. Irak tarafında El Velid’in bulunduğu kapının önceki gece düştüğü kaydedildi. Böylece IŞİD, Musul’u ele geçirmesinden 1 yıl sonra kuzeyde Kürtlerin denetimindeki kısım hariç, Irak’ın batısındaki Anbar eyaletinin başkenti Ramadi’yle Palmira arasında bağlantı kurulmuş oldu.

Bu durum ABD Başkanı Barack Obama’ya baskıyı artırdı. Washington’da eski general ve uzmanlar Bush yönetiminin 2007’de Irak’a yaptığı gibi askeri yığınak ve kara gücü salık vermeye başladı. Obama ise, The Atlantic’e demecinde, Ramadi’nin düşüşü için “Taktik açıdan geçici bir başarısızlık” tespitiyle, “Kaybettiğimizi sanmıyorum” dedi. Obama Ramadi’nin zaten savunmasız olduğunu belirtip Iraklıları güçlendirmeleri gerektiğini ekledi. IŞİD’in Suriye’de Palmira’dan sonraki hedefinin Tayfur üssü, Irak’ta ise Ramadi’nin doğusundaki Habbaniye üssü olduğu haberleri geliyor. Suriye’de ise IŞİD’in Palmira’ya ilerleyişina sessiz kalan Batı’dan tepkiler gelmeye başladı. Fransa Cumhurbaşkanı François Holland, Palmira’nın kurtarılması ve aşırılıkçıların durdurulması çağrısı yaparken, bunun için yeni bir Cenevre önerdi.

Hums vilayetinin çöllük alanındaki Palmira’nın düşmesi isyancıları destekleyen Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin “Suriye’nin yarısı IŞİD kontrolünde” yorumuna yol açmıştı. Fransız Suriye uzmanı Fabrice Balanche, IŞİD’in böylece Suriye’nin merkezini belirler hale geldiğini savundu.

Akrep bayrak sallar

Michigan Üniversitesi’nden tarih profesörü Juan Cole, “Bazıları IŞİD’in artık Suriye’nin yarısını kontrol ettiğini iddia ediyor. Ama bu, hesap yapmak için aptalca bir yöntem. Suriyelilerin üçte ikisi Şam’ı Humus üzerinden Lazkiye ve Halep’e bağlayan hatta yaşar. Doğu çölünde nüfus çok seyrek, “kontrol” ne anlama gelir belli değil. Akreplerle kertenkeleler kara bayrakları mı sallıyor?” diye sordu.

 

Esad’ın kurtarma sözü verdiği hastaneyi Fetih Ordusu aldı - Milliyet

Mayıs ayı başında Fetih Ordusu’nun ilerleyişi sırasında askerler, yerel idareciler ve sivil ailelerin sığındığı Cisr es Şuğur hastanesi haftalar süren kuşatmanın ardından düştü.

Cihatçı örgüt El Kaide’yle bağlantılı El Nusra Cephesi’nin başı çektiği İslamcı silahlı gruplardan oluşan İslam Ordusu’nun girdiği hastanede en az 150 askerin ve onlarca sivilin olduğu tahmin ediliyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, ağır havan topu saldırısı altında teslim olan hastaneden sadece ‘onlarca’ kişinin kaçabildiğini; kalanların esir alındığını ya da öldürüldüğünü öne sürdü. Suriye devlet televizyonu ise ordununun kuşatmayı yararak ‘kahraman askerleri’ kurtartardığını iddia etti.  Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, hastanede mahsur kalan ‘kahramanları kurtarmak için ordunun yakın zamanda geleceğini’ mayıs ayı başında açıklamıştı. El Nusra Cephesi ise siyah dumanlar içerisindeki hastaneden tek sıra halince çıkarılan askerlerin fotoğraflarını Twitter’da paylaştı.

 

Obama: Savaşı kaybetmiyoruz - Hürriyet

ABD Başkanı Barack Obama, The Atlantic dergisine verdiği mülakatta “Ramadi’nin düşmesiyle ABD’nin IŞİD’e karşı savaşı kaybetmekte olup olmadığı” sorusu üzerine “Kaybetmekte olduğumuzu düşünmüyorum” cevabını verdi.

Ramadi’nin kaybedilmesini ‘taktik açıdan başarısızlık’ olarak gördüğünü kaydeden Obama, Ramadi’nin uzun süredir savunmasız olduğunu, kentteki Iraklı güçlerin yeterli askeri eğitim ve destekten mahrum kaldığını söyledi.

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER): 23  MAYIS  2015  BASIN  BULTENLERI    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.