14 MAYIS 2015 BASIN BÜLTENLERİ
Basın Bültenleri / 20 Mayıs 2015 Çarşamba Saat 02:02
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
14 Mayıs 2015 Tarihli Basın Bültenlerinden Derlenen Haberler...

Cizîr’de 24 köy özgürleştirildi

ANF-YPG savaşçılarının gün geceden bu yana Alya cephesinde çetelere karşı yürüttüğü operasyonda 23, Til Mecdel yakınlarındaki Debaxiyê köyü de çetelerden temizlenerek özgürleştirildi.

YPG savaşçılarının gün geceden bu yana Alya cephesinde çetelere karşı yürüttüğü operasyonda 23, Til Mecdel yakınlarındaki Debaxiyê köyü de çetelerden temizlenerek özgürleştirildi.

Serêkaniyê’de bir haftayı geride bırakan YPG operasyonlarında şimdiye kadar onlarca köy çetelerden temizlenerek özgürleştirildi. YPG operasyonunda en son dün gece Halep-Derezor yolu üzerinde bulunan ve stratejik önemi olan Alya köyünü de çetelerden temizledi.

YPG savaşçılarının operasyonuyla özgürleştirilen Alya köyünün ardından Til Temir’in kuzeybatısında bulunan ve Alya hattında yer alan toplam 23 köy ve mezra ile bir benzin istasyonu çetelerden temizlenerek özgürleştirildi.

Stratejik önemi olan Alya köyü, buğday deposu ve benzin istasyonunun çetelerden temizlenmesinden sonra aynı hat üzerinde bulunan Suveyr Celia, El Kebir, Um Hermelê, Mezraed Ubeydilhilo, Xelil Hercan, Maksume, El Elluş, El Kebtaş, El Herbi, Şex Ricam, Ridênî, El Vusta, Kebir Emir, Şidyan Kerker, Eehaniyet, El Beggara, Merrat, Derxan, Rezraat,  Naif Berhevi, Salihiyet El Edvan köy ve mezraları çetelerden temizlenerek özgürleştirildi.

Süren operasyonda çeteler Serêkaniyê ve Hesekê cephelerinde darbe almaya devam ediyor.

DEBAXİYÊ KÖYÜ DE ÖZGÜRLEŞTİRİLDİ

YPG  / YPJ güçlerinin DAİŞ çetelerine yönelik operasyonu çerçevesinde Til Mecdel yakınlarındaki Debaxiyê köyünü de çetelerden temizleyerek özgürleştirdi.

ANHA’nın haberine göre, YPG savaşçıları saat 16:40 dolaylarında Hasekê-Til Temir arasında yer alan ve Hasekê kent merkezinin 12 km batısındaki Debaxiyê köyünü özgürleştirdi.

Bölgedeki çatışmalar ise devam ediyor.

 

Savcıların Meslekten Men Edilmesine Ertuğrul Günay'dan Sert Tepki

AKTİF HABER-Ertuğrul Günay, HSYK, Yolsuzluk ve rüşvet, 17-25 AralıkYolsuzluk ve rüşveti soruşturdukları için savcıların HSYK tarafından savunmaları dahi alınmadan meslekten men edilmesi ülkede hukukun geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.

Konuya ilişkin Aktifhaber.com’a konuşan, Eski Kültür ve Turizm Bakanı ve aynı zamanda hukukçu olan Ertuğrul Günay, hukuk devletinin iflasının yaşandığını belirterek, savunmaları dahi alınmadan savcılar hakkında meslekten men edilme kararı verilmesinin, HSYK’nın siyasi iktidarın emirlerini uygulayan bir kurum haline dönüştüğünü gösterdiğini ifade etti.

Günay, devletin yolsuzluk şaibesi altındaki bir diktatörlüğün kollarına terk edildiğini söyledi.

İŞTE O AÇIKLAMALAR:

HUKUK DEVLETİNİN İFLASINI YAŞIYORUZ

Birçok hukukçu arkadaşımın da belirttiği gibi aslında hukuk devletinin iflasını yaşıyoruz şu anda. HSYK’nın aldığı bu son kararlarla Anayasa’nın hakim bağımsızlığı, yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi kurumları neredeyse ortadan kaldırılmış durumdadır.

Buna 17-25 Aralık 2013’ten bu yana yasaların sürekli olarak değiştirilmesi, emniyette ve yargıda yapılan yer değiştirmeler, sürgünler de eklenince Türkiye’nin hukuk devleti olmaktan çıktığını söylemek noktasına geliyoruz. Bu Türkiye için çok talihsiz bir gelişmedir ve bir anlamda siyasi iktidarın meşruiyet temellerinin de yıkılması sonucunu doğurur.

SAVUNMA BİLE ALMADAN MESLEKTEN MEN KARARI VERİLMESİ, HSYK’NIN SİYASİ İKTİDARIN EMİRLERİNİ UYGULAYAN BİR KURUM HALİNE DÖNÜŞTÜĞÜNÜ GÖSTERİR

Bu son HSYK kararıyla meslekten çıkarılan savcılar daha önce ülkemizde önemli soruşturmalarda da görev yaptılar. Bu görevin ifasında da eleştiri aldıkları oldu. Ama savcılar nihayet soruşturma açarlar, kararı yargıçlar verir. Haklı ya da haksız soruşturma açtıkları için savcıların meslekten çıkarılması ancak haklarında meslekten çıkarmayı gerektirecek bir suç işlediklerinin yargı kararıyla kesinleşmesi halinde olur. Savunma bile almadan soruşturmanın başında bu tür kararlar verilmesi HSYK’nın siyasi iktidarın emirlerini uygulayan, sıradan bir kurum haline dönüştüğünü gösterir.

Savcıların meslekten bu şekilde men edilmesi Anayasaya, şu ana kadarki uygulamalara, yürürlükteki bütün yasalara aykırı bir durum. Ama biz bütün bunları 17-25 Aralık’tan bu yana yaşıyoruz.

DEVLET YOLSUZLUK ŞAİBESİ ALTINDAKİ BİR DİKTATÖRLÜĞÜN KOLLARINA TERK EDİLMEKTEDİR

Bakın geçen de tahliye kararı veren hakimler tutuklandı. Adana’daki TIR’ları durduran savcılar da aynı şekilde tutuklandılar. Bütün bunlar yaşanırken toplumun bir kesiminin ya da siyasetin bir kesiminin öç alma duygusu içerisinde, olup biteni sessizce seyretmesi bir başka büyük tehlikenin işaretidir. Çünkü görüldüğü kadarıyla bütün kurumlar, hukuk devletinin bütün güvenceleri kademe kademe tasfiye edilmekte ve devlet yolsuzluk şaibesi altındaki bir diktatörlüğün kollarına terk edilmektedir. Bu yaşadıklarımız karşısında bütün yargıçların, bütün savcıların özellikle hukuk hocalarının ve hukuk fakültelerinin sessiz kalmalarının gelecekte ağır bedellerini ödeyeceğimiz bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

Ve bu söylediklerimi sadece bir siyaset adamı olarak değil, hukuk eğitimi görmüş, bu alanda çalışmış bir yurttaş olarak da itiraz ve isyan ediyorum.

 

Akdoğan'dan Demirtaş'a: Bunlar 6 ay siyasetçi, 6 ay terörist

T24-'HDP barajın altında kalırsa süper olur' diyen Başbakan Yardımcısı, Selahattin Demirtaş'ı teröristlikle suçladı

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "HDP barajın altında kalırsa süper olur" şeklindeki sözlerine, "Demokrasiye inanan bir insan böyle bir laf eder mi, utanmıyor mu" diye cevap veren HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'la ilgili açıklamalarda bulundu. Demirtaş'ın çözüm sürecine düşman olduğunu ve destek vermediğini iddia eden ve Akdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Bugün Selahattin Demirtaş bana cevap vermiş, ben demiştim ya 'Barajı geçemezlerse süper olur' diye. 'Demokrasiye inanan bir insan böyle bir laf eder mi, utanmıyor mu' demiş. Utanma duygusu olsa sen sokağa çıkmazsın. Kobani olaylarında insanları sokağa döktün, onlarca insan hayatını kaybetti. Sende utanma duygusu var mı? Çözüm Süreci'nin düşmanı olan, her türlü sabotajı yapan, düne kadar şikayet ettiğiniz ne varsa yapan paralel yapıyla aşk yaşıyorsunuz. Sende utanma var mı? Çözüm Süreci'ne hiç destek vermeyen, her türlü engeli çıkaran ulusalcı zihniyetle, CHP ile flört ediyorsun. Sende utanma var mı?

"Senin bir kardeşin var. Ne iş yapıyor? Mesleği ne? Terörist, Kandil'de. Bir dönem siyaset yapıyordu. Sonra terörist olmaya karar verdi. Bunlar gece başka gündüz başka, 6 ay siyasetçi, 6 ay terörist. Bu yaklaşım nasıl demokrat olabilir. Milleti kandırıyorlar. Bu oyuna gelmeyelim. Böyle bir zihniyetin barajı geçmesi demokrasi için bir tehlikedir, bir tehdittir."

 

AKP'de boyun eğen, HDP'de dik duran yükselir' - DİHA

Gergerliler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği'ni (GERSOY-DER) ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın HDP'ye yönelik hedef gösterici sözlerine ilişkin, "TV'ye çıkardığı elemanları ne kadar HDP'ye saldırırsa ona göre maaş alıyor. HDP'ye en çok saldıran kıymet değer görüyor. Dikkat ederseniz AKP'ye kim ne kadar eğilmişse, boyun eğmişse o kadar yükseliyorlar. Ancak, HDP'de dik duran yükselir, diz çöken bizim utancımız olur" diye konuştu.

 

HDP Eş Genel Başkanı ve İstanbul 1. Bölge Milletvekili adayı Selahattin Demirtaş, seçim çalışmaları kapsamında Gergerliler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (GERSOY-DER) ve Azadi Hareketi'ni ziyaret etti. Ziyaretlerinin ilkini GERSOY-DER'e gerçekleştiren Demirtaş, burada dernek başkanı Mahmut Özdemir ve dernek yöneticileri tarafından karşılandı. HDP'li yöneticilerin de eşlik ettiği Demirtaş, "Bizler HDP, Bizler Meclis'e" sloganları eşliğinde dernek yönetici ve üyeleriyle selamlaştı. Selamlaşmanın ardından, söz alan dernek başkanı Özdemir, Demirtaş'a kendilerini ziyaretinden dolayı teşekkür ederek, “HDP'nin vizyonunda kendimizi görüyoruz. Bizler de hep birlikte Bizler Meclis'e diyoruz" dedi.

Yurttaşlardan AKP'ye, 'paramız haram zıkkım olsun'

"Hepiniz bu ülkenin pırıl pırıl temiz ve yürekli insanlarısınız. Ve sizler eminim ki Türkiye'nin geleceğini de bu temiz yürekleriniz gibi 7 Haziran'da belirleyeceksiniz" diyen Demirtaş'a yurttaşlar, "Onu Başkan yaptırmayacağız" sloganlarıyla karşılık verdi. HDP'nin barajı aşması durumunda Türkiye'nin rahat bir nefes alacağını ifade eden Demirtaş, "Kendini diktatörlüğe hazırlayan bir anlayışı özgürlük çizgimizle frenlediğimiz için Türkiye rahat bir nefes alacak" dedi. AKP'nin HDP'yi baraj altında bırakmak için iftiralarla dolu bir seçim kampanyası yürüttüğünü dile getiren Demirtaş, “Onlar 'ey halkımız HDP'yi baraj altına bırakın' diyor. Ve bunu ileri demokrasi olarak anlatıyorlar. Biz diyoruz ki bu utançtır" diye konuştu. Konuşmasını, "Bizi parlamento dışı tutmak için halkın parasıyla miting yapıyor. Tek derdi HDP'yi baraj altında bırakmak" sözleriyle sürdüren Demirtaş, yurttaşların "Paramız haram zıkkım olsun" sloganlarıyla desteklendi.

'İnşallah seçim akşamı sarayın balkonuna değil penceresine bile çıkamazsın'

Konuşmasını, "Valiler, kaymakamlar, emniyet emrindeki 600 TV kanalı gece gündüz HDP'yi baraj altında bırakmak için çalışıyor" diyerek devam ettiren Demirtaş, “Ama göreceksiniz hepsini 7 Haziran akşamı yenmiş olacağız. Hani o her seçim akşamı çıkar ya, sen bir daha balkon yüzü görmeyeceksin. Ve inşallah seçim akşamı sarayın balkonuna değil penceresine bile çıkamazsın" dedi.

'Başkanlık sistemini savunmak kendisini inkardır'

Başbakan Davutoğlu'na "Miting alanlarında neden başkanlık sistemini savunmuyorsun?" diye seslenen Demirtaş, “Başbakan 60 tane AKP etkinliği yapan cumhurbaşkanına bir şey söylemiyor. Kendisi bugüne kadar başkanlığı savunmuyor? Niye savunamıyorsun diye günlerdir soruyorum çıt yok. Çünkü başkanlık sistemini savunmak kendisini inkardır. Bunu halkın gözünden saklıyorlar" şeklinde konuştu.

'AKP'ye kim ne kadar eğilmişse, boyun eğmişse o kadar yükseliyorlar'

Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "O yüzden HDP hakkında sallıyorlar, yalan söylüyorlar. Bir insan yalan söylüyorsa tehlikelidir. TV'ye çıkardığı elemanları ne kadar HDP'ye saldırırsa ona göre maaş alıyor. HDP'ye en çok saldıran kıymet değer görüyor. Dikkat ederseniz AKP'ye kim ne kadar eğilmişse, boyun eğmişse o kadar yükseliyorlar. Maalesef bazıları sizin hemşerileriniz. Ancak, HDP'de dik duran yükselir, diz çöken bizim utancımız olur.”

'AKP'liler için elektrik israf etmeyin'

"Sizler fedakarlığınızla bu partiyi gerçek bir Türkiye partisi yaptınız" diyen Demirtaş, yurttaşlara dönerek, “AKP'liler, TV'lere çıktığında elektriğinizi israf etmeyin kapatın televizyonlarınızı. Ama bir HDP'li çıktığı zaman işte o elektrik değer ona" diyerek, konuşmasını kadınların attığı zılgıtlar eşliğinde sonlandırdı.

Azadi Hareketi'ne ziyaret

Demirtaş, ardından Fatih Kadınlar Pazarı'nda bulunan Azadi Hareketi'ni ziyaret etti. Azadi Hareketi yöneticileri tarafından sıcak bir şekilde karşılanan Demirtaş, Azadi Hareketi'nin parlamentoda temsilcilerinin olmasının kendileri için önemli olduğuna değindi. "Dinimiz İslamiyet de bizim başarımız sayesinde yönetim tekelinden kurtulup devletin emri altından kurtulup Allah'ın emirleri doğrultusunda en azından inancın özgürleşmesi sağlanacaktır" diyen Demirtaş, bunun da Azadi ve benzeri hareketlerin yürüttüğü faaliyetlerle ancak mümkün olabileceğinin altını çizdi.

'Ebuzer'in tarihi görevini doğru anlatan yüz binlerce insan var'

Din ve diyanet tartışmasının çok çirkin bir şekilde halkı da inciterek, yalana, iftiraya dayalı bir şekilde yürütüldüğüne dikkat çeken Demirtaş, şunları söyledi: "Ancak doğrunun yanlışın ne olduğunu halkımız görüyor. Samimiyet kimdedir, din üzerinden tüccarlık mantığıyla yürüyenler kimlerdir halkımız bunu görüyor. Biz yolumuza bakacağız. Çünkü insanlar HDP'de kurtuluşu görüyorlar. Biz de bu tarihi görevimizin farkında olarak bize güvenen insanlarımızı mahcup etmeyerek çabalamak zorundayız. Azadi Hareketi'nin samimi duruşuyla bize perspektif sunmaktadır. İyi ki varlar. Böylesi zorlu dönemlerde vicdan hareketleri tarihi rol biçtiler. Tam da Ebuzer gibi davranması gereken dönemlerde biz inanıyoruz ki Ebuzer'in tarihi görevini, Hz. Muhammed'in emanetini Allah'ın emirlerini doğru anlatan yüz binlerce insan var. Biz onlara güveniyoruz ve onların topluma yol göstereceklerine inanıyoruz."

 

 

Selahattin Demirtaş: Baraja takılırsak 7 Haziran akşamı bırakırım - Hürriyet

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul İkitelli’de bir tekstil atölyesini ziyaret etti. İşçilerle tek tek tokalaşan, hatırlarını soran Demirtaş, işçilerle yakından ilgilendi.

Gazetecilerin sorularına da yanıt veren Selahattin Demirtaş, evine yönelik polis baskınıyla ilgili ayrıntıları habercilerle paylaştı. Konutunda böylesine bir olayın yaşanmasının nahoş olduğunu söyleyen Demirtaş, “Diyarbakır Valisi sağolsun aynı gece olayla ilgilendi. Konuyla ilgili bir görevlinin açığa alındığını ve soruşturmanın devam ettiğini ifade etti” dedi.

NTV’nin “Liderler Konuşuyor” programına da konuk olan Demirtaş “Savunduğumuz program, yüksek demokratik çıta, Türkiye toplumundan destek alamıyorsa bu bizim hatamızdır. Eğer eşbaşkan olarak ben bunu anlatmayı, toplumu ikna etmeyi başaramamışsam, partim yüzde 10 barajını aşamamışsa, 7 Haziran akşamı görevimi bırakırım” dedi.  Demirtaş’ın değerlendirmeleri özetle şöyle:

HDP’NİN OY ORANI 10’UN ÜZERİNDE

“Yüzde 10’un biraz üzerinde görülüyoruz. Barajın altında değiliz ama sınırda, kritik bir noktada duruyor HDP. Ancak tamamıyla rahatlamamız için yüzde 12- 13’ü görmemiz yazım. HDP’ye oy verebilirim diyenlerin oranı yüzde 30, HDP’ye sempati duyuyorum diyenlerin oranı da yüzde 52 civarında. Bu çok kıymetlidir bizim için. Bunları oya dönüştürmek önümüzdeki 25 gün boyunca bizim görevimiz.

ÇÖZÜM SÜRECİ DONDU

Sayın cumhurbaşkanı ‘Taraf da yok, masa da yok’ diyor. Oysa hükümetin seçim öncesi ki ‘Biz çözüm sürecinden vazgeçmeyiz’ diyorsa İzleme Kurulu ve Dolmabahçe Mutabakatıyla ilgili ne düşündüğünü de açıklaması lazım. İmralı ziyaretleri yapılamıyor, donmuş durumda süreç.” 

 BALKON YÜZÜ GÖREMEYECEKSİN

Bağcılar Güneşli’deki Gergerliler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği’ni de ziyaret eden Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her seçim akşamı balkona çıkıp zafer konuşması yaptığını hatırlattı. Demirtaş, “Biz halkımıza söz verdik. Sen bir daha balkon yüzü göremeyeceksin. Seçim akşamı değil sarayın balkonuna, penceresine bile çıkamayacaksın. Perdeleri kapatıp kendi kendine oturacaksın” diye konuştu.

 

Yüksekdağ: Erdoğan sonunu, halkların ise zaferini getirdi - DİHA

HDP Eş Genel Eş Başkanı Figen Yüksekdağ, Van'da kadın seçim bürosunda seçmenlerle bir araya geldi. AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın partilerine dönük saldırgan tutumunu değerlendiren Yüksekdağ, "Erdoğan sonunu, halkların ise zaferini getirdi. Yeni yaşam, özgür ve barış dolu yaşam tüm Türkiye halklarına kutlu olsun" dedi.

Seçimlere kısa bir süre kala seçim çalışmalarını üst seviyeye çıkaran HDP'de geri sayım sürerken, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, eski belediye garajı yanındaki kadın seçim irtibat bürosunda halkla bir araya geldi. Kadınların yöresel elbiseleri ile katıldığı alanda HDP'li adayların posterleri ve HDP bayrakları taşındı. Seçim otobüsünde çalınan müziğe eşlik eden yurttaşlar, halay çekti. Sıcak havaya rağmen alanı dolduran yurttaşlar alana gelen Yüksekdağ'ı alkışlarla karşıladı. HDP'li adaylarla birlikte seçim otobüsü üzerine çıkan Yüksekdağ, burada halkı selamladı. Saygı duruşunda bulunulmasının ardından Mahabad'da İran istihbaratının tecavüz girişimi sonucu kendini 4. kattan atarak yaşamına son veren Ferinaz Xosrawanî'yi anarak konuşmasına başlayan Yüksekdağ, kadınların "Yeni Yaşam"ı istediğini, yeni yaşamın da kadınların başarısı ile zafere ulaşacağını ifade etti. Kobanê sürecinde Erdoğan'ın, "Kobanê düştü düşecek" sözlerini anımsatan Yüksekdağ, o gün Kobanê için bu sözleri atfedenlerin bugün kendilerinin tepetaklak düştüğünü herkesin gördüğünü söyledi.

'56 büromuza saldırı gerçekleştirildi'

Yüksekdağ, Kürt halkının ve Türkiye halklarının 7 Haziran seçimlerinde AKP ve Erdoğan'a gereken dersi vereceğini kaydetti. 7 Haziran seçimlerini tüm Türkiye halklarının desteği ile kazanacaklarını ifade eden Yüksekdağ, "Bizim kazanacağımızı bildikleri için bizlere saldırmaya başladılar. Türkiye genelinde şu ana kadar 56 büromuza saldırarak tahrip ettiler. Yine onlarca arkadaşımız bu faşist gruplar tarafından darp edildi. Bizler başarıyoruz onların ise sonları geliyor. Bundandır saldırmaları, bundandır bizleri hedef almaları. Erdoğan sonunu, halkların ise zaferini getirdi. Yeni yaşam, özgür ve barış dolu yaşam tüm Türkiye halklarına kutlu olsun" dedi.

'Erdoğan için Van'da olağanüstü hal ilan edildi'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yarın yapacağı Van mitingine değinen Yüksekdağ, Erdoğan'ın partilerine saldırarak aleni ve açık bir şekilde AKP'ye oy istediğini vurguladı. Erdoğan'ın bölgede yaptığı tüm gezilerde partilerini açık bir şekilde hedef haline getirdiğini belirten Yüksekdağ, "Çünkü biliyor ki, bu bölgeden artık tek bir oy alamayacak, çünkü çok iyi biliyor ki artık bölge halkı ona inanmıyor. Türkiye halkı artık Erdoğan'ı kaldırmak zorunda değildir. Yine Erdoğan sırf yarın Van'a gelecek diye kentte adeta olağanüstü hal ilan edilmiş durumda, valilik kanalıyla merkezi seçim büromuzda bulunan posterimizi indirmek için açıklama yapılmış, biz bunu kabul etmiyoruz. Erdoğan her gittiği yerde demokrasiden dem vuruyor, ama bize saldırmaktan da geri durmuyor" diye konuştu.

'Bölgenin büyümesinin önündeki en büyük engel AKP'dir'

Van'ın ve bölgenin büyümesine en büyük engelin AKP olduğunun altını çizen Yüksekdağ, Van'da 2011 yılında yaşanan deprem sonrası depremzedeler için TOKİ tarafından yapılan konutlara değindi. TOKİ tarafından ucuz bir şekilde yapılan konutların Van halkına 3 katı fazla para ile satıldığını belirten Yüksekdağ, "Şimdi halkımız bu paraları ödeyemediği için, o TOKİ'lerden çıkmak zorunda kalıyor. Halkımıza verdikleri değer işte bu kadardır. Onlar menfaat ve çıkar için her şeyi yapar, halkın evsiz olması onların umurunda değildir" dedi.

Yüksekdağ, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın polisler tarafından evine yapılan baskına değinerek, AKP'nin bunun hesabını vereceğini söyledi. Yine 13 yılda Türkiye halklarına yaşattığı her acı ve gözyaşının 7 Haziran seçimlerinde AKP'den hesabının sorulacağını dile getiren Yüksekdağ, "7 Haziran'da sizlerden aldığımız destek ile kazanacağız. 7 Haziran yeni güne ve yaşama 'merhaba' diyeceğimiz gündür. Halkımız yeni bir tarihe imza atacak" vurgusu yaptı.

Yüksekdağ ve beraberindekiler, konuşmanın ardından alanda bulunan yurttaşlara karanfil dağıttı.

 

HDP’li adaydan Erdoğan’a sert yanıt: Alevilerden elini dilini çek - Taraf

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’da “Alisiz Alevilerin temsilcilerinden birini aday gösterdiler” diye hedef gösterdiği HDP’nin İstanbul milletvekili adayı Turgut Öker, Erdoğan’ın bu söyleminin hakaret ve Alevilik inancına karşı saygısızlık olduğunu söyledi.

Öker, Cumhurbaşkanı’na, “Artık Alevilerden, Kürtlerden, Ermenilerden, Êzidîlerden, kadınlardan, emekçilerden ve tüm farklılıklardan elini, dilini çek. Bu nefret dili, kin ve düşmanlık yaymaktan başka bir işe yaramıyor” dedi.

 

HDP, güvenlik kamerası istedi - Milliyet

İsviçre’nin Bern Konsolosluğu’nda seçim materyallerinin tutulduğu çok anahtarlı odanın daha önce belirtilmeyen yedek anahtarları olduğunun ortaya çıkması üzerine CHP’nin ardından HDP de harekete geçti.

Yurtdışı oyların güvende olmadığı gerekçesiyle Yüksek Seçim Kurulu’na başvuran HDP, odalara güvenlik kamerası

konulmasını istedi.

Pusulalar alındı

HDP ve CHP temsilcileri tarafından tutanak altına alınan iddiaya göre, Bern Konsolosluğu’nda kurayla muhafaza odasının anahtarı verilen iki parti temsilcisinden biri olan Ak Partili temsilci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’daki etkinliğine yanına anahtarını alarak gitti. Anahtarı olmadan açılamaması gereken muhafaza odasının kapısı ise çilingir yardımı olmadan açılarak oy pusulaları alındı. Bu durum verilen anahtarların yedeklerinin temsilcilikte bulunduğunu ve tüm konsoloslukların partilerin haberi olmaksızın sandıklara ve seçim materyallerine erişilebileceği ve oyların değiştirebileceği tartışmasına yol açtı.

 

Doğu ve Güneydoğu’da aşiretler HDP’ye geçiyor - Zaman

 

Doğu ve Güneydoğu’da yıllardır AKP’yi destekleyen ve teşkilatlarında görev yapan önemli aşiretler, bir bir HDP’ye geçiyor. Batman’da Raman ve Alika, Adıyaman-Malatya’da Rışvan ve Turanlı, Şanlıurfa Ceylanpınar’da Arap asıllı Karajna ve Siirt’te Kiroyi aşiretleri ile Şanlıurfa’daki 5 büyük aile seçimlerde HDP’ye destek vereceklerini açıkladı.

Van’ın Başkale ilçesi AKP İlçe Başkanı İsmet Mühürcü ve yönetim kurulu üyeleri görevlerinden istifa ederek HDP’ye geçti. Mühürcü, “Şimdiye kadar yürüttüğüm bu görevden parti teşkilatımla istifa ettiğimi ve artık ailelerimizle birlikte kendi halkımızın yanında yer alacağımızı basına deklare ediyorum.” dedi. Malatya ve Adıyaman’ın en büyük aşiretlerinden Rişvan aşireti de geçen hafta HDP’ye katıldı. Malatya’da yürüyüş düzenleyen aşirete mensup gençler, HDP Malatya İl Başkanlığı’nı ziyaret etti, ardından partiye katıldı. HDP Malatya İl Eş Başkanı Hasan Şahin, gençlere parti rozeti taktı. Aşiret üyelerinden Şener Arslan, “Eşitlik temelinde ve demokratik ortamda bozulan kardeşlik duygularının yeniden inşa edilmesi ile bölünmeden, kutuplaşmadan, ortak vatanda, demokratik cumhuriyette birlik ve beraberlik içerisinde yaşamakla olacağı bilincinden hareketle biz Rışvan aşiretine mensup gençler, bundan sonra HDP’de yer ve görev almaya karar vermiş bulunmaktayız.” ifadelerini kullandı. Adıyaman’ın Kahta ilçesindeki Turanlı aşireti, AKP eski Milletvekili ve HDP Milletvekili Adayı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın etkisiyle HDP’ye katıldı.

SURUǒUN 5 BÜYÜK AİLESİNİN TERCİHİ DE HDP

HDP’ye en büyük katılım ise Şan-lıurfa’nın Suruç ilçesinde yaşandı. İlçenin 5 büyük ailesi Erdoğan, Kılıçaslan, Kalkan, Şahin ve Boydan toplu olarak HDP’ye geçti. İlçede 12 yıldır AKP’nin ilçe teşkilatını yöneten siyasetçilerin neredeyse tamamı bu beş aileye mensuptu. Batman’daki büyük katılımı ise Raman ve Alika aşiretleriyle oldu. HDP’nin seçim bürosunda konuşan Raman aşireti lideri Faris Özdemir, HDP’nin bir halkası olduklarını dile getirdi. Beşiri ilçesinin kalabalık aşiretlerinden Alika aşiretinin lideri Davut Apaydın, HDP için çalışacaklarını dile getirdi. Yine ilçenin Alpahanlar (Maladîna) ailesi de 300 kişilik bir grup ile yapılan görüşmelerin ardından HDP’de karar kıldı.

ARAP AŞİRETİ AKP’DEN AYRILDI

Daha önce AKP’yi destekleyen Ceylanpınar ilçesinin Humera Jêrin, Ebu Hemeda Jorin ve Ebu Hemeda Jêrin köylerinde yaşayan ve ilçenin en kalabalık aşireti olan Karajna aşireti de 7 Haziran’da HDP’ye oy vereceklerini açıkladı. AKP Siirt milletvekili adayı Ali İlbaş’ın mensubu olduğu Kiroyi aşiretinden çok sayıda kişi de HDP’yi destekleyeceğini açıkladı.

40 BİN OYU OLAN KÜRESÜNNİ AKP’Yİ SANDIKTA PROTESTO EDECEK

Küresünni Düşünce Platformu da 7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde AKP’yi boykot etme kararı aldı. Yaklaşık 40 bin oyu bulunan platformun sözcüsü Ferhat Atacan, “Bizi yok sayanları biz de yok sayacağız. Van’da 40 bin mensubumuz oy kullanacaktı. Ancak, 7 Haziran’da sandığa gitmeyeceğiz. 13 yıldır gönül verdiğimiz, her konuda katkıda bulunduğumuz AK Parti, ne yazık ki önümüzdeki 4 yıl için de bizleri yok saymıştır. Bundan sonraki süreçte geleceğimizi kirli yapıların dudaklarından çıkacak sözlere teslim etmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

 

6 ay siyasetçi 6 ay terörist - Milliyet

Çorum’da konuşan Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, kendisinin HDP için “Barajı geçemezlerse süper olur” demesi üzerine Demirtaş’ın “Demokrasiye inanan bir adam böyle bir laf eder mi, hiç utanmıyor mu?” dediğini hatırlatarak şunları söyledi:

“Ya utanma duygusu olsa sen sokağa çıkamazsın. Kobani olaylarında insanları sokağa döktün. Onlarca insan hayatını kaybetti. Sende utanma duygusu var mı? Çözüm sürecinin düşmanı olan her türlü sabotajı yapan, düne kadar ‘şer’ dediğimiz ne varsa yapan, paralel yapıyla aşk yaşıyorsunuz. Sende utanma var mı?”  Demokrasiye inanan partilerin baraj altında kalmaması gerektiğini söyleyen Akdoğan “Sizin neyiniz demokrat arkadaş? Bir elinizde silah var, öbür elinizde siyaset var. Siz terör örgütünün yedeğindesiniz. Senin bir kardeşin var ne iş yapıyor o?  Mesleği ne? Terörist Kandil’de. Bunlar gece başka, gündüz başka. 6 ay siyasetçi, 6 ay terörist. Bu yaklaşım nasıl demokrat olabilir değerli kardeşlerim?” ifadelerini kullandı.

 

AKP 37, CHP 30, MHP 14, HDP 10 Mayıs 14, 2015 - Sözcü  

ABD’li şirketin kamuoyu araştırmasına göre partilerin oy yüzdesi şöyle:

AKP?ile CHP?arasındaki oy farkı yüzde 7’ye kadar indi. Anketlere göre; CHP’ye olumlu bakanların sayısında artış var. Erdoğan’a destek de azalıyor

Uluslararası alanda tanınan, kamuoyu araştırmalarında gerçeğe yakın sonuçları bulan ABD şirketi Benenson Strategy Group, 2-7 Mayıs tarihleri arasında bir anket yaptı. CHP Genel Merkezi’ne de gönderilen anket sonuçları, ana muhalefeti mutlu etti. Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak da anket sonuçlarını CHP liderine rapor ediyor.

AKP ERİYOR, CHP YÜKSELİŞTE

Objektifliğiyle bilinen ABD şirketinin ocak, şubat, mart, nisan ayları ile mayıs ayının ilk haftasında yapılan araştırmaları şirket yetkilileri tarafından şöyle değerlendirildi: “Son anketimizden bu yana CHP’nin oy oranında artış, AKP’nin desteğinde de düşüş var. AKP ile CHP arasındaki fark mayıs ayı öncesinde yüzde 14 iken; şu an yüzde 8’e inmiş durumda. CHP’ye olumlu bakanların sayısında da bir artış var. MHP ve HDP’ye “olumlu” bakanların oranında mayıs ayı anketine göre bir değişiklik yok. Değişiklikler sadece CHP ve AKP’ye mahsus gözüküyor. CHP önemli kazanımlar elde etmiş olsa da rehavete kapılmaması gerekir.”

4 AYDA YÜZDE 4 OY?KAYBETTİ

Şirketin ocak, şubat, mart, nisan aylarında ve mayıs ayının ilk haftasında gerçekleştirdiği anketlerde partilerin oy oranındaki değişimler de ayrıntılı olarak yer aldı. Buna göre AKP’nin oy oranında ocak ayından bugüne kadar yüzde 4 azalma oldu. Aynı dönemde CHP’nin oylarında ise yüzde 4 artış gerçekleşti. Nisan ayında yüzde 11 olarak bulunan HDP oylarında ise mayıs ayı anketine göre yüzde 1 azalma meydana geldi. MHP’nin oy oranında ise değişiklik olmadı.

KILIÇDAROĞLU FARKI KAPATIYOR

Başbakanlık anketinde de önceki aylar ile mayıs anketi arasında önemli değişim görüldü. Şubat ayında Başbakan Ahmet Davutoğlu, yüzde 18’lik bir farkla Kılıçdaroğlu’nun önündeydi. Ancak nisanda bu oran yüzde 13’e, mayısta yüzde 3’e indi. Ocak, şubat, mart, nisan aylarında yapılan anket, Kılıçdaroğlu lehine 5 puanlık bir artış getirirken, Davutoğlu’nda da 5 puanlık azalma oldu.

BAŞARISIZ?BULUYORLAR…

ABD’li şirketin anketinde “Cumhurbaşkanına güven” durumu da araştırıldı. Yüzde 52 oy alıp Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan’a güven ocak ayında yüzde 47’ye indi. Cumhurbaşkanını başarısız bulanlar ise artıyor. Erdoğan’a “iyi” diyenlerin oranı son ankette yüzde 38, “kötü” diyenlerin oranı yüzde 59 oldu.

 

Başbakan Davutoğlu: CHP-MHP neredeydi - Hürriyet

CHP, MHP darbecileri kınadılar mı? Darbeye hiçbir zaman gerçek anlamda karşı çıkmadılar. 27 Mayıs’ta Adnan Menderes asıldığında CHP neredeydi, MHP neredeydi?

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu, muhalefeti darbeci söylemde bulunmakla suçlayarak, “CHP, MHP darbecileri kınadılar mı? Darbeye hiçbir zaman gerçek anlamda karşı çıkmadılar. 27 Mayıs’ta Adnan Menderes asıldığında CHP neredeydi, MHP neredeydi? Şimdi 12 Eylül’ün generali ölünce herkes darbe ile hesaplaşmadan bahsediyor. Bir de utanmadan, sıkılmadan Evren ile kurucu Genel Başkanımızın adını birlikte anmaya kalkıyor. Pınarhisar Cezaevi’ne dimdik giden Cumhurbaşkanımıza kimse dil uzatamaz” tepkisini gösterdi. Başbakan Davutoğlu, Kütahya, Denizli ve Uşak mitinglerinde konuştu. Kütahya Zafer Meydanı’nda “Bilge adam” pankartları ile karşılanan Davutoğlu, özetle şunları söyledi:

OYUN İÇİNE GİREBİLİRLER

“2002’de IMF kapısındaki Türkiye, hastane önünde ilaç ilaç diye ağlayanlar vardı. Türkiye Cumhuriyeti’ne itibarı biz kazandırdık. Bize şeref dersi vermeye kalkanlar bu dönemi hatırlasınlar. Türkiye’yi merte dahi muhtaç kılmayan biziz. Milli iradeyi Ak Parti temsil ediyor. Ben bir gün doğuda, bir gün batıdayım. Türkiye’de adım atmadığım, toprağına basmadığım bir yer bırakmayacağım. Ama diğerleri ya doğuda ya da batıda dolaşıyor. Milleti tümüyle kuşatan parti biziz. Birileri 7 Haziran öncesinde şu ya da bu şekilde oyunlar içine girebilirler.

YASSIADA KONGRE MERKEZİ

1946’da Kütahya Milletvekili Adnan Menderes’tir. Menderes ihtilal sonrası burada tutuklandı ve idam sehpasına yürüdü. Yarın (bugün) onun idam edildiği adayı, Yassıada’yı kongre merkezi yapıyoruz. Temelini yarın (bugün) atacağız. Darbeden hiçbir iz bırakmayacağız.

AK PARTİ DİK DURDU

AK Parti çilelerin üzerinde yürümüş bir partidir. 2002’de kurucu Genel Başkanımıza yasak koydular. Bizi durdurabildiler mi? Bu kadrolar 13 yıldır emanetinizi taşıyor. Cumhuriyet mitingleri yapmaya kalktılar. 28 Nisan e-muhtırası verdiler. O zaman neredeydiler. CHP, MHP destek verdi. Bir tek AK Parti dik durdu. Darbecilere dimdik durduk. Şimdi Gezi olayı gibi yeni darbelerle bizi yıkmaya kalktılar. Bizi sarsabildiler mi? Gezi provokasyonları ile bizi bir an bile sendeletemediler.

Allah da şahit olsun ki, darbeci ve vesayetçilere karşı bir an bile taviz vermeden dik durmaya devam edeceğiz. Yargıda paralelcileri devreye soktular. Bu darbecilere HSYK gereken cevabı verdi. Genel Başkanımıza, Adnan Menderes’e yapılanları yapmak istediler.

PARALELDEN SONRA ÜÇGEN

Şimdi üçgen var. Bu paralel çete de olsa, üçgen de olsa ihanete taviz vermeyiz. Üçgende kim var? CHP, MHP, HDP. Paralel de arkalarında. Bizim yolumuz ise düz bir çizgidir. Şimdi hep birlikte geliyorlar. Paralelciler, üçgenciler, kartel medya bu şebekeye karşı gücümüzü milletten alırız. Biz bütün kasetçilere, tuzak kuranlara kim olursa olsunlar karşı duracağız.” 

 

O zaman MHP yoktu bre cahil’ - Vatan

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, “Menderes asılırken MHP neredeydi” sözüne yanıt verdi. “O zaman MHP diye bir parti yoktu bre cahil adam” diyen Vural, şöyle devam etti. “Tevellütü yetmiyor belli ki. Kendisinin başbakan olduğundan haberdar olmadığını, kendisini hala müsamerede zannettiğini biliyoruz da, acaba 12 Eylül’de bir insanlar idam edilirken kendisi neredeymiş? İnsanlar idam edilirken Davutoğlu ne yapıyordu, karyolanın altında mı saklanıyordu? 12 Eylül’de biz işkence gördüğümüzde ne yapıyordu, kebap mı yiyordu? Kendisi o zamanlar Moon tarikatının gezilerindeydi.”

 

Erdoğan: Ülkemizde ve dünyanın her yerinde paralel yapıyla mücadeleyi sürdüreceğiz - T24

Cumhurbaşkanı, 'paralel yapı'nın Arnavutluk'ta da faaliyette olduğunu ve buna müsamaha gösterilmemesi gerektiğini söyledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik resmi çalışma ziyareti düzenlediği Arnavutluk'ta, Preza Camii'nin temel atma töreninde konuştu.

Paralel yapının Arnavutluk'ta da uzantıları olduğunu söyleyen Erdoğan,  "Arnavutluktaki hiçbir kişinin ya da kurumun bu örgüte yüz vermeyeceğine, müsamaha göstermeyeceğine yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanının konuşmasının satırbaşları şu şekilde:

-Biliyorsunuz ülkemizde bir paralel devlet yapılanmasıyla mücadele ediyoruz. Devletimiz ve milletimiz açısından bir tehdit haline dönüşen bu yapıyı resmen bir terör örgütü olarak kabul ediyoruz. Ülkemizde ve dünyanın her yerinde bu yapıyla mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz. Dostumuz, kardeşimiz olan Arnavutluk’ta da bu örgütün faaliyetleri olduğunu biliyorum. Değerli kardeşim Nişani ile ve Edi Rama ile de bu konuları görüştüm. Ve inanıyorum ki onlar da bu konuda gereğini yapacaklardır. Arnavutluk’taki hiçbir kardeşimin hiçbir kurumun bu örgüte ve onun mensuplarına asla yüz vermeyeceğine müsamaha göstermeyeceğine inanıyorum. Türkiye TİKA’sıyla, Diyanet İşleri Başkanlığıyla, Yunus Emre Enstitüsüyle ve diğer kurumlarıyla bu güne kadar bu örgütün yaptığı işlerin kat ve kat fazlasını sizlere sunabilecek güçtedir. Bu konuda müsterih olunuz.

-Namazgah camii vatandaşlarımızın yardımlarıyla yapılacak inanıyorum ki bu cami halklarımız arasındaki kardeşliği pekiştirecek. Temelini attığımız cami inşallah daha yakın daha güçlü işbirliğimiz göstergesi olacaktır. Arnavutluk’un her köşesinde Osmanlı eserleri bulunmakta, biz bu eserleri TİKA vasıtasıyla restore edip Arnavut halkının hizmetine sunacağız.

-Değerli kardeşlerim, benim gönül dünyamda, Rize'nin Tiran'dan farkı yoktur. Beni için ülkemdeki Arnavut kardeşlerimle, Biz şuna inandık, insanların en hayırlısı insanlara en çok faydalı olandır. Bir sonraki ziyaretimde, cuma namazını bugün temelini attığımız bu camide eda etmeyi ümit ediyorum.

 

Siyasette belden aşağı vurulmamalı - Milliyet

Kaset iddiası ve Demirtaş’ın evinin basılması konusunda “Aşağılık bir yöntem” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, ihraç edilen hâkim ve savcılar için de “Aklımızda ciddi sorular var” dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık savcılarının meslekten ihraç edilmesine ilişkin olarak, “Eğer siyasal iktidarın beklentileri çerçevesinde hareket edilmişse, o yargıya zarar verir. Umarım böyle bir şey yoktur” dedi. Kılıçdaroğlu, MHP’li Meral Akşener’e yönelik kaset iddiası ve HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın evinin basılmasına ilişkin olarak, “Çok çirkin ve aşağılık bir yöntem” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, partisinin Mersin ve karaman programı öncesinde özel uçağında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

DOSYAYI KAPATAN HÂKİM VE SAVCILAR İÇİN NE YAPILACAK?: (17/25 Aralık dosyasını yürüten hâkim ve savcıların ihracına ilişkin olarak) İhraç kararında eğer siyasal iktidarın beklentileri çerçevesinde hareket edilmişse, o yargıya zarar verir. Umarım böyle bir şey yoktur. 17/25 Aralık olayları bir hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna tanık olduğumuz olaylardır. Asıl faillerin yargılanmayıp yolsuzluğu ortaya çıkaranların meslekten ihraç edilmesi, haklı olarak kafamızda ciddi sorulara yol açmaktadır. Umarım siyasetin gölgesinde böyle bir karar alınmamış olsun. Merak ettiğimiz konulardan birisi de şu; 17/25 Aralık dosyasını kapatan hakim ve savcılar için ne yapılacak?

HALKIMIZ AFFETMEZ: (Meral Akşener’e yönelik kaset iddiası ve Selahattin Demirtaş’ın evinin aranmasına ilişkin olarak) Çok çirkin ve aşağılık bir yöntem. Demirtaş’ın evinin aranması da başlı başına bir skandal. Siyaset, toplumun sorunlarını çözme sanatıdır. Belden aşağı vuruşlar ahlaki değil. İddia sahibi kişilerin de medyadan dışlanması lazım. Etik değerlere önem veren medya anlayışı bu tür söylemlere kapı aralamamalı, tam tersine onları medyadan dışlaması gerekir.

BİZİ İZLEMEYE DEVAM ETSİNLER: (Davutoğlu’nun taksicilerin araçların yenilenmesinde ÖTV alınmayacağı vaadine ilişkin olarak) Araçların yenilenmesinde sadece ÖTV değil, ÖTV ve KDV’nin alınmaması lazım. Bu zaten bizim daha önce dile getirdiğimiz vaatlerimizden birisi. Davutoğlu demek ki yeni öğrendi. Kaldı ki bu talep, taksiciler tarafından yıllardır dile getiriliyor. CHP’nin vaatleri çıkınca baktılar sıkışıyorlar, şimdi dile getiriyorlar. Bizi izlemeye devam etsinler.

DIŞ POLİTİKA İFLAS ETTİ: (Libya’da bir Türk gemisinin bombalanmasına ilişkin olarak) Bir gemimizin bombalanması ne demektir, eskiden bombalanabilir miydi. Ne derdi Davutoğlu, ‘gücümüzü test etmeyin’. Test ettiler. Uçağımızı düşürdüler, gemimizi bombaladılar. Gücü test edilen değil doğrudan hedef haline gelen bir ülkeyiz şu anda. Gönderdiğimiz büyükelçi bile kabul edilmiyor. Bu, dış politikanın iflası demektir.

Çikita muza ezdirmeyeceğiz

Kılıçdaroğlu, Mersin programı kapsamında Anamur’da düzenlediği miting öncesi, Libya’da bombalı saldırıya uğrayan gemide yaşamını yitiren 3. kaptanın ailesine başsağlığı ziyaretinde bulundu. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Sosyal yardımlar kesilirmiş... Ya niye keselim? Köşeyi dönenler duysun, vurguncular duysun. Sosyal yardımları kesmeyeceğiz, en az iki katına çıkartacağım. Sözüm söz 4 yılın sonunda bu ülkede hiçbir aile, ‘ben yoksulum’ demeyecektir. Asla ve asla Anamur muzunu çikita muzuna ezdirmeyeceğiz.

Kılıçdaroğlu, Gülnar’daki mitinginde ise, “Ermenek ve Soma’yı hiç unutmadık. Madenin altına inenleri de en iyi ben bilirim. Bu kardeşiniz madenci kardeşlerinizle beraber kutladı yılbaşını. Onların sorunlarını sadece ve sadece CHP dile getirdi, getirmeye devam edecek” dedi.

‘6 milyon işsiz var dışarıdan işçi getiriyor’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin’deki programının ardından Kara

man’a geçerek Aktekke Kent Meydanı’nda halka seslendi. Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 6 milyon 250 bin işsiz olduğunu ancak Hükümet’in “Yabancıların çalıştırılması hakkında kanun tasarısı”nı meclise sevk edildiğini belirterek “Kardeşim sen ülkeni düşünüyorsan, önce kendi ülkendeki işsize iş bul.” dedi.

Kılıçdaroğlu, Karaman’da yaptığı konuşmada “6 milyon 250 bin işsizim var. Dışarıdan adam getirecek Türkiye’de çalıştıracak. Desinler ki böyle bir kanun tasarısı sevk etmedik.

Hani bir güzel atasözümüz var ya ‘Ayranı yok içmeye’ diye başlar. Onun gibi... Yav kardeşim sen ülkeni düşünüyorsan, önce kendi ülkendeki işsize iş bul. Sen onu bırakmışsın.

Onun oyunu çantada keklik sanıyor. Sırtına da binsem de, dövsem de, nasıl olsa bana oy verecek diyor” ifadelerini kullandı.

‘Çiftçi ekmiyor’

Hollanda’nın Konya’dan yüzölçümü olarak küçük olduğunu fakat yıllık tarım ihracatı ürünün 120 milyar dolar olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, üretmek için Türkiye’nin hiçbir şeyinin eksik olmadığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, “Neyi eksik? Namuslu siyaseti eksik. Halkı düşünen siyaseti eksik. Cebini düşünürse politikacı, vatandaş yoksullaşır. Son 10 yılda 2 Trakya büyüklüğünde alan ekilmiyor. Çünkü çiftçi diyor ki, ‘Ekersem zararlı’ diyor. Dünyanın en pahalı mazotunu çiftçiye veriyorsunuz” diye konuştu. Çiftçiye mazotu 1.5 liradan vereceğini yeniden hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Çifti mazotu 1.5 liraya alınca tatile mi gidecek, İsviçre’ye mi gidecek? Hortumculuk mu yapacak? Tarlaya gidecek, üretecek” dedi.

 

Ağrı 1927 ruhunu tekrar yakaladı' - DİHA

HDP milletvekili adayları, geri sayımın başladığı 7 Haziran seçimleri için köy köy, mahalle mahalle halkla biraraya gelip, desteklerini istiyor. Seçim çalışmalarına devam eden HDP Ağrı Milletvekili adayı Dirayet Dilan Taşdemir, Ağrı’nın 1927 Ağrı isyanın ruhunu tekrar yakaladığını belirterek, “Bu sefer Ağrı’da olan zafer kadın zaferi olacak. Kadınların desteği ile biz bu barajları yıkacağız" dedi.

İSTANBUL

HDP Mersin Milletvekili adayı Dengir Mir Mehmet Fırat, İstanbul’un Gaziosmanpaşa ilçesi Karadeniz Mahallesi'ndeki Adıyaman Kahta Kilis Köyü Derneği'ni ziyaret etti. Ziyarette Fırat'a HDP İstanbul 2'nci Bölge Milletvekili Adayı Saime Oğuzhan, HDP yöneticileri de eşlik etti. Ziyarette ilk söz alan Saime Oğuzhan, kendi hemşerilerinin içinde olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "Adıyaman Gerger'de birçok oy alacağız. Hatta şimdiye kadar aldığımız oyların en yükseğini alacağız. Önemli olan buradaki Adıyamanlıların oylarını da almaktır. Ben inanıyorum burada da bunu başaracağız" dedi.

Dengir Mir Mehmet Fırat ise Mersin'de doğup büyüdüğünü, ancak siyasete Adıyaman’da başladığını belirterek, kendi halkına hizmet etmenin önemli olduğunu kaydetti. AKP'nin kurucularından Fırat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasetteki sürecini üç dönem olarak ifade ettiğini belirterek, "Erdoğan 2007 sürecine kadarki olan dönemi çıraklık, 2007'den 2011'e kadar olan süreci kalfalık ve 2011 sonrasını ise ustalık olarak değerlendiriyor. Keşke Erdoğan hep çıraklık döneminde kalsaydı, çünkü Erdoğan çıraklık döneminde birçok şey yaptı. Ancak ustalık dönemi diye nitelediği süreçte ise bir durağanlık söz konusu. Dinin özgürleşmesini yeterli buldu" dedi. Fırat, 2008 yılında Erdoğan ile Kürt sorununun çözümsüzlüğü ile ilgili yaşadığı tartışmaya değinerek, bu tartışmada Erdoğan'ın maskesinin düştüğünü ve gerçek yüzünü gördüğünü ve bu dönemde AKP'den istifa ettiğini, ancak 2011'e kadar vekillik yapmak zorunda kaldığını söyledi.

AKP döneminde yoksulluk had safhada

AKP'nin "yolsuzluk ve yoksulluğu" bitirme iddiasında olduğunu, fakat yolsuzluğun had safhalara çıktığı bir durumu yaşadığını söyledi. Fırat, “Bakan çocukları yolsuzluğa batmış durumda. Yoksulluk ise had safhalara çıkmış. Bir partinin yöneticileri yalan ve iftira etmeye başladığı andan itibaren o parti bitmiş demektir. Cumhurbaşkanı ve bakanlar bunu yapıyor. Bunu hiç kimse kabul etmez. Bunu benim de kabul etmem mümkün değil" dedi. Demokrasi ve özgürlük için HDP'yle seferberlik ilan edildiğini ve kendisinin de bu yüzden HDP'de olduğunun altını çizen Fırat, "Barajdan korkum yok. Hedefimiz HDP'yi yüzde 15'in üzerine taşımaktır" diye konuştu.

Fırat ve beraberindekiler Adıyaman Kahta Kilis Köyü Derneği ziyaretinin ardından Sultangazi 50. Yıl Mahallesi'ne geçerek buradaki esnafı ziyaret etti, esnaflardan HDP'ye destek istedi.

MERSİN

Seçim çalışmaları kapsamında Mersin’in Toroslar ilçesi Yalınayak Mahallesi’nde kadınlarla bir araya gelen HDP Milletvekili adayı Nursel Demir kadınlara HDP’nin kadın politikasını anlattı. Demir, HDP ile birlikte kadınların sesi olacaklarını ve kadınların görülmeyen emeklerinin görülmesi için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti. Kadınların taciz, tecavüze maruz bırakılarak sömürüldüğüne dikkat çeken Demir, “HDP kadınları mücadele etmeye, emeklerini savunmaya çağırıyor” dedi.

Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Şevket Sümer Mahallesi’nde kadınlarla bir araya gelen Milletvekili adayı Özlem Şen ise tüm halkların barış içinde yaşadığı, kadın ve erkeğin eşit, inançların özgür olduğu yeni yaşamı inşa edeceklerini söyledi. Kadınlarla sohbet eden Şen, kadınların direnişiyle yeni yaşamı kuracaklarını belirterek, Kobanê özgürleşirken kadınların mücadelenin öncü gücü olduğuna değinerek, yeni yaşamı kurmada da kadınların öncü gücünün önemli olduğunu vurguladı.

ADANA

Adana’nın Yüreğir Otogarı’nda esnafı ziyaret eden HDP milletvekili adayları Tugay Bek, Hatice Kavran, Feride Peynirci, İsmail Başaran ve Hıdır Koluman esnaf ve şoförlerle toplantı gerçekleştirdi. Otogarda çalışan şoförler yakıtlara gelen zamlardan ve SRC belgelerini almakta çektikleri sıkıntıları anlattı. Toplantıda konuşan Tugay Bek AKP’nin emekçilerden en ağır vergiyi aldığını, ancak ülkede yatı olandan vergi almadığını belirterek, hükümetin yatı olanın hükümeti olduğunu söyledi. Erdoğan’ın bin liralık kadehten su içtiğine dikkat çeken Bek, “Erdoğan asgari ücret bin lira falan diyor. Asgari ücreti bilmiyor. Böyle bir iktidar sizi anlar mı?” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1993’te başkanlığın Amerikan ajanlarının işi olduğunu söylediğini hatırlatan Hatice Kavran ise “Bugün başkanlık hayalleri kuranları barajları aşarak sularında boğacağız” dedi.

KONYA

HDP Konya milletvekili adayları, Ereğli merkezde bulunan esnafları ziyaret etti. Esnafın yoğun ilgisi ile karşılaşan HDP adayları, esnafın sıkıntılarını dinledi. Esnaf ise son zamanlarda işlerinin sıkıntılı olduğunu bu nedenle evlerine ekmek götüremediklerini söyleyerek, 7 Haziran’da işlerinin iyiye gitmesi için HDP'yi destekleyeceklerinin sözünü verdi. Esnaf ziyaretlerinden sonra HDP'li adaylar Alevi yurttaşların yaşadığı Zengan ve Özgürler köylerini ziyaret etti. Köy halkı tarafından büyük coşku ile karşılanan adaylar, seçimler için destek istedi.

AYDIN

DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP'nin Aydın’daki seçim çalışmalarına destek olmak amacıyla Tellidede ve Ovaeymir mahallelerinde düzenlenen toplantılara katıldı. Toplantılarda konuşan Yüksek, "Hz. Muhammed öldüğünde 7 dinar parası vardı, şimdi Erdoğan ölse kat trilyonları var. Bu çaldığı para yoksul halkın emeği değil mi? HDP, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı gündeme getirdi. Kürtler kendi dilini, dinini öğrenmesin diye Diyanet İşlerini kurdular. Şeyh Said’in idam kararına Diyanet İşleri Başkanlığı vaaz verdi. Aynı Diyanet İşleri Başkanlığı Saidi Kurdi'nin de 'Delidir, tımarhaneye atabilirsiniz' diye vaaz verdi. Diyanet İşleri Başkanlığı devletin dini imanıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı bir fetva çıkarır bütün camilerde 'Kürtler teröristtir' diye okutuluyor. Peki bu fetvayı çıkaran Diyanet İşleri Başkanlığı neden hırsızlık haramdır. Erdoğan haram yiyor demiyor?" diye sordu.

İZMİR

İzmir’de HDP’li kadınlar, Buca Şirinyer’de seçim standı açtı. Yurttaşların yoğun ilgi gösterdiği stantta, “Seni başkan yaptırmayacağız” yazılı pankartlar asıldı.

VAN

HDP Van Milletvekili adayı Lezgin Botan, seçim çalışmaları kapsamında Başkale’nin Kinaberoj bölgesindeki 12 mahalleyi ziyaret etti. Belediye eşbaşkanları, DBP ve HDP yöneticileri ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin de katıldığı seçim çalışmalarında konuşan Lezgin Botan, seçimlerde kadın ve gençlere daha fazla iş düştüğünü belirterek, “Gençlerimiz, kadınlarımız, büyüklerimizle beraber AKP’ye ve Kürt yoktur diyenlere 7 Haziran’da iyi bir cevap vereceğiz” dedi.

HDP’nin seçim çalışmaları kapsamında yaptığı kırsal mahalle ziyaretleri devam edecek.

AĞRI

Ağrı’da “Biz’ler Kadınız, Biz’ler Meclise, Yeni Yaşamı kadınlar inşa edecek” sloganıyla seçim çalışmalarını yürüten kadınlar, HDP Ağrı milletvekillerinin özgeçmişlerinin ve HDP’nin hazırlamış olduğu “Biz’ler Meclise” adlı broşürleri Eski Van Caddesi esnaflarına dağıttı. Ağrı Belediyesi Eşbaşkanı Mukkaddes Kubilay’ın da katıldığı seçim çalışması oldukça renkli geçti. Esnafları tek tek dolaşan kadınlar HDP’nin “Büyük İnsanlık” çağrısına destek istedi.

HDP Ağrı milletvekili adayları Leyla Zana ve Berdan Öztürk ise seçim çalışmaları kapsamında Eleşkirt ilçesinde bir dizi ziyarette bulundu. Ağrı’da AKP’nin en çok oy aldığı ilçe olarak bilinen Eleşkirt’te adaylar coşku ile karşılandı. İlçe girişinde “Bijî Serok Apo” sloganları ile karşılanan adaylar, onlarca araçlık konvoyla ilçe merkezinde tur attı. Yoğun ilgi ile karşılanan adayların yolu sık sık yurttaşlar tarafından kesilerek HDP lehine slogan atıldı. İlçe merkezindeki turun ardından adaylar, sırayla Tahir, Yayladüzü, Yücekapı beldelerinde seçim bürolarının açılışını gerçekleştirdi. Yol boyunca köylerde yaşayan yurttaşlar, ellerindeki HDP bayrakları ile adayları selamlarken adaylar sık sık araçlarını durdurarak köylerinde adayları selamlayan yurttaşlarla selamlaştı. Seçim bürolarının açılışları şölenlere dönüşürken yurttaşlar sık sık “Biji serok Apo” sloganları attı. Büro açılışında konuşan Berdan Öztürk, AKP’nin 13 yıllık iktidarında Ağrı’ya tek bir çivi bile çakmadığını, Ağrı’da geçmişte şeker, yem ve süt fabrikasının olduğunu ancak AKP iktidarından kapatıldığını söyledi.

Halka hitap eden Leyla Zana ise 100 yıldır Kürt halkının haklarının gasp edildiğini, ancak artık yeni yüzyılda halkların “yeni yaşam” diyerek yeni bir sayfa açacaklarını söyledi. Zana, bugüne kadar egemen partilerin sadece oy istemek için halka geldiğini, ancak halkın sorunlarına çözüm bulmadığını söyledi. HDP’nin halklarla birlikte yürüyerek halkın sorunlarını çözdüğünü, 7 Haziran’da herkesin vicdanını dinlemesini istedi. Zana’nın sözleri sık sık “Be Serok jiyan na be” sloganları ile kesildi. Zana ise sloganlara karşılık, “Sizlerin oyları ile zindanların kilitleri kırılacak ve Serok Öcalan sizlerle bulaşacak. Halkın hizmeti için çalışacak” dedi.

Adayların son durağı ise Garisa köyü oldu. Garisa köyündeki karşılamada kadınlar ön planda iken karşılama halaylarla son buldu.

Seçim çalışmaları kapsamında HDP Ağrı milletvekili adayları Dirayet Dilan Taşdemir ve Mehmet Emin İlhan ise Taşlıçay’da bir dizi ziyarette bulundu. Sabah saatlerinde Cumhuriyet Mahallesi’nde ev ev gezerek “Yeni Yaşam” projesini anlatan adaylar, halktan yoğun ilgi gördü. Daha sonra köylere geçen adaylar, köy girişlerinde karşılandı. Köylerde halk ile sohbet eden adaylardan Dirayet Dilan Taşdemir, Ağrı’nın 1927 Ağrı isyanın ruhunu tekrar yakaladığını belirterek, Ağrı’da 7 Haziran seçimlerinde alacakları sonuçla İmralı ve Kobanê’ye büyük bir selam göndereceklerini vurguladı. Taşdemir, “Bu sefer Ağrı’da olan zafer kadın zaferi olacak. Kadınların desteği ile biz bu barajları yıkacağız. Çocuklarımıza özgür bir gelecek bırakmak için birlikte mücadele etmeliyiz. Ağrı artık serhildan şehridir. 7’den 70’e herkes kendi partisini destekliyor” dedi.

 

HDP’nin barışın teminatı olduğunu vurgulayan bir diğer aday Mehmet Emin İlhan ise seçimin önemine vurgu yaparak, seçimin ya huzurlu bir ortam yaratacağı ya da savaşı daha da yayacağının altını çizdi.

KARS

Seçim çalışmaları kapsamında Digor, Susuz ve merkez köylerde çalışmalarını aralıksız sürdüren HDP Kars milletvekili adayları Ayhan Bilgen, Şafak Özanli ve Önder Fidanboy halk tarafından büyük bir coşku ile karşılandı. Digor’daki halk toplantısına katılan Ayhan Bilgen, Kars'taki mülki amirlerin AKP'nin birer çalışanı olarak seçimlerde AKP'ye oy toplamaya çalıştığına vurgu yaptı. Kaymakamların muhtarları hizmet almama gibi yöntemlerle tehdit ettiğini dile getiren Bilgen, AKP'nin seçimlerde her türlü kirli oyunu devreye koyduğunu kaydetti.

Susuz'a bağlı Ermişler köyünde kadınlarla biraraya gelen Şafak Özanli ise kadınların köy ve ilçelerde yaşadığı sıkıntılara değindi. HDP'nin kadına dönük projelerini anlatan Özanli, kadınlar ilgi ile dinledi. Toplantının ardından Halk Eğitim Merkezi'nde çalışan kadınlar ile Dünya Hemşireler Günü nedeniyle sağlık ocaklarında çalışan hemşireler ziyaret edildi.

DİYARBAKIR

HDP Diyarbakır milletvekili adayları Sibel Yiğitalp ile Edip Berk, seçim çalışmaları kapsamında kentteki özel hastaneleri ziyaret etti. Hastane yönetimlerinden hasta ve çalışmalar hakkında bilgi alan partililer, daha sonra hasta ve ailelerine geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Ziyaretler sırasında konuşan HDP'li aday Berk, sağlık sisteminin tüm yurttaşlar için parasız olması gerektiğini ve bunun içinde mücadele yürüteceklerini belirtti.

HDP Diyarbakır milletvekili adayları İdris Baluken ile Nesrin Şanlı, seçim çalışmaları kapsamında Diyarbakır'ın Kocaköy ve Hani ilçelerinde esnaf ve taziye ziyaretleri gerçekleştirdi. İlçelerde büyük bir ilgiyle karşılanan adaylar, esnaflarla sohbet edip sıkıntılarını dinledi. Ziyaretler kapsamında CHP Kocaköy ilçe seçim bürosuna nezaket ziyaretinde bulunan heyet, CHP İlçe Başkanı Hasan Kılıç tarafından karşılandı. Partililer, seçim güvenliğine ilişkin sohbet ederken, CHP'li Kılıç, "En büyük hedefimiz sandık güvenliğini sağlamak. Bu görev de sandık başkanlarının üzerine düşüyor. Hiç bir şekilde sandıklarını terk etmemelerini ve seçim bittikten sonra sandık sonuçlarını hemen genel kurula bildirmelerini istiyoruz" dedi. Baluken ise "Sandık güvenliğinin sağlanması için hep birlikte hareket etmeliyiz hilelere izin vermeyeceğiz" dedi.

Beraberindekilerle ilçede ziyaretlerine devam eden Baluken, halkla sohbeti sırasında AKP'nin "inkarcı" politikalarına dikkat çekerek, "Bu kadar Kürt halkına zulüm eden, halkın özgürlüğünü kısıtlayan bir hükümetle karşı karşıyayız. AKP'nin son dönemdeki politikaları artık ortada. Kürt halkı üzerindeki politikalarını açık açık yürütüyor. Bunu da DAİŞ çetelerine verdiği destekle en iyi şekilde gördük" dedi. HDP'nin sadece Türkiye ve Kürdistan'ın değil bütün Ortadoğu'nun kaderini değiştirecek bir parti olduğunu ve Ortadoğu'ya barış getirerek AKP'nin savaş hazırlıklarını boşa çıkaracaklarının altını çizen Baluken, "Kürtler üzerindeki kirli politikalarının bitmesini istiyorsak ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın başlatmış olduğu barış sürecine sahip çıkmak istiyorsak, 7 Haziran'a güçlü bir şekilde hazırlanmalıyız" ifadelerini kullandı.

Kocaköy'den sonra ise Hani ilçesine geçilerek ziyaretlere burada devam edildi. Yurttaşların ve esnafın yoğun ilgisiyle karşılaşan partililer, yurttaşları dinledi. Ziyaretlerde konuşan Baluken, Soma'da 301 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan faciaya değinerek, "Soma’da yaşananlar kesinlikle bir kaza değildir açık bir şekilde yaşanmış cinayet ve katliamdır. Bu katliamları yapanlar hala adalet önünde hesap vermediler. Milyon dolarlık gökdelenleri dikmeye devam ediyorlar, böyle bir sömürüyle karşı karşıyayız" şeklinde konuştu.

Seçim çalışmaları kapsamında Silvan'a gelen HDP Diyarbakır Milletvekili adayı Çağlar Demirel, ilçeye bağlı mahallelerde halkla bir araya geldi. HDP’liler, seçim çalışmalarının ilk durağı olan Darköprü (Aslo) Mahallesi’nde yurttaşların yoğun ilgisiyle karşılaşırken, burada konuşan HDP'li Demirel, "11 milletvekiliyle değil halkımızla birlikte Meclis’e gireceğiz. Birlik ve beraberliğin zamanıdır. El ele verdiğimiz zaman hiçbir kuvvet bizleri yenemeyecek ve bizler de her şeyin üstesinden geleceğiz" dedi. HDP olarak en büyük amaçlarının akan kanı durdurmak olduğunu belirten Demirel, AKP'ye seslenerek, "Artık bu halk yalanlarınızı biliyor. Amed'e gelip yalan söylemeyin. 13 yıldır hiçbir şey yapmadınız. Sizler Kenan Evren'in devamısınız" dedi.

Gün boyu süren seçim çalışmalarında HDP'li heyet, çeşitli tarihlerde yaşamını yitiren HPG'lilerin mezarları ve ailelerini de ziyaret etti.

Sur ilçesinde seçim çalışmalarına hız veren HDP, çalışmalar kapsamında ilçeye bağlı mahalleleri ziyaret etti. HDP Diyarbakır Milletvekili adayı Ziya Pir, gittiği her yerde davul ve zurna eşliğinde coşkuyla karşılandı. Pir, Karadenizli olduğunu hatırlatarak, seçimden sonra kemençe ve tulum çalarak bu coşkuyu yükselteceklerini söyledi. Pir, "Sizler bizlere ışık ve yol gösterici oluyorsunuz. Biliyorsunuz Kobanê sürecinde AKP'nin maskesi düştü. Gencecik çocuklarımız orada savaşarak direndiler. Ve bizler şimdi başımız dik yürüyorsak o gençlerimizin sayesindedir. Biliyoruz ki sizlerde 7 Haziran'da bu köylerden AKP'ye ve onun işbirlikçilerine oy çıkaramayarak onları sandığa gömeceksiniz" ifadelerini kullandı.

Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde HDP Diyarbakır Milletvekili Adayı Nursel Aydoğan, HDP ve DBP ilçe örgütü ve Bismil Belediye eşbaşkanları ile birlikte, esnaf ziyareti gerçekleştirdi. Sanayi sitesi, Buğday Pazarı, tekstil fabrikası ve ilçe garajı terminali esnafını ziyaret eden Aydoğan, 7 Haziran seçimleri için destek istedi. Heyeti sıcak karşılayan esnaflar, HDP'nin barajı aşacağı inancında olduklarını dile getirdi.

ŞIRNAK

HDP Şırnak İl Örgütü'nün 7 Haziran seçimleri kapsamında çalışmaları tüm hızıyla devam ederken, aralarında HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ve Şırnak Belediyesi Eşbaşkanı Serhat Kadırhane'nin de bulunduğu kalabalık bir heyet, Şırnak Devlet Hastanesi Baş Hekimi Dr. Ali Hıdır Kayışoğlu'nu ziyaret etti. Burada Başhekim Kayışoğlu ile bir süre görüşen Sarıyıldız, daha sonra hastane birimlerini dolaşarak hasta ziyaretleri gerçekleştirdi. Sarıyıldız daha sonra beraberindeki grupla birlikte Türk Telekom Şubesi yöneticileri ve personelleriyle bir araya geldi.

 

HDP barajı gümbür gümbür geçiyor' - DİHA

Seçim yaklaştıkça çalışmalarına hız veren HDP'li adaylar, "Yeni Yaşam" mesajını taşıdıkları her yerde yoğun ilgiyle karşılaşıyor. HDP Diyarbakır adaylarından Nursel Aydoğan, "12 Eylül döneminin artığı olan yüzde 10 barajını AKP'de değiştirmedi. AKP'ye diyoruz ki; HDP yüzde 10 seçim barajını gümbür gümbür geçiyor" diyerek seçimlerden başarıyla çıkacaklarının mesajını verdi.

DİYARBAKIR

Diyarbakır'da seçim çalışmalarını yoğunlaştıran HDP milletvekili adayları, çalışmalar kapsamında Dicle Mahallesi ve Ofis Kütüphane sokakta yüzlerce yurttaşın katılımı ile seçim irtibat bürosu açtı. Mitinge dönüşen açılışlarda konuşan Nursel Aydoğan Kürt halkının parlamentoda temsilinin önüne geçilmesi için konulmuş yüzde on barajının aşıldığını belirterek, "12 Eylül döneminin artığı olan yüzde 10 barajını AKP'de değiştirmedi. AKP'ye diyoruz ki; HDP yüzde 10 seçim barajını gümbür gümbür geçiyor. Arkamızda bu kadar örgütlü insan gücü varken 7 Haziran akşamı bu ülkede zaferini ilan eden ve gülen biz olacağız" dedi.

Adaylardan Çağlar Demirel ise HDP'nin halkların partisi ve eşit temsiliyeti savunduğunu belirterek, "Biz HDP olarak meclise kadının rengini, özgürlüğünü taşıyacağız" ifadelerini kullandı.

MALATYA

HDP Malatya milletvekili adaylarından Perihan Yücekaya, Ahmet Akar, Latife Ulutaş ve Nejdet Bali, İnönü Caddesi'nde esnafı ziyaret etti. Ziyaretlerde konuşan HDP Malatya Milletvekili Adayı Nejdet Bali, gittikleri her yerde yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını ve HDP'nin yüksek bir oy oranı ile seçimden çıkacağını kaydetti. HDP Milletvekili Adayı Aydın Erdoğan ise beraberindekilerle Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Vakfı'na ziyarette bulunarak vakıf başkanı Hasan Meşeli ile görüştü. Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Vakfı Başkanı Hasan Meşeli, mevcut siyasi atmosferden Aleviler olarak büyük kaygı duyduklarını belirterek, Aleviliğin felsefesinde barış ve kardeşlik olduğuna dikkat çekti.

Öte yandan, Malatya merkeze bağlı Mamurek Mahallesi'nde kahve toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan HDP'li aday Aydın Erdoğan yurttaşlardan destek istedi.

URFA

Urfa'nın Birecik ilçesinde seçim çalışmalarına ara vermeden devam eden HDP Urfa Milletvekili Adayı Leyla Güven, HDP ve DBP ilçe teşkilatı ile birlikte Surtepe, Karabaş, Divriği, Komağli, Yaylacık (Fisfis) ve Mengeli köylerini ziyaret etti. Köylerde halkla bir araya partililer, taziye ziyaretlerinde de bulundu. Adaylar halktan yoğun ilgi gördü. Ziyaretlerde konuşan Güven, bugüne kadar AKP'nin halkı kandırdığını bu nedenle artık güven kaybettiğini ifade etti. Güven: "7 Haziran'da halk sandıkta kime neyin ne olduğunu gösterecek" dedi. Güven daha sonra Halfeti ilçesine giderek burada esnafları ziyaret etti.

HDP Urfa Milletvekili Adayı İbrahim Ayhan ise seçim çalışmaları kapsamında hayvan pazarını ziyaret etti. İbrahim Ayhan esnafla tek tek selamlaşıp HDP'ye oy istedi. Ziyaretleri değerlendiren Ayhan, "Görüyoruz ki toplumun her kesiminden AKP'ye ciddi bir tepki var. İnsanlar AKP'ye oy vermeyeceklerini söylüyorlar" dedi. Ayhan, halkın HDP'ye yoğun ilgi gösterdiğini kendilerinin de bu ilgiye layık olmaya çalışacaklarını söyledi.

HDP'nin Arap kökenli Milletvekili Adayı Yasin Batan da, seçim çalışmalarına bugün Hilvan ilçesinde devam etti. Hilvan HDP ilçe binasında yurttaşlarla bir araya gelen Batan, daha sonra HDP ve DBP ilçe yöneticileri ile birlikte Hesenîk (Ovacık), Xirabsork (Aşağı Ekece), Dindek, Şehşervan (Alyeli) ile Kızılkay köylerini ziyaret etti. Partililer köylüler tarafından alkış sloganlar ile karşılandı. Batan ve beraberindeki partililer halktan yoğun ilgi gördü.

'Yeni Yaşamın inşası için HDP'ye destek verin'

HDP Milletvekili Adayı Ayşe Doğan sabah saatlerinde merkez Karaköprü ilçesinde bulunan Kültür Merkezini ziyaret ederek öğretmen ve öğrencilerle bir araya gelerek sorun ve taleplerini dinledi. Kendisine yöneltilen soruları cevaplayan Doğan, tüm kesimlerden "Yeni Yaşam" projesinin hayata geçirilebilmesi için HDP'ye destek istedi.

ANTEP

HDP Antep İl Örgütü, seçim çalışmaları kapsamında 16 Mayıs'ta düzenlenecek olan "İnsanlık Mitingine" ilişkin HDP Antep Seçim Koordinasyon Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya HDP Antep milletvekili adayları Celal Doğan, Mahmut Toğrul, Tuğçe Özsoy, Fatoş Çetinkaya, Mecit Bozkurt, Osman Demirci, Gülseren Kocaer ve HDP ile DBP Antep İl eşbaşkanlarının yanı sıra çok sayıda basın mensubu katıldı. Toplantıda konuşan HDP Antep İl Eşbaşkanı Mehmet Karayılan, 16 Mayıs'ta saat 18.00'da Demokrasi Meydan'ında yapılacak olan mitinge katılım çağrısı yaptı.

BİNGÖL

Bingöl'de seçim çalışmalarını doludizgin devam ettirten HDP, Genç ilçesinde kadın seçim bürosu açtı. Belediye binası arkasında gerçekleştirilen büro açılışı öncesi, sokak HDP bayrakları ile donatıldı. İçerisinde HDP ve DBP il ve ilçe eş başkanları, barış anneleri ve sivil toplum örgütü temsilcisi çok sayıda kadın, büro önünde bir araya geldi. Büronun açılışı, özgürlük mücadelesinde çocuklarını yitiren anneler tarafından yapıldı. Açılışa katılan kitle uzun süre "Jin, jîyan, azadî" sloganlarını attı.

 

MHP dinci de dinsiz de olmadı - Hürriyet

Gazetecilerle sohbet eden Bahçeli, 12 Eylül davasının bilinçli olarak Türkeş’in ölüm yıldönümüne denk getirilerek provokasyon amaçlandığını söyledi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 12 Eylül davasının uzun sürmesini eleştirerek, “Dava bitseydi belki Genelkurmay’da tören olmayacaktı” dedi.

Bahçeli, Aksaray’da gazetecilerle sohbetinde 12 Eylül davasına ilişkin dosyanın Yargıtay’da uzun süre beklemesinden yakındı. Bahçeli, aynı masada bulunan 12 Eylül’de içeride yatan ülkücülere, “Neydi bir Zeki komiser vardı, soyadı neydi?” diye sordu. Zeki Kaman ve Raci Tetik yanıtının verilmesi üzerine Bahçeli, işkence yapan polisler hakkında işlem yapılmamasını büyük eksiklik olarak niteledi.

Bahçeli, 12 Eylül davasının Türkeş’in ölüm yıldönümü olan 4 Nisan’a bilinçli olarak denk getirildiğini savundu. Bahçeli, binlerce ülkücünün Türkeş’in mezarında anma törenine katıldığını, gençlerin oradan Adalet Sarayı’na yürümesi ve sonuçta da orada bulunan devrimcilerle karşılaşınca istenmeyen olaylar çıkması ihtimalinin olduğunu belirterek, bunu engellemek için mezardan Adalet Sarayı’na giden tüm yollarda önlem aldırdığını kaydetti.

‘Ümera olunmalı’

Bahçeli, ulema ve ümera farkına işaret ederek de, ulema olabilmek için bin 400 yıllık İslam tarihini çok iyi öğrenmek gerektiğini, bunun mümkün olmadığını anlattı. Ümera yani dinini bilen ve dindar insanların bulunabileceğini belirten Bahçeli, siyasetçilerin de ancak böyle olabileceğini ulema olmaya soyunmamaları gerektiğini anlattı. Türkiye’de bir doktora tezine göre 34 tarikat olduğunu dile getiren Bahçeli, “Türkiye’de tüm tarikatlara eşit mesafede tek yer MHP genel başkanlığı makamıdır. MHP, bizim hareketimiz hiçbir zaman dinci olmamıştır, dinsiz de olmamıştır. Yani ateist olmamıştır ancak dinli bir hareket olmuştur” dedi.

Karikatürler ‘cep’te

Bahçeli mola yerinde cep telefonundan bu kez kendisi hakkındaki karikatürleri ve yurtdışı gezilerinden fotoğrafları gösterdi. Bahçeli, karikatürleri tek tek yanındakilere gülerek anlatırken, hiçbirini ayırım yapmadan aldığını, hiçbirine gücenip kırılmadığını ya da dava açmadığını anlattı. Bahçeli, “Benim gibi bunları böyle toplayan başka yoktur” dedi. Bahçeli, kendi fotoğrafının montajlandığı Oscar selfisinin gösterilmesi üzerine gülerek, “güzelmiş, bende yok hemen arşivime ekleyeyim” diye konuştu.

‘Şerefi Erdoğan’a öğretsin’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim mitingleri kapsamında dün Çorum, Amasya ve Tokat’ta halka hitap etti

Bahçeli kendisine, “şeref” eleştirisinde bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu’na sert yanıt vererek, “Vay zavallı vay. Davutoğlu şerefi biliyorsa 17-25 Erdoğan’a öğretsin. Şerefsizliğin markası oldunuz” dedi. Ak Parti zihniyetinin parmağının adaletin gözüne girdiğini iddia eden Bahçeli, “Tilkiler savcı olmuş, tavuklar tanık. Canavar yargıç kürsüsünde, kuzular sanık” diye konuştu.

 

Bayburt'ta nüfusa ne oldu? - Cumhuriyet

AKP’nin kalesi Bayburt’un nüfusu son 1 yılda 5 bin arttı. Kenti temsil edecek vekil sayısının 2’ye yükselmesinin ardından nüfus tekrar 5 bin düştü. Bu tuhaflık kafaları karıştırdı. Bununla da bitmedi, kentte seçmen sayısı azaldı.

AKP’nin kalesi Bayburt’un yıllardır göç vermesine karşın, son 1 yılda nüfusunu 5 bin artırarak, milletvekilliği sayısı 2’ye çıkarken, seçmen sayısındaki düşüş kafaları karıştırdı. Yüksek Seçim Kurulu’nun nüfusa oranla yaptığı milletvekili dağılımına göre Bayburt’un 75 bin dolayında olan nüfusu 80 bine yükseldi ve 1 olan milletvekilliği sayısı 2’ye çıktı. 30 Mart seçimlerinde belediyenin AKP’nin defalarca yaptığı itirazlara rağmen HDP’ye geçtiği Muş’ta ise “nüfus azaldı” gerekçesiyle milletvekilliği sayısı 4’ten 3’e düştü. Bayburt’ta, nüfus artarken, seçmen sayısının düşmesi, “Bayburt’ta nüfusu yeni doğanlar mı patlattı?” sorusuna yol açarken, bu artışı bilimsel bulmayan HDP, milletvekili dağılımı yapmasından 3 ay sonra Nisan ayında nüfusun 75 bine düştüğünü tespit etti. Yaşanan bu nüfus hareketliliğini inceleyen HDP, YSK’den Bayburt ve Muş’un milletvekili sayılarının yeniden belirlenmesini talep etti.

 

Muş 4’ten 3’e düştü

7 Haziran genel seçimleri öncesi YSK Şubat 2015’te Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Ocak 2015 tarihli verilere göre milletvekillerinin dağılımını açıkladı. Buna göre Bayburt’un 1 olan milletvekili sayısı 2’ye çıkarken, Muş’un 4 olan milletvekili sayısı ise 3’e indi.

Milletvekilleri dağılımına ilişkin hesaplamaya göre Bayburt’un nüfusu 80 bin 607’ye çıktığı, Muş’un nüfusu gerilediği için, Muş’un bir milletvekili, AKP’nin güçlü olduğu Bayburt’a geçmiş oldu.

 

YSK’nin milletvekili dağılımını ilan etmesinin ardından hem Bayburt hem de Muş’taki nüfus hareketliliğini inceleyen HDP, Bayburt’un nüfusunda Cumhurbaşkanlığı seçiminde esas alınan 2013 yılı verilerine oranla 7 Haziran öncesi büyük bir artış yaşandığını belirledi. Bayburt’un 2011 yılında 76 bin 724 olan nüfusu, 2012’de 75 bin 797’ye, 2013’te 75 bin 620’ye inerken, YSK’nin 7 Haziran dolayısıyla milletvekili dağılımı yaptığı 2014 yılında birden 80 bin 607’ye çıktı.

Buna göre kentteki nüfus artış hızı yaklaşık yüzde 7 oranıyla rekor düzeye geldi.

Nüfus artarken seçmen azaldı

Seçmen kütüklerinin kesinleştiği 8 Nisan 2015 tarihinde yayınlanan verilere göre Bayburt’un seçmen sayısı kentteki nüfus artışına karşın azalması dikkat çekti. HDP, yaklaşık 9 ay önce gerçekleşen Cumhurbaşkanı seçiminde Ocak 2014 tarihli TÜİK verilerine göre YSK tarafından açıklanan seçmen sayısı 54 bin 696 olurken, kentte 5 bin düzeyinde nüfus artışı yaşanmasına karşın 7 Haziran’da oy verecek seçmen sayısının 54 bin 177’ye gerilediği de belirledi. Bayburt’un nüfusunun yaklaşık yüzde 7 artmasına karşın oy verecek seçmen sayısının yaklaşık yüzde 1 oranında düşmesi kentin demografik yapısısında yaşanan çelişkiyi ortaya koydu.

 

Dün: Kırmızı Kitap tüyler ürpertici, kanunî geçerliliği yok Bugün: Yargı, Kırmızı Kitap’a göre karar verecek - Zaman

Almanya ve Belçika dönüşü uçakta gazetecilerin sorusu üzerine, yargı mensuplarına yönelik tutuklamaların devam edeceğini belirten Erdoğan, “Kırmızı Kitap’a girdikten sonra yargı mercilerinin de bakışı değişecek. Çünkü bu, milli güvenlikle ilgili bir durum.” demişti. Erdoğan’ın sözleri, mahkemelerin, evrensel hukuk kurallarına göre değil Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) göre kararlar alacağı anlamına geliyor. Kırmızı Kitap olarak anılan ‘Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ 12 Eylül ve 28 Şubat sürecinin sembolleri arasında. Bugünkü iktidar mensupları da yıllarca kendilerini MGK mağduru olarak tarif etti ve buradan mağduriyet devşirdi. AKP, kısa bir süre öncesine kadar MGK’yı ve Kırmızı Kitap’ı tel’in eden açıklamalar yapıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırmızı Kitap’ı ‘tüyler ürpertici’ diye niteliyor ve “Siyaset Belgesi’nin aslında kanunî geçerliliği yok, bir genelge. Bundan sonra asla ‘iç düşman’ diye bir şeye müsaade edemeyiz.” diyordu.

 

Türkiye, on yıllardır Kırmızı Kitap’a dayanarak ‘iç düşmanlar’ üretti. Bölücülük ve irtica, zaman zaman yer değiştirerek bir numaralı tehdit olarak algılandı. Son olarak 2010 yılındaki güncellemede ‘irtica’, Kırmızı Kitap’tan çıkarıldı. 5 yıl sonra, 29 Nisan 2015’teki MGK’da, ‘legal görünümlü illegal yapılanmalar’ adı altında tekrar Kırmızı Kitap’a girdi. Yandaş medya, burada ‘Hizmet Hareketi’nin kastedildiğini yazsa da Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, gerçeği ifşa etti. Aynı zamanda MGK üyesi olan Arınç, burada sadece Hizmet’in değil bütün cemaatlerin kastedildiğini açıkladı.

 

 

 

‘MGK karar mercii değildir, hükümete tavsiyede bulunabilir’

 

Oysa aynı Erdoğan, 31 Ocak 2010 tarihinde TRT’de yayınlanan Enine Boyuna programında bambaşka şeyler söylemişti. “2003 yılında başbakan olarak göreve başladığınızda Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ni gördünüz. Belgede, sizin de mensubu olduğunuz siyaset akımı ve şahsınızı içeren vatandaş kitlesi ‘iç düşman, tehdit’ olarak yorumlanabileceği şeklinde ifadeler vardı. Bunu görünce ne hissettiniz?” sorusu ile muhatap olan dönemin başbakanı Erdoğan, aynen şu ifadeleri kullandı: “Belgenin bütünü tüyler ürpertici tablo ortaya koyuyor. Özellikle 12 Eylül sürecinden sonraki yapılanma içerisinde çok farklı yaklaşımlar oldu. Bunlar sivil irade ile uyumlu yaklaşım tarzları değildi. Salı günü yaptığım konuşmada halkını dışlayan, halkını tehdit unsuru olarak görenlere yönelik ifadem var, onun çağ dışı olduğunu ifade eden bir yaklaşımım var. Siyaset Belgesi’nin aslında kanunî geçerliliği yok, bir genelge.” Kendileri göreve geldiğinde MGK’nın havasının çok farklı olduğunu da hatırlatan Erdoğan, AB sürecinde MGK’nın sivilleştirilmesi ve bir istişarî kurula dönüştürülmesi ile övünmüştü. “MGK, karar mercii değildir, bize tavsiyede bulunur. 2010 için atacağımız adımda da demokratik sürecin gereği neyse bunu yapacağız.” diyen Erdoğan, “Bundan sonra iç tehdit olmayacak diyebilir miyiz?” sorusuna da  “Asla. Böyle bir şeyi asla düşünemeyiz.” karşılığını vermişti.

 

Nitekim 2011 seçimlerinin ardından Meclis’te yeni anayasa yazımı için kurulan Uzlaşma Komisyonu’nda da bu yönde adımlar atılmıştı. Birçok konuda ters düşen 4 parti, MGK’nın Anayasa’dan çıkarılması hususunda uzlaşmıştı. Komisyonun mutabakata vardığı madde kapsamında MGK anayasal kurum olmaktan çıkarılıyordu. Kurul’un yasayla tamamen kaldırılabileceği ya da yapısı ve görev alanının değiştirileceği kaydedilmişti.

 

 

 

 

 

Yargı önünde hesap verecekler - Milliyet

 

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, TBMM Başkanvekili Meral Akşener hakkında gündeme getirilen kaset iddiasıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Çiçek, Akdeniz İçin Birlik Parlamenterler Asamblesi (AİBPA) Parlamento Başkanları Toplantısı nedeniyle yurtdışında bulunduğu sırada, bir televizyon kanalında Akşener hakkında ortaya atılan, “çirkin, asla kabul edilemez iftiradan” dolayı büyük üzüntü duyduğunu bildirdi. çiçek, “İnsan şeref ve haysiyetini ayaklar altına almayı amaçlayan, siyasetin ve siyasetçinin itibarını zedeleyen bu gibi iddia ve isnatta bulunanlar yargı önünde hesap verecekler ve ayrıca millet vicdanında mahkum olacaklardır” dedi.

 

 

Meral Akşener hakkındaki kaset iddiasına öfke büyüyor... Kısası 80 değnek - Hürriyet

 

MHP’li Meral Akşener, “Bir kadın için hiç de yakışmayacak kasetleri var” iddiasında bulunan Latif Erdoğan’a sert tepki göstererek, “İftiranın karşılığı, 80 adet değnek atmaktır” dedi. RTÜK kanala 13 bin TL para cezası verdi.

 

Akşener, kaset iddiasının sahibi için “Bu kişi Müslüman olduğunu söylüyor. Hukuki yoldan bir şey çıkmazsa bu kişiyle aramızda İslam hukuku dahil olacak. Müslüman bir kadın olarak kısas hakkım doğacak. İftiranın karşılığı, 80 adet değnek atmaktır” demişti.

 

MHP’de infiale yol açan iddiaya tepkiler şöyle:

Moralinizi bozmayın

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, önceki gün Meral Akşener’i arayarak moral verdi. Bahçeli, Akşener’e şunları söyledi: “Yolunuza devam edin. Sabırlı olun. Bu tür söylemleri kafanıza takmayın. Ciddiye almayın. Biz sizin yanınızdayız.”

 

İki veledi zina

MHP Milletvekili Lütfü Türkkan: Susarsam yüreğim kurusun. İki veledi zina, bir iffetli kadının namusuna dil uzatırken susanlar utansın. Meral Akşener için söylenenlere kayıtsız kalıp tepki göstermeyenler, yarın aynı şeyle eşiniz karşılaştığında sakın ola ki şikâyet etmeyin. Latif Erdoğan denen şerefsiz bu kadar alçalıyorsa, ona bir soru sormak farz oldu. Ali Erdoğan seni en son ne zaman kulübe çağırdı?”

 

Büyük tepki

MHP Kadın Kolları Başkanı Nevin Taşlıçay:

 

Hâlâ edebiyatını yaptığınız 28 Şubat’ta sizler eşlerinizin arkasına saklanırken, namlusu millete dönen tanklara göğüs geren Meral Akşener’e attığınız iftiralar iki cihanda alnınıza sürülmüş bir kara leke olmuştur. İnanın bu kadar aşağılıklaşacağınızı biz de düşünememiştik.

 

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman:

 

Kardeşimiz Meral Akşener Hanımefendi’ye aşağılık bir iftira atılmıştır. Bırakın Müslüman olmayı hiçbir vicdan sahibi insanın kabul edemeyeceği ölçüde şerefsizce iftira atanlar elbette ki bu kara lekeyi alınlarından silemeyecektir. Namusumuza uzanan eli kırmayı, dili koparmayı da bileceğimizi hiç kimse unutmamalıdır. AKP için bu yol ve yöntem yeni değildir.

Kabul edilemez

Cemil Çiçek (TBMM Başkanı):

 

Asla kabul edilemez iftiradan dolayı büyük üzüntü duydum. İnsan şerefini ayaklar altına almayı amaçlayan bu gibi isnatta bulunanlar yargı önünde hesap verecekler.

Yanındayız

Levent Gök (CHP Grup Başkanvekili): Meral Hanım hiç üzülmesin. O iftirayı yapan alçakların da kimliğini biliyoruz, Meral Hanım’ı da tanıyoruz. Meral Akşener’in, kendisine yapılan bu alçakça iftirada yanındayız. Bu alçaklar her zaman vardır, olmaya da devam edecektir.

 

Emine ve Sare Hanım sahip çıksın

Ahmet Taşgetiren (Star gazetesi): Meral Akşener, şu geçen 20 yıl içinde ortaya koyduğu şahsiyet numuneleri ile haysiyetini ispat etmiş bir simadır. Hem Emine Erdoğan’ın hem de Sare Davutoğlu’nun Meral Hanım’ın izzetine sahip çıkmasının doğru ve güzel olacağı kanaatimi belirtmek isterim.

 

Abdülkadir Selvi (Yeni Şafak gazetesi): Akşener 28 Şubat’ta dik duran kadındı, kaset yakıştırması yapanları lânetliyorum. O Türk siyasetinin yüz akıdır.

 

Nazlı Ilıcak (Bugün gazetesi): Meral Akşener, her dönem dik durmayı başarmıştır. Boşuna havuz medyasını ‘zift medyası’ diye adlandırmıyorlar. Herkes ‘saray soytarısı’ olmak zorunda mı?

 

Para cezası

RTÜK, Akşener’e yönelik, aHaber’deki ‘Gece Ajansı’ programında Cemil Barlas’ın, “Onun da kaseti mi var, nesi var, nasıl ele geçirdiler” sözü  ile Latif Erdoğan’ın, “O kaseti olan birisidir, esaret altındadır. Bir kadın için hiç de yakışmayacak kasetler var” sözlerini görüştü. Üst Kurul, “Yayınlar insan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, iftira niteliğinde ifadeler içeremez” maddesine aykırılık nedeniyle kanala 13 bin lira ceza verdi.

 

 

 

Güvenli odaya yedek anahtar - Vatan

 

Bern Büyükelçiliği’ndeki güvenlikli odaya yedek anahtar yaptırıldığını kabul eden YSK Başkanı Güven bu durumun seçim güvenliğini etkilemediğini söyledi.

 

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven, İsviçre’de oy pusulalarının saklandığı Bern Büyükelçiliği’ndeki güvenlikli oda için YSK tarafından izin verilmemesine rağmen yedek anahtar yaptırıldığını, ancak bunun seçim güvenliğini etkilemediğini söyledi.

 

Güven, “Kozmik Odada Anahtar Şoku” başlıklı haberlere konu olan olayla ilgili yazılı açıklama yaptı. Güven, haberlerde “yurtdışında kullanılan oyların saklandığı odanın üç farklı kişide olan anahtarının, kimsenin haberi olmadan yedeklerinin yaptırıldığı ortaya çıktı” denildiğini aktardı.

 

Yurtdışındaki seçim komisyonlarında misyon şefi veya kıdemlisi, temsilcilikte görevli bir kamu görevlisi ve Ak Parti, CHP ve MHP’li üyelerin görev yaptığını belirten Sadi Güven, YSK’nın genelgesi gereği, oy pusulalarının bulunduğu torbaların temsilciliklerde, komisyonun izni olmadan girip çıkılamayan, kapısında en üz üç farklı kilit yer alan odalarda muhafaza edildiğini vurguladı.

Odanın anahtarlarından birinin komisyon başkanında, diğerlerinin, ad çekme suretiyle belirlenen siyasi parti üyelerinde bulunduğunu aktaran Güven, komisyon başkanı ile üyenin, torbaların muhafaza edileceği yerde hazır bulunmak zorunda olduklarının da genelgeyle karar altında alındığını hatırlattı.

 

Dışişleri’ni uyardık

 

Söz konusu komisyonun 24 saat çalışma esasına göre görev yaptığını belirten Güven, şunları kaydetti: “Bern’de Yüksek Seçim Kurulu’nca izin verilmemesine rağmen güvenlikli odanın yedek anahtarının yapıldığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine diğer temsilciliklerimizde de aynı uygulamanın olma ihtimali göz önüne alınıp, yurtdışı temsilcilikler uyarılmıştır. Bern Büyükelçiliğimizdeki yedek anahtarın, ‘kimsenin haberi olmadan’ yaptırıldığı iddiası ise doğru değildir.”

Güven, açıklamasında, “söz konusu odanın kapısındaki kilitlere ait ikişer yedek anahtarın büyükelçilik mühürlü zarf içinde aynı odada muhafaza edildiğine” dair Ak Parti, CHP ve MHP’li üyelerin imzaladığı 31 Temmuz 2014 tarihli tutanağa da yer verdi. Güven, “Siyasi parti temsilcilerinin de olduğu komisyonun tuttuğu tutanakla genelgeye aykırı olarak mühürlü zarfa yedek anahtar konulmuşken, ‘kimsenin haberi olmadan yedeklerinin yaptırıldığı’ yönünde seçim güvenilirliğini sarsacak yanlış haber, emeği geçen milyonlarca insanın hakkına tecavüz oluşturacaktır” dedi.

 

Barışçıl gösteriye müdahale olmamalı - Milliyet

 

Sendika üyelerine yapılan polis müdahalesinin, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali olduğuna hükmeden AYM kararında, “Barışçıl gösteriye müdahale edilmemeli” denildi

 

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye’de sık sık büyük tartışmalara neden olan toplantı ve gösteri özgürlüğü konusunda çok önemli bir karar verdi.

4+4+4 eğitim sistemini protesto etmek için İzmir’den Ankara’ya yola çıkmak isteyen sendika üyelerine yapılan polis müdahalesinin, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali olduğuna hükmeden AYM kararında, bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasalara aykırı olarak düzenlenmesinin tek başına toplantı veya yürüyüşün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmayacağı vurgulandı.

Kararda, “Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kalabalıkların toplantı hakkını kullanırken devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin gereğidir” denildi.

İhlal kararı çıktı

Eğitim-Sen İzmir Şubesi üyeleri, “4+4+4” olarak bilinen eğitim sistemini protesto için İzmir’den Ankara’ya yola çıkmak istedi. Sendika üyeleri, “polis tarafından orantısız güç kullanılıp engellendikleri ve ertesi gün protesto için yaptıkları gösterilerde tekrar polis şiddetine maruz kaldıkları” gerekçesiyle AYM’ye başvurdu.

AYM, “öğretmenlerin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine” karar verdi. AYM, yaralanan öğretmenlerden Ali Rıza Özer’in Anayasa ile güvenceye alınan kötü muamele yasağının maddi ve usul yönünden ihlal edildiğine hükmetti.

Polis müdahalesi ‘eziyet’

Resmi gazete’de yayımlanan gerekçede, şu tespitler yapıldı:

“Ali Rıza Özer’in polise saldırdığının saptanamadığı, yaralarının burun kırığı ve işitme kaybı gibi ağır nitelikte olduğu gözetildiğinde asgari ağırlık eşiğinin aşıldığı anlaşılmıştır. Polisin müdahalesinin, başvurucuya fiziksel saldırı ve darp şeklinde meydana geldiği dikkate alındığında ‘eziyet’ olarak nitelendirilmesi mümkün görülmüştür.”

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun en temel değerleri arasında sayıldığı vurgulanan gerekçede şöyle denildi:

‘Amaç önemli değil’

“Toplantının veya gösteri yürüyüşünün hangi amaçla yapıldığının bir önemi yoktur. Devletin toplantı ve gösteri yürüyüşünün barış ve güven içinde yapılmasını temin etmek amacıyla uygun önlemleri alma görevi bulunmaktadır. Bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasadışı olması veya yasalara aykırı olarak düzenlenmesi de tek başına toplantı veya yürüyüşün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz. Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kalabalıkların toplantı hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin gereğidir.”

 

 

 

 

‘Sınırlama konulmaması gerekir’

 

Kararda başvurucuların Ankara’ya gitmelerinin engellenmesinin toplantı hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğinin açık olduğu vurgulandı. Gerekçede, şöyle denildi: “Başvurucuların, engellenmeleri üzerine oturma eylemi ve gösteri yürüyüşü yapmalarının polis tarafından dağıtılması da barışçıl toplanma hakkına müdahaledir. Başvurucuların içinde bulun

duğu grubun Valilik binası önünde basın açıklaması yapmasının engellenmesi de toplanma hakkına müdahale olarak değerlendirilmelidir. Devletin, barışçıl amaçlarla yapılan toplantı düzenleme ve toplantıya katılma özgürlüğünü korumakla kalmaması, ayrıca bu hakkın kullanımını engelleyen makul olmayan dolaylı sınırlamalar koymaması da gerekmektedir.”

 

 

 

Doğan Grubu'ndan AKP'li Süleyman Soylu'ya: İftira atmayı alışkanlık haline getirdi - T24

 

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Tarbzon milletvekili adayı Süleyman Soylu'nun Doğan Grup ve Aydın Doğan'la ilgili açıklamalarına dair karşı açıklama geldi. Soylu'nun dün akşam katıldığı bir televizyon programında, "Demokrat Parti Genel Başkanlığı'nı bırakacağım zaman, Doğan Grup benden partiyi Abdüllatif Şener'e teslim etmemi istedi" şeklindeki sözleriyle ilgili açıklama yapan Doğan Grubu Kurumsal İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahter Kutadgu, beyanların gerçek dışı olduğunu söyledi.

 

Soylu'nun Aydın Doğan'ı hedef alan gerçek dışı beyan ve iftiralarda bulunmayı bir alışkanlık haline getirdiğini belirten Kutadgu, "Bu iftiralarından dolayı açılan bir davada mahkeme Soylu'yu 20 bin TL tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Açılan diğer davalar devam etmektedir" ifadelerini kullandı.

 

Açıklamanın tam metni şöyle:

 

“AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon milletvekili adayı Süleyman Soylu, bir süredir Doğan Grubu Onursal Başkanı Sayın Aydın Doğan'ı hedef alan gerçek dışı beyan ve iftiralarda bulunmayı bir alışkanlık haline getirmiştir.

Bu iftiralarından dolayı açılan bir davada mahkeme Soylu'yu 20.000 TL tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Açılan diğer davalar devam etmektedir.

 

'Tamamen gerçekdışı ve siyasi rant devşirmeye yönelik bir iddia'

 

"Bu kez Soylu, 12 Mayıs akşamı Kanal A'da çıktığı bir programda yeniden Sayın Aydın Doğan'ın adını zikretmek suretiyle iftiralarına devam etmiş ve kendisinin yerine Demokrat Parti Başkanlığını Sayın Abdullatif Şener'e teslim etmesi yolunda Doğan Grubu'nun istekte bulunduğunu açıklamıştır. Tamamen gerçek dışı ve sansasyon yaratarak grubumuzun adı üzerinden siyasi rant devşirme amacına yönelik bu iddiayı esefle karşılıyor ve kınıyoruz.

 

"Milletimizin temsilcisi olmaya aday kişiler dürüst olmak ve iddialarını ispat etmekle mükelleftir. Seviyesiz ve çirkin iftiraların hesabı mutlaka yargı önünde sorulacaktır.

Ancak bundan önce, iktidar sorumluluğu taşıyan bir siyasi partimizin en üst yöneticilerinden birisi ve milletvekili adayı  olarak, oy istediği  Trabzon halkına bu iddialarını somut kanıtlarıyla ortaya koyması dürüstlüğün asgari gereğidir. Milletimizin temsilcisi olmaya aday kişilerden beklenen budur.

 

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız."

 

'Demirtaş, 'Aydın Doğan'ın evlatlığı'

 

Süleyman Soylu, dün Kanal A'da katıldığı programda, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'la ilgili açıklamalarda da bulunarak, Demirtaş için 'Aydın Doğan'ın evlatlığı' ifadesini kullanmıştı. HDP'nin barajı geçememesi durumunda, seçimin özeleştirisinin Demirtaş için diğer liderlere olduğundan çok daha ağır olacağını söyleyen Soylu, şu ifadeleri kullanmıştı:

 

"Zaten Demirtaş'ı kuranlarla, çözüm sürecini bitirmek isteyenler aynı emeli beslemektedirler. Benim, 'Demirtaş'ın mesajları dışarıdan ziyade parti içinedir' dememdeki neden de budur. Oradaki hesaplaşma, seçim sonrasında daha farklı olur. MHP ve CHP'de sadece genel başkan terkedişi olur. Ama seçimin özeleştirisi Demirtaş için çok daha ağır olacak. Bu çok net. Yani özellikle marksist bir yaklaşımı ortaya koyan bu anlayışın 'Aydın Doğan'ın evlatlığı'nı kabul etmesine, o düşünceyi uzun zamandan beri takip eden, onun üzerinden analiz geliştirmeye çalışan bir insan olarak bedelini ödettirirler. Kendi iç hesaplaşmalarında bedelini ağır ödettirirler. Buradan çıkması mümkün değildir. Türkiye için ne kadar önemli bir seçim ise, HDP için de önemli bir seçimdir bu seçim. Demirtaş bunun farkındadır ve çaresizlik içerisindedir. Hele son günlerdeki açıklamaları, dengesini kaybetmiş bir insanı barındırmaktadır. Her kapıdan süt toplamaya çalışmaktadır ki oradan başka bir şey çıkar.'

 

 

 

 

Liseli öğrencileri Duman konseri diye kandırıp AKP mitingine götürdüler! - T24

 

AKP Gençlik Kolları’nın Ankara'da düzenlediği etkinlikte salonu doldurmak için liseli öğrencilerin 'sizi Duman konserine götürüyoruz' diye kandırıldığı iddia edildi

 

Miting alanlarını doldurmak için valilere talimat yağdıran AKP’liler bu sefer de Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in de katıldığı AKP Gençlik Kolları’nın düzenlediği ‘Gençlik Buluşması’ etkinliğinde salonu doldurmak için öğrencileri kandırdı.

 

İleri Haber'de yer alan iddiaya göre, Ankara Yenimahalle Yahyalar Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi’nden yaklaşık 150 öğrenci etkinlikte Duman konseri olacağı yalanıyla kandırılıp otobüslerle etkinliğe götürüldü.

 

Konuya ilişkin bilgi veren Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi’nden bir öğrenci etkinliğe gidip de kandırıldığını anlayan ve geri dönmek isteyen öğrencilerin güvenlikler tarafından engellendiğini belirterek, okul müdürü ve müdür yardımcısının olaya göz yumduğunu söyledi.

 

 

 

Türkiye dün Soma’ydı - Hürriyet

 

FACİANIN yıldönümünde, ölen madencilerin ailelerinin de katılımıyla Soma’da yürüyüş düzenlendi. ‘Katil AKP’, ‘Hükümet istifa’ sloganları atıldı.

 

Baret takan madenci aileleri, üzerinde yakınlarının fotoğraflarının bulunduğu siyah tişörtler giydi. Yürüyüşün son bulduğu Beşyol Mevkii’ndeki Madenci Anıtı’na karanfiller bırakan grup 5 dakikalık oturma eylemi yaptı.

 

MADENDE ARBEDE

 

301 şehit madenciyi “maden ocağının girişine çiçek bırakarak” anmak isteyen DİSK, KESK heyetleri ve gazetecilerle, işletmede görev yapan özel güvenlik görevlileri arasında arbede yaşandı. İçeri alınmayan grup daha sonra Kaymakam Mehmet Bahattin Atçı’dan alınan izinle maden sahasına girdi. Gruptakiler olayın başladığı saat olan 15.15’te şehitler için karanfil bıraktı.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde seçim sohbetinde, “Bu hadiseden sonra hükümet olarak çok yoğun çalışmalar yaptık. İş sağlığı ve güvenliğinde zaten çok ciddi tedbirler almıştık. Buna ilave birtakım tedbirler de getirdik” dedi.

 

TEKVANDOYA ARA

 

Muğla’nın Marmaris ilçesinde düzenlenen Türkiye Yıldızlar Tekvando Şampiyonası’nda, Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği kazanın yıl dönümü nedeniyle saat 15.15’te maçlara ara verildi. Arada saygı duruşunda bulunulup dua okunması, ilçelerini temsilen 4 tekvandocu çocuğu duygulandırdı.

 

İstanbul Beyoğlu’nda DİSK, KESK, TMMOB veTürk Tabipleri Birliği öncülüğünde bini aşkın kişi, 301 madenci için anma yürüyüşü yaptı. Tünel’den Galatasaray’a yürüyen gruptakilerin  ellerinde göçükte hayatını kaybeden işçilerin isimlerinin yer aldığı dövizler, kafalarında da işçi baretleri vardı. Ankara’da da Olgunlar Sokak’ta bulunan Madenci Anıtı önünde toplanan bir grup, Soma için eylem yaptı. Grup Yüksel Caddesi’ne kadar yürüdü.

 

HER YER SOMA

 

Çanakkale, Eskişehir, Antalya, Balıkesir, Kocaeli, Giresun, Manisa, Sivas, Şanlıurfa, Kırklareli, Şırnak, Adıyaman, Gümüşhane, Kastamonu, Adana, Zonguldak, İzmir, Hakkari, Trabzon ve birçok kentte ve Soma şehitleri yürüyüşlerle anıldı. Almanya’da da Türkler Soma’da ölenleri unutmadı.

 

 

 

İlahiyat Fakültesi Dekanı'ndan şoke eden Soma yorumu: Uyuşturucu ticareti yaparlarken de ölebilirlerdi - Cumhuriyet

 

Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Güç, Soma'daki faciada ölen 301 madenciyle ilgili olarak ""Bu insanlarımız helal kazanç peşindeydi. Olaya buradan baktığımız açısından onlar için sevindirici bir durum. Bunlar uyuşturucu ticareti yaparlarken de bir çatışmaya girip ölebilirlerdi. Mafya hesaplaşmasında da ölebilirlerdi" dedi.

 

[Haber görseli]Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Güç, Soma'daki faicada 301 madencinin ölümünü 'Allah'ın taktiri' olarak nitelendirerek, "Bu insanlarımız helal kazanç peşindeydi. Olaya buradan baktığımız açısından onlar için sevindirici bir durum. Bunlar uyuşturucu ticareti yaparlarken de bir çatışmaya girip ölebilirlerdi. Mafya hesaplaşmasında da ölebilirlerdi. Eşlerini ve çocuklarını rızıklarını temin ederken, hayatlarını kaybettiler. Dolayısıyla Allah'tan rahmet diliyoruz. Onlar şehit olmuşlardır" dedi.

 

Soma'da yaşanan 301 kişinin yaşamını yitirdiği maden faciasının yıldönümü nedeniyle Manisa Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ), Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde anma töreni düzenledi. Törene, CBÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Muzaffer Tepekaya, Prof. Dr. Birol Kovancılar, fakülte dekanları, yüksekokul müdürleri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Anma töreni Soma maden faciasında hayatını kaybeden 301 madenci için Kuran- Kerim okunmasıyla başladı. Kuran-ı Kerim'in okunmasını ardından konuşan CBÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Güç, Soma faciasını maden işçileri açısından ve geride kalan aileleri açısından olmak üzere iki ayrı açıdan değerlendirdi.

 

'MAFYA HESAPLAŞMASINDA DA ÖLEBİLİRLERDİ'

 

Prof. Dr. Güç, Soma faciasının ilahi boyutu olduğuna dikkati çekip, şöyle konuştu: "Olaya rahmetli olanlar açısından baktığımız zaman meselenin ilahi ve takdir boyutu var. Bunu görmemiz gerekiyor. Kuran-ı Kerim'de ölümle ilgili ayetlerimizde 'Hiç kimse nerede öleceğini bilmez' deniliyor. Allah'ın bir takdiridir. Başka bir ayette ise, 'Bu dünyaya gelen herkes eninde sonunda ölümü tadacak' deniyor. Dolayısı ile ölüm Allah'ın bir takdiridir. Kimin ne şekilde nasıl öleceğini sadece Allah biliyor. İlahi kader çerçevesinde o arkadaşlarımızın orada vefatı takdir görülmüş. Bu teslimiyet ve kabullenmek gerekiyor. Buradan farklı bir sonuç ta çıkarabiliriz. Bu arkadaşlarımız daha farklı bir şekilde de ölebilirlerdi. Nitekim bu insanlar Peygamber efendimizin ifadesi ile en helal kazanç olan alın terleriyle kendilerinin, eşlerinin çocuklarının rızkını temin etmek sureti ile kazanabilecekleri işi seçmişlerdir. Olaya buradan baktığımız zaman bu insanlarımız helal kazanç peşindeydi. Olaya buradan baktığımız açısından onlar için sevindirici bir durum. Bunlar uyuşturucu ticareti yaparken bir çatışmaya girip de ölebilirlerdi. Mafya hesaplaşmasında da ölebilirlerdi. Daha acı olaylara da şahit oluyoruz. Trafik kazalarında çok acı hayatını kaybedenler var. Yanarak hayatını kaybedenler var. Suda boğulanlar var. Buradan kendi adımıza sonuç çıkaracak olursak. Bu hayat insanın başına beklenmedik olaylarda gelebiliyor. Biz de böyle bir hadise ile karşılaşabiliriz. Bizi aşan bir durum. İlahi takdir. Burada yapılacak olan teslimiyettir. Bu insanlar en azından eşlerini ve çocuklarını rızıklarını temin ederken, hayatlarını kaybettiler. Dolayısıyla Allah'tan rahmet diliyoruz. Onlar şehit olmuşlardır. Şehitlik mertebesi ise önemli bir mertebedir."

 

'EN KISA SÜREDE O ACIYI ATMAK GEREKİR'

 

Prof. Dr. Güç, Soma maden faciasında ölen 301 madencisini ailelerine ve yakınlarına sabır da dileyip, "Mümkün olduğu mertebe en kısa sürede o acıyı atmak gerekir. Ölenle ölünmez. Böyle bir hadise başımıza geldiğinde kötüye yorumlayarak olumsuz sonuç çıkarırsak kendi hayatımızı da zehir etmiş oluruz. Meselenin imtihan boyutu vardır. Bu hayat başlı başına bir imtihandır. Hayata atıldığınızda imtihan başlıyor. Hepimiz her gün bir şekilde imtihan oluyoruz. Canlardan eksildiği zamanda bir imtihan olunuyor. Başımıza gelen veya gelebilecek bir felaketi hayra yormamız gerekir. Vefat eden madencilerimin geride kalan ailelerine ve yakınlarına sabırlar ve metanet diliyorum" diye konuştu.

 

Anma programı, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin sunduğu Soma'da yaşanan acıyı anlatan bir gösteri ile sona erdi.

 

 

Emekçinin yarısı iş güvencesi yoksunu - Cumhuriyet

 

13 milyon civarındaki sigortalı işçinin yüzde 51’i iş güvencesi kapsamı dışındaki işyerlerinde çalışıyor.

 

İşin aslanını ağzında olduğu Türkiye’de iş güvencesine sahip olmak da iş sahibi olmak kadar zor. Çünkü, 2003 yılında kabul edilen 4857 sayılı İş Kanununun 18. Maddesi, iş güvencesinin uygulama alanını otuz ve daha fazla işçi çalıştırılan iş yerleri için sağlamıştı.

 

Zamanında büyük tartışma yaratan ve dönemin Türk İş başkanını daha sonra istifasına yol açan süreçte, söz konusu madde tasarlanırken işverenin baskısı ile iş güvencesi kapsamının daraltılması konusunda işverenle gizli mutabakat sağlanmış, gelinen noktanın işçi için ne kadar can alıcı olduğu gözardı edilmişti.

 

Keyfi işten atmaları önlemek ve işten atılmanın haklığının kanıtlanmasını işverene yükleyen maddenin uygulunma alanının hangi boyutlara vardığı Türk Metal Sendikası Araştırma bölümü tarafından ortaya konuldu.

 

İşyerleri küçültüldü

 

İş güvencesini sağlaması beklenen yasanın yapılan değişkille tam tersine çalışını güvencesizliğe açık hale getirdiği görüldü.

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın her yıl düzenli yayınladığı Çalışma Hayatı İstatistikleri verilerine göre işyeri ve zorunlu sigortalı sayılarının, işyerinde çalışan sigortalı gruplarına göre dağılımı tablosu ülkemizde çalışma hayatına dair önemli bulgular ortaya koydu.

 

2001’den 2013’e kadar 30 kişiden az sigortalı çalıştıran iş yeri sayısı, toplam işyeri sayılarının yüzde 96 ila yüzde 95’ini kapsarken bu işyerlerinde çalışan sigortalı çalışanlar toplam çalı şan sayısının yüzde 47 ila yüzde 51’ini oluşturur hale geldi.

 

Bu verilere göre ülkedeki toplam işyeri sayısının yüzde 95,2’sini oluşturan işyerleri otuz kişiden daha az sigortalı çalıştırmakta ve bu işyerlerinde çalışan sigortalı çalışanlar toplam çalışan sayısının yüzde 51,18’ini oluşturuyor.

 

 

 

 

 

Türkiye’de yapboza dönen eğitimin kalitesi 76 ülke arasında 41’inci sırada - Diken.com

 

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) hazırladığı ‘küresel eğitim araştırması‘na göre, Türkiye, eğitim kalitesinde 76 ülkelik listede 41’inci sırada.

 

 

76 ülkede 15 yaşındaki öğrencilerin matematik ve fen bilimlerinden aldığı sınav sonuçlarının karşılaştırılarak hazırlanan listenin ilk beş sırasında Singapur, Hong Kong, Güney Kore, Japonya ve Tayvan yer alıyor.

 

Almanya’nın 13, İngiltere 20, ABD’ninse 28’inci sırada olduğu listede Türkiye 41’inci sırada. Listenin son beş sırasındaysa Umman, Fas, Honduras, Güney Afrika ve Gana var.

 

Gelecek hafta Güney Kore’de düzenlenecek ‘Dünya Eğitim Forumu‘nda açıklanacak araştırma sonuçlarını BBC’ye değerlendiren OECD Eğitim Direktörü Schleischer, amaçlarının ‘zengin ve yoksul ülkelere kendilerini dünyanın eğitim liderleriyle kıyaslama fırsatı vermek, zayıflıklarını ve güçlü yanlarını görmelerini sağlamak ve eğitimde kaliteyi arttırmanın uzun vadeli ekonomik yararlarını göstermek‘ olduğunu söyledi.

 

Türkiye’nin GSYH’sı yüzde 400 büyüyebilir

 

Schleischer, raporda yer verilen “Kötü eğitim politikaları ve uygulamaları çok sayıda ülkeyi sürekli bir ekonomik durgunluğa sokuyor” değerlendirmesine ilişkin olarak ‘eğitimi geliştirerek elde edilecek ekonomik yararların çok büyük boyutlarda olduğunu‘ söylüyor.

 

Buna göre, listenin son sırasında yer alan Gana, 15 yaşındaki gençlerin temel kabiliyetlerini geliştirmeyi başarırsa  ülkenin ‘gayrisafi yurtiçi hasıla‘sını (GSYH) bu gençlerin yaşadığı dönemde 38 kat artabilir. Aynı şartlar altında Türkiye için bu oran yüzde 400’e yakın.

 

 

Dünye Eğitim Forumu’nun önemi ne?

 

UNESCO’nun Herkes İçin Eğitim projesi kapsamında 2000 yılında düzenlenen Dünya Eğitim Forumu’nda alınan bir kararlar ‘2015 Hedefleri‘ belirlenmişti.

 

Anlaşmayı imzalayan 164 ülke 2015 yılına kadar, dezavantajlı çocukların okul öncesi eğitimlerine destek verilmesi ve kız çocuklarının eğitim imkanlarının iyileştirilmesinin de aralarında olduğu bir dizi konuda adımlar atılacağını taahhüt etmişti. Ancak dünya genelindeki ülkelerin sadece üçte birinde  projesi kapsamında amaçlanan noktaya ulaşılabildi.

 

Bu nedenle de Güney Kore’de düzenlenecek Dünya Eğitim Forumu’nda gelecek 15 yıl için hedeflerine belirleyecek. Ancak bu hedeflerin hayata geçirilebilmesi içinse 22 milyar dolara ihtiyaç duyduğunu açıkladı.

 

 

 

Ve Deniz Feneri de sıfırlandı… - Taraf

 

Almanya’daki “Deniz Feneri E.V” ile bağlantılı olarak İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava karara bağlandı.

Mahkeme, 20 sanıktan hiçbirine ceza vermedi. Bazı sanıklar için “Beraat” bazı sanıklar için de “Davanın düşürülmesi” kararları verildi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Zahid Akman (sağda) ve Zekeriya Karaman’ın (solda) da aralarında bulunduğu 20 şüpheli hakkında hazırladığı iddianamede, “özel belgede sahtecilik”, “kamu görevlisinin sahtecilik suçuna iştiraki” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlamaları yöneltilmiş, 25 şüpheli hakkında ise “ek takipsizlik kararı” verilmişti.

İddianameyi kabul eden Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, dosyayı esastan değerlendirmeye almıştı. Suçlama konusu eylemlere ilişkin yargılama yerinin İstanbul olduğuna kanaat getiren mahkeme, “yetkisizlik” kararı ile dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetmişti.

Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “yetkisizlik” kararını yerinde gören İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi davanın kendi mahkemelerinde görülmesini karara bağlamıştı.

 

 

 

 

 

TSK’da paralel soruşturması - Milliyet

 

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Gülen cemaatinin Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki örgütlenme girişimi konusunda, “Binin üzerinde kişiyle ilgili olarak ihbar gelmiştir. Bu ihbarlarla ilgili, hem idari hem de Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından soruşturmalar başlatılmıştır” dedi. Yılmaz, dün Anadolu Ajansı Editör Masası’nda soruları yanıtladı.

 

‘73’ü göreve döndü’

Yılmaz, Balyoz ve Ergenekon davalarında cezaları bozulan muvazzaf subaylardan kaçının göreve döndüğü ve YAŞ’ta terfi alacağına ilişkin, “Balyoz ve Ergenekon davalarında 73 subayımız göreve döndü. 46’sı albay rütbesindedir ve Yüksek Askeri Şura’da terfi derecelendirilmesine gidecektir. Dolayısıyla, o terfide Yüksek Askeri Şura üyeleri kendilerine, diğer aynı yaşta tertiplerine bakarak da en iyi liyakat ve ehliyeti dikkate alarak bir değerlendirme yapacaktır” dedi.

 

“Kozmik odada yapılan aramalarda ele geçen gizli bilgilerin farklı amaçlarla kullanıldığı, başka ülkelere sızdırıldığı yönünde iddialar”la ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirten Yılmaz, Dışişleri Bakanlığı’nda Suriye ile ilgili yapılan gizli toplantının da dışarı sızdırıldığını hatırlatarak “Böyle baktığınızda adeta bir karşı istihbarat örgütü görüntüsü veriyor. İncelemeler devam ediyor, inşallah gereği yapılır” diye konuştu.

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin’in, Türkiye’nin Suriye’ye gireceği iddiası konusunda, “Muhtemelen, Sayın Başbakan, Süleyman Şah Türbesi’ni ziyaret edecek,  oradaki silahlı kuvvetler mensuplarına, ‘hazırlıklı olun’ demişlerdir. Oraya Başbakan, bakanlar geliyor. Muhtemelen bu bilgi ona gitmiştir, o da ‘Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’ye girecek’ şeklinde yansıtmıştır” dedi.

‘Kobani düşerdi’

Mesud Barzani’nin ABD ziyaretinde, “Türkiye olmasaydı Kobani düşerdi” yönündeki açıklamasının anımsatılması üzerine Yılmaz, “Türkiye olmasaydı hiç şüpheniz olmasın Kobani düşerdi.”

 

 

Türkiye'de artış gösteren genç işsizlik rakamları alarm veriyor - Bugün

 

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Yağız Eyüboğlu, “Türkiye'de bugün, sokakta gördüğünüz her 5 gençten biri işsiz” dedi. Eyüboğlu, işsizliğin önlenmesi için işbaşı eğitimlerinin de önemli olduğunu belirtti.

 

Küresel İşbaşında Eğitim Ağı (GAN) Türkiye ile İşkur “İşbaşı Eğitim Programı” başlatıldı. Bu kapsamda, GAN Türkiye adına Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ile İşkur, işverenlerin ihtiyaçlarına uygun işgücü yetiştirilmesi için birlikte çalışacak.

75,1 milyon genç işsiz

Küresel kriz sonrası bütün çabalara rağmen, genç işsiz sayısının bu yıl dünya çapında 75,1 milyona yükselmesinin beklendiğini hatırlatan TİSK BaşkanıYağız Eyüboğlu, “Genç işsizlik oranı Türkiye’de de yüzde 20’ye ulaştı. Bu oran Fransa, İspanya gibi ülkelerden daha düşük ama genç işsizlik Türkiye’de kırmızı alarm veriyor. Bugün sokakta gördüğünüz her 5 gençten biri işsiz” dedi.

Kazan-kazan projesi

Bu noktada programın önemli katkı vereceğini vurgulayan Eyüboğlu, şöyle devam etti: “Bu işsizliğin önemli nedenlerinden biri gençlerin becerilerinin işverenlerin beklentileriyle örtüşmemesi. İşbaşı eğitimle bunu aşmak istiyoruz. GAN Türkiye üyesi şirketlerde halen 6 bin genç eğitiliyor. Bu program sonrası eğitilen genç sayısının bunun birkaç katına ulaşmasını bekliyoruz."

Primler devletten

İşkur Genel Müdürü Nusret Yazıcı, işbaşı eğitimine katılanların Genel Sağlık Sigortası ile İş Kazası ve Meslek Hastalığı primlerinin kendileri tarafından ödeneceğini söyledi. Yazıcı, “Uyguladığımız işbaşı eğitim programından geçen yıl 60 bin kişi yararlandı. Bu kişilerin istihdam edilme oranı da yüzde 70’leri buldu” bilgisini verdi.

Güvenlik kültürü okulda başlamalı

Soma faciasının birinci yılı kapsamında, iş güvenliğiyle ilgili soruları yanıtlayan TİSK Baş-kanı Eyüboğlu, Türkiye'de güvenlik kültürünün çok eksik olduğunu ifade ederek bunun ortaokuldan itibaren verilmesini istedi. Eyüb-oğlu, "Çünkü tepki yasaları sorunları tek başına çözmüyor. Ortaya çıkan olaylarda ise suçluların bulunup cezalandırması önemli" dedi.

 

AB’den kotayla göçmen - Milliyet

Avrupa’ya Akdeniz üzerinden ulaşmaya çalışan çok sayıda mültecinin hayatını kaybetmesi üzerine geçen ay bazı kararlar alan Avrupa Birliği Komisyonu, dün de kapsamlı bir paket açıkladı.

Komisyonun planına göre, üye ülkeler dört ana kriter üzerinden yapılan hesaplama temelinde 20 bin mülteciyi aralarında paylaşacak. Kriterler nüfus, gayrisafi milli hasıla, işsizlik düzeyi ve sığınma başvuru sayısı olarak belirlendi.

Bu kriterler ışığında en fazla mülteciyi Almanya, Fransa ve İtalya kabul edecek. İngiltere ve İrlanda bu uygulamaya isterlerse katılacak. Danimarka ise kazanılmış hakkı bulunması nedeniyle mülteci kabul etmek zorunda olmayacak.

ASKERİ OPERASYON

Göçü ticaret unsuru haline getiren şebekelere yönelik askeri operasyon opsiyonu da komisyonun planında yer alırken bu konuda detaylı ilk kararın pazartesi günü AB dışişleri ve savunma bakanları tarafından alınması öngörülüyor.

AB Komisyonu, üçüncü ülkelerle göç konusunda işbirliğini de artırmayı planlıyor. Bu çerçevede Mısır, Cezayir, Fas, Tunus, Nijer, Senegal, Sudan, Pakistan, Lübnan ve Ürdün’ün yanı sıra Türkiye’ye de AB tarafında göç konusunda irtibat memuru gönderilecek.

 

NATO’da IŞİD’e karşı seçenekler gündemde - Milliyet

Genel Sekreter Stoltenberg, NATO’nun IŞİD’le savaşta daha fazla ne yapabileceğinin görüşüldüğünü söyledi. Başbakan Davutoğlu, işbirliği çağrısı yaparak ‘Askeri, ekonomik ve insani boyutları olan plana ihtiyaç var’ dedi

NATO Dışişleri Bakanları Zirvesi, dün Afganistan, Suriye ve Ukrayna Gündem maddeleri ile Antalya’da başladı. Çoğunlukla Brüksel’de düzenlenen iki günlük zirve, Türkiye’nin daveti üzerine Antalya Susesi Otel’de gerçekleşiyor.

Dün başlayan zirveye 28 müttefik ülke dışişleri bakanlarının yanı sıra Afganistan ve Kararlı Destek Misyonu (RSM) ortağı ülkeler Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bosna Hersek, Ermenistan, Finlandiya, Gürcistan, İrlanda, İsveç, Karadağ, Makedonya, Moğolistan, Ukrayna, Yeni Zelanda, Güney Kore, Japonya ve Ürdün’ün temsilcileri; Avrupa Birliği temsilcileri ile BM Genel Sekreteri’nin Afganistan özel temsilci yardımcısı katıldı.

6.5 milyar dolar

Görüşmeler öncesinde düzenlediği basın toplantısında NATO Genel Sekreteri Jen Stoltenberg, ittifakın IŞİD’le savaşta daha fazla ne yapabileceğinin tartışılacağını söyledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da önceki akşam yaptığı basın toplantısında, NATO üyelerine IŞİD tehdidine karşı kararlı şekilde eyleme geçilmesi çağrısı yapmıştı. Açılış konuşmasını yapan Başbakan Ahmet Davutoğlu da IŞİD konusunda işbirliği çağrısında bulundu. Suriye’de 12 milyon kişinin vatansız kaldığını belirten Davutoğlu, “Türkiye’de 2 milyondan fazla Suriyeli var. Harcamalarımız 6.5 milyar dolara varmıştır. Bütün uluslararası topluluğun harcamaları 356 milyon dolar seviyesinde kalmıştır. DAİŞ’in (IŞİD) kontrolü altındaki topraklara sınır olan tek ülke Türkiye’ye ulusal güvenlik tehdidi vardır. Uluslararası topluluk işbirliği ve işgüdümü yürütmelidir. Askeri, ekonomik ve insani boyutları olan bir plana ihtiyaç vardır. Terörün dini yoktur. İslamı, terörle bağdaştırmak isteyenlere karşı çıkmalıyız. İşbirliği çok önemlidir. NATO işbirlikleri sayesinde tehditlere karşı olumlu adımlar atılabilmeli, birlikte işbirliği yürütmeliyiz. Rekabetçi olmayan görüşmeler yürütülmelidir. Ancak bu şekilde kurumlarımız arasında tam bir eşitlik sağlanabilir” dedi.

Kerry ile 45 dakika

“NATO aracılığıyla Afganistan’a destek vermeye devam edeceğiz” diyen Davutoğlu, “Biz Kabil Uluslararası Havalimanı’nın sorumluluğunu üstlenmek, aynı zamanda Kararlı Destek Misyonu’na Kabil bölgesinde yardıma devam etmekteyiz. Afganistan’ın güvenliğinin sağlanmasında 60 bin dolarlık desteğimiz oldu. Ukrayna’ya da desteklerimizi sunmaktayız. Kırım’ın ilhakı söz konusu olamaz” şeklinde konuştu. Başbakan, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile 45 dakika, Stoltenberg ile de 20 dakika süren görüşmeler yaptı.

Görüşmenin önemli gündem maddelerinden biri de Ukrayna’ydı. Stoltenberg Rusya’ya da Ukrayna’daki ayrılıkçılara destek vermeyi bırakması, Ukrayna’nın doğusundaki tüm kuvvetlerini çekmesi ve Minsk ateşkes anlaşmasına saygı duyma çağrısı yaptı. Rusya’daki ziyaretinin ardından Antalya’ya giden John Kerry de, Rusya ve ayrılıkçıların, Minsk Anlaşması’nı yerine getirerek Ukrayna’da savaşı bitirmeleri için kritik bir aşamaya gelindiğini belirtti.

NATO, bir yıldan uzun bir süredir güney sınırındaki IŞİD tehdidinden ziyade, doğu sınırındaki Ukrayna krizine odaklanmış durumda. NATO, IŞİD’e karşı savaşa dahil olmasa da 28 üyesinin tamamı ABD önderliğindeki koalisyonda yer alıyor.

Stoltenberg daha önce NATO’nun Suriye’de IŞİD’e karşı mücadeleye dahil olmayacağını belirtmiş, NATO’nun uçuşa yasak bölge gibi planların içinde olmayacağını vurgulamıştı.

Afganistan’a sivil misyon

NATO Genel Sekreteri Jen Stoltenberg, Afganistan’daki NATO Kararlı Destek Misyonu’nun sona ermesinden sonra da bu ülkede NATO varlığı bulundurmak konusunda Afganistan ile anlaştıklarını açıkladı. Afganistan’da bulundurulacak NATO varlığına daha önceki misyon ve operasyonlardan farklı olarak sivillerin liderlik edeceğini duyuran Stoltenberg, varlığın dar kapsamlı olacağını, askeri unsurları da içereceğini açıkladı. Stoltenberg, NATO’nun sivil ve askeri yetkililerini sonbahardan itibaren hayata  geçirilecek plan için görevlendirdiklerini söyledi. Afganistan güvenlik güçlerini, kendi kendine yeter hale getirmek için eğitim ve danışmanlık sağlayacaklarını ifade etti.

 

Esad’ın yargılanması için kanıtlar hazır - Milliyet

İngiliz Guardian gazetesi, son üç yıldır Suriye’den önemli belgelerin kaçırıldığını yazdı

Devlet Başkanı Beşar Esad ve rejimin üst düzey 24 ismi; savaş suçu işlendiğini ortaya koyan belgelerle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanabilir. Britanya, ABD, AB, Almanya, İsviçre, Norveç, Kanada ve Danimarka’nın finanse ettiği Uluslararası Adalet ve Hesap Verilebilirlik Komisyonu (CIJA) belgeleri 50’ye yakın Suriyeli araştırmacıyla birlikte topladı. Suriyeli soruşturmacılardan biri öldürüldü, bir diğeri ağır yaralandı, bazıları gözaltına alındı, işkence gördü. Çalışmada 2011’de patlak veren ayaklanmaların şiddetle bastırılmasına yönelik talimatlara odaklanıldı. Komisyon, IŞİD gibi Radikal İslamcıların işlediği savaş suçlarını da ele aldı.

 

İspanya Senatosu, Ermeni iddialarını savunan önergeyi reddetti - Hürriyet

İspanya Senatosu, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını savunan bir önergeyi bugün görüşüp, yapılan oylama sonucunda reddetti.

Katalonya bölgesinde faaliyet gösteren Entesa adlı siyasi grubun 4 Mayıs'ta sunduğu önerge, bugün Senato'da yapılan oylamada 130 "hayır", 68 "çekimser" ve 14 "evet" oyla reddedildi.

İspanya'da iktidarda olan Halk Partisi (PP), oylamada önergeye "hayır"  oyu kullanan tek siyasi parti olurken,  ana muhalefetteki Sosyalist İşçi Partisi  (PSOE) ile Katalonya Yönelim ve Birlik Koalisyonu (CiU), Kanarya Koalisyonu, Asturias Forumu ve Navarra Halk Birliği partileri "çekimser" oy kullandı  

İspanyol hükümetine tavsiye niteliği taşıyan önergeye desteği ise Entesa ile Bask Milliyetçi Partisi, Birleşik Sol, Katalonya Cumhuriyetçi Solu ve Amaiur (bağımsızlık yanlısı Bask partisi) verdi.    

Bu arada Senato'da yapılan görüşme sırasında söz alan PP'den Senatör Jose Maria Chiquillo, "Biz parlamento olarak kendimizi tarihçilerin veya mahkemenin yerine koyamayız. Sizler, bu soykırımı 22 ülkenin tanıdığını savunuyorsunuz. Ben de size 168 ülke tanımadı. Buna ne cevap verirsiniz? diyorum" şeklinde konuştu.   

Chiquillo, İspanya olarak yapabileceklerinin Türkiye ve Ermenistan arasında "karşılıklı diyalog ve anlayışa destek vermek olduğunu" belirterek, "Soykırım öyle kolay ağza alınacak bir kelime değildir. Tarihi ve hukuki bir meseledir" ifadelerini kullandı.  

Öte yandan Türkiye'nin Madrid Büyükelçisi Ömer Önhon da yaptığı değerlendirmede "İspanya'nın bu konuya önyargısız yaklaşması önemlidir. Umarım diğer AB ülkelerine de bir örnek olur" dedi.

     

Kolombiya: Farc'tan 'barış görüşmelerine ELN de dahil edilsin' çağrısı - BBC

Kolombiya'da isyancı Kolombiya Silahlı Devrim Güçleri (Farc),hükümete barış görüşmelerine ülkenin ikinci büyük isyancı grubu Ulusal Kurtuluş Ordusu'nu da (ELN) dâhil etmesi çağrısında bulundu.

Kolombiya'da isyancı Kolombiya Silahlı Devrim Güçleri (Farc), hükümete barış görüşmelerine ülkenin ikinci büyük isyancı grubu Ulusal Kurtuluş Ordusu'nu da (ELN) dâhil etmesi çağrısında bulundu.

'Timoçenko' adıyla bilinen Farc lideri, taleplerinde ısrarcı olduklarını belirtti. Timoçenko, Farc internet sitesinde yayımlanan mesajında "Devrimci hareket olarak, ELN'nin barış görüşmelerine katılması yalnızca bizim için değil, hükümet ve Kolombiya halkı için de önemli ve gerekli. Bu bir hak ve gerçekleştirilmesi mümkün olan bir şeydir."

Fakat Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos'un barış sürecini eleştirenler, Farc'ın ELN'yi görüşmelere dâhil etmeye çalışarak oyalama taktikleri uyguladığını ve grubun askeri çatışmadan vazgeçmek istemediğini söylüyor.

'FARC'IN SALDIRISI ATEŞKESİ BOZDU'

Devlet Başkanı Santos, Pazartesi günkü açıklamasında FARC ve ELN liderleri arasında bir toplantı ayarladığını ifade etti. Bogota'daki Birleşmiş Milletler temsilciliği bu adımı memnuniyetle karşıladı.

Hükümet, ELN ile bir yıldan uzun bir süredir gizli müzakereler yürütüyordu.

Kolombiya hükümeti ve Farc arasında Havana'da yapılan barış görüşmeleri de yaklaşık 2 yıldır devam ediyor.

Siyasi çözüm arayışı

ELN'nin 'Gabino' adıyla bilinen lideri, hareketin resmi barış müzakerelerine katılması için görüşülmesi gereken az sayıda madde olduğunu belirtti ve "Gündemle ilgili yüzde 80 oranında anlaştık ve yüzde 20'nin ise hala resmen masaya yatırılması gerekiyor" dedi.

Çatışmalara barışçıl bir çözüm bulunmasının, üyelere af tanınması anlamına mı, yoksa savaş suçlarından hapis cezası almaları anlamına mı geldiği sorusu, Farc ve ELN için en çok zorluk çıkaran noktalardan biri.

Reuters haber ajansına konuşan ELN lideri Gabino, "Çatışmaya siyasi bir çözüm arayışımızın beledini hapis cezasıyla ödememiz gerektiğini düşünmek çok anlamsız" dedi.

Küba Devrimi'nin etkisiyle 1964 yılında kurulan ELN, Kolombiya silahlı güçlerine karşı ormanlardaki üslerini kullanıyor. ELN'nin yaklaşık 2000 üyesi olduğu tahmin ediliyor.

Havana'da yürütülen barış görüşmelerinin sonuncusu 8 Mayıs'ta gerçekleşti. Farc'ın, paramiliter grupların dağıtılması çağrısı yaptığı son görüşmelerde, aylardır tartışılan mağdurlara tazminat ödenmesi konusunda ise fikir birliği çıkmadı.

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): 14  MAYIS  2015  BASIN  BULTENLERI    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.