8 MAYIS 2015 BASIN BÜLTENLERİ
Basın Bültenleri / 09 Mayıs 2015 Cumartesi Saat 01:49
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
8 Mayıs 2015 Tarihli Basın Bültenlerinden Derlenen Haberler...

Cizirê kantonunda 9 köy özgürleştirilirken, 33 çete öldürüldü

ANF-YPG / YPJ güçleri Cizirê Kantonun'da çetelere yönelik operasyon düzenledi. Operasyon sonucunda 9 köy ve 4 mezra özgürleştirilirken, en az 33 çede üyesi de öldürüldü.

YPG / YPJ güçlerinden DAİŞ çetelerinin Cizirê Kantonu’nun batı sınırındaki tehditti bertaraf etmek amacıyla dün gece bir operasyon düzenlendi. Operasyon başarılı bir şekilde devam ederken, bu alanda 9 köy ve 4 mezra çetelerden temizlenerek özgürleştirildi.

Yazılı bir açıklama yapan YPG Basın Merkezi DAİŞ çetelerinin Cizirê Kantonu’nun batı sınırlarındaki tehdidini bertaraf etmek amacıyla dün gece bir operasyon düzenlendiğini belirtti.

“Serêkaniyê'nin 25 km güneyi ve Til Temir'in 30 km batısında bulunan alanda düzenlenen operasyon başarılı bir şekilde devam etmektedir. Çete gruplarının bu bölgedeki saldırılarını örgütledikleri bu alanda güçlerimiz 9 köyü ve 4 mezrayı çetelerden temizleyerek özgürleştirmiştir. Güçlerimizin dün gece çetelerin elinde bulunan El Malha, Dîşo, Sirac, Hela, Bihema, Effun, Qeşqa, Gişat ve Rezaza köyleri, Rezaza tepesi ve aynı bölgede yer alan 4 mezrayı ele geçirmiştir” diyen YPG Basın Merkezi, bu operasyon sırasında YPG / YPJ güçlerinin çetelere ait biri 12,5 milimetrelik doçka monteli araç olmak üzere 2 aracı imha ettiğini de duyurdu. Yaşanan çatışmalarda 33 çete üyesinin öldürüldüğünün tespit edildiğini de belirten YPG Basın Merkezi, “Güçlerimiz çetelere ait 5 cenaze ele geçirmiştir” dedi. Alandaki operasyonun hala devam ettiği bilgisini de YPG Basın Merkezi paylaştı.

KOBANÊ DİRENİŞİ 234’ÜNCÜ GÜNÜNDE

Kobanê direnişinin 234’üncü gününde devam ettiğini de belirten YPG Merkezi açıklamasında şunlara yer verdi: “Dün gece Kobanê'nin doğusunda DAİŞ çeteleriyle güçlerimiz arasında bir çatışma yaşanmıştır. DAİŞ çetelerinin saldırısı ardından başlayan çatışmalarda çetelere önemli darbeler vurulmuştur. Çete saldırılarını püskürten güçlerimiz alanda saldırı düzenleyen çetelere yönelik bir operasyon düzenlemiştir. Bu operasyon sonucunda güçlerimiz çetelerin elinde bulunan aşağı ve yukarı Rêkasa, Kortik, Horik ile aşağı ve yukarı Xirabê Zer köylerini çetelerden temizleyerek özgürleştirmiştir. Bu operasyondaki ölü ve yaralı çete sayısı tespit edilememiştir.”


Türk ordusu Yayladağı’nda 10 km’lik hendek kazıyor

ANF-Türk ordusu Hatay'ın Yayladağı ilçesinde, ‘kaçakçılığı önleme’ adı altından Suriye sınırına 10 kilometrelik hendek kazmaya başlandı.

Türk ordusu Hatay'ın Yayladağı ilçesinde, ‘kaçakçılığı önleme’ adı altından Suriye sınırına 10 kilometrelik hendek kazmaya başlandı.

Türkiye'nin Suriye'ye yönelik kara harekatı başlatacağına ortaya atılan iddialar konuşulurken, Hatay'ın Yayladağı ilçesinde, kaçakçılığı önleme adı altında Suriye sınırına 10 kilometrelik hendek kazılmaya başlandı. 4 metre derinliğinde ve 3 metre genişliğinde kazılan hendeğin yarıya yakının tamamlandığı ve çalışmaların kısa sürede bitirilmesinin planlandığı öğrenildi.

Sınır hattındaki güvenlik önlemleri kapsamında, geçen yıl da Reyhanlı ilçesi sınırında 3 kilometre uzunluğu ve 3 metre yüksekliğinde seyyar beton duvar çekilmişti.


Mahabad’da olağanüstü hal ilan edildi

ANF- İran rejimi, Mahabad’da olağanüstü hal ilan ederken, kentin çevresinin de askerler tarafından kuşatıldığı belirtiliyor.

Doğu Kürdistan’ın Mahabad kentinde Ferinaz Xoswanî isimli Kürt kadınının İtalat elemanlarının tecavüzünden kurtulmak için çalıştığı otelin 4’üncü kadından kendisini atarak yaşamını yitirmesi ardından protestolar sürüyor. İran rejimi, Mahabad’da olağanüstü hal ilan ederken, kentin çevresinin de askerler tarafından kuşatıldığı belirtiliyor.

Mahabad’da olayların büyümesi ile birlikte İran rejimine bağlı özel güçler, kitleye saldırdı. Edinilen bilgilere göre 2 kişi yaşamını yitirdi ve en az 27 kişi de yaralandı. Çok sayıda kişinin de gözaltına alındığı öğrenildi.

İran rejimine bağlı özel güçlerin müdahalesinde ölü-yaralı sayısı hakkında net bir bilgiye ulaşılmazken, Mahabad'da olağanüstü hal ilan edildiği ve şehrin binlerce asker tarafından kuşatıldığı kaydedildi.


Aliya bölgesinde 8 köy ve 4 mezra özgürleştirildi

ANF-YPG güçlerinin Til Temir’in Aliya bölgesinde köylülerin talebi üzerine DAIŞ çetelerine yönelik düzenlediği eylemde, 8 köy ile 4 mezra özgürleştirildi.

YPG güçlerinin Til Temir’in Aliya bölgesinde köylülerin talebi üzerine DAIŞ çetelerine yönelik düzenlediği eylemde, 8 köy ile 4 mezra özgürleştirildi.

ANHA’nın verdiği habere göre, YPG/YPJ güçleri Til Temir’in kuzey-batısında yer alan ve Serêkaniyê ile Til Temir arasında bulunan Aliya bölgesindeki köylülerin talebi üzerine dün gece DAIŞ çetelerine yönelik bir eylem düzenledi.

Saat 01.00’da başlayan eylemin ardından bölgede şiddetli çatışmalar yaşanırken, bugün sabah saatlerine kadar devam eden çatışmaların sonucunda Elmaha, Dişo, Siraç, Hela, Behama, Effan, Keşke ve Gişat köyleri, Rezazê tepesi ve 4 mezra çetelerden temizlendi.

Çatışmalarda üzerinde 12.5’luk doçka bulunan bir araç ile askeri bir araç da imha edildi. Çok sayıda çetenin öldürüldüğü çatışmalarda, 5 çete üyesinin cenazesi de YPG güçlerinin eline geçti.

Öte yandan uluslararası Koalisyon güçlerine bağlı savaş uçakları da dün gece bölgedeki çete mevzilerine yönelik bombardıman gerçekleştirdi.


Rejim Cisr El-Şixur’da El Nusra çeteleri ile çatışıyor

ANF-Suriye’nin İdlib kentine bağlı Cisr El-Şixur bölgesinde Baas güçleriyle El-Nusra çetelerinin etkin olduğu muhalif gruplar arasında çatışma çıktı

Suriye’nin İdlib kentine bağlı Cisr El-Şixur bölgesinde Baas güçleriyle El-Nusra çetelerinin etkin olduğu muhalif gruplar arasında çatışma çıktı.

Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, dün gece geç saatlerde İdlib’e bağlı Cisr El-Şixur’un Firîka köyünde El-Nusra çeteleri ile Baas rejim güçleri arasında şiddetli çatışmalar başladı. Bölgede çatışmalar halen devam ederken savaş uçaklarının çatışmalara katıldığı ve bölgeyi yoğun bir şekilde bombaladığı öğrenildi.

Idlib’in düşmesinden Türliye ve Suudi Arabistan’ı sorumlu tutan ve Türkiye’nin Suriye’ye direkt saldırıda bulunduğunu söyleyen Baas lideri Beşar Esad, dün idlib’e ordunun takviye güç göndereceğini duyurmuştu.

Konuya ilişkin Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de Cisr El-Şixur’un Firîka köyü yakınlarındaki kontrol noktasında çatışma çıktığını, çatışmalara Lübnan Hizbullah’ının yanı sıra Irak’tan gelen Şii güçlerin de katılarak rejim güçlerine destek verdiğini iddia etti.

Gözlemevi, çatışmalarda her iki tarafın da ölü ve yaralılarının olduğunu söylerken net bir sayı belirtmedi. Rejim güçlerinin de savaş uçaklarıyla çatışma bölgesine yakın Meret Numan alanını bombaladı.


Ankara ve Riyad anlaştı: Suriyeli muhaliflere maddi ve lojistik destek verilecek

İLKE-Türkiye ve Suudi Arabistan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı savaşan muhalif gruplara maddi ve lojistik destek sağlamakta anlaştı.

Press’in (AP) Türk yetkililere dayandırdığı haberine göre, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki anlaşma Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Riyad ziyareti sırasında gündeme geldi.

AP, iki ülkenin ABD’nin İslamcı grupların güçleneceğine dair endişelerini dikkate almayıp daha agresif bir politika izlemek konusunda mutabık kaldığını yazdı.

Buna göre Suriyeli muhalif gruplara Riyad yönetimi maddi, Ankara ise lojistik destek sağlayacak. Aynı zamanda, iki ülke ortak düşman olarak gördüğü Beşar Esad’a muhalif gruplar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine de yardımcı olacak.

İdlib ve Cisr eş Şuğur’un el Kaide’nin Suriye’deki kolu el Nusra Cephesi liderliğindeki ‘fetih ordusu’ tarafından ele geçirildiğini de hatırlatan Türk yetkili, “Birlikte savaşmayı gerçekten öğrendiler” yorumunu yaptı.

Suudi Arabistan ile Türkiye arasında varılan anlaşmayı doğrulayan Özgür Suriye Ordusu’nun hukuk danışmanı Usame Ebu Zeyid’se, bu kararla isyancı grupların ilerleyişinin kolaylaşacağı görüşünde.

Washington endişeli

Ancak bu adım Esad’ın yerini Irak İslam Şam Devleti (IŞİD) ya da el Nusra Cephesi gibi radikal İslamcı grupların almasını istemeyen ABD’yi endişelendiriyor.

AP’ye bilgi veren bir Amerikalı yetkiliye göre, iki ülke arasında varılan anlaşmayla el Nusra Cephesi’nin daha fazla bölgeyi kontrolüne alma ihtimali Washington yönetimini endişelendiriyor.

Türk yetkililerse lojistik destek verilecek gruplar arasında el Nusra Cephesi’nin olmadığını ifade etti.


Demirtaş'tan Suriye İle İlgili Bomba İddia!

AKTİF HABER-HDP, Eş Genel, Başkanı ,Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan, Suriye, Türkiye, Suriye , haber, haberlerHDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de savaş çıkarabilmek, Türkiye’yi Suriye ile savaşa sokmak için elinden geleni yaptığını söyledi.

Demirtaş, “IŞİD barbarlarını çok destekledi. TIR'larla silah gönderdi. Bununla yetinmiyor, inkar ediyor. Adana’da durdurulan TIR'lar IŞİD’e giden silahlardı.

El Nusra’ya, El Kaide’ye giden silahlardı. Bunu bilmiyor mu bütün dünya? Şimdi savcıları tutukluyor ama kusura bakmasınlar bütün dünya bilir ki IŞİD’e en fazla silah Türkiye’den gitti." dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Mazgirt ilçesinde seçim bürosu ziyaretinin ardından Tunceli’ye geçti. Burada seçmenlere seslenen Demirtaş, "Başta AKP olmak üzere Türkiye´de var olan tekçi zihniyetin halkı baskısı altına aldığını biliyoruz. HDP bunun karşısında durabilir.

AKP ve diğerleri var olan sistemi devam ettirmekle beraber yeni saldırıların peşindedir. İnançlar yüzyıllardır yasaklanmış.

Aleviler, Sünniler, Êzidîler birbirlerine düşürülmüştür. Okullarda farklı inançlar ön plana koyarak sindirmeye çalışıyorlar. Bir kesim tutuluyor diğer halklar ise düşman ediliyor. Bugün gelinen aşamada insanların koşullarını özgür kılmak için elbette bunlara karşı çıkmamız gerekiyordu. Başta Dersimliler olmak üzere yaşanılacak bir dünya için gücümüzü birleştirmek zorundayız.” dedi.

'BAŞBAKANIN STAJI BİTECEK AMA KOLTUĞU OLMAYACAK'

Başbakan Ahmet Davutoğlu’na da yüklenen Demirtaş, “Dün stajyer Başbakan Iğdır´daydı. Stajı bitecek ama koltuğu olmayacak. Onun işi zor. Onun kadar durumu vahim olan yok. Allah ona yardım etsin. Patron emir vermiş, çıkıp oy toplayacaksın demiş. Halkı aptal yerine koyuyorlar. Çaldıklarının aldıklarının haddi hesabı yok. İçeride ve dışarıda çok günah işlediler" diye konuştu.

'ERDOĞAN, TÜRKİYE’Yİ SURİYE İLE SAVAŞA SOKMAK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYOR'

Konuşmasında Cumhurbaşkanın Suriye’deki silahlı grupları silahlandırarak insanlık suçu işlediğini belirten Demirtaş, Suriye’de ve Rojavada bir çok insanın İŞİD vahşetine maruz kaldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de savaş çıkarabilmek Türkiye’yi Suriye ile savaşa sokmak için elinden geleni yaptığını ifade eden HDP Eşgenel Başkanı Demirtaş, “IŞİD barbarlarını çok destekledi. TIR'larla silah gönderdi. Bununla yetinmiyor, inkar ediyor. Adana’da durdurulan TIR'lar IŞİD’e giden silahlardı. El Nusra’ya, El Kaide’ye giden silahlardı. Bunu bilmiyor mu bütün dünya? Şimdi savcıları tutukluyor ama kusura bakmasınlar bütün dünya bilir ki IŞİD’e en fazla silah Türkiye’den gitti. Bunu bizatihi onaylayan, bunun parasını bulan ve örtülü ödeneklerle, Katarla, Suudilerle ortak hesaplarla birlikte topladıkları paralarla silah alan kişi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu nedenle biliyor ki AKP iktidardan düşerse uluslararası suçlar ortaya çıkacak. Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası suçları ortaya çıkacak ve yargılanması gündeme gelecek. Bu yüzden her türlü çılgınlığı yapıyor. IŞİD’e gönderdiği, IŞİD’in barbarlık için katliam için kullandığı silahların nereden gittiği açığa çıktığında durum değişecek. Bugünlerde ortalığı karıştırmak istemesinin nedeni budur.” diye konuştu.

Demirtaş, Tunceli merkezindeki konuşmasının ardından Pülümür ilçesinde seçim bürosunu ziyaret edecek ardından Erzincan’da saat 16.00’da düzenlenecek olan mitinge katılacak.


Gürsel Tekin: Hükümet Hala Beni Yalanlamadı

AKTİF HABER-Taraf’ın manşetine taşıdığı ‘Türkiye Suriye’ye girecek’ iddiasını yineleyen CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, hükümetten gelen ‘iddianın kaynağını açıkla’ sözlerine tepki gösterdi.

Tekin gazetecilerin soruları üzerine İstanbul’da şu açıklamayı yaptı:

“Sayın Enerji Bakanı benim kaynağımın kim olup olmadığını sormuş, bu önemli bir şey değil. Bir hükümet yetkilisinden, bir bakandan şu cümleleri duymak istiyoruz. (Asla ve asla Türkiye cumhuriyeti Ortadoğu projesindeki bu kirli savaşın parçası olmayacak). Bu  cümleyi söylerse, sayın bakana sadece teşekkür etmek isterim. Benim kaynağımın önemi yok, uluslararası medya, diplomatik gelişmelerle bakarsa, onlarca yüzlerce kaynağı kendisi de görür. Bizim amacımız, yurtta barış cihanda barış ilkesini benimsemiş bir parti olarak, kendimizi sorumlu hissederek iktidarı bu söylentiler konusunda bir tavır koymaya davet etmek. Ama bu saate kadar bir tavır belirlenmiş değildir.

İDDİALAR DOĞRUDUR, KAYNAK ÖNEMLİ DEĞİL

‘Aynı zamanda sayın Beşir Atalay da bir açıklama yapmış. Doğrusu bu açıklamalar sadece beni değil Tüm Türkiye’yi tatmin edecek açıklamalar değildir. Sayın Davutoğlu’ndan çok net cümleler duymak istiyoruz. (Hiç merak etmeyin, 77 milyon asla ve asla Ortadoğu coğrafyasında bu kirli sürecin parçası olamayacak) desin Davutoğlu’na ve hükümet yetkililerine sadece teşekkür ederim Benim dile getirdiğim iddialar, altını çiziyorum iddialar çok doğru iddialardır. Bu iddialar çok tartışılan, uluslararası medyada çok yazılan iddialardır. Biz sadece barış özlemi içinde  olan yurttaşlar olarak  kamuoyu ile paylaşmak istedik.  Benim kaynağımın önemi yok. Bugüne kadar Süleymanşah Türbesi, düşürülen uçağımız, Reyhanlı’da da 53 vatandaşımızın katledilmesiyle ilgili  söylemiş olduğumu cümleler  çok özenerek seçilmiş cümlelerdir. Ne yazık ki bütün bunlarda yanılmadık, burada yanılmak istiyoruz. Bunu açıkça söylüyorum, CHP milletvekili olarak  bu meselede  yanılmak istiyorum. Beni hükümet yanıltsın, yalanlasın”

ABD Genelkurmay Başkanı'ndan güvenli bölge açıklaması

RADİKAL-ABD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey, Senato Tahsisatlar Komitesi'ndeki oturumda, Suriye'de güvenli bölge için, 'Askeri olarak pratikte uygulanabilir fakat bunu yapmak çok ciddi bir siyasi karardır' dedi.

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, ABD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey ve Senatör Dick Durbin, ABD Savunma Bakanlığı'nın 2016 yılı bütçesiyle ilgili Senato Tahsisatlar Komitesi’ndeki oturumda kritik mesajlar verdi.

Senatör Durbin insani, tıbbi yardım ve koruma için “Güvenli bir bölge kurulması konusunu konuştuk” derken, bakan Carter, “Kendi başımıza yapacağımız herhangi bir şey ‘muharebe misyonu’ anlamına gelir” dedi. ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey ise Suriye’de güvenli bölge oluşturulması konusuyla ilgili “Askeri olarak pratikte uygulanabilir fakat bunu yapmak çok ciddi bir siyasi karardır” diye konuştu.

UZUN SÜREDİR KONUŞULUYOR

Suriye konusunun tartışıldığı bütçe oturumunda Dempsey bu konuyu uzun süredir Türk mevkidaşlarıyla konuştuklarını belirtti ve olası bir askeri operasyonun ek maliyet getireceğini söyledi. 

Senator Dick Durbin, bölgedeki insani duruma dikkat çekerek, "Birkaç gün önce meslektaşlarımla bir araya gelerek Suriye’de insani ve tıbbi yardım ve koruma için güvenli bir bölge kurulması konusunu konuştuk. Bu bölgenin güvenli hale getirilmesi konusunda hemfikir kaldık. Fakat söylemek zorundayım ki bu klasik bir soykırım tanımı olmayabilir. Bölgede milyonlarca insan yurtlarından edildi ve bu devam ediyor" dedi.

'BÖLGEDE ÜÇÜNCÜ GÜÇ OLMAK İSTİYORUZ'

Savunma Bakanı Ashton Carter ise bölgede üçüncü güç olmak için çaba sarf ettiklerini belirterek şunları ifade etti:

“Suriye’de birkaç yıldır süren bir insanlık dramı yaşanıyor. Suriye’de birçok insan yurtlarından edildi ve ülkede yaşayanlar iki güç arasında IŞİD ve Esad rejiminin arasında şiddete maruz kalıyorlar. Biliyorsunuz bir de bölgede Suriye’deki insanlar barışçıl bir ortamda yaşamayı hak ettiği için, bunlarla mücadele eden üçüncü güç olmaya çalışıyoruz. Buradaki soru biz kendi kendimize buradaki güvenli bölgeyi oluşturabilir miyiz? Buradaki tartıştığımız bu bölgeyi nasıl güvenli halde tutabileceğimiz. IŞİD, El Nusra bir tarafta Esad rejimi bir taraftayken bölgedeki komşuların desteği kesin değil ayrıca askeri anlamda destekleri net değil. Bu nedenle bizim kendi başımıza yapacağımız herhangi bir şey 'muharebe misyonu' anlamına gelir. Dolayısıyla bizim öncelikle böyle güvenli bir alan yaratmak ve sonrasında bunu korumak için mücadele etmemiz gerekli.”

'ÇOK CİDDİ SİYASİ BİR KARAR'

Oturumda sorular üzerine söz alan Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey ise Türkiye ile temasların sürdüğünü belirterek, “IŞİD’le ve bölgedeki rejimle mücadelede potansiyel varsayım bence bölgedeki partnerlerin katılımıyla pratikte etkili olabilir. Şunu söyleyebilirim, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Avrupa Komutanlığı ve Türk mevkidaşlarımızla bir süredir bu tür bir olasılığın planlamasını yapıyoruz. Buradaki soru bunu yapabilir miyiz? Elbette askeri olarak yapabiliriz. Fakat bunun ek maliyeti var ve başka yerlerdeki kaynakların buna göre yeniden konuşlandırılması gerekir. Önümüzdeki 5 yıl içinde 250 milyar dolar daha kaybetmekle karşı karşıya olduğumuz bir durumda, dünya için daha fazla şeyler yapmaktan bahsetmek mantıksal uyumsuzluk yaratıyor. Söylemek istediğim, askeri olarak pratikte uygulanabilir fakat bunu yapmak çok ciddi bir siyasi karardır” dedi.


Atalay: Çok rahat iktidar oluyoruz

MİLLİYET-Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Beşir Atalay, dün gazete ve televizyonların Ankara temsilcilerini kahvaltıda konuk etti.

Gündem elbette seçimlerdi. Muhalefetin “Ak Parti iktidarı kaybediyor” söyleminin aksine, HDP’nin barajı aşıp aşmamasına bağlı olmaksızın çok rahat iktidar olacaklarını, referandum için gerekli 330 milletvekiline sahip olup olamayacaklarının ise son hafta belli olacağını söyledi.

Geleceği için plan yapmadığını, sadece Ak Parti’ye mümkün olduğunca katkı vermeyi düşündüğünü söyleyen Atalay’ın gündemin sıcak başlıklarına ilişkin açıklamaları şöyle:

HDP AŞAĞI DOĞRU GİDİYOR: HDP oyları aşağı doğru gidiyor. Ak Parti karşıtları, HDP’nin barajı geçmesine yönelik bir strateji izliyor. Beyannameleri adeta, ‘Nasıl Türkiye partisi olmayız?’ beyannamesi. HDP’den Türkiye partisi olmaz. Yanlış girdiler, telaş yaşıyorlar. Beyannamelerindeki Türkiye’nin birliği, bütünlüğüyle, özgürlükleriyle ilgili bütün konulara baktığınızda görüyorsunuz.

 AÇIK ARTIRMA GİBİ: Seçim vaatlerinde, ‘açık artırma’ gibi bir yarış yapılıyor. Muhalefet partilerinin vaatleri, ‘rasyonel seçmen’ tarafından ‘seçim rüşveti’ olarak görülüyor.

REFERANDUM SON HAFTA BELLİ OLUR: Oy oranlarında Ak Parti çok rahat, tek başına iktidar olarak gözüküyor. Referanduma gitmeye yetecek sayı demiyorum. Onu son haftaya bırakmak lazım. Son hafta sürprizlerimiz olacak. İlk hafta, ‘Herkes konuşur Ak Parti yapar’ dedik. Sonra 13 yılda yapılanları hatırlatacağız. Son hafta ise 2023 projelerini anlatacağız.

 İKTİDAR OLACAĞIZ: (CHP-MHP koalisyonu olabilir mi? sorusuna) Çok rahat bir hükümet görüyorum. Yaklaşık 1 ay, son 3 hafta içinde daha sağlıklı değerlendirmeler yapabilirsiniz. Kararsızların oy oranı düşüyor. Rahat bir iktidar olacağız. Falanca barajı geçerse tartışmasından bağımsız.

PARALEL YAPI HDP’Yİ DESTEKLİYOR: Paralel yapılanma yurtdışında herkesle işbirliği yapıyor. Ak Parti’siz bir Türkiye hayali kuranların bu seçimdeki enstrümanı HDP. CHP ve MHP sadece oyunu 1-2 puan artırmak için çalışıyor. Ama Ak Parti’ye daha fazla zarar verecek diye HDP’ye destek veriliyor. Nerelerde veriliyor, onları da izliyoruz.

SÖZÜMÜZÜN ARKASINDAYIZ: Çözüm süreci konusunda, konumumuzda hiçbir değişiklik yok. Süreci biz başlattık ve biz yürüteceğiz, sahibi biziz. Milleti muhatap aldık ve sözümüzün arkasındayız.

HDP’YE BİZ GÜÇ AKTARDIK: Çözüm süreciyle ilgili HDP’nin çok kesin dönüşü var. HDP’ye de Sırrı Süreyya Önder’e de çok önemli rol verdik. O bile Ankara’da diyor ki, ‘Çözüm sürecinde masa dağıldı’. Bu büyük bir sorumsuzluk. Süreci yönetenler de tahammüllü olacak. Sırrı Süreyya Önder gibi ayaküstü mesajlar vermeyecekler. Şiddetten ayrılamayacaklarını gösteriyorlar, ayrılamazlar. Biz niye muhatap aldık onları? Siyasetle çözmek için. İlk yıllarını düşünün HDP’nin, parlamentoda ne kadar manasız konumdaydı. Varlığı ile yokluğu arasında fark yoktu. Güneydoğu’da vatandaşlar, ‘HDP ne işe yarar?’ diye soruyordu. Onlara biz güç aktardık. Aslında demokrasiye güç aktardık, ama onlar şimdi bunları yok sayıyor. Şiddete yakınlık, şiddetin gölgesinde siyaset noktasında bu ruh bütünleşmesini ben en fazla da Sayın Demirtaş’ta görüyorum.

 CUMHURBAŞKANI’NIN SÖYLEMİ BAĞIMSIZ: (Cumhurbaşkanı’nın ‘masa yok’ sözleri) Cumhurbaşkanımızın sözlerinden, ‘Geleceğe dönük masa dağılmıştır, artık şu olmayacak’ gibi bir mana çıkarılmaması gerekir. Biz, çözüm sürecini yürütebilmek için tekrar yeni diyalogları inşa ederiz. Cumhurbaşkanı’nın söylemini bağımsız görüyorum, bu işi başlatan, çok emek veren bir insan. Görüşlerini ifade ediyor. Sözlerini de çok fazla değerlendirmek istemiyorum.

CUMHURBAŞKANI TARZINI YÜRÜTÜYOR: (Cumhurbaşkanı’nın konuşmaları) Cumhurbaşkanımız daha seçilmeden önce farklı olacağını, ülkenin her meselesine dair konuşacağını, odasında oturmayacağını, meydanlarda olacağını söyledi. Tarzını yürütüyor. Kendi programıdır, kendi takdiridir.

CHP İLE HDP DİNİ KULLANDI: (Cumhurbaşkanı’nın mitingde elindeki Kuran-ı Kerim’i göstermesi konusunda) Diyanet, ilk kez Kürtçe bir Kuran bastı. Cumhurbaşkanı bölgede bunu gösterdi. CHP ile HDP ilk defa dini seçim kampanyasının içine kattılar. Biri din dersinin kaldırılmasını, diğeri ise 8 yıllık kesintisiz eğitimi getirmeyi taahhüt etti, Diyanet’i kaldıracağını söyledi. Din konusunu onlar gündeme getirdi. Biz getirmedik.

BİRLİKTE AÇACAKLAR: (Erdoğan ile Davutoğlu’nun ortak etkinliğinin olup olmayacağının sorulması üzerine) 22 Mayıs’ta Ordu-Giresun Havaalanı ile 26 Mayıs’ta da Hakkâri Havaalanı’nı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu birlikte açacaklar. 29 Mayıs’ta İstanbul’daki Fetih kutlamaları da programda gözüküyor.

Bu arada Atalay, Ak Parti Genel Merkezi’nin altına hediye marketi yaptırdıklarını da anlattı. Atalay, markette, büyük ilgi gören Ak Parti amblemiyle, bay ve bayan aksesuarlarının satışının yapılacağını söyledi.


Akdoğan'dan Cemaat-HDP resti:Unutmayacağız!

İNTERNET HABER-Başbakan Yardımcısı Akdoğan: "Çözüm Süreci'nin düşmanı olan Paralel Yapı ile HDP iş birliği içinde. Bu kara bir lekedir ve unutulmayacak."

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Çözüm Süreci'nin düşmanı olan Paralel Yapı ile HDP'nin iş birliği içinde olduğunu belirterek, "Bu kara bir lekedir ve unutulmayacak. Çözüm Süreci'ne karşı olan lobilerle, Çözüm Süreci düşmanlarıyla, ulusalcı CHP ile HDP'nin flört etmesi ileride önlerine çıkacak" dedi.

Akdoğan, Çayyolu'ndaki Anadolu Gençlik Kulübü'nün açılışında yaptığı konuşmada, HDP ile CHP'nin Çözüm Süreci'ne destek olmadığını söyledi.

HDP, CHP'NİN TAŞERON ÖRGÜTÜ

"HDP, CHP'nin taşeron örgütü durumunda" diyen Akdoğan, "Çözüm Süreci'nin düşmanı olan Paralel Yapı ile HDP işbirliği içinde. Bu kara bir lekedir ve unutulmayacak. Çözüm Süreci'ne karşı olan lobilerle, Çözüm Süreci düşmanlarıyla, ulusalcı CHP ile HDP'nin flört etmesi ileride önlerine çıkacak. Bütün bunlara rağmen biz Türkiye'yi büyütmek zorundayız. Güven ve istikrarı sürdürmek zorundayız" ifadesini kullandı.

"ŞER CEPHESİ"

Akdoğan, yan yana gelemeyecek partilerin, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir araya geldiğine dikkati çekerek, "Düne kadar birbirine her şeyi söyleyenler, 'şer cephesi' diyorum ben, statüko bloku, yapmadıklarını bırakmadılar. Her yola başvurdular ama AK Parti'nin bileğini bükemediler. Çünkü millet, AK Parti'nin yanında. Şimdi küçük bir partiyi de peşlerine taktılar. Dediler ki 'Bu sefer başarırız' ama başaramayacaklar. Bu sıfır çarpan gibidir. İstedikleri kadar sayıyı arttırsınlar, sıfırla çarptığında sonuç değişmiyor. Bir kere samimi olmak lazım, dürüst olmak lazım, iyi niyetli olmak lazım" diye konuştu.

 

‘Ahiretini kurtar...’ - Cumhuriyet

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Erzincan mitinginde konuştu. Demirtaş açıklamalarında flaş bir iddiada bulundu. Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın toplu açılış törenlerinde gösterdiği Kürtçe Kur'an-ı Kerim mealinin henüz Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basılmadığını ve Diyarbakır mitingine yetişmesi için tek nüsha basılarak Erdoğan'a verildiğini iddia etti.

İşte Demirtaş’ın konuşmasından satır başları:

Bütün yükü işverenin üzerine yıkmayacağız. Vergi indirimi sağlayacağız. Her eve en azından 2 çalışan en az 3600 lira gelir götürebilirsek bu esnafın da işine yarayacak. Ekonominin üretim çarkının dönmesini kolaylaştıracak. İşçiye emekçiye para vermek ücretini artırmak asla savurganlık değildir, ekonomiye katkı sağlar. Sizde para yoksa alışveriş durur, alışveriş duruşa üretim durur, üretim durursa siz yine işsiz kalırsınız. Dünyanın bütün kirli çamaşırlarını, kirli bulaşıklarını ev kadınları yıkayacak ama onlara işsiz denecek öyle mi. Bunu değiştirmemiz lazım.

"EMEKLİLER BİZİM BAŞIMIZIN TACIDIR" 

Onların emeklilik hakkını devlet sağlayacak. Evinde emek üreten kadının emeklilik hakkının olması lazım. Dünyanın en zor çalışmasını yapan işsiz olur mu hiç. Emeklilerimize sahip çıkamazsak bu bizim utancımızdır. Onlar başımızın tacıdır diyeceğiz. Emeklilere asgari 1800 lira maaşı da iktidara geldiğimiz gün sağlayacağız. Herkes kendi anadilinde özgürce eğitim alınabilmeli. Bu bir bölünme korkusu olmaktan çıkmalı. Bizler Allah bizi nasıl yarattıysa öyle yaşayacağız.

"SAYIŞTAY RAPORLARI GELECEK"

Gençlerin cebinde genç yaşam kartı olmalı. 15-25 yaşa arasında her ay 200 lira yüklenmeli. 200 lira HDP iktidarının katkısı olmalı. Tüm bunların tamamının maliyeti 120 milyar TL. Sadece askeri harcamaları kıssak sadece 60 milyar TL tasarruf ediyoruz. Zaten bunu 1 milyonunu bulduk Mercedes’i geri aldık. Kaynak yarata yarata geliyoruz. Özellikle bugünlerde cumhurbaşkanı olmasına rağmen paraları meydan meydan AKP’ye harcayandan bunu hesabını soracağız. Sayıştay raporları gelecek. Cumhurbaşkanlığı harcamalarında kendi bütçesi dışındaki harcamaların parasını ondan almak için gerekeni yapacağız. Kendisi fakir olsa yanmam. Kendileri devletten zengin olmuşlar. Yine de devlete çöreklenmişler gece gündüz devletin kaynaklarını harcıyorlar. İnanıyorsunuz inanmıyorsunuz bilmiyorum. Ey AKP’liler yüce Allah sizden hesap soracak. Kurtuluşunuz olmayacak. Bu dünyada da bunu hesabını sormak bize nasip olacak.

"SİLAHLAR KİMİN PARASIYLA ALINDI"

HDP’ni bu sağduyulu davranışı olmasaydı, iç barış hassasiyeti olmasaydı, AKP’nin politikalarına kalsaydık birbirimize düşecektir. Varsa yoksa AKP’li olmak önemlidir diyorlar. Partiler değişebilir ama bizim kimliklerimiz inancımız dilimiz bizim seçtiğimiz bir şey değildir. Bunu bile sorgulatıyor yuhalatıyor meydanlarda. Bugün Türkiye Suriye gibi bir karışıklığın içinde değilse bu HDP ve HDP’nin olgun siyaseti sayesindedir. Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye işbirliği ile Suriye’ye nasıl müdahale edebiliriz planları yapılıyor. AKP taraf tutmuştur orada Sunnicilik yapmıştır. Orada akan kanın sebebi olmuştur. Bunlar suçtur. Adana’da yakalanan TIR’lar silahlar kimin parasıyla alındı. Kimden izinle alındı. Parlamentonun bilgisi dışında yüzlerce TIR El kaide ve El Nusra’ya nasıl götürüldü. Lahey adalet divanında uluslararası ceza mahkemesinde yargılanacaklar. Onların gönderdikleri silahlarla IŞİD on binlerce kişiyi katletti.

Bunların hesabını vermek yerine elinde Kuran’la tıpkı Sıffın savaşındaki Muaviye gibi elinde oy devşirmeye çalışıyor. Diyanetin bastığı Kuran diyor ya, onu da Diyanet basmamış. Ensar Vakfının bastığı bir Kuran…

 “DİYANET SADECE BİRER TANE BASIP MİTİNG İÇİN ERDOĞAN’A GÖNDERDİ”

Şu Diyarbakır’da Siirt’te Diyanet’in bastığı Kur’an-ı Kerim’in Kürtçe meali dediği var ya. Onu da henüz Diyanet basmamış ha. Elinde tuttuğu da Ensar Vakfı’nın bastığı, yani bir vakfın bastığı Kur’an-ı Kerim’dir. Ne yapmışlar Diyanet İşleri Başkanlığı biliyor musunuz değerli kardeşlerim, Kuran’ı Kerim’in Kürtçe mealini basma kararı almışlar ama henüz yetişmemiş. Bir tane örnek sadece. Diyarbakır mitingine yetişsin diye alelacele getirip Cumhurbaşkanı’nın eline vermişler. Böyle Diyanet işleri başkanlığı olur mu yahu. Mitinge Kur’an-ı kerim yetiştirmek için alelacele tek bir nüsha basan diyanet hepimizin inancına hepimizin siyasi anlayışına kimliğine saygılım olabilir mi?

Diyanet İşleri Başkanı'na çağrıda bulunmuştum. Buradan tekrarlayayım. Bak seni harcıyorlar senin yerinde olsam istifa ederdim. Onlar seni yalnız bıraktılar sen de kendi ahiretini kurtar en azından. Bak hırsızların, yolsuzluk yapanların yanında durma. Sen Hz. Peygamberin yanındaysan o hırsızlık yapanların yanında durmadı. Din sömürüsü de bir yere kadar. Onların ipliği de pazara çıktı.


Mutabık kalmışız arkadaş’ - Vatan

HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, çözüm sürecine ilişkin şunları söyledi: “Biz hükümetle İzleme Heyeti konusunda mutabık kaldık. Bu halkı aldatmaya, milletin adalet duygusuyla, vicdanıyla oynamaya gerek yok. Diyecekler ki ‘Mutabık kaldığımız İzleme Heyeti’ni şu gün gönderiyoruz. Bu kadar basit. Hiç demagojiye gerek yok. Mutabık kalmışız arkadaş. Kapalı kapılar arkasında da değil. Çıkmış sizin hükümet sözcüsü de Cumhurbaşkanı’na ‘Haksızsın, biz söz verdik’ demiş.

Bunun gereğini yapsınlar. Daha çıkıp orada burada ‘Biz sürece sahip çıkacağız, şöyle edeceğiz, o kan bizim kanımız, bu kan ötekinin kanı’. Bunlara gerek yok. Gayet basit. Bir daha söylüyorum, ‘Söz verdiğimiz ve mutabık kaldığımız İzleme Heyeti’ni şu gün, şu tarihte İmralı’ya gönderiyoruz’. Bu kadar basit.”

 

YSK’dan ikinci kez red kararı - Vatan

HDP, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘yansızlık’ ilkesine aykırı hareket ettiği iddiası ve gerekli önlemlerin alınması talebiyle Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) yaptığı ikinci başvurunun da reddedildiğini bildirdi.

HDP’nin, daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “seçim yasaklarını açıkça ihlal ettiği gerekçesiyle uyarılması” istemiyle yaptığı başvuru da YSK tarafından oy birliğiyle reddedilmişti. Parti, başvurularının süreceğini bildirdi.

 

Kobanê'nin zafer güneşi HDP ile Türkiye'nin sabahına doğacak' - DİHA

HDP milletvekilleri adayları, birçok kentte seçim çalışmalarını sürdürürken, Diyarbakır'da konuşan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, artık Türkiye'de yeni bir dönem başladığını belirterek, "Kobanê'de doğan zafer güneşi, HDP ile Türkiye'nin sabahına doğacaktır" dedi.

DİYARBAKIR

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesine bağlı Mevlâna Halit Mahallesi'nde HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP Diyarbakır milletvekili adayı Çağlar Demirel ve HDP ile DBP il ve ilçe yöneticilerinin katılımıyla seçim bürosu açıldı. Binlerce yurttaşın katılımıyla yapılan açılış öncesi çalınan müzikler eşliğinde halay çeken yurttaşların arasına giren Yüksekdağ, halay çekti. Coşkulu ve renkli görüntülerin yaşandığı açılışta konuşan HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Ömer Önen, halkı selamlayarak, halkların ortak mücadelesi ile zaferi elde edeceklerini söyledi.

Alkış ve zılgıtlarla sahneye çıkan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise bu zamana kadar yasaklanan yaşamın yeniden inşa etme zamanının geldiğine vurgu yaptı. Yaklaşık 40 yıldır mücadele eden gençlerin ve bu uğurda yaşamını yitiren gençlerin sayesinde bu günleri yaşayabildiklerine işaret eden Yüksekdağ, "Biz nereden geldiğimizi asla unutmadık, unutmayacağız. Şengal'de, Kobanê'de direnerek şehit düşen gençlere söz verdik. Bu mücadelemizi zaferle taçlandıracağız" dedi. Hükümetin tüm baskılarına rağmen Şengal'de, Kobanê'de zaferi elde eden halkın Türkiye'de de 7 Haziran'da kazacağını söyleyen Yüksekdağ, "2 yıl önce Sayın Abdullah Öcalan barışın önünü açmak için bu kentte bir manifesto açıkladı. Ama onlar bu insanlık değerlerinden anlamadılar. Amed'de barışın sağlanmasını istemeyen güçler savaş ortamı yaratmak istiyorlar" ifadesinde bulundu.

Konuşmaların ardından seçim bürosunun açılışını gerçekleştiren yurttaşlar, Koma Agire Rojê'nin şarkıları eşliğinde halay çekti.

'HDP kardeşliğin, özgürlüğün yolunda'

HDP Diyarbakır İl Örgütü, seçim dayanışması kapsamında HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP Diyarbakır milletvekili adaylarının katılımıyla Demirok Tesisleri'nde verilen yemekle, kentte bulunan sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve iş insanları ile bir araya geldi. Yemek öncesi konuşan DBP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Ali Şimşek, gelen misafirleri selamladı. Şimşek'in ardından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Bugün buradaki birliğiniz yaratmak istediğimiz Türkiye'nin bir resmidir" dedi. Bütün Türkiye'nin yeni yaşama "merhaba" demesinin yolunun birliktelikten geçtiğini söyleyen Yüksekdağ, "AKP 13 yıllık iktidarı boyunca kendisinin tek seçenek olduğunu tüm Türkiye'ye dayattı ve dayatmaya devam ediyor. Ancak artık Türkiye halkının seçebileceği daha iyi bir siyasi zemin var artık. HDP kardeşliğin, özgürlüğün ve adaletin yolundan geçerek barış dolu yarınlarda kucaklaşmanın partisidir" diye konuştu.

'Artık Türkiye'de bir dönem kapandı yeni bir dönem açıldı'

AKP hükümetinin halkları ret ettiğinin yanı sıra şiddet uyguladığını söyleyen Yüksekdağ, "Bu şehrin halkı AKP'nin bu politikalarını iyi bilir. Bu kentin insanını tekleştirme politikaları içerisinde eritmeye çalıştılar. Ama bu kentin insanı tüm baskı politikalarına rağmen barışçıl bir yaklaşımla ayakta durabildi" dedi. AKP'nin tekçi zihniyetin son temsilcisi olduğunu söyleyen Yüksekdağ, "Artık Türkiye'de bir dönem kapandı yeni bir dönem açıldı. Bu yeni dönemde kazanım hep bizden, halktan yana olacaktır. Kobanê'de elde ettiğimiz o büyük başarı Mezopotamya'da yeni bir günün başladığının belirtisidir. Kobanê'de doğan zafer güneşi, HDP ile Türkiye'nin sabahına doğacaktır" ifadesinde bulundu.

HDP'nin zafer kazanacağını iyi gören siyasi iktidarın büyük bir telaş ve korkuyla HDP'nin üzerine geldiğini söyleyen Yüksekdağ, "AKP, bizlere 'silahın gölgesinde siyaset yapıyorlar' diye itham ediyor. AKP hükümeti 13 yıllık iktidarını savaş ve çatışmalarla sürdürdü. Biz dönüp 13 yıllık geriye baktığımızda savaş ve yıkımdan başka bir şey görmüyoruz" şeklinde konuştu. Barış yanlısı halkların umudunu hiç bir zaman Erdoğan ve Davutoğlu'na emanet etmediklerini söyleyen Yüksekdağ, "Bizim için Türkiye halkının barış isteği milyonlarca seçimden ve sandıktan binlerce kez daha değerlidir" dedi.

Seçimin güvenli ve huzurlu bir ortamda yürütülmesi için yoğun çaba sarf ettiklerini söyleyen Yüksekdağ, konuşmasını şöyle bitirdi: "Ama AKP'li yetkililer her çıktığı meydanda şiddete teşvik ediyor. Biz seçim bürolarımıza saldıranların arkasında kim var iyi biliyoruz. Bunların arkasında hükümet var. 13 yıldır ellerinde bulunan iktidarı tepe tepe kullandılar. Her türlü şiddeti baskıyı sonuna kadar kullandılar. 13 yıldan daha fazla bir iktidar yok AKP için ve başkanlık gibi bir şey yok Erdoğan için. "

Berk seçmenleriyle buluştu

HDP Diyarbakır Milletvekili Adayı Edip Berk de, Çermik'te ilçenin en ücra köylerini ziyaret ederek, seçmeniyle buluştu. Şeyhandede, Bayat, Ceylan, Gozer, Saltepe ile Günaşan köylerini ziyaret eden Berk ve beraberindekiler, köylüler tarafından coşkuyla karşıladı. Ziyaretler esnasında köylülerin sorunlarını dinleyen Berk, yurttaşlardan destek istedi. Köy ziyaretleri taziye ziyaretleri ile son buldu.

MALATYA

HDP Malatya milletvekili adayları Aydın Erdoğan, Betül Kurnaz Kılınç, kentte esnaf ziyaretlerini sürdürürken, diğer HDP adayları Necdet Bali, Latife Ulutaş ve Ahmet Akar'da merkez köylerde seçmenlerle buluştu. HDP adaylarını ilgiyle karşılayan esnaf, HDP'in barajı geçerek, mecliste yer almasını istediklerini dile getirdi. Şire Pazarı'nda kayısıcı esnaflarını ziyaret eden Aydın Erdoğan ve Betül Kurnaz Kılınç, esnaftan destek istedi. Son 3 seçimde AKP'ye oy verdiğini söyleyen Şire Pazarı esnaflarından Cemal Duman, "Artık yeter" diyerek, 7 Haziran'da HDP oy vereceğini dile getirdi. Duman, "AKP dini kullanarak siyaset yapıyor. Tayyip Erdoğan Kuran'ı eline alarak oy istiyor. 'AKP Müslüman partisidir' diyor; ama ben biliyorum Müslümanlıkla alakaları yok" dedi.

Şire Pazarı'ndan sonra adaylar, semt ve mahalle pazarlarında yurttaşları ziyaret etti.

ŞIRNAK

Özgür Kadın Kongresi (KJA) tarafından Şırnak'ın Silopi ilçesi Cudi Mahallesi'nde HDP seçim bürosunun açılışı yapıldı. Düzenlenen açılışa HDP Şırnak Milletvekili Adayı Aycan İrmez, Silopi ve Cizre belediyeleri kadın eşbaşkanları, KJA aktivistleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri HDP ve DBP kadın eşbaşkanları ve kadın yöneticilerinin yanı sıra yüzlerce kadın katıldı. Seçim bürosunun açıldığı alanda toplanan kadınlar yöresel kıyafetleri ile renkli görüntüler oluşturdu. Yapılan saygı duruşunun ardından konuşan HDP Şırnak Milletvekili Adayı Aycan İrmez, "AKP hükümetinin kadınlara yönelik yürüttükleri tek çalışma, kadınlara yönelik katliamlar olmuştur. Kadınlara yönelik katliamların son bulması için HDP yani bizlerin meclise girmesi gerekmektedir. Çünkü kadın, özgürlük, eşitlik ve demokrasidir" dedi.

Yapılan konuşmaların ardından kadınlar tarafından zılgıtlar eşliğinde seçim bürosunun açılışı yapıldı. Seçim bürosu açılışı yerel müzik gruplarının söylediği ezgiler eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

SİİRT

HDP Siirt milletvekilli adayları Hatice Seviptekin, İsmail Aydın ve beraberlerinde HDK Eş Sözcüsü Sabahat Tuncel, HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Siirt Belediye Eş Başkanı Belkiza Beştaş Epözdemir, DBP ve HDP il yöneticileri ve KJA aktivisiti çok sayıda kadın ile birlikte Bahçelievler Mahallesi esnafını ziyaret etti. Esnaf ziyareti süresince yurttaşlardan ve esnaflardan büyük ilgi gören HDP adayları, yurttaşlarda 7 Haziran'da destek isterken, yurttaş ve esnaf da 7 Haziran'da HDP'ye destek vereceklerini dile getirdi.

Tuncel: İyi bir çıkış yapacağız

Akşam saatlerinde ise aralarında HDK Eş Sözcüsü Sabahat Tuncel'inde aralarında bulunduğu heyet, Kurtalan ilçesine giderek esnafı ziyaret etti. Yüzlerce yurttaş tarafından ilçe girişinde karşılanan HDP'liler, daha sonra Beykent Caddesi üzerinde bulunan seçim bürosunu ziyaret etti. HDP'liler daha sonra kent merkezinde bulunan esnafı ziyaret ederek, yurttaşlardan oy istedi.

Beykent Caddesi üzerinde buluna seçim büro önünde toplanan yurttaşlar, caddeyi trafiğe kapatarak, sık sık "Bizler HDP, Bizler Meclise", "Biji serok Apo", "Şehit Namirin" sloganları atarak, saygı duruşunda bulundu. Seçim bürosu önünde yurttaşlara seslenen HDP Batman Milletvekilli Ayla Akat Ata, haktan ve hukuktan yana yurttaşların oy kullanmasını istedi. HDK Eş Sözcüsü Sahabat Tuncel ise Kürt halkının büyük bedeller verdiğini söyleyerek, şimdi yeni süreç ile iyi bir çıkış yapacaklarını dile getirdi.

MARDİN

HDP Mardin Milletvekili Adayı Nurullah Görhan ile HDP il ve ilçe başkanları, kentte bulunan sivil toplum örgütü temsilcileri ile görüştü. Aralarında Mardin Turistik Otelciler Derneği, Mardin Eczacılar Odası, Mardin Kültür Turizm ve Doğal Hayatı Yaşatma Derneği, Mardin Hayvan Severler Derneği, Kadın Dernekleri ile Mardin Yardım Severler Derneği'ni ziyaret eden HDP heyeti, sivil toplum örgütü temsilcilerinin tarafından sıcak karşılandı. Karşılamadan duyduğu memnuniyeti dile getiren HDP Milletvekili Adayı Nurullah Görhan, tekçi zihniyetin sürekli halkları ayrıştırdığını bu yüzden HDP'nin ise güneş gibi herkese eşit doğduğunu ifade ederek, HDP'nin tüm Türkiye'de heyecan yarattığını dile getirdi. Görhan, kucaklayıcı bir parti olduklarını ve bunun tüm toplum tarafından kabul gördüğünü belirterek, Türkiye'nin birlik ve beraberliğini sağlayacak tek parti konumunda olduklarını dile getirdi.

STÖ temsilcileri de HDP heyetinin kendilerini ziyaret etmesinden dolayı duydukları memnuniyeti dile getirerek, HDP'nin artık Türkiye'nin partisi olduğunu belirtti.

'Nusaybin'de 8 aylık hamile kadın tutuklandı'

Mardin'in Nusaybin ilçesinde ise, HDP seçim çalışmaları kapsamında kadın seçim bürosu açtı. Açılışa, HDP Mardin Milletvekili Adayı Gülser Yıldırım, Nusaybin Belediye Eşbaşkanı Sara Kaya, HDP PM üyesi Xecê Şen, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, KJA aktivistleri, tekstilerde çalışan kadınlar ve yüzlerce kadın katıldı. Demokrasi Park'ında bir araya gelen yüzlerce kadın, seçim bürosu kadar erbaneli eşliğinde yürüyüş düzenledi. Yürüyüş öncesi parkta davul ve zurna eşliğinde halay çeken kadınlar sık sık "Jin jiyan azadî", "Bijî Serok Apo" ve "Şehît namirin" sloganları attı. Kadın seçim bürosu önünde son bulan yürüyüşün ardından saygı duruşunda bulunuldu. Seçim bürosu önünde Mitanni Kültür Merkezi folklar ekibi tarafından hazırlanan oyunlar sergilenmesinin ardından konuşan HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, Nusaybin'in direnişçi ruhuyla bütün kadınları selamladı. Yıldırım, "Önderimiz Rêber Apo 'Kadının özgürlüğü toplumun özgürlüğüdür' dediği gibi bu şekilde kadınlar özgür olabilir. Bu nedenle kadının özgürlüğü ve toplumun özgürlüğü için sonuna dek mücadele edeceğiz" dedi. İki gün önce Nusaybin'de 8 aylık hamile olan Güneş Susan'ın tutuklamasına dikkat çeken Yıldırım, "Kadın arkadaşımız hamile olmasına rağmen, kadın düşmanı olan işgal zihniyet tarafından tutuklandı. Bu tutuklama ilk ve son da değildir. Bu tekçi zihniyet iktidarda olduğu sürece kadına karşı katliam devam edecektir. Arkadaşımız Güneş serbest bırakılana kadar mücadele edeceğiz. Bu tutuklama zihniyeti bitirmek için kadınlar mücadele etmelidir ve 7 Haziran'da en iyi şekilde kadın kırımına karşı çok iyi cevap verecektir" diye konuştu.

Yapılan konuşmalar ardından HDP Nusaybin kadın seçim bürosu açılışı tekstillerde çalışan kadınlar tarafından yapıldı.

'Öcalan'ın sayesinde 7 Haziran'da Ankara halkların olacak'

HDP Mardin Milletvekili Adayı Erol Dora, seçim çalışmaları kapsamında Savur ilçesinde çalışmasını sürdürdü. HDP, DBP il ve ilçe eşbaşkanları ile Savur Belediyesi eşbaşkanlarının da eşlik ettiği Dora, ilk olarak Qoşê Mahallesi'nde seçmeni ile bir araya gelindi. Yurttaşların yoğun ilgisiyle karşılaşan Dora, 7 Haziran'da iktidarı da barajla birlikte yıkacaklarını söyledi. Seçim konvoyu buradan İşgören (Qewsan) Mahallesi'ne geçti. Mahalle meydanında Dora ve HDP'lileri yurttaşlar, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın fotoğrafları ile karşıladı.

Yapılan saygı duruşunun ardından HDP Savur ilçe Eşbaşkanı Selahattin Önder kısa bir konuşma yaptı. Ardından HDP heyeti, Şenocak (Şûtê) Çınarönü (Cilîn) mahallelerinin ziyaretlerinin ardından Sürgücü (Ewîna) Mahallesi'nde seçim bürosunun açılışını gerçekleştirdi. Sürgücü köyünde yüzlerce yurttaş tarafından zılgıtlar ve sloganlar ile karşılanan HDP heyet, halkı selamladı. Yapılan saygı duruşunun ardından konuşan Dora, "Sayın Öcalan'ın sayesinde 7 Haziran'da Ankara halkların olacak. Kobanê 'düştü düşecek' diyen dönemin Başbakanı Erdoğan'ın söylemi boşa çıktı. Şengal'de Kobanê'de halklara yapılan katliamlar karşısında YPG, YPJ, gerillaları'nın kahramanca çatışarak bedenlerini kurşunlara veren yoldaşlarımıza selam olsun. Onların özgürlük direnişi halkımızın toprağını özgürleştirdi" diye konuştu. Dora, 7 Haziran'da Parlementoyu halkların meclisine çevireceklerini söyledi.

Konuşmanın ardından Barış Anneleri Meclisi üyeleri seçin bürosunun kurdelesini kesti.

'Birlik beraberlik içinde yenilgiyi yaratmalıyız'

HDP Mardin Milletvekili Adayı Enise Güneyli, seçim çalışmaları kapsamında Dargeçit (Kerboran) ilçesini ziyaret etti. Güneyli ve beraberindeki HDP heyeti, Sümer (Deywan), Kılavuz (Xelila) ve Bostanlı (Werzikê) köylerini ziyaret ederek, destek istedi. Özgürlük Parkı'nda yurttaşlarla bir araya gelen Güneyli, çok sayıda yurttaşın katılımı ile HDP ilçe büro açılışını gerçekleştirdi. Saygı duruşunun ardından seçmenine seslenen Güneyli, ''Nasıl ki Rojava ve Kobanê'de Kahramanca direniş gösterip düşmanı yenilgiye uğratmışsa, bizde bu seçimler de birlik ve beraberlik içinde yine düşmanı 7 Haziran'da barajları yıkıp düşmana yenilgi yaşatmalıyız '' dedi.

'Basın emekçilerinin objektif haber yapma kaygıları var'

HDP'nin engelli adayı Nurullah Görhan, Mardin Gazeteci ve Yazarlar Cemiyeti'ne ziyarette bulundu. Ziyarette konuşan Mardin Gazeteci ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Kadir Üründü, 7 Haziran'da yapılacak seçimin büyük bir öneminin olduğunu ifade ederek, seçimlerden çıkacak olan sonucun halkların temsiliyeti noktasında demokrasinin güçlenmesi için önemli olduğunu söyledi. Yaptıkları ziyarete ilişkin kısa bir değerlendirmede bulunan Görhan ise, basın emekçilerinin ne kadar zor şartlarda haber yaptıklarına tanık olduğunu söyleyerek, "Basının objektif ve sağlıklı yürüyebilmesi sizlerin sayesinde Mardin'de gerçekleşti. Çünkü Mardin'de kısır bir haber sirkülasyonu vardı. Zamanla bu yavaş yavaş bu sadeleşti. Tüm basın emekçilerinin objektif haber yapma kaygılarının olduğunu biliyorum. Tüm basın emekçilerine başarı dileklerinde bulunuyorum" dedi.

AĞRI

HDP Ağrı milletvekili adayları Bedran Öztürk ve Leyla Zana seçim çalışması kapsamında Pantnos'ta bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Zana ve Öztürk'ün ilk durağı, sanayi sitesi oldu. Sanayi sitesi esnafını ziyaret eden adayları yoğun ilgi ile karşılayan esnaf, Patnos Belediyesi'nin AKP'ye geçmesi ile yaşadıkları sorunları anlattı. Sanayi sitesinde mermer dükkanı olan bir esnaf, adaylara PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın resmi olan mermer tabloyu hediye etti. Zana, tabloyu alırken "Yeni yaşamın ve bizlerin kurtarıcısı Öcalan'dır" diyerek esnaflara teşekkür etti.

Zana ve Öztürk'ün ziyaretin ikinci durağında ise İlçe Devlet Hastanesi oldu. Başhekim ile görüşmenin ardından hasta, hasta yakınları ve çalışanlar tarafından hastane bahçesinde karşılanan adaylar, seçmenlerini selamladı. Kısa mitinge dönüşen hastane bahçesindeki buluşmada konuşan Bedran Öztürk, Ağrı'da sağlık alanında ciddi sıkıntıların yaşandığını, zor şartlarında çalıştıklarını belirterek, HDP ile sağlık alanında yaşanan sorunların tüm sağlık emekçilerle birlikte aşılacağını söyledi.

Adayların son durağı ise Malazgirt Caddesi'ndeki esnaflar oldu. Zana ve Öztürk'ü esnaflar yoğun ilgi ile karşıladı. Esnaflar, kentten HDP'nin dört milletvekili çıkaracağını söyledi

HDP Ağrı milletvekili adayları Mehmet Emin İlhan ve Dirayet Taşdemir ise köy ziyaretleri kapsamında Hamur ilçesine bağlı Ekincik, Kaniya Heri, Avtinne, Gomşeviti, Quçka, Köşk, Xano köylerini ziyaret etti. Yurttaşlar adayları köy girişinde bayraklar ve "Biji serok Apo" sloganı ile karşılandı. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği ziyaretlerde adaylar yurttaşların sorunlarını dinledi. Köy ziyaretlerinde konuşan Mehmet Emin İlhan, yeni yaşamın ilmek ilmek örülmeye başlandığını, HDP'nin ağacının halkın gücü ile sulanacağını söyledi. Bir diğer aday Dirayet Dilan Taşdemir ise kadınların özverili mücadelesine değinerek, HDP ile kadın mücadelesine yeni bir soluk geleceğini söyledi.

BİTLİS

HDP Bitlis Milletvekili Adayı Zeynel Omay, seçim çalışmaları kapsamında Ahlat (Xelat) ilçesine bağlı Yoğurtyemez, Akçaören, Yuvadamı, Otluyazı, Develik, Gölgören, Kınalıkoç ve Kırıkkaya köyleri ve Ovakışla (Pirxus) Beldesi'ni ziyaret etti. Omay ve beraberindekiler, Türkmenlerin yaşadığı köy ziyaretlerinde halka toplantılar aldı. Köylerde coşkuyla karşılanan Omay, tüm halkların mücadelesini yürüttüklerini dile getirerek, HDP'nin yeni yaşam projesini anlatarak, destek istedi. Adaylar, köy ziyaretlerinin ardından taziye ve düğünleri ziyaret etti.

VAN

HDP Van milletvekilleri adayları Tuğba Hezer ve Yurdusev Özsökmenler'in katılımıyla Gürpınar ilçesinde kadın seçim irtibat bürosunun açılışı yapıldı. Adaylara, HDP Van Eşbaşkanı Derya Havva, Edremit, Gürpınar ve Başkale belediye eşbaşkanları, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, HDP ve DBP ilçe yöneticileri ve KJA aktivistleride eşlik etti. Saygı duruşu ile başlayan etkinlikte açılış öncesi konuşan Hezer, kadınların toplumun yarısını oluşturmasına rağmen toplumda yeterince görülmediğini kaydetti. Kadının kendi rengiyle Meclis'e gideceğini ve kadını temsil edeceğini söyleyen Hezer, Meclis'e gitmeleri durumunda Kadın Bakanlığı kuracaklarını söyledi.

Zılgıtlar eşliğinde büronun açılışını yapan adaylar, daha sonra kadınlar ile birlikte müzik eşliğinde halay çekti.

Açılışın ardından Hezer ve beraberindekiler, ilçenin Kirêl (Yolaşan) Mahallesi'nde yurttaşlar ile bir araya geldi. Mahalleliler tarafından sıcak karşılanan Hezer, burada yurttaşlara kısa bir konuşma yaptı. Hezer, "Mecliste bulunan kadın milletvekilleri zenginlerden oluşuyor. AKP'li vekiller, yoksul halkın halinden anlamazlar" dedi.

Mahalleli çocuklar ise HDP'li heyetini "Bijî HDP" sloganıyla mahalleden uğurladı.

'Barajı yıkacağız'

HDP Van Milletvekili Adayı Yurdusev Özsökmenler'in katılımıyla Tuşba ilçesi Abdurahmangazi Mahallesi'nde seçim irtibat bürosu açıldı. Yüzü aşkın yurttaşın katıldığı açılışta kısa bir konuşma yapan Özsökmenler, "AKP'nin her türlü provokasyonuna rağmen biz'ler bu barajı yıkıp, meclise anne, çocuk, işçi, emekçi olarak gideceğiz" dedi. Konuşmanın ardından büronun açılışı gerçekleştirildi.

İSTANBUL

HDP 2. bölge milletvekili adayları Filor Uluk, Sezai Temelli, Meliha Varış ve Mehmet Saltoğlu, Fatih Aksaray'da halkla buluştu. Aksaray Metro girişinde yapılan etkinliğe, HDP il ve ilçe yöneticileri de katıldı. Davul, zurna ve kabak kemaniler eşliğinde çekilen halaylarla başlayan etkinlikte konuşan adaylardan Meliha Varışlı, "Biz Kobanê'yi özgürleştirdik baraj ne ki" diyerek, idam edilişlerinin yıl dönümü nedeniyle Deniz ve arkadaşlarını andı.

Ardından konuşan Sezai Temelli ise HDP'ye yönelik saldırılara değinerek, HDP'nin sokaklarda barışın mücadelesini yürüttüğünü söyledi. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in, "İbret-i alem olsun diye iade edeceğim" sözünü eleştiren Temelli, "Bu halkın kapısında milyonluk araç yok ki ibret olsun. Sen onu patronuna söyle. Patronuna 'Ben arabayı iade ettim sen de sarayı iade et' de" diye konuştu.

URFA

HDP Urfa Milletvekili Adayı Rasim Çakmak Hilvan'da halkla bir araya geldi. Hilvan Yem Fabrikası'nın ardından Milli Aşireti'ne bağlı köyleri de ziyaret eden Çakmak, yurttaşlarla sohbet ederek sorunlarını dinledi. "Bu parti herkesin partisi bu parti bir umut partisidir. Halkların partisidir. Bizlerde bu halkın vekilleriyiz. Allah bizlere onurlu, barış ve kardeşlik içinde yaşamayı HDP İle nasip edecek inşallah" şeklinde konuşan Çakmak, akşam saatlerine kadar köylerdeki çalışmalarını sürdürdü.

 

Van'daki toplu istifa için AK Parti'den HDP'ye ağır suçlama! - internethaber.com

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, AK Parti Başkale İlçe Başkanı'nın istifası için HDP'ye ağır suçlamalar yöneltti. Soylu "Selahattin Demirtaş orada işi gerginleştirmeye getiriyor. Tabloyu başka bir noktaya taşımaya çalışıyor ve bel altından bıçak saplarken yüzüyle bir gülücük atmaya çalışıyor. Buna eski Türkiye'de 'mafyavari yöntemler' denir" dedi.

Soylu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de siyasetin ne kadar çirkin bir boyuta geldiğinin, HDP'nin yaptığı tehditlerle net bir şekilde görüldüğünü söyledi.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde demokrasiden uzak bir anlayışla partilerine yönelik tehditlerin geldiğini ifade eden Soylu, "Selahattin Demirtaş cici yüzünü batıda ağabeyleri ve evlatlığına girdiği insanlar vasıtasıyla gösterirken, güneydoğu ve doğuda acımasızca bir tehdit furyası sürmektedir. Bunu açık söylüyorum" ifadesini kullandı.

Soylu, birkaç gün önce AK Parti Van İl Başkanı ile milletvekili adayının, Başkale ilçe ziyareti sırasında HDP, PKK ve KCK'lılar tarafından ciddi bir şekilde saldırıya uğradığını dile getirerek, bu saldırıdan sonra yapılan şikayetler üzerine 5 kişinin tutuklandığını anlattı.

"Korkudan bir dönem önce Başkale'yi terk eden ilçe başkanının aynı zamanda HDP ile ilişkilerini değerlendiren ilçe yöneticilerimiz, gençlik kollarımız ve kadın kollarımız istifa ettiler" diyen Soylu, "Yani yaklaşık 37-38 arkadaşımızın istifası bize geldi. Burada bu ilçe başkanı, tehdide pabuç bırakıyor, tehdide dayanamıyor. İlçe başkanı üç gün boyunca il başkanımıza 'ne olursunuz bu tutuklananları serbest bırakın' diye telefonlar açtı ve yalvardı. Tehdit o kadar büyük bir boyuta geldi ki iş şirazesinden çıkmış durumda" şeklinde konuştu.

"İLÇE BAŞKANIMIZIN GÖREVİNE ZATEN SON VERMİŞTİK"

Soylu, insanların aileleri ve çocuklarıyla tehdit edildiğine vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"Diğer taraftan da bir şekilde onların mallarına, mülklerine gözdağı vereceksiniz. Yine bugün sabah konuştuğum bir ilçe başkanına para cezası kesmişler. Bu kadar ahlaksızlık, bu kadar fütursuzluk, bu kadar anti demokratik tavır, bu kadar baskı ve yüzsüzlük...  Selahattin Demirtaş orada işi gerginleştirmeye getiriyor. Tabloyu başka bir noktaya taşımaya çalışıyor ve bel altından bıçak saplarken yüzüyle bir gülücük atmaya çalışıyor. Buna eski Türkiye'de 'mafyavari yöntemler' denir. Şu anda mafyavari bir yöntem ortaya koymaya çalışıyorlar."

Soylu, AK Parti Başkale İlçe Başkanı'nın görevine daha önceden son verdiklerine dikkati çekerek, "Biz oradaki ilçe başkanımızın görevini zaten sona erdirmiştik. Çünkü bundan bir hafta  önce teşkilat başkan yardımcım Murat Yıldırım'ı oraya gönderdim. Orada ve bölgede ziyaretlerde bulunarak oradaki raporları aldık ve biz orada yeni bir ilçe başkanı arayışı içerisindeydik. Bu tehditten o kadar korktu ki canını kurtarma pahasına böyle bir spekülatif bir istifa ortaya koyarak bir değerlendirme yaptı" ifadelerini kullandı.

"BU ARKADAŞIMIZ ZATEN DÜŞMÜŞTÜ" 

Tehditlerin her boyutta gerçekleştiğini anlatan Soylu, tehdidin teşkilat, belediye meclisi, belediye başkanı ile seçim bürolarını tuttukları oradaki masum vatandaşlara açık bir şekilde devam ettiğini ifade etti.

"Bu arkadaşımız zaten düşmüştü" diyen Soylu, şöyle devam etti:

"Oradaki malını ve mülkünü kurtarmak için bir şekilde böyle bir yola tevessül ettirdiler. Can havliyle demokrasiye sahip çıkılıyor orada. Bu ayıptır, ahlaksızlıktır. Orada şu anda tam anlamıyla bir vandalizm baskı rejimi uygulanmaktadır. Arkadaşlarımız da kahramanca bir şekilde mücadeleyi gerçekleştirmektedir. Hiç merak etmesinler Van Başkale teşkilatımız istifa eden arkadaşlarımızın talebi zaten yeni bir ilçe başkanı getirilmesiydi. Bugün yarın tez elden oradaki arkadaşlarımız görevini devam ettireceklerdir. Zaten istifa eden arkadaşlarımız da istifasını yeni yönetim için ortaya koymuşlardır."

AK Parti Başkale İlçe Başkanı İsmet Mihirci ve bazı yönetim kurulu üyeleri, HDP İlçe Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, ilçede son günlerde yaşanan gelişmelerin ardından partilerinden istifa ettiklerini ve HDP'ye katıldıklarını açıklamıştı.

AK PARTİ'DEN İSTİFA EDİP HDP'YE GEÇTİLER

3 Nisan Pazar günü seçim çalışması için esnafı ziyaret eden AK Parti İl Başkanı Zahir Soğanda ve beraberindekilere saldırdığı iddiasıyla 5 kişi tutuklanmıştı. Tutuklananlar arasında DBP İlçe Başkanı Senar Yeşilırmak'ın da bulunduğu 5 kişi, 'Seçim güvenliğini tehdit etmek', Siyasi partilerin çalışmalarını engellemek', 'Halkı kin ve nefrete teşvik etmek' suçlamalarıyla tutuklandı.

"KENDİ RIZAM İLE..."

AK Parti'den istifa ederek HDP'ye geçen İlçe Başkanı İsmet Mühürcü törende yaptığı konuşmada, "5 gün önce gelişen bazı gelişmeler hem beni, hem de ailemi rahatsız etmiştir. Başlıca nedenlerini sıraladığımda ilkin ilçeye gelen heyetin bir ailenin baş sağlığına ısrarla polis eşliğinde katılmak istemesidir. Gelen heyette tüm ısrarlarıma rağmen çevik kuvvet polisi eşliğinde esnafları dolaşmıştır. Bu esnaf ve halkın tepkisine yol açtı. Tepki gösteren halka 'Korkmayın sizi bu haraççılardan kurtaracağım' biçiminde sözler sarf etmiş, bu da gerginliği arttırmıştır. Esnafın ziyaretlerini kabul etmediği görülmesine rağmen heyetimizin buna ısrarla devam etmesi sonucu halktan tepkiler gelmiştir. Heyetin halka hakaret etmesi bizi de rahatsız etmiştir. Olası bir kargaşanın çıkacağı ortamın oluşmaması için DBP ve HDP yöneticileri kendi kitlesine müdahale etmiştir. Gelen bu yöneticilere de 'Siz haraç topluyorsunuz' demişlerdir." diye konuştu.

"BENİ YOK SAYAN ZİHNİYETLE ARTIK ÇALIŞAMAYACAĞIM"

Tutuklamalardan büyük rahatsızlık duyduğunun altını çizen Mühürcü, "Olay bu kadar büyük değildi ama büyütüldü. 5 insanın mahkum edilmesi ve 4 gün boyunca ne bir milletvekili adayı ne de il başkanının bana dönmemesi beni yok sayan bir zihniyetle artık çalışmayacağımı göstermiştir. Şimdiye kadar yürüttüğüm bu görevden parti teşkilatımla istifa ettiğimi ve artık ailelerimizle birlikte kendi halkımızın yanında yer alacağımızı basına deklare ediyorum." diye konuştu.

HDP: KENDİ EVLERİNE GELDİLER, HOŞGELDİNİZ DİYORUZ

HDP Van İl Eş Başkanı Dilekçi ise AK Partililerin partisine katılımından duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve şunları söyledi: "Kendi evlerine geldikleri için hoş geldiniz diyoruz. Burası tüm halkların evidir burası mazlumların evidir. Burası huzurun, kardeşliğin, sevginin, mutluluğun evidir. Biliyorsunuz uzun yıllardır Başkale halkı barıştan yana tutumunu almıştır. Ancak birileri Başkale halkının bu iradesine bu barışsever duruşuna tahammül edememesinden kaynaklı, 5 gün önce ilçemize özellikle polis eşliğinde gelerek, başta taziye sahipleri acılı aileyi daha sonra esnaflarımıza zorla ziyaretlere bulunup burada bir gerginliğe sebebiyet vermişlerdir. İşte AKP'nin yaratmak istediği gerginlik politikasına en güzel cevap budur. Bu bir örnektir. Başta Kürdistan'daki AKP yönetimine söylüyorum siz de bu değerli kardeşlerimiz gibi, bu değerli abilerimiz gibi böyle bir karar alın. AKP'nin provokasyonlarına karşı halkımızın yanında halkımızın saflarında yer alın."

Konuşmaların ardından Veysi Dilekçi istifa eden AK Parti İlçe Başkanı İsmet Mühürcü'ye HDP rozeti taktı. Toplanan kitle daha sonra HDP seçim bürosunu ziyaret etti.

İŞTE O İSİMLER

AK Parti Başkale İlçe Başkanı İsmet Mühürcü, yönetim kurulu üyeleri Abdulmutalip Demir, Aydın Gülmez, Burhan Aydın, Emine Akdağ, Erdal Yenigün, Remzi Diker, Ferhat Aydın, Hüsnü Demir, Mehmet Toprak, Mehmet Mühürcü, Şeyma Kaya, Tahir Mihirci, Seyfettin Demir, Ömer Kaya, Ferhat Çevik, Haydar Mihirci, Saddam Koç, Rıdvan Gülten, Mehmet Toprak ve Gençlik Kolları Başkanı Vedat Mihirci, görevlerinden istifa ederek Halkların Demokratik Partisi'ne (HDP) geçti.

 

YSK’ya yaptığı ikinci ‘Erdoğan’ başvurusu da reddedilen HDP AYM’ye gidiyor - Diken

Halkların Demokratik Partisi (HDP), seçim yasalarını açıkça ihlal ettiği gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın uyarılması talebiyle Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yaptığı ikinci başvurunun da reddedilmesinin ardından konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımaya hazırlanıyor.

YSK ilk başvuruyu aynı gün oy birliğiyle reddetmişti

HDP, Erdoğan’ın tarafsızlık yeminine aykırı biçimde uzun süredir açılış töreni adı altında mitingler düzenlediği, parti yöneticisi gibi davrandığı, muhalefet partilerine ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a hakaretler savurduğu, aynı zamanda dini duyguları istismar edecek biçimde dini semboller kullandığı gerekçesiyle 5 Mayıs’ta YSK’ya başvuruda bulunmuştu.

YSK, anayasaya göre cumhurbaşkanlarının sorumsuzluğunun esas olduğu ve kurulun görevinin de seçime katılan siyasi parti temsilcileri ve adaylarının yaptıkları konuşmaları kapsadığı gerekçeleriyle HDP’nin başvurusunu aynı gün oy birliğiyle reddetmişti.

HDP Anayasa Mahkemesi’ne taşıyor 

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ali Ürküt’ün, Erdoğan’ın 5 Mayıs’ta Tekirdağ’da ‘toplu açılış’ adı altında yaptığı mitingle ilgili dün YSK’ya yaptığı ikinci başvurunun da aynı gerekçeyle reddedildiği öğrenildi.

Ret kararı üzerine HDP’den yapılan açıklamada, YSK’nın resmi kararı partiye tebliğ etmesinin ardından konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınacağı kaydedildi.

Valilikten okullara skandal talimat: Öğretmenleri Erdoğan’ın mitingine gönderin!

Sabır taştı, HDP YSK’ya gitti: Erdoğan parti yöneticisi gibi davranıyor, uyarın

YSK, HDP’nin yaptığı ‘Erdoğan’ı uyarın’ başvurusunu reddetti

 

Partilerin konuşma sıralarının kurası çekilecek - AA

Türkiye'de 7 Haziran'da yapılacak genel seçime katılan siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmaları ve görüntülü propagandaları düzenleyen Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.

Radyo ve televizyondan yapılacak propaganda konuşması ve görüntülü propagandaların gün ve yayın saatlerine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi için YSK tarafından oluşturulan komisyonun çalışmaların sonuçlarına ilişkin 798 nolu karara göre, siyasi partiler radyo ve televizyonlarda yapacakları propaganda konuşmalarına 31 Mayıs'ta başlayacak.

Seçime katılacak tüm siyasi partiler 10'ar dakikalık iki konuşma haklarından birini 31 Mayıs Pazar, diğerini ise 6 Haziran Cumartesi günü saat 18.00'e kadar kullanmak zorundalar.

Seçime katılacak partilerden anamuhalefet partisi CHP 10'ar dakikalık 4 konuşma, TBMM'de grubu bulunan MHP ile HDP 10'ar dakikalık 3 konuşma yapma hakkına sahip olacak. İktidardaki AK Parti'nin ise 10'ar dakikalık 3 konuşmaya ilaveten 20 dakikalık 1 konuşma daha yapma hakkı bulunuyor.

Seçime katılan diğer 16 parti ise 10'ar dakikalık 2 propaganda konuşması yapabilecek.

Görüntülü propagandaya ilişkin düzenlemeler

Televizyondan yapılacak propagandalarda AK Parti, CHP, MHP, HDP görüntülü propaganda hakkına sahip olurken, seçime katılan diğer 16 siyasi parti sadece 31 Mayıs ile 6 Haziran'da iki propaganda konuşması yapabilecek. 

AK Parti, CHP, MHP ve HDP, görüntülü propaganda haklarını kullanmak istedikleri gün ve saatleri en geç 22 Mayıs Cuma günü saat 17.00'ye kadar YSK Başkanlığına bildirecek. Söz konusu partilerin görüntülü propaganda yapmak için bildirdikleri saatlerin çakışması halinde yayın sırası ad çekme usulüyle saptanacak.

Görüntülü propagandaların günde iki dakikadan az olamayacak ve bir gün içinde toplam süresi 10 dakikayı geçemeyecek. Ayrıca görüntülü propagandalar partilerin propaganda sürelerinin yarısını aşamayacak.

-Radyo ve televizyonda konuşma hakkına sahip partilere ilişkin düzenleme-

YSK kararında radyo ve televizyonda konuşma hakkını kullanabilecek partiler şu şekilde sıralanıyor:

"AK Parti, Anadolu Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, CHP, Demokrat Parti, Demokratik Sol Parti, Doğru Yol Partisi, Hak ve Adalet Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi, Halkın Kurtuluş Partisi, HDP, Komünist Parti, Liberal Demokrat Parti, Merkez Parti, Millet Partisi, MHP, Saadet Partisi, Toplumsal Uzlaşma Reform ve Kalkınma Partisi, Vatan Partisi ve Yurt Partisi."

Radyo ve televizyonda konuşma yapmak için başvuran partilerin yayın zaman ve sıraları 23 Mayıs Cumartesi günü saat 11.00'de YSK'da ad çekme usulüyle belirlenecek.

 

Yurt dışında oy verme başladı – AA

Yurt dışında yaşayan 2 milyon 800 binin üzerinde Türk seçmen, milletvekili genel seçimi için 8 Mayıs’ta oy kullanmaya başladı. İlk oy ise Avustralya’da kullanıldı.

Yüksek Seçim Kurulu’nca (YSK), 7 Haziran’da yapılacak milletvekili genel seçimi için 54 ülkedeki 112 temsilcilikte sandık kuruldu. YSK’nın aldığı karar uyarınca yurt dışında oy verme işlemi 8 Mayıs’ta başladı, 31 Mayıs’ta sona erecek.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlar, Cumhurbaşkanlığı seçiminin aksine bu seçimde yaşadıkları ülke için belirlenen tarihlerde randevu almadan oy kullanabiliyor. Türk nüfusu 500’ün altında olan yerlerde ise sandık kurulmadı. Bu nedenle yurt dışındaki 2 milyon 866 bin 940 kayıtlı seçmenden 2 milyon 848 bin 652’si oy kullanabiliyor. 89 temsilcilikte kayıtlı 18.288 kişi bulundukları ülkelerde oy kullanamayacak.

İLK OY AVUSTRALYA’DA KULLANILDI

Genel seçimler için yapılan oy verme işlemleri, Kanbera Büyükelçiliği, Melburn ve Sidney başkonsolosluklarına konulan sandıklarda başladı.

İlk oyu Melbourne Başkonsolosluğu’nda kurulan 1 numaralı sandıkta Melahat Özkan kullandı. Sabah erken saatlerde konsolosluğa gelen Melahat Özkan, çok mutlu olduğunu belirterek, “Memleketimize, devletimize hayırlı, uğurlu olsun inşallah seçimler. İlk defa Avustralya’da oy kullanıyoruz, heyecanlıyım” dedi.

Özkan, “Her vatandaş gibi her şeyin en güzelini vatanımız, milletimiz için istiyoruz. İnşallah bundan sonra da en güzel günler vatanımızın olur” dedi.

Yurt dışındaki seçmenin oy kullanacağı ülkelerden Almanya’da 13, ABD’de 7, Fransa’da 6, Rusya, Çin ve Yunanistan’da 4, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bulgaristan, İsviçre, İran, Kazakistan’da 3 temsilcilikte oy verilebilecek.

Yurt dışındaki ülkelerde oy kullanma süreleri ise şöyle:

“Almanya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, İsviçre ve KKTC’de 8-31 Mayıs’ta 24 gün, ABD’de 16-31 Mayıs’ta 16 gün, Norveç’te 22-31 Mayıs’ta 10 gün, Romanya’da 28-31 Mayıs’ta 4 gün, Bulgaristan, Hollanda, İtalya, Kanada, Suudi Arabistan ve Türkmenistan’da 29-31 Mayıs’ta 3 gün, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Bosna Hersek, Cezayir, İsrail, Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya, Rusya, Yunanistan’da 30-31 Mayıs’ta 2 gün; Arnavutluk, Azerbaycan, Bahreyn, Çek Cumhuriyeti, Çin, Finlandiya, Güney Afrika, Gürcistan, İran, İrlanda, İspanya, İsveç, Japonya, Katar, Kosova, Kuveyt, Lübnan, Macaristan, Mısır, Özbekistan, Polonya, Sudan, Tayland, Ukrayna, Umman, Ürdün, Yeni Zelanda’da 31 Mayıs’ta 1 gün.”

GÜMRÜK KAPILARINDA OY KULLANILACAK

Yurt dışındaki seçmenler 8 Mayıs -7 Haziran arasında 33 gümrük kapısında da oy verebilecek.

Seçim için Sarp, Kapıkule, Pazarkule, İpsala, Hamzabeyli, Dilucu, Dereköy karayolu gümrük kapılarında, Şakirpaşa, Esenboğa, Antalya, Eskişehir, Elazığ, Gaziantep, Hatay, İstanbul Atatürk, İstanbul Sabiha Gökçen, Adnan Menderes, Erkilet, Konya Askeri Havaalanı, Dalaman, Bodrum-Milas, Samsun, Trabzon, Zonguldak havalimanı gümrük kapılarında ve Kuşadası, Ayvalık, Çeşme, Derince, Mersin, Taşucu, Marmaris, Bodrum, Samsun liman gümrük kapılarında sandık kuruldu.

GÜNEY AFRİKA’YA DA SANDIK KURULDU

Yurt dışında en fazla Türk seçmen Almanya’da yaşarken, en az seçmen Tayland’da bulunuyor. Buna göre, Almanya’da 1 milyon 404 bin 987 kişi, Tayland’da ise sadece 620 kişi sandık başına gidecek. İran’da Urumiye Başkonsolosluğu’nda ise sadece 36 seçmen oy verecek.

ABD’de 90.747, Fransa’da 311.796, Birleşik Krallık’ta 84.559, Çin’de 1.852, Suudi Arabistan’da 28.202, Yunanistan’da 10.487, İtalya’da 13.591, İran’da 1044 Türk bulundukları ülkede oy kullanacak.

Ayrıca seçim için Manama (Bahreyn), Guangzhou (Çin), Pretorya (Güney Afrika), Deventer (Hollanda), Novorossiysk (Rusya), Muskat (Umman) gibi noktalarda da sandık kuruldu.

OYLAR TÜRKİYE’DE SAYILACAK

Yurt dışındaki sandık kurulları kaç kişinin oy kullandığını belirleyecek ve oy zarflarını oy torbalarına koyarak mühürledikten sonra saklama kuruluna teslim edecek.

Güvenli odalarda saklanan oylar, oy verme işleminin tamamlanmasının ardından belirli bölgelerde toplanarak, uçaklarla Türkiye’ye transfer edilecek.

Oylar, Türkiye’den giden ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu ayrı bir heyet tarafından alınacak.

Yurt dışında kullanılan oylar, 7 Haziran’da Türkiye’ye ulaşmış olacak ve Türkiye’de oy verme işleminin tamamlanmasının ardından yurt dışından gelen oylar yurtiçindeki oylarla birlikte açılıp sayılacak.


Erdoğan Gül'ün Erivan'ı ziyaret etmesini tasvip etmedi - İHA

Cumhurbaşkanlığı Sofrası’na konuk olan Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan, "Önceki dönemlerde yapılmış olan bazı yumuşak politikaların işte ne bileyim Sayın Abdullah Gül’ün gidip Erivan’da maç seyretmesi gibi olayların sayın Cumhurbaşkanımızın tasvip ettiği tavırlar olmadığı noktasında bir konuşma geçti, böyle bir izlenim edindik" dedi.

 Cumhurbaşkanlığı Sofrası’na konuk olan Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan, "Önceki dönemlerde yapılmış olan bazı yumuşak politikaların işte ne bileyim Sayın Abdullah Gül’ün gidip Erivan’da maç seyretmesi gibi olayların sayın Cumhurbaşkanımızın tasvip ettiği tavırlar olmadığı noktasında bir konuşma geçti, böyle bir izlenim edindik" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Sofrası sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarihçilerle birlikte Birinci Dünya Savaşı ve 1915 olaylarını masaya yatırdı.

Sofranın ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan, Türkiye’de tarih alanında bir açıklık olduğunu ve bu açıklığın giderilmesi noktasında önemli çalışmaların yapılacağını söyledi.

Sofradaki konuların detaylarını açıklayan Armağan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada en önemli husus olarak Ermeni soykırımı iddialarını dile getirdi. Gerekse Putin'in açıklamalarından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

“OSMANLI ERMENİLERİ DE BİZİM İÇİN AYNI DEĞERDEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 24 Nisan’da yaptığı açıklamada kullandığı ‘Osmanlı Ermeni’ tabirini sofrada da kullandığını kaydeden Armağan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Osmanlı Ermenileri, Osmanlı'nın Müslümanları, Kürtleri, Türkleri neyse Osmanlı Ermenileri de bizim için aynı değerdedir. Dolayısıyla onlara yapılan zulüm haksızlık nasıl bir Türklere yapılmış olduğunda bizi üzüyorsa onlara yapılan da bizi aynı şekilde üzecektir şeklinde bir vurguda bulunması çok önemli bir tavır değişikliğiydi. Burada bizim kendisine yönelik yaklaşımlarımızda Türkiye'nin tavrını devam ettirmesi ve dışarıda mümkün olduğu kadar bu lobi faaliyetleriyle tavrını anlatması ama içeride de toplumun bilinçlendirilmesi noktasında her türlü çabanın gösterilmesi gerek akademik düzeyde gerekse de popüler düzeyde. Bu hadisenin doğruluğu üzerinden topluma anlatılması vurgulandı. Şu husus çok ısrarla altı çizilen bir nokta oldu; Türkiye inkar eden, kaçan, arkasını dönen, çark eden bir yaklaşımı bırakmalı. Ön alıcı, aktif ve kendisi politika belirleyen bir tavır içerisine girmeli.”

“GÜL’ÜN ERİVAN ZİYARETİNİ TASVİP ETMEDİ”

Armağan, Türkiye’deki Ermenilerin, Ermenistan vatandaşı olan Ermenilerin Türk vatandaşlığına geçirilmesi konusunda bir tekliflerinin olduğunu aktardı.

  Gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Armağan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’de yaşayan Ermenileri vatandaşlığa alınmasına konusunda ne gibi düşünceleri olduğu yönündeki bir soruya ise, “Bizim için bir sakıncası olmaz’ dedi.  ‘40 bin kişi Türk vatandaşlığına geçer. Bu adımı atarız ama bunun karşılığında da Ermenistan’ın bir adım atmasını bekleriz’ dedi. Yani mesela Ermenistan’dan Türkiye’ye göçmüş olan Van bölgesinde birçok Türk var, Müslüman var mesela bunlarında aynı şekilde Ermeni vatandaşlığına tekrar alınması mümkün olacak mı? ‘Bizde bunu isteriz yani bir şey yapılacaksa dış politikada bir şey verirken bir şeyde almamız lazım. Hep veren taraf, hep taviz veren taraf, müsait davranan taraf biz olursak o zaman bu işi halledemeyiz dedi. Avrupa’da hiçbir başkentte cami eksikliği yok. Bir tek Selanik’te Yunanistan’ın başkentinde cami yok. Mesela bu konuda iki tane camimiz bu camilerden bir tanesini hiç değilse açın bizde ruhban okulunu açalım. Bu konuda bizim çekineceğimiz bir şey yok açalım. Sizde hiç değilse orada bir Türkiye’den giden turistlerin hiç değilse namaz kılacağı yer yapın. Yani dolayısıyla bir şey verirken bir şeyi de alabilmemiz lazım. Aksi halde veren taraf olursak büyük devlet olma özelliğimizi kaybederiz daha sonra başka şeylerde sürekli bizden tek taraflı istenmeye başlar’ diye konuştu. Dolayısıyla bu noktada daha önceki dönemlerde yapılmış olan bazı yumuşak politikaların işte ne bileyim sayın Abdullah Gül’ün gidip Erivan’da maç seyretmesi gibi olayların sayın Cumhurbaşkanımızın tasvip ettiği tavırlar olmadığı noktasında bir konuşma geçti. Böyle bir izlenim edindik. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Dolayısıyla orada yumuşak davranmaktan ziyade net olalım. Biz Ermeni düşmanı değiliz, biz Ermenileri her zaman kucak açmış devletiz. Dolayısıyla bugün bu meselenin çözülmesinde de bir adım atılması gerekiyorsa atalım ama bunun karşılığında da bu adım attığımız devletin bize de aynı şekilde adımla cevap vermesi sayesinde biz yine bir karşı adım atarak bu süreci olumlu noktaya taşıyabiliriz’ dedi” diye konuştu.


Kahramanmaraş valiliğinden tüm partilere açık meydan için HDP’ye ambargo - T24

Kahramanmaraş valiliği, kentte diğer tüm partilerin seçim mitingi yapabildiği Müftülük Meydanı’nda HDP’ye izin vermeyip adres olarak Gar Meydanı’nı gösterdi.

Alana güvenlik ve kamu hizmeti gerekçesiyle izin vermeyen valiliğe tepki gösteren HDP İl Eş Başkanı Hayriye Durular, Müftülük Meydanı’nın tüm partilerin rahatlıkla kullanıldığı bir alan olduğunu hatırlattı.

Durular, “Maalesef biz her zaman özellikle şunun vurgusunu yapıyoruz. Siyasal zeminde, gerçekten Türkiye siyasal hayatına artık yerimizi bulmak istiyoruz. Fırsat verilirse biz kendimizi siyasal zeminde ifade etmek istiyoruz, halklarla buluşmak istiyoruz. Maalesef yine her zamanki gibi sistem bir şekilde karşımızda durdu” diye konuştu.

‘Göstermelik gerekçeler ve bahaneler’

4 Haziran’da yapmayı planladıkları mitingi Gar Meydanı’nda yapacaklarını belirten Durular, “Gereksiz gerekçelerle, altını çiziyorum, göstermelik bahanelerle, kamu hizmeti gerekçesiyle, güvenlik gerekçesiyle Gar Meydanı bize valilik tarafından uygun görüldü. Biz her şeye rağmen siyasal zeminde Gar Meydanı’nda mitingimizi yapacağız. Halkların Demokratik Partisi olarak artık her yerde, her alanda tüm ezilenlerle birlikteyiz” dedi.

HDP İl Eş Başkanı Erhan Yapıcı ise seçimlerde Kahramanmaraş’ta 75 bin oy almayı hedeflediklerini söyledi.

 

Suruç’ta AK Partili 5 aşiret HDP’ye geçti - Vatan

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde önceki seçimlerde AK Parti saflarında yer alan Erdoğan, Kılıçaslan, Kalkan, Şahin ve Boydan aşiretlerinin binlerce seçmeni, düzenledikleri yürüyüşle HDP’ye geçti.

Suruç’ta daha önceki seçimlerde AK Parti saflarında yer alan Erdoğan, Kılıçaslan, Kalkan, Şahin ve Boydan aileleri, AK Parti’den ayrılarak HDP’ye katıldı. Aydın Mahallesi Karayolu Caddesi üzerinde bir araya gelen ailelerden binlerce kişi, HDP milletvekili adayı İbrahim Ayhan, DBP Urfa İl Eşbaşkanı İsmail Kaplan, DBP Suruç İlçe Eşbaşkanları Mehmet Koşti ile Rojda Binici, Suruç HDP İlçe Eşbaşkanı Suphi Koçyiğit ile Sara Şahin, Suruç Belediye Eşbaşkanı Zuhal Ekmez, Suruç ikna komisyonu üyeleri öncülüğünde yürüyüşe geçti.

HDP bayrakları ile Cumhuriyet Meydanı’ndaki HDP seçim bürosuna kadar yürüyen grup, burada zılgıt, alkış ve sloganlar ile karşılandı. Seçim bürosunda kitleye hitap eden HDP Urfa İl Eşbaşkanı İsmail Kaplan, 7 Haziran’ın AK Parti iktidarının sonu olacağını ileri sürdü. Ardından söz alan HDP Şanlıurfa milletvekili adayı İbrahim Ayhan, “Kendi evinize hoş geldiniz. Burası hepimizin evidir. Öncesi veya sonrası yoktur. Burada bulunan herkes söz sahibidir. Ailelerin bize gelmesi güç katmıştır.” dedi


Kürtçe Kuran meali 10 bin adet basıldı' - Habertürk

Diyanet işleri Başkanlığı, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Kürtçe Kuran-ı Kerim mealinin tek nüsha basıldığı ve mealin bir yayınevine ait olduğu yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Demirtaş'ın iddiası üzerine Diyanet, mealin dağıtımının yapıldığı depoyu basın mensuplarına açtı. Diyanet işleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürü Dr. Yüksel Salman, Kürtçe mealin ücretsiz dağıtılmak üzere nisanda 10 bin adet basıldığını, 7 bin baskının Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeriyle büyükşehirlere gönderildiğini bildirdi.


‘HDP barajı aşsa da iktidarız’ - Cumhuriyet

AKP Sözcüsü Atalay: ‘HDP barajı aşsa da aşmasa da hükümeti tek başımıza kuracağız’

Seçim için sona doğru yaklaşıldıkça anketlerdeki partilerin oy oranları da şekillenmeye başladı. AKP, ilk kez bu seçimde yüzde 39’lara kadar gerileyen oy oranlarını gördü. Partinin gerçekçi oy oranını yüzde 43- 45 bandında hesaplayan AKP kurmayları, HDP’nin de yüzde 8.9’la baraja takılacağı görüşünde. AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Beşir Atalay, “HDP barajı aşsa da aşmasa da tek başına iktidarı sürdüreceklerini” söyledi. AKP, seçime 1 ay kala ankette durumunu ölçmek ve son düzlükte yeni ataklar geliştirmek amacıyla anketlere hız verdi.

AKP kurmayları partinin 7 Haziran’daki gerçekçi oy oranını yüzde 43 - 45 bandı olarak hesaplıyor ancak AKP’liler yüzde 43’ün, HDP’nin barajı aşması halinde riskli bir oran olacağından hareketle yüzde 45’i yakalamayı hedefliyor. AKP’ye göre seçimde sona doğru gidildikçe kararsız oylar azalacak bu nedenle partiden bu aşamada gitmiş görünen oyların yeniden geri geleceği de öngörülüyor. AKP’ye göre HDP barajı aşamayacak. AKP’de HDP’nin oy oranı yüzde 8.9 rakamı ifade ediliyor. 

Beşir Atalay, gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle kahvaltıda bir araya gelerek kampyanya ve seçim süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Atalay seçimden çıkacak sonuç ve HDP’nin durumuna ilişkin olarak da “Her şey iyi gidiyor. Görülüyor ki rahat bir iktidar olacağız tek başına. Falanca barajı geçerse geçmezse tartışmasından bağımsız. İster geçsin, ister geçmesin” değerlendirmesini yaptı.

Çözüm sürecine yönelik HDP’nin yaklaşımını da eleştiren Atalay, “Çözüm süreci ile ilgili HDP’nin çok kesin dönüşü var. HDP’ye de Sırrı Süreyya Bey’e de çok da önemli rol verdik. O bile Ankara’da diyor ki ‘Çözüm sürecinde masa dağıldı’. Bu büyük bir sorumsuzluk... Onlar yine şiddetten ayrılamayacaklarını hem beyannameleriyle hem de seçim ortamıyla gösteriyor. Bu işe çok emek vermiş, gönül vermiş, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bir konuda HDP’nin tutarsızlığını görüyorum. Biz niye muhatap aldık onları. Şiddetle sorun çözme yerine, siyasetle çözmek için. İlk yıllarını düşünün HDP’nin, parlamentoda ne kadar manasız konumdaydı. Güneydoğu’da vatandaşlar, ‘HDP ne işe yarar’ diye soruyordu. Onlara biz güç aktardık” ifadelerini kullandı.


Görüşüm belli baraj sıfır - Vatan

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, kişisel görüşünün seçim barajının sıfır olması olduğunu söyledi. Zeybekci şöyle dedi: “Bunu AK Parti’li olarak söylemiyorum. HDP’nin barajı aşmasına, buna milletin menfaati demiyorum. Aşmayacak görünüyor. Bu böyle olduğunda Türkiye gelecek nesillere Türkiye yeniden siyaseti, devleti, özgürlükleri dizayn etmeli. Türkiye farklı bir noktaya gelir, eğer bu fırsatı değerlendirirse, her türlü fırsatı yakalar. Benim baraj konusundaki görüşüm belli, sıfır baraj. Ancak Yüzde 9 oy almış partinin dışarıda kalmasını kim sempatik, doğru karşılayabilir.”

 

Ecdattan rahatsız olan köksüzler var’ - Milliyet

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rumelihisarı’ndaki mescit restorasyonuna tepki gösteren başta tiyatro sanatçısı Defne Halman olmak üzere sanatçılara sert çıktı. Erdoğan, dün Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından altı ülkede yapımı tamamlanan eserleri açtı. 

Erdoğan toplantıda, şunları söyledi:

CİBİLİYETSİZLER: Bazı köşe yazarlarını görüyoruz, ‘ecdat’ dediğiniz zaman beyler rahatsız oluyor. Niye? Çünkü bunlar köksüz, çünkü bunların cibiliyeti bozuk. İstanbul’da, Fatih Sultan Mehmet’in yadigarı Rumelihisarı var. Ecdadımız bu hisarın bünyesinde orada görev yapanlara hizmet için güzel bir mescit inşa etmiş. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yken, bu mescidi yapmak istedim ve yargıyla boğuşarak maalesef bunu inşa edemedim.

KİMİ KOVUYORSUNUZ: Bir ödül töreninde, sanatçı olduğu iddiasındaki birileri çıkıyor, ‘biz buraya mescit yaptırmayız, buna izin vermeyiz’ diyor. Siz kimin bağından, kimi kovuyorsunuz? Orası zaten ibadet mekanı, kimi kovuyorsunuz? Orası zaten bir süredir amacına aykırı kullanılıyor, şimdi aslına rücu ettiriliyor.

MİLLETİMİZ OYUNA GELMEZ: İtalya koalisyonlardan çok çektiği için koalisyonu yasakladı. Tek parti iktidarını zorunlu kılan bir yasa çıkarttı. Bunların millete sözü ne? Eski Türkiye koalisyonu. Dünya istikrarı arıyor, bunlar istikrarı ve güven iklimini bozmanın peşinde koşuyor. Milletimiz, bu oyuna gelmez. Milletimiz, eski Türkiye’nin tekerrürüne izin vermez.      

 

Tarhan Erdem: Hiçbir siyasetçi Kur’an’ı siyasete alet etmedi - Zaman

KONDA Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Tarhan Erdem, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Siirt mitingine elinde Kur’an-ı Kerim ile çıkmasının sebebinin AKP’nin düşen oyları olduğunu söyledi.

Erdoğan’ın dinî sembolleri daha fazla kullanmaya başladığını belirten Erdem, “AK Parti yine birinci parti olacak ama yüzde 49’lar gitti; yüzde 41-42 mertebesine indi. Daha da inebilir. Erdoğan buna karşı hırsla, ‘Siz öyle mi yapıyorsunuz, o zaman ben artık bunlardan faydalanmak istiyorum, dini unsurlardan faydalanmak istiyorum’ diyor.” yorumunda bulundu. BBC Türkçe’den Rengin Arslan’a konuşan Erdem, daha önce miting meydanlarına Kur’an-ı Kerim ile çıkan bir lider hatırlamadığını belirterek, “Bunu Erbakan bile yapmadı. Şeklen bir gösteri hatırlayamıyorum.” diye konuştu. Halkın Erdoğan’ın sertliğinden hoşnut olmadığını vurgulayan Erdem, “Bundan evvelki seçimlerde de 2011’de hatta 2007’de de kutuplaştırmaya başladı. Bunu yapmasının sebebi kendi seçmenini başka bir düşünceye sapmadan kendi yanında tutmak istemesiydi. Gördü ki eski sertlikten halk hoşnut değil. Bunun için dine sarıldı. Artık tamamen dini kullanmaya başladı.” değerlendirmesini yaptı.

HDP’li Hüda Kaya: Elde Kur’an ‘la ŞOV yapıyorlar

HDP İstanbul milletvekili adayı Hüda Kaya da, Erdoğan’ın HDP’nin oy kitlesinin çoğunluğunun dindar muhafazakar olmasından dolayı bu yola başvurduğunu söyledi. Kaya, “Erdoğan, HDP’yi dinsizlikle itham etmeye çalışıyor ama dini inancı en safiyane şekilde kalmış halk Kürt halkıdır. Elinde Kur’an ile Kürt halkı karşısına bir şov ile çıkıyor. Bu kişilerin safiyane dindarlık hissiyatını istismar etmek üzerine, bir şov yapmak üzerine bir gündem yürütüyor. Elde Kur’an ile şov yaparak siyaset yapılmaz. Hz. Ali’nin sözü vardır: Devletin dini adalettir. Bugünkü devlete bakalım adaletli midir değil midir?” dedi.

 

Uluslararası çevrelerin talimatı - Vatan

Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim kampanyaları kapsamında Bingöl’de miting yaptı. Davutoğlu özetle şunları söyledi:

ÜÇLÜ EŞBAŞKANLIK: Birileri bir tuzak içinde. CHP tekrar Diyanet ve İmam Hatip’le uğraşıyor. CHP, HDP’nin barajı aşması bizim için çok önemli diyor. CHP ve HDP koalisyonunu görüyor musunuz? HDP Türkiyeleşecekti ama CHP’lileşti. O diyor ki Diyaneti kapatacağız. Niçin kapatmak istiyorlar, bu milleti dininden koparmak istiyorlar. Diyanet’ten rahatsız olan uluslararası güçlerin talimatı bu. İki eş başkan yetmiyor. Paralenin sözcüsü kapalı kapılar arkasında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüştü. Üçlü eş başkanlık getirsinler, Paralel, CHP ve HDP olsun. Ak Parti’nin getirdiği yükselişi durdurmak istiyorlar.

SOYKIRIM YOKTUR BRE GAFİL: HDP Eş Başkanı (Demirtaş) Amerika’ya gittiğinde, Ermeni soykırımı iddiaları çerçevesinde Ermeni diasporasıyla bütün bu bölgeyi Ermenistan olarak gösteren bir haritanın önünde poz verdi poz. Sizin dedeleriniz, Kürt, Zaza ve Türk, bu bölgede soykırım yaptı diyenler var, siz buna razı mısınız? Tarihimizde soykırım yoktur bre gafil diyecek misiniz? Orada Ermeni diasporasını memnun etti, buradan da Yahudilere mesaj olsun diye, ‘Kudüs Yahudilerin kutsal mekanıdır’ dedi. Kudüs bizim milletimizin kutsal mekanıdır.”

YUHALAYABİLİRSİNİZ: 6-7 Ekim olaylarını biliyorsunuz. Ortalığı kan gölüne çeviren vandallar etrafı yaktılar, yıktılar. Çocukları 4’üncü kattan atan, katleden o katillere her şeyi diyebilirsiniz.


Asgari ücrete göz dikiyorlar - Milliyet 

CHP lideri, işsizliğin Türkiye’nin en büyük sorunlarından olduğunu belirterek, “İktidar 6 milyon 200 bin işsize iş bulmuyor, yabancılara iş bulmak için kanun tasarısını Meclis’e getiriyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, emeklilere iki aylık ikramiye vaadini tekrarlayarak, “Kaynağı nerede diye soranlara siz diyeceksiniz ki, ‘Yeter ya, ben sana oy vermeyeceğim.’ O parayı bulacağım, emekliye vereceğim, bütün hortumları keseceğim” dedi.

Kılıçdaroğlu dün Tokat Cumhuriyet Meydanı’ndaki mitingde özetle şunları söyledi:

SİZDE VİCDAN VAR MI: Asgari ücret 949 TL. 5 kişilik bir aile 900 TL’siyle ancak simit ve çayla geçinebilir. Ankara’da koltuklarında oturan o insanlara soruyorum, sizde vicdan var mı? 49 TL ile bu asgari ücretli ne yapsın? Altı üstü vereceğimiz bin 500 TL, ona bile göz dikiyorlar.

ONLAR YABANCIYA İŞ BULUYOR: Tokat, Türkiye’de en fazla göç veren ikinci il. Herkes baba toprağını terk ediyor, büyük kentlerin varoşlarına gidiyor, iş bulabilir miyim diye. İktidar 6 milyon 200 bin işsize iş bulmuyor, yabancılara iş bulmak için kanun tasarısını meclise getiriyor. Tokatlılar bunu unutmasın, senin çocuğun işsiz, onlar yurtdışındakilere iş buluyor. Tokat’ta TEKEL fabrikası vardı. Kapatıldı. Şeker fabrikalarını özelleştirmek istiyorlar. CHP iktidarında hiçbir şeker fabrikası özelleştirilmeyecek. Bursa’daki Cargill için şeker endüstrimizi mahvettik.

BÜTÜN HORTUMLARI KESECEĞİM: Aylık bin TL’nin altında gelir elde eden 8 milyon emeklimiz var, dedik ki Ramazan ve Kurban Bayramı’nda emeklilere birer maaş ikramiye vereceğiz. Koro halinde bağırdılar, vay efendim kaynağı nereden bulacaksın. İki aylık ikramiye verirken kaynağı nerede diye soranlara siz diyeceksiniz ki, ‘Yeter ya, 1 maaş ikramiyeme itiraz ediyorsun, ben sana oy vermeyeceğim’. Sanki emekliye dünyanın parasını veriyoruz, altı üstü bir emekli maaşı, bırakın da bari bayramlarda rahat etsin. O parayı bulacağım, emekliye vereceğim, bütün hortumları keseceğim.

KAPATILAN BELDE BELEDİYELERİNİ AÇACAĞIZ: Tokat belde belediyelerinin en fazla kapatıldığı ikinci il. Bütün beldelerde referandum yapacağız, beldenin açılmasını istiyorlarsa, o beldeleri açacağız, kendi belediye başkanlarını kendileri seçecek.

ALIN TERİM SİZE HELAL OLSUN: Türkiye’nin geldiği duruma bakın, tablonun değişmesi lazım. Bu ülkede yoksulluğu tarihe gömebiliriz, bunu bir tek parti yapar, o partinin adı CHP’dir. Ben de size söz verdim, sizin için çalışacağım, alın teri dökeceğim, alın terim size helal olsun.

 

Koalisyon söylemiyle zihin bulandırıyorlar - Milliyet

Devlet Bahçeli, “Cumhurbaşkanı yüzde 52 oy aldığını ve devletin imkânlarını kullanabileceğini söylüyor. Yüzde 48’i ne yapacak acaba? Yüzde 48 bu ülkenin evladı değil mi?” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ilk seçim gezisinin ardından Ankara’ya dönüş yolunda gazetecilerle yaptığı özel sohbetinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “dinozora” benzetti. Dava açabileceği anımsatıldığında, “Erdoğan açsın” karşılığını veren Bahçeli, dindarlığın kindarlığa dönüştüğünü ve Erdoğan’ın yozlaşmış muhafazakarlığı savunduğunu öne sürdü. Bahçeli, Ak Parti’nin yorulduğunu ve arabalar gibi amortismanının bittiğini kaydetti.

Bahçeli, özetle şu mesajları verdi:

DİNDARLIK KİNDARLIK OLDU: Cumhurbaşkanı’nın Kuran’ı öne çıkarak siyasi üslup kullanması mütedeyyin Müslümanlarca yadırganmıştır. Dindarlık kindarlığa, mağdurluk mağrurluğa dönüşmüştür. Kindarlıkla mağrurluğun yan yana geldiği yerde tükeniş başlamıştır.

YÜZDE 52 OLUR YÜZDE 35: Cumhurbaşkanı yüzde 52 oy aldığını ve devletin imkanlarını kullanabileceğini söylüyor. Yüzde 48’i ne yapacak acaba? Yüzde 48 bu ülkenin evladı değil mi? O oyların da nasıl verildiği belli. Sandıklarda sayımların nasıl yapıldığı belli. Burada vatandaşın sevgiye dayalı temel bir tercihi yok.

KOALİSYON BULANDIRMA SÖYLENTİSİ: Koalisyon, Türkiye’nin siyasetini yozlaştırma açısından, seçim öncesinde zihinleri bulandırmak açısından ortaya konmuş söylemlerdir. Zaten fiili bir koalisyon var. Erdoğan artı AKP, dolayısıyla parantez içinde Serok Ahmet ve artı PKK dolayısıyla İmralı canisi.

DEMİRELVARİ YANIT: (Ak parti çözüm süreci defterini kapadık dedikten sonra koalisyon kurar mısınız? sorusu üzerine) Seçimi niye yaptırmıyorsunuz o zaman. Bana niye soruyorsunuz? Bakalım hele sandık gelsin hele. Demirelvari bir cümle söyleyeyim, bir sandık gelsin hele...

400 VEKİL OLURSA: (MHP 400 vekil alırsa siz ilk olarak ne yaparsınız?) 17-25’i harekete geçirir Yüce Divan binasını temizletir, hâkimlere yeni elbiseler giydirir, Erdoğan’ı beklemelerini isterim. Yüce Divan’a gönderirim.

BAŞTA DİNOZOR VAR: (Gökçek’in Ankara’nın etrafına dinozor heykelleri dikmesine ilişkin soru üzerine) Ankara’nın her tarafına dinozor diksen ne olur dikmesen ne olur. Türkiye Cumhuriyeti’nin başında bir dinozor var.

OLİMPİYAT HALKASI GİBİLER: (HDP barajı aşsa da aşmasada çözüm süreci kazançlı mı çıkar?) Çözüm süreci kazanıyor gibi bir şeyi söylemek erken olur. Ancak karşılıklı birer adımlaşmadır. Zaten AKP içinde olup HDP’ye sempati duyanlar şimdi HDP’den aday oldular. AKP’ye sempati duyanlar HDP içinde, şimdi AKP’den aday oldular. Zaten olimpiyat halkası gibi birbirlerinin içine girmişler.

AKP’NİN AMORTİSMANI BİTTİ: 12 yılda AKP de yoruldu. Arabaların amortisman payı olur. 12 yılda amortisman payını tükettiler.

On The Road şarkısını dinlettirdi

Bahçeli, mola yerinde yeni kullanmaya başladığı cep telefonunun özellikle müzik bölümünü sıklıkla kullandığını belirterek, müzik albümlerini gösterdi. Şarkıları gösterirken Louis Armstrong’un, “On The Road” şarkısını dinlettiren Bahçeli, o sırada “Şarkı adı nedeniyle yoldayız, uygun” esprisi yaptı.

 

Çözüm süreci devam edecek - Vatan

ABD’nin Adana Konsolosu John Espinoza, Türkiye’de herkesin barış istediğini belirterek çözüm sürecinin devam edeceğini söyledi. Adana’daki 3 yıllık görev süresinin 22 Temmuz’da sona ereceğini hatırlatan Espinoza, “Birçok hükümet görevlisi ve gazeteciyle ilişkilerimiz var ve bütün görüşmeler diplomatik iş kapsamında oluyor. Casusluk bağlamında söylenenler ve yazılanlar tamamen asılsızdır. Büyükelçimiz John Bass bunu zaten açıkladı. 7 Haziran’da yapılacak seçimlerde bence her şey olabilir. Biz çözüm sürecini çok destekliyoruz. Herkes için süreçte çok umut var. Bu bölgede herkes barış istiyor. Şimdi belki yavaş devam ediyor ama bence devam edecek” dedi.

 

HDP karşıtı yayınlar RTÜK gündeminde - DİHA

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun HDP kontenjanı üyesi Ersin Öngel, AKP Milletvekili Mehmet Metiner ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in HDP ve Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'a yönelik hakaret ve suçlamalarda bulunduğu programlar dolayısıyla AKP'ye yakın TGRT ve A Haber Kanalları hakkında RTÜK Başkanlığı'na başvuruda bulundu.

Yaklaşan seçimlerle birlikte özellikle AKP medyasında HDP karşıtı yayınlar artıyor. YSK'nin yayınladığı seçim döneminde uyulması gereken yayın ilkelerine rağmen AKP'ye yakın televizyon kanallarında bu kurallar çiğnenerek, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve HDP sürekli hedef alınıyor.

HDP karşıtı kampanyanın yürütücülerinden biri Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek. Belediye başkanlığı görevini bir kenara bırakarak kanal kanal gezen Gökçek, Demirtaş ve HDP'yi hedef aldı. Geçtiğimiz günlerde TGRT haber kanalına çıkan Gökçek, nerede çekildiği belli olmayan video ve fotoğraflar paylaşarak, HDP'nin 6-7 Ekim sürecinde kuran kursu ve kuran yaktığını, HDP'nin din karşıtı olduğunu ve halkı seçimlerde oy vermesi için tehdit ettiğini iddia etti. Gökçek Demirtaş'a yönelik de "Deliktaş" ifadesini kullanarak hakaret ederken, seçmenlere çağrı yaparak "Bu seçimlerde katılım çok yüksek olmalı ki HDP baraj altında kalmalı" dedi.

Demirtaş ve HDP'ye yönelik hakaret kampanyasının bir diğer yürütücüsü de AKP Milletvekili, İstanbul Milletvekili Adayı Mehmet Metiner. Metiner A Haber kanalında katıldığı iki ayrı programda "HDP din karşıtı bir partidir", "Ateist Eş Başkana sesleniyorum", "Demirtaş Kürtlerin utanç kaynağıdır", "HDP bana oy vermezseniz öldürürüm diye tehdit ediyor", "CHP faşist bir zihniyete sahiptir. Aynı faşist kafanın farklı tezahürü HDP'dir" ifadelerini kullanarak hakaret etti.

TGRT kanalındaki bir başka programda ise Analiz.Com Genel Yayın Yönetmeni Fatih Tezcan da, "Demirtaş, 6-7 Ekimdeki cinayetlerin azmettiricisidir. Cinayetten yargılanmalıdır. HDP Fetullah Gülen'le gizli kapaklı işler çeviriyor" sözleriyle hakaret ve suçlamalarda bulundu.

AKP'nin yayın organı niteliğindeki A Haber Televizyonu ise Van'daki bir afişle ilgili olarak HDP'yi hedef aldı. A Haber'in önceki günkü ana haber bülteninde Kürtçe 'Biz kadınız. Kimsenin emaneti değiliz' yazılı pankartla Hadis-i Şerif'e hakaret edildiği ileri sürüldü. Haberde, "HDP Kabe'den sonra şimdi de Hadis-i Şerif'e hakaret etti" ifadesi kullanıldı.

Pankartın Hadis'i Şerifle hiç bir ilgisi bulunmamasına rağmen konuyu çarpıtan A Haber, HDP'ye karşı karalama kampanyası yürüttü.

Karşıt yayınlar için RTÜK'e başvuru

HDP karşıtı artan yayınlar RTÜK gündeminde götürüldü. RTÜK'ün HDP kontenjanı üyesi Ersin Öngel, Gökçek, Metiner ve Tezcan'ın hakaret ve suçlama içerikli sözleri nedeniyle A Haber Kanalı ve TGRT hakkında, RTÜK Başkanlığı'na 3 ayrı başvuru yaptı. Öngel, başvurusunda söz konusu yayınların suçlayıcı, hakaret içerikli olması ve toplumda nefret duygularının gelişmesine yol açacak boyut taşıması nedeniyle hem YSK'nin tarafsızlık, doğruluk ve gerçeklik ilkelerine, hem de RTÜK Kanununa aykırılık teşkil ettiğini belirterek, müeyyide uygulanmasını talep etti. Öngel, HDP karşıtı yayınların seçim dönemi ihlali kapsamında üst kurul gündemine getirilerek YSK'ye gönderilmesini istedi.

Başvuruların RTÜK'ün önümüzdeki hafta yapacağı üst kurul toplantısında gündeme gelmesi bekleniyor.

 

SANDIKTA KEDİ TESTİ - Taraf

AKP, sandık görevlilerini “hükümetle uyumlu” çalışıp çalışamayacaklarını tespit etmek için teste tabi tuttu. Testten geçemeyenler hakkında ‘paralel’ ya da ‘PKK’lı’ diye rapor hazırlandı.

Genel seçime bir ay kala AKP’nin Doğu ve Güneydoğu illerindeki sandık görevlileri hakkında yaptırdığı test başkenti karıştırdı. Güvenlik biriminin de desteği ile yapılan testte, seçim kurulu üyeleri, seçim başkanları, sandık başkanları ve sandık görevlilerinin “hükümet ile uyumlu çalışıp çalışmayacağı” araştırıldı. Bu testten geçemeyen sandık görevlilerinin, “paralel” veya “PKK”lı olduğuna yönelik raporlar hazırlandı. Söz konusu kişilerin seçimlere kısa bir süre kala değiştirilmesi planlanıyor. Bu plan, Ankara’daki “kedi” tartışmalarının alevlenmesine yol açtı.

“AKP’YE BAĞLILIK” KONTROLÜ

 7 Haziran seçimlerine kısa bir süre kala, Ankara’da sandık görevlileriyle ilgili ilginç bir iddia dolaşmaya başladı. Taraf’ın güvenilir kaynaklardan edindiği bilgiye göre, oyları büyük ölçüde eriyen AKP, bir güvenlik biriminin desteği ile sandık başkanları, seçim kurulu başkanları, sandık görevlileri gibi 7 Haziran’da görev alacak tüm kamu görevlilerini “güvenlik kontrolünden” geçirdi. Kontrol, sandık görevlilerinin “paralel” veya “PKK”lı olma riski nedeniyle gerçekleştirildi. Ancak, test sırasında, seçimde görev alacak olan kamu görevlilerinin bir anlamda, “AKP’ye bağlı olup olmadığı” araştırıldı. Bu araştırma da, AKP ile güvenlik birimi arasında, “hükümet ile uyum testi” olarak nitelendirildi. Test sonucunda, seçimde görevli hakimler, öğretmen ile kamu görevlileri hakkında, “hükümet ile uyumlu çalışabilir” veya “hükümet ile uyumlu çalışamaz” değerlendirmesi yapıldı. Testin ardından, güvenlik gerekçesiyle bazı görevlilerinin değiştirilmesi konusunda plan yapıldı.

DEĞİŞTİRME PLANI YAPILIYOR

Değiştirilmesi öngörülen sandık görevlileri ile seçim kurulu başkanlarının büyük kısmı Doğu ve Güneydoğu’daki görevliler-den oluşuyor. Değiştirme işlemi de, güvenlik gerekçesiyle yapılacak. Yani bazı kamu görevlilerinin PKK’ya destek verdiği bazı kamu görevlilerinin de paralel olduğu iddiasıyla değiştirme işlemi yapılacak. Ancak bu planın kamuoyunda büyük tepki çekmesinden endişe ediliyor. Konuyla ilgi olarak da YSK ve HSYK ile görüşmelerin yapıldığı öne sürüldü. Bu çerçevede seçim kurulu başkanlarını kapsayan bir kararnamenin seçimden önce çıkarılabileceği belirtildi.

HEDEFTE HDP VAR

HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını aşması halinde tek başına iktidar olması riske giren AKP, seçim propagandasını büyük ölçüde HDP üzerine kurdu. Bu çerçevede, dindar Kürt seçmenin oylarını hedefleyen, söylemlere ağırlık verildi. Bu söylemlerin etkisi de araştırıldı. Yapılan araştırmada, HDP “dinsizdir” söylemlerinin oy tercihleri üzerinde çok fazla etki yapmadığı görüldü. Muhafazakar Kürtlerin, “Türkiye’de kaç milyon Kürt var, ortaya çıkacak” denilerek, HDP’ye oy verilmesi konusunda ikna edildiği öğrenildi.


Güvenlik uzmanı Sedat Laçiner: Seçim öncesi PKK'ya yönelik bir operasyon olabilir - Zaman

“Hükümet, Suriye’ye girecek.” iddiasını değerlendiren uluslararası güvenlik ve Ortadoğu uzmanı Prof. Dr. Sedat Laçiner, bölgede bir hareketlilik yaşandığını doğruladı. Laçiner, “Seçim öncesi PKK’ya yönelik birtakım hazırlıklar yapılıyor olabilir. Şu an hükümet olan AK Parti’ye dönük bir destek olabilir diye düşünülüyor. Ama bu işlerin yönetimi kolay değildir. Savaştan medet umulursa bunun çok ciddi sonuçları olabilir.” dedi.

Aktifhaber.com’a konuşan Laçiner, PKK’yla çatışma ya da başka bir ülkeye savaş durumu olursa bunun seçim öncesi AKP’ye yarayabileceğini ifade etti. Laçiner, şunları kaydetti: “Bölgede hareketlilik var. Bu hareketlilik örgüte karşı deniliyor, seçim öncesi güvenlik önlemleri deniliyor. Bazı askerî araçların oraya taşındığına dair. Ama büyük bir savaş yapacak kadar bir hareket benim görebildiğim kadarıyla yok. Muhtemelen seçim öncesinde PKK’ya yönelik olarak birtakım hazırlıklar yapılıyor olabilir. Sınırda da çalışmalar var geçişleri önlemek için. Ama büyük çaplı, savaş tarzında bir duyum almadım. İki gelişme; birisi PKK’yla çatışma, eğer yeniden böyle birtakım çatışmalar olursa bunun seçimlere mutlaka etkisi olur. İkincisi bir savaş durumu, milli bir durum, bir başka devletle yaşanacak, hele hele silahlı bir boyuta taşınacak bir gelişme illa ki seçimleri etkiler. Düz mantıkla düşünürseniz milli hassasiyetlerdeki artış, silahlı çatışmalar vs. bunlar genelde istikrara oy verilmesine sebep olur. O da şu an hükümet olan AK Parti’ye dönük bir destek olabilir diye düşünülüyor. Savaştan medet umulursa bunun çok ciddi sonuçları olabilir.”


Üç partinin milletvekili adayları 90’larla yüzleşecek - Diken.com 

‘Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’ 90’larda devletin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaptığı baskı ve katliamların milletvekili adaylarıyla konuşulacağı bir kampanya başlatıyor. Twitter üzerinden #90larlaYÜZLEŞMEKiçin hashtagiyle AKP, CHP ve HDP’li milletvekillerine soruların yöneltilebileceği kampanyada ilk gün yarın.

AKP, CHP ve HDP’li adaylara soru sorulabilecek

Yarın 12:00-14:00 arasında AKP’den Yılmaz Ensaroğlu, CHP’den Sezgin Tanrıkulu ve HDP’den Mithat Sancar’a sorulacak sorularla başlayacak kampanya, 29 Mayıs’a kadar devam edecek. 

Yeni dönemde milletvekili olacak adayların geçmişle yüzleşme iradesini sorgulayan Hafıza Merkezi, kampanyayı düzenleme sebeplerini şöyle açıklıyor: “Yeni Anayasa ve çözüm süreci önümüzdeki genel seçimler sonrasında Türkiye’nin en önemli gündem maddeleri olacak. Bu iki gündemin akıbeti ise büyük ölçüde Kürt meselesinin seyrine bağlı. Seçimler ertesinde bu seyrin kalıcı barış ve demokratikleşme yönüne evirilip evirilmeyeceğini bize siyasetin geçmişle yüzleşme iradesi gösterecek. İşte bu yüzden geleceğin siyasi iradesini oluşturacak olan vekil adaylarına soruyoruz: #90larlaYÜZLEŞMEKiçin ne yapacaksınız?”

Üç siyasi partiden 30 milletvekiline ulaşmayı hedefleyen kampanyada, 29 Haziran’a kadar pazartesi, çarşamba ve cuma günleri 12:00 -14:00 saatleri arasında milletvekili adaylarına soru sorulabilecek. 

Hafıza Merkezi’nin gözünden 90’lar

Hafıza Merkezi, kendi gözünden 90’lı yılları şöyle anlatıyor:

“1980’lerin başından itibaren Kürt meselesine devlet aygıtından gelen cevap esasen güvenlik eksenli oldu ve temelde iki yapısal dönüşümü barındırmaktaydı. Bunlardan birincisi olağanüstü hal uygulamaları iken, ikincisi yeni ‘düşman’ anlayışına uygun askeri, siyasi ve idari dönüşüm oldu. 1990’lı yılların politik atmosferini büyük ölçüde devlet aygıtı içindeki bu yapılanmalar ve yaygın, ağır ve sistematik hak ihlalleri ile işlenen insanlığa karşı suçlar belirledi.

Bu dönemde Diyarbakır, Hakkâri, Siirt, Van, Bingöl, Elazığ, Mardin, Bitlis, Batman ve Şırnak illeri 23 yıl Olağanüstü Hal rejimi ile yönetildi, OHAL valilikleri çok geniş yetkilerle donatıldı, kurumun statü ve pratikleri tamamen hukukun dışına taşındı. Buna paralel askeri, siyasi ve idari dönüşüm çerçevesinde “koruculuk” sistemi devreye sokuldu, TSK ‘düşük yoğunluklu savaş’ konseptine uygun biçimde yeniden yapılandırıldı ve Özel Harp Dairesi 1993 yılında Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı. Bu tarihten itibaren dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ekibi tarafından ‘Alan Hâkimiyeti ve PKK Örgütünü Bölgede Barındırmama’ konsepti yürürlüğe konuldu. Köylerin ve diğer yerleşim birimlerinin zorla boşaltılması, ‘faili meçhul’ cinayetler ve sivil infazlar ile zorla kaybetmelerin gözle görünür bir biçimde artması yeni strateji sonrasında oldu. Bu strateji, özellikle Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı, Tansu Çiller’in Başbakan, sırasıyla Doğan Güreş ve İsmail Hakkı Karadayı’nın Genelkurmay Başkanı olduğu 93-95 yılları arasında sivillere yönelik sistematik, çeşitli ve bütünlük oluşturan insan hakkı ihlali pratikleriyle birlikte uygulamaya kondu.

Bu yıllarda devletin Kürt illerinde silahlı kuvvetler içindeki kontrgerilla yapılanmaları aracılığıyla gerçekleştirdiği şiddet repertuarının önemli bileşenlerinden biri de zorla kaybetmeler oldu.  Hafıza Merkezi olarak zorla kaybetmeler üzerine insan hakları kuruluşlarının elindeki hepsi doğrulanmamış bilgilerin tamamını birleştirdiğimizde, Türkiye’de 1980 ila 2004 yılları arasında zorla kaybedilmiş olan 1353 kişilik bir listeye ulaşıyoruz. Saha ve adli dokümantasyon çalışmaları sonucu Ocak 2015 itibariyle Hafıza Merkezi olarak bu listeden ancak 380 kişinin kaybedildiği bilgisini doğrulamış bulunmaktayız.”

 

LGBTİ sözleşmesine 29 milletvekili adayından imza - Milliyet

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin (SPoD), 7 Haziran seçimleri öncesi milletvekili adaylarının imzasına açtığı LGBTİ Hakları Sözleşmesi’ne bugüne kadar 29 isim imza attı.

Kampanya kapsamında Ankara’da gerçekleştirilen ziyaretler sırasında, HDP Ankara adayı Zelal Deniz Demir, CHP Ankara adayı aylin nazlıaka ve CHP İzmir 2. bölge adayı Selin Sayek Böke, CHP İstanbul 2. Bölge adayı Selina Doğan da sözleşmeyi imzaladı. Ayrıca HDP Malatya adaylarından Aydın Erdoğan, Latife Ulutaş, Betül Kurnaz Kılınç, Ahmet Akar, Perihan Yücekaya ve Necdet Bali de sözleşmeyi imzalayan isimler arasında yer aldı. Edirne LGBTİ Çalışma Grubu ise HDP Edirne adayları Hülya Yer, Hasan Şimşek ve Sedat Zımba ile bir araya gelerek sözleşmeyi imzalattı. HDP İzmir adaylarından Pınar Aydınlar, Semra Uzunok, Pınar Türk ve Ülkü Yalçınkaya ile HDP Mersin Milletvekili adayları Çilem Öz ve Mahmut Karabulut da sözleşmeyi imzaladı.

 

Daha çok kadın ölür - Cumhuriyet

Son cinayetlerle birlikte 2015’in ilk 5 ayında kadın katli 102’ye ulaşırken siyasi partilerin bildirgelerindeki vaatler yetersiz kaldı.

2015’in ilk 5 ayında 102 kadın katledildi. Kadına şiddetin bir an olsun gündemden düşmediği Türkiye’de seçimler yaklaşırken partilerin seçim bildirgelerinde kadına şiddetin önüne geçmek amacıyla alınacak önlemlerde en dikkat çekici parti HDP oldu. HDP’yi sırasıyla CHP ve MHP izlerken AKP’nin bildirgesinde konuyla ilgili alınacak somut önlemlere ilişkin 2 cümle yazıldı.

İndirime son

HDP bildirgesinde kadın ve kadına şiddete ilişkin, şiddet gerçekleşmeden tehdit ve fiziksel şiddete yeltenme aşamasında bir suç sayılacağını ve ağır şekilde cezalandırılacağını kaydetti. “Şiddet cezalarında indirim ve ayrımcılık ortadan kalkacak” denen bildiride, şiddeti ortadan kaldıracak tüm önemlerin alınacağı belirtildi. Bildirgede kadın konusunda şu sözler verildi: “Ücretsiz kreşler açılacak. Kadın Bakanlığı kurulucak, sığınmaevlerinin sayısı artırılacak, kadın eksenli yeni anayasa hazırlanacak, 8 Mart resmi tatil olacak. Eşi vefat etmiş veya boşanmış kadınlara ücret desteği verilecek. Kadın işçilerin çalışma ve barınma koşulları iyileştirilecek. Mevsimlik gezici işçilere bulundukları yerlerde iş olanağı yaratılacak. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe yapılacak.”

Sıfır tolerans

kadına yönelik şiddete karşı “sıfır tolerans” anlayışıyla hareket edileceği belirtilerek şiddet mağduru kadınlara tam destek verileceği belirtildi. Şiddetin bir diğer türü erken evliliğin önüne geçilmesi için önemler alınacğını kaydedildiği bildiride, “Kadın erkek eşitliği için gereken yasal düzenlemeler yapılacak. HSYK seçimlerinde kadınların temsilini artırmak için cinsiyet kotası getirilecek. İstihdam artırılacak, gündüz bakımevleri ve evde bakım hizmetleri ücretsiz olacak. Kadınların işgücünden kopmaması için ebeveyn izni yaygınlaştırılacak. Kadın- Erkek Eşitliği Genel Müdürlüğü kurulacak. Mahalli düzeyde kadın komisyonları kurulacak. Bunlara belediye meclisi toplantılarına katılma hakkı tanınacak. Destek dağıtımında kadın kuruluşlara öncelik verilecek, Kent Konseyleri Kadın Meclisleri yaygınlaştırılacak” gibi vaatler yer aldı.

Adli Destek

MHP kadınlara ilişkin vaatlerine, ayrı bir bölüm ayırmadan, başka başlıklar altında yer verdi. Şiddete, tacize ve istismara uğrayan kadınlara hak arayışında adli destek sağlanacağının belirtildiği bildiride “İstihdam esaslı teşvik uygulanacak. Mesleki eğitim programları yapıyacak, kendi işini kuranlara girişimcilik eğitimi verilecek. Eğitim düzeyleri yükseltilecek, saygınlıkları artırılacak. Negatif ayrımcılığa son verilecek” ifadeleri kullanıldı.

Merkezler

AKP ise seçim bildirgesinde bugüne kadar kadınlar için neler yaptıklarına uzunca değindi. “Neler yapacağız” başlığı altında “Başlattığımız çalışmalara kararlılıkla devam edeceğiz” denilerek erken evliliklerin önlenmesi, istihdamın artırılması, tarım ve evde çalışanların sosyal güvenceden yararlanmasının sağlanması, girişimciliğin geliştirilmesi, kaliteli ve hesaplı kreş vaatleri verildi. İktidar partisi kadınlarla ilgili en büyük sorun kadına şiddet konusunda da şu ifadeleri kullandı: “Genel olarak şiddete, özel olarak da kadınlara ve çocuklara yönelik şiddete karşı her türlü yasal koruma sağlanması, yasaların etkin bir şekilde uygulanmasını sağlayacağız. Ayrıca kadın ve çocukların şiddete uğradıklarında başvurabilecekleri, bilgi, destek alabilecekleri merkezleri daha işlevsel ve erişilebilir hale getireceğiz.

 

"MİT gözaltısı generallere kadar uzanacak" - Vatan

Adana ve Hatay'da durdurulan MİT TIR'larıyla ilgili gözaltına alınan sonrada tutuklanan bir albay, gözaltıların generallere kadar sıçrayacağını söyledi.

Adana ve Hatay'da MİT TIR'larının durdurularak aranması soruşturmasında haklarında yakalama kararı çıkartılan 4 savcı ve 1 albay gözaltına alındıktan sonra bugün Tarsus Adliyesi'ne sevk edildi. Eski Adana Jandarma Komutanı Albay Özkan Çokay'ın avukatı, asker kişilerin emir komuta zinciri dışında hiçbir emri yerine getirme durumunda olmadığını belirterek, "Bu olay artık Jandarma İl Komutanı'na geldikten sonra kuvvet komutanlarına, generallere kadar sıçrayacak" iddiasında bulundu.

Adana eski Jandarma İl Komutanı Kurmay Albay Özkan Çokay'ın avukatı Hasan Tok, adliye önünde yaptığı açıklamada asker kişilerin emir komuta zinciri dışında hiçbir emri yerine getirme durumunda olmadığını, ancak kuvvet komutanları ve Genelkurmay Başkanı'nın bilgisi dışında keyfi olarak hareket edildiği şeklinde bir kamuoyu oluşturulduğunu öne sürdü.

Genelkurmay Başkanını Necdet Özel'in bu konuya hassasiyetle takip etmesini istediklerini belirten Tok, "Çünkü bu olay artık Jandarma İl Komutanı'na geldikten sonra kuvvet komutanlarına, generallere kadar sıçrayacak. Yani bu konunun arkasında iyi niyetli olarak bir soruşturmanın yürütüldüğünü düşünmüyoruz. Kötü niyet var. Bu kötü niyetin sonuçlarını yakında göreceğiz hep birlikte" diye konuştu.

TUTUKLANDILAR

1 Ocak 2014'te Hatay, 19 Ocak 2014'te de Adana'da 'Mühimmat ve silah' taşıdıkları iddiasıyla durdurulan TIR'larla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında önceki gün haklarında verilen tutuklama istemiyle yakalama kararının ardından gözaltına alınan dönemin Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık, Başsavcı Vekili Ahmet Karaca, savcılar Aziz Takçı ve Özcan Şişman ile Adana eski İl Jandarma Komutanı Albay Özkan Çokay, çıkarıldıkları Tarsus 2'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklandı.

'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' suçundan tutuklanan 4 savcı ve 1 subay, cezaevine gönderildi.

"SİYASİLERİN ELİNDE MALZEME YOK"

TIR olayının 'bir dizi filmine döndüğünü, Adana ve İstanbul'dan sonra da Tarsus'ta üçüncü bölümün çekildiğini' savunan avukat Hasan Tok, şunları söyledi:

"Adana'da 1.5 yıldır devam eden dava, her nasılsa İstanbul'a gitti, tutuklamalar gerçekleşti. Şimdi adli görevlerini yapan, adli kolluk olarak faaliyeti yapan Jandarma İl Komutanı bugün burada hazır bulunduruluyor, yakalama kararı çıkarılmış durumda. Niçin bugün? Seçime yaklaşık 1 ay var. Siyasilerin elinde malzeme yok. Yani meydanlara çıkacak, 'Orada biz mağdur olduk, biz hukuksuzluklarla karşılaştık' diyebilmesi için bir ay süreyle bizim bu olayımızı kendi siyasi konularına payanda yapacaklar. Benim müvekkilim kimseye payanda ve malzeme olmak istemiyor. Şimdi biz konuşmuyoruz."

TIR, LAHEY'E GİDECEK

Yargılamanın basına açık ve şeffaf bir şekilde yapılmasını isteyen avukat Hasan Tok, şöyle devam etti:

"Siyasilerin değil kardeşim, devletimizin dediği her yere gideriz. Devletimizin çağırdığı her yerde de hesap veririz.Türkiye 'nin terör örgütlerine silah sağlama suçundan dolayı uluslararası mahkemelerde, Lahey'de yargılanacağını buradan haykırıyorum. İster bunu dikkate alsın aklı başında olan devlet büyüklerimiz, isterse desin ki 'Burada bir avukat çıktı, ahkam kesti, konuştu bir şeyler söyledi.' Bunları büyüklerimizin taktirine, özellikle Genelkurmay Başkanımızın, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetim kadrosunun taktirlerine bırakıyorum. Komutanımız suçsuz da demiyoruz bakın. Arkadaşlar yargılama yapılsın, adil bir yargılama yapılsın, herkese açık şeffaf bir yargılama yapılsın, suçlansın, neyle suçlanıyorsa yüzüne söylensin."

NEYLE SUÇLANDIĞI SÖYLENMEDİ

Avukat Hasan Tok, son olarak müvekkilinin neyle suçlandığının kendilerine söylenmediğini öne sürüp adil bir yargılama istediklerini belirterek şunları söyledi:

"Şimdi biz bağırıyoruz, diyorlar ki 'Paralel, maralel.' Kardeşim ben tamam paralelciyim diyelim, terör örgütü mensubu üyesiyim diyelim. Ama benim de Abdullah Öcalan gibi bir fanus, ne bileyim özel bir mahkemede güzel bir şekilde kamuya açık bir şekilde yargılanma hakkım yok mu? Daha dün Ergenekon ve Balyoz'da Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları mağdur oldu. Bugün de yine Türk Silahlı Kuvvetleri mağdur oluyor. Arkadaşlar, jandarma lağvediliyor.PKK 'yla savaşacak, mücadele edecek hiçbir kurum kalmadı Türkiye'de. Türkiye, hızla bu güvenlik teşkilatımızın siyasiler eliyle yok edilmesi sebebiyle hızlı bir bölünmeye gidiyor."

SAVCIYA NE DEDİ?

Avukat Hasan Tok, müvekkili ile savcı arasında geçen knuşmayı anlatırken de "İl Jandarma Komutanı savcıya dedi ki 'Sayın savcım bana bir tane delil söyleyin. Sizin bir şey yapmanıza gerek yok. Ben zaten kendime gereğini yapacağım. Ben, ülkeme, milletime ihanet ettiysem zaten gereğini yapacağım.' Bu kadar şerefli insanlar bunlar. bunları tutup da böyle basit şeylerle itham etmek ayıptır" dedi.

BARODAN ‘YAKALAMA’ TEPKİSİ

Adana ve Hatay’daki MİT’e ait TIR’ların durdurulması talimatını veren dönemin Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık’ın dün Antalya’daki evinde gözaltına alınması, Antalya Barosu tarafından tepkiyle kanrşılandı. Baro Başkanı Alper Tunga Bacanlı, “Hakimlerin, savcıların ve avukatların tutuklandığı bir ülkede, hiçbir yurttaş yasaların sağladığı güvenceden yararlanamaz. Bu nedenle hiçbirimiz güvencede olduğumuzu söyleyemeyiz” dedi.

Uygulamanın hukuka aykırı olduğunu savunan Bacanlı, “2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun yakalama ve sorgu usulü başlıklı 88’inci maddesine göre Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevine giren suçüstü halleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz. Üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez. Ancak durum Adalet Bakanlığı’na bildirilir. Savcılara yaşatılanlar açıkca yasaya aykırıdır. Bir memlekette hakkında soruşturma yaptığınız başsavcının kaçacağı gibi gerekçe ortaya koyarsanız, Türkiye’deki tüm yargılamaları tutuklu yapmamız lazım. Ayarını bozduğunuz kantar gün gelir seni de tartar. ‘Adalet mülkün temelidir diyoruz’, temeli yok ediyoruz” diye konuştu.

BAĞRIYANIK’IN EŞİNDEN AÇIKLAMA: ŞUCU BUCU DEĞİL HUKUKÇUYUZ

Süleyman Bağrıyanık’ın eşi Süreyya Bağrıyanık ise bugün sosyal paylaşım sitesi twitter’dan açıklamada bulundu. Eşi için, yürüttüğü farklı soruşturmalar nedeniyle ‘şucu’, ‘bucu’ gibi tabirlerin kullanıldığını aktaran Bağrıyanık şunları kaydetti:

Eski Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık ve Savcı Özcan Şişman da adliyeye getirildi

“Eşim görev yaptığımız Kars’ta ve Elazığ’da yürütülen davalar sonucunda ‘şucu’, Adana’da yürütülen davalar sonucunda ‘bucu’ diye yaftalanmıştı. Son olarak Gezi olayları sırasında kamuoyuyla hiçbir şekilde paylaşılmamış olan baskılara boyun eğmeyip, onlarca kişinin tutuklanmasına katkı sağlamadığı için ‘şucu’, MİT TIR’ları olaylarında yürütmenin baskılarına boyun eğmeyip hukuku uyguladığı için ‘bucu’ diye yaftalanmıştı. Biz hiç bir zaman ne ‘şucu’ ne ‘bucu’ olduk. Fakat illa bir yerlere yaftalamaya çalışacak olanlar için belirteyim; Türkiye Cumhuriyeti Savcısı olmaktan onur duyan, Hukuk Örgütüne, Hukuk Cemaatine, Hukuk Grubuna, Hukuk Tarikatına bağlı olup sadece hukukun üstünlüğünü savunan sıradan bir memur. Yıllardır icra etmeye çalıştığı hukuk kurallarını hiçe sayıp, ‘yürütme ile uyumlu’ çalışarak, İstanbul ya da Ankara Başsavcısı olacağına, bu muameleye maruz kalmayı göze alarak hukukun üstünlüğüne katkı sağlamaya çalıştığı için ailecek başımız dik, içimiz ferah. Son olarak eşim halkın vergileriyle maaş alan görevini icra etmeye çalışan sıradan biri. Kimse bu olanlardan dolayı önemli bir kişiymiş gibi ifadeler kullanmasın lütfen. Hukuku uygulamak için para alan biri. Bunu yapmak zaten onun görevi.”


Ergenekon’a da sil baştan yolu! - Vatan

Balyoz’daki yeniden yargılamanın ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Ergenekon davasında verilen mahkumiyet kararlarının bozulmasını talep etti. Savcılığın talebi kabul edilirse, Ergenekon davası da yeni baştan görülecek...

Türkiye tarihinin en büyük davalarından olan Ergenekon’da çarpıcı bir gelişme yaşandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, davanın esastan bozulmasını talep etti. Başsavcılık, tebliğnameyi temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi’ne gönderdi. Daire, temyiz incelemesinin ardından Ergenekon kararlarının bozulup bozulmayacağına karar verecek. Kapatılan Özel Yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 4 yıl 10 ayda karar verdiği, 254 sanığın ceza aldığı 7 yıl süren tarihi Ergenekon davasının gerekçeli kararı, 2014 yılından beri Yargıtay’ın gelen evrak kısmında tutuluyordu.

Tüm sanıklar serbest

Ümraniye’de 13 Haziran 2007’de bir gece konduda 27 el bombasının bulunmasıyla başlayan Ergenekon davasında 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararını 5 Ağustos 2013’te açıklamıştı. Ancak hem yargılamanın uzun sürmesi hem de gerekçeli kararın uzun süre açıklanmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesi 10 Mart 2014’te sanıkların uzun tutukluluk nedeniyle mağdur olduklarını belirterek tahliye edilmeleri gerektiğine dair karar verdi. Soruşturmadan kısa bir süre sonra ise mahkeme 3 Nisan 2014’te 16.798 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı. Kararın temyiz edilmesi için sanık avukatları da Yargıtay’a başvururken kapatılan 13. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı Yargıtay’a göndermek için harekete geçti. Kararın tebliğ işlemlerinin ardından kamyonete konulan dosyalar Yargıtay’a gönderildi.

19 sanığa müebbet

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Gazeteci Tuncay Özkan, 1. Ordu eski Komutanı Hasan Iğsız, Ege Ordu eski Komutanı Hurşit Tolon, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, Emekli tuğgeneral Veli Küçük ve Danıştay tetikçisi Avukat Alparslan Arslan gibi sanıklara müebbet hapis cezası veren mahkeme, CHP’li vekillerden Haberal’a 12 yıl 6 ay, Balbay’a 20 yıl, Sinan Aygün’e de 13 yıl 6 ay hapis cezası vermişti.

Avcı’nın kararını bozan daire

Balyoz cezasını onayan Yargıtay 9. Ceza’nın yerine kurulan yeni terör Dairesi olan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın “Devrimci Karargah Örgütü” davasında daha önce onanan mahkûmiyet kararlarını bozmuştu. Avcı bu karar sonrası İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanacak.

7 yılda 18 dalga

7 yıl süren davada, tam 18 dalga operasyon yapıldı, 23 ayrı iddianame birleştirildi. Toplam sanık sayısı 275’i buldu.

 

Tehlikeli işyerinde uzman 6.6 yerine 16.6 saat kalacak - Habertürk

2013’te iş güvenliği uzmanı çalıştırmanın zorunlu olduğu saatler azaltılmıştı. Geçen hafta hükümetin yayınladığı yönetmelikle saatler 2012’deki düzenlemenin de 4 kata varan oranda üzerine çıkarıldı. 50 çalışanı olan az tehlikeli işyeri bile ayda 5 saat yerine 8.3 saat uzman bulundurmak zorunda. Aynı süre tehlikeli işyerinde 6.6 saatten 16.6 saate çıkarıldı

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nda geçen ay yapılan kapsamlı değişikliğin ardından iş güvenliği uzmanı çalıştırma yükümlülükleri de yeniden düzenlendi. İşçi başına iş güvenliği uzmanı çalıştırma saatleri artırılırken, büyük işyerlerinde tam gün istihdam edilmesi zorunlu işçi sayıları da 4 kata varan oranlarda artırıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte değişiklik yaptı. 29 Aralık 2012 tarihinde yayımlanan yönetmelikte 11 Ekim 2013 tarihinde değişiklik yapılmış ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma saatleri azaltılmıştı. Yeni değişiklikle, yönetmeliğin ilk halinden de fazla yükümlülük getirildi.

Bilindiği gibi, belli büyüklüğü aşan işyerleri tam gün iş güvenliği uzmanı istihdam ederken, diğer işyerlerinde tam gün yerine bu amaçla kurulmuş şirketlerden hizmet satın alınabiliyor. Hangi işyerinde işçi başına en az ne kadar iş güvenliği hizmeti alınacağı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenleniyor.Yapılan değişiklik uyarınca, 10 kişiden fazla çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde işçi başına ayda en az 6 dakika olan iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğu 10 dakikaya çıkarıldı. Bu süre, 10’dan fazla çalışanı olan tehlikeli işyerlerinde 8 dakikadan 20 dakikaya, çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise işçi başına ayda 12 dakikadan 40 dakikaya yükseltildi.

Bu durumda, 50 işçi çalıştıran az tehlikeli bir işyerinde daha önce ayda 300 dakika (5 saat) iş güvenliği uzmanı çalıştırmak yeterli iken şimdi 500 dakika (8.3 saat) hizmet alınması gerekecek. Bu süre, 50 işçi çalıştıran tehlikeli işyerlerinde 400 dakikadan (6.6 saat) bin dakikaya (16.6 saat), çok tehlikeli işyerlerinde ise 600 dakikadan (10 saat) 2 bin dakikaya (33 saat) çıkarıldı.

BÜYÜK İŞYERİNDE TAM GÜN ZORUNLULUĞU 4 KATA KADAR ARTTI

Daha önce, az tehlikeli sınıfta yer alan 2 bin ve daha fazla çalışanı olan işyerleri için tam gün çalışacak en az 1 iş güvenliği uzmanı istihdam etme zorunluluğu vardı. Şimdi bu sayı bin işçiye düşürüldü. Dolayısıyla, 2 bin işçisi olan az tehlikeli bir işyeri artık 1 yerine 2 iş güvenliği uzmanı çalıştıracak.

Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde daha önce bin 500 işçi için en az 1 iş güvenliği uzmanını tam gün istihdam zorunluluğu varken, işçi sayısı 500’e indirildi. Şimdi aynı işveren 1 yerine 3 uzman istihdam etmek zorunda olacak.

Çok tehlikeli işyerlerinde daha önce bin işçi başına 1 uzmanı tam gün istihdam etmek gerekirken, şimdi işçi sayısı 250’ye indirildi. Böylece aynı işveren 1 uzman yerine 4 uzman çalıştırmakla yükümlü hale geldi.

Çalışan sayısı 10’dan düşük az tehlikeli işyerlerinde işçi başına yılda en az 60 dakika iş güvenliği hizmeti satın alma yükümlülüğü ise değiştirilmedi.

UYGULAMA 2016’DA

Yönetmelikte, iş güvenliği uzmanı çalıştırma yükümlülüğüne ilişkin değişiklikler için işverenlere 8 ay süre tanındı. Yeni yükümlülükler, 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek.

A VE B SINIFI UZMAN YÜKÜMLÜLÜK 2 YIL ÖTELENDİ

2013’teki düzenlemede çok tehlikeli işlerde A sınıfı uzman için tanınan geçiş süresi 2016’da, B sınıfı içinse 2015 sonunda bitiyordu. Söz konusu süreler yeni yasayla sırasıyla 2018 ve 2017 yılı sonuna kadar uzatıldı.

ÇALIŞMA YASAĞI

İş güvenliği uzmanları eğer bir işverene bağlı olarak tam gün çalışıyorsa, bu işyeri dışında başka bir işverene bağlı olarak fazla çalışma yapamayacaklar.

YETKİ İPTALİNE MAHKEMELER KARAR VERECEK

Çalışanın ölümü veya sakat kalması sonucunu doğuran iş kazalarında sorumluluğu bulunan iş güvenliği uzmanlarının yetki belgesi 6 ay süreyle askıya alınıyordu. Yapılan değişiklikle, yetki belgesinin iptal edilebilmesi için, iş güvenliği uzmanının söz konusu kazada ihmali bulunduğunun yargı kararıyla kesinleşmesi koşulu aranacak. Yetkisi iptal edilen uzmanlar İSG-KATİP sistemi üzerinden ilan edilecek. Bu kişilerin tüm sözleşmeleri, başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan iptal olacak.

 

Kamp Armen’de yıkıma mola - Hürriyet

Öldürülen gazeteci Hrant ve eşi Rakel Dink’in yanı sıra 1500 çocuğun yetiştiği Tuzla Ermeni Yetimhanesi’nin yıkımı tepkiler üzerine bir-iki ay durduruldu. Mülk sahibi Fatih Ulusoy, “Ermeni vakıfları zengindir. Paramı verin, satayım” dedi.

ERMENİ cemaati için manevi anlamı olan Tuzla Ermeni Yetimhanesi’ne (Kamp Armen) önceki gün ilk kepçe vuruldu. Yurtta büyüyenler için birçok hatırası olan yetimhanenin yıkım haberi sosyal medyada yankılandı. Ermeni cemaati üyeleriyle birlikte bazı CHP ve HDP’liler ile aktivistler soluğu Tuzla’da aldı. “Kamp Armen yıkılmasın” kampanyası bir anda yürüyüşe dönüştü.

YIKIMA KARŞI KAMP

Bazı gençler yıkım araçlarının geri gelme ihtimalini göze alarak yetimhaneye kamp kurdu. Ermeni cemaati de mülk sahibi ve hükümetle temasa geçti. Temasın ayrıntılarını başından beri süreci takip eden HDP’nin Ermeni adayı Garo Paylan anlattı:

YETİM ÇOCUKLAR YAPTI

“Burası tapuda Mehmet Ali Aydınlar’ın (eski Futbol Federasyonu Başkanı) kardeşi Erhan Aydınlar’a ait görünüyor. Kayınbiraderi Fatih Ulusoy kendisine ait olduğunu söylüyor. Fatih Bey’e ‘Burası Ermeni yetim çocukların inşa ettiği bir mekân, bizim için bir hafıza merkezi. Devlet kararıyla gasp edilmiş bir yer, bu vicdansızlığa ortak olmayın’ dedik. ‘Yıkımı durduracağız, her türlü öneriye açığız’ dedi. Ulusoy, ‘Bana paramı verin iade edeyim’ noktasında.”

‘ARINǒA MESAJ GİTTİ’

“Biz kamulaştırma önerdiğimizi söyledik. ‘Sonuçta devlet kararıyla gasp edilmiş, tekrar devlet kararıyla iade edilebilir’ dedik. ‘Ermeni vakıfları zengindir alsınlar’ dedi. Biz burayı zaten paramızla satın aldık ve bu mal 1983’te Yargıtay kararıyla elimizden alındı. Başbakan, Bülent Arınç ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne direk mesaj gönderdik. Burada 1500 çocuğun hafızası var.”

Ulusoy: ‘Takas kabul ederim’

 MÜLK sahibi Fatih Ulusoy ise Hürriyet’e şunları söyledi: “Orası 2006’dan beri mezbelelik duruyor. Erhan Aydınlar’a satmıştım, sonra geri aldım. Tapu tescili yapılmadı henüz. Piknik için cemaat rica etmişti, biz de izin vermiştik. İnsanlar oraya girip çıkıyor, gittikçe çökmeye başladı. Başkaları da girmeye çalışıyor, bir de ahlaksızca insanlar geliyor gece-mece. Yerine ne yapılacağı ile ilgili projemiz yok şu anda.

‘1-2 AY BEKLERİM’

“2006’dan beri ‘Satarım’ diyorum. Sonra bir daha kimse aramıyor. Ne zaman yıkıma kalktık birden herkes ayağa kalktı. Ermeni cemaatinin ciddi anlamda Türkiye’de mal varlığı var. Devlet kamulaştırmak istiyorsa da kamulaştırır. ‘Yıkmayın, bir ay kadar bekler misiniz’ dediler. Bu kadar zaman beklemişim acil bir şeyim yok, bir-iki ay daha beklerim. Ben daha önce takas yapalım da dedim. Onların aramasını bekleyeceğim. Düşünmüyorlarsa yoluma devam edeceğim.”


Mahabad'da Kürtler Tara Oteli'ni ateşe verdi – Yüksekovahaber.com

Rojhılat Kürdistanı'nın Mahabad kentinde Tara Oteli'nde çalışan Ferinaz Xosrowanî adlı Kürt kadının İran İstihbarat Teşkilatı İtlaat elemanlarının tecavüzünden kurtulmak için 4. kattan atlayarak intihar etmesi sonrası Mahabad halkı olayın yaşandığı oteli ateşe verdi.

Bu gün akşam saatlerinde Tara Oteli önünde bir araya gelen halk, otel önünde bir süre protesto gösterisi düzenledi. Protestoya gerçek mermi ve gaz bombaları ile saldıran İran polisinin 10 kişiyi yaralaması ardından halk, oteli ateşe verdi. Halk, Ferinaz Xosrowanî'nin intiharına sebep olanların bulunarak adalet önüne çıkarılmasını isterken, polisin halka saldırısı sonucu çatışma çıktı. İlk gelen bilgilere göre yaralı sayısının 10 olduğu dile getirilirken, sayının artmasından endişe ediliyor.

Halkın, Xosrowanî'ye dönük tecavüz girişiminden sorumlu tuttuğu Tebrizli Otel müdürü Seyid Murteza Haşimi'nin de halkın protestolarının başlaması ardından gözaltına alınarak polis tarafından korunduğu belirtildi.

Protesto gösterileri meydana gelinceye kadar suskun kalan İran makamları, otelin yakılması ardından açıklama yapmaya başladı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin resmi ofisinden yapılan açıklamada, olayın acilen aydınlatılması istendi.

OHAL İLAN EDİLDİ

Mahabad kentinde Ferinaz Xosrowanî adlı Kürt kadının İran İstihbarat Teşkilatı İtlaat elemanlarının tecavüzünden kurtulmak için 4. kattan atlayarak intihar etmesi sonrası halkın düzenlediği protesto gösterisini rejim güçlerinin saldırısıyla başlayan olaylar davam ediyor. Olayların büyümesi ile birlikte İran rejimine bağlı özel güçler, göstericilere saldırdı.

Doğu Kürdistan'dan alınan bilgilere göre, rejim güçlerinin halka saldırısı sonucu 2 yurttaşın yaşamını yitirmiş olabileceği iddia ediliyor. Ayrıca söz konusu saldırılarda 27 kişinin yaralandığı ve onlarca yurttaşın da gözaltına alındığı belirtiliyor. İran rejimine bağlı özel güçlerin müdahalesinde ölü-yaralı sayısı hakkında net bir bilgiye ulaşılmazken, Mahabad'da olağanüstü hal ilan edildiği ve şehrin binlerce asker tarafından kuşatıldığı kaydedildi.

 

Dışişleri: Suudilerle politikamız örtüşüyor - Milliyet

Türkiye ile Suudi Arabistan’ın, Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesi konusunda ABD’nin tereddütlü durumu nedeniyle muhaliflere yardım etme konusunda yeni bir ortaklık geliştirme anlaşmasına vardığı iddialarına Ankara’da resmi çevrelerden “Türkiye ile Suudi Arabistan’ın Suriye politikasının örtüştüğü, ancak El Nusra’nın terörist bir örgüt olarak değerlendirildiği” yanıtı verildi.

Associated Press ajansının dünkü haberinde yer alan iddialara göre, Türkiye ile Suudi arabistan Esad’ın devrilmesi için muhalif gruplara yardım etme konusunda yeni bir ortaklık kurmaya yöneldi.

İsmi verilmeyen bir Türk yetkiliye dayandırılan iddiaya göre, ABD’nin kararsızlığı nedeniyle iki ülke Kuzey Suriye’deki mücadele konusunda yeni bir stratejik ortaklık kurmaya yöneldi. İddialara göre, İdlib’te yeni bir ortak komuta merkezi kurulması sağlandı. Buna göre, ABD’nin Radikal çizgide değerlenderdiği El Nusra ve Ahrar el-Şam gibi İslamcı kimilği öne çıkan örgütler, Esad’ın güçlerini aşındırdı.

ÖSO açıklaması

Türkiye’nin IŞİD’in aksine El Nusra’yı tehdit olarak görmediği ve bu nedenle engellemediği idida edildi. Bu durumun da Esad sonrası Suriye’de radikal İslamcıların etkin olacağı ihtimali nedeniyle ABD yönetiminde endişe yarattığı üzerinde duruldu.

Özgür Suriye Ordusu sözcülerinden Usame Abu Zeyd, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında yeni bir koordinasyon olduğunu ve bu koordinasyonun isyancıların ilerlemesini kolaylaştırdığını doğrularken, henüz yeni silah sevkiyatı elde etmediklerini söyledi. Zeyd, isyancıların Esad hükümeti tesislerinden elde edilen silahları kullandığını belirtti.

Dışişleri yetkilileri ise iddialar için şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’nin Suriye politikası bellidir. Bu politika Suudi Arabistan’ın polikası ile örtüşüyor ve işbirliği içindeyiz. Bunun yanı sıra İngiltere, ABD ve diğer müttefiklerle de işbirliği içindeyiz. El Nusra bizim için terörist bir örgüttür. Eğit-donat faaliyetleri ise devam ediyor.”


Esad'a karşı Türk-Suudi ittifakı - Cumhuriyet

Türkiye ile Suudi Arabistan’ın Esad’a karşı radikal İslamcı grupları destekleme ve işbirliği konusunda anlaşmaya vardığı haberi, ABD’yi kaygıLandırdı. Obama yönetimi, Beşşar Esad’ın yerine Nusra’nın gelmesini istemiyor.

Türkiye ile Suudi Arabistan’ın Suriye’de Beşşar Esad yönetimini devirmek için ittifak kurduğunu dün Türkiye’den ismi açıklanmayan yetkililer Associated Press (AP) ajansına doğruladı. İki ülkenin ABD’nin aşırılıkçı gruplara yardım etmeyle ilgili endişelerini bir kenara attıklarına vurgu yapan AP, Obama yönetiminin yeni ittifaktan endişe duyduğunu, zira radikal İslamcı grupların Nusra liderliğinde birleşip Esad’ı devirmesini istemediğini belirtti.

ABD: Nusra gelmesin

Biri demokrasi, diğer muhafazakar krallık olan Türkiye ile Suudi Arabistan’ın ortak düşmanları Esad’la nasıl baş etme konusunda yıllardır birbirine ters düştüğünü söyleyen AP, konuştuğu Türk yetkililerin, Amerikan kararsızlığı addettikleri meseleden ortak hayalkırıklığına uğrayan iki ülkenin stratejik bir ittifakta buluştuğu, bu ittifakın silahlı grupların son günlerde Suriye’nin kuzeyinde elde ettikleri kazanımların itici gücü olduğu ve Esad karşıtı silahlı grupların yeni koalisyonunun güçlenmesine yardım ettiği görüşünü aktardı. AP şöyle devam etti: “Bu, Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi dahil isyancı grupların Esad’ı devirmek üzere birleşmesimi istemeyen ABD’yi endişeye sevk ediyor. Obama yönetimi, tam IŞİD’i çökertmeye odaklandığı sırada, isyancı ittifakının yeniden canlanmasının Esad’ın yerine potansiyel olarak daha tehlikeli bir radikal İslamcı rejimi getireceğinden endişe duyuyor.”

Özgür Suriye Ordusu’nun hukuki danışmanı Usame Ebu Zeyd, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki koordinasyona Katar’ın da dahil olduğuna dikkat çekti. Türk-Suud anlaşması, Nusra liderliğindeki cihatçı silahlı grupların oluşturduğu Fetih Ordusu’nun ele geçirdiği İdlib’de yeni bir ortak komuta merkezi kurmasını sağladı. Washington’ın Kaide ile bağlantısından ötürü aşırılıkçı gördüğü Ahrar eş Şam’ın da dahil olduğu bu koalisyon, Esad cephesini geriletti, İdlib’ten sonra Cisr eş Şuğur ve bir askeri üssü aldı. Bir Türk yetkili “Birlikte savaşmayı gerçekten öğrendiler” dedi. Türk yetkililer, Ankara’nın koalisyonun bazı üyelerine lojistik ve istihbarat desteği sağladığını ama “terör örgütü kabul ettiği” Nusra ile iletişim içinde olmadığını, IŞİD’den farklı olarak Nusra’yı güvenlik tehdidi görmediğini anlattı.

Türk yetkililer, Obama’nın Suriye’ye ilgisini kaybedip İran ile yakınlaşmaya odaklandığını, Suriye ve Irak’ta IŞİD’i geriletmeye yoğunlaşırken İran’ın kilit müttefiki Esad’ın iktidarını bitirmeye yönelik tutarlı bir stratejsinin olmadığını anlattı. Bir Türk yetkili, CIA’in Esad karşıtı gruplara desteği durdurmasından yakındı. AP ise Ankara ile Riyad’ın “Esad’ı Nusra gibi gruplardan daha büyük tehlike gördüğü” çıkarımını yaptı.

Oklahoma Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Direktörü Joshua Landis “Suudiler keselerini açtı ve Amerikalılar onlara ‘bunu yapma’ diyemez. Salman’ın İran’a karşı çabaları, Kral Abdullah’tan farklı olarak Müslüman Kardeşler’den öncelikli gördüğü aşikâr” dedi.

‘Türkiye için tehlikeli oyun’

Bunun özellikle Türkiye için tehlikeli bir oyun olduğunu söyleyen Landis, “Ortadoğu’da her güç İslamcıların gücünü kendi çıkarları için kullanmayı denedi. Ama her seferinde ters tepti” dedi.

Bu arada ABD “ılımlı” addettiği Suriyeli militanlar için eğit-donat programına Ürdün’de başladı. ABD’li yetkilier, programın yakında Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’da da uygulanacağını belirtti. 500 milyon dolar bütçeli program 1 yılda 5 bin militanı eğitip silahlandırmaya yönelik. Ankara’nın eğitdonatın önceliğinin Esad’la savaş olmasında ısrar etmesi, “öncelik IŞİD” diyen Washington ile pürüze yol açıyor.


Britanya’da bir kuşağın en önemli seçimi - Milliyet

Muhafazakârlar ve İşçi Partisi’nin burun buruna girdiği seçimlerin anahtarını İskoç milliyetçisi SNP tutuyor. Hiçbir parti için tek başına iktidar gözükmüyor. Sandık çıkış anketlerine göre Muhafazakârlar 316, İşçi Partisi 239 sandalyeyle temsil edilecek

Britanya dün yakın tarihinin en bilinmezlerle dolu seçimi için sandık başına gitti. Sandık çıkış anketlerine göre, Muhafazakârlar 316, İşçi Partisi 239 sandalye alacak. Liberal Demokratlarla koalisyon kurarak 2010’da iktidara gelen Muhafazakâr Parti’yle muhalefetteki İşçi Partisi son anketler yüzde 31-35 bandında başa baş gidiyordu. Eylül ayındaki bağımsızlık referandumundan hüsranla çıkmasına rağmen seçimde üçüncü sırayı alması beklenen İskoç milliyetçisi SNP, olası bir koalisyonun anahtarını elinde tutuyor. Brüksel ve göçmen karşıtı UKIP’in yükselişi de Britanya’nın Avrupa Birliği üyeliğinin devamı için referandum düzenlenmesini gündeme getirebilir. UKIP’in seçmenlerini çalması karşılığında Başbakan David Cameron, referandum düzenleme vaadi vermişti. 

İki partili sisteme son

İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Britanya’da bu genel seçim; yerleşik iki partili sistemin yıkılması açısından büyük önem taşıyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan 2010’a kadar; iktidarın merkez soldaki İşçi Partisi ya da Muhafazakarlar arasında el değiştirdiği ülkede ilk kez koalisyon önceden bu derecede kabullenilmiş durumda. Hiçbir anket ya da siyaset uzmanı seçimini sonucunu öngöremiyor. Dar bölge seçim sistemiyle belirlenen 650 sandalyeli Britanya meclisinde; SNP ve UKIP gibi bir zamanlar sistemin dışında, ‘marjinal’ kabul edilen partiler bugün koalisyonu belirleyecek siyasi aktörlere dönüşebiliyor.

Kararsızların oranı kimi anketlerde yüzde 40’a kadar çıkıyor. Muhafazakarlar ve İşçi Partisi’nin eskiden toplam oy oranı yüzde 90’ı geçerken bugün merkezdeki iki ana parti seçmenlerin gözünde eski cazibesini kaybetmiş durumda.

Kıbrıslı adaylar

Seçimlerde, Türkiye ve Kıbrıs kökenli dört milletvekili adayı yarışıyor. Başkent Londra’nın Edmonton bölgesinden Kıbrıslı Türk Gönül, Daniels Muhafazakar Parti’nden; Birmingham şehri Ladywood bölgesinden Isabel Sigmac, Muhafazakâr Parti’nden; Londra’nın Tottenham bölgesinden Türkiye kökenli Turhan Özen, Liberal Demokratlar’dan ve Londra’nın Old Bexley ve Sidcup bölgesinden Kıbrıslı Türk İbrahim Mehmet İşçi, Partisi’nden milletvekili adayı.

10 sandalyeyle kaçırdı

Sandık çıkış anketlerine göre, Muhafazakârlar 316, İşçi Partisi 239 sandalye alacak. Buna göre, Muhafazakârlar tek başına iktidar olma şansını 10 sandalye ile kaçırıyor. Anketlere göre Liberal Demokratlar 10, SNP 58, UKIP ve Yeşiller de ikişer sandalye elde edecek.

En yaşlı seçmen Diyarbakırlı nine

Britanya vatandaşlığını geçtiğimiz günlerde alan Diyarbakırlı 102 yaşındaki Ayşe İçöz, ülkenin “ilk defa oy kullanan en yaşlı seçmeni” olarak tarihe geçti. 10 yıl önce oğlunun yanına giden İçöz, İngiltere’deki Cambridge şehrinde yaşıyor. Oğlu Rıza İçöz, annesinin oy kullanabildiği için çok heyecanlı olduğunu ve Britanya vatandaşı olmaktan gurur duyduğunu belirterek, kime oy verdiğini bilmediğini söyledi.

 

Şişmanlayan Türkiye’yi ‘fırtına’ bekliyor - Hürriyet

Dünyanın sayılı genetik bilimcilerinden Prof. Dr. Hotamışlıgil, Türkiye’de nüfusun 3’te 1’inin şişman, 3’te 1’inin klinik şişman, yüzde 3’ünün aşırı şişman olduğunu hatırlatarak ekledi: “Türkiye, 15-20 yılda kronik hastalıklar fırtınasına kapılacak!”

SABRİ Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı’nın dün düzenlediği ‘Beslenme ve sağlıklı yaşam Zirvesi’ne katılan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, sorularımızı yanıtladı. Türkiye’de nüfusun 3’te 1’inin şişman, 3’te 1’inin klinik olarak şişman, yüzde 3’ünün ise aşırı şişman olduğunu belirten Prof. Dr. Hotamışlıgil,ürkütücü tabloyu şöyle değerlendirdi:

BUNA ‘3-3-3’ SORUNU DİYORUM

“Ben bu soruna ‘3-3-3’ diyorum. Türkiye’nin şişmanlık sorunuyla kronik hastalıklar fırtınasından kurtulması söz konusu değil. Önümüzdeki 15-20 yılda çok büyük sıkıntılar yaratacağı kesin. Kalp hastalıkları, diyabet, solunum sistemiyle ilgili sorunlar da artacak. Şimdiye kadar sağlık sistemimize çok yük getirmemesinin nedeni, nüfusun çok genç olmasıydı. Nüfusumuz yaşlandıkça kronik hastalıklardaki muazzam artışın, sağlık sistemine de çok büyük bir külfet getireceği kesin.”

PATLAMANIN  YAŞANDIĞI KUŞAKTAYIZ

Son yıllarda bilhassa kentlere göçle yaşam tarzı değişikliklerinin de etkisinin büyük olduğunu belirten Prof. Dr. Hotamışlıgil, şunları söyledi:

“Klasik geleneksel yeme-içme âdetlerimiz hatta bazen yemeklerimiz bile yavaş yavaş kayboluyor. Beni çok üzen tohum, lezzet zenginliğimizin de tehlike altına girmiş olması. Sadece yemek tarzı değil, yemeğin muhteviyatı da çok büyük değişikliğe uğradı. Fiziksel aktivite de iyice azaldı. Bu değişikliklikler nerede oluyorsa çok büyük sağlık sorunları da beraberinde geliyor. Türkiye’den Japonya’ya kadar uzanan kuşakta şu anda diyabet ve kalp hastalığı patlaması yaşanıyor. Risk çok yüksek.”

DİYABET VE KALP AŞISI UMUDU

Laboratuvarlarında diyabet ve kalp hastalıklarından aşıyla korunmayla ilgili araştırmaları sürdürdüklerini anlatan Prof. Dr. Hotamışlıgil, sözlerini şöyle tamamladı: “Üzerinde çalıştığımız aşı, şişmanlıkla ilgili bir proteini bloke edecek bir başka protein olacak. Şu anda bu program çok iyi gidiyor. Elimizde aday bir molekül var. 2016’da bir grup insanla ilk güvenlik çalışması yapılacak. Hayalimiz hem diyabet hem de kalp hastalıklarını aynı anda geriletecek bir aşı geliştirmek.”

Yağ hücreleri hazine sandığı

YAĞ hücrelerinin bilim insanları için büyük bir hazine sandığı olduğunu belirten Prof. Dr. Hotamışlıgil, şunları anlattı: “Yağ hücresi basit bir deri hücresinden farkı yokken muazzam bir dönüşüme uğruyor. Hacim olarak çok büyüyor ve vücuttaki en büyük hücrelerden birine dönüşebiliyor. İçi de yağla dolu olduğu için bütün işlerini yapacağı, makinelerini yerleştirebileceği yeri bile yok. Buna rağmen çok aktif. En büyük enerji deposu ve ihtiyaç halinde en fazla enerjiyi vücuda sağlayan hücre. Dolasıyla yaşamın sürdürülebilmesi için çok gerekli bir fonksiyonu var. Bütün organlarla çok zengin bir iletişim ağı var. Böylece iştahı, şeker üretimini kontrol edebiliyor, solunum ritimlerini etkileyebiyor... Aslında vücutaki en büyük endokrin organ, yağ dokusu.”

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): 8  MAYIS  2015  BASIN  BULTENLERI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.