7 MAYIS 2015 BASIN BÜLTENLERİ
Basın Bültenleri / 09 Mayıs 2015 Cumartesi Saat 01:40
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
7 Mayıs 2015 Tarihli Basın Bültenlerinden Derlenen Haberler...

Hasekê’de 2 çete üyesi sağ yakalandı

ANF-Rojava Asayişi Genel Yönetimi Hesekê’de bugün yapılan çete saldırılarının artından çıkan çatışmalarda 5 çetenin öldürüldüğünü, 2 çetenin de sağ yakalandığını belirtti. Çatışmalarda bir Kadın Asayişi üyesinin de yaşamını yitirdiği kaydedildi.

Rojava Asayişi Genel Yönetimi Hesekê’de bugün yapılan çete saldırılarının artından çıkan çatışmalarda 5 çetenin öldürüldüğünü, 2 çetenin de sağ yakalandığını belirtti. Çatışmalarda bir Kadın Asayişi üyesinin de yaşamını yitirdiği kaydedildi.

Rojava Asayişi Genel Yönetimi bugün Hesekê’de gerçekleştirilin çete saldırıları ve yaşanan çatışmaya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Asayiş resmi internet sitesinde yayınlanan açıklamada, Hesekê’de daha önce Kadın Asayiş merkezi olarak kullanılan Nasra Mahallesi’ndeki eski Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne yönelik sabah saatlerinde çeteler tarafından saldırı yapıldığı hatırlatılarak, asayiş güçlerinin saldırıya karşılık verdiği belirtildi.

Çıkan çatışmalarda intihar saldırısı girişiminde bulunan 5 çete üyesinin öldürüldüğü kaydedilen açıklamada, 2 çete üyesinin de sağ yakalandığına vurgu yapıldı.

Çete saldırılarına verilen cevap ve çıkan çatışmaların sonucunda Hesekê Kadın Asayişi üyesi Ruhşan Elî Ehmed’in yaşamını yitirdiği, 2 asayiş üyesinin de yaralandığı belirtildi.

Aileye başsağlığında bulunulan açıklamanın sonucunda, “Rojava Asayişi olarak güçlerimizi saygı ile selamlarken, tüm şehit ailelerine başsağlığı diliyoruz. Kentin tüm bileşenlerine bir kez daha ilan ediyoruz ki, tüm bölgenin savunmasındaki ısrarımız sürecektir. Her koşul altında her saldırıya cevap vererek, terörün kökünü kurutacağız” denildi.

Bismil’de gözaltı sayısı 16’ya yükseldi, Van’da bir kişi tutuklandı

ANF-Amed’in Bismil ilçesinde Belediye Eşbaşkanı Cemile Eminoğlu’nun da evinin bulunduğu birçok adrese yapılan baskında gözaltına alınanların sayısı 16’ya yükselirken, Van’da ise 1 kişi tutuklandı.

Amed’in Bismil ilçesinde Belediye Eşbaşkanı Cemile Eminoğlu’nun da evinin bulunduğu birçok adrese yapılan baskında gözaltına alınanların sayısı 16’ya yükselirken, Van’da ise 1 kişi tutuklandı.

Amed’in Bismil ilçesinde sabah saatlerinde Bismil Jandarma Komutanlığı'na bağlı askerlerin ilçe merkezinde, aralarında Bismil Belediye Eşbaşkanı Cemile Eminoğlu'nun da evinin de bulunduğu çok sayıda eve yapılan baskın sonucunda gözaltına alınanların sayısı 16'ya ulaştı. Dosya hakkında verilen "gizlilik" kararı nedeniyle gözaltı gerekçesi öğrenilmezken, jandarmadan talep edilen dosya numarası dahi avukatlara verilmedi.

DBP İlçe Örgütü, konuya dair açıklama yaparak baskını kınadı. Belediye binası önünde yapılan açıklamaya Bismil Belediye Eşbaşkanları Cemile Eminoğlu, Resul Sarı, DBP Amed İl Eşbaşkanı Ali Şimşek, İHD Amed Şubesi Başkanı Raci Bilici ve kitle katıldı. Açıklamada konuşan Şimşek, yaklaşan seçimlerle birlikte AKP'nin bölgede kirli oyunları devreye koyduğunu belirtti.

Belediye Eşbaşkanı Cemile Eminoğlu'nun evinin kapısını kararak evin içine giren jandarmanın, daha sonra "yanlışlıkla girdik" dediğini aktaran Şimşek, "Komik, akla ziyan söylemlerle bunu örtbas etmeye, işledikleri bu suçtan sıyırmaya çalışan bu yaklaşım, seçime giderken halkın iradesini değiştirme, dönüştürmeye çalışmadır" diye konuştu. HDP'yi kimsenin durduramayacağını belirten Şimşek, "Kürt halkın geçmişte bu tür baskılarla yıldırmaya çalıştılar. Kürt halkının geçmişte olduğu gibi bu tür baskı ve şiddetlerle yılmayacağını herkesin çok iyi bilmesi gerekiyor" dedi.

Bölgede ve Türkiye'de hak ihlallerin her geçen gün daha da arttığına dikkat çeken İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici ise yaşanan hak ihlallerinden duyulan kaygıyı dile getirdi. Hak ihlallerine dair araştırma yapmak amacıyla ilçede bulunduklarını belirten Bilici, "Kamu güvenliği" adı altındaki yasalar ile keyfi bir şekilde ev baskınları, gözaltı gibi hak ihlallerin artacağına işaret etti.

Yapılan açıklamaların ardından kitle 5 dakikalık oturma eylemi yaptı. Eylem "Baskınlar bizi yıldıramaz" slogan ve alkışlar ile sona erdi.

VAN

Van’da dün evlere düzenlene baskınlarda gözaltına alınan Mazlum Abi (19) ile N.A. (17) isimli çocuk, Van Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerin ardından Van Adliyesi’ne sevk edildi. 6-8 Ekim Kobanê serhildanına katıldıkları gerekçesiyle, savcılık tarafından tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edilen 2 gençten, Mazlum Abi “örgüt üyesi olduğu” iddiasıyla tutuklandı. N.A. ise denetimli serbestlik koşuluyla serbest bırakıldı.

Tutuklanan Mazlum Abi Van F Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

 

Akdoğan’a ‘süper’ yanıt HDP’li Baluken’den: Çenesini tutmasını bilirse ‘süper olur’

DİKEN- ‘İmralı Heyeti’ üyesi HDP milletvekili İdris Baluken, HDP’nin barajı geçememe ihtimalini, “Hiçbir şey de olmaz. Süper olur, çok güzel olur” diye değerlendiren Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ı, “Çözüm sürecinin sorumluluğuyla çenesini tutmasını bilirse süper olur” diye yanıtladı.

‘Buradan biz Akdoğan’a cevap verelim’

AKP’nin başından beri çözüm sürecine samimi ve ciddi yaklaşmadığını ifade eden Baluken, “Özellikle sayın Akdoğan, Efkan Ala, Bekir Bozdağ yani çözüm süreci çalışmasında muhatap olarak bizle belli konuları konuşan insanların ortaya bu şekilde çıkmış olması çok büyük bir talihsizlik”dedi.

Süreci yürüten sorumluluların siyasi konjonktürden bağımsız olarak hareket etmesi gerektiğini belirten HDP’li vekil, partisinin barajı geçememesini ‘süper olur’ diye değerlendiren Akdoğan’a aynı kalıpla cevap verdi.

Baluken, şunları söyledi: “Buradan biz Akdoğan’a cevap verelim. Yalçın Akdoğan çözüm sürecinin sorumluluğuyla çenesini tutmasını bilirse süper olur. 8 Haziran’da HDP mecliste olacak ve süper olacak. 8 Haziran’da Başkanlık hayali kuran kişi sultan olmayacak, süper olacak. Yine 8 Haziran itibariyle AKP’de en az üç kanatlı bir bölünmenin ilk işaretleri olacak oda Türkiye açısından süper olacak.”

‘Masayı devirtmeyeceğiz’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “Çözüm sürecinde karşı karşıya oturulan bir masa yok” sözlerini de değerlendiren Baluken, çözüm süreci için İmralı adasında yeni hazırlanmış bir salon ve uzun bir masa olduğunu, ancak masanın etrafındaki koltukların boş olduğunu söyledi.

Baluken, “Erdoğan, şu anda sandalyeleri çekmiş durumda. Masayı da devirmek istiyor. Masanın devrilip devrilmemesi de seçim sonuçlarına bağlı. İstese bile Erdoğan’a o masayı biz devirtmeyeceğiz” diye konuştu.

Masanın fiziki tarifi

“Etrafındaki koltukların doldurulması durumunda gerçekten sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu’nun geleceğini belirleyecek bir masa olacak olan bir masadır” diyen HDP Grup Başkan Vekili, ‘masa’yı da şöyle tarif etti: “Sandalye sayısını saymadık ama sandalyelerin büyük bir kısmı boş. O sandalyelerin bir an önce doldurulması yönünde bizin çağrımız oldu. Daha önce İmralı’da çekilen fotoğraflarda yer alan masa yok orada. Yeni hazırlanmış bir masa yeni toplantı salonunda uzun ve geniş bir masadır. Maalesef o koltukları bir türlü AKP hükümeti Erdoğan’ın talimatıyla doldurmadı.

Baluken, sözlerini şöyle sürdürdü: “Genişlemiş müzakere heyetleri, izleme heyeti belli konularda uzmanlaşmış komisyonlar oraya gelip o koltukları doldurup çok nitelikli çalışmalarla Türkiye’nin, Kürdistan’ın ve Ortadoğu’nun geleceğini konuşacaklardı.”

Kongre iptali Erdoğan’ın eseri

PKK’nın silahsızlanma kongresini gündeminden çıkarmasının‘Kürt sorunu yoktur’ diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eseri olduğunu savunan Baluken şunları söyledi: “İzleme heyetinin kurulması ve resmi müzakerelerde belli mutabakatların sağlanması durumunda KCK’nin, PKK’nın bir hafta içerisinde kongre toplayabileceğini net olarak ifade ettik. Cumhurbaşkanı Erdoğan özellikle bu kongrenin gündemden kalkması için elinden gelen bütün gayreti gösterdi. Umarız hükümet rasyonel bir akılla düşünür. Çözüm sürecinin bu kadar büyük bir aşamaya gelmesinin kalıcı barışın finaline gelmesi kendiliğinden oluşan bir süreç değildi. Büyük emekler vardı arkasında.”

Diyalogda sıkıntılar var

Baluken, İmralı adasına gitmek için başvuruda bulunduklarını ancak başvurularına bir yanıt alamadıklarını da ifade ederek şunları söyledi: “Bir aydır İmralı’ya gidemiyoruz. Başvurumuz var. Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu siyasi tavır nedeniyle gidemiyoruz. ‘Fırtına bin dinsin öyle bakalım’ demişlerdi. Anladığımız kadarıyla o fırtına dinmiyor. AKP’deki fırtına kolay kolay dinmeyecek. Son görüşmemizi devlet ve hükümet heyeti ile iki hata önce yaptık. iki hafta önce devlet yetkilileri İmralı adasına gittikten sonra bize geri dönüş yapacaklarını söylemişlerdi. Ama hale bir geri dönüş olmadı dolayısıyla şu anda var olan diyalog sürecinde de ciddi sıkıntılar var.”

 

Buldan: Öcalan ile görüşmemiz engelleniyor

K24-HDP Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, adaya en son 5 Nisan’da gittiklerini, yine gitmek için başvurduklarını, ancak 10 gündür kendilerine cevap verilmediğini, Abdullah Öcalan ile görüşmelerinin engellendiğini ifade etti.

Buldan, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın “HDP baraj altında kalırsa süper olur” sözlerine ise, “Biz Sayın Akdoğan’a HDP olarak barajı çoktan aştığımızı buradan iletmek isteriz ve bizim için süper olan bu durum aslında. Seçimden sonra yüzde 11 üzerinde bir oranla aştığımız barajla birlikte kendisine bunu hatırlatacağız” diyerek yanıt verdi.

Zeynep Kuray’ın BirGün’de yayımlanan haberine göre, HDP Milletvekili Buldan, Akdoğan’a “HDP’yi bırakıp, bir an önce İmralı’daki masayı doldurma ve İzleme Kurulu’nu oluşturma” çağrısında bulundu.

‘Barajı çoktan aştık’

Pervin Buldan, “HDP baraj altında kalırsa süper olur” açıklamasında bulunan Başbakan Yardımcısı Akdoğan’ın çözüm sürecinde ve çözüm kurulunda aktif bir rol aldığını hatırlattı. Buldan, HDP’nin devletle diyalogunu, İmralı’ya gidişleri sağlayan, İmralı’da yapılan görüşmeleri bire bir okuyan bir bakan olarak Akdoğan’ın böyle bir açıklama yapmasının aslında sürece yaklaşımını da ortaya koyduğunu vurguladı.

Buldan, “Biz Sayın Akdoğan’a HDP olarak barajı çoktan aştığımızı buradan iletmek isteriz ve bizim için süper olan bu durum aslında. Seçimden sonra yüzde 11 üzerinde bir oranla aştığımız barajla birlikte kendisine bunu hatırlatacağız” dedi. ‘

‘Süreç seçime heba edilmeyecek kadar kıymetli’

Bu tür açıklamaların HDP’yi daha da güçlendirdiğini belirten Buldan, “Onlar bu tarz açıklamalar yaptıkça insanların gözünde ufalıyorlar” diye konuştu. Akdoğan’ın HDP ile uğraşmak yerine, İmralı adasındaki masanın doldurulması için uğraşması çağrısında bulunan Buldan, “Sayın Akdoğan HDP’yi bırakıp, bir an önce İmralı’daki masayı doldurmaya, izleme kurulunu oluşturmaya uğraşsın. Barış ve müzakere süreci, seçim sürecine heba edilmeyecek kadar kıymetli bir süreçtir. İnsanlarımızın ölmemesi için önemli ve kıymetlidir” dedi.

‘Halayın başını Erdoğan çekiyor’

Akdoğan’ın bu açıklamalarının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan bağımsız olmadığına işaret eden Buldan, kendi oylarının düşmesine karşılık, HDP’nin yükselişini gören Erdoğan ve ekibinin anket sonuçlarına bakarak açıklamalarda bulunduklarını kaydetti. Bu konuda yaşadıkları moral bozukluğunu yaptıkları açıklamalarla telafi etmek istediklerini belirten Buldan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan halayın başını çekiyor, diğerleri de arkadan geliyor” dedi.

Bu ülkede Kürt sorununun var olduğunu, böyle bir sorun olmasaydı bugün İmralı adasında bir masa olmayacağını vurgulayan Buldan, Kürt sorununu inkâr etmenin süreci inkâr etmek anlamına geldiğini söyledi. Çözüm sürecinin sağlıklı devam etmesi için gerekli mekanizmaların oluşturulması gerektiğinin altını çizen Buldan, ancak gerek Erdoğan, gerek Akdoğan, gerekse Davutoğlu’nun yaptıkları açıklamalarla bu mekanizmanın önünü tıkadığını ve sürece zarar verdiğini ifade etti.

‘Süreç AKP ile başlamadı’

AKP hükümetinin süreç açısından tek muhatap olmadığına da dikkat çeken Buldan, sözlerine şöyle açıklık getirdi: “Süreç AKP ile başlayan bir süreç değil, devletle işleyen bir süreçtir. Bütün bu müzakereler, mutabakatlar hepsi devletle görüşülüyor, onlarla birlikte yapılıyor. AKP, hükümet olmanın gereğinden dolayı, sadece yasaları yapmakla hükümlüdür. Dolayısıyla bir başka parti de olsa, çözüm süreci ilerleyecek ve yol alacak. Biz seçimlerden sonra barış ve müzakere sürecinin sağlıklı bir biçimde ilerleyebilmesi için elimizden gelen tüm çabayı sarf etmeye çalışacağız, çünkü sonuçta insanlar ölmüyor. Onlar ise sadece bunun önünü tıkamaya çalışıyorlar. Biz de onlara gölge etmeyin başka ihsan istemez diyoruz.”

‘Müzakereler başlamadan kongre olmaz’

PKK’nin kongreyi toplamama kararını da değerlendiren Buldan, kongrenin muhtemelen seçim sonrasına kalacağını söyledi. Müzakerelerin henüz başlamadığını hatırlatan Buldan, “Müzakereler başlamış olsaydı bugün Kandil farklı bir açıklama yapmış olabilirdi. Çünkü Sayın Öcalan da Kandil’e yönelik şöyle bir ifade kullanmıştı; ‘Mutabakat sağlanıp, müzakerelere geçildiği takdirde ben esas çağrımı o zaman yapacağım’. Ancak biz hâlâ müzakerelere geçemedik. Sorun burada ve ancak müzakerelere geçilmesiyle çözülecek. Müzakerelere geçilmeden KCK silahları bırakma yönünde karar almaz, alamaz” diye konuştu.

İmralı’ya gidişlerin de engellendiğini vurgulayan Buldan, adaya en son 5 Nisan’da gittiklerini belirterek, yine gitmek için başvurduklarını ancak 10 gündür kendilerine cevap verilmediğini söyledi.  Çözüm sürecinin gelişmesi ve olgunlaşması için acilen bir müzakere heyeti ve izleme kurulu oluşturulup, 10 maddenin tartışmaya açılması gerektiğinin altını çizen Buldan, “Bu tartışmalarla birlikte müzakerelere geçilmesiyle birlikte Sayın Öcalan da Kandil’e asıl çağrısını yapar” dedi.

 

MİT TIR'ları soruşturmasında 4 eski savcı ve jandarma alay komutanı hakkında tutuklama

T24-Adana'da MİT'e ait TIR'larının durdurulmasına ilişkin soruşturma kapsamında 4 eski savcı ve dönemin jandarma alay komutanı hakkında tutuklama kararı verildi

Adana'da MİT'e ait TIR'larının durdurulmasına ilişkin soruşturma kapsamında 4 eski savcı ve dönemin jandarma alay komutanı hakkında tutuklama kararı verildi. Tutuklanması istenen kişiler şöyle:

Dönemin Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık,Özel Yetkili Başsavcı Ahmet Karaca, Özel Yetkili savcılar Aziz Takçı, Özcan Şişman ve dönemin Adana Jandarma Alay Komutanı Albay Özkan Çokay.

5 kişiye "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" şuçlaması yöneltildi.

Açığa alınan savcılardan Adana'da kalan tek savcı olan Özcan Şişman, kararkla ilgili "Hukuksuzluk devam ediyor" dedi.

1 Ocak 2014'de Hatay, 19 Ocak 2014'de de Adana'da 'Mühimmat ve silah' taşıdıkları iddiasıyla TIR ve otobüslerde özel yetkili Adana Cumhuriyet Savcıları tarafında arama yaptırılması istenmesi tartışmalara neden olmuş, görevli 4 savcının önce başka yerlere atamaları yapılmış, daha sonra açığa alınmışlardı.

Dönemin Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık, Başsavcı Vekili Ahmet Karaca, savcılar Aziz Takçı ve Özcan Şişman hakkında soruşturmalar sürerken, TIR'ları arayan askerler hakkında 'casusluk' suçlaması ile dava açılıp, celseler gizli yapılmaya başlandı. Bu arada HSYK'nın incelemeleri tamamlandı ve usul gereği tutuklanma istemleri olay yerine en yakın yer olan Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Bu mahkeme de 4 savcı hakkında tutuklama kararı verildi. Bu arada ilin en yüksek rütbeli komutanı olması nedeniyle Adana eski İl Jandarma Komutanı Albay Özkan Çokay hakkında da yine HSYK tarafından talep edilen tutuklama istemi, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Özcan Şişman: Hukuksuzluk devam ediyor

Hakkında tutuklama kararı çıkartılan savcı Özcan Şişman, DHA muhabirine tutuklama kararıyla ilgili yaptığı ilk açıklamada şöyle dedi: "Hukuksuzluğun olduğu bir yerde hukuksuzluk devam ediyor. Güce biat edenler, hukuku yok sayarak, gücün talimatını yerine getiriyorlar. Birilerinin gazını almak için bizi tutukluyorlar. Yaşadığımız süreç budur. Daha önce de dile getirdiğim gibi hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Bütün işlerimizde hukuk neyi gerektiriyorsa onu yaptık."

Savcı Takçı: Bu bir eşkiyalıktır

Radikal’den İsmail Saymaz’a bilgi veren Savcı Aziz Takçı,karara ilişkin şunları söyledi:

“Bu bir eşkiyalıktır. Evinize gelen, yolumuzu kesen eşkiyaya yasaya aykırı davrandığını hatırlatmak ne kadar anlamsızsa bu da öyledir. Ne sorarlarsa cevabını vereceğiz. Ancak, bir eşkiyalık düzeni bu işi yapıyor.”

Böylesi bir kararı beklemediğini, bizzat giderek teslim olacağını söyleyen Savcı Aziz Takçı, tutuklanma olasılığı için de şu yorumda bulundu:

Bu yola girenler mahkemeleri de ayarlamıştır. Normalda bu işleme bir soruşturma dahi açılmaz ancak, bunu yapanlar bunu da hesap etmişlerdir. Devlet varsa, -ki olmadığı görülüyor-, bir suç örgütü devlete egemen olmuştur ve bu işlemi yapıyor.”

 

Hizbullah: El Nusra’ya saldıracağız

İLKE-Hizbullah örgütünün lideri Hasan Nasrallah, Suriye sınırındaki El Nusra Cephesi’ne saldıracaklarını söyledi.

Hizbullah örgütünün lideri Hasan Nasrallah, El Nusra Cephesi’nin kabul edilemez bir tehdit olduğunu belirterek, Nusra Cephesi’ne saldıracaklarını söyledi.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Nasrallah Kalamun Dağları’nda bulunan Nusra Cephesi’ne hedef alınacağını söylerken, zamanlama konusunda ayrıntı vermedi.

Nasrallah, Suriye’deki Hizbullah bir dizi saldırı düzenleyen El Nusra’nın kabul edilemez bir tehdit olduğunu vurguladı.

Nasrallah, Nusra Cephesi saldırılarının Lübnan’ın güvenliğine yönelik kabul edilemez bir tehdit olduğunu ve “radikal adımlar” gerektirdiğini söyledi.

Nasrallah, “Lübnan devletinin bu sorunu çözme kabiliyeti yok. Dolayısıyla gerekeni biz yapacağız ve sorumluluğu alacağız” dedi.

Hizbullah lideri “Operasyonlara başladığımızda bile duyuru yapmayacağız.” diye de ekledi.

 

Demirtas: Biz AKP ile ittifak için bu kadar zahmet çekmiyoruz - Habertürk

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtas, dün ODTÜ'de öğrencilerle bir araya geldi. Gazetecilerin ODTÜ kampusuna alınmamasını eleştiren Demirtas, "ODTÜ rektörü ve yönetimine söylüyorum. ODTÜ'de rektör olmak yürek ister. Yüreğiniz yoksa bırakın" dedi. Demirtas, öğrencilerle buluşmasında ise sorular üzerine şunları söyledi: “ Biz AKP ile ittifak için bu kadar zahmet çekmiyoruz. İlkeleri uyuşmayan iki uçtaki partiyiz. Birlikte bir hükümet programı etrafında birleşemeyiz. Türkiye'yi AKP'den kurtarmak istiyoruz. ? (Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın 'HDP barajı geçmese süper olur' sözü): Parlamentoda, AK Parti dışında milletvekili olmasa mesela, daha . süper olur. Hayal ettikleri ?İM parlamento öyle bir par1 lamento. Fakat 7 Haziran akşamı neyin süper olduğunu görecekler. Kendisi de biraz bu konularda az konuşsa daha süper olur. ? (Cumhurbaşkanı'nın seçim yasaklarını ihlal ettiği yönündeki başvuru): Her gün YSK'ya başvurumuz devam edecek. Belki yarın Anayasa Mahkemesi'ne de başvurumuz da olacaktır. Buna 'Dur' diyebilir. Anayasa Mahkemesi'ne güveniyorum.

 

Demirtaş: Erdoğan için AYM’ye başvuracağız - DİHA

Öğrenciler tarafından düzenlenen bir etkinlik kapsamında ODTÜ'ye giden HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve HDP Ankara Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, binlerce öğrenci tarafından karşılandı. Etkinliğin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim yasaklarını ihlal ettiğine ilişkin başvurularının YSK tarafından reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını söyledi.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile HDP Ankara Milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder, HDP Ankara Gençlik Koordinasyonu tarafından düzenlenen etkinlik kapsamında ODTÜ'de binlerce öğrenci ile Fizik Bölümü amfisinde buluştu. Önder ve Demirtaş, salonda binlerce öğrencinin coşkulu alkışlarıyla karşılandı. Amfiye sığmayan gençlerin bir bölümü merdiven ve yerlerde otururken, yüzlerce öğrenci de yoğun ilgi nedeniyle amfinin dışından etkinliği takip etmek zorunda kaldı. Etkinlik 6 Mayıs 1971'de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan şahsında devrim mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunulmasıyla başladı. Ardından, ODTÜ'ye sık sık yapılan polis müdahalelerine ilişkin sinevizyon gösterimi yapıldı. Yaşamını yitiren 68 kuşağı önderleri ve PKK'lilerin fotoğraflarının ekrana geldiği sırada, gençler hep bir ağızdan "Devrim şehitleri ölümsüzdür" sloganı attı.

'Denizlerin mücadelesini yürütme sözü veriyoruz'

İlk olarak söz alan Önder, "6 Mayıs'ta Türkiye halklarının mücadelesinin en güzel evlatlarından üçünün katledildiği günde buradayız. Anıları önünde saygıyla şükranla büyük bir ödenmez borçluluk duygusuyla eğiliyoruz. Anılarını ve devrimci mücadelelerini, kendi mücadelemizde yürütme sözü veriyoruz" dedi. Denizleri, Karşıyaka’daki mezarları başında andıklarını söyleyen Önder, "Başta gençlik olmak üzere, kadınlar olmak üzere bütün Ankara oraya akmıştı, o üç mezarın arasındaki mesafe tamamen kapanmış bir insan seliyle. Biri gider bin geliriz sözünün vücut bulmuş haliydi bugün Karşıyaka. Selam olsun herkese" diye konuştu.

'Başarımız, Denizlere bağlığımızı gösterecek'

6 Mayıs'ta ODTÜ olmalarının kendileri için anlamı bir yanı olduğunu belirten Demirtaş, "Bu seçimlerde ve seçim sonrasında, Türkiye'deki artık siyaset yapma biçiminin, egemen devlet siyaset dayatmasını boşa çıkartacak bir anlayış ile bir başarı elde edersek elbette ki Denizlerin anısına bağlı kalmış olmanın da bir somut göstergesi olacak. Kim her nerede bizler adına direnmişse, işkence tezgahlarında dağlarda her biri bizim onurumuzdur. Ortak onurumuza sahip çıkmakta Türkiye'deki bütün devrimcilerin boyunun borcudur. HDP kendi payına düşen sorumluluğu yerine getirme gayreti içindedir" dedi.

'HDP, ODTÜ rektörünü de kurtaracak'

Rektörlük kararıyla basın mensuplarının ODTÜ'ye alınmamasına tepki gösteren Demirtaş, "ODTÜ yönetimi ODTÜ'nün direniş şanını yakışır bir tutum içersinde olmadığını belirtmek isterim. Burada özgür düşünceyi engellemeye çalışan öğrencilerin, siyasetçilerin, akademisyenlerin düşüncelerini engellemeye çalışmak nafile bir çabadır. Bunu 2015 yılında başarabileceğini düşünen varsa kendini kandırıyor. Burada bizim sesimizin dışarıya ulaşılamayacağını düşünerek salonu, basını engelleyen bir yönetim zaten bireysel düşünüyor olamaz. Zaten ODTÜ'ye yakışır olamaz. Ben ODTÜ Rektörüne ve yönetimine şu tavsiyede bulunmak istiyorum. ODTÜ'de rektör olmak yürek ister, yüreğin yetmiyorsa bırakın kardeşim. HDP'liler gelip burada konuştu ve ODTÜ öğrencilerini dinledi diye azar işitmekten korkuyorsan sen yanlış üniversitede rektörsün. ODTÜ Rektörü ve benzer rektörler bu siyasal baskıyı kabul etmek istemiyorlarsa bu siyasal baskıdan kurtulmak istiyorlarsa HDP onları da kurtaracak. Yok memnunlarsa biz onlardan kurtulacağız" ifadelerini kullandı.

'AKP ile koalisyon yapmamız imkansız'

Demirtaş, konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını yanıtladı. Bir öğrencinin "AKP ile HDP arasında oluşacak olası bir koalisyon nasıl sürecek?" şeklindeki sorusuna cevap veren Demirtaş, "Hiç AKP ile koalisyon yaparız demedik. Çok açık söylüyorum, biz AKP ile ittifak yapmak için bu kadar zahmet çekmiyoruz. Ama şunu Türkiye seçmenin hissetmesi lazım. 8 Haziran sabahı esnaflar dükkanları açmak, memurlar maaşlarını almak için garanti istiyorlar. AKP ve Cumhurbaşkanı koalisyon tartışmalarına atıfta bulunarak, bir korku ortamı yaratıp AKP'nin etrafından oy toplamak istiyorlar. Biz de sadece koalisyondan korkulmaması mesajı vermek istedik, yani ne olursa olsun sonuç Türkiye hükümetsiz kalmak, maaşlarını alacaksınız dedik. Bunun için illa AKP ye oy vermeniz, tek başına iktidar olması gerekmez. Biz HDP olarak bir istikrarsızlığa izin vermeyeceğiz' mesajı verdik. İlkeleri uyuşmayan iki uçtaki partiyiz. Bir hükümet etrafında çalışmamız imkansızdır. AKP'ye en nitelikli muhalefeti yapmak için Meclis'e girmek istiyoruz. Türkiye'yi AKP'den kurtarmak istiyoruz" diye konuştu.

Demirtaş, daha sonra dışarıda gündeme dair gazetecilere açıklamalarda bulundu.

'Akdoğan daha az konuşsa süper olur'

Demirtaş, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın “HDP barajın altında kalırsa süper olur” şeklindeki açıklamasına ilişkin de "Parlamento, yargı, üniversiteler, medya hepsi Aksaray'a bağlansa daha süper olur. Bence sadece HDP'nin girmemesi yetmez. Parlamentoda AKP dışında milletvekili olmasa mesela daha süper olur. Hayal ettikleri toplum, hayal ettikleri parlamento öyle bir parlamento. Fakat 7 Haziran akşamı neyin süper olduğunu görecekler. Kendisi de biraz bu konularda az konuşsa daha süper olur" dedi.

'AKP seçimi kazansa da kendi beyannamesini uygulamayacak'

Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Fitne odaklarına ilişkin inadına çözüm süreci" açıklamasına ilişkin sorulan bir soruyu ise şöyle cevapladı: "Hangi Başbakan söyledi onu? Davutoğlu olan. Ne söylediklerini inanın ki kaile almaya gerek yok. Biri 'Kürt sorunu yoktur' diyor. Öbürü 'çözüm sürecini ısrarla sürdüreceğiz' diyor. İki Başbakan kendi aralarında anlaşamıyorlar. İki farklı kampanya sürdürüyorlar. Başbakanlardan biri AKP bildirgesini savunuyor, diğer Başbakan ise Cumhurbaşkanı olan yani kendi seçim beyannamesini savunuyor. Onda Başkanlık dışında hiçbir yok. AKP seçim kazanırsa kendi beyannamesini uygulayamayacak."

‘Erdoğan için AYM'ye başvuracağız’

HDP'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim yasaklarını ihlal ettiği gerekçesiyle yaptığı başvurunun YSK tarafından reddedilmesiyle ilgili soru üzerine Demirtaş, "Yüksek Seçim Kurulu'nun adil olmadığının tescil edildiği bir ortamda doğrusu seçim güvenliğini nasıl sağlayacağız veya seçmen güvenliğini nasıl sağlayacağız. Bu ciddi bir tartışma konusudur artık. YSK Sayın Cumhurbaşkanının şuanda seçimlere müdahale etmediğini söyleyemez. Bu halkı aptal yerine koymaktır. Halk aptal değildir, herkes ne olduğunun farkında, bir suç işlendiğinin farkında. Fakat YSK bunu tescillemiyor. Her gün YSK'ya başvurumuz rutin olarak devam edecek. Sonuç alıncaya kadar, son seçim gününe kadar ayrıca Anayasa Mahkemesi’ne de arkadaşlarımız konuyu taşımak üzere hazırlık yapıyorlar. Belki yarın AYM'ye de bu konuda bir başvurumuz da olacaktır" diye konuştu.

 

RTÜK üyelerinden YSK'ya başvuru - ANKA

 RTÜK’ün 4 üyesi YSK’ya yaptıkları başvuruda, seçim döneminde ekrana gelmeleri ve konuları sebebiyle aslında seçim programı olarak ele alınması gereken bazı yapımların, konukların kimliği nedeniyle tespit dışında bırakılmalarının haksız propagandaya neden olduğu belirtildi. Üyeler, söz konusu yayınların niteliği belirlenerek, eşitliğin sağlanmasını istedi.

RTÜK’ün muhalefet parti kontenjanından seçilen üyeleri Ali Öztunç, Süleyman Demirkan, Esat Çıplak ve Ersin Öngel YSK’ya başvuruda bulundu. YSK’nın her seçim döneminde yayınlar için “tarafsızlık, gerçeklik, doğruluk ilkelerine uygun davranmaları, taraf tutan yayınlar yapmamaları, kuruluşların yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde adaylar arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorunda olmaları” şeklinde karar aldığı vurgulanan başvuruda, “Son Cumhurbaşkanlığı seçim döneminde ise, diğer dönemlerden farklı olarak YSK ilk kez RTÜK’te yayınların izlenme biçimi ile ilgili kural belirlemiş ve kararla ‘haber kuşaklarının izlenmesi’ hususunu Üst Kurul’a iletmiştir” denildi.

-“SİYASİ TARAFSIZLIĞI OLMASI BEKLENEN KİŞİLER”-

Bu seçim döneminde de YSK’nın etkili denetim için yayın tespit ve değerlendirmelerinin tam ve eksiksiz yapmasının zorunlu olduğu belirtilen başvuruda, bu nedenle, canlı ya da banttan yayınlarda hangi siyasi partilere ve görüşlere, ne kadar süre ile ve hangi yayın saati diliminde yer verildiğinin tespiti ile bir siyasi parti lehine veya aleyhine yapılan tüm yayınların dikkate alınmasının önemli olduğu ifade edildi.

Son iki seçim döneminde olduğu gibi bu dönemde de, 10 Mart’tan bu yana siyasi kimliğe sahip olmayan, doğrudan siyasi kişilik olarak algılanmayan ya da siyasi tarafsızlığı olması beklenen kişilerin canlı yayınlarda açıklamalar yaptığı, programlara konuk olduğu ifade edilen başvuruda şöyle denildi:

“Açıktır ki bir yayının siyasi nitelikli seçim programı olup olmadığını belirlemek için ‘katılımcının kimliğine bakılmaksızın, ele alınan konunun siyasi niteliği ve seçimle ilintisini’ temel ilke olarak kabul etmek gerekir. Seçim döneminde ekrana gelmeleri ve konuları sebebiyle aslında seçim programı olarak ele alınması gereken bazı yapımların, konukların kimliği nedeniyle tespit dışında bırakılmaları dolayısıyla bir görüş lehine veya aleyhine haksız propaganda süresi yaratılması tehlikesi mevcuttur.”

-“SEÇMENİ ETKİLEYECEK NİTELİKTE”-

Başvuruda, bu eksikliğin ortadan kaldırılması ve eşitliğin sağlanması için, haber ve güncel programlarla siyasi mitingler başta olmak üzere canlı veya banttan yayınlanan, siyasi kimliği olan kişilerin yer aldığı veya konusu doğrudan seçime yönelik yapımlarla açık ya da kapalı alan seçim toplantılarının canlı ya da banttan yayınlarının değerlendirme kapsamına alınması istendi. Başvuruda, yayınlarda yer verilen siyasi partinin veya kişinin kimliği, yayın saati ve süresinin tespit edilmesi, seçime yönelik ya da siyasi içerikli konuların dile getirildiği yayınlarda, seçmeni etkileyecek nitelikte lehte/aleyhte görüşlerin tespit edilerek dikkate alınması da istendi.

 

Diyanet hem Yezid hem MGK'dır, kaldırılmalı' - Özgür Gündem

HDP'nin İslami adayı Hüda Kaya ile Alevi MYK üyesi Hatice Altınışık, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasını benzer gerekçelerle istedi. Kaya, Diyanet için "Yezidi zihniyetini geliştiren kurum" derken, Altınışık MGK benzetmesi yaptı.

 

HDP'nin "yeni yaşam bildirgesi"nde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılması maddesi günlerdir Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dilinde. "Açılış ve temel atma törenleri" adı altında seçim mitingleri düzenleyen Erdoğan, özellikle Kürt kentlerinde Alevilerden Sünnilere toplumun geniş bir kesiminin arzusunu ifade eden bu talebi, HDP'yi yıpratmanın bir aracı haline getirmeye çalıştı, Müslüman halkı HDP'ye karşı kışkırtmak istedi.

HDP, neden Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasını istiyor? Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yerine ne öneriyor? "Yeni yaşam" da inanan ile inandığı arasındaki ilişki nasıl olacak? 

Bu soruyu Halklar ve İnançlardan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Hatice Altınışık ile HDP İstanbul milletvekili adayı Hüda Kaya yanıtladı.

İslami çevrelerin tanınan ismi Kaya, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı tanımlarken, "Yezid zihniyetini geliştiren kurum" ifadesini kullandı. Kurumun Türkiye coğrafyasının çok dilli, çok renkli, çok inançlı yapısına aykırı bir şekilde "tekçiliği" dayattığına dikkat çeken Kaya, "Bu topraklarda Yezid zihniyetini geliştiren, dini egemen kültürün bir nesnesi haline getiren, din aracılığıyla halkları afyonlayan, uyuşturan bir mekanizma vazifesi görmüştür" dedi.

Uzun yıllar Alevi örgütlerinde yöneticilik görevinde bulunan Altınışık da, Diyanet İşleri Başkanlığı ile MGK'nın eşdeğer kurumlar olduğuna dikkat çekti ve ekledi: "Diyanet İşleri Başkanlığı da tek dil, tek din, tek ırk ilkesinin üzerine oturan bir kurum."

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın İslamiyet'in tamamını değil sadece Sünniliğin Hanefi fıkhını temel aldığını hatırlatan Altınışık, "Sadece Aleviler değil, Sünniliğin Şafilik, Malikilik ve Hanbelilik fıkıhlarının da içtihadı bu kurumda yoktur" diye konuştu.

 'AMAÇ İNANÇ DEĞİL DEVLETİN ÇIKARI'

Altınışık, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kuruluş nedenlerinden birinin vatandaşların inançlarına değil devlete biat etmelerini sağlayan bir mekanizmayı kurmak olduğuna dikkat çekti, "Vatandaşın inandığı şeyin değerleri ile değil devletin politik çıkarları ile kurgulanan bir mekanizma" dedi.

Altınışık şöyle konuştu: "Eşitlikten, birlikten, barıştan bahsediyorsak, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir mekanizmanın olmaması gerekir. Çünkü devlet aklını ve tekliği dayatan, vicdanı ortadan kaldıran bir mekanizmadır. Bütün halklara, inançlara ve inançsızlara eşit davranabilecek bir mekanizma değildir."

Kaya da, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dini "devlet tekeline almak anlamına geldiğini" belirtti ve ekledi: "Farklı meslek dallarında bugün üniversiteler, okullar açılabilir. Ancak din alanı devletin öylesine tekelindedir ki, tek bir özel imam hatip lisesi, özel ilahiyat fakülteleri açamazsınız. Kanunen yasaktır. HDP, seçim bildirgesinde Yezidçiliğin kurumsallaşmış hali olan Diyanet'i kaldırıp bütün inançlara eşit mesafede olan bir kurum önermektedir. Müslümanlar nasıl başka bir dinin ya da mezhebin zorla din dersi olarak kendi çocuklarına öğretilmesini istemezlerse, başka bir mezhepten inançtan olan halklar için de aynı şeyi düşünmemiz lazım. Yasaklara hep birlikte karşı çıkmamız lazım."

'HDP İNANANI İNANCI İLE BAŞBAŞA BIRAKACAK'

HDP, nasıl bir kurum öneriyor?

Altınışık bu soruya yanıt vermeden önce inanmanın, "inanan ile inandığı arasındaki manevi bir bağ" olduğuna dikkat çekti, ardından "HDP inanan ile inandığı arasındaki bütün devletin mekanizmalarını çekip almak. Onu inancı ile baş başa bırakmak. Nasıl istiyorsa, nasıl inanıyorsa, inancını özgür bir biçimde sürdürebileceği zeminler olanaklar yaratmak" dedi.

Din memuru yetiştirmenin devletin işi olmadığının altını çizen Altınışık şöyle konuştu: "Her inanç topluluğu kendi inanç önderini kendi içinden kendi değerleri ile kendi inanç ritüelleri ile çıkartabilir, çıkartır. Bu Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan önce böyleydi. Medreselerde eğitimler alınırdı, din alimleri çıkardı, toplumun ihtiyaçlarını onlar karşılardı. Devlet bunlara maaş vermezdi. Hem Alevilik hem de İslam inancı alirızalık üzerine kuruludur. Toplum kendi inanç önderlerinin ihtiyaçlarını giderir."

Cami, medrese ve cemevi gibi inanç merkezlerinin elektrik ve su gibi ihtiyaçlarının yerel yönetimler tarafından karşılanabileceğini belirten Işık, "HDP, İnanç Kurumu öneriyor. Bu ülkede yaşayan bütün inançların, bütün fıkıhların, bütün mezheplerin kendileri gibi yaşayabilecekleri, kendi inançlarını özgürce sürdürebilecekleri alanlar açan bir kurum. Her toplum kendi iç hukukunu uygulayabilir. Ama toplamda hepsinin sorumlu olduğu merkezi hukuk, uluslararası hukuk normlarıdır, evrensel insan hakları beyannamesinde etkili olan yaptırımlardır" dedi.

Milletvekili adayı Hüda Kaya da, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tekçiliğin yanı sıra merkezi bir yapı olduğunu belirtti, "İstanbul'daki bir mahallenin cami imamı da Hakkari'deki bir mahallenin cami imamı da Diyanet'ten gönderilen hutbeyi okumak zorunda. Oysa her yerin o günkü dini kültür ve gelenek ile ihtiyaçları farklı olabilir. HDP bu konuda da yerelleşmeyi savunuyor" dedi.

 

Sol ilk kez yükselişte - Cumhuriyet

“Haziran 2015 Seçimleri Türkiye Kamuoyu Dinamikleri Araştırması”na göre ekonomi kötüye gidiyor diyenler yüzde 30’dan yüzde 48’e yükseldi. Araştırmada 1990 yılından beri ilk kez sol seçmen oranının yükseldiği tespiti yapıldı.

Açık Toplum Vakfı, Koç Üniversitesi ve ABD OHIO Devlet Üniversitesi’nin işbirliğiyle “Haziran 2015 Seçimleri Türkiye Kamuoyu Dinamikleri Araştırması”na göre son bir yılda “ekonomi kötüye gidiyor” diyenler yüzde 30’dan yüzde 48’e yükseldi. Türkiye’nin en önemli iki sorunu sorulduğunda yüzde 39 ile işsizlik ve yüzde 13 ile ekonomik kriz ilk iki sırada. Türkiye için başkanlık sisteminin parlamenter sisteme göre daha iyi bir yönetim biçimi olduğunu düşünen seçmenlerin oranı ise yüzde 27 olarak saptandı. Araştırmada ayrıca sol görüşlülerin oranının 2002 yılında yüzde 15.3’e gerilediği, 2015 yılında ise bu oranın yüzde 23.7 oranına yükseldiği görüldü.

Sorunlar ekonomi odaklı

Prof. Dr. Ali Çarkoğlu araştırma bulgularıyla ilgili yaptığı açıklamada, seçmenlere göre bugün Türkiye’nin en önemli sorunlarının ekonomi odaklı olduğunu belirterek “İşsizlik, geçim sıkıntısı, yoksulluk, enflasyon, ekonomik kriz gibi kaygıları Türkiye’nin en önemli sorunları olarak dile getiren seçmenlerin oranı yüzde 56’dır. Bu oran 2007 ve 2011 seçimleri öncesindeki ölçümlere oldukça yakındır.

İfade özgürlüğü

Prof. Dr. Çarkoğlu demokrasi ve ifade özgürlükleri konusunda da gözlemlerini şöyle aktardı: “Bugün Türkiye’de demokrasinin işleyişinden memnun olmayanların oranı yüzde 45’tir. 2006 yılından beri takip ettiğimiz bu gösterge 2011 yılında yüzde 33 ile en düşük seviyesine geriledikten sonra sürekli artış göstermiştir. İfade özgürlüklerine dair değerlendirmelerde 2007’den bu yana önemli bir değişim gözlenmese de buradaki değerlendirmeleri 2015 itibarıyla kutuplaşmış olduğu göze çarpmaktadır. Muhalefet partileri seçmeni yüzde 75 oranında ifade özgürlüğü olmadığı kanaatinde iken AKP seçmeninin (yüzde 28 ifade özgürlüğünde sorunlar olduğunu belirterek) görece daha iyimser bir değerlendirme yaptığı gözlenmektedir. Bu bağlamda devletin insan haklarına saygı göstermediğini dile getirenlerin oranı da 2007’den bu yana sürekli artmış ve 2015 itibarıyla yüzde 45 düzeyine ulaşmıştır.”

Kürt sorunu

Seçmenlerin yüzde 60’ı Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu ifade etti. Bu oran HDP’li seçmenler için yüzde 80 düzeyine kadar ulaştı. Meclis’te çoğunluğu olan partinin istediği düzenlemeyi yapabilmesini savunan seçmenlerin oranı ise sadece yüzde 18 olarak ifade edildi. Bu oranın AKP seçmenleri arasında da yüzde 31’e çıktığı kaydedildi.

Kürt sorunu tartışmalarında, çözüm için yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesi, anayasadaki vatandaşlık tanımının daha kapsayıcı hale getirilmesi, genel af, kamu kuruluşlarında Türkçe dışında hizmet verilmesi ve ilköğretimin Türkçe dışında dillerde de yapılabilmesi gibi önerilere desteğin yüzde 50’nin altında olduğu gözlendi. Seçmenlerin yaklaşık yüzde 60’ı Kürt siyasi hareketinin nihai hedefinin bağımsız bir devlet kurmak olduğunu düşünürken, bu oranın HDP’li seçmenlerde ise sadece yüzde 33 seviyesinde olduğu görüldü.

Ekonomik değerlendirmeler, iktidarın performansı Prof. Dr. Çarkoğlu ekonomik durum ve iktidarın performansı konularındaki seçmen eğilimlerini de şöyle özetledi:

“Seçmenlerin ekonomik değerlendirmelerinde belirgin bir kötüleşme gözlemlenmektedir. Ekonominin durumu hakkında olumsuz görüş bildiren seçmenlerin oranı 2013 yılında yüzde 24 iken, 2014 yılında yüzde 30’a, 2015 yılında ise yüzde 48’e yükselmiştir. Seçmenlerin AKP iktidarının geçmiş 4 yıllık icraatlarını düşündüklerinde iktidarı en başarılı bulduğu üç konu türban/başörtüsü sorunun çözülmesi, sağlık hizmetleri ve kentsel dönüşümdür. İktidarın en başarısız bulunduğu üç konu ise işsizliğin azaltılması, Suriye politikası ve rüşvet ve yolsuzluğun azaltılmasıdır.”

Türkiye’de sol yükseliyor

Araştırmada ayrıca 1990 ile 2015 yılları arasındaki Sol-Sağ arasındaki ideolojik değişim de ele alındı. Buna göre 1990’da yüzde 21.8 olan sol görüşlülerin oranının 2002 yılında yüzde 15.3’e gerilediği 2015 yılında ise bu oranan yüzde 23.7 oranına yükseldiği görülüyor. 1990 yılında yüzde 22.7 olan sağ görüşlülerin oranının 2007 yılında yüzde 46.9 oranına çıktığı ancak 2015 yılına gelindiğinde bu oranın yüzde 39.9’a gerilediği görüldü.

 

Mehdi Eker'in akrabaları da HDP'ye geçti - DİHA

Her geçen gün halkların büyük desteğini arkasına alan HDP milletvekili adayları Yüksekova'dan Manisa'ya kadar onlarca merkezde büro açılışları, halk toplantıları ve ziyaretler gerçekleştirdi. Batman'da ise seçimin tartışmasız birincisi olan HDP'ye katılımlar sürüyor. Aynı zamanda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in akrabaları olan Alpahanlar ailesinden 300 kişilik grup HDP'ye geçerken, Beşiri'de de yıllardır AKP'ye çalışan Alika aşireti genel seçimlerde HDP'yi destekleme kararı aldı.

BATMAN

HDP'nin Batman adayları seçim çalışmalarını aralıksız bir şekilde sürdürüyor. Organize Sanayi Bölgesi'ndeki esnafları ziyaret eden HDP adayları Ali Atalan, Ayşe Acar Başaran, Hasan Yağız ve Saadet Becerikli yoğun ilgi ile karşılaştı. Esnafların sıkıntılarını dinleyen adaylar, çözüm yolları üzerinde durdu. HDP'nin meclise girmesi dahilinde işçi ve emekçilerin sıkıntılarıyla birebir ilgileneceklerini belirten adaylar, HDP'nin de işçi ve emekçi partisi olduklarının altını çizdi. HDP Milletvekili adayı Saadet Becerikli ise HDP PM üyesi Osman Ergin, Batman eski Belediye Başkanı Necdet Atalay, ikna komisyonu üyeleri ve diğer partililer de şimdiye kadar AKP içerisinde aktif çalışma yürüten Alpahanlar (Maladîna) ailesinden 300 kişilik bir grup ile HDP çatısı altında bir araya gelmek için görüşmeler gerçekleştirdi. Aynı zamanda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in de akrabaları olan Alpahanlar aile üyeleri bu güne kadar yanlış tarafta bulunduklarını belirterek, HDP çatısı altında yer almaktan mutluluk duyacaklarını dile getirdi.

Yapılan görüşmelerde Alpahanlar'ın aile büyüklerinden Selahattin Alpahan, AKP hükümetinin halkı yıllarca "Barış, kardeşlik ve demokrasi" söylemleri ile kandırdığını belirterek, “AKP, en son Kobanê'de yaşanan savaşta YPG ile DAİŞ çetelerini bile bir tuttu. Kürtlere hakaretlerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Kobanê düştü düşecek' diye meydanlarda bağırdı. Bunlardan etkilenerek biz de HDP saflarında yer almaya karar verdik. Umut ediyoruz ki halen AKP'nin yanında yer alan Kürtler de doğruyu görerek HDP'nin çatısı altında toplanır. Biz de artık vekaleten verdiğimiz oylarımızı geri alacağız" dedi.

 

Konuşmaların ardından aile üyeleri HDP'ye geçerken, daha sonra yemek verildi.

BEŞİRİ

Batman'da her geçen gün kan kaybeden AKP'den kopuş da Beşiri ilçesinden geldi. İlçenin en büyük ve kalabalık aşireti olan ve yarısı yıllardır AKP için çalışan Alika aşireti üyeleri de AKP'nin Kürt halkı üzerinde yürütmüş olduğu politikalar nedeniyle HDP'ye geçtiklerini duyurdu. Alika Aşireti kanaat önderi olan ve iki dönem AKP Beşiri İlçe Başkanlığı yapan Davut Apaydın, HDP'ye geçti. Aşiret olarak HDP için çalışacaklarını dile getiren Apaydın, bunun nedeninin ise AKP'nin yürütmüş olduğu yanlış politikalar olduğunu söyledi. HDP'nin yürüttüğü siyasetin tüm kesimleri kapsadığını ve HDP çatısı altında olmaktan mutluluk duyacaklarını kaydeden Apaydın, "Tek dileğimiz HDP'nin barajı aşarak Kürtleri ve ezilen tüm halkları parlamentoda temsil etmesidir" dedi.

'Görüşmelerimiz devam ediyor'

HDP Beşiri İlçe Eşbaşkanı Ahmet Ekinci de yapılan katılımdan dolayı memnuniyetlerini dile getirerek, HDP'nin dışında kalan bütün aşiret ve aile üyelerini HDP çatısı altında birleşmeye davet etti. Ekinci, toplum içerisinde ağırlığı bulunan aşiret ve ailelerin de HDP çatısı altında bir araya gelmeleri için çalışmalarının sürdürdüklerini kaydetti. Geçen günlerde AKP Beşiri Belediye Meclis üyesi Bedi Balcı da partisinden istifa ederek, HDP'ye katılım sağlamıştı.

Bir gencin yaşamına mal olan lokal başka yere taşınacak

Öte yandan AKP'nin Batman'da açtıktan birkaç gün sonra seçim lokalinde 23 Nisan'da AKP'liler arasında rant üzerine yaşanan kavga sonucu 27 yaşındaki AKP eski Milletvekili Nezir Nasıroğlu'nun oğlu Abit Nasıroğlu'nun silahla vurularak öldürülmesinin ardından kapatılan lokalin açılmayacağı öğrenildi. AKP'ye yakın kaynaklardan elde edilen bilgilere göre; AKP ilçe teşkilatı lokali başka bir adrese taşıyacak.

BİNGÖL

Bingöl'de seçim çalışmalarını her kesime ulaştırmaya çalışan HDP'li adaylar, köy köy, mahalle mahalle dolaşarak, "yeni yaşam" projelerini anlatıyor. Seçim çalışmaları kapsamında HDP ve KJA üyesi kadınlar tarafından Yenişehir Mahallesi'nde kadın seçim bürosu açıldı. Büro açılışına mahallelerden çok sayıda kadın, hakkında hiçbir delil olmadan mahkeme tarafından müebbet hapis cezası verilen Gülsüm Koç'un annesi, çeşitli tarihlerde çıkan çatışmalarda yaşamını yitiren HPG ve Kobanê direnişinde yaşamını yitiren YPG/YPJ savaşçılarının aileleri, HDP'li adaylar Hişyar Özsoy ve Serhat Gümüş'ün eşleri katıldı. KJA ve HDP bayrakları ile renk cümbüşüne çevrilen büronun açılışı, HDP adayı Sevgi Örüç ve Barış Anneleri Meclisi yöneticileri tarafından kesilen kurdele ile gerçekleşti. Açılışta konuşan HDP Bingöl Milletvekili Adayı Sevgi Örüç, tüm kadınlara seçim gününe kadar çalışmalara aktif olarak katılması çağrısında bulundu. Kadınların özgürlüğünün sağlayacak olan tek patinin HDP olduğunu dile getiren Örüç, kadınların HDP'nin etrafında birleşmesi gerektiğini ve kadınların HDP'nin sesini her tarafa ulaştırmasını istedi.

YENİŞEHİR

HDP Diyarbakır milletvekili adayları Nursel Aydoğan, Sibel Yiğitalp ve İmam Taşçıer, beraberindeki partililerle Ofis Kooperatifler bölgesinde esnaf ziyaretinde bulundu. Esnaf ziyareti esnasında milletvekili adaylarının yanına gelen bir kız çocuğu elindeki topu göstererek, "Diğer siyasi partilere, biz çocukların geleceği için bir gol atmak da bizlerden gelsin" diyerek elindeki topu havaya fırlattı. Esnaf ziyaretinde konuşan İmam Taşçıer, HDP olarak amaçlarının eşit, özgürlükçü ve kardeşçe bir yaşam olduğunu belirtti. Adayların ziyaretinden memnun kalan esnaflar ise seçimde HDP' ye desteklerini esirgemeyeceklerini kaydettiler.

PERVARİ

HDP Siirt milletvekili adayları seçim çalışmaları doğrultusunda Pervari (Xesxe) ilçesi ve Bedar (Beyendi) beldesinde kitlesel büro açılışı yaptı. HDP Siirt Milletvekili adayı Prof. Dr. Kadri Yıldırım, İsmail Aydın, DBP Siirt il eşbaşkanları ile çok sayıda kişinin katıldığı Pervari seçim bürosu açılışında konuşan Kadri Yıldırım Pervari'de etkin olan Hadiyan Aşireti'ne seslenerek, "Bu seçimlerde oyunuzu Erdoğan'a mı yoksa Şex Sait yoldaşları için mi kullanacaksınız?" diye sordu. Şex Sait isyanında yer alan Şêx Abdurahman'ın "Ey sefiller, Kürtler bir ağaç değildir, eğilmez" sözünü hatırlatarak zulme boyun eğmeyeceklerini söyleyen Yıldırım, "AKP ve onun zihniyeti bilsin ki; Siirtliler ağaç değildir. Biz değerlerimizi korumak için şehit düşeriz ama eğilmeyiz. AKP'nin tüm provokasyonlarına karşı sabrettik ve 7 Haziran'a kadar da sabredeceğiz. Erdoğan enişte, 7 Haziran'da inişte ve ondan sonra da bitişte" dedi.

Kürdistan tarihinde bu seçimlerin tarihi olduğunu ifade eden HDP Siirt milletvekili adayı İsmail Aydın da HDP'ni partiyle seçime girdiği günden bu yana AKP'nin saldırılarının artığını aktardı.

KURTALAN

HDP Siirt Milletvekili Adayı Hatice Seviptekin ise KJA üyeleri ile Siirt Belediyesi Eş Başkanı Belkiza Beştaş Epözdemir'le birlikte seçim çalışmaları kapsamında Kurtalan ilçesinde ev ziyareti gerçekleştirdi. Evdeki emekçi kadınlar görüşen Seviptekin, "Bu seçim hepimizin geleceği için önemli. Çünkü bu seçimlerde devlete karşı kardeşliğimizi ve birlikteliğimizi göstermemiz gerekiyor" dedi. Partililer daha sonra, halk pazarındaki esnafı da dolaşarak ziyaretlerini sürdürdü.

NUSAYBİN

Mardin'in Nusaybin ilçesinde HDP seçim çalışmaları çerçevesinde her geçen gün çalışmalarına hız verirken, HDP'li adayların esnaf ziyaret çalışmaları devam ediyor. HDP Mardin Milletvekili Adayı Gülser Yıldırım ve beraberindekiler, Nusaybin'e bağlı Akarsu (Sitilîlê) beldesine giderek esnaf ziyaretlerinde bulundu. HDP'liler ilk önce Musa Anter'in mezarını ziyaret ederek kırmızı karanfil bıraktı. Daha sonra beldedeki esnafları ziyaret eden partililer, yurttaşların sorunlarını dinledi. Ardından Akarsu seçim bürosuna geçilirken burada konuşan Gülser Yıldırım, "Amacımız sadece meclis değil halkların sesini artık duyurmaktır. Yıllardır beraber yaşayan halkları birbirine düşman kırdıranlara karşı cevap olmaktır, anaların gözyaşlarını durdurmaktır" dedi.

MAZIDAĞI

HDP Mazıdağı ilçe Örgütü öncülüğündeki seçim çalışmaları devam ediyor. HDP, DBP ilçe örgütü yöneticileri, Mazıdağı Belediyesi Eşbaşkanı Ali Özkan ve beraberindekiler, ilçeye bağlı Yücebağ (Qelekê) Mahallesi ve Reşan mezrasını ziyaret etti. Burada coşkulu bir şekilde karşılanan HDP'liler, halka birlikte köy meydanında halay çekti. Daha sonra seçim çalışmaları kapsamında köy halkı ziyaret edildi. Buradan ayrılan HDP yöneticileri ve beraberindekiler, Yücebağ ( Qeleke ) Mahallesi'ne bağlı Dêrê Mezrası ve Yetkinler (Dırinê) Mahallesi'ndeki yurttaşları ziyaret etti.

MİDYAT

Mardin'in Midyat ilçesinde seçim çalışmalarını yürüten HDP Mardin Milletvekili adayları Mithat Sancar ve Mehmet Ali Aslan, ilçeye bağlı çeşitli mahallelerde seçim bürolarının açılışına katılarak esnaf ziyaretlerinde bulundu. HDP adaylarına HDP, DBP Midyat ilçe yöneticileri, Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk eşlik etti. Ziyaretler sırasında adaylar, büyük bir coşkuyla karşılandı. Yapılacak açılışlar öncesi ilçe pazarındaki esnafla biraraya gelen HDP'liler, yurttaşların sorunlarını dinledi. Adaylar ve beraberindekiler daha sonra ilçe merkezinde esnaf ve yurttaşlarla bir araya geldikten sonra ilçeye bağlı mahallelerde seçim bürolarının açılışına katıldı. Burada yurttaşlara seslenen HDP adayları Sancar ve Aslan, 7 Haziran seçimlerinin önemine dikkat çekti.

SİLOPİ

Şırnak'ın Silopi ilçesine bağlı Çalışkan (Gite) Beldesi'nde yüzlerce kişinin katılımı ile seçim bürosu açılışı yapıldı. Silopi ve belde belediye eşbaşkanları, HDP ve DBP İl, ilçe ve belde yöneticileri katıldı. Saygı duruşunun ardından konuşan HDP Çalışkan Belde Eşbaşkanı Mehmet Selçuk, HDP'nin Kürdistan ve Türkiye'de yeni bir zeytin ağacı olduğunu dile getirdi. Alkış ve zılgıtlar eşliğinde seçim bürosunun açılışı gerçekleştirilirken ardından yüzlerce kişi yerel müzik gruplarının söylediği şarkılar eşliğinde halaya durdu.

GEVAŞ

Seçim çalışmaları kapsamında Van’ın Gevaş ilçesine bağlı mahallerde çalışma yürüten HDP Van Milletvekili adayı Zozan Yeliz Yıldırım, halkla bir araya geldi. Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Bekir Kaya ile HDP ve DBP yöneticilerinin de eşlik ettiği Yıldırım, ilçeye bağlı Aydıncak (Şatwan),Kuşluk (Texmans), İkizler (Tışux), Dereağzı (Şkert), Dokuzağaç(Pendeganız),Atalan(Etelan) ve Bahçelievler mahallelerinde halkı ziyaret etti. Aydıncak (Şatwan) Mahallesi'nde yurttaşlarla köy meydanında bir araya gelen Yıldırım, HDP'nin Türkiye halklarını kapsayan tek parti olduğunu söyledi. Bekir Kaya ise bu seçimin Kürt halkı için referandum niteliği taşıdığını ve bunun için 7'den 77'e herkesin seferberlik ruhu ile sandığa giderek HDP'den yana tavır alması gerektiğini söyledi.

Toplantıda daha sonra Kuran-ı Kerim'den alıntılar yapan Mela Aziz’in konuşması dinlendi.

Konuşmaların ardından Yıldırım, Kaya ve beraberindekiler mahallede bulunan Şex Elyas Türbesi'ni ziyaret ederek, dualar okudu. HDP'liler daha sonra mahalleden ayrılarak taziye ziyareti ve diğer programlara katıldı.

TUŞBA

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van Tuşba'da seçim çalışmalarını ev ziyaretleri, mahalle toplantıları ve özgün kadın toplantılarıyla sürdürdü. Mahalleye bağlı Şemsibey ve Altıntepe mahallelerinde seçim çalışmaları kapsamında özgün kadın toplantıları düzenlendi. Düzenlenen toplantılara HDP Van Milletvekili adayı Yurdusev Özsökmenler, KJA aktivistleri ve DBP, HDP yöneticileri ile çok sayıda kadın katıldı. HDP’li vekil ve beraberindekiler mahalleli kadınlar tarafından ilgiyle karşılandı. Toplantılarda konuşan Özsökmenler, savaşta en büyük bedeli kadınların verdiğini, bunun için de barışa en çok ihtiyacı olanların kadınlar olduğunun belirterek, bunun için PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu çözüm süreciyle beraber inşa edilecek barış için en çok kadınların mücadele vermesi gerektiğini vurguladı.

ÇATAK

HDP Van Milletvekili adayı Lezgin Botan seçim çalışmaları çerçevesinde Van’ın Çatak ilçesinde esnafı ziyaret ederek, 7 Haziran genel seçimlerine ilişkin halka bilgi verdi. HDP ve DBP yöneticileri ile birlikte Çatak'ta esnafları halkı ziyaret ederek bilgi alışverişinde bulundu. Esnafların yoğun ilgisiyle karşılaşan Lezgin Botan, HDP'nin kardeşlik ve birlik partisi olduğunu; bütün Türkiye halklarının HDP’nin etrafında kenetlenmesi gerektiğini söyledi.

Botan ve beraberindekiler esnaf ziyaretinin ardından Ziraat Odası, TEGV ile hastaneye giderek hastaları ziyaret etti.

TUZLUCA

Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde KJA bileşenleri tarafından kadın seçim bürosunun açılışı gerçekleştirildi. Törene KJA bileşenlerinin yanı sıra HDP Iğdır Milletvekili adayları M. Emin Adıyaman ve Kıznaz Türkeli, DBP ve HDP yöneticileri, Tuzluca Belediyesi eşbaşkanları ile çok sayıda yurttaş katıldı. Seçim bürosu açılışı öncesi HDP milletvekili adayları Tuzluca merkezde bulunan esnafları ziyaret etti. Adaylar esnaf ziyaretlerinin ardından AKP, CHP ve MHP seçim bürolarını da ziyaret ederek bir süre sohbet etti. Kadın seçim bürosunun açılış töreninde konuşan Tuzluca Belediyesi Eşbaşkanı Neşegül Can, kadınların Kobanê’de insanlığın onurunu kurtardığına dikkat çekerek, “Şimdi sıra 8 Haziran’da Türkiye’de bulunan tüm halkların insanlığını ve inançlarını kurtarma günüdür” dedi.

Kıznaz Türkeli ise HDP’nin bütün kadınları sosyal güvence altına alacağını belirterek, “Bu mücadelede kadınlarımız Rojava’da Kobanê’de fabrikalarda grevlerde en ön saflarda yer alıyorlar. Barikatları aşıyorlar ve zafere yürüyorlar” dedi. M. Emin Adıyaman da HDP'nin kadın erkek eşitliğini pratikte sağladığını dile getirerek, “Kadının siyasette yer alması, toplumda ifade etmesi ve gücünü, iradesini ortaya koymak açısından büyük bir önem arz ediyor. Pratikte gördüğünüz gibi kadına biçtiğimiz değerin ve saygının ifadesi olarak böyle bir seçim bürosu açmış bulunmaktayız” dedi.

Konuşmaların ardından KJA bileşenleri tarafından kadın seçim bürosu açılışı gerçekleştirildi.

YÜKSEKOVA

HDP Hakkari Milletvekili adayı Selma Irmak, seçim çalışmaları kapsamında İran sınırında bulunan Çoşanpınar (Vargeniman), Ağaçlı (Aylava), Çamdalı (Meşgan), Derav, Hırmi, Gendalok köylerini ziyaret ederek 7 Haziran seçimlerinde HDP'ye destek vermelerini istedi. Irmak'a aralarında HDP Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Hamit Geylani, Yüksekova Belediyesi Eş Başkanı Ruken Yetişkin ile sivil toplum örgütü temsilcileri de eşlik etti. Gidilen her yerde Selma Irmak'a yoğun ilgi gösterildi. Ziyaretler esnasında halka hitap Selma Irmak, köylerde gördükleri ilginin kendilerini çok sevindirdiğini dile getirdi. "Biz buralardan oy istemeye değil, sizi ziyaret etmek ve süreçle ilgili yaşananları paylaşmak için geldik" diyen Irmak, şunları söyledi: "Buralarda yaşayan halkımız çok acılar çekti. Bu nedenle bu seçimler çok önemlidir. Önder Apo'nun öncülüğünde başlayan müzakereyi güçlendirmek için önemlidir. Tayyip Erdoğan başından beri dürüst değil, Kürt halkını kandırmanın peşindeydi. Onun yalanlarını ortaya çıkardık. 'Kürt sorunu yoktur' diyenler yok olup gidiyorlar."

Irmak'ın ardından Dengbej Felemez Kürtlerin yaşadığı acıları anlatan şiirler okudu.

ARDAHAN

Ardahan’da HDP’nin “Yeni yaşam” adayları köy köy dolaşarak seçim çalışmalarına devam ediyor. Ardahan'da seçim çalışmaları kapsamında ilk olarak Hanak ilçesinde taziye ziyaretine katılan HDP heyeti ardından Alevi yurttaşların yoğunlukta yaşadığı Damal ilçesine bağlı Seyitören, Yukarı Gündeş, Aşağı Damal köylerine ziyarette bulunarak, halkın sorunlarını dinledi. Alevi inançları nedeniyle sürekli dışlandıklarını ifade eden köy sakinleri AKP hükümetinin iktidar olmasının Türkiye’ye her geçen gün biraz daha fazla zarar verdiğini söyledi. HDP Milletvekili adayı Taşkın Aktaş ise köy sakinleriyle yaptığı konuşmalarda, AKP politikalarının tüm inançlar ve kimlikler için tehdit olduğunu, HDP’nin tüm inançlar ve farklılıklar için umut olduğunu ifade etti.

Damal ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesi’nde gerçekleştirilen kadın toplantısında konuşan HDP Ardahan Milletvekili adayı Arzu Moco ise AKP’nin iktidarda olduğu sürece kadına yönelik taciz ve tecavüzün artacağını ifade etti. Moco, “Toplumun yarısı kadın. Biz kadın partisiyiz. Çünkü bizde eşbaşkanlık sistemi var. Kadın vekil adaylarımızın hepsi de seçilebilir yerlerden aday gösterildi. Kadınların mecliste olması için HDP’nin barajı aşması gerekiyor. HDP halkların alternatifidir” diye konuştu.

ARTVİN

HDP Artvin milletvekili adayları, Kemalpaşa'da parti gönüllüleri ile bir araya geldi. Toplantı sonunda çalışmaları yürütecek bir komisyon kuruldu. Artvin milletvekili adayı Recep Demirci ve İl Eş Başkanı Hülya Vayiç'in katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Kemalpaşa beldesindeki çalışmaların nasıl yapılacağı üzerine tartışmalar yürütüldü. Daha sonra her köyden birer kişiden oluşan Seçim Komisyonu kuruldu. Seçim Komisyonu köylerde ve mahallelerde halk toplantıları gerçekleştirecek.

İSTANBUL

HDP İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan seçim çalışmaları kapsamında Yenibosna'daki Pir Hoca Ahmet Yesevi Cem Kültür Merkezi, AK-EL Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı ve Sevdilli ve Çevre Köyleri Dayanışma ve Kültür Derneği'ni (SEV-DER) ziyaret ederek 7 Haziran seçimleri için destek istedi. Yenibosna'daki Pir Hoca Ahmet Yesevi Cem Kültür Merkezi'nde Buldan ve parti yöneticilerini Cem Vakfı Genel Müdürü Ali Rıza Kaçan tarafından karşılandı. Ziyarette ilk söz alan Cem Vakfı Genel Müdürü Ali Rıza Kaçan, HDP'nin barajı geçmesini canı gönülden istediğini ve kendilerine düşen bütün görevleri yerine getireceklerini söyledi. Buldan da tüm ezilenler için 7 Haziran genel seçimlerinin tarihi bir öneme sahip olduğunu dikkat çekerek farklı bir çok inançtan kesimlerin HDP listesinde yer aldığını söyledi. Buldan ve yöneticiler AK-EL Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı'nı ziyaret etmek üzere kültür merkezinden ayrıldı. AK-EL Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı'nı ziyaret eden Buldan ve beraberindeki heyeti AK-EL Başkanı İbrahim Yirik ve yöneticiler tarafından karşılandı. Ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getiren Yirik, HDP'nin Meclis'te olmasının önemli olduğunu vurguladı. Buldan da 7 Haziran genel seçimlerinin toplumun kaderini değiştireceğini ve bu yüzden AKP'ye oy veren Sünnilerin, CHP'ye oy veren Alevilerin ve kararsızların oyunu almak gerektiğini belirtti.

AK-EL ziyaretinden sonra SEV-DER'i ziyaret eden Buldan ve HDP yöneticileri, SEV DER Genel Başkanı Salman Gümüş ve yöneticiler tarafından karşılandı. Ziyarette ilk söz alan Gümüş, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilişlerinin 43'üncü yıl dönümünü nedeniyle Denizlerin mücadelesine değindi ve üç fidanın mücadelesinin bugün HDP ile yürüdüğünü belirtti. HDP'nin yanında olduklarını ve bundan sonra da HDP'nin yanında olacaklarını belirtti.

HDP İstanbul 1'inci bölge milletvekili adayları Hüda Kaya ve Fatma Saygılı, Pendik'te esnafları ziyaret etti. Esnaf ziyareti öncesi Pendik'te bulunan Karakoçan Derneği'ni ziyaret eden Kaya ve Saygılı daha sonra Mehmet Akif Ersoy Caddesi üzerinde bulunan esnafları ziyaret ederek esnaflardan HDP'ye destek istedi. Esnafın yoğun ilgisiyle karşılaşan milletvekili adayları Kaya ve Saygılı, esnafların sorunlarını ve önerilerini de dinledi. Esnaf ziyareti sonrası adaylar Kaya ve Saygılı, HDP Pendik seçim irtibat bürosunda kadınlarla buluştu. Seçim bürosu önünde kendilerini karşılayan kadınlara seslenen Saygılı, "Yüzyıllardır üzerimizde baskılar var. Her yerde baskı ve zulümle karşı karşıya kalıyoruz. Hepimiz el ele vererek bu baskı ve zulümlere dur diyeceğiz ve barajı AKP'ye dar edeceğiz" dedi.

Hüda Kaya ise iktidarların ezilenleri "öcü" olarak gösterip ötekileştirdiğini söyledi ve "Herkese ayrı ayrı zulmettiler, şimdi bütün ezilenler ve zulme uğrayanlar, HDP'de buluştu. Renk cümbüşüne dönen HDP, AKP'yi ve onun yandaşlarını çıldırtıyor. Onlar da artık sonlarının geldiğinin farkındalar" dedi.

"Barajı yık, barışı sürdür, tiranı yık" sloganıyla yola çıkan HDP'ye Oy Ver Girişimi de İstanbul'daki ilk etkinliğini Ümraniye'de HDP İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu ve girişimin öncülerinden yazar Demir Küçükaydın'ın katılımıyla düzenlenen forumla gerçekleştirdi. Ümraniye Elmalıkent Şehitler Parkı’nda yapılan foruma ilgi gösteren mahalleliler de söz alarak konuşmalar yaptı. Mahalle sakinlerinden Alevi Dedesi Mehmet Ali Dede, kendisinin HDP'li olmadığını CHP kökeninden geldiğini belirttikten sonra bu seçimin önemli olduğunu ve bu nedenden dolayı bu seçimde HDP'ye oy vereceğini belirtti. "Ben Deniz'lerin mücadelesinden geliyorum, HDP darbe sisteminin getirdiği yüzde 10 barajını aşarsa bu ülkede devrim olacaktır" dedi.

Forumda konuşan HDP Milletvekili adayı Ali Kenanoğlu da "Bize laiklik adına zorbacı bir devlet dinini empoze ettiler. Biri başörtüsü takıyorsa Alevilere saldırıymış gibi gösterdiler. Yine Sünnilere aynı şeyi söylediler. Biz bunu yıkmak için yola çıktık. Devlet bir Alevi ile bir başörtülünün yan yana gelmesinden korkuyordu şimdi o korkuları gerçekleşiyor" diye konuştu.

Yazar Demir Küçükaydın ise 7 Haziran'ın sıradan bir seçim olmadığının altını çizerek, "Türk tipi başkanlık sitemi deniliyor bu her türlü hukuki, ya da başka bir şekilde yasal ya da yasama organının denetiminden soyutlanmış, hiç bir kontrol mekanizması olmayan bir başkanlığın tüm yetkileri eline alması demektir. Bu seçim başkanlık sisteminin seçimidir. İşte bu yüzden artık sorun şu parti bu parti sorumluluğu değil bunun önüne geçme sorunudur. Hiç bir yetkisi yokken bunları yapıyorsa bunun önünü geçmek gerekiyor. Bu yüzden bir AKP'li, bir CHP'li hatta bir MHP'li ya da partisiz bir insanın da HDP'ye hiç bir sempatisi olmasa bile HDP'ye oy vermesi gerekir" dedi.

Konuşmalarda söz hakkı alan mahalle halkı ise çeşitli konularda düşünce ve yorumları belirtip konuşmacılara sorular sordu.

HDP 2. bölge milletvekili adayı Arife Çınar ise çalışmalarını Kağıthane de devam ettirdi. Nurtepe Çarşamba Pazarı'nda HDP standını ziyaret eden Çınar, ardından semtte HDP gönüllüleriyle birlikte bildiri dağıtımına katıldı.

HDP Milletvekili adayları İstanbul'un Tuzla ilçesinde seçim çalışmalarını sürdürdü. Tuzla'nın Şifa Mahallesi'nde HDP 1. Bölge Milletvekili Adayı Beste Kaplan'ın katılımıyla seçim irtibat bürosunda halk toplantısı düzenledi. Pendik İlçesi Dumlupınar Mahallesi'nde ise HDP seçim standı açıldı. Standa halkın yoğun ilgi göstermesi dikkat çekti. HDP Milletvekili adayları Filiz Kerestecioğlu ile Gülsüm Ağaoğlu, direnişteki BEDAŞ işçilerini direniş çadırında ziyaret etti.

İZMİR

HDP İzmir Milletvekili adayları Müslüm Doğan ve Pınar Aydınlar, seçim çalışmaları kapsamında Karabağlar ilçesinde Tokatlılar Derneği'ni ziyaret etti. Dernek yöneticileri tarafından karşılanan adaylardan Aydınlar, bütün halkların, ezilenlerin, emekçilerin haklarını savunmak için barajları yıkarak Meclis'e gireceklerini belirterek, kendi siyasetlerine güvendiklerini, hiçbir partiyi karalamadan, ilkeli siyaset doğrultusunda çalışacaklarını söyledi. Müslüm Doğan ise artık birlik olma vakti geldiğini vurgulayarak, "Toplumun ezilenlerinin ortak olarak hazırladığı beyanname partimizin yüz akıdır" dedi.

"Bu devlet, bu cumhuriyet Alevileri hep laiklik üzerinden sömürdü" diyen Doğan, şöyle devam etti: "Aleviler, laikliği Batılı çağdaş bir model olarak savundu. Ancak bunun böyle olmadığını katliamlardan, haksızlıklardan, karalamalardan anladı. Bu algı operasyonlarına kanmıyoruz. Bu tarihi süreç herkes için bir sınavdır. Toplumun ezilenlerinin ortak olarak hazırladığı beyanname partimizin yüz akıdır. Artık birlik olma zamanı."

Torbalı merkez seçim bürosunda düzenlenen halk toplantısında, HDP'nin "Yeni Yaşam" bildirgesinde belirtildiği gibi mücadelenin halkla birlikte yürütüleceğine işaret edilerek, seçim çalışmalarına katılım çağrısında bulunuldu.

MANİSA

HDP Manisa milletvekili adayları seçim çalışmaları kapsamında Akhisar ilçesinde esnaf ziyareti gerçekleştirdikten sonra Hıdırellez kutlamasına katıldı. Milletvekilli adayları Ali Alfatlı, Abidin Başboğa, Mehmet Tarlabölen ve Sibel Genç, Akhisar çarşı merkezinde esnafları ziyaret ederek, “Yeni Yaşam” projesini anlattı. Çarşı merkezinde yapılan çalışmanın ardında kitle Bey Oba’da Hıdırellez etkinliğine katıldı. Hıdırellez etkinliğine katılan aileler ile sohbet eden adaylar, sıcak ilgi ile karşılandı.

ANTEP

HDP Antep milletvekili adayları Celal Doğan, Osman Demirci, Mecit Bozkurt ve Gülseren Kocaer seçim çalışmaları kapsamında Eczacılar Odası'nı ziyaret etti. HDP yöneticilerinin eşlik ettiği adaylar, oda başkanı İrfan Demirci ve yönetim kurulu üyeleri tarafından kapıda karşılandı. Seçim odaklı konuların tartışıldığı görüşmede konuşan Celal Doğan, kent için daha önce de çalışmalar yürüttüğünü ve bunları kapsamında kentte bulunan oda, kurum ve kuruluşlarla ilişkilerinin olduğunu söyledi. Doğan, kent yapısına yabancı olmadığını belirterek, kentin var olan sorunlarını ortaklaşarak, çözebileceklerine vurgu yaptı. Oda başkanı Demirci ise HDP'li heyetin kendilerini ziyaret etmelerini ve sorunlarını dinlemelerini memnuniyetle karşıladıklarını aktardı. Demirci, seçimlerde demokrasiyi güçlendirebilecek yapılarla hareket edeceklerine işaret etti.

HDP'nin diğer adayları olan Mahmut Fermanoğlu, Dilek Büyükkaya ve Recai Yılmaz ise Şehitkamil’e bağlı Tekel ve Şoför Ali caddelerinde esnaf ziyaretine çıktı. HDP ve DBP Şehitkamil ilçe yöneticilerinin eşlik ettiği ziyarette esnaflar, HDP'li adaylara yoğun ilgi gösterildi. Esnaflar AKP hükümetinin ticari hayatı durdurduğunu belirterek, AKP ve uygulamalarında memnun olmadıklarını aktardı. AKP için “Artık yeter" diyen yurttaşlar, "Onları nasıl oraya çıkarttıysak indirmesini de biliriz" yorumlarında bulundu.

HDP'nin diğer adaylar Mahmut Toğrul, Berivan Özpolat, Gülseren Kocaer ve Mecit Bozkurt de Antep Ticaret ve Endüstri Merkezi'nin Nakliyeciler Sitesi'nde çalışan TÜMTİS üyesi işçilerle bir araya geldi. HDP il eşbaşkanları Dilan Çetinkaya ve Mehmet Karayılan'ın hazır bulunduğu görüşmede işçiler, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz", "Yaşasın halkların kardeşliği" ve " Baskılar bizi yıldıramaz" sloganları ile adayları karşıladı. HDP'li adayların tanıtıldığı toplantıda konuşan Toğrul, toplantıya katılanlara teşekkür etti. Toğrul, iktidarın işçi ve emekçilere yönelik politikalarını eleştirerek, “Bu sistemin sillesini yiyenlerle ve emeği sömürülenlerle bu mücadeleyi başarıya götüreceğiz" dedi.

MERSİN

Mersin’de seçim çalışmaları kapsamında HDP milletvekili adayları Dengir Mir Mehmet Fırat, Çilem Öz, Mahmut Karabulut Mersin Barosu’nu ziyaret etti. Baro Başkanı Alpay Antmen HDP adaylarını kapıda karşıladı. Baro ziyaretinde konuşan Dengir Mir Mehmet Fırat, HDP’nin ana muhalefet partisi rolünü taşıdığını, 7 Haziran seçimlerinin referandum niteliğinde olacağını ve Türkiye halklarının geleceğini çizeceği bir seçim atlatacaklarını söyledi. Seçim günü hukukçulara ve insan hakları aktivistlerine büyük görev düştüğünü, AKP’nin getirmek istediği Türk usulü başkanlık sistemi ile Türkiye huzurunun dinamitlendiğini vurgulayan Fırat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yasama ve yürütmeyi elinde tutmak istediğini ve Türkiye halklarının bir kaosa sürükleneceğini kaydetti.

Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen ise “İç Güvenlik Yasası”na değinerek, HDP’nin Meclis’te bulunan CHP ve MHP’ye göre iç güvenlik paketine karşı aktif mücadele yürüttüğünü söyledi. HDP’nin mutlaka seçim barajını aşması gerektiğini söyleyen Antmen, “Türkiye’de gelişen diktatörlüğe karşı tek alternatif HDP’nin barajı geçmesidir” dedi.

ADANA

HDP Adana milletvekili adayları Tugay Bek, Kader Duman ve Feride Peynirci, Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Akkapı Mahallesi’nde Arap Alevi yurttaşlarla bir araya geldi. Toplantıda konuşan HDP Adana milletvekili adayı Tugay Bek, Suriye’de Alevilerin, Kürtlerin ve diğer halkların DAİŞ tarafından katledildiğini belirtti. Bek, “Birçok hakkımızı kaybedeceğiz buna karşı durmak için bir araya gelmek durumundayız. Suriyelileşmemek için birlik olmalıyız. Orada Aleviler, Kürtler katlediliyor, kendileri gibi olmayanlara katliam uyguluyorlar. Orada bir bütün olarak insanlık katlediliyor. Sadece insanlar değil insanlığın eserleri, tarihi yok ediliyor” ifadelerini kullandı.

HDP adayı Feride Peynirci ise “Arap kökenli bir kadın olarak ötekileştirilmiş olanlardan yana olduğu için HDP’deyim. Devletin politikası sonucu dilimizi kültürümüzü unuttuk. HDP' de Kürtler, Ermeniler ve Aleviler var. Herkesin HDP’de birleşmesi gerekir” dedi.

HATAY

HDP Hatay İl Örgütü, Samandağ’ın Meydan Mahallesi’nde HDP seçim irtibat bürosu açılışını gerçekleştirdi. Seçim irtibat bürosunun açılışına HDP Hatay Milletvekili adayları Nihat Erarslan, Peri Çifçi, Kerem Nalbant ve Seyhan Nural ile birlikte yüzlerce yurttaş katıldı. Yurttaşlar sık sık “Bizler meclise” ve “Bizler HDP bizler Meclise” sloganları attı. Saygı duruşunda bulunulmasının ardından konuşan Nihat Erarslan, HDP’nin AKP’yi yıkacak Başkanlık sistemine “dur” diyecek gücü olduğunu söyledi. HDP’nin gücünün halklar olduğunu söyleyen Erarslan, açılan seçim irtibat büroları ile birlikte HDP’nin girmediği mahalle ve sokak kalmayacağını ifade etti.

Peri Çifçi ise kadın cinayetlerinin her geçen gün arttığını ve son olarak bugün evinde ölü bulunan sanatçı Deniz Değer’in bu cinayetlere kurban gittiğini belirterek, kadın cinayetlerinin son bulması için AKP hükümetinin yıkılması gerektiğini ve HDP’nin halkların sesi olarak daha güçlü bir şekilde Meclis’te olması gerektiğini söyledi.

 

Silah ile demokrasi yan yana olmaz - Milliyet

Ağrı’daki mitingde engellere rağmen süreci durdurmadıklarını belirten Davutoğlu, “Silah ile demokrasi; terör ile sandık yan yana olmaz. İkisinden birini tercih etmelisiniz” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin Ağrı mitingi için geldiği kentte havaalanının yenilenen terminalini hizmete açtı ve havaalanının adının “Ağrı Ahmed-i Hani Havaalanı” olarak değiştirileceğini söyledi.

Kentte, bir süre önce bağımsız milletvekili adayı Cemal Kaya’nın seçim otobüsünün kurşunlanması ve Ağrı diyadin’de yaşanan olayların etkisiyle olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Davutoğlu’nun güzergahında her 50 metreye akrep adı verilen araçlar ve çok sayıda keskin nişancılar yerleştirilirken mitinge gelen vatandaşlar da detaylı aramadan geçirildi.

Kürtçe cevap verdi

Ağrı’da Kürtçe ve Türkçe seçim şarkıları ve anonslarla karşılanan Başbakan Davutoğlu, “Dik dur eğilme Ak Gençlik seninle” sloganı üzerine Kürtçe “Ser seran Ser çavan” (Başım gözüm üstüne) yanıtı verdi. Davutoğlu, “Kudüs Yahudilerin diyenlere izin verir misiniz?

Çözüm süreci bin yıl önce başlayan kardeşliğin kıyamete kadar devamıdır. Ağrı’yı İstanbul’dan ayırabilirler mi Kardeşlik diyen parti Ak Partidir. Edirne’de ne diyorsa Ağrı’da da aynısını diyen parti Ak Parti’dir” dedi. Davutoğlu meydanda yazılı Kürtçe pankartı da okuyarak, “En Xeber didin Ak Parti Xebat dike; Onlar konuşur Ak Parti yapar. Güzel Türkçe ile Kürtçe beraber yaşadı” dedi.

‘Zayıflatmak istiyorlar’

Başbakan Davutoğlu, Türkiye’de “Olağanüstü” bir büyüme ve kalkınma hamlesi yaşandığını ifade ederek, “Bunu engellemek isteyen şer bir cephe oluştu. CHP, HDP ve arkasında paralel çete. Bu paralel çete önemli sözcüsü kapalı kapılar ardında konuşuyorlar, ne konuştular açıklamıyorlar, tek hedefleri var Ak Parti’yi zayıflatmak” dedi.

PKK’nun Türkiye’den çıkacağını söyleyerek çıkmadığını söyleyen Davutoğlu “Biz çözüm süreci durdurduk mu? Çünkü biz çözüme inanıyoruz. Tüm taraflara sesleniyorum; silah ile demokrasi; terör ile sandık yan yana olmaz. İkisinden birini tercih etmelisiniz. Manevi değerleriyle alay edenler tepeden bakanlara ders vermeye hazır mısınız?

Kabe’yi Taksim’i karıştıranlardan Kürt kardeşimizin temsilcisi çıkar mı? Kudüs’e Yahudi mekanı diyenlerden Kürt temsilcisi çıkar mı?” dedi.

‘Barış dilini egemen kılalım’

Davutoğlu dün muş’ta da bir miting gerçeleştirdi.

Konuşmasında Sultan Alparslan ve Selahattin Eyyübi’nin ordularından bu yana Türklerle Kürtlerin omuz omuza verdiğine söyleyen Davutoğlu, siyasette hep birleştirenlerle bölenler olduğunu ileri sürdü.

‘Yasakları kaldırdık’

Davutoğlu “AK Parti, demokrasinin önünü açtı. 12 Eylül’den sonra bu bölgelerde ve Türkiye’de ana diliyle şarkı türkü söylemek halay çekmek bile yasaktı. Bu yasakları kim kaldırdı? Onlar konuşur Ak Parti yapar. HDP bu süreçte hiçbir destek vermedi. Hiçbir çaba içinde yer almadı. Hep silahı kullanmaya kalktı” dedi.

Mitinge katılanlara “Köylere hangi dönemde geri dönüldü” diye soran Davutoğlu, “Ak Parti döneminde” yanıtı üzerine “Şimdi köyler meralar herkese açık mı?

Herkes özgürce bu ovalara çıkıyor mu? Bu laleleri barış lalesi olarak koklayabiliyor mu? Muş’un lalesini sembol, barış dilini egemen kılalım. Kim baskı ve şiddet dilin kullanıyorsa onlara karşı omuz omuza duralım. Bu güzel lalenin yetiştiği Muş ovasını yeni Türkiye’nin yükselen bölgesi haline getirelim” diye konuştu.

‘Bağrımıza bastık’

Davutoğlu, Suriye’nin Kobani kentine IŞİD saldırıları ve günlerce süren çatışmalara değinirken “Kobani’de dökülen her Kürt kanı bizim kanımızdır. Öldürülen her Kürt benim kardeşimdir. Üç gün içinde 200 bin Kürt kardeşimizi bağrımıza basarken onlar 6-7 ekimde Türkiye’de kaos yarattılar” dedi.

Asgeri ücret 1500 lira olursa yatırımlar kayar

Davutoğlu, muhalefetin asgari ücret vaatlerini şu sözlerle eleştirdi: “Asgari ücret Romanya, Polonya’dan daha yüksek. 1500 liraya çıkardık diyelim. Daha az maliyetli emek kullanır olacak ve yatırımlar oraya Orta Avrupa’ya kayacak demektir. Asgari ücretin yarısına bile iş arayan iş bulamaz hale gelecek. Atabilirsiniz biri de 5000 dedi. Esas hata şurada, bilerek yapıyorlar. Asgari ücret, işçi, işveren, kamu ortak belirler. Kaç işyeri kapanır kaç işçi asgari ücretin de altına iner bunu işverenlerin çıkarması anlatması TOBB’un yapması gerekir.” Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun Suriyelilerin gönderilmesine yönelik açıklamalarına ilişkin olarak “Avrupa’da yapılsa ırkçılık deriz. PEGİDA ile Kılıçdaroğlu’nun dili arasında fark yok. Öldürülecekler Kemal Bey, öldürülecekler, ne sanıyorsun? İnsanlığa ve bizim kültürümüze aykırı ifadeler bunlar” dedi.

 

‘Barajı geçsin diye görüşmedik’ - Milliyet

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Ak Parti Ankara 1. Bölge Milletvekili adayı Jülide Sarıeroğlu’nun seçim bürosunun açılışına katıldı.

Yeni Türkiye için süreci çözüme ulaştıracaklarını ifade eden Akdoğan, “Şimdi diyorlar ki ‘siz Dolmabahçe’de görüşüyordunuz. Şimdi geçmezse süper olur diyorsun.’ Evet süper olur, diyorum. Biz o görüşmeleri ‘terör son bulsun’ diye yapıyoruz. ‘HDP barajı geçsin’ diye yapmıyoruz. HDP, bizim rakibimizdir ve onlarla mücadeleyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

7 Haziran seçimlerini, “seçimlerin anası” gibi gördüğünü kaydeden Akdoğan, “Bu seçim sonucu, yeni bir Anayasa’ya kavuşulup kavuşulamayacağını belirleyecek. Bu, çözüm süreci gibi hayati bir sürecin, başarılı olup olmayacağını belirleyecek. Bu seçimin sonucu, güven ve istikrarın ne kadar güçlü devam edip etmeyeceğini gösterecek ve bütün bunlar, Ak Parti’nin güçlü bir şekilde iktidarını korumasına bağlı” ifadesini kullandı.

 

Yarım saat ayrılsam haberi olurdu - Hürriyet

DIŞİŞLERİ Bakanlığı döneminde Fethullah Gülen’i ziyaret eden Başbakan Ahmet Davutoğlu ile 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasındaki polemik yeni boyut kazandı.

Davutoğlu, seçim çalışmalarını yürüttüğü parti kurmaylarına, Gülen ziyaretini yaptığı dönemde Cumhurbaşkanı Gül’le New York’ta aynı otelde kaldıklarını, her dakikalarını birlikte geçirdiklerini anlattı. 

GÜL GERİ ADIM ATMADI

Davutoğlu’nun 2013’te Dışişleri Bakanı olduğu dönemde, Pensilvanya’da Fethullah Gülen ile görüşmesi tartışma konusu olmuştu. Davutoğlu, o tarihte BM toplantısına beraber katıldığı dönemin Cumhurbaşkanı Gül’ün bilgisi dahilinde Pensilvanya’ya gittiğini söylemiş, Gül ise “Ben sonradan öğrenmiştim” diyerek bu sözleri düzeltmişti. Ardından Davutoğlu, ziyaretle ilgili bilgi verdiğini ve zihninin ‘berrak’ olduğunu söyleyince, Abdullah Gül de “Benim de zihnim berrak. Duyduğum ve etrafımla da paylaştığım rahatsızlık yüzünden de unutmam mümkün değil” yanıtını vermişti.

Seçim çalışmalarını değerlendirmek için kurmaylarıyla buluşan Davutoğlu, Gül’ün sözlerini burada da yorumladı. Davutoğlu’nun, “BM Genel Kurulu için New York’ta birlikteydik. Aynı otelde kaldık. Adeta 24 saati beraber geçirdik. Pensilvanya’ya haberi olmadan gitmem mümkün değil. Yarım saat dışarı çıksam, sokağa adımımı atsam haberi olurdu Cumhurbaşkanı’nın. O kadar bir aradaydık” dediği öğrenildi. Gülen’i ziyarete, önce Davutoğlu ardından da Çankaya Köşkü’nde Gül ile çalışan dış politika danışmanı Gülcan Balık’ın da eşlik ettiği öne sürüldü. Balık dün Twitter hesabından, “Yaptığımız görevlerin hassasiyeti ve devlet terbiyesi gereği açıklama yapmayacağım” dedi. 

İkisi de doğru söylüyor

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ‘Pensilvanya’daki görüşme’ konusu sorulunca ilginç bir yanıt verdi: “Ben de basından takip ettim. Ama sayın cumhurbaşkanımız Abdullah Gül dün bir vesile ile kendisine sorulduğunda ‘Konu kapanmıştır’ dedi. Onun ‘kapanmıştır’ dediği konu üzerinde benim esasen bilgim de yok. Yani Sayın Başbakanımızın sözleri mutlaka doğrudur. Sayın 11. Cumhurbaşkanımızın sözleri de mutlaka doğrudur. Bunun yorumunu yapmak isteyenler varsa bir şekilde yaparlar. Ama konunun kapandığı ifade ediliyor. Üzerinde fazlaca durulmasına da gerek yok.”

MANİSA: GÜNAHTIR

Arınç, Manisa’da Gülen Cemaati’ne yakın bazı derneklere operasyonlara ise “ayıptır, günahtır” diye tepki gösterdi. Arınç, “Bunlar masum sivil toplum kuruluşları” dedi

 

Süreç nihayete ulaşacak’ - Vatan

Başbakan Davutoğlu, “Çözüm süreci partilerin değil milletin meselesidir. Ve mutlaka nihayete ulaşacaktır” dedi

Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim kampanyası kapsamında dün Muş’taydı. Davutoğlu şunları söyledi:

TUZAK PEŞİNDELER: CHP’nin ulusalcı zihniyetiyle HDP’nin zihniyeti yeni tuzaklar peşinde. 12 Eylül’den sonra bu bölgelerde ve Türkiye’de ana diliyle şarkı türkü söylemek halay çekmek bile yasaktı. Bu yasakları kim kaldırdı? HDP bu süreçte hiçbir destek vermedi. Hiçbir çaba içinde yer almadı. Hep silahı kullanmaya kalktı.

YA TERÖR YA BARIŞ DİLİ: HDP bir yol ayrımındadır. Ya terör dilini kullanacaklar ki 6-7 Ekim Kobani olaylarında kullandılar. Ya da barış dilini kullanacaklar.

SONUCA ULAŞACAK: Biz çıktığımız yolu nihayete erdiririz. Seçim sonuçları ister öyle, ister böyle olsun. Çözüm süreci nihayete ulaşacaktır. Bu çınarı budamak isteyenleri engelleyecek miyiz? Bu topraklar ezeli ve edebi kardeşlik toprağı olacak mı? Demokratik ve özgür bir ülke olacak mı Türkiye? 78 milyon bir tarağın dişleri gibi yeni Türkiye’yi inşa edecek miyiz?

SİLAHLARI BIRAKIN: Şimdi köyler meralar herkese açık mı? Herkes özgürce bu ovalara çıkıyor mu? Bu laleleri barış lalesi olarak koklayabiliyor mu? Muş’un lalesini sembol, barış dilini egemen kılalım. Çözüm sürecinden anladığımız annelerin çocuklarından ebediyen ayrılmamasıdır. Bu memlekette artık silahlı mücadele yapmayarak bir şey elde etmek mümkün mü? Seçime gidiyoruz gelin özgürce yarışalım. Ne istiyorsanız söyleyin ama şu silahı artık terk edin. Diyarbakır annelerinin acısını ben yüreğimde hissediyorum. Özgürlük ortamını beraber koruyalım. Çözüm süreci artık partilerin değil milletin meselesidir.”

‘Kobani’de öldürülen her Kürt kardeşim’

Davutoğlu, Suriye’nin Kobani kentine IŞİD saldırıları ve günlerce süren çatışmalara değinirken “Kobani’de dökülen her Kürt kanı bizim kanımızdır. Öldürülen her Kürt benim kardeşimdir. Üç gün içinde 200 bin Kürt kardeşimizi bağrımıza basarken onlar 6- 7 ekimde Türkiye’de kaos yarattılar” dedi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ’Suriyelileri göndereceğim’ dediğini söyleyen Davutoğlu, alandan yuh sesleri yükselince, “Yuhalamayın” diye uyardı.

 

Reddedilen 13. başvuru - Milliyet

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “seçim yasaklarını açıkça ihlal ettiği gerekçesiyle uyarılması” istemiyle HDP’nin yaptığı başvuruyu ret gerekçeleri ortaya çıktı.

YSK, HDP tarafından yapılan başvuruyu önceki gün oybirliğiyle reddetti. YSK’nın ret gerekçelerinin ayrıntıları ortaya çıktı. YSK’nın, HDP’nin başvurusunu iki temel gerekçe ile reddettiği öğrenildi. YSK’nın ilk olarak, anayasaya göre cumhurbaşkanlarının sorumsuzluğunun esas olduğu ve sadece Vatana ihanet teşkil eden eylemlerinden cezai sorumluluğunun bulunduğuna dikkat çektiği bildirildi. YSK’nın ikinci olarak da, 298 sayılı Seçim Kanunu’na göre seçim dönemlerinde propagandanın, siyasi partiler ve adayları tarafından yapıldığı ve kurulun görevinin de seçime katılan siyasi parti temsilcileri ve adaylarının yaptıkları her türlü konuşmayı denetlemek olduğuna vurgu yaparak, Cumhurbaşkanı’nın bir siyasi parti temsilcisi ya da adayı olmadığına dikkat çektiği kaydedildi.

HDP’nin Cumhurbaşkanı’yla ilgili yaptığı başvurusunun, YSK’nın reddettiği 13’ncü başvuru olduğu da ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı’nın uyarılması ve denetlenmesiyle ilgili ilk başvurunun, Aralık 2014’te CHP YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu tarafından yapıldığı öğrenildi. CHP’nin ardından MHP’nin, iki kez kurula başvurarak, Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarının denetlenmesini istediği öğrenildi. Seçim takvimi işlemeye başladıktan sonra ise CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın, 10-20 Mart arasında kurula 8 ayrı başvuruda bulunduğu kaydedildi. 12’nci başvuruyu Vatan Partisi’nin, 13’ncü başvuruyu ise HDP’nin yaptığı öğrenildi. YSK’nın 13 başvuruyu da aynı gerekçelerle reddettiği öğrenildi.

CHP’li Oyan da başvurdu

CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, YSK’ya yaptığı başvuruda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Batman ve Siirt konuşmalarıyla anayasanın ilgili maddelerini ihlal ettiği ve seçim yasaklarına aykırı davrandığını belirterek, Erdoğan’ın bundan sonraki konuşmalarının, vatandaşın oyuna etki edecek kısımlarının radyo ve televizyonlardan yayınlanmamasını talep etti. Erdoğan ile ilgili önceki başvuruları reddeden YSK’nın kararı kısa süre içerisinde vermesi bekleniyor.

Oyan, RTÜK’e yaptığı bilgi edinme başvurusunda ise, “Erdoğan’ın, 2 Mayıs tarihinde Batman’da ve Diyarbakır’da ve 4 Mayıs tarihinde Siirt’te toplu açılışlar vesilesiyle yaptığı konuşmalarda AKP icraatlarını savunan, muhalefet partilerini karalayan taraflı ifadelerine yer veren yayın kuruluşlarının yayınlarının YSK kararları kapsamında incelenmesi hususunda gereğini yapmayı planlıyor musunuz?” diye sordu.

 

Validen İnşaat İşçilerine: 'Sizi Buraya Gömerim' - DHA

Bursa Valisi Münir Karaloğlu, haber vermeden gittiği yapımı devam eden devlet hastanesi inşaatını denetledi. Vali işçilere "23 Haziran'da burası bitecek. Yoksa sizi buraya gömerim." dedi.

Bursa Valisi Münir Karaloğlu, haber vermeden gittiği İznik ilçesinde, yapımı devam eden devlet hastanesi inşaatını denetledi. Yapılan işçiliği beğenmeyen Vali Karaloğlu, firmanın Şantiye Şefi Sinan Kızıltaş'a fırça atıp, "Burası bir hastane önem vereceksin. 23 Hazian'da burası yetişecek. Hastaneyi o tarihte bitmiş görücem. Yoksa sizi buraya gömerim" dedi.

 

MHP lideri Bahçeli: Çıbanın başı kaçak sarayda - Hürriyet

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kuran ile kürsüye çıkmasına sert tepki göstererek, “Siirt’te yüce kitabımız Kuran’ı alıp kürsüye çıkması, tarihte eşi olmayan bir istismar felaketidir. Kuran’la büyüyen, ayetlerle dalga geçenlere kol kanat gerer mi? Müslüman Türk milleti bu riyakârlığı affetmez, kul unutsa da Allah bağışlamaz. Rüşvet ve yolsuzlukla kirlenmiş ellerin Kuran’a uzanması, günahkârlığın ötesinde münafıklık alametidir. Türkiye, besmele ile soygun yapanları ilk kez görmüştür” dedi.

Geçen pazar günü partisinin seçim beyannamesini açıklayan Bahçeli, dün seçim gezilerine de Çankırı, Kastamonu ve Sinop’tan başladı. Özetle şu mesajları verdi:

Milletimiz kutuplaştırılmaktadır. Sorumlu suçlu AKP’dir, çıbanın başı kaçak ve karanlık saraydadır. Erdoğan başkanlık sistemini kabullendirmek için uğraşmaktadır. Erdoğan alenen Türkiye’nin karşısına geçmiştir. Anayasal yetkilerini, anayasal düzeni yıkmak için kullanmaktadır. Saray merkezli ihanet seansları olağanüstü sıklaşmıştır. Erdoğan PKK takviyeli başkanlık rüyasını gerçeğe dönüştürmek istemektedir. Erdoğan, AKP’nin fiili eş genel başkanı gibi siyaset yapmaktadır. Düzmece açılışları bahane ederek muhalefete çatmakta, başkanlık propagandası yapmaktadır. Anayasayı defalarca ihlal etmiştir, tarafsızlığını kaybetmiştir. Tükenmişliğini örtbas etmenin çabasındadır. Oy dilenciliğine soyunmaktadır. Türk milleti 7 Haziran’da başkan, diktatör, kral, sultan, şah, emir seçmeyecektir. Erdoğan’a makam, mevki ihdas edilmeyecektir...

Hitler demokratik yollardan seçilmişti

Erdoğan sandığı görünce birden bire değişti. HDP ve PKK ile sanal gerilim oluşturdu. Yeni bir yalan rüzgarı estirdi. PKK’nın siyasi uzantısı partinin seçimlere parti olarak girme kararı da bu oyunun bir parçasıdır. PKK partisi yüzde 10 barajını geçerse, daha büyük bir güçle Meclis’e girecek ve AKP’nin sayısal eksiğini tamamlayarak yeni Anayasa’yı birlikte yapacaklardır.

Erdoğan’ın dünya üzerinde gitmediği yer sadece Antarktika kalmıştır ki, yakında oraya gitmesi de an meselesidir. Esad dost iken hasım olmuş, Putin ihalesiz aldığı işlerle sırtı sıvazlanmış ve şimdilik gönlü edilmiştir. Erdoğan baştan ayağa Türkiye’ye zarardır. Erdoğan yanlışın içinde, yalancılığın koynundadır. 

‘Seçilmişten diktatör olmaz’ diyerek cahilliğini göstermektedir. Hitler demokratik yollardan seçilmişti, fakat milyonlarca insanın hayatına mal olmuştur.

 

MHP, CHP'den kopya çekmiş - Cumhuriyet

Seçim beyannamesindeki benzerliğin nedeni anlaşıldı. MHP'nin vaatlerini açıklamadan önce CHP'den beyannamesini istediği ortaya çıktı.

Seçim bildirgesindeki mazotun çiftçiye ucuza satılması, emekliye ikramiye, asgari ücretten vergi kesilmemesi gibi vaatleri neredeyse CHP’ninkiyle bire bir örtüşen MHP’nin, vaatlerini açıklamadan önce CHP’den beyannamesini istediği ortaya çıktı. CHP’nin mazotun 1.5 TL’ye indirilmesi, asgari ücretin 1500 TL’ye çıkarılması ve emekliye iki ikramiye sözü, miting meydanlarının en önemli tartışma konuları arasına girmişti.

Örneğini istediler

Siyasi partiler arasında seçim beyannamesini en son açıklayan MHP ise, bu üç temel konuda CHP ile neredeyse birebir örtüşen vaatlerde bulunmuştu. Çiftçiye verilecek mazotun litresinin 1.75 TL olacağını açıklayan MHP, asgari ücretteki taban rakamı da 1400 TL olarak duyurmuştu. MHP, ana muhalefetin emekliye iki ikramiye sözüne de mart ve eylül aylarında sabitlenmiş iki maaş ikramiye vaadiyle karşılık vermişti.

CHP’nin 19 Nisan’da Ankara’da düzenlediği törenin ardından bazı MHP kurmayları CHP yönetimiyle temas kurdu. MHP’liler, CHP’den açıklanan seçim bildirgesinin bir örneğini rica etti. CHP, kurulan temasın ardından bildirgeyi MHP’ye iletti. Kaynaklar, “Nezaketen bir talepte bulunuldu. Bu, MHP’nin CHP bildirgesinden esinlendiği anlamına gelmez” ifadelerini kullandılar.

 

Türkiye seçime katılım oranında kaçıncı sırada? - T24

Türkiye, gelişmiş demokrasiler içinde seçime katılım oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında gösterildi.

Washington merkezli Pew araştırma firmasının yayımladığı en son verilere göre Türkiye, 2011 yılı genel seçimlerindeki yüzde 84,4 oy kullanma oranıyla OECD ülkeleri arasında ikinci sırada bulunuyor.

Belçika'nın yüzde 87,2 oranında birinci olduğu seçmenlerin oy kullanma oranı sıralamasında, İsveç yüzde 82,6 ile Türkiye'yi izliyor.

Sıralamada seçimlere en az katılımın olduğu OECD ülkesinin İsviçre olduğu kaydedildi.

ABD'nin 34 OECD ülkesi arasında 31'inci sırada yer aldı. ABD'nin 2012 Başkanlık seçimlerinde seçmenlerin sadece yüzde 53,6'sı oy kullanmıştı

 

Bunlar masum STK’lar - Milliyet

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, NTV’de Oğuz Haksever’in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Manisa’daki “paralel yapı” iddiası ile gerçekleştirilen operasyona değinen Arınç, “Bunlar masum STK’lar, çoğu da tanıdığım insanlar. Bunların bir terör evi, örgüt evi gibi basılıp deşifre edilmesi, insanların gözüne sunulması o insanlar için çok hayati bir önemde. Bunların yanlış olduğunu düşünüyorum” dedi. Manisa’ya oy istemeye gittiğinde kendisine “Biz seni tanıyoruz, seviyoruz ama sen de bizim sevdiğimiz adamları örgüt evi gibi basıyorsun. Nasıl oy vereyim?” denilebileceğini dile getiren Arınç, “Ayıptır, günahtır. Bunu bir DHKP-C’li, bir KCK’lı için söyleyebilirsin ama bunların hepsi mimar, mühendis, öğretmen, sanatkar, esnaf. Akıllı, vicdanlı, hukuk içerisinde ve yargı kararlarına bağlanmadıkça herkesi masum sayan bir mücadele yapmamız lazım” diye konuştu

 

Eski Başsavcı Bağrıyanık: Biz haydutluk mu yaptık? Radikal

MİT TIR'larının durdurularak aranması talimatını veren eski Adana Başsavcısı ve 3 savcı ile eski Adana Jandarma Komutanı hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı verildi. Eski Başsavcı Süleyman Bağrıyanık ile Savcı Aziz Takçı Radikal'e konuştu.

Hakkında yakalama kararı çıkarılan eski Başsavcı Süleyman Bağrıyanık, kararın tam bir komedi ve utanç verici olduğunu savunarak "Bu bir linç girişimidir. Bir defa adliyenin uygulamalarına da aykırıdır. Yıllarca başsavcılık ve savcılık yapmış birisi iki polis gönderilerek alınmaz. Biz hırsızlık mı yaptık, haydutluk mu yaptık?" dedi.

Hakkında yakalama kararı çıkarılan eski Başsavcı Süleyman Bağrıyanık, kendisini gözaltına almak üzere kapısında polislerin beklediği sırada Radikal'e konuştu. Eski Başsavcı Süleyman Bağrıyanık, yakalama kararının komedi olduğunu savunarak şöyle konuştu:

"Gerçekten utanç verici. Benim 23 yıllık meslek yaşamımın yarısı başsavcı olarak geçti. Duruşum hep bellidir. Bu olaylar olduktan sonra da görüşlerim bir milim değişmedi. Bu karar nezakete de aykırıdır. Bize haber verilseydi koşa koşa gelirdik. Bizim nasıl çalıştığımız ve adresimiz bellidir. Bu bir linç girişimidir. Bir defa adliyenin uygulamalarına da aykırıdır. Yıllarca başsavcılık ve savcılık yapmış birisi iki polis gönderilerek alınmaz. Biz hırsızlık mı yaptık, haydutluk mu yaptık? Şimdi de hukuktan ayrılmayacağız."

'ARTIK HERKES DARBE YAPIYOR'

Bağrıyanık, darbe suçlaması için de "Buna katıla katıla gülerim. Suçlamaların delillerini ben de görmek isterim; nasıl darbe yapmışız... Bu kadar komik birşey olmaz. Nasıl darbe yaptığımızı göstersinler. Artık herkes darbe yapıyor. Buna gülüyorum. Ancak hukuki birşey olursa hukuki değerlendirme yapabilirim" değerlendirmesini yaptı.

SUÇ DEĞİLSE, İSTİHBARAT KANUNU NEDEN DEĞİŞTİ?

Bağrıyanık, MİT tırlarına yönelik operasyon nedeniyle pişman olmadığını belirterek, "Asla pişman değilim. Nasıl gerçekleştiği belli, o dönemdeki yasalar belli. Bunlar suç değildi de istihbarat kanunu neden değişti? Ben hukuk uyguluyorum diye suçlanıyorum. Bunlar komik şeyler" dedi. Cemaat suçlamasına ilişkin de Bağprıyanık, "Valla paralel, yamuk, dörtgen, anlamam. Benim işim olmaz. Benim ailemin nerede olduğunu, hanımın ailesinin nerede olduğu bellidir. Ben devlete tabi oldum, bundan da gururluyum" yorumunu yaptı.

'BU YOLA GİRENLER MAHKEMELERİ DE AYARLAMIŞTIR'

Hakkında yakalama kararı çıkartılan Savcı Aziz Takçı, Radikal’e yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Bu bir eşkiyalıktır. Evinize gelen, yolumuzu kesen eşkiyaya yasaya aykırı davrandığını hatırlatmak ne kadar anlamsızsa bu da öyledir. Ne sorarlarsa cevabını vereceğiz. Ancak, bir eşkiyalık düzeni bu işi yapıyor.”

Böylesi bir kararı beklemediğini, bizzat giderek teslim olacağını söyleyen Savcı Aziz Takçı, tutuklanma olasılığı için de şu yorumda bulundu:

Bu yola girenler mahkemeleri de ayarlamıştır. Normalda bu işleme bir soruşturma dahi açılmaz ancak, bunu yapanlar bunu da hesap etmişlerdir. Devlet varsa, -ki olmadığı görülüyor-, bir suç örgütü devlete egemen olmuştur ve bu işlemi yapıyor.”

 

Türkiye 2 gün içinde Suriye’ye girecek’ - Taraf

Kamuoyunu sarsacak açıklamalar yapan CHP?Genel Sekreteri Gürsel Tekin, “Türkiye bu akşam ya da cuma günü yapacağı askeri bir operasyonla Suriye’ye girecek” dedi.

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetinin orduyu en geç iki gün içinde Suriye’ye sokmayı planladığını iddia etti. Bu bilgiyi çok sağlam bir kaynaktan aldığını vurgulayan Tekin, “Sayın Başbakan’a sesleniyorum. Çıkın ‘Böyle bir çılgınlık yok. O iddia yanlış’ deyin. Beni yalanlayın” ifadelerini kullandı.

“KAYNAĞIM ÇOK SAĞLAM”

Taraf’a konuşan Tekin, 7 Haziran seçimlerine çok kısa bir süre kala AKP oylarının sürekli düşmekte olduğunu vurguladı. Kısa süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulan son anketi kendisinin açıkladığını, AKP’nin oyunun yüzde 38’e kadar gerilediğini hatırlatan Tekin, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de sorunlar her geçen gün artıyor. Seçim bölgemde önceki gün pazarcı esnafıyla birlikteydim. Maydanoz satan bir esnaf kardeşim ‘Çok korkuyoruz. Çocuklarımızın geleceği için endişeliyiz’ dedi. 30 yıllık siyasetçiyim. Böyle bir üzüntü, böyle bir endişe hiç görmemiştim. Bütün bu sorunlar yaşanırken içeride de zaman zaman provokasyonlar yaşanıyor. Çeşitli siyasi partilere akla gelmeyecek tuzakların kurulduğunu biliyoruz. Bunların bir kısmını duyumlarımız sonucu bozduk. Bu aşamada korkunç bir iddiayı dile getirmek istiyorum. Öncelikle şunu vurgulayayım. Kaynağım çok sağlam, çok güvenilir. Bu kaynak daha önce Süleyman Şah Türbesi’ndeki askerlerimizin adeta orada mahsur kaldığını, IŞİD’in insafına teslim edildiğini de önceden haber vermişti. Bu kaynağımın belirttiğine göre, Türkiye belki yarın akşam, belki öbür gün Suriye’ye askeri operasyon yapacak. Suriye’ye girecek.

 

“DİLİM VARMIYOR AMA…”

Özellikle Süleyman Şah türbesi ile ilgili bilgileri kamuoyuyla ilk paylaşan kişi benim. O konuda da bir sürü şeyler uydurdular; sonra Süleyman Şah Türbesi’nde yaşanan maskaralığı bütün dünya gördü. Türkiye’nin tekrar bir maskaralıkla, sorunla karşı karşıya kalmaması için adeta çırpınıyoruz. Son bir haftadır yabancı gazetelere baktığımızda Musul dahil olmak üzere Ortadoğu coğrafyasında bazı istenmeyen olayların yaşandığını görebiliyoruz. Türkiye bu meselelerde sorunun bir parçası olursa telafi edilmeyecek bir sorunla karşı karşıya kalabiliriz. Değerlerimiz, inançlarımız aklımıza gelecek ne varsa seçimdeki tek bir oya tabi edilmeye çalışılıyor. Ama bir şeyi reye tabi ederseniz, özellikle yani dilim varmıyor, bu kanamalı coğrafyada Türkiye’yi bu sürecin bir parçası haline getirmeye çalışırsanız Türkiye’ye çok ama çok ağır bedel ödetirsiniz. Bu iktidarın bunu telafi etmesi mümkün olmayacaktır.” Türkiye’nin iki gün içinde Suriye’ye gireceği iddiasının Ankara kulislerinde ve dış basın organların konuşul-duğunun altını çizen Gürsel Tekin, Başbakan Davutoğlu’na seslendi:

“DAVUTOĞLU’NA SESLENİYORUM”

“Hatta daha ileri gidiyorum, neredeyse gün verecek duruma gelmiş durumdayız. Ben en azından bu ülkede yaşayan bir siyasetçi olarak, bir yurttaş olarak, CHP’nin genel sekreteri olarak kendisine siyasetinde yurtta barış cihanda barış ilkesini benimsemiş siyasi parti yöneticisi olarak bu uyarıları kendime bir görev olarak görüyorum. Umut ediyorum ki bunların hiç biri doğru değildir, yanlıştır, yalandır. Ama en azından bu çerçevede ya Dışişleri Bakanı’nın ya da Başbakan Davutoğlu’nun bir açıklama yapmasını istiyorum. Ben inanıyorum ki sayın Davutoğlu en azından bizim bu yabancı basında okuduğumuz yazıları okuyordur. Bunların yalan olduğunu, böyle bir şeyin mümkün olmayacağını sayın Davutoğlu’nun ağzından duymak istiyoruz.”

“BU ÜLKE BUNA İZİN VERMEYECEKTİR”

Tüm uyarılarına rağmen AKP’nin ve Erdoğan’ın böylesi bir çılgınlığa kalkışmak isteyebileceğini da savunan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben her şeye rağmen, devletimizin kurumlarının sağduyu içerisinde olduğu inancındayım. İktidarların, siyasi partilerin bazı emelleri olabilir ama her şeye rağmen ben bu coğrafyada yaşanan, geçmiş dönemde yaşanan sıkıntılara da baktığımızda devletimizin kurumlarının buna izin vermeyeceğine inanıyorum. Bu, birbirimize yapacağımız şeyler gibi değil. Alırsınız, tutuklarsınız, bırakırsınız bir toplum olarak bunlara alıştık ama bu ne AKP’nin ne CHP’nin sorunudur. Ülkemizin, hatta coğrafyamızın sorunudur.”

 

Cumhurbaşkanlığı Sofrası'nda dikkat çeken bir isim - Vatan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğini yapacağı sofraya Amerikalı bir profesörün de davet edilmesi dikkat çekti.

1915 olaylarının 100. yıldönümü nedeniyle Ermeni diasporası, bu yıl Nisan ayında uluslararası çapta kampanya başlattı. Ermeni diasporası kampanyasında magazin yıldızı Kim Kardashian'a bile yer verirken, Türkiye'yi şaşırtan ve hayal kırıklığına uğratan ilk açıklama Papa'dan geldi.

Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus, Vatikan'da 12 Nisan tarihinde Ermeniler için düzenlenen ayinde selefi Papa 2. Jean Paul döneminde imzalanan deklarasyonda yer alan 1915 olaylarıyla ilgili "20. yüzyılın ilk soykırımı" ifadesine atıfta bulundu. Avrupa Parlamentosu (AP) 1915 olaylarına ilişkin, sözde Ermeni soykırımına dair karar tasarısını oy çokluğuyla kabul etti. Türkiye, bu karara sert tepki gösterdi.

OBAMA SOYKIRIM DEMEMİŞTİ

Bu gelişmelerin ardından gözlerin çevrildiği ABD Başkanı Obama ise 24 Nisan açıklamasında, soykırım tabirini kullanmadı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, bu süreçte yaptığı açıklama ise Ankara'da hayal kırıklığı yarattı. Erdoğan, 22 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı Sofrası'nda 1915 olaylarını konuşmayı planlamış ancak bu program iptal edilmişti.

Bu program, bugün yaşama geçirilecek. Cumhurbaşkanlığı Sofrası'nda 1915 olayları tüm boyutlarıyla ele alınacak. Sofranın konuklarının büyük bölümü akademisyen. Sofranın konukları arasında Amerikalı bir profesörün olması da dikkat çekti. Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Heath Lowry'de Cumhurbaşkanlığı'nın davetlileri arasında yer aldı. Lowry, Osmanlı tarihi konusunda uluslararası çapta uzman bir isim. Görüşleri de, bu uzmanlığı nedeniyle önem taşıyor.

DEVLET GÜNÜ

Erdoğan, bugün devlet günü çerçevesinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile de görüşecek.

 

Dinozora sekiz buçuk milyon - Cumhuriyet

Ankara Büyükşehir Belediyesi dinozor maketleri için 8 milyon 664 bin 992 lira ödendiği ortaya çıktı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisine inşa edilen Ankapark projesi için satın alınan dinozor maketleri için 8 milyon 664 bin 992 lira ödendiği ortaya çıktı.

Geçen günlerde AOÇ kavşağına yerleştirilen ve tepkilere neden olan robot heykelinin kaldırılarak yerine yerleştirilen dev dinozor maketinin de içinde olduğu dinozorlara yapılan iki ihale sonucunda 9 milyon liraya yakın para ödendi.

Yeniyon.com internet sitesinden yer alan habere göre, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ihale ile Ankapark’a alınacak maketler ve dinozor malzemeleri için 7 milyon 485 bin 349 lira, dinozor iskeletleri ve fosilleri için de 1 milyon 179 bin 643 lira ödeme ile dinozorları satın aldı.

Siteden yayımladı

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ihale ile Ankapark’a alınacak dinozor ve kamuflaj malzemeleri ile dinozor iskeletleri ve fosilleri DEHA Altyapı AŞ isimli firmaya verildi. İhaleyi kazanan firma dinozor ve kamuflaj malzemeleri için 7 milyon 485 bin 349 lira, dinozor iskeletleri ve fosilleri için de 1 milyon 179 bin 643 lira ödeme ile dinozorları temin etti. Dinozor maketleri için ödenen toplam tutar 8 milyon 664 bin 992 lira. Firma, söz konusu ihale bilgilerini kendi internet sitesinde de yayımladı.

 

Akkuyu Nükleer devlet sırrıymış! - T24

Enerji Bakanlığı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın raporunu mahkemeye vermeyi reddetmiş

Mersin’de 1. İdare Mahkemesi, Enerji Bakanlığı’ndan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın, Akkuyu’daki nükleer santral projesi için Türk Hükümeti’ne Şubat 2014’te teslim ettiği misyon raporunu istedi. Ve Bakanlık şimdiye kadar halktan gizlediği raporu mahkemeye vermeyi de reddetti. Projeyle ilgili eleştirilerin sıralandığı rapor, Türkiye’nin nükleer sırrına dönüştü.

Hürriyet Washington Temsilcisi Tolga Tanış'ın haberine göre, Türkiye’nin Rusya ile imzaladığı ikili bir anlaşmayla yapımına giriştiği Mersin Akkuyu’daki nükleer santralın üzerine bir sır perdesi indi. Ankara Yönetimi’nin isteği üzerine projeyle ilgili bir misyon çalışması yapan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), geçen sene bulgularını bir rapor haline getirip hükümete sundu. Hükümet, uluslararası birçok benzer çalışmanın aksine raporu kamuoyundan gizledi. Devreye mahkeme girdi. Enerji Bakanlığı’ndan bu raporun temin edilmesini istedi. Ancak Bakanlık, sır gibi sakladığı raporu mahkemeye vermeyi de reddetti.

24 tavsiye yer alıyordu

UAEA müfettişlerinin Akkuyu Projesiyle ilgili olarak hazırladıkları rapor, Türk Hükümeti’ne 24 tavsiye ve 15 öneride bulunuyordu. Ve uzun süre hazırlığı yapılan çalışma, UAEA temsilcileri tarafından 20 Şubat 2014’te Enerji Bakanlığı Müsteşarı Metin Kilci ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Zafer Alper’e elden teslim edildi. Türkiye ve UAEA arasında varılan anlaşma uyarınca sadece Türkiye’nin açıklamaya yetkili olduğu “Entegre Nükleer Altyapı Gözden Geçirme” (INIR) misyon raporu, ilk olarak 7 Aralık 2014’te gündeme geldi. Ancak Türk Hükümeti, UAEA’dan benzer bir INIR raporu almış Polonya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Belarus gibi ülkelerin aksine raporu yine kamuoyundan gizlemeye devam etti. Konunun mahkemeye intikal etmesi ise aralarında İçel Tabipler Odası, Ekoloji Kolektifi Derneği, Mersin Barosu Başkanlığı’nın da bulunduğu 86 tüzel ve gerçek kişinin Akkuyu Nükleer Güç Santralı projesi için 1 Aralık 2014’te verilen ÇED Olumlu Kararı aleyhine açtığı yürütmeyi durudurma talebi davasıyla oldu.

‘ÇED raporunu dava edince’

Çevre Bakanlığı’nı ÇED raporu için dava eden avukatlar, mahkemeden Enerji Bakanlığı’nın gizlediği INIR raporunu da temin etmesini istediler. Mersin 1. İdare Mahkemesi, talebi olumlu buldu. Ve 23 Mart 2015 tarihli bir ara kararla, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Gülnar İlçe Jandarma Komutanlığı, Mersin Büyükşehir Belediyesi gibi kurumlardan talep ettiği bilgi ve belgelere ilave olarak, Enerji Bakanlığı’ndan da bu raporu göndermesini istedi. Ancak Enerji Bakanlığı’nın Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi’nden Başkan Vekili Sibel Gezer’in 27 Nisan 2015’te hazırladığı, Bakanlığın Hukuk Müşavirliği tarafından Mersin’deki mahkemeye 4 Mayıs 2015’te ulaştırılan cevapta ise mahkemenin talebi reddedildi. Ve Gezer’in yazısında aynen şöyle denildi: “Bakan Oluru çerçevesinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından hazırlanan ve Bakanlığımıza sunulan Entegre Nükleer Altyapı Gözden Geçirme Raporu’nun (INIR Raporu) 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20’nci maddesi uyarınca mahkemelerle paylaşılmaması hususunda gereğini arz ederim.”

‘Devletin güvenliği ve menfaati’

Sibel Gezer’in yazısında belirttiği, belgeyi gizli tutmaya gerekçe olan kanun maddesinde şöyle deniliyor: “İstenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine veya Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan veya ilgili bakan, gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.” Çevre Bakanlığı’nı mahkemeye veren taraflar ise bu cevabın ardından şimdi mahkemeye INIR raporunun açıklanması için ilave gerekçeler sunmaya hazırlanıyor.

‘Paylaşılmaya yabancı değiliz’

Davacılardan Ekoloji Kolektifi’nin avukatı Cömert Uygar Erdem de kararla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Entegre Nükleer Altyapı Gözden Geçirme Raporu’nun, mahkemeyle paylaşılmaması durumuna yabancı değiliz. Sürecin esasına etki eden bilgi ve belgeler güvenlik, yüksek menfaatler, ticari sır gibi gerekçeler ileri sürülerek sistematik olarak gizlenmekte ve nükleer santral süreci denetimsizleştirilmeye çalışılmaktadır. Bakanlık burada gerekçe dahi göstermeksizin mahkeme kararını uygulamamıştır. Bu durum, bir yandan nükleer santrali yargısal denetimden kaçırma diğer yandan ise yargılama sürecini uzatarak yargı kararlarını fiilen uygulanamaz hale getirme niyet ve çabasını ortaya koymaktadır.”

 

AKP yüksek enflasyonu ithalatla çözme peşinde - Cumhuriyet

Hükümet ‘Gıda Komitesi’ ile enflasyonu düşürmek için bazı gıda ürünlerinde ithalata yeşil ışık yaktı. Üreticilere göre tarladan sofraya 5 kat artan fiyatların düşmesi için ithalat çözüm değil.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, gıda enflasyonunu düşürmek için bazı ürünlere ithalat izni verilebileceğini söyledi. AA’ya konuşan Zeybekci, son günlerde çokça tartışılan gıda enflasyonunun spekülatörlerden kaynaklandığını belirterek “Bazı gıda ürünlerinde var olan ithalat yasakları kaldırılabilir” dedi. Ancak ithalatın geçici bir çözüm olduğunu vurgulayan üreticilere göre fiyatlardaki yükselişin esas kaynağı tarım politikalarındaki sorunlar.

Mekanizma işlemiyor Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, yılın ilk enflasyon raporunun açıklandığı toplantıda Gıda Komitesi’nin gıda fiyatlarını düşüreceğinden umutlu olduğunu belirtmişti. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Merkez Bankası ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gibi kurumların katılımı ile oluşturulan “Gıda Komitesi”’nin de gıda fiyatlarındaki olağanüstü artışlara karşı ilk silahı ithalat oldu. Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, üretiminde daralma ya da fiyat artışı yaşanan ürünlere karşı hızla ithalat silahının çekileceğini belirtti.

Çiftçi-Sen Kurucu Başkanı Abdullah Aysu gıda ile ilgili sorunun ithalatla çözülemeyeceğini vurgulayarak “Bugün için ihtiyacı karşılarsınız ama yarın tekrar bu sorunla yüzleşmek zorunda kalırsınız” dedi. Tarımda asıl problemin çiftçinin hakkını alamamasından kaynaklandığına dikkat çeken Aysu, “Bu da üretime olumsuz yansıyor. Esas olarak üreticiden tüketiciye zincirin halkaları doğru kurulamıyor. Enflasyonun esas nedeni aracı kaynaklı. Tarladan 20 kuruştan çıkan bir ürünün fiyatı markette 1-1.5 liraya ulaşıyor. Üretici ile tüketicinin doğrudan karşılaştığı bir mekanizma kurulması şart” diye konuştu.

Yurtdışından dönen ürünlerin içeride satışa sunulup sunulmadığının da belirsiz olduğuna işaret eden Aysu şöyle devam etti: “Mevcut tarım politikası iflas etmiştir. Yeni bir politikaya ihtiyaç var. Türkiye tarımda Avrupa birincisi diye övünülürken neden dışarıdan ülke ülke ürün arıyoruz?”

Tarladan markete 5 kat fark

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin verilerine göre, tarladan markete fiyat farkı yüzde 490’a kadar çıkıyor. Nisanda en yüksek fiyat farkı yüzde 490 ile incirde görülürken, bu ürünü yüzde 459.48 ile maydanoz, yüzde 248.84 ile elma, yüzde 223.15 ile kuru üzüm, yüzde 212.04 ile kuru kayısı, yüzde 206.75 ile nohut izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı nisanda yüzde 51.93 oran ile limonda görülürken, TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, mevsimsel özellikler nedeniyle arzdaki azalmaya bağlı olarak fiyatların yükseldiğini belirtti.

Dünyada düşüyor

Dünya Gıda Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan verilere göre dünya gıda fiyatları, Mart 2015’te bir önceki aya göre yüzde 1.5, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 18.7 düştü. Türkiye’de ise gıda enflasyonu nisanda yüzde 14.4’ten yüzde 14.7’ye yükselerek 12 ylın zirvesini gördü. Yukarı yönlü seyirde yıllık enflasyonu yüzde 18.88’e ulaşan işlenmemiş gıda grubu fiyatları temel belirleyici oldu.

 

Barzani 'devlet' Obama 'federasyon' dedi - Radikal

IKBY lideri Mesud Barzani ile Obama'nın Beyaz Saray'daki görüşmesinden önce basın toplantısı düzenleyen Beyaz Saray Sözcüsü John Earnest, Irak'ın farklı kesimlerinden oluşan toplumun çıkarına en uygun olanın, kapsayıcı bir biçimde yönetilen birleşik bir Irak olduğunu ve ABD 'nin bu konudaki görüşünün değişmediğini söyledi.

Görüşmeden sonra Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada da, ABD'nin Irak anayasasında yazdığı gibi birleşik, federal ve demokratik bir Irak'tan yana olduğunun altı çizildi. Daha önce Kürt Yönetimi Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin'in 'görüşmelerde ana gündemin Kürt devleti olacağı' açıklamasına rağmen Beyaz Saray bu konudaki tavrını ortaya koymuş oldu.

GÖRÜŞMELERE IŞİD'LE SAVAŞ DAMGA VURDU

Hürriyet gazetesinden Tolga Tanış'ın haberine göre, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Barack Obama ve Yardımcısı Joe Biden'la yapılan toplantıya Kürt kaynakların önceden iddia ettikleri gibi Kürdistan'ın bağımsızlığı değil, IŞİD'le savaş damga vurdu.

Barzani, Washington'da ABD Başkanı Obama ile bir araya geldi. Görüşme öncesi basına bilgi veren Kürt kaynakların iddiasının aksine görüşmede Kürdistan'ın bağımsızlığı konusu gündeme gelmezken, Irak'ın birleşik yapısına vurgu yapılan Beyaz Saray'daki toplantının ana konusu IŞİD'le mücadele oldu.

Kaynaklar, Barzani'nin Washington'daki resmi temaslarının Başkan Yardımcısı Biden'la olan görüşmeyle başladığını aktardı. Beyaz Saray'da iki saat sürdüğü belirtilen görüşmenin bir bölümüne Başkan Obama da katıldı.

FEDERAL IRAK'A OLAN KALICI BAĞLILIK TEYİT EDİLDİ

Görüşmenin ardından Beyaz Saray'dan yayımlanan bilgi notunda ise şöyle denildi:

"Toplantıda IŞİD'i geriletmek ve en nihayet yok etmek, Irak halkının ihtiyaçlarını ele almak ve ülkedeki tüm toplulukların işbirliğini teşvik etmek için devam eden politik girişimlerin statüsü dahil bir dizi konuyu görüştüler. Başkan Obama ve Başkan Yardımcısı Biden, ABD'nin Irak Kürdistan Bölgesi ve Kürt halkına devam eden, güçlü desteğini bir kez daha teyit ettiler. Ayrıca Stratejik Çerçeve Anlaşması uyarınca ABD'nin Irak Anayasası'nda belirtildiği şekilde birleşik, federal ve demokratik Irak'a olan kalıcı bağlılığını bir kez daha teyit ettiler. Başkan Obama ve Başkan Yardımcısı Biden, Kürt Peşmergelerin cesaretini övdüler ve Irak genelindeki IŞİD kurbanlarına başsağlığı dileklerini ilettiler. Başkan Barzani, Musul'un düşmesinin ardından Erbil ve Irak Kürdistanı'nın diğer bölgelerini korumak için yapılan askeri harekât dahil, ABD'nin Kürt Peşmergelerine Irak Hükümeti ve Irak Güvenlik Güçleri'yle koordinasyon içinde sağladığı önemli askeri destek için Başkan Obama ve Başkan Yardımcısı Biden'a teşekkür etti. Her iki taraf da, Bağdat ve Erbil'le ilişkileri güçlendirmenin öneminde mutabık kaldılar ve bölgedeki şiddet yüzünden yerlerinden olan milyonlarca sivile destek sağlama konusundaki devam eden ortak taahhütlerinin altını çizdiler."

 

Baskı kurarak çözüm olmaz - Milliyet

KKTC Cumhurbaşkanı ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Erdoğan ve Akıncı’nın ortak düzenlediği basın toplantısında 2015 yılının Kıbrıs’ta çözüm yılı olması gerektiği mesajı verildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı seçilmesinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Akıncı’yı Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda resmi törenle karşıladı.

Erdoğan ile Akıncı yaşadıkları “yavru Vatan” krizi sonrası ilk defa dün Ankara’da yüzyüze bir araya gelmiş oldu.

İki Cumhurbaşkanı’nın da bu krize yönelik atıfta bulunmadığı basın toplantısında birlik ve beraberlik görüntüsü verilerek Rum, Yunanistan, AB ve BM’ye mesajlar gönderildi.

‘Yokuşa sürmesinler’

Erdoğan, Akıncı ile gerçekleştirdikleri görüşmelerde, Kıbrıs meselesinde ilerleyen dönemde ne gibi adımlar atılacağının ve atılacak adımlardaki rolleri konuşma fırsatını bulduklarını belirtti. Erdoğan, “Temennimiz 11 Şubat ortak açıklamasındaki ilkeler çerçevesinde en kısa zamanda sonuca ulaşılmasıdır.

Şimdiye kadar Kıbrıslı kardeşlerimiz bu noktada her türlü gayreti göstermiş ve çözümü isteyen taraf olduklarını ispat etmişlerdir. Artık Rum tarafının da işi yokuşa sürmekten vazgeçmesi ve bu yönde samimi çaba göstermesi gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi halinde biz, 2015 yılının Kıbrıs’ta çözüm yılı olabileceğine inanıyoruz. Çözüme ancak BM çerçevesinde ve müzakere masasında ulaşılabilecektir. Bunun haricinde başka yollarla Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı üzerinde baskı kurularak sonuç alınmaya çalışılması açık söylüyorum beyhude bir uğraştır” dedi.

Erdoğan, “Sayın Cumhurbaşkanı ve kuracağı müzakere heyetinin de her zaman yanında olacağız. Şu husus asla gözden kaçırılmamalıdır; Kıbrıs’ta adil ve kalıca bir çözüm yalnızca Ada’daki tarafların değil, AB başta olmak üzere tüm uluslararası toplumunda çıkarıdır. Bu noktada Yunanistan’ın da bizimle çabalarını birleştirmesi ve çözüm yolunun açılması için gerekli katkıyı sağlaması gerekiyor” dedi.

Akıncı ise Kıbrıs’ta müzakere sürecini başarıya götürmek için Türkiye ile yakın ilişki, diyalog ve istişare içerisinde olacaklarını söyledi. Akıncı, ziyareti sırasında gördüğü yakın ilgi ve dostluğun kendilerini derinden etkilediğini belirterek başta Erdoğan olmak üzere görüştükleri tüm yetkililere teşekkür etti.

Kıbrıs sorununda önemli bir eşiğe gelindiğini belirten Akıncı, çözüme sadece Türk tarafının göstereceği gayretle ulaşmanın mümkün olmadığını vurguladı.

‘Sihirbaz değilim’

2015 yılının mutlaka bir çözüm yılı olması için gayret göstereceklerini belirten Akıncı, “Biz kendi payımıza sizlerle yakın ilişki, diyalog ve istişare içerisinde bu müzakere sürecini el birliği ile başarıya götürmek için var gücümüzle uğraşacağız” diye konuştu. Çözümün en erken  zamanda olmasını istediklerini kaydeden Akıncı, “Ama ben bir sihirbaz değilim elimde sihirli değnek yok” dedi. Akıncı, “Doğu Akdeniz’de henüz denizin dibindeki doğal gaz, bir kavga vesilesi olmak yerine geleceğin birleştirici bir unsuru haline gelebilir” dedi.

Kriz yaşanmıştı

Akıncı, cumhurbaşkanı seçildikten sonra yaptığı açıklamada, Türkiye ile “yavru vatan” ilişkisinden vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, “Kendi evimizin efendisi biz olmalıyız” demişti. Erdoğan ise, “Sayın Cumhurbaşkanının ağzından çıkanı kulağının duyması lazım” demişti.

‘Savaş tek bir muharebe değil’ - Milliyet

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Şehitler Günü nedeniyle Şam’da halkın önüne çıktı.

Nadir olarak kamuoyu önüne çıkan Esad, İdlib civarındaki kayıpları ve ordunun gerilemesini kabul edip “Biz tek bir muhaberenin mücadelesini vermiyoruz, bir savaş var. Savaş tek muharebe değil; birçok muharebeden oluşan bir seridir. Savaşın doğası gereği ilerlemeler, geri çekilmeler; zaferler ve kayıplar olabilir” dedi. Esad bu açıklamasıyla ordunun kayıplarını ilk kez kabullendi.

Netanyahu koalisyonu kurdu - Hürriyet

İsrail Başbakanı ve Likud partisi lideri Binyamin Netanyahu, Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin'e hükümeti kurmak için gerekli olan 61 sandalyeye ulaştığını resmen bildirdi.

Netanyahu, hükümeti kurması için tanınan sürenin bitimine birkaç saat kala koalisyonu oluşturmak için yeterli sandalyeye ulaştı.

İsrail radyosu, Netanyahu'nun, daha önce anlaştığını açıkladığı 3 partinin ardından Yahudi Evi Partisi ile de anlaşmaya vardığını ve kendisine verilen sürenin dolmasına yaklaşık 2 saat kala hükümeti kurma çalışmalarını sonlandırdığını duyurdu.   

Böylece Netanyahu, Cumhurbaşkanı Rivlin tarafından koalisyonu kurmakla görevlendirilmesinin ardından yeni hükümeti oluşturmak için diğer partilerle yürüttüğü pazarlıkları 42'nci gününde sonlandırmış oldu.

BEŞ PARTİLİ KOALİSYON   

Buna göre, yeni hükümette yer alan partiler şunlar: Netanyahu liderliğindeki Likud ve Ekonomi Bakanı Naftali Benett liderliğindeki Yahudi Evi partisi, merkez sağ eğilimli Kulanu (Hepimiz) partisi ve dindar partiler olarak bilinen Birleşik Tora Yahudiliği ve Şas.   

Öte yandan, İsrail'de hükümeti kurmak için gerekli olan milletvekili desteğinin 61 olması, yeni koalisyonun geleceği hakkında soru işaretlerini beraberinde getirdi. Netanyahu hükümetinin gerekli çoğunluğu tam sınırda yakalaması, yeni koalisyonun siyasi çalkantılara açık olacağı değerlendirmelerine sebep oldu.

İSRAİL SEÇİMLERİ

Mart’ta yapılan seçimlerde 120 sandalyeli parlamentoda, Likud 30, Siyonist Birlik 24 sandalye kazanmıştı. İsrail medyası, seçim sonucunu aday olmaması için gösteriler düzenlenen Netanyahu'nun "sürpriz zaferi"olarak yorumlanmıştı.. 2013'teki seçimde Likud'un 31 sandalyesi vardı.


Merkel: Tanıklığa hazırım - Hürriyet

ALMAN istihbarat servisi BND’nin ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA) hesabına komşu ülkelerde dinleme yaptığı iddiları nedeniyle Başbakan Angela Merkel zor günler geçiriyor.

Koalisyon ortağı Sosyal Demokratların liderinin “Merkel’e geçmişte, BND’nin Amerikalılar adına Alman şirketlerine yönelik casusluk yapıp yapmadığını iki kez sordum” açıklamasının ardından, Merkel Bremen Radyosu’na verdiği mülakatta “Gerektiği zaman tanıklık yapacak ve soruları yanıtlayacağım. İstenirse bunu parlamento soruşturmasında yapmaya hazırım” diye konuştu.

Ancak Merkel, Amerikan istihbarat örgütü NSA tarafından Alman istihbaratına verilen dinleme-izleme listesini (IP adresi, internet arama kelimeleri veya cep telefonu numaraları) vermeyi kabul etmedi.


Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER): 7  MAYIS  2015  BASIN  BULTENLERI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.