CHARLİE HEBDO KATLİAMINI MİT Mİ YAPTIRDI?
Okuyucudan / 16 Ocak 2015 Cuma Saat 13:22
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tarih 9 Ocak 2013. Paris’in göbeğinde PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Üyesi Fidan Doğan ve Gençlik çalışanı Leyla Şaylemez katledildi.

Katliam başta Kuzey Kürdistan ve Avrupa’da olmak üzere birçok yerde protesto edildi. Fransa’nın başkentinde böyle bir olayın oluşu gerek Kürt kamuoyunda gerekse dünya kamuoyunda büyük tepkilerin hedefi oldu. Kısa süren araştırmalar sonucu Sakine Cansız’ın şoförlüğünü yapan Ömer Güney adlı kişi tarafından katliamın gerçekleştiği öğrenilip, Ömer Güney yakalanıp Fransız mahkemelerince verilen karar sonucu tutuklandı. Fransa’da bunlar yaşanırken Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yapılan araştırmalar sonucu Ömer Güney’in Almanya’da belli bir süre kaldığı, burada ülkücü derneklere gidip geldiği, Türkçülük ve Osmanlıcık üzerine propaganda yapıp Almanya’da yaşayan Türkiyeli vatandaşları örgütleme faaliyetinde bulunduğu bilgiler ortaya çıktı.

Gün geçtikçe, Facebook, Twetter gibi sosyal medya hesaplarından bu katliamı gerçekleştireceğini gösteren kimi paylaşımlar yapıldığı, Facebook hesabının “Arkadaşlar” bölümünden ulaşılan birkaç kişinin Ömer Güney’in Türkiye’ye gidip geldiği, birkaç kez Mit vb. çevrelerle ilişki halinde olduğunu ağzından kaçırdığı bilgisini paylaştılar. Süreç böyle devam ederken, Türkiye’de AKP Hükümeti ve MİT sürekli olayı kendilerinden uzaklaştırmak için “İç çatışma”, “Ruhsal sorunları olan birinin işlediği cinayet” gibi safsatalarla gündemi değiştirme çabasında bulundu. Fakat araştırmaların biraz derinleşmesiyle birlikte, Ömer Güney’in defalarca Türkiye’ye giriş-çıkış yaptığı, Ankara’da MİT’e bağlı kişilerle görüştüğü, bu kişilerden mali destek alıp suikastı gerçekleştirmek için talimatları doğrultusunda hareket etmek için tartışma yürüttüğü bilgilerine ulaşıldı. Bu bilgilerden hareket edilerek görüşülen kişilerle yapılmış konuşmaların kaydı ve tarihleri tek tek ortaya çıktı.

Bu tür somut bilgilerin ortaya çıkmasına rağmen sürekli AKP Hükümeti ve MİT yalanlamaya ve üzerinden salmaya devam etti. 17-25 Aralık 2014 “yolsuzluk operasyonları” adı altında derinleşmiş AKP-Gülen Cemaati arasındaki çatışmanın artık pratik sahada karşılıklı ataklara geçilmesiyle başlayan süreçten hemen sonra, Paris katliamının 1. Yıldönümünde işlenen katliamın “paralel yapıya” bağlı mit mensuplarınca organize edildiği itirafına gitmiştir. Fakat bu itiraf AKP Hükümetini ve MİT’i aklayacak bir açıklama değildir. Bu tarz katliamların MİT gibi bir yapının kemikleşmiş taktiklerinden olduğu herkes tarafından bilinmektedir.

Bunlar olurken Fransa’da sessizliğini sürdürmekte ısrar edip, olayı aydınlatacağı yerde hiçbir şey yapmayarak, MİT’in bu olayla ilişkisini öğrendikten sonra sadece Türkiye’ye tavır alıp MİT ile olan istihbarat paylaşımlarını minimize etme kararıyla sınırlı kalmıştır. Fransa’nın Türkiye’de PKK ile TC devleti arasında çözüm ve barış üzerine yapılan müzakere döneminde böyle bir katliama ev sahipliği yapması, bilgisi olsun veya olmasın böyle bir olayın üzerine gitmemesi katliama Fransa’nın da ortak olduğu algısını yaratmıştır.

MİT ve AKP Hükümeti bir yandan müzakere yürütmeye çalışırken diğer yandan da böyle bir katliam işlemiş, bununla yetinmeyerek Rojava’da gerçekleştiren devrimi yıkmak için yaratılmış DAİŞ, El-Nusra vb. çeteci grupları destekleyerek kirli sabıkasına bir suç daha eklemiştir. Açık açık sınırlarını açmış, binlerce kez çeteci gruplara savaşçı ve mühimmat akışını sağlamıştır. Bununla sınırlı kalmayarak bu çeteci grupları destekleyen örgüt, siyasi parti, dernek ve vakıflar üzerinden mali destek, örgütleme işini de yönetmiştir. MİT’in sabıkası bu ve buna benzer birçok olayla dolup taşmıştır.

AKP Hükümeti-MİT’in desteklediği çeteci gruplar başta Kobanê olmak üzere Rojava Kürdistan’ının birçok yerinde devrimi boğmak için saldırı üstüne saldırı düzenlemeye başlamıştır. Birçok alanda ağır darbeler alan çeteci gruplar, bütün ağırlıklarını Kobanê üzerine verip, kantonlar arası iletişimi keserek kuzeyde TC destekli saldırılarıyla Kürt kazanımlarını bitirme gayreti içerisine girmiştir. Gerek Pirsûs üzerinden yürüttükleri saldırılarıyla gerekse Kobanê’nin doğu, batı ve güney cephelerinden yapılan saldırılarıyla Kobanê’yi insansızlaştırma, TC ve uluslararası karanlık devletler-güçler desteğinde yaratılan çeteci gruplarla doldurmayı planlamışlardır. Kuzey ve Rojava Kurdistan’ından yapılan katılımlar, Pirsûs başta olmak üzere Kuzey, Batı ve Rojava Kürdistan’ının dört bir yanında gerçekleşen serhildanlar,  Avrupa’da gerçekleştirilen serhildanlar başta Avrupa Devletleri olmak üzere birçok ülkenin gerçekleştirilen saldırılara karşı duyarsız kalmalarını teşhir etmiş, bir an önce yapılan saldırılara oluşturulacak uluslararası koalisyon ile müdahale edilmesinin yolunu açmıştır. Fransa kirli kimliğini temizlemek için, ABD ve koalisyonda yer alan diğer devletler de DAİŞ, El-Nusra gibi çeteci gruplarla ilişkilerini örtbas etmek için Kobanê ve çevresinde birkaç çeteci gruba hava operasyonları düzenlemiştir.

Bu koalisyona TC devleti DAİŞ ile olan derin işbirliğinden kaynaklı korkusundan dolayı girmemiş, birçok kez Türk Cumhurbaşkanı, Türk Başbakanı ve Bakanları tarafından sert eleştirilere maruz kalmıştır. Avrupa devletlerinin ve ABD’nin oluşturduğu koalisyonun sürekli “Müslüman direnişçileri” hedef aldığını ifade edip DAİŞ çete grubunun saldırılarını meşrulaştıran bir tarz ile yaklaşım sergilemiştir. Bu ifadeleriyle koalisyon bileşenleri tarafından sert eleştirilerle karşı karşıya kalan AKP Hükümeti MİT üzerinden yaptığı DAİŞ’e yaptığı yardımları hızlandırmış, koalisyon bileşenlerinin saldırılarını engellemek için kirli oyunlar içerisine girmiştir.

7 Ocak 2015’te Paris’te Charlie Hebdo adlı karikatür dergisine silahlı kişiler tarafından saldırı düzenlenmiş, 2’si Fransa polisi olmak üzere 12 kişi öldürülmüştür.  Derginin Hz. Muhammed’in karikatürünü yaptığı için hedef alındığı belirtilmiştir. Ortaya çıkan görüntüler siyah elbise giymiş iki kişi tarafından saldırının yapıldığını gösteriyordu. Fakat yapılan araştırmalar ve saldırganların kullandığı aracın şoförlüğünü yapan kişinin teslim olması sonucu verdiği ifadeyle saldırıyı gerçekleştirenlerin Kuaşi kardeşler olduğu bilgisine ulaşıldı. Yoğun güvenlik önlemleri alınan Fransa’da, istihbarat ekipleri araştırmaları sıklaştırdıkça yeni bilgilere ulaştı. 9 Ocak günü saldırıyı gerçekleştirenler Paris’in bir kasabasında bulunan matbaada sıkıştırıldılar. 90 bin Fransa polisinin geçekleştirdiği operasyon sonucu saldırıyı gerçekleştirenler öldürüldü. Kasabada bunlar gerçekleşirken, başka bir yerde Yahudiler için helal gıda satan bir markete adı sonradan öğrenilen Amedy Kulibali tarafından saldırı gerçekleşmiş, bir grup ile birlikte market sahibi rehin alınmıştır. Başka bir yerde de bir petrole saldırı düzenlenmiştir. Fransa’da tam bir kırmızı alarm durumu ortaya çıkmış, yapılan operasyonlar sonucu saldırganlar öldürülmüştür.

Saldırganların kimlik bilgileri araştırıldığında Kuaşi kardeşlerin Yemen  El-Kaide’sine bağlı militanlar olduğu, Yemen El-Kaide’si tarafından eyleme gönderildiği bilgisine ulaşılmıştır. Kuaşi kardeşler de öldürülmeden önce matbaada iken bir haber kanalıyla bağlantı kurarak Yemen El-Kaide’sine bağlı olduklarını açıklamıştır. Amedy Kulibali ile ilgili de sosyal medyada DAİŞ propagandistleri tarafından yapılan paylaşımlardan yola çıkılarak, DAİŞ saflarında çekilmiş fotoğraflara ulaşılmış, bir süre DAİŞ saflarında Rojava Kürdistan’ında savaş yürüttüğü ortaya çıkmıştır. Olaylarla ilgisi olduğu düşünülen ve bu ekip ile bağlantısı olan Kulibali’nin imam nikahlı eşinin de kısa bir süre önce Türkiye’ye gittiği, İstanbul’da uçaktan inip bir süre kaldıktan sonra Gaziantep’e, oradan da Şanlıurfa üzerinden Kobanê’ye geçip DAİŞ saflarına geçtiği bilgisi medyada çıkmıştır. Bilgiyi paylaşan AKP Hükümeti ve MİT Fransa’nın kendileriyle istihbarat çalışması yapmadığı, bundan dolayı böyle saldırılara maruz kaldığını, Kulibali’nin imam nikahlı eşinin Kobanê’ye geçişine kadar takip edildiğini ve istihbarat çalışması olmadığından dolayı Fransa’yı bilgilendirmediklerini söylemiştir.

10 Ocak’ta Paris’te katliama karşı yapılacak yürüyüş için birçok ülkenin başkanı, başbakanı ve cumhurbaşkanı destek için Fransa’ya yürüyüşe katılmak için gitmişlerdir. Bu başbakanlardan biri de AKP Genel Başkanı ve Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlu’dur.

Paris’te yürüyüş öncesi Fransa Cumhurbaşkanı Hollande tarafından katliamın lanetleneceği yürüyüşe destek amaçlı gelen bütün devlet liderlerinin eli sıkılmış, geldikleri için tebrik edilmiş, aralarında başsağlığı vb. dileklerde bulunmak için diyaloglar gelişmiştir. Fakat sıra Davutoğlu’na geldiğinde Hollande sadece elini sıkıp tavırlı bir şekilde yanından uzaklaşmıştır. Bu tavrın akabinde Türk yetkilileri tek tek farklı televizyon kanallarında programlara katılıp Fransa’da gerçekleştirilen saldırıyı meşru bir çizgiye çekme çabasına girmişlerdir. Aynı tür saldırıların kendi ülkelerinde de olduğunu ve olmaya devam edebileceği şeklinde mesajlar vermişlerdir. İki ayağı bir pabuca girmişçesine heyecanlı-dengesiz açıklamalarda bulunmuşlardır. MİT’in de sürekli konuyla ilgili açıklama yapması olayla bağlantılı olabileceği ihtimalini doğurmuştur.

Konunun üzerine gidildiğinde, Amedy Kulibali’nin Türkiye’de bir süre kaldığı, daha sonra Türkiye üzerinden Fransa’ya geçtiği, Fransa’da MİT’e bağlı kişilerle görüştüğü bilgisine ulaşılmıştır. Fransız istihbaratı olayı daha da derinlikli araştırmak için bu bilgileri basına yansıtmamıştır. Fakat Fransız istihbaratında faaliyet yürüten bir kişi tarafından Fransa’da yayın yapan bir gazeteye bu bilgi sızdırılmıştır. MİT’in planlaması ve desteklemesiyle Ömer Güney üzerinden gerçekleştiren Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katledilmesi olayının aynısını Charlie Hebdo dergisine Kuaşi kardeşler üzerinden yaptırması hiç de şaşkınlık yaratacak bir durum olmamıştır.

Bu haberin duyulmasıyla birlikte AKP Hükümetine yakın kişiler ve T.C Devleti yetkilileri birçok programa katılarak Paris Katliamı ile Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırının birbiriyle alakası olmayacağını, ikisinin de farklı çevrelerce yapılan bir saldırı olduğunu, Türkiye’nin böyle olayların içine çekilerek adının kirletilmek istendiğini söylemişlerdir.

Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin istihbarat çevreleri de yaptıkları araştırmalarda, MİT’in bu saldırıyı Türk Başbakanı Davutoğlu’nun talimatıyla gerçekleştirdiği bilgisine ulaşmıştır. Planın sebebinin ise;

1.Fransa’nın Paris Katliamını MİT’in talimatıyla Ömer Güney’in işlediğini net bir şekilde ortaya çıkaracak bilgileri ve belgeleri paylaşacağı

2.Rojava, Şengal ve Güney Kürdistan’da saldırılarda bulunan DAİŞ çetelerine karşı hava saldırısı düzenleyen uluslararası koalisyonda öncü rol oynadığı

3.Paris Katliamı sonrasında Fransız istihbaratının MİT ile istihbarat alışverişini minimize etmesi

4. Güney Kürdistan’ın şehirleri olan Şengal, Kerkük ve Musul’a DAİŞ çetelerinin saldırılarına HPG, YPG, YPJ, YJA-Star ve YBŞ’nin karşılık verip saldırıları geri püskürttüğü için, Fransa ve Almanya kamuoyunda PKK’nin terör listesinden çıkarılmasını gündemlerine almaları

olduğu bilgilerine ulaşmışlardır.

Rüstem Amed

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): CHARLIE  HEBDO  KATLIAMINI  MIT  MI  YAPTIRDI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.