ORTADOĞU DİZAYNI EKSENİNDE AKP-KDP İTTİFAKI
Politik Analiz / 10 Ocak 2015 Cumartesi Saat 18:19
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
2014 yılı küresel hegemonik mücadelenin her yönüyle dönüşerek geliştiği ve bu mücadele ekseninde çelişkilerin derinleşerek çatışmalı bir yaygınlaşmayı yaşadığı bir yıl oldu. Küresel enerji hatlarının egemenliği ve kontrolünün sağlanmasının bu küresel mücadelenin odak noktasını oluşturduğu gerçeğini de göz önüne aldığımızda mevcut durum da bu mücadelenin daha birkaç yıl daha farklılaşarak süreceği belirtilebilir.

ABD Başkanı Obama’nın ve diğer bazı ABD yetkililerin DAİŞ ile mücadele daha 2-3 yıl sürer açıklaması bu küresel paylaşım mücadelesinin hedef süresi olarak da değerlendirilebilir. Küresel kapitalizmin güncel temsilcisi ABD ve temel müttefiklerinin genişletilen büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Ortadoğu’yu dizayn stratejisinin Suriye sahasında çakılıp kalması ve tekrarı yaşayarak tıkanması gerçeği yeni bir sürecin gelişimini sağlamıştır.

DAİŞ KAPİTALİZMİN EN KONTRÖLLÜ GÜCÜ

Küresel mücadele ve bunun Suriye sahasındaki tıkanmışlığının sonucu olarak ortaya çıkan kaosta Türk devleti üzerinden bilinçli olarak ve Küresel Kapitalist modernitenin Ortadoğu’yu dizayn stratejisinin bir parçası olarak DAİŞ çete vahşetinin geliştirilmesi sağlandı. DAİŞ çete yapılanması bu anlamda Ortadoğu’da dizayn ve yapılanma hesapları tutmayan Kapitalist Modernist sistemin Demokles’in kılıcı misali Ortadoğu halklarının başına musallat ettiği örgütlü bir bela olarak da tanımlanabilir. Bazı apolitik anlayışların iddia ettiği gibi DAİŞ çeteleşmesi ne Ortadoğu’daki doğal bir gelişim seyrinin sonucu ne de Küresel Kapitalist güçlerin kontrolünden çıkan bir yapılanmadır. Aksine DAİŞ çete yapılanması Küresel Kapitalist hegomonik hesaplar eksenindeki en kontrollü güçtür. Kuşkusuz bu DAİŞ’in lokal bazı unsurlarının hiç kontrolden çıkmadığı anlamına gelmiyor.

DAİŞ İSRAİL’İN ARI-KOVANI STRATEJİSİNİN ÜRÜNÜ

ABD eski NSA(Ulusal Güvenlik Ajansı)-ABD Teknik Elektronik istihbarat kurumu elemanı olan ve kaçıp Rusya’ya sığınan ABD’li istihbaratçı Snowden’ ın DAİŞ çete yapılanmasıyla ilgili açıklamaları DAİŞ gerçeğini anlama konusunda oldukça önemli olmaktadır.  Snowden DAİŞ’in Ebubekir El Bağdadi eliyle İsrail tarafından kurulduğunu, Bağdadi’nin Guantanamo cezaevi sürecindeyken İsrail istihbaratı Mossad tarafından eğitilerek hazırlandığı ve bu çerçevede bir yıl boyunca din ve hitabet dersi gördüğünü açıkladı. Snowden’ın diğer dikkat çektiği bir önemli noktada DAİŞ’in Arıkovanı stratejisi temelinde küresel çapta kontrolden çıkan ve ABD-Avrupa ülkelerine yayılan radikal İslamcı ve tehdit unsuru oluşturan kontrolsüz unsurlarına bir egemenlik sahası oluşturarak bir arada toplama olduğunu ifade etti. Snowden’ın açıklamalarından da anlaşıldığı gibi BOP’un özünü oluşturan İsrail’in güvenliği ve bu paralelde Küresel sermaye çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’yu dizayn hesaplarıyla DAİŞ’in kuruluşu ve amaçlarının ne kadar örtüştüğünü ortaya koymaktadır. 

ROJAVA’NIN TASFİYESİNDE AKP-KDP STRATEJİK İTTİFAKI

Küresel kapitalizmin Ortadoğu’yu dizayn stratejisine bu denli paralel olan DAİŞ gibi bir çete yapılanmasının da Kürdistan geneline ve özellikle de Rojava devriminin kazanımlarına yaklaşımının da bu çerçevede olduğu belirtilebilir. DAİŞ’in başından itibaren Rojava devrimine ve bu devrimin kazanımlarına yönelik işgal saldırılarının temel nedeninin de Küresel Kapitalizmin Ortadoğu hesaplarıyla olan yapısal çelişkisinden kaynaklanmaktadır. Yani Rojava devriminin özgürlükçü-demokratik karakteri, özgücüne dayalı ve tüm Küresel kapitalist hesapların dışında olma gerçeği kapitalist modernist sistemle çelişkinin odak noktasını oluşturmaktadır. Tabi bu yapısal çelişkinin derinleşmesinde AKP-KDP stratejik ittifakının aktif rolünü de göz ardı etmemek gerekir. Çünkü AKP-KDP ittifakı Rojava devriminin tasfiye edilmesiyle PKK’nin darbelenmesi girmesi için yoğun bir çaba içerisine girmiştir. Bu noktada da bu güçler yerel işbirlikçi olma durumundan kaynaklı tüm avantajlarını kullanmaktan geri durmamıştır.

KDP-DAİŞ İLİŞKİSİ AMMAN’DA İMZALANAN BELGELERLE DEŞİFRE OLDU

Genel itibariyle DAİŞ’in Musul, Şengal, Mexmur ardından tüm gücüyle Kobani’ye yönelmesinde AKP-KDP stratejik ittifakının DAİŞ ile girmiş olduğu işbirliğinin belirleyici bir rolü olduğu belirtilebilir. DAİŞ’in Musul’u işgali ile ilgili KDP-DAİŞ işbirliğini ortaya koyan ve Ürdün’ün başkenti Amman’da imzalanan belgelerin deşifre edilmesiyle bu yönlü içine girilen kirli işbirliği ve ittifakın somut verileriyle ortaya konması noktasında önemli olmaktadır. Yani Musul’un DAİŞ tarafından rahat ve zorluk çekilmeden işgal edilmesinde AKP ve KDP’nin önemli bir rolü olduğu belirtilebilir. Hatta Musul’un DAİŞ tarafından işgal edilmesinde önemli bir rolü olan ve eski Saddam yanlısı Baasçılar üzerinde önemli bir etkisi olan Saddam’ın Kızı Rexed ve Saddam’ın eski yardımcılarından olan İzzet İbrahim El Duri’nin Musul’un işgal edilmesi sürecindeki ana karargâhlarının KDP denetimindeki Hewler olduğu ve buradan DAİŞ’le beraber Musul’a giren Baas yanlılarının koordine edildiği gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda yaşanan sürecin gerçek özü daha iyi anlaşılmaktadır. 

KDP TARİHİNİN EN BÜYÜK KIRILMASI ŞENGAL

Peki, Musul ardından DAİŞ’in Şengal ve Maxmur’a yönelme gerçeği bu kadar açık ortadayken KDP neden güçlü savunma hattı oluşturma konusunda bir çaba içerisine girmedi ve bu yönlü çaba içerisine giren gerilla gücünü engelleme konusunda yoğun bir çabanın sahibi oldu. Çünkü KDP’nin başından beri Şengali koruma ve burada DAİŞ’e karşı savaşma gibi bir derdi ve bu yönlü ciddi bir askeri hazırlığı hiçbir zaman olmadı. KDP bu tutum ve yaklaşımıyla adeta DAİŞ’e objektif olarak Şengal’e girebilirsin mesajı verdi. KDP Peşmerge gücü DAİŞ Şengal’e yöneldiğinde de ciddi bir direniş sergilemeden askeri bir kırılma ardından Şengal’i ve oradaki Êzidi Kürt halkını DAİŞ’in vahşeti ve Katliamıyla yüz yüze bırakarak jet hızıyla geri çekildi. Sonradan Êzidi’leri katliamla yüz yüze bırakma ve Şengal’den geri çekilme talimatının merkezi bir talimatla gerçekleştiği gerçeği ortaya çıkan bazı ses kayıtlarıyla da ispatlanmış oldu. Her ne kadar sonrasında KDP Şengal’den geri çekilmenin merkezi bir talimatla olmadığını ve Barzani ailesinin habersiz olduğunu öne sürerek Barzani ailesini aklama ve bunu birkaç komutanına yıkmaya çalışsa da bu konuda istediği başarıyı sağlayamadığı belirtilebilir. Şengal’de DAİŞ karşısında yaşanan askeri kırılma ve kaçan peşmergelerin görüntülerinin tüm Kürdistan ve dünya kamuoyuna yansıması KDP açısından tarihinin en büyük kırılmalarından birinin başlangıcı oldu.

BAŞUR HALKININ PKK’YE SEMPATİSİ

Belki de KDP 1974 Cezayir anlaşması ardından ilan ettiği aşbetali( silahsızlanma ve teslimiyet) ardından yaşadığı kırılmanın en büyüğünü yaşadı. Şengal süreci KDP açısından böylesi bir dönemecin başlangıcı olurken PKK açısından da tarihsel bir çıkışın mihenk taşı oldu.  Şengal’e yönelik işgal saldırılarının hemen ardından Kürt Özgürlük Hareketinin seri bir şekilde Şengal’e yönelik HPG ve YPG’nin askeri güç sevk ederek Şengal’de daha büyük bir katliamın önünü alması ve açtığı insani koridor uluslararası alanda ciddi bir yankı uyandırdı. Resmiyette ABD ve AB terör örgütleri listesinde yer alan PKK’nin yeniden dünya gündemine girerek terör örgütleri listesinde yer almasının tartışıldığı ve hiçbir meşruiyetinin kalmadığı tüm dünya medyasında, kamuoyunda daha yüksek sesle ve ciddi tartışılır oldu. Bu da PKK hareketi açısından dünyada çok güçlü ve tarihsel bir meşruiyet alanı oluşturdu. DAİŞ’in Şengal ardından Mexmur’a yönelik işgali saldırıları ve Hewler’e yönelmesi KDP’nin ve Güney Federe hükümetinin Güney Kürdistan’daki halkı savunma konusundaki durumunu tartışılır hale getirirken yine özgürlük gerillasının Mexmur ve Kerkük’ün savunulması konusundaki oynadığı rol ile bütün Başur Kürdistan’ında PKK’ye ve gerillaya yönelik çok ciddi bir güven ve sempati dalgası oluştu.

KOBANİ’DE AKP-DAİŞ’İN İŞGAL SALDIRISI 

Şengal ve Mexmur’dan sonra bu kez DAİŞ’in hedefi AKP devletiyle ortak bir planlama yaparak tüm gücüyle Rojava devriminin başlangıç noktası olan, önderlik ve hareketimiz açısından tarihsel bir öneme sahip olan Kobani Kantonu oldu. Rojava devriminin kalbi olarak da nitelendirebileceğimiz Kobani Kantonu’nun AKP-DAİŞ ittifakının işgal hedefi haline gelmesi hiç kuşku yok ki tesadüf değildir. Rojava devrimini başladığı yerden boğmaya çalışarak Kobani ve tüm Rojava Kürdistan’ınını işgal etmek, PKK hareketinde buradan başlayan bir kırılma başlatmaya çalışarak tüm Kürdistan’a yayma gibi temel amaçlarla DAİŞ-AKP tüm gücüyle Kobani’ye işgal saldırılarının startını verdi. DAİŞ en büyük ve savaş tecrübesi olan gücünün yanı sıra tüm elindeki savaş tekniğini kullanarak Kobani işgalini geliştirmek istedi. AKP-DAİŞ’in işgal saldırısına karşı da YPG öncülüğünde ve özellikle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ‘DAİŞ neredeyse orada vurun’ perspektifi ardından topyekûn seferberlik ve direnişle mücadele tarihimizin en görkemli ve tarihsel direnişi geliştirildi. Başta Bakur Kürdistan’ı olmak üzere Kürdistan’ın tüm parçalarında ve dünyanın her yerinde 99 komplo sonrasında geliştirilen direnişe benzer Kobani’yi sahiplenme serhildanları Rojava Kürdistan’ına yönelik tüm işgal ve soykırım hesaplarını boşa çıkardı.

HAFTALARA YAYILAN DÜNYANIN BEKLE-GÖR SİYASETİ

Tabi Kobani’nin AKP-DAİŞ eliyle işgali ve Rojava devriminin tasfiyesi planı Küresel Modernist güçlerinin Ortadoğu’yu dizayn planından bağımsız olarak ele alınamaz. Küresel Kapitalist güçlerce de DAİŞ sopasıyla Kobani’de özgür Kürt terbiye edilmek istendi. 3-4 hafta boyunca tüm dünyanın bekle-gör siyasetiyle Kobani’de geliştirilmek istenen işgal ve katliama sessiz kalması çok bilinçli ve sistemli bir yaklaşımdı. Adeta Kobani’nin düşmesi dört gözle beklenir oldu. Kobani düşmeyince ve farklı bir boyut kazanınca bu kez Kobani’nin düşmesini bekleyen Küresel güçler şov yaparak sahiplenme ve kendine mal ederek içini boşaltma hamlesini geliştirdi. Özellikle Bakur Kürdistan’ındaki mücadele tarihimizin en güçlü ve radikal serhildanlarının 6-8 Ekim’de geliştirilmesi ve AKP devlet otoritesinin Bakur’da kırılması DAİŞ’in Kobani’de kırılmasının başlangıcı oldu. Kimilerinin DAİŞ’in Kobani’de kırılmasını koalisyon uçaklarının hava saldırılarına bağlaması gerçek dışı bir yaklaşımdır. Kuşkusuz Koalisyon uçaklarının etkisi oldu ama esas belirleyici güç halkın ve YPG-YPJ öncülüğünde geliştirilen topyekûn direniş oldu. 

VİETNAM’DAN BU YANA EN BÜYÜK DİRENİŞ

Tabi Kobani direnişi başta Kürdistan halkı olmak üzere tüm dünya ezilen özgürlükçü halklarının özgürlük ışığı ve umudu oldu. Vietnam’ın ABD sömürgeci işgaline karşı gelişen halk devriminden bu yana ilk defa Kobani’de DAİŞ faşizmine karşı geliştirilen 6-8 Ekim direnişi tüm dünyayı bu denli etkiledi. Deyim yerindeyse Kobani’deki özgürlükçü-demokratik halk direnişi küreselleşerek tüm dünya halklarına mal oldu. Bu nedenledir ki tüm dünyadan ve birçok farklı yabancı halktan YPG-YPJ’ye katılımlar oldu. Kobani, Kürdistan ve tüm dünyadaki direnişle DAİŞ-AKP ittifakının kırılması Kürdistan ve Ortadoğu halkları açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Kürdistan’da kırılan AKP devleti bölge ve dünyada da yalnızlaşıp DAİŞ’e olan açık desteğinden dolayı da teşhir oldu. Böylece AKP devleti bir siyasal kırılma sürecine girdiği belirtilebilir. 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER): ORTADOGU  DIZAYNI  EKSENINDE  AKP-KDP  ITTIFAKI    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.