TARİH BOYUNCA HİÇ NETLEŞMEYENLERDEN NETLEŞME BEKLEMEK ACABA NE NETİCE VERECEK?
Okuyucudan / 09 Temmuz 2014 Çarşamba Saat 21:03
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İnsanlar, uğrunda kazanılacak ve sağlanacak netliğe ulaşana dek, insanlığa mutlak büyük bedelleri ödettirmiş ve ödettirmeye devam eden bu mevcut dünya düzeni sistemi yerine, tüm insanlık için rahat bir yaşam vaat edecek sistemi kurmayana dek, hiç bir insan öyle rahat bir yaşam yaşayacağını hayal bile etmesin

İnsanoğlu ilken ‘in’ de barınıp yaşama olanaklarını aramaya çalıştı. Şimdi birbirlerinden korunmak için tekrar ‘in’ de saklanıp barınmaya çalışıyor. İnsanlar nasıl bir evrim geçiriyor sorusuna mutlaka hepimizin kendimize göre vardır bir açıklaması. Çünkü bugün Ortadoğu, Mezopotamya ve Dünya’nın daha birçok değişik ülkelerinde yaşanan vahşet olayları bize şunu gösteriyor ki, artık dünya yaşanmaz bir köy haline dönüştürülmüş durumda!

Yaşadığımız 21. asır da kimine göre “teknoloji çağı” kimine göre “çok ilkel bir çağ” ve size göre artık nasıl bir çağ ise, yaşadığınız yaşamın üzerinizde bıraktığı etki ve tesir sonucunda zaten kendiniz bir isim takabilirsiniz!

İnsanlar, uğrunda kazanılacak ve sağlanacak netliğe ulaşana dek, insanlığa mutlak büyük bedelleri ödettirmiş ve ödettirmeye devam eden bu mevcut dünya düzeni sistemi yerine, tüm insanlık için rahat bir yaşam vaat edecek sistemi kurmayana dek, hiç bir insan öyle rahat bir yaşam yaşayacağını hayal bile etmesin.

Etmesin, çünkü dünya artık cehennemi aratmıyor.

Yani artık öyle köye dönüş de işi kurtarmıyor açıkçası!

***

Ortadoğu’da bugün itibariyle barışı sağlamak bir tarafa (özünde, daha çok önceleri planlanmış, örgütlendirilmiş) İŞID “kelle avcılarının” icraatlarına bakıldığında, Müslümanı Müslümana kırdırtma politikasını güden “güçler” iyi tanınmadıkça, kimin eli kimin cebinde olduğu anlaşılamayacağı gibi korkulanlar da yaşanmaya devam edecek.

Üstelik bu vahşi katliamları “İslam için” yaptıklarını iddia ediyorlar.

İslam âlemi de bu vahşi katliamlara karşı nasıl suskun kalıyor, doğrusu anlaşılır gibi değil!

Mezhep çatışmasının Irak’tan, bölge ülkelerine sıçraması endişesi yaşanıyor. Süper güçler tarafından cetvel ile çizilmek istenilen sınırlar sorgusuz, sualsiz insanları vahşice katlederek tekrar düzenlenmeye (yapılmaya) çalışılıyor.

Mezhep çatışmasına dönüştürülmek istenilen Ortadoğu bugün, tabiri caizse “Mezbahaneye” dönüştürülmüş durumda.

Bu şekilde tarih boyunca hiç eksilmeyen kan deryasına dönüştürülmek istenilen “Kutsal Topraklar ”da yaşamayı insanlara haram ettirmek, Müslümanı Müslümana kırdırtıp İslamiyet’i dünya insanları nezdinde karalatmaya çalışan “süper güçler” e karşı birliktelik bir duruş sergilenmediği takdirde, korkulanlar beteriyle yaşattırılmaya devam edileceğe benziyor.

Birinci dünya savaşı sonrasında “cetvelle” çizdikleri ülke sınırları tekrardan değiştirme bahanesiyle Ortadoğu’da yaşayan (Müslüman, Ermeni, Süryani, Hristiyan) insanların vahşice katledilmesine göz yumuluyor.

Ve böylelikle içinde bulunduğumuz süreç itibariyle bir nesli uzun yıllar boyu sürecek ve hiç unutamayacakları travmaları yaşattırarak ve tarih boyunca birbirlerine karşı besleyecekleri kin, nefret, intikam duygularla büyümelerini ve “Büyük Ortadoğu Projesi” güçleri tarafında Ortadoğu’da barışı kıyamete kadar ertelemeyi sağlamaya çalıştıkları rahatlıkla anlaşılmaktadır.

Güney Batı Kürdistan’da yaşanan vahşetin, ne yazık ki Brezilya’da devam eden Dünya Kupası Futbol müsabakaları kadar ilgi görülmemesi, insanlığın kalmadığının somut bir kanıtı. Bir taraftan eğlence, heyecan diğer taraftan korku, vahşet. Zaten bu vahşeti yaşattıran güçler plan ve projelerini nasıl, ne zaman gerçekleştireceklerinin hesabını daha önceden yaptıkları rahatlıkla anlaşılmaktadır.

Brezilya’da “goool” sesleri işitiliyor, ancak Kürdistan ve Irak’ta İŞİD denilen vahşi cellatların işledikleri korkunç katliamlar ne işitiliyor ne de görülüyor. Ve böylelikle dünya ikiyüzlülüğünü göstermeye devam ediyor.

Brezilya’da futbol maçları oynanırken, Kürdistan ve Irak’ta vahşice masum insanların kafası kesilerek top gibi oynanılmasına göz yuman tüm insanlara büyük bir yuh olsun!

Irak, Suriye, Kürdistan üçgeninde süren petrol kapma savaşında insanlar vahşice katledilerek kirli emellere kurban edilmeye devam ediliyor.

Ortadoğu, emperyalist güçlerin ateş poligon sahasından, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın önerdiği “Ortadoğu Konfedarilizmi” gerçekleştirmekle ancak son bulabilir.

Tarih boyunca yangından mal kaçırmaya fırsat kollayanlara her zaman dikkat etmek gerekir.

TC devleti Ortadoğu’da süren kaostan nemalanarak, özellikle IŞİD “kelle avcılarına” her türlü desteği sunarak, özellikle Güney Batı Kürdistan’ı YPG kontrolünden çıkartıp IŞİD adı altında hâkimiyet kurmak istemesi, Güney Batı Kürdistan’ın petrol yataklarına sahip olma çabaları savaşı daha çok şiddetlendirecekleri anlaşılmaktadır.

***

2013 Yılı Newroz’un da AMED’te Kürt Halk Önderi Öcalan’ın  “tarihi mektubunun” okunmasının ardından geçen süre zarfında TC devleti ve hükümeti tarafından “beklenilen beklentilerin” hiç birisi gerçekleşmemiş olmasına karşın, Kürd Özgürlük Hareketi yöneticileri tarafından son olarak    “Müzakere seyri bir iki hafta içerisinde netlik kazanacak” açıklamaları basına yansımıştı.

Özellikle Kürd Halk Önderi Sayın ÖCALAN ile “yürütülen müzakere” adı altında, TC devleti Kürdistan’ı işgal etme planlarıyla birlikte, Kürtlere yeni düşmanlar yaratmak gayreti içerisindedir.

Şunu açık bir dille ifade edelim:

Kürtlerin bileğini bükemeyenler, Kürtlere yeni “düşmanlar” kazandırma peşinde koşmaları beyhudedir.

Kürtlerin büyük bedellerle kat ettikleri aşamayı sekteye uğratmak için, Ortadoğu “dizayncı güçler” savaşı daha çok körüklendirecekleri gözüküyor. Büyük Ortadoğu Projesi “BOP”çular topçularıyla birlikte plan ve projelerini adım adım yürütmeye devam etmektedir.

Dolayısıyla özellikle Kürtler yaşanan ve gelişen olaylara karşı ivedilikle ve kısacası her açıdan birlik ve beraberliklerini derhal sağlamalıdırlar.

Çünkü içinde bulunduğumuz süreç itibariyle, gelişen kritik gelişmeler kolay kolay öyle haybeden süzgeçten geçemeyeceği besbellidir.

Dolayısıyla Kürtler kim ve kimlerle niçin “müzakere” ettiğine ilişkin netlik kazanmadıkları müddetçe kendilerine hiç bir sağlam gelişme kaydedeceklerini sanmasınlar. Şu bir gerçekliktir ki günümüze dek hiç bir zaman net olmayanlar  “geçmiş tarihlerde oldukları gibi” her zaman insanların başına tehlikeli olmaya devam edecekler!

Bu yüzdendir ki tarihleri hep kanlı geçmiş olanlardan netleşmelerini beklemek acaba ne kadar doğru ne kadar yanlış?

İste bunun hesabını çok iyi yapmak gerekir.

 

Menaf Arslan

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.netwww.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): TARIH  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.