DEVRİME KALKAN HER ZAMAN GENÇTİR
Özgürlük Perspektifleri / 09 Temmuz 2014 Çarşamba Saat 20:52
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İlgi ve sıcaklığından bir şey kaybetmemiş olan gençlik, özgür toplum idealinin kararlı takipçisidir. “Ya Özgür Yaşam Ya Hiç” sloganı gençliğin elinden düşürmeyeceği bayrağı olmuştur

Gençlerini kaybeden toplum veya tersine toplumunu kaybeden gençlik yenilmiş olmaktan öteye kendi varlık hakkını kaybetmiş, ona ihanet etmiş demektir. Gerisi çürüme, dağılma ve yok olmadır. Buna karşı toplumun temel görevi, varoluşunun temel araçları olarak kendi eğitim kurumlarını geliştirmektir. İçerik olarak bilimsel, felsefi, sanatsal ve dilsel yorumlarını bilim-iktidar yapılanmasından ayrıştırmak, anlam devrimini başarmaktır. Aksi halde toplumsal varlığın ahlâki ve politik dokularını işlevsel kılmak mümkün olmaz.

İlgi ve sıcaklığından bir şey kaybetmemiş olan gençlik, özgür toplum idealinin kararlı takipçisidir. “Ya Özgür Yaşam Ya Hiç” sloganı gençliğin elinden düşürmeyeceği bayrağı olmuştur.

Ben özgürlük alanındaki boşluğu ve önemi bildiğim için özellikle kadın ve gençlik alanında müthiş bir kişilik yaratımına önem verdim. Bu konuda çok yoğunlaştım ve çok önemli bir düzeye ve geri dönülemeyecek bir noktaya geldik. Kürtler artık özgürlüğü bırakmazlar. Bu öyle parayla kıyaslanabilecek bir durum ve kavram değildir.

Demokratik toplum mücadelesinde gençlik kategorisine daha özgün yaklaşmak gerekir. Gençlik toplumsallaşırken büyük tuzaklarla karşı karşıyadır. Bir yandan geleneksel ataerkil toplum koşullanması, diğer yandan resmi düzenin ideolojik şartlanması altında bocalarken, dinamizmiyle yeniliklere açık bir yapısı vardır. Olup bitenler karşısında son derece toydur. Yaşlı toplumun etkisi altında kendine ne biçildiğini keşfetmekten uzaktır. Kapitalist toplumun baştan çıkarıcı binbir hilesi karşısında nefes bile alamaz. Tüm bu gerçeklikler gençliğe özgün, tuzaklardan çekici, onun özüne uygun bir toplumsal eğitimi zorunlu kılar. Gençliğin eğitimi büyük çaba ve sabır isteyen bir iştir. Bunun karşılığında dinamizmi ile destanlar yazabilecek ataklığa sahiptir. Amaç ve yöntemi iyi kavradığında başaramayacağı bir iş yoktur. Amaç ve yöntemli yaşamı temel disiplin olarak görüp seferber olduğunda, sabır ve inadı eksik etmediğinde, tarihsel davalara en önemli katkıyı gerçekleştirebilir.

Demokratik gençlik hareketinde böylesi nitelikler kazanmış kadrolar öncülüğünde gelişecek bir hamle, genel demokratik toplum mücadelesinde başarının güvencesidir. Gençliğin dinamizminden yoksun bir toplum hareketinin başarı şansı sınırlıdır. Yaşlıların tecrübesi, gençliğin dinamizmi tarihin her aşamasında kendini hissettiren bir olgudur. İkisinin bağını sağlam kuranların yürüyüşünde başarı oranı her zaman yüksek olmuştur. Günümüz gençliği için yüksek hayaller, ancak toplumsal sistem krizinden nasıl çıkılacağına ilişkin olarak anlam taşıyabilir. Hayalleri olmayan bir gençlik yozlaşmaktan ve yaşamı tümden kaybetmekten ancak gerçek hayallere dönüşle kurtulabilir. Kapitalist sistemin sonul krizi olan kaotik durumu kavramak gençlik için çıkış yapma şartıdır. Bununla birlikte demokratik, cins özgürlüğü ve ekolojik toplum değerlerini özümsemiş olmak tarihsel başarı imkânını ona verecek, bir yandan kendini doğru yapılandırırken özlenen toplumu da yapılandırmada gerçek rolün sahibi kılacaktır. Her şey gençliğin tarihsel toplumsal hamleye yeniden doğru ve yetkin katılmasıyla belirlenecektir.

Gençlik Fiziki Bir Olay Değil Toplumsal Bir Olaydır

Hiyerarşik toplumda tecrübeli yaşlıların gençler üzerinde kurduğu baskı ve bağımlılaştırmadan da önemle bahsetmek gerekir. Jerontokrasi diye literatüre geçen bu konu bir gerçektir. Tecrübe yaşlıyı bir yandan güçlü kılarken, diğer yandan yaşlılık onu gittikçe zayıf, güçsüz kılmaktadır. Bu özellikleri yaşlıları, gençleri kendi hizmetlerine almaya zorlamaktadır. Zihinlerini doldurarak bu işlemi geliştirmektedirler. Tüm hareketlerini kendilerine bağlamaktadırlar. Ataerkillik bu olgudan da büyük güç almaktadır. Onların fiziki güçlerini kullanarak dilediklerini yaptırabilmektedirler. Gençlik üzerindeki bu bağımlaştırma günümüze kadar derinleşerek devam etmiştir. Tecrübe ve ideolojinin üstünlüğü kolayca kırılamaz. Gençliğin özgürlük istemi kaynağını bu tarihsel olgudan almaktadır. Yaşlı bilgelerden günümüz bilim adamı ve kurumlarına kadar gençliğe stratejik, hassas denilen bilgilerin en can alıcı kısmı verilmez. Verilenler daha çok onu uyuşturan ve bağımlılığını kalıcılaştıran bilgilerdir. Bilgiler verildiğinde uygulama araçları verilmez. Sürekli bir oyalama değişmez bir yönetim taktiğidir. Kadın üzerinde kurulan strateji ve taktiklerle ideolojik ve politik propaganda ve baskı sistemleri gençler için de geçerlidir. Gençliğin her zaman özgürlük istemesi fiziki yaş sınırından değil, bu özgül toplumsal baskı durumundan ileri gelmektedir. “Ayyaş, toy, delikanlı” kavramları gençliği küçük düşürmek için uydurulan temel propaganda sözcükleridir. Yine hemen cinsel güdüye bağlamak, serkeşliğe çekmek, ezbere katı doğmalara bağlamak, gençlik enerjisinin sisteme yönelmesini engellemek ve düzeni sağlamakla bağlantılıdır. Tekrar vurgulamalıyım: Gençlik fiziki bir olay değil toplumsal bir olaydır. Tıpkı kadınlığın fiziksel değil toplumsal bir olgu olması gibi. Bu iki olay üzerindeki çarpıtmaları kaynağına inerek açığa çıkartmak sosyal bilimin en temel görevidir.

Bu kapsama çocukları da almak gerekir. Zaten kadını ve gençliği tutsak kılan, çocukları da dolaylı olarak dilediği sistem altına almış sayılır. Çocuklara hiyerarşik ve devletçi toplumun yaklaşımının çok çarpık yönlerini açığa çıkarmak büyük önem taşımaktadır. Çocukların anadan ötürü doğru temelde eğitilmemeleri, sonraki tüm toplumsal gidişatı çarpık ve yalancı kılar. Çocuklar üzerinde de muazzam bir baskı ve yalanlamaya dayalı eğitim sistemi kurulur. Çok çeşitli yöntemlerle sistemin daha beşikten bağımlıları haline getirilmeye çalışılır. “Yedisinde neyse yetmişinde de o odur” deyişi bu gerçeği dile getirmektedir. Çocuklara doğal toplumun özgür yaklaşımı hep bir hayal olarak bırakılır ve bu hayallerini yaşamalarına hiç izin verilmez. Çocukları doğal hayallerine göre yaşatmak en soylu görevlerden biridir.

Uygarlığın büyük aşamalarından biri sayılan Yunanlılarda gençler resmen tecrübeli bir erkeğe ‘oğlan’ olarak sunulurdu. Uzun süre bunun nedenini çözememiştim. Sokrates gibi bir filozof bile “Önemli olan oğlanın sürekli kullanılması değil, efendisinden terbiye görmesidir” der. Buradaki mantık, gaye gençlerin oğlan olarak sürekli kullanılmasından ziyade, kadınsı özelliklere hazırlanmasıdır. Daha da açıklayıcı olarak, Yunan uygarlığı da karılaşan bir toplum ister. Soylu, asil gençler oldukça, bu toplum oluşamaz. Bu toplumun oluşması için kadınsı davranışları içselleştirmeleri gerekir. Tüm uygarlık toplumlarında benzer eğilimler vardır. Oğlancılık bu toplumda çok yaygındır. Öyle bir hal almıştır ki, her efendinin oğlan sahibi olması gelenekselleşmiştir. Oğlancılığı bir bireysel cinsel sapıklıktan, hastalıktan ziyade, sınıflı toplumun, iktidar toplumunun yol açtığı sosyal bir olgu olarak anlamlandırmak önemlidir. Cinsellik ve iktidar uygar toplumda toplumsal bir hastalıktır. Hem de kanser gibi. Birbirleri olmaksızın edemedikleri gibi birbirlerini çoğaltırlar: Tıpkı kanser hücrelerinin çoğalması gibi.

Greko-Romen toplumda kölelerin durumunun karıdan beter olduğu çokça bilinen husustur. Sorun köle olmayan erkeğin karılaştırılmasıydı. Ensest veya cinsel sapıklıktan, çifte cinsellikten bahsetmiyorum. Psikolojik boyutları, hatta biyolojik nedenleri olan bazı olguları, bahsetmek durumunda olduğum olaydan ayrı değerlendirmek gerekir. Klâsik Yunan toplumundaki moda, her özgür genç erkeğin mutlaka bir sahibi, bir erkek partneri olmalıydı. Genç tecrübe kazanıncaya kadar partnerin sevgilisi olmalıydı. Daha önce değindiğim gibi, Sokrates bile “Bu olayda önemli olanın genç oğlanın çok kullanılması değil, o ruhu yaşamasıdır” diyor. Buradaki zihniyet açık; kölelik toplumu özgürlük, onur ilkesiyle bağdaşmayacağından, bu özellikler toplumdan silinmeliydi, çünkü toplumu tehdit ediyorlardı. Doğruydu da. İnsan özgürlüğü ve onurunun olduğu yerde kölelik yaşanamaz. Sistem bunu kavramıştı ve gereğini yapmak durumundaydı.

Şüphesiz Greko-Romen kültürü bu misyonu tamamlayamadı. İçte özgür felsefi okullarla gelişen Hıristiyanlık, dışta ise etnisitenin ardı arkası kesilmeyen saldırı ve başkaldırıları toplumu başka durumlarla yüz yüze bırakacaktı. Maddi kültürün her şey olmadığının, her şeye gücünün yetmeyeceğinin işaretleri de az değildi. Toplum ancak kapitalizmde hiç ‘oğlancılığa’ gerek duyulmadan da karılaştırılabilecekti.

Modernitenin ideolojik tekeli olarak liberalizm, bir yandan görüş enflasyonu yaratırken, diğer yandan en büyük vurgunu enflasyonda yaptığı gibi, görüş enflasyonunda da işine en çok yarayanları kullanıp medyası aracılığıyla zihinleri bombardımana tabi tutarak azami sonuç almaya çalışır. Görüş tekelini sağlama almak, ideolojik savaşının nihai amacıdır. Temel silahları dincilik, milliyetçilik, cinsiyetçilik ve pozitivist din olarak bilimciliktir. İdeolojik hegemonya olmadan, sadece siyasi ve askeri baskıyla moderniteyi sürdürmek olanaklı değildir. Dincilik yoluyla kapitalizm öncesi toplum vicdanını kontrol etmeye çalışırken, milliyetçilik yoluyla ulus-devlet vatandaşlığını, kapitalizmin etrafında gelişen sınıfsallıkları kontrol edip denetim altında tutar. Cinsiyetçiliğin hedefi, kadına nefes aldırmamaktır. Hem erkeği iktidar hastası yapmak, hem de kadını tecavüz duygusu altında tutmak cinsiyetçi ideolojinin etkili işlevidir. Pozitivist bilimcilikle akademik dünyayı ve gençliği etkisizleştirirken, sistemle bütünleşmekten başka seçeneklerinin olmadığını gösterip, tavizler karşılığında bu bütünleşmeyi sağlama alır.

Gençliğinizi Çaldım Ve Sakladım

Gençlik en dinamik potansiyelimizdir. Gençliğin, demokrasi kültürünü kitlelere taşıma görevi ve sorumluluğu vardır. Gençliğin yapacağı en iyi iş; demokratik organizasyonlara katılmak, demokratik örgütler ve ocaklar kurmaktır. Gençlik demokratik eğitimle donatılırsa çığır açabilir, eğer kontrol altına alınmazsa yanlış yollara sapar ve bu da herkese kaybettirir. Gençlik kafasını açmalı, gençliğin uyanmasını istiyoruz. Gençlik beynini bilime açmalı. Savunmam epey bir çerçeve ve yöntem veriyor.

Bu yaptığım, Promete'den ateşi çalmak kadar kutsal bir şeydir. Gençliğinizi, büyük ihaneti ve büyük onursuzluğu yaşamamanız için çaldım ve alıp bir yere sakladım. Bir gün her şeyi elinden alınan bu kişiliğiniz, belki özgür bir ortamda insanlığı, ülkesini ve özgürlüğünü seven bir kişiliğe dönüşebilir. Bunun için çaldım, bunun için sakladım.

Demokratik Gençlik sonuna kadar cesur, sorumluluğunun bilincinde, demokratik hukuk devletinin ne olduğunu bilen, bunun zaferi için her şeyi ortaya koyan gençliktir. Gençlik Türkiye’nin demokratikleşmesinin garantisidir. Demokratikleşmeyen Türkiye’de gençliğin yeri yoktur.

Ortada o kadar genç var. Sivil kuruluşlar, sanat kültür boyutlu olanlar çığ gibi büyümek zorunda. ABD örneğinde verdim ya, bunlar kültür olaylarıdır. Siyasetten daha önemsiz değildir. Tiyatro, müzik, sinema, siyasetten az önemli değildir. Gençler sigara içip silah sıkmayı yiğitlik sanmışlardı. Bir dönem biz de öyle düşündük. Kültürel değerleri kazanmayan gençlik tehlikelidir. Önce kimliğini, kültürel gerçekliğini iyi yaşa, kendini tanırsın. Kendini iyi tanırsın. Siyaseti tanırsın, askerliği tanırsın. En büyük eylem, kendini tarihsel kültürel kimliğin ile gerçekleştirme ve bunu toplum sorularına cevap olarak sunmadır. Bunu yapamayanın hayatı boştur. Çok büyük boşalmış kişilikler var. Zamanı kötü harcama var. Buna tahammül edilemez. Ben bile bu sınırlı imkanlarımla bunları size anlatabiliyorsam önemlidir. Bütün yaptıklarımız ve söylediklerimiz gençler içindir. Gençler mücadelemizin sürekli ve değişmeyen muhatabıdır. Gençlik yaşlılara ve topluma sahip çıkmalıdır.

Gençler ve yorulmamış olanlar; anlayışı esas alırsanız, tutumumuzu esas bellerseniz, kim sizi saptırabilir? "Doğrusu budur" deyip de inat ederseniz ve bunda da hesabınızı tam yaparsanız, sizin sağlam bir biçimde limana ulaşmanızı ve yükü kırıp dökmeden, büyük zenginlikle hedefe taşımanızı hiç kimse engelleyemez.

İşte bu imkan elinizdedir. Tabii az bir yük değil. Ulusal bağımsızlık, eşitlik ve özgürlük yükü, altın değerinde bir yüktür. Onu sağlam limana vardıracaksınız. Başarı bayrağını yükseltecek ve altında toplanacaksınız. Bu kervanın sahipleri böyle kişilerdir. Sizler de bunun farkında mısınız acaba? Böyle soruları şimdiye kadar kendinize sordunuz mu? Buna göre bir ayarlamanız, mesafe kat etmeniz, örgütlemeniz ve öncülüğünüz oldu mu? Bu soruları her zaman kendinize sormalısınız. Ders böyle alınır.

Lafazanlıkla, demagojiyle, sağla-sola sataşmakla bu kervanın yürüyemeyeceği çok açıktır. Siz iyi niyetli de olsanız, kervanı yolundan çıkarmak isteyenler, delik açıp gemiye su sızdıranlar az değildir. Onları görebiliyor ve engelleyebiliyor musunuz? Akıllı bir kervanbaşı, akıllı bir kaptan bütün bunları düşünmek ve gerekeni yapmak zorundadır. Yoksa zordur, kervan ürker ve fincanlar birbirine değer ve kırılır. Bunları mutlaka ve derinliğine anlamaya çalışmalısınız. Bu büyük zenginlik taşıma kervanına öncülük edin, kılavuzluk edin ve menzile sağlam ulaştırın..!

Kiminde hiç yaşam tutkusu yoktur, kimi çok düşkündür. Bence bu iki durumda da gelişmeyen yaşam tutkuları söz konusudur. Biz ikisine de amansız yüklenmiş durumdayız. Birine "yaşama geleceksin!" diyoruz, diğerine de "düşkün yaşamı bırakacaksın" diyoruz. Önderlik bu konuda iki büyük buluş hareketidir. Bunu şimdi Kürdistan'a dayattık. Tüm gücünüzle yaşama çekileceksiniz! Yanlış, düşkünce yaşamı bırakacaksınız! İşte iki büyük emir veya perspektif, talimat veya çağrı. Nasıl anlarsanız öyle anlayın, önderlik budur.

Gençsiniz, rahatlıkla düzenin sizi bulaştırdığı çirkinliklerden arınabilirsiniz. En önemlisi de zayıf, güçsüz, pek bir şeye yaramaz, bir anlam ifade etmez ve iş beceremez kişiliğe son vereceksiniz. Bundan daha değerli ne olabilir? Yaşamın yolunu sonuna kadar araladık. Bunun için insan şerefli yürümekten daha başka ne isteyebilir? İddia ediyoruz ki, biz bize kaybettirilen tüm değerlerimizi bulmanın yolunu açtık, onun imkânlarını sunduk. Bundan başka ne istiyorsunuz? Yüce siyasal amaçlarınız olsun, ulusal amaçlarınız olsun. Onun için kendinizi defalarca gözden geçirin, kendinizi yoklayın, elekten geçirin. Neyin altta neyin üstte kaldığını, kişiliğinizde ne kadar kabalığın kaldığını, ne kadar özümsenmiş değerler biriktiğini açığa çıkarın. Bu konuda özeleştiri veya samimi itiraf gereklidir. Kesinlikle bunu sağlamalısınız.

Şimdiye kadar size verilen fırsatlar az değildir. Sizdeki yanlışlık, bunun farkında olmamak, hatta verilenleri yeterli görmemek ve daha fazlasını istemektir.

Kişiliğiniz kendi içinde zincirlenmiş ve adeta çözümsüzlüğe mahkûm edilmiş durumdadır. Biz bunu patlatmak istedik. Size verebileceğimiz en büyük güç budur. Buna karşı direnmeyin. Bana göre her tür düşmanı yenilgiye götürecek olan en büyük güç, insanın patlama gücü, savaşma gücü ve örgütlenme gücüdür. Bunu açığa çıkarırsak düşmanı yenebiliriz. Bunun dışında kim kime ne veriyorsa yanlıştır. Kim kime “Sen güçlüsün, başka türlü güçlü olabilirsin; sen bana dayanarak ben sana dayanarak birbirimizden güç olabiliriz” diyorsa yanlıştır. Bu, aynı zamanda saygısızlıktır.

Benim tecrübelerim şunu gösterdi: Biz bu insanları biraz özgücüyle çalıştırarak buraya geldik. Bu halkı biraz özgücüne kavuşturarak bugüne getirdik. Ancak bana göre henüz özgücü değerlendirme çok sınırlıdır. Bir insanın sınırsız büyüme gücü vardır. Bir insan isterse kendisinde her şeyi bitirebilir. PKK Önderliği budur.

Biz Yaşamı Gerçek Anlamda Gençleştirmek İstiyoruz

Gençsiniz, bu genç yaşta hepinizden enerji fışkırır. O zaman bu donukluk, bu kuru kişilik nedir? Bu özellikleri kötü yetiştiğiniz hiçbir yüce değerin aşılanmadığı ortamlardan aldınız. Bunu üzerinizden atın. Sülaleniz güçlü olsaydı, imhacı güce karşı bu kadar aşağılık bir tutum içinde olmazdı. Size hiçbir sağlam değer aşılamamışlardır. Bununla kişileri, ana babalarınızı kastetmiyorum, elbette onlar da birer çaresizler. Bu kuruma, bu kurumun öldürücü geleneğine; yani sizi uyuşturan, kurutan ve sizi en temel değerler karşısında çaresiz bırakan ne varsa ona karşı durun. Bu çok açıktır. Ancak siz halen oralı bile olmuyorsunuz. Ben burada kendime de öfke duyuyorum ve hala neden bu kişilerle yürüyorum diye soruyorum. Kendimi zor tutuyorum, böyle kişiler benim arkadaşım olamaz, diyorum. Kendimi nasıl savunacağım konusunda öfkemi zor tutuyorum.

Bizde tek bir insanın bile çok büyük bir değer ifade ettiğini bilmek gerekir. Kimse kendi rolünü küçümsememelidir. Bunu çok çeşitli yönleriyle ortaya koyduk. Burada size önemli bir fırsat tanınmıştır. Belki güçlü bir emek sürecinden geçmediniz. Ama gençlik çağı devrime yatkınlık gösteren bir dönemdir. Emeğin değerini bilmeniz için, bir emek sürecinden geçmeniz zorunlu değildir. Bunu öğrenebilir ve doğru olanı yapabilirsiniz. Bu mümkündür. Yine daha fazla hayalciliğe, maceracılığa ve emek dışı konumlara düşmeden kendi gelişmenize hükmetmeniz önem taşımaktadır. Her genç arkadaşımızdan beklediğimiz şey budur ve bunun gerekleri yerine getirilmelidir.

Biz yaşamı gerçek anlamda gençleştirmek istiyoruz. Onun ulus ve toplum gözeneklerinin tıkanıklık halinden çıkarılmasına çalışıyoruz. Yaşama karşı sorumluluğumuzu nasıl yerine getireceğimiz önemlidir. Biz hepinize bütün yönleriyle karşılık vermeye çalışıyoruz. Ama hazır olanı bile özümseyemezseniz, bir eserin sahibi olabilir misiniz? Şaşkın olmamak gerekir. Biz kendimize egemen insanlar olmak durumundayız. Kimse sizden düşüncenizi geliştirmemeyi ve boş yere çaba harcamanızı istemiyor. Tersine biz buna son derece sağlam bir çerçeve ve boşa gitmeyen bir işleyiş olanağı sunuyoruz. Kendini çok az geliştiren, çoğunlukla kapalı duran, öze inmeyen, kendini keskinleştirmeyen ve nasıl yürüyeceğini bilmeyen bir konumda kalmanız gerileme anlamına gelir. Bu durum ise kaybetmekle özdeştir.

Bir tarih yazılıyor, bir halk özgürleştiriliyor, bir ulus diriltiliyor ve kuruluyor. Bizim bundan esirgeyeceğimiz neyimiz olabilir? Daha genç olmanız, size daha canlı, daha atak, daha büyük cesaret ve fedakarlık ruhuyla buna öncülük yapma şansını verir. Yoksa bu size istediğiniz biçimde oynama ve keyfinize göre davranma şansını veremez. Bu konuda da kendilerini köklü olarak düzeltmek durumunda olanlar vardır. Biz işi sadece uyarılarla sınırlandırmayı düşünüyor, kendinizi bu kadar düşürmemenizi istiyoruz.

Eğer bizi önder sayıyor ve bize inanıyorsanız, önderliğe ulaşmalısınız. Gelin diyorum, ama hiçbir şeyi zorla yürütmek istemiyorum. Her şeyi konuşarak çözelim. İnsan olan bunu anlar. Karar verin, derin ve geniş tahliller yapın. Bunu her şeyin üzerinde yapalım, kendimizi yetiştirelim. Güven tamdır. Sorunların üzerine yürüyelim. Bu doğru değil midir? Bizim için bundan daha iyisi var mı? Hayır. Gençsiniz, ama gençlik başıboşluk demek değildir. Gençler herkesten daha disiplinli ve düzenli yürürler. Yaşlıların buna kuvveti yetmez, çocukların buna kuvveti yoktur. Ama sizin gibiler herkesten çok disiplin üstünde yürüyebilirler. Kuvvetiniz herkesten çoktur ve bunun için partinin yaşam tarzını herkesten çok siz uygulayabilirsiniz. Bunun için başıboşluğu kendinize yaşam diye kabul etmeyin. Buna cesaret etmeyin. Kürt toplumunda başıboş tipler çoktur. Ama biz bunun tersiyiz. Bu PKK'de mümkün değildir. Ben yapabildiğim sürece, bunlara karşı koymak zorundayım. Korksaydım, kendimi buna yetiştirmeseydim, bu konuma gelemezdim. Karşımızda altmıştan fazla devlet vardı. Millet karşımızdaydı. Ama biz yine bu önderliği yücelttik. Kürt ulusu yıllarca bizi kabul etmiyordu, ama biz sonunda kendimizi kabul ettirdik.

Bu kanıtlardan ve bunca ayaklanmadan sonra, kalkıp millete şöyle oldu böyle oldu diyebilir miyiz? Bunu yapabilir miyiz? Yine de bazı şeyler yapmak istiyorsanız, dürüst olun, yeter ki çocukluk yapmayın, darlığa düşmeyin. Bunların hepsi yalandır. Daralmanıza, yüzünüzü ekşitmenize gerek yoktur. Her şeyimiz için bir yığın çözümleme yaptım. Bunların üzerinde durun. Hepinizin sorunları üzerinde genişçe durdum. Bunların içerisinde biraz olsun kendinizi görebilirsiniz. Ben bunun üzerinde yine kararlıca duruyorum. Kararlıyım, güçlüyüm ve üstüne yürüyeceğim. Ben var oldukça hesabınızı iyi yapın. Bizimle yürüyebiliyorsanız gelin, kötülük yapmak istiyorsanız yapın. Ama o zaman düşersiniz, çünkü buna gücünüz yoktur. Bunlar sizin için örnektir. Eğitiminizin üzerinde ciddi bir biçimde durun. Bizim üslubumuzdur. Biz düşmandan geleni de dost yapıyoruz. Bizim bu gücümüz vardır. Ama oyun yaparlarsa, üzerlerine yürüyeceğiz. Bunlar olanaksızdır. Bizimle baş edilemez. PKK'yi bu biçimde tanıyacaksınız. Eğer yetmezlikleriniz varsa, bu biçimde tamamlarsınız. Eğer güçlenmek istiyorsanız, bu biçimde güçlenirsiniz. Biz PKK'yi böyle yarattık ve böyle büyüttük. Böyle üzerine gidiyoruz. Bundan sonra da sonuna kadar bu temelde yürüyeceğiz.

***

Abdullah ÖCALAN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.netwww.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER): DEVRIM  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.