JİNEOLOJİ’NİN ÇIKIŞ NOKTASI
Kadın / 02 Mayıs 2014 Cuma Saat 07:29
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt Ulusal Önderliği Abdullah Öcalan’nın ‘Özgürlük Sosyolojisi’çalışmasıyla birlikte Kürt kadınlarının çok önemli bir kesiminin gündemine giren JİNEOLOJİ, kadın özgürlük probleminin çözümüne dair bir kavramlaştırma olarak Kürt Ulusal Önderliği tarafından geliştirildi. JİNEOLOJİ’nin çıkış noktası, amacı ve kapsamına dair münazaralar hala sürmekle birlikte şimdiye kadar yapılan tüm belirlemelerin, aşağıda sıralayacağımız dört belirlemede somutlaştığını görüyoruz.

JİNEOLOJİ konusu yaklaşık dört yıl gibi bir zamandır Kürt kadını tarafından münazara edilmektedir. Kürt Ulusal Önderliği Abdullah Öcalan’nın ‘Özgürlük Sosyolojisi’çalışmasıyla birlikte Kürt kadınlarının çok önemli bir kesiminin gündemine giren JİNEOLOJİ, kadın özgürlük probleminin çözümüne dair bir kavramlaştırma olarak Kürt Ulusal Önderliği tarafından geliştirildi. JİNEOLOJİ’nin çıkış noktası, amacı ve kapsamına dair münazaralar hala sürmekle birlikte şimdiye kadar yapılan tüm belirlemelerin, aşağıda sıralayacağımız dört belirlemede somutlaştığını görüyoruz.

1.    Belirleme: Bütün bilimlerin anası olan toplumbilimin cinsiyetçi ve iktidarcı inşası toplumsal yapıyı parçalamıştır. Bu temel sorunsal da yeni bir yöntem-bilim ihtiyacını doğurmuştur. Bu bilim ihtiyacı ise toplumsal doğanın hem fizik, hem de anlam olarak en geniş bölümünü teşkil eden Kadının bilime konu edilmesiyle karşılanabilir.

2.    Belirleme: Bütün yapısal sorunların kaynağında kadının eril zihniyetin insafına bırakılması hakikati yatmaktadır. Bunun çözümü ise kadın zihniyet dünyasının inşasıyla mümkün olabilir.

3.    Belirleme: Toplumsal cinsiyetçiliğin aşılması ve Cins bilincinin gelişmesi ancak kadın zihniyet dünyasının inşası sağlanarak mümkün kılınabilir.

4.    Belirleme: Kadın özgürlük probleminin çözümü ve kadın özgürlükçü bir toplum modelinin inşası,kadının kendi hakikatine dair bilgiyi açığa çıkarmasıyla mümkün olabilir.

Yukarıda sıraladığımız bu dört belirlemenin JİNEOLOJİ’nin çıkış noktasını açıklar nitelikte olduğunu kabul etmekle birlikte, esasa dair ortak bir şeyeişaret ettiklerini düşünüyorum. Bu da Kadın Evrenselliğinin gerçeğe en yakın hakikat olduğu savıdır. Kanımca JİNEOLOJİ’nin temel çıkış noktası ve amacı en bütünlüklü karşılığını bu savda bulmaktadır. Yine sorunsalın tespiti noktasında da söz konusu belirlemeler aynı kavşağa varmaktadırlar. Bu da tüm sorunların temelinde yatan hakikatin parçalanmış ve tersyüz edilmiş gerçeklik olduğudur. Bu bağlamda Kadın Evrenselliğinin bir bilim olarak inşa edilmesi ihtiyacının, esasta gerçeğe en yakın hakikatin kuramlaştırılması amacından ileri geldiğini savunmak çok daha gerçekçi olacaktır. Dolayısıyla JİNEOLOJİ’nin inşa amacını Kadın evrenselliğinin kuramlaştırılarak görünür kılınması ve böylece Kadın evrenselliği gerçeğe en yakın hakikattir savının altı doldurularak, kadın özgürlük problemi çözümünün geliştirilmesi şeklinde somutlaştırabiliriz.

Bunun için de öncelikli olarak yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz;

1-    Kadın sorununu önemli oranda görünür kılmayı başarmış olan Feminist Kuramın eleştirisel tutumunu, bir yeterlilik olarak görme yaklaşımının aşılması gerekir. Zira kadın özgürlük düzeyi şu aşamada Feminist kuramın salt eleştirisel tutumunun sınırlarını zorluyor. Buda eleştirisel tutumun yeni bir aşamaya evirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor.Bu yeni aşamanın ise kadın evrenselliğinin görünür kılınması olduğu açıktır. Çünkü kadın sorununu görünür kılmak kadar kadın evrenselliğinin de görünür kılınması sağlanmadan kadın özgürlük probleminin çözümü geliştirilemez. Keza kadın özgürlük probleminin münazara edilmesi, ancak kadın evrenselliğinin farkındalığı sağlanarak mümkün olabilir.

2-    Bu bağlamda Feminist Kuramın Kadın Evrenselliğini yadsıyan tezlerini tekrardan bir çözümleme ve yorum sürecine tabi tutmak gerekir. Çünkü evrenselliği yadsıma, bütünselliği yadsımadır ki, bu da Kadın başta olmak üzere Kadın Doğası, Kadın Özü, Kadın Ahlakı, Kadın Kültürü vb. birçok olgunun yadsınması anlamına gelir. Oysa tekillik-evrensellik ilişkisi madde-anlam ilişkisi gibidir. Biri olmadan diğeri düşünülemez. Dolayısıyla feminist tekilliklerin kendisini gerçekleştirmesi kadın evrenselliği olmadan düşünülemez. Ki zaten Denis Riley’in de dikkat çektiği üzere KADIN dediğimiz vakit doğalında ya da fiili olarak bir evrensel oluşumu, bir farklılığı dolayısıyla da bir özü dile getirmiş oluyoruz. Yine bununla bağlantılı olarak evrenselliği yadsıyan kimi feminist tezlerin savunduğunun aksine evrensellik farklılıkları yadsımaz. Çünkü evrenselliğin kendisi farklılıkların oluşturduğu bütünselliği ifade eder. Farklılık, evrensel gelişim diyalektiğinin temel bir ilkesidir. Belki de bu tezlerin radikal savunusunun altında sonradan oluşturulan ve hiçbir felsefi-bilimsel temeli olmayan kimi yapay farklılıkların veya cinsiyet ve cinsel tercih özgürlüğü adı altında geliştirilen cinsel yönelim politikalarının teorik temelden yoksun kalması kaygısı yatmaktadır. Bu çok daha farklı bir platformun tartışma konusu olduğundan fazla üzerinde durmanın gereği yok. Burada daha çok Feminist metodun ‘tüm feminist tezler yeniden irdelenmeye ve yorumlanmaya açık olmalı’ ilkesinin pratikleştirilmesi ihtiyacı üzerinde durulmak istenmektedir. Bununla bağlantılı olarak feminist hareketler çok aşırı bir biçimde homojenleşme fobisine gark edilmekte ve bu durumun da teorik düzlemde bir ortaklaşmayı zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla bu durumun aşılması çok ciddi bir ihtiyaç olarak durmaktadır.

3-    Yine Feminist Akademinin, eril sistemin resmi araştırma mekânlarının dışına çıkarılması ve kendi özgür araştırma mekanlarını oluşturması gerekir. Çünkü kadının kendi özgür araştırma mekanları oluşturulmadan, kadın akademi çalışmaları eril sistemin ideolojik bombardımanının etkilerinden kurtarılamaz. Ayrıca Feminist akademinin Kadın ve Aile, Kadın ve Toplum, Kadın ve İşbölümü, Kadın ve Sanat, Kadın ve Sağlık gibi başlıklar altında geliştirdiği kadın sorunlarını irdeleme yaklaşımının da aşılması gerekir. Buna karşılık Kadın Doğası, Kadın Tarihi, Kadın Kültürü, Kadın Ahlakı, Kadın Siyaseti, Kadın Sanatı, Kadın Ekonomisi, Kadın Edebiyatı başlıkları altında Kadın evrenselliğini görünür kılacak olan yeni bir irdeleme yaklaşımına gitmek gerekir. Ancak bu yapılırken de ne kadıncılığa ne de aşırı kadın indirgemeciliğine gark olmamaya dikkat etmek ve tehlikesini iyi görmek gerekir.

4-    Bunun yanı sıra Feminist bilgi kuramının, evrensel oluşum diyalektiğini özne-nesne ayırımı üzerinden parçalayan eril bilim yaklaşımına ilişkin reddiyesinin, verili olanı aşan yeni bir yöntem-bilimle sosyolojikleştirilmesi gerekir. Çünkü sosyolojik temelleri oluşturulmamış ve yalnızca ikilemlerin reddiyesine dayalı bir epistemolojik yaklaşımla kadın evrenselliğinin yakalanılması çok da mümkün görünmemekte.

5-    Bu bağlamda kadın özgürlük mücadelesine hem teorik hem de pratik düzlemde önemli katkılar sunmuş olan Kürt Ulusal Önderliği Abdullah Öcalan’ın verili olanın dışına çıkarak geliştirdiği Özgürlük Sosyolojisi yöntem-bilimi ve Yorum Sanatı metodu çığır açıcı niteliktedir. Kürt Ulusal Önderliğinin bu yeni yöntem-bilimi ve metodu, JİNEOLOJİ’nin epistemolojik inşasında baz alınması gereken ana yöntem-bilim ve metottur. Abdullah Öcalan’ın Özgürlük Sosyolojisi olarak tanımladığı bu yeni yöntem-biliminin fiziki arka planı kuantum fiziğine, felsefi arka planı kendini kavrayan doğanın özgürlük amacına, sosyolojik arka planı metafizik insan gerçeğinin ahlaki ve politik toplumsallığına, tarihsel arka planı ise evrensel tarih bütünselliğine dayanmaktadır. Öcalan Özgürlük Sosyolojisi metodolojisini şu kuramsal çerçeveye oturtur;

I.    Tüm evrensel oluşumlar, madde ve anlamın (enerji)sürekli olarak birbirlerine dönüşerek farklı oluşmalara gittiği bir gelişim diyalektiğinin sonucudur. Bu diyalektiği sağlayan ise maddenin sürekli olarak anlama ulaşmaya anlamın ise maddeyi aşmaya çabalamasıdır. Bu bir özgürlük çabasıdır. Madde anlama ulaşarak özgürleşmeye çalışırken, anlam ise maddeyi aşarak özgürleşmeye çabalamaktadır. Sürekli olarak devam eden bu karşılıklı çabalama, her defasında farklı bir oluşum tercihini yaratmaktadır. Burada farklılaşma evrensel gelişim diyalektiğinin biricik ilkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu farklı oluşum tercihini mümkün kılan ise ‘şimdi’ veya ‘an’ dediğimiz zaman kesitidir. Dolayısıyla her evrensel oluşum, hem kendinden önceki tüm oluşumların bilgi (anlamını) birikimini içerir ve buna kendi anlamını da ekleyerek farklılığını gerçekleştirir hem de bir özgürlük tercihi olarak gerçekleşir. Buda ‘an’ – ‘şimdi’ veya ‘yaşamakta olduğumuz zaman şeklindeki tanımlamalarla ifade etmeye çalıştığımız zaman kesitinin özgürlük seçenekli olduğunu gösterir.

II.    Burada Özgürlük Seçeneği, hem özünde birleşerek, değişerek farklılaşan evrensel gelişim diyalektiğinin bir sonucu hem de bilinçli bir eylemlilik olarak anlaşılmalıdır. Bu ise bir evrensel zekâ birikimini işaret eder ki, evrensel tarih ile dile getirilmek istenen de esas itibariyle bu olmaktadır. Dolayısıyla evrensel tarih canlı, akışkan, esnek, birikimli ve bütünsel olmakla birlikte sürekli olarak yaşadığımız ‘an’da cereyan eder.

III.    Bu bağlamda insanda yoğunlaşan fiziki, biyolojik, metafizik ve sosyolojik gerçeklikler itibariyle insandaki anlamın evrensel zekanın tüm birikimini içerdiğini belirtebiliriz. Bu da insanın evrensel tarihin bir özeti olarak anlaşılması gerektiğini gösterir. Dolayısıyla tarih ‘şimdi’ olduğu gibi ‘şimdi’nin herhangi bir unsuru da tarihin kendisi olmaktadır. Bir diğer ifadeyle tarih çoğu zaman bir kişilikte dile geleceği gibi, kişilik de bir tarihte dile gelebilir. Buradan hareketle toplumsal doğayı evrensel tarihin bütünselliği içerisinde ahlaki ve politik toplum olarak kavramak gerekir. Çünkü ahlak ve politika tarihsel toplumun özgürlük seçimini gerçekleştirerek kendisini var ettiği temel metafizik alanları olmaktadır.

IV.    Bütün bu belirlemeler ışığında özgürlük sosyolojisi temel önceliği olarak yaşam farkındalığını ve onun özgürlük seçeneğini geliştirmeyi amaç edinir.

V.    Özgürlük Sosyolojisi metodolojisi kendi yöntemini ise Yorum Sanatı olarak adlandırmaktadır. Bu Yorum Sanatı Metodu beş temel yaklaşım üzerine oturtulmaktadır;

1.    Mutlakçılığın aşılması

2.    Bütüncül teorik yaklaşım

3.    Özne-Nesne ayrımına dayalı tüm ikilemlerin aşılması

4.    Duygusal zekâ ile analitik zekanın dengeli birlikteliğinin ve sentezinin sağlanması

5.    Düşüncede esneklik ilkede katılık yaklaşımı

Öcalan bu beş temel yaklaşım üzerinden bilimin tüm yöntem-bilimlerini sorunsallaştırarak yeniden ele almaktadır. Bunu yaparken de iki yol izlemektedir;

Birincisi tüm yöntem-bilimlerin yanılgılı yanlarını çözümleyip aşılmasının perspektifini oluşturmak
İkincisi ise tüm yöntem-bilimlerdeki olumlu yanları bilimsel kazanımlar olarak değerlendirip bütüncül teorik yaklaşımın anlamsallığına katmak.
 
Ekin Sevcan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  JINEOLOJI  NIN  CIKIS  NOKTASI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.