KÜRT ALEVİLER VE GERÇEKLER
Okuyucudan / 12 Nisan 2014 Cumartesi Saat 07:56
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Güncelde en çok tartışılan konulardan biride Alevilerdir. Tartışmaların ekseni Alevilerin mağduriyetine ilişkindir. Ne yazık ki, tartışmaların çıkış noktası yanlıştır ve yanlış olduğu içinde bir sonuca varılamıyor. Sonuçta ortaya çıkan, sadece bir yakınma oluyor. Dönüp dolaşılıp aynı noktaya varılıyor. Sürekli kendisini tekrarlayan bir tartışma. Hiçbir inandırıcılığı, ciddiyeti kalmamıştır Alevilerin.

Güncelde en çok tartışılan konulardan biride Alevilerdir.  Tartışmaların ekseni Alevilerin mağduriyetine ilişkindir. Ne yazık ki, tartışmaların çıkış noktası yanlıştır ve yanlış olduğu içinde bir sonuca varılamıyor. Sonuçta ortaya çıkan, sadece bir yakınma oluyor. Dönüp dolaşılıp aynı noktaya varılıyor. Sürekli kendisini tekrarlayan bir tartışma. Hiçbir inandırıcılığı, ciddiyeti kalmamıştır Alevilerin.

Özellikle, Kürt Alevileri ciddi bir kimlik bunalımını yaşıyorlar. Kendilerini doğru tanımlayamıyorlar. Tarihleriyle buluşamıyorlar. Tarihten kopuk bir topluluk yozlaşmaya ve yok olmaya mahkumdur. Alevilerin bugün yaşadıkları tamda budur.

Aleviler başta etnik olarak Kürtlük ile Türklük arasında karar kılmış değiller. Ciddi bir kafa karışıklığını yaşıyorlar. Bir ayakları Kürtlükte diğer ayakları Türklüktedir. Türklük yönlerini daha yüksek bir sesle dile getirirlerken Kürtlüklerini daha utangaç bir şekilde ifade ediyorlar. Bunun iki nedeni ver. Birincisi korku, ikincisi Kürtlüğü küçümsemeleridir. Kendi gerçekliğiyle yüzleşmeme kozmo-polit bir psikoloji yaratmıştır. Bu durum Alevileri Türkiye’deki en muğlak topluluklardan biri haline getirmiştir.

İnançsal olarak bugünkü Aleviler kendilerini bir yere koyamıyorlar. Hem Müslüman ve hem de İslam karşıtlığı arasında gidip geliyorlar. Ne kopuşu ve nede bütünleşmeyi yaşıyorlar. İnançsal ve kültürel olarak yaşadıklarının ne kadarının İslam olduğunun farkında değiller. Bir taraftan Müslümanlığı küçümsüyor diğer yandan onu yaşıyorlar. Çelişkili, bir topluluk olduğunun farkında değiller.

Aleviler bir muhasebe, sorgulama, tartışma yapacaklarsa başta etnik ve inançsal noktalardan başlamalıdırlar.  Kendilerini doğru tanımlamalıdırlar. Yaşadıkları muğlaklığı, çelişkili ruh halini, aşağılanma psikolojisini aşmalıdırlar.  Bu ciddi bir güç gerektiriyor. Bunun cesaretini göstermelidirler.

Osmanlı ve TC’nin gerçekleştirdiği katliamları yaşanmamış gibi varsayıyorlar. Bu konulardaki tartışmaları formaliteyi aşmamaktadır. Ciddi değildir. Osmanlı ve TC’nin katliamlarının teşhirine yönelik ciddi hiçbir girişimleri yoktur. Koyucu Murat Paşanın koyuları, Dersimin soykırımı , bunlar bile tek başına binlerce Kerbela eder. Kendilerinin yaşadıkları katliamları, acıları bir tarafa bırakmış, 24 saat Kerbela’yı işliyorlar. Kerbela bir gerçekliktir. Ancak Alevilerin yaşadıkları onun bin katıdır.  Yaşadıkları trajediye ilişkin bir tek sanatsal, kültürel ve tarihi eser yaratmamışlardır. Kendi tarihlerini aydınlatacak hiçbir girişimleri yoktur. Bu da Alevilerin ciddiyetini gösteriyor.

Bütün edebiyatları, türküleri Kerbela üzerinedir. Başta TV 10 olmak üzere, Alevi yandaşlı bütün TV kanalları sabahtan akşama kadar deyişleri dinletiyorlar. Allah, Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin,Şah, Kerbela terminolojisi ekseninde ve içeriğiyle süslenmiş olan deyişlerle kendilerini ifade ettiklerini, baş kaldırdıklarını sanıyorlar.  Bir marifetmiş gibi, eline sazı alan başlıyor değiş söylemeye. Kürtçe söylemeye, Kürdistan da yaşanan devrimi işlemeye utanıyorlar. Alevilerin değişleri ile cemaatlerin ilahileri arasında hem görsel ve hem de içeriksel olarak hiçbir farkın olmadığını görmüyorlar. Sunileri gerici olarak değerlendirilirken, kendilerini ilerici olarak görüyorlar.  Bunların görülmediği ve bilinmediği sanılıyor.

Sait Rıza, Alişer, Zarife, Nuri Dersimi ve daha nice Kızılbaş yiğit var. Niye bunlara yönelik bir ağıt yakılmıyor. Neredeyse bunlar hiç gündeme konulmuyorlar.  24 saat Kerbela’yı işleyenlerin dürüstlükleri sorgulanır.  Kendi cenazesini yerde bırakıp, başkalarının ölüsüne ağlayanın misali değil mi?  Bu duruşlarıyla ciddiyetini kaybetmişlerdir. Hiç bir ciddiyetleri kalmamış.  Kimse ciddiye almıyor. Kendilerini rezil ediyorlar. Trajik-komik olan ise, bu gerçekleri görmemeleri, yada görmek istememeleridir.

Alevi kurumları, dernekleri, vakıfları TC’nin bayrakları, Atatürk’ün posterleri,  TC’ye ait simgelerle süslüdür. Yeri geldiğinde Alevilerin katledilişinden, Dersimden bahsedilir. Ama diğer taraftan katliam sahiplerinin poster ve bayrakları taşınıyor. “Bu ne yaman çelişki anne” .
Bazı şeyler tabu haline getirildiği için çok fazla tartışılmaya cesaret edilemiyor. Devletin oluşturduğu ciddi bir alevi lobisi var. Alevilerin gündemi, tarihleri, kültürleri, tartışmaları vb. bu lobi tarafından belirleniyor. Aslında bu lobi biliniyor ve tanınıyor. Ama karşı koyuş yok.
  Bir suni bunları yazmaya cesaret edemez. Ama bir alevi olarak, Alevilerin yaşadıkları bu gerçekleri yazmayı önemsiyorum. Bazı tabuları kırmanın zamanı geldi ve geçti. Bir tartışma noktası olarak Alevilik kavramıyla başlanılmalıdır. Alevilik mi,  Kızılbaş’ lık mı? Alevilik bizi bugünkü noktaya, Kızılbaşlık ise farklı bir yere götürür. Gerçek şu, Kürt Alevileri aslında KIZILBAŞ’TIR.  R.T Erdoğan Kürt Alevileri için boşuna ve özellikle “Kızılbaş”lar tanımını kullanmıyor.  Alevi aydın, yazar ve tarihçilerinden daha doğru bir tanımlama yapıyor. Aleviyiz diyenler oturup düşünmelidirler. Tartışma noktası burasıdır. Tarih bize en büyük yolu gösterecektir.
 
Fırat Bezar

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER): KURT  ALEVILER  VE  GERCEKLER  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.