07 Ağustos 2013 Basın Bültenleri
Basın Bültenleri / 07 Ağustos 2013 Çarşamba Saat 08:13
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dünya katliama sessiz - Yeni Özgür Politika

Partiyên Başûr ji bo Rojava hikûmet hişyar kirin - DİHA

Partiyên siyasî yên Başûr bi daxuyaniyeke hevpar êrîşên çeteyan yên li hember Rojava pêktên şermezar kirin. Partiyên siyasî yên Başûr dan zanîn ku eger Hikûmeta Herêma Federal a Kurdistanê heta piştî cejna Remezanê pêngavên pratik neavêje, ewê dest bi çalakiyên cuda bikin.

Bi armanca piştgirî dayîna berxwedana Rojava li Hewlêrê partiyên siyasî li navenda avahiya Hizba Şûî a Kurdistan daxuyanî dan çapemeniyê. Partî û aliyên siyasî yên piştgirî dan Rojava ev in; PDK, YNK, Yekgirtûya Îslamiya Kurdistan, Komela Îslamiya Kurdistan, Hizba Zehmetkêşên Kurdistan, Partiya Ayendeya Kurdistan, Hizba Demokrata Beyt Nehrîn, Partiya Karker û Rêncberên Kurdistan, Bizûtneweye Demokrata Kurdistan, Bizûtneweya Demokrata Gelê Kurdistan, Hizba Rizgariya Kurdistan û Komeleya Rewşenbîrên Turkmen ya Herêma Kurdistanê.

Heta piştî cejna Remezanê dem dan hikûmetê

Di daxuyaniya hevpar ya partiyên siyasî yên Başûr de berxwedana gelê Rojava û Yekîneyên Parastina Gel (YPG)’ê hat silav kirin. Ji bo xwedî derketina şoreşa Rojava bang li hemû kurd û aliyên aştixwaz hate kirin û bêdeng nemînin. Her wisa êrîşên komên çete yên li hember gelê Rojava pêk tên, hatin şermezarkirin. Partiyên siyasî yên Herêma Federal a Kurdistanê bang li Hikûmeta Herêmê kirin ku, eger heta piştî cejna Remezanê helwesta xwe ya ji bo Rojava aşkere neke û ji bo alîkariya Rojava gav neavêje, ew ê dest bi çalakiyên cûda bikin. Bang li hemû aliyên siyasî yên li Başûr hat kirin ku piştgiriyê bidin berxwedana gelê Rojava.

Deriyê Sêmalka ji bo alikariyên mirovî vekiriye

Di daxuyaniyê de rojnamegerekî der barê vekirina deriyê Sêmalka pirsek pirsî, berpirsê Liqa 2 (Hewlêr) yê PDK’ê Dr. Aras Xoşnaw wiha bersiv da pirsa rojnamger: "Weke her welatek yê cîhanê sinorên me jî girtîne, her kesek nikare bi serê xwe û bê kontrol di sinorê Rojava de derbasî Herêma Kurdistanê bibe. Weke hûn hemû jî dibînin, li Iraqê tenê di meha Tirmehê de hezar kesan zêdetir jiyana xwe ji dest da. Niha di vê aloziya Sûriyeyê de destên gelek aliyên neyar hene û dibe kû bixwazin li Rojava aloziyên xwe derbasî Herêma Kurdistanê bikin. Jibo vê em neçarin ewlekariya gelê xwe jî bihizirîn. Lê bila hemû kes bizanibe deriyê Sêmalka ji bo alikariya mirovî û hatin û çûyîna asayî vekiriye.”

Komeleya Îslamî: Me her tim piştgirî da berxwedana Rojava

Li ser pirsa rojnamegeran ya ji bo ciwanên ku bi nave cîhadê li Başûr diçin Rojava, berpirsê Komeleya Îslamiya Kurdistan ya Hewlêrê bersiv da û wiha axivî: "Divê rojnamevanên kurd di van mijaran de pir şiyar bin. Wek partiyên îslamî bi taybet wek Komeleya Îslamî ji destpêkê heta niha me her tim piştgirî da berxwedana Rojavayê Kurdistanê. Me êrîşên komên çete yên li ser gelê sivîl yê Rojava her tim bi tundî şermezar kiriye. Lê hinek alî li ser navê cîhadê çûyîna ciwanên Herêma Kurdistanê dixin stûyê partiyên îslamî yên herêmê. Hinek li ser navê me malperên înternetê vedikin û tiştên ne li gorî siyaset û sekna me diweşînin. Lewma em di vê mijarê de tên sûcdarkirin.”


'Sınırlar kapalıyken Kürt Ulusal Kongresi'ni yapıyoruz diyemeyiz' - DİHA

 "Kürt Ulusal Kongresi" hazırlıklarının devam ettiğini söyleyen hazırlık komitesi üyeleri, kongre tarihi, komisyonlar ve delegelerin dört parçaya dağılımının tamamlandığını söyledi. Kongre hazırlık komitesi toplantılarına Rojava'da devam eden çatışmaların damgasını vurduğunu dile getiren komite üyeleri, Federal Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin Rojava sınır kapısını kapalı tutmasının "Kürt Ulusal Kongresi" ve hazırlıklarına gölge düşürdüğüne dikkat çekti. Komite üyesi ve Tevgera Goran İlişkiler Sorumlusu Dr Muhammed Haci, "Sınırlar kapalıyken Kürt Ulusal Kongresi'ni yapıyoruz diyemeyiz" dedi.

"Kürt Ulusal Kongresi"ne ilişkin 22 Temmuz günü Hewler'de yapılan toplantının ardından 21 kişiden oluşan hazırlık komitesi çalışmalarını hız kesmeden devam ettiriyor. Hazırlık komitesi üyeleri çalışmalarını DİHA'ya değerlendirdi. Komite üyesi ve PJAK Koordinasyon üyesi Rezan Cawit, kongrede şimdiye kadar birçok hususun tartışıldığını belirterek, "Komitenin, hazırlık çalışmalarını nasıl yürüteceği netleştirdi. Bu çerçevede 8 komisyon kuruldu. Bu komisyonlar hem kongrenin teorik hazırlığını hem de aynı zamanda kongrenin teknik hazırlıkları üzerinde çalışmalarını yürütecektir. Şimdiye kadar çalışma komisyonlarının üyeleri netleştirildi ve komisyonların birbirleriyle ilişkilenme yöntemleri tartışıldı. Bugünkü toplantıda komisyonların toplantı tarihleri ve kongrenin hazırlıklarına ne zaman başlayacakları netleştirildi. Aynı zamanda bu toplantıda kongreye katılacak olan delege sayısı ve dört parçaya dağılımları tartışılacak hususlar arasındadır. Şimdiye kadarki tartışmalar bu yönlü, henüz bir sonuca varılmış değil."

'Hazırlıklar hız kesmeden devam ediyor'

Kongre hazırlık komitesi toplantılarının bazen sabahlara kadar sürdüğünü söyleyen hazırlık komitesi üyesi ve Kürdistan İslam Hak-Hukuk İnisiyatifi Koordinatörü Adem Özener ise, tartışmalarının belli sonuçları açığa çıkardığını belirtti. Kongrenin Ağustos ayında yapılacağının netleştiğini söyleyen Özener, kongre hazırlıklarının bundan sonra nasıl devam ettirileceğine ilişkin şunları söyledi: "Delegelerin dört parçaya dağılımı ve kongreye sunulacak siyasi metin belgesi üzerinde tartışmalar yürütülmektedir. Komisyonlar oluşturuldu. Bu komisyonlar Kürt toplumunun siyasi, kültürel vb. yaşadığı sorunlara çözüm bulma amaçlı çalışmalar yürütecektir. Yürütülen bu çalışmalar sonucunda her komisyon çalışma raporlarını hazırlayıp, hazırlık komitesine sunacaktır. Bu raporların hazırlanmasından önce komisyonlar tüm siyasi Kürt çevrelerine ziyarette bulunacak, aynı zamanda sivil toplum örgütlerini de ziyaret edip, kongreye ilişkin görüşlerini alacaktır."

'Rojava sınır kapısı kapalıyken ulusal kongre yapılıyor diyemeyiz'

Hazırlık komitesi toplantılarında Rojava ve Federal Kürdistan Bölgesi arasındaki Semalka Sınır Kapısı sorununun birkaç sefer güdeme geldiğini söyleyen hazırlık komitesi üyesi ve Tevgera Goran İlişkiler Sorumlusu Dr Muhammed Haci, bir taraftan "Kürt Ulusal Kongresi" hazırlıkları yapılırken, diğer taraftan Rojava halkı büyük bir direniş içindeyken, Semalka Sınır Kapısı'nın hala kapalı olmasının bir talihsizlik olduğunu kaydetti.

Federal Kürdistan Bölgesi hükümetinin sınır kapısını kapatmasının çok kötü bir durum olduğunun altını çizen Haci, "Sınır kapısının kapalı olması Rojava Kürtlerinin yaşamı üzerinde negatif bir etki yapmaktadır. Biliyoruz ki şuan Rojava halkı savaş içindedir. Cephet El-Nusra ile sıcak çatışmalar yaşanmaktadır. Rojava halkının Güney Kürdistan, Kuzey Kürdistan ve dünyadaki tüm Kürtlerin desteğine ihtiyacı vardır. Bundan dolayı biz hazırlık komitesi olarak Güney Kürdistan Hükümeti'nden bir an önce sınır kapısının açılmasını ve hemen oradaki kardeşlerimize yardımın ulaştırılmasını istedik. Bu mesele ciddi bir meseledir. Güney Kürdistan Hükümeti sınır kapısını kapatmışken, biz Kürt Ulusal Kongresi'ni yapıyoruz diyemeyiz." dedi.

'Kongrede, Kürtlerin Rojava halkıyla olduğunu göstermek gerek'

"Kürt Ulusal Kongresi"nin böylesi bir süreçte yapılıyor olmasının Rojava halkı açısından çok büyük bir tarihi önem arz ettiğini söyleyen hazırlık komitesi ve TEV-DEM Yönetim Kurulu üyesi Adlar Xalil ise Rojava'da Kürtlere yönelik devam eden saldırılara dikkat çekti. Cephet el-Nusra ve diğer çete gruplarının Kürtlere yönelik saldırılarının Kürtlere bu saldırılara karşı daha fazla birlik ve ortak tavır sahibi olmalarını dayattığını kaydeden Xalil, konuşmasının devamında şunları vurguladı: "Çünkü bu saldırılar sadece YPG ya da askeri-siyasi bir güce yönelik saldırılar değil, tüm Kürtlere ve Rojava halkına yönelik gerçekleştirilen saldırılardır. Kürtler arasında bir birliğe ihtiyaç vardır. Kürtlere yönelik saldırı geliştiren çeteci gruplara ve bu gruplara destek veren devletlere Kürtlerin birlik olduğunu ve tüm Kürtlerin Rojava halkıyla olduğunu gösterebilmek için bu kongre büyük bir önem taşımaktadır. Bu çevreler Kürtlerin birlik olduğunu ve Rojava'ya ilişkin kararlaşmaya gidildiği gösterildiğinde şüphesiz Rojava'ya büyük faydası olacaktır."

'Sınır kapısı için komite devrede'

Xalil, hazırlık komitesi toplantılarında Federal Kürdistan Bölgesi ile Rojava arasında yaklaşık üç aydır kapalı olan Semalka Sınır Kapısı sorununu da ele aldıklarını söyledi. Konuyu Federal Kürdistan Bölgesi Hükümet'iyle görüşmek üzere hazırlık komitesinden bir heyet oluşturduklarını kaydeden Xalil, konuyla ilgili şunları söyledi: "Sadece Semalka Sınır Kapısı kapatılmamış, Rojava ve Güney Kürdistan arasındaki tüm sınır kapıları kapatılmıştır. Sınır kapısının kapalı olması halk için büyük sorun teşkil etmektedir. Böylesi bir dönemde sınırların kapatılması gerçekten üzücü bir durumdur. Türk devletinin sınır kapılarının kapalı olmasına bir yere kadar insan anlam verebiliyor. Çünkü Türk devleti Kürdistan'da işgalci bir güç olarak bulunmakta ve Kürtlerin çıkarlarının olmasını istememektedir. Ama Güney Kürdistan ve Rojava arasındaki sınır kapısının ve sınırların şimdiye kadar kapalı olması acı bir durumdur. Biz bu konuyu hazırlık komitesi toplantısında gündeme getirdik. Hazırlık komitesi toplantısında bir heyetin Güney Kürdistan Hükümeti ile görüşmesi sözü verildi. Görüşmenin sonuçlarını hala bekliyoruz. Tüm Kürtler bu durumu kabullenmemektedir. Böylesi bir süreçte bir metre bile kapalı olan sınırların dahi açılması gerekirken, açık olan kapıyı da kapatmak büyük tehlikeler arz etmektedir. Bu yaklaşımlar çete gruplarına büyük moral vermektedir. Çeteci gruplar da bundan faydalanarak, işte Kürtler Rojava ile birlikte değiller, o zaman biz de saldırıp, onları yok edelim, demektedirler. Umut ediyoruz ki bu siyaset son bulur ve olumlu kararlara gidilir."



Wekîlên Alman: Bila cîhan li hember komkujiya Kurdan bêdeng nemîne - ANF

Komek ya di nav de endamên Meclisa Federal jî heyî parlementer û parêzvanên mafê mirovan ên Alman balkişandin ser komkujiya li Rojavayê Kurdistanê û ji bo Yekitiya Ewropa û Alman “Bikeve tevgerê” bangawazî kirin. Parlementeran xwest, ji bo Tirkiye, Qetar û Erebîstana Siûdî piştgiriyê nedin komên olî ên radîkal zextê li ser bikin.

Komkujiyên komên çete ên girêdayî El Qaîdeyê li Rojavayê Kurdistanê didomin, komek ya parlementerên endamên Partiya Çep ya Almanyayê û parêzvanên mafê mirovan bi zimanekî tund êrîşên li ser sivîlên Kurd şermezar kirin. Komê da diyarkirin ku, di nava 5 rojên dawî de 70 sivî hatin qetilkirin û 300 kes jî hatine revandin, her wiha xwestin firotina çekan bo Sûriyeyê raweste. Kesên îmzeyên xwe avêtine binê daxuyaniyê evin:

Endamên Meclisa Federal ya Partiya Çep: Heidrun Dittrich, Annette Groth, Andrej Hunko, Ulla Jelpke, Harald Weinberg, ji berdevkên Konseya Aştiyê ya Almanya Federal Dr. Peter Strutynski, lêkolînerê Aştiyê Dr. Werner Ruf, endama Meclisa Eyaleta Hamburgê ya Partiya Çep Cansu Ozdemîr, Endamê Meclisa Şaredariya Nurnbergê Marion Padua û berdevkê Koma Xebatê ya Kurdistanû Tirkiyeyê yê Partiya Çep Martîn Dolzer.

“BILA ZEXTÊ LI SER TIRKIYE, QETAR Û EREBÎSTANA SIÛDÊ BIKIN’

Siyasetmedarên Alman bibîrxistin ku, piştî ANF’ê di nûçeyekê de bilav kir ku, piştî civîna 26’ê Tîrmehê li Dîlokê civîna hatiye kirin û di civînê de biryara êrîşa li ser Kurdan hatiye girtin û diyarkirin ku, Tirkiye, Qetar û Erebîstana Siûdî hemû cûre alîkariyên leşkerî ji komên Îslamî ên Sûriyeyê re dişînin. Parlementer û parêzvanên mafê mirovan ên Alman destnîşankirin ku, heya niha li Sûriyeyê herêmên herî aram û bi ewle herêmên Kurdan bû û ev bang kirin:

“Kurdan li Sûriyeyê bi awayek demokratîk rêveberiyên xwe avakirin. Demek dirêj bû ku ev herêm di hedefa Tirkiyeyê de bû û armanc dikir ewlekariya herêmê xirab bike. Ji bo êrîş birawestin û komkujiyên nû çênebin pêwîste Yeketiya Ewropa û hikumeta Federal ya Almanya zextê li ser Tirkiye, Qetar û Erebîstana Siûdî bikin. Pêwîste YE û Almanya ji ber fikrên kolonyalîst piştgiriyê nede komên li Sûriyeyê, li şûna vê pêwîste parêzvanên mafê mirovan bikevin tevgerê. Almanya ku piştgiriya polîtîkayên êrîşwarî ên Tirkiyeyê dike, pêwîste fuzeyên patriot ên li ser sinorê Tirkiye-Sûriye bicih kiriye paşde vegerîne.”



Rusya: Kürtler ikinci Cenevre Konferansına katılmalı - ANF

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Kürtlerin Suriye’de barışın sağlanması için gerçekleştirilmesi planlanan ikinci Cenevre Konferansına katılması gerektiğini duyurdu. Bakanlık Kürtlerin katılımının ayrılıkçılık değil ortak bir ülkede yaşama isteğini gösterdiğini kaydetti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Suriye’de Kürtler ile aşırı dinci çete grupları arasında yaşanan çatışmaların ardından PYD’nin başını çektiği Kürt grupların Cenevre’de yapılması planlanan ikinci konferansa katılması gerektiğini duyurdu.

Bakanlık tarafından yayınlanan açıklamada Kürtlerin ayrı bir grup olarak konferansa katılım istemlerinin ayrılıkçılık olarak değerlendirilemeyeceğini aksine bu durumun Kürtlerin birleşik bir ülkede yaşama isteğini gösterdiğini kaydetti.

Açıklamada Rusya’nın Suriye Kürtlerinin birleşik, bağımsız ve demokratik bir ülkede yaşama isteklerini anladığı belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı geçtiğimiz gün de çete gruplarının saldırılarını “kanlı bir provokasyon” olarak nitelendirmiş ve Rojava’da yaşanan katliamların ardında uluslararası terörist grupların olduğunu ifade etmişti.

Rusya’nın Cenevre konferansına ilişkin açıklamaları, Suriye’de çatışmaların durdurulmasına ilişkin uluslararası alanda çabaların arttığı bir döneme denk gelmesi dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz hafta içinde Rusya Dışişleri bakanı Sergey Lavrov ile ABDli meslektaşı John Kerry arasında, Cenevre Konferansı konulu birden fazla telefon görüşmesi gerçekleşti. 26 Temmuz tarihinde de New York’ta BM Güvenlik Konseyi’nin 15 üyesi gayrı resmi bir toplantıda Cenevre konferansını tartıştı.

Cenevre’deki konferansa Suriye hükümeti herhangi bir ön koşul olmadan katılacağını duyururken bu konuda esas engel ülkedeki muhalif gruplardan kaynaklanıyor. Muhalifler, yeni Suriye’nin oluşturulması yönündeki tüm girişimlerden Beşar Esad ve ona yakın isimlerin dışlanmasını istiyor.

LAVROV: AL NUSRA'NIN SALDIRILARI CENEVRE KONFERANSININ ÖNEMİNİ ARTTIRDI

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov,  Al Nusra Cephesinin Kürtlere dönük saldırılarının Cenevre’deki 2. Uluslararası konferansın önemini artırdığını açıkladı.

Rusya ve İtalya dışişleri ve savunma bakanları arasında yapılan görüşmenin ardından basın toplantısında konuşan Rusya Dışişler Bakanı Sergey Lavrov, 2. Cenevre konferansının geciktirilmesinin Suriye’de siviller arasında kayıpların artmasına yol açacağını belirtti. Bakan, Suriye resmi hükümetinin konferansa önkoşulsuz olarak heyet göndermeyi kabul ettiğini anımsattı.

Öte yandan İtalya Dışişleri Bakanı Emma Bonino, görüşmede Suriye ihtilafından çıkışın askeri değil, diplomatik olması gerektiğinin kaydedildiğini aktardı.


Komploya navnetewî ye - Yeni Özgür Politika

"Di bingeha van êrîşan de komployeke kûr û dîrokî heye. Bêdengiya cîhanê, bêdengiya mûxalefeta Sûriyeyê û hêzên herêmê nîşan dide ku di van êrîşan de rola van hêzan hemûyan hene."

Fermandarê Giştî yê YPG'ê Sîpan Hemo, êrîşên dawî yên li Rojava, armanca komkujiyên çeteyan ên li dijî sivîlan, hêzên li pişt komên çete, helwesta hêzên Kurd û parçeyên din ên Kurdistanê li dijî êrîşan ji ANF'ê re nirxand. Hemo diyar kir ku Kurd bi komployeke navnetewî re rû bi rû ne.

Hemo got, "Sedema bêdengiyê heye, berjewendiya gelek hêzan ji vê heye" û diyar kir ku mûxalefeta Sûriyeyê ji bo ji xwe re li ser axa Sûriyeyê cihekî zevt bike li pişt êrîşan disekine û rejîma Sûriyeyê jî şer giran dike û dixwaze bigihêjeke asteke dijwar. Hemo destnîşan kir ku Tirkiye jî komên çete bikar tîne û dixwaze pêşî li îradebûyîna Kurdan bigire. Sîpan Hemo, der heqê piştperdeya komkujiyên li Til Eran û Til Hasil de, agahiyên balkêş da.

Fermandarê Giştî yê YPG'ê li hemberî girtina deriyê Sînor ê Sêmalka nerazîbûn nîşan da û got, "Em nikarin birîndarên xwe yên rewşa wan giran e jî bişînin. Ev pêkanîneke çawa ye, Kurdbûyîneke çawa ye, biratiyeke çawaye?"

Hûn êrîşên dema dawî çawa dinirxînin?

Weke tê zanîn, komên Îslamî ev demeke êrîşî Rojava dikin. Ev êrîş dewam dikin. Van êrîşan li Serêkaniyê, Til Temir, Tirbespiyê destpê kirin, piştre li Girê Spî (Til Ebyad) dewam kirin. Hêzên me, yekîneyên me li van qadan bi lehengî li ber xwe dan, bersiveke xurt dan van êrîşan û li gelek deveran ev êrîş ji holê rakirin.

Ev komên ku mixabin xwe bi navê Îslamê bi nav dikin, di vê meha pîroz a Remezanê de ji ber li qadên din darbe xwarin, li Til Eran û Til Hasilê êrîşî gundên Kurdan kirin û li van deran komkujî kirin. Ev gundên mijara gotinê li herêma Ereban, li Bab û derdora wê cih digirin. Bi vî rengî gefê li Kurdên li Reqqa, Cerablûs û Mûmbîçê dixun. Ev yek nîşane û mikurhatina li têkçûna xwe ya li herêma Kurdan e. Nîşan dide ku êrîşên wan ên li herêmên Kurdan bê encam mane. Tola darbeyên giran ên xwarine, ji sivîlan hiltînin. Cihê vê bi ti awayî di nava pîvanên şer de tineye. Cihê têkçûna exlaqê ye.

Ev hefteyeke li bajarokên Til Eran û Til Hasil êrîşên hovane tên kirin. Weke YPG me berê jî dabû xuyakirin ku em êrîşên li dijî Kurdên li Til Eran û Til Hasilê weke êrîşên li hemberî gel û netewa Kurd qebûl dikin û emê li dijî vê bêdeng nemînin.
Bajarokên mijara gotinê, ji serî heta binî bi giranî bombebaran kirin. Dûre çûn bajarokan û gelê sivîl di komkujiyê re derbas kirin. Bi hovane êrîş kirin. Çi jin, çi zarok, çi kal gelek mirovên me yên sivîl bi hovane kuştin.

Divê were zanîn ku komên bi vî rengî li ku dibe bila bibe, firsend têkeve destê wan, ewê êrîşî Kurdan bikin. Ev êrîşên wan ên li dijî Til Eran û Til Hasilê, nasnasmeyên wan ên rastîn nîşan dan. Nîşan da ku ew ji bo Kurdan pêşerojeke çawa dixwazin. Ji Kurdan re, ji bilî koletî, teslîmiyet, tinekirin û komkujiyê tiştekî din hêja nabînin. Ev êrîş êrîşên tinekirina koka Kurdan e. Eger hêza wan hebûya, wê ev komkujî li Dêrik, Qamişlo û bajarên din ên Kurdan pêk bianîna. Xwestin li Kobanê û Efrînê jî vê bikin. Berxwedana hêzên YPG'ê û xwedîderketina bi heybet a gelê me, ev hemû planên tinekirinê yên li Kurdistanê hatin pûçkirin. Wan jî li ser vê yekê berê xwe dan herêmên Ereban û dixwazin vê armanca xwe li gundên Til Hasil û Til Eranê pêk bînin. Hewl didin şikestina xwe, darbexwarin û têkçûna xwe bi van komkujiyan binixumînin.

Li hemberî van êrîşan cîhan çima bêdeng e?

Di bingeha van êrîşan de komployeke kûr û dîrokî heye. Bêdengiya cîhanê, bêdengiya mûxalefeta Sûriyeyê û hêzên herêmê nîşan dide ku di van êrîşan de rola van hêzan hemûyan hene. Derdixîne holê ku ev yek planeke wan a hevpar e. Bêguman ev ne nû ye, bi êrîşên li dijî Efrînê re destpê kir. Dûre berê êrîşên xwe dan herêmên Kurdan û herî dawî jî li Til Eran û Til Hasilê komkujî kirin. Bêdengiya li hemberî van hemûyan nîşan dide ku hewl tê dayîn mirovahiyê kor bikin.

Hin hêz hewl didin ji van êrîşan berjewendiyê bi dest bixin. Hin hewl didin polîtîkayên xwe bicih bînin. Mûxalefeta Sûriyeyê ji bo ji xwe re li ser axa Sûriyeyê cihekî bibîne, li pişt van êrîşan e. Rejîma Sûriyeyê jî di vî şerî de xwedî berjewendiyan e. Naxwaze ev şer qet biqede. Û dixwaze veguhereke girêkeke kor. Û dixwaze di dawiyê de veguhere şerê Kurd û Ereban. Ji ber ku niha hewl didin şerê li Sûriyeyê veguherîne pevçûnên Kurd-Ereb, Sunî-Elewî û bi vî rengî dixwaze wêneyê Sûriyeyê yê li pêşerojê ava bike.

Rola dewleta Tirk di vê rewşê de çi ye?

Yek ji hêzên sereke yê di van êrîşan de xwedî berjewendiyan e Tirkiye ye. Di demeke ku Kurd li qada navnetewî weke vînekê tê qebûlkirin û hewl tê dayîn rêveberiya xweser bê avakirin de, Tirkiye bi awayekî vekirî mûxalefetî vê dike. Û dest bi organîzekirina êrîşa van hêzan kir. Ji xwe ji destpêkê ve em dizanin Tirkiye alîkariyeke cidî dide van koman. Ev komên ku ji me darbe xwarin û ji herêma me hatin derxistin, xwe li Tirkiyê girtin. Tirkiyê li ser sînor ket nava hin hewldanan, hin gefên destwerdanê jî xwar. Avakirina rêveberiya xweser a Kurdan weke sedema êrîşan dibînin. Yekemîn nerazîbûna herî tund a li vê yekê, Tirkiyê nîşan da. Û ji devê herî fermî daxuyaniyên; hûn daxuyaniyên parçebûnê didin, da. Hina ev komên çete jî heman gotinê bilêv dikin dibêjin, "Em ji ber vê yekê êrîşî we dikin." Bi Tirkiyê re heman zimanî bikar tînin. Em ji Tirkiyê û ji van komên çete yên êrîş dikin zêdetir, yekparebûna Sûriyeyê diparêzin. Ji bo wê li ber xwe didin, şer dikin.

Tirkiye van hêzan bikar tîne. Ji bo bigihêje armancên xwe, komên El Qaîde bikar tîne. Armanc jî ew e ku Kurd nebe vîn û li ser axa xwe nejîn.

Di êrîşan de hêzên Artêşa Hur a Sûriyeyê jî hene?

Di van êrîşan de hin komên ji Artêşa Hur a Sûriyeyê jî cih digirin. Di êrîşên li Dêrikê, êrîşên li Til Eran û Til Hasilê de hin komên ser bi Arrtêşa Hur jî hene.

Tûgaya bi navê 313, Tûgaya Ehrar Cezîre, di êrîşên li Cezîrê de li gel Îslamiyan cih girtin û êrîşî herêmên Kurdan kirin. Li Kobanê, hin komên girîdayî vê artêşê hem di êrîşan de cih girtin hem jî li aliyê Mûmbîçê gef li Kurdan xwarin. Tengavî û zehmetî derxistin. Dixwazin bi sorkirin û gefan re, li hemberî me eniyeke nû vekin. Komên ku berê bi Lîwa Tevhîd ve girêdayî bûn, niha bi temamî li cem Eniya El Nûsra cih digirin û tevlî komkujiyên li Til Eran û Til Hasil dibin. Mixabin di nava wan de Kurd jî hene. Li Til Eranê malbateke Kurd heye û ji bo tolê ji malbateke din hilîne, diçe komên girdêdayî Artêşa Hur tîne dixe mala xwe. Û êrîş jî ji wir destpê dike. Xiyaneta mezin bi vî rengî destpê kir.
Ti vîn û serdestiya Artêşa Hur a Sûriyeyê li ser axa Sûriyeyê tineye. Bi rastî jî hêz û rêveberên wê li derve ne. Yên ku li hundur jî têdikoşin, ti nirxên wan ên mezin tinene ku pê ve dilsoz in. Li ser du tiştan hatine cem hev; ya yekemîn, dizî ya duyemîn jî di bin navê Îslamiyetê de li hev kom bûne. Ji bo ji derve hêzê, alîkariyê bigirin, xwe bi Artêşa Hur ve girê didin.

Artêşa Hur a Sûriyeyê  ya bi armanca şoreşê ket rê, mixabin li Heleb, Reqqa û Hesekê ne xwedî bandor e. Navê wê tê bikaranîn.

Banga me ji bo Artêşa Hur ew e ku helwesta xwe diyar bike. Eger dixwaze li dijî gelê Kurd şer bike, bila ji raya giştî re eşkere bike. Eger naxwaze, hingî divê li hemberî hêzên li ser navê wê şer dike, helwestê nîşan bide. Bi dek û dolaban, bi sûdwergirina ji êrîşan re şoreşgerî nabe, têkoşîna şoreşê nayê meşandin. Eger dixwazin li dijî gelê Kurd şer bikin jî, divê vê ji raya giştî re eşkere bike.

Gelo armanc derxistina şerekî Kurd-Ereb e...

Ji xwe hin hêz hene dixwazin gav bi gav vî şerî bikin şerê Kurd-Ereb. Hin hêz hene ji destpêka şoreşa Sûriyeyê û vir ve dixwazin şerê Kurd û Ereban derxînin. Hin hêzên komployê bi vî rengî diafirînin hene. Lê belê, ji ber berpirsyarî û hestiyariya tevgera Kurd a li Rojavayê Kurdistanê û YPG'ê, pêşî li vê hat girtin. Lê niha hêzek xwe bi navê Îslamî nixumandiye, dixwaze şerê Kurdan dike. Û dixwaze vê armanca hêzên komploker ên navnetewî gav bi gav bicih bîne. Polîtîkayên wan ên komkujiyê, polîtîka û pêkanînên qirkirina Kurdan e. Weke şerekî li dijî Kurdan qebûl dikin û bi vî rengî dimeşin. Ev ne çanda me ye. Li gelemperiya herêma me Ereb hene. Li cihên mîna Dêrik, Qamişlo, Serêkaniyê, Kobanê û Efrînê Ereb hene.

Divê gelê Kurd li hemberî vê çi bike?

Li dijî Kurdan, li dijî vîna wan a siyasî komkujî û êrîş tên kirin. Û ev yek di çarçoveyeke gelekî berfireh de tê meşandin. Bi vê armancê dorpêçek dorfireh heye. Di nava vê dorpêçê de mixabin aliyên Kurd jî hene. Ez bi xemgînî tînim ziman, lê rastî ev e. Bi vê dorpêçê dixwazin firsenda dîrokî ya ketiye destê Kurdan qels bikin, ji dest birevînin. Ketine pozîsyona xiyanetê.
Tirkiye bi awayekî servekirî piştgiriyê didin van komên çete yên êrîşî Kurdan dikin. Bi sedan endamên çete ji Tirkiyê derbasî herêma me dibin, êrîşî gelê me û hêzên me dikin. Dîsa ji Tirkiyê, ji van hêzan re çek, cebilxane û derman tên şandin. Birîndarên wan jî dibin û derman dikin.

Yê me jî bi tenê deriyê Sêmalka heye. Ew derî jî di vê demê de girtin. Destûrê nadin ku birîndarek, nexweşek jî derbas bibe. Ambûlansên ji derveyî welat ji bo alîkariya me hatine jî, nahêlin derbas bibin. Şer ne tişteke, dorpêça wan jî ne tişteke, lê cihgirtina hêzên Kurd di nava van êrîşan de me birîndar dike. Me dimêşîne. Divê gelê me yê li Rojava û her çar parçeyên Kurdistanê li hemberî vê hişyar be. Hemû hêzên cîhanê xwe di nava komên çete de birêxistin dikin û ji bo tinekirinê bi ser te de tê, di rewşeke bi vî rengî de cihgirtina Kurdan li van êrîşan nayê qebûlkirin. Rêveberiya Herêmî ya Kurdistanê bi girtina deriyê sînor re nîşan dide ku ew bi awayekî li gel van êrîşkaran cih digire. Kurd wê vê qebûl nekin. Bi qasî ku em ji sînorên din piştgiriyê werdigirin, em ji sînorê welatê xwe destekê nabînin. Ev yek, li dijî şoreşa Rojavayê Kurdistanê sûcekî dîrokî ye. Cîhan li hemberî van êrîşan bêdeng dimîne, em bêjin me fêm kir; ew dijmin e. Di ser de birayên me, Kurd, hikûmeta herêmî bi van pêkanînan re dibe parçeyek ji van êrîşan.

Em bang li gelê xwe yê li Başûr dikin ku li hemberî van pêkanînan helwestê nîşan bide. Pêwîste, êş û êrîşên li dijî gelê me yê Rojava, ji aliyê gelê me yê Başûr ve neyê qebûlkirin. Divê li hemberî vê rewşa hikûmeta xwe, helwestê nîşan bide. Ji bo birîndarên xwe ji mirinê rizgar bikin, em nikarin bişînin wî aliyê welatê xwe. Ev çi pêkanîne, Kurdbûyîneke çawa ye, xuşk û biratiyeke çawa ye? Ev ji bo tevahiya Kurdan şermek e.


Dünya katliama sessiz - Yeni Özgür Politika

YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, Kürt halkının iradesini kırmaya ve kazanımlarını engellemeye yönelik kapsamlı saldırı ve katliam politikalarının uygulandığını söyledi. Hemo, dünyanın saldırılar karşısındaki sessizliğini de eleştirdi.

YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, Kürtlerin uluslararası bir komplo ile karşı karşıya olduklarını söyledi. Çıkarları nedeniyle saldırılar karşısında dünya ülkelerinin sessiz kaldığını belirten Hemo, Kürtlerin irade olmasını engellemek için Türkiye’nin çetelere destek verdiğini vurguladı.  Güney Kürdistan Hükümeti’nin de sınır kapılarını kapatarak saldırıların bir parçası olduğuna dikkat çeken Hemo, Kürt halkının buna karşı tutum almasını istedi.

Rojava’da El Kaide bağlantılı İran İslam devleti ve El Nusra Cephesi çetelerinin Kürtlere yönelik saldırılarılar Özgür Suriye Ordusu’nun da desteği ile devam ediyor. Saldırılar, 19 Temmuz’da Antep’te 70 çete komutanının katılımıyla gerçekştiği belirtilen toplantı ardından yeni bir boyuta ulaştı. Başta Türkiye olmak üzere, dış güçlerin her türlü desteği verdiği, ülkeleri, kıtalar aşılarak Kürtlerin özgür geleceğine karşı Rojava’ya taşınan, harekete geçirilen devşirme çeteler, sivil halka yönelik katliamlara başladı. Halk Savuma Birlikleri’nin ve El Ekrad (Kürt Cephesi) (YPG) karşılık vermesiyle ağır darbeler alan çeteler, yenilgilerinin intikamını halktan almaya çalışıyor. Saldırılara halk da Rojava’nın meşru savunma gücü YPG saflarında yer alarak karşılık veriyor. Topraklarına, geleceklerine yönelik tehdit karşısında seferber olan Kürtler karşısında, aldıkları sınırsız desteğe rağmen çetelerin amaçlarına ulaşma şansı her geçen gün azalıyor.

YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, çetelerin eliyle Kürt halkına karşı uluslararası bir komplonun devreye konulduğunu vurguladı. Kürtlerin irade olmasını engellemek amacıyla Türkiye’nin çetelere destek verdiğini belirten YPG Komutanı Hemo, saldırıların nedenleri ve Rojava’daki direniş ve Kürt halkının tutumuna ilişkin soruları yanıtladı.

Rojava Devrimi’nin birinci yıldönümüyle birlikte, birçok kentte saldırılar başladı. Saldırılar neden kaynaklanıyor, nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bilindiği gibi bir süredir İslami grupların Rojava’ya dönük saldırıları başladı. Bu saldırılar devam ediyor. Saldırılar Serêkaniyê, Til Temir, Tirbespiyê’de başladı sonra Girê Sipî‘de (Til Ebyad) devam etti. Güçlerimiz, birliklerimiz bu alanlarda kahramanca direndi, güçlü cevaplar verdi bu saldırılara ve birçok yerde saldırıları püskürttü.

Ne yazık ki kendilerini İslam adıyla adlandıran bu gruplar, bu mübarek Ramazan ayında diğer taraflarda aldıkları darbelerden dolayı Tel Aran ve Tel Hasıl gibi sivil, savunmasız Kürt köylerine saldırıp katliam yaptılar. Bu köyler Arap bölgeleri olan Bab ve çevresinde yer alan köylerdir. Böylelikle Rakka, Mumbiç, Cerablus’taki Kürtlere tehdid gönderiyorlar. Bu, Kürt bölgelerindeki yenilgilerinin işareti ve itirafıdır. Kürt bölgelerindeki saldırılarından bir sonuç almadıklarını gösteriyor. Aldıkları darbelerin intikamını sivil insanlardan almaya çalışıyorlar. Bu, savaşın hiç bir kuralına sığmayın bir şeydir. Ahlakın çöktüğü yerdir.

Til Aran ve Tel Hasil beldelerinde çok vahşi saldırılar gelişiyor. Ağır bombardımana tabi tuttular, ardından beldelere girip sivil halkı katliamdan geçirdiler. Kadın, çocuk, yaşlı demeden çok sayıda sivil insanımızı vahşice katlettiler.

Saldırıların diğer bölgelere de yayılma ihtimali var mı?

Bu grupların nerede olursa olsun ellerine fırsat geçirdikleri anda Kürtlere saldıracakları bilinmelidir. Til Aran ve Til Hasil’a yönelik bu saldırılar, onların gerçek kimliklerini gösteriyor. Kürtler için nasıl bir gelecek öngördüklerini gösteriyor. Yani Kürtlere kölelik, teslimiyet, imha ve katliamdan başka bir şeyi layık görmediklerini gösteriyor. Bu saldırılar Kürtlerin kökünü kazımaya yönelik saldırılardır. Eğer güçleri yeterse bu katliamları Dêrik, Qamişlo ve diğer Kürtler kentlerinde de gerçekleştirmek isteyecekler. Kobanê ve Efrîn’de de yapmak isterler. YPG güçlerinin direnişi ve halkımızın görkemli sahip çıkışı sonucu Kürdistan’da bu imha planlarının hepsi boşa çıkarılıyor. Onlar da bu kez Arap bölgelerindeki köylerde bu amaçlarını gerçekleştirmek istiyorlar. Kırılmalarını, darbelenmelerini, yenilgilerini buradaki katliamlarla saklamaya çalışıyorlar.

YPG olarak saldırılar karşısındaki tutumunuz nedir?

YPG olarak daha önceki açıklamamızda da dile getirdiğimiz gibi Til Aran ve Til Hasil’daki Kürtlere yönelik geliştirilen saldırıları Kürt halkı ve Kürt ulusuna dönük saldırılar olarak kabul ediyoruz. Sessiz kalmayacağımızı da söylemiştik.

Bu savaşı Kürt Arap savaşına götürmek isteyen güçler var. Suriye devriminin başından beri Kürt Arap savaşını çıkarmak isteyen güçler vardı. Bu yönlü komplolar geliştiren güçler vardı. Rojava’da Kürt hareketi ve YPG’nin duyarlılığı ile bu aşamaya gelmesinin önünü aldık. Ama İslami örtü altında kendini gizleyen bu kesimler şimdi Kürtlere karşı savaş veriyor. Ve uluslar arası komplocu güçlerin bu amacını adım adım geliştirmek istiyorlar. Yürüttükleri katliamcı politikalar Kürt soykırımını yapma amaçlıdır. Kürtlere karşı bir savaş olarak kabul ediyorlar ve o şekilde yürütüyorlar. Bu bizim kültürümüz değil. Bizim tüm bölgelerimizde yaşayan Araplar var. Dêrik, Qamişlo, Serêkaniyê, Kobanê ve Efrîn gibi yerlerde Araplar var.

Saldırılar dünya kamuoyunda tepki bulmadı. Bu sessizliği neye bağlıyorsunuz?

Bu saldırıların altında derin ve tarihsel bir komplo var. Dünyanın sessiz kalışı, yine Suriye muhalefetinin ve bölge güçlerinin sessizliği bu güçlerin tümünün bu saldırılarda rolleri olduğunu gösteriyor. Onların ortak bir planlarının olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşı sessiz kalınmasının da nedenleri var. Her şeyden önce bu saldırılardan çıkar elde etmeye çalışanlar birçok güç var. Politikalarını uygulamaya çalışanlar var. Suriye muhalefet, Suriye toprakları üzerinde kendisine bir yer bulmak için bunun arkasında. Suriye rejimi de bu savaştan çıkar elde ediyor. Bu savaşın bitmesinden yana değil ve kördüğüme ulaşmasını istiyor. Savaşın  Kürt-Arap savaşına dönüşmesini istiyor. Şu an Suriye’de süren çatışmalar, Kürt-Arap, Sünni-Alevi çatışmalarına dönüştürülerek gelecekteki Suriye’nin fotoğrafını oluşturmaya çalışıyorlar.

Türkiye’nin bu savaştan çıkarları hangi düzeyde?

Rojava’daki çatışmalardan çıkar sağlayan diğer bir güç, hatta başında gelen güç de Türkiye’dir. Kürtlerin bir irade olarak uluslar arası alanda kabul edilmeye başlandığı, yine kendi özerk yönetimlerini oluşturma çalışmalarının başlandığı bir dönemde Türkiye çok açık bir biçimde buna muhalefet etti. Ve bu güçlerin saldırısını organize etmeye başladı. Zaten baştan beri bu gruplara ciddi yardım ve destek sunduğu tarafımızdan biliniyor. Saldıran bu gruplar darbelenip bölgelerimizden çıkarıldıktan sonra Türkiye’ye sığındılar. Türkiye sınır üzerinde bazı girişimlerde bulundu hatta müdahale etme biçiminde tehditler savurmaya başladı.

Kürtlerin özerk yönetimlerini oluşturmayı saldırı gerekçesi yapıyorlar. Rojava’ya yönelik ilk sert tepkiyi Türkiye verdi. Ve en resmi ağızlardan ‘’Suriye’yi parçalıyorsunuz’’ diyerek açıklamalarda bulundular. Şimdi çete grupları da aynı iddia ile saldırdıklarını söylüyorlar. Türkiye ile aynı dili kullanıyorlar. Oysa Türkiye’den de saldıran bu çete gruplarından da daha çok biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Onun için direniyor ve savaşıyoruz. Türkiye amaçlarına ulaşmak için El Kaide gruplarını kullanıyor. Amacı ise Kürtlerin bir irade olmaması, kendi toprakları üzerinde yaşamamasıdır.

Saldırılarda ÖSO güçleri de yer alıyor mu?

Bu saldırılarda Özgür Suriye Ordusu’ndan (ÖSO) bazı gruplar da yer alıyor. Dêrik bölgesindeki saldırılar,  Til Aran ve Til Hasil’daki saldırılarda da ÖSO’nun bazı grupları yer aldı. 313 adında bir tugayı, Ehrar Cezire Tugayı, Cezirê bölgesinde İslamilerin yanında yer alarak Kürt bölgelerine saldırdılar. Kobanê’de ÖSO’nun bazı grupları hem saldırılar içinde yer aldı hem de Mumbiç taraflarında Kürtlere tehditler savurmaya başladı. Sıkıntı ve zorluklar yaşanıyor. Tahrikler, tehditlerle bize karşı yeni bir cephe açmak istiyorlar. Eskiden Liva Tevhid’e bağlı olan bazı gruplar şimdi tamamıyla El Nusra Cephesi’nin yanında yer alıp Til Aran ve Tel Hasil’da katliamlara katılıyorlar. Ne yazık ki içinde Kürtler de var. Til Aran’da bir Kürt ailesi var başka bir aileden intikam almak için ÖSO gruplarını getirip evine yerleştiriyor. Ve saldırı oradan geliştiriliyor. İşte büyük ihanet böyle gelişiyor.
ÖSO’nun Suriye toprakları üzerinde bir iradesi ve hakimiyeti yok. Gerçek ÖSO’nun gücü ve yöneticileri dışarıda. İçeride mücadele verenlerin de çok fazla bağlı oldukları değerler yok. İki şey üzerinde bir araya gelmişler; birincisi hırsızlık yapmak, ikincisi ise İslamiyet adı altında bir araya geldiler. Dışarıdan destek, yardım almak için de kendilerini ÖSO’ya zaman zaman bağlıyorlar. Devrim yapma amacıyla yola çıkan gerçek ÖSO’nun Halep, Rakka ve Hasekê çevresinde ne yazık ki çok fazla etkinliği yok. Onun adını kullananlar var.

ÖSO’yu tutumunu belirlemeye çağırıyoruz. Kürt halkıyla savaşmak istiyorsa kamuoyuna duyursun. Yok eğer istemiyorsa, onun adına bunu yapanlara karşı tutum belirlesin. Oyunlarla, meydana gelen saldırılardan çıkar sağlamaya çalışmakla devrimcilik yapılmaz, devrimci mücadele verilmez.


Kürtler bu saldırıların neresinde yer alıyor. Ve buna karşı Kürt halkı ne yapmalı?

Kürtlere, siyasi iradelerine yönelik katliamlarla saldırılar geliştiriliyor. Ve bu çok geniş bir çerçevede yürütülüyor. Bu amaçla kapsamlı bir kuşatma var. Saldırılarda ne yazık ki Kürt tarafları da var. Üzülerek söylüyorum ama gerçek bu. Bu kuşatma Kürtlerin eline geçirdiği tarihi fırsatı zayıflatma amacıyla, kaçırma, elden çıkarma amacıyla yapılıyor. İhanet pozisyonuna düşme var.

Kürtlere yönelik saldırı gerçekleştiren bu çete gruplarına Türkiye açık bir şekilde destek vermeyi sürdürdü. Yüzlerce çete üyesi Türkiye’den bu bölgelerimize girerek güçlerimize, halkımıza yönelik saldırılar gerçekleştirdi. Yine bu gruplara Türkiye’den silah, cephane, ilaç gönderildi. Yaralılarını götürüp tedavi etti.

Rojava halkına yönelik yardımlar sadece Güney Kürdistan’daki Sêmalka kapısından alınabiliyordu. O kapıyı da bu dönemde kapattılar. Bir yaralı ve hastanın dahi geçirilmesine izin verilmiyor. Hatta yurdışından bize yardım için gelen ambulansların dahi geçişine izin verilmiyor. Savaş bir şey değil, kuşatmaları bir şey değil ama Kürt güçlerinin bu saldırılarda ne biçimde olursa olsun yer alması bizi yaralıyor. Bizi incitiyor. Buna karşı Rojava ve Kürdistan’ın dört bir yanındaki halkımız duyarlı olmalıdır. Yani tüm dünya güçleri kendilerini çete gruplarıyla örgütleyerek, imha etmek üzere üzerine gelirken Kürt güçlerinin bunda yer alması kabul edilir bir şey değil. Güney Kürdistan yönetimi bu kapıyı kapatarak bir biçimde onlardan yana olduğunu gösteriyor. Kürtler bunu kabul etmeyecek. Şimdi diğer sınırlardan destek aldığımız kadar, Güney Kürdistan’dan, kendi ülkemizin sınırından alamıyoruz. Bu, Rojava devrimine karşı tarihi bir suçtur. Bize karşı düşmanca tutum sergileyen ülkelerin bu saldırılara karşı sessiz kalması anlaşılabilir, fakat kardeşlerimiz, Kürtler, Güney Kürdistan Hükümeti de bu uygulamalarıyla saldırıların bir parçası oluyor.

Güney’deki halkımıza çağrımız, bu uygulamalara karşı tutum ve tavır almaları. Rojava halkının yaşadığı acılar, ona yönelik gerçekleşen saldırıları Güney halkımız kabul etmemelidir. Hükümetlerinin bu tutumuna karşı tavrını ortaya koymalı. Yaralılarımızı bile ölümden kurtarmak için ülkemizin o parçasına gönderemiyoruz. Bu nasıl bir uygulama, nasıl Kürtlük, nasıl kardeşliktir? Bu, tüm Kürtler için büyük bir utançtır.


KÜRTLER ZİNCİRLERİ KIRACAK - Özgür Gündem

Rojava’daki son saldırıların büyük bir uluslararası komplonun parçası olduğunu söyleyen YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, dünyanın sesini çıkarmadığı bu büyük oyunu da bozacaklarını, Kürt iradesinin kırılmasına izin vermeyeceklerini söyledi

HER YANDAN KUŞATMA

YPG güçlerinin direnişi ve halkın sahiplenmesi sonucunda planlarını gerçekleştiremeyen çetelerin bu kez ahlaksızca sivil katliamlarına yöneldiğini belirten Hemo, Türkiye ve ÖSO güçlerini bu konuda açık tutum almaya çağırırken, Federe Kürdistan’ı sınır ambargosunu kaldırması için bir kez daha uyardı.


Direniş, planları boşa çıkartıyor

YPG Genel Komutanı Sipan Hemo, Tel Aran ve Tel Hasıl’daki katliamların perde arkasıyla ilgili dikkat çekici bilgiler verdi. İslami çetelerin bir süredir Rojava’ya saldırdığını belirten komutan Hemo, “Güçlerimiz, birliklerimiz bu alanlarda kahramanca direndi, güçlü cevaplar verdi ve birçok yerde saldırıları püskürttü” dedi. “Kendini ne yazık ki İslam adıyla adlandıran bu gruplar bu Mübarek Ramazan ayında diğer taraflarda aldıkları darbelerden dolayı Tel Aran ve Tel Hasıl gibi sivil savunmasız Kürt köylerine saldırıp katliam yaptılar” diyen Hemo, yapılanların savaş ahlakına sığmadığını belirtti.

Kürtler komplo ile karşı karşıya

Hemo konuşmasına şöyle devam etti: “Yapılanlar; çeteci grupların Kürtlere kölelik, teslimiyet, imha ve katliamdan başka bir şeyi layık görmediğini gösteriyor. Eğer güçleri yeterse bu katliamları Derik, Qamışlo ve diğer Kürt kentlerinde de gerçekleştirmek isteyecekler. YPG güçlerinin direnişi ve halkımızın görkemli sahip çıkışı sonucu Kürdistan’da bu imha planlarının hepsi boşa çıkarılıyor.”

Saldırılara karşı dünyanın neden sessiz kaldığını da değerlendiren Hemo, “Bu saldırıların altında derin ve tarihsel bir komplo var. Dünyanın sessiz kalışı, yine Suriye muhalefetinin ve bölge güçlerinin sessizliği bu güçlerin tümünün bu saldırılarda rolleri olduğunu gösteriyor. Onların ortak bir planlarının olduğunu ortaya koyuyor. Tabii bu yeni değil Afrin’e yönelik saldırılarda başladı. Daha sonra diğer Kürt bölgelerine saldırılar ve son olarak Tel Aran ve Tel Hasıl’da katliamlar yaşanmasına rağmen devam eden sessizlik insanlığın körleştirilmeye çalışıldığını gösteriyor.  Suriye rejimi bu savaştan çıkar elde ediyor. Şu an Suriye’de süren çatışmalar, Kürt-Arap, Sünni-Alevi çatışmalarına dönüştürülerek gelecekteki Suriye’nin fotoğrafını oluşturmaya çalışıyorlar.”

Hemo, “Kürtlerin bir irade olarak uluslar arası alanda kabul edilmeye başlandığı, yine kendi özerk yönetimlerini oluşturma çalışmalarının başlandığı bir dönemde Türkiye çok açık bir biçimde buna muhalefet etti. Ve bu güçlerin saldırısını organize etmeye başladı. Türkiye’ninbaştan beri bu gruplara ciddi yardım ve destek sunduğunu biliyoruz. Çeteler bölgelerimizden çıkarıldıktan sonra Türkiye’ye sığındılar” şeklinde değerlendirdi. Derik’teki saldırılarda da Tel Aran ve Tel Hasıl’daki saldırılarda da ÖSO’nun bazı gruplarının yer aldığını ifade eden Hemo, “ÖSO tutumunu belirlesin. Kürt Halkıyla savaşmak istiyorsa kamuoyuna duyursun. İstemiyorsa onun adına bunu yapanlara karşı tutum koysun. Oyunlarla, meydana gelen saldırılardan çıkar sağlamaya çalışmakla devrimcilik yapılmaz, devrimci mücadele verilmez. Eğer Kürt halkına karşı savaşmak da istiyorlarsa bunu kamuoyuna duyursunlar” dedi.


Yüzlerce genç YPG’ye katıldı

El Kaide bağlantılı grupların saldırılarının ardından seferberlik ilan edilmesi üzerine son birkaç günde yüzlerce kişi YPG saflarına katıldı, binlercesi de katılmak için başvuru yaptı. Afrin’e bağlı Cindres ilçesi ile Batı Kürdistan’ın en büyük kenti Qamişlo’da bugün onlarca genç YPG saflarında yerlerini aldı. Cindres’e bağlı Cilme köyünde 7’den 70’e bir katılımdan söz ediliyor. Qamişlo kentine yönelik seferberlik çağrısından sonra Değişim Komitesi üyesi 15 kişi YPG saflarına katıldı. 5 Ağustos günü de Afrin, Til Temir ve Kobani’de 190’ı aşkın kişi YPG’ye katılmıştı.

Güneyli partilerden ‘Rojava’ uyarısı

Federal Kürdistan Bölgesi’nde çok sayıda parti ortak bir açıklama yaparak, Sêmalka sınır kapısının açılmasını istedi. Hewler’deki Hizbî Şûî binasında bir araya gelen siyasi partiler ortak bir basın açıklaması yaptı. Toplantıya KDP, YNK, Kürdistan İslami Birliği, Kürdistan İslami Topluluğu, Kürdistan Emekçiler Partisi (Hizba Zehmetkêşan), Kürdistan Gelecek Partisi, Beyt Nehrin Demokrat Partisi, Kürdistan İşçi ve Rençperler Partisi, Bizûtneweye Demokrata Kurdistan, Bizûtneweya Demokrata Gelê Kurdistan, Kürdistan Kurtuluş Partisi ve Kürdistan Bölgesi Türkmen Aydınlar Derneği katıldı. Ortak açıklamada YPG’nin direnişi selamlanırken, Rojava Devrimi’nin sahiplenilmesi için tüm Kürt ve barışçıl çevrelere çağrı yapıldı, katliam kınandı.

Bir gazetecinin Sêmalka sınır kapısına ilişkin sorusuna yanıt veren KDP Hewler sorumlusu Dr. Aras Xoşnaw, “Suriye’deki karmaşada da birçok düşman tarafın eli var. Karışıklığı Kürdistan Bölgesi’ne de taşıyabilirler. Bu nedenle halkımızın güvenliğini almak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Dünya Kürt katliamına sessiz kalmasın

Rojava’daki katliamlara karşı sessizliği bozan Federal Meclis üyeleri, bir grup Alman parlamenter ve insan hakları savunucusu, saldırıların son bulması için Avrupa Birliği ve Almanya’ya “Harekete geç” çağrısı yaptı. Parlamenterler, Kürtlere saldıran radikal dini grupların Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan tarafından destek görmemesi için bu ülkelere baskı yapılmasını istedi. Parlamenterler ve insan hakları savunucuları şu çağrıyı yaptı: “Türkiye’nin saldırgan politikasını destekleyen Almanya, Türkiye-Suriye sınırına yerleştirdiği patriot füzelerini derhal geri çekmeli.”


4 YPG’linin kimliği açıklandı

YPG, 27-31 Temmuz tarihleri arasında Çilaxa bölgesindeki Girhok Köyü civarında yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden 4 Kürt savaşçının kimliklerini açıkladı. Daha önceki bir açıklamada Girhok Köyü çevresindeki çatışmalarda 6 YPG savaşçısı ile irtibatın koptuğu bildirilmişti. Yeni açıklamada ise, “Hesen ve Eli Şêr isimli savaşçılarımızın hayatını kaybettiği öğrenilmiş ancak diğer dört savaşçı hakkında herhangi bir bilgi alınamamıştı” denildi. Kimlik bilgileri şöyle: 1971 Girkê Legê doğumlu Ebdil Celil Eli, 1984 Girkê Legê doğumlu Seyid Resul, 1992 Badiyan Köyü doğumlu Reşid Hesen, 1993 Derik doğumlu  Rêzan Xelil.

YPG seferberliği büyüttü

Günlerdir halk savunma güçleri Türkiye ve dış güçlerin desteğiyle oluşturulan çetelere karşı başlattığaı seferberliği büyütüyor. Onlarca çetenin öldürüldüğü çatışmalarda, köylerden yüzlerce genç ve yaşlıların YPG saflarına katıldığı bildirildi.

İki köy daha özgür

Kobani’ye bağlı Qanaya köyünün özgürleştirildiği çatışmalar sırasında 20 çete mensubu öldürülürken, El Kaide bağlantılı grupların Girkê Legê bölgesinde YPG’ye ait kontrol noktasına saldırması üzerine çatışma yaşandı ve bir tank imha edildi. El Kaide bağlantılı grupların Kobani’nin 40 km. batısındaki Zormahar Köyü’nde hareketlilik içerisinde olduğu bildirildi. Rojava’nın Girkê Legê bölgesinde de dünde çatışmalar çıktı. Irak-Şam İslam Devleti ile El Nusra Cephesi, Girkê Legê’ye bağlı Yusufiye ve Cinediye köyleri arasındaki YPG kontrol noktasına saldırı düzenledi. YPG güçlerinin saldırı sırasında çetelere ait bir tankın imha edildiği ve onlarca çetenin öldürüldüğü bildirildi. Türkiye ile sınırı olan Til Ebyad kentinin güney batısında bulunan Birkine köyünde çetelere karşı bir operasyon düzenleyen YPG güçleri 2 çete mensubunu öldürdü, bir buldozeri imha etti.

YPG güçleri 5 Ağustos günü Rakka bölgesindeki sınır kenti Til Ebyad’a 10 km mesafedeki Susikê Köyü’nü de çetelerden temizlemiş, iki havan topu ile bir Alman üretimi tüfeğe el koymuştu. En az 4 El Kaide mensubu bu çatışmalarda ölmüştü.


YPG banga herî dawî ya ji bo cehşan kir - Azadiya Welat

Fermandarê Giştî yê YPG’ê Sîpan Hemo got ku kurdên Rojava bi komployeke navneteweyî re rû bi rû ne û di vî alî de di serî de rayedarên Herêma Federal a Kurdistanê û hemû hêzên ku êrîşî gelên Rojava dikin hişyar kir

Fermandarê Giştî yê YPG’ê Sîpan Hemo, diyar kir ku muxalefeta Sûriyeyê ji bo ji xwe re li ser axa Sûriyeyê cihekî zevt bike li pişt êrîşan disekine, rejîma Sûriyeyê jî şer giran dike û dixwaze bigihîje asteke dijwar.

Hemo destnîşan kir ku Tirkiye jî komên çete bi kar tîne û dixwaze pêşî li îradebûyîna kurdan bigire û ev tişt anî ziman: “Gelê kurd bi komployeke navneteweyî re rû bi rû ye. Li hemberî van komkujiyên li ser kurdan tê meşandin bêdengiyek heye û berjewendiya gelek hêzan ji vê heye.”

Fermandarê Giştî yê YPG’ê Sîpan Hemo armanca komkujiyên çeteyan ên li dijî sivîlan, hêzên li pişt komên çete, helwesta hêzên kurd û parçeyên din ên Kurdistanê li dijî êrîşan nirxand.

Hemo, diyar kir ku komên îslamî ev demeke êrîşî Rojava dikin û wiha got: “Ev êrîş hê jî dewam dikin. Hêzên me, yekîneyên me li van qadan bi lehengî li ber xwe dan, bersiveke xurt dan van êrîşan û li gelek deveran ev êrîş ji holê rakirin. Ev komên ku mixabin xwe bi navê îslamê bi nav dikin, di vê meha pîroz a Remezanê de ji ber li qadên din derbên mezin xwarin, li Til Eran û Til Hasilê êrîşî gundên kurdan kirin û li van deran komkujî pêk anîn. Ev gundên mijara gotinê li herêma ereban, li Bab û derdora wê cih digirin. Bi vî rengî gefê li kurdên li Reqa, Cerablûs û Mûmbîçê dixwin. Ev yek nîşane û mikurhatina li têkçûna xwe ya li herêma kurdan e. Nîşan dide ku êrîşên wan ên li herêmên kurdan bê encam mane. Tola derbên giran ên xwarine, ji sivîlan hiltînin. Cihê vê bi tu awayî di nav pîvanên şer de tune ye. Cihê têkçûna exlaqê ye.”

Hemo, destnîşan kir ku divê ev yek baş were zanîn ku komên bi vî rengî li ku dibe bila bibe, firsend têkeve destê wan, ew ê êrîşî kurdan bikin û wiha pêde çû: “Ev êrîşên wan ên li dijî Til Eran û Til Hasilê, nasnasmeyên wan ên rastîn nîşan dan. Nîşan da ku ew ji bo kurdan pêşerojeke çawa dixwazin. Ji kurdan re, ji bilî koletî, teslîmiyet, tunekirin û komkujiyê tiştekî din hêja nabînin. Ev êrîş êrîşên tunekirina koka kurdan e. Ger hêza wan hebûya, dê ev komkujî li Dêrik, Qamişlo û bajarên din ên kurdan pêk anîbana. Xwestin li Kobanê û Efrînê jî vê bikin. Berxwedana hêzên YPG’ê û xwedîderketina bi heybet a gelê me, ev hemû planên tunekirinê yên li Kurdistanê hatin pûçkirin. Wan jî li ser vê yekê berê xwe dan herêmên ereban û dixwazin vê armanca xwe li gundên Til Hasil û Til Eranê pêk bînin. Hewl didin şikestina xwe û têkçûna xwe bi van komkujiyan binixumînin.”

Hemo, bi bîr xist ku di bingeha van êrîşan de komployeke kûr û dîrokî heye û wiha berdewam kir: “Bêdengiya cîhanê, bêdengiya muxalefeta Sûriyeyê û hêzên herêmê nîşan dide ku di van êrîşan de rola van hêzan hemûyan hene. Derdixîne holê ku ev yek planeke wan a hevpar e. Bêguman ev ne nû ye, bi êrîşên li dijî Efrînê re dest pê kir. Dûre berê êrîşên xwe dan herêmên kurdan û herî dawî jî li Til Eran û Til Hasilê komkujî pêk anîn. Bêdengiya li hemberî van hemûyan nîşan dide ku hewl tê dayîn mirovahiyê kor bikin.”

Hemo der barê helwesta muxalefeta Sûriyeyê de jî ev tişt anî ziman: “Bêguman sedemên vê hene. Beriya her tiştî berjewendiyên gelek hêzan di vê de hene. Hin hêz hewl didin ji van êrîşan berjewendiyê bi dest bixin. Hin hewl didin polîtîkayên xwe bi cih bînin. Muxalefeta Sûriyeyê ji bo ji xwe re li ser axa Sûriyeyê cihekî bibîne, li pişt van êrîşan e. Rejîma Sûriyeyê jî di vî şerî de xwedî heman berjewendiyê ye. Naxwaze ev şer qet biqede. Dixwaze veguhere girêkeke kor û di dawiyê de veguhere şerê kurd û ereban. Ji ber ku niha hewl didin şerê li Sûriyeyê veguherîne pevçûnên kurd-ereb, sunî-elewî û dixwaze Sûriyeyeke bi vî rengî ava bikin.”

Hemo, da zanîn ku yek ji hêzên sereke yê di van êrîşan de Tirkiye jî xwedî heman berjewendiyê ye û wiha axivî: “Di demeke ku kurd di qada navneteweyî weke vînekê tên qebûlkirin û hewl tê dayîn rêveberiya xweser bê avakirin de, Tirkiye bi awayekî vekirî muxalefetî vê dike. Dest bi organîzekirina êrîşên van hêzan kir. Jixwe ji destpêkê ve em dizanin Tirkiye alîkariyeke cidî dide van koman. Ev komên ku ji me derbên giran xwarin û ji herêma me hatin derxistin, xwe li Tirkiyeyê girtin. Tirkiyeyê li ser sînor ket nav hin hewldanan, hin gefên destwerdanê jî xwar. Ev komên çete jî bi Tirkiyeyê re heman zimanî bi kar tînin. Tirkiye van hêzan bi kar tîne. Ji bo bigihîje armancên xwe, komên El Qaîdeyê bi kar tîne. Armanc jî ew e ku kurd nebin vîn û li ser axa xwe nejîn. Em ji Tirkiyeyê û ji van komên çete yên êrîş dikin zêdetir, yekparebûna Sûriyeyê diparêzin. Bo wê em şer dikin.”

Li ser guhertina helwesta Artêşa Azad (AA) jî Hemo wiha axivî: “ Dixwazin bi sorkirin û gefan re, li hemberî me eniyeke nû vekin. Komên ku berê bi Lîwa Tevhîd ve girêdayî bûn, niha bi temamî li cem Eniya El Nusra cih digirin û tevli komkujiyên li Til Eran û Til Hasil dibin. Mixabin di nava wan de kurd jî hene. Li Til Eranê malbateke kurd heye û ji bo tolê ji malbateke din hilîne, diçe komên AA’yê tîne dixe mala xwe û êrîş jî ji wir dest pê dike. Xiyaneta mezin bi vî rengî dest pê kir. Ger dixwaze li dijî gelê kurd şer bike, bila ji raya giştî re aşkera bike. Ger naxwaze, hingî divê li hemberî hêzên li ser navê wê şer dike, helwestê nîşan bide. Bi dek û dolaban, bi sûdwergirina ji êrîşan, şoreşgerî nabe, têkoşîna şoreşê nayê meşandin.”
 
‘DERIYÊ XWE JI MIROVAHIYÊ RE GIRTINE'

Hemo li ser helwesta rayedarên Herêma Federal a Kurdistanê jî nêrînên xwe anî ziman. Hemo, helwesta rayedarên herêmê bi tundî rexne kir û axaftina xwe wiha domand: “Di navbera Başûr û Rojava de bi tenê deriyê Sêmalka heye. Ew derî jî di vê demê de girtin. Destûrê nadin ku birîndarek, nexweşek jî derbas bibe. Ambulansên ji derveyî welat ji bo alîkariya me hatine jî, nahêlin derbas bibin. Şer ne tiştek e, dorpêça wan jî ne tiştek e, lê cihgirtina hêzên kurd di nav van êrîşan de me birîndar dike. Me dêşîne. Divê gelê me yê li Rojava û her çar parçeyên Kurdistanê li hemberî vê hişyar bin. Hemû hêzên cîhanê xwe di nav komên çete de birêxistin dikin û ji bo tunekirinê bi ser te de tên, di rewşeke bi vî rengî de cihgirtina kurdan di van êrîşan de nayê qebûlkirin. Rêveberiya Herêmî Federal a Kurdistanê bi girtina deriyê sînor re nîşan dide ku ew bi awayekî ligel van êrîşkaran cih digire.”
Hemo, bi lêv kir ku divê kurd  vê qebûl nekin û wiha dawî li axaftina xwe anî: “Em bang li gelê xwe yê li Başûr dikin ku li hemberî van pêkanînan helwestê nîşan bide. Pêwîst e êş û êrîşên li dijî gelê me yê Rojava, ji aliyê gelê me yê Başûr ve neyê qebûlkirin. Divê li hemberî vê rewşa hikûmeta xwe, helwestê nîşan bidin. Ji bo birîndarên xwe ji mirinê rizgar bikin, em nikarin bişînin wî aliyê welatê xwe. Ev çi pêk anîne, kurdbûyîneke çawa ye, xwişk û biratiyeke çawa ye? Ev ji bo tevahiya kurdan şermeke mezin


YPG: 70 leşkerên rejîmê li gel 2 tangan dîl hatin girtin - ANHA

Fermandariya Giştî ya YPG’ê destnîşan kir ku piştî ku balefirgeha Minix ketiye destê Artêşa Azad baskekî leşkerî yê artêşa Suriyê ku ji nêzî 70 leşkeran pêk tê, bi 2 tangan reviyan û ketine kemîna YPG’ê. YPG’ê destnîşan kir ku piştî pevçûnek dem kurt 70 leşker li gel tangan  dîl hatine girtin.

Fermandariya Giştî ya Yekîneyên Parastina Gel (YPG) derbarê mijarê de daxuyaniyek nivîskî weşand. Di daxuyaniyê de hate diyarkirin ku şevê din di saetên dereng de Balefirgeha Minix ya di navbera Efrîn û Helebê de ku ev demek bû dibin dorpêçkirina Artêşa Azad de bû, ketiye destê Artêşa Azad. Di daxuyaniyê de hate destnîşankirin ku piştî balefirgeh ket, baskekî leşkerî yê artêşa Suriyê ku ji nêzî 70 leşkeran pêk tê, bi 2 tangan dema direviyan ketine kemîna YPG’ê. Di berdewama daxuyaniyê de hate gotin ku piştî pevçûneke dem kurt, 70 leşker li gel herdu tangan dîl hatine girtin.

Di dawiya daxuyaniyê de hate gotin ku leşker hatine girtin û dê li gorî hiqûqa şer û dîlan a navnetewî nêzîkahî bê nîşandan.


Serêkaniyê’de savaşan ve asayişi sağlayan kadınlar - ROJACIWAN

Rojava’da geçen yıl birçok kent ve kasabanın halkın yönetimine geçmesi ardından, Kürtler ilk etapta resmi kurumlarını oluşturmaya başladı. Belediye, güvenlik ve askeri birimlerde kadınlar da görev aldı. YPG ile birlikte hareket eden “Yekîneyên Parastina Jîn-YPJ” adıyla yeni bir askeri örgütlenme oluşturulurken, kent merkezlerinde de yaşanabilecek adli olaylara müdahale etmek ve adaleti sağlamak için de Kadın Asayişi hayata geçirildi. Serêkaniyê asayişinde ve askeri cephelerde yer alan kadınlarla konuştuk.

Rojava’da 19 Temmuz 2012 tarihinde yaşanan ayaklanmanın ardından, birçok kent ve kasaba Halk Savunma birliklerinin eline geçti. Hızla örgütlenen Kürtler, kentlerde yaşayan Arap, Süryani ve Êzidî halklarla birlikte kendi savunma hatlarını oluşturdu. Ardından da kamu kurumlarının görevini yerine getirebilecek oluşumlara gidildi. Belediye, güvenlik ve askeri birlikler oluşturuldu.

Birçok kent ve kasabada oluşturulan bu kurumlardan biri de Kadın Asayiş birimi. Yani kentlerin güvenliğini alan kadın gücü. Serêkaniyê Kadın Asayiş Birimi’nin başında bulunan Leyla Ali, Rojava devrimi sonrasında önce sadece erkeklerden oluşan bir asayiş gücünün hayata geçirildiğini, ancak ihtiyaç duyulduğunun görülmesi sonrasında ise sadece kadınlardan oluşan bir kadın asayiş gücünün oluşturulduğunu söyledi.

İlk kadın asayiş gücünün kurulduğunda bunun yadırgandığını ancak zamanla halkın buna alıştığını kaydeden Ali, “Kadınların nasıl ‘polis’ olarak görev yapabileceklerini merak ediyorlardı. Ancak yaptığımız çalışmaları görünce bizi kabul ettiler. Kadınlardan da asayiş gücü oluşabileceğini ve bunu başarabileceklerini gördüler. Bunları gördükten sonra da asayiş konusunda bizlere yardımcı olmaya başladılar” dedi.

KADIN EVİ İLE BİRLİKTE ORTAK ÇALIŞMA

Şu an Serêkaniyê’de savaş olduğunu ve kadınların da koruma ve savunma konumunda bulunduğunu kaydeden Leyla Ali, “Burada şu an on kadınız. Öncelikle kadınları koruyoruz. Kadınların adli bir sorunu olduğu zaman bu konularla ilgileniyoruz ve gerekli tahkikatımızı yapıyoruz. Herhangi bir eve teftişe gittiğimizde eğer evde kadın varsa biz de diğer asayiş gücüyle birlikte olay yerine gidiyoruz. Genelde eşler arasında kavga yansıyor bize. Tarafları çağırıyoruz. Barışmalarını sağlıyoruz. Eğer bunu çözemezsek, üstümüzde bulunan Kadın Evi’ne gönderiyoruz bu tür vakaları. Kadın evi, kadın asayişiyle ile birlikte hareket ediyor” şeklinde konuştu.

Halkın kendilerini kabullenmesi ardından özellikle kadınlara yönelik adli olaylarda sık sık ihbar aldıklarını ve bunları değerlendirerek gerekli tahkikatları yaptıklarını belirten Ali, “Ciddi asayiş sorunları yaşamıyoruz. Bir kez ihbar geldi bir baba kızını öldürmüştü. Olay yerine gittik, keşif yaptık. Tahkikatı biz yürüttük. Şu an savaş ortamı olduğu için ciddi asayiş sorunları yaşamıyoruz” şeklinde konuştu.

NÂLİN BAHTİYAR: ÇATIŞMALARA ERKEKLERLE BİRLİKTE KATILIYORUZ

Rojava’da kadınlardan oluşturulan bir başka güç ise “Yekîneyên Parastina Jîn-YPJ” yani kadın savunma gücü. Rojava’daki tüm yerleşim birimlerinde bu birim oluşturulmuş ve tamamı kadınlardan oluşuyor. Askeri bir örgütlenme olan YPJ’de yer alan kadınlar zaman zaman cephelere giderek burada çatışmalara da katılıyor.

Yaklaşık iki hafta önce Til Xelef’de konuşlanan El Nusra’ya yönelik baskına katılan Nâlin Bahtiyar, kadın birliği olarak halkı savunduklarını ve gerektiğinde çatışmalara katıldıklarını söyledi.

Til Xelef’de El Nusra karakoluna yapılan baskına 7 kadın olarak katıldıklarını ve El Nusra’nın kendilerini fark etmeleri ardından çatışma çıktığını kaydeden Bahtiyar, “YPJ gücü olarak çatışmalara katıldık. Yaptığımız baskında çıkan çatışmada karşı taraftan ölenler oldu. Biz geri çekilirken ağır silahlarla bize yönelik saldırı yapıldı. Geride savunma gücü içinde yer alan bir erkek arkadaşımız yaşamını yitirdi” dedi.

Çatışma çıktığı zaman YPJ’liler olarak da cepheye gittiklerini belirten Nâlin Bahtiyar, “Şu an birçok kadın arkadaşımız cephede sıcak çatışma bölgelerinde. Şu an bu karakolda 20 kadar kadınız. Çatışma olunca gidiyoruz” şeklinde konuştu.

QAMİŞLO’DAN SERÊKANİYʒYE GELEN KADIN SAVAŞÇI

Serêkaniyê’de cephede savaşan kadınlardan biri de Zozan Cudi. Zozan Cudi 20 yaşında. Qamîşlo’dan Serêkaniyê’ye gelmiş. Halkına yardım etmek için buraya geldiğini kaydeden Zozan Cudi, “Serêkaniyê mıntıkasını çete gruplarından temizlemek için buradayız. Temmuz ayında buraya saldırdılar. Ele geçirmek istiyorlardı. Ama topyekun buna karşı savaştık ve onları çıkarttık buralardan. Topraklarımızı çetelere teslim etmeyiz. Bunlar başka güçlerin oyuncağıdır. Onlar adına saldırılarda bulunuyorlar. Ağır silahlarla bize saldırıyorlar. Ama bunlara cevap veriyoruz. Bu toprak bizim toprağımız, bu vatan bizim vatanımız. Kanımızın son damlasına kadar buradayız. Namusumuz, şerefimiz ve ülkemiz için silahlanmışız” şeklinde konuştu.


Rojava katliamı birçok ilde kınandı - Etkin Haber Ajansı

Şırnak, Cizre, Muş, Hakkari, Dersim, Ağrı başta olmak üzere bir çok ilde yapılan eylemlerle Rojava'da yaşanan katliam kınandı.
 
Şırnak Üniversitesi Cizre Meslek Yüksek Okulu öğrencileri Sanat Sokağı'nda oturma eylemi yaptı. Eylemde "Savaşın bile bir hukuku var, ahlaki bir boyutu var", "Rojava'da katliam var, sessiz kalma" ve "Duydunuz mu? Çocuklar ölüyor" yazılı dövizler açıldı. Saatlerce oturma eylemi yapan öğrenciler, "Yaşasın halkların kardeşliği", "Diren Rojava", "Rojava halkı yalnız değildir" ve "Bijî berxwedana Rojava" sloganlarını attı.

Oturma eyleminin ardından açıklama yapan Ercan Kolanç, Rojava'da yaşanan katliamı kınadı.

CİZRE'DE YARDIM KAMPANYASI

Cizre'de ise YDG-H öncülüğünde Rojava halkı ile dayanışma kampanyası başlatıldı. Mahallelerde dolaşan gençler, emekçilerden Rojava halkları için insani yardım malzemeleri topluyor.

Rojava halklarına gönderilmek için acil olan ihtiyaçlar şunlar: kuru gıda, bakliyat, çocuk maması, çocuk bezi, kadın pedi, her türlü ilk yardım malzemesi, antibiyotik ilaç, enterik vakalar için her türlü ilaç, çocuklar için ağrı kesici- ateş düşürücü ve giyecek.

Yardımlar Nur Mahallesi Belediye Halk ve Taziye Evi'nde toplanacak.

ŞIRNAK'TA DA YARDIM KAMPANYASI

İHD Şırnak Şubesi, Cumhuriyet Meydanı'nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, BDP Şırnak İl Başkanı Baki Katar, Şırnak Belediye Başkan Vekili Faik Saltan, KESK'e bağlı sendikaların yöneticileri de destek verdi.

Burada açıklama yapan İHD Şube Başkanı Mehmet Emin Cengizoğlu, El Kaide bağlantılı El-Nusra Cephesi'nin Kürtlere yönelik gerçekleştirdiği katliamı kınadı.

Cengizoğlu, Türkiye ve diğer ülkeleri, çetelere verdikleri desteği sonlandırmasını ve sınır kapılarının derhal açılmasını istedi. Cengizoğlu, "Türkiye'de devam eden barış ve çözüm sürecinin ilerleyebilmesi bakımından, Rojava ile iyi ilişkiler kurulmalıdır" dedi.

Rojava'ya destek kampanyası başlattıklarını duyuran Cengizoğlu, yardımların İHD, Şırnak Barosu, BDP İl teşkilatı, KESK, EDEV ve KURDİ-DER binalarına ulaştırılabileceğini bildirdi.

ZAP SPOR’DAN DA KATLİAMA TEPKİ

Zap Spor Kulübü de Hakkari Belediyesi önünde açıklama yaptı.

Zap Spor Kulübü Teknik Direktörü Mecit Tekin, Rojava'da kadın, çocuk, yaşlı demeden onlarca kişinin katledildiğini hatırlattı.

Herkesi, katliama karşı sesini yükseltmeye çağıran Tekin, "Kürtlerin, özgürlük ve eşitlik kazanımlarını hazmedemeyen zihniyetler amaçlarına ulaşmayacak. Eninde sonunda Kürt halkı özgürleşecek.

BULANIK'TA HER GÜN 'SESSİZ' EYLEM

Muş'un Bulanık İlçesi'nde, katliamı kınamak için sessiz eylem yapıldı. Bulanık Devlet Hastanesi önünde toplanan kitle oturma eylemi yaptı.

Bulanık halkı bugün de saat 20.30'da Ziraat Bankası önünde olacak.

'ARTIK HER YER ROJAVA'DIR'

BDP Ağrı İl Örgütü, Ağrı Belediyesi İş Merkezi önünde açıklama yaptı.

BDP Ağrı İl Yöneticisi Tekin Alptekin, KCK Genel Başkanı Abdullah Öcalan tarafından başlatılan çözüm sürecinin başarılı olması için herkesin çaba harcaması gerektiğini söyledi. Rojava'da çetelerin AKP'nin desteğiyle Kürt halkına karşı savaş başlattığını belirtti, "Kürt halkına karşı yapılan hunharca saldırıyı kınıyoruz. Tüm bu kirli, katliamcı güçlere diyoruz ki; kirli ellerinizi Rojava'dan çekin. Rojava halkı yalnız değildir. Artık her Kürdün yaşadığı yer Rojava'dır" dedi.

DERSİM'DE ROJAVA HALKI İÇİN MUMLAR YAKILDI

Dersim'de çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü Sanat Sokağı'nda toplanarak Seyit Rıza Parkı'na yürüdü. Yürüyüş boyunca, "Diren Rojava Dersim seninle", "AKP Rojava'dan elini çek", "Yaşasın Rojava direnişi" sloganları atıldı.

Rojava'da yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşunun ardından KESK Dersim Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Gürbüz Solmaz, Rojava'da yaşanan katliama sessiz kalmayacaklarını vurguladı.

HDP Dersim İl Başkanı Fatma Kalsen ise "Rojava'daki kardeşlerimize yönelmiş saldırıların vesayet ortağı AKP hükümetidir" dedi.

Rojava'nın sadece Kürtlerin değil, bölgedeki gericiliğe karşı ezilen tüm halkların demokratik direniş mevzisi haline geldiğini vurgulayan Kalsen, "Artık bugün gericilik tarafından boğulmak istenen Rojava devrimini sahiplenmek halkların demokratik geleceğini ve kendi kaderini tahin hakkını savunmaktır" dedi.

Açıklamanın ardından Seyit Rıza heykelinin önünde Rojava halkı için mumlar yakıldı.

MANİSA'DA YÜZLERCE KİŞİ MEŞALELİ YÜRÜYÜŞ YAPTI

Manisa'da da yüzlerce kişi yürüşüş yaptı.

Kurtuluş Mahallesi'nde toplanan kitle Yılmazlar Mahallesi merkezine meşaleli yürüyüş yaptı. Yürüyüşte, "Her yer direniş, her yer Rojava", "Bijî Serok Apo", "Kürdistan faşizme mezar olacak" sloganları atıldı.


“Sınır Kapıları Rojava’ya Kapalı, El Nusra’ya Açık” - Bianet

İHD, Ceylanpınar’da yaptığı incelemenin ardından hazırladığı raporda, Türkiye’nin Rojava’dan gelenlere kapılarını kapattığını, El Nusra üyelerinin ise Akçakale Sınır Kapısı’ndan geçerek tedavi edildiğini ifade etti.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) “Rojava’da Yaşanan Savaş ve Savaştan Etkilenen Ceylanpınar Halkının Yaşadığı Mağduriyete İlişkin Araştırma&İnceleme Raporu” açıklandı.

İHD Genel Başkan Yardımcısı Serdar Çelebi, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, İHD Urfa Şube Başkanı Cemal Babaoğlu ve İHD Diyarbakır Şube Yöneticisi Muhterem Süren’den oluşan heyet, Suriye’nin Rojava bölgesinde 16 Temmuz’dan bu yana gerçekleşen silahlı çatışmalardan dolayı Urfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki hak ihlallerini araştırdı.

2 Ağustos’ta Ceylanpınar’ı ziyaret eden heyet, Belediye Başkanı İsmail Arslan, CHP İlçe Örgütü, BDP İlçe Örgütü, Esnaf-Sanatkarlar Odası, Tarım İş Sendikası, mahalle muhtarları, vatandaşlar, karşı taraftan atılan kurşunlarla yaşamını yitiren Mehmet Gündüz’ün ailesi ve gazeteciler ile görüştü ve 11 sayfalık bir rapor hazırladı.

Raporda “Rojava’da Yaşananlara İlişkin Tespitler” ve “Ceylanpınar’da Yaşananlara İlişkin Tespitler” şeklinde iki ayrı başlık ve cevap bekleyen sorular yer alıyor.
El Nusra’ya malzeme ve destek iddiası

Rapora göre, Rojava’da şunlar yaşanıyor:

* Rojava'nın Serêkaniyê kentinde 8 Kasım 2012’de başlayan ve uzun süre durgunlaşan olaylar, 16 Temmuz 2013’te El Nusra Cephesi'ne bağlı silahlı bir grubun Mehede Mahallesi'nde YPG güçlerine yönelik saldırısı sonrası tekrar başladı. Şiddetli çatışmalar devam ediyor.

* Serêkanîyê, Til Ebyad, Kobanê, Halep ve bağlı köylerde yoğunlaşan çatışmalarda El Kaide’yle bağlantılı çetelerin özellikle sivillere yönelik saldırılar gerçekleştirmeye başladığı, Til Hasıl ve Til Eran bölgelerinde 300’ün üzerinde sivilin kaçırıldığı, Halep’in bazı mahalle ve köyleri başta olmak üzere bazı bölgelerde sivillere yönelik katliamlar gerçekleştirdiği iddia ediliyor.

* YPG’ye karşı saldırılar gerçekleştiren El Nusra Cephesi’ne yardımların daha çok Türkiye’den gönderildiği, yaralanan El Nusra üyelerinin Türkiye’deki hastanelerde tedavi edildiği, bazı El Nusra üyelerinin Türkiye’deki kamplarda eğitimini tamamladıktan sonra sınırdan tekrar Suriye’ye gönderildiği, El Nusra’ya silah, cephane ve çeşitli lojistik malzemelerin Türkiye üzerinden ulaştırıldığı bölge halkı tarafından en çok dile getirilen iddialar arasında.

* Serêkanîyê kentinin YPG’nin eline geçmesiyle birlikte Türkiye daha önce açık tuttuğu Ceylanpınar Sınır Kapısı’nı kapattı. Sınır kapısındaki askeri karakol boşaltıldı.

* Türkiye’nin yanı sıra Federal Kürdistan Bölgesi’nden Rojava’ya açılan tek sınır kapısı olan Sêmêlka Sınır Kapısı da kapatıldı.

* Türkiye’nin Kürt bölgelerine açılan birçok sınır kapısını kapatması nedeniyle sivil toplum örgütleri tarafından da yapılmak istenen yardımlar, Rojava’ya ulaştırılamadı.

* Serêkanîyê Sınır Kapısı’nın YPG’nin eline geçmesinin ardından çatışmalarda yaralanan El Nusra birliklerinin Akçakale Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptığı ve tedavilerinin buradaki hastanelerde yapıldığı belirlendi.
Sığınmacılar sokakta kaldı

Raporda, Serêkanîyê’ye bitişik olan Ceylanpınar’da yaşananlar da şöyle yer aldı:

* Rojava’nın Serêkanîyê kentinde yaşanan çatışmalar, Ceylanpınar ilçesini direkt olarak etkiledi. Çatışmalarda seken kurşunlar, atılan havan topları ve roketler nedeniyle dört kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı.

* Ceylanpınar’da yaşamını yitiren ve yaralananların ailelerinin zararının giderilmesi noktasında devlet yetkililerinin herhangi bir çalışma yapmadığı ileri sürüldü.

* Sınırda yaşanan gerginlik ve Ceylanpınar’a yansıması, ilçede ve ilde görev yapan yetkililer tarafından çok fazla önemsenmiyor.

* Çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte Ceylanpınar ilçesine sınırın diğer tarafından dört bine yakın sivil insanın sınırı geçtiği, bu insanların herhangi bir çadır kente alınmadığı, bir kısmının ilçede bulunan akrabalarının yanına yerleştikleri, çoğunun da sahipsiz kaldığı ve kendilerine yardım yapılmadığı aktarıldı.


YNK Cejnê li Kurdan bi taybet li Kurdê Rojava dike - Xendan

Bi boneya hatina Cejna Remezan`ê Yekîtî Nîştimanî Kurdistanê (YNK) bi navê sekerterê Giştî yê ê Yekîtî Nîştimanî Kurdistanê (YNK)  Celal Talebanî û Mekteba Siyasî û Civata Serkirdayetiya ê Yekîtî Nîştimanî Kurdistanê (YNK) pîrozbahiyê li gelê Kurd yên 4 parçeyên Kurdistanê` kir.

Di beşek din ya pîrozbahiyê de dibêje: Em hêvîdarin ku ev cejn bibe cejna xweşî û aştiyê û pêkvejiyanê bo cîhanê û bi taybet jibo xwîşk û birayên me yên Rojavayê Kurdistan`ê.

Eve naveroka pîrozbahiyê ye:

Bi boneya hatina Cejna Remezanê ê Yekîtî Nîştimanî Kurdistanê (YNK)  bi navê sekerterê Giştî yê ê Yekîtî Nîştimanî Kurdistanê (YNK)  Celal Talebanî û Mekteba Siyasî û Civata Serkirdayetiya ê Yekîtî Nîştimanî Kurdistanê (YNK)  em germtirîn û ciwantirîn pîrozbahiyê arasteya gelê Kurd yê Musliman li 4 parçeyên Kurdistan`ê û Îraq û Cîhanê dikin û hêvî dikin ku ev cejn bibe cejna xêr û aştî û pêkvejiyanê bi taybet jibo xwîşk û birayên me yên li Rojavayê Kurdistan`ê ku niha jiyana wan di bin gefên dijminên gel û nîştiman de ye, û em hêvîdarin digel hatina cejna Remezan ya pîroz dawî li reşkûjî û hêrişên bo ser gelê me yê Kurd li Rojavayê Kurdistan`ê bê anîn.


Kürdistan Hükümetinden El Nusra’ya uyarı! - Rizgarî Online

Kürdistan Bölge Hükümeti, Rojava bölgesine saldıran Cephet El Nusra’ya Kürdlere yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde sert cevap vereceği mesajını iletti.Dengê Azad com´da yer verilen haberde şunlar kaydedildi:”Kürdistan Bölgesinde yayınlanan Bas gazetesinin kaynak gösterildiği haberde Bölgesel Yönetimin Türkiye aracılığıyla Nusra’ya gönderdiği mesajında Suriyeli Kürtlere yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde Suriye’ye askeri güç gönderilebileceği uyarısında bulundu.

Gazetenin haberine göre Nusra cephesi de bu mesajı aldıktan sonra cevaben Kürdistan Bölgesel Yönetimine cevaben Kürt bölgelerine yönelik saldırının Nusra Cephesi’nin Türkiye içerisindeki yetkililerinin koordinasyonsuzluğu sebebiyle gerçekleştiğini ve kendilerinin de bu saldırılara karşı olduklarını söylendiği bildirildi.

Ulaşan haberlere göre el-Kaide bağlantılı grupların saldırılarında şimdiye kadar 450 Kürt hayatını kaybetti.

Kürdistan Bölge Hükümeti Peşmerge Bakanı Yardımcısı Enver Hacı Osman’da, 8 Peşmerge birliğinin Suriye sınırında bulunduğuna dikkat çekerek Suriyeli Kürt liderlerin kabul etmesi durumunda bu güçleri Suriye’ye göndermeye hazır olduklarını açıkladı.”


Hikûmeta herêma Kurdistanê hoşdarîyeke tund dide Cebhet Elnusre - Peyamner

Hikûmeta herêma Kurdistanê di peyameke tunde de hoşdarî daye Cebhet Elnuse balê Elqaîde li Surîyê û daxwaz jê kiriye, ku dest ji êrişên bo ser deverên Kurdî yên Surîyê û Rojavayê Kurdistanê berde.

Li gor nûçeyeka ji heftenameya Bas a herêma Kurdistanê ve, hikûmeta herêma Kurdistanê piştî alozbûna rewşa Rojavayê Kurdistanê û şer û pevçûnên dijawr di navbera hêzên grûpên tundrewên îslamî yên weke Cebhet Elnusre û Dewleta Îslamîya Iraq û Şamê li alîyekê û hêzên Yekîneyên Parastina Gel û çekdarên Cebhet El-Ekrad de, bi rêya Turkiyeyê ve peyameke tund bo Cebhet Elnusre şandîye û bi tundî hoşdarî daye evê grûpa tundrew ku dest ji êrişln xwe bo ser nawçeyên Rojavayê Kurdistanê û deverên kurdîyên Surîyê berde.

Heftenameya Bas di raporta xwe de daye xuyakirin, ku di peyama hikûmeta herêma Kurdistanê ya bo Cebhet Elnusre de amaje bi ewê çendê hatiye kirin ku serokatîya herêma Kurdistanê li hember evê reşwa niha bêdeng nabe.

Li gor evê raportê, berpirsên Cebhet Elnusre di bersiva evê peyama hikûmeta herêma Kurdistanê de, destnebûna xwe di kirdar û êrişên evê dawîyê de ragihandiye û daye xuyakirin ku ji ber ewê ku serkirdayetîya wan di nava xaka Turkiyeyê pert û bilawe, ew tûşî rewşeke weke niha hatine û ew li gel ewan êrişên bo ser gelê Kurd nînin.

Heftenameya Bas ragihandiye, ku peyama hikûmeta herêma Kurdistanê bi rêya çend kanalên Turkiyeyê ve gihîjtiye destê berpirsên grûpa tundrew û terorîstîya Cebhet Elnusre. Li gor evê nûçeyê, di peyamê de bi kar anîna hêz ji alîyê hikûmeta herêma Kurdistanê ve weke egerekê hatiye, heger êrişên Cebhet Elnusre bo ser Kurdên Surî berdewam bin.

Her di evê bareyê de Enwer Hacî Osman birîkarê wezareta pêşmerge ragihandiye, ku lîwaya 8 a hêza peya ya hêza pêşmerge li ser sînorê navbera herêma Kurdistanê û Rojavayê Kurdistanê ye û biryara serkirdayetîya siyasîya herêma Kurdistanê cîbicî dike heger pêywîst bike.



Rûsya: Li bakurê Sûriyê komkujî dijî kurdan hatiye kirin - Rûdaw

Wezîrê derve yê Rûsiyayê Sergui Lavrov ragihand ku şerê terorê li Sûriyê pirr girîng e û bal kişand ser komkujiya ku grûbên Îslamî yên radîkal ên li dijî kurdan kirine.

Li gor zanyariyên Lavrov, di komkujiya dijî kurdan de 450 kes, di nav de 100 zarok, bûne qurbanî.

Wezîrê derve yê Rûsya bang li herdu aliyên hikûmet û opozisyona Sûriyê kir ku bi hev re terorîstan ji nav xaka Sûriyê derbixin.

Sergui Lavrov li bajarê Roma yê Îtalyayê di kongreyeke çapemeniyê de ligel hevkara xwe ya Îtalya, tekez kir ku divê herî zû kongreya
Cenevre 2 were lidarxistin.

Derbarê çarenivîsa serokê Sûriyê Beşar Esed de, Lavrov diyar kir ku gellek caran gotiye Esed ne dostê wan e û ya herî girîng ji bo wan ew e ku Sûriye nebe asêgeheke terorê.

Wezîra derve ya Îtalya, Emma Bonino jî destnîşan kir ku herdu aliyan di hevdîtina xwe de tekez kirine ku tu çareseriya leşkerî ji krîza Sûriyê re tune ye û divê çareserî dîplomasî be.


Rojava’ya destek eylemleri büyüyor - Kurdistan Post.eu

Kuzey Kürdistan’da El Kaide’ye bağlı çetelerin Rojava’da sivillere karşı saldırılarına tepki ile birlikte Rojava halkına destek eylemleri büyüyor. Şırnak, Cizre, Muş, Bulanık, Hakkari, Dersim, Ağrı gibi pek çok merkezde gerçekleştirilen meşaleli yürüyüş, oturma eylemleri ile kitlesel basın açıklamalarında, Türkiye’nin çetelere verdiği desteğe son vermesi istenerek, Rojava halkı ile dayanışma çağrıları yapıldı.

El Kaide’ye bağlı Irak-Şam İslam Devleti / El Nusra Cephesi ile Özgür Suriye Ordusu’na bağlı çetelerin Rojava’ya yönelik başlatmış oldukları saldırılara karşı tepki ile Rojava halkının direnişine destek eylemleri büyüyor. Kuzey Kürdistan ile Türkiye’nin birçok kentinde gerçekleştirilen eylemlerde sivillere karşı yapılan katliamlar şiddetle kınanırken, Rojava halkının yalnız olmadığı mesajı verildi.

CİZRE’DE ÖĞRENCİLER OTURMA EYLEMİ YAPTI

Rojava'da yaşanan katliam ve saldırılara tepki göstermek ve Rojava halkı ile dayanışma amacıyla Şırnak Üniversitesi Cizre Meslek Yüksek Okulu öğrencileri Sanat Sokağı'nda oturma eylemi gerçekleştirdi. Akşam saat 21.00 sularında başlatılan oturma eylemine çok sayıda öğrenci katılırken, eylemde "Savaşın bile bir hukuku var, ahlaki bir boyutu var", "Rojava'da katliam var, sessiz kalma" ve "Duydunuz mu? Çocuklar ölüyor" yazılı dövizler taşındı. Saatlerce süren oturma eylemi sırasında gençler sık sık, "Yaşasın halkların kardeşliği", "Diren Rojava", "Rojava halkı yalnız değildir" ve "Bijî berxwedana Rojava" sloganları attı. Polis tarafından eylemin yapıldığı alanda akrep tipi zırhlı araç ve TOMA'larla önlemler alınırken, saatler süren oturma eyleminin ardından basın açıklaması yapıldı.

Öğrenciler adına konuşan Ercan Kolanç, Rojava'da "cihatçı"ların Kürt halkı üzerinde uyguladığı katliam politikasını lanetlemek ve deşifre etmek için oturma eylemini gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Rojava'daki kanlı oyunu deşifre edeceklerinin altını çizen Kolanç, geçmişte olduğu gibi bugün de kanlı oyunların karşısında olacaklarını, bu eylemi katledilen Kürt kadını, çocuğu, yaşlısı, yediden yetmişe herkes için gerçekleştirdiklerini belirterek, bu kanlı oyunları lanetlediklerini vurguladı. Açıklamanın ardından Rojava'da katledilen Kürtler için saygı duruşunda bulunuldu. Oturma eylemi iki saatlik bekleyişin ardından sona erdi.

YDG-H YARDIM TOPLUYOR

Cizre'de YDG-H öncülüğünde Rojava halkı için dayanışma kampanyası başlatıldı. İki gün önce başlatılan kampanya çerçevesinde mahallelerde dolaşan gençler, Rojava halkı için malzeme topluyor. Şu ana kadar tonlarca gıda ve yaşam malzemesi toplandı. Kampanya yürütücüleri, kampanyalarına destek sunmak isteyenlerin özellikle kuru gıda, bakliyat, çocuk maması, çocuk bezi, kadın ihtiyaçları, her türlü ilk yardım malzemesi, antibiyotik ilaç, enterik vakalar için her türlü ilaç, çocuklar için ağrı kesici-ateş düşürücü ve giyecek getirmesini istedi. Nur Mahallesi Belediye Halk ve Taziye Evi'nde toplanacak malzemelerin kısa bir süre sonra araçlarla Rojava halkına gönderileceği kaydedildi.

ŞIRNAK’TA İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINDAN PROTESTO VE YARDIM ÇAĞRISI

İHD Şırnak Şubesi, Rojava'da Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen katliamları protesto etmek için Cumhuriyet Meydanı'nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda kişinin yanı sıra BDP Şırnak İl Başkanı Baki Katar, Şırnak Belediye BaşkanVekili Faik Saltan, KESK'e bağlı sendika temsilcileri de katıldı. Katliama dönük tepkiler atılan "Bijî berxwedana Rojava" sloganları ile protesto edildiği eyleminde Şırnak İHD Şubesi Başkanı Mehmet Emin Cengizoğlu tarafından hazırlanan basın metni okundu.
Suriye'de devam eden iç savaşta Türkiye gibi çeşitli ülkelerin desteğini alan Suriye muhalefetinin radikal dinci örgütlerin, Kürtlere yönelik saldırılarının bir dizi vahşi katliamlara sebep olduğunu ifade eden Cengizoğlu, "El Kaide bağlantılı El-Nusra Cephesi ve bunun gibi çeteci örgütlerin Kürtlere yönelik yaptıkları kınıyoruz. Kürt halkı ve birlikte yaşayan diğer halkların Suriye'deki özgürlük mücadelesini boğmaya çalışan bu gerici yapıları lanetliyoruz" dedi. Türkiye ve diğer ülkelerin kökten dinci yapılara desteklerine son vermeleri çağrısında bulunan Cengizoğlu, Rojava ile olan sınır kapılarının derhal açılmasını istedi. Cengizoğlu, "Türkiye'de devam eden barış ve çözüm sürecinin ilerleyebilmesi bakımından, Rojava ile iyi ilişkiler kurulmalıdır" dedi.
Cengizoğlu, Rojava'ya destek olmak için başlatmış oldukları yardım kampanyasına için halkın desteğini beklediklerini de ifade ederek, yardımları İHD, Baro, BDP İl teşkilatı, KESK, EDEV ve KURDİ-DER binalarına getirmeleri duyurusunu yaptı.

ZAP SPOR’DAN DA KATLİAMA TEPKİ

Zap Spor Kulübü, Rojava'da yaşanan katliamlara ilişkin basın açıklaması yaptı. Hakkari Belediyesi önünde yapılan açıklamaya, kulüp yöneticileri ve üyelerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Kulüp adına açıklama yapan Zap Spor Kulübü Teknik Direktörü Mecit Tekin, son günlerde Rojava'da bazı çetelerin İslam adını kullanarak Kürtlere yönelik çoluk, çocuk, yaşlı, kadın demeden saldırılar gerçekleştirdiğini belirtti. Tekin, "Buradan gözü dönmüş çetelere, onlara fetva veren sahte din adamlarına ve onları destekleyen diğer çevrelere çağrıda bulunuyoruz; Kuran-ı Kerim'in hangi ayeti ya da hangi suresinde insan katliamına, günahsız çocukların kafalarının kesilmesine izin verilmiş söyler misiniz?" diyerek tepki gösterdi.

Kimsenin yaşanan katliamların karşısında sessiz kalmaması gerektiğini belirten Tekin, kendine "insanım" diyen herkesin Rojava'da yaşanan katliamlara sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Tekin, "Kürtlerin, özgürlük ve eşitlik kazanımlarını hazmedemeyen zihniyetler amaçlarına ulaşmayacaktır. Eninde sonunda Kürt halkı özgürleşecektir. Bilinmeli ki, halkın özgürlük ve eşitlik mücadelesine saldırının İslamiyet'te yeri yoktur. Herkesin Rojava halkının yanında olması gerektiği gibi, bizler de Zap Spor Kulübü olarak Rojava halkının yanında olacağız" dedi. Açıklamasının sonunda Kürt siyasetçi İsa Huso'nun katledilmesine değinen Tekin, "Kürt siyasetçi İsa Huso'yu ve Rojava'daki Kürtlere yapılan hain saldırıları nefretle kınıyor, İsa Huso ve yaşamını yitiren diğer kardeşlerimize Allah'tan rahmet yakınlarına ve tüm Kürt halkına başsağlığı diliyoruz" dedi.

MUŞ’TA İFTAR YEMEĞİNDE ÇETELERE LANET YAĞDIRILDI

BDP Muş İl Örgütü tarafından Yeşilyurt Mahallesi'nde kurulan iftar çadırında Rojava'da Kürtlere yönelik katliam yapan çetelere lanet yağdırıldı. Ramazan ayı boyunca iftar yemeğinin dağıtıldığı çadırda, düzenlenen programa, yüzlerce kişiyanı sıra, BDP Muş İl Başkanı Naif Erol, BDP'li yöneticiler ile Muş İl Genel Meclis üyeleri katıldı. İftar öncesi Rojava'da yapılan katliamda yaşamını yitiren için mevlit okutuldu. Mevlidin ardından konuşan BDP Muş İl Başkanı Naif Erol, Rojava'da sivil ve savunmasız Kürtlere yapılan saldırıları kınadıklarını belirterek, İslam maskesi altında gençleri kandırarak katliama yol açan El Kaide'ye bağlı çetecilerin yapmış olduğu vahşetin Kürt halkı tarafından karşılıksız kalmayacağını söyledi. Erol, "İslam dinini kullanarak camilerde 'Kürt halkının malı, canı, ırzı sizlere helaldir' diyen sahte imamların, onların bağlantılı oldukları sistemin, Rojava'ya yönelik tüm çabaları Kürt halkı tarafından boşa çıkarılacaktır. Rojava'da çetecilere karşı direnen Kürt halkının onurlu mücadelesini selamlıyoruz. Kuzeydeki Kürtler olarak onların sonuna kadar destekçisiyiz" diye ifade etti.

BULANIK’TA OTURMA EYLEMİ

Muş'un Bulanık ilçesinde Rojava katliamını protesto etmek amacıyla dün başlatılan sessiz eylemine Devlet Hastanesi önünde devam edildi. Bulanıklı gençlerin biraraya gelerek iki saat boyunca düzenledikleri eylemde, "Rojava halkı yalnız değildir", "Bijî berxwedana YPG" sloganları atıldı. Her gün yapılacağı belirtilen oturma eyleminin bu akşam da saat 20.30'da Ziraat Bankası önünde gerçekleştirileceği öğrenildi.

AĞRI'DA KİTLESEL BASIN AÇIKLAMASI

BDP Ağrı il Örgütü tarafından Rojava'ya yönelik saldırılara ilişkin kitlesel basın açıklaması düzenledi. Ağrı Belediyesi İş Merkezi önünde yapılan açıklamaya aralarında BDP Ağrı İl Başkanı Halef Keklik, Patnos Belediye Başkanı Mahmut Yıldız, BDP İl ve İlçe örgütü yöneticileri, sivil toplum örgütü temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. "Kurşun yemek orucu bozar mı", "Rojava katliamına sessiz kalma" , "Önderliğin sağlığı sağlımızdır" dövizlerinin açıldığı açıklamada sık sık "Bijî serok Apo" sloganları atıldı. Açıklamayı okuyan BDP Ağrı İl Yöneticisi Tekin Alptekin, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan çözüm sürecinin tüm dünya tarafından olumlu karşılandığına dikkat çekerek, olumlu atmosferin barışa evirilmesinin herkesin görevi olduğunu söyledi. Çözüm sürecinin mimarının tecrit altında olduğuna dikkat çeken Alptekin, uygulamanın çözüm sürecinin ruhuna aykırı olduğunu ifade etti. Alptekin, "Eğer bugün bu ülkede kan ve gözyaşı akmıyorsa, Türkiye barış ortamında ise, bu Sayın Öcalan'ın eseridir. Ancak hükümeti Sayın Öcalan'ın sağlığı konusunda duyarlı olmaya çağırıyoruz " dedi.

Alptekin, devamında Rojava'da çeteci gruplar tarafından halka dönük gerçekleşen saldırılara da değindi. Rojavada AKP destekli çetelerin Kürt halkına karşı savaş başlattığını dile getiren Alptekin, "Kürt halkına karşı yapılan hunharca saldırıyı kınıyoruz. Tüm bu kirli katliamcı güçlere diyoruz ki, kirli ellerinizi Rojava'dan çekin. Rojava halkı yalnız değildir. Artık her Kürdün yaşadığı yer Rojava'dır " dedi.

Yapılan açıklamanın ardından partililer, sloganlar atarak dağıldı.

DERSİM’DE YÜRÜYÜŞ YAPILARAK MUMLAR YAKILDI

Dersim'de siyasi parti ve STK'ler öncülüğünde Rojava'da yaşanan katliamı protesto etmek amacıyla Sanat Sokağı'ndan Seyit Rıza Parkı'na yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşte, "Diren Rojava Dersim seninle", "AKP Rojava'dan elini çek", "Yaşasın Rojava direnişi" sloganları atıldı. Seyit Rıza Parkı'nda yürüyüşlerini sonlandıran Dersimliler, Rojava'da yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

Burada konuşan KESK Dersim Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Gürbüz Solmaz, Türkiye'den her türlü askeri, siyasi, ekonomik desteği bulan başta El Nusra çeteleri olmak üzere radikal dinci çetelerin Rojava'daki sivil insanları katlettiğini belirterek, çetelerin alçakça Rojava halkına saldırdığını söyledi. Solmaz, Rojava'da yaşanan katliama sessiz kalmayacaklarını dile getirdi.

Ardından konuşan HDP Dersim İl Başkanı Fatma Kalsen ise Rojava'daki katliamların kendilerini demokrasinin beşiği olarak gösteren Avrupa ve ABD tarafından sessizlikle gerçekleştirildiğini belirterek, AKP'nin desteklediği çeteci grupların sınırdan elini kollunu sallayarak dolaştığını söyledi. "Rojava'daki kardeşlerimize yönelmiş saldırıların vesayet ortağı AKP hükümetidir" diyen Kalsen, şöyle devam etti: "Rojava sadece Kürtlerin değil, bölge gericiliklerine karşı ezilen bütün halkların demokratik direniş mevzisi haline gelmiştir. Artık bugün gericilik tarafından boğulmak istenen Rojava devrimini sahiplenmek halkların demokratik geleceğini ve kendi kaderini tahin hakkını savunmaktır."

Konuşmaların ardından Seyit Rıza heykelinin önünde Rojava halkı için mum yakıldıktan sonra, eylem sona erdi.

MANİSA’DA MEŞALELİ YÜRÜYÜŞ

Manisa'nın Saruhanlı ilçesi Kurtuluş Mahallesi Açık Düğün Salonu önünde biraraya gelen yüzlerce kişi, Yılmazlar Mahallesi merkezine kadar meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş boyunca kitle sık sık, "Her yer direniş, her yer Rojava", "Bijî Serok Apo", "Kürdistan faşizme mezar olacak", "Çeteler şaşırma Rojava'ya taşırma" sloganları attı. Yürüyüşün ardından konuşan BDP Saruhanlı İlçe Başkanı Ahmet Ertaş, çetelerin Türkiye'de istedikleri gibi hareket ettiklerine, yaralılarının da Türkiye'deki hastanelerde tedavi edildiğine dikkat çekerek, "Tek yönlü Kürt düşmanlığının yürütüldüğü bir süreç yaşıyoruz" dedi. Kürtlere karşı ittifakın ve sessizliğin olduğunu söyleyen Ertaş, "Dünya kamuoyunda ve içerde artık biz buna yeter demek istiyoruz. Gerçek İslam'da katletmek, tecavüz etmek, el uzatmak, taciz etmek haramdır. İslam'ın ardına sığınarak Kürdistan'da, Türkiye'de camilerde ve cemaat evlerinde Kürt gençlerini kandırarak çatışmalara göndermek İslam değildir" dedi.

BDP Manisa İl Başkanı Kerem Taylan ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan öncülüğünde başlatılan demokratik çözüm sürecinin önüne AKP tarafından engeller konulduğunu ifade ederek,” Kürtler ne kadar barışa hazırlarsa da Kürtlere barış sürecinin önünü açmazsalar, demokratik siyaset haklarını tanımazlarsa, Kürtler de karar verme iradesine sahiptir. Bunu herkes bu şekilde bilsin” diye konuştu.

Açıklamanın ardından tekrar Kurtuluş Mahallesi'ne doğru yürüyüşe geçen kitle sloganlar eşliğinde eylemi sonlandırdı.


Eminkî: Daxuyaniya Bayik xizmetê ji yekîtiyê re - AvestaKurd

Berdevkê Partiya Demokrata Kurdistanê (PDK) bersiva gotara hevserokê Koma Civakên Kurdistanê (KCK) Cemîl Bayik a derbarê girtina sînorê navbera başûr û rojavayê Kurdistanê de nivîsîbû da. Êmînkî di vê derbarê de wiha got: “Tometên Cemîl Bayik ên li dijî partiya me, bê bingeh û bê nirx in.”
 
Hevserokê Koma Civakên Kurdistanê (KCK) Cemîl Bayik di gotarekê de êrişî Partiya Demokrata Kurdistanê (PDK) kir û wiha got: “Li dijî rojavayê Kurdistanê planek heye û PDK jî bi girtina sînor dibe parçeyek ji wê planê.”

Cemîl Bayik di gotara xwe ya ji bo rojnameya Azadiya Welat de wiha dibêje: “Êrîşên li Rojava ji bo her kesî ezmûneke. Ger ku dorpêçkirin û ambargoya li ser Rojava bidome wê demê pirsa PDK li ku dera vê komplo û dorpêçê ye bêhtir bê pirsîn. Di van rojên ku Kongreya Neteweyî di rojevê de ye, tu ravekirina helwesetek bi vî rengî tune ye”

Berdevkê PDKê Cafer Êmînkî di daxuyaniyek ji bo malpera fermî ya partiya xwe de wiha dibêje: “Ew tometên ku birêz Cemîl Bayik li dijî partiya me belav kirî, tometên bê bingeh û bê nirxin. Bi ti awayî xizmeta tevger û doza kurd a li Kurdistana Rojava nake.”

Cafer Êmînkî wiha dirêjî da axaftinên xwe: “Pêwîstbû ew rêzdarê ku serkirdayetiya rêxistinekê dike, li cihê dirûstkirina tomet û gotinên bi vî awayî yên li dijî partiya me, ji bo yekrêzî û yekbûna hemû aliyên siyasî yên Kurdistana Rojava bikira. Herwiha bi awayekî cidîtir kar ji bo bidestxistina armanca Kurdistanî û neteweyî kiriban, neku bi vî awayî dest bi tometên li dijî PDKê bikira. Di demek ku em ji bo yekrêzî, tebayî û lidarxistina bingehê gihiştina bi mafê neteweyî û demokrasiya kurd li vê beşa Kurdistanê didîn.”

Berdevkê PDKê Cafer Êmînkî wiha dibêje: “Ji bo hemû aliyekê vekirî û eşkereye ku serok Barzanî û partiya me çi rolekî giring û dîrokî ji bo alîkariya siyasî, aborî, mirovî û dîplomasî ya ji bo pêşxistin û serkeftina doza kurd li vê beşa Kurdistanê


Özgür-Der’den El Nusra çetelerine destek! – Özgür Gündem

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, Serekaniye’de saldırı başlatarak Halep’in iki köyünde 70 Kürt köylüsünü katliamdan geçiren El Nusra Cephesi çetelerine destek vererek, çatışmalardan PYD/YPG’yi sorumlu tuttu. Kaya, bununla da yetinmeyerek, katliamı dile getirenleri,  “katliamcı, despot ve ırkçı” olmakla suçladı.

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, yaptığı yazılı bir açıklama ile Rojava’da saldırılar başlatarak katliamlar gerçekleştiren El Kaideli çeteci gruplara sahip çıktı. Bununla da yetinmeyen Kaya, savaştan PYD ve YPG’i sorumlu tutarak, “PYD/YPG Kürt halkının değil, Esed rejimiyle işbirliğine hevesli Kürt milliyetçilerin temsilcisidir” şeklinde çirkin iftiralarda bulundu.

El Nusra çetecilerinin Halep’in Til Arin ve Til Hasil’de 31 ile Temmuz ile 1 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirdiği, 70 Kürt köylüsünün öldürüldüğü katliam ile yüzlercesinin kaçırılmasını görmezden gelen Özgür-Der Başkanı Rıdvan Kaya, katliamdan bahsedenleri ise “katliamcı, despot ve ırkçı” olmakla suçladı.

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, açıklamaları ile El Kaideli Irak-Şam İslam Devleti / El Nusra Cephesi çetelerinin Rojava’ya yönelik yapmış oldukları saldırı ve katliamları savunmakla kalmayıp, buna karşı mücadele veren Rojava halkı ile PYD/YPG’ye yönelik çirkin iftiralarda bulunmasının Kürt İslami çevrelerce büyük bir tepkiyle karşılanması bekleniyor.


Kürt Ergenekon’u araştırılsın – Hürriyet

BDP, Diyarbakır milletvekili Altan Tan, Kürt Ergenekonu ve bölgedeki cinayetlerle ilgili TBMM araştırılması açılması için önerge verdi.

Tan, Meclis Başkanlığı’na verdiği önergenin gerekçesinde, Ergenekon terör örgütünün Güneydoğu Anadolu’daki adının JİTEM olduğunu iddia etti. Ergenekon soruşturmasında bölgede de çeşitli kazılar yapıldığı ve faili meçhul cinayetlerin yeniden gündeme geldiği anlatılan gerekçede, “Devlet yetkilileri, birçok kez Ergenekon örgütünün Kürt siyaseti içinde uzantıları olduğunu iddia etmiştir” ifadesi kullanıldı. Tan, iddiaların önemli olduğunu ve araştırılması gerektiğini bildirdi.            


Büyükşehirlerdeki askeri birliklerin taşınacağı 5 il - Bugün

Büyükşehirlerden taşınacağı açıklanan askeri birlikler Yozgat, Bayburt, Kırşehir, Nevşehir ve Gümüşhane'ye taşınacak.

Büyükşehirlerden taşınacağı açıklanan birlikler Yozgat, Bayburt, Kırşehir, Nevşehir ve Gümüşhane'ye gidecek. Böylece Anadolu şehirlerinde hizmet sektörü gelişecek, işsizlik azalacak ve metropol kentlere göçün önüne geçilecek. Askerî birliklerin büyükşehirlerden nüfusu az şehirlere kaydırılması çalışmalarında sona gelindi. Genelkurmay Başkanlığı'nın teknik hazırlığını yaptığı plana göre; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya gibi büyükşehirlerdeki stratejik önemde olmayan birlikler, nüfusu az, gelişmişlik seviyesi düşük şehirlere taşınacak. Kısa ve orta vadede askeri birlikler büyükşehirlerden kaydırılacak. Uzun vadede ise büyük ölçekteki acemi-usta birlikleri de büyükşehirlerden taşınacak. Büyükşehirlerde sadece komutanlıklar ve stratejik savunma kriterleri olan birlikler kalacak. Askeri birliklerin büyükşehirlerden taşınmasında kazan-kazan tavrı hakim olacak. Büyükşehirler kalabalıktan ve trafikten kurtulmuş olacak. Küçük ise şehirlere bu taşınma ile birlikte ekonomik bir canlılık gelecek. Askeri birliklerin yer değiştirmesiyle sanayi ve turizm geliri olmayan Anadolu şehirlerinde hizmet sektörü gelişecek. Böylece işsizlik azalacak ve metropol kentlere göçün önüne geçilecek. Askeri birlikler öncelikle nüfusu 100 binin altındaki illere ya da gelişmişlik seviyesi düşük şehirlere kaydırılacak. Artvin, Karaman, Karabük, Çankırı, Iğdır, Bitlis, Bingöl, Muş, Sinop, Bartın ve Uşak gibi gelişmekte olan küçük Anadolu şehirlerinin de tercih edilecek iller arasında yer alacak.

Taşınacak birlikler

Ankara Etimesgut'taki Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı, Batıkent'teki Jandarma Okullar Komutanlığı, Mamak'taki Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri Okul Eğitim Merkez Komutanlığı, İstanbul Küçükyalı'daki İkmal Maliye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı ile Tuzla'daki piyade okul Komutanlığı'nın taşınacak birlikler arasında olması bekleniyor. İzmir'de de Narlıdere'de istihkam okulu Er Eğitim Alayı, Bornova'da 10'uncu Jandarma Er Eğitim Alay Komutanlığı, Seferhisar'daki Jandarma Muhabere Er Eğitim Tabur Komutanlığı, Foça'daki Jandarma Komando Er Eğitim Alayı ve Gaziemir'deki Ulaştırma Personel Okulu Ve Eğitim Merkez Komutanlığı'nın taşınması öngörülüyor.


Ya bize vurulan darbe – Evrensel

Ergenekon davasında açıklanan karar, Hükümet tarafından olumlu karşılanırken, “faili meçhul” bırakılan cinayetlerin mağdurları, “ya bize indirilen darbeler” diyor.

Ergenekon davasına müdahillik için başvuruda bulunan fakat reddedilen 1992’de öldürülen Kürt yazar Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, gazetemize konuştu. Davada ismi geçenlerin çoğunun Kürdistan’daki kirli savaşta yer aldığını belirterek, davanın Fırat’ın doğusuna inmediğini hatırlatarak, “Karar bizi tatmin etmedi” dedi.

FIRAT’IN DOĞUSU YOK!

JİTEM davası iddianamesinde bunların ifade edildiğini anlatan Dicle Anter, “Dava başladığında da söylemiştim. Fırat’ın doğusuna dair bir şey yok diye.Yaşadığımız olaylara bakınca Kürtlere karşı suçlar olunca herkes hem fikir oluyor. Ergenekon’daki iddianamede Kürdistan’da işlenen suçlara dair herhangi bir şey yer almadı” dedi.
Hükümetin davayı bir hukuk davası olarak değil, siyasi dava olarak gördüğü sonucu çıktığına dikkat çeken Anter, “28 Şubat mağduru olma durumunu devam ettiriyor. Asıl acı çekenlerin durumuna dair bir şey yok. Kararı bizi tatmin etmedi” dedi.

Rojava’daki gelişmelere de değinen Anter,  medyanın failli meçhuller karşısındaki sessiz tutumunun eleştirdi.

DERİN DEVLETLE HESAPLAŞMA YOK

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Ergenekon’da çıkan sonucun yargının ve siyasi iktidarın derin devletle hesaplaşmadığını ve buna dair bir iradesinin olmadığının ortaya çıktığını söyledi. Ergenekon davasında yargılananların önemli bir kısmının Bölgede işlenen faili meçhuller, gözaltında kayıp olmak üzeri bir çok ağır suça karıştıklarını dair ciddi belgelerin olmasına karşın bu suçlardan yargılanmadıklarını belirten Elçi, Arif Doğan’ın Beykoz’daki evinde çıkan belgelerin daha sonra Diyarbakır’daki JİTEM davasına getirildiğini anlattı. Elçi, yargılananların sadece AKP’ye karşı suçlamadan yargılandığını belirti. Yıllarca işlenen ağır suçları işleyenlerin cezalandırılmasını talep ettiklerini de hatırlatan Elçi, JİTEM davasıyla Ergenekon davasını birleştirilmesine yönelik formel bir talepte bulunmadıklarını söyledi. Ergenekon’da yargılanan Veli Küçük, Levent Ersöz, Arif Doğan gibi isimlerin JİTEM davası kapsamındaki suçlara karıştıklarına dair belgelerin olduğunu ve iki dava arasında bir bağ olduğunu  söyledi. Soruşturmanın sadece tek yönlü yapılmasını eleştiren Elçi, “Objektif olmuyor. Halka karşı işlenen bütün suçların eşit bir şekilde kovuşturulması gerekir” dedi.
 
Hukuk mücadelesini sürdüreceklerini anlatan Elçi, JİTEM davası, Cemal Temizöz, Musa Anter davalarının devam ettiğini hatırlatarak, bu davadaki dosyalara ilişkin gereken dayanışmayı da göstermeye devam edeceklerini belirtti.
Türkiye toplumunun sosyal barış için adil ve demokratik düzenin olması gerektiğine dikkat çeken Elçi, Fırat’ın batısının Fırat’ın doğusunda yaşananları doğru algılaması gerektiğini söyledi. Elçi şöyle devam etti:  “Herkesin birbiriyle empati kurması gerekiyor. Diğerinin mağduriyetini hissetmesi ve algılaması gerekir. Burada yaşananlar algılanmadı. Haksızlığa karşı herkesin tepki göstermesi gerekiyor. Yaşananlar adil düzenin günü geldiğinde herkes için gerektiği görüldü. Bu dava sonuçlanmıştır. Türkiye bundan sonrası için daha duyarlı olmalı.”

AKP DERİN DEVLETLE ANLAŞTI

Gazetemiz Yazarı Şebnem Korur Fincancı Ergenekon davasına yaptığı müdahillik başvurusunun kağıt üzerinde kalmasından dolayı davaya katılmadıklarını belirtti.

Yargılamanın hukuki olmadığını göstermelik bir dava olduğu söyleyen Fincancı, davaya dahillerin ve davanın seyrine bakıldığında cezalandırılanların öne sürülen kurbanlar olduğunu belirtti. “Asıl suçları işleyen ve emir verilenler dahil edilmedi. Ciddi bir eksiklik vardı. Bizim davaya müdahil olmamızın nedeni de buydu. Fırat’ın doğusu ve batısında işlenen suçların gerçek faillerinin ortaya çıkmasını sağlamak içindi. Ne yazık ki birkaç celsenin sonunda avukatlarımızın soru sormaları da sınırlandırıldı. Bizde müdahillikten çekildik” diyen Fincancı, Ergenekon davasındaki gelişmelerde hukuksuzluğun görüldüğünü söyledi.

Davanın hukuksuzluk nedeniyle adalete olan duygusunu da sarstığını anlatan Fincancı, bunun nedeninin de gerçek sorumluların yargılanmaması olduğunu söyledi. Fincancı, hükümetin derin devletle hesaplaşmadığını derin devletle iş birliğine giderek, yoluna devam ettiğini belirtti. Geçmişte yaşanan failli meçhullerin, gözaltı kayıpları, işkence, insan kaçırma gibi durumlarının yaşanmaması temennisinde bulunan Ficancı, kaygılarını dile getirdi.

‘90’LI YILLAR SORUŞTURULMADI

Uluslararası Af Örgütü, Ergenekon davasındaki kararın ardından yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Ergenekon davasındaki kararın, arkasında soru işaretleri bıraktığı belirtilerek, ağır insan hakları ihlallerinden sorumlu bir suç ağının parçası olmakla suçlanan Ergenekon sanıklarının, 1990’larda gerçekleşen insan hakları ihlalleri sebebiyle soruşturulmamış olması eleştirildi.

GEÇMİŞ OLSUN, HAYIRLI OLSUN!

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Ergenekon davası sonrasında ‘Herkese geçmiş olsun’ değerlendirmesi, akıllara, Başbakan Erdoğan’ın Madımak Katliam davasının zaman aşımından düşmesi sonrasında yaptığı açıklamayı getirdi. Başbakan Erdoğan “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun” değerlendirmesinde bulunmuştu. Arınç’ta Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında gazetecilerin sorusu üzerine, “Tabii herkese geçmiş olsun, öncelikle bir dava sonuçlandı. Ağır ceza mahkemesinin özel yetkiyle yaptığı soruşturma ve kovuşturmaya dayalı bir karar. Bu karar bir yargı kararı, yargıda anayasamızın ister 61 ister 1982 Anayasası olsun, 3 erkten biri olan yargıya ait bir karar. Bundan sonraki safhalar bildiğiniz gibi Yargıtaydaki temiz safhaları. Bugün verdiği kararla mahkeme dosyayı kapatmış oldu” değerlendirmesinde bulundu.

BAŞVURULAR REDDEDİLMİŞTİ

Ergenekon davasına müdahil olmak için Akın Birdal, Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, Vedat Aydın’ın eşi Şükran Aydın, Silopi’de kaybedilen Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’ın yakınları, Savaş Buldan’ın eşi Pervin Buldan ve Mehmet Sincar’ın eşi Cihan Sincar’ın başvuruları reddedilmişti.


İcat yapamayız ara eleman ülkesiyiz – Evrensel

Bakan Bayraktar, Türkiye’nin “konumu itibariyle” mucitler çıkaramadığını, bunun için gençlerin ara eleman olarak yetiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye’nin “konumu itibarıyla” mucitler çıkaramadığını,            bunun için gençlerini ara eleman olarak yetiştirmeye odaklanması gerektiğini söyledi.

Hükümet edenler, aslında yönettikleri ülkenin konumunu ve durumunu üç aşağı beş yukarı bilirler. Bazen kendi söylediklerine inansalar da gerçek, hep baş uçlarında durur.

Yani, Başbakanından bakanlarına ve onların kalemşörlerine kadar hükümet cenahının “büyük ülke”, “Ortadoğu’da lider ülke”, “dünyanın en büyük ekonomilerinden biri” vb. lafları halkı iknaya dönük abartı, gerçeği ters yüz etme çabasıdır büyük ölçüde.

TARIM ÜLKESİYİZ BİZ

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar memleketi Trabzon’un Of ilçesinde Çakıroğlu Vakfınca düzenlenen bir iftar yemeğinde memleket ufkunun sınırlarını, ‘samimi’ bir biçimde çizdi. Bayraktar’ın ufkundan öne çıkanlarsa şunlardı: Bir; “Şimdi Türkiye’nin konumu itibarıyla biz icat yapamıyoruz, buluş yapamıyoruz”. İki; “Tarım ülkesiyiz biz”. Üç; “Öyle kalem efendisi değiliz biz.”

Bayraktar’ın açıklamalarının tamamı ise şöyle: “Bu ülke Müslüman bir ülke. Yüzde 99’u Müslüman. Şimdi Türkiye’nin konumu itibarıyla biz icat yapamıyoruz, buluş yapamıyoruz. Tarım ülkesiyiz biz. Ne yapacağız biz. Ara teknik eleman ülkesiyiz biz. O zaman biz çok daha iyi eğitim almak zorundayız. İnsanlarımızı çok daha iyi yetiştirmek zorundayız. Öyle kalem efendisi değil. Eğer biz çocuklarımızı iyi yetiştirirsek kalem efendisi değil, ara teknik eleman, üniversiteyi bitiren, teknolojiyi iyi kullanan, bilgisayar bilen ve lisan bilen, dünyadaki bütün bilgileri alıp onları çok iyi kullanan, çok kaliteli gençler olarak yetiştireceğiz.”

2023-2071 gibi uzun vadeli ‘hedef’lerin konulduğu bir ülkede, bakanın uzun bir gelecek sonrasında bile bir ‘icat-buluş’ umudu görmemesi... Yabancı tekellere yalvarırcasına teknik eğitim ve ara eleman vurgusu yapması... Gelişmiş bir ülke olma konusundaki karamsarlığı... Bütün bunlar... Sık sık inşaatlarda boy gösteren bakan için geleceğin Türkiyesi olsa olsa, kendi teknolojisini üretmekten aciz, yabancı sermayeye kucak açmış bir ‘müteaahhit’ cennetidir...

BAKANDAN ‘SAMİMİ’ AÇIKLAMALAR

Türkiye’de sanayileşme, teknoloji, Türkiye ekonomisinin dünya ekonomisindeki konumu üzerine önemli çalışmalarını bulunan, aynı zamanda gazetemiz yazarı Doç. Dr. Sinan Alçın, Bakan Bayraktar’ın açıklamalarının Türkiye’nin uluslararası kapitalist iş bölümünde soyunduğu rolü göstermesi açısından önemli olduğunu söylüyor. AKP’nin 2023 Vizyonu olarak dillendirdiği “küresel bir güç olarak Türkiye” mitinin gündüz düşlerinden öteye geçmeyeceğini ifade eden Alçın, elde kalan gerçeği ise şöyle özetliyor: “İşçi sınıfı ve emekçiler için Bakan tarafından biçilen “müslüman ve ara eleman” rolleri, mevcut istihdam yasalarının ve yaratılan fiili ağır çalışma koşulları düşlerden arda kalan gerçeklerdir. Orta Vadeli Plan, İstihdam Raporları ve Kalkınma Planı gibi bütün çerçeve politika metinlerinde ‘esnek güvence’ adı altında dayatılan ve yaygınlaştırılacağı açıklanan politikayla ‘iş güvencesi’ tamamen tarih olacak. Bölgesel asgari ücret ve kıdem tazminatının gaspına yönelik atılan adımlar Türkiye işçi sınıfını uluslararası tekelci sermayenin yatırım yapmaya değer göreceği bir sefalet koşuluna itmeyi hedeflemekten öteye geçemez. Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerine biçilen bu rol onların bir müslüman kadar itaatkar ve bir ara eleman kadar “iş bilen” olduğunun uluslararası tekellere ‘anlatılması’ anlamını da taşır.”
Alçın, konunun başka bir yönüne daha dikkat çekerken, “TMMOB’nin yetkilerinin kısıtlandığı bir konjonktürde bu ülkede elbette işinin ehli mühendisler değil ancak ara elemanlar yetiştirilebilir. Bu yanıyla bakıldığında açıklama samimi bile bulunabilir. Keşke bu samimi(!) tavır Samsun’da sele maruz kalan TOKİ konutlarıyla ilgili açıklama yaparken de Bakan tarafından dillendirilseydi” diyor.


Kardeş Türküler konserine baskı – Radikal


11 Ağustos'ta Marmaris Anfi Tiyatro'da konser verecek olan Kardeş Türküler'in organizatörleri sivil polislerin bilet satışlarını engellemye çalıştığını iddia etti.

Organizasyonu gerçekleştiren Sergen Sucu’nun iddiasına göre geçtiğimiz haftasonu biletlerin satıldığı Atatürk Heykeli önündeki standa gelen sivil polisler, Kardeş Türküler grubunun terörist olduğunu ve konser gelirlerinin illegal faaliyetlerde kullanıldığını öne sürerek bilet satışının durdurulmasını istedi.

Yine standa bilet almaya gelen kişilerin de taciz edildiği ve benzeri konuşmaların yapıldığı verilen bilgiler arasında. Yaşananlar üzerine bir açıklama yapan Kardeş Türküler, “ Bizler 20 yıldır Türkiyeve çevresinde toplumsal barışa katkı sunmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 20 yıl öncesindeki uygulamaları hatırlatan bu uygulamayı kınıyor ve bu uygulamanın acilen durdurulmasını talep ediyoruz” dedi.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.