31 Temmuz 2013 Basın Bültenleri
Basın Bültenleri / 31 Temmuz 2013 Çarşamba Saat 07:40
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
‘Karşılıksız kalmayacak’ - Yeni Özgür Politika

Amed, di 1'ê tebaxê de dê ji bo Ocalan bimeşe - DÎHA

Li Amedê, di 1'ê tebaxê de bi boneya balkişandina ser rewşa Rêberê PKK'ê Abdullah Ocalan, bi pêşengiya BDP û saziyên civaka sivîl, dê meşek bê lidarxistin. Meş dê ji Kolana Hunerê dest pê bike û li Parka Koşuyoluyê bi dawî bibe. Rêxistina BDP'ê bang li hemû amediyan kir ku tevli meşê bibe.

Li Amedê, di 1'ê tebaxê de bi boneya balkişandina ser rewşa Rêberê PKK'ê Abdullah Ocalan, bi pêşengiya BDP û saziyên civaka sivîl, dê meşek bê lidarxistin. Têkildarî meşê de li avahiya BDP'ê ya Amedê civînek çapemeniyê hate lidaristin. Hevserok Rêxistina BDP'ê ya Amedê Zubeyde Zumrut, di civînê de diyar kir ku heta hikûmet gav neavêje wê çalakiyên xwe bidomînin û bang kir ku hemû gelê Amedê tevli meşê bibe.

Meş dê ji Kolana Hunerê dest pê bike û li Parka Koşuyoluyê bi dawî bibe.


40 yılın ardından İmralı'da görüşmenin mutluğu - DİHA

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen dayısı 81 yaşındaki Süleyman Arslan, 40 yılın ardından İmralı'da gerçekleşen görüşmeyi "En büyük mutluluğu yaşadım" sözleriyle özetledi. Arslan, "Ona 'seni görme umudum yoktu; ama çok şükür gördüm' dedim. Ağladım sarıldım. Çok mutlu oldum. Yaşım 81 ama 'Başkan seni her zaman görmek istiyorum, bu yolda ölsem bile şehit olurum' dedim" diye konuştu.

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen Öcalan'ın dayısı 81 yaşındaki Süleyman Arslan, 40 yılın ardından gerçekleşen görüşmesini DİHA'ya anlattı. Yaptığı görüşmeyi anlatırken hala gözleri yaşaran Arslan, Öcalan ile görüşme odasında ilk karşılaşmalarını, "Elimi masaya uzatmış, kafamı eğmiş oturuyordum. Birisi elimi tuttu, kaldırdı. Bir baktım başkan. Ona sarıldım, ağladım. Ona ilk olarak 'seni görme umudum yoktu; ama çok şükür gördüm' dedim" sözleriyle anlattı. Öcalan'ın da talebiyle 40 yılın ardından gerçekleşen görüşmeyi "büyük mutluluk" sözleri ile nitelendiren Arslan, Öcalan'ı beklediğinden daha dinç ve iyi gördüğünü söyledi.

'Ona sarıldım ağladım'

Öcalan'ın elini kaldırmasının ardından ayağa kalkıp ona sarıldığını söyleyen Arslan, çok heyecanlandığını ve kendini tutamayarak ağlamaya başladığını, ardından Öcalan ile birbirlerine sarıldıklarını söyledi. Öcalan'ın kendisine ilk sözünün "Hoş geldin dayı seni gördüğüme çok sevindim, hala durumun çok iyi" olduğunu belirten Arslan, kendisinin de yeğeni Öcalan'ı beklediğinden daha dinç ve iyi gördüğünü bunun da kendisine büyük moral verdiğini dile getirdi. Arslan, "Görüşme odasına girdim, iki dakika sonra baktım biri elimi kaldırdı. Yukarı baktım başkandır. Çok heyecanlandım sonra ağladım. Moralim düzeldi, ben başkanı başka türlü göreceğimi sanıyordum; ama baktım başkanın durumu çok iyi. Fiziki durumu normaldi. Ben daha kötü durumda göreceğimi sanıyordum kendi fikrimce. Başkan elimi kaldırdı. Ağladım sarıldım. Sonra oturup, sohbet ettik" dedi.

Öcalan: Halkımızın sayesinde ayakta duruyoruz

Kendisinin ise Öcalan'a ilk olarak "Seni görme umudum yoktu; ama çok şükür gördüm. 40 sene sonra seni yeni görüyorum seni gördüğüme çok sevindim çok mutlu oldum" dediğini aktaran Arslan, "Bana 'Dayı nasılsın iyi misin' diye sordu, 'Seni iyi gördüm sen inşallah daha fazla yaşarsın' dedi. 'Çok şükür senin yanına gelip seni gördüm' dedim. Halkına ne söylemek istiyorsun söyle ben aktarayım dedim. Oda 'Halkımıza çok özel selamlarımı ilet. Halkımızın sayesinde bu duruma geldik, onların sayesinde ayakta duruyoruz' dedi" diye belirtti.

'Bu yol da şehit olmaktan mutluluk duyarım'

Yarım saat gerçekleşen görüşmelerinde daha çok köy ve akrabalar hakkında konuştuklarını aktaran Arslan, "Memlekete gittiğinde oğlun Mehmet seni götürsün bir gün o yakın köylerde gezdirsin dedi. Ben de ona Kandil'e de gideceğim dedim. O da 'Kandile gidebilir misin?' dedi. 'Senin için giderim yolda şehit olsam da olmasam da giderim benim umurumda olmaz' dedim. 'Senin için giderim ölürüm de yolda hiç olmasa bir şehit olurum, bir kutsal adamın görüşüne gitmişim onun yolunda şehit olmuşsam, çok mutluluk duyarım' dedim" diye konuştu.

Yarım saatlik görüşmeye tepki

40 yılın ardından gerçekleşen görüşmenin ise yarım saatle sınırlandırılmasına duyduğu tepkiyi Öcalan ile görüşmelerinde de belirttiğini ifade eden Arslan, "Biz bin 500 km yoldan görüşe geldik. Bizi 20 yerde yoklama yaptılar; ama görüşe giderken de yarım saat görüştürdüler. Ben Urfa'dan geldim. Bu kadar görüşmek için mi? 'Eğer devlet barış yapacaksa bu böyle mi olacak' dedim. Ayrılırken sarıldık bana 'dayı üzülme, çok şükür birbirimizi gördük rahat ettim. Senin buraya gelmen için 3-4 aydır çalışıyordum, en sonda seni hedefe ulaştırdık' dedi. 'Başkan seni her zaman görmek istiyorum, bu yolda ölsem bile şehit olurum' dedim. O da, 'seni, Fatma'yı bir de oğlun Mehmet'i bir daha çağıracağım' dedi. Ama zaman vermedi; çünkü izin vermeyebilirler. Devletin bir an önce başkanı serbest bırakmasını istiyorum. Gelsin görüşelim istiyorum" diye anlattı. Görüşmenin ardından ayrılırlarken ise Öcalan'ın kendisini görevlilere işaret ederek, "Görüyorsunuz, benim dayım çok güçlü, çok yiğit bir adam" diye seslendiğini belirten Arslan, izin verilmesi haline Öcalan'ı daha sonraki görüşlerde de görmek istediğini dile getirdi.

Yazlık sinema anısı

Öcalan'ın Nizip'te okuduğu yıllarda kendisi ile sıkı ilişkilerinin olduğunu anlatan Süleyman Arslan, Öcalan'ın daha çocuk yaşta zulme isyanını ise bir yazlık sinema anısı ile anlattı. Arslan, "Ortaokul için Nizip'e geldi. Akrabaları oradaydı. Ben de oradaydım, geldi ortaokulu orda bitirdi. Nizip'te eskiden yazlık sinemalar vardı. Bir gün gelip 'dayı sinemaya gidelim mi?' dedi. Zaten benim yanımda çok kıymeti vardı, çok değerliydi benim için. Sonra kalkıp filme gittik. Kavgalı, harpli bir filmdi. Filmi izlerken, 'Dayı bunlar birbirini vurdu öldürdü. Bu fakir adamları öldürdüler. Biz de sopa getirelim biz de bunlara arka çıkalım, günahtır' dedi. Ayağa kalktı, ben de o anda onu tuttum, oturup filmi izledik" diye anlattı.

Öcalan ile görüşen kardeşi Fatma Öcalan da görüşmelerinin yarım saatle sınırlandırılmış olmalarına tepkili. 3 yılın ardından ağabeyi Öcalan ile görüşen Fatma Öcalan, "Adalet istiyoruz. Oraya giderken çok zorluk çektim. Beni içeri tekerlekli sandalye ile geçirdiler. Ama görüşümüz yarım saat sürdü" dedi. Öcalan'ı dinç gördüğünü ifade eden Fatma Öcalan, "Bana dışarıdaki halkıma selam ilet dedi. Normal bir yere çıkarsınlar gidip görüşlerimizi yapabilelim. Biz de üzülüyoruz. Öyle bir yerde olmaz. Gemi ile gidip gelmek altı saatimizi alıyor. Hastayım bu yolu gidip gelemiyorum" diye konuştu.



Nûnerên konfederasyonê, KCD-Ewropa vegotin - ANF

Konfederasyona Komeleyên Kurd li Ewropayê (KON-KURD) di kongreya 6'ê Tîrmehê de navê xwe kir Kongreya Civaka Demokratîk a Kurdên li Ewropayê (KCD-Ewropa). Bi vê guhertinê re KCD-Ewropa tevna rêxistinbûyîna xwe berfireh kir û tenê ji komele û federasyonan re, wê ji jin, ciwan, çand-huner û saziyên din ên civakî re pêşengiyê bike. Nûnerên federasyonên komeleyên Kurd ên li Elmanya, Fransa, Îngilîstan û Swîsreyê yên beşdarî kongreyê bûn dan xuyakirin ku ew biryara guhertinê rast dibînin û gotin, "Di pêvajoya nû de, divê saziyên Kurd ên li Ewropayê karibin bersivê bidin daxwaz û pêdiviyan."

Bi pêvajoya Aştî û Rizgariya Demokratîk a ji aliyê Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan ve hatiye destpêkirin re, di rêxistinbûyîn û têkoşîna Kurdan de guhertinên ciddî tên jiyîn. Saz û dezgehên Kurd ên li Ewropayê, rê û rêbaza karên xwe yê 30 salan guhert û biryar dan sîstemeke nû ava bikin. Ev biryar di 6'ê Tîrmehê de li bajarê Belçîka Verviersê di 19. Kongreya Konfederasyona Komeleyên Kurd li Ewropayê (KON-KURD) de hat wergirtin ku bi sedan nûnerên federasyon, komele, jin, ciwan û rêveberêns aziyên çandê amade bûn. Di kongreyê de navê KON-KURD'ê weke KCD-Ewropa hat guhertin û niha bi 12 federasyon, 175 komele û bi dehhezaran endamên xwe re rêxistinbûyînia herî mezin a Kurdan li Ewropayê ye.

Ji beşdarên kongreyê, Hevserokê YEK-KOM'ê li Elmanyayê Yuksel Koç, Serokê FEYKA-Kurdistan li Fransayê Mehmet Ulker, ji Îngilîstanê nûnera FED-BÎR'ê Çîgdem Karaalîoglû, ji Swîsreyê ji rêveberên FEKA-Kurdistan Metîn Mîntaş, nûnera Meclîsa Jinan a Roj a Îngilîstanê Ayşegul Erdogan û Hevseroka Meclîsa Taxa Lohne ya er bi herêma Oldenbûrg a Elmanyayê Kînem Alturk, pêvajoya guhertinê û pêwistiyên wê ji ANF'ê re vegotin.

KOÇ: KOMELEYÊN ME JI DAXWAZAN RE NIKARIN BIBIN BERSIV

Elmanya welatê Ewropayê yê ku Kurd herî zêde lê dijî. Li gorî daneyên 2001'ê yên Wezareta Karên Hundur a Elmanyayê li vî welatî 800 Kurd dijîn. li gorî saziyên Kurd ev hejmar li dora milyonekê ye. Kurdên ku beriya niha bi pêncî salan bi awayekî karkerê mêvandar hatibûn Elmanyayê, niha dema nifşê xwe yê sêyemîn dijî. Kurd, di serî de siyaset-çand di gelek qadên jiyanê de aktîf in. Bi taybetî di qada kar de, bi hêza di destê xwe de feydeyeke mezin li aboriya welêt dikin. Dîsa, di nava 15 milyon koçberên li gelemperiya welêt, Kurd gelê herî bi rêxistin û organîzeyî ne. Vê yekê jî Federasyona Komeleyên Kurd li Elmanyayê (YEK-KOM) temsîl dike. Sazî, li gelemperiya welêt bi 70 komele, 8 hezar aktîf bi giştî 50 hezar endamên xwe re, rêxistinbûyîna herî mezin a Kurdan e.

Hevserokê YEK-KOM'ê Yuksel Koç ku navenda saziyê li Dusseldorfê ye, dibêje biryara guhertin û ji nû ve rêxistinbûyîna saziyên Kurd li Ewropayê di cih de ye û rast e. Koç diyar kir ku ev guhertin ji bo civata Kurd a li Ewropayê neçariyeke û got, "Ev guhertin, biryareke ji nişka ve nîne. Ji mêj ve me bi pispor, siyasetmedar û rêveberiyên komeleyên xwe re li ser vê mijarê gotûbêj dimeşandin. Encama me bi dest xist jî; guhert û ji nû ve rêxistinbûyîn divê bê kirin."

Koç bal kişand ser dîroka Kurdan a li Elmanyayê û got, "Kurd bi 3 qonaxan hatine vî welatî. Pêla Yekemîn; Peymana koçberiya karkeran a navbera Tirkiye û Elmanyayê ye. Pêla Duyemîn; Encama darbeya leşkerî ya 12'ê Îlonê bû. Pêla Sêyemîn jî; Encamên şerê qirêj ên salên 1990 dewleta Tirk li Kurdistanê meşand û şewitandina gundan e. Destpêkê ji bo pêdiviyên xwe tedarik bikin û li hev kom bibin komele ava kirin. Û bi çavekî mayînde li vir nenêrî. Komele û saziyên xwe jî li ser vê ferasetê ava kirin. Xizmetên wan jî di vê çarçoveyê debû. Lê belê di rewşa heyî de, mirovên me êdî li vê derê mayînde ne. Vê yekê bi xwe re bendewarî û pêdiviyên nû jî anî. Mirovên ku duh hêviya wan ji komeleyên me tinebûn, îro pêwistî pê dibînin. Gelek bendewarî û pêdiviyên civakî, çandî, siyasî hene. Lê belê ji ber ku komeleyên me li ser nêrîna vegera welat ava bû û her tim bi wê nêrînê meşiyan, nekarî bersivê bide berdewarî û pirsgirêkan."

Hevserokê YEK-KOM'ê Koç da xuya kirin ku tevî li hin bajaran ji yekê zêdetir komeleyên wan hene jî bersiv ji pêdiviyan re nehatiye dayîn û got, "Li gelek bajaran çend komeleyên me hene. Ji bo pêdiviyên cûda kar dikin. Dîsa ji bilî komeleyan gelek însiyatîf, meclîs, bi awayekî rewa dixebitin. Lê encamên qels bi dest dixin. Ev yek dibe sedema xerabûna moral û motîvasyonê. Pêwistî heye ku ev hemû di bingeha huqûqî de bên rûniştandin û xebateke koordîneyî ya navbera wan bê afirandin."

'DIVÊ PROJEYA GUHERTINÊ BIKEVE MERIYETÊ'

Koç diyar kir ku di bingeha gelek xebatên wan de kifşkirina zextên hovane yên dewleta Tirk li Kurdistanê ye, lê di vê mijarê de serketinek bi dest nexistine û der heqê sedema vê de jî weha peyivî: "Tevî ku em li Elmanyayê xwedî rêxistinbûyîneke mezin in jî, bandoreke têrker li civakê nikarin bikin. Me nekarî hovîtî û zextên li Kurdistanê nîşanî raya giştî ya Ewropayê bidin. Di xebatên lobî de em bi ser neketin. Sedema vê yekê jî qutbûna saziyên me ji hev e. Wekî din, me zêde eleqe ji rewşa siyasî û civakî ya li welatê em lê dijîn re nîşan nedan. Em bi komên demokratîk û antî-faşîst re tevnagerin. Em bi xwe re sînorkirî dimînin. Ji ber vê yekê jî em di xebatên raya giştî û dîplomasiyê de piştgiriyeke xurt nabînin."

Yuksel Koç ragihand ku ji bo çareseriya pirsgirêkan, guhertinek di nava rêxistin û saziyên Kurd li Ewropayê de ferz e û got, "Weke YEK-KOM em piştgiriyê didin ji nû ve avabûnê û bi dîtina me, pêwistiyeke. Me biryarên KCD-Ewropa, bi pispor, siyasetmedar, şexsiyet û endamên xwe re nîqaş kirin. Em dixwazin saziyeke ku herkes karibe nasnameya xwe bi awayekî wekhev û azad tê de îfade bike, biafirînin. Ji bo ev proje bikeve meriyetê, divê em hemû guhertineke mejî-ferasetê bijîn. Bi vî rengî ji nû ve rêxistinbûyîn rê li ber moral û motîvasyoneke mezin vekiriye."

ULKER: WÊ PIRSGIRÊKÊN JI BER PIRSERÎ JI HOLÊ RAKE

Li dû Elmanyayê, welatê ku herî zêde koça Kurdan lê hatiye kirin Fransa ye. Li vî welatî 250 hezar Kurd dijîn û Federasyona Komeleyên Kurd li Fransayê (FEYKA-Kurdistan) a li vê derê kar dike xwedî 20 komeleyan e. Derveyî van komeleyan, mizgeftên ser bi Civaka Îslamî ya Kurdistanê (CÎK) û komeleyên ser bi Yekitiya Elewiyên Demokratîk (FEDA), rêxistinbûyînên civakî yên jin û ciwanan jî kar dikin.

Serokê Federasyonê Mehmet Ulker da xuyakirin ku wan li gelemperiya Fransayê rêjeyek ji sedî 60-70 li dora xwe kom kirine û armanca wan xwegihandina hemûyan e. Ulker got, "Bersiva herî baş a ji pirsa guhertinê re; rêxistinbûyînek herkesî hembêz dike ye."

Ulker diyar kir ku federasyon û konfederasyona Kurdên li Ewropayê di warê bersivdayînê de kêm dimîne û bal kişand ser pirsgirêkên ji ber rêbaza xebata otonom û pirserî: Di rêxistinbûyîna me ya heta niha pirserî hebû. Guhertin, wê vê rewşê ji holê rake. Dîsa di navbera komele, meclîsên jin, ciwan û gel de, dem bi dem pirsgirêk derdiketin. Her beş bi serê xwe otonom dixebitîn. Bi guhertina nav û ji nû ve rêxistinbûyînê re ev pirsgirêk wê ji holê rabin. Bi dîtina min ev erênî ye."

Mehmet Ulker da xuyakirin ku sîstema komele û federasyon bersivê nade bendewariyan û got, "Di roja me ya îro de ev sîstem bersivê nade bendewariyan. Komele bi tena serê xwe têrê nake. Çiqas sazî û dezgeh hebin em dixwazin di nava vê sîstemê de vehewînin. Saziyên, jin, ciwan, bawerî û çandê. Ji bilî vê em dixwazin saziyên din ên Kurdan jî di binê vê sîwanê de li hev kom bikin. Ev pêşketineke girîng e."

MÎNTAŞ: DIVÊ CIWAN ME BIRÊVE BIBIN

Li Swîsreyê bi awayekî fermî 4 ziman tê axivîn. Swîsre ji 26 kantonan pêk tê û yek ji welatê herî aram ê cîhanê tê nîşandan. Li vî welatî, li gorî hejmarên ne fermî nêzî 80 hezar Kurd dijîn. Bi rêxistinbûyîn û saziyên xwe yên li vê derê re, xwedî rêxistinbûyîneke cidî ne. Di bin sîwanê Federasyona Komeleyên Kurd (FEKAR-Kurdistan) de 12 komele û bi hezaran endam hene. Ji rêveberên FEKAR-Kurdistan Metîn Mîntaş da xuyakirin ku di nava Kurdên li Ewropayê de pêwistî bi rêxistinbûyîneke cidî heye û diyar kir ku ya heta roja îro hatiye kirin bersiv nedaye pêdiviyan. Mîntaş sedema vê jî weha rêz dike: "Li Ewropayê zêdeyî 30 salan rêxistinbûyîna me heye. Rêxistinbûyînek hatiye rûniştandin û her tim xwe dûbare dike. Bi kurtasî em veguherîne rêxistinbûyîna 40 salî. Ji ber vê yekê gelek kêmasiyên me rû didin. Jin û ciwan nikarin xwe li komeleyên me îfade bikin. Her diçe dûr dikevin. Ev yek jî wê di salên pêş de rê li ber pirsgirêkên cidî veke. Xeteriyên cidî li benda me ne."

Metîn Mîntaş diyar kir ku ji bo xeteriyên heyî ji holê bê rakrin pêwistî bi guhertina sîstemê heye û got, "Bi sîstema nû re divê em rêxistinbûyînên cûda pêk bînin. Divê êdî em rêxistinbûyîn û pêşengiyê ji ciwanan re bihêlin. Pêwîste em xwe li gorî qanûn û huqûqa welatê em di nav de xwe bi rêxistin bikin û tevahiya beşê civakê di nava xwe de vehewînin. Bêguman, ne li gorî vê sîstemê û ne li gorî jiyana berê ya Kurdan. Divê em bi mejiyekî nû û demokratîk xwe birêxistin bikin."

Mîntaş ragihand ku li gelemperiya Ewropayê nêzî 2 milyon Kurd dijîn, lê ti carî xwe ji vê derê nedîtine û ji ber ku bi mejiyê koçberiyê li vir jiyaye nekarî polîtîkayên baş bimeşîne û got, "Dibe ku ev polîtîka ji bo demeke kurt, hin deskevtiyan bi xwe re bînin. Lê belê ji bo dema dirêj, wê zerarê bidin. Em li vir in, li vir dijîn. Ji ber vê yekê divê em li vir jiyanekê ava bikin. Pêwîste di vî warî de em xwe qanih bikin û l gorî wê sîstema xwe ava bikin. Ji ber vê yekê li vir hêzeke me ya lobî hebe. Divê em li vir bandorê li dewletan bikin. Hingî emê karibin xizmetî doza Kurd bikin."

KARAALÎOGLÛ: GUHERTIN WÊ QADA ME YA KAR BERFIREH BIKE

Berdevka Federasyona Komeleyên Kurd li Îngilîstanê (FED-BÎR) Çîgdem Karaalîoglû jî da xuyakirin ku li Îngilîstanê bi dehhezaran Kurd dijîn û got, "Ev hejmareke gelekî zêde ye. Em li vê derê hewl didin xwedî li nasnameya xwe derkevin. Em çiqasî hebûna xwe ya Kurdbûyînê qebûl bikin, emê karibin ewçend hêsanî li welatê lê dijî kar bikin. Piraniya civata li Îngilîstanê dijî Kurdên Elewî ye. Naxwazin xwe weke Kurd bidin naskirin. Ev yek jî rê li ber gelek zehmetiyan vedike."

Karaalîoglû diyar kir ku bi pêvajoya aştî û çareseriya demokratîk re li Îngilîstanê jî atmosfereke erênî derketiye holê û got, "Bi pêvajoya aştiyê re pêşketine heye. Ev derdor êdî dikarin xwe re bêjin em Kurd in. Ev ji bo me pêşketineke girîng e. Em di wê baweriyê de ne ku wê qada me ya xebatê berfireh bike. Ev nêzîkatî di nava hikûmeta Îngilîstanê de jî bi heman rengî ye. Niha bi navê PKK'yî em krîmînalîze dikirin. Zexta polîsan hebû. Xebatên me bi awayekî kêfî dihatin astengkirin. Bi pêvajoyê re ev rewş ji holê rabû."

Çîgdem Karaalîoglû guhertin û ji nû ve avabûn weke gaveke erênî dît û got, "Xebatên heta niha hatin kirin, ji ber ku bi komîsyon û rêxistinbûyînê cûda dihatin meşandin ji hev qut û belav bû. Ji nû ve rêxistinbûyîn wê xebatan bike yek û di bin sîwanekê de bicivîne. Ji aliyê din ve jî wê hîn bêtir qanûnî û legal bibe. Ev yek wê qada xebatê mezin bike. Emê karibin li Îngilîstanê hîn bêtir bibin xwedî mafê gotinê."

ERDOGAN: DIVÊ ÇANDA KURD JI NIFŞÊN NÛ RE BÊ RAGIHANDIN

Ji berdevkên Meclîsa Jinê ya Roj a li Îngilîstanê kar dike Ayşegul Erdogan jî da xuyakirin ku jinên Kurd di nava têkoşînê de xwe gihandine asteke bilind û destnîşan kir ku di pêvajoya nû de jî jin wê rola xwe bileyzin. Ayşegul Erdogan anî ziman ku bi rêxistinbûyîna heyî re bersiv ji nifşên nû re nayê dayîn û got, "Meclîsa Jinê ya Roj, karên mezin kir. Mora xwe avêt binê gelek projeyên cidî. Lê li gel vê, xwedî gelek kêmasiyan e. Li Îngilîstanê em Kurd nifşên duyemîn in. Ev rêbaza rêxistinbûyînê bersivê dide bendewariyên me. Lê, bersivê nade nifşên nû."

Erdogan, ji bo jîndarkirina çanda gelan bal kişand ser girîngiya rola jinan û got, "Em Kurd, ne weke gelên din in. Em nikarin çanda xwe bibin welatên em koç dikin. Li cihê em lê dijîn, ne em dişibin wan ne jî bi çanda xwe dijîn. Di vî warî de gelek pirsgirêkên me hene. Nifşê nû van kêmasiyan dijî. Di nava du çandan de diçe û tê. Em ji xwe re ne dikarin bêjin "Kurdekî-e baş" ne jî "Îngilîz". Mînak; gelên din ên li Îngilîstanê dijîn, çanda xwe dijîn. Lê em nikarin vê bikin."

Ayşegul Erdogan ji bo çanda Kurd were jiyîn û ji nifşên nû re bê ragihandin, bang li jinan kir ku di pêvajoya guhertin û ji nû ve rêxistinbûyînê de hîn bêtir xwe birêxistin bikin û çalak tevlî kar bibin.

ALTURK: JIN PIŞTGIRIYÊ DIDIN GUHERTINÊ

Hevseroka Meclîsa Taxa Lonhe ya bajarê Elmanya Oldenbûrgê Kînem Alturk bal kişand ser rola jinan a di nava tevgera azadiyê ya Kurd de û got, "Tevgera Azadiyê ya Kurd ji destpêkê ve girîngî daye jin û ciwanan. Di cewhera xwe de tevgereke jinê ye. Baş dizane ku jin azad nebe civak jî azad nabe. Ji ber vê yekê, di her qada civakî de cih dide jinan."

Kînem Alturk di pêvajoya nû de bal kişand ser rola jin û ciwanan û got, "Konfederalîzma Demokratîk rola pêşengiyê daye jin û ciwanan. Meclîsên jinan ava bûne, vîna jinê ya azad derketiye pêş. Ev ne tenê di teoriyê de, di pratîkê de jî ev ketiye meriyetê."

Kînem Alturk da xuyakirin ku ew pêvajoya guherînê girîng dibîne û got, "Saziyên me yên li Ewropayê di gelek mijaran de li dû civakê mabûn. Di warê rêveberî, sîstem û kar re jî weha bû. Ji bo çareserkirina van biryara guhertinê diviyabû. Ji ber vê yekê, ev biryara guhertinê di cih û dema xwe de hat girtin. Em jin, piştgiriyê didin vê. Ji bo serketina vê, li malê, kolanan, komeleyan li her qada jiyanê, çi ji destê me bê emê bikin."



Tıl Halef'te çete karargahına baskın: 18 ölü - ANF
 
Halk Savunma Birlikleri (YPG) tarafından çatışmalar sonrasında Serekaniye'den çıkartılan ve ilçeye 3 kilometre uzaklıkta bulunan stratejik Tıl Halef beldesine yerleşen Irak İslam Devleti ile Bilad-Şam / El Nusra Cephesi adlı çete gruplarının karargahına dün gece yapılan baskında 18 çete üyesi öldürüldü.

ANF'nin olay yerinden aldığı bilgilere göre, dün gece Halk Savunma Birlikleri (YPG) tarafından oluşturulan bir tim, ağır silahlarla sınır hattında Serêkaniye’ye 3 kilometre uzaklıkta bulunan ve Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği karşısındaki Til Halef beldesine baskın düzenledi.

YPG timinin Irak İslam Devleti ile Bilad-Şam / El Nusra Cephesi adlı grupların kullandığı karargaha yaptığı baskında 18 çete üyesi öldürülürken, YPG timi kayıp vermeden geri çekildi. YPG'nin Til Halef bölgesindeki stratejik mevzilere konuşlandığı öğrenildi.


Heta 1’ê Cotmehê dem heye - Yeni Özgür Politika

Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan di hevdîtina bi malbatê re destnîşan kir ku ji bo domandina pêvajoyê divê dewlet heta 1’ê Cotmehê gavan biavêje û got: “ Ger gav neyê avêtin, wê pêvajo pêşde neçe.”
Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan ku bi xal û xwişka xwe re hevdîtin pêk anî, hate hînbûn ku diyar kiriye ku heta 1'ê Cotmehê ji bo di asta duyemîn a pêvajoyê de gav bên avêtin dem daye. Li gorî nûçeya di Ajansa Nûçeyan a Dîcleyê de hatiye weşandin de Ocalan di hevdîtinê de wiha gotiye: “Divê heta 1'ê Cotmehê hikûmetê gavê bavêje. Ez nabêjim ji 1'ê Cotmehê şûnde dê paşde bikişim, lê heta wê dîrokê ger gav neyên avêtin, xuyaye ku em nekarin pêvajoyê pêşve bibin.
Xwişka Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan Fatma Ocalan û xalê wî Suleyman Arslan û her wiha xizmên girtiyên din yên Îmraliyê çibûn Îmraliyê.  Hate hînbûn ku Ocalan diyar kiriye ku divê hikûmet heta 1'ê Cotmehê pêngavê bavêje.
Di hevdîtinê de wiha hatiye gotin: “Divê heta 1'ê Cotmehê pêngav bê avêtin. Min pêngava yekemîn bi serkeftî temam kir. Ya duyemîn min da destpêkirin. Lê hikûmet jî divê gavan bavêje. Çi ji destê min hat min kir. Ez nabêjim ji 1'ê Cotmehê şûnde dê vekişim, lê ger pêngav neyê avêtin, pêvajo pêşde naçe. Nehatine parêzeran pirsgirêkeke mezine.  Ger girtiyên nexweş neyên berdan ev pirsgirêkek girînge.”
Li aliyê din hate hînbûn ku girtiyên bi navê Bayram Kaymaz û Haspî Aydemîr ji bo qedexekirina hevdîtina parêzeran protesto bikin derneketine hevdîtinê û got heta qedexe ranebe dê dernekevin hevdîtinê.
Hate hînbûn ku Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan rojê saetekê bi 5 girtiyan sohbetê dike û di sohbetan de jî pêvajo tê nîqaşkirin. Her wiha hat hînbûn ku gelek nameyên girtiyan tên astengkirin.


‘Karşılıksız kalmayacak’ - Yeni Özgür Politika

YPG savaşçıları karşısında ağır kayıplar veren çeteler Kürt Yüksek Konseyi üyesi İsa Huso’yu hedef aldı. Gerçekleştirilen bombalı saldırıda Huso yaşamını yitirdi. YPG, saldırının karşılıksız kalmayacağını belirtti.

Kürt Yüksek Konseyi Diplomasi Komite üyesi ve Rojava Halk Meclisi (MGRK) Başkanlık Divanı üyesi İsa Huso, otomobiline konulan bomba sonucunda hayatını kaybetti.

Rojava'da Kürtlere yönelik saldırılarını şiddetlendiren ve Kürt direnişi karşısında başarısız kalan güçler, bu kez Rojava'daki halkların iradesi Kürt Yüksek Konseyi'ni (Desteya Bilind a Kurd-DBK) hedef aldı. Kürt Yüksek Konseyi Diplomasi Komite üyesi ve Rojava Halk Meclisi (MGRK) Başkanlık Divanı üyesi İsa Huso, uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi. Dün sabah saat 06.00 sıralarında işe gitmek üzere Qamişlo'daki Korniş Mahallesi'nde bulunan evinden çıkan Huso'nun arabasına bindiği sırada patlama meydana geldi. Saldırıda yaralanan Huso, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak, olay yerinde yaşamını yitirdi. Saldırı esnasında bir kadın da yaralandı. Olay yerinde geniş güvenlik tedbirleri alan asayiş üyeleri, patlama hakkında incelemelere başladı.
DBK üyesi Huso'nun cenazesi dini vecibelerin yerine getirilmesi için Xerbî Mahallesi'nde bulunan Qasimo Camisi'ne kaldırıldı. Huso'nun yaşamını yitirdiği haberinin yayılması üzerine sivil toplum örgütleri temsilcileri ve halk camiye akın etti.
DBK üyesi Huso için Korniş Mahallesi'nde taziye çadırı kurdu. Gün içinde binlerce kişi taziye ziyaretinde bulundu. Taziye ziyaretinde bulunanlar arasında çok sayıda parti ve kurum temsilcisi de yer aldı. Huso'nun cenazesi binlerce kişinin katıldığı yer aldığı törenle Şehîd Delîl Saruxan Mezarlığı'nda toprağa verildi.

29 yıl kesintisiz mücadele

İsa Huso'nun tüm yaşamını özgürlük mücadelesine adadı. Huso, 1953 yılında Qamişlo'nun Girbawiyê İlçesi'ne bağlı Bora Köyü'nde dünyaya geldi. Evli ve 10 çocuk babası olan Huso'nun bir çocuğu da Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirken, bir çocuğu ise halen Kürt özgürlük savaşçıları içinde bulunuyor. İlk, orta ve lise öğrenimini Qamişlo'da gören Huso, Şam Üniversite'si Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Huso, 1984 yılında Kürt özgürlük mücadelesiyle tanıştı ve o tarihten itibaren aralıksız olarak siyasi ve örgütsel çok sayıda çalışma yürüttü.
Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) kuruluş çalışmalarına öncülük etti, 2003 yılında PYD'nin kuruluş kongresine katılarak, partinin kurucuları arasında yer aldı. 12 Mart 2004 yılında Baas rejimi eliyle gerçekleştirilen Qamişlo katliamı ardından boy veren direnişte de aktif mücadele yürüttü.
Rojava Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) içerisinde yönetici düzeyinde yer adlı. 2011 yılında ilan edilen Rojava Kürdistanı Halk Meclisi (MGRK) içerisinde Başkanlık Divanı üyesi olarak yer aldı. 
2012’an Kürt Yüksek Konseyi'nin (Desteya Bilind a Kurd-DBK) kuruluş çalışmalarında yer alan İsa Huso, DBK'nin Diplomasi Komitesi üyesiydi. Huso, aktif olarak diplomasi çalışması yürüterek, Fransa, Norveç, Türkiye ve Güney Kürdistan'da gerçekleşen çok sayıda görüşmede yer aldı. Rojava devrim mücadelesi öncesinde birçok defa Baas rejimin saldırılarına da maruz kalan İsa Huso, 5 kes Baas rejimi tarafından tutuklanarak, bir yıldan fazla cezaevinde kaldı.

Kürt kurumları kınadı

KNK Yürütme Konseyi, PYD, BDP Genel Merkezi ve DTK Kürt Yüksek Konseyi üyesi ve DBK ve Rojava Halk Meclisi Başkanlık Divanı üyesi İsa Huso'ya yapılan suikastin Kürt halkına yapıldığını belirterek, saldırılar karşısında kenetlenme çağrısında bulundu.
Kürt Yüksek Konseyi üyesi ve Rojava Halk Meclisi (MGRK) Başkanlık Divanı  üyesi İsa Huso'nun katledilmesine yönelik yazılı açıklama yapan KNK Yürütme Konseyi, saldırıyı şiddetle kınadı. Suriye’deki savaş ve kaos ortamında huzur ve barışını koruyabilen tek bölgenin Rojava olduğuna dikkat çeken KNK, anti-Kürt politikalarla hareket eden güçlerin bu huzur ortamını bozmaya çalıştığını vurguladı. KNK, Kürt Yüksek Konseyi İso Huso'ya yönelik suikastin bu planların parçası olarak gerçekleştiğini belirterek, suikastın, Hewlêr’de hazırlığı devam eden Kürt Ulusal Kongresi'nin yapılacağı döneme denk geldiğine işaret etti. Açıklamada, "İsa Huso'nun öldürülmesi, Kürt ve Kürdistan düşmanlarının kin ve nefret mesajıdır. Sıradan bir şahsiyet olmayan İsa Huso'ya yönelik saldırı Rojava’ya yapılan kirli müdahaledir" denildi.
KNK, başta İso Huso'nun ailesi olmak üzere Kürt Yüksek Konseyi, TEV-DEM, PYD ile tüm Kürdistan halkına başsağlığında bulunarak, YPG ve Asayiş güçlerine olayı aydınlatmaları ve sorumluları cezalandırmaları çağrısında bulundu.

PYD: Direniş sürecek

PYD Yürütme Konseyi yaptığı açıklamada saldırının tüm Suriye halklarına yönelik gerçekleştiğini belirterek, Rojava ve Suriye'nin geleceği için de tehlike taşıdığını kaydetti. El Kaide bağlantılı çetelerin Kürt halkına yönelik terör saldırılarıyla insanlık dışı sistemlerini dayatmaya çalıştıklarını kaydeden PYD, saldırılara karşı özgürlük mücadelesi ve halklar kardeşliği temelindeki direnişlerini sürdüreceklerini ifade ettti.
Rojava Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) de saldırının Suriye'deki halkların birliğine karşı gerçekleştirildiğine dikkat çekti. TEV-DEM, Kürt, Suryani, Arap ve Türkmen halklarına saldırılar karşısında birliği güçlendirmeleri ve halkları karşı karşıya getirmek isteyen güçlere karşı ortak mücadele etmeleri çağrısında bulundu.
Rojava Halk Meclisi ve Rojava Komünist Partisi'nin yayınladığı açıklamalarda da Huso'ya yönelik saldırı kınanarak, birlik çağrısı yapıldı.

BDP: Kürt halkına yönelik

BDP Genel Merkezi, Kürt Yüksek Konseyi (DBK) üyesi ve Rojava Halk Meclisi (TEV-DEM) Başkanlık Divanı üyesi İsa Huso'ya yönelik suikastı yazılı açıklama yaparak kınadı. Açıklamada, saldırının Huso şahsında kendi öz-yönetimini kurmak için onurlu bir mücadele veren tüm Kürt halkına yapıldığı belirtilerek, şöyle ifade edildi: ''Dört parçaya ayrılmış Kürt halkı bu tür alçakça saldılar karşısında şimdiye kadar sürekli direnmiştir ve direnmeye devam edecektir. BDP olarak, İsa Huso'ya yapılan bu vahşi saldırıyı nefretle kınıyor, başta ailesi olmak üzere tüm Kürdistan halkına başsağlığı diliyoruz. Bu vesileyle, tüm halkımızı bir kez daha Rojava'da yükseltilen özgürlük mücadelesini desteklemeye ve güçlendirmeye çağırıyoruz.''

DTK: Kürtler kenetlenmeli

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ise yayınladığı açıklamada İsa Huso'ya yönelik saldırıyı kınayarak, ailesi ve tüm Kürt halkına başsağlığı diledi. Saldırılarılarla Kürt halkının özgürlük mücadelesinin engellenemeyeceği vurgulanan DTK,  açıklamasında, "Bu alçakça saldırı ile İsa Huso şahsında Kürt halkının kendini yönetme iradesi hedef alınmıştır. Fail kim olursa olsun hedef budur. Fakat bu saldırılar amacına ulaşmayacaktır. Rojava Kürtlerinin bu yönelimlere karşı direnişi yükselteceğine eminiz. Dört parçadaki Kürt halkı da Rojava Kürdistanı ile yek pare olmaya devam edecektir. Bu saldırılara cevap olmanın temel yöntemi budur. Halkımızı gelişen bu saldırılar karşısında Rojava etrafında kenetlenmeye ve bu tutumunu somut bir şekilde göstermeye çağırıyoruz'' denildi.

Kürt Kurumlar Birliği’nden tepki

Uluslararası Kürt Kurumlar Birliği Başkanı Mehrab Şemoyev de yaptığı açıklamada, Suriye’deki istikrarsızlığı Kürt bölgesine taşınmak isteyen güçlerin kirli ve insanlık dışı yöntemlere başvurduğunu vurguladı. Saldırının Kürtler halkının birliği ve iradesine yönelik olduğu belirtilen açıklamada, ''Bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz.  Saldırıyı gerçekleştiren güçler Kürt halkının güçlenen mücadelesi karşısında emellerine ulaşamayacaklarını, Kürt halkını susturamayacaklarını bilmelidir.''


BİR AN ÖNCE ADIM - Özgür Gündem

KCK Genel Başkanı Abdullah Öcalan, ailesi ile yaptığı görüşmede sürecin ilerletilmesi konusunda AKP’ye ciddi uyarıda bulundu: Ben 1.aşamayı başarıyla tamamladım. 1 Ekim’e kadar süreç noktasında hükümet adım atmalı. O tarihe kadar adım atılmazsa süreci geliştiremeyeceğimiz açıktır

1 EKİM’E KADAR ADIM ATILMALI

KCK Genel Başkanı Abdullah Öcalan, ailesi ile yaptığı görüşmede kendisinin birinci aşamayı başarıyla tamamladığını ve ikinci aşamayı başlattığını belirterek “Hükümetten beklenen adımlar atılmıyor. 1 Ekim’e kadar çözüm süreci için hükümet adım atmalı. Bu konuda ben elimden geleni yaptım. Ben daha başka ne yapabilirim ki?” dedi

SÜRECİ NASIL İLERLETECEĞİZ

Abdullah Öcalan, atılması gereken öncelikli adımları da vurgulayarak şunları söyledi: “Süreçten çekileceğim demiyorum ama o tarihe kadar adım atılmazsa süreci geliştiremeyeceğimiz açıktır. Avukatların gelmemesi büyük bir problem. Hasta tutuklular bırakılmıyorsa süreci nasıl ilerleteceğiz?”

Adım atılmazsa süreç gelişmez

KCK Genel Başkanı Abdullah Öcalan’ın kardeşi Fatma Öcalan ve dayısı Süleyman Arslan’ın yanı sıra İmralı Cezaevi’nde kalan tutsaklardan Şeymus Poyraz ve Cumali Karsu’nun ailelerinin önceki gün İmralı Cezaevi’nde yaptığı görüşmenin ayrıntıları netleşiyor. Görüşmeden bir gün önce İmralı’daki tutsaklarla da görüşen KCK Genel Başkanı Öcalan’ın aileler üzerinden yolladığı mesajda 1 Ekim tarihine vurgu yaparak şunları ifade ettiği belirtildi: “1 Ekim’e kadar çözüm süreci için hükümet adım atmalı. Ben birinci aşamayı başarıyla tamamladım. İkinci aşamayı da başlattım; ancak hükümetten beklenen adımlar atılmıyor. Bu konuda ben elimden geleni yaptım. 1 Ekim’den sonra süreçten çekileceğim demiyorum; ama o tarihe kadar adım atılmazsa süreci geliştiremeyeceğimiz açıktır. Ben daha başka ne yapabilirim ki? Adım atılmazsa bu koşullarda ne yapabilirim. Avukatların gelmemesi büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Hasta tutuklular bırakılmıyorsa süreci nasıl ilerleteceğiz.”

2 tutsak görüşe çıkmıyor

Ayrıca İmralı Cezaevi’nde kalan Bayram Kaymaz ve Haspi Aydemir adlı tutsakların avukatların görüşlerinin engellenmesini protesto etmek amacıyla görüşlere çıkmadıkları ve durum ortadan kalkıncaya kadar da görüşe çıkmayacakları öğrenildi. Öcalan’ın cezaevinde kalan 5 tutsakla günde bir saat ortak sohbet hakkını kullandığı ve günlük gerçekleşen görüşmelerde sürecin tartışıldığı belirtildi. Ayrıca İmralı Cezaevi’ne gönderilen ve tutsaklar tarafından dışarı gönderilen mektupların ise birçoğunun engellendiği ve teslim edilmediği öğrenildi.

‘Barış süreci böyle olmaz’

Önceki gün görüşme sonrası Gemlik Jandarma Komutanlığı önünde Öcalan’ın dayısı ve kız kardeşi de gazeticilerin soruyarını yanıtlamıştı. Dayı Süleyman Arslan, “1500 km yol geldim, yarım saat görüş yaptırdılar. Bizim hakkımızı yiyorlar. Barış süreci nasıl olacak. 40 seneden sonra ilk defa görüyorum, barış süreci böyle olmaz. Biz 1500 km yoldan gelmişiz, bize yarım saat görüş yaptırıyorlar” dedi. Gazetecilerin Öcalan’ın bir mesajının olup olmadığını sorması üzerine de Arslan, “Bize dedi ki barış süreci böyle olursa elimi çekerim” dedi.

‘Yeter artık hapisten çıksın’

Öcalan’ın kız kardeşi Fatma Öcalan ise, “Yeter artık hapisten çıksın, artık dayanmıyoruz” diyerek duruma tepki gösterdi.” Kendisinin sağlık sorunları olduğu için 3 yıldır görüşe gelemediğini belirten Fatma Öcalan, “Normal bir yerde olsa kara yolundan gelip görüşümüzü yapardık. Kapalı yerde insan dayanmaz, biz yarım saat dayanamadık. Bunun son bulmasını istiyoruz” diye konuştu. Fatma Öcalan, görüşmede daha çok aile içi konuları konuştuklarını söyledi.

Avukatlar görüş başvurusu yaptı

KCK Genel Başkanı Öcalan’ın avukatları, müvekkilleriyle görüşebilmek için Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na başvuruda bulundu. Avukatların başvurularının kabul edilmesi durumunda bugün İmralı Adası’na giderek, müvekkilleri Öcalan ile görüşmeleri bekleniyor. Öcalan’ın avukatlarının 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana yaptıkları tüm başvurular, “gemi bozuk”, “hava muhalefeti”, “gemi onarımda” ve “gemi onarımdan döndü, ancak geminin Liman Başkanlığı’ndan alınması gereken evrakları eksik olduğu için faaliyet yapamıyor” veya “resmi tatil” gibi gerekçelerle engelleniyor.


Gelê Rojava koletiyê qebûl nake - Azadiya Welat

Yekitiya Star diyar kir ku êrîşên li dijî Rojava li dijî destkeftiyên gelê kurd e û bi armanca şerekî navxweyî bi awayekî plankirî pêk tê û wiha got: “Jinên ku fetwa der barê wan de tê dayîn, niha di kozikên pêş de ne û bersiva êrîşên Cebhet El-Nusra yên hovane didin.”
Koordînasyona Yekitiya Star daxuyaniyek nivîskî weşand û diyar kir ku şerê li dijî rojavayê Kurdistanê ji gelek aliyan ve pêk tên, bi tu awayî nakevin xizmeta berjewendiyên Şoreşa Sûriyeyê û wiha got: “Ev êrîş li dijî nirxên kurdan bi awayekî dijî mirovî tê kirin heta ku digihîje asta îşkenceya li cenazeyan bikin. Êrîşên li ser Rojava li dijî nirxên ola Îslamê ku kuştina misilmanan bi destê birayên wî yên misilman tê kirin heram e.”
Yekitiya Star bêdengiya hêzên navneteweyî şermezar kir û wiha bi lêv kir: “Em fetwa Cebhet El-Nusra a der barê helalkirina mal û namûsa kurdan dayî bi tundî şermezar dikin. Em ji koma ku navê Cebhet El-Nusra li xwe kirine re dibêjin baş bizanin jina ku fetwa der barê wê de tê dayîn, niha di kozikên pevçûnan ên pêş de ye û bersiva êrîşên Cebhet El-Nusra ên hovane dide, mal û xaka xwe ji êrîşan diparêze û ji bo azadî û rûmeta xwe canê xwe dide.’’
Yekitiya Star destnîşan kir ku hemû pêkhateyên rojavayê Kurdistanê bi lehengî nirx û rûmeta xwe diparêzin, bi xwîna xwe efsaneya berxwedana gelekî nivîsîne, bindestî, koletî û bê edaletî qebûl nekirine.”
Di daxuyaniyê de bang li hemû hêz, rêxistinên demokratîk û kesayetên xwedî wijdan hat kirin ku piştgiriya gelê mezlûm bikin û helwesta xwe ya li dijî çeteyan nîşan bidin û daxuyanî wiha hat bidawîkirin: “Em bang li welatiyên ereb ên li herêmên şer dijîn dikin ku nebin şirîkê rijandina xwîna birayên xwe yên kurd. Li van pevçûnan wekî pevçûnên kurd û ereban ne bînin û helwesta xwe ya parastina herêmê nîşan bidin.”


YPG: Em seferberiyê îlan dikin - ANHA

Fermandariya Giştî ya YPG, destnîşan kir ku piştî êrîşên Cephet El-Nusra yên li hemberî Rojavayê Kurdistanê, bangên wan ên ji bo Koalîsyona Niştimanî ya Muxalefeta Suriyê û Artêşa Azad bê bersiv mane û bal kişand ku gelek komên girêdayî Artêşa Azad di êrîşan de cihê xwe girtine. YPG’ê diyar kir ku êrîşên koman veguherine merheleyek din, qetilkirina Îsa Huso jî encama vê ye û daxuyand ku ew li dijî êrîşan seferberiyê îlan dikin.

Fermandariya Giştî ya Yekîneyên Parastina Gel (YPG) derbarê êrîşên komên çekdar û êrîşa bombeyî ya li hemberî Endamê Komîteya Dîplomasiyê ka Desteya Bilind a Kurd û Endamê Dîwana Serokatiya Meclîsa Gel a Rojavayê Kurdistanê û TEV-DEM’ê Îsa Huso de, daxuyaniyek nivîskî weşand.

‘Tabûrên Artêşa Azad piştgiriya êrîşkaran dikin’

Di daxuyaniyê de hate destnîşankirin ku piştî Dewleta Îslamî ya Iraq û Bîlad El-Şam/Cephet El-Nusra seferberî îlan kir û hêzên xwe li herêmên Rojavayê Kurdistanê zêde kirin, bi armanca dagirkirina herêmê êrîş pêk anîne. Di daxuyaniyê de hate gotin ku tevî bangên YPG’ê yên ji bo Koalîsyona Niştimanî ya Muxalefeta Suriyê û fermandariya Artêşa Azad jî, van aliyan li dijî êrîşan û komên behsa mijarê helwesta xwe nîşan neda û ev tişt hatin gotin.

“Piştî ku di ser êrîşan de 2 hefte derbas bûn, derket holê ku piraniyan tabûrên Artêşa Azad alîkariya Dewleta Îslamî ya Iraq û Bilad El-Şam/Cephet El-Nusra dikin û ji Dêrikê heta Heleb û Efrînê bûne aliyekî êrîşan. Diyar bû ku gelek tabûrên Artêşa Azad ferman dane çekdarên xwe yên li deverên Suriyê ku bêne Rojavayê Kurdistanê û şerê kurdan bikin. Bi vê yekê dixwazin di navbera kurd û ereban de şer derxînin û vî şerî wekî şerê kurd û ereban nîşan bidin.”

‘Em ê planan vala dexînin’

Di berdewama daxuyaniyê de hate gotin ku YPG ji destpêkê ve li dijî van hewldanan disekine û wiha hat domandin: “Em wekî YPG’ê ji raya giştî û hemû derdorên ku dilê wan li ser şoreşa rewa ya Suriyê re ne dibêjin ku em ji şerê mezhebî dûr ketine û em ê ji niha û pê de jî dûr bikevin. Em ê planên bi vî rengî vala derxînin.”

Di daxuyaniyê de bal hat kişandin ku şerê li Rojavayê Kurdistanê veguheriye merheleyek din û hate gotin ku êrîşa bombeyî ya li dijî Îsa Huso jî encama vê yekê ye.

Di dawiya daxuyaniya ku ji malbata Huso, hemû welatparêz û gelê kurd re sersaxiyê hate xwestin de, hate diyarkirin ku YPG wê bersiva êrîşan bide, di vê çarçoveyê de seferberî hatiye îlankirin û ev bang hate kirin: “Em careke din aşkera dibêjin ku em hêza parastina Rojavayê Kurdistanê ne û emê bersiva van êrîşan bidin. Em bang li ciwan û hemû kesên ku destên wan çekê digirin dikin ku di nava YPG’ê de cihê xwe bigirin û parastina herêmên xwe bikin. Di vê çarçoveyê de em ji bo parastina berjewendiyên gelê kurd seferberiyê îlan dikin.”


Hakkari’de YDG-H’liler polisle çatıştı - ROJACIWAN
 
Hakkari’de YDG-H üyesi gençler Rojava’ya dönük saldırılara tepkilerini göstermek amacıyla kent merkezinde eylem yaptı. Yapılan eyleme polisin müdahale etmesi sonucu, çatışma çıktı.

Yıldönümü kutlanan Rojava Devrimini selamlamak ve Rojava’ya dönük gelişen çete saldırılarına olan tepkilerini göstermek amacıyla Hakkari’de YDG-H üyesi onlarca genç, kent merkezinde eylem yaptı. Pehlivan mahallesinde bir araya genel yüzleri poşulu gençler, ellerinde meşalelerle Şenler Oteli kavşağına kadar bir yürüyüş düzenledi. Ellerinde YDG-H bayrakları ile Rojava ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan lehine slogan atan gençler, daha sonra yolu trafiğe kapatarak eylemlerine devam etti. Yolda barikat kuran ve ateşler yakan gençlere polis çok sayıda zırhlı araç ile müdahale etti. Gençler, polisin gaz bombaları ve tazyikli su ile müdahalesine, taş, molotof kokteyli ve havai fişeklerle karşılık verdi.

Çatışmalar esnasında polis, yol kenarındaki yurttaşları da tazyikli su ve gaz bombaları ile taciz etti. Sıkılan tazyikli sular cadde üzerindeki bazı dükkanların vitrinlerini de kırdı. Atılan molotof kokteyllerinin hedefi olan birçok polis aracının darbe aldığı çatışmalar, gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam etti.


Gezi'nin günlük bilançosu: 33 gözaltı - Etkin Haber Ajansı

Gezi direnişiyle başlayan ve halkın özgürlük ve onur ayaklanmasına dönüşen isyanın en sert yaşandığı yerlerden olan Ankara ve Antakya'da ev baskınları yapıldı. Bugünkü Gezi bilançosu, çok sayıda ev baskını, bir kültür merkezi baskını, Gezi Parkı baskını ve 33 gözaltı.

Gezi direnişi nedeniyle Ankara ve Antakya'da çoğunluğu ESP üye ve yöneticisi olan 16 kişi gözaltına alındı.

Ankara'da ev baskınları sonucu ESP İl Başkanı ve MYK üyesi Fadime Çelebi, Halkların Demokratik Partisi İl Eşbaşkanı Orhan Çelebi, ESP üyeleri Cenan Altunç ve Ezgi İslam, SGD üyesi Eda Apaydın, Eğitim-Sen yöneticisi Bülent Salmanoğlu ile Mazlum Çelik gözaltına alındı.

Ankara'daki eylemlere katıldığı belirtilen ESP üyesi Seda Baykan İzmir'den, Burcu Arslan da Samsun'dan gözaltına alınarak Ankara'ya getirildi.

Gözaltındaki ESP'lilerin avukatı Can Tombul, soruşturmanın 2011 yılında başlatıldığı bilgisini aldıklarını aktardı. Müvekkillerinin "örgüt üyeliği" ile suçlandığını söyleyen Tombul, dosyada gizlilik kararı olduğunu ve 24 saat avukat kısıtlaması nedeniyle henüz görüşemediklerini kaydetti.

ANTAKYA'DA 5 GÖZALTI

Antakya'da ise 5 kişi gözaltına alındı. Hatay Valiliği, gözaltıların Taksim Gezi direnişi nedeniyle olduğunu açıkladı. Gözaltına alınanlardan ismi öğrenilenler şöyle: Sosyalist Gençlik Derneği üyesi Hüseyin Ali Kudret, Kaldıraç üyeleri Cemal Andıç Yılmaz ve İbrahim Tandoğan, SODAP üyesi Adem Çiçek.

Antakya'da ayrıca Ayışığı Sanat Merkezi'ne baskın düzenlendi. Bilgisayarın harddiskine el koyan polis, kütüphanede bulunan kitap ve dergileri dağıttı.

ESP'ye yönelik İstanbul'da 18 Haziran'da yapılan operasyonda da çok sayıda kişi gözaltına alınmış, 27 kişi tutuklanmıştı. Gezi direnişi nedeniyle İstanbul, Ankara, Adana ve İzmir'de toplam 41 ESP üye ve yöneticisi tutuklu bulunuyor.

GEZİ PARKI'NDA 17 GÖZALTI

Öte yandan, polisler, Taksim Gezi Parkı'nda oturan 17 kişiyi gözaltına aldı.

TMMOB heyetinin Gezi Parkı'nı ziyaretinin ardından, polis direnişte yaşamını yitirenler için hazırlanan anıtı kaldırdı. Daha sonra parkı insansızlaştırmak isteyen polis, herkese çıkmaları uyarısında bulundu.
Parkta oturmanın bir hak olduğunu söyleyenlere de müdahale edildi. Banklarda oturan, çimlerde yatan, kitap okuyanlar gözaltına alındı. Mezar taşlarına müdahale ettirmek istemeyen bir Alman vatandaşı da gözaltına alınanlar arasında. Toplamda çoğu Gezi Parkı’nı yaşam alanı olarak kullanan evsizler olmak üzere 17 kişinin gözaltında olduğu belirtildi.


Polis Gezi'de Yine Mezar Taşlarını Topladı, Evsizleri Gözaltına Aldı - Bianet

Polis Gezi Parkı'ndaki sembolik mezarları gene kaldırdı; bu esnada yaklaşık 16 evsizi ve bu duruma tepki gösteren bir Almanyalı insan hakları aktivistini de gözaltına aldı.

Polis Gezi Parkı'ndaki sembolik mezarları gene kaldırdı; bu esnada yaklaşık 16 evsizi ve bu duruma tepki gösteren bir Almanyalı nsan hakları aktivistini de gözaltına aldı.

Sat 12:30'da polis Gezi Direnişi boyunca hayatını kaybedenlerin isimlerinin yazılı olduğu sembolik mezar taşlarını belediye kipleriyle birlikte toplamaya başladı.

Bu esnada parkta yaşayan yaklaşık 16 evsizi de gözaltına aldı. Evsiz kişilerin kaldığı mezar taşlarının hizasındaki alanı da boşalttı.

Burada sembolik mezar taşlarının ekiplerden kaçırılıp korunmak istediği görüldü. Polis evsizlerin eşyalarını, yiyeceklerini her şeyi topladı.

Bu sırada olayı gazetecilerle birlikte görüntüleyen ve elinde fotoğraf makinesi olan Klaus Müller isimli bir kişi "Onlar taş değil, anı. Bu insanların kahvaltılıklarını da toplayamazsınız" diye tepki gösterince gözaltına alındı.

İnsan Hakları Derneği aktivisti Müller, Almanya'dan dün Doğan Akhanlı'nın davası için Türkiye'ye geldi.


Ehmedî Nijad: Ez 400 metir ji Îsraîlê dûrbûm - Xendan

Serokê Êranê destkeftên di dema 8 saliyên xwe yên desthilatê aşkira kir û ragihand ku ew yekem serok bû ku tenê 400 metir ji Îsraîklê dûr bû.

Di daxuyaniyeke televizyonî de serokê Êranê Mehmud Ehmedî Nijad ew destkeftên xwe anîn ziman ku hikûmeta wî di heşt salên desthilata xwe de li ser astê dosya etomî û serdana herêman bi taybetî serdana wî ya Libnanê bû.

Ehmedî Nijad got: “Palnên me bi xortî berdewamin. Li gor planên me 12 hezar amêrên (Terd Merkezî) aktîvin û 5 hezar amêrên nû jî dixin di bernameya etomî de.”

Amaje bi wê yekê jî da ku wî di nava kongireyê de wî hemwarkirina 11 peymanname belav nebûna çekên etomî pêşniyar kiriye û rizamendî li ser 10`an hatiye dan.

Serokê ku dema wî ya serokatiya Êranê temam bûye Ehmedî Nijad, serdana xwe ya heyva cotmehê sala 2011`an yek ji serdanên giring zanî û got: "Yekem Serok bûm, ez çûm ser sînorê Îsraîlê, tenê 400 metir ji Sehyuniyan dûrbûm, 40 balafirên dijmin bi asmanê navçeyê digeriyan , min berevanî li mafên gelê Filistînê kiriye û min peyamek bo civata mirovatiyê şandiye ku min tê de rojên sehyuniyan diyar kiriye."

Her weha Ehmedî Nijad di sala 2008`an de jî hevrikiya Wîlayetên Yekbuyî Amerîkayê kir bi serdana xwe ya Bexdadê û li navçeya kesk li gel siyasiyên Êraqê de civiya eve di demekê de bû ku hîna hêzên Amerîka berpirsê navçeyê bûn.

Di dirêjahiya çavpêkeftina xwe de Mehmud Ehmedî Nijad aşkira kir ku heşt salan serokê Êranê bû û 115 geştên navdewletî encam dane.

Di 3 tebaxê ya îsal dawî li wîlayeta duyem a Mehmud Ehmedî Nijad tê û Hesen Ruhanî serokê hilbijartî şûna wî digre.


BDP: Türkiye El Nusra'ya silah verdi - Rizgarî Online

BDP Merkez Yürütme Kurulu tarafından yayınlanan bildiride, Türkiye'den silah yüklü araçların Suriye'de PYD ile El Nusra arasındaki çatışmaların yoğunlaştığı Tel Ebyad kentine geçirildiği ifade edildi. BDP ayrıca Özgür Suriye Ordusu'nun 70 komutanının da Dîlok´ta (“Gaziantep'te) buluştuğunu söyledi.Barış ve Demokrasi Partisi ( BDP ) Merkez Yürütme Kurulu, dün yaptığı toplantının ardından bir bildiri yayınladı. Bildiri şöyle: "Ortadoğu ’da özgürlük arayışına en hazırlıklı halk olduğunu kanıtlayan Kürtler, aynı zamanda; demokrasi, özgürlük, eşitlik arayışına müdahale eden güçlerin, küresel aktörlerin, bölgeyi kendilerine göre dizayn etme çabasına da alternatif oluşturarak bir yanıt olmuştur.

Rojava devrimi, kadınları eve kapatan, bedenleri üzerinde tahakküm kuran, kadınları eşit vatandaş olarak görmeyen anlayışlara karşı, kadınların özgürlüğünü hedefleyen bir kadın devrimidir. Bu yüzden bütün yönetim organlarında kadınlar yer almakta ve savaş koşullarına rağmen kadınlara yönelik sosyal politikalar hayata geçirilmektedir.

Rojava devrimi, ‘çoğunluğun demokrasisi’ yaklaşımlarına karşı, birlikte yaşadığı tüm halklarla birlikte bir yönetim kurarak çoğulcu demokrasinin mümkün olduğunu kanıtlamıştır.

Rojava devrimi, dünyada halkların çıkarına değişimi sağlayan tek gücün örgütlü halk gücü olduğunu açığa çıkarttığı için bütün halklara umut vermektedir.”

Rojava’nın bu yüzden de hem Esad’da bağlı güçlerin, hem de muhalefete bağlı çetelerin hedefi olduğu da vurgulanan BDP MYK sonuç bildirgesinde ”Muhalefete bağlı kimi örgütlerin Mayıs ayında başlayan insanlık dışı saldırıları, geçtiğimiz günlerde yeniden yoğunlaşmış ve can kayıplarına neden olmuş, son olarak Qamişlo’da, Kürt Yüksek Konsey üyesi İsa Huso bombalı suikast sonucu yaşamını yitirmiştir.

Üç El-Nusra mensubunun üzerinden Türk kimliği çıkması, görgü tanıklarının silah yüklü araçların Türkiye 'den, çatışmaların yoğunlaştığı Til-Ebyad kentine geçirildiğini aktarması, çetecilerin Ceylanpınar’ı lojistik üs olarak kullanması Türkiye’yi şaibe altında bırakmaktadır.

Rojava halkına saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in Türk Dışişleri Bakanlığı’nın daveti üzerine Türkiye’ye gelmesi ve resmi görüşmeler yapması önemlidir. Türkiye ile PYD arasında bu diyalogun devam etmesi ve geliştirilmesi Suriye ve Türkiye halklarının çıkarına olacaktır.

Bu görüşme esnasında Antep’te aralarında çetelerin de olduğu 70 ÖSO komutanın buluşturulması ve Rojava halkını tehdit eden ifadeler kullanması ise halkların eşitlik, özgürlük ve kardeşlik mücadelelerine zarar veren bir yaklaşımdır

Öte yandan sınır kapılarının kapalı olması, insani yardımlara ulaşmasının önünde engel olmakta, Rojava halkı en insani ihtiyaç olan ekmek ve ilaç desteğinden mahrum bırakılmaktadır. Türkiye sınır kapılarını derhal açmalıdır.

Rojava devrimini savunmak, korumak ve geliştirmek sadece Rojava halkının değil, hepimizin görevidir. Halkların eşitlikten, özgürlükten, demokrasiden yana demokratik birliği, hem Türkiye’nin hem de tüm Ortadoğu’nun biricik umududur. Bu umudun yara almasına izin vermeyeceğiz.

Partimiz, Rojava halkıyla dayanışmayı yükseltmek ve halklarımıza saldıran çetelerin Türkiye üzerinden geçişlerini ve lojistik desteklerini engellemek için güçlü etkinlikler yapma kararı almıştır. Tüm demokrasi güçlerini, halkların kardeşliğini savunan herkesi Rojava devrimine sahip çıkmaya ve Rojava halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz.

1. yılında Rojava devrimini selamlarken, İsa Huso şahsında, tüm Rojava şehitleri için halkımıza başsağlığı diliyoruz."


Rojava'da Bomba Yüklü Araç Patladı: 15 Yaralı - Kurdistan Post.eu

Rojava'da Derik ile Qamişlo ilçeleri arasında bomba yüklü bir aracın patlaması sonucu araçta bulunan kişi ölürken, 15 sivil de yaralandı.

Alınan bilgilere göre, Girkê Legê ilçesinde asayiş noktasına gelen sebze yüklü bir otomobil şüphe üzerine durdurulmak istenirken, araçta bulunan şahıs kontrol noktasına el bombası atarak kaçtı. Asayiş birimlerinin kaçan aracın peşine düşmesi sonucu araçta bulunan kişi üzerine bağladığı patlayıcıları patlatarak intihar etti. Yaşanan patlama sonucunda çevrede bulunan yaklaşık onbeş sivil çeşitli yerlerinden yaralandı. Yaralılar Derik ve Qamişlo ilçelerindeki hastanelere kaldırıldı.


Ocalan gefa rawestandina pêvajoya aştîyê kir - Peyamner

Serokê Partiya Karkerên Kurdistanê Abdullah Ocalan hişyarî dide berpirsên Tirkiyê û radighîne ku, “Eger pêvajoya aştiyê weha dewam bike, ez dê destê xwe jê vekişînim."

 Xwîşk û xalê Rêberê PKK`ê Abdullah Ocalan Fatma Ocalan û Suleyman Arslan, xwîşka Şeyhmûs Poyraz Felek Cizlamaz û warîsa Cûmalî Karsû Pervîn Odûncû, piştî bi xizmên xwe re hevdîtin pêk anîn, ji Girava Îmraliyê vegeriyan Fermandariya Jendermeyan a Gemlîkê. 
Xalê Ocalan Suleyman Arslan daxuyaniyeke kurt da û got, "Ez 1500 km rê hatim, bi tenê nîv saet dan me ji bo em hevdîtinê bikin. Mafê me dixun. Pêvajoya aştiyê wê çawa bimeşe. Piştî 40 salan cara yekemîn e dibînim, pêvajoya aştiyê weha nabe.”
 
Li ser pirseke rojnamevan a derheqê peyama Ocalan de Arslan got: "Ji me re got, eger pêvajoya aştiyê bi vî rengî bimeşe, ezê destê xwe jê vekişînim.”

Fatma Ocalan da xuyakirin ku wan di hevdîtinê de hîn bêtir mijarên navxweyî yên malbatî axivîne.



Demîrtaş: Kurd dikarin rêça şerê navxweyî li Sûriyê biguherînin - Rûdaw

Hevserokê Partiya Aştî û Demokrasiyê (BDP) Selahedîn Demîrtaş ragihand ku têkiliyên di navbera hikûmea Tirkiyê û kurdên Rojavayê Kurdistanê de dê guvaşên li ser serokê Sûriyê Beşar Esed zêdetir bikin û rêça şerê navweyî biguherîne.

Hevserokê BDPê Selahedîn Demîrtaş di hevpeyvînek ligel ajansa nûçeyan a Reutersê wiha got: “Serdana hevserokê PYDê Salih Mislim ya Stenbolê nîşaneke ku Tirkiyê dixwaze siyaseta xwe li hember kurdan biguherîne.”

Demîrtaş diyar kir ku ew siyasî tenê bandorê li ser têkiliyên di navbera Tirkiyê û Kurdan de nake, lê ew ê rêça bûyerên li Sûriyê jî biguherîne.

Hevserokê BDP destnîşan kir ku kurd dikarin roleke aktîv li Sûriyê bilîzin û wiha got: “Lê divê alîkariyek zêde ji wan re hebe. Pêwîste welatên Rojava, di nav wan de jî Amerîka, têkiliyên baş ligel kurdên Sûriyê ava bikin.”

Dawiya heftiya borî, Hevserokê PYD Salih Mûslim serdana Tirkiyê kiribû û digel berpirsên MÎT û wezareta derve ya Tirkiyê civiya bû.



Bir an önce adım
KCK Genel Başkanı Abdullah Öcalan, ailesi ile yaptığı görüşmede sürecin ilerletilmesi konusunda AKP’ye ciddi uyarıda bulundu: Ben birinci aşamayı başarıyla tamamladım. 1 Ekim’e kadar süreç noktasında hükümet adım atmalı. O tarihe kadar adım atılmazsa süreci geliştiremeyeceğimiz açıktır.

 
Tribün korkusu
Gezi ruhunun tribünlere sıçramasından korkanlar Beşiktaş’ın kombinelerine ilginç bir madde koydu. Madde ile adeta tezahürat dahi yasaklanıyor.

 
Kredi talebiniz ileri demokrasiye takılmıştır
Kredi Yurtlar Kurumu, öğrenim kredisi verilmeyecek öğrenciler lidtesine ‘direnen ve slogan atanları’ ekledi. İfade özgürlüğünü kullananları parayla tehdit eden kararda, ‘resim yapmak ve yazı yazmak’ dahi kredinin reddine gerekçe sayıldı.

 
İşte Ali’nin katilleri
Eskişehir’deki sopalı saldırının tanığı S.B.Y, vahşeti tüm ayrıntılarıyla anlattı.








 
N’aptın Radikal
Radikal, bir süredir bazı Beşiktaşl taraftarlarının tepkisine ve küfürlerine maruz kalıyor. Gazetemizin bu ve benzer konulardaki duruşunu bir kez daha ortaya koymakta fayda var.

 
Üç bakan teknik takibe takıldı
Savcılığın GDO’lu pirinç soruşturmasınagöre firma, Mehdi Eker, Zafer Çağlayan, ve Sadullah Ergin’den mahkemenin değiştirilmesini istiyor. Bu görüşmeler dinleniyor.

 
Sokağı boşalt serbest kal
Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı Mursi’yle görüşen AB temsilcisi Ashton’un “Darbe karşıtı gösteriler biterse serbest kalacaksın” dediği öne sürüldü.

 
Barut kokuyor
Şarlıurfa Ceylanpınar sınırındaki Suriye’nin Resulayn ilçesinde elektriklerin 19:00’da kesilmesiyle birlikte sabaha kadar silah sesleri yükseliyor.

 
Çaresiz kaldım
Oyuncak tabancayla banka soydu. Yakalndı, 7 yıl hapis cezası aldı. “Oğlumun tedavisi için yaptım” dedi, serbest kaldı. O baba anlattı.




 

TDK sözlüğünde argo bolluğu
Türk Dil Kurumu’nun internetteki hizmeti ‘Güncel Türkçe Sözlük’ güncellendi. Sözlükte, sözcüklerin ‘argo’ karşılıkları da yer alıyor.


 
Kürtler’e göre Muhaberat
PYD lideri Muslim’in İstanbul ziyaretinden 1 hafta sonra partinin eski Eşbaşkanı İsa Huso, Kamışlı’da El Muhaberat tarzı bombalı suikast sonucu hayatını kaybetti. Kürt gruplar suikastten Esad rejimini sorumlu tutu.

 
Yok öyle yağma
Türkiye’nin Somali’deki varlığından rahatsız olan İngilizler yardım kuruluşlarına baskı yapmaya başladı. STK’lara “siz yardım getirin. Biz dağıtırız” deniliyor. Mogadişu’ya ayak basan Türkler de havalimanında İngilizlerin talimatıyla fişleniyor.

 
Merdivenaltı sanal eğitim furyası
Dershanelerin kapatılacağı spekülasyonlarıyla birlikte ‘interaktif yayın dolandırıcıları’ türedi. Başbakanlık Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nden aradıklarını söyleyen dolandırıcılar, “Torba yasa ile dershaneler kapatıldı”




 




Davutoğlu - Barzani görüşmesinde neler konuşuldu? - T24


Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani arasındaki görüşmenin ana başlıklarını, ikili ilişkiler, Irak'taki gelişmeler, Suriye'deki durum, Kürt Ulusal Konferansı ve Mısır'da yaşananlar oluşturdu.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Neçirvan Barzani ile bugün yaptığı görüşmenin ana başlıklarını ikili ilişkiler, Irak'taki gelişmeler, Suriye'deki durum, Kürt Ulusal Konferansı ve Mısır'da yaşananların oluşturdu. Görüşmede, bölgesel gelişmelere ilişkin çok kapsamlı bilgi alışverişinde bulunulduğu öğrenildi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, temaslarda bulunmak üzere Türkiye'ye gelen Neçirvan Barzani ile Dışişleri Bakanlığı Konutu'nda yaklaşık iki saat süren basına kapalı bir görüşme gerçekleştirdi.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, ilk olarak ikili ilişkilerin değerlendirildiği görüşmede, enerji başta olmak üzere, işbirliği alanları ele alındı ve her alanda işbirliğini karşılıklı olarak geliştirme isteği dile getirildi. Irak'taki son gelişmelerin de değerlendirildiği görüşmede, özellikle son dönemde artan şiddet ve terör olaylarından duyulan endişe ifade edilirken, sorunun çözümü için atılabilecek adımlara ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

Suriye'deki gelişmelerin de kapsamlı bir şekilde görüşüldüğünü aktaran diplomatik kaynaklar, iki tarafın da Suriye'deki durum ve özellikle ülkenin kuzeyindeki son gelişmelere ilişkin görüşlerini belirttiğini, bu bağlamda, PYD Başkanı Salih Müslim'in Türkiye'deki son temaslarının da ele alındığını aktardı.

Görüşmede, Türkiye ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin, Suriye ve Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere ilişkin ortak tutum ve kaygılara sahip olduğunun teyit edildiği, her iki tarafın da konuya genel bakışının ve geleceğe dönük beklentilerinin aynı olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.

Kaynaklar, Neçirvan Barzani'nin, Suriye'nin geleceğine ilişkin, bütünlüklü ve demokratik yeni bir Suriye'nin oluşması hususunda Türkiye ile benzer tutum ortaya koyduğunu, ülkede bölünme istenmediği mesajını verdiğini belirtti.
 
Kürt Ulusal Konferansı'na ilişkin tarih netleşmedi
 
Görüşmede Kürt Ulusal Konferansı'na da değinildiğini bildiren diplomatik kaynaklar, Barzani'nin geçen günlerde yapılan hazırlık toplantısı hakkında Davutoğlu'na bilgi verdiğini söyledi. Konferansa ilişkin hazırlıkların sürdüğünün belirtildiği, net bir tarihin ise henüz belirlenmediği öğrenildi.

Bunun yanında görüşmede, Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelere ilişkin olarak, Türkiye'nin bu konudaki öncelikli duruşunun ve beklentisinin dile getirildiği, sınırlara saygı, uluslararası hukuka aykırı faaliyetler içinde bulunulmaması ve teröre ve şiddete karşı açık bir tutum alınması yönündeki prensiplerin değerlendirildiği belirtildi.
Mısır'daki gelişmelerin ve Irak'taki seçimlerin de konuşulduğu görüşmede, Türkiye'de devam eden çözüm sürecinin ise gündeme gelmediği aktarıldı.

Davutoğlu-Barzani görüşmesinin son derece samimi bir ortamda geçtiğini anlatan kaynaklar, Neçirvan Barzani'nin Mevlana hayranı olduğunu öğrenen Davutoğlu'nun, kendisini Şeb-i Arus kutlamalarına davet ederek kendisine Mevlana'nın başyapıtı Mesnevi'nin Farsça bir kopyasını hediye ettiğini kaydetti.








Masada 5 başlık – Milliyet


Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başbakanı Barzani’nin Ankara temaslarında Türkiye-Suriye arasındaki 3 kapının açılması da dahil 5 başlık görüşülüyor...

Suriye sınır kesiminde cihatçı El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi ile Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) arasında çatışmalar sürerken, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani’nin kritik Ankara ziyaretinde 5 önemli başlık masaya yatırıldı. Barzani, Başbakan  Erdoğan’ın daveti üzerine geldiği Türkiye’de kritik temaslarda bulundu. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile dün akşam iftarda görüşen Barzani, bugün de Erdoğan tarafından kabul edilecek.  Barzani’nin görüşmelerinde 5 önemli konu başlığı öne çıktı. Barzani’nin temaslarının en önemli ayağını Suriye’deki gelişmeler oluşturdu.

Ak Parti konferansa davet edildi

PYD Başkanı Salih Müslim’in Türkiye ziyaretinde gündeme getirdiği Suriye sınırında insanı yardım için Nusaybin’den Kamışlı’ya, Ceylanpınar’dan Rasulayn’a ve Akçakale’den Tal Abiyat Bölgesi’ne açılan üç sınır kapısının açılması konusu Barzani ile de ele alındı. Türkiye’nin insani yardım için Suriye sınırına kapı açmaya yeşil ışık yaktığı öğrenildi.  
 
Barzani, ağustos sonunda yapılması Planlanan Ulusal Kürt Konferansı konusunda da kapsamlı bilgi verdi.  Barzani, Ak Parti ve CHP’ye konferansı izlemesi için davetiye göndermek istediklerini belirterek, olumlu yanıt beklediklerini vurguladı.

Görüşmede çözüm süreci kapsamında Türkiye’den Kuzey Irak’a çekilen PKK’lıların yakından izlenmesi ve bulundukları yerde rehabilite edilmesi konusu ele alındı. Çekilen PKK’lıların siyasi yaşama adaptasyonu konusunda Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin aktif görev alması istendi.

Barzani’nin de bu süreçte görev alacaklarını ve Türkiye’ye her türlü desteği vereceklerine ilişkin taahhütlerinin bulunduğu, Türkiye ile sürekli koordinasyon içinde olacaklarını dile getirdiği kaydedildi.

Barzani ile görüşmelerde Türkiye ile Kuzey Irak Kürt Bölgesi arasındaki ekonomik ilişkiler de mercek altına alındı. Özellikle ticari ilişkilerin çeşitlendirilmesi konusunda fikir birliği sağlandı.






Barış sınırı aştı - Taraf


Barış süreci Suriye sınırını geçerek PYD ile güçlendiriliyor. Ankara, Salih Müslim’e özerkliği tanıma sözü verdi. Sonucu Öcalan onayladı. Barzani de masaya oturdu.

PKK’nın ıraktaki kolu PYD’nin lideri Salih Müslim’in Türkiye ziyareti tartışılmaya devam ediyor. Ziyaretle ilgili neredeyse her kafadan ses çıkıyor. Ziyaret sırasında kimlerle ne konuşulduğuna ilişkin muhtelif yazılar çıkıyor.

Ankara kulislerini çok iyi tutan bir kaynağımla bu konuyu görüştüm ve Salih Müslim’im ziyaretinin arka planını öğrendim.

Salih Müslim Türkiye ziyaretinde Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la görüştü.

Devlet kayıtlarına giren görüşmede şu konular konuşuldu, şu sözler veridi:

1) Feridun Sinirlioğlu ve Hakan Fidan görüşmede PYD liderine Suriye’deki kontrol dışı muhalif yapılara karşı birlikte hareket edilebilecek, onlara karşı görüşmeler yapılabilecek tek yapının PYD olduğunu belirtti. İki müsteşar görüşmede açıkça “diğer oluşumlara karşı olduklarını, dolayısıyla görüşme için bu yapıların değil PYD’nin tercih edildiğini” söyledi.

2) İlerleyen süreçte PYD’nin özerklik ilanının Türkiye tarafından tanınacağı ifade edildi. Türkiye’nin bu tutumu Sinirlioğlu ve Fidan tarafından kayda geçirilip söz verildi.

3) PYD’nin özerklik konusuna şimdilik girmemesi, bu konuda Türkiye’deki kamuoyu hassasiyetlerinin gözönünde bulundurulması gerektiği ifade edildi.

4) Türkiye’nin sınırlarından PYD’nin kontrol ettiği Kürt bölgesine yardım yapılması ve bunun PYD eliyle yapılması hususu karara bağlandı.

Alınan karar gereği önümüzdeki dönemde PYD’nin kontrol ettiği sınır kapılarının açılarak yardımların geçişine izin verileceği değerlendiriliyor.

5) İki müsteşar Türkiye’den yapılacak yardımların sağlanabilmesi için Türk kamuoyunun tepkisinin çekmemek gerektiğini ifade ederek sınırdaki PYD bayrağının indirilmesini talep etti. Bu talep PYD tarafından kabul edilerek PYD bayrağının indirilmesi sağlandı.

Salih Müslim ziyaretinde tartışılan en hassas konu Salih Müslim’in İmralı’ya gidip Öcalan’la görüştürülüp görüştürülmediği konusu.

Salih Müslim İmralı’ya gidip Öcalan’la görüşmedi. Ancak Hakan Fidan PYD lideri ile yapılan görüşmeleri Ada’ya gidip Abdullah Öcalan’a aktardı. Öcalan’ı sürece dâhil ederek yapılan görüşmelerde çıkan sonuçlar için Öcalan’ın onayını aldı.

Peki, bu görüşme ve görüşmede alınan karalar ne anlama geliyor? PYD eliyle Suriye’de yapılacak yardımların Suriye’de ve Irak’ta toplum nezdinde PKK’yı güçlendireceği görülmüyor mu? Bu yardımlar neden, Kızılay tarafından doğrudan yapılmıyor? Bu yapılamıyorsa bu yardımlar neden Barzani taraftarı Kürtler eliyle değil de PYD eliyle yapılacak?

Yardımların PYD eliyle yapılması, bölgede PYD’nin toplumsal meşruiyetini ve etkisini güçlendirip PKK/PYD’nin ekmeğine yağ sürüyor. Devlet elbette bunu biliyor.

Ancak devlet Türkiye’deki çözüm süreciyle ilgili olduğu için bunu yapmaya mecbur. Şöyle ki; Türkiye’de barış sürecinde istenen ilerleme sağlanamadı. PKK’da bir grup ayak sürümeye devam ediyor. Öcalan da dâhil olmak üzere, PKK liderleri devleti tehdit etmeye başladı.

Hükümet PKK’nın beklediği demokratikleşme adımlarını PKK’nın istediği süre içinde yapamayacak. Seçim barajı gibi bazı taleplerini ise hiç yapmayacak. Bu durumda PKK’nın savaşı yeniden başlatacağından korkulduğu için hükümet PYD’ye yapılacak yardımları “güven artırıcı önlem” olarak görüyor. PYD’ye yardım sağlayarak PKK’nın savaşı başlatması önlenmek isteniyor. Bu da Öcalan üzerinden yapılıyor. Bu nedenle PYD ile yapılan görüşmelerin sonuçları Öcalan’a onaylatıldı.

Yani durum şu: Devlet çözüm sürecinde patinaj yaptığı, verdiği sözü yerine getiremediği için PKK’ya diyet ödüyor...









Öcalan’ın arkadaşına bombalı suikast – Milliyet


Öcalan’ın yakın arkadaşı ve Suriye Kürt Yüksek Konseyi’nin önemli bir üyesi olan İsa Huso, Suriye’nin Kamışlı kentinde bombalı suikast sonucu öldürüldü. Saldırının, El Nusra tarafından yapıldığı sanılıyor.

Suriye Kürt Yüksek Konseyi’nin 10 üyesinden biri olan Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) eski eşbaşkanlarından İsa Huso, Kamışlı kentinde bombalı suikast sonucu öldürüldü. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve BDP, yaptıkları yazılı açıklamada suikastı kınarken “Saldırı Kürt halkına karşı yapılmıştır” denildi.

Suriye Kürt Yüksek Konseyi Diplomasi Komitesi üyesi ve Halk Meclisi Başkanlık Divanı üyesi Huso, dün Mardin’in Nusaybin ilçesinin karşısındaki Kamışlı kentinin Korniş mahallesindeki evinden işe gitmek üzere bindiği aracında bombalı bir suikastın kurbanı oldu.

Saat 06.00 sıralarında meydana gelen patlama sonucunda bir kadın hafif yaralanırken suikastin aracın ön kısmına yerleştirilen tahrip gücü yüksek bomba ile gerçekleştirildiği belirtildi.

Patlamanın araç birkaç metre ilerledikten sonra meydana geldiği ifade edilirken suikastın El Nusra Cephesi ya da muhalif Kürt oluşumları tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği vurgulandı.

Huso’nun, PYD yönetiminin en etkili isimleri arasında yer aldığı ve örgüt açısından büyük kayıp olduğu ifade edildi.

‘Saldırı Kürt halkına’

Huso’nun geçmişte Abdullah Öcalan’ın yakın dostu olduğu, Öcalan ile defalarca görüştüğünü, PKK saflarına katılan bir oğlunun da çıkan çatışmada öldürüldüğünü yazdı.

DTK tarafından yapılan yazılı açıklamada saldırı kınandı. DTK açıklamasında “Bu alçakça saldırı ile İsa Huso şahsında Kürt halkının kendini yönetme iradesi hedef alınmıştır. Fail kim olursa olsun hedef budur. Fakat bu saldırılar amacına ulaşmayacaktır” denildi.

BDP’den yapılan açıklamada da suikastın Kürt halkına karşı yapıldığını belirterek şu ifadelere yer verildi:
“Bu vahşi saldırı Sayın Huso’nun şahsında tüm Kürt halkına yönelik yapılmıştır. Dört parçaya ayrılmış Kürt halkı bu tür alçakça saldılar karşısında şimdiye kadar sürekli direnmiştir ve direnmeye devam edecektir. BDP olarak, İsa Huso’ya yapılan bu vahşi saldırıyı nefretle kınıyor, başta ailesi olmak üzere tüm Kürdistan halkına başsağlığı diliyoruz. “


Çözüm için 1 Ekim’e kadar süre verdi – Milliyet

Abdullah Öcalan’ın, İmralı’da ilk kez görüştüğü dayısı Süleyman Arslan ve kız kardeşi Fatma Öcalan’a, sürecin ikinci aşamasında olduklarını ve hükümetin adım atmasını beklediğini belirterek, 1 Ekim’e kadar süre verdiği öğrenildi.

DİHA’nın haberine göre Öcalan, görüşmede şunları söyledi:

“1 Ekim’e kadar çözüm süreci için hükümet adım atmalı. Ben birinci aşamayı başarıyla tamamladım. İkinci aşamayı da başlattım, ancak hükümetten beklenen adımlar atılmıyor. Bu konuda ben elimden geleni yaptım. 1 Ekim’den sonra süreçten çekileceğim demiyorum; ama o tarihe kadar adım atılmazsa süreci geliştiremeyeceğimiz açıktır. Ben daha başka ne yapabilirim ki? Adım atılmazsa bu koşullarda ne yapabilirim. Avukatların gelmemesi büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Hasta tutuklular bırakılmıyorsa süreci nasıl ilerleteceğiz.”


Demirtaş: Türkiye 20 - 25 bölgeye ayrılabilir - Miliyet

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, tüm Türkiye için özerklik taleinde bulundu. Bu kapsamda Türkiye'nin 20 ya da 25 bölgeye ayrılabileceğini söyledi. Hüseyin Yayman, Utku Çakırözer, Hande Fırat sordu, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş CNNTürk'te yanıtladı.
Demirtaş programda; "Türkiye coğrafyası ekonomik kültürel demografik yapısıyla 20 veya 25 bölgeye ayrılabiliyor. Yerinden yönetim bölgelerine ayrılabilir. Sadece Kürtlere özgü bir özerklik yerine Türkiye'nin katı merkeziyetçi yönetim modelinden vazgeçerek bir yerinden yönetim modelini hayata geçirmesi lazım.

Bu özerklik değil yerinden yönetim modeli. Türkiye'nin bütün bölgelerde yerinden yönetim modelini hayata geçirmesi lazım. Ulus devlet modelini özgürleşme yönetimi olarak önermiyoruz.

Kürtlerin devlet kurma hakkı yok değil ama bugün Türkiye'de yaşayan Kürtler bugün bu hakları birlikte yaşam çerçevesinde kullanmak istiyorlar" diye konuştu.


Resulayn’da elleri tetikte – Hürriyet

Suriye’nin Resulayn ilçesinde eller tetikte. 40 bin nüfuslu ilçede yaşayanların sayısı birkaç bini geçmezken, akşam 19.00’dan itibaren elektrikler kesiliyor. PYD’nin silahlı kanadı YPG (Halk Savunma Güçleri) ile El Nusra arasındaki çatışmalar nedeniyle özellikle geceleri ilçeyi barut kokusu sarıyor.

SINIRLARI aşarak, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde de ölümlere neden olan çatışmaların yaşandığı Suriye’nin Resulayn ilçesine girdik. Resulayn, YPG ile El Nusra arasındaki çatışmalar nedeniyle hem hayalet kente dönüşmüş durumda hem de her an çok daha büyük bir çatışma endişesiyle diken üstünde. Türkiye sınırındaki tel örgüleri aştıktan sonra, sınırın hemen 3 kilometre ötesinde YPG kontrol noktasında üst araması yapıldıktan sonra ilçeye adım attık. Bizi ilçeye götüren eski bir pikabı YPG’lilerin bir kaç gün önce  El-Nusra’nın elinden aldığını öğrendik. Savaş öncesi 40 bin nüfuslu olan ilçede Kürtlerin oturduğu semtler daha hareketli. 2 hafta önceki Araplar’ın bölgeden gittiği, çatışmaların azalmasıyla birkaç Arap ailenin döndüğü belirtiliyor.

Gece hayat duruyor

17 Temmuz tarihinde YPG’nin saldırısı sonucu El Nusra ilçeyi terk ederek, 3 kilometre uzaklıktaki Til Halef beldesine çekildi. Stratejik konuma sahip olan Til Halef, Resulayn ile Tel Abyad ve Kobani yolu üzerinde. El-Nusra geceleri havan saldırısı düzenliyor, taciz ateşinde bulunuyor. Bu yüzden geceleri ilçeyi barut kokusu sarıyor, hayat duruyor. İlçeye geceleri elektrik verilmezken, güvenliği devriye gezen YPG’liler sağlıyor. YPJ (Kadın Savunma Birlikleri) erkeklerle birlikte asayişte görev alıyor. İlçenin tek hastanesi çatışmalar nedeniyle kapatılırken, yaralananlar, ilaçların yerlere dizilip bir evde tedavi edilmeye çalışılıyor. Ağır olanlar Kamışlı’ya gönderiliyor.

Ağır silahlı çatışma

Resulayn’da dün saat 22.00 sıralarında çatışma yeniden başladı. Ağır silahların kullanıldığı çatışma saatlerce devam etti. Resulayn’a 3 kilometre mesafedeki El Nusra güçleri uçaksavarlarla Kürt gruplarına saldırırken, Kürtler de karşılık verdi. Kürtlerin denetimindeki Gırke Lege beldesindeki kontrol noktasında canlı bomba saldırısında 15 kişi yaralandı.

Türk askeriyle sorunumuz yok

KÜRTLER Resulayn’ı ele geçirdikten sonra Ceylanpınar’dan Nusaybin’e sınır olan Dirbesiye, Çalağa, Rimelan, Derik, Amude, Andivar ve Kamışlı’da güvenli bölge oluşturdu. Resulayn gümrüğünden sorumlu askeri yetkili Ali Cabbar, şiddetli çatışmaların ardından gümrüğü ele geçirdiklerini belirterek, “El Nusra, Ceylanpınar’ı gözeterek ateş ediyor. Hedef biz değiliz. Hedef karşı taraftaki sivillerdir. Amaçları biz ve Türk askerini karşı karşıya getirmek. Bizim Türk askeriyle bir sorunumuz yoktur” diyor. Resulayn diken üzerinde her an büyük bir çatışmayı beklerken, Kürt yetkililer, El Nusra’nın her an büyük bir saldırı düzenleyebileceğini ve kendilerinin de buna hazırlıklı olduklarını söylüyor.





Bingöl'de cinsel istismarla suçlanan 8 uzman çavuşa 15'er yıl hapis istemi – T24

Bingöl'de 16 yaşındaki E.A.'ya tecavüz ettikleri iddia edilen biri tutuklu 8 uzman çavuş hakkında 3 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Bingöl'de 16 yaşındaki E.A. adlı kıza tecavüz ettikleri iddia edilen biri tutuklu 8 uzman çavuş hakkında savcılık tarafından hazırlanan iddianame, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. 8 uzman çavuş hakkında "çocuğun nitelikli cinsel istismarı", 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve "müstehcenlik" suçlamalarıyla 3 yıldan 15 yıla varan hapis cezaları istendi. E.A.'nın avukatı Canan Çakabey, ilk duruşmasının 3 Eylül'de görüleceğini belirterek, görevlenlerinden uzaklaştırılan uzman çavuşların artık kaçma ihtimalinin başgösterdiğini belirterek, sanıkların tutuklanmasını istedi.

Adil Önal'ın DHA'da yayımlanan haberine göre, Bingöl'de 2 yıl önce 16 yaşındaki E.A.'nın, kendisine tecavüz ettiklerini iddia edip şikayetçi olduğu 8 uzman çavuştan 4'ü tutuklanmış, ancak onlar da bir üst mahkemeye yaptıkları itiraz üzerine serbest bırakılmışlardı. Olayın ardından Bingöl Cumhuriyet Başavcılığı yürüttüğü soruşturmada 8 uzman çavuşun cinsel istimara karıştığını belirterek, bir uzman çavuşun tutuklanmasına karar vermişti.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin de dün sosyal paylaşım sitesindeki hesabından yaptığı duyuruda 8 uzman çavuşun, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesildiğini duyurmuştu.

Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı da küçük kıza cinsel istismarla suçlanan 8 uzman çavuş hakkındaki soruşturmasını tamamlayarak, iddianeme hazırladı, ardından da dosyayı Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Mahkemece kabul edilen iddianamede 8 uzman çavuş hakkında 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, "müstehcenlik" suçlamasıyla 3 yıldan 15 yıla varan değişik hapis cezaları istendi.

Cinsel istismara uğrayan E.A.'nın avukatı Canan Çakabey, bu gelişmeler üzerine bugün yaptığı basın toplantısında, uzman çavuşların görevlerine son verilmesini, "çok önemli bir gelişme" olarak değerlendirdiklerini belirterek, sanıklar hakkında hazırlanan iddianamenin de Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildiğini açıkladı.

Görevlerinden alınan uzman çavuşlar hakkında 19 Temmuz tarihinde dava açıldığını ve ilk duruşmanın da 3 Eylül'de görüleceğini belirten Çakabey, şunları söyledi:

"Adı geçen sanıkların görevden alınması bizi memnun etti. Savcılık makamınca iddianame hazırlanıp, dava açıldıktan sonra Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi iddianamenin kabulüne karar verdi. Ve biz de tekziple birlikte tutuksuz yargılanan bu kişilerin, tutuklu yargılanması talebinde bulunduk. Ancak tekzip talebimiz reddedildi. Gerekçe olarak da sanıkların kaçacak herhangi bir bulgunun olmayışı gösterildi. Biz tutuklama talebimizi sürekli bildireceğiz. 19 Temmuz'da dosyanın tensibi hazırlandı, dolayısıyla 19 Temmuz'da da dava açıldı. İlk duruşma da 3 Eylül'de görülecek. Biz tutuklama talebinde bulunduğumuz zaman, sanıkların görevden uzaklaştırıldığını açıkçası bilmiyorduk. O zaman mı görevden uzaklaştırdılar, yoksa sonradan mı oldu? Onu bilmiyoruz ama biz sonraki tutuklama talebimizde bunları gerekçe olarak göstereceğiz. Bize göre çok önemli bir gerekçedir. Kaçma ihtimalleri artık maddi bir olguyla desteklenmiştir. Biliyorsunuz daha önce bölge barolarıyla birlikte basın açıklaması yaparak, müdahillik taleplerini bildirmişlerdi. Onun haricinde Türkiye'nin bir çok illerinde baroların çocuk hakları ve kadın hakları komisyonları dosyaya müdahil olmak için bizimle irtibata geçti büyük ihtimalle birkaç komisyonla dosyaya devam edeceğiz. Ama mahkeme bu talebimizi kabul eder mi, etmez mi? Bunu sonraki süreçte göreceğiz."


MİT’çiler dansözlü eğlenceye gidince... – Vatan

'Personeli deşifre oldu' iddiaları üzerine MİT harekete geçti.

MİT personeli aileleriyle eğlenmeye gitti. Eğlence mekanı MİT’çilerin de bulunduğu fotoğrafı facebook’ta yayınlayınca MİT eğlenceyi inceliyor.

MİT, “Personeli için Ramazan öncesi moral gecesi düzenlendiği” iddiası mercek altına aldı. VATAN’ın edindiği bilgilere göre, Teşkilat Ramazan öncesi bir moral gecesi etkinliği düzenlemedi. Ancak bazı MİT personeli, Ramazan öncesinde aileleriyle birlikte Çayyolu’ndaki bir meyhaneye gitti. Bu gece basına “MİT personeli için moral gecesi yaptı” şeklinde yansıdı ve “MİT personelinin deşifre olduğu” iddiaları da gündeme geldi. İddialar üzerine MİT mekan yetkililerine, “Bu bilgiyi dışarıya siz mi sızdırdınız?” diye sordu. Mekan yetkililerinden, “Gelenlerin MİT personeli olduğunu dahi bilmiyorduk. Rutin olarak, her gecenin fotoğraflarını facebook adresimizden yayımlıyoruz” karşılığı verildi. O gece mekanda az sayıda MİT personelinin aileleriyle birlikte bulunduğu, yansıyan fotoğraflarda ise bu personelin açık bir şekilde deşifre olmadıkları görüldü.

Doğal karşılandı

Çözüm sürecinde yoğun mesai yapan MİT’in personeline moral gecesi düzenlediği ve gecede meyhanenin fotoğrafçısının, kimliklerini bilmediği istihbaratçıların fotoğraflarını, mekanın facebook sayfasında yayımladığı, kamuoyuna yansımıştı. “MİT personeli deşifre oldu” iddiaları üzerine MİT harekete geçti. Önce mekan yetkililerine, bilgiyi dışarıya sızdırıp sızdırmadıkları soruldu. İşletme yetkilileri, “rutin olarak her gece eğlence fotoğraflarının facebook adreslerinden yayımlandığını, bir kasıtlarının bulunmadığını” bildirdiler. Sızan fotoğraflarda yapılan incelemede o gece mekanda aileleriyle birlikte eğlenen az sayıda istihbaratçının olduğu ve açık deşifre olmadıkları anlaşıldı. Olay, Teşkilat tarafından doğal karşılandı.

Çok para taktılar

Az sayıda istihbaratçının aileleriyle eğlendiği gece mekanda sahne alan dansöz Yeliz, “Çok kalabalık gruplar vardı. Hangileri MİT mensubuydu bilmiyorum. O gece Ramazan’dan önceki en iyi işimdi. Çok para taktılar. Orada bulunan bazı müşteriler beni masanın üzerine çıkardı, onlar da sandalyenin üzerine çıktı” dedi. Sözkonusu meyhanede her hafta sonu düzenli olarak sahne aldığını anlatan Yeliz, “Mekan sahiplerinin de orada eğlenenlerin bir kısmının istihbaratçı olduğunu bildiğini sanmıyorum. O gece mekanda takım elbiseli erkekler, şık giyimli kadınlar vardı. Müşterilerin bir kısmı bana çok para taktıkları için mutlu oldum” diye konuştu. Yenimahalle’deki MİT lojmanlarına zaman zaman program yapmaya gittiğini de söyleyen dansöz Yeliz, “Yenimahalle’deki MİT Lojmanları içindeki lokalden işletmeci zaman zaman beni arar. Gider orada yılbaşı gibi günlerde özel programda sahne alırım. Bugüne kadar hiçbir problem yaşamadım” dedi.


Öğrenim kredilerine Gezi ayarı - Radikal

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü, 2013-2014 öğretim yılında 'direniş, boykot, işgal, yazı yazma, resim yapma ve slogan atma' gibi davranışlarda bulunan öğrencilere kredi verilmeyeceğini duyurdu.
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü, 2013-2014 öğretim yılında ‘direniş, boykot, işgal, yazı yazma, resim yapma ve slogan atma’ gibi davranışlarda bulunan öğrencilere kredi verilmeyeceğini Gezi Parkı eylemlerine katılan öğrencilere ‘kredi verilmeyeceği’ şeklinde yorumlanarak büyük tepki topladı.

Yüksek Öğrenim KYK Genel Müdürlüğü, 2013-2014 öğretim yılı yurt içinde okuyan önlisans, lisans, özel yetenek, master ve doktora öğrencileri için burs ve öğrenim kredisi müracaat şartlarını internet sitesinden açıkladı. Kurum; öğrenim görmekte olduğu öğretim kurumlarında, eklentilerinde, kalmakta olduğu yurtta, öğretim kurumu veya barındığı yurdun dışında, münferiden veya topluca her ne şekilde olursa olsun anarşi ve terör olaylarına karışan, öğrenim özgürlüğünü ihlal edici (Direniş, boykot, işgal, yazı yazma, resim yapma, slogan atma vs.) davranışlarda bulunan bu fiillere eksik veya tam teşebbüste bulunan, üzerinde veya kendi kullanımına bırakılmış yerlerde ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, bıçaklar vs. tüm kesici, delici, yakıcı, boğucu, ezici, parçalayıcı, eza ve cefa verici olarak salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere, özel nitelikte yapılmış olan her türlü suç aletlerinden birini veya birkaçını bulunduran öğrencilere kredi verilmeyeceği açıklandı.

2002’den beri vardı ama

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunca verilecek öğrenim kredisi Öğrenim Kredisi Yönetmeliği’ne göre veriliyor. Tartışma yaratan madde ise yönetmeliği 2002 yılının Aralık ayında eklenmiş. Ancak KYK, geçmiş yıllarda burs ve kredi müracaatlarına ilişkin yaptığı duyurularında, yönetmelikte yer alan ilgili maddeye tüm ayrıntılarıyla yer vermemiş, ‘anarşi ve terör olaylarına karışanlar’ ifadesini kullanmakla yetinmişti.

Tepki yarattı

Bu yılki duyuruda madde metni aynen yer alması tepkileri de beraberinde getirdi. Sosyal paylaşım sitelerinde tepkilerini dile getirenler, bu karardan vazgeçilmesini de istediler. Eğitim-Sen Basın Yayın Sekreteri Tuğrul Culfa, karara “İktidar, çocukları potansiyel suçlu olarak görüyor. Bu iktidarın cezalandırma yöntemi” diye tepki gösterdi. Culfa, Gezi eylemlerinde gençlerin meydanlarda özgürlük mücadelelerini sürdürdüğünü, meydanlarda taleplerini dile getirme haklarını kullandığını ifade ederek yargı sürecinde de gençlerin hak arayışında yanlarında olacaklarını belirtti.

Meclis gündemine taşındı

Konu Meclis gündemine de taşındı. CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Çelebi, Bakan Kılıç’dan şu sorularına yanıt istedi:

“Boykot etme, yürüyüşlere katılma toplantı ve gösteri yürüyüşü kanunuyla Anayasa tarafından güvenceye alınmış bir yasal hak değil midir? Bu hakkın kullanılmasına engel olarak Anayasaya aykırı davranmak suretiyle suç işlemiş olmuyor musunuz? Yasalardan doğan bu hakkı kullanacak öğrenciye burs verilmemesinin yasal dayanağı nedir? Devlet bursu verilirken istenilen kriterleri hangi kurum ve kuruluşlar belirlemektedir? Resim yapma, yazı yazma gibi faaliyetler neden burs almaya engel teşkil etmektedir? Resim yapmak, yazı yazmak ne zamandan beri suç sayılmaktadır? Burs almanın şartlarında öğrenim özgürlüğünden söz edilmiştir. Öğrenim özgürlüğü nedir? Resim yapma, yazı yazma gibi faaliyetler öğrenim özgürlüğünü nasıl ihlal etmektedir? Öğrencilerin yurtlara yerleşmesinde de aynı kriterler mi göz önünde bulundurulacaktır? Bu durumda resim yapan, yazı yazan öğrenciler sokaklara mı terk edilecektir? Öğrencilere verilecek olan burs kaynağı devletin vergileriyle sağlanmaktadır. Bu kaynak sadece hükümet yanlılarına mı haktır? Bu ve benzeri uygulamalarla üniversite gençliğini sindirmeye, sorgulamayan üretmeyen bir toplum yaratmaya mı çalışıyorsunuz?”

Kılıç ‘Gezicilere kredi yok’ iddialarını yalanladı

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç Gezi Parkı eylemlerine katılan öğrencilere öğrenim kredisi verilmeyeceğine ilişkin iddiaları Twitter hesabından değerlendirdi. Kılıç, “Gezi Parkı eylemlerine katılan üniversitelilerin burslarının kesileceği haberleri tamamen yalan ve hayal mahsulüdür. Habere dayanak olarak gösterilen yönetmelik 1997 yılında yayınlandı. Yani yalancıların, Gezi Parkı’nın yerini bile bilmedikleri tarihte” dedi.


Üç bakan teknik takibe takıldı - Taraf

Savcılığın GDO’lu pirinç soruşturmasına göre firma, Mehdi Eker, Zafer Çağlayan ve Sadullah Ergin’den mahkemenin değiştirilmesini istiyor. Bu görüşmeler dinleniyor

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “GDO’lu pirinç” soruşturmasına üç bakanın ismi karıştı. Teknik takibe takılan konuşmalarda, pirinç ithalatını gerçekleştiren firmanın yetkilileri, savcılığın soruşturmayı başlatmasının ardından AK Parti’li bakanlar ve yetkililerle görüşüp, kendilerine yardımcı olunmasını istemişler. Bakanlardan, mahkeme heyeti ve savcılığa baskı yapılması yönünde de talepte bulunmuşlar.

GDO’lu pirinçleri Türkiye’ye sokmaya çalışan şirket yetkilileri, savcılığın düğmeye basmasının ardından önce Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’le ardından da Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’la görüşüyorlar. Kendilerine haksızlık yapıldığı gerekçesiyle, soruşturmanın kapatılması için yardım talep ediliyor.

Önce mahkeme değiştiriliyor

Konu aynı gün Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e intikal ettiriliyor. Bakanlık’tan mahkeme üzerinde baskı kurması isteniyor. Bakanlığın devreye girmesinin ardından önce şüphelilerin sevk edildiği mahkeme değiştiriliyor. Aynı dönemde Adalet Bakanlığı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu devreye sokup, Mersin ve Afyon adliyelerinde kapsamlı bir değişiklik yapmak istiyor. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ankara ve İzmir adliyelerinde değişiklik yapılmasını istemesi üzerine, Mersin’e dokunulamıyor.

Yaşanan tüm bu trafik, soruşturmada ismi geçen isimlerle bakanların yaptığı görüşmeler Mersin Cumhuriyet Savcılığı’nca teknik takibe alınıyor. Hatta Tarım Bakanı Mehdi Eker’in “pirinçler GDO’ludur” diye rapor veren, İTÜ rektörü ve bazı öğretim üyelerini makamına çağırması, makamında bu raporların mutlaka değiştirilmesi talimatı vermesinin de teknik takibe takıldığı iddia ediliyor. Baz istasyonu incelemesiyle bu görüşmeye kimlerin katıldığı da tesbit edilmiş.

Çelik’ten yardım istiyorlar

İthalatı gerçekleştiren şirket yetkilileri aynı günlerde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Hüseyin Çelik’e ulaşıp, kendisinden yardım istiyorlar. Çelik, yardım talepli görüşmeyi kabul edip, konuyla ilgili Taraf ’a şu açıklamayı yaptı: “Suçlanan firmalardan biri Gaziantep’in en tanınan ailelerinden ve Antep Borsa Başkanı. Diğer firma yetkilisinin ise kardeşiyle görüştüm. Kendilerine haksızlık yapıldığını düşünüyorlardı.”

“Savcılık haksızlık yaptı”

Çelik şöyle devam etti: “Konunun ne olduğunu öğrenmek için Tarım Bakanımızı aradım. Pirinçlerin GDO’lu olmadığı, taşıma esnasında soyaya bulaştığı tesbit edilmiş. Raporlardaki bulaşma oranı da AB standartlarının altında. Kaldı ki GDO’lu pirinç çeltik üretimi dünyada yok. Dosyanın tamamını okudum. Hükümet sözcüsü olduğum için basın toplantısında bu yönde soru da gelebilir diye ayrıntılı olarak soruşturma dosyasına hâkimim. GDO’lu pirinç olayı büyütülecek bir konu değil. Burada savcılığın bir haksızlık yaptığı kanaatindeyim. Bu kişilerin suçlu olduğuna inanmıyorum.”

“Taşınma sırasında bulaştı”

TARIM ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği aracılığıyla dün Taraf ’a konuyla ilgili bir “Cevap ve Düzeltme” metni gönderdi. Bakanlık, yazılı açıklamada GDO’lu pirinç soruşturmasının kapatıldığı ve numunelerin değiştirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, dünkü haberimizde bahsi geçen “bakanlığın olayı kapatmak için özel çabaya girdiği” yönündeki iddiaların da iftira mahiyetinde olduğunu söyledi. Açıklamada, bakanlığın savcılık makamından önce harekete geçerek soruşturma başlattığı, bahsi geçen pirinçlerin GDO’lu olmayıp.


Demirtaş onbaşıdan mahkum – Yeni Şafak

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'e tazminat ödemesine hükmetti. Demirtaş, partisinin ilçe başkanlığınca 7 Ocak 2012'de düzenlenen programda, 'Genelkurmay Başkanı çıkmış ana dilde eğitim olmaz diyor. Sana kim sordu, çıkmış cevap veriyorsun. Sen önce çık katliamların hesabını ver. Paşa hazretleri çıkmış bize emir yağdırıyor. Senin rütben orgeneral olsa da bizim nazarımızda onbaşısın, senin kıymetin o kadardır. Bunu böyle bil. Bizim nazarımızda ha bir onbaşı konuşmuş ha Genelkurmay Başkanı...' demişti.

DÜŞÜNCE AÇIKLAMASI DEĞİL

Yerel mahkemenin bozduğu karar sonrasında, 4. Hukuk Dairesi kararında, şunlar kaydedildi: 'Beyanların düşünce açıklaması olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, kişilik haklarına saldırı teşkil etmektedir. Davacı yararına uygun tutarda manevi tazminat gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin tümden reddi isabetli olmamıştır.'


Darbe demeyen AB Mursi’yi gördü - Hürriyet

AB Dış İlişkiler Temsilcisi Catherine Ashton, önceki akşam Mısır’ın devrik cumhurbaşkanı Mursi ile alıkonduğu gizli yerde görüştü. Ashton’a göre Mursi’nin durumu iyi, televizyon ve gazetelere erişimi var.

Ashton ile telefonda konuşan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, “Mursi ile görüşmesi, kanaatlerini alması önemli” dedi. Müslüman Kardeşler yandaşları ise ‘Darbe Şehitleri Salısı’ çerçevesinde dün yine meydanlardaydı.

MISIR’da ordunun yönetime el koyarak ülkenin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi gözaltına almasından sonra “darbe” ifadesini kullanmayan Avrupa Birliği, şimdi bu ülkede arabulucu olmayı başardı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, bir aydır dünyadan yalıtılmış bir halde, bilinmeyen bir yerde tutulan Mursi ile görüşen ilk kişi oldu. Askeri helikopterle götürüldüğü mekânın yerini bilmediğini belirten Ashton, Mursi’nin iyi olduğunu, ailesinin de bunu bilmesini istediğini söyleyerek “2 saat görüştük. Açık ve derinlikli bir görüşme oldu. Televizyona ve gazetelere erişimi var” dedi.

GÜNDE 5 SAAT SORGU

Darbeyi yöneten Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi ve onun atadığı geçici sivil yönetimle de görüşen Ashton, iki tarafın da güvendiği ender figürlerden. Mursi’ye cumhurbaşkanlığından çekilmesi durumunda “güvenli çıkış” önerdiği iddiasını reddeden Ashton, “Onu göremeyeceksem gelmeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine yönetim izin verdi. Arabuluculuk çabaları sürecek, geri döneceğim” dedi.
AP’ye göre askeri istihbarat, Mursi’yi güne en az bir kez ziyaret ediyor ve sorguluyor, bazen bu sorgulama 5 saate kadar sürüyor. Sorgulanmadığı zamanlarda Mursi, dua ediyor, Kuran okuyor.

DAVUTOĞLU’NUN İSTEĞİ

AB yetkililerine göre Ashton “mekik diplomasisi” ile arabuluculuk yapıyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kahire temasları sırasında Ashton’ın kendisini arayarak bilgi verdiğini açıkladı. Davutoğlu, “Mursi’yle görüşülmeden yapılacak temasların bir anlamı olmayacağı kanaatimizi paylaştım. Ashton’ın, Mursi ile görüşmesi, kanaatlerini alması önemli bir gelişmedir. Mısır’da geçiş sürecinin sağlıklı tamamlanması için destek vermeye hazırız” dedi.


Tunus karıştı – Yeni Şafak

Muhalif lider el-Brahmi'nin öldürülmesiyle tansiyonun yükseldiği Tunus'ta, ordu birlikleri ile silahlı gruplar arasında çıkan çatışmada 9 asker hayatını kaybetti. Tunus Cumhurbaşkanlığı, ölen askerler için ülke genelinde 3 günlük yas ilan etti.

Tunus'ta muhalif lider Muhammed İbrahimi'nin öldürülmesi sonrası artan gerginlik sürerken, arasında ülkenin batısındaki Kasrin'de bulunan Cezayir Tunus sınırı boyunca uzanan Şeanbi Dağı'nda çatışmalar yaşandı. Ordu birlikleri ile silahlı gruplar arasında çıkan çatışmada 9 askerin hayatını kaybettiği bildirildi. Tunus Cumhurbaşkanlığı, ölen askerler için ülke genelinde 3 günlük yas ilan etti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Muhammed Munsif el-Merzuki ve Başbakan Ali el-Urayyid'in başkanlığında toplanan Yüksek Güvenlik Konseyi, sınır bölgelerinde artan örgütlü kaçakçılık ve şiddet olaylarını engellemek amacıyla askeri bölgeler kurulması kararı aldı.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.