Karayılan: Ulusal Konferans İçin Önemli Gelişmeler Var
Röportajlar / 18 Temmuz 2013 Perşembe Saat 06:56
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Karayılan, sürecin tıkanabileceği yönündeki “bir hafta” uyarısının ise, verilmeyen bir mektuptan kaynaklı olduğunu ifade ederek, “Bu mektup sonradan verildi.

KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Murat Karayılan, uzun zamandır gündemde olan Kürtler arası ulusal bir konferansın engel çıkmazsa önümüzdeki dönemde yapılacağını belirterek, bu konuda “önemli gelişmeler var” dedi. Karayılan, sürecin tıkanabileceği yönündeki “bir hafta” uyarısının ise, verilmeyen bir mektuptan kaynaklı olduğunu ifade ederek, “Bu mektup sonradan verildi. Mektup verilmemiş olsaydı, tıkanma yaşanacaktı” dedi.

Karayılan, gerillanın “büyük cihaz” olarak adlandırdığı uzun mesafeli telsiz aracılığıyla Dersim, Erzurum, Amed, Garzan, Botan, Amanos, Metina, Haftanin, Zap, Zagros, Gare, Xakurkê ve daha birçok alanda görev yapan gerillalara seslendi.  HPG gerillalarına telsiz yoluyla seslendi. Sürece ilişkin bilgileri paylaşan Karayılan, geçtiğimiz haftalarda yapılan Kongra Gel 9. Genel Kurulu’nun kararları hakkında gerillaları bilgilendirdi. Dönem görevleri, Rojava (Batı Kürdstan) Devrimi ve 14 Temmuz Direnişi’ne de değinen Karayılan, gerillaya da bazı uyarılarda bulundu.

İşte Karayılan’ın konuşmasında dikkat çektiği hususlar:

14 TEMMUZ DİRENİŞİ ZAFERİN RUHUNU YARATMIŞTIR

“14 Temmuz mücadele tarihimizde büyük bir direnişin kararının verildiği önemli bir gündür. Bu büyük direnişte bilindiği gibi Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek yoldaşlar şehit düştüler. Bu büyük direnişte şehit düşen yoldaşlarımızın şahsında bütün devrim şehitlerini saygıyla anıyor ve onların önünde saygıyla eğiliyoruz. Onların anılarını özgür ve demokratik Kürdistan’da yaşatacağımızın ve sonuna kadar onların çizgilerinde yürüyeceğimizin sözünü veriyoruz. Bugün devrimin ortaya çıkmış olan eserleri hiç kuşkusuz şehitlerimizin ve Önder Apo’nun emekleri sayesinde oluşmuştur.

Amed Zindanı şehitleri PKK’nin ve PKK militanlarının duruşunu ortaya koymuştur. Onlar, bütün zor koşullara ve imkansızlıklara rağmen zaferin ruhunu yaratmışlardır. Bu nedenle dün olduğu gibi bugün de bizim için önemli bir kaynak ve perspektiftirler. Eğer irade sahibi olursan, inançlı olursan ve fedai bir ruhla yaklaşırsan, her şart ve koşul altında kazanabilirsin. 14 Temmuz bunun mesajıdır.

GENEL KURUL’DA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER SİSTEMİMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRMİŞTİR

Kongra Gel 9. Genel Kurulu önemli kararlar aldı. Sistemsel değişiklikler yapıldığı gibi, içinde bulunduğumuz süreç kapsamlıca değerlendirildi ve de önümüzdeki mücadele sürecine ilişkin yapılması gerekenler bir planlamaya kavuşturuldu.

Öncelikle son savunmaların ışığında bazı sistemsel düzenlemeler yapmak gerekiyordu. Bu temelde KCK Sözleşmesi’nde bazı değişiklikler yapıldı ve bu çerçevede sistem yenilendi. Örneğin Genel Başkanlık ve Genel Başkanlık Konseyi kurumları oluşturuldu. Yine Yürütme Konseyimize ve Kongra Gel Başkanlığı’na eşbaşkanlık sistemi getirildi. Kapitalist modernite sistemine alternatif olarak geliştirdiğimiz sistemimiz böylece daha da güçlenmiş oldu.

YENİ YÖNETİMİMİZ SÜRECİ YÜRÜTME KONUSUNDA TAM YETKİLİDİR

Ayrıca şu an içinde bulunduğumuz süreçte hareketimizin politikaları üzerine kararlar alındı ve bir perspektif yenilenmesine gidildi. Genel Kurulumuz, Önder Apo’nun geliştirdiği Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Süreci’nin devam etmesi yönünde karar aldı. Bu karar aynı zamanda hareketimizin sürece ne denli stratejik yaklaştığını gösteren bir karardır. Hareketimiz bu genel kurulunda sürecin gelişmesi yönünde yapılması gerekenleri kapsamlıca tartışmıştır ve yeni yönetime devletin attığı adımları ve sürecin gerekliliklerini de göz önünde bulundurarak bu süreci yürütme yetkisini vermiştir. Yani yeni yönetim süreci gerekirse durdurabilir, gerekirse geliştirebilir. Bu konuda gerekli inisiyatif verilmiştir.

Tabii bu kararımız ve yaklaşımımız herkes tarafından doğru anlaşılmalıdır. Çünkü yılbaşından beri bu sürecin gelişmesi için hareket olarak üzerimize düşen tüm görevleri yerine getirmiş durumdayız. Ancak Türk devleti ve hükümeti, hareketimizin bu yaklaşımları karşısında adım atmak yerine farklı çabalar içerisine girmektedir. Özellikle son bir ay içerisinde birçok adım atabilecekken somut hiçbir şey yapmamıştır. Örneğin Akil İnsanlar Komisyonu’nun raporlarını sunmasının ardından hükümetin de adım atması bekleniyordu. Ama atmamıştır, tersine kendisini kapalı tutmuştur. Halbuki Akil İnsanların raporlarından bile yola çıksa birçok konuda adım atılabilirdi.

DEVLETİN MEVCUT TUTUMU, HALKIMIZDAKİ KUŞKULARI ARTTIRMAKTADIR

Ancak bunun yerine özel görevlendirdiği bazı köşe yazarları ve TV programcıları yoluyla hareketimize cevaplar vermiş, adeta çaldığı minareye kılıf uydurmaya kalkmıştır. Karakol ve baraj yapım projeleri durdurulmamış, koruculuk sistemini daha da geliştirme arayışına girmiş, doğaya karşı işlenen suçlar had safhaya çıkarılmış, tamamen keyfi bir şekilde tutuklanmış Kürt siyasetçilerinin esaret hallerine devam edilmiş, hasta tutsaklar serbest bırakılmamış ve yapılabilecek birçok şey yapılmamıştır. Zamanın ruhuna uygun davranılmamış, bütün bu haksız uygulamalara demokratik tepkisini gösteren halkımıza karşı Lice’de görüldüğü gibi sert müdahale edilmiş, Lice’de Medeni Yıldırım şehit edilmiştir. Bu, büyük bir zulüm ve hakarettir. Bir de yavuz hırsız misali gerçekleri ters yüz etmektedirler. Bu uygulamalar karşı tarafın niyetini ortaya koymaktadır ve bu çelişkili durumlar hareketimizdeki ve halkımızdaki kuşkuların artmasına yol açmaktadır. İster istemez insanın aklına, “eğer iyi niyetlilerse niye böyle yapıyorlar?” sorusu geliyor.

‘BİR HAFTA’ AÇIKLAMASI, MEKTUP VERİLMEDİĞİ İÇİNDİ

Bu sürecin mimarı ve başlatanı, herkes biliyor ki Önder Apo’dur. Ama Önder Apo hala tecrit altında tutulmaktadır; koşullarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Oysa süreci yönetmek ve yürütmek için bu tecride son vermek ve koşullarını değiştirmek gerekli bir durumdur. Ayrıca yaşanan sağlık sorunları vardır. Bu konudaki istemler cevapsız bırakılmasına rağmen Önder Apo çözümün ilerlemesi için ciddi çabalar sergilemekte, ikinci aşamada yapılması gerekenlere ilişkin bir mektup devlete yazmış, bir mektup ise hareketimize yazmıştır. Yanına giden heyete ise “eğer bu mektup size verilmezse demek ki adım atmak istemiyorlar” demiştir. Aradan geçen zaman diliminde mektup verilmedi. Mektubun verilmemesi nedeniyle, kongre ardından yapılan bir panelde bir haftalık bir sürenin kaldığını, eğer hükümet aynı tutumunu devam ettirirse, bir hafta içerisinde bir değişiklik yapmazsa, bu sürecin tıkanmaya gideceğini söyledik. Bunu mektuba el konulduğu ve bize verilmediği için dile getirdik. Açık ki biz orada boş sözler söylemedik, boşuna da konuşmadık ve kimseyi de tehdit etmedik, gerçeği olduğu gibi ifade ettik. Bu mektup sonradan verildi. Mektup verilmemiş olsaydı, tıkanma yaşanacaktı. Biz Önderliğimizin geliştirmiş olduğu sürecin başarılı olmasını istiyoruz ama bu süreç bir ayakla yürümez. Devletin ve hükümetin de üzerine düşenleri yapması gerekmektedir.

MEKTUPLAR SÜRECİN ÖNÜNÜ AÇMAYI HEDEFLİYOR
Önderliğimiz bu mektubunda, sürecin daha rahat ilerleyebilmesi için devletin yapabilecekleri konusundaki görüşlerini sunuyor. Devletin daha rahat adım atabileceği ve hareketimize bu anlamda güven verebileceği konuları dile getiriyor ve 8 komisyonun kurulmasını öneriyor. Bunlar; Hukuk Komisyonu, Sosyo-Ekonomik Komisyon, Misakı Milli Komisyonu, Kadın Özgürlüğü Komisyonu, Ekoloji Komisyonu, Sivil Toplum Komisyonu, Güvenlik Komisyonu, Hakikatleri Araştırma ve İzleme Komisyonu’dur. Kürt sorununun çözümü yolunda Önder Apo’nun ciddi çabaları var ve devletin de bu ciddiyete göre yaklaşması önem arz etmektedir.

Önderliğimiz bu çabalarıyla sürecin önünü açmak istiyor; bizim ve devletin yapması gereken şeyleri tekrardan izah ediyor. Bunlarla devleti adım atmaya teşvik ettiği gibi, bizlerde de oluşan kaygıları gidermek istiyor. Umuyoruz ki devlet bu konuda doğru yaklaşır ve sürecin gerektirdiği şekilde adımlar atar. Biz hareket olarak kendi açımızdan netiz; Önderliğimizin sunmuş olduğu projenin arkasındayız.

GERİLLA, GİZLİLİĞE DİKKAT ETMELİ

Yeni dönem yeni görevleri beraberinde getirmektedir. Arkadaşlar bilmeliler ki HPG için de yeni bir dönem başlıyor. Arkadaşlar sürecin başında verilen perspektiflere uymalıdırlar, yüzeysel yaklaşmamalıdırlar. Özellikle geri çekilme hususunda çok daha düzenli ve planlı olunmalı. Eksiksiz bir disiplinle yaklaşılmalı. Gerillanın hareket tarzı elden bırakılmamalı. Özellikle Kuzey’deki arkadaşlar buna çok dikkat etmeli. Çünkü bazı yerlerde yaşanan ihlaller söz konusudur. Bu ihlaller yalnızca süreçle ilgili değil, gerilla ilkeleri, disiplini, gizliliği ve hareketimizin planlarıyla da ilgilidir. Arkadaşlar gizliliğe dikkat etmeli, açık hareket etmemeli, ancak hareketimizin çizmiş olduğu plan temelindeki çalışmalarını da büyük bir itinayla sürdürmelidir.

BATI KÜRDİSTAN DEVRİMİ’NİN BİRİNCİ YILDÖNÜMÜNÜ SELAMLIYORUZ

Bilindiği gibi Batı Kürdistan Devrimi 19 Temmuz 2012’de Kobanî’de başladı ve ardından Afrîn, Dêrîk ve tüm Batı Kürdistan’a adım adım yayıldı. Batı Kürdistan bugün büyük oranda özgürleşmiş durumdadır. Yıldönümü vesilesiyle Batı Kürdistan Devrimi’ni selamlıyorum ve halkımıza en candan duygularla kutluyorum. Batı Kürdistan Devrimi’nde halkımız kahramanlık destanları yazmıştır. YPG üyelerinin büyük kahramanlıkları söz konusudur. Büyük şehit Xebat Dêrîk şahsında tüm Batı Kürdistan şehitlerini anıyor, onların anılarının Batı Kürdistan Devrimi’nin yükseltilmesinde yaşatıldığını belirtiyorum.

Halkımızın Batı Kürdistan’da yapmış olduğu çıkış çok değerli ve kutsal bir çıkıştır. Kürt halkı bu çıkışla kendisini bir güç ve irade haline getirmiştir. Şüphesiz Ortadoğu’da ve Suriye’de yaşanan gelişmeler bölge halklarına bazı imkanlar yaratıyor ve halkımız bu imkanlardan da istifade ediyor. Çünkü Kürt halkı bölgenin en çok ezilen, zulüm gören ve özgürlüğe en çok susamış; eşitliği ve demokrasiyi en çok ümit eden halkıdır. Batı Kürdistan halkımız bu imkanları iyi değerlendirmiş ve 19 Temmuz 2012’de attığı adımı bugün özgür ve demokratik bir sisteme taşımıştır. Halkımız orada öz yönetimini kurmuş, kendi kendini yönetmiş ve savunmuştur. Kendini irade ve güç haline getirmiştir.

Ama halkımızın yaşamış olduğu bu gelişmeleri sindiremeyen ve kabul etmeyen birçok kesim de söz konusudur. Bunların başında Türk devleti gelmektedir. Ayrıca gerek sistem içinden olsun, gerekse de muhalif olsun kimi Arap-şovenist güçlerin ve kendini satmış olan, ihanetçi Kürtlerin de kullanılması söz konusudur. Bu kesimler birçok yerde birçok kez devrimin yarattığı değerlere saldırdılar. Halep, Afrîn, Serêkaniyê, Til Têmir ve daha birçok yerde Batı Kürdistan devrimine yöneldiler. Ama halkımız büyük bir fedakarlıkla kahramanca bir direniş geliştirdi ve kazanımlarını korumak için halen de kahramanca direniyor.

Bugün de tekrar Serêkaniyê’de halkımızın kazanımlarına dönük saldırıların başlatıldığı haberi geldi. Umarız bu çatışma fazla yayılmaz, kısa sürede sona erer. Ancak şunu belirtmek istiyorum: AKP hükümeti Serêkaniyê’de Kürt halkına karşı El Kaide ile yaptığı ittifaka son vermelidir. Bir taraftan Kürt sorununu çözme iddiası, diğer taraftan da Rojava’da Kürt halkına karşı kirli ittifaklarda yer almak büyük bir çelişkidir. AKP hükümeti Kürt halkına karşı düşmanlık yapmama iddiasında ise, öncelikle Rojava’ya dönük düşmanca politikalara son vermelidir.

ROJAVA DEVRİMİ’NİN ARKASINDA DEĞİL, YANINDAYIZ

YPG bu savaşın içerisinde kuruldu ve kendisini büyüttü. Batı Kürdistan Devrimi’ne karşılık yöneltilen bütün saldırıları etkisizleştirdi, boşa çıkardı ve devrimin kazanmasını sağlayarak dost-düşman herkese hakikatini kanıtladı. Bu hakikat sayesindedir ki, halkımız bugün Rojava Kürdistanı’nda özgür ve başı dik yaşıyor. Tüm zorluklara rağmen, sıkıntılara ve ambargoya rağmen halkımız direnişini devam ettirmektedir. Afrîn başta olmak üzere, tüm Rojava Kürdistanı’nda halkımızın, iradelerini açlıkla kırmak isteyenlere karşı göstermiş olduğu bu direniş de çok değerli bir direniştir. Halkımız kerametini ve onurunu korumaktadır; bütün zorluklara ve zahmete göğüs germektedir. Bu tarihi direnişinden dolayı bütün Rojava halkımıza saygılarımızı sunuyoruz, sonuna kadar Batı Kürdistan Devrimi’nin arkasında değil yanında olduğumuzu belirtiyoruz.

Batı Kürdistan Devrimi sadece Rojava’yı kurtarmamış, aynı zamanda Kürt stratejisini de güçlendirmiştir. Uluslararası Komplo’yu delerek kendisiyle birçok gelişme yaratmıştır. Bu devrim ve 2012 yılında Kuzey Kürdistan’da gerçekleşen hamle, Kürt ve Kürdistan’ın Ortadoğu’daki durumunu değiştirmiştir. Güney Kürdistan’daki kazanımların yanında, Kuzey Kürdistan’daki hamlenin başarısı ve gerçekleşen Batı Kürdistan Devrimi, bugün Kürt halkını yeni bir aşamaya taşımıştır. Kürt halkı artık bölge dengesinde önemli bir faktördür ve tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çekmektedir. Yani Batı Kürdistan Devrimi’nin ulusal bir rolü söz konusudur.

Devrimin birinci yıldönümünde Rojava halkımız ve Batı Kürdistan siyaseti orada adım atmak istiyor. Yönetimini ve sistemini resmi olarak ilan etmek istiyor, yine birliğini kurmak istiyor. Bu şekilde resmiyetini kazanmak istiyor. Bunun çabasındalar. Bu da çok yerinde bir şeydir. Zaten gerçekleşen 9. Genel Kurulumuz da Batı Kürdistan siyasetinin bu çabalarını değerlendirdi ve yerinde gördü. Çünkü gerçekten bu dönemde Batı Kürdistan’da böyle bir çıkış, yani ikinci yılında devrimi yeni bir aşamaya taşımak doğru ve yerinde bir şeydir.

ULUSAL KONFERANS ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE GERÇEKLEŞECEK
Bilindiği gibi Önderliğimiz 4 konferans için çağrı yapmıştı. Bunlardan 3’ü (Türkiye, Kuzey Kürdistan ve Yurtdışı Konferansları) yapıldı. Şimdi ise Ulusal Konferans gündemdedir. Eğer hesapta olmayan farklı bir engel çıkmazsa önümüzdeki dönemde gerçekleşecektir. Bu temelde çalışmalar ve görüşmeler devam etmektedir. Önemli gelişmeler de vardır. Halkımız yıllardır her 4 parça arasında kurulacak olan ulusal bir birlik platformunu düşlemektedir. Ümit ediyoruz ki halkımızın bu rüyası gerçeğe dönüşecektir.”

Deniz Kendal / ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.