11 Temmuz 2013 Basın Bültenleri
Basın Bültenleri / 11 Temmuz 2013 Perşembe Saat 07:36
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
‘Tenduristiya Serok tenduristiya me ye’ - Azadiya Welat

ÎHD'ê ji bo Ocalan serî li Wezareta Dadê da - DÎHA

Navenda Giştî ya Komeleya Mafê Mirovan (ÎHD) li ser serlêdana parêzerên Rêberê PKK'ê Abdullah Ocalan ji bo astengkirina hevdîtinên ku ji 27'ê tîrmeha 2011'an vir ve û tenduristiya Ocalan serî li Wezareta Dadê dan. Di serlêdanê de hat gotin ku astengkirina hevdîtinan sûc e û hate gotin ku ji bo rewşa tenduristiya Ocalan lêkolîn bikin û biçin Îmraliyê bi heyeteke ku ji parazvanên mafên mirovan pêk tê biçin Îmraliyê.

Navenda Giştî ya ÎHD'ê bi bîrxist ku ji 27'ê tîrmeha 2011'an vir ve hevdîtinên bi Rêberê PKK'ê Abdullah Ocalan ya bi parêzeran re tên astengkirin û wiha hat gotin: "Abdullah Ocalan ji bo bi parêzerên xwe re hevdîtinê pêk bîne û ji ber pirsgirêkên tenduristiyê heyeteke serbixwe xwestiye. ÎHD'ê wiha got: "Di qanûnan de hatiye destnîşan kirin ku girtî dikarin 15 rojan carekê, saetekê bi xizmên xwe re hedîtinê pêk bînin. Di qanûnan de hatiye gotin ku girtî dikare bêyî vekalatname bi muwekilê re hevdîtinê pêk bîne û ji bo vê yekê tu astengî nîn in."

'Astengkirina hevdîtinê sûc e'

Di daxwaznameyê de hat gotin ku Ocalan der barê dozên xwe de ji parêzeran agahiyan digire û gelek dozên Ocalan yên wekî dosyaya hejmar : 24069/03 dosyaya hejmar: 197/04 dosyaya hejmar: 6201/06 dosyaya hejmar: 10464/07 dosyaya hejmar: 12261/10 dosyaya hejmar: 74751/11 hene û dozeke Ocalan ya 137emîn Îdareya Mehkemeyê ya Enqereyê didome. Di daxwaznameyê de wiha hate gotin: "Ji ber doz û lêpirsînên heyî divê hevdîtinên bi parêzeran re bi tu awahî neyê astengkirin, ev 2 sal in hevdîtina bi parêzeran re tên astengkirin û bi vî rengî gelek caran sûç kirine. Divê wezareta Dadê der barê astengkirinên keyfî lepirsînê veke û der barê berpirsyaran dozê veke."

'Divê ji aliyê heyetekî doktorên serbixwe ve bê muayekirin'

Di daxwaznameyê de bal hat kişandin ku di xala 2'emîn ya qanûna hejmar 5275 rêgezên înfazê hatine diyarkirin û wiha hate gotin: "Di vê qanûnê de bi zelalî tê gotin ku bi teqez cudakarî nayê kirin. Di fikrayên 2 û 3'emîn yên xala 16'emîn ya heman qanûnê de jî tê gotin ku, eger ev kes nikaribe di girtîgehê de ji ber nexweşiyê jiyana xwe tenê serê xwe bidomînê divê were tehliyekirin. Dîsa di vê qanûnê de behsa dermankirin û pêkanîna derfetên dermankirinê jî tê kirin." Di berdewamê de hate destnîşankirin ku li gorî gotinên birayê Ocalan, Mehmet Ocalan wan wekî komele lêkolîn kiriye û wiha hate domandin: "Astengkirina hevdîtinên Abdullah Ocalan ya bi parêzeran re suce. Lazime Ocalan di nexweşxaneyekî zanîngehê de were dermankirin. Eger ji ber ewlehiyê bêjin, 'Em nikarin Ocalan ji Îmraliyê derxin derva, wê demê divê ji aliyê heyetekî doktorên serbixwe ve were muayenekirin."

Her wiha di berdewama daxwaznameyê de hate bilêvkirin ku li gorî xala 9'emîn ya Qanûna Rêgezên Bingehîn ya ji bo Islahkirina Girtiyan ya Neteweyên Yekbûyî lazime dûrî cudakariyê, girtî baş bên dermankirin. Di dawiya daxwaznameya ÎHD'ê de hate gotin ku ji bo muzakereyên aştiyê baş pêşvebiçin lazime Ocalan baştir bê dermankirin û di vê çarçoveyê de ev xal hatin rêzkirin:

* Di vê çarçoveyê de; Divê Abdûllah Ocalan ku di Girtîgeha Îmraliyê ya Tîpa F'yê de wekî dîl tê girtin ji aliyê heyeta tendûristî yê serbixwe were muayenekirin.

* Pêwîste destûr bê dayîn ku parêzerên Rêberê PKK'ê Abdûllah Ocalan ên ji roja 27'ê Tîrmehê 2011'an heta niha nikarin bi mûwekîlen xwe hevdîtin pêk bînin, hevdîtin bikin. Her wekî din divê derbarê peywirdarên ku heta niha hevdîtinan asteng derdixistin, mûameleya zagonî were destpêkirin.

* Divê derfet were amadekirin ku Abdûllah Ocalan bi malbata xwe û ji bilî malbatê bi 3 kesên din bikaribe hevdîtin pêk bîne.

* Divê destûr bê dayîn ku heyetek parastvanên mafên mirovan ku di nav de endamên komaleya me jî hebe, bikaribin bi Abdûllah Ocalan hevdîtin pêk bînin û derbarê pêvajoya çareseriya demokratîk a di pirsgirêka kurd û muzakereyan de nêrînên xwe bikaribin parve bikin.

* Her wekî din em daxwaz dikin ku divê destûr bê dayîn ku nûnerên Komîsyona Çareseriya li TBMM'ê û Heyeta Mirovên Akilmend bi Abdûllah Ocalan re hevdîtin pêk bînin.


Şemdinli'de 'hizmetli' adı altında korucu alımı! - DİHA

Şemdinli'de yeni korucu alımlarının olduğu öğrenilirken, 92 kişilik yeni korucu kadrosunun Hakkari Valiliği'nin onayına sunulduğu ortaya çıktı. Bölgede karakol yapımları son hızla devam ederken, korucu alımlarına ve karakol yapımlarına tepki gösteren BDP Şemdinli İlçe Başkanı Cabbar Taş, "Çözüm sürecinin şartlarından olan koruculuğun lağvedilmesi Şemdinli'de tersine işliyor. 'Yeni alınan korucular devlet kurumlarında çalışacak' yalanı ile yeni korucu kadroları açılıyor" dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 21 Mart Diyarbakır Newroz'unda yaptığı çağrıyla başlayan çözüm süreci devam ederken, çözüm şartlarından olan koruculuğun kaldırılması Şemdinli'de tersine işliyor. Birinci aşamanın tamamlandığı ikinci aşamaya geçildiği belirtilen süreçte koruculuk lağvedileceği yerde, yeni alımlarla daha da güçlendiriliyor. Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Akil İnsanlar ile gerçekleştirdiği görüşmede, "Yeni karakol yapımları yok. Korucu alımları da olmayacak" sözleri bir yana, 2013 yılının başından itibaren bölgede yoğunlaşan askeri birlikler, mühimmat sevkıyatı ve karakol yapımlarına bu defa da yeni korucu alımları eklendi. Şemdinli'de halen 2 bin geçici köy korucusu olduğu öğrenilirken, son 2 yılda, 500 korucu emekli oldu. Devlet dairelerinde ise 200 korucu "hizmetli" adı altında çalışıyor. Alınan bilgilere göre, Şemdinli Kaymakamlığı, Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı yetkilileri ve korucubaşlarının katıldığı toplantıda yeni korucu başvuruları değerlendirildi. Koruculuk için yapılan 200 başvurunun 92'sinin değerlendirildiği ve Hakkari Valiliği'nin onayına sunulduğu ortaya çıktı. Kabul gören kişilerin köylerinden göç ettirilen, Şemdinli'de ikamet eden kişilerden oluştuğu belirtilirken, geri kalan başvuruların da daha sonra değerlendirmeye alınacağı öğrenildi. Mevcut korucular üç gün arayla beşli noktalarda nöbet tutarken, korucular yeni yapılan karakol ve kalekollarda askerle birlikte nöbet tutuyor.

İş için başvuran yurttaşlara koruculuk dayatması!

Şemdinli'de durumu iyi olmayan yurttaşların ilçede başvurdukları devlet kurumlarına, korucu olmaları yönünde telkinde bulunulduğu da iddia edildi. Adını vermek istemeyen bir korucu, "Devletin bize karşı politikası samimi değil. Biz adeta hazır kıta bekletilen bir gücüz. Biz her an savaş olabilecek ve cepheye sürülecek bir güç gibi görünüyoruz. Devletin barışa inancı yok ki, bize çare bulsun. Bırakın bizi koruculuktan çıkarıp başka alana almak, aksine yeni korucular alıyor. Bizim gençleri uzman çavuş yapmaya, istihbarat elemanı olarak kullanmaya çalışıyorlar. Bu çözüm sürecinde Öcalan'ın rolü ve PKK'nin samimiyetini biz devletten göremiyoruz. Biz de haklı olarak doğrunun yanında olmak istiyoruz. Ancak yıllardır devlete koruculuk yaptığım için halkım bana inanmıyor" dedi.

'102 kalekol teslim edildi, 143'ünün inşaatı devam ediyor'

Milli Savunma Bakanlığı verilerine göre, "iç güvenlik harekâtı"nın yürütüldüğü bölgede, bin 68 jandarma karakolu ile 258 hudut karakolu olmak üzere toplam bin 326 karakol bulunuyor. Milli Savunma Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından talep edilen toplam 341 adet kalekolun 102 adedinin inşaatları tamamlanarak, teslim edildi. 143 kalekolun inşaat çalışmalarının devam ettiği, 36 kalekolun ise ihale aşamasında olduğu öğrenildi. Federal Kürdistan ve İran sınırının yanı sıra Şemdinli, Yüksekova, Hakkari ve Şırnak'ta yapılan kalekollar 80 santimetrelik çelik zırhla kaplanırken, çevresine ise termal kamera, gece görüş dürbünleri ve hareket sensörlerinin yerleştirildiği ve elektronik kalkanlarla donatıldığı öğrenildi.

'92 korucunun alımı savaşta ısrar anlamı taşıyor'

Çözüm sürecinin ikinci aşamasına geçilmesine rağmen bölgede hiçbir değişimin olmadığını dile getiren BDP Şemdinli İlçe Başkanı Cabbar Taş, "Çözüm sürecinin şartlarından biri olan koruculuğun lağvedilmesi, karakol yapımların durdurulmasıydı. PKK, devlete verdiği sözü yerine getirmiş, elindeki tutsakları bırakmış, ateşkes ilan etmiş ve gerilla sınır dışına çıkmıştır. Hükümet ne yapıyor, daha önce 10 karakolun olduğu bölgeye yüzlerce karakol ve kalekol inşa ediyor. Devlet Şemdinli'yi adeta kuşatmaya almış durumda. Arama noktaları, heronlar ve hava hareketliliği günlük yaşamımızın parçası olmaya devam ediyor. Öte yandan devlet son olarak alımları yapılan geçici köy korucularını 'Devlet kurumlarında çalıştıracağız' kılıfı ile kandırmaya çalışıyor. Madem devlet kurumları için alıyorsun, neden korucu kadrosuyla alıyorsun. Bu insanları alacak 600-700 liraya silahlandıracaksın. Neden bu insanlar korucu maaşına talim, muhtaç ediyorsun. 30 yıldan beri sömürdüğün bu insanların, yeni kadro alımlarıyla Avrupa'ya 'Gördüğünüz gibi halk PKK'ye karşı sürekli silahlanıyor' gibi gösterme politikaları içindir. Bu iki uygulamayla AKP hükümeti ne yazık ki süreci sabote ediyor. PKK barış adımları atarken, devlet bunun tam aksini yapıyor" dedi.

'Barışı devlet sabote ederse, Kürtleri karşısına alacaktır'

PKK'nin barış için verdiği mücadele nedeniyle halkın sonsuz güvenini kazandığını söyleyen Taş, "Devlet barış politikalarının çok uzağındadır. Her gün yaptığı açıklamaları, uygulamaları barış umutlarını kırıyor. Bu politikaların bir an önce sonlandırılmasını istiyoruz. Barışın bir an önce sağlanmasını istiyoruz. Eğer devlet barışı sabote ederse, bunu iyi bilsin ki karşısında sadece PKK değil, bütün Kürt halkını bulacaktır. Türkiye, olası bir Suriye, Mısır, Irak ve benzeri ülkeler gibi olmasın. Bir an önce Öcalan'ın başlatmış olduğu barış sürecine destek verip net ve gerçek somut adımlar atsın" diye konuştu.

Korucu alımları ile ilgili görüştüğümüz Şemdinli Korucu Derneği'nde kendisini yetkili olarak tanıtan kişi de ilçe genelinde ve köylerde korucu alımları olduğunu doğruladı. (VAHAP BAY / SAMİ YILMAZ )



Îranê dîsa du Kurd qetil kir - ANF
 
Li gorî hat ragihandin leşkerên Îranê li Rojhilatê Kurdistanê nêzî Kirmanşah gulle berdane ser komeke ku tê îddîakirin qeçaxçî ne. Di encama wê gulebarandinê de 2 Kurd hatine qetilkirin.

Li gorî agahiyên hatine wergirtin duh ber danê sibê leşkerên ku li ber gundê Salasa Bawcan ê ser sînor bi cih bûne gulle berdane ser Kurdên bazirganiya ser sînor dikin. Di encama wê de Kurdek tê qetilkirin.

Leşkerên Îranê vê carê jî gundiyên ku tên cihê bûyerê gulebaran dikin û li wir jî gundiyek tê qeilkirin.

Li gorî agahiyên hatine wergirtin leşkerên Îranê di nav du hefteyên dawî de li heman herêmê 7 Kurd qetil kirine.

Li gorî daneyên Komeleya Mafê Mirovan a Kurd di sala 2012’an de jî leşkerên Îranê li ser sînor nêzî 37 Kurd qetil kirine.



Rojava halkı özerk yönetimini oluşturuyor - ANF

19 Temmuz devrimiyle halkın yönetime el koyduğu Batı Kürdistan’da tüm halkların temsilini bulacağı özerk yönetim oluşumuna gidiliyor. Karara göre 3 ay içinde geçici bir yönetim ve geçici bir anayasa oluşturulacak. 6 ay içinde seçimlere gidilerek Batı Kürdistan Halklar Meclisi kurulacak.

Batı Kürdistan’da geçtiğimiz yıl 19 Temmuz’da halkın yönetime el koymasıyla başlayan süreç, seçimlerle belirlenecek “özerk yönetim”le tamamlanacak.

Rojava’da yaşayan tüm halkların temsilcilerinin içinde yer alacağı özerk yönetim için Kürt siyasi çevreleri hazırlık çalışmalarına başladı. Özerk yönetim kararı, geçtiğimiz yıl başlayan devrim sürecinin bir parçası olarak görülürken, özellikle son dönemde artan yoğun saldırı ve provokasyonları boşa çıkarma arayışları olarak da nitelendiriliyor.

TÜM HALKLARI VE SİYASİ GÖRÜŞLERİ KATMA ÖNERİSİ

Bu amaçla Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM), Rojava’daki Kürt siyasi, örgüt ve toplum temsilcilerine geçici bir yönetim oluşturulması önerisinde bulundu. ANF’nin edindiği bilgilere göre, TEV-DEM’in bu önerisi kabul gördü ve hazırlık çalışmalarına başlandı.

3 AY İÇİNDE GEÇİCİ YÖNETİM OLUŞTURULACAK

Yönetimin geniş yelpazede kesimleri kapsaması için çeşitli siyasi partiler, örgütler, inanç grupları, halk temsilcileri ile görüşmeler başlatıldı. Bu görüşmelerin olumlu sonuçlanması durumunda tüm bu kesimlerden bir Komite oluşturulacak. Bu komite, 3 ay içinde geçici bir yönetim oluşturacak.

KÜRT YÜKSEK KONSEYİ’NİN İŞLEVİ TAMAMLANIYOR

Aynı zamanda Kürt Yüksek Konseyi’nin işlevini yerine getirecek olan bu geçici yönetimin ilanından sonra Batı Kürdistan’da geçici bir Toplumsal Sözleşme (anayasa) oluşturulacak.

ÜLKE GENELİNDE SEÇİMLERE GİDİLECEK

Bu çalışmaların öngörüldüğü biçimde 3 ay içinde tamamlanması halinde ise seçim süreci başlayacak. Geçici yönetimin seçim hazırlıklarını yaptığı bu aşamada Toplumsal Sözleşme referanduma götürülürken, ülke genelinde seçime gidilerek Batı Kürdistan Halklar Meclisi halkın oylarıyla belirlenecek.

Siyasi kaynaklar bu sürecin de 3 ay alabileceğini, geçici yönetim kurma çalışmaları, Toplumsal Sözleşmenin oluşturulması ve son olarak özerk yönetimin seçimlerle belirlenmesinin 6 aylık bir süreyi alabileceği belirtiliyor.


Pergala KCK’ê guherî - Yeni Özgür Politika

9’emîn Civata Giştî a Kongreya Gel pêk hat. Di Civata Giştî de rêveberiya KCK’ê hat guhertin û pergala hevserokatiyê hat pejirandin.

Di pêvajoyeke ku li Kurdistan û herêmê pêşketinên girîng diqewimin de, Kongra Gel 9’emîn Civata Giştî pêk anî. Di civata giştî ku 6 rojan berdewam kir de biryarên girîng hatin wergirtin. Ji van biryaran hin jê wiha ne: “Xeta sêyemîn a Rêber Apo ji bo demokrasî û azadiya gelan avakiriye, di vê demê de alternatîfa yekane ya ji bo gelan e. Li ser vê bingehê, gelê Kurd li dijî kapîtalîzma global, hêza pêşeng a demokrasiya global e. Her wiha heta li hemû parçeyên Kurdistanê ewlekariya neteweyî pêk were û azadî mayînde bibe, weke hêzên parastina rewa HPG wê xwe xurtir bike.”

Kongra Gel di navbera 30’ê hezîran û 5’ê tîrmehê de bi beşdariya 162 delegeyên ku ji her çar parçeyên Kurdistanê û derveyî welat hatibûn bi şiyara “Avakirina Jiyana Azad û Neteweya Demokratîk” di roja salvegera çalakiya fedaî ya Zeynep Kinaci (Zîlan) de 9’emîn Civata Giştî pêk anî. Kongre diyarî yek ji damezrînerên PKK’ê Sakînce Cansiz (Sara), Nûnera KNK’ê ya Parîsê Fîdan Dogan (Rojbîj) û endama Tevgera Ciwanan Leyla Şaylemez (Ronahî) yên li Parîsê hatin qetilkirin, hat kirin. Yek ji mijarên herî zêde di 9. Civata Giştî de li ser hat rawstîn, kêmasî û tengaviyên pêşxistina pergala Koma Civakên Kurdistanê (KCK) bû. Di encama rexnekirin û rexnedayinê de, ji bo çareserkirina pirsgirêkan û pergal hîn bi hêz xwe birêxistin bike, navgîna Konseya Serokatiya Giştî ya KCK’ê hat avakirin. Biryar hat dayîn, ev navgîna Konseya Serokatiya Giştî jî bi Hevserokatiyê bê birêvebirin.

Wê pêvajo bê meşandin

Di civata giştî de biryar hat dayîn li her qada jiyanê, akademî, komun, kooperatîf û meclisên gel ku lingên bingehîn ên sîstema KCK’ê de bên avakirin û li ser bingeha Konfederalîzma Demokratîk de, netewbûna demokratîk û xweseriya demokratîk li nava gel bê avakirin. Ji bo vê jî hin rêzebiryar hatin stendin. Di civata giştî de hat pejirandin ku ligel hewldanên astengkirinê yên AKP’ê jî pêvajoya çareseriya demokratîk dewam bê meşandin.

Kurd pêşengiyê bikin

Di civaka giştî de, şerên navweyî yên di sala 2011’an de li Tûnisê dest pê kir li Misr, Bahreyn, Yemen, Lîbya û herî dawî li Sûriyê deng vedan û veguherîn têkoşîna civakî, encamên wan ên siyasî û civakî, bandora wan a li ser Kurdistan û welatên herêmê hatin nirxandin. Hat ragihandin ku xeta sêyemîn a Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan ji bo demokrasî û azadiya gelan avakiriye, di vê demê de alternatîfa yekane ya ji bo gelan e. Li ser vê bingehê, gelê Kurd li dijî kapîtalîzma global, hêza pêşeng a demokrasiya global e. Bi taybetî, xeta Kurdên li rojavayê Kurdistanê nîşan daye ku çiqasî rast e û serketina vê xetê baştir hatiye fêmkirin. Şoreşa Rojava wê ji demokratîkbûyîna Sûriye û Rojhilata Navîn re bibe mînak.

Berpirsyar AKP ye

Banga dîrokî ya Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan di Newrozê de kir û bûyerên piştre qewimîn, yek ji mijarên sereke yên gotûbêjên li civata giştî bûn. Hat destnîşankirin ku di qonaxa duyemîn a pêvajoya çareseriyê de divê hikûmet û dewlet gav biavêje û hat ragihandin ku di vê mijarê de AKP heta niha tu gav neavêtiye, berovajî qereqolên nû û bendav çêkirine, hejmara cerdevanan zêde kiriye û derfet ji Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan re neafirandiye ku bi derve re têkeve nava têkiliyê. Ev nêzîkatî  fikarên li ser pêvajoyê zêde dikin û ger ji niha û pêve gav ji herdu aliyan ve neyê avêtin, wê pêvajo bixetime û berpisyarê vê jî wê AKP be.

Roja qirkirinê

Civata giştî, pêvajoya “Avakirina Jiyana Azad û Rizgariya Demokratîk” erê kir û biryar da vê pêvajoyê bibe serkeftinê. Ji bo serketina pêvajoyê weke Rêberî, gel û tevgera wê hemû berpirsyariyên xwe bi cih aniye û hat destnîşankirin ku ligel hemû astengiyên AKP’ê jî wê hewl bidin pêvajoyê bibin serî. Civata giştî ev yek weke nêzîkatiyeke stratejîk pejirand û destnîşan kir ku ligel amadekariyên şer ên hikûmeta AKP’ê ew ji her rewşê re amade ne têbikoşin. Di civata giştî de bal hat kişandin ser helwesta AKP’ê ku di bin navê çareseriyê de zimanê entegrasyonê bi kar tîne û “Plana Şark Islahat” a di sala 1925’an de hat amadekirin weki “Dokûmana Qirkirina Neteweyî” û 15’ê Sibata 1925’an jî weke roja Qirkirina Kurdan hat qebûlkirin. Li dijî asîmîlasyona çandî, ji bo pêşvebirina çand û zimanê Kurdî hin rêzebiryar hatin wergirtin.

‘HPG hêza parastinê ye’

Di ivata Giştî de hat ragihandin ku ji bo gelên Kurdistan û Rojhilata Navîn firsendeke dîrokî tê jiyîn û bal kişand ser mezinbûna xeterî û êrîşên li Roajva û her çar aliyên Kurdistanê. Civata giştî da xuyakirin ku ewlekariya gelê Kurd sedema hebûna HPG’ê ye û hat destnîşankirin ku heta li hemû parçeyên Kurdistanê ewlekariya neteweyî pêk were û azadî mayînde bibe, weke hêzên parastina rewa HPG wê xwe xurtir bike û wiha hat gotin: “HPG wê xwe mezin bike û bi sekna xwe ya xurt, pêvajoyê bişopîne û ji bo serketina pêvajoyê xwe ji her rewşê re amade bike.”

‘KCK baweriya gelan e’

Hat ragihandin ku têkoşîna KCK’ê û ya Rêberê wê, ne tenê ya Kurdan e di heman demê de ya hemû gelên bindest, etnîk û baweriyên nikarin xwe îfade bike ye û wiha berdewam kir: “Tevgera Azadiyê ya Kurd, tevgera azadiyê ya hemû bindestan e. Di heman demê de tevgera suryaniyan, ermeniyan e. Êzidiyên ku mîrateya me ya dîrokê ye, ji xwe parçeyekî girîng ê tevgerê ye. Eleqeya Rêber Apo ya ji bo êzidiyan zêde ye. Ji bo baweriya wan bi awayekî azad bijî, gelekî hesas e. Em bang li suryaniyan, ermeniyan, cihûyan û ruman dikin ku ligel têkoşîna azadiyê cihê xwe bigirin. Kurdistan ji xwe welatê hevpar ên civakên olî û etnîkî yên ermenî, suryanî, ereb, Tirkmen û gelekî din e. Kurdistan navê hevpar ê neteweya demokratîk a hemû civakan e. Li ser bingeha çareseriya pirsgirêka Kurd û demokratîkbûyîna Tirkiyê, em bang li herkesî dikin ku bi biratî bijîn û di nava têkoşîna demokrasiyê de cih bigirin.”
Piştî pêvajoya gotûbêjan a 6 rojan, li ser navê rêveberiya nû Cemîl Bayik axaftina girtinê kir û axaftina wî bi dirûşmên “Bijî Serok Apo”, “Bê Serok jiyan nabe” li ser lingan hat pêşwazîkrin. Civata Giştî, piştî axaftinan bi govenda delegeyan bi dawî bû.

Hevserokên KCK’ê Bayik û Hozat e

Di 9’emîn Civata Giştî ya Kongra-Gel de di pergala KCK’ê de guhertin çêbûn û hevserok hatin guhertin. Ji bo Hevserokatiya Konseya Rêveber a KCK’ê Cemîl Bayik û Besê Hozat, ji bo Hevserokatiya Kongra-Gel jî Hacer Zagros û Remzî Kartal hatin hilbijartin.
Di civata giştî de pergala KCK’ê ji nû ve hat destgirtin û 2 organên nû yên ji Konseya Serokatiya Giştî ya KCK’ê û Hevserokatiyê pêk tê, hatin avakirin. Di civata giştî de ku biryarên dîrokê têde hatin girtin Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan ji nû ve bi dengdanê ji bo Serokatiya Giştî ya KCK’ê hat hilbijartin. Ji Hevserokatiya Konseya Rêveber a KCK’ê re Cemîl Bayik û Besê Hozat û çar alîkarên ku ji du jin û mêran pêk tê jî bi hilbijartinan hatin diyarkirin. Ji bo Hevserokatiya Kongra Gel Hacer Zagros û  Remzî Kartal hatin hilbijartin.

Hêza pêşeng: Şoreşa Rojava

Yek ji biryarên girîng ên di Civata Giştî de hatin wergirtin, di her şert û mercî de destekkirina xweseriya demokratîk a li Rojavayê Kurdistanê ye. Hat destnîşankirin ku bi vê yekê re wê şoreşa Rojava bibe hêza pêşeng ji bo demokratîkbûyîna Sûriyê û Rojhilata Navîn.


TARİHİ GENEL KURUL - Yeni Özgür Politika

9. Genel Kurulu, “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa’’ sloganı ile 30 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında Medya Savunma Alanları’nda gerçekleştirildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan oybirliği ile KCK Genel Başkanı seçildi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı’na Cemil Bayık ve Besê Hozat getirildi.

Kürdistan ve bölgede çok önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçte KONGRA GEL 9. Genel Kurulu toplanarak yeni süreçte izleyeceği politikaları belirledi.

Kürdistan’ın dört parçasıyla yurtdışından 162 delegenin katıldığı Genel Kurul, Medya Savunma Alanları'nda, 30 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşti. Kürtçenin Kurmancî, Zazaki, Kelhorî, Soranî ve Lorî lehçelerinin yanı sıra Türkçe dilinde kongre ve KCK sözleşmesine bağlılık yemini okundu. Paris’te suikast sonucu katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbin) ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez’e (Ronahi) adanan Genel Kurul, kadın gerilla öncüsü Zeynep Kınacı’nın (Zilan) eylem gerçekleştirdiği güne denk geldi. Zeynep Kınacı şahsında tüm “devrim şehitleri” ile 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Madımak otelinde katledilen “canlar”ın anıldığı Genel Kurul’da, Demokratik bir Türkiye ve Özgür Kürdistan mücadelesinde anılarının yaşatılacağı ve bağlı kalınacağı sözü yinelendi. KONGRA GEL Başkanlığı, Kongre Divanı, KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Adalet Divanı ve  kadın hareketi KJB’nin iki yıllık faaliyet raporlarının okunduğu kongrede,  siyasal ve örgütsel durum kapsamlı değerlendirildi. Genel Kurul’da izlenecek politika ve yapılacak çalışmalar da planlanıp gerekli organlar seçildi.

KONGRA GEL ve KCK'den açıklama

KONGRA GEL Başkanlık Divanı ve KCK Yürütme Konseyi tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, 9. Genel Kurul'da, yeni dönemin stratejisi ve çözüm formülü temelinde, ahlaki ve politik toplumun inşasına dair birçok karar ve proje geliştirildi. Bölgede ve dünyada yaşanan çelişki, çatışma ve gelişmelerin değerlendirildiği; tüm ezilen halklar, cins ve sınıflar açısından sorunların çözümünün demokratik modernite temelinde alternatif bir sistemle mümkün olduğunun ortaya konulduğu Genel Kurul'da, Rojava devrimi de bu çerçevede ele alındı. Rojava devriminde statükoculuk ve kapitalist modernite çözümü değil, 3. Çizgi'de, yani, halkların, inançların, kültürlerin, cinslerin özgür iradesine dayalı, çevreye duyarlı bir çözümün mümkün olduğu anlatıldı. Bu çözüm modelinin sadece Kürdistan’ın dört parçası ve Türkiye için değil, tüm Ortadoğu ve ezilen halklar için de geçerli olduğu benimsendi. Bunun için de Genel Kurul, Öcalan'ın 2013 Newrozu'nda başlattığı stratejik hamleyi onaylayıp bunu tüm Ortadoğu'nun demokratikleşmesi  içinde bir hamle olarak ele aldı.

İkinci aşama

Genel Kurul, ateşkes ve gerillanın geri çekilmesiyle demokratik çözüm sürecinin 1. aşamasında Öcalan ve Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin üzerine düşen görev ve sorumlulukları büyük bir hassasiyetle yerine getirdiğini, dolayısıyla 1 Haziran’da 1. aşamanın tamamlandığının altını çizdi. 2. aşamada ise, Türk devleti ve AKP Hükümeti'nin, başta demokratik bir anayasa olmak üzere, temel konularda somut, gözle görülür adımlar atması gerektiğini ortaya koydu. Mevcut gelişmeler değerlendirildiğinde, AKP Hükümeti'nin 2.aşamada atılması gereken somut adımları atmadığı tartışmalarda dile getirildi,  başta Kürt ve Türk halkları ile Aleviler, Êzîdîler olmak üzere tüm inançların ve kültürlerin ortaklaşan özgürlük, eşitlik ve  demokrasi mücadelesinin 2. aşamada hükümete adım attracağı vurgulandı. Bu temelde AKP Hükümeti'nin, tüm oyalama, zamana yayma ve seçim hesaplarını önde tutan politik yaklaşımlarına rağmen, halkların, kültürlerin ve inançların bir arada eşit, özgür birlikteliği için mücadelede ısrar kararlılığı ifade edildi.

KCK sistemindeki zayıflık

Barış ve demokratik çözümün, tarafların karşılıklı adımlarıyla mümkün olabileceğinin altı çizildi, Türk tarafının da 2. aşamada üzerine düşen görevleri aynı hassasiyet ve sorumlulukla yerine getirmesi gerektiği belirtildi. 2. aşamada Anayasa'da Kürt halkının doğal ve demokratik halklarının yer alması gerektiği tekrarlandı, 'Demokratik Türkiye ve Özgür Kürdistan’ı açık bir ifadeyle ortaya koyması gerektiği kabul edildi.
9. Genel Kurul, KCK sisteminde, öz yönetimlerin ve demokratik zihniyetin geliştirilmesine ilişkin önemli tartışmalar geliştirdi. Hem zihniyet boyutunda yaşanan yetersizlikler ve hem de sistemin pratikleştirilmesinde yaşanan zayıflıklar ortaya konularak, gerekli kararlar alındı.

Demokratik siyasetin inşası

Genel Kurul, demokratik siyasetin inşası için demokratik halk serhildanlarının yükseltilmesini ve özgür toplumun inşasını önümüzdeki dönemin temel doğrultusu olarak ele aldı. Dünyada, bölgede ve Kürdistan’da yaşanan gelişmeler temelinde önemli tartışma ve tespitler geliştirilerek, yeni dönem stratejisi ve çözüm formülü temelinde, ahlaki ve politik toplumun inşasına dair kararlar alındı:
-  Demokratik ulusun, ulus devletin alternatifi olarak, üm kesimlerin, azınlıkların, inanç gruplarının ve kültürlerin kendini özgürce ifade edebilmenin garantisi olduğu bir kez daha vurgulandı. Kürdistan’ın dört parçasında yaşayan halkların, başta Türk, Arap, Fars, Asuri, Ermeni halkları olmak üzere, tüm kesimlerle bölgenin demokratikleştirilmesi temelinde ilişki ve ittifaklaların geliştirilmesi karar altına alındı.
-  9. Genel Kurul, kadın özgürlük çizgisini demokratik ulusun özü, ruhu ve öncü gücü olarak gördüğünü teyit etti. Kadının özgürlüğü, toplumun özgürlüğüdür gerçeğinden hareketle, toplumun demokratikleştirilmesi ve öz kimliğinin ortaya çıkarılmasının kadının özgürlüğüne bağlı olduğu önemle vurgulandı.
-  Gençlerin ise özgür toplumun inşasında hem öncü hem dinamik ve sürükleyici güç olarak rolünü oynayıp Kürt ulusuna uygulanan kültürel, siyasi, ekonomik, toplumsal soykırımı boşa çıkartma göreviyle karşı karşıya olduğu teslim edildi.
-  Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamın İnşası Süreci'ne ilişkin kapsamlı tartışmalar yürüten Genel Kurul, komünal demokratik ekonomi inşa edilmeden, demokratik kurtuluşun ve özgür yaşamın mümkün olamayacağı gerçeğini kabullendi. Bundan hareketle, bu konuda yaşanan yetersizlikleri aşarak, komünal ekonomiyi inşanın bir aciliyet haline geldiği konusu üzerinde  durdu.
- 9. Genel Kurul, toplumun demokratik zihniyetinin geliştirilmesine ilişkin yaşanan yetersizlikleri aşma temelinde, her yerde eğitim akademilerinin oluşturulmasının acil bir ihtiyaç  olduğunun altını çizdi.
- Genel Kurul, kültürel soykırım siyasetine karşı her yerde ve yaşamın tüm alanlarında Kürtçenin kullanılması ve Kürtçenin tüm lehçelerinde eğitim hamlesinin başlatılması gerektiğinde karar kıldı.
- Genel Kurul, 15 Şubat 1925 tarihinde Şêx Sait ayaklanmasıyla başlatılan ve günümüze kadar da süregelen fiziki, kültürel ve siyasi soykırımına karşı Şark Islahat Planı adındaki belgeyi 'soykırımın suç belgesi' olarak kabul edip, buna karşı ulusal ve uluslararası bir çalışma yürütülmesi ve soykırım gerçeğinin açığa çıkarılması gerektiğini kararlaştırdı.
- Coğrafik, ulusal ve doğal toplum kültürünün kırımına karşı, Türk metropollerine ve yurtdışına sürgün edilmiş halkın, kadim topraklarına dönüş; kendi anavatanında demokratik ulus, demokratik özerklik, demokratik konfederalizm temelinde oluşturulması kararlaştırıldı.
- Genel Kurul, Halk Savunma Güçleri'nin (HPG) halkın ve sistemin hizmetinde olarak, gücünü büyüterek, örgütleyip eğitmesi ve olası her saldırıya karşı her koşul altında hazırlıklı olması gerektiği itirazsız kararlaştırdı.
- Genel Kurul, Önder Apo’nun sağlığını, güvenliğini ve özgürlüğünü sağlamayı varoluşun, geleceğin ve özgürlüğün esası olarak ele alıp bu temelde mücadeleyi yükseltme kararlılığnı ortaya koydu. 'Öcalan'a özgürlük imza kampanyası'nın daha güçlü bir şekilde devam etmesi kararı alındı.
- Genel Kurul, tüm uluslararası güçlere Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'nin öncü gücü PKK’yi 'terör örgütleri listesi'nden çıkarma çağrısı yaptı.
- Diğer bir çağrıyı da tüm Kürdistani güçlere, ulusal demokratik mücadelede gücünü birleştirmek için birlik ve ittifak siyasetini geliştirme temelinde yaptı. Kürt Ulusal Konferansının en kısa zamanda gerçekleştirilmesi hedefinden vazgeçilmeyeceği tekrarlandı.
- Bölgesel devletlere, bölgenin demokratikleştirilmesi ve demokratik siyasetin geliştirilmesi için çağrıda bulundu.

Genel Başkan ve Eşbaşkanlık

Genel Kurul, bu kararların yanında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı oybirliği ile KCK Genel Başkanı olarak seçti, KCK Genel Başkanlık kurumunu da belirledi.
Demokratik zihniyetin geliştirilmesi temelinde KONGRA GEL ve KCK, Eşbaşkanlık sitemine geçti.
Buna göre KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı'na  KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığına Cemil Bayık ve Besê Hozat seçilirken, iki kadın ve iki erkekten oluşan toplam dört yardımcı da seçimlerle belirlendi.
KONGRA GEL Eşbaşkanlığı'na ise Hacer Zagros ile Remzi Kartal seçildi.

Mücadeleyi yükseltme çağrısı

KONGRA GEL Başkanlık Divanı ve KCK Yürütme Konseyi, son olarak tüm Kürdistan halkı ve dostlarını, tüm kadro ve çalışanları, 9. Genel Kurul kararlarını hayata geçirmeye ve bunun için mücadeleyi yükseltmeye çağırdı.


Gözler Adalet Bakanlığı’nda - Özgür Gündem

Mehmet Öcalan, PKK Lideri Öcalan’ın ‘Derhal bağımsız bir doktor heyeti tafından muayene edilmesi’ çağrısını tekrarlarken, TTB’nin İmralı’ya gitmek için başvurduğu ortaya çıktı. DTK de ‘Bizim doktor heyetimiz hazır’ demişti. Gözler Adalet Bakanı’nda

TTB DE ADALET BAKANLIĞI’NA BAŞVURDU

PKK Lideri Öcalan’ın sağlık sorunları hakkında İmralı’ya bağımsız bir doktor heyeti talep etmesinin ardından Türk Tabipler Birliği’nin Öcalan’ın sağlık kontrollerini yapmak üzere İmralı Adası’na gitmek için Adalet Bakanlığı’na başvurduğu öğrenildi

ADALET BAKANLIĞI HAREKETE GEÇMELİ

PKK Lideri Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, Abdullah Öcalan’ın sağlık durumu için avukatları aracılığıyla müracaatta bulunduklarını belirtirken, DTK Eşbaşkanı Tuğluk da “İmralı’ya acilen bir doktor heyeti gitmelidir” diye konuştu

Gözler Adalet Bakanlığı’nda

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, Abdullah Öcalan’ın sağlık durumu için aile olarak avukatları aracılığıyla gerekli müracaatları yaptıklarını belirterek, “Hastalık ciddi bir şeydir. Bu talebimiz ciddiye alınmalıdır. Yarın geç olabilir, hemen şimdi harekete geçilmelidir” dedi.

1 Temmuz’da çağrı yapılmıştı

Mehmet Öcalan, 1 Temmuz’da İmralı Cezaevi’nde ağabeyi Öcalan ile yaptığı görüşmenin ardından ağabeyinin yaşadığı sağlık sorunlarına ilişkin DİHA’ya açıklamalarda bulunmuştu. Ağabeyinin ağız, burun, boğaz ve gözlerinde biber sürülmüşçesine yanmalar olduğunu ifade eden Öcalan, adaya bağımsız bir doktor heyetinin gitmesini talep etmişti. Öcalan, insan yaşamı üzerine siyaset yapılamayacağını belirterek, ağabeyinin sağlığı ile ilgili kaygılarını dile getirmişti.

Derhal harekete geçilmeli

Ağabeyine sağlık sorununun ne olduğunu sorduğunu söyleyen Öcalan, PKK Lideri’nin sağlığına ilişkin şunları aktardığını belirtti: “Gözüm, ağzım, burnum ve boğazımda biber sürülmüşçesine yanmalar var. Ağzımda küçük kabarcıklar oluşmuş. Gözlerim sürekli yaşarıyor. Bağımsız bir doktor heyetinin gelip tahlillerimi yapması lazım. Sorunların neden kaynaklandığını tespit etmesi lazım.” Öcalan, 14 yıldır ağabeyini ziyaret ettiğini ancak ilk kez onu böyle bitkin ve halsiz gördüğünü belirterek, “Her ne kadar düzenli olmasa da sürekli ağabeyimi ziyarete gittim. Onun sağlık durumunu hep gözledim. İlk defa onu halsiz ve kırgın gördüm. Bağımsız bir doktor heyeti talep ediyor. Adalet Bakanlığı adada doktorun olduğunu söylüyor. Ama o sıradan bir mahkum değil. Bağımsız doktorların gidip tüm tetkiklerini yapması gerekiyor. Ailesinin de talebi budur. Bizim basına verdiğimiz demeçler, Bakanlık ve ilgili sağlık kuruluşları tarafından ihbar olarak değerlendirilmeli. Türkiye’deki ve uluslararası bağımsız sağlık kuruluşları derhal harekete geçmelidir. Gidip ağabeyimin sağlığı konusunda gerekli incelemeleri yapıp rapor tutmalıdırlar. Sizin aracılığınızla hepsine çağrımı yineliyorum. Harekete geçsinler” diye konuştu. Aile olarak avukatları aracılığı ile gerekli müracaatları yaptıklarını da sözlerine ekleyen Öcalan, “Hastalık ciddi bir şeydir. Bu talebimiz ciddiye alınmalıdır. Yarın geç olabilir, hemen şimdi harekete geçilmelidir” dedi.


İmralı’ya acil doktor heyeti gitmeli

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı da daha önce konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Önderliğimizin sağlığı, güvenliği, özgürlüğünün, hareketimiz ve halkımız için hayati önemde bir konu olduğu açıktır. Bu nedenle Önder Apo’nun öncelikli olarak sağlık ve güvenliğinin sağlanması, Türk devleti ve AKP hükümetinin sorumluluğunda bulunmaktadır.” AKP hükümetini, Önderliğimizin sağlığını ve güvenliğinden sorumlu kurum olarak, bir an önce ve acil olarak uzman doktorlardan oluşan bağımsız bir doktor heyetinin İmralı’ya giderek Önder Apo’yu kapsamlı bir muayeneden geçirilmesine olanak sağlamasını; halkımızı, Önder Apo’nun tüm sevenlerini, dostlarını da Önder Apo’nun sağlığı ve güvenliği konusunda duyarlı olmaya çağırıyoruz” diye belirtmişti.

TTB’den Öcalan için başvuru

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık sorunları hakkında İmralı’ya bağımsız bir doktor heyeti talep etmesinin ardından Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) Öcalan’ın sağlık kontrollerini yapmak üzere İmralı Adası’na gitmek için Adalet Bakanlığı’na başvurduğu öğrenildi.

TTB Merkez Konseyi’nin aldığı karar doğrultusunda TTB avukatlarının dilekçeleri Adalet Bakanlığı’na önceki gün sunduğu öğrenilirken, Adalet Bakanlığı’nın başvuruya ne zaman yanıt vereceği ise önümüzdeki günlerde belli olacak.

Hükümet acilen harekete geçsin

DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk da, yaptığı açıklamada hükümet ve Adalet Bakanlığı’nı acilen harekete geçmeye çağırarak, “Tarihsel bir kişilik olan Sayın Öcalan’ın sağlığının salt basit tıbbi bir anlamının olmadığı ortadadır. Bağımsız bir doktor heyeti oluşturulması için yapılan başvurulara derhal yanıt verilmelidir. Bir an önce İmralı’ya bağımsız bir doktor heyeti götürülmelidir” dedi.

Herkes kaygılı

“Kuşkusuz ki Sayın Öcalan’ın sağlığının bozulmasının nedeni, içerisinde bulunduğu cezaevi koşullarıdır” diyen Tuğluk, “Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşulları, mevcut süreçle birlikte ele alınmak zorundadır. Zaten hukuken de Sayın Öcalan’ın sağlık koşullarının sağlanması, bağımsız bir doktor heyeti tarafından muayene ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Siyaseten de Sayın Öcalan’ın rolü ve çözüm sürecindeki misyonu bunu gerekli kılan bir diğer nedendir. Yani hem hukuken hem de mevcut süreçte siyaseten Sayın Öcalan’ın sağlığına ilişkin problemler derhal giderilmek durumundadır” diye konuştu. Öcalan’ın sağlık probleminin toplumda kaygı yarattığına dikkat çeken Tuğluk, bundan kaynaklı olarak Kürt halkında ciddi bir kaygı, endişe ve rahatsızlığın söz konusu olduğunu vurguladı.

Heyet derhal gitmeli

Öcalan’ın kötüleşen sağlık durumuna ilişkin resmi makamlar tarafından henüz hiçbir açıklamanın yapılmamasına dikkat çeken Tuğluk, “Tarihsel bir kişilik olan Sayın Öcalan’ın sağlığının salt basit tıbbi bir anlamının olmadığı ortadadır. Herkesin bu tarihsel sorumluluğun bilincinde olması ve bu temelde hareket etmesi gereklilik değil zorunluluktur. Bu nedenle İmralı’ya bir an önce bağımsız bir doktor heyeti gitmeli, Sayın Öcalan ilerlemiş sağlık sorunları nedeniyle önce muayene edilmeli, ardından tedavi için her ne gerekiyorsa bir an önce vakit kaybetmeden yapılmalıdır. Bunun için AKP hükümetini ve Adalet Bakanlığı’nı acilen harekete geçmeye çağırıyoruz” şeklinde konuştu.


KCK'de eşbaşkanlık dönemi - Özgür Gündem

KONGRA GEL 9. Genel Kurulu'nda değişikliğe gidilen KCK sisteminde KCK Yürütme Konseyi eş başkanlığına Cemil Bayık ve Besê Hozat getirildi.

KONGRA GEL 9. Genel Kurulu, 162 delegenin katılımıyla 30 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşti. Bölgede çok önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçte KONGRA GEL 9. Genel Kurulu toplanarak yeni süreçte izleyeceği politikaları belirledi. Kürtçenin Kurmancî, Zazaki, Kelhorî, Soranî ve Lorî lehçelerinin yanı sıra Türkçe dilinde kongre ve KCK sözleşmesine bağlılık yemini okundu. "Demokratik ulus ve özgür yaşamı inşa etme" şiarıyla gerçekleşen KONGRA GEL 9. Genel Kurulu, Paris'te suikast sonucu katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbin) ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez'e (Ronahi) adandı. Zeynep Kınacı (Zilan) şahsında tüm "devrim şehitleri" ile 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Madımak Oteli'nde katledilen "canlar"ın anıldığı Genel Kurul'da, mücadelede yaşamlarını yitirenlerin anılarının yaşatılacağı ve bağlı kalınacağı sözü yinelendi.

KONGRA GEL Başkanlığı, Kongre Divanı, KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Adalet Divanı ve kadın hareketi KJB'nin iki yıllık faaliyet raporlarının okunduğu kongrede, siyasal ve örgütsel durum kapsamlı değerlendirildi. Genel Kurul'da izlenecek politika ve yapılacak çalışmalar da planlanıp gerekli organlar seçildi.

KCK sisteminde değişikliğe gidildi

Koma Civakên Kurdistan (KCK) sisteminin geliştirilmesinde yaşanan sıkıntı ve yetersizlikler 9. Genel Kurulu'nda ele alınarak en çok üzerinde durulan konulardan biri oldu. KCK sisteminin daha güçlü örgütlendirilmesi ve denetimin daha sağlıklı yapılabilmesi için KCK Genel Başkanlık Konseyi organı oluşturuldu. Yeni dönemde Yürütme Konseyi Başkanlığı'nın eş başkanlık olarak örgütlendirilmesi kararlaştırıldı.

9. Genel Kurul'da PKK Lideri Abdullah Öcalan oybirliğiyle yeniden KCK Genel Başkanlığı'na seçildi. KCK Yürütme Konseyi eş başkanlığına Cemil Bayık ve Besê Hozat seçilirken, iki kadın ve iki erkekten oluşan toplam dört yardımcı da seçimlerle belirlendi. KONGRA GEL eş başkanlığına ise Hacer Zagros ile Remzi Kartal seçildi.


‘Tenduristiya Serok tenduristiya me ye’ - Azadiya Welat

Endamên Însiyatîfa Dayikên Aştiyê yên Êlihê destnîşan kirin ku divê demildest Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan bê kontrolkirin. Hevserokên KCD’ê jî ji bo ku Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan bê kontrolkirin serî li Wezaretê dan
 
Endamên Însiyatîfa Dayikên Aştiyê yên Êlihê ji bo balê bikişînin ser şert û mercên tendirustiya Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan û biryara Dadgeha Eyaleta Danîmarkayê ya ji bo NUÇE TV, MMC û ROJ TV’yê daxuyanî dan çapemeniyê.
Dayikan li avahiya komeleya xwe daxuyanî dan çapemeniyê. Ewil endama Însiyatîfa Dayikên Aştiyê Meyaser Akdag, daxuyanî da. Akdag anî ziman ku armanca daxuyaniya wan ew e ku mercên tenduristiya Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan bên başkirin û dadgeha Danîmarkayê biryara ku daye paşve bikişîne.
 Akdag anî ziman ku ew li ser navê Însiyatîfa Dayikên Aştiyê ji bo tenduristiya Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan şîfayê dixwazin û wiha got: “Serokê me nexweş e. Ev bû 14 sal di bin şert û mercên giran ên girtîgehê de dijî. Daxwaza me ew e ku Serokê me serbest berdin. Dema Serokê me tune be em jî tune ne. Heta dawiya emrê xwe em ê bi Serokatiya xwe ve girêdayî bin.” Akdag bal kişand ser biryara dadgeha Danîmarkayê ya ji bo Nûçe, MMC û Roj TV’yê destnîşan kir ku ew dewleta Danîmarkayê şermezar dikin û diyar kir ku bi peymana dewleta tirk dewleta Danîmarkayê biryarek wisa daye.
Akdag anî ziman ku her tim çapemeniya azad a kurd di bin zextan de ye û wiha got: “Em kesên biryara reşkirina çapemeniya azad didin rexne dikin. Em naxwazin televîzyonên me bên girtin. Televîzyonên me gavên me, çavên me, ruhê me, guhên me û her tiştên me ne. Ew çiqas TV’yên me bigirin jî em ê ji nûve vekin. Ger ku televîzyonên me bigirin em ê cîhanê bi serê wan ve xera bikin.”
Piştî dayik Akdag, endama Însiyatîfê Şukriyê Sîncar jî diyar kir ku ewil ji Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan re şîfa xêrê dixwazin û wiha axivî: “Me beriya her tiştî berdana Serokê xwe dixwest, lê me nexweşiya wî bihîst. Em bi vê yekê gelek xemgîn bûn. Dilê me ji ber vê yekê şikest.”
Sîncar anî ziman ku ew naxwazin televîzyonên wan bên girtin û got ku ew dixwazin destên dewletan ji ser televîzyonên wan bê rakirin. Sîncar da zanîn ku ev çend meh e ji ber pêvajoyê kêyfxweş in û diyar kir ku nehatina cenazeyan dilxweşiya herî mezin e.
Endama Însiyatîfê Şukran Akurt, jî destnîşan kir ku ew ji Êlihê heta Îmraliyê silavên xwe ji Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan re dişînin û jê re şîfayê dixwazin.
Akurt anî ziman ku ew ê heta dawiyê li pey şopa Serokê xwe bi meşin û got ku dewlet nikarin bi girtina televîzyonan wan ji pey Serokê wan dûr bixin. 
 
KCD’Ê BO HEVDÎTINÊ SERLÊDAN KIR

Hevserokên Kongreya Civaka Demokratîk KCD’ê da xuyakirin ku ew amade ne heyeteke doktoran bişînin Girava Îmraliyê û xwest, şert û mercên pêwîst bên afirandin. Hevserokên KCD’ê Aysel Tugluk û Ahmet Turk serî li Wezareta Edaletê ya Tirkiyê dan û diyar kirin ku ew amade ne ji bo tesbîtkirina pirsgirêkên tenduristiyê yên Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan, heyeteke doktoran bişînin Girava Îmraliyê. Di serlêdana Tugluk û Turk de wiha hat gotin: “Di danezana encamê ya civîna dawî ya Meclisa Tenduristiyê ya ser bi Kongreya Civaka Demokratîk ragihandiye ku ji bo şandina heyeteke serbixwe ya doktoran, amadekariyên wan temam bûne.”
Di serlêdana duh de hat bibîrxistin ku ji bo pêşveçûna pêvajoya Çareseriya Demokratîk di navbera Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan û parlamenteran de dem bi dem hevdîtin hatine kirin û ev tişt hat gotin: “Di vê demê de, birêz Ocalan di hevdîtina dawî ya bi malbata xwe re ragihandiye ku pirsgirêkên wî yên tenduristiyê hene û xwestiye heyetek ji doktorên pispor biçe Îmraliyê. Çûyîna heyeta doktorên pispor a Îmraliyê, wê di her warî de baş be. Em ji Wezareta we dixwazin ku heyetek biçe Girava Îmraliyê û tenduristiya birêz Ocalan kontrol bike. Di vî warî de em dixwazin hûn şert û mercên pêwîst ên qanûnî ava bikin.”
 
JI CIWANÊN LI AMEDÊ ÇALAKÎ
 
Li taxa Peyasa Amedê, ciwanên YDG-K Û YDG-H’yî ji bo balê bikişînin ser tenduristiya Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan û li dijî destavêtinên li Çewlik û Mêrdînê, çalakî li dar xistin.
Çalakî pêr êvarê saet di 21.30’an de bi pêşengiya YDG-K hat lidarxistin. Ciwan ji taxa Peyasê heta Yenîyolê meşiyan û dirûşmên “Bijî Serok Apo”, “Tenduristiya te tenduristiya me ye”, “Bê Serok jiyan nabe”, “Kurdistan wê ji faşîzmê re bibe goristan” qîriyan. Ciwanan li kolana Yeniyolê lastîk şewitandin û bi molotof û fîşekên hewayî rê li trafîkê girtin.

Çalakiya ku tê de kontrola nasnameyan hat kirin, nîv saetê dewam kir.


Gelên Rojava dê rêveberiya xweser ava bike - ANHA

Li Rojavayê Kurdistanê li hemberî plan û êrîşên li ser destkeftiyên gel, hewldanên yekîtiyê û avakirina rêveberiyek ku hemû pêkhate di nav de cîh bigirin zêde bûn. Di vê çarçoveyê de tê plankirin ku di nava 3 mehan de rêveberî û destûra demî bê diyarkirin, di nava 6 mehan de jî hilbijartin bêne pêkanîn û meclîsek bê avakirin.

Piştî ku li Rojavayê Kurdistanê di demên dawî de li dijî destkeftiyên herêmê êrîş zêde bûn û hewldanên têkbirina îradeya siyasî derketin pêş, partî û tevgerên siyasî yên Rojava jî lez da xebatên xwe yên xurtkirina yekîtiyê. Tê gotin ku hêzên siyasî yên Rojava li hemberî van planan ji bo avakirina avakirina rêveberiyek demî ku hemû pêkhate di nav de cîh bigirin û hilbijartinan xebat dane destpêkirin.

Li gorî agahiyên ku ji çavkaniyên siyasî yên herêmê hatine girtin, piştî êrîşên dawî Tevgera Civaka Demokratîk (TEV-DEM) pêşniyara rêveberiyek demî ya Rojava ji bo partî û rêxistinên siyasî kir. Tê gotin vê pêşniyara ku bi erênî hatiye pêşwazîkirin, dest bi xebatan hatiye kirin. Di vê çarçoveyê de di navbera partiyên siyasî, rêxistin, netew û komên baweriyan re hevdîtin hatine destpêkirin.

Heman çavkaniyan diyar kirin ku piştî van hevdîtinan wê komîteyek ji hemû pêkhateyan bê avakirin û ev komîte jî dê rêveberiyek demî ya Rojavayê Kurdistanê diyar bike. Çavkaniyên siyasî anîn ziman ku ev xebat wê 3 mehan dom bike.

Çavkaniyan destnîşan kirin ku piştî rêveberiya demî hate avakirin wê rola Desteya Bilind  a Kurd bidawî bibe û karê wê jî dê rêveberiya demî pêk bîne. Rêveberiya demî piştî hate diyarkirin, dê hevpeymana civakî ya demî ilan bike û piştre jî xebatên hilbijartinan û referanduma ji bo hevpeymana civakî bide destpêkirin.

Li gorî agahiyên ku çavkaniyên siyasî dane, xebatên hilbijartin û referandumê jî dê 3 mehan dom bikin û di encama van xebatan de jî wê hilbijartinên parlamenteriyê bêne pêkanîn. Di encama hilbijartinan de jî wê meclîsa Rojavayê Kurdistanê bê avakirin.

Çavkaniyan anîn ziman ku xebatên ilankirina rêveberiya demî, hevpeymana civakî, hilbijartin û avakirina meclîsê wê 6 mehan dom bikin.


Amed de gençler’den eylem - ROJACIWAN

Amed’in Kayapınar ilçesinin Peyas mahallesinde dün akşam saat 21:30”de YDGK ve YDG-H tarafından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık durumuna,  Bingöl ve Mardin’de gelişen tecavüz olaylarına dikkat çekmek amacıyla eylem gerçekleştirildi.

YDGK öncülüğünde gerçekleşen eylem, Peyas mahallesinden Yeniyol’a kadar gerçekleştirilen yürüyüşle devam etti. Yürüyüş esnasında sık sık “Biji Serok APO” “Sağlığın sağlığımızdır” “Be Serok Jıyan Nabe” “Kürdistan Faşizme Mezar Olacak” sloganları atıldı. Yeniyol caddesinde lastikler yakılarak Molotof ve havai fişeklerle yolu trafiğe kapatan gençler, yaklaşık yarım saat kimlik kontrolü yaptı. Ardından eylem sonlandırıldı.


KCK sisteminde değişikliğe gidildi - Etkin Haber Ajansı

KONGRA GEL 9. Genel Kurulu'nda KCK sisteminde değişikliğe gidildi ve eş başkanlar değişti. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığına Cemil Bayık ve Besê Hozat gelirken, KONGRA GEL Eşbaşkanlığına ise Hacer Zagros ile Remzi Kartal seçildi.

ANF'nin haberine göre 30 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında, 162 delegenin katıldığı Genel Kurul'da KCK sistemi yeniden ele alarak KCK Genel Başkanlık Konseyi ile Eşbaşkanlık'tan oluşan iki yeni organın oluşumuna gidildi.

Tarihi kararlar alınan 9. Genel Kurul'da PKK lideri Abdullah Öcalan oybirliğiyle yeniden KCK Genel Başkanlığı'na seçildi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığına Cemil Bayık ve Besê Hozat seçilirken, iki kadın ve iki erkekten oluşan toplam dört yardımcı da seçimlerle belirlendi. KONGRA GEL Eşbaşkanlığı'na ise Hacer Zagros ile Remzi Kartal seçildi.

'DEMOKRATİK ULUS VE ÖZGÜR YAŞAMI İNŞA ETME'

9. Genel Kurul 'Demokratik Ulus ve özgür yaşamı inşa etme' şiarıyla gerçekleşti. Paris'te suikast sonucu katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbin) ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez'e (Ronahi) adanan Genel Kurul'da, kadın gerilla öncüsü Zeynep Kınacı'nın (Zilan) şahsında tüm devrim şehitleri ile 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Madımak otelinde katledilen aydınlar anıldı.

KONGRA GEL Başkanlığı, Kongre Divanı, KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Adalet Divanı ve kadın hareketi KJB'nin iki yıllık faaliyet raporları okunduğu kongrede, siyasal ve örgütsel durum değerlendirildi. Genel Kurul'da izlenecek politika ve yapılacak çalışmalar da planlanıp gerekli organlar seçildi.

KCK SİSTEMİNDE 'GENEL BAŞKANLIK KONSEYİ' OLUŞTURULDU

Koma Civakên Kurdistan (KCK) sisteminin geliştirilmesinde yaşanan sıkıntı ve yetersizlikler 9. Genel Kurul'da ele alınarak KCK sisteminin daha güçlü örgütlendirilmesi ve denetimin daha sağlıklı yapılabilmesi için KCK Genel Başkanlık Konseyi organı oluşturuldu. Yeni dönemde Yürütme Konseyi Başkanlığının eşbaşkanlık olarak örgütlendirilmesi kararlaştırıldı.

DEMOKRATİK ULUSLAŞMA VE ÖZERKLİĞİN İNŞASI

Genel Kurul'da toplumsal yaşamın her alanında KCK sisteminin temel ayakları olan akademilerin, komün, kooperatif ve meclislerin hızla oluşturarak yaygınlaştırılması kararlaştırılırken, demokratik konfederalizm temelinde demokratik uluslaşmanın yaratılması ve demokratik özerkliğin inşasının tabandan örgütlendirilmesine dönük bir dizi kararın yanında demokratik çözüm sürecinin AKP'ye rağmen sürdürülmesi de benimsendi.

KÜRTLER KÜRESEL KAPİTALİZME KARŞI KÜRESEL DEMOKRASİ GÜCÜDÜR

2011'de Tunus'ta başlayan, Mısır, Bahreyn, Yemen, Libya'ya sıçrayan ve en son Suriye'de bir iç savaşa dönüşen toplumsal mücadeleler ve yol açtığı siyasal, toplumsal sonuçlar, bunların bölge ülkelerine yansıması genel kurulda ele alınan diğer önemli bir konu oldu.

En son Mısır'da gerçekleşen darbenin öğretici derslerle dolu olduğu belirtilen tartışmalarda şu görüşler öne çıktı: Ortadoğu'da batılı emperyalist güçlerle, yerel statükocu ve iktidarcı güçler artık eskisi gibi halkları yönetip kontrol edemeyecek, halkların demokrasi ve özgürlük taleplerine cevap olamayacaklardır. Aralarındaki mücadele bir iktidar çatışmasıdır. Bu da halklara bir şey kazandırmayacaktır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın halkların gerçek özgürlük ve demokrasisi için geliştirdiği üçüncü çizgi, tam da bu dönemde gerçek bir alternatif olarak halklara kazandıracak tek seçenektir. Bu anlamda Kürt halkı küresel kapitalizme karşı küresel demokrasinin öncü gücüdür. Özellikle Suriye'de Kürt halkının izlediği bu çizginin doğruluğu ve başarısı gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır. Rojava devrimi, Suriye ve Ortadoğu'nun demokratikleşmesinde örnek olacaktır.

NEWROZ DEKLARASYONUNA TAM DESTEK

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Newroz'da yaptığı tarihi çağrı ve sonrasındaki gelişmeler de genel kurulda en çok tartışılan konu oldu. Gerilla güçlerinin çekilmesiyle demokratik çözüm sürecinin birinci aşamanın tamamlandığı, ikinci aşamada devlet ve hükümetin somut adımlar atarak gerekli yasal ve anayasal düzenlemelere gitmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bu konuda AKP'nin hiçbir adım atmadığı gibi, yeni karakollar, barajlar inşa edip yollar yaptığı, korucuların sayısını artırmaya çalıştığı, Kürt halk önderi Öcalan'ın dışarıdaki demokratik çevreler ve çeşitli güçlerle ilişkisinin hala sağlanmadığına işaret edilen 9. Genel Kurul'da tüm bunların sürece ilişkin kuşkuları artırdığına vurgu yapıldı ve bundan sonraki adımların paralel ve karşılıklı olmadığı taktirde sürecin tıkanabileceği, bunun tek sorumlusunun da AKP olacağı ifade edildi.

AKP'YE RAĞMEN SİYASAL ÇÖZÜM SÜRECİNDE ISRAR

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Amed Newroz'unda deklare ettiği 'Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa' sürecini onaylama ve başarıyla yürütülmesini karar altına alan genel kurul bileşimi, demokratik çözüm sürecinin gelişmesi için önderlik, halk ve hareket olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını vurguladı. Bileşenler, bu kararla Öcalan'ın deklarasyonunu hareket ve halk olarak sahiplendiklerini kaydederek, AKP'ye rağmen sonuna kadar geliştireceklerini gösterdiklerini belirtti. Bunu stratejik bir yaklaşım olarak benimsediklerini vurgulayan Genel Kurul, ancak AKP hükümetinin savaş hazırlıklarına ve her türlü ihtimale karşı da her türlü mücadeleye hazırlıklı olduklarını beyan etti.

'BÜYÜYEN HPG SÜRECİN TEMİNATI OLACAK'

Ortadoğu'da halklar lehine tarihi bir fırsatın yaşandığına işaret edilen 9. Genel Kurul'da başta Rojava olmak üzere her parçada Kürt halkına dönük ciddi tehlike ve saldırıların da arttığına dikkat çekildi. Kürt halkının güvenliğinin HPG'nin varlık gerekçesi olduğu belirtilen Genel Kurul'da, tüm parçalarda ulusal varlığını güvenceye alma ve özgürlüğünü kalıcı kılana kadar meşru savunma güçlerinin her zamankinden daha fazla artırılması ve her türlü saldırıya güçlü cevap verecek bir eğitim ve teknik donanıma kavuşturulmasına dönük çalışmaların sürdürülmesi kararı alındı.

'ROJAVA DEVRİMİNİN YANINDAYIZ'

Önümüzdeki dönemde pratikleştirmek için genel kurulda alınan kararların en önemlilerinden biri Rojava'da inşa edilen demokratik özerkliğin her şart altında desteklenmesi oldu. Böylece Rojava devriminin üst bir aşamaya taşınarak Suriye ve Ortadoğu'nun demokratikleştirilmesinin öncü gücü olabileceği kaydedildi.

'ALEVİLER TÜRKİYE'NİN TEMEL DEMOKRASİ GÜÇLERİNDENDİR'

Ezilen, horlanan, baskı ve katliamlara maruz kalan ve kendisi olarak yaşamaktan alı konan, bu nedenle Türkiye'nin en temel demokrasi güçlerinden olan Alevilerin de demokratikleşmenin temel güçlerinden olduğu vurgulanan Genel Kurul'da, Kürt özgürlük hareketinin her zaman Alevilerin kendi inancı ve kültürüyle özgürce yaşamasından yana olduğu, Alevilerin inanç ve kültür özgürlüğünü her zaman desteklediği ifade edildi.

'KCK TÜM HALKLARIN VE İNANÇLARIN SİSTEMİDİR'

KCK ve önderliğinin yürüttüğü mücadelenin yalnızca Kürtleri kapsamadığı ve tüm ezilen halkları, farklı etnik ve inançların bir arada özgürce kendini ifade etmesini esas aldığı ifade edildi. Bu konuda şunlar belirtildi:

"Kürt Özgürlük Hareketi tüm ezilenlerin Özgürlük Hareketi'dir. Bu açıdan Süryanilerin, Ermenilerin de hareketidir. Bizlere tarihin mirası olan Êzidiler zaten bu hareketin kopmaz parçasıdır. Önder Apo'nun Êzidilere ilgisi çok fazladır. Onların inançlarını özgür yaşaması konusunda titizdir. Biz Süryaniler, Ermeniler, Yahudiler ve Rumları da özgürlük mücadelesi yanında yer almaya çağırıyoruz. Kürdistan zaten Ermeni, Süryani, Arap, Türkmen ve birçok farklı etnik ve dinsel topluluğun yaşadığı ortak vatandır.

Kürdistan tüm toplulukların demokratik ulusunun ortak vatanıdır. Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi temelinde herkesi kardeşçe bir arada yaşamaya, bunun için de demokrasi mücadelesi içinde yer almaya çağırıyoruz."

6 günlük yoğun tartışma süreci ardından yeni yönetim adına Cemil Bayık'ın yaptığı kapanış konuşması "Bijî serok Apo", "bê serok jiyan nabe" sloganlarıyla ayakta alkışlandı. Genel kurul konuşmaların ardından delegelerin halaylar çekmesiyle son buldu.


9 Plan Geride Kalırken - Bianet

Onuncu Plan, eleştirilecek çok yanı olmakla birlikte, daha ciddi bir görünüm vermektedir. Hiç olmazsa bundan sonra hükümetin plan kavramını ciddiye almasını dileyelim.
 
Onuncu Kalkınma Planı geçen hafta TBMM’de görüşülerek kabul edildi. İlk planların hazırlanması, meclise sunulması, kabulü tartışmalara yol açardı. Hatta kabul edildikten sonra bile, planın uygulanması ile ilgili tartışmalar yaşanırdı. Planlar artık eskisi gibi heyecan yaratmıyor. İnsanlar yeni bir plan dönemine geçildiğinin farkında bile değil.

Ekonomiden başlayarak hayatın her alanı piyasanın işleyişine terk edildikçe plan kavramının önemini yitirmesi normal. Planın yaşamımızın üzerinde fazla bir etkisinin olmayacağını, buna karşılık kontrol edemeyeceğimiz ve çok da iyi tanımlayamayacağımız çok sayıda faktörün kendimizi ve çevremizi doğrudan biçimlendireceğini biliyoruz.

Yine de, her seferinde biraz daha azalmakla birlikte, planların hala üzerimizde belirli bir etkisi var. Çünkü planlar siyasi iktidarların niyetlerini derli toplu biçimde ortaya koyan belgelerdir. Siyasi iktidarların bizi yönetirken neleri yapmayı düşündüklerini plana yazdıkları ve yazmadıkları hususlardan anlamak mümkündür.

Plan seçim öncesi halkı ikna etmek üzere hazırlanmış bir belge olmadığından, iktidarın gerçek amaç ve hedefleri dışında vaatlerde bulunmasına gerek yoktur. Bu bakımdan planda yazılanları iktidarın gerçekten yapmak istediği ve yapacağını halka taahhüt ettiği konular olarak varsayabiliriz.

Bununla birlikte, çoğu durumda plan hedeflerine ulaşılamadığını biliyoruz. Bu durumun çeşitli teknik nedenleri olabilir. Planı hazırlarken kullanılan varsayımlar gerçekleşmemiştir, uluslararası koşullar planın hazırlanma sürecinde kestirilemeyecek ölçüde değişmiştir, projelerin hayata geçirilmesinde teknik ya da finansal sorunlar yaşanmıştır.

Veya hiç de teknik sayılamayacak nedenlerle plan hedeflerine ulaşılamamış olabilir. Mesela hükümet planı hazırlarken uygulamayı düşündüğü bazı politikalardan daha sonra vazgeçmiştir veya parlamentodaki dengelerin değişmesi nedeniyle, istediği halde bu politikaları uygulayamamıştır. Son ihtimal en kötü olanı; hükümet plana önem vermediği için, gayriciddi olduğu için rastgele hedefler koymuş, hedeflerin gerçekleşmesini umursamamış da olabilir.

Bütün bunları dikkate alarak, Onuncu Planı incelemeye başlamadan önce Dokuzuncu Planın uygulamalarına göz atmakta yarar var. 2007-2013 yıllarını kapsayan Dokuzuncu Plan dönemi bu yıl sona eriyor. Tüm bir plan dönemini değerlendirme olanağımız var.

Dokuzuncu Plan bütün diğer planlar içinde iki önemli özelliğe sahip. Bir kere, bütün planlar beş yıllık süre için hazırlanırken, Dokuzuncu Plan yedi yıllık bir süreyi kapsıyor. Buna gerekçe olarak Avrupa Birliği’nin yedi yıllık bütçeler hazırladığı, yakında biz de Birlik üyesi olacağımızdan, uyum maksadıyla yedi yıllık plan yapıldığı söylenmişti. Bu durumda, Onuncu Planda yeniden beş yıllık planlara dönülmesine bakarak Avrupa Birliği’nden ümidin kesildiğini çıkarmak mümkün.

Fakat büyük ihtimalle asıl neden “Beş Yıllık Kalkınma Planı” kavramından duyulan rahatsızlıktı. Ne de olsa deregülasyon lafının dillerden düşmediği, neoliberal fırtınanın farklı görüşlere göz açtırmadığı yıllarda hazırlanmıştı. Nitekim ortaya plan nitelemesini hak etmeyecek kadar üstünkörü bir metin çıkmıştı.

Dokuzuncu Planın bir diğer özelliği de, planı hazırlayan hükümetin plan dönemi boyunca iktidarda olmasıydı. Bu çok istisnai bir durumdur, birçok plan bir parti tarafından hazırlanmış, ancak plan döneminde başka partiler iktidarda olmuştur. Daha önceki planlar içinde sadece Beşinci Plan döneminde bu durum yaşanmamıştı. Beşinci Plan Anavatan Partisi tarafından hazırlanmış ve plan dönemi sonuna kadar aynı parti iktidarda kalmıştı.

Planı hazırlayan hükümetle uygulaması gereken hükümetin farklı olması ciddi bir sorundur. Çoğu hükümet, farklı öncelikleri olduğundan başka partilerin hazırladığı planı uygulamak istemez. Dokuzuncu Planda bu sorun yaşanmadı, AKP hükümeti planı hazırladı ve uyguladı. Bu bakımdan plan hedeflerinin gerçekleşme düzeyi hükümetin başarısını gösteren bir ölçüt niteliğindedir.

Plan hedeflerinin gerçekleşme düzeyini incelerken öncelikle büyüme oranına bakmak gerekir. Dokuzuncu Planda yıllık ortalama yüzde 7 reel büyüme hedeflenmişti ancak bu dönemde yılda ortalama yüzde 3,3 büyüme hızı yakalanabildi. Büyüme hızındaki sapma sektörel büyüme oranlarına da yansıdı. Tarımda büyüme hedefi yüzde 3,6 olmasına karşın gerçekleşme yüzde 2,1 oldu. Sanayide yüzde 7,8 büyüme hedeflenirken, gerçekte yüzde 3,7 büyüme sağlanabildi. Hizmetlerde hedef yüzde 7,3 büyümeydi ancak yüzde 4 büyüme sağlanabildi.

Sabit sermaye yatırımlarında da benzer bir durum görülüyor. Dokuzuncu Plan döneminde kamu sabit sermaye yatırımlarının GSYH içindeki payının yüzde 5,6’dan yüzde 6’ya çıkması hedefleniyordu. Buna karşılık Onuncu Planın geçen dönemi değerlendiren bölümlerinde kamu sabit sermaye yatırımlarının GSYH içindeki payının yüzde 3,8’den yüzde 4,5’e çıktığı açıklanıyor ve “plan hedefleri gerçekleşmiştir” deniyor.

Onuncu Planda kamu sabit sermaye yatırımlarının gerçekleşmesiyle ilgili ilginç bir ifade var. Bilindiği gibi Dokuzuncu Plan döneminde en çok yatırım ulaştırma sektöründe yapıldı. Planda ulaştırma yatırımlarının toplam kamu yatırımlarındaki payı yüzde 30,2 olarak saptanmasına rağmen gerçekleşme yüzde 37,4 düzeyine kadar yükseldi. Onuncu Planda bu durum, ulaştırma sektörüne ağırlık verilmesi nedeniyle öteki sektörlerdeki yatırımlar plan hedeflerinin altında kalmıştır, diye açıklanıyor.

Özel sabit sermaye yatırımlarında da benzer bir durum söz konusu. Dokuzuncu Planda özel yatırımların GSYH içindeki payının yüzde 15,6’dan yüzde 18,2’ye çıkması hedefleniyordu. Ancak plan dönemi sonunda yüzde 16,4 düzeyinde kaldığı anlaşılıyor. Özel yatırımların büyümesindeki yetersizlik kamu yatırımlarından çok daha önemli zira planda her yıl ortalama yüzde 9,4 oranında artacağı varsayılıyordu, gerçekleşme yüzde 2 düzeyinde kaldı.

Özel yatırımları değerlendirirken KOBİ’lerin durumuna ayrıca bakmak gerekiyor. KOBİ’lerin özel yatırımlar içindeki payı artmakla beraber, bu şirketlerin genel sorunlarına iyileşme belirtisi görülmüyor. Plan döneminde KOBİ’lerin hem katma değerde hem de istihdamdaki payları yüzde 3 oranında azalmış.

Dokuzuncu Plan döneminde tarım sektörünün pek parlak bir görünümünün olmadığı Onuncu Planda da kabul ediliyor ve bu durum 2007 yılında yaşanan kuraklığa bağlanıyor. Kuraklık nedeniyle tarım ürünleri ithalatının miktar ve değer olarak arttığı belirtiliyor. Sonuçta, plan dönemi boyunca tarım ürünleri ihracatı 3,6 milyar dolardan 5,4 milyar dolara çıkarken, ithalatı da 2,9 milyar dolardan 7,5 milyar dolara yükselerek ihracatı aşmış.

Dokuzuncu planda yıllık istihdam artışı hedefinin yüzde 2,7 olduğu, buna karşılık yüzde 3,3 oranında büyüme sağlandığı belirtiliyor. Ancak plan dönemi başında yüzde 10,2 olan işsizlik oranının dönem sonunda yüzde 7,7’ye inmesi hedeflenirken, yüzde 9,2 düzeyinde kalınmış. Enflasyon hedefinde de benzer bir görünüm var. Planın dönem sonu enflasyon hedefi yüzde 3 olduğu halde, 2012 yılında yüzde 6,2 enflasyon gerçekleşti, 2013’de daha da yükselecek gibi görünüyor.

Dokuzuncu Planın belli başlı hedeflerinin hiç birine ulaşılamadığı hatta çoğu hedefe pek yaklaşılamadığı anlaşılmaktadır. Plan aynı parti tarafından hazırlandığı ve uygulandığına göre, muhtemelen gerek hazırlık gerekse uygulama aşamalarında hükümet tarafından kaale alınmamıştır. Onuncu Plan, eleştirilecek çok yanı olmakla birlikte, daha ciddi bir görünüm vermektedir. Hiç olmazsa bundan sonra hükümetin plan kavramını ciddiye almasını dileyelim.


Rûsya: Artêşa Azad çekê kîmawî bi kar aniye - Xendan

Balyozê Rûsya li Neteweyên Yekbûyî ragihand wî belgeyek 80 rûpel da Sekretêrê Giştî yê NY ku diyar dike Artêşa Azad ya Sûrî çekên kîmyawî li bajarokeka Xan Esel ya bajarê Helebê di meha Adar`ê bikar anîye.

Di Adara borî de, hikûmeta Sûrî ji NY daxwaz kir ku vekolîna îdîayên wê bike ku Artêşa Azad çekên kîmyawî li bajaroka Xan Asal li parêzgeha Helebê bikar anîne.

Piştî wê yekê, Fransa û Brîtanya jî îdîa kirin ku hikûmeta Sûriyê herî kêm sê caran çekên kîmyawî bikar anîye.

Berpirsê NY misyoneke dîtina rastîyan ava kir, lê hikûmeta Sûriyê rê neda ku derbasî wî welatî bibe, jiber ku hikûmet dixwaze tenê bûyera Xan Asal were vekolîn kirin.

Roja Sêşemê, Balyozê Rûsya li NY Vitaly Churkin bo rojnamevanan got: Pisporên Rûsiya nimûne ji cihê bûyerê (Xan Asal) wergirtine û birine taqîgehên xwe li Rûsyayê.

Balyoz Vitaly Churkin got ku wî 80 rûpel ji wêne, formule û grafîk daye sekreterê NY Ban Ki Mon ku piştgirîya şiroveyên Rûsan dikin. Wî got, ewê heman agahîyan bişîne ji hevtayên xwe yên Rojavayî re jî.

Brîtanya, Fransa û Amerîka di mehên vê dawîyê de dibêjin ku wan tu belge tune ne ku Artêşa Azad ya Sûriyê çekên kîmyawî bikar anîne.


KONGRA GEL Genel Kurulu sonuç bildirgesi - Rizgarî Online

 Kongra Gel 9. Genel Kurulu sonuç bildirgesi açıklandı. AKP Hükümeti’nin ikinci aşamada somut, gözle görülür adımlar atması gerektiği belirtilen bildirgede, uluslararası güçlere PKK’yi ‘terör listesi’nden çıkarmaları çağrısı yapılırken, “Kürdistani güçlerden de birlik ve ittifak siyasetini geliştirmeleri” istendi.ANF´nin haberinde şunlar laydedildi:”Kongra Gel Başkanlık Divanı ve KCK Yürütme Konseyi imzasıyla yayınlanan sonuç bildirgesinde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için mücadelenin esas olduğu belirtilirken, Öcalan’ın başlattığı demokratik çözüm süreciyle ilgili önemli vurgular da yer aldı.

Demokratik çözüm sürecinin birinci aşamasının 1 Haziran’da tamamlandığı tespitinde bulunulan sonuç bildirgesinde, AKP Hükümeti’ne ikinci aşamada somut gözle görülür adımlar atması çağrısı yapıldı. Bildirgede, “2. aşamada anayasada Kürt halkının doğal ve demokratik hakları yer almalı, Anayasa Demokratik Türkiye ve Özgür Kürdistan’ı açık bir ifadeyle ortaya koymalı” denildi.

Kongra Gel Başkanlık Divanı ve KCK Yürütme Konseyi uluslar arası güçlere PKK’yi ‘terör listesi’nden çıkarma çağrısı yaparken, tüm Kürdistani güçlere de birlik ve ittifak siyasetini geliştirme, Kürt Ulusal Konferansını en kısa zamanda gerçekleştirme çağrısında bulundu.
Kongra Gel 9. Genel Kurulu sonuç bildirgesi şöyle:
“Kongra Gel 9. Genel Kurulu, Önder Apo’nun başlattığı hamle olan, Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa’’ sloganı altında 30 Haziran ve 5 Temmuz tarihleri arasında Medya Savunma Alanları’nda gerçekleştirilmiştir. Kongremiz Paris’te alçakça bir komplo sonucu vahşice katledilen Şehit Sara, Rojbin ve Ronahi arkadaşlara adanmıştır. Kürdistan’ın dört parçası başta olmak üzere, yurt dışının tüm örgüt ve kurumlarından temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Zilan yoldaşın şahadet yıldönümünde başlayan Genel Kurulumuz, şehit Rüstem Cûdî, Alişer, Rojîn Gewda, Nergîz, Mehmet Guyî ve tüm özgürlük mücadelesi şehitlerinin çizgisine bağlılık temelinde yürütülmüştür.
9. Genel Kurul, Önder Apo’nun 2013 Amed Newrozu’nda açıkladığı yeni dönem stratejisi ve çözüm formülü temelinde, ahlaki ve politik toplumun inşasına dair birçok karar ve proje geliştirilmiştir. Bu sürecin başlatılmasında, Önderliğimizin, İmralı’da sergilediği eşsiz duruş, gerillanın ve Kuzey Kürdistan’da Kürt halkının 2011-2012 yıllarında yüzlerce kahraman şehidimizin kanları pahasına sergilediği ve Türk devletinin imha konseptini boşa çıkaran direnişi ve Rojava’da gerçekleşen devrim bulunmaktadır.

‘ÖCALAN’IN BAŞLATTIĞI HAMLE ORTADOĞU’NUN DEMOKRATİKLEŞME HAMLESİDİR’

9. Kongra Gel Genel Kurulu bölgede ve dünyada yaşanan çelişki, çatışma ve gelişmeleri değerlendirmiş, tüm ezilen halklar, cins ve sınıflar açısından sorunların çözümünün demokratik modernite temelinde alternatif bir sistemle mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Rojava devriminde statükoculuk ve kapitalist modernite çözümü değil, 3. Çizgide, yani halkların, inançların, kültürlerin, cinslerin özgür iradesine dayalı, çevreye duyarlı bir çözümün mümkün olduğunu ve bunun doğruluğunu gözler önüne sermiştir. Bu çözüm modelinin sadece Kürdistan’ın dört parçası ve Türkiye için değil, tüm Ortadoğu ve ezilen halklar için de geçerli olduğunu kanıtlamıştır. Bunun için öncelikle Kongremiz Önder Apo’nun 2013 Newrozu’nda başlattığı stratejik hamleyi karar altına almış ve bunu tüm Ortadoğu’nun demokratikleşmesi içinde bir hamle olarak ele almıştır.

AKP HÜKÜMETİ’NE RAĞMEN SÜREÇTE ISRAR

Genel kurulumuz, ateşkes ve gerillanın geri çekilmesiyle demokratik çözüm sürecinin 1. aşamasında Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan ve Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin üzerine düşen görev ve sorumlulukları büyük bir hassasiyetle yerine getirdiğini, dolayısıyla 1 Haziran’da 1. aşamanın tamamlandığının altını çizmiştir. 2. aşamada ise, Türk devleti ve AKP hükümetinin, başta demokratik bir anayasa olmak üzere, temel konularda somut, gözle görülür adımlar atması gerektiğini ortaya koymuştur. Mevcut gelişmeler değerlendirildiğinde, AKP hükümetinin 2.aşamada atılması gereken somut adımları atmadığı tartışmalarda dile getirilmiş; Kürt ve Türk halkları başta olmak üzere, başta Aleviler, Êzidîler olmak üzere tüm inançların ve kültürlerin ortaklaşan özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinin 2. Aşamada hükümete adım attıracağı, bu temelde AKP hükümetinin, tüm oyalama, zamana yayma ve seçim hesaplarını önde tutan politik yaklaşımlarına rağmen, halkların, kültürlerin ve inançların bir arada eşit, özgür birlikteliği için mücadelede ısrar kararlılığı vurgulanmıştır.

‘2. AŞAMADA ANAYASADA KÜRT HALKININ HAKLARI TANINMALI’

Barış ve demokratik çözümün, tarafların karşılıklı adımlarıyla mümkün olabileceğinin altı çizilmiş, Türkiye devletinin ve hükümetinin de 2. aşamada üzerine düşen görevleri aynı hassasiyet ve sorumlulukla yerine getirmesi gerektiği belirtilmiştir. 2. aşamada anayasada Kürt halkının doğal ve demokratik haklarının yer alması gerektiği belirtilmiş, Anayasanın Demokratik Türkiye ve Özgür Kürdistan’ı açık bir ifadeyle ortaya koyması gerektiği de vurgulanmıştır.

9. Genel Kurulumuz KCK sisteminde, öz yönetimlerin ve demokratik zihniyetin geliştirilmesine ilişkin önemli tartışmalar geliştirmiş, hem zihniyet boyutunda yaşanan yetersizlikler ve hem de sistemin pratikleştirilmesinde yaşanan zayıflıkları tespit etmiş ve gerekli kararları almıştır.
Genel Kurulumuz demokratik siyasetin inşası için, demokratik halk serhıldanlarının yükseltilmesini, özgür toplumun inşasını önümüzdeki dönemin temel doğrultusu olarak ele almıştır.

Dünyada, bölgede ve Kürdistan’da yaşanan gelişmeler temelinde önemli tartışma ve tespitler geliştirilmiştir. Önder Apo’nun 2013 Amed Newrozu’nda açıkladığı yeni dönem stratejisi ve çözüm formülü temelinde, ahlaki ve politik toplumun inşasına dair karar ve projeler geliştirmiştir.
Önder Apo’nun yeni paradigması temelinde demokratik ulusun inşasına ilişkin önemli tartışmalar yürütülmüştür. Demokratik ulusun, ulus devletin alternatifi olarak, tüm kesimlerin, azınlıkların, inanç gruplarının ve kültürlerin kendini özgürce ifade edebilmenin garantisi olduğu vurgulanmıştır. Kürdistan’ın dört parçasında yaşayan halkların, başta Türk, Arap, Fars, Asuri, Ermeni halkları olmak üzere, tüm kesimlerle bölgenin demokratikleştirilmesi temelinde ilişki ve ittifakların geliştirilmesini karar altına alınmıştır.
9. Kongra Gel Genel Kurulu Kadın Özgürlük çizgisini demokratik ulusun özü, ruhu ve öncü gücü olarak ele almıştır. Kadının özgürlüğü, toplumun özgürlüğüdür gerçeğinden hareketle, toplumun demokratikleştirilmesi ve öz kimliğinin ortaya çıkarılmasının kadının özgürlüğüne bağlı olduğu önemle vurgulanmıştır. Gençlerin ise, özgür toplumun inşasında hem öncü hem dinamik ve sürükleyici güç olarak rolünü oynayıp, Kürt ulusuna uygulanan kültürel, siyasi, ekonomik, toplumsal soykırımı boşa çıkartma göreviyle karşı karşıya olduğu belirtilmiştir.

KÜRTÇENİN TÜM LEHÇELERİNDE EĞİTİM HAMLESİ

Kongremiz “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamın İnşası Sürecine” ilişkin kapsamlı tartışmalar yürütmüştür. Komünal demokratik ekonomi inşa edilmeden, demokratik kurtuluşun ve özgür yaşamın mümkün olamayacağı gerçeğinden hareketle, bu konuda yaşanan yetersizlikleri aşarak, komünal ekonomiyi inşanın bir aciliyet haline geldiği konusu üzerinde durmuştur.

Toplumun demokratik zihniyetinin geliştirilmesine ilişkin yaşanan yetersizlikleri aşma temelinde, 9. Genel Kurulumuz, her yerde eğitim akademilerinin oluşturulmasının acil bir ihtiyaç olduğunun altını çizmiştir.

Yine Kurulumuz kültürel soykırım siyasetine karşı her yerde ve yaşamın tüm alanlarında Kürtçenin kullanılması ve Kürtçenin tüm lehçelerinde eğitim hamlesinin başlatılması gerektiğini ifade etmiştir.

‘ŞARK ISLAHAT PLANI BELGESİ SOYKIRIMIN SUÇ BELGESİDİR’

Kurulumuz 15 Şubat 1925 tarihinde Şeyh Sait ayaklanmasıyla başlatılan ve günümüze kadar da süregelen fiziki, kültürel ve siyasi soykırımına karşı, Şark Islahat Planı adındaki belgeyi soykırımın suç belgesi olarak kabul edip, buna karşı ulusal ve uluslar arası bir çalışma yürütülmesi ve soykırım gerçeğinin açığa çıkarılması gerektiğini kararlaştırmıştır.

Coğrafik, ulusal ve doğal toplum kültürünün kırımına karşı, Türk metropollerine ve yurtdışına sürgün edilmiş halkımızın kadim topraklarına dönüş; kendi anavatanında demokratik ulusun, demokratik özerkliğin demokratik konfederalizm temelinde oluşturulması kararlaştırılmıştır.

9. Genel Kurulumuz Halk Savunma Güçlerinin halkın ve sistemin hizmetinde olarak, gücünü büyüterek, örgütleyip eğitmesi ve olası her saldırıya karşı her koşul altında hazırlıklı olması gerektiği kararlaştırılmıştır.

ÖCALAN’IN SAĞLIK GÜVENLİK-ÖZGÜRLÜK KOŞULLARINI SAĞLAMAK ESAS

9.Genel Kurul, Önder Apo’nun sağlığını, güvenliğini ve özgürlüğünü sağlamayı varoluşumuzun, geleceğimizin ve özgürlüğümüzün esası olarak ele almış ve bu temelde mücadeleyi yükseltme kararlılığını ortaya koymuştur. Önder Apo’ya özgürlük imza kampanyasının daha güçlü bir şekilde devam etmesi kararı almış, Strasbourg’ta bir yılı geride bırakan, Önder Apo’nun özgürlüğü için nöbet tutan eylemcileri de selamlamıştır.

ULUSLAR ARASI GÜÇLERE ‘TERÖR LİSTESİ’ ÇAĞRISI

Yine Kurulumuz sonuç olarak tüm uluslar arası güçlere Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin öncü gücü PKK’yi “terör örgütü listesinden” çıkarma çağrısı yapmıştır. Diğer bir çağrıyı da tüm Kürdistani güçlere, ulusal demokratik mücadelede gücünü birleştirmek için birlik ve ittifak siyasetini geliştirme temelinde yapmıştır. Yine bölgesel devletlere, bölgenin demokratikleştirilmesi ve demokratik siyasetin geliştirilmesi için çağrıda bulunmuştur.

‘KÜRT ULUSAL KONFERANSI EN KISA ZAMANDA GERÇEKLEŞMELİ’

Demokratik ulus siyasetinin geliştirilmesi için Kurulumuz Kürt Ulusal Konferansının en kısa zamanda gerçekleştirilmesini hedeflemiştir.
Bu kararların yanında, Kurulumuz Önder Apo’yu oy birliği ile bir kez daha KCK Genel Başkanı olarak seçmiş, ayrıca KCK Genel Başkanlık kurumunu da seçmiştir. Bunların yanında demokratik zihniyetin geliştirilmesi temelinde Kongra Gel ve KCK, Eş başkanlık sistemine geçmiştir.

Tüm insanlığın ve Kürt halkının özgürlüğü temelinde, Önder Apo’ya, tüm mücadele şehitlerine ve özgürlük mücadelesi değerlerine bağlılık sözleriyle, 9. Kongra Gel Genel Kurulumuz büyük bir moral ve heyecan yaratarak sonuçlanmıştır.

9. Kongra Gel Genel Kurulumuzun, Önder Apo’nun, Kürdistan’ın ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesinde tarihi bir temel olacağı ve 21. Yüzyılın başta Kürt halkı olmak üzere tüm ezilen halkların yüzyılı olacağına olan inancımızla, tüm halkımızı ve dostlarını, tüm kadro ve çalışanları 9. Genel Kurul kararlarını hayata geçirmeye ve bunun için mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.”


Korucu Çocuklarına Askeri Kıyafet - Kurdistan Post.eu
 
Gever’de korucu ailelerinin çocuklarına asker kıyafetleri giydirerek, Kürt çocuklarının devlet tarafından şiddete özendirildiği ifade edildi. Devletin toplum içinde birbirine güvensizliği artırmak için çocukları kullandığı belirtildi

BDP Gever İlçe Başkanı Nail Durmaz, ilçere köy koruculuğunun çocuklar üzerinde ruhsal çöküntüye neden olduğunu ifade etti. Korucu çocuklarının kimlik bunalımı yaşadıklarını ifade eden Durmaz, “Bir taraftan askeri kıyafetler giydirilip Türk bayrağına askeri selam çakmaları sizler ‘Türksünüz’ denmesi ve bir tarafta anneleriyle ‘Kürtçe’ konuşmaları Kürt olduklarını bilmeleri biz kimiz sorularını fiziki davranışlarına yansıtmakta. Bu askeri kıyafetler içerisinde olan minikler askerlerin veya korucu babalarının öğretmeye çalıştığı militarist zihniyet, çözüm sürecine ne kadar katkı sunacaktır” dedi.

Şiddet meşrulaştırılıyor

Sosyolog Ceyhan Timur ise, koruculuk sisteminin şiddeti metalaştırmanın bir parçası olduğunu belirterek, “Üniforma militarizm ve şiddeti sembolize eden kıyafetlerdir. Çocuklar için ilk etap bir oyun olarak algılansa da aslında üniforma ve oyuncak silahlar aslında sömürgeci devletin şiddet kültürünü yaygınlaştırma ve kurumsallaştırma ideolojisidir” dedi. Korucu kıyafeti giydirilen çocukların yeni neslin belirleyici bireyleri ve sömürge altındaki halkın çocukları olduğunu ifade eden Timur, devletin şiddet kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla korucu çocuklarına asker elbiseleri giydirdiğini kaydetti.

Halk yozlaştırılmak isteniyor

Halk yozlaştırılmak, kendine düşman edilmek istendiğini ifade eden Timur, “Bu fotoğraftaki çocuksu tebessüm bir daha o yüzlerde yerini bulamayacak, onlara her haliyle birkaç beden büyük gelen bu üniformalara sömürgecinin yarattığı ve yaratacağı yok edici canavar artık sığamayacak” dedi. İnsanların güvenliğini korumak adı altında üretilen polis, asker, koruculuk vb. gibi üniformalı birimlerinin ortan kaldırması gerektiğini vurgulayan Timur, “İktidarın şiddeti örgütleme tarzı bir öz savunmadan ziyade kasıtlı yok etme, iktidarını benimsetme şeklindedir. Ezilen, sömürülen halkların geliştirdiği özgürleştiren öz savunma tarzından uzaktır. Bu üniformalı çocuklar iktidar tarafından karanlığın inşasında kullanılacak bir araç olarak görülmektedir” diye konuştu.


Serokê Kurdistanê pêşwazî li siyasetvanê Iraqî Adil Ebdulmehdî kir - Peyamner

 Êvariya îro çarşembe 10.07.2013 li Selahedîn birêz Mesûd Barzanî Serokê Herêma Kurdistanê pêşwaziya birêz Adil Ebdulmehdî serkirdeyê diyarê Encûmena Bilinda Îslamiya Iraqê kir.

 Di hevdîtinê de rewşa siyasiya navçeyê û pêvajoya siyasiya Iraqê û pêwendiyên di navbera Herêma Kurdistan û Iraqê guftûgokirin û tekez li ser pêwîstiya rûniştin û guftûgoya berdewamiya di navbera Hewlêr û Bexdayê kirin.

Herwiha her dû alî li ser ewe hevrê bûn ku çareserkirina kêşeyên di navbera Hewlêr û Bexda destpêkeke jî ji bo çareserkirina wan qeyranên li navxweya Iraqê da hene.



Li ser sînorê Îranê 2 kurdên din hatin kuştin - Rûdaw
 
Pasdarên Îranê li nêzî bajarê Kirmanşan ê Rrojhilatê Kurdistanê gulle berdane ser komeke ku tê gotin qeçaxçî ne. Di encama wê gulebarandinê de 2 Kurd hatine kuştin.

Ajansa Nûçeyan a Firatê (ANF) ragihand ku duh danê sibehê leşkerên li ber gundê Salasa Bawcan ê ser sînor bi cih bûne gulle berdane ser Kurdên bazirganiya ser sînor dikin. Di encama wê de Kurdek hat kuştin.

Piştre leşkerên Îranê gundiyên tên cihê bûyerê gulebaran dikin û li wir jî gundiyek tê kuştin.

Hat gotin ku di nava du hefteyên dawî de li heman herêmê 7 Kurd ji aliyê pasdarên Îranê ve hatine kuştin.

Li gorî daneyên Komeleya Mafê Mirovan a Kurd di sala 2012’an de jî leşkerên Îranê li ser sînor nêzî 37 Kurd kuştin.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info
 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.