Akp İktidarında Kadın Olmak
Kadın / 29 Nisan 2013 Pazartesi Saat 06:49
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AKP Devleti’nin kadına yönelik şiddeti her geçen gün artmaktadır. AKP iktidarı boyunca kadına yönelik tecavüz, taciz, baskı, katliamlar hat safhaya ulaşmıştır.

Baskı, şiddet, gericilik, kadın düşmanlığının öteki adı AKP Devleti’nin kadına yönelik şiddeti her geçen gün artmaktadır. AKP iktidarı boyunca kadına yönelik tecavüz, taciz, baskı, katliamlar hat safhaya ulaşmıştır.  Neredeyse 40 saatte bir, bir kadının katledildiği Türkiye’de, bu sayının hızla arttığı istatistiklerde ortaya çıkıyor.  AKP zihniyetinin kadına şiddeti teşvik edici yasa ve kararları, polislerin kadınlara yönelik fiziki, psikolojik şiddeti, devlet yetkililerinin taciz içerikli konuşmaları kadına şiddeti arttırıcı rol oynamaktadır.  Başbakanından tutalım, bakan, belediye başkanları, milletvekilleri kadına yönelik sömürü politikalarını arttırmış, kadını aşağılayıcı, küçük düşürücü, iradesizleştirici cümleler kullanırken, kadına yönelik şiddet, tecavüz yasası, kürtaj tartışmalarla da şiddeti arttırmaya dönük uygulamalar gerçekleştirmişlerdir. AKP Devleti’nin kadına yönelik soykırım zihniyeti, kadına yönelik şiddeti meşru gören açıklamaları, kadını hiçselleştiren iradesizleştiren tutumu, gerçekleştirilen cinayetler karşısında caydırıcı cezalar uygulamaması gibi nedenlerden dolayı kadına yönelik şiddet hızla artmaktadır.  
 
AKP’de Kadının Adı Yok

AKP iktidarının beslendiği en büyük alanlardan biri, Gülen Cemaati kadın hareketi oldu. Gülen Cemaatinin kadına yönelik baskıcı, yok edici, iradesizleştirmeye dönük bakışı AKP Devleti tarafından da model alınmış ve aynı uygulamalar burada da kendini göstermiştir. Cemaatte kadın her zaman erkeğin kölesi, üç adım ötesinde, erkekten on kat çalışmasına rağmen erkeğin gerisinde, erkek izin verdiği koşullarda hareket edebilen bir durumdadır. Kadın erkeğin hizmetine adeta sunulmuştur. Cemaatteki kadınlar da bu durumun çok fazla farkında değil, gayet normal karşılayabilmektedir.  AKP’nin de kadına bakış açısı kendisine örnek gördüğü cemaat zihniyetinden farklı değil.   AKP Devleti, erkek egemen zihniyetin kendisini en çok gösterdiği iktidarlardan biri olmuştur. Kadını sahiplenme anlayışının en çok hüküm sürdüğü iktidar olan AKP Devleti, bunu meşrulaştırmak için de türlü yasalar, yollar denemiştir. 

AKP iktidarında, erkek egemen zihniyeti en doruğa çıkmıştır. Kadının ikinci planda yer aldığı, var olan kadınların da bir kadından öte, bir erkek zihniyeti ile çalıştığı ortadadır. Yani AKP’nin kadın yetkililerinin gerek yaptığı konuşmalar, gerekse ortaya koydukları pratik, bir kadından çok, bir erkek gibi hareket ettiklerini ortaya koyuyor. Örneğin, kadınlara sürekli aşağılayıcı sözler kullanmaktan geri durmayan başbakan ve diğer yetkililerin yaptıkları açıklamalara dönük herhangi bir tepki gösterilmezken, tam tersine kadını aşağılayıcı sözlere destek veriliyor. Adaletsiz ve despot söylemleriyle bir kez daha kadına bakış açısını ortaya koyan Başbakan Erdoğan, kadınların erkeklerle eşit olmadığını her fırsatta dile getiriyor; “Kadın kadındır, erkek erkektir. Bunun eşit olması mümkün mü?’  Bazı kadınlar ekranlarda kadın erkek eşitliği diyorlar. Bu eşitlik haklar konusunda eyvallah. Ama diğeri ise yaradılışa ters. Siz önce kadınlar arasındaki eşitliği halledin” sözleri ile kadına bakış açısını ortaya koymasına rağmen AKP’li kadınlar, buna ses çıkarmamaktadır.

Utanç bilançosu

AKP Devleti Başbakanı Erdoğan’ın, kadına şiddeti teşvik edici konuşmaları ve çıkardığı yasaları, kadına yönelik, şiddeti arttırıcı sonuçlara yol açmaktadır.  Yıllara baktığımızda, özellikle AKP’nin iktidarda olduğu süre içerisinde kadına yönelik şiddet artmıştır. Örneğin, 2002’de 66 olarak geçen kadın cinayeti sayısı,  2007’de 1011 oldu.  Tabi bu rakam sadece kayıtlara geçen rakam olarak biliniyor. Oysa gerçekte, on katı kadar fazla cinayet işlenmiştir. 2006 yılı rakamları ile 80 bine yakın kadın, şiddet içerikli suçlardan mağdur olmuş. 2010 yılında ise kadına yönelik işlenen suçlarda, büyük artış yaşanmıştır. Bu kadınlardan,  2000’i cinayete kurban giderken, 10 bine yakını yaralanmıştır.  İntihar eden kadın sayısında da büyük artış yaşanmıştır.  İntihar eden kadın sayısı, 1500 olurken, 30.000’i ise, darp edilmiştir. Yine 2010’da 3000 kadın tecavüze uğrarken, 5000 kadın taciz edildi. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP)’nin Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM)’nin 2012 yılının Ekim ayında yayınlanan raporuna göre, AKP iktidarı süresince kadına yönelik şiddet %1400 arttı.  Son verilere göre, sadece 2011 yılında 257 kadın öldürülürken, 102 kadın tecavüze uğradı ve 202 kadın yaralandı. Öte yandan, 2012 yılının ilk altı ayının bilançosunu çıkaran Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre de, 100’e yakın kadın hayatı kaybetti. 2012 yılında, 161 kadın erkekler tarafından katledildi, 174 kadın ise cinsel taciz ve tecavüz şiddetine maruz kaldı.  Yine erkekler tarafından 19 kadın, 7 yaşında 2 kız çocuğu ile 16 ve 3 aylık iki bebek ve bir nefret cinayeti gerçekleştirildi. 6 kadın da erkekler tarafından cinsel şiddete maruz kaldı. Öte yandan, Türkiye İstatistik Kurumu’nun rakamlarına göre, tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçlarında, son beş yılda yüzde 30 artış yaşandı. 

Yapılan diğer araştırma sonuçları AKP Devleti iktidarındaki kadın katliamlarının bir başka yönünü ortaya koyuyor. İnsan hakları derneği İstanbul Şubesinin 21.09.2011 yılında yapmış olduğu araştırma raporu ise, şöyle:  “2011 yılı ilk 8 ayı içerisinde, 143 kadın öldürülmüş,76 kadın cana kasteden saldırı sırasında yaralanmış ve bunun dışında mahkemelere intikal eden 82 tecavüz vakası meydana gelmiştir. Katil zanlılarının % 25’i 18 yaşından küçük,18-30 yaşları arasındaki zanlıların oranı ise %24’tür. Onları da % 27lik oranlarla 31-40 ve 41-50 yaş gruplarındaki zanlılar izlemiştir. 51-60 yasları arasındaki zanlıların oranı % 18, 61-70 yaş grubundakilerin oranı ise % 6’dir. Yaralama olaylarının faillerinin % 35'i, mağdurların ise % 65'i 18 yasından küçüktür. Erkek şiddeti sonucu yaralanan kadınların % 32'si 18-31 yasları arasındadır. Tecavüz failleri arasında yasları 18'den küçük olanların oranı % 55 iken faillerin yüzde % 68'i 19 yaş üzeridir. % 32’sinin 18 yaş altında olduğu görülmektedir. Tecavüz mağdurlarının ise,% 82'si 18 yaşından küçük, % 12’si 41-50 yaş arasındadır. 50 yaş üzeri mağdurların oran ise % 10’dur. 2011 yılı ilk 8 ayı içerisinde Türkiye’de yaşanan, kadına yönelik hak ihlalleri verilerine göre, her 100 kadından 16′sı cinsel şiddete uğramaktadır. Ayrıca, kadınların % 55′i duygusal şiddete, % 18′i birlikte olduğu kişi ve kişilerin ekonomik şiddetine maruz kalmaktadır. Türkiye genelinde 17 yaşından sonra yaklaşık her 15 kadından 1′i yakın ilişkide olduğu kişiler tarafından fiziksel şiddete, her 19 kadından 1′i gebelikte fiziksel şiddete maruz bırakılmıştır. 17 yasından önce cinsel istismarın oranı ise % 6′dır.  Cinayetler en çok 2009 yılında meydana geldi. Verilerimize göre 2007 yılında 1017 ve 2009 yılında 2000 kadın öldürülmüştür. 2005-2011 ilk 8 ayı içerisinde yargıya intikal eden 3074 kadın tecavüze uğramıştır. Tecavüz edenler; kamuda görevli, polis, asker, öğretmen ve sivil kişilerdir.

Yapılan istatistiklerde de ortaya çıkıyor ki AKP Devleti iktidarında kadına yönelik şiddet, baskı, cinayetlerde büyük artış yaşanmıştır. Birkaç somut örnekle bunu daha da açıklarsak;

•    Ayşe Paşalı, 2010 yılının aralık ayında kendisini ölümle tehdit eden eski eşi tarafından Ankara’da sokak ortasında öldürüldü. Paşalı’nın daha önce mahkemeden koruma talep ettiği biliniyor.

•    Yine 2010 yılının Ocak ayında Arzu Yıldırım, eski eşi tarafından Ümraniye’de sokak ortasında infaz edildi.

•     15 Şubat’ta 59 yaşındaki Saliha Erdem Ataşehir’de ayrı yaşadığı eşi tarafından kapısının önünde öldürüldü.

•    22 Şubat’ta da Adana’da öğretmen Özlem Yılmaz ayrı yaşadığı eşi tarafından öğrencilerinin gözü önünde boğazı kesilerek ağır yaralandı.

•    23 Şubat günü ise dört çocuk annesi Arzu Odabaş, boşanma davası süren eşi tarafından Üsküdar’da öldürüldü.  

•    Adana’da Semiha Karadağlı boşanmak istediği eşi tarafından çocuklarının gözleri önünde av tüfeği ile katledildi.

•    26 Şubat günü Maltepe’de, iki çocuk annesi Şehri Filiz, birlikte yaşadığı Tarık E. tarafından cadde ortasında bıçaklandı. Yere düşen kadına tekmeler atan Tarık E. koşarak olay yerinden uzaklaşırken hastaneye kaldırılan kadın tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Bianet’in Raporu ise,  şu şekildedir:

•    2012'nin ilk ayında erkekler 12 kadın öldürdü; 26 kadın ve iki çocuğu yaraladı; 10 kadına tecavüz etti, beş kadına zorla seks işçiliği yaptırdı; 35 kadını taciz etti. 29 ilde 92 kadına yönelik şiddet, cinayet, cinayete teşebbüs, taciz, tecavüz, yaralama ve çocuk istismarı vakası yaşandı. (http://bianet.org/bianet/insan-haklari/135992-erkek-siddeti-ocak-2012-tam-metin)

•    2011'de erkekler 257 kadın, 14 çocuk ve iki bebek öldürdü; en az 102 kadın ve 59 kız çocuğuna tecavüz etti; 167 kadını taciz etti; 220 kadını yaraladı. 2011'de koruma talep ettiği, savcılığa veya polise şikâyette bulunduğu ya da sığınma evlerine yerleştirildiği halde 11 kadın öldürüldü, üç kadın ağır yaralandı. Kimi zaman şikâyet ettikleri erkekle nikâhı olmadığı için kadının koruma talebi reddedildi, kimi zaman yeterli önlem alınmadığı için kadınlar öldürüldü. (http://bianet.org/kadin/insan-haklari/135404-erkekler-257-kadin-oldurdu)

•    Türkiye'de kadın cinayetlerinin sayısı yedi yılda %1400 arttı. Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre, Türkiye'de kadınlara yönelik cinayet oranı son istatistiklere göre 2002 ile 2009 yılları arasında %1400 artış gösterdi. 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66 iken bu rakam 2009'ın ilk yedi ayında 953'e çıktı. Resmi kayıtlara göre, 2003'te 83, 2004'te 128, 2005'te 317, 2006'da 663, 2007'de 1011, 2008'de ise 806 kadın cinayete kurban gitti.

AKP Politikaları Kadın Katliamlarını Arttırıyor

Kadın düşmanlığını sadece AKP Başbakanı değil, aynı zamanda yandaşları da büyük bir çabayla yapıyor. Örneğin AKP’li olduğu bilinen Sibel Üresin, “kocama arkadaşımı tavsiye ettim” şeklinde skandal sözler kullanabilmekte, ayrıca imam nikâhının resmileşmesi gerektiğini ileri sürebilmektedir. Yine “zengin bir erkek olsaydım, 4 kadın alırdım” sözleriyle de kadın olduğu halde despot anlayıştan beslendiğini göstermiştir. AKP’li Küçükçekmece Belediyesinin düzenlediği etkinlikte konuşma yapan eril zihniyetli yazar Sema Maraşlı’nın konuşmaları ise daha da skandal nitelikte idi. Kadınları erkeklerin üstünlüğünü kabul etmeleri yönünde uyarmıştı. Yani insanın aklını durduran söylemlerin sahibi, AKP ve yanlıları gericiliği her alanda uygulamaya çalışıyor. Tabi AKP’nin kadın düşmanlığı ve gerici yaklaşımları bununla da sınırlı değil. Ordu'nun Ünye ilçesinde, AKP Ünye İlçe Tanıtım ve Medya Başkanı Süleyman Demirci, başı açık kadınlar için "Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır" yazmıştı.   Ayrıca “tecavüze uğrayan kadının bebeğine gerekirse devlet bakar” diyen Sağlık Bakanı, evli ve 3 çocuklu asgari ücretli vatandaşlardan vergi alınmayacağının müjdesini veren başbakan yardımcısı,  AKP iktidarının kadına bakışını temsil eder nitelikte.   Başbakan Erdoğan Ankara'da Metin Lokumcu'nun katledilmesini protesto eden Dilşat Aktaş için “Bu sabah bakıyorum bir televizyon kanalında Ankara'da bir polis panzerine tırmanan bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem” demiş, AKP zihniyetinin kadına cinsel obje olarak baktığını net olarak gözler önüne sermişti.  Kadını köleleştirmeye doğru götüren AKP Devleti 10 yıllık iktidarı boyunca bunun yoğun çabasını vermiştir.  

Kadın ve Aile Karşıtı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın kadın olması elbette hem yapılan projeler hem yapılan açıklamalar itibari ile daha demokratik beklentilere sokabilmektedir. Ancak Bakan Fatma Şahin’in hem yaptığı projeler hem de yaptığı açıklamalar şiddeti arttırmaktan, Erdoğan’a hizmet etmekten başka bir işe yaramıyor.  Örneğin ‘Aydınlanma Projesi’ adı altında geliştirdiği proje adeta kışla formülündedir. Öte yandan, şiddetin engellenmesinde önerilen bir başka çözüm ise panik butonu.  Panik butonunda uygulamak istedikleri, kadın şiddet gördüğünde Emniyete erkenden haber verebilecek.  Bakan Şahin’e sormak gerekiyor; “peki kadınları emniyetten kim koruyacak” zaten kadına yönelik şiddeti en fazla uygulayan polis teşkilatıdır. 

Erdoğan’ın “kadın da olsa, çocuk da olsa gereği yapılacaktır” sözlerinden sonra 2006’da Wan Newroz’unda kadınların topluca coplanma görüntüleri hala gözler önündedir.  Yine sırf çocuğunu korumak istediği için yerlerde sürüklenen Colemergli annenin haykırışları hala kulaklardadır. Tabi keyfi şekilde, gözaltına alınan 7 çocuklu 65 yaşındaki anne ve daha birçok kadına yönelik uygulanan baskılar biliniyorken, kim AKP Devleti’nden kadını koruyacak yasa tasarıları veya kararları bekler.   Kaldı ki çıkardığı yasalar ve çözüm yöntemleri oldukça yüzeysel ve çözüm üretmekten uzak olduğu görülüyor. Örneğin,  panik butonu yöntemi çok basit ve sıradan bir yöntem olmaktan öteye gitmiyor. Bu sadece gösteriş amaçlı ‘kadını koruma’ adı altında formaliteden öteye gitmeyen bir uygulamadır.  Bakan Şahin’in öncelikle bir kadın zihniyetine sahip olması, eril zihniyetti aşmayan açıklamalardan uzak durması gerekmektedir. Sadece bakanla sınırlı olacak bir durum da değildir. AKP zihniyetinin şiddeti arttırıcı bir zihniyet olduğu, kadını aşağılayıcı, her türlü hakkını gasp edici bir zihniyet olduğu ortadadır. AKP’nin koruma yasaları vahim sonuçlara yol açmaktadır. 2011'de koruma talep ettiği, savcılığa veya polise şikâyette bulunduğu ya da sığınma evlerine yerleştirildiği halde 11 kadın katledildi, üç kadın ağır yaralandı.  Bu da korunmanın ne derece yüzeysel yaklaşılıp, gösteriş amaçlı olduğunu gösteriyor.

Erdoğan’ın Kürtaj Sendromu

Kadını iradesizleştirici politikaların en son örneği kendini kürtaj tartışmalarında gösterdi. Tayip Erdoğan, partisinin Genel Merkez Kadın Kolları 3. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada “Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere'dir” sözleri hem katliamı örten hem de kadını küçük düşüren bir açıklama olmuştur. Tabi Erdoğan sadece kürtajla yetinmedi. Daha sonra sezaryen, üç çocuk gibi söylemlerle kadına her alanda müdahale hakkını kendine hak görmüştür.  Kürtaj, sezaryen yasaları ile bu durumu meşrulaştırmaya çalıştı. Erdoğan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a yetki verdiğini söyleyerek, “ Bakanıma söyledim. Kürtajla ilgili yasayı çıkaracağız” açıklamasını yapmıştı. Bakan Akdağ’ın da zihniyeti Başbakanınkini destekleyici nitelikte olup; “Annenin başına kötü bir şey gelmişse ne olacak?’ deniyor. Gerekirse öyle bir bebeğe devlet bakar” demişti. Bu açıklamalardan sonra TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı ve Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün de kürtajın tecavüzden daha büyük bir suç olduğu iddia ederek, haddini aşan açıklamalarda bulunmuştu.  Kendisi zaten tecavüz zihniyetinden farklı olmayan AKP Devleti’nin yetkili ve yanlılarının bu tür konuşmaları nedeniyle kadına yönelik şiddet hat safhaya ulaştı. Yani orada tecavüze uğrayan kadının ruh hali, psikolojisi ne olur, bunu düşünen yok. Sadece kendi isteklerine uygun yasalar çıkarıp bu çerçevede hareket edilmesi isteniyor.

Tecavüzcüler AKP Yasalarıyla Korunuyor

Tecavüzcüleri koruyan sadece AKP’nin hükümet politikaları değil, aynı zamanda AKP yandaşı sözde ‘bağımsız yargı’ da AKP’nin denetimine girmiş bir durumda.  Tecavüze uğrayan kadının kürtaj olma hakkının bile elinden alındığı bir zihniyetin tecavüzcüleri koruması fazla şaşırtıcı gelmemektedir. Bu konuda mahkemeler de tecavüz ve taciz davalarındaki kararlarıyla bu söylemleri meşrulaştırıyor. Yargının da tecavüzcüden yana tavır sergilemesi tecavüzcülere kapı aralamakta ve kadınlara yönelik tecavüz ve taciz olayları bu şekilde artmaktadır.  Yargının çıkardığı kararlar tecavüze uğrayan kadının tecavüzcüsü ile evlenmesi,  daha hızlı rapor alınabilmesi için tecavüze uğrayan kadının beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı araştırılmayarak, bunun yerine, sadece beden sağlığının bozulup bozulmadığı araştırılması idi.

Raporlar Kadın Cinayetlerini Doğruluyor

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2011 raporu Türkiye’de yaşananları ortaya koyuyor. Rapora göre, kadın-erkek eşitliğinde Türkiye 135 ülke arasında 132. sırada. Türkiye’de her 10 kişiden 4’ü şiddet görüyor ve her gün ortalama 5 kadın cinayeti işleniyor.  AKP’nin Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi olarak adlandırdıkları kadına şiddeti önleme yasası tam tersine kadına yönelik şiddeti teşvik eden, kadını iradesizleştiren yasalar özelliğini taşımaktadır. 

“Erkeklik İndirimi Uygulanmasın”

İstanbul Feminist Kolektif’i kadına yönelik katliamların durdurulması için girişimlerde bulunmuştur.  Feministler; “Cinayet davalarında ‘Haksız tahrik indirimi  (Erkeklik indirimi)  uygulanmasın. Şiddet gören, tehdit edilen kadınlar karakol, adliye, jandarma kapılarından aile meselesi denilerek geri gönderilmesin, tüm yasal haklarını kullanmaları sağlansın. Sığınma evlerinin sayısı 38’den acilen 3800’e, kısa sürede her 7 bin 500 kişilik nüfusa bir sığınma evi düşecek sayıya getirilsin. Şiddet tehlikesi altında yaşayan kadınların hemen başvuracağı kadın danışma merkezleri açılsın. Can güvenliği nedeniyle kent değiştirmek gerekiyorsa kadınların yeni bir kentte yeni bir kimlikle barınma ve geçinme sorunlarının çözülmesi, çocuklarının eğitime devam etmesinin sağlanması gerek. Aynen tanık koruma programında olduğu gibi şiddete karşı kadın koruma programları oluşturulmalı.” Feminist Kollektifi’nin de belirttiği gibi AKP Devleti yasaları tamamen eril zihniyette olup, kadına yönelik aşağılayıcı uygulamalarla doludur. 

Yapılan Diğer Araştırma Sonuçları

Yine yapılan araştırma sonuçlarına göre, 2011'de en çok kadın katliamları İstanbul'da yaşandı. Ardından İzmir ve Adana geldi. Kadınları en çok eşleri tarafından katledildi. Faili belli olan cinayetlerde; 112 kadın kocaları, 23'ü sevgilileri, 20'si eski kocaları, 12'si erkek kardeşleri, ağabeyleri, 10'u oğulları veya damatları, 8’i reddettikleri erkekler, 6’ı diğer akrabaları, 5’i ise hırsızlar tarafından öldürüldü. 2011'de erkeklerin en çok kullandığı cinayet aleti ateşli silahlardı. 115 erkek ateşli silahlarla, 82'si bıçakla, sekizi boğarak, dördü döverek, biri yakarak katletti. İki kadın, erkek şiddetinden kaçarken camdan düştü, birine otobüs çarptı; üçü de öldü. 2010'da erkekler en az 217 kadın ve üç çocuğu öldürmüştü.  2011 Haziran'dan Aralık sonuna kadar iki kadın koruma altındayken kocası tarafından öldürüldü. Savcılığa şikâyette bulunduktan sonra iki kadın eski kocaları, bir kadın eski sevgilisi,  bir kadın ise birlikte olma talebini reddettiği bir erkek tarafından katledildi.  Bir kadın sığınma evinden işe giderken yolda, iki kadın kocası tarafından sığınma evinden çıkartılarak, iki kadın da sığınma evinden ayrılıp evine döndükten sonra katledildi. Koruma talebi reddedilen dört kadını kocaları silahla ağır yaraladı. Bir kadın sığınma evinin içinde kocası tarafından bıçaklandı. İki kadının koruma talebi evli olmadıkları gerekçesiyle, bir kadının ise şiddete şahitlik eden olmadığı için reddedildi. 

AKP yanlısı basın taciz tecavüz vakalarını neredeyse hiç yansıtmadı. Buna rağmen 2011'de gazetelerde en az 220 kadın ve 80 kız çocuğunun tecavüze uğradığı ortaya çıktı.  51 kadın evinde, 22 kadın sokakta, 17 kadın alıkonularak, 10 kadın işyerinde tecavüze uğradı. 25 kız çocuğu tanıdığı, 22 kız çocuğu tanımadıkları erkeklerin tecavüzüne uğradı.  22 kız çocuğu zorla alıkonularak, 14'ü evde, sekizi sokakta tecavüze uğradı.  Tecavüze uğrayan küçük kız çocuklarının psikolojisi bozuldu. AKP Devleti’nin tecavüzcüleri koruyan, adeta ödüllendiren yasaları sayesinde neredeyse hiç ceza almadan tahliye oluyorlardı. Tabi bu durum tecavüzcüleri daha da güçlendirip, teşvik edici oldu. 

Basına yansıyan haberlere göre, “erkekler 2012 yılında 171 kadın, 12 çocuk, 2 bebek, 5 trans birey, 13 erkek öldürdü. Aile içi şiddet ve tecavüzden dolayı 5 kadın 1 çocuk intihar etti. 16 erkek tecavüz, cinayetten sonra intihar etti. Cinayet ve intiharlar en çok Marmara Bölgesi’nde, yine İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük kentlerde yaşandı. Kadınları en çok eşleri, eski eşleri, kardeşleri öldürdü. Cinayetlerde en çok kullanılan alet bıçak, ateşli silah ve boğma oldu. Erkeklerin yaşı 17-70 arası değişirken, öldürülen kadınların yaş ortalaması 17-55 arası değişti. Cinayetler en çok sokakta ve evde gerçekleşti. Öldürülen kadınların bir kısmı daha önce şikâyette bulunmasına, yardım istemesine rağmen koruma altına alınmadı.”

Eril Zihniyete Karşı Mücadele

Yine karşımıza tipik AKP’nin tipik katliamcıları, tecavüzcüleri koruyan örneği çıkıyor. Katillerin çoğu yakalanmamakta, yakalananlar da çok az ceza almaktadır.  Bu tür zihniyetlere karşı mücadele yine kadınlar tarafından olmaktadır.  AKP’nin kadını adeta küçük düşüren, iradesizleştiren uygulamaları kadınları oldukça öfkelendirmiş ve bu duruma karşı mücadele etmeye itmiştir.  Gerek protesto gösterileri, gerek mitingler ile bu konudaki rahatsızlıklarını dile getiriyorlar.  AKP Devleti’nin kadına bakış açısı, bir madde anlayışından öteye gitmemektedir. Kadınlar giyimleri kuşamları ile eşlerinin söyledikleri dışına çıkmayan birer köle konumundan öteye bir anlam taşımamaktadır.  Eşinin her dediğini mutlaka yapmak zorundadır. Ancak bu şekilde kadına yaşam hakkı tanınır.  Tabi AKP yetkilisi kadınların bu konuda oldukça eksiklikleri var. Bir kadın olarak, eril zihniyette olmak, kadını öldüren niteliktedir.  Kadın olarak var olabilmek için, en başta erkeğin gölgesinden çıkmak, bir kadın gibi düşünmek, kadın ruhunu yansıtmak gereklidir. Ancak bu şekilde, şiddet gören kadınlar anlaşılabilir, empati kurulabilir. Yoksa AKP Devleti zihniyeti ile ancak katliamlara kapı açılır, desteklenir.

Nergiz Botan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.