Sofi: Önder Apo’nun Emrindeyiz
Röportajlar / 21 Şubat 2013 Perşembe Saat 13:03
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sofi, “Biz askeri bir gücüz, Önder Apo’nun emrindeyiz”

HPG Anakarargah Komutanı Nurettin Sofi, Kürt halkına,  Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a ve gerillaya yönelik gelişecek saldırılara karşı en kapsamlı şekilde direneceklerini belirterek Türk devletinin soykırım politikalarının en kirli şekilde sürdüğünü ifade etti. Sofi “Biz askeri bir gücüz, Önder Apo’nun emrindeyiz” dedi.

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen HPG Askeri Konseyi Toplantısının ardından ANF’ye konuşan Nurettin Sofi, toplantıda 2012 yılını ve 2013 yılında yaşanabilecek gelişmeleri ele aldıklarını ifade etti. Sofi Türk ordusunun şu anki durumunu, gerillanın 2013 yılı hazırlık düzeyini, yine yıl dönümünü yaşadığımız Zap operasyonu ardından günümüze kadar savaşta yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Geçtiğimiz hafta KCK Yürütme Konseyi Başkanı sayın Murat Karayılan örgüt olarak yıllık değerlendirmelerini ele aldıkları toplantıyı gerçekleştirdiklerini belirtti. Siz de HPG olarak da benzeri bir toplantı gerçekleştirdiniz. Toplantınızdaki çıkan sonuçlar temelinde görüşlerinizi bizimle paylaşırmısınız? 

HPG olarak geçtiğimiz ay içerisinde süreci bir toplantı ile değerlendirdik. Son olarak da HPG Askeri Konseyi olarak toplantımızı gerçekleştirdik. Sizin de ifade ettiğiniz gibi PKK ve KCK Yürütme Konseyi toplantılarının ortaya koyduğu tespitler temelinde biz de HPG olarak 2012 yılı pratiğimizi değerlendirdik. Bu temelde önemli bir toplantı gerçekleştirdik.

Toplantımızda önemli kararlar aldık. 2012 yılı başarılarıyla, eksik ve hatalarıyla değerlendirildi. Bizim için hem eğitim, hem karar alma, hem de değerlendirmeydi. 2012 yılı pratiğine HPG olarak devrimci halk savaşı hamlesi temelinde başladık. Zafer yılı olacağını ifade ettik. Yine hem Önder APO’nun hem de Kürt halkının özgürlüğünü gerçekleştirme diyerek sert bir savaş içerisine girildi. Zaten tüm dünya basını da 2012 yılında gerçekleşen savaşı takip etti. 2012 yılı bizim savaş tarihimizde, özellikle de meşru savunma açısından önemli bir yıl oldu. Dolu geçen bir yıl oldu. Yine şahadetler de yaşandı. Mehmet Guyi, Rojin Gevda gibi arkadaşlar yine bu sonlarda Numan Amed gibi komutan arkadaşlarımız, yine yıllardır mücadele içerisinde yer alan kahraman arkadaşlarımızı şehit verdik. Birçok büyük eylem gerçekleşti. Bu eylemlerde de Türk ordusu ağır darbeler yedi. Gerillanın Kürdistan coğrafyası üzerine hakimiyeti gelişti. Devrimci halk savaşı çerçevesinde; bir, savaş hamle şeklinde yürütüldü; iki, coğrafya üzerinde hâkimiyet sağlandı. İşgalci askeri gücün gelindeki alanlar alan hakimiyeti ile tutuldu. Bu durum en açık bir şekilde Şemzinan’da gözler önündeydi. Şemzinan direnişi 2012 yılına damgasını vurdu. Uzun bir süre hem basında hem de genel kamuoyunda gündem oluşturdu. Türk devleti hem askeri, siyasi ve tüm girişimlerine rağmen alanda hakimiyetini oluşturamadı. Çünkü alan genelde gerillanın eline geçti. Yine Çelê’de Şitazın hamlesi gerçekleşti, Botan’da Beytüşşebap hamlesiyle adım adım Kuzeye doğru gitti. Zagros’tan tutalım da Dersim Munzur’a kadar genel gerillanın hakim olduğu coğrafyada hem güçlü askeri eylemler gerçekleşti hem de coğrafya üzerine hakimiyet gelişti.

TÜRK DEVLETİ AÇISINDAN KAYBEDİLEN BİR YIL OLDU

2012 Türk devleti açısından kaybedilen bir yıl oldu. Devlet çok daraldı. Yazın ortasında gelişen durumları ele almak için özel bir toplantı gerçekleştirdiler. Çünkü hem kamuoyunda hem de basında gelişmelere ilişkin tartışmaların önü açılmıştı. Devlet hâkimiyetini kaybetti. Şemzinan’a ne bakan ne de başka bir hükümet görevlisi gidemedi. Sadece askeri komutanlar geldi, onlar da gece gizli bir şekilde helikopterlerle gelip, karakollarda biraz durduktan sonra aynı gece geri döndüler. Yani ağır darbe yediler.

Halkın büyük bir bağlılıkla gerillaya sahip çıkışı da öndeydi. Bir serhildan halinde Beytüşşebap’ta bu görüldü. Beytüşşebap halkı direniş sergileyerek gerillaya ve gerilla eylemlerine sahip çıktı. Coğrafyaya hakim olan gerilla bazı şehirlerde de hakimiyetini ele geçirdi.

İMRALI DİRENİŞİ YOLUMUZU AYDINLATTI

Bu yılında direnişi her şeyden önce önder APO’nun direnişiyle başladı. Önder APO’nun imralı’daki direnişi bizim yolumuzu aydınlattı, kararlılığımızı güçlendirdi, başarıdaki ısrarımızı arttırdı. Yıl sonuna doğru zindandaki arkadaşların direnişi, 67 gün açlık grevinde kalmaları, zindan tarihinde ilk defa böyle büyük bir sayı ve büyük bir kararlılıkla böyle bir eylem gerçekleşti. Bu eylemle birlikte geçtiğimiz yılı Kürt halkına kazandırdı.

KAYSERİ EYLEMİ 2012’NİN MESAJI OLDU

2012 yılı sert geçti. Gerilla eylemleri devrimci hareketler şeklinde sürdü. Türk ordusuna ağır darbeler vuruldu. Hem Türk başbakanı hem de genelkurmay başkanı gerillanın eylem yapamayacağı yönünde açıklamalarda bulundular. Fakat 2012 yılına baktığımızda gerilla birçok yönden yeni tarz ve taktikler geliştirdi. Sizin de ifade ettiğiniz gibi alan tuttu. Yine vur-kal taktiği izledi. Önceden vurup çekilen gerilla bu sefer vurup kalmayı esas aldı. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bundan sonra gerilla nasıl bir taktik ve tarz izleyecek? Yine Türk ordusunun durumu ortada. Hem yaşanan istifalar hem de kurulmak istenen özel ordunun durumu. Birçok asker istifa etti, çok sayıda general de tutuklandı. Türk ordusunun gerilla karşısındaki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

2011-2012 kışı bizim için biraz ağır geçti. Devrimci halk savaşı özünde 2011 yılında başlamıştı. Mesela Kani Orê eylemi, Hişate eylemi, yıl sonundaki Çelê eylemi vardı ve belli bir sonuç ortaya çıkarmıştı. Gerillanın büyük eylemler yapabileceğini göstermişti. Ondan sonra tarafımızda eksiklikle yaşandı. Düşmanın yeni tekniği karşısında, gerçekten de düşman en gelişmiş tekniği alıyor, bu tekniği almak için de Amerika’ya, İsrail’e ve diğer devletlere büyük tavizler de veriyor. Kış koşullarını fırsat bilen devlet arkadaşlarımıza yönelik operasyon gerçekleştirdi. Cudi’de şehit verdik, Bingöl’de şehit verdik, Garzan’da 15 arkadaşımızı Arjin arkadaşın komutasında şehit verdik. Onun için bu kayıplar bize ağır geldi. Bu kayıplarımız düşman açısında bir moral yarattı. Kendilerini güçlü gördüler ama özünde öyle değildi. Hepsi de bizim kendi eksikliğimizdi. Yaşanan bu kayıplar bizi de yoğunlaşmaya çekti. Bir, şehit arkadaşlarımız şahsında düşmana karşı büyük bir intikam duygusu gelişti. Gerillada fedai ruhunu öne çıkardı. Düşmana karşı büyük bir intikam gelişti ve arkadaşların intikamı için fedai düzeyde bir yaklaşım yapımızda gelişti. Zaten yılın ilk eylemi de Kayseri’de gerçekleşen eylem oldu. Şehit Eriş ve Şehit Andok fedai eylem gerçekleştirdiler. Düşmana karşı olan öfke, kin ve intikam duygusu Eriş ve Andok arkadaşların eylemiyle öne çıktı. Girdikleri polis karakolunda hem silahla çatıştılar hem de arabaya yükledikleri bomba ile şehit düşene kadar eylemlerini sürdürdüler. Bu eylem yılın nasıl geçeceğinin mesajı oldu. Gerillanın düşmana karşı ne kadar kin ile donandığını gösteriyordu.

GENELKURMAY KARAKOLU ZİYARET EDEMEDİ

Unutmayalım halka karşı da siyasi soykırım operasyonlar vardı. Roboski katliamı bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşti ve Roboski de 34 insanımızı şehit verdik. Yaşanan tüm bu durumlar gerillanın düşmana karşı olan öfkesi, kini ve intikam duyguları 2012 yılının bütün eylemlerine yansımasıdı. Hamlemiz Şitazın eylemi ile başladı. Şitazın eyleminde de gözle görünen şey neydi? Fedai ruhuydu. 15 arkadaş kendisine bayrak sararak düşmanın üzerine gitti. Biz bunları kendi içimizde değerlendirdik, eleştirilerimizi yaptık, şimdi de eleştirilerimizi yapıyoruz. Fedai ruh her zaman gerekiyor ama zamanlama, hassasiyet, planlı hareket, hızlı hareket ikinci planda kaldı. Çünkü fedaiceydi. Şehit 15 arkadaşın eylemi de 15 fedai eylemi gibiydi. Şehit Ezda, Şehit Beritan, Şehit Xoşmêr, Şehit Adil bu arkadaşlar kahramanca Şitazın eylemini gerçekleştirdiler. Sadece bu yönden de değil, taktik açıdan da büyük bir çıkış yakalandı. Şitazın’de sadece fedai eylemi öne çıkmadı, coğrafya üzerindeki hakimiyet de gerçekleşti. Karakola eylem oldu ama coğrafyaya hakimiyet gelişti, yollar kontrol altına alındı. Türk genelkurmayı geldi ama karakolu ziyaret edemedi. Sadece karakollu ziyaret değil, Gever Tugayında kaldığı gece de arkadaşlar oraya dönük eylem gerçekleştirdi. Anlaşıldı ki gerillanı eylemleri tek renk veya vur-geri çekil değil de çok zengin, çok fazla taktikle, çok fazla eylemle ve organizeli bir şekilde, koordineli yürüyor. Bu mesaj verildi. Bu durum Şemzinan’da daha güçlü bir şekilde öne çıktı.

YENİLGİYİ İTİRAF EDİYORLAR

Türk ordusunda tutuklanan generaller, İlker Başbuğ gibiler Kürdistan’da çok kirli işler yaptılar. Kürt halkı üzerinde katliamlar yaptılar, faili meçhuller gerçekleştiler. 1984’den geri Kürdistan’da yürüyen savaşın içinde bu adamların çok kirli işleri var. Bunların onlarca kez yargılanması gerekiyor. Ama özünde ne var? Yenilgi var. Yenilginin hesabı, faturası kesiliyor. Orduda bu gelişiyor ve itiraf da ediyorlar. Mesela savaş pilotlarının yüzde onu istifa etti. Başbakanın kendisi açıklama yaptı, artık gönderecek komutan kalmadı, dedi. Hepsi de zindandadır. Bu bir yenilgi durumudur. Şimdi bu hesaplar içinde yenilginin faturası kime kesilecek? Gerilla karşısında yenildiklerini itiraf etmeye gururları el vermiyor ve bu tür hesaplara giriyorlar. Gerçekten de ordunun durumu çok kötü. Kendileri de bunu itiraf ediyorlar.

BİZ ÖZELEŞTİRİ HAREKETİYİZ

Tüm bunlara karşı gerilla da sürekli olarak kendisini yeniliyor. Bizim de eksik ve hatalarımız olabiliyor. 2012 yılında önümüze koyduğumuz hedeflerin hepsini gerçekleştiremez miydik? Doğrudur, biz başardık, düşmana ağır darbeler de vurduk ama hedefimiz daha büyüktü. Hedefimiz de Önder APO’yu özgür kılmak vardı, Kürdistan’a bir statü kazandırmak istiyorduk, orduyu bir bütünen alt edecektik ama bunlar tam yerine getirilmedi. Düşmana ne kadar da büyük darbeler vurduysak da hedeflerimizi gerçekleştiremedik. Ama fedai eylemelerimiz başarılıydı. HPG gerillası ve savaşçılarında fedai ruhu öndeydi. Ama komuta taktik incelikte, planlamada, disiplin boyutunda parçalılık yaşandı. Biz özeleştiri hareketiyiz, eğer başarıyı gerçekleştiriyorsak özeleştiri üzerinden gerçekleştiriyoruz. Değerlendiriyor, özeleştiri veriyoruz. Biz geçen yıla göre değerlendirmiyoruz, hedeflerimize göre değerlendiriyoruz. HPG olarak tarihi görevlerimiz var ve bu görevlerimize göre yaklaşıyoruz. Onun için de eksiklerimizi görüyoruz. Bu toplantımızda da bütün askeri konsey üyelerimiz 2012 yılı pratiğini şehitler karşısında, Önderlik karşısında, Kürt halkı karşısında özeleştirisini verdi. Çünkü daha büyük hedeflerimizi gerçekleştiremedik, başarıyı gerçekleştiremediğimiz için özeleştirimizi verdik.

FEDAİ RUH ÖDE

Şahadetlerimiz de ağırdı. Daha az şehitle sonuç almalıydık. O da bir yönüyle de hem bizim hassasiyetimizden hem de duyarlılığımızla bağlantılı. Bir diğer boyutuyla fedailik var. Birçok arkadaş daha hassas, daha duyarlı olsaydı şehit düşmezdi. Ama o içindeki kin ve fedai ruh çok fazla öne çıktı. Karataş eyleminde de bu durum söz konusuydu. Tamam, karakol düşmeliydi ama Cesur arkadaşın öncülüğünde 15 arkadaşımız şehit düştü. Neden? Planlamaya göre uzaktaki gruplar yerini almalı, düşmanın tepesini vurup kuşatmalı ondan sonra karakol nizamiyesine girerek eylem başlamalıydı. Ama arkadaşlarımız çok sıcaklar. İfade ettiğim gibi o fedai ruh var ya, ben önde gideyim, hedefime hızlı gideyim, diyerek acelecilik yaşanıyor. Özellikle Cesur arkadaş, birçok arkadaş yerini almadan, savunma birlikleri daha yerini almadan O arkadaş sıcakkanlı bir şekilde bombalarla karakola giriyor. Arkadaşlar bu şekilde şehit düşüyorlar. Biz bunu da değerlendirdik. Eğer fedai ruh, daha planlı, taktiğe dayalı, dakik bir şekilde yaklaşılsa daha az şehitle büyük sonuç alınabilirdi. Bu açıdan Önderliğe, halka ve şehitlere karşı bu toplantımızda özeleştirimizi verdik. Bu temelde büyük bir kararlılıkla büyük bir iddia ortaya çıktı.

HPG OLARAK GÖREVLERİMİZİ YERİNE GETİRECEĞİZ

Toplantımızda 2013 yılı için birçok karar da alındı. 2013 yılını bizden istediği temelde en yüksek bir şekilde başarı yılı yapacağız. Sonuç alıcı bir yıl yapacağız. HPG olarak önderliğin ve Kürt halkının özgürlüğü için üzerimize düşen görevleri başarılı bir şekilde yerine getireceğiz. Bunun kararları alındı. Hem 2012 yılının çıkarılan tecrübeleri hem de 2013 yılına doğru giden süreç karşısındaki görevlerimiz temelinde bir karar paketi oluşturuldu.

Taktik olarak da, 2012 yılında coğrafya üzerine hakimiyet gelişti ama bunu daha da geliştirmeli, derinleştirmeli ve daha büyük sonuç almalı. Bu potansiyel biz de var. Bu güç de var ve tecrübe de aldık. İnancım odur ki, Önderliğin düşünceleri ve perspektifleri temelinde halkımızın isteklerini 2013 yılında HPG olarak başarılı bir şekilde yerine getireceğiz. Bu konuda halkımız rahat olsun. Şehitlerimize de verilecek en doğru cevap da bu olacak. Hem şehitlerimizin intikamını alacağız hem de bu yılı zafer yılı yapacağız. Bu toplantımız yolumuzu aydınlattı.

PKK yönetimi toplantısında tespit edilen güncel ve siyasi konular yine KCK Yürütme Konseyi toplantısının süreç karşısındaki gerçekleştirmiş olduğu genel değerlendirmeler de yolumuzu aydınlattı. Bu esaslar üzerinden HPG olarak bu toplantımızda en ileri düzeyde bir hazırlık aşamasına girdiğimizi ifade edebilirim. Bu yıl için hazırlığımız var ve bu konudaki umudumuz devam etmektedir.

ZAP OPERASYONUYLA BAŞLAYAN SÜREÇ STRATEJİKTİR

Türk ordusu Kürt özgürlük hareketine karşı birçok defa imha operasyonu gerçekleştirdi. Bunlardan birisi de bugünlerde yıl dönümünü yaşadığımız ve 2008 yılında gerçekleşen Zap Operasyonuydu. Ama burada Türk ordusu ağır darbeler yiyerek geri çekilmek zorunda kaldı. Zap operasyonu sonrası Türk ordusunun birçok generali ve komutanı farklı farklı davalar adı altında tutuklandı. Ve Türk ordusundan birçok değişiklik yaşandı. HPG olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? O günden bu güne kadar Türk ordusunda ne gibi gelişim ve değişimler yaşandı? 

Zap direnişinin yıl dönümü vesilesiyle Zap şehitlerini saygı ile anıyorum. Onların kahramanlıkları ve fadailikleri yolumuzu aydınlattı. Kürt halkı için de büyük bir umut yarattı. Zap direnişinde güney halkımızın da büyük direnişi vardı. Özellikle Amediye, Bamerni ve birçok şehir Türk tanklarına karşı adeta siper oldu ve o tankların gerillanın üzerine gelmesine izin vermedi. Biz o direnişi de selamlıyor ve saygımızı sunuyoruz.

Zap operasyonundan bu güne ve 1 Haziran hamlesi ile başlayan süreç stratejiktir. Önemli bir noktadır. Neden? 2000 yılı sonrası HPG olarak Medya Savunma Alanlarında böyle kapsamlı bir operasyonla yüz yüze geldik. Birçok siyasi ve askeri hesap Zap operasyonu üzerine yapılmıştı. Onların amacı; Medya Savunma Alanlarında HPG karargahını darbelemek ve sonuç almak ve Kürt halkı üzerindeki imha konseptini devam ettirmekti. Bunun için de uluslar arası destek ve onay alınmıştı. Büyük bir umutla geldiler. Ama gerçekle yüz yüze kaldılar. Zap’daki tek başarıyı Genelkurmay başkanı Büyükanıt da söyledi, “tek başarımız ordumuzu Zap’tan geri çektik” dedi. Bırakalım ilerlemeyi, başarmayı geri çekilme bile onlar için mesele oldu. Öyle ki ne geri çekilebildiler ne de ilerleyebildiler. Aynen kültürcü arkadaşların şarkılarında söyledikleri gibi “suvar hatın, paya çun.” Yani gerçek budur.

İLK DEFA ORDU SORGULANMAYA BAŞLANDI

Bütün hesapların boşa çıkması ile Türk ordusunun o reklam yaparak NATO’nun en büyük ikinci ordusu, yenilmez ordu söylemleri ile efsaneleşen yüzü çamura battı. Türkiye’de ilk defa ordu sorgulanmaya başlandı. Öncesinde de Kürdistan’da kaybetti. Ama o zamanlar basın ve medya fazla gelişmediği için gizlemişlerdi. Özellikle ARGK direnişi sürecinde öyleydi. ARGK de birçok ve başarılı eylemler gerçekleştirdi ama gizlediler. O zaman özgür basın fazla gelişmemişti, medya imkanları fazla yoktu ve onun için de o zaman yedikleri darbeleri gizlediler. Ama Zap bütün kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşti. Özellikle Kürt medyası ve özgür medya o zaman büyük bir rol oynadı ve gerçekleri tüm kamuoyuyla paylaştı. Öyle olmasaydı kaybedişlerini yine farklı gösterebilirlerdi.

Bu durumu herkesten önce cumhurbaşkanı itiraf etti. Hükümet ve devlet orduyu bir soruşturmaya aldı. Öncesinde Türk ordusunun PKK’ye karşı savaşı için bütün bahaneler meşru idi. Gerillaya karşı savaşıyoruz diyerek hırsızlık yapılıyordu, gerillaya karşı savaşıyoruz diye komutanları mafyalaştı. Bu sınır hatlarında böyle onlarca olay var. Eğer araştırma yapılsa kaç tane komutanın uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı açığa çıkacaktır. Tüccarlarla ortaklardı. Hangi komutan Kürdistan’a gelmişse, özellikle sınır hatlarında, Doğu ve Güney sınırları gibi, komutanlıkları sayesinde buralarda lordlar gibi milyonlarca liralık paralar topladılar ve Kürdistan’da gittiler. Nasıl? Çetelerle, mafyayla ilişki kurdular iş yaptılar bu açıktı. Susurluk araştırmalarında bunun belgeleri var. Ama o zaman kimse soruşturmadı. Faili meçhuller yaptılar, katliamlar yaptılar ama soruşturmadılar. Zap ilk defa soruşturmanın yolunu açtı. Demek ki yenilmez diye bakılan ordunun darbe yediği görüldü ve bu durum da hükümete de cesaret verdi, diğer çevrelere de cesaret verdi ve ordunun faturası kesildi. Öncesinde bırakalım genelkurmayın cezaevine atılmasını hiç kimse o şahsiyetlere karşı söz bile söyleyemiyordu. Onlar için ordu her şeydi.

İMHA KONSEPTİ BOŞA ÇIKARILDI

Türk generallerinin gerilla karşısında yenildiği biliniyor. Ama bugün AKP hükümeti bunu farklı göstermeye çalışıyor. Sanki farklı davalarmış gibi göstererek gerilla karşısındaki yenilgilerini kabul etmediklerini gösteriyorlar. Bunu neye bağlıyorsunuz, bu gerçek nasıl belli olur? 

Tabii devletin farklı hesapları var. Olabilir, cunta hesapları da yapmış olabilirler. Türklerin tarihinde bu meşhurdur. 28 Şubat’ı da hesaplarsak her on yılda bir darbe gerçekleşti. 1970’de, 12 Eylül 1980’de darbe oldu, birçok defa muhtıra verildi ve birçok darbe de bu şekilde yapıldı. Türk ordusu kendisini dinlemeyen tüm hükümetleri uyardı. Ya da balans ayarı verdiler. Bu bir gerçek. Hükümetin ordu üzerine gitmesinin cesareti Zap yenilgisi sonrası başladı. Bir bu. İkincisi, hükümet yenilginin sorumluluğunu almak istemedi. Niye 2012 yılı başarı yılı diyoruz? Biz de yaşıyoruz, Kürt halkı da yaşıyor, direniş halinde, gerilla büyük eylemler yapıyor, büyük karakollara yönelik eylemler yapıyor. Ama plan neydi? Plan Tamil gibi yapmaktı. Bütün köşe yazarları açık bir şekilde dile getirdiler, hatta kendileri bile kendi köşelerinde yazdılar, “artık PKK sonrası tartışalım, PKK 2011 yılında olmadı 2012 yılında Tamil gibi yok olacak” dediler. Belki biz planlarımızı tam yerine getiremedik ama büyük imha konseptini boşa çıkardık. Bizim ele geçirdiğimiz büyük kazanımlarımız da var. Ama esasta imha planı vardı, bunun için uluslar arası destek alınmıştı, en ileri düzeyde teknik alınmıştı ve bu yönlü bir karar vardı. 2011 yılında bölgesel bir ittifak vardı. Suriye, İran, Irak ile bir ittifak söz konusuydu. Casusan Tepesinde Simko arkadaşların direnişi bu planı boşa çıkarttı. 2012 yılında da uluslar arası güçlerin desteği ile imha planını gerçekleştirmek istediler ama gerilla direnişi öyle bir gelişti ki bırakalım bu planın gerçekleşmesini her şeyi unuttular. Şimdi kimse Tamil’den de söz etmiyor ve kaybedişlerinden söz ediyorlar. Ellerinden çıkan şehirler, hakimiyetini kaybettikleri coğrafya, gerillanın hakim olduğu yollar söz konusu oldu.

ASKER KARADAN HAREKET EDEMİYOR

Devlet kendisini devlet olarak ifade ediyor ve ordusunun olduğundan söz ediyor ama istediği zaman her şehre müdahale edemiyorsa orda devlet yok demektir. Eğer bir devletin ordu komutanları, siyasetçileri bir ülkede rahat gezemiyorlarsa o devlet bitmiş demektir. Şemzinan, Beytüşşebap, Çelê, Dersim, Erzurum’da bunlar yaşandı. Şimdi bütün askeri sevkiyatların uçaklarla yapılması kararını aldılar. Bu ne demek? Artık karadan hareket edemiyorlar ve ellerinden gitmiş demektir. Sözde gelişmiş panzerler, tanklar var, yine bir şehirden başka bir şehre gerçekleşen sevkiyatlardan helikopterler, tanklar, Jemırlar kullanıyorlar ama Kani Orê eylemi yine Bingöl’de gerçekleşen eylemler ispatladı ki coğrafya gerillanın denetimindedir. Onun için mecburen sevkiyatlarını uçaklarla yapacaklar.

PARALI ORDUNUN SONU FİYASKODUR

2012 yılındaki çatışmalarda da görüldü ki Türk ordusu gerillaya karşı genelde teknik kullanıyor. Yine Erdoğan paralı ordu kurdu. Ama görülüyor ki o askerler tek tek istifa ediyorlar. Orduda bir paniğin yaşandığı görülüyor. Gerillaya karşı kullanılan teknik ne kadar başarılı oldu ve ne kadar başarı şansı var? 

Özel ordu ya da paralı ordunun sonucu fiyaskodur. Birincisi, hedeflenen asker sayısına ulaşamadılar. Neden? Çünkü biliniyor, Türk devleti bu savaşta haksızdır. Kendine ait olamayan bir coğrafya ve ülkedeler. Haksız oldukları için de yeniliyorlar. Onun için gençler kendilerini bu orduya kaydetmediler. Yani hedefledikleri rakamı yarılamadılar bile. İki, gerillanın gerçekleştirdiği eylemlerde, Şitazın, Rındeke’de, Amed’de, Erzurum’da, Dersim’de yine özellikle Şemzinan’da ispatladı ki bu ordu kaybetti. Belki bu ordunun eğitim kabiliyeti var. Ama para için savaşan insanlar. Bir taraftan ideolojisine bağlı, haklı, iddialı, fedai insanlar var diğer taraftan da fazla para alarak bir memur gibi savaşan insanlar var. Bu başarı getirmez. Tarihte de böyle bir şey görülmemiştir. Eğer öyle olsaydı Ebu Sufyan’ın ordusu başarırdı. Bedevilerin İslam ordusu Ebu Sufyan’ın onda biri kadardı. Ama Ebu Sufyan kaybetti. Neden? Çünkü kararlılık var, ideoloji var, haklı bir dava var. Diğer taraftan sen ne kadar para verirsen ver, kaybeder ve fiyaskoyla sonuçlanır.

MİLYON DOLARLIK TEKNİĞİ ŞEMSİYEYLE BOŞA ÇIKARIYORUZ

Kullanılan tekniği biz de değerlendiriyoruz. Uluslararası güçlerin desteğiyle elde edilen bir tekniktir. Erdoğan’ın tüm diplomasisi, tüm dış gezilerinde savaş uçağı, bir keşif uçağı veya her hangi bir teknik almak için Türkiye’nin her şeyini satıyor. Türkiye halkı bunu bilmeli. Özel ordu adı altında Türkiye’yi satıyorlar. Ne için? Gerilla karşısında başarmak için. Bu durum orduyu biraz ayakta tutuyor. Önceden bizim bazı kayıplarımız oldu. Özellikle tekniğin ilk yoğunlaştığı yıllar 2007-2008-2009 yıllarında kayıplar verdik. Ama yıl yıl, gün be gün tedbir geliştirdik. Mesela birkaç dolarlık bir şemsiye ile milyon dolarlık keşif uçaklarını etkisizleştirip boşa çıkarabiliyoruz. Teknik savaşta önemli bir faktör. Ama en önemlisi insanın inancı, bağlılığı ve iradesidir. Türk ordusu haksız bir ordudur. İktidar çıkarı için bir savaş yürütüyor. Zulüm yapıyor, güç olmak içinde ne teknik gerekiyorsa hepsini kullanıyorlar. Bu şekilde sonuç almak, etkili olmak istiyorlar. Ama savaşın kaderini esasta insanın kendisi belirliyor.

Bu duruma karşı tedbirimiz ne olmalı diye değerlendirdik. Hem gerilla tarzında, hem gizlilikte, hem eylemde, hem vurmalarda tekniğe göre değişiklikler yaptık. Bu değişiklikler önemli ölçüde sonuç da aldı. Biz bu durumu daha da geliştirmek istiyoruz. Biz de HPG olarak bazı teknikleri kullanmak istiyoruz. Bu yönlü çabalarımız da var. Şimdiki gerilla ne karakter olarak çalışmaya katılımda ne de kullandığı teknik bakımında bir on sene öncesinin gerillası değil. İmkanlarımıza göre tekniği en ileri düzeyde kullanmaya çalışıyoruz. Bizim, Türk devleti gibi bize yardım eden, destek sunan, silah veren dost ülkeler yok. Ama kendi imkanlarımıza göre en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Özellikle de ağır silahlar da bunu geliştiriyoruz. 2012 yılında da bu silahların etkisi belli boyutta vardı. Bu konuda gerillanın da belli bir tecrübesi oldu. İnanıyoruz ki önümüzdeki süreçte de imkanlar dahilinde yeni teknikleri devreye koyacağız. Ve sonuç alacağız. Tabii biliyoruz ki önder APO’nun da dediği gibi en büyük teknik insanın kendisidir. İnsanın iradesi, inancıdır. Bu esas üzerinden özel ordu veya teknikle sonuç alamazlar. Zaten kendileri de anladı ki özel ordu ile sonuç alamazlar ki sonuç da alamadılar.

ORDUYA MORAL VERMEK İSTİYORLAR

Şimdi orduyu yenin dizayn etmeye çalışıyorlar. Mesela Erdoğan ameliyat olan generali ziyaret etti. Bu güne kadar Egenekonun savcılarısınız, çetesiniz, teröristsiniz diyorlardı ama ziyaretine gitti. Ondan bir hafta önce Tolon’un annesi ölmüş ve onun taziyesine gitmişti. Onlarca generalin annesi öldü, hastalandı ama ziyarete gitmişti. Nende? Çünkü onlara ihtiyacı var. Anladı ki ordunun morali düştü, ordu komutansız kaldı ve onun için başarısızlığını bu şekilde telafi etmek istiyor. İttifak geliştirmek istiyor. Bu ne kadar gelişir bilemiyoruz ama bunlar çok tutarsız insanlar. Hem öldürüyorlar hem de mezarlarına çiçek gönderiyorlar. O geneller yenilmiş, çok kirli işler yapmışlar ama bir asker olarak onur çok önemli. Hükümet hepsini terörist olarak tutukladı. Zaten yargı, yürütme her şey ellerinde ve o generalleri tutup cezaevine attılar ama sonuçta kendilerini mağdur gösteriyorlar. Bu siyasettir. Başarısızlıklarını telafi etmek için işte o generalleri memnun edeyim de orduya moral vereyim diyorlar. Bu sonuç almaz. Beyhude çabalardır. Ya da o generaller çok onursuz, haysiyetsiz ve asker olarak da bir rolleri yoktur. Bunların Kürdistan’da neler yaptığını tüm dünya biliyor, ne katliamlar, ne kirli işler yaptılar herkes biliyor.  O kadar kirli işler yapmış birinin onuru olur mu? Şimdi bir araya gelerek çay içiyorlar.

HER TÜRLÜ GELİŞMEYE KARŞI HAZIRLIKLIYIZ

2013 yılında Kürt sorununun çözümünde demokratik siyasi çözüm gelişmezse HPG olarak nasıl bir duruş içinde olacaksınız? 

HPG olarak halkımıza yönelik gelişecek her türlü saldırıyı boşa çıkaracağız. Kürt halkı üzerinde yapılan tüm kirli hesapları, Kürt halkının hakkı olan özgürlüğü yine Kürt halkının önderi bir tecrit içerisinde, dil yasak, eğitim yasak, bir halk olarak kabul edilmiyor, asimilasyon siyaseti bugün entegrasyon adı altında yürütülüyor. Yani halkımız üzerindeki soykırım politikaları en kirli şekilde devam ediyor. Halkımıza, önderliğimize, gerillamıza yönelik gelişecek saldırılara karşı en kapsamlı bir şekilde, devrimci halk savaşı temelinde direneceğiz. Kendimizi de ona göre hazırlıyoruz. Biz askeri bir gücüz, önder APO’nun emrindeyiz. Yine Kürt halkının iradesini temsil eden KCK yönetiminin emrindeyiz. Şu anda hem bölgede yaşananlar ile halkımıza yönelik gelişecek saldırıların işareti var. Operasyonlar her gün devam ediyor. Öyle görünüyor ki 2013 yılı sert bir yıl olacak. Onun için biz her türlü gelişmeye karşı hazırlıklıyız. Halkımıza yönelik gelişecek her türlü saldırıyı boşa çıkartmak için, önder APO’yu özgürleştirmek için, Kürdistan’a tüm dünyada bir statü kazandırmak için, Kürt halkının de diğer halklar gibi kendi toprağında kendi diliyle, özgürce yaşamasını gerçekleştirene kadar direnişimiz devam edecektir. Geçen yıllarda çıkardığımız sonuçlar var. Kahraman şehitlerimizden ilham alıyoruz. İsimlerini sayamayacağım ama yaklaşık 340 arkadaşımız kahramanca şehit düştü. Şehit arkadaşlarımızdan Şehit Mehmet, Şehit Numan, Şehit Rojin en sonda da şehit düşen Cesur arkadaşı saygı ile anıyorum.

ADI GİBİ CESUR BİR ARKADAŞTI

Şehit Cesur adı gibi cesur bir arkadaştı. Yurtsever bir ailenin bir çoğu olarak büyümüştü. Ailesi direnişçi bir ailedir. Babası bu davada şehit düşmüştü. Yine birçok kuzeni bu davadadır. Ailesine, partisine, ailesine yakışır bir şekilde saldırıda şehit düştü. Biz de bu şehitlerimize layık olmak için, halkımıza daha onurlu ve özgür bir yaşamı geliştirmek için kendimizi halkımıza, şehitlerimize ve önerliğimize karşı borçlu görüyoruz. Bu borcumuzu ödemek için de 2013 yılı bizim için fırsattır. Kazanılan büyük tecrübeler ışığında hem sayı olarak hem nitelik olarak gerilla çok gelişmiş durumdadır.

Kürt gençlerinin de köylerde, şehirlerde direnişleri var. En onurlusu Kürdistan gerillasıdır. Yapılan tartışmalara kanmamalılar ve Kürt gençleri en onurlu bir şekilde Kürdistan dağlarında yerini almalıdır. Direniş gücünün içinde yerlerini almalılar. Kürdistan dağlarını özgürlük yuvasına çevirmeliler. Şimdiye kadar da bunun teminatı olarak Kürt halkını savundu. Kürt gençleri için en onurlu şey Kürt halkını ve özgürlüğün savunmaktır. Gençlere çağrımız HPG’de yerlerini almalılar. Bu temelde 2013 yılı direnişine, özgürlük helmesinde, zafer hamlesinde yerlerini almalılar. Gençlere çağrımız budur.

Bir daha 2012 yılı şehitlerimizi saygı ile anıyoruz. Halkımızın direnişini, zindandaki arkadaşlarımızın direnişini selamlıyoruz. Bu direnişlerde ilham alıyoruz, güç alıyoruz. Rojava’da da büyük bir gelişme söz konusu. Orada bir devrim yaşanıyor. Önderliğin düşünceleri ışında bir toplum nasıl özgürleştirilirin örneği Kamışlo’da, Afrin’de, Kobani’de, Serikani’de bugün tüm dünya için bir örnektir. Biz Önder APO sayesinde bir güç olduk, yönetim gücü olduk. Paradigmamız var ve bu paradigmayı dünyanın neresinde uygularsan uygula oradaki insanlar özgürleşir, refaha kavuşur. Demokratik toplum, ahlaki-politik toplum en onurlu bir şekilde inşa edilir. Biz bunda da ilham alıyor ve Rojava’daki direnişi selamlıyoruz. Halkımıza, önderliğimize, şehitlerimize söz veriyoruz ki bize düşen tüm görevleri 2013 yılında layıkıyla yerine getireceğiz ve halkımızı savunacağız. Kürt halkı üzerinde gelişen tüm hesapları ve tüm saldırıları boşa çıkartacağız.

 Demhat Tolhildan - Delîl Zîlan /ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info
 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.