Bana Yaptınız Diğer Analara Yapmayın
Kadın / 16 Kasım 2012 Cuma Saat 10:38
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
12 Eylül darbesinde oğlunu ölüm orucunda yitiren Cemal Arat’ın annesi Başbakan’a seslendi: “Başbakanda hiç mi merhamet yok. 10 bin insan grevde.

12 Eylül darbesinde oğlunu ölüm orucunda yitiren Cemal Arat’ın annesi Başbakan’a seslendi: “Başbakanda hiç mi merhamet yok. 10 bin insan grevde. Oğlum için ağlamadım ama onların anneleri için ağlıyorum. Başbakana sesleniyorum ‘Allah’ınızdan korkun! Bana yaptınız, diğer analara yapmayın.”

Yüreğimde yanacak yer kalmadı

Türkiye’de özellikle 1980 askeri darbesinin ardından cezaevindeki işkence ve hak ihlallerine karşı başlatılan açlık grevi eylemlerinde Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi gündeme geldi. Binbaşı Esat Oktay Yıldıran’ın cezaevinde uygulamaya koyduğu işkence yöntemlerine karşı girilen açlık grevlerinde yaşamını yitirenlerden biri de 28 yaşındaki Cemal Arat’tı. Cemal Arat’ın annesi Sakine Arat, 2 oğlunu kaybetti. 12 Eylül sonrası tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi’ne konulan oğlu Cemal Arat’ı ise cezaevinde yaşama geçirilen işkencelere karşı girdiği açlık grevi eyleminin 52. gününde yitirdi. Sakine Ana, “Yüreğimde parçalanacak, yanacak yer kalmadı” sözleriyle hala dinmeyen acısını paylaşarak açlık grevlerinin dünü ve bugününü değerlendirdi.

Dönemin cezaevi koşulları ve açlık grevi süreci nasıldı?

 - 1980’li yıllardan şimdiye kadar cezaevi işkenceleri bitmiyor. Açlık grevleri 1981’li yıllarda çok kötüydü. 1981’li yılların açlık grevlerinden sonra, 1984’te cezaevlerinde açlık grevleri tekrar başladı. Küçük oğlum olan Tacettin’im o zamanlar cezaevinden çıkmıştı. Oğlum cezaevinden çıktıktan sonra on gün bile kalmadan evden ayrıldı. Oğlum nereye gitti? Ne oldu oğluma, bir şey anlamadım. Hala daha içimde hasrettir. Keşke bir gün oğlumdan bir haber alsaydım. Evlat hasreti içimde, o hasretle yanarken cezaevlerinde tekrar açlık grevleri başladı. 20 günlük açlık grevleri, Necmettin Büyükkaya’nın cenazesinden sonra, ölüm orucuna dönüştü. Cezaevlerinden cenazeler gelmeye başladı. Benim oğlum Cemal’im de ölüm orucuna girmişti. Cemal’imi en son cezaevinde gördüğümde, yüzümü göremedi. Çok az işitiyordu. Gözü hiç görmüyordu. Bana “Anne son bir kere yüzünü görmek isterdim ama göremiyorum” dedi. Yüzümü görmedi. Ben Cemal’ime, “Sana ben yemek getireyim, bu grevi bırak oğlum” dediğimde bana, “Anne sen bana yemek getirdiğinde, ben yesem, bir ay burada senin yemeklerini yesem, beni cezaevine götürdüklerinde, bana yine pisliklerini yaptıracaklar. Bana diyecekler ki ‘Gel, bizim pisliğimizi ye, ondan sonra sana yemek verelim. Ben onların pisliğini yemeyeceğim. Yemeklerini de. Ben yolumu seçtim. Yeter artık, bu işkenceler son olsun” dedi. Ben, Ankara’ya döndüğümde oğlumun, Cemal’imin ölüm haberi geldi. Oğlumu ölüm orucunda kaybettim.

Yıllar sonra cezaevlerinde tekrar başlayan açlık grevlerine ilişkin hükümetin yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

 - 1984 yılından sonra, 2012’de de cezaevlerinde tutsaklar tarafından, açlık grevleri tekrar başlatıldı. Benim yaramı kanatıyorlar. Ben cezaevlerinde çocukları olan analara baktığımda yüreğim yanıyor. Annelerine baktığımda onlar için ağlıyorum. Ben oğlum için ağlamadım. Çünkü benim Cemal’im vasiyet etti. “Anneciğim, benim için ağlama. Benim için kurtuluş yoludur bu yol. Ağlarsan devlet der ki, ‘Bak Cemal’in annesini ağlattık” dedi. Ben, oğlum için ağlamadım bugüne kadar. Fakat, şimdi bu anaların haline, yüreğine benim ağlamam geliyor. Nedir bu Kürtlerin çektiği? Kimdir bunu yapan? Başa gelenlerdir.

Başa gelenler, hiç mi Allah’ı düşünmüyorlar? Bu gençlere yazık değil mi? Bu analara yazık değil mi? Kenan Evren ve ona bağlı olanlar için ben gece gündüz, beş vakit namazda Allah’a yalvarıyorum. Diyorum ki “Allah’ım, ölmesinler. Bu dünyada çeksinler. Çünkü onlarda hiç vicdan, merhamet yoktu. Şimdiye kadar başa gelenlerin hepsi aynı şekilde. Hiçbiri, “Bu halkı ezdirmeye ne hakkımız var” demiyor. İnsanları, gece yarısı yatağından çıkarıp cezaevlerine tıkmalarının hesabını verecekler. Bu insanların yüreği yanmasa, bu insanlar mitinglere katılır mı? Şimdiye kadar sadece benim yüreğim yanıyor sanıyordum. Bu yürüyüşlere, açlık grevine giren çocukların analarına, gözyaşlarına bakıyorum, kendi derdimi unutuyorum. Şimdi bakıyorum da, ne kadar insan var cezaevinde. 10 bin kişi açlık grevine girmişse, bu 10 bin kişinin annesi, babası, akrabası var. Hepsinin içi cayır cayır yanıyor. Bir parça dahi vicdanı olan bir insan buna tahammül edemez. Bu insanlara bakıyorum, eriyorum, bitiyorum. Gözüme uyku girmiyor. BDP dışındaki diğer milletvekillerinin hiçmi bir fikri yok çözüm için.

Devam eden açlık grevlerine ilişkin ne düşünüyorsunuz?

 - Terör yok olacakmış. Terör dediğiniz nedir? Sizin zulmünüzden kaçan insanlardır. Sizden kaçıp dağlara sığındılar, yine de kurtulamadılar. Onları öldürmeye gidiyorsunuz. Siz onların yoldaşını, arkadaşını öldürüyorsunuz. Askerleri, onları öldürmek için gönderiyorsunuz. Orada askerler de ölüyor. Hiç olmazsa askerlere acıyın. Asker anaları, çocuklarını size teslim ediyor. Bunları ölüme nasıl gönderiyorsunuz? Nasıl vicdanınız alıyor? Bunların kolayı var. Barış, müzakere, toplantı. Oturup birbirinizi anlayın. Türkiye’yi yönetenler, ne yaptıklarını bilmiyorlar. Amerika’nın emri altına mı girdiniz? Nasıl onlara tabi olursunuz da kendi halkınızı bu hale getirirsiniz? Allah’ınızdan korkun! Yapmayın bunu bu halka. Bana yaptınız, bu halka yapmayın. Daha çocukları ölmeden, onları birbirine kavuşturun. Anaların günahını almayın. Evlatlarının, gözlerinin önünde ölmelerine izin vermeyin. Bu insanlar ne istiyor? Neden açlık grevine giriyor? Gidip konuşulsun. Talepler yerine gelirse, bir barış olursa, açlık grevide sona erer.
 
Başbakan çözüm için bir şey yapmıyor

BDP milletvekilleri açlık grevine girdi. Bu insanlar adım atmak istiyor, çözüm istiyor. Neden diğer milletvekilleri de bir adım atmıyor? Neden “Cenazeler çıkmasın, analar ağlamasın” denmiyor? Operasyonlar neden geri çekilmiyor? Kaç defa dışarıdakiler ateşkes yaptı. Aylarca bir müzakere olsun diye beklediler. Askerleri onların üstüne yığan, “Gidin, onları öldürün” diyenlerin böyle yapmaya ne hakkı var? Türkiye’de hak yok. Diyordu ki Başbakan, “BDP milletvekilleri kuzu kebabı yiyor.” Bakın, şimdi onlar da açlık grevinde. Meclise sesleniyorum. Müzakereler başlasın. Başbakan, analar için çok şey söylüyor ama hiçbir şey yapmıyor. Dilerim bir gün o da bu anaları düşünür de, bir şey yapmaya çalışır. - Mizgîn Tabu / JINHA

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.