Devletsiz bir yaşamı örgütledik
Röportajlar / 22 Ekim 2012 Pazartesi Saat 07:23
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
PYD eşbaşkanı Asya Abdullah, tabandan merkeze doğru örgütlenerek özerkliği hayata geçirdiklerini ve bunun demokratik bir Suriye’ye öncülük ettiğini belirtti.

Rojava Kürdistan’da özyönetim oluşturan Kürtler, eğitim seferberliği başlatmış durumda. Sağlık, güvenlik, belediye hizmeti konusunda yoğun çalışmalar yürütülüyor. Adalet komiteleri oluşturuluyor, halkın savunması için güçler birleştiriliyor. Kadınlar özerklik ilan edilen yerlerde ön plana çıkıyor.  İkinci eş getiren üyelerin meclis üyelikleri donduruluyor ve görevleri elinden alıyor. Rojava Kürdistan’da yönetimin halkının elinde olduğunu söyleyen Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Asya Abdullah, kadınların Rojava Kürdistan’da devrimin öncüsü olduğunu, her yerde yüzde 40 kadın kotası uyguladıklarını ve birçok yerde bu kotanın aşılmış durumda olduğuna dikkat çekti.

Paris’te gerçekleşen Rojava Kürdistan konferansına katılmak için Avrupa’ya gelen PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, Kürtlerin mücadelesindeki kritik evreleri anlattı. Abdullah, halkın şu anki acil ihtiyaçlarını, şehir meclislerine seçilme şartlarını, Suriye muhalefetiyle ilişkilerini, elektrik, su ve sağlık hizmetlerinde yaşanan sıkıntıları, güvenlik ve en önemlisi de Suriye’de savaşın büyümesi ihtimali karşısında yaptıkları hazırlıklara ilişkin ANF’nin sorularını yanıtladı. Türkiye ile yapılan ittifaktan dolayı Suriye’de zorlu bir mücadele verdiklerinin altını çizen PYD eşbaşkanı, tabandan merkeze doğru örgütlenerek özerkliği hayata geçirdiklerini ve bunun demokratik bir Suriye’ye öncülük ettiğini belirtti.  Asya Abdullah, “İlk kez halk devletsiz şekilde kendisini yönetiyor” vurgusunu yaptı.

Uzun yıllardır aktif şekilde Batı Kürdistan’da siyasetin içindesiniz. Böyle bir devrimi başlatıp, bu aşamaya geleceğinizi hayal ediyor muydunuz?

 - Bu yıl gerçekleştirdiğimiz devrime kadar Kürdistan ve Suriye’de çok zorlu bir mücadele verdik. Bunun nedeni de Esad yönetimi ile Türkiye arasında yapılan anlaşmalardı. İttifakın asıl hedefi şüphesiz hareketimiz ve Kürt halkının kazanımlarıydı. Bu yüzden mücadelemize yönelik çok şiddetli bir yönelim vardı. Son 10 yılda yüzlerce üyemiz tutuklandı, bazıları işkencelerde katledildi. 2000’li yılların başında PYD’nin kuruluş sürecinden bu yana hem Batı Kürdistan’da hem de Suriye’de siyasi çalışmalarımız yoğun şekilde sürdü. Kürt hareketi olarak Demokratik Özerklik projemizi açıkladık. Sadece Batı Kürdistan için değil, aynı zamanda bütün Suriye içinde en iyi çözümün Demokratik Özerklik olduğunu düşünüyoruz.

Ne kadar üyeniz hala cezaevinde? Onlardan haber alıyor musunuz?

 - Çoğu uzun yıllar cezaevinde kaldı ve yapılan bazı yasal reformlarla serbest bırakıldılar. Suriye zindanlarında şehitler de verdik. Mamoste Osman, Bavê Cûdî ve Ehmed Huseyin gibi arkadaşlarımız işkencede katledildiler. Ayrıca Naziye Ehmed Keçel ismindeki arkadaşımız kayıp. En son Efrin’de partimizin örgütleme çalışmaları içinde tutuklandı ve bir daha ondan her hangi bir haber alamadık. Rejim muhalefeti bir hareket olarak son 10 yılda Suriye yönetimine karşı verdiğimiz mücadele bizim için çok önemli bir geçmiş ve tarihtir. Ortadoğu’da bir değişim kaçınılmazdı. Halkın taleplerini dikkate almayan rejimler ya değişiklik yapmak ya da yıkılmak zorundaydılar. Fakat geldiğimiz aşamada bu rejimlerin değişim gücünün olmadığını gördük. Bu yüzden az önceki sorunuza dönersem; Suriye rejiminin bir gün değişeceğini ve Ortadoğu’yu saran devrim rüzgarının bu ülkeye de ulaşacağını tahmin ediyorduk. Çünkü Şam rejimi 50 yıllık bir geçmişiyle bölgede hüküm süren en köklü rejimlerden birisidir. Tek parti, tek bayrak, tek ideoloji, tek düşünce yıllarca hüküm sürdü. Bunun bir gün değişmesi kaçınılmazdı.

Kaos ve savaş ortamında Esad rejimi ve muhalefetle nasıl bir diplomasi yürütüyorsunuz?

 - Her ne kadar Şam yönetimi zayıflamış olsa da Kürt halkına yönelik politikası değişmemiştir. Her gün yüzlerce insanın hayatını kaybettiği bu ülkede rejim meşruiyetini yitirmiştir. Biz Suriye krizinin çıktığı ilk günden bu yana kadar rejime yönelik politikamız nettir. Biz rejime alternatif kendi sistemimizi ve yönetimimizi kurduk. Zaten muhalefetin gereği de budur; eğer siz bir şeye karşı çıkıyorsanız, onun alternatifini de yaratmak zorundasınız. Fakat diğer taraftan Suriyeli diğer muhalif grupların hem ülkenin geneli ve hem de Kürt halkı için hiçbir projesi yok. Muhalefetle ilişkilerimiz var, ancak ittifak düzeyinde değil. Çünkü dediğim gibi ülkenin geleceğine dair projeleri yok. Bu yüzden biz üçüncü bir yol olarak ortaya çıktık; halkı esas aldık ve savunma stratejisini hayata geçirdik. Var olan savaşın bir tarafı asla olmayacağız. Her türlü şiddete karşıyız, fakat savaş Kürdistan’a sıçrarsa kendimizi koruma hakkına da sahibiz.

Nasıl bir değişim istiyorsunuz? Suriye’deki değişim bölgeyi nasıl etkileyecek?

 - 50 yılın faturası Suriye’de yaşayan halklara ağır şekilde mal oldu. Toplumsal sorunlar derinleşti, bu yüzden Suriye’deki tablo Ortadoğu’daki diğer ülkelerden daha özeldir. Suriye’de birçok kültür, etnik grup ve mezhep var. İşte 50 yıllık tek partili yönetim bu zenginlik karşısında bir denge kurmuştur. Zaten Kürt halkı bütün haklarından mahrum edildi. Bildiğiniz gibi yüzbinlerce Kürt, vatandaş olarak bile kabul edilmiyordu. Bu yüzden bizler Kürt hareketi olarak değişim için bir mücadele verdik. Suriye’de yaşanacak bir devrim, Ortadoğu’daki değişimin rengini değiştirecektir ve bütün bölgeye yayılacaktır. Yeni yönetimler ise artık üstten, merkezi değil, tabandan yukarıya doğru kurulmalı. Halkın istekleri ve iradesi esas alınmalı. Halk kendisi karar vermeli, geleceğini ve sistemini kendisi belirlemeli.

Komünler yönetiyor

Demokratik Özerlik Projesi sadece sizin partinizin projesi midir? Sizin de içinde yer aldığınız Yüksek Kürt Konseyi bu projeye nasıl bakıyor?

 - Projenin mimarı Toplumsal Demokratik Hareketi (TEV-DEM) ve ona bağlı olan diğer örgütlenmelerdir. TEV-DEM’in siyasi kolu olan partimiz PYD olarak biz de bu projeyi destekliyor, hayata geçirilmesi için mücadele veriyoruz. Bu mücadele de birkaç aydır başlamamış, biz hareket olarak 1,5 yıl önce bu projeyi hayata geçirmeye başladık, özerklik yolunda da Batı Kürdistan halkı yönetimlerini kuruyor. Batı Kürdistan’ın bütün kentlerinde meclisler kurduk. Her meclise bağlı 17 komite var. Köylerde ise köy komünleri var. Köylerin nüfusuna göre yönetimler seçildi. Güvenlikten ve toplumsal örgütlenmeye kadar bütün köyler bu komünler tarafından yönetiliyor.

Sözünü ettiğiniz şehir meclislerine bağlı 17 komitenin işlevi nedir?

 - Siyasi, kadın, gençlik, eğitim, hukuk, sağlık, güvenlik ve halk hizmetlerine bakan belli başlı komiteler var. Bu komitelerin temsilcileri şehir meclislerinde yer alıyor. Her komitenin bir çalışma alanı var ve bunlar aylık olarak toplantılarını yapıp faaliyetlerini değerlendiriyor. Örneğin; Kobanê, Efrin ve Cizire’de halk yönetimleri iş başındaysa, bu kazanım sözüne ettiğim komiteler sayesindedir. Sağlıktan, güvenliğe kadar halkın bütün ihtiyaçları komiteler tarafından karşılanıyor. Kısacası bu başarı ilan ettiğimiz Demokratik Özerlik projesinin sonucudur.

Şehir meclisleri şu anda kaç kentte var? Esad rejiminin hala hüküm sürdüğü kentlerde de var?

 - Bu meclisler başta Batı Kürdistan olmak üzere Kürtlerin yaşadığı bütün şehirlerde var. Örneğin Halep, Tiltemer ve Hesekê gibi kentlerde meclisler ve bunlara bağlı komiteler faal durumda. Hatta başkent Şam’ın Kürt mahallerinde de örgütlememiz var. Örneğin Kobanê, Efrin, Qamişlo, Tirbisiyê, Amûde ve Dêrikê gibi Kürdistan’ın kentlerinde ise halk tamamen kendi kendisini yönetiyor. Süreçle ve değişen dengelerle birlikte böylesine yerleşim birimlerinin sayısı da artıyor.

Özerklik projesini hayata geçirirken yaşadığınız en büyük engel neydi?

 - Bu yeni bir model, sadece Kürtler için değil, aynı zamanda bütün Ortadoğu’da da yeni bir yönetim şeklidir. İlk hayata geçiren de biziz. Aynı zamanda ilk kez halk devletsiz kendi kendini yönetiyor. Özellikle dikkat çekmek istiyorum; şimdiye kadar bütün yönetimler ve sistemler üstten alta doğru örgütleniyordu, fakat yönetimimiz alttan üste doğrudur. Bu aynı zamanda yeni bir hayat felsefesidir. Bunun için halkın eğitimine çok önem veriyoruz. Kurduğumuz akademilerde projemizi ve sözünü ettiğimiz bu yeni hayat felsefesini anlatıyoruz.

Nasıl bir savunma gücüne sahipsiniz? Adli olaylara nasıl müdahale ediyorsunuz?

 - Şu anda Batı Kürdistan’da ve Kürtlerin yaşadığı bölgelerde iki savunma örgütlenmemiz var. Birincisi; şehir meclislerine bağlı genel asayiştir. Bu gücün kontrol noktaları var, yerleşim birimlerinin güvenliğini sağlıyor. Köylerde zaten nöbetçiler var ve köylerde de bir sorun çıktığı bu genel asayiş oraya müdahale ediyor. Yine biz parti olarak da güvenliğin sağlanmasında katkılarımız oluyor. Asayişin düzenli bir güvenlik gücüne geçmesi için de eğitimler sürüyor. Bir cinayet ve herhangi başka bir suç işlendiğinde asayişe bağlı güçler devreye giriyor. Soruşturma başlatıyor ve suçların peşine düşüyor. Ortada bir suçlu varsa onu mahkemeye çıkartıyor. Bu sistem bütün yerlerde hayata geçirildi. Diğer bir savunma gücü de YPG’dir.

Yeni yönetim şekli halk arasında nasıl karşılanıyor?

Projeyi ilk hayata geçirdiğimizde sorunlar yaşadığımız söyleyebilirim. Özellikle de seçimler konusunda. Demokratik Özerkliğin bir gereği olarak herkesin seçilme işbaşına gelmesi gerekiyordu. Örneğin bir köy komünün seçilmesi için o köye sandık kurup seçimler yapıyoruz. Altını çiziyorum; böyle seçimler ilk kez oluyor ve bu yüzden zorluklar yaşadık.

Şam rejimine bağlı okullarda eğitim sürüyor mu? Öğretmenler ile devlet dairelerinde görev yapan Arap kökenli memurlar ne olacak?

 - Bu konudaki politikamız şudur; Arap olsun veya diğer etnik gruplardan olsun fark etmez, bütün memurların aynı kurumlarda kalmasını istiyoruz. Bunlara “Daha önce Esad rejimine hizmet ettiniz fakat bundan sonra da halka hizmet etmek istiyorsanız kalabilirsiniz” diyoruz. Geçen yaz tatilinde okulları kapatmadık ve burada eğitimler sürdük. Daha önce Şam yönetimiyle yaptığımız anlaşmada ilköğretim okullarında örneğin Arapça, matematik ve diğer derslerin yanında Kürtçe’nin de bir ders olmasını istemiştik. Fakat Esad yönetimi bu talebimiz kabul etmedi ve okulları kapattı. Bizim bu konuda kesin bir kararımız var; Eğer bu okullar açılacaksa Kürtçe dersler muhakkak olmalı ya da açılmamalı.

Çok eşliliğe karşı yaptırım

Bir ayrıntıyı öğrenmek istiyorum. Birden fazla eşliler aday olup komitelerde yer alabiliyor mu?

 - Biz de iki eşlilik ve zihniyetine karşıyız. Daha önce de birden fazla evliliğe karşıydık. Fakat toplumdaki bu anlayış sürüyordu. Şimdi ise durum farklı, bu konuda kesin bir yaklaşım içerisindeyiz. İkinci eş getiren üyelerin meclis üyelikleri donduruluyor ve görevleri elinden alıyor. Kadın mücadelesi devrimimiz ve ulusal mücadelemizin merkezinde yer alıyor. Aynı şekilde Kürt sorunu ve ulusal sorunlarımızın çözüm merkezine de kadın mücadelesini koymuşuz. Aşağıdan yukarıya doğru bütün mercilerde yüzde 40 kadın kotasını uyguluyoruz. Hatta kadın örgütlenmesinin güçlü olduğu yerlerde yüzde 40 kotasının aşılması durumda buna da imkan veriyoruz. Örneğin Qamişlo ve Kobanê’deki meclislerimizin başkanı kadın arkadaşlar. Ayrıca eşbaşkanlık sistemiyle zaten bir erkek ve bir kadın uygulamasını hayata geçiriyoruz. Başından bugüne kadar kadın Batı Kürdistan’da devrimin öncüsüdür. Hem siyasette, hem örgütlenmede ve hem de serhildanlarda kadınlar önemli bir role sahiptir. Anneler şehit düşen çocuklarını zılgıtlarla toprağa veriyor. Bakınız; Batı Kürdistan’da kadın iki mücadele veriyor. Kürt halkının özgürlüğü ve hem de kadın haklarının korunması, yeni anayasada garanti altına alınması için çalışıyor.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

 - Hangi parça olursa olsun fark etmez ulusal sorunumuz aynıdır. Batı Kürdistan’ın durumu zaten ulusal bir sorundur ve Kürdistan’ın bütününü bağlıyor. Özellikle de bize saldırı konusunda, örneğin Türkiye’den gelecek bir müdahale durumunda bütün Kürt halkı buna karşı mücadele etmeli. Aynı şekilde bize yönelik alınacak siyasi bir kararda da bütün Kürtler bizimle olmalı, böyle bir durumda bütün siyasi ve diplomasi gücünü devreye koymalı. Kürt kadınlarının mücadelesi için de şunları söylemek isterim: Kadına yönelik şiddet, ‘namus’ adıyla işlenen kadın cinayetleri hala sürüyor. Buna karşı örgütlülüğümüzü güçlendirilmeliyiz. Şu ana kadar Kürdistan’ın bütün siyasi güçleri bir araya gelemezken, bütün parçalardaki kadınlar iki kez bir araya geldi. Amed ve Hewler’de gerçekleşen kadın kongreleri çok önemliydi, hem kadın açısından hem de ulusal bazda. Kadın hareketimizin bu düzeye oluşması ve Kürt kadının bu özgürlük düzeyine ulaşması Öcalan’ın çabaları sayesinde gerçekleşti. Bu yüzden Öcalan’ın özgürlüğü ve ona uygulanan tecridin kalkması için mücadelemizi sürdürmeliyiz.
 
İlaç problemi büyük sıkıntı

Yönetimlerine el koyduğunuz şehirlerde elektrik, su, sağlık ve eğitim hizmetleri nasıl veriliyor?

  - Her ne kadar büyük çatışmalar olmazsa da savaşın etkisini ciddi şekilde Kürdistan’da da hissetmek mümkün. Aynı şekilde can kaybı da oluyor. Günlük olarak Halep ve Efrin’de şehit veriyoruz. Şehirler arasında bağlantılar kesilmiş durumda. Her an, her yerde bir patlama meydana gelebiliyor. Halkın ihtiyaçlarında karşılamada ciddi zorluklarımız var. En büyük sıkıntımız ise ilaç yokluğu. Birçok hastane artık vatandaşın ihtiyaçlarına cevap veremeyecek durumda. Kendi imkanlarımızla bazı hastaneler kurduk. Hatta doktorları örgütleyerek halkın sağlık sorunlarını gidermeye başladık. Savaşın büyümesi ve şehirler arasında bütün bağlantıların kesilmesi halinde devreye girecek hastane projelerimiz de var. Fakat bunun için dıştan yardım gönderilmesi gerekiyor. Çünkü bütün sağlık malzemelerini Suriye’de karşılayamıyoruz. Özellikle savaşın etkilerinden dolayı Kobanê ve Efrin’de elektrik ile su sıkıntısı var. Ancak kendi örgütlenmemiz çerçevesinde komiteler kurarak, bu ihtiyaçları karşılamaya çalışıyoruz. Onlarca komite, halka hizmet gönderiyor. Örneğin lojistik komitesi gıda fiyatlarının artmaması için denetimler yapıyor. Boşluktan yararlanıp fiyatları artırmak isteyenler olabilir. Örneğin Dêrik’ten Kobanê’ye gaz götürdük ve orada büyük bir ihtiyacı karşılamayı başardık. Halkın bu düzeyde örgütlenmesini kurması ve kendi iradesiyle kendisini yönetmesi sonucu Suriye’nin genelinde yaşanan kaosun Kürdistan’a ulaşması engellendi.

Asya Abdullah kimdir?

Mamoste Osman, Bavê Cûdî ve Ehmed Huseyin, Suriye zindanlarında işkencelerde katledilen PYD’li yöneticilerinden sadece birkaçı. 2004 yılında Efrin’de gözaltına alınan Naziye Ehmed Keçel’den ise yıllardır haber alınamıyor. 41 yaşında olan Asya Abdullah, bir yıldan öncesine kadar Baas rejiminin baskı ve şiddeti nedeniyle uzun bir süre gizlenerek hayatta kalabilmiş kadın aktivistlerden.

Asya Abdullah, Rojava Kürdistan’da yıllardır aktif şekilde Kürt hareketinin içinde. Geçtiğimiz haziran ayında 5. kongresini yapan Demokratik Birlik Partisi’nde (PYD) Salih Müslüm ile eşbaşkanlığa seçilen Asya Abdullah, Qamişlo yakınlarındaki Hesiçe vilayetine bağlı Dêrîka Hemko ilçesinden.

Perwer Yaş –Özgür Gündem


Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.