RedHack: Mücadelemiz Sadece Kodlarla Değil, Aranızdayız
Röportajlar / 10 Ekim 2012 Çarşamba Saat 06:51
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sanal ortamdaki siyasi karakterli eylemleri ile sık sık gündeme gelen aktivist grup RedHack, “sadece kodlarla mücadele etmek hareketin özüne aykırıdır”

Sanal ortamdaki siyasi karakterli eylemleri ile sık sık gündeme gelen aktivist grup RedHack, “sadece kodlarla mücadele etmek hareketin özüne aykırıdır” diyerek, mümkün olduğunca reeldeki eylemlere de katıldıklarını belirtti. ANF’ye konuşan RedHack ellerindeki belgelerin büyük bir kısmını yayınlamadıklarını söylerken, kamu kurumlarının siber saldırılara karşı korunaksız olduğuna dikkat çekti. Herhangi bir örgüt veya devletle direkt ya da dolayı bir bağlantılarının olmadığını belirten grup, haklarında istenen ağır cezalara rağmen “korkmaya hakkımız yok” diyor.

RedHack ya da Kızıl Hackerlar, son zamanlarda kendilerinden çok bahsettirdi. Resmi kurumlara yönelik siyasi eylemleri, polis, ordu ve Dışişleri Bakanlığı’nın sistemlerine sızma yapması ve AKP hükümetinin baskıcı politikalarını protesto için ele geçirdiği gizli belgeleri yayınlaması ile dikkatleri üzerine çekti. Kısa bir süre önce Emniyet, İçişler Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı ve Türk Hava Yolları’nın sitelerine de erişimi engelledi.

Mart 2012’de 17 genç RedHack üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındı, bunlardan 7’si tutuklandı, diğerleri ilk duruşmada bırakıldı. Ancak soruşturmasını tamamlayan Ankara Başsavcıvekilliği, iddianamede grup hakkında 8.5 yıldan 24 yıla varan hapis cezaları istiyor. Savcı Mustafa Başer’in iddianamesi 8 Ekim günü Terörle Mücadele Yasası (TMK) kapsamında kurulan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

RedHack, tutuklananların kendileriyle ilgisinin olmadığını bildirerek, serbest bırakılmaları için misilleme eylemlerinde bulunmuştu. 1997 yılında kurulan grup, uygulanan sansüre rağmen kendisinden söz ettirmeye devam ediyor. Peki ABD’nin kınadığı, Türkiye’nin İnterpol’e götürdüğü bu aktivitler kimlerden oluşuyor, kendilerini nasıl tanımlıyorlar, nasıl örgütleniyorlar, bir hiyerarşileri var mı, hedefleri neler, nasıl korunuyorlar ve devlet kurumlarına yönelik saldırılarında neleri keşfettiler?

REDHACK, MARKSİST/LENİNİST BİR HAREKET

Grubun “@R3dH4ck1” rumuzlu üyesi ANF’ye konuştu:

RedHack’ı nasıl tanımlıyorsunuz? Bir hiyerarşisi var mı? Temel ilkeleri nelerdir? Kimler üye olabilir, kimler olamaz?

RedHack 1997’den bu yana aktif eylemleri ve örgütlenmesi ile Marksist / Leninist bir harekettir ve 1848 Komünist Manifesto’da kullanılan Sosyalist / Komünist tanımları esas alır.

Yoldaşlık bağıyla bağlı ve devrimci ahlakıyla tanımlı bir harekette buna hiyerarşi demek doğru olmaz ama kuruluşundan bu yana eylem ve propaganda tarzını belirlemekle kalmayıp aktif olarak gerçekleştiren bir çekirdek kadro var elbette. Bu çekirdek kadroya Merkez Komite demek belki daha doğru olacaktır çünkü hiyerarşik ayrımlar böyle devrimci bir harekette ancak saygı ile şekillenebilir. Başka türlü bir hiyerarşi söz konusu değildir.

Temel ilkeleri ise şu şekilde özetlemek mümkündür: Irk, Dil, Din, Cins, Yönelim gibi Faşizan yaklaşım ve ayrımlara karşıdır. Yaşadığı coğrafyada tüm bunların var olması ve mevcut devlet / hükümet söylem ve uygulamalarında bu evrensel suçları işleyenlerin çokluğu mücadelenin sadece sınıf mücadelesiyle sınırlı kalmaması gerektiğinin de en önemli göstergesidir.

RedHack mücadelesinin bir diğer ana ekseni ise Emperyalizm ve onun işbirlikçileri üzerinden oynanan kirli oyunlara karşı durmaktır. Özellikle Emperyalizm/ Egemen güçler diye tanımladığımız unsurların dünya üzerinde yaptıkları zulüm, savaş ve haksızlıkların sadece Türkiye boyutuyla değil tümüyle ilgiliyiz.

Redhack çatısı altındaki hiç kimsenin bilgi, beceri ve donanımlarını kişisel çıkarları adına ve devrimci ahlakıyla bağdaşmayan şeyler için kullanmasına sessiz kalmayız.

Üye olmak gibi bir kavramı hiç kullanmadı RedHack. Dünya üzerinde yapılan bir haksızlık, zulüm, baskı veya ayrımcılık karşısında kaşlarını çatan, yumruğunu sıkan herkesi yoldaşı sayar.

RedHack’te; Faşiste, gericiye, yobaza, kendini devrimci olarak tanımlayıp aslında devrim karşıtı bir pratiğe sahip olana ve yukarıda saydığımız ayrımlara sahip olanlara yer yok.

RedHack: Geçmişte devrimci hareketin bölünmüşlüğünü yaşamıyor. Fikir ayrılıklarıyla birbirinden uzaklaşmış / uzaklaştırılmış ama özünde sınıf mücadelesi veren tüm fraksiyonları kardeşi sayar.

Eylemlerinizin siyasi karakterli olduğu görülüyor. Hedeflerinizi neye göre belirliyorsunuz?

Evet, eylemlerimiz ve söylemlerimiz tamamen siyasi karakterli. Çünkü siyaset bizler için “demokrasi“ diye tanımlanan; gerek özünde gerekse Türkiye’de uygulanan haliyle halka hizmet etmeyen tüm yapıyı karşısına almak ve insan onuruna yakışır bir yaşamı mümkün kılmak demek. Yani siyaset bizim yaşamımız.

Hedeflerimizi ve propaganda yoğunluğumuzu ise gerek halk vicdanını yaralayan uygulamaları yaratan kurumlar (ki bu çoğunlukla devletler ve hükümetler oluyor ) ; gerekse yukarıda da saydığımız egemen güçlerin bugüne değin aralıksız süren uygulamaları belirliyor aslında.

YA TÜRKİYE’NİN NÜKLEER REAKTÖRÜ OLSAYDI?

Dışarıdan böyle kale gibi görünen devletin en “korunaklı” sayılan kurumlarının sistemlerine sızdığınızda neyle karşılaştınız? Kısaca, bu korku duvarının arkasında ne gördünüz? Ne kadar korunuyor?

İşin doğrusu RedHack tüm sistemlerin delinebileceğini ve açıklarının bulunabileceğini bilecek kadar uzun süredir mücadele ediyor.

Pek çok eylemde görünen o ki; kamu kurumlarının siber saldırılara karşı korunaksız ve yetersiz kişilerce yürütülen bir bilgi-işlem yapısı var. Sırf bu tespitler için bile bizlere teşekkür etmeleri gerekir aslında…

Kamu Güvenliği Müsteşarlığının başında bir Amerikalı kadın siber – güvenlikçinin görevlendirilmiş olması da ülkenin nasıl ABD’nin kucağında olduğunu; Hükümetin bu emperyalist güçlerle nasıl aktif işbirliği yaptığını gösteren bir başka örnek. Suriye konusundaki politikalarını söylemeye gerek bile yok.

Korku tamamen bir manipülasyon aracıdır ve tüm kapitalist devletler terör, salgın hastalık, doğal afet gibi gerekçelerle daha çok silah, kışkırtılmış bir milliyetçilik ve sinmişlik sağlar.

Türkiye hiçbir zaman istisna olmayı denemedi. Tüm inkar, asimilasyon, faşizan politikaların temelinde ötekileştirme ve korku imparatorluğu yaratma çabaları var.

RedHack ısrarla şunu söyledi; Bir avuç sosyalist bunu başarabiliyorsa başka ülkelerin gizli servisleri nelere ulaşmıyordur? Neyse ki ülkenin İran Fordov Nükleer Reaktörü gibi bir reaktörü yok…

KORKMAYA HAKKIMIZ YOK

Türkiye’de tıpkı diğer sol ve Kürt muhalifler gibi, devlet sitelerini hedef alan hackerler da “terörizmle” suçlanarak, ağır cezalara konu olabiliyor. Nitekim hakkınızda yürütülen soruşturmada da savcılık eylemlerinizi “terör kapsamında” değerlendirdi. Bu sizi ürkütmüyor mu? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu beklenmedik bir şey mi sizce? Bizim inandığımız şey şudur: ehlileştirilmiş, sindirilmiş tüm canlılar sahibine hizmet eder ve bizim sahibimiz yok. Nasıl ki direkt yada dolaylı herhangi bir örgüt, servis, devlet bağlantımız yoksa. Aslolan halk ve onun mücadele ruhudur çünkü.

Dünya genelinde tutuklu 49.000 terör hükümlüsünün 27.000’i Türkiye’deyken bu ülkenin terör ve terörist tanımlarının ne denli sorunlu olduğu ortaya çıkmıyor mu? 80 yaşındaki Siti Ana’nın terör örgütü lideri olması hem Kürt halkının zeka ve mücadelesine hakarettir; hem de yüzbinlerce terör mağdurunun, faili meçhullerin bulunmayacağının işaretidir.

Korkmuyor muyuz? “Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü“ demiş ya Nazım, sırf 17 yaşında olduğu için yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren korkmamışken bizim buna hakkımız olabilir mi?

“Ve ben 24 yaşında varlığımı bu ülkeye armağan ediyorum” diyen Deniz’ler bizim öncüllerimizken buna hakkımız olabilir mi?

Ama diğer yandan Ramsar sözleşmesine imza atan bir ülkenin sözleşme hükümleriyle korunan Sinop bölgesinde nükleer tesis yapıyor olması da ülkedeki hukuk ve adalet anlayışının özeti gibi.

Bunca yıldır hapislerde çürütülen aydın, demokrat, gazeteci ve öğrencilerin henüz iddianameleri bile yokken ve İnsan hakları ihlallerinde hep ilk 3 sıra içinde olmayı başarmış bir ülkede tecavüzcüler elini kolunu sallayarak dolaşabilirken hangi adalet?

Evinin önünde Sünniler ve onların davulcuları tarafından taciz edilmiş Alevi aile için istenilen cezaları Avrupa’da istemek bile bir bürokratın kariyerini bitirmez mi?

Alevi olduğu için cenaze törenini onun inancına göre değil de egemen mezhep usullerince yapılması nasıl kabul edilebilir?

Siz Avrupa’nın göbeğinde bir Katolik’i Protestan kilisesinde yapacağınız törenle defnedebilir misiniz? Ama bu ülkede hemen her gün oluyor bu insan hakkı ihlalleri.

Halkın çoğunluğu gibi bizim de bu ülkede Adalete olan inancımız çok uzun zaman önce kayboldu. Bizi silahlı terör örgütü olarak nitelendirenleri anlamak mümkün değil. Son derece kısıtlı bütçelerle yaşayan bizler için silah yakıştırması yapanlara söz veriyoruz: paraya kıyıp su tabancası alacağız.

Biz gücümüzü halk desteğinden alıyoruz. Hesabımızı kapattıklarında 40.000 takipçili bir hesaptı. Şimdiki ana hesap @TheRedHack 50.000‘e yakın takipçiye sahip (İngilizce ana hesap @Redhack_EN ve destek hesaplardaki takipçiler hariç ).

Yumurtayı her gün 2 dakika kaynatıp bu kez omlet elde etmeye çalışmaları çok garip değil mi?

DEVLET SANAL SUÇLU YARATIYOR

Rejimin sanal aktivistlerle mücadelesi ve muhalif sitelere yönelik saldırılarda izlediği yöntemler konusunda neler söyleyebilirsiniz: Nasıl bir örgütlenme var, nereden yönetiliyor?

Sürekli kokteyller seminerler düzenleyip, plaketler ve ödüller veriyorlar. Mücadeleyi şöyle güçlü, böyle farklı gerçekleştireceğiz deyip duruyorlar. Geçen Nisan ayında BTK (Bilgi Teknolojileri Kurumu ) ‘ya verilen “Güvenli İnternet Ödülü” RedHack tarafından Mayıs ayında geri alınmıştı hatırlarsanız. Devlet desteğiyle başka ülkelere operasyon düzenleyen hacker grupları, İslamic hackerlar hep baş tacı edilip; devlete yakın durmayı kendine şiar edinenlerin yüzlerini saklamaya gerek dahi görmeden ekrana çıkabildiği bir ülkede gelir eşitsizliği, sınıf mücadesi, faşizm diye haykıranların cezalandırılmaya çalışılması çok doğal.

Devrimci demokratların kişisel bilgilerini açıklamaya kadar vardırdılar, baskıları ama bu baskılar karşısında sessiz kalmayacağımızı duyurduk. Sonrası gelmedi. Bazı evrakların yayınlanması RedHack adına tutuklu 7 kişiden 4 ‘ünün salıverilmesini beraberinde getirdi.

Bu kavram çoğu kişiye tuhaf gelebilir ama bu ülkede bir ‘illegalite’den bahis geçmesi gerekiyorsa bunun en çok ‘Devlet illegalitesi’ olduğunun altını çizmek gerekiyor.Yine aynı şekilde kültürel haklar talep eden kocaman ve ayrılmaz bir kavim olan kardeş Kürt Kavminin aydınlarını bugün çok da masum ve kanıksanmış bir şey gibi sunanlar ; Faili meçhul 17.000 insanı açıklayamayanlar ; Derin Devlet diye Trafik Canavarı gibi sanal bir suçlu yaratan devletin kendisidir.

Aynı illegal mücadeleleri, yargılamaları, infazları reel ya da sanal ayrımı gözetmeksizin sürdürüyorlar.

YAKALANDIĞIMIZDA DA BAŞIMIZ DİK OLACAK

Polis, üyelerinizi tespit etmek için ne tür yöntemlere başvuruyor? Grubunuza sızma girişimleri oluyor mu mesela… polisin sanaldaki faaliyetlerini nasıl fark ediyorsunuz?

Polis, İstihbarat, Devletçi / İslamcı hackerların hepsinin yani bir anlamda ülke güvenliğinin gizli gündemi REDHACK desek çok da abartmış olmayız. Sahte hesaplar üzerinden RedHack destek eylemleri yapıyorlar sızabilmek için örneğin. En keyiflisi de o oluyor… Kullanıldıklarıyla kalıyorlar. Bazı yöntemleri açıklamak çok da faydalı bir şey olmayabilir… Ama kendi içinde devrimci pratikle örtüşmeyen hareket ve söylemlere bunca hassaslaşmış bir grup olarak bunu fark etmemek zekamıza hakarettir.

Öte yandan şöyle bir söylemimiz de hiç olmadı: “Bizi yakalayamazlar”…Bizi yakalayabilirler ama bizi yakalamaları devrimci fikirleri hapsetmeye yetmeyecektir önce bunu kabullenmeliler.

Ve yakalandığımız gün başımızın nasıl dik olduğunu; madem şu kısacık ömrü yaşıyoruz dilediğimizce yaşarız ve illa ki onurluca dediğimizi göreceklerdir.

ANONYMOUS İLE ÇOK NET AYRIMLARIMIZ VAR

Küresel sanal aktivist grup Anonymous ile de ortak eylemleriniz oldu. Ancak Anonymous ismi ile muhalif sitelere saldıran gruplar da var. Amaçları ve hedefleri açısından RedHack ve Anonymous nerede başlar nerede biter?

Anonymous’un yapılanması ile ilgili bir durum o. Nihayetinde tek bir başlık altında tanımlamak mümkün değil Anonymous’u. Aynı şekilde bizim adımızı kullanarak devrimci demokrat sanıp kendi gruplarının sitelerini hackleyenler bile oldu. Anonymous ile Redhack zaman zaman ortak eylemler ve destek eylemleri yapmıştır.

Ama nihayetinde birbirinden tamamen bağımsız bir oluşumla adlandırılan bir grubun “Biz Sosyalist / Komünist bir hareketiz” diyen bir grupla çok net ayrımları var. Rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Anonymous’un Redhack’e bakışı diğer gruplardan çok farklıdır. Anonymous’taki dostlarımız bizlerin siyasi ve evrensel bir mücadele verdiğimizi biliyorlar. Bu kadar net ayrımı olan ve saygı uyandırmış bir başka harekete her gün denk gelmediklerini kendileri söylüyorlar zaten.

SEVE SEVE İŞBİRLİĞİ YAPARIZ

Örnek verecek olursak Pedofili ile mücadele eden herkesle seve seve işbirliği yapabiliriz. İfade özgürlüğü için, tecavüz için yapılan eylemlerde olacağı gibi.

Aslında Anonymous özelinde genele ilişkin mesajımız şudur: insan onuruna yakışmayan uygulamalarda işbirliği her zaman söz konusu olur bizler için.

Anonymous ismini kullanıp kendini Türkiye‘deki Anonymous söz hakkını kullanmaya layık göstermeye çalışanların onursuz eylem ve söylemleri birkaç saat geçmeden Anonymous tarafından kınandı.

Anonymous‘un açıkça destek verdiği yegane hareket Redhack ‘in sosyalist / komünist hareketidir çünkü kapsamı son derece net, ilkeleri evrensel ve adanmışlık içerir.

Bugün Anonymous adıyla yazıp çizen ve Redhack’ten dışlanmış kişiler Anonymous adına konuşmaya kalktığında aynı saat içerisinde yalanlama ve kınamalar geldi.

Redhack bizim kardeşimiz, dava arkadaşımız ve güvendiğimiz tek oluşumdur diye ana hesaplardan mesajlar yayınladılar. Bu mücadele birilerinin kendisine kişisel çıkar sağlayacağı bir mücadele değildir ve olmayacaktır.

Suavi Ağabey‘in bizler için yaptığı çalışmada seslendirdiği gibi : “sanat kadar estetik , devrim kadar saygın olalım yeter dedik“. Dinlemediyseniz tavsiye ederiz Suavi RedHack videoları ile dolu her yer…

Bu kişi ve grupların gözden kaçırdığı çok önemli bir detay var, ki; bizleri tanımlarken insanların bizi layık görmelerini en çok istediğimiz detaydır o: Onur.

Bizi zor duruma düşüreceklerini zannedip eylemleriyle zarar vermeye çalıştıkları devrimci demokratların ilk sözleri : “Mümkün değil Redhack böyle bir eylem yapmaz“ oldu zaten.

Bunu o insanların ağızlarından duymak tabii ki bizler hakkında oluşan algıyı özetler diye düşünüyoruz.

ABD’NİN KINADIĞI GRUP OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ

Muhalif medya gibi siz de sansüre uğradınız ve Twitter hesabınız bile bir ara kapatıldı. Bu sansür, teknolojinin geldiği düzey ve sizin tecrübeleriniz dikkate alındığında, ne kadar “engelleyici” olabiliyor?

Doğrusu şunu hiç söylemedik : “Dünya üzerinde egemen güçlerin kontrol altında tutmadığı özgür ifade platformları vardır ve twitter bunlardan biridir”. Jeremy Hammond davası gibi kimi davalarda uzun süre direnmeye çalıştılar ama pes ettiler. Hesabımızın kapatılması tam da Dışişleri Bakanlığı’nın hacklenmesiyle çıkan ajan bilgilerinden emin olmalarının hemen sonrasına denk geliyor.

Biz Türk dışişlerini hackledik dediğimizde bir dolu yalanlama gelmesini bekliyorduk. Gelen açıklama sadece bir iş başvuru modülüdür başkaca bir şey yoktur şeklindeydi. Oysa bizim elimizde 1940’lardan başlayan bir döküm, yazışma, analiz ve anlaşma metni yığını vardı.

O yıllarda iddia olunan Nazi yapılanmalarının belgesi dahi vardı Redhack’te…

Ajanların kimliklerinden örnekler yayınladığımızda işler karıştı zaten. Derhal hesabımız kapatıldı ve ardından kınama geldi.

ABD resmi yollardan bizi kınıyordu. Gülsek mi, kahkaha mı atsak bilemedik. Bizler kimilerince Vatan haini, Teröristtik ama ülkemizdeki ajanları açıklıyorduk. Ajanlar işini yapıyordu ama bizim gibi teröristler hala vatan hainliği peşindeydi.

Dışişleri gerçek bir kirli çıkın ve yazışmalardan sürekli yeni ve kabul edilemez şeyler çıkıyor.2010 yılında El-kaide militanlarına aracı olanların yazışmaları çıktı örneğin.

Diyarbakırlı bir genç ailesi tarafından dil öğrenimi için Kanada’ya gönderiliyor. Ama bu genç dışişleri bağlantılı olarak El-Kaide ve Taliban destekli operasyonlarda mücahit oluyor. 2010 yılında bir NATO operasyonunda can veriyor ve aile oğullarının öldüğünü El-kaide yazışmaları sayesinde öğreniyor.

Halk da Redhack sayesinde haberdar oluyor. Bu belgeleri ve yazışmaları açıkladık. Bundan büyük terörist faaliyet olur mu ?

Diğer yandan Türkiye NATO’ya Afganistan için asker de veriyor. Dövüşenler aynı ülkenin çocukları oysa. Bu tuhaf oyunun ortaya çıkması son derece rahatsız edici tabii.

ABD’nin son 40 yılda El-Kaide dışında kınadığı tek grup olmaktan da gurur duyuyoruz. El-Kaide’yi kendileri yarattığı içinse: Bir onlardan bir bizden diyoruz…

BELGELERİN CİDDİ BİR KISMI YAYINLANMADI

Dışişleri Bakanlığı, polis teşkilatı ve askeri sitelere saldırılarınızda ele geçirdiğiniz belgeler arasında yayınlamadıklarınız var mı? Varsa, bunlar “hassas” sayılabilecek ne tür bilgiler içeriyor?

Bu belgelerin ciddi bir kısmı yayınlanmadı zaten. Amaç ülke güvenliğini tehlikeye düşürmek, farklı gerici gruplara fırsat yaratmak değildi. Amaç devrimci hareketin gücünü gösterip haksız ve baskıcı uygulamalarda geri adım attırabilmekti.

Polis ihbarları arasında ülkenin başkentinin belediye başkanının oğlu ile ilgili çok ciddi iddialar yer alıyordu örneğin. Bunu yayınlamayı istemedik çünkü bunlar aslı olan/ olmayan ihbarlardı.Gerçi notumuzu aldık kenara ama üzerine gidilmediğini ve gidilmeyeceğini – en azından bu dönem – çok net biliyoruz.İhbarın gerçekliğinden emin olsaydık tereddütsüz yayınlardık ama emin olmadan kara propaganda ve dezenformasyon devrimci ahlakına yakışır bir tutum olmazdı.

MASUM İNSANLARI GÖZALTINA ALDILAR

Redhack’i yakaladık diye evinde bilgisayarı olmayan, bilgisayar dersinden sınıfta kalmış masum insanları gözaltına aldılar, tutukladılar. Bu da onların ahlakı tabii.

Redhack sanal bir hareket değildir ayrıca. Hack becerisi dünyanın “en” leri arasında olduğu için öyle bir algı var elbette ama bizim mücadelemiz hack mücadelesiyle sınırlı olamayacak kadar önemli bir mücadele.

SADECE KODLARLA MÜCADELE ETMİYORUZ

Avantajımız aynı durakta otobüs, metro seferi beklesek sizlerin bizleri tanımayacak olması. Bizler mümkün olduğunca her eyleme reelde de katılıyoruz.

30 yıldır devletten evladının kemiklerini isteyen annelerin hala tartaklandığı, sürüklendiği, turistlere kötü görünüyor denilerek joplandığı bir ülkede sadece kodlarla mücadele etmek hareketin özüne aykırı zaten.

MEDENİYETİ BULMAK İÇİN 500 MİLYAR DOLAR BORÇLANAN BİR HÜKÜMET VAR

Belgeleri yayınlarken nelere dikkat ediyorsunuz: belgelere konu olanlar bakımından, kişi özgürlüğü ve güvenliği konusunda hangi kriterleri esas alıyorsunuz?

Belge yayınlama ve ayıklamanın temel ayracı şu: devrim ideali ile paralel mi, farklı grupların eline koz verir mi, halkın yararına ve bilgi edinme hakkına hizmet eder mi, bundan bireyler zarar görür mü?

Sağlık Bakanlığı, TSK, MİT, Dışişleri, İçişleri, Aile, Tarım ve Hayvancılık ve diğer eylemlerde yayınladığımız belgelerde bunun aksi bir tutum göremezsiniz.

Dış basında çok yer bulmamış olabilir belki; Pamukova’da 43 kişinin ölümüne neden olan eski teknoloji trenden HızlıTren projesi üretmeye çalışanların Fransa ile dünya dışı medeniyetler arama projesinde işbirliği yaptıklarını ve maddi desteklerini gösterir belgeyi ele geçirdiğinizde dayanamıyorsunuz…

Amerika dünya dışı medeniyetler bulmak için 25 milyar $ harcıyor ama biz ülkemizdeki medeniyeti bulmak için 500 milyar $ borçlanan bir hükümete sahibiz… 

Maxime Azadi-ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.