29 Eylül 2012 Basın Bültenleri
Basın Bültenleri / 29 Eylül 2012 Cumartesi Saat 08:50
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Geçmiş hükümetler döneminde koruculuk kadrosunun azaltılması amacıyla okullarda sözleşmeli hademe olarak görevlendirilen eski korucular şimdi operasyonlara çağrıldı.

Di teqîna Geverê de 2 kesan jiyana xwe ji dest dan - Dîha

 

Hate zanîn ku di teqîna li navçeya Geverê ya Colemêrgê de 2 kesan jiyana xwe ji dest dan. Welatiyên li herêma teqînê çavdêriyên xwe vegotin.

 

Hate hînbûn ku şevê din saet di 01.00'an de li taxa Ormanê ya naçveya Geverê ya Colemêrgê teqînekî sedema wê neyê zanî pêk hat û di teqînê de 2 kesan jiyana xwe ji dest da. Welatiyên taxa Ormanê serê sibê rastî perçeyên cenazeyan kesên di teqînê de jiyana xwe ji dest da hatin û şoq bûn. Nasnameya kesên jiyana xwe ji dest dan nayê zanîn. Piştî teqînê polîsan li cihê bûyerê lêkolîn pêk anî û perçeyên cenazeyan birin nexweşxaneyê. Serê sibê welatî jî çûn cihê bûyerê û perçeyên cenazeyan komkirin. Ji ber teqînê li cihê bûyerê çaleke mezin çêbû.

 

'Polîs gelek keyfxweş bûn'

 

Jina bi navê Nezahat Geylanî ya ku mala wê nêzî herêma teqîn pêk hat, diyar kir ku şevê bi dengê teqîneke mezin hişyar bûn. Geylanî, anî ziman ku dema wan di paçeyê de berê xwe da derve tozekî mezin bilind dibû dîtin. Geylanî, da zanîn ku ew di heman demê de derketin derve û cihê teqînê weke dojehê bû. Geylanî, bilêv kir ku heya serê sibê perçeyên cenazeyan kom kirin û wiha got: "Li vî taxî hemû kes nerehet e. Polîs ji taxê dernakevin. Polîsên şevê din jî hatin tax ji ber keyfxweşiyê li ber listinê bûn. Em li vir perçeyên cenazeyan komdikirin, polîsên hike ji me dûr bi me dikeniyan. Ji ber ku dema kurd dimirin wisa dikin. Êşê nizanin."

 

 

Ji Girtîgeha Trabzonê qerîna gertiyekî: Alîkariya min bikin! - Dîha

 

Girtiyê nexweş Mutlak Tozun ku li Girtîgeha Tîpa E ya Trabzonê ye, bi nameyekê diyar kir ku bi nexweşiya pençeşêrê gewriyê ye û li gel nexweşiya wî hatiye teşhîskirin jî nayê dermankirin. Tozun ji raya giştî xwest ku bi hestewar tev bigerin.

 

Li girtîgehan girtiyên nexweş li gel rapor û teşhîsên nexweşiyên wan jî nayên dermankirin. Girtiyê nexweş Mutlak Tozun ku li Girtîgeha Tîpa E ya Trabzonê ye, bi nameyekê diyar kir ku bi nexweşiya penceşêra gewriyê ye û li gel nexweşiya wî hatiye teşhîskirin jî nayê dermankirin. Tozun, nameyek ji TUHAD-FED'ê re şand û alîkarî xwest. Tozun, anî ziman ku nêzî 20 salin girtî ye û wiha got: "Ji ber ku ez di binçavan de rastî îşkence û lêdana giran hatim gelek nexweşî û birîn bi min re çêbûn. Ji ber ku ez nehatim dermankirin birînên min giran bûn û bûne nexweşiyên giran. Ez niha hatime ber mirinê. Piştî ez hatim girtin nexweşiyên Sara, Panîk atak, ulsera mîdê, Gastrik, îltihap, xetimandina çavînê dil, îltîhaba roviyan û kansera gewriyê bi min re çêbûn. Çend çaran bi hewldana Parlementerê BDP'ê yê Agiriyê Halil Aksoy ez birim nexweşxaneyê. Doktoran piştî ez derman û tedawî kirim teşhîsa pençeşêra gewriyê danîn. Li gel rapora doktoran û teşhîsa pençeşêra gewriyê hatiye danîn jî cend salin ez nayêm dermankirn û nayêm berdan.

 

'Dema min derman dikin jî disa dişînin doşeka mirinê'

 

Tozun, da zanîn ku di 18'ê Hezîranê de ji Gitîgeha Tîpa T a Oltu ya Erziromê sirgûnî Girtîgeha Trabzonê kirin û wiha got: "Ez şandim cem hevalên nexweşên giran ên girtî. Piştî hewa germ bû serê min werimî. Her ji 2 hefteyan çarekê ta û kuxik min digire. Her ku ez zêde dikuxim xwîn ji qirika min tê. Hefteyek berê ez şandim nexweşxaneya dewletê ya Trabzonê. Tenê li cavê min nerîn û êşbirek û hebên antîbîyotîk ên Croxilex 1000 mg dan min. Lazim e ez di bin kontrolê de û bê navber bêm dermankirin."

 

'Hêza min a êşa rake tune'

 

Tozun, di dawiya nameya xwe de destnîşan kir ku êşên wî pir zorê li wî dikin û êdî nikare li hemberî van êşan di ber xwe bide. Tozun, bi lezgîn banga alîkariyê kir û xwest raya giştî li hemberî rewşa wî bi hestiyar tev bigere.

 

Aydın Erdem'in katilleri belli oldu! – Diha

 

Roj Hack Hacker grubu tarafından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne ait bilgisayardan sızdırılan bilgiler arasında Aydın Erdem ve Mahsun Karaoğlan ile ilgili "Gebertildi" sözünün kullanılmasına aileler tepki gösterdi. Aydın Erdem'in babası Mahmut Erdem, oğlunu öldüren 4 polisin ismini vererek, AİHM ve İHD üzerinden bütün hukuk yollarını deneyeceğini söyledi.

 

Roj Hack Hacker grubu, Lekolin.org adlı siteye gönderdiği açıklamada, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne ait bilgisayar sistemine sızarak, Dicle Üniversitesi öğrencilerini fişleme belgesine ulaştıklarını bildirdi. Dicle Üniversitesi'nde 2008-2011 yılları arasında öğrenim gören 43 bin 648 öğrencinin fişlendiğini ortaya çıkaran grup, fişlenen kişiler arasında katledilen Aydın Erdem ve Mahsun Karaoğlan'ın da bulunduğunu açıkladı. Grubun ele geçirdiği belgede, Karaoğlan ve Erdem'le ilgili "Gebertildi" ifadelerinin yer alması her 2 Kürt gencinin hedef gözetilerek katledildiğini doğrular nitelikte.

 

Katledilen Erdem'in babası Mahmut Erdem, oğlunun katillerinin Hakan İçöz, Vahit Özcan, Mehmet Tuncer ve Satılmış Biçak isimli polisler olduğunu ifade ederek, oğlunu öldüren polislere defalarca "Oğlumun herhangi bir suçu var mıydı?" diye sorduğunu ve her seferinde polislerin kendisine "Oğlunun sistemde herhangi bir suçu veya iddia edilen bir fişlenmesi yoktur" denildiğini söyledi. Oğlunun polisler tarafından katledildiğini defalarca mahkemelere belgeleri sunarak dile getirdiklerini söyleyen baba Erdem, "Devlet tarafından değil de PKK tarafından öldürüldüğü belgelendirildi. Devletin kirli yüzünü ortaya çıkarmak için ve katillerinin isimleri dahi belli iken bunu PKK'ye mal etmeye çalışmalarını boşa çıkarmak için hukuk mücadelemizi hep sürdürdük. Bundan sonra devletin böyle girişimlerde bulunmasını engellemek, suçunu halka ve PKK'ye yüklemesinin önüne geçmek için davamızın takipçisi olduk. Bugün ise katiller belli oldu. Devlet tarafından da vurulduğuna dair belgelendi. Paylaşılan belgelerle de bunları görüyoruz" dedi.

 

'Bu barbarca ölümün peşini bırakmayacağım'

 

Oğlunun kafatasında çıkan mermi ile polisin evinin lavabosunda bulunan merminin aynı olduğunu ifade eden baba Erdem, "Devlet oğlumun katillerini bile bile koruyarak, suç işledi. Kendini hukuk devleti olarak gören Türkiye devleti bu konuda hiçbir girişimde bulunmadı ve bizim başvurduğumuz bütün kapıları da yüzümüze kapattı. Ben bir baba olarak bu barbarca ölümün peşini bırakmayacağım" dedi.

 

Baba Erdem, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) ve İHD üzerinde bütün hukuk yollarını deneyeceğini belirterek, "Bu davanın peşini bırakmayacağım sonucunda ölüm dahi olsa oğlumun katillerini ortaya çıkaracağıma söz veriyorum" diye kaydetti.

 

Mersin'de 25 kişi tutuklandı - Diha

 

Mersin merkezli yürütülen operasyonda gözaltına alınan 38 kişiden aralarında BDP Mersin İl Eşbaşkanları, İHD Mersin Şube Başkanı'nın da bulunduğu 25 kişi, "KCK yöneticisi" ve "KCK üyesi olmak" iddialarıyla tutuklandı. Aralarında DİHA muhabiri Ferhat Arslan'ın da bulunduğu 13 kişi ise serbest bırakıldı.

 

Mersin Cumhuriyet Savcılığı'nın kararıyla 25 Eylül tarihinde Mersin başta olmak üzere Diyarbakır, Adana, Batman, Şırnak ve Dersim'de "KCK" adı altında gerçekleştirilen baskınlarda BDP binalarının yanı sıra birçok kurum ve eve baskın düzenlenmiş ve aralarında DİHA Mersin muhabiri Ferhat Arslan'ın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Mersin Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemleri biten 38 kişi Adana Adliyesi'ne getirildi. Adliye'de Özel Yetkili Savcıya ifade veren 38 kişiden DTK Delegesi Saadet Sürer ve BDP Mersin Eski İl Başkanı Cihan Yılmaz serbest bırakılırken, 36 kişi ise tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

 

Muhabirimiz serbest

 

Bugün sabah saatlerine kadar Adana 8 ve 9. Ağır Ceza mahkemelerinde süren ifade verme işleminden sonra DİHA Mersin muhabiri Ferhat Arslan, NAR-DER Yöneticisi Emine Kocadağ, BDP Kadın Meclisi Üyesi Perihan Kaya, BDP Akdeniz İlçe Başkanı Yardımcısı Sıtkı Aydemir, DTK Delegesi Nesrin Altay, BDP Mersin İl Yöneticisi Yılmaz Demir, GKM çalışanı Mehmet Ülger, BDP Genel Merkez çalışanı Yahya Figan, Radyo SES çalışanı Mahir Öğretmen, Akdeniz Belediyesi çalışanı Hüseyin Duran ve İŞTAR aktivisti Nihal Güzel serbest bırakıldı.

 

25 kişi tutuklandı

 

BDP PM Üyesi Hüseyin Şabuk, BDP Mersin İl Eşbaşkanları Aynur Aşan ve Musa Kulu, BDP İl Eşbaşkan Yardımcısı Abdullah Sayılgan, Eğitim Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Aynur Şahin, Eğitim Sen Yöneticisi Sinan Muşlu, Tüm Bel-Sen Üyesi Erdal Sarıkaya, Akdeniz Belediyesi Meclis Üyesi Faik Eroğlu, İHD Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, MKM çalışanları Seyhan Yıldırımlı ve Barış Arun, Akdeniz Belediyesi İŞTAR Kadın Merkezi Koordinatörü Gülhan Yağ, İŞTAR Basın Danışmanı Roza Yaruk, BDP İl Yöneticisi Adil Karabulut, Akdeniz Belediyesi çalışanı Ali Adsız ve Cüneyt Akkuş, YAKAY-DER yöneticisi Kadri Beştaş, Toroslar Belediye Meclis Üyesi Hüseyin Aral, Kurdi Der Mersin Şube Başkanı Selahattin Çam, Kürdi-Der yöneticisi Dilan İvrendi, KİBELA Kadın Derneği Başkanı Hediye Bakrak, BDP Üyesi Mehmet Bitkin, Fırat Dağıtım çalışanı Egit Bakırhan, BDP PM Üyesi ve Yerel Yönetimler Çalışanı Mustafa Gül, Eğitim Sen Mersin Şube Üyesi Mustafa Işık ise, "KCK yöneticisi olmak" ve "KCK üyesi olmak" iddiaları ile tutuklandı.

 

Tutuklamanın ardından kadınlar Adana Karataş Cezaevi'ne, erkekler ise Kürtçüler F Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

 

Antep KCK'de Kürt siyasetçilerine 257 yıl hapis cezası verildi - Diha

 

Antep 'KCK' adı altında düzenlenen baskınlarda gözaltına alınıp haklarında dava açılan 12'si tutuklu, 50 kişinin yargılandığı karar duruşmasında Kürt siyasetçilerine ceza yağdı. Yargılanan 50 Kürt siyasetçiden 8'ine ayrı ayrı 10'ar yıl, 2'sine 7 yıl 6'şar ay, 26'sına ise 6 yıl 3'er ay " "PKK/KCK üyesi oldukları" iddiasıyla ceza verildi. Kürt siyasetçilere toplamda 257 yıl 5 ay hapis cezası verilirken, dosyada 14 kişi ise beraat etti.

 

Antep'te 2010 yılında "KCK" adı altında yapılan baskınlarda aralarında BDP il ve ilçe yöneticilerinin de bulunduğu 52 kişi gözaltına alınmış, çıkarıldıkları mahkemede 2 kişi serbest bırakılırken, 12 kişi de tutuklanmış ve 50 kişi hakkında "örgüt üyesi olmak" iddiasıyla dava açılmıştı. 12'si tutuklu 50 kişi hakkında açılan davanın karar duruşmasında Kürt siyasetçilere ceza yağdı. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına yaklaşık 3 yıldır tutuklu bulunan Sadun Doğan, Recai Yılmaz, Emin Beçet, Ali Kazak, Reşit Taş, Ramazan Sincar, Abdurrahman Yardak, Agit Alpaslan, Mehmet Çelik, Selma Bozkur, Feridun Kayacan ve Salih Birişik ile avukatları katıldı. Tutuklu siyasetçilerin anadilde savunma talebini kabul etmeyen mahkeme hayeti, avukatlara son sözlerini sordu. Avukatlar Cemşit Tabak, Sevil Aracı Bek, Berivan Özpolat, Vedat Özkan, Kahraman Çiçek, Neşet Bilek ve Ziya Fırat yazılı savunmalarını mahkeme heyetine sunup, müvekillerinin beraatlarını talep ettiler. Karar için duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, aradan sonra Kürt siyasetçilere ceza yağdırdı.

 

Doğan Şahin Başkanlığı'ndaki mahkeme heyeti, Agit Alpaslan, Abdurrahman Yardak, Mehmet Çelik, Reşit Taş, Selma Bozkur, Recai Yılmaz, Emin Beçet ve Sadun Doğan'ı "PKK/KCK üyesi oldukları" iddiasıyla 10'ar yıl hapis cezası ile cezalandırdı. Sanıklar Ramazan Sincar ve Salih Birişik'a "PKK/KCK üyesi oldukları" iddiasıyla 7 yıl 6'şar ay hapis cezası verilirken, Aziz Karaboyun, Cemal Erzi, Mehmet Bozan Kızmaz, Ali Malal, İsa Anık, Bozan Kalkan, Cahide Mutlu, Kendal Soysal, Ali Kazak, Bozan Akar, Murat Sertkal, Habibe Tişkaya, Orhan Aşar, Feridun Kayacan, Yahya Ayhan, Refik Aka, Emin Külter, Mehmet Saçlı, Hasime Yaman, Şükrü Göktürk, Bircan Demir Terzioğlu, Sedika Yaman, İsa Adakan, Vedat Geyikoğulları, Semra Şansal ve İncil Selçuk ise aynı gerekçeyle 6 yıl 3'er ay hapis cezasıyla cezalandırıldı. Ayrıca Sadun Doğan ve Semra Şansal'a "ruhsatsız silah bulundurmak" suçundan 1 yıl 3'er ay hapis cezası veren heyet, Ali Kazak, Ramazan Sincar ve Salih Birişik'i cezaevinde kaldıkları süreyi göz önünde bulundurarak, tahliye etti.

 

Mahkeme heyeti, sanıklar Mustafa Gülmez, Muhsin Akdoğan, Hasan Yılmaz, Saim Çiftçi, Cumali İter, Süleyman Bayram, Mehmet Vesek, Dilfiroz Zengin, Tayyar Özalan, Zahir Kil, Cuma Vançin, Sami Değirmenci, İkram Demir ve Tahir Özmen hakkında ise beraat kararı verdi.

 

Cizre'de skandal: Kaymakam hademeleri operasyona çağırdı - ANF

 

Şırnak'ın Cizre ilçesinde geçmiş yıllarda koruculuk kadrosunun azaltılması amacıyla okullarda hademe olarak görevlendirilen ve yıllardır bu işi yapan eski koruculara, Cizre Kaymakamı tarafından Cudi-Gabar dağlarına yönelik operasyonlara katılmaları emrini verdi.

 

Geçmiş hükümetler döneminde koruculuk kadrosunun azaltılması amacıyla okullarda sözleşmeli hademe olarak görevlendirilen eski korucular şimdi operasyonlara çağrıldı. Cizre'de Cudi ve Gabar dağları ile Kilise dağına yapılacak operasyona katılmaları için askeri yetkililerin talebi üzerine, Cizre Kaymakamı Şenol Koca dün ilçedeki ilköğretim okullarında sözleşmeli olarak çalışan bir grup korucuyu çağırarak operasyona katılmaları için hazır olmalarını ve eksikliklerini tamamlamalarını istedi.

 

İlçedeki Kamil Acun İlköğretim Okulu, Atatürk İlköğretim Okulu, Fatih İlköğretim Okulu, Menderes İlköğretim Okulu ve Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nun da bulunduğu ilköğretim okullarında görev yapan yaklaşık 50 korucuya bu tebligatın yapıldığı öğrenilirken, talimatın Şırnak Tümen Komutanlığı'ndan verildiği ileri sürüldü.

 

“İSTİFA EDERİZ!”

 

Bu karara tepki gösteren ve hademelik yaparak ayda yaklaşık 750 TL alan bazı korucular, kendilerinin okullarda temizlik işlerini yapmaları için sözleşme imzalatıldığını ancak şimdi operasyona katılmaları için hazır olma çağrısı geldiğini belirterek bunun dayatılması halinde istifa edeceklerini söylediler.

 

2005 yılında koruculuğun kaldırılması veya korucuların başka alanlarda istihdam edilmesi tartışmaları yaşanırken, hükümet aldığı bir kararla ihtiyaç olması halinde korucuların ilçelerdeki ilköğretim, lise ve yatılı ilköğretim bölge okullarında hizmetli olarak görevlendirilmesi kararını uygulamaya soktu. Sadece Şırnak ve Hakkari'de 300'den fazla korucu halen okullarda hizmetli olarak görev yaparken, aynı uygulamanın bölgede birçok ilçede de uygulandığı öğrenildi.

 

 

Uzman çavuşun Beytüşşebap itirafları - ANF

 

Beytüşşebap Tugay Komutanlığı’nda görev yapan ve ANF’ye konuşan bir uzman çavuş gerilla denetimi ardından “büyük sıkıntılar yaşadıklarını” ve ilçeden çıkamadıklarını söyledi. Uzman çavuş 2 Eylül’deki çatışma başta olmak üzere ölen asker sayılarının da gizlendiğini dile getirdi.

 

HPG gerillalarının ‘devrimci harekat’ adını verdikleri eylemlerle Şemdinli’de 23 Temmuz, Beytüşşebap’ta 2 Eylül’de başlayan alan denetimleri sürüyor.

 

Türkiye Başbakanı Erdoğan, yitirilen imajı yeniden kazanma amacıyla üst üste açıklamalar yapsa da,  ordunun gerilla karşısındaki başarısızlığı kendi askerleri tarafından da itiraf ediliyor.

 

Beytüşşebap İlçesine bağlı Ayvalık (Çeman) köyünde bulunan Tugay Komutanlığı’nda görev yapan uzman çavuş ANF’ye konuştu. Gerillanın alan denetimi ardından “büyük sıkıntılar yaşadıklarını” ve ilçeden çıkamadıklarını söyleyen uzman çavuş, 2 Eylül’deki çatışmalarla ilgili Türk ordusunun “10 asker öldü” açıklamasını da yalanladı. “Her tepede en az 25-30 asker var. Güvenliği alan tepelerin tamamı düştü. Nasıl oluyor da 10 asker yaşamını yitiriyor?” dedi.

 

‘İLÇEDEN ÇIKAMIYORUZ’

 

Yaklaşık bir yıldır Beytüşşebap’ta görev yaptığını söyleyen ve güvenlik nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen uzman çavuş, gerillanın bölgede sağladığı denetim ardından çok sıkıntı yaşadıklarını belirterek, “yaşanan çatışma sonrası (2 Eylül) resmen ilçeden çıkamıyorduk. Ve hala da çıkamıyoruz. Ne zaman bir operasyon ya da bir hareketlilik olsa hemen karşılık veriyorlar” dedi.

 

Özel harekat timlerinin de gerilla karşısında başarısız olduklarını vurgulayan uzman çavuş, “Beytüşşebap'taki askerlerin çoğu deneyimsizdir. Özel hareket timleri savaştı ama onlar da bir şey yapamadı. Artık gerçekten hiçbir güç PKK'ye baş kaldıramıyor kaldıramaz. 30 yıldır devam eden karşılıklı bir savaş var, her zaman da kan dökülüyor. Bu savaşı yapanlar da garibandır hepsi fakir fukaranın çocuklarıdır" şeklinde konuştu.

 

‘ASKER ÖLÜMLERİ GİZLENİYOR’

 

Haftada en az 5 operasyona çıktıklarını ancak yaşanan hiçbir sıkıntının basına verilmediğini söyleyen uzman çavuş, operasyon ve çatışmalarda yaşanan asker ölümlerinin gizlendiğini ifade etti.

 

Son olarak Kato Dağı’nda katıldığı bir operasyona değinen uzman çavuş, "Kato dağına gittik ve orada çatışma çıktı. F 16 uçakları dağları bombaladı ama hiçbir etki etmiyor. Orada yaşanan çatışmada 1 uzman çavuş yaşamını yitirdi 4 asker de yaralandı ama basında çıkmadı" dedi. Sözlerini şöyle sürdürdü: “Operasyonlarda yaşamını yitiren arkadaşlarımızın sayısı yanlış veriliyor. 1 HPG'li yaşamını yitiriyorsa bunlar 10 diyor. Bazen arkadaşlarımızla beraber diyoruz, artık bu görevi yapmayacağız. Sonuçta burada insanlar canını veriyor."

 

‘10 ASKER ÖLDÜ AÇIKLAMASI YALAN’

 

Uzman çavuş, 2 Eylül’deki çatışmalarla ilgili Türk ordusunun “10 asker öldü” açıklamasını da yalanladı.

 

“10 asker yaşamını yitirdi dediler, ama herkes biliyor ki bu yalan bir şeydir. Çünkü Beytüşşebap'ta bulunan askerlerin korumak için güvenlik tuttuğu Kumtik ve Bebolik tepesi tamamen ele alınmıştı. Her tepede en az 25-30 asker görev yapıyor. Nasıl olur da 10 asker yaşamını yitiriyor. Bu sorunların çözümü noktasında engel olan bu halktır. Çünkü bu halk bunlara inanıyor.”

 

‘500 EĞİTİMLİ ASKER SEVKEDİLECEK’

 

Uzman Çavuş, Ayvalık (Çeman) köyünde bulunan Tugay Komutanlığında görev yapan 500 eğitimli askerin önümüzd ki aylarda Beytüşşebap İlçe Tugay Komutanlığı’na gideceklerini söyledi. “Beytüşşebap tugayındaki askerler eğitimsiz askerlerdir. Ama biz İzmir Foça'da askeri savaş eğitimi aldık ve buraya geldik. O yüzden biz gideceğiz çünkü Beytüşşebap çok kritik bir süreç yaşıyor. Çok sıkıntılar var orada. Bizler her ne kadar eğitim almış olsak ta karşımızdaki insanlar bizimle tank veya toplarla savaşmıyor. Onlar akıl ve mantık yürütüyor" diye konuştu.

 

Beytüşşebap’ta ne olmuştu?

 

HPG 2 Eylül’de Beytüşşebap ilçe merkezi ile çevresinde bulunan Bayrak, Beboskê, Çeper askeri üsleri, Tugay binası, Mezra Alayı, jandarma karakolu ve güvenlik tepesi, polis ve özel harekat timlerine ait binalar, Beytüşşebap kaymakamının evi, hükümet konağı ve devlet kurumlarını hedef alan  eşzamanlı eylemler düzenledi.

 

HPG yaşanan çatışmalarda 54 asker ve polisin öldüğünü, 50’den fazlasının da yaralandığını duyurmuştu. 2 Eylül’den bu yana gerillanın denetiminde bulunan Beytüşşebap’ta 30’a yakın korucu da silah bıraktı.

 

KCRK kongreya xwe li darxist – Yeni Özgür Politika

 

2. Kongreya Asayî ya Komelên Ciwanên Rojavayê Kurdistanê (KCRK) li bajarê Qamişlo bi beşdariya sedan delegeyan hate lidarxistin. Kongreya KCRK´ê weke ya veguherînê tê binavkirin û çav li rê ye ku der barê rêxistinkirina ciwanan de biryarên girîng werin wergirtin.

 

Komelên Ciwanên Rojavayê Kurdistanê (KCRK) 2'yemîn Kongreya xwe ya Asayî li bajarê Qamişlo lidarxist.  Kongre weke ya "veguhertinê" tê binavkirin û wê di encama kongreyê de rêziknameya KCRK û ala tevgerê were guhertin.

2'yemîn Kongreya Asayî ya Tevgera Ciwanên Rojavayê Kurdistanê li Salona Dawetê ya Qamişlo bi beşdariya sedan kesan doh dest pê kir. Li salona kongreyê posterên Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan, Mazlum Dogan, M. Hayrî Durmuş, Kemal Pîr, Akîf Yılmaz, Alî Çîçek, ciwanên ku di têkoşîna azadiyê de jiyana xwe ji dest dane û alên Komalên Ciwanên Rojavayê Kurdistanê (KCRK) hatin daliqandin.

Li salonê her wiha pankartên wekî, "Ciwanên rêxistinkirî mîsogeriya xweseriya demokratîk in", "Parastina me hebûna me ye", "Jinên ciwan mîsogeriya civaka azad in", "Bi pêşengiya ciwanan serkeftin mîsoger e" hatin daliqandin. Ji bilî delegeyên kongreyê, Rêvebera TEV-DEM'ê û Endama Desteya Bilind a Kurd Îlham Ehmed, endamên Yekîtiya Star jî beşdarî kongreyê bûn.

Kongreya ku ji bo bîranîna endamê KCRK'ê Çekdar Amed ê ku di 3'yê Tîrmeha sala 2012'an de di encama êrîşekê de jiyana xwe ji dest da tê lidarxistin û wekî kongreya veguhertinê hate binavkirin.

 

´Em şoreş bi xwe ne´

Piştî rêzgirtinê, Endama Desteya Bilind a Kurd Îlham Ehmed axaftina destpêkê ya kongreyê kir. Îlham Ehmed, destnîşan kir ku ji destpêka şoreşa Rojavayê Kurdistanê ve ciwanan rolek pêşeng lîstiye û ev kongre jî encama xebatên giranbuha ye. Ehmed, anî ziman ku di vê pêvajoya dîrokî de li hemberî tevgera wan êrîş pêk tên û wiha dom kir: "Ev dem hertim çênabin. Loma divê em bi xebat û rêxistinbûneke zanist şoreşa xwe biser bixin. Heke em biser nekevin, wê dîrok me ji me hesabê bipirse. Em perçeyek şoreşê nîn in, em şoreş bi xwe ne"

 

Beyî Kurdan çareserî nabe

Ehmed, diyar kir ku li Suriyeyê şoreş veguheriye şerê navxweyî, lê kurdan bi siyasetek aqilane herêmên xwe bidest xistine û pêvajo veguherandine bihara xwe, lewre jî dibin pêşengên bihara gelan. Îlham Ehmed, diyarkir ku li hemberî wan êrîş pêk tên, lê kurd tu caran nehatine lîstikan û xapandin, hertim ber bi azadiyê ve diçin. Ehmed, bal kişand ser bandora Rêberê Gelê Kurd Ocalan a li ser Rojavayê Kurdistanê û weha got: "Lê Birêz Ocalan berê gotibû ku divê kurd li Suriyeyê bêalî bin û siyaseta xwe bimeşînin. Kurd niha li ser vê perspektîfê xweseriya demokratîk ava dikin. Hêzên derve jî êdî dizanin ku bêyî Kurdan çareserî nabe."

 

Banga rêxistinbûnê

 Ehmed, anî ziman ku hedefa wan avakirina konfederalîzma demokratîk e, xweseriya demokratîk jî, pêngavek ji bo vê ye û got ji ber van sedeman divê bi hesasî bê tevgerîn.

Ehmed diyar kir ku hêza avakirina vê sîstemê jî jin û ciwan in û wiha dewam kir: "Divê ciwan vê yekê zanibin û zîhniyeta paşverû biterikînin. Xwe veguherînin, ji ber ku yên hêza civakê birêxistin dike û di parêze ciwan in. Divê tu ciwan bêrêxistinkirî nemîne.

 

Kongreya veguherîne

Piştî axaftina vekirinê, dîwana kongreyê hate hilbijartin û ji bo bîranîna endamê KCRK'ê Çekdar Amed sînevîzyonek hate nîşandan.

Di kongreyê xebatên dema borî hatin nirxandin û beşdarên der barê xebat û plansaziya dema pêş de nêrînên xwe anîn ziman.Tevgera ciwanan ku kongreya xwe ya yekemîn di 30'ê Hezîrana sala 2011'an lidar xistibû, wê di vê kongreya xwe de guhertinên girîng jî pêk bînin. Di vê çarçoveyê de navê tevgera ciwanan, rêzname û ala wê ji nû ve bêne diyarkrin. Her wiha wê ji bo dema pêş jî, li ser mijarên wekî, "Xebatên bîrdozî, rêxistinî, siyasî, civakî, jinên ciwan, xwendekaran" biryarên girîng bêne girtin. 

 

KCK: Görüşme yok! – Yeni Özgür Politika

 

Mevcut durumda hareketimizin Türk devletiyle bir diyalog ve görüşme durumu söz konusu değildir. Bu türden üretilen haberler tamamen yalandır.

KCK, Türk Hükümeti'nin Kürt halkını beklentiye sokmak istediğini belirterek, Öcalan’ın rolünü oynayabilmesi için “gözle görülür” adımlar atılması gerektiğini kaydetti. Kürt parlamenterlerin dokunulmazlığının kaldırılarak cezaevine atılmasının kesinlikle savaşın derinleştirilmesi anlamına geleceğine işaret eden KCK, bu gerçeğe rağmen Türk Başbakan'ın 'hem gerillayla kucaklaşanları içeri atacağım, hem de gerillayla uzlaşacağım' demesinin akıl karı olmadığını vurguladı.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan ve ekibinin, Öcalan ve Oslo tartışmalarına ilişkin açıklamalarına yanıt verdi. Kürdistan halkına karşı topyekun savaş başlatan Türk devlet erkanının son günlerde İmralı, Öcalan ve Oslo konularıyla ilgili açıklamalarının bir ağız değişikliğini içerse de özü itibarıyla yeni bir şeyi ifade etmediği belirtilen Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklamasında, önemli oranda doğruları ifade etmeyen, çarpıtma ve manipülasyon içeren bu açıklamaların, daha çok “yeni taktiksel bir hamle” olduğu vurgulandı. Açıklamada, "Öncelikle tecrit, baskı ve psikolojik işkenceyi esas alan İmralı sistemiyle ilgili doğruları içermeyen, gerçek dışı beyanatlarda bulunmuşlardır. Türk basını ise bunu çarpıtarak, gerçekleri tamamen tersyüz etme ve toplumu yanlış bilgilendirme tarzını daha da derinleştirmektedir. Kimi Türk basın mensuplarının ve bazı çevrelerin hareketimiz ile Türk devletinin bir diyalog ve görüşme içinde bulunduğu yönündeki iddiaları ve imaları doğru değildir. Mevcut durumda hareketimizin Türk devletiyle bir diyalog ve görüşme durumu söz konusu değildir. Bu türden üretilen haberler tamamen yalandır" denildi.

 

Öcalan neden çekildi?

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklamasında, Öcalan'ın 27 Temmuz 2011 tarihinde neden aradan çekildiği, bir kez daha şöyle özetlendi: "Geçtiğimiz yıl, Oslo ve İmralı görüşmelerinde ulaşılan önemli bir düzeyi ifade eden protokolleri kabul etmeyip, demokratik çözümü değil savaşı ve tasfiyeyi dayatan; Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek için bölgesel ve uluslararası konseptler oluşturan AKP Hükümeti'nin oyunlarını gören Önder Apo, aradan çekildiğini ilan ederek oynanan bu oyunlara ve ikiyüzlülüğe karşı tutum almıştır."

 

Hükümet ne yaptı?

Bunun karşısında Erdoğan Hükümeti'nin de kendi hukukunu çiğneyerek tecrit koşulları ağırlaştırıp psikolojik baskı sistemini devreye koyduğunu, Öcalan'ın tüm avukatlarını tutuklayarak dışarıyla olan tüm bağlantılarını kestiğini hatırlatan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bu hukuk ve ahlak dışı tutuma karşı Önder Apo tavır almış, boyun eğmeyeceğini, direneceğini beyan ederek, anlamından çıkarılmış ve denetim altına alınmış avukat ve aile görüşmelerini kabul etmeyeceğini açıklamıştır. Bundan sonra görüşmeleri yapabilmesi için bazı hususların yerine getirilmesini istemiştir. Bunlar daha çok hükümetin İmralı’da TC yasalarını uygulaması çerçevesinde, görüşmede görevli bulundurulmaması, tutuklanan avukatların serbest bırakılması ve mesleki çalışmalarından dolayı tutuklanmaması konularında güvence verilmesi gibi şartlardır. Fakat bunların hiçbirisi yerine getirilmemiştir."

 

Yalan söylüyorlar

Öcalan'ın AKP’nin insan onuruna dayattığı çirkin yöntemlere ve Kürt halkına dönük geliştirilen şiddete karşı bir direniş içinde olduğu anımsatılan açıklamada, bunun gölgelemek isteyen Başbakan ve Adalet Bakanı'nın yalan söyledikleri vurgulandı.

Açıklamada, Oslo belgelerinin de devlet içindeki iktidar kavgalarının sonucu herkesin bildiği kesimlerce sızdırıldığı tekrarlandı.

 

Alana hakimiyeti sürüyor

Başbakan Erdoğan'ın devam eden savaşla ilgili verdiği bilgi ve rakamların da gerçeği yansıtmadığı kaydedilen açıklamada, "Belli ki AKP Hükümeti bu konuya çok önem verdiği için bizzat Başbakan’ın ağzından bu yalana dayalı bilgiler verilmektedir. Şemdinli’de, -Başbakan’ın deyimiyle- 'gerilla inlerine çekilmiş' değildir. Şemdinli’de her şey yerli yerindedir; çok yoğun hava saldırıları eşliğinde asker ve gerilla çatışması vardır ama alandaki gerilla denetimi devam etmektedir. Sadece Şemdinli’de değil, ülkenin birçok yerinde 'alan hakimiyeti taktiği' sonuç alıcı bir biçimde gelişmektedir.

 

Kürt tarafı bütündür

Kürt Hareketi'nin parçalara bölündüğü yönündeki yalan yanlış bilgilerle yoğun bir psikolojik savaş ve manipülasyon faaliyeti yürütüldüğüne dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Başbakan’ın, “İmralı ve Oslo görüşmeleri olabilir ama BDP’lilerle görüşemem ve BDP’lilerle aynı çatı altında yürüyemeyiz” sözlerinin de çözümde ne kadar samimi olduğunu ortaya koyduğunun altını çizdi. Yürütme Konseyi Başkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Her şeyden önce herkes şunu bilmelidir: Kürt tarafı tektir ve yekvücuttur. Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi, illegal ve legal kurumlarıyla tek bir eksende duruş sergilemekte ve diyalog için tek muhatap olarak Önder Apo’yu kabul etmiş bulunmaktadır. Her bileşeni ayrı bir kulvarda bulunsa da her koşul altında birlikçi bir duruşu sergileyebilecek kararlılık, tecrübe ve irade içinde bulunmaktadır. Kürt siyasetinin temsilcileri olan parlamenterlerin dokunulmazlığının kaldırılarak cezaevine atılması kesinlikle savaşın daha da boyutlandırılması, derinleştirilmesi anlamına gelecektir. Bu gerçeğe rağmen, 'hem gerillayla kucaklaşanları içeri atacağım, hem de gerillayla uzlaşacağım' demek akıl karı değildir.

 

AKP'nin amacı ne?

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı'na göre görünen şu: "Çözüm için zihinsel bir oluşumdan bahsetmek mümkün değildir. Son çıkışlar, AKP’nin bilinen/klasik, kamuoyunu boş vaatlerle oyalama taktiğinin bir parçası. Kürt sorununu çözme değil, Kürt halkını beklentiye sokma, Özgürlük Hareketi’nin bileşenleri arasına farklılıklar koyma ve zayıflatarak Özgürlük Hareketi’ni çözme çabası ön plandadır."

 

Türk tarafı ne yapmalı?

Yürütme Konseyi Başkanlığı'na göre; eğer Türk devleti ve AKP Hükümeti, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana devam edegelen ve Türkiye’nin en temel sorunu olan Kürt sorununu çözme kararına ulaşmışsa, o zaman çözüm projesini açıkça ortaya koymalı ve samimi-inandırıcı pratik adımlar atarak Kürt tarafından da karşılık verilmesini istemeli.

 

Öncelikle hangi adım?

Öncelikle, Öcalan'ın çözüm sürecinde rol oynaması için “Sağlık, Güvenlik ve Özgür Hareket Etme Koşulları”nı oluşturarak işe başlanmasını isteyen KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, şöyle devam etti: "Böyle inandırıcı ve gözle görülür adımlar atılmadan Başbakan’ın çelişkili, eklektik, bütünlüklü olmayan açıklamalarına dayanarak yeni bir sürecin gelişeceğini sanmak vahim bir hata olacaktır. Hareketimiz samimi, içinde aldatma olmayan, demokratik-barışçıl-adil bir çözümden yanadır; ancak bu çerçevede yaklaşacak, gelişmeleri izleyecek, özellikle hükümetin pratik adımlarına bakacak ve ona göre gereken yerde, gerekli tutumu alacaktır."

 

Halk duyarlı olmalı

Halkın da AKP Hükümeti'nin oyalama taktiklerine aşına olduğu belirtilen KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklaması şu çağrıyla noktalandı: "Bu açıdan tüm halkımız duyarlı olmalı, mücadeleye daha fazla yüklenerek, hareketimizin başlattığı özgürlük hamlesinin başarısı için gereken fedakarlık ve katılımı gerçekleştirmeli, özgürlük mücadelesinin başarısını kesinleştiren tarzı esas almalıdır. Bu temelde tüm halkımızı özgürlük mücadelesine daha fazla katılmaya ve toplumsal mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz."

 

Çukurca’da 13 asker öldü – Yeni Özgür Politika

 

HPG, Çukurca'da yaşanan çatışmalara ilişkin yeni bir açıklama yaparak, 13 askerin öldüğünü, 10 askerin de yaralandığını duyurdu.

 

Gerillanın alan denetiminin devam ettiği Çukurca'ya Türk ordusu önceki gün operasyon başlatmış ve şiddetli çatışmalar yaşanmıştı. HPG Basın ve İrtibat Merkezi (BİM), dün de devam eden operasyon ve çatışmalara ilişkin bir açıklama daha yaptı. Buna göre çatışmalarda 13 asker öldü, 10'dan fazla asker yaralandı. HPG-BİM, 1 gerillanın da hayatını kaybettiğini bildirdi.

Açıklamada, Çukurca'ya bağlı Geliye Zap alanında düzenlenen operasyon ve çıkan çatışmalara ilişkin şu ayrıntılar yer aldı: “Saat 02.40’da Helwesis tepesine ilerleyen düşman askerlerine yönelik gerçekleştirilen eylemde 4 düşman askeri öldürülmüştür. Farklı bir noktadan ilerlemek isteyen ayrı bir düşman birliğine yönelik gerçekleştirilen ikinci eylemde de 4 düşman askeri öldürülmüştür. Sabah saatlerinde araziye dağılan düşman birliklerine yönelik 3 koldan vurulan etkili darbeler neticesinde düşman yerinde sıkışmıştır. Akşam saatlerine dek bu alanda yaşanan çatışmalarda ise 5 düşman askeri öldürülmüştür. Eylem ve çatışmalarda gözle görülen net 13 düşman askeri öldürülmüş, 10’dan fazla düşman askeri de yaralanmıştır.”

 

Skorsky darbelendi

Alana Skorsky helikopterlerle takviye girişimine dönük de bir eylem düzenlendiğini bildiren HPG-BİM, gerillaların vurduğu 1 Skorsky helikopterin alandan uzaklaşmak zorunda kaldığını kaydetti. Alanın savaş uçakları, Kobra helikopterler, obüs ve havan toplarıyla yoğun bombardımana tutulduğu da kaydedildi.

 

Sivil alanlar vuruldu

Açıklamada ayrıca Geliyê Zap alanında bulunan Guzereşê, Mezrê, Tıxube, Zawîte ve Tiyare köylerine yönelik Türk ordusu tarafından düzenlenen bombardımanlar da köylülere ait çok sayıda bağ-bahçenin ve bazı araçların zarar gördüğü aktarıldı. HPG-BİM, ayrıca köylere giden elektrik hatlarının da Türk askerleri tarafından kesildiği bilgisini paylaştı.

HPG-BİM, önceki gün TSK'nin Çukurca'daki operasyonuna ilişkin yaptığı açıklamada, 10 askerin öldüğünü belirterek, çatışmaların ayrıntılarının kamuoyu ile paylaşılacağını duyurmuştu. Hakkari Valisi ise yaptığı açıklamada, 2 askerin öldüğünü, 13 gerillanın yaşamını yitirdiğini ileri sürmüştü.

 

Rubarok Karakolu'na eylem

HPG-BİM, 27 Eylül'de Hakkari’nin Şemdinli İlçesi'ne bağlı Rubarok Karakolu'na yönelik gerçekleştirilen eylem hakkında da açıklama yaparak, "Tüm hedeflerin etkili bir şekilde vurulduğu eylemdeki ölü ve yaralı asker sayısının tespit edilememiştir" dedi. Eylem ardından Govende Dağı'na yönelik 2 bin asker ve 200 korucunun katılımıyla operasyon başlatıldığı bilgisi verildi.

Aynı gün Türk ordusunun 50 araçlık bir konvoyla Yüksekova’ya bağlı Sinewa Karakolu'na askeri malzeme ve cephane takviyesi yaptığını kaydeden HPG-BİM, Türk ordusunun bu alanlardaki bombardımanları hakkında da bilgi verdi. Yüksekova’ya bağlı Oramar yakınlarında bulunan Şehit Gafur tepesine 27 Eylül Kobra helikopterlerle bombardıman düzenlendiğini belirten HPG-BİM, Şitazin Karakolu askerlerinin de Çarçela Dağı yamaçlarını ve karakol çevresini önceki gece obüs ve havan toplarıyla bombaladığını bildirdi.

 

Uludere'de patlama

Şırnak'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Aruş(Ortasu) Köyü'nde önceki akşam askeri aracın geçişi sırasında meydana geldi. Yaşanan patlamada 2 korucunun yaralandığı bildirildi. Olay ardından bölgede operasyon başlatıldı.

 

Kandil'e bombardıman

Türk savaş uçakları gerillanın denetimindeki Kandil bölgesini bombaladı. Savaş uçakları, dün yerel saatle 11.45’te özellikle Zap ve Kurê Jahro bölgesi üzerinde uçuş yaparken, 14.30 sıralarında Kandil bölgesini bombaladı. Saldırı yaklaşık 45 dakika sürdü. Halkta korku ve paniğe neden olan saldırı sonucu Duwele Köyü'nde bağ ve bahçeler zarar gördü.

 

Şırnak'ta 4 asker

 

HPG, "Şehit Adil ve Şehit Nuda devrimci harekatı" kapsamında Şırnak merkez ve Uludere İlçesi kırsalında gerçekleştirilen eylemlerde 2’si uzman çavuş 4 askerin öldüğünü açıkladı.

HPG-BİM, "26 Eylül'de Şırnak kent merkezinde 3 uzman çavuşun içinde bulunduğu araca yönelik gerçekleştirilen eylemde 1 uzman çavuş ölmüş, 2 uzman çavuş yaralanmıştır” dedi.

Gerillalar 27 Eylül'de ise Uludere ilçesinde askeri konvoya yönelik bir eylem yaptı. Elemun ve Aruşe köyleri arasında gerçekleşen eylemde  2 askerin öldüğünü, 10 askerin de yaralandığı açıklandı. Eylemde ayrıca 1 zırhlı aracın da imha edildiği duyuruldu. Eylem ardından bölgeye rastgele obüs ve havan saldırısı yapıldı.

HPG-BİM, Beytüşşebap Tugayı'nın güvenliğini alan Çeper tepesine 27 Eylül akşamı gerçekleştirilen eylemde de 1 askerin öldürüldüğünü duyurdu.

HPG-BİM, 27 Eylül gecesi Bingöl’ün Ilıcalar ilçesine bağlı Şehit Serxwebun alanında hava destekli operasyon başlatıldığını belirtti.  Açıklamada gizli birliklerin Şîrnan, Hop ve Şehit Rojger alanlarında keşif ve pusulama faaliyetleri yürüttüğü kaydedildi.

 

Di tomarên polîsan de kustina Aydin Erdem! – Azadiya Welat

Di tomarên polîsan de kustina Aydin Erdem! Derket holê ku polîsên Amedê 43648 xwendekarên ku di navbera salên 2008-2011 an de li Zanîngeha Dîcleyê dixwendin hedef girtine. Di nava xwende- karên ku hedef hatine girtin de Aydin Erdem û Mahsum Karaoglan jî hebûn

 

Koma Hacker a RojHack, di daxuyaniya ku şand ji malpera înternetê ya bi navê Lêkolîn.org, de diyar kir ku wan xwe gihandiye sîstema kompîtura ya Midûriyeta Polîsan a Amedê û belgeya der barê hedefgirtina xwendekarên Zanîngeha Dîcleyê bi dest xistine.

Li gorî belgeyê ku kopiyeke wê şandin ji ANF ê, Midûriyeta Polîsan a Amedê 43648 xwendekarên li Zanîngeha Dîcleyê û fakulteyên wê di navbera 2008-2011 an de dixwînin ji vana 27471 kur û 16177 jî keç hatine hedefgirtin. Di navbera xwendekarên hedef hatine girtin de Mahsum Karaoglan ê ku di 2009’ an de di meşa Amarayê de hate qetilkirin û dîsa di heman salê de li Amedê Aydin Erdemê ku di dema meşê de hate qetilkirin heye.

Der barê her du ciwanên kurd de gotinên sosret têne kirin. Ji bo cenazeyên gerîlayan ên ku Mahsum Karaoglan û Aydin Erdem tevli bûne dibêjin ‘cenazeyên mirarbûyî.’ Polîsê Amedê her wiha Karaoglan û Erdem ‘wekî ku pêbawer nakin bi nav kirine û di belgeyan de ji bo kuştina her du ciwanên kurd dibêjin ‘hatin sekitandin (hatin geberkirin).

Ev gotin piştrast dike ku Erdem û Karaoglan bi şopandinê hatine qetilkirin. Roj Hack got ku berfirehiya belgeyan dê piştî çareserkirina hemû daneyên hatine bidestxistin aşkera bikin û di destê wan de wêneyên polîsên girêdayî şûbeya ‘Têkoşîna bi terorê re hene’.

 

Türk yapımı Heron test uçuşunda düştü - ANF

 

Türk ordusunun gerilla güçlerine karşı kullanmak üzere İsrail yapımı Heron’ların yerini alacak olan ANKA adlı insansız hava aracı test uçuşunda yere çakılarak kullanılmaz hale geldi.

 

Edinilen bilgilere göre, Türk yapımı insansız hava aracı ANKA’nın test modeli, Eskişehir’in Sivrihisar İlçesi yakınlarındaki Sivrihisar Askeri Meydanı’nda gerçekleştirdiği uçuş sırasında kontrolden çıkarak düştü. 4 kilometre uzaklıkta düşen insansız hava aracı kullanılmaz hale geldi.

 

Aynı insansız hava aracı geçtiğimiz yıl yapılan test sırasında da gövdesi üzerine düşerek ağır hasar görmüştü. Türk yetkililer, onarıldıktan sonra yeniden test uçuşu yaptırılan ancak bu kez düşerek kullanılmaz hale gelen insansız hava aracının düşüşünün ‘normal’ olduğunu söyleyerek, diğer 4 adet prototipi denemeye devam edeceklerini söyledi.

 

Türkiye İsrail’den aldığı 10 adet Heron insansız hava araçlarının onarım ve bakımında yaşadığı sorunlar nedeniyle uzun bir süredir Türk yapımı insansız hava araçlarını üretmeye çalışıyor. Heronların en az 4 tanesi uçuş sırasında düştü. Bunlardan 2’si gerillaların açtığı ateş sonucu düştü. Gerillalar en son, Şırnak’ın Uludere İlçesi’ne bağlı Aruşe karakoluna yönelik 18 Eylül günü gerçekleştirdiği eylem ardından, aynı bölgede akşam saatlerinde bir Heronu düşürmüştü. HPG Basın İrtibat Merkezi (HPG-BİM), 19 Eylül günü düşürülen Heronun görüntülerini yayınlamıştı.

 

 

Devera Qendîlê tê bombebarankirin - Xenda


Nûçegîhanê Xendan Ramal Qesreyî bo malpera Xendan ragihand ku, 4 firokên cengî yên artêşa Turkiye herêmên çiyayî yên Qendîlê bombebaran kirin, lê hîna tu zanarî derbarê ziyanên maddî û canî nine.

 

Hêjayî gotinê ye ku, artêşa Turkiye  bi behaneya bombebarankirina kampên PKK’ê, êrîşên xwe yên hewayî yên li dijî Başûrê Kurdistanê dîsan zêde kirine.

 

Meclis tezkere ile açılıyor – Etkin Haber Ajansı

 

1 Ekim'de yeni yasama yılı başlayacak. Meclis'in açılmasıyla birlikte yerel seçim takvimi öne alınacak. Meclis'ten barışa katkı sunacak kararların çıkması beklentisine karşılık, sınır ötesi tezkerenin uzatılması, BDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması da Meclis gündeminde.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi 24. Dönem 3. Yasama yılı 1 Ekim'de başlıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün açılış konuşmasıyla başlayacak Meclis'i yoğun bir gündem bekliyor. Meclis'in ilk gündem maddesinin yerel seçimlerin öne çekilmesini içeren anayasa değişikliği olması beklenirken, diğer maddelerin önemli bir kesimi Kürt sorunuyla ilgili. Tezkerenin uzatılması ve BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması da Meclis gündeminde.

 

AKP ve MHP'nin uzlaşmasıyla, Mart 2014'te yapılması gereken yerel seçimler 27 Ekim 2013'te yapılacak. Bunun için anayasa değişikliği gerekiyor. İki parti, bir maddelik anayasa değişikliği teklifi hazırladı. Teklif önce Meclis Anayasa Komisyonu'nda görüşülecek ve ardından Genel Kurul'a sevk edilecek. Anayasa'ya geçici madde eklenerek yerel seçimlerin öne çekilmesini düzenleyen teklifin kabul edilmesi ile birlikte yerel seçimler bundan böyle Ekim ayının son Pazar günü yapılacak. Seçimin Ekim ayına alınması nedeniyle ilgili kanundaki "Her seçim döneminin beşinci yılındaki 1 Ocak günü seçimin başlangıç tarihidir" ifadesindeki "1 Ocak günü" ibaresinin de "1 Ağustos" olarak değiştirilmesi planlanıyor.

 

İlk olarak 2007 yılında çıkarılan ve Türk Silahlı Kuvvetlerine sınır ötesi operasyon yetkisi veren Meclis tezkeresi, bu yasama yılında da ilk gündem maddelerinden biri olacak. Toplumsal barış taleplerine karşılık, 17 Ekim'de süresi dolan tezkere, bir kez daha uzatılacak.

 

Yeni yasama yılı ile birlikte, MHP'nin BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını Meclis gündemine taşıması bekleniyor. MHP'nin gündeme getirdiği teklifin karma komisyonunda görüşüldükten sonra Genel Kurula gelebileceği belirtiliyor.

 

Meclis'te, 2 Mart 1994 yılında DEP milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmış, karar büyük tepkilere neden olmuştu.

 

İşçi ve emekçileri yakından ilgilendiren Toplu İş İlişkileri Kanunu Tasarısı da Meclis gündeminde bekleyen önemli bir yasa. İşçilerin grev hakkını kullanımıyla ilgili bir dizi düzenlemeyi içermesi beklenen yasanın çıkmaması nedeniyle, yüz binlerce işçi halen toplu iş sözleşmesi imzalayamıyor. Yasa, hükümetin sendikalar üzerinde daha fazla etkide bulunmasının önünü açarken, işçilerin örgütlenme özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmadığı gibi, grev yasaklarını genişletiyor.

 

Genel Kurul'da Büyükşehir Belediye Yasası'nda değişiklik öngören tasarının da gündeme gelmesi bekleniyor. Buna göre, nüfusu 750 binden fazla olan kentler, büyükşehir statüsüne alınacak.

 

 

YNK de AK Parti kongresine katılıyor! - Rizgarî Online

 

Kürdistan Yurtseverler Birliği´nin (YNK´nin)'resmi sözcüsü Azad Cündiyani yaptığı açıklamada, YNK'nin Ak Parti kongresine üst düzey bir katılım gerçekleştireceğini ve bunun ikili ilişkilere verilen önemden kaynaklandığını söyledi. Kürdistan Yurtseverler Birliği, Pazar günü Ankara'da yapılacak olan AK Parti kongresine, partinin başkan yardımcısı Berham Ahmet Salih'in katılacağını açıkladı. Ak Parti kongresine YNK adına başkan yardımcısı Berham Ahmet Salih'in görevlendirildiğini söyleyen YNK 'nin resmi sözcüsü Azad Cündiyani yaptığı açıklamada, davet edilen Celal Talebani'nin kongreye katılmama nedeninin Irak'taki siyasi sıkıntılardan kaynaklandığını ifade etti, ancak hangi siyasi nedenler olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapmadı.

 

Cündiyani, Türkiye ile iyi komşuluk ilişkisine büyük önem verdiklerini belirterek, ''Türkiye Cumhuriyeti bizim için çok önemli bir komşudur ve çok eskiye dayanan ilişkilere sahibiz. Bu iyi ilişkiler hem parti başkanımız sayın Celal Talebani hem de parti düzeyinde oldukça önemlidir'' dedi.

 

YNK adına Berham Salih ile birlikte AK Parti'nin kongresine Kürdistan'dan KDP adına Mesut Barzani ve Kürdistan İslam Birliği Partisi Başkanı Muhammed Fereç de katılacak.

 

 

PKK’ê Serbest Berda Ji AK Partiyê Îstifa Kir - Peyamner

 

Serokê berê yê AK Partiya Sûrê ya Amedê Hamît Çelîkkanat ku ji aliyê PKK’ê ve hatibû revandin û serbest hate berdan, ji partiya xwe îstifa kir. Çelîkkanat, diyar kir lê tu zext û zordarî nehatiye kirin.

 

Serokê berê yê AK Partiya Navçeya Sûrê ya Amedê Hamît Çelîkkanat, di 21’ê tebaxê de li gundekî Pîrana Amedê ji aliyê gerîlayên PKK’ê ve hatibû revandin. PKK’ê Çelîkkanat serbest berda. Çelîkkanat jî hate avahiya Komeleya Mafên Mirovan (KMM) a Amedê daxuyaniyek da û aşkera kir wî ji partiya xwe îstifa kiriye. Çelîkkanat, destnîşan kir wî li çiyê tu zext û zordarî nedîtiye û divê weke wî siyasetmedarên kurd ên li zindanên Tirkiyeyê de jî serbest bên berdan. Serokê KMM’a Amedê Racî Bîlîcî, Serokê Baroya Amedê M. Emîn Aktar, Serokê Mazlumderê Abdurrahîm Ay jî tevli daxuyaniyê bûn û ramanên xwe yên derbarê bûyerê de vegotin. Bîlîcî, diyar kir ew naxwazin tu kes ji ber fikr û ramanên xwe ji aliyê hin kes û derdoran ve bên girtin an jî desteserkirin û ew dixwazin herkes bi awayeke azad bikaribe siyaset bike. Bîlîcî, destnîşan kir ev bangewaziya wî ne tenê ji bo HPG’ê ye, ew heman bangewaziyê ji bo dewletê jî dike û dixwaze parêzvanên mafên mirovan û siyasetmedarên kurd ên di girtîgehan de serbest bêne berdan.

 

Serokê Baroya Amedê M. Emîn Aktar jî da zanîn serbestberdana kesên din jî dê pêvajoyê bi awayeke erênî veguherîne û xwest leşker, qaymeqam, polîs û sivîlên din ên di destê PKK’iyan de jî serbest bên berdan.

 

Serokê Mazlumdera Amedê Abdurrahîm Ay jî da zanîn jiyana mirovan ji bo wan pêşiya her tiştî ye û xwest hemû kes li gorî pîvanên demokrasiyê tevbigerin.

 

 

Özgürlük grevleri kent kent yayılıyor – Özgür Gündem

 

Siyasi tutsakların Öcalan’ın özgürlüğü için başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 18’inci gününe girerken, greve katılımlar da artıyor. Oltu T Tipi’nde 7 PKK’li tutsak greve başladıklarını duyurdu. Kürtlerin tutsaklara desteği de her geçen gün artıyor. İstanbul ve Wan’da binlerce kişi yaptıkları yürüyüşlerle tutsaklara destek verdi ve tecride tepki gösterdi.

 

Açlık grevleri 18’inci gününde

 

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin kaldırılması, sağlık, güvenlik, özgürlük koşullarının sağlanması ile anadil üzerindeki asimilasyoncu politikalara son verilmesi talepleriyle 12 Eylül’de başlatılan ve yeni katılımlarla 13 cezaevine yayılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 18 gündür devam ediyor.

 

Oltu T Tipi Cezaevi’nde bulunan 7 PKK’li tutsak da aynı taleplerle 12 Eylül’den bu yana açlık grevine katıldığını açıkladı. Taleplerini aileleri aracılığıyla TUHAYD-DER Bazîd (Doğubayazıt) temsilciliğine ileten tutsaklar, şu açıklamayı yaptı: “Sayın Öcalan’ın ülkenin geleceği ve halkların bir arada yaşaması için rolünü hepimiz biliyoruz. En çok da bu düşman hukukunu uygulayanlar bilir. Salt Sayın Öcalan’a yönelik değil yaşamın her alanında halkımız üzerinde bir baskı ve zulüm politikası sürdürülmektedir. Buna artık dur demenin vakti ve zamanı gelmiştir. İnsanım diyen herkesin bu uygulamalara karşı tavrını sertleştirerek, bir duruş ortaya koyması gerekir.”

 

Açlık grevi eylemine başlayan tutsakların isimleri şöyle: Nihat Varlı, Tahir Temel, İzzet Eren, Sedat Avcı, Bayer Uğurlu, Salih Erdem ve Bülent Akar.  Tutsaklar, herhangi olumsuzluktan AKP’yi sorumlu olacağını belirterek, hiçbir tıbbi müdahaleyi kabul etmeyeceklerini vurguladı. Mîdyat M Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan 7 PKK’li ve PJAK’lı tutsak da, süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemine başladı.

 

Wan’da binler ‘Öcalan’a özgürlük’ istedi

 

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecride tepkiler sürerken, Wan’da binlerce yurttaş BDP öncülüğünde düzenlenen yürüyüşle tecridi protesto etti.

 

BDP Wan İl Örgütü çadırında biraraya gelen binlerce kişi, “Sayın Öcalan’ın üzerindeki tecridi kınıyoruz. Öcalan’a özgürlük” pankartıyla Sanat Sokağı’na yürüdü. Yürüyüşe BDP İl Başkanı Yakup Ataş, Wan Belediye Başkanvekili Sabri Abi, TUYAD-DER, Wan Barış Anneleri İnisiyatifi, İHD, MEYA-DER, belediye meclis ve il genel meclis üyeleri ve binlerce yurttaş katıldı. Annelerin önde saf tuttuğu yürüyüşte, kadınlar sarı, yeşil ve kırmızı yazmalar taşıdı.

 

‘Tek muhatap Öcalan’dır’

 

Sanat Sokağı’nda son bulan yürüyüşün ardından konuşan BDP Wan İl Yöneticisi Rafet Taş, PKK ve devlet arasında yürütülen Oslo görüşmelerinin hükümet tarafından rafa kaldırılmasıyla çatışmaların gün geçtikçe arttığına dikkat çekti. Cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerine dikkat çeken Taş, “Sayın Öcalan 13 yıldır ağır tecrit koşullarında yaşamaktadır. Türkiye geneli cezaevlerinde siyasi tutsaklar süresiz açlık grevi başlattı. Bu süreçte yaşanacak her türlü hak ihlalinin ve ölümün tek sorumlusu AKP hükümetidir” diye konuştu. Taş, müzakerelerin tek muhatabı olarak ise PKK Lideri Öcalan’a işaret etti ve “AKP hükümetini, Türkiye’yi hızla istikrarsızlığa ve iç savaşa doğru sürükleyen inkar ve imha politikalarına son vermek için müzakere ve diyaloğa davet ediyoruz” dedi.

 

DÖKH’ten açlık grevlerine destek çağrısı

 

Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) Amed bileşenleri, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit ve PKK ile PAJK’lı tutsakların Öcalan’ın özgürlüğü için 12 Eylül’de başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine dikkat çekmek amacıyla Diyarbakır E Tipi Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DÖKH aktivistlerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamayı yapan EPİDEM Koordinatörü Neslihan Başak, ülke genelinde şiddetlenen çatışmalı ortama dikkat çekerek, iktidarın ve siyasi partilerin yaptığı açıklamaların çatışmalı süreci daha da derinleştirdiğini ve bunun çözüme hizmet etmediğini söyledi. Öcalan’ın bir yılı aşkın süredir ailesi ve avukatları ile görüştürülmediğini ifade eden Başak, “Kalıcı, demokratik çözüm için Sayın Öcalan ile görüşmelerin yapılması ve hukuksuz bir şekilde cezaevlerinde tutulan siyasi tutukluların insani taleplerini gerçekleştirerek yaşanacak ölümlerin önüne geçelim” dedi.

 

TUAD: Tutsaklarla görüşülsün

 

TUAD üyeleri tarafından her hafta Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde, Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit, hasta tutukluların durumu ve cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla yapılan eylemde bu hafta cezaevlerindeki açlık grevlerine dikkat çekildi. TUAD üyeleri adına açıklama yapan Ahmet Dursun, AKP hükümetinin, Kürt sorununun çözümü konusunda adım atmak yerine, her geçen gün baskı ve şiddet politikasını tırmandırdığını vurguladı. Ana dilde savunma ve adil yargılanma haklarının hiçe sayılarak, politik eylemlerinden dolayı cezalandırılan binlerce insanın hala cezaevinde olduğunu belirten Dursun, anadil üzerinde ırkçı ve inkarcı politikalara son verilmesini istedi. PKK ve PAJK’lı tutsakların 12 Eylül’de başlattığı açlık grevi eylemlerine işaret eden Dursun, Adalet Bakanlığı tarafından bir heyet oluşturularak, cezaevlerinde tutuklularla görüşülmesi gerektiğini, aksi halde yaşanacak olası ölümlerin sorumlusunun AKP hükümeti olacağını söyledi.

 

Maaşlı gizli tanık! – Özgür Gündem


Hükümetin Kürt siyasetçileri rehin tutmak için kullandığı ‘gizli tanıklarla’ ilgili yeni bir skandal daha ortaya çıktı. Tetwan KCK davasında ‘Derman’ kod adlı gizli tanığın’ para karşılığı ifade verdiği ortaya çıktı

 

Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2 yıla yakın bir süredir 18’i tutuklu, 35 sanıkla devam eden Tetwan “KCK” davasında gizli tanık olarak dinlenen kişiye ilişkin skandal duruşma dosyasına yansıdı. “Derman” adlı gizli tanığın, 14 Eylül 2012 tarihi itibariyle verdiği ifade, harcadığı “emek” ve “mesai” göz önünde bulundurularak 500 TL ödeme yapıldığı ortaya çıktı. Üstelik verilen paranın kaynağı da duruşma tutanağında yer alıyor.

 

Gizli tanık yeminli değil maaşlıymış!

 

Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2 yıla yakın bir süredir 18’i tutuklu, 35 sanıkla devam eden Tetwan (Tatvan) “KCK” davasında gizli tanık olarak dinlenen kişiye ilişkin skandal bir gelişme yaşandı. “Derman” adlı gizli tanığın mahkemede 14 Eylül 2012 tarihi itibariyle verdiği ifade, harcadığı “emek” ve “mesai” göz önünde bulundurularak 500 TL ödeme yapıldığını ortaya çıkardı. Üstelik verilen paranın kaynağı da duruşma tutanağında yer alıyor. Adalet Bakanlığı tarafından 2008 tarihinde uygulamaya sokulan başta “KCK” olmak üzere birçok davada sıklıkla emniyet ve yargılama heyetinin ifadelerine başvurduğu “gizli tanık”lara bütçeden para aktarıldığı ortaya çıktı.

 

Emeğinin karşılığıymış!

 

Tutanakta Colemêrg’de (Hakkari) görev yapan, sicil numarası ve banka hesap numarası da açık bir şekilde verilen bir polis memuru aracılığıyla gizli tanık Derman’a para verilmesi kararlaştırıldığı belirtiliyor. Gizli tanığın 14 Eylül tarihinde verdiği ifadenin sonunda yanlışlıkla yazıldığı ya da unutulduğu tahmin edilen ödeme emri ise şu şekilde yer alıyor: “Tanığın sarf ettiği emek ve mesai gözetilerek 500,00 TL ücret takdirine, bu konuda sarf kararı tanzimi ile yapılacak ödemenin, ‘Derman’ adlı gizli tanığa ödenmek üzere Hakkari Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 135633 Sicil No’lu polis memurunun Garanti Bankası 04894554333047956 kart No’lu veya 23852873 müşteri No’lu hesabına ödenmesine...”  Bu olay diğer gizli tanıkların da benzer şekilde para karşılığında “KCK” davalarını manipüle etmek için kullanıldığı şüphelerine yol açtı.

 

 

Vekile dokunan barış yapamaz - Taraf

 

Irak Cumhurbaşkanı Talabani’yle Kürt meselesini görüşen Ahmet Türk son gelişmeleri yorumladı: PKK’yle müzakere edip BDP’yle mücadele edilmez

 

Başbakan Erdoğan ve hükümet üyelerinin yeni bir Oslo sürecine yeşil ışık yakan mesajlarının çıktığı günlerde Kürt siyasetinin önemli ismi Mardin Milletvekili Ahmet Türk, Van Milletvekili Aysel Tuğluk ile birlikte Süleymaniye’de Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’yle biraraya geldi. Önceki gün Ankara’ya dönen Ahmet Türk’le Talabani ziyaretinin ayrıntılarını, son gelişmeleri ve Başbakan Erdoğan’ın NTV canlı yayınında yaptığı açıklamaları konuştuk. Ahmet Türk özetle şunları söyledi:

 

Celal Talabani ziyareti

Süleymani’de Celal Talabani’ye geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk. Talabani, silahların susması için aktif bir rol oynayacak. Akan kanın durması ve barışın sağlanması için katkı sunacak. Talabani her kesimin dikkate alacağı bir lider. Bozulan Türkiye ve Kürdistan arasındaki iyi ilişkilerin kurulmasında onun çok önemli rolü olmuştur.

 

Yeni Oslo tartışmaları

Hükümet üyelerinin ve Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarını yakından izliyoruz. Sorunun konuşarak, diyalog yoluyla çözülmesini istemesi önemli. Yeni bir diyalog sürecinin başlamasını elbette biz de istiyoruz. Ama “silahları bırakın, görüşelim” şartı biraz gerçekçi görünmüyor. Elbette silahlar sussun ama bu mesele bir halkın haklarıyla ilgili bir meseledir, tek başına silah meselesi değil ki. Ne düşünüyorsunuz, bu halkın haklarını verecek misiniz? Kürtlerin haklarını güvenceye alacak mısınız? Bu konuları gündeme getirmeden, Kürtlerden hiç bahsetmeden Kürt sorununu tartışmadan silahları nasıl susturacaksınız? Meselenin asıl kaynağına inmek gerekiyor, asıl nedenleri ortadan kaldırmadan bunun bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan silahı devreden çıkarmak mümkün değil. Kürt sorununu masaya yatırmadan barışa, çözüme doğru yol alınmaz. Bu gerçekleri yıllardır Başkaban’a ve hükümet partisine anlatmaya çalışıyoruz. Madem yeni bir süreç başlatıyorsunuz, o zaman Kürt sorunuyla ilgili projeleriniz nedir? Bunları da açıklayın.

 

Başbakan’ın açıklamaları

Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarını dinledim. Kafası karışık görünüyor. Bir yandan tekrardan bir diyalog sürecinin başlayabileceğini, gerekirse İmralı ile görüşmeler yapılabileceğini söylüyor. Destekliyoruz. Ama öte yandan BDP’lileri çok insani bir olaydan dolayı, ani bir şekilde gelişen, yolda karşılaştıkları gerillalarla kucaklaştıkları için dokunulmazlıklarını kaldırarak Meclis’ten dışarı atacağını söylüyor. Arkadaşlarımız hakkında fezlekeler hazırlandı. Şimdi dokuz vekile dokunursa Başbakan, çözümü nasıl sağlayacak? Kürtlerin seçilmiş temsilcilerini Meclis’ten dışarı atıp Kandil ve İmralı ile masaya mı oturacak? Bu çelişkili bir açıklama. Başbakan iyi bir şey yapıyor, diyalog sürecini başlatacağım diyor, ama ardından bu kez Kürtlerin vekillerini Meclis dışına atacağım, diyor. Böyle olmaz. Başbakan bir adım ileri atarken, iki adım da geri atıyor. Bundan dolayı umutlanamıyoruz.

 

Yeni sürece destek veriyoruz

Hükümet, dağ ve İmralı’yla konuşmalıdır. Biz yıllardır diyoruz. Silahları, silahlı mücadele verenlerle konuşun. Bizim bu konuda söyleyeceğimiz sözlerin bir karşılığı olmaz, muhatap onlardır. Adres bellidir. Biz bunu destekliyoruz. Elimizden gelen her desteği de veririz. Ama onlarla müzakere edilecek şeyler var, Meclis çatısı altındaki seçilmiş Kürt temsilcilerle müzakere edilecek şeyler var. PKK’yle müzakere edip BDP’yle mücadele edilmez. Bizim de yeni anayasa, demokratik haklar konusunda söyleyeceğimiz sözler var. Halkımızın bu konulardaki taleplerini Meclis’te gündeme getirip müzakere ederiz. Yani iktidar Kürt sorununun çözümü için Meclis’te bizimle müzakere yapmalı. Demokratik tavır budur. Barış ve çözüm istiyorsak, silahların susmasını istiyorsak hükümetin çok kapsayıcı olması gerekiyor, yoksa bundan önce olduğu gibi dar yaklışılırsa barış ve çözüm fırsatı yine kaçar.

 

KCK: Dokunulmazlıklar kalkarsa savaş derinleşir – Radikal

 

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, hükümetin Öcalan ve Oslo ’ya ilişkin açıklamalarının ‘yeni bir taktiksel hamle’ olduğunu öne sürerek, “Mevcut durumda hareketimizin Türk devletiyle bir diyalog ve görüşme durumu söz konusu değildir” dedi. Hükümetin amacının ‘Kürt halkını beklentiye sokmak’ olduğu öne sürüldü. Hükümetin ‘çözüm projesini açıkça ortaya koyması’ ve ‘samimi adımlar atması’ istenen açıklamada “Kürt siyasetinin temsilcileri olan parlamenterlerin dokunulmazlığının kaldırılarak cezaevine atılması kesinlikle savaşın daha da boyutlandırılması, derinleştirilmesi anlamına gelecektir” denildi.

 

 

Erdoğan kafaları karıştırdı - Cumhuriyet

 

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Türk kamuoyunda PKK "elebaşısı" sıfatıyla anılan Abdullah Öcalan ve Oslo sürecine katılan PKK temsilcileriyle yeniden görüşmelerin başlayabileceği mesajı verip, "teröristlerle kucaklaşan siyasi uzantı" olarak nitelendirdiği BDP'lilerle "müzakere etmeyeceğini" açıklaması, BDP'de de kafaları karıştırdı.

 

Adalet Bakanlığı'ndan kendisine izin verilmesi halinde İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile yapacağı görüşmeden sonra ölümleri durdurabileceğini açıklayan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Erdoğan'ın Oslo ve İmralı mesajlannın altında, yaşanan çatışmalı sürecin son derece "tehlikeli ve ağır sonuçlar doğuracak" bir noktaya gitmesinden kaynaklandığım söyledi. Çatışmaların hiç olmadığı kadar şiddetlenmesi nedeniyle olayların hükümetin "taşıyamayacağı" noktaya geldiği için yeniden "müzakere ve diyalog" sürecine dönüş eğilimi içine girdiğini belirten Kaplan, "Başbakan bunu açıklarken bu olayın legal, illegal bütün aktörleri ile görüşeceğiz, derken, 'BDP ile olmaz' demesi bir tezatlıktır.

 

Başbakanın seçilerek Meclis'e gelen ve grubu olan bir partiye bu şekilde yaklaşımı hiçbir şekilde kabul edilemez" dedi.

 

Erdoğan'ın BDP'yi hedef alan açıklamalarının daha çok kendi "milliyetçi tabanını yatıştırmaya dönük" olduğuna işaret eden Kaplan, "ana muhalefet, sivil toplum, akil insanlar, kamu vicdanını zorlaması" ile görüşme kanallarının açılabileceğinin görüldüğünü ifade etti. Kaplan, şu anda bir müzakere yürütülüp yürütülmediği yönündeki soru üzerine de "Doğrudan olmasa da endirekt görüşmeler oluyor olabilir" demekle yetindi.

 

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise Başbakan Erdoğan'ı "taktik manevra içinde olmakla" suçladı.

AKP'nin yaşadığı "sıkışma" nedeniyle sürekli süreci "muğlaklaştırıp" beklenti yaratma peşinde olduğunu belirten Baluken, Erdoğan'm Star-NTV yayınında yaptığı açıklamaların "çelişkilerle dolu" olduğunu söyledi.

 

Baluken, "BDP için hâlâ Meclis dışına atma, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırma, onlarla aynı parlamento çatısı altında bulunmama gibi tehditler var. Bir taraftan sorunu çözmek istediğinizi beyan edip diğer taraftan böylesi açıklamalar yaparsanız bütün inandırıcılığınızı yitirirsiniz. Buradan şunu anlıyoruz: Hükümet ya da Başbakan bu konuda net olarak kararını vermiş değil" dedi.

 

 

6 ilde KCK operasyonu: 25 tutuklama – Y.Şafak

 

6 ilde KCK operasyonu... Mersin merkezli 6 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 38 kişiden 25'i tutuklandı.

 

Mersin merkezli 6 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 38 kişiden 25'i tutuklandı.

Mersin'in yanı sıra Adana, Diyarbakır, Batman, Tunceli ve Mardin'de 25 Eylül'de gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınarak Adana Bölge Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilen 12'si kadın 38 zanlıdan 2'si savcılıkça tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

 

Tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilen 36 zanlıdan BDP Mersin İl Başkanı Musa Kulu ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi'nin de aralarında bulunduğu 25 kişi tutuklandı.

Mersin Emniyet Müdürlüğü ekipleri 25 Eylül'de kent merkezinin yanı sıra Adana, Diyarbakır, Batman, Tunceli ve Mardin'de daha önceden belirlenen adreslere operasyon düzenlemiş ve 38 kişiyi gözaltına almıştı.

Zanlıların, Mersin başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonları protesto etmek adı altında provokasyonel eylem hazırlığında oldukları, bazı zanlıların Mersin'de düzenlenen izinsiz gösterilere eleman temin ettikleri öne sürülmüştü.

 

 

Seçmeli var kitabı yok – Milliyet

 

MEB seçmeli ders kitaplarının basımını yetiştiremedi. Piyasadaki kitaplardan yararlanılacak. Öğretmenler nasıl istiyorsa dersi öyle işleyecek. Eğitim sendikaları ‘tehlike’ uyarısında bulundu

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte bu yıl ilk kez 5. ve 9. sınıf öğrencilerinin seçmeli olarak aldığı Kuran, Hz. Muhammed’in Hayatı ve İslam derslerinin kitaplarını ve öğretmen kılavuz kitaplarını yeni eğitim öğretim yılına yetiştiremedi. Öğretmenler, dersi nasıl anlatacağına Talim Terbiye Kurulu’nun hazırladığı müfredatların dışına çıkmadan, kendi edindiği kaynaklara göre karar verecek.

Öğretmenlerin derste kullanacakları kaynak kitapları, kendi ilgi ve isteklerine göre seçebilecek olması, piyasada satılan kitapların çocukların pedagojisine uygun olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi.

 

Kendi bakışına göre

Müfredatta derslerin konuları ve kazanımlarına yer verilmesine rağmen, öğretmenlerin dersi hangi kaynakları temel alarak işleyeceğine ilişkin kesin hükümlere yer verilmiyor. Bu da öğretmenlerin, dersleri kendi bakış açıları, istek ve yönelişleri doğrultusunda işleyebilecekleri anlamına geliyor.

Talim Terbiye Kurulu’nun açıkladığı İslam dersi müfredatına göre, derslerde öğrencilere yaratılış inancı kavratılacak, insanın niçin yaratıldığı, yaratılış evreleri ve ilk insan anlatılacak. Meleklere, kaza ve kadere inanmanın sağladığı faydalar vurgulanacak, cinler ve şeytan ders konusu yapılacak. Derslerde; beslenmede, giyim, kuşam ve süslenmede, oyun ve eğlencede neyin sevap neyin günan sayıldığı öğretilecek. Hiçbirisi Talim Terbiye Kurulu’ndan onaylı olmayan bu kitaplarda yaygın olarak ele alınan tartışmalı bazı konu başlıkları şöyle:

“Hz. Havva, Hz. Adem’in kaburga kemiğinden mi yaratıldı? Kadınların, İslamiyete göre nasıl giyinmesi gerekiyor? Kadın, namusunu korumak için nasıl davranmalı? Kadınlar, eşlerini nasıl mutlu eder? Kadınlar neden örtünmeli? Erkekler neden bir çok kadınla evlenebilir? İmam nikâhı neden dinen zorunludur? Büyü nasıl yapılır? Nasıl bozulur? Flört etmek neden günahtır? Şeytan, insanın aklını nasıl çeler? Melekler kimlere görünür? Cin çarpması nasıl olur? Cin çarpma hikayelerindan örnekler. Cinler aleminden korunma çareleri nelerdir? Ruh nasıl çağırılır? Ahiret hayatı için nasıl çalışmalıyız?”

 

Sendikalar: Tehlikeli

Eğitim sendikaları, bakanlığın ders kitabı basmak yerine, öğretmenlerin kaynak tercihlerini kendilerine bırakmasının “tehlike” yaratacağını açıkladı. Sendikaların görüşleri şöyle:

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk: Piyasada örneğin Hz. Muhammed’in Hayatı ile ilgisi olmayan, safsatalardan oluşan çok sayıda yayın var. Bu tür kitapları öğretmenlerin kaynak olarak kullanması tehlikeli sonuçlar doğurur. Eğer bu derse gerçekten İlahiyat Fakültesi mezunları, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmenleri girerse, ideolojileri farklı bile olsa sıkıntı çıkacağını, konuların çarpıtılacağını düşünmüyorum.

Eğitim-Sen Başkanı Ünsal Yıldız: Böyle bir uygulama teknik olarak da, Türkiye’deki eğitim sistemi açısından da doğru değil. Yurtdışında basımı yapılan çok sayıda dini yayının kimi tarikatlar eliyle Türkiye’ye getirildiği ve el altından okullara sokulacağı söylentileri var. Bu, asla kabul edilebilir değil. MEB, yeni dönem için hazırlıksız yakalandı diyoruz ama burada başka türlü hazırlıkların olduğu görülüyor.

 

 

Hedef adalet değil – Hürriyet

 

İngiliz The Economist dergisi son sayısında “Balyoz Davası’nda adalet yerini buldu mu” diye sordu.

Batılı bir diplomat ise Türkiye’nin en büyük sorununun yargının tarafsız olmadığı yolundaki algı olduğunu belirtti. 21 Eylül’de mahkemenin Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ılımlı İslamcı Ak Parti Hükümeti’ni yıkmaya çalıştıkları gerekçesiyle 325 subaya 6 ile 20 yıl arasında cezalar verildiğini belirten Economist, karar açıklandıktan beri “Adalet yerini buldu mu” sorusunun yöneltildiğini belirtti. Economist, “Bu durumda öncelikli hedefin adalet sağlamak değil, olası darbecilere güçlü bir mesaj vermek gibi gözüküyor” yorumunu yaptı. Economist hatta bazılarının Atatürk’ün laik cumhuriyetini savunmak için yıllardır dindar Müslümanlara baskı uygulayan, siyasete müdahale eden ordudan intikam almak için bu mahkemenin yapıldığını iddia ettiğini yazdı. Delillerin büyük bir kısmının 2003 tarihli bir CD’ye dayandığına işaret eden dergi, bazı adı geçen şirketlerin o dönemde bulunmadığını, iki savcının şüphelilerin kefaletle serbest bırakılmasını istediğini, ancak kabul görmediğini, savunmanın asıl görgü tanıklarının dinlenmediğini yazdı.  

 

 

DÜNYA

 

El Kaide militanları hapisten kaçırıldı – Milliyet

 

İdam mahkumu El Kaide üyeleri Irak’ta cezaevinden 19 görevli ve 8 mahkumun öldüğü kanlı bir baskınla kaçırıldı

Irak’ın Tikrit kentindeki Tesfirat cezaevinden en az 19 güvenlik görevlisini öldürerek kaçan ve kayıplara karışan onlarca mahkumun arasında hüküm giymiş El Kaide üyelerinin olduğu açıklandı. Önceki akşam polis üniforması giymiş kişilerin düzenlediği kanlı baskınla serbest kalan elliye yakın mahkumun bir kısmının ölüm cezası almış El Kaide üyeleri olduğuna dikkat çeken milletvekili Hakim El Zamili “Baskın önceden iyi hazırlanmış bir operasyondu. Mahkumlar kaçarken bütün kimlik bilgilerinin bulunduğu belgeler yakılmış” dedi. Eski Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in doğduğu şehir olan Tikrit’te sokağa çıkma yasağı uygulanırken helikopterler de devriye olarak şehrin üzerinde tur atıyor. Irak ordusu bölgeye geniş çaplı askeri yığınak yapmaya başladı. Cezaevi yönetiminin, daha önce, Tikrit kentinin bağlı olduğu Selahaddin Eyaleti emniyet makamlarına, cezaevindeki güvenlik zafiyetiyle ilgili uyarıda bulunarak derhal önlem alınması talebinde bulunduğu öğrenildi.

 

Obama ve Netanyahu'dan İran konusunda 'tam mutabakat' – Hürriyet

 

ABD Başkanı Barack Obama ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, “İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemeye yönelik ortak amaç konusunda tam bir mutabakat içinde olduğu” kaydedildi.

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Obama ve Netanyahu'nun düzenli istişarelerinin bir parçası olarak ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın Netanyahu ile görüşmesinin devamı niteliğinde telefon görüşmesi yaptığı belirtildi.

 

KIRMIZI ÇİZGİ ALAY KONUSU OLDU

İki liderin, bir dizi güvenlik konusunu konuştuğu ifade edilen açıklamada, Obama'nın, “kendisi ve ABD'nin İsrail'in güvenliğine yönelik sarsılmaz taahhüdünü tekrar teyit ettiği” bildirildi. Açıklamada, “Obama ve Netanyahu'nun, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemeye yönelik ortak amaç konusunda tam bir mutabakat içinde olduklarının altını çizdiği” kaydedildi.

Netanyahu'nun da Obama'nın, BM Genel Kurulu öncesinde, bu amacın başarılması için yapılması gerekenlere yönelik taahhüdünü memnuniyetle karşıladığı belirtildi.Ayrıca, iki liderin, “İran'ın nükleer program, nükleer yayılma ve terörizmi destekleme olmak üzere ortaya çıkardığı tehdit bağlamında, ABD ve İsrail hükümetleri arasındaki yakın koordinasyon ve işbirliğine önem verdiği” kaydedilen açıklamada, Obama ve Netanyahu'nun, bu konuda düzenli istişarelere devam etme kararı aldığı da bildirildi.

 

 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.