02 Ağustos 2012 Basın Özetleri
Basın Bültenleri / 03 Ağustos 2012 Cuma Saat 07:10
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Parezêrên Rêberê PKK'ê Abdullah Ocalan, ji bo bi miwekîlên xwe Ocalan re hevdîtin pêk bînin serî li dozgeriya komarê ya Bursayê dan.

Ji bo hevdîtina bi Ocalan re serledan hate kirin-DÎHA

Parezêrên Rêberê PKK'ê Abdullah Ocalan, ji bo bi miwekîlên xwe Ocalan re hevdîtin pêk bînin serî li dozgeriya komarê ya Bursayê dan.

Di ser tecrîda li ser Reberê PKK'ê Abdullah Ocalan tê meşandin re salak derbas bû û ket sala 2'mîn. Parezêrên Ocalan Mazlum Dînç, Rezan Sarica û Mehmet Devran Devrîm ji bo miwekîlê xwe Ocalan re hevdîtina heftane pêk bînin serî li Dozgeriya Komarê ya Bursayê dan. Ger Îdareya Girtîgeha Îmraliyê bersiva serledanê bide dê parezêr sibe bi Ocalan re hevdîtin pêk bînin.

Serledanên parezêrên Reberê PKK'ê Abdullah Ocalan a ku ji bo miwekîlên xwe rehevdîtin pêk bînin ji dîroka 27 tîrmehê sala 2011 peva bi hinceta, "Keştî xirabeyê", "Rewşa hewayê nebaş e", "Keştî di tamîrê de ye" û "Evrak kemin" tê astengkirin.


Rewandiz ji bo Rojavayê Kurdistanê li ser piyan bû-ANF

Dêrsim Oremar -Soran
Li navçeya Rewandiza Hewlêrê ji bo destkeftiyên Rojavayê Kurdistanê bi armanca piştgiriyê çalakiyek hat lidarxistin

Demjimêr 22:00 duh şevê, saziyên medenî, çalakvanên sivîl, rojnamevan û gelê her du navçeyên Rewandiz û Soranê, bi armanca piştgiriya ji şoreşa Suriyeyê û azadkirina Rojavayê Kurdistanê kombûnek saz kirin.Kombûn li navenda bajarê Rewandizê hate lidarxistin û beyannameyek hate xwendin.

Di daxuyaniyê de çalakvanên sivîl ji gelê Kurd xwestin ku her Kurde xwe li hember Rojavayê Kurdistanê berpirsiyar bibîne û erkên xwe li hember gel bi cîh bîne. Di berdewama daxuyaniyê de çalakvanan nerazîbûna xwe li hemberî leşkerkêşiya hêzên Iraqê bo navçeyên sinoriyê Herêma Kurdistanê derbirî û her wisa ji Serokatiya Herêmê xwestin ku bi her awayî piştgîriya penaberên Rojavayê Kurdistanê bikin ku hatine Başûrê Kurdistanê û di rewşeke xirab de ne.


Nisêbîn Kurdistan e...-Yeni Özgür Politika

Bi sedan kes di çalakiyên "Şevên Hunerê" ya ji aliyê Navenda Çanda Mîtanî ya Şaredariya Nisêbînê ya li Parka Cegerxwîn hate lidarxistin, de civîyan. Şaredara Nisêbînê Ayşe Gokkan di çalakiyê de axivî û wiha got:

 "Kurdistan dê wekî Kurdistanî bijîn. Hêza tu kesî nabire ku ev mafê mirovatiyê ji destê me bigire. Nisêbîn Kurdistan e û dê wekî Kurdistan bimîne. Ji ber vê yekê çand û hunera me Kurdistanî ye."
Navenda Çanda Mîtanî ya Şaredariya Nisêbînê 5'emîn çalakiyên "Şevên Hunerê" ya bi dirûşima "Hunera Mîtannî di Nisêbîna Rengîn de diherike!" li Parka Cegerxwîn li dar xist. Di çalakiya ku gel eleqeyek mezin nîşan da de Koma Lîstîkên Gel a Mîtannî, şano, Demhat Botan û Koma Nîştiman derket ser dikê. Şaredara Nisêbînê Ayşe Gokkan di çalakiyê de axivî û diyar kir ku ji ber navê Cegerxwîn dane vê parqê nehatiye qebûl kirin.
Gokkan got, "Qamişlo çawa dixwaze bijî, Amed çawa dixwaze bijî bila wisa bijîn" û diyar kir ku kes nikare ji Enqereyê gelê Kurd wekî koleyê dewletê bibîne. Gokkan destnîşan kir ku Kurd ji bo dê çawa bijîn li gotinên Serokwezîr Erdogan nanêrin û wiha got:" Kurdistan dê wekî Kurdistanî bijî. Ev mafê mirovatiyê ye. Hêza tu kesî nabire ku ev mafê mirovatiyê ji destê me bigire. Nisêbîn Kurdistan e û dê wekî Kurdistan bimîne. Kes nikare vê biguherîne. Heke gotina Kurdistanê sûç be, em vê carekî din dibêjin. Nisêbîn Kurdistan e. Ji ber vê yekê çand û hunera me Kurdistanî ye."
Piştî axaftinan beşdaran li ber muzîkê govend gerandin. Çalakî bi coşekî mezin bi dawî bû.
MÊRDÎN


Türk ordusu çaresiz!-Yeni Özgür Politika

Şemzînan’daki gerilla harekatını kırmak isteyen Türk ordusunun önceki gün Kobra helikopterleri, savaş uçakları, tank ve binlerce askerle alana girme girişimi gerillalarca püskürtüldü. Yaşanan çatışmalarda 14 asker daha öldü.

Hakkari Şemdinli'deki çatışmalar on günü geride bıraktı. HPG, önceki günkü çatışmalarda 14 askerin öldürüldüğünü, 1 gerillanın da yaşamını yitirdiğini duyurdu.

HPG Basın İrtibat Merkezi (HPG-BİM) dün bir açıklama yaparak Şemdinli'de devam eden çatışmalar hakkında bilgi verdi. HPG'nin açıklamasına göre önceki gün yaşanan ilk çatışmada 5 asker hayatını yitirdi. Ölen askerlerden birinin Yukarı Gumoka alanında birlik komutanı olduğu belirtildi. HPG, Şemdinli merkezden kobra tipi helikopterler, tanklar ve akrep tipi zırhlı araçlarla  Navreza Köyü çevresine yönelen müdahele gücüne yönelik de gerilların eylem yaptığını belirterek, bu sırada 2 askerin daha öldüğü ifade edildi. Bir kaç saat sonra Türk ordu birliklerin

in yeniden aynı alana müdahele etmek istediğini açıklayan HPG, bu sırada ise gerillaların bir kirpi aracı tahrip ettiğini, 2 askerin de öldürüldüğünü bildirdi. TSK'nin alana piyade gönderdiğini bildiren HPG, "Alana piyade olarak gelmek isteyen düşman askerine yönelik olarak ise gerillalarımız tarafından gerçekleştirilen eylemlerde düşmanın 5 askeri gerillalarımız tarafından öldürülmüştür" dedi. Gün boyu yaşanan çatışmalarda Türk ordusunun 10 dakikalık yolu 7 saatte alabildiğini ifade eden HPG, yaşanan çatışmalarda toplam 14 askerin öldürüldüğünü; 1 gerillanın da yaşamını yitirdiğini  bildirdi.

HPG-BİM, hayatını kaybeden gerillanın, 1986 yılında Doğu Kürdistan’ın Mako şehrinde dünyaya gelen, 2008 yılında gerilla safların katılan, Şahin Zap kod isimli İsa Tacidar olduğunu açıkladı.

Bölge bombardıman altında
HPG, bölgenin bu sabah helikopterler ve topçular tarafından bombalandığını açıkladı. HPG, Şemdinli'de yol kontrolü yapmak isteyen Türk ordu güçlerine yönelik gerillaların bir eylem gerçekleştirdiğini duyurdu. Eylem ardından alana yönelik operasyon başlatan Türk ordusu sonuçsuz bir şekilde geri çekildi.

Oramar’da ağır silahlı eylem
31 Temmuz'da ise Yüksekova'da bulunan Oramar Karakolu'na yönelik olarak HPG gerillaları tarafından ağır silahlarla bir eylem gerçekleşti. Gerçekleşen eylem sonucunda karakolda bulunan iki mevzi imha oldu.

Uludere’de çatışma
Açıklamaya göre; aynı gün Şırnak’ın Uludere İlçesi'nde de operasyona çıkan Türk ordu güçleri ile HPG gerillaları arasında bir çatışma yaşandı. Girê Çetan bölgesindeki çatışmanın 20 dakika sürdüğü ve TSK'nin ölü ve yaralılarını helikopterlerle olay yerinden uzaklaştırıldığı bildirildi.

Nesim Timur'u HPG vurdu
Öte yandan HPG, korucubaşı ve kontra elemanı Nesim Timur'un vurulmasını da üstlendi. Önceki gün  Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi'nde Nesim Timur'un aracı gerillalar tarafından taranmış, araçta bulunan Nesim Timur ile kardeşi yaralanmıştı. HPG, gerillaların yaşamını yitirmesindeki rolü nedeniyle Nesimi Timur'un hedef alındığını açıkladı.

Şeladize’ye bomba yağdırılıyor
HPG açıklamasında; Türk ordusunun 27 Temmuz'dan bu yana Güney Kürdistan’ın Şeladize Kasabası'nı karadan bombaladığı, havan ve obüslerin isabet ettiği ağaçlık alanlarda başlayan yangının da sürdüğü kaydedildi.

DEMHAT TOLHILDAN


Otopsiden infaz çıktı-Özgür Gündem

Çorlu’da 50 gün içerisinde iki Kürt asker şüpheli şekilde öldü. Askerlerden Nihat Bakır’ın otopsisi ve merminin kafasının üstünden sıkılmış olması olayın infaz olduğuna işaret ediyor

Çorlu’daki 105. Topçu Alayı’nda askerlik yapan iki Kürt genci, silahla vurulmuş halde ölü bulundu. 9 Haziran’da Gökhan Aktürk, başından ve karnından vuruldu. Yetkililer önce “intihar” sonra da “taciz ateşi” dedi. İki hafta sonra da Nihat Bakır tek kurşunla öldü ve yine “intihar” denildi. Ancak, Bakır’ın daha önce tehdit edilmesi ve Adli Tıp’ın otopsi raporu infaz diyor: “Merminin kafanın üstünden girmiş olduğu ve çene ile gırtlağı parçalayarak çıktığı belirlenmiştir.”


Her şey infaza işaret ediyor

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bulunan 105’inci Topçu Alayı’nda askerlik yapan iki Kürt genci, silahla vurulmuş halde ölü bulundu. 9 Haziran’da Erdexan (Ardahan) nüfusuna kayıtlı Gökhan Aktürk, izinden döndüğü günün akşamında birliğinin içinde başından ve karnından aldığı kurşun yaraları sonucu yaşamını yitirdi. Askeri yetkililer, önce olayın “intihar” olduğunu söyledi sonra da “taciz ateşi” sonucu gerçekleştiğini iddia etti ve ailenin Gökhan’ın cenazesini son kez görmesine izin vermeyerek, toprağa verdi.

25 Temmuz’da ise aynı askeri birlikte bulunan Agirî (Ağrı) Gîyadin (Diyadin) nüfusuna kayıtlı Nihat Bakır, kendi bölüğünün dışındaki bir bölüğün nöbetçi kulübesinin yanında, başından vurulmuş halde bulundu. Olayın gerçekleştiği yere giden, komutanlarla görüşen, Adli Tıp’ta oğlunun cenazesini inceleyen baba Rıfat Bakır, ölümün infaz olduğuna inanıyor. Bakır, “Oğlum Ozan isimli bir uzman çavuş tarafından tehdit edilmiş. Oğlum, bölük ve alay komutanlarının bilgisi dahilinde öldürüldü” diyor.

‘Oğlum infaz edildi’

Bakır, oğlunun ölüm haberini alır almaz zaman kaybetmeden kardeşi Halit Bakır ile birlikte İstanbul’a gittiklerini söyleyerek, şunları anlattı: “Adli Tıp’a gittik. Orada oğlumun kefene sarılı cenazesi ile karşılaştım. Avukatımızla birlikte cenazeyi inceledik. Kurşun kafasının tepesinden girmiş, çenesini ve gırtlağını parçalayarak çıkmıştı. Cenazeyi almadan Çorlu’ya gittik. Birliğe vardığımızda saatin geç olduğunu ve yarın gelmemiz gerektiğini söylediler. Sonraki gün gittik bu sefer de ‘avukatınız giremez’ dediler. Gidip savcılıktan izin aldıktan sonra avukatla beraber oğlumun ölü bulunduğu yere gittik. Orada üç nöbetçi kulübesi vardı. Araları 25 ve 80 metreydi. Oğlumun bulunduğu yer kulübe ile onu korumak için etrafında bir metre mesafede örülen duvarın arasıydı. Yerde çok az kan izi vardı. Nasıl olur da bir insan başından vurulur ve yerde o kadar az kan bulunur. Dibinde öldüğü duvarda da iz yoktu. Oranın kan gölü olması gerekir. Resmen çocuğum başka bir yerde öldürülmüş ve oraya getirilmişti.”

Baba Bakır, daha sonra bölük komutanı ile görüştüklerini de anlatarak, bölük komutanının oldukça gergin ve asabi olduğunu söyledi. Bakır, şöyle devam etti: “Bölük komutanı bana ‘Ozan adında bir uzman çavuş önceki gün oğlunla tartışmışlar. Ozan bana geldi ve oğlun hakkında şikayette bulundu’ dedi. Daha sonra öğrendim ki; bu uzman çavuş oğluma, ‘Burada ikimiz fazlayız. Ya sen gideceksin ya da ben’ demiş. Benim oğlum 2 metre 10 santim boyundaydı. Ona bakmaya kıyamıyorduk. Hiçbir sorunu yoktu. Ben ne emeklerle onu büyüteyim sonra kimvurduya gitsin. Bir oğlum daha var, başımı kesseler onu askere göndermem.”

Bu nasıl intihar?

Jandarma tarafından düzenlenen olay yeri inceleme raporu ve Adli Tıp’ın düzenlediği ön otopsi raporu göz önüne alındığında da Bakır’ın ölümü kuşku dolu. Bakır’ın intihar ettiği söylenen üzerine zimmetli G-3 piyade tüfeğinin kilitli olan deposundan nasıl alındığı, öğle saatlerinde bölük içinde gerçekleştiği söylenen vakanın kimse tarafından duyulmaması ve cenazenin üç saatten fazla bir süreden sonra bulunması dikkat çekiyor. Yine Bakır için düzenlenen ön otopsi raporunda, silahtan çıkan merminin kafanın üstünden girdiği ve çene ile gırtlağı parçalayarak çıktığının belirlenmesi, bir kişinin o pozisyonda kendisini nasıl vurabileceği sorusunu akıllara getiriyor. Ayrıca olay yeri inceleme raporunda belirtildiği üzere Nihat Bakır bulunduğunda sol eli silahtaydı. Söz konusu silahın tepme kuvvetinin yüksek olması göz önünde bulundurulduğunda kendisini başından vuran birinin halen silahı tutuyor olması gibi bulgular “infaz” şüphesini güçlendiriyor.


Müslim: Yeni Osmanlıların denetimine girmek istemiyoruz-ANF

RAHMİ YAĞMUR
Rusya’nın Sesi radyosuna bir röportaj veren PYD Salih Muslim Kürtlerin yeni Osmanlıların denetimine girmek istemediğini söyledi.

Halep’teki Kürtlerin durumu radyodan Kamiz Şeddadi’ye değerlendiren Müslim, Halep’teki çatışmaların radikal İslamcıların bulunduğu mahallelerde meydana geldiğini ifade ederek Kürtlerin bu çatışmalardan olumsuz etkilendiğini bu yüzden savunma pozisyonu aldıklarını ifade etti. Müslim sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu andaki çatışmalar genelde radikal İslamcıların konuşlandığı mahallelerde meydana geliyor. Bu bölgelerde de Kürtler yaşıyor ve bu insanlar çatışmaların olumsuz etkilerini yaşıyorlar. Bir süre önce üç Sivil Kürt, çıkan çatışmalar sırasında hayatını kaybetti. Genelde ise Halep’in Kürt mahalleleri ne hükümet yanlısı silahlı kuvvetlerin, ne de muhalefete ait silahlı güçlerin hedefi olmadı. Aynı şekilde Halep’te yaşayan Kürtlerin iyi organize olduklarını da söyleyebilirim, kendi savunma güçlerini oluşturdular ve bu güçler Kürt mahallelerinin savunmasını yapıyorlar.”

Suriye’de Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı bölgelerin kontrolüne ilişkin soruyu değerlendiren Salih Müslim Kamışlı ve Sare Kaniye şehirlerinde hükümet güçleri bulunduğunu ancak bunlar yerel yönetime karışmadıklarını altını çizdi. Halkın Kobani, Afrin, Derik ve bunlara komşu köy yerleşim yerlerinde kontrolü ele aldığını ifade eden Müslim “Suriye’nin Kürt bölgelerinde durum genel olarak sakindir. Şu anda Batı Kürdistan’ın yönetimi ile ilgili tüm kararlar Suriye Kürtleri Yüksek Konseyi tarafından alınıyor. Bu konsey, Irak Kürdistan’ın başkenti Erbil’de Demokratik Birlik Partisi tarafından kurulmuş olan Batı Kürdistan Halk konseyi ve Suriye Kürtleri Ulusal Konseyi arasında imzalanan anlaşmaya göre kurulmuştur” dedi

ANKARA KÜRTLER ARASINDAKİ GÖRÜŞ FARKLILIKLARINA OYNUYOR

Türkiye’nin, Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) güney sınırlarında konuşlandığına ilişkin suçlamalarını değerlendiren PYD Başkanı Suriye’de PKK ve savaşçılarının hiç bir faaliyeti olmadığını, tüm bunlar Türkiye makamları tarafından uydurulduğunu vurgulayarak “ Ankara 30 yıldan fazladır PKK ile mücadele adı altında partimiz de dâhil olmak üzere tüm Kürtlere karşı mücadele etmektedir. Her şeyden önce Suriye’deki Kürtlerin birleşmesini istemiyorlar. Çünkü Ankara bütün Kürt politikasını, Kürt politik güçleri arasındaki görüş farklılıkları üzerine kuruyor. Suriye isyanının başlamasından bu yana Türkiye Suriye’ye asker sokmak için bahane arıyor. Bunun nedeni Suriye’deki demokrasinin kaderi üzerine endişeler değil, Kürtlerin ulusal haklarına kavuşmalarına engel olmak isteğidir. Bence şimdiki Dünya kamuoyunun tavrı Türkiye’ye, Suriye topraklarına askeri müdahale yapma imkânı vermiyor. Ancak yine de bu olası istilaya karşı tüm gücümüzle karşı koyacağız. Böyle bir müdahale Türkiye için içinden çıkması çok zor olacak bir bataklık haline gelecektir. Suriye’nin ne Arap, ne de Kürt halkları ‘Yeni Osmanlıların’ boyunduruğuna bir kere daha düşmeyi istemiyorlar” dedi.

SURİYE MUHALEFETİNİN BİR PARÇASIYIZ

Müslim Özgür Suriye Ordusu’nun Türkiye’den alacağı yardım karşılığında PKK’ye karşı savaşmaya hazır olduğuna dair haberlere ilişkin soruya ise şu sözlerle cevap verdi: “Bu haberler gerçeği yansıtmıyor. Özgür Suriye Ordusu’nun sivil temsilcileri Kürt öz savunma güçleri ile bağlantı halindedirler. Ancak Özgür Suriye Ordusu değişik unsurlardan oluşuyor. Suriye’de bulunan bazıları bizlerle iyi ilişkiler içindedir. İstanbul ya da Antakya’da oturanlar ise Kürt karşıtı açıklamalar yapıyorlar ve bana sorarsanız ne Özgür Suriye Ordusu’nu, ne de Suriye devrimini temsil ediyorlar.

Biz Suriye muhalefetinin bir parçasıyız ve hiç bir zaman devrimden uzak kalmadık. Ancak Suriye muhalefeti içinde birlik yok. Muhalefette olanlarla ilişkilerimiz Kürt Sorunu’nun çözümüne olan yaklaşımlarına bağlıdır. Sıkı ilişkiler içinde olduğumuz bir iç muhalefet var. Aynı şekilde Suriye Ulusal Konseyi gibi dış güçler tarafından kontrol edilen ve Kürtlerin haklarını kabul etmeyenler de var, bunlarla öyle bir bağlantımız yok.

Bizler, Suriye’de yaşayan tüm uluslar ve dini azınlıkların haklarının kabul edileceği demokratik bir Suriye için mücadele veriyoruz. Dünya kamuoyunun bu yönelişimize destek vermesini isteriz. Bu anlamda Rusya’ya yönelik büyük ümitlerimiz var. Dünya politikasında önde gelen oyunculardan biri olarak Rusya, bugün Suriye krizinin çözülmesinde önemli rol oynamaktadır.

Geçtiğimiz günlerde Moskova’ya yaptığım ziyaret sırasında Rus makamlarına Suriye Kürtlerinin yaklaşımlarını anlatmaya çalıştım. Rus devleti temsilcilerinin adil taleplerimize anlayışla yaklaştıklarını düşünüyorum. Ümit ediyorum ki, Rus tarafı ile bundan sonra yapacağımız görüşmelerde karşılıklı anlayışı pekiştireceğiz.”


Dalyan'da saldırı sona erdi gerginlik sürüyor-DİHA

Dalyan'da işlettikleri restaurantın etrafı kalabalık saldırgan bir grup tarafından sarılan ve linç edilmekten üst kata çıkarak son anda kurtulan Kürt işçiler, olayın sakinleşmesinin ardından gece geç saatlerde jandarma karakoluna götürüldü. İşçilerin halen karakolda tutulduğu beldede gerginlik devam ederken BDP Urfa Milletvekili İbrahim Binici, Kürt işçileri ziyaret etmek için bölgeye hareket etti.

Muğla'nın Ortaca İlçesi'ne bağlı Dalyan Beldesi'nde, Kürtlere ait Popin Restaurant dün yüzlerce kişiden oluşan saldırgan grubun saldırısına uğradı. İşyerine PKK ile BDP bayrağı asıldığı ve işyerinin kapısına "Türkler giremez" yazısının konduğu söylentilerini yayan provakatörler, taş ve sopalarla işyerine saldırdı. Saldırıdan işyerinin üst katında bulunan Taştan Otel'e sığınarak kurtulan 15 kadar Kürt işçi saatlerce mahsur kaldı. Jandarmanın olay yerine gelmesine rağmen "müdahalede yetersiz kaldığı" saldırı gece geç saatlere kadar devam etti.

Olay hakkında bilgi aldığımız esnaflardan Seyhan Bardakçı, olayın önceki gün Kürt işçilerden birinin Kürtçe konuşması üzerine başlayan bir tartışmadan kaynaklandığını söyledi. Tartaklanan Kürt genci arkadaşlarına haber vermesi üzerine kavga çıktığını aktaran Bardakçı, daha sonra çoğunluğu ülkücülerden oluştuğu söylenen grubun beldede ve çevre ilçelerde söylentiler yayarak insanları saldırıya hazırladığını belirtti. Sayısı yüzü geçen grubun dün Dalyan Düğün Salonu önünde toplanmaya başladığını söyleyen Bardakçı, "Belediye başkanı ve jandarma komutanı grubun yanına gidip onlarla konuştu; ama buna rağmen birkaç saat sonra saldırı başladı. Taş ve sopalarla dükkanı yıktılar. Bizim oraya yaklaşmamız ise jandarma tarafından engellendi. Karşı grup her geçen saat daha da artıyordu. Saat 16.00'da başlayan saldırı 22.00'a kadar sürdü" diye konuştu.

Kaymakam'dan provokatörlere: Merak etmeyin ruhsatlarını iptal ettireceğim

Ortaca Kaymakamı'nın olay yerine geldiğinde saldırgan gruba, "Bu mekanı bir daha onlara açtırmayacağım. Ruhsatlarını iptal ettirmek için ne gerekiyorsa yapacağım" dediğini aktaran Bardakçı, kaymakam ve Dalyan Belediye Başkanı'nın bizzat olayın büyümesinde etken olduğunu savundu. Jandarmanın beldede çalışan tüm Kürt esnafı sabah saatlerinde karakola çağırarak toplantı yaptığını dile getiren Bardakçı, yaşananlardan endişe duyduklarını sözlerine ekledi.

Saldırı haberini alır almaz olay yerine hareket eden BDP Muğla İl Başkanı Necdet Aşıroğlu ise, jandarma ve kaymakam gözetiminde yapılan saldırıda dehşet anlarının yaşandığını belirtti. Olay yerine gittiğinde işçilerin halen üst katta olduğunu gördüğünü aktaran Aşıroğlu, daha sonra saldırgan grubun dağılmasının ardından üst katta bulunan işçilerden 15'inin jandarma karakoluna götürüldüğünü söyledi. İşçilerin gözaltına mı alındığı yoksa güvenlik amacıyla mı karakola götürüldüğünün netleşmediğini bildiren Aşıroğlu, BDP Urfa Milletvekili İbrahim Binici'nin beldeye doğru hareket ettiğini ve saldırıya uğrayan esnaflarla görüşeceğini belirtti.

Kürt işçiler halen karakolda bekletilirken, beldede gerginliğin devam ettiği bildirildi.


Barzanî û Dawudoglo: Divê guhestina hikûmî li Sûriyê bi aştî û siyasî be-AKnews

Di civîna duhî ya di navbera Serokê Herêma Kurdistanê Mesûd Barzanî û Wezîrê Derve yê Tirkiyê Ehmed Dawudoglo de, babeta serekî aloziya Sûriyê bû, her du aliyan li ser hinek xalan lihev kirin.

Image 110183Wezîrê Derve yê Tirkiyê Ehmed Dawudoglo û şandeke pê re ku ji Omer Çelîk cîgirê serokê AKP, Seneroglo rawêjkarê wezareta derve, balyozê Tirkiyeyê yê Iraqê û konsulê tirkî yê herêma Kurdistanê pêk hatibû, şeva borî gihiştin Herêma Kurdistanê.

Di civîna navbera serokê Kurdistanê û wezîrê derve yê Tirkiyeyê de, Kosret Resûl cîgirê serokê herêma Kurdistanê, Erselan Payîz serokê parlamentoya Kurdistanê, Nêçîrvan Barzanî serokwezîrê herêma Kurdistanê, Berhem Salih cîgirê sekreterê Yeketiya Niştimaniya Kurdistanê (YNK), Mela Bextyar kargerê Polîtburoya YNKê, Fazil Mîranî sekreterê Polîtburoya Partiya Demokrata Kurdistanê(PDK), Kerîm Şingalî wezîrê navxwe, Aştî Hewramî wezîrê samanên xwezayî û Felah Mistefa berpirsê têkeliyên derve yê hikûmeta herêma Kurdistanê amade bûn.

Di civînê de tekez kirin ku rewşa Sûrî rewşeke karesat e û qirkirina gelê Sûriyê berdewam e, qurbanî û wêrankirin li Sûriyê bi awayekî bêmînak e. Tekez jî kir ku, reftar û siyaseta rejîma Sûrî a di warê çêkirina nakokiyên tayîfî û etnîkî li nav welêt hêj bêtir rewş xerap kiriye û pêşhatên li Sûriyê li ser aramî û seqamgîriya herêmî gef û tehdîdan durist dike. Bi hemû pîvanan ev rewş nahê qebûlkirin.

Her du aliyan tekez kirin li ser pêbendbûna xwe bi guhestina hikûmî li Sûriyê bi aştî û siyasî û paşeroja Sûriyê divê ji aliyê îradeya azad a gelê Sûrî ve biryar li ser bê dan.

Her du alî li ser hevkarî û hevahengî ji bona alîkarîkirina gelê Sûriyê û bidesthênana daxwazên gel bo Sûriyeke demokratîk, azad û plural ku, hemû hemwelatî bi maf û azadiyan yeksan bin, rêkeftin. Di Sûriya nû de divê nasnameya gişt etnîk, ol û tayîfî rêz lê bê girtin û divê mafên hemûyan bên dabîn kirin û bên parastin.

Herwisa dilgiraniya xwe li hember kaosa û neîstîqrariya li Sûriyê nîşan da û tekez li wê yekê kir ku, her hewleke ji bona îstîxlalkirina valahiya desthilatê ji aliyê her grûp û rêxistineke tundûtûj ve bi gefek hevbeş tê hisab kirin û divê bi hevbeşî bê çareser kirin.

Her du aliyan li hev kirin ku pêwîst e Sûriya nû ji grûp û rêxistinên tundûtûj û terorîst xalî be û her du alî li ser berdewamiya bi hevdu şêwirîn û hevkariyê bi awayekî ku di berjewendiya aştî û îstîqrara herêmî de be, rêkeftin.


Wezîrê derveya Tirkiyê serdana Kerkûkê dike-PUKmedia

Biryare îro  wezîrê derveya Tirkiyê Ehmed Dawodoxlo serdana bajarê Kerkûkê bike.
Jêderekê ji encûmena parêzgeha Kerkûkê bo PUKmedia yê ragihand, biryare wezîrê derveya Tirkiyê serdana Kerkûkê bike û digel serokê parêzgar û nûnerên pêkahateyen bicive.


Türkiyeli Gazeteciler Serbest-Bianet

Suriye'nin Halep şehrinde PYD tarafından alıkonulan gazeteciler Kemal Gümüş ve Cihat Arpacık bu sabaha karşı serbest bırakıldı.

Suriye'nin Halep şehrinde PYD tarafından alıkonulan Türkiyeli iki gazeteci serbest bırakıldı.

Star gazetesinden Kemal Gümüş ve Milli Gazete'den Cihat Arpacık, dün sabah saatlerinde Halep'e bağlı Afrin kentinde PYD'li bir grup tarafından alıkonulmuştu.

CNNTürk'ün haberine göre, PYD tarafından önce Borçhayder köyüne, oradan da bilinmeyen bir yere götürülen gazetecilerden gün boyu haber alınamamıştı.

Gazeteciler sabaha karşı Halep'e yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Adenen köyünde "Özgür Suriye Ordusu"na bağlı güçlere teslim edildi.

Gümüş ve Arpacık, daha sonra Hatay'daki sınır kapısına getirildi ve sabah saatlerinde Hatay'dan Türkiye'ye giriş yaptılar.

Kemal Gümüş twitter'dan "Bizi kaçıran PYD güçleri 14 saat alıkoyduktan sonra serbest bırakmak zorunda kaldılar Türkiye yolundayız" ve "Şimdi Hatay'dayız ÖSO Hatay'a kadar bize eşlik ettiler. Bizim için uğraşan ve dua eden bütün dostlara canı gönülden teşekkür ederiz" mesajlarını yayınlarken Arpacık ise "Saatler süren esaret bitti. Dua ve merak eden herkese çok teşekkür ederim... Şimdi Hatay'dayım merak edilecek bir durum kalmadı" dedi. (EKN)


Obama'dan gizli Suriye talimatı-Etkin Haber Ajansı

ABD Başkanı Barack Obama'nın bu yılın başlarında Suriye'de Beşşar Esad rejimine karşı savaşan işbirlikçilere destek talimatı içeren gizli bir belge imzaladığı ortaya çıktı.

WASHINGTON- ABD Başkanı Barack Obama, Suriye Devlet Başkanı Esad'a karşı savaşan emperyalistlerin desteklediği güçlere, destek talimatı içeren gizli belge imzaladığı ortaya çıktı.

Amerikalı kaynaklara dayandırdıkları haberde CNN International ve El Arabiya, Obama'nın onayladığı talimatla, başta CIA ve diğer ABD kurumlarına Esad'ın devrilmesi için Suriye'deki işbirlikçilere destek sağlamasına izin verildiğini kaydetti.

Obama’nın bu yıl içerisinde imzaladığı emre göre ABD, Türkiye ve müttefikleri tarafından yönetilen bir merkezle işbirliği içinde çalışıyor. Ancak ABD yönetiminden adını vermeyen bir yetkili tarafından da doğrulanan emrin ABD ajanlarına tam olarak hangi yetkileri verdiği belirtilmedi.

Reuters geçen hafta da Esad rejimini devirmeye çalışan Suriyeli muhaliflere yardım edilmesi için Katar ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle Adana’da bir “sinir merkezi” kurulduğunu bildirmişti. Fakat Katarlı yetkililer bu merkezin ABD ile doğrudan ilgisi olmadığını iddia etmişti.

Washington yönetimi Esad karşıtlarına destek verdiğini açıkça ifade etmişti. Ancak Obama'nın bu belgeyi tam olarak ne zaman imzaladığı ise bilinmiyor.

Arap ülkelerinin girişimiyle dün BM Genel Kurulu üyelerine dağıtılan Suriye karar tasarısının oylamasının yarın yapılacağı kaydedildi. Tasarıda Esed istifaya çağrılıyor. İktidarın geçiş hükümetine devredilmesi talebini içeren tasarıda, Suriye ordusundan da hava saldırılarının durdurulması ve askerlerin kışlalarına dönmesi isteniyor.


Şemdinli tedirgin - Radikal

Şemdinli’de PKK ile güvenlik güçleri arasında 9 gündür süren çatışmalar dün de devam etti. Çatışmalar, ilçenin 500 metre yakınına kadar gelirken, patlama sesleri Şemdinli merkezinde de duyulmaya başladı. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ilçede halk geceleri sokağa çıkamıyor.
Şemdinli’de 9 gün önce Yiğitler, Bağlar, Rüzgârlı ve Çem köylerinde başlayan çatışmalar ilçe merkezine 500 metre mesafeye kadar sokulmuş durumda. Çatışmaların yoğun olduğu bölgelere yakın köylerin boşaltıldığı, bu köylerden çıkan ailelerin ise Şemdinli ile çatışma bölgesi arasında sıkıştıkları belirtiliyor.

Silah sesleri şehir merkezinden duyuluyor
Operasyonun yoğun olduğu Goman ve Efkar dağlarına, Şemdinli merkezinden helikopterlerle asker takviyesi yapılıyor, Diyarbakır Askeri Havaalanı’ndan kalkan uçaklar ise Goman ve Efkar dağlarını aralıksız bombalıyor. Bomba sesleri şehir merkezinden duyulabiliyor. Bölge halkı ise endişeli. Geceleri dışarı çıkamadıklarını, çatışmaların devam etmesi halinde Şemdinli’nin Suriye’den bir farkı olmayacağını belirten Şemdinli halkı operasyonların bir an önce durmasını ümit ediyor. Öte yandan Yiğitler Köyü’nden göç ederek Şemdinli’ye gelen Muzaffer Yiğitler gördüklerini şöyle aktarıyor: ‘’Operasyonlar Yiğitler Köyü’ne kadar sıçradı. Silah seslerinden dolayı geceleri uyuyamıyorduk. Can güvenliğimiz olmadığı için 22 aile göç etmek zorunda kaldık. Sadece 5 aile Şemdinli’ye giriş yapabildik. Diğer köylüler Şemdinli ile operasyon bölgesi arasında sıkışıp kaldı.’’

Sivil toplum kuruluşları endişeli
Bölgede yürütülen operasyonların şiddetinin gün geçtikçe arttığını söyleyen Şemdinli Belediye Başkanı Sedat Töre ise şunları aktarıyor: “Operasyonların yaşandığı bölgeye gidip inceleme yapmak istedik; ancak güvenlik güçleri operasyon bölgesine girmemizi engelledi. Operasyonların sürdüğü bölgede bulunan Yiğitler, Çem, Rüzgârlı, Bağlar ve Güzelkaya köyleri çatışmalar nedeniyle boşaltıldı. Köyleri boşaltılan köylülerimiz Şemdinli’ye giriş yapamıyor.’’
Bu arada Hakkâri Barosu’nun oluşturduğu ve operasyon bölgesine giderek yerinde inceleme yapmak isteyen heyet de güvenlik engeline takıldı.

Vali: Boşaltılan yer yok
Hakkari Valiliği, 23 Temmuzda Şemdinli’de başlatılan ve 2 askerin şehit olduğu, 14 askerin de yaralandığı operasyonlarda, çok sayıda PKK ’lının etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Vali, operasyonlar nedeniyle güvenlik güçlerince boşaltılan veya bu konuda telkin edilen hiçbir yerleşim yeri bulunmadığına da dikkat çekti. Valilikten dün yapılan yazılı açıklamada, 23 Temmuzda PKK tarafından Şemdinli-Derecik karayolunda yol kesme eylemi yapıldığı anımsatıldı. Örgüt mensuplarının, gerçekleştirdikleri eylem ile güvenlik güçlerini bölgeye çekip önceden döşedikleri mayın ve el yapımı patlayıcıları infilak ettirerek zayiat vermeyi amaçladığına vurgu yapılan açıklamada, şöyle denildi: “Terör örgütünün planladığı eylemlerin önüne geçmek için bölgeye yönelik operasyonlar derhal başlatılmıştır. Operasyonlarda çok sayıda bölücü terör örgütü mensubunun etkisiz hale getirildiği değerlendirilmekte olup, arazi tarama faaliyetlerine devam edilmektedir.

İki şehit
Diyarbakır ’ın Lice ile Kocaköy ilçeleri arasındaki karayolunda PKK ’lıların mayınlı saldırısında Astsubay Ahmet Ünler ile Uzman Çavuş Nuri Akdeniz şehit oldu. Askerlerin de karşılık vermesi üzerine PKK ’lılar kaçarken, bölgede operasyon başlatıldı. Ünver’in Silifke’deki yakınları, komutanlara sarılarak göz yaşı döktü.

Çarşı durdu
Şemdinli esnafı mağdur. Yaklaşık 10 gündür köylülerin alışveriş için ilçeye gelemediklerini söyleyen esnaf zor günler geçiriyor.

Halep oradaysa Şemdinli burada - Taraf

Hakkâri’nin Şemdinli İlçesi’nde PKK ile ordu arasında dokuz gündür çatışmalar sürüyor ama hükümet ve TSK’dan bir açıklama hâlâ yok

Hakkâri’nin Şemdinli İlçesi’ne bağlı Derecik Beldesi ile Bağlar Köyü’ne bağlı Çem ve Rüzgarlı mezralarında 23 temmuz gecesi askeri üs bölgelerine saldıran PKK’lılarla güvenlik güçleri arasında başlayan çatışma ilçe merkezine kadar sıçradı. BDP Hakkâri Milletvekili Esat Canan, “Burada tam bir savaş hali var” derken, Yüksekova Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı İrfan Sarı, “Şehir merkezinde yanan ormanların ateşi görülebiliyor ve atılan topların sesi çok yakın. Biri çıkıp gerçekleri yalın bir dille anlatmalı. Yoksa Suriye’de ki duruma kilitlenmişlik ironik kalır” diye konuştu.

Dokuz gündür devam eden çatışmalar nedeniyle Hakkâri Dağ Komando Taburu ile Yüksekova 34. Hudut Komutanlığı’ndan yüzlerce asker ile özel harekat timi Şemdinli’ye sevk edildi. Kaymakamlık, operasyon bölgesi içinde kalan Bağlar ve Yiğitler Köyü ile bağlı mezralara giriş çıkışı yasaklarken, ilçe merkezinde ise geniş güvenlik önlemleri alındı. Bir haftadır Şemdinli’de bulunan BDP Milletvekili Esat Canan, Taraf’a yaptığı açıklamada, operasyon ve çatışmalarla ilgili bilgilerin kamuoyundan gizlendiğini öne sürdü. Derecik Beldesi, Bağlar ve Yiğitler Köyü’nden yaklaşık bin kişinin ilçe merkezine göç ettiğini belirten Canan, şu bilgileri verdi:

Canan: Savaş hali var
“Çatışmanın yaşandığı bölgeye gidemiyoruz. O bölgede yüzde 80 oy almış bir vekil olmama rağmen gidişime izin verilmiyor. Burada tam bir savaş hali var. Ne ilin valisi ne de ilçe kaymakamı bir açıklama yapmıyor. Kaygımız sadece orada yaşayan vatandaşlarımız değil bölgedeki askerlerden de endişeliyiz. Buradan asker ailelerine çağrı yapıyorum. Bu dağları bombalıyorlar. Çocuklarınız sağ mı ölü mü bunu yetkililere sorun. Yaşananlar OHAL dönemini bile geçti. Burada tam insanlık dramı yaşanıyor.”

Şemdinli Belediye Başkanı Sedat Töre ise kurşun ve bomba seslerinin ilçe merkezinden rahatlıkla duyulduğunu belirterek, “Halk çok tedirgin ve kaygılı. Operasyon bölgesinden yoğun göç var. Girişçıkış yasağı nedeniyle henüz nelerin yaşandığını anlayabilmiş değiliz. Kamuoyundan duyarlılık bekliyoruz” dedi.

Başbakan önce burayı görsün
Taraf’a konuşan Çem (Navrizan) Köyü sakinlerinden Sıtkı Kıvcı, çatışmalar nedeniyle bölgenin tek geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığın büyük zarar gördüğünü söyledi. Kıvcı, şunları anlattı: “Kaymakamlık ‘köyleri boşaltıp akrabalarınızın yanına gidin’ diyor. Başımıza top da yağsa köyümüzü boşaltmayacağız. Başbakan Erdoğan başka ülkelerin sorunlarıyla ilgileneceğine önce gelsin Şemdinli’yi görsün. Hatta Türkiye’deki herkes gelsin ve buradaki savaşı görsün. Bölgeye gelen gazetecilerin yaşananları hiçbir şekilde yazmıyor. Gazeteciler bölgeye gelip, kaymakamla bir çay içip tekrardan bölgeden ayrılıyorlar.”

Kamuoyundan gizleniyor
Yüksekova Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı İrfan Sarı, çatışmaların kamuoyundan gizlendiğini öne sürerek, “Şehir merkezinde yanan ormanların ateşi görülebiliyor ve atılan topların sesi çok yakın. Biri çıkıp gerçekleri yalın bir dille anlatmalı. Yoksa Suriye’de ki duruma kilitlenmişlik ironik kalır” dedi. Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sabih Kayhan da kaygılı olduklarını belirterek, yetkililerin olayla ilgili bilgileri kamuoyu ile paylaşmasını istedi.

Örgüt taktik değiştirdi
Bu arada Şemdinli’de günlerdir süren çatışmaya ilişkin Genelkurmay Başkanlığı’ndan bilgilendirme yapılmazken, Fırat Haber Ajansı’na açıklama yapan HPG Ana Karargah Komutanlığı, Derecik bölgesindeki Gediktepe üssünü ele geçirdiğini iddia etti. HPG açıklamasında, Şemdinli’ye yönelik saldırının “vurkaç” tan “vur-kal” taktiğine geçişin amaçlandığı kaydedildi.


BDP'den operasyon protestosu - Yurt Gazetesi

Şemdinli'de süren operasyon BDP'liler tarafından protesto edildi. BDPliler köylerin bombalandığını ve 5 köyün boşaldığını iddia etti. Van Milletvekili Özdal Üçer konuşmasına Özerk Kürdistan adına sizleri saygıyla selamlıyorum diye başladı HAKKARİ'NİN Şemdinli İlçesi'nde bir grup BDP'li, PKK'lılara karşı sürdürülen operasyonlar sırasında, yapılan top atışlarının insanların can güvenliğini tehdit ettiğini iddia ederek açıklama yaptı. BDP İlçe Binası önünde yapılan açıklamaya, BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, BDP Hakkari Milletvekili Esat Canan ile ilçe ve belde belediye başkanları katıldı. BDP ilçe Başkanı Cabbar Taş, "Şemdinli'de 9 günden bu yana devam eden bir savaş hali içerisindeyiz. Devletin silahlı güçleri, PKK ile girişilen çatışmalarda köylüleri hedef alıyor. Köyler bombalanarak, bölge boşaltılmaya çalışılıyor. Bölgeden 5 köy boşaltılmış ve yerinden yurdundan edilmiş durumda" iddiasında bulundu.

ÖZERK KÜRDİSTAN SELAMI Konuşmasına Demokratik Toplum Kongresi ve Özerk Kürdistan adına sizleri saygıyla selamlıyorum diye başlayan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, "Batı Kürdistan'da yüzyıllardır Fars ve Arap rejiminin baskısı altında yaşayan Kürt halkı, birlik, beraberlik ve dayanışmasıyla özerkliğini ilan etmiştir. Özellikle Şemdinli, Yüksekova ve Hakkari halkı ve tüm Kürdistan halkı adına bu özerkliği burada kutlamak istiyorum" dedi. Sorunun diyalogla çözülebileceğini belirten Üçer "Türk ordusunun tanklarıyla, toplarıyla Kürdistan dağlarını bombalaması, ormanları yakması bugüne kadar nasıl çözüm olmadıysa bundan sonrada çözüm getirmeyecektir" diye konuştu


Başkanlıktan düşürüldü - Hürriyet

Siirt Bağımsız Belediye Başkanı Selim Sadak, hakkında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasıyla verilen 10 aylık hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından, İçişleri Bakanlığı’nın başvurusu üzerine, Danıştay 8’inci Dairesi tarafından görevinden düşürüldü. Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak, 2008 yılında Şırnak’ın İdil ilçesinde güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada öldürülen PKK’lı Fatma Saka’nın taziyesine katılarak konuşma yapmıştı. Konuşması nedeniyle hakkında ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasıyla dava açılan Sadak’a Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 10 ay hapis cezası verilmişti. Hakkındaki hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Sadak’ın görevden uzaklaştırılması için İçişleri Bakanlığı’na başvurmuştu.       


Ortak hareket edersek krizi asarız - Akşam

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak'ın kuzeyindeki Kürt yönetiminin lideri Mesut Barzani'yle görüşmek üzere dün Erbil'e gitti. Hareketinden önce İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ile telefon görüşmesi yapan Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı kabul etti. Davutoğlu'nun, Barzani'ye kuzey Suriye'deki PYD-PKK ittifakı konusunda 5 kritik mesaj götürdüğü öğrenildi:
- PYD'ye güvenme: PYD, Suriye halkının iradesi dışında hareket ediyor. Önce Esad'la işbirliği yaptılar, sonra Erbil'deki Kürt konferansında size başka bilgiler verdiler. Şimdi de PKK ile işbirliği yapıyorlar.
- Bölünmeye hizmet etme: Suriye halkının kabul etmediği bir oluşuma destek verip PYD'yi muhataf kabul ederseniz, ülkenin bölünmesine hizmet etmiş olursunuz. Bunu yapmayın.
- Suriye bölünürse bölge karışır: Suriye'nin bölünmesi durumunda, ülkede iç savaş çıkar. Bölgede de çok ciddi etkileri olur. Biz bunu istemiyoruz.
- Suriye Kürtlerinin haklarına saygılıyız: Suriye'deki Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesine karşı değiliz. Ancak PYD, PKK ile fırsatçılık yapıyor. Suriye halkının, Esad döneminin sona ermesinin ardından ülkedeki Kürtler için alacağı her karara saygılıyız.
- Muhalefet bölünmesin: Biz Türkiye olarak, Suriye konusuna etnik ya da dini olarak bakmıyoruz. Tüm Suriye halkının hakkını savunuyoruz. Bu nedenle Suriye muhalefetinin bölünmemesi gerekiyor. Dolayısıyla Suriye Kürtlerinin de, çatı muhalefet içerisinde yer alması herkesin faydasına. Bölünmüşlük, Esad'ın işine yarar. Kürt grupların ayrı ayrı yapılanması yerine SUK'a katılmalarını teşvik edin. Bu yönde ortak hareket edersek krizi aşarız.


Kürtlerin birliği korunmalı - Milliyet

Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt yönetimi Başkanı Mesut Barzani, bölgedeki siyasi parti ve gruplarla bir araya gelirken, aralarında Kürt birliğinin de korunmasının da yer aldığı 4 maddede uzlaştı
Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada, Bölgesel Kürt yönetimi, Irak ile bölgedeki gelişmeler ile Irak ordusunun güç getirmesi konuları ayrıntılı ele alınırken uygulamama konmayan anlaşmalar ile bunların belgelerin toplantıya katılanlara sunulduğu ifade edildi. Açıklamada toplantı sonunda üzerinde uzlaşılan 4 madde şöyle sıralandı:
“Kürtler’in birliğinin korunması ve halkın kazanımlarının savunulması.  Siyasi sorunlar güç kullanarak çözülmez. Siyasi sorunlar anlaşma ve anayasanın uygulanması ve diyalog dilinin kullanılması ile çözülebilir.  Irak yönetiminin temel felsefesi olarak Kürt-Arap ve diğer uluslar kardeştir. Toplantıya katılanlar, Iraklı taraflar ile kamuoyunun tarihi görevi olan demokrasi, kurumlaşma, kolektif çalışma yöntemleri yönetim anlayışı haline gelmesi için çalışmalı.”


'Türkiye değil Irak modeli istiyoruz' - Akşam

Kürt Ulusal Konseyi Başkanı Abdülhakim Beşar, Erbil merkezli Rudaw gazetesine verdiği röportajda Suriyeli Kürtlerin taleplerine ve PYD'nin artan gücüne dair önemli açıklamalarda bulundu. 4 federatif bölgeye ayrılacak Suriye'de, Kürtler için Türkiye'deki değil, Irak'taki gibi bir yönetim istiyoruz' mesajı veren Beşar'ın konuşmasından bazı satırbaşları:

l Hiçbir Kürt kenti özgürleşmedi. Suriye güvenlik güçlerinin her Kürt şehrinde varlığı bulunuyor. Hükümet binalarının tepesine belli bir siyasi partinin (PYD) bayrağı çekildiği doğru. Ama rejim isterse onları kentten ayrılmaya zorlayabilir.
l PYD'nin hareketleri Batı Kürdistan'daki Kürtlerin itibarına zarar verdi. Rejimin ortağı olarak görülüyorlar. Rejimin çatışma olmaksızın binalarını Kürtlere teslim etmesi Suriye'deki Kürtlerin çıkarına zarar verdi ve Kürtlerle Suriyeli devrimciler arasında husumet yarattı.
l (Suriye'deki PKK varlığına dair bir soru üzerine) Kesin sayı bilmiyorum ama PKK'lıların Batı Kürdistan'da olduğunu biliyorum. PKK güçlerini Suriye- Kuzey Irak sınırnda topladı. Ama PYD tek bir PKK'lının dahi ülkeye girmesine izin vermeyeceğini duyurdu. PKK gücünü, PYD'ye teslim edilen Suriye ordusuna ait üslerde topladı.
l PYD'den başka Suriye'de silah taşıyan Kürt siyasi parti yok. Suriyeli Kürtler, şu an PYD'den ötürü hayal kırıklığı yaşıyor. Durum böyle devam ederse Kürt birliği tehlikeye girecektir.
l Kuzey Irak'ta, Suriye ordusundan ayrılan askerler eğitildi. Bu askerler rejim düştükten sonra Batı Kürdistan'a dönecek ve hükümet binaları ve petrol sahaları gibi stratejik yerleri koruyacaklar.
l Arap aşiret liderleri rejimin merkezlerini PYD'ye teslim etmesini kabullenmeyecektir. Suriye hükümeti yakın zamanda Arap aşiretlere PYD'yle savaşmaları için 3.500 silah dağıttı.
l Esad, Alevi kesimin bir üyesi olarak sonuna kadar savaşacak, bu da mezhep savaşı yaratacak. Bu savaşın kıvılcımı Lübnan, Irak ve Türkiye'yi de etkileyebilir. Bu yüzden Kürtlerin bu savaşa girmemesi gerekiyor.
l Türk ordusunun Batı Kürdistan'a kolayca girebileceğini sanmıyorum. Türkiye'nin böyle bir girişimi karşısında ayağa kalkarız. Aynı zamanda PYD'nin de sorumlu hareket etmesini umuyorum çünkü ne Türkiye ne de diğer bölge ülkeleri Batı Kürdistan'ı kontrol etmelerine izin verir.
l Esad sonrasında, Suriye'nin 4 federal bölgeye ayrılacağına inanıyorum. Federalizme Kürtlerin hakkı var diyen Fransa bizi destekliyor. ABD, 'Federalizmden bahsetme, çünkü Araplar bunu sevmiyor Bunu müzakerelerde iste' diyor.
l Türk Dışişleri Bakanı'yla iki kere görüştüm. Türkiye, Suriye'deki Kürtlerin durumunun Türk Kürdistanı'ndaki gibi çözülmesini istiyor. Türkiye, Kürtler sadece belediye başkanı olarak hükümete katılsın diyor. Ama biz onlara Kuzey Irak'taki 'Kürdistan Bölgesel Hükümeti' örneğini takip edeceğimizi ve Suriyeli Kürtlerle iyi ilişkilere sahip olmanın onların çıkarına olacağını söyledik.


AKP'den sürpriz öneri - Cumhuriyet

Balbay'ın da aralarında olduğu 8 milletvekilinin tutuklanmasına gerekçe gösterilen anayasanın 14. maddesinin kaldırılmasını öneren AKP, kamuda türbana vize verdi.
Yeni anayasanın "Temel Hak ve Özgürlükler" bölümüne ilişkin önerilerini TBMM Başkanlığı'na sunan AKP, aralarında gazetemiz yazarı ve CHP Milletvekili Mustafa Balbay'ın da bulunduğu 8 milletvekilinin tutuklanmasına gerekçe gösterilen anayasanın 14. maddesinin kaldırılmasını önerdi. Böylece AKP, anayasanın 83. maddesinde istisnayı kaldırmak yerine muhalefete karşı, "bölücülük, laik cumhuriyef'e anayasal güvence sağlayan 14. madde kozunu kullanacak. TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'ııun dünkü toplantısında AKP, CHP, MHP ve BDP'nin yeni anayasanın "Temel Hak ve Özgürlükler"e ilişkin önerileri ele alındı. CHP'nin önerisini ancak dün tamamlayıp, Meclis Başkanlığı'na sunması nedeniyle, bugünden itibaren "yazım komisyonu"nun çalışmalarını sürdürmesi ve bu arada partilerin birbirlerinin önerilerini incelemesi kararlaştırıldı. AKP'nin sunduğu öneriler arasında, en dikkat çekeni ise milletvekili dokunulmazlığında "istisnaiyi oluşturan mevcut anayasanın 14. maddesine yeni anayasa önerisinde yer vermemesi oldu. AKP'nin önerisinde yer vermediği "temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması"nı düzenleyen 14. madde, hiçbir hak ve hürriyetin "devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağı"nı düzenliyor. Mevcut anayasanın 83. maddesi, milletvekillerini, ancak 14. maddede sayılan gerekçelerle tutuklanabileceğinin yolunu açıyor. AKP hükümetleri öncesinde bu istisna hiç uygulanamazken, 12 Haziran seçimlerinde parlamentoya giren 8 milletvekili için bu istisna uygulandı. AKP'nin anayasanın 83. maddesindeki atfı kaldırmak yerine, 14. maddeyi kaldırması, "laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetlere vize" olarak yorumlandı.

Vatandaşlık krizi ertendi
"Temel Hak ve Özgürlükler" bölümüne ilişkin önerisini ancak dün TBMM Başkanlığı'na sunan CHP; kritik "vatandaşlık" tanımına yer vermeyerek, sorunu şimdilik "erteledi." CHP'nin "Kataloğun kişi hak ve özgürlükleri bölümüne katalog dışı madde" olarak koyduğu "vatandaşlık" başlığının altına sadece "not" düşüldü. CHP'nin notunda "Vatandaşlık maddesinin, anayasanın başlangıç bölümü ve Cumhuriyetin temel nitelikleri ile birlikte tartışılması gerekir" ifadesi yer aldı. CHP'nin önerisinde dikkat çeken bir başka düzenleme ise ilk kez "ateistlerin" haklarının da anayasal güvence alınmak istenmesi oldu. "Din, vicdan ve inanç özgürlüğü" maddesi altında bu kapsamda "Herkes din ve inancını serbestçe seçme ve değiştirme veya hiçbir inanç taşımama özgürlüğüne sahiptir" ilkesine yer verildi. Mevcut anayasanın 42. maddesinde düzenlenen "Eğitim hakkı" ile ilgili bölümde yer alan, "eğitim ve öğretimin Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda" yapılacağına ilişkin düzenleme, CHP'nin önerisinde de yer almadı. AKP, MHP ve BDP'nin önerilerinde de Atatürk ilkelerine ilişkin hüküm yer almıyor. Ancak CHP'nin önerisinde, eğitimin "laiklik ilkesi doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esasları çerçevesinde" yapılması öngörüldü.

Anne babanın dini inancına göre eğitim
AKP'nin önerisinde, anayasanın 70. maddesinde yer alan "kamu hizmetlerine girme hakkı" yeniden düzenlenerek türbana kapı aralanıyor. AKP, "Hizmete alınmada liyakat dışında hiçbir şart aranmaz" diyerek, kamuda türbana vize verdi. AKP'nin "din ve vicdan özgürlüğü"ne ilişkin önerisinde zorunlu din dersi korunurken, çocukların "din eğitim ve öğretimini", anne ve babasının dini ve felsefi inancına göre yapmasının önü açılıyor. AKP'nin önerisinde, siyasi partiler hakkında kapatma kararı verilebilmesi partinin "şiddet eylemlerinin odağı haline gelmesi" koşuluna bağlanıyor.


‘Köşk 2014’te tartışılır’ - Milliyet

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi, tv8’de katıldığı programda Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Ahmet Sever’in verdiği söyleşi ile başlayan Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmasına katıldı
‘Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün lüzumsuz tartışmalara fırsat verecek biri olmadığını’ söyleyen ve Sever’in, Cumhurbaşkanı Gül için “Pekala aday da olabilir, niye olmasın” sözlerini değerlendiren Tanrıverdi şunları kaydetti: “Ahmet Sever kimdir tanımam. Bir memur arkadaş, kamuoyuna böyle bir bilgi sunmuş. Görevi midir değil midir, tartışmak lazım. Cumhurbaşkanlığı seçimi ve süresi ile ilgili yasal anayasal hükümler ortadadır. Tartışılması gereken şeyler değil bunlar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde cumhurbaşkanını halkımız seçiyor. Halkın seçeceği bir Cumhurbaşkanı söz konusu. 2014 yılında bunlar konuşulur; ama bunları şu an yapmak doğru değil. Sayın Gül bu konuda lüzumsuz tartışmalara fırsat verecek biri değildir. Tartışmalardan onun da rahatsız olacağı kanaatindeyim.”


Her soruna biber gazı - Milliyet

Türkiye’de polisin olaylara müdahale etme tarzı tartışılırken dün yine 3 ayrı olayda polis biber gazını kullandı. Kocaeli’de işçilere, Bursa’da sokak kavgasına, Manisa Soma’da da hasta yakınlarına polis gazla müdahale etti

1- İşçiler fabrikaya girmek isteyince
Kocaeli’de başka bir şirketle anlaşmak isteyen fabrikaya girmeye çalışan taşımacılık şirketi üyelerine polis ekipleri  biber gazıyla müdahale etti. Kartepe Suadiye’deki fabrika önünde toplanan taşımacılık şirketi üyeleri, başka bir firmayla anlaşmak isteyen fabrika yetkilileri arasında uzun süredir devam eden görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamaması üzerine fabrikaya girmek istedi. Fabrika girişinde önlem alan çevik kuvvet ekiplerinin izin vermemesi üzerine yaşanan gerginlik sonucunda biber gazı kullanarak kalabalığı dağıtmak isteyen polis ekiplerine göstericilerden bazıları taş atarak karşılık verdi.
Aileleriyle birlikte sahur vaktine kadar oturma eylemlerini devam ettiren göstericiler olaysız bir şekilde dağıldı.

2- Şofben tamiri kavgaya döndü
Bursa’da şofben tamiri yüzünden başlayan tartışma, kavgaya dönüşünce olay yerine gelen polis biber gazı kullandı. Merkez Osmangazi İlçesi’nde dün akşam meydana gelen olayda, F.S. adlı inşaat işçisi, onarması için şofbenini verdiği M.E.’nin işyerine gitti. İddiaya göre F.S., şofbenini tamir etmediğini söyleyen M.E. ile tartıştı. Bu sırada sinirlenip sigara yakan F.S.’ye işyeri sahibi, “Burada sigara içemezsin, ceza yazarlar” diyerek çıkıştı. Taraflar arasındaki tartışma sokakta kavgaya dönüştü. Tarafların arkadaşlarının da karıştığı kavgaya polis biber gazı ile müdahale etti. Bu kez, ’Neden biber gazı sıkıyorsunuz’ diyen vatandaşların polise karşı geldiği olay takviye kuvvet istenmesiyle sona erdi. 4 polisin hafif yaralandığı olaylarda 7 kişi gözaltına alındı.

3- Ağır yaralanan işçi için sevk tartışması
Manisa’nın Soma ilçesinde, özel sektör tarafından işletilen maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi ağır yaralandı. Edinilen bilgiye göre, ilçede faaliyet gösteren bir maden ocağında çalışan Fikret Acar’ın (44) çalıştığı bölgede göçük meydana geldi. Toprak altında kalan Acar, mesai arkadaşları tarafından göçük altından çıkarılarak Soma Beşyol Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Acar’ın durumunun ağır olması üzerine başka hastaneye sevk edilmesini isteyen yakınları ile bu isteğe olumsuz yanıt veren hastane personeli arasında arbede yaşandı. Polis, biber gazı sıkarak olaya müdahale etti.
Fikret Acar, ailenin ısrarı üzerine Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi.


'Suriyeli Kürtleri eğittik' - Radikal

Mesut Barzani'nin liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Suriye'deki rejimin devrilmesi halinde meydana gelecek "güvenlik boşluğu"nu kapatmak üzere bir grup Suriyeli Kürt'ü Kuzey Irak'ta eğittiklerini açıkladı.El Arabiya’nın haberine göre, KDP’nin Dış İlişkiler Sorumlusu Hayman Hawrami, “Suriye rejiminin düşmesi halinde oluşacak muhtemel bir boşluğu kapatmak üzere Suriyeli gençlerden oluşan çok küçük bir grubu bölgemizde eğittik” dedi. KDP ve Kuzey Irak hükümeti olarak Suriye’nin iç işlerine müdahale etmeyeceklerini kaydeden Hawrami, “Suriye’deki Kürtlerin durumuna ilişkin siyasi dengelere herhangi bir müdahalede bulunmayacağız” diye konuştu. Hawrami, buna karşılık, Suriye’deki muhaliflere destek vermek ve bu ülkedeki değişime olumlu katkıda bulunmak üzere Suriyeli Kürtlerin birliğini desteklediklerini bildirdi.


‘Kaderi belirleyecek savaş’ - Milliyet

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Suriye halkının, kendi kaderini belirleyecek bir savaşla karşı karşıya olduğunu söyledi. Suriye silahlı kuvvetlerinin 67. kuruluş yıldönümünü dolayısıyla bir açıklama yaptığı belirtilen Esed’in, “Suriye ordusu teröristlerle mücadelesinde kararlı olduğunu gösterdi” dediği kaydedildi. Esad, “Halk kaderini belirleyecek bir savaşla karşı karşıyadır” ifadelerini kullandı.

Halep’te açlık başladı - Hürriyet

Halep’te çatışmalar devam ederken insani durum gittikçe kötüleşiyor. 2.5 milyon nüfuslu şehirde özellikle çatışmaların yoğunlaştığı Selahaddin mahallesi kapalı dükkanları ve boş sokakları ile bir hayalet mahalleyi andırıyor. Şehrin diğer semtlerinde de durum çok farklı değil. Zira rejim güçlerinin hava saldırısı nedeniyle halk sokağa çıkmaya korkarken yiyecek ihtiyacı için uzun kuyruklar oluşuyor. Ülkede yiyecek, su, yakacak ve doğalgaz sıkıntısı ciddi şekilde baş göstermeye başladı. Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Programı, Halep’e acil yiyecek yardımı göndereceğini açıkladı. Kuruluş bir kaç gün içerisinde ülkede yaşayan 28 bin kişiye yiyecek yardımı gideceğini söyledi. Amerikan yayın kuruluşu NBC, isyancıların Türkyie yolu ile uçak savar füze ele geçirdiklerini iddia etti. Kanal isyancıların bu sayede hava saldırısı düzenleyen Esad güçleri ile daha kuvvetle mücadele edebileceğini, füzelerin kaynağının neresi olduğunun ise bilinmediğini söyledi.


Muhaliflere Türkiye’den füze - Milliyet

Reuters İNGİLTERE
Suriye’de Beşar Esad’ı devirmek için savaş veren muhalifler ilk kez karadan havaya füze sistemleri ele geçirdi. NBC News, 20 adet füze sisteminin muhaliflere Türkiye üzerinden gönderildiğini iddia etti. Bu haberin Batılı diplomatik kaynaklar tarafından yalanlanmaması doğru olabileceğine işaret ediyor. Ancak silahları kimin gönderdiği belli değil. Amerikalı kaynaklar daha önce Obama yönetiminin muhalifleri silahlandırma konusunda isteksiz olduğunu söylüyor. Katar ve S. Arabistan’ın ise muhaliflere füze sistemlerinden göndermek istediği biliniyor.


FARC: Barış için her şeyi yapmaya hazırız - Milliyet

Latin Amerika’nın en uzun süre silahlı mücadele yürüten örgütü Kolombiyalı Silahlı Devrimci Güçleri’nin (FARC) komutanlarından Fabian Ramirez, çatışmaları bitirmeye hazır olduğunu ancak Kolombiya hükümetinin aynı isteği paylaştığına inanmadığını söyledi
 Örgütün güney kanadının ikinci ismi olarak 1990’lı yıllarda düzenlenen saldırıların birçoğunu yöneten ve hükümet ile örgüt arasındaki barış görüşmelerine de katılan Ramirez, FARC’ın iyi niyet gösterisi olarak fidye için adam kaçırmaya şubat ayında son verdiğini vurguladı. Kolombiya hükümeti bağımsız gazeteci Karl Penhaul’le görüşmesi sırasında formda gözüken Ramirez’in Kasım 2010’da bir bombardıman sırasında öldüğü açıklamıştı. ABD Ramirez’in başına 2.5 milyon dolar ödül koymuştu.


Hamas artık sadece politik organ olacak - Akşam

Mısır’da yayınlanan haftalık haber dergisi Ruz El Yusuf’a göre Hamas lideri Halit Meşal, Müslüman Kardeşler’in önde gelen isimlerinden Muhammed Badie’ye yıl sonuna kadar silahlı operasyonlara son verme planını sundu
Dergiyi dayanarak konuyu köşesine taşıyan Haaretz yazarı Zvi Bar’el, ayrıntıları bilinmeyen planın Hamas’ın askeri kanadını geri plana iteceği tahmininde bulundu. ‘Suriye krizinin Hamas’ın uluslararası konumlanmasını’ değiştirip değiştirmediğini sorgulayan Bar’el, Meşal’in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la geçen hafta yaptığı beş saatlik görüşmeyi hatırlattı. Hamas’ın uluslararası düzende yeni müttefikler aradığını belirten Bar’el, Türkiye’nin Hamas ve ABD arasında arabuluculuk yaptığı iddiasını ortaya attı.


Irak’a silahları Türkiye sattı’ - Akşam

Le Monde Fransa
Bağdat ve Erbil arasındaki kavgada geçtiğimiz günlerde yeni bir cephe açıldı. Kuzey Irak yönetiminin meçhul bir ülkeden silah aldığı iddialarıyla birlikte Erbil ve Bağdat’ın savaş ihtimali de ilk kez gündeme gelmiş oldu. İsmi açıklanmayan bir kaynak geçtiğimiz günlerde AFP haber ajansına Kuzey Irak yönetiminin ‘bir ülkeden’ silah satın aldığını söylemişti. Bu ülke büyük ihtimalle Bağdat’la çatışmada Kuzey Irak’ın hamiliğini üstlenen Türkiye. Mesud Barzani geçtiğimiz aylarda Washington’a yaptığı gezide Beyaz Saray’dan F16 savaş uçakları istemiş ancak alamamıştı.


ABD Savunma Bakanı Panetta İsrail Ziyaretinde İran’ı Konuştu –Amerikanın Sesi

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Amerika ve İsrail’in askeri müdahale tehditlerinin İran’ın nükleer silah programını durdurmasını sağlayamadığını söyledi.

Amerika Savunma Bakanı Leon Panetta, Tel Aviv’de İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak ile görüşmesinin ardından Kudüs’te İsrail Başbakanı Netanyahu’yla biraraya geldi.  Görüşmeler sırasında Panetta, İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellemek için Amerika’nın askeri operasyon dahil bütün seçenekleri gündemde tuttuğunu yineledi.

Barak, mali yaptırımlar ve diplomatik girişimlerin İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurmasını sağlayabileceğine kuşkuyla baktıklarını belirtti.

Panetta, Israil ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Simon Perez ile de görüşecek.

Amerika Savunma Bakanı, İsrailli liderlerle yapılan görüşmelerde İran’ın nükleer tesislerine yönelik “caydırıcı saldırı” konusunun da ele alındığını öne süren haberleri yalanladı.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   





Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.