PYD’den Kremlin’e Özerklik Dosyası
Röportajlar / 26 Nisan 2012 Perşembe Saat 08:53
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Partiya Yekitiya Demokratik (PYD) Başkanı Salih Muslim Muhammed, Rusya yönetimiyle yaptıkları görüşmelerin verimli geçtiğini belirterek,

Partiya Yekitiya Demokratik (PYD) Başkanı Salih Muslim Muhammed, Rusya yönetimiyle yaptıkları görüşmelerin verimli geçtiğini belirterek, “Rusya, diplomatik geleneğinde pek görülmemiş biçimde bizi resmi olarak davet etti ve Dışişleri Bakanlığı düzeyinde görüşmeler yaptık. Görüşmeler olumlu geçti. Suriye’deki Kürt sorunu konusunda bir dosya sunduk. Bizim talebimiz Rusya’nın özerk bölgelere tanıdıkları haklardan daha fazla değildir. Bu yüzden taleplerimizi çok makul buldular’’ dedi.

Muhammed ayrıca, eğer Annan Planı çökerse Suriye’nin sonu görünmeyen karanlık bir tünele girebileceğini söyledi. Muhammed Güney Batıda suni- Alevi meselesi, Dürzî- Müslüman çatışması, Kuzeyde Kürt- Arap çatışması yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Tarihi bir süreçten geçen Suriye Kürtleri bir yandan iç mücadeleyi yükseltirken, bir yandan uluslararası ilişkilerini yaratıyor. Suriye’yi bekleyen tehlikeleri Kürtler için fırsat ve riskleri PYD Başkanı Salih Muslim Muhammed’e sorduk.

*Annan planın uygulanmaya başlamasından sonra nasıl bir hava var ve eğer plan gerçekleşmezse ne olur?

-Plan yeni uygulanmaya başlandı. Ama Suriye’de çok karanlık yönler var, bu yüzden ne olacağını kestirmek güç. Ama tabi demokratik güçler, Suriye yurtseverleri ve vatandaşları diyebileceğimiz kesimler de var. Birçok güç bunun son şans olduğunu söylüyor. Eğer Annan Planı çökerse iç savaş ve parçalanma yaşanabilir, ucu görünmeyen karanlık bir tünele girilir, bunun nereye çıkacağını da kimse tahmin edemez. Çünkü muhalefet parçalı; güneybatıda suni- Alevi meselesi, Dürzî- Müslüman çatışması, kuzeyde Kürt- Arap çatışması yaşanabilir.

Müdahaleden söz ediliyor. Ama bu uluslararası güç dengelerine bağılıdır. Buraya yapılacak bir müdahalenin tüm bölgeyi karışıklığa sürüklemesi ve dengeleri bozması ihtimalidir. Ama en önemlisi de unutmayalım ki, rejimin elinde kimyasal silahlar var. Bunların çoğu İsrail sınırında konuşlandırılmış, eğer kuzeyden saldırı olursa onları güneyde kullanmaları mümkündür. Eğer bu silahlar kullanılırsa bütün Ortadoğu karışır. Bu ülkenin jeopolitik konumu çok önemli. Buraya müdahale Lübnan, Irak, Ürdün Filistin, İsrail’i etkiler.

*Müdahaleyi en çok kim istiyor?

-En çok Türkiye istiyor. Çünkü, Türkiye bazı güçlere Ortadoğu’daki planlarına destek sunacağına ve siyasi İslam’ın yerleşmesine destek sunacağına söz vermişti. Tunus, Mısır, Libya’da gördük, Türkiye her şeyin içindeydi, Suriye’de de benzerdir. Suriye konusunda söz vermiş; “ben size yardımcı olacağım sizde Kürt sorununu benim istediğim gibi çözeceksiniz” diye. Ama bunu yerine getirmezse Kürt meselesinin kontrolünden çıkabileceğini düşünüyor. Bu yüzden müdahale etmek istiyor. Örneğin Suudi Arabistan ve Katar’da silahlı muhalefeti destekleyebilir, silah verebilir, para verebilir ama kendisi girmez ve asker göndermez. Tabi Türkiye’yi müdahale için teşvik ediyorlar. Türkiye arkasına NATO’yu almak istiyor. Ama NATO da, savaş bölgeye yayılır diye çekinceli yaklaşıyor, çünkü böyle olursa kaldıramayabilirler.



‘RUSYA İLE GÖRÜŞMELER OLUMLU GEÇTİ’

*Rusya sizden ne istedi neler tartıştınız?

-Ne bizim Rusya’dan ne de Rusya’nın bizden bir şey istediği yok. Bize vetoyu kullanma gerekçelerini ve şartlarını açıkladı. Elçilik, Rusya’nın bütün Suriye’ye zarar verecek kötü bir plana karşı durmak ve Suriye halkının çıkarlarını korumak için vetoyu kullandığını söyledi. Oysa Batılı güçler her şeyi tersyüz ediyor. Bunun arkasında körfez medyası var, bazı Körfez ülkelerinin parası var. Suriye Ulusal Koordinasyon Kurulu kurulduğundan beri Avrupa ve Rusya büyükelçilikleriyle ve bölge ülkeleriyle sürekli ilişkilerimiz oldu. Genel olarak bizi demokrat ve yurtsever muhalefet olarak nitelendiriyorlar. Rusya, diplomatik geleneğinde pek görülmemiş biçimde bizi resmi olarak davet etti ve Dışişleri Bakanlığı düzeyinde görüşmeler yaptılar. Görüşmeler olumlu geçti, karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Bu görüşmeler boyunca düşüncelerimizin benzer olduğunu gördük.

*Sizin Kürt kimliğinizi biliyorlar ve daha önce de görüşmeler oldu. Dolayısıyla bunlar Rusya’nın Suriye’deki Kürtlerin resmi kimliğini ve demokratik mücadele gücünü tanıdığı anlamına mı geliyor?

-Suriye’yi bir bütün ele alırsak Kürt sorunu bunun bir parçasıdır ama iç sorundur. Muhalefetin de iç meselesidir. Tabii ki kendileri bizi biliyor ve kimi temsil ettiğimizi, ne düşündüğümüzü biliyorlar. Özellikle Mihail Bogdanov ve Aleksey Puşkov bizi daha iyi tanıyorlar. Bogdanov görüşmelerde yakın ilgi gösterdi ve kendilerine Suriye’deki Kürt sorunu konusunda bir dosya sundum. Bizim Suriye’den istediklerimiz onların kendi özerk bölge ve cumhuriyetlere tanıdıkları haklardan daha fazla değildir. Bu yüzden de görüş ve taleplerimizi çok makul buldular.

‘AKP KÜRTLERE NASIL YAKLAŞIYORSA SUK’DA KÜRTLERE ÖYLE YAKLAŞIYOR’

*Suriye Ulusal Konseyi (SNC) lideri Burhan Galyun, “Suriye Kürdistan’ı diye bir şey yok” diyerek, gündemlerinde Kürtlerin federalizm taleplerinin olmadığını söyledi. Bunun için neler söyleyebilirsiniz?

-Bu ulusal konsey dedikleri çok yapmacık bir şeydir. Halkların davasından çok kişisel çıkar peşinde olan bazı kesimlerden oluşuyor. Suriye’de iki muhalefet çizgisi var. Biri demokratik iç dinamiklere dayanan muhalefet ki bu Ulusal Koordinasyon Kurulu çatısı altında buluştu. Diğerleri ise iç dinamiklerle değil dış ayarlamalarla oluşan bir muhalefettir. Bunlar dışarıda bulunan köksüz ve istikrarsız kesimlerdir. Çoğu AKP tarafından her biri bir yerden toplatılıp oluşturuldu. Bu yüzden Kürt sorunu konusunda bu açıklamalarda bulunmaları şaşırtıcı değil. AKP Kürtlere nasıl yaklaşıyorsa onlar da öyle yaklaşıyor. Onlara sunulan ilk koşullar hakkında bilgimiz var. Kürtlerin anayasal olarak tanınmamasını, Adana Anlaşması’nın sürdürülmesini istiyorlar. Burhan Galyun bunları başkalarını memnun etmek için söylüyor.

Ama Galyun yanlış söylememiş, orda bir Suriye Kürdistan’ı yok Batı Kürdistan var. Burası Suriye’nin bir parçası değil Kürdistan’ın bir parçasıdır. ‘Özerklik falan yoktur’ demesi, kendi kısır düşüncesini ifade ediyor. Biz Ulusal Koordinasyon Kuruluna demokratik özerklik üzerine bir dosya sunduk kendileri olumlu buldu ve kabul ettiler. Bu sadece Kürtler için de değil tüm Suriye için geçerlidir dediler. Biz kendilerine bunu Kürt bölgelerinde gerçekleştirmek istediğimizi onların da genele uygulayabileceğini belirttik.

*İstanbul’daki muhalefetin içinde Kürt var mı? Daha önce vardı ama sanki bir ara küsüp çıktılar…

-Orada birkaç Kürdün olması bir şey değiştirmez. Her çağda kendini satan birkaç Kürt çıkmıştır. Bunun bir anlamı yok. Ama sanırım bir Kürt düşüncesi veya grubu kalmaz. Bu İstanbul’daki kongreden önce Kahire’de Hamit Derviş ile beraberdim. Onlara söyledim bakın İstanbul’da böyle bir toplantı var, Kürtlere yaklaşımları bunlardır deyip onlara belgeler sundum. O da ikna oldu ve arkadaşlarına telefon açarak katılmamaları gerektiğini ifade etti.

Herkes Kürtlerin Ortadoğu dengelerinde bir gücü olduğunu biliyor. Ama Kürtler tarihsel deneyimlerinden artık kimsenin askeri olmak istemiyorlar.

*Suriye askeri güçlerinin Kürdistan’daki pozisyonlarını anlatır mısınız?

-Kürdistan’da daha öncede Suriye askerleri yoktu. Onlar daha çok Şam çevresinde ve Güneyde Lübnan sınırlarında bulunuyordu. Kuzeyde yoktular hatta sınır güvenliğini bile Türkiye sağlıyordu. Biz mücadelenin barışçıl yoldan gelişmesini öngörüyoruz. Ama bu öz savunma yaklaşımını ortadan kaldırmaz. Karakollara ve devlet kuruluşlarına saldırmadık. Ordu ile sürtüşmemiz olmadı. Bazı kesimler bunun devletle anlaşmalı olduğunu söylediler. Bu iddialar gerçek değil. Kürdistan’da ordu yoktu sadece bazı merkezlerde istihbarat birimlerinin 20-25 kişilik karakolları var. Halkımız onlara saldırmamıştır, onlarda halka herhangi bir saldırıları da bulunmadılar. Bazı sürtüşmeler olsa da bunlar büyümedi. Bugüne kadar bu tavrımızı koruyabildik bundan sonrada korumayı düşünüyoruz.

Bunlar diğer sahalarda ortaya çıkan boşluktan dolayı harekete geçen bazı çetelerin saldırısına karşı kendi mal ve can güvenliklerini korumaya çabası olarak ortaya çıktı. Bu çetelere karşı Suriye yerel polis güçleri kendi merkezlerinden çıkamaz hale gelip müdahale yeteneklerini kaybettiler. Bazı olaylar gelişti hırsızlık gibi adi suçlarda artış yaşandı. En son 9 kişiyi kaçırıp karşılığında fidye istediler. Bunun üzerine öz savunma birlikleri adıyla bazı örgütlenmelere gidildi. Bu, halkımızın kendini koruma çabasıdır. Ama tabi dış müdahale ve Kürtlere yönelik saldırılar gelişirse halkımız kendini savunacaktır.



KÜRTLERİ PARÇALAMAYA ÇALIŞIYORLAR

*Bu düzeyde bir siyasi örgütlenme de varı mı?

-Bizim, Tevgera Civaka Demokratik (Tevdem) diye bir oluşumumuz var. Halkımız bu çatı altında ekonomik, politik, kültürel ihtiyaçlarını ve yaşamını örgütlemeye çalışıyor. Ayrıca seçimlerle kurulan Meclisa Gel var. Öz savunma bunun bir parçasıdır. Biz PYD olarak bunun öncü politik gücüyüz.

*Kürtlerin birlik düzeyi nasıl? Herkes bu örgütlenme içerisinde yer alıyor mu?

-Biz baştan beri herkesle ilişki halindeyiz. Ayırım yapmadan tüm kişilikler ve partilerle görüşmeler gerçekleştirdik. En azından Kürt gücünün koordineli çalışması için çaba harcadık. Bütün Kürtleri demokratik özerklik çizgisine çekmek mümkün olmadı. Ama halk en makul ve gerçekçi çözümün bizim olduğunu gördü. Diğer parti ve oluşumlar bir araya gelip “ Encümene Niştimane Kürde Suriye” oluşturdular. Ama bunlar bizim seçimlerle iş başına gelen Halk Meclisi gibi değil partilerin kendi beğendikleri kişileri bir ara getirerek kurdukları bir meclis gibi. Sadece Kürtlerle değil Arap halkının emekçileri ve yurtseverleriyle de birlik oluşturma çabalarımız oldu. Bu çerçevede Komünist Emek Partisi, Demokratik Marksist partisi gibi sol partiler ve Nasiri partileri olarak bilinen Arap Birlik Partisi gibi partilerle birlikte Suriye Ulusal Koordinasyon Kurulunu oluşturduk.

*Bu dönemde Kürtler için bir fırsatlar ve riskler listesi yapın dersek, ne söyleyebilirsiniz?

-Bu süreç Kürtler için tarihi bir fırsattır. Tarih boyunca kaybettiklerini elde edebilirler. Kendi birliklerini sağlayabilirler. Eğer buradaki Kürtler haklarını elde ederlerse bu diğer parçaları da etkileyecek. Riskler Kürtlerin parçalanmalarından kaynaklanabilir. Kürtlerin başarısı birlikleri örgütlenmelerinden geçiyor. Herkesin iyi düşünmesi gerekiyor. Kürtler Ortadoğu depreminin ortasında bulunuyor. Bu yüzden sadece Suriye Kürtlerini değil tüm Kürtleri dayanışmaya çağırıyoruz. Bunun en somut ifadesi bir Kürt kongresidir. Bunun önümüzdeki aylarda Hewler’de gerçekleşmesi bekleniyor. Biz bunun böyle bir süreçte olması gerektiğini düşünüyoruz. -ANF

Rahmi Yağmur/Moskova

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.