İdris Naim Şahin Kimdir?
Kim Kimdir? / 22 Nisan 2012 Pazar Saat 08:36
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TC devletinin adeta cisimleşmiş hali olarak tanımlanabilecek İçişleri bakanı İdris Naim Şahin, 1956 yılında Ordu’nun Ünye ilçesinde doğdu.

TC devletinin adeta cisimleşmiş hali olarak tanımlanabilecek İçişleri bakanı İdris Naim Şahin, 1956 yılında Ordu’nun Ünye ilçesinde doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1976 yılında mezun olan Şahin, 1980’li askeri darbe yıllarında, içerisinde Kürdistan’dan Eleşkirt ve Cizre’nin de olduğu birçok ilçede kaymakamlık yaptı. Sonrasında İçişleri bakanlığında başmüfettişlik görevinde bulundu. 1994 yılında Tayyip Erdoğan’a yakınlaştı ve sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çeşitli görevlere getirildi. Bu görevlerin içerisinde “başkanlık danışmanlığı” da yer aldı. Şahin, yanı sıra birçok faşist derneğin faaliyetlerinde de bulundu. AKP’nin kurucu kadrosunda yer alan Şahin, yıllarca perde gerisinde kaldı. 2007 Genel seçimlerinde milletvekili seçilerek meclise girdi. Mevcut durumda AKP’nin başta gelen yönetim kademelerinde de yer alıyor. 

İdris Naim Şahin İçişleri bakanı olup da ekranlarda sıkça göründüğünden beri gündemden hiç düşmedi. Fakat yetenekli, karizmatik ve etkili olduğundan dolayı değil. Bu saydığımız özelliklerin tam tersi ve bunların birkaç katından dolayı böyle oldu. Cisimleşecek kadar yoğunlaşmış bir aşağılık kompleksinin yönlendirdiği vücut dili, mimikleri (daha doğrusu mimiksizliği) ve yüz ifadesi; üst üste yığdığı ve sonradan altından çıkamayıp facia bir biçimde sonlandırdığı cümleleri ve mantık-izan namına “katliam” denebilecek tarzda kullandığı ifadelerle bir garabet-i mahlûkat olarak “ün”lendi. Karanlık ve karışık dehlizlerle dolu beyin ve ruh dünyasını oluşturan faşist garez kâh hakaret, kâh küfür, kâh da saldırganlık olarak kendisini dışa vuruyor. Hele ki konu Kürtler oldu mu, Şahin iyice tuhaflaşmakta ve sara nöbetine tutulmuş gibi olmaktadır. 

TC devletinin memurluk kademelerinde geçen ömründen dolayı iyice fakirleşmiş ve yerlerde sürünen iç dünyası, ruhunun derinliklerinde yaşadığı derin özgüven sorunu, gelişmeye son derece muhtaç (fakat artık çok geç) zekâsı ve bunun tam aksi bir biçimde hormonlu fiziğiyle devletleşmiş (TC’leşmiş) bir “tür” durumundadır. Veyahut girişte de belirttiğimiz gibi TC’nin cisimleşmiş hali gibidir. 

Adı “Gaf İşleri Bakanı”na çıkan İdris Naim son olarak geçen gün Erzurum’da kendisini karşılayan ve “sevgisi”ni ileten bir vatandaştan bunu ispatlamasını istedi! Üstelik de “takla atarak”! Neyse ki geç de olsa “insafa gelip” takla yerine oynamasını buyurdu! Hazır duran davulcu ve zurnacının başlamasıyla yaşlı amca da oynamaya başladı. Böylece sayısız “meziyet”lerine “vatandaş oynatıcılığı”nı da eklemiş oldu. 

Hakkında daha önce düzenlenen mahkeme fezlekesinde, "zimmet, kamu biletlerinde kalpazanlık, resmi evrak ve kayıtlarda sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, ihaleye fesat karıştırmak" yazan ama “Deniz Feneri” davasında olduğu gibi “Cemaat ve AKP yargısı”nın kenarından dahi geçmediği “bakan” İdris Naim, AKP adlı oluşumun da özeti gibidir. Tayyip Erdoğan bu yüzden onu ısrarla koltukta tutmaktadır. Ama aslına bakılırsa İdris Naim bazı başka işleri “daha iyi” yapabilir. Mesela AKP’nin lağım “gazete”si “Akit” de “köşe” yazarlığı yapabilir. Ne de olsa o “gazete” kendi “türdeş”leriyle dolu. Böylece o köşesinde yazarken vatandaşlar da “gülmek” işkencesinden rahat bir nefes almış olurdu!

İdris Naim’in nasıl bir köşe yazarı profili çizeceğini kestirmek için de çeşitli zamanlarda yaşanan olaylarla ilgili ve yaptığı ziyaretlerde sarf ettiği “inci”lere bakmakta fayda var:

Silvan çatışması: “Yangın, ya ateşle çıkar, ya bombayla çıkar, ya roketle çıkar, ya benzinle çıkar. Netice itibariyle yanmıştır, yakılmıştır. Sebebini araştırmak, sebebini söylemek bir şey ifade etmiyor”
 
Kızılay’daki patlama: “Ankara Savcılığının, intikal eden ön bilgilere göre, 3 adet maalesef vatandaşımızın patlamadan dolayı can kaybına maruz kaldığı bilgisi var elimizde. Hedefi tabi eylemi yapan en iyi bilir. Ama bu eylemi yapanların hedefini ancak şimdilik tahmin edebiliyoruz(…) Hedef gözetmeden yapılan bir hedeftir.
 
Kara Harekâtı: “Görevlilerimiz sürekli karada hareket halindeler. Kara harekâtından kasıt, sınır ötesi bir kara harekâtı ise o tabii ki ayrı bir konu. Onun değerlendirmesi devam ediyor. Ama bizim kendi sınırlarımız dâhilinde kara harekâtımız, karadan kontrol, karadan suç ve suçlularla mücadelemiz devam ediyor. Sınır ötesi harekât da havadan olduğu gibi karadan da sınır komşumuz ülkeyle yapılan görüşmelere bağlı olarak her an yapılabilir.” (Şahin’in bu açıklamasını Erdoğan sürç-i lisan etmiş diyerek “düzeltti”)
 
“Türkiye Muharip Gaziler Derneği Ordu Şubesi” ziyaretinde: ”Bedel ağır ödendi. Bu bedeli yok sayamayız. Bu bedel çocuk oyuncağı değil. Bu işin şakası olmaz. Bu işin ciddisi de olamaz, hiçbir şeyi olamaz”
 
Van depremi: Şahin, çadırkenti gezerken bir depremzedenin “Tatlı da geldi bugün” sözleri üzerine, “Ne tatlısı” diye sordu. Şahin, “Tulumba, baklava, bülbülyuvası” cevabı üzerine Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’e dönerek “Sayın Başkanım yani biz de bir çadırla burada bir mekân tutalım” dedi. Şahin, bir başka çadırın önünde de ”Koskocaman sarayda oturuyorsunuz hiç gel dediğiniz yok” ifadelerini kullandı.

Siyasi soykırım operasyonları: “Büşra hanım Türkiye’deki binlerce profesörden bir profesördür. Bu ülkede bütün profesörler tutuklanmış olsa merak eder sorabiliriz ama binlerce profesörden bir profesör tutuklanmış olabilir. Binlerce kaymakamdan bir tanesi tutuklanmış olabilir, binlerce esnaftan bir tanesi tutuklanmış olabilir.”
 
Kürt sorunu: “Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, maalesef uzaktan Çankaya’dan, Nişantaşı’dan, Etiler’den boğaza bakarak, denizi seyrederek, yeşilliklere bakarak, gökyüzüne bakarak kâğıdı kalemi eline almış, muhtemelen de saatine göre içeceğini yudumlayarak yazı yazan birileri benim yaşadığım gerçeği, benim gördüğüm Hakkâri’yi, Muş’u oradaki gerçeği farklı yazıyorlar. Kürt sorunu diyorlar. Sorun sorun diyorlar. Sorun ne? Ben arıyorum sorunu bulamıyorum.”

Sonuç olarak AKP-Gülen devletinin akıl fukarası ve yazar Ali Bayramoğlu’nun ifade ettiği gibi marangoz hatası bakanı İdris Naim Şahin, TC’nin ve AKP’nin trajikomik öz gerçekliğidir.  Ama bu durum ziyadesiyle trajiktir. Tam da “güler misin ağlar mısın” durumudur. Bu trajikomik tiyatroyu sonlandıracak olan halkların baharıdır. En başta da Kürt halkı bu düzeysiz tiyatroya son verecektir.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info   

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Dionysos
Darwin görmeliydi...
İ.Naim Şahin bugün son bombasını patlattı: "BİBER GAZIMIZ (%100) DOĞALDIR, SAĞLIĞA ZARARLI DEĞİL..."
Diyonysos: Tanrı İ. Naim Şahin için özeleştiri vermeli...
Tanrı: İ. Naim Şahin'i BEN YARATMADIM...
-İ. Naim Şahin'in yaratılışı herhangi bir kurum-kuruluş tarafından hâlâ üstlenilmedi.
Araştırmalara göre Mevlana; "Ne olursan ol yine gel" ve Yunus; "Yaradılanı sev yaradandan ötürü" derken İ.Naim Şahin'den bihaberlermiş.
Bilindiği gibi bu hilkat garibesini evrim teorisi de üstlenmemişti.
15 Ağustos 2012 Çarşamba Saat 06:27
BAHRİYELİ
tam isabet
Anlatılabilecek kadar çok doğru kelimeler söylenmiş… Bu bakana yakışan kelime ve cümleler için kutluyorum.
28 Nisan 2012 Cumartesi Saat 14:34