Nurettin Sofi: Süreç Tek Taraflı Devam Etmez
Röportajlar / 08 Ocak 2010 Cuma Saat 09:24
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HPG Anakarargah Komutanı Nurettin Sofi eylemsizlik sürecinin tek taraflı yürütülemeyeceğini belirterek

HPG Anakarargah Komutanı Nurettin Sofi eylemsizlik sürecinin tek taraflı yürütülemeyeceğini belirterek, Türk ordusunun yeni saldırı ve operasyon hazırlıkları yaptığını söyledi. Gerillanın her türlü saldırıya fedaice cevap vereceğini söyleyen Sofi Kürt gençlerini de HPG saflarına katılmaları çağrısında bulundu. Sofi HPG’nin sürece ilişkin görüşlerini ANF’ye değerlendirdi.

 

‘’2009 yılında HPG olarak kendimizi örgütledik. Geçen yıl bu dönemlerde HPG’nin genişletilmiş Askeri Konsey toplantısını gerçekleştirmiştik. Bu toplantıda 2009 yılının planlamasını yaptık. Bu planlamaya göre HPG içerisinde yeniden yapılanmayı gerçekleştirme kararlaşmasına gitmiştik. 1 Haziran hamlesinden bu yana Meşru Savunma çizgisinde HPG önemli bir sınavdan geçmişti. Adıl, Gülbahar, Nuda, Kurtay, Sidar arkadaşların ve 1 Haziran hamlesinin onlarca şehidi şahsında HPG başarılı bir pratiğin sahibi oldu. Halk Savunma Güçleri bütün dünyaya başarılı ve yenilemeyecek bir güç olduğunu bir kez daha göstermiştir.

 

Türk devleti tarafından, özellikle son iki yıl içerisinde başta ABD desteğindeki bütün teknik donanıma ve ekonomik imkânlarla zorlu kış koşullarında bile ileri teknoloji ile donanımlı uçaklarla gerillalara yönelik saldırılar yapıldı. Biz ise HPG olarak bu süreç içerisinde büyük bir direnişle yanıt olmaya çalıştık. Adıl arkadaşın öncülüğünde geliştirilen direniş çizgisine Oramar ve Zap direnişleri ile cevap olmaya çalıştık. Erzurum’da Tezvan, Amed’de Hezan, Dersim Pülümür’de gerçekleştirilen eylemler göstermiştir ki devletin saldırıları ne kadar yoğun olursa olsun HPG yenilmeyecektir. Çünkü HPG, Önder Apo’nun felsefesinde fedaileşen bir güç olmuş ve bu düşünceler doğrultusunda kendisini eğitmiştir. Yine şehitlerinin direnişlerinde gelişen güçle kendini donatmış ve iradesini oluşturmuştur. Bu nedenlerden dolayı da asla yenilmeyecek bir fedai ordusudur HPG.

 

Başta Zap olmak üzere yapılan bir çok eylem açık bir şekilde göstermiştir ki Türk devleti yediği darbelerle yenilmiştir. Bunu yalnızca biz söylemiyoruz: Uluslararası basın da bunu defalarca dile getirdiler.

 

HPG YENİDEN YAPILANMA KARARI ALDI

Bu askeri darbeler siyasi ve psikolojik olarak Türkiye’de bir kaosun oluşmasına neden olmuştur. Ancak biz görevlerimizi tam olarak başaramadık. Bu görevler halen önümüzde durmaktadır. Bu noktada çok güçlü performansları ve yüksek direnişleri geliştirmiş olsak da, halen de istenilen düzeyde olamamıştır. Bunları aşabilmek ve çağdaş gerillayı yaratmak için, gerillacılığın kural ve kaidelerini tam olarak geliştirmek için HPG’nin kendisini gözden geçirmesi gerekiyordu. Bunun için de geçen kış gelişen toplantısında HPG yeniden yapılanma kararını almıştı. Bu karar da 12 aydır HPG içerisinde uygulanmaya çalışılmaktadır. Taktikte hakimiyet, yenilmez savaşçılık ve komutanlık konularında yoğunlaşmış eğitimler görülmüştür. Mahsum Korkmaz, Şehit Beritan ve Haki Karer Akademilerinde HPG’nin yeniden yapılanmasının yol haritasında başarılı eğitimler gelişmiştir.

 

Bilindiği gibi bu sene içerisinde 29 Mart seçimlerinde Kürt halkının göstermiş olduğu iradi zafer, Kürt Halk Önderliği tarafından yeni bir sürecin gelişmesi yönünde değerlendirilmiştir. Bu yeni döneme ve sürece göre çatışmasızlık kararı alındı. Bu çatışmasızlık kararı, bizim güçlü olduğumuz, yine başarılı eylemleri geliştirme yönünde birçok avantaja sahip olduğumuz bir dönemde alındı. Biz de HPG güçleri olarak 29 Mart’tan günümüze kadar büyük bir ciddiyet ve disiplinle bu karara uyum gösterdik. Bazı anlarda operasyonlar karşısında zoraki olarak direniş eylemleri geliştirdik. Bu dönemde yaşanan şahadetler oldu, bunlara yönelik Türk devletinin savaşta ısrar eden zihniyetine cevap vermek gerekiyordu. Bu temelde 7-8 eylem planlı bir şekilde Türk devletine yönelik geliştirildi. Yapılan bu eylemlerin hepsi aslında cevap niteliğindeydi.

 

‘90 GERİLLA ŞAHADETE ULAŞTI’

Elbette biz hepimiz Önder Apo’nun fedaileriyiz. Önder Apo’nun dışında kimse bu sorunun muhatabı olamaz. Biz hem şahadetlerimize bakalım, hem de öldürülen askerlerin sayısına bakalım: Bir önceki seneye göre kıyaslanmayacak oranda düşmüştür. Bu nasıl oldu, gerillanın fedakarlığı sayesinde. Gerilla çatışmaya girmemek için gerçekten de büyük bir duyarlılık gösterdi. TC sistemi operasyonları kesmediği gibi basında sürekli “onları yok edeceğiz” dedi.

 

Öyle ki, bu kesimler tarafından Kürtlerin katledilmesi meşru görülmektedir. Bunun karşısında bir Kürt dirense ya da bir gerilla eylem yapsa, kıyameti koparıyorlar. Böyle olduğunda “hainler, süreci bozmaya çalışıyorlar” gibisinden söylemler geliştiriyorlar. Ama barışı isteyen ve bunun zeminini hazırlamaya çalışan biziz. Bize saldıran onlar, biz sadece kendimizi korumaya çalışıyoruz. Ama buna rağmen Türk basını bu konuda çok ahlak dışı bir yaklaşım içerisindedir. İşbirlikçi Kürtleri de etraflarına toplamışlar, sanki gerçekten de Türk devleti mağdur konumda ve barış olmuş da biz bunu sabote etmişiz gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bizim 90 arkadaşımız onların geliştirdiği bu saldırı ve operasyonlarda şahadete ulaşmıştır. Niye bu gerçeği görmek istemiyorlar? Bundan dolayı da bu sürecin gerçekten risksiz geçmesi için bizim fedakarlığımızın yanında Türk devleti de, tüm kesimler de Önder Apo’ya minnettar olmak zorundadır. Tüm bunlar Önder Apo’nun emeğiyle gelişmiştir.

 

BAŞBUĞ’A GEREKEN CEVAP VERİLDİ

Türk devletinin bize karşı yürüttüğü tasfiye saldırılarının bir parçası da gerillaya katılımları engellemeye çalışmaktı. Genelkurmay Başkanı basına bunu defalarca açıkça söylemişti. Ama bu yılın sonuçlarına baktığımızda Başbuğ’un tüm engellemelerine rağmen Kürt gençleri pratik cevap verdiler; akın akın gerilla saflarına katıldılar. Bu sene gerillaya katılımlarda önceki senelere göre büyük bir artış vardı.

 

İlker Başbuğ ve Türk devleti ne kadar uğraşsa da, Kürt gençleri mutlaka bir yolunu bulup, özgürlüğün dağlarına ulaşacaktır. Kimliğine sahip çıkmanın bir gereği de zaten budur. Tüm bu saldırılar karşısında, Kürt halkının geleceği olarak gördüğümüz gençlerin gerekeni yapmasını bekliyoruz. Bunun için erkek-bayan Kürt gençleri gerilla saflarında, HPG içerisinde yerini almalıdır. 2009 yılında bu yönde olumlu gelişmeler oldu ama 2010 yılında biz Kürt halkının savunma güçlerini daha da geliştirmek ve büyütmek zorundayız. Bütün gençlerin katılım çağrılarına uymasını istiyoruz.

 

GENÇLER HPG’NİN GENERALLERİDİR

Biz HPG’yi sadece dağlarda kalan bir güç olarak görmüyoruz. Zulme ve baskıya uğrayan her Kürt gencini HPG’ye aday bir genç olarak görmekteyiz. Elbette direniyorlar; molotofla, taşla, sopayla karşı koyuyorlar ama bunlar yeterli değildir. Türk devleti bu yöntemlerden bir türlü anlamaz. Bizim son şehidimiz Aydın arkadaş, son derece demokratik bir şekilde hakkını talep ediyordu. Ama onu da Türk devleti katletti. Hiçbir hakkını tanımayan ve seni öldürmek isteyen bir düşman karşısında kimseye tercih hakkı kalmamıştır.

 

Bütün analarımızın ve çocukların, düşmanın tankla, topla, panzerle, kimyasal maddelerle ve polis coplarına karşı geliştirdikleri bu görkemli direnişlerine büyük anlam veriyoruz. Biz bu durumda onları birer komutan olarak görüyor ve değerlendiriyoruz. Onların her biri HPG’nin birer komutanı olmaktadır. HPG’nin generalleri olmaktadır.

 

AYDIN ERDEM’İN KANI YERDE KALMAYACAKTIR

Halkımıza yönelik, Önderliğimize yönelik yapılan saldırılar bizim için cevap verilmesi gereken durumlar olmaktadır. HPG’nin 2009 yılında yaptığı eylemlerin hepsi cevap niteliğindeydi. Kimse hesabını yanlış yapmamalıdır. Kürt çocuğunun parmağı bile kanasa bunun hesabı muhakkak sorulacaktır. Bu bizim görevimizdir. Bu durumda eksik kalan yanlarımız varsa, biz halkımıza özeleştirimizi veriyoruz. Ama bilinmelidir ki, yapılan saldırıların hesabını bir gün mutlaka sormak bizim görevimizdir. Demokratik eylemlere yönelik devlet tutarlı bir duruşta olursa biz bunu takip ederiz. Yok, gençlere yönelik katliam saldırıları olursa biz de gücümüz oranında buna cevap veririz. Diyarbakır’da öldürülen Aydın Erdem’in kanı yerde kalmayacaktır. Bu temelde bir kere daha bütün parçalardaki Kürt halkının, yine Suriye ve İran zindanlarında geliştirilen direnişleri de biz çok anlamlı görmekteyiz.

Gerilla ve HPG olarak Önderliği sahiplenmek bizim namus borcumuz olmaktadır. Biz Önderliğin bu durumunda kendimizi sorumlu görmekteyiz. Bunun için talimat veya emre gerek yoktur. Silahlı her gerilla bu saldırılar karşısında gerekeni yapmak zorundadır. Bundan dolayı da Türk devletinin hesabını iyi yapması gerekmektedir. Bugün HPG’nin binlerce gerillası Önder Apo’nun fedaisi konumundadır. Bunun talimatını kesinlikle Önderlik vermiyor, biz kendi adımıza ve kendimiz için bu eylemleri yapıyoruz. Zaten bunun için kesinlikle talimata bile gerek yoktur. Her HPG birimi bu saldırıların karşısında harekete geçerek, gerekeni yapacaktır. Eğer bugün onlarca Reşadiye eylemi olmuyorsa, Önderliğimizin bunda büyük etkisi olmaktadır.

 

BİRLİKLERİMİZİN OTONOM DURUŞLARI SÖZKONUSUDUR

Şimdi Reşadiye’de yapılan eylemi bizim Karadeniz birliklerimiz kendi inisiyatifleriyle yaptılar. HPG birlikleri bu tür konularda merkezi talimatlarla hareket ediyorlar. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi bizim bazı kırmızı çizgilerimiz var ve bu tür durumlarda bizim birliklerimizin otonom duruşları da söz konusu olmaktadır. Onlara yada Önderliğimize veya halkımıza saldırı olduğunda böylesi doğal bir hakları vardır ve cevap verebilirler. Uluslararası anlaşmalarda da böylesi bir hak tanınmıştır. Biz buna meşru savunma diyoruz ve bu bütün dünyada kabul edilen bir durum olmaktadır. Bu dönemde Gabar’da iki, Cudi’de iki ve Zagros’ta da bir arkadaşımız şahadete ulaştılar. Hakeza Bulanık’ta devletin gerçekleştirdiği provokasyon sonucu 2 yurtseverimiz daha şahadete ulaştı. Yine Türk devletinin Önderliğimize yönelik geliştirdiği işkenceler vardı. Tüm bunlar o Karadeniz birliğimizde duygusal bir atmosferin oluşmasına neden oldu. Bu temelde de böylesi bir eylem geliştirdiler. Bu eylemi biz Türk devletinin saldırısına bir cevap olarak görüyoruz. Biz, süreci ya da barışı sabote eden bir duruş içerisinde değiliz.

 

Biz bunu bütün dünyaya ilan etmiş konumdayız. Bizi eleştirenlerin iyi bilmesi gerekiyor ki, Türk devleti hiçbir zaman bizim bu kararlarımıza yakınlık göstermediler. Hatta bu durumu kabul bile etmediler. ‘99 yılında Önderlik ateşkes ve geri çekilme sürecini başlatmıştı. Geri çekilen gerillalarımız bu saldırılardan dolayı 200 civarında şehit verdi. Mart ayından başlayarak günümüze kadar gelen bu çatışmasızlık sürecinde biz HPG olarak bu duruma göre hareket ettik. Bizim yaptığımız dört beş eylem tamamıyla cevap niteliğindeydi. Bunların karşısında bilançolara baktığınızda Türk devletinin onlarca operasyonu olmuştur. Biz eylemsizlik kararı içerisindeyiz ve çatışmaya girmemek için büyük fedakarlıklar yapıyoruz.

 

SÜREÇ TEK TARAFLI YÜRÜMEZ

Aşiret kültüründe bile bir tarafı ateşkes ilan ettiğinde diğeri bu durumdan utanarak da olsa vazgeçiyor. Ama Türk ordusunda bu durum kesinlikle yoktur. O kadar namert ve onursuz olmayı tercih etmektedir. Gerilla kendini koruma konumundadır ama yine de onlara yönelik saldırılar her gün devam etmektedir. Reşadiye üzerine yorum yapanlar, görmelidir ki Cudi’de şehit düşen arkadaşlarımızın cenazeleri çuvallarda, başları yerlere vurularak sürüklendiler. Reşadiye’de üzerine eylem yapılan araç devriliyor, üç asker yaralıdır, fakat bizim arkadaşlarımız onları öldürebileceği halde bunu yapmıyorlar. Ama Türk ordusu kesinlikle böyle değildir. Cenazelerimizle oynuyorlar, arabaların arkasında sürüklüyorlar. Bu dönemde bizim doksan arkadaşımız şahadete ulaşmıştır. O kadar eleştiri yapmaya çalışanlar her şeyden önce biraz adaletli olmak zorundadır.

 

Türk ordusu desin ki, biz ateşkes yapıyoruz eğer onlara yönelik bir mermi atılırsa biz bu durumdan sorumluyuz. Bu sürece katılsınlar, operasyon yapmasınlar onlara yönelik bir saldırı olursa biz bu durumdan sorumlu oluruz. Biz daha başka ne yapalım? Cudi dağının başındayız, gelip bizi öldürmeye çalışıyorlar. 3-4 bin yükseklikte dağlarda bizi öldürmeye geliyorlar. Bunlar olursa biz ne yapacağız? Bu durumda süreç diye bir şey olamaz. Aynı zamanda süreç bir taraf ile de yürütülemez.

 

Tokat eylemi bazı kesimlerin ısrarla dile getirmeye çalıştığı Amerika’yla görüşmelerin olduğu gün ve DTP kapatma davasıyla aynı dönemde olmasıyla bir bağlantısı yoktur. Evet, gerilla her yerde eylem yapabilecek güce sahiptir ancak bu durum bu tür asılsız iddialarla çarpıtılmamalıdır.

 

‘DİRENİŞİ SELAMLIYORUZ’

2009 yılı Kürt halkı açısından önemli bir yıl oldu. 2010 yılı da önemli ve hareketli olacak. Türk devletinin yine ittifak arayışları var. Kürt halkına yönelik öncesinden ABD ile yaptığı ittifakı bir kere daha yenilemek istiyor. İsrail’den casus uçaklar almaya çalışıyor. Suriye ile Irak hükümetleriyle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Zaten ordu da kendisini büyük operasyonlar için hazırlıyor. Halkımızda bu seneye yönelik güçlü hazırlıklar içerisinde olmalı. Kürt gençleri tarihsel bir sorumlulukla yüz yüze gelmiş durumdalar. Zirvesel düzeyde direnişlerin geliştirilmesi bu dönemde gerekmektedir.

 

HPG olarak bizlerin 2010 yılına yönelik büyük hedeflerimiz var: Kendimizi daha da büyütmeyi esas alıyoruz. Sadece sayısal anlamda kendimizi büyütmeyi planlamıyoruz. Elbette bu yönü de var ama nitelik olarak da gerillanın donanımını en üst seviye ulaştırmak bizim bu dönemde gerçekleştirmemiz gereken bir diğer önemli görev olmaktadır. Taktik ve teknikte hakim olan gerillanın bu dönemde başarıya ulaşacağı kesindir. Agit, Adıl ve Nuda arkadaşlarımızın komutanlık ölçülerini biz kendimize esas almaktayız. Bunların eğitimlerini geliştirmek gerekiyor. Yeni yıla her alanda hazırlıklı girmeye çalışıyoruz. Bu konuda halkımızın bize güveni tam olmalıdır.

 

Bu dönemde biz her zamankinden daha güçlü bir konumdayız. Yirmi beş yılın tecrübesi var ortada. Binlerce Kürt gencinin gerilla olma gibi istemleri vardır. Kürdistan dağlarında değil, Türkiye’nin her yerinde gerillanın konumlanması söz konusu olmaktadır. Biz Türkiye’nin her alanında halkımızı korumaya ve düşman saldırılarına cevap olmaya çalışacağız.

 

İnanıyoruz ki, 2010 yılı başarının yılı olacaktır. Önderliğimizi özgürleştirdiğimiz bir yıl olacaktır. Hareket ve halk olarak artık Önderliksiz yaşamı kabul etmeyeceğiz. Bu konuda sabrımız en son noktaya gelmiştir.

 

Türk devleti uzatılan barış elini tutarsa, bu topraklarda kalıcı bir barış ortaya çıkabilir. Ama yok saldırıya devam ederse, biz ona da hazırız. İstediği ittifakı yapsın, hangi silahla savaşırsa savaşsın. Artık gerilla güçlü bir ordulaşmayı geliştirmiştir. Onlarca kez bunu tüm dünyaya göstermiştir ki, yenilmezdir-yenilmeyecektir! Bu temelde anlaşıldığı kadarıyla onların önümüzdeki yılda da saldırıları olacak, bu yönde hazırlıklarını devam etmektedirler. Zap direnişinden daha da fazla bir gerilla direnişiyle karşılaşacaklardır.

 

Tüm bunların ışığında Türk devletinin hesabını çok iyi yapması gerekmektedir. Şunu iyi bilmesi gerekiyor: Bu halk özgürlüğe susamış bir halktır. Bundan dolayı da özgürlük için her türlü bedele hazır bir konumdadır. HPG gerillalarının da fedai olduğunu bilmek zorunda, bu gerillalar kanlarının son damlasına kadar mücadele ve direniş içerisinde olacaklardır. Onlar bize saldırmaya devam ederlerse, Türkiye istikrarsız bir ülke olacaktır. Yine bu vesileyle bölgede Türkiye ile bu kirli politikaları yürütmek isteyen devletlerin de bu durumu göz önünde bulundurmaları gerekir. Onların Türkiye üzerindeki çıkarları, istikrar olursa gelişebilir.

 

Kürt halkının haklarının verilmemesi böylesi bir durumun daha yüzlerce yıl böyle devam etmesini beraberinde getirecektir. Onlar katliamı dayatıyor, biz de yaşamak istiyoruz. Doğal olarak böylesi bir ülkede savaş kaçınılmaz olur. Bu savaş da doğal olarak Türkiye’yi istikrarsız yapar ve bunun kimseye bir yararı olmaz. Onların çıkarı barış elini tutmak ve Kürt halkıyla diyalog geliştirmektedir. Eğer savaş tercih edilirse biz buna da hazır bir konumdayız. Coşkulu ve moralliyiz.

 

Halkımızın geliştirdiği direnişler bize büyük bir heyecanı sunmaktadır. Sadece Gever ve Hakkari’de yapılan direnişler bile ortaya çıkarıyor ki, hiçbir güç bizim karşımızda dayanamaz. Ne kadar saldırı olursa olsun, biz bunları boşa çıkartacağız. Ama bizim temennimiz 2010 yılının, barış ve kardeşlik içerisinde geçen bir yıl olmasıdır.

 

Halkımızın direnişini selamlıyoruz. Yine şehitlerimizin gerçekliğinde, Aydın arkadaşın ve tüm serhildan şehitlerimiz şahsında bütün direniş şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Yine HPG bayrağı altında şahadete ulaşan kahraman yoldaşlarımız, Hamza arkadaş, Şervan Sason arkadaş, Celal, Beritan, Sema, Ali, Rızgar arkadaşların şahıslarında bütün 2009 şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Mücadele sözümüzü ve onların sözlerini devam ettiriyoruz. Onların silahları ve mücadeleleri yerde kalmayacak. ‘’- ANF

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.